Millet İttifakı’nın “Strateji” Toplantısı Sona Erdi

Millet İttifakı’nda yer alan altı siyasi partinin genel başkanları, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde bir araya geldi. Yaklaşık 3 saat süren toplantı basına kapalı gerçekleştirildi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı Liderleri Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Yaklaşık 3 saat süren toplantı basına kapalı düzenlenirken, 14 Mayıs seçimlerinin sonuçları ile 28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci tur stratejisi ve kampanya çalışmalarının görüşüldüğü toplantıya ilişkin ortak açıklama yapılması bekleniyor.

Paylaşın

Türkiye’deki Pasaport Fiyatları AB Ülkelerini Solladı

Türkiye’deki pasaport fiyatları Avrupa Birliği (AB) ülkelerini solladı. Türkiye’de 1 yıllık pasaport 1008 lira pasaport harcı ve 501 lira değerli kağıt bedeli ödemek gerekiyor.

10 yıllık pasaportlardaysa bu rakam 3 bin 295 lira pasaport harcı ve 501 lira değerli kağıt bedeli olarak belirlenmiş durumda.

Pasaport fiyatlarının en yüksek olduğu ülkeler belli oldu.

Sigorta firması William Russell’ın açıkladığı verilere göre vatandaşlarına en yüksek fiyattan pasaport veren ülke Avustralya olurken, Türkiye listede 10. sırada yer aldı.

230 dolarlık fiyatla listebaşı olan Avustralya’yı, 170 dolarla Meksika ve 140 dolarla İsviçre takip etti.

İtalya’nın 135 dolarla dördüncü, ABD’nin 130 dolarla beşinci olduğu listede, Yeni Zelanda 128 dolarla altıncı sırada yer aldı.

Pasaport için vatandaşlarından 127 dolar isteyen Şili yedinci, 125 dolar pasaport ücretinin olduğu Kanada sekizinci olurken, 115 dolara pasaport veren Japonya ve 110 dolara pasaport veren Türkiye de ilk 10’da kendine yer buldu.

Listenin ilk 10 sırasındaki ülkelerin tamamının kişi başına düşen milli geliri Türkiye’den yüksek.

Benzer şekilde listenin alt sıralarında bulunan ülkeler incelendiğinde de, Türkiye’den ucuza pasaport veren birçok ülkede de kişi başına düşen gelirin daha fazla olduğu görülüyor.

Listenin son 5 sırasında yer alan Çekya(27 dolar), Letonya(29 dolar), İspanya(33 dolar), Polonya (35 dolar) ve Slovakya(35 dolar) gibi ülkelerin tamamında da milli gelir Türkiye’ye kıyasla çok daha yüksek.

Pasaport için en az para ödenen Çekya’da milli gelir 26 bin dolar seviyesindeyken, Türkiye’de bu rakam 9 bin 100 dolar.

Benzer şekilde listenin 12. sırasında yer alan ve 105 dolara pasaport veren Birleşik Krallık’ta da milli gelir 46 bin 500 dolar seviyelerinde.

Listede Birleşik Krallık’la paylaşan ve Türkiye’den daha ucuza pasaport veren Yunanistan’da da kişi başına düşen gelir 20 bin dolar seviyesinin üzerinde.

Türkiye’de 1 yıllık pasaport 1008 lira pasaport harcı ve 501 lira değerli kağıt bedeli ödemek gerekiyor. 10 yıllık pasaportlardaysa bu rakam 3 bin 295 lira pasaport harcı ve 501 lira değerli kağıt bedeli olarak belirlenmiş durumda.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İmamoğlu: İlk Turun Kazananı Yok, Maça 0-0 Başlayacağız

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İlk turun kazananı yok. Bu yeni hükümet sisteminin kazananı olmak için, 50+1 oy almak lazım. Dolayısıyla maça 0-0 başlayacağız. Artı 1 alan da seçimi kazanacak. Bu bakımdan yoğun bir mücadele dönemi, kararlılıkla, son ana kadar…” dedi.

Haber Merkezi / Ekrem İmamoğlu, “Bu seçimde, yüzde 10’un biraz üzerinde kullanmayan seçmen var. Bu acaba her zaman oy kullanmayan mı? Kafası karışık olan mı? Bunlara bakacağız. Analiz ediyoruz. Araştırmalarımız var. Sesimizin ulaşmadığı kitleler olduğunun farkındayız, özellikle ev kadınları konusunda…” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Semt Pazarı’nda, esnaf ve yurttaşlarla buluştu.

Yurttaşların ve gazetecilerin gündeme ve seçim sonuçlarına ilişkin sorularını da yanıtlayan İmamoğlu’nun açıklamalarında öne çıkanlar özetle şöyle:

“İlk turun kazananı yok. Bu yeni hükümet sisteminin kazananı olmak için, 50+1 oy almak lazım. Dolayısıyla maça 0-0 başlayacağız. Artı 1 alan da seçimi kazanacak. Bu bakımdan yoğun bir mücadele dönemi, kararlılıkla, son ana kadar…

Bir kere herkesin yine sandığa gitmesini arzu ediyoruz.

İki; büyük oranda İstanbul’daki hemşehrilerimle birlikte dolaşacağım, gezeceğim, herkesle süreci paylaşacağım. Yanlış anlaşılmış bir şey var ise, izahını yapacağım. Çünkü hükümet, ne yazık ki, yine arzu ettiği bir biçimde inanılmaz bir bilgi kirliliği yarattı. İnsanların üzerine leke atmaya gayret etti. Gerçekleri saptırdı.

“Ev kadınlarına ulaşacağız”

Yine insanları ne yazık ki; inançlı, inançsız, dinsiz, imanlı, imansız, ‘milliyetçi değil, vatan haini, terörist’ gibi kavramlarla bertaraf etme gayreti içinde oldu. Memleketin insanına o kadar kalıcı zararlar veren bir hükümetle karşı karşıyayız ki.

Bunu anlatacağız, insanlarımızla paylaşacağız. Medyanın gücü, devletin gücü; birçok noktada insanlar üzerinde bu anlatımla etkili olmuş olabilirler. Bunların hepsini tane tane anlatacağım.

Bu seçimde, yüzde 10’un biraz üzerinde kullanmayan seçmen var. Bu acaba her zaman oy kullanmayan mı? Kafası karışık olan mı? Bunlara bakacağız. Analiz ediyoruz. Araştırmalarımız var. Sesimizin ulaşmadığı kitleler olduğunun farkındayız, özellikle ev kadınları konusunda…

Milletin bu ekonominin, enflasyonun altında ezilmesinin sebebi, hükümet. Biz değiliz. Bunları anlatıyoruz, ama demek ki yeterli anlatamamışız. Daha çok anlatacağız. Onları aldatanların esas ekonominin sorumlusu, onları aldatanların esas fakirliğin, yoksulluğun sebebi olduğunu anlatacağız.

Biz, anlık veriyi paylaştık. Dedik ki, ‘Şu anda 1,5 puan öndeyiz.’ Dedik ki, ‘Şu an 1 puan gerideyiz.’ Bunları anlattık. Ama şunu demedik Anadolu Ajansı’nın gösterdiği gibi: 60’a 40 göstermedik ekranı. Bizim anlattığımız bu.

Milleti aldatmadık. Elimizde ne varsa, onu söyledik. Sonuçlandı. Şimdi bakıyoruz; kazanan yok. Herkes, bir kişiyi ikna edecek, sandığa getirecek. Herkes, mutlaka oyunu kullanacak. Mutlaka yine görev alıp, sandıkta oyumuzu hep beraber kollayacağız. Kimse şüphe duymasın.”

Paylaşın

ATA İttifakı Kimi Destekleyecek? Ümit Özdağ Açıkladı

Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimine ilişkin konuşan Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, “Biz daha seçim sürecinin başında ortaya ilkeler koyduk. Ahmet ile Mehmet üzerinden hareket etmeyiz. Bizim kitlemiz mevcut düzen partilerini benimsemeyen, Atatürk’ten, Türk Milliyetçiliğinden taviz vermeyen, Kandil ile domuz bağı arasına sıkışmaya karşı ve sorgulayıcı bir seçmen” dedi ve ekledi:

“Bu seçmene ‘Ahmet’i destekle’ dediğin zaman ‘Tamam’ diyecek bir seçmen değil. Biz ilkeleri ortaya koyduk. Bu temel ilkeler konusunda bir protokol hazırlanır ve karşımızda hangi ittifak varsa bu protokol çerçevesinde anlaşma sağlandıktan sonra kamuoyuna açıklayacağız. Bu protokolün uygulamaya geçirilmesi noktasında bazı görevlerin de sorumluluk üstlenmek adına biz de sürecin içerisinde yer alabiliriz, almayabiliriz çok önemli değil.

Sonra desteğimizi kamuoyuna ‘Biz bu çerçevede önümüzdeki seçimde bu adayı destekleyeceğiz’ diyeceğiz. Her iki aday da diyecekler ki ‘Ben sana bu şartları yerine getirirsem bu taraftan oy kaybederim, evet değil’ diyecekler. O zaman biz de ‘Bizim taleplerimiz bunlardı. Hem Kılıçdaroğlu hem Erdoğan talepleri karşılayamayacağını söyledi. Nokta koyuyoruz. İki adayı da desteklemiyoruz’ diyeceğiz.”

ATA İttifakı ortağı Zafer Partisi’nin Genel Başkanı Ümit Özdağ, Halk TV’de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah’ın konuğu oldu. Özdağ’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

Aylar önce sizinle yapmış olduğumuz bir programda Mansur Yavaş’ın ismini gündeme taşımıştım. Bu seçimin sonucunun ne kadar haklı olduğumu gösterdiğini düşünüyorum. Eğer Millet İttifakı aday olarak Mansur Yavaş’ı çıkarmış olsaydı şu anda ikinci turu konuşmuyor olurduk.

Mecliste Millet İttifakı muhtemelen çoğunlukta olacaktı. Ancak ben bu açıklamayı gerçekten bir siyaset bilimci olarak yaptım, bir siyasetçi olarak yapmadım. Türkiye’nin artık Erdoğan’ı aşması gerek. Kendisini, Türkiye’yi taşıyamıyor. Hangi gerekçe ile olduğu önemli değil Mansur Yavaş, AK Parti’nin geniş seçmeninden de oy alıyor. HDP seçmeninden de oy alıyor. Böyle geniş bir mutabakat olan bir insan var elinizde.

‘Hayır’ dediler. Bu arada ben bunu söylerken sayın Akşener, Kılıçdaroğlu’nun seçilemeyecek aday olduğunu toplumun zihnine aylarca kazıdı. Sonunda ‘Sen seçilemeyecek bir adaysın’ diyerek masadan kalktı. Toplumsal hafızayı aleyhine oluşturdu Kılıçdaroğlu’nun. Sonra masaya döndü, hadi Ankara ve İstanbul belediye başkanlarını da yanına alsın.

Sosyal medya çalışmalarına, yönlendirilmiş anketlere rağmen eğer biz ATA İttifakı olarak Sinan beyi aday çıkarmasaydık bu seçim birinci turda bitmişti ve Erdoğan kazanmıştı. Bizden bir özür dilenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bütün bu haksızlıklara, görmemezlikten gelinmelere, muhatap alınmamalara rağmen, bir maçta önümdeki koltukta Mansur Yavaş oturuyor bende arka koltukta oturuyorum. İnsan dönüp bir ‘Merhaba Ümit bey’ demez mi? Dönüp bir ‘Merhaba’ bile demediler. Böyle bir düşmanlık yaşadık. Kemal beyi iki defa devlet güvenliği ile ilgili meselelerde telefonla aradım, geri dönmediler. Haber gönderdim, bana ulaşmadı muhakkak geri dönerim dedi yine dönmediler.

‘Kemal bey yanınızdaki saray artıklarını, FETÖ’cüleri uzaklaştırın. 1924 Anayasası deyin, sığınmacıları göndereceğiz deyin. Biz sizi destekleriz’ dedik. Buna da cevap vermediler. Bütün partileri ziyaret etti, Kemal beyin Türkiye’de ziyaret etmediği bir tek parti Zafer Partisi’dir. Şimdi bir özür borçları var. Bayram ziyareti için yapmış olduğumuz başvuruyu kabul bile etmediler.

Erdoğan ile zaten 21 senedir kavga ediyorum ben. Erdoğan’a ben neden sitem edeyim, ben Erdoğan’ı aramadım ki. ‘Seni desteklerim’ demedim ki. Ben ‘Erdoğan kazansın’ demedim ki. Ben CHP kazansın, büyükşehir belediye başkanını çıkartarak dedim. Sığınmacıları geri yollayacağınızı açıklayın, sizi yollayalım dedim. Bu teklifleri Erdoğan’a yapmadım ki Kemal beye yaptım.

Hala bize yönelik CHP’den bir talep de yok. ‘Bizi destekleyin’ diye talepleri de yok. Biz daha seçim sürecinin başında ortaya ilkeler koyduk. Ahmet ile Mehmet üzerinden hareket etmeyiz. Bizim kitlemiz mevcut düzen partilerini benimsemeyen, Atatürk’ten, Türk Milliyetçiliğinden taviz vermeyen, Kandil ile domuz bağı arasına sıkışmaya karşı ve sorgulayıcı bir seçmen.

Bu seçmene ‘Ahmet’i destekle’ dediğin zaman ‘Tamam’ diyecek bir seçmen değil. Biz ilkeleri ortaya koyduk. Bu temel ilkeler konusunda bir protokol hazırlanır ve karşımızda hangi ittifak varsa bu protokol çerçevesinde anlaşma sağlandıktan sonra kamuoyuna açıklayacağız. Bu protokolün uygulamaya geçirilmesi noktasında bazı görevlerin de sorumluluk üstlenmek adına biz de sürecin içerisinde yer alabiliriz, almayabiliriz çok önemli değil.

Sonra desteğimizi kamuoyuna ‘Biz bu çerçevede önümüzdeki seçimde bu adayı destekleyeceğiz’ diyeceğiz. Her iki aday da diyecekler ki ‘Ben sana bu şartları yerine getirirsem bu taraftan oy kaybederim, evet değil’ diyecekler. O zaman biz de ‘Bizim taleplerimiz bunlardı. Hem Kılıçdaroğlu hem Erdoğan talepleri karşılayamayacağını söyledi. Nokta koyuyoruz. İki adayı da desteklemiyoruz’ diyeceğiz.

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun politikaları arasında fark yok. ‘Gönüllü yollayacağız’ diyorlar. Biz, bütün sığınmacıların gönüllü olmadan ve yasaya uygun olarak diyoruz. Sevgili Kilisliler, Zafer Partisi’ne 1500 oy verdiniz. Kentiniz işgal altında, tehdit ediliyorsunuz. Sizi dört defa ziyaret ettim. Hepiniz ‘Yollayın bunları’ dediniz. Sonra ne oldu?

“Çok oyumuz çalındı”

Bir kısım seçmen ne Erdoğan’a ne Kılıçdaroğlu’na oy vermeme kararındaydı. Biz aday çıkarmasaydık bunlar sandığa gitmeyecekti. Bir bölümü de Erdoğan’a oy vermeyecekti. Bu seçmenin içinde bir Zafer Partisi seçmeni var. Zafer Partisi 2.2 değil. Çok oyumuz çalındı. Sinan beyin de ciddi oyunun çalındığını biliyoruz, onunla da ilgili araştırma yapacağız.

Biz oyumuzun peşinde koşacağız. Başkalarının da oyları nasıl aldığını araştıracağız. Ben YSK’nın önüne giden tek milletvekiliydim kirli referandum gecesi. İYİ Parti’ye oy verip Sinan beye oy veren var. MHP’ye oy verip Sinan beye oy veren var. AKP’ye oy verip Sinan beye oy veren var.

Sinan bey ile istişare halinde karar vereceğiz. Diğer arkadaşlarımızla, partilerimizin yetkili kurullarıyla istişare ile vereceğiz. Tabanımızla da görüşüyoruz. İki ittifakın yetkilileri ile görüşmeler neticesinde değerlendirmeler yapıp bir karar vereceğiz. Bu karar üç farklı şekilde çıkabilir. Cumhur İttifakı’nın desteklenmesi, Millet İttifakı’nın desteklenmesi, ikisinin de desteklenmemesi.

Bizim ile yapılacak bir ittifak olursa Türkiye’nin üzerinden 13 milyon sığınmacı yükü kalkar demek. Çok hızlı bir şekilde geri dönüş başlar. Bu Türk ekonomisinden çok büyük bir yükü kaldırır. Aynı şekilde Millet İttifakı bizimle ittifak yaparsa, Türkiye yılda 11 milyar dolar sığınmacılara aktarmaktan kurtarır, 7 milyar da insani yardım altında yardım durdurulur. Kiralar da büyük bir iniş başlayacak, aynı zaman bizimle kim ittifak yaparsa 400 milyon dolara vatandaşlık satışı durur.

Bizim ilkelerimiz etrafında olabilir. Çünkü bizim ilkelerimiz Cumhuriyet’in kuruluş ilkeleri. Atatürk’ten taviz vermeyiz. Bazı sorular vardır ki bunun cevabı kamuoyu önünde detaylı bir şekilde tartışılmaz. Bu ancak muhatapları ile yapacağım bir toplantıda konuşacağım şeylerdir. Bunun sizinle kamuoyu önünde tartışmam muhataplarıma nezaketsizlik olur. Siz Erdoğan ya da Kılıçdaroğlu olsaydınız size cevap verirdim.

Böyle bir şeyi bir bağlam içinde söylemiş. Bu ilkeler zemininde biz hareket ederiz, pazarlıktan kastı bu. Bize bu eleştirileri getirenler aylarca pazarlık yapmışlar. Dünyanın en iyi pazarlıkçıları var Millet İttifakı’nda. Sonra Sinan bey bunu söyledi. Hadi canım sende.

HÜDAPAR da Hizbullah ile siyasi olarak bağlantılı bir yapıdır. Birisi yeşil Kürdistan birisi kırmızı Kürdistan diyor. Birisinin terör örgütü aktif, diğerinin değil ama her an aktif olabilir. Cumhur İttifakı’nın bize yaklaşımında MHP bir rezerv koyabilir o MHP’nin bileceği bir iş. Ama herhalde rezerv koyacak olsalardı önce HÜDAPAR’a koyarlardı.

Ben bireysel olarak bir tercih yapma durumunda değilim. Ben bir siyasal partinin genel başkanıyım. Benim tercihim program tercihidir, parti tercihidir. Her ikisi de, her iki ittifak da benim karşısında olduğum ittifaktır. Biz de mümkün olanı, Türkiye için iyi olanı tespit etmek zorundayız.”

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu: Mutlaka Ama Mutlaka Kazanacağız

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, “Buradan herkese sesleniyorum. Biz bu vatanı sokakta bulmadık. Bugün 10 milyon düzensiz mülteciyi içimize sokan bu zihniyete vatanımızı bırakmayacağız.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “‘Sınır namustur’, böyle söyledik; namusumuzu korumaktan aciz, her gün akın akın damarlarımıza sızan bu başıbozuk insan selini seyreden, yarın bir gün 10 milyondan 30 milyona çıkıp bekamızı tehdit edecek bu mülteci akını karşısında, ithal oy ümidi uğruna kılını kıpırdatmayanlara vatanımızı bırakmayacağız!”

Gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, “Ve siz gençler; ayağa kalkın ayağa, ölü toprağını atın üstünüzden. Vatanını seven sandığa gelsin. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Mutlaka ama mutlaka kazanacağız. Mutlaka!” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Buradan herkese sesleniyorum. Biz bu vatanı sokakta bulmadık. Bugün 10 milyon düzensiz mülteciyi içimize sokan bu zihniyete vatanımızı bırakmayacağız. ‘Sınır namustur’, böyle söyledik; namusumuzu korumaktan aciz, her gün akın akın damarlarımıza sızan bu başıbozuk insan selini seyreden, yarın bir gün 10 milyondan 30 milyona çıkıp bekamızı tehdit edecek bu mülteci akını karşısında, ithal oy ümidi uğruna kılını kıpırdatmayanlara vatanımızı bırakmayacağız!

Kadınlara eşya gibi bakıp, onları sahiplendireceğini söyleyenlere, kadınları domuz bağı ile katledenlere, küçücük çocuklara, evlatlarımıza göz koyanlara vatanımızı bırakmayacağız! Daha düne kadar BOP’un Eş Başkanı olan, şimdilerde ise kapısında el pençe divan durduğu Rusya’nın güdümüne giren çakma bir dünya liderine vatanımızı bırakmayacağız. On binlerce vatandaş depremde canından olurken, korkusundan deprem sabahı askere ‘Dur’ emrini veren, insanlar enkaz altında beklerken kan satan, çadır satan bu zihniyete vatanımızı bırakmayacağız.

Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarını işine geldi mi Kürt, işine gelmedi mi PKK’lı; işine geldi mi mütedeyyin, işine gelmedi mi FETÖ’cü diye yaftalayan bu zihniyete vatanımızı bırakmayacağız! Amerika ve FETÖ’yle işbirliği yapıp milli orduya kumpas kuranlara, Balyoz’da, Ergenekon’da vatansever subaylarımızı hapse tıkanlara, ordunun en mahrem yeri olan Kozmik Odayı, evet Kozmik Odayı namertlere açıp, onlarca vatansever istihbaratçının şehit edilmesine neden olanlara vatanımızı bırakmayacağız! Vatanını seven sandığa gelsin! Bu vatanın gerçek sevdalıları, bedel ödeyenler; türlü yalanlarla, yanlış algılarla sureti muhalefetten görünenlerle sizi oyalamak istiyorlar.

Ve siz gençler; ayağa kalkın ayağa, ölü toprağını atın üstünüzden. Vatanını seven sandığa gelsin. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Mutlaka ama mutlaka kazanacağız. Mutlaka!

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremler: Türkiye’de 2,5 Milyon Çocuğun Yardıma İhtiyacı Var

11 ilde büyük yıkıma ve 50 binden fazla can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin üzerinden 100 gün geçerken, UNICEF’ten çocuklara ve ailelerine sürekli yardım sağlanması çağrısında bulundu.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF, Türkiye’yi ve Suriye’yi vuran depremlerde, Türkiye’de 2,5 milyon, Suriye’de ise 3,7 milyon çocuğun kesintisiz yardıma ihtiyacı olduğunu açıkladı.

UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell, “Depremlerin ardından her iki ülkedeki çocuklar, hayal dahi edilemeyecek bir kayıp ve üzüntü yaşadı. Depremler, halihazırda savunmasız durumdaki birçok ailenin yaşadığı bölgeleri vurdu. Çocuklar, ailelerini ve sevdiklerini kaybettiler. Evleri yıkılan, okulları ve yaşadıkları çevre zarar gören çocukların tüm yaşamları altüst oldu. Toparlanma yolu uzun ve aileler, sürekli desteğimize ihtiyaç duyuyorlar” dedi.

“Yoksulluk oranı artıyor”

Depremlerin etkilediği bölgelerin halihazırda, yoksulluk oranlarının yüksek olduğu yerler olduğuna dikkat çeken UNICEF, “Bölgedeki hanelerin yaklaşık yüzde 40’ı yoksulluk sınırının altında yaşarken, ülke genelinde bu oran yüzde 32 civarındaydı. Nakit yardımlar ve eğitim hizmetleri de dahil olmak üzere yerel ve uluslararası düzeyde kesintisiz destek sağlanmadığı takdirde, bu rakamın yüzde 50’nin üzerine çıkma ihtimali bulunuyor” ifadelerine yer verdi.

Bu bölgedeki çocukların şiddet, zorla evlendirme, okulu bırakma veya zorla çalışma gibi risklerle de karşı karşıya olduğuna dikkat çeken UNICEF, deprem dolayısıyla Türkiye’de 350 binden fazla mülteci ve göçmen çocuk da dahil olmak üzere okula kayıtlı yaklaşık 4 milyon çocuğun eğitiminde kesintiler meydana geldiğini belirtti.

BM Çocuklara Yardım Fonu Suriye’de ise tahmini rakamlara göre 5 yaşın altındaki yaklaşık 51 bin çocuğun orta ve şiddetli derecede akut beslenme yetersizliği çektiğini belirterek, 76 bin hamile ve emziren kadının ise akut yetersiz beslenme tedavisine ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Daha fazla maddi yardım çağrısı

UNICEF, Suriye’de depremden etkilenen yaklaşık 3 milyon çocuğun yardım ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, depreme yönelik Acil Müdahale Planını uygulamak için 172,7 milyon dolar yardım çağrısında bulundu.

Bugüne kadar, 78,1 milyon doların toplandığı, dolayısıyla beslenme, sağlık ve eğitim gibi önemli alanlarda halen ciddi bir fon yetersizliğinin söz konusu olduğu kaydedildi.

UNICEF daha önce Türkiye’de ise yardıma ihtiyaç duyan çocuklara gerekli hizmetleri sağlamak için 196 milyon dolarlık bir fon çağrısında bulunduğunu anımsatarak, “Şu an gerekli yardımlar için halen 85,4 milyon dolardan fazla fona ihtiyaç bulunmakta. Tüm alanlarda ihtiyaçlar olsa da, acil nakit yardım programı şu ana kadar en az finanse edilen alan olmaya devam ediyor” açıklaması yaptı.

Paylaşın

HDP Ve YSP’den “Ders Çıkarma Ve Yeni Başlangıç” Mesajı

14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinin sonuçları ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda izlenecek yola dair ortak açıklama yapan Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşil Sol Parti (YSP), açıklamada, “Açığa çıkan sonuçların seçim sürecinin ötesinde de gerekçeleri vardır ve bu nedenle kapsamlı bir tartışma sürecine ihtiyaç bulunmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Bu süreçte hatalarımızdan ders çıkarma ve bunun sonucunda yeni bir başlangıç yapma temelinde 28 Mayıs’tan sonra halkımızla, il ve ilçe örgütlerimizle birlikte toplantılar yapacak ve süreci tartışacağız. Hiçbir gerekçe ve mazerete sığınmadan tespit edilen eksiklerin ve yetersizliklerin muhasebesi yapılacak ve gerekleri yerine getirilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır” denildi.

Açıklamada ayrıca, “Meclis’in üçüncü büyük partisi olarak, seçimlerin ilk turunda kazanmasına imkan vermediğimiz rejime, ikinci turda kaybettirme kararlılığımız sürmektedir. Önümüzdeki on bir günlük süreçte, bize nefes ve can veren halklarımızın mücadele azmi ile yolumuza devam edecek ve mutlaka kazanacağız” mesajı verildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve seçimlere adı altında girdiği Yeşil Sol Parti (YSP), 14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinin sonuçları ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda izlenecek yola dair ortak açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“1. Bütün baskılara ve kumpaslara rağmen Yeşil Sol Parti ile Meclis’te Türkiye’nin üçüncü büyük temsiliyetine ulaşma başarısını son derece önemli buluyoruz. Fakat genel olarak istediğimiz ve öngördüğümüz seçim sonuçlarını elde edemediğimiz de ortadadır. Şartlar ne olursa olsun daha güçlü örgütlenmek ve daha büyük kazanmak için mücadele etmeye devam edeceğiz.

2. Yaşanan yetersizliklerin giderilmesi için çalışmalara başladığımızı öncelikle ifade etmek isteriz. Unutulmamalı ki; biz bir eleştiri/özeleştiri geleneğiyiz. Açığa çıkan sonuçların seçim sürecinin ötesinde de gerekçeleri vardır ve bu nedenle kapsamlı bir tartışma sürecine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu süreçte hatalarımızdan ders çıkarma ve bunun sonucunda yeni bir başlangıç yapma temelinde 28 Mayıs’tan sonra halkımızla, il ve ilçe örgütlerimizle birlikte toplantılar yapacak ve süreci tartışacağız. Hiçbir gerekçe ve mazerete sığınmadan tespit edilen eksiklerin ve yetersizliklerin muhasebesi yapılacak ve gerekleri yerine getirilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır.

3. Ancak seçim süreci henüz tamamlanmamıştır. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu 28 Mayıs’ta yapılacaktır. Partilerimizin geldiği gelenek ve kültür, özgürlük ve demokrasi mücadelesine katkı sunan, zemin açan, olanak yaratan her türlü çalışmayı önemser. Kuşkusuz seçimler de bu çalışmalardan biridir. Tarihimizde şimdiye kadar girilen ve istenilen hedeflere ulaşılmayan her seçim süreci nasıl yeni bir ısrarın, inadın ve mücadeleyi büyütmenin gerekçesi yapılmışsa; bu süreç de örgütlülüğü, direnişi ve mücadeleyi büyütmenin zemini haline getirilecektir.

4. AKP-MHP iktidarı ve Cumhur İttifakı Kürtlere, kadınlara, gençlere, bütün ezilenlere, toplumsal ve siyasal muhalefete karşı aralıksız saldırılar içinde olmuştur. Toplumu baskı ve korku iklimi yaratarak kuşatan bu saldırı konseptinin birinci hedefi de hep partilerimiz olmuştur. Bugüne kadar tüm savaş konseptleri, çöktürme planları, ret ve inkâr politikaları kararlılıkla boşa çıkarılmış, kararlı bir mücadelenin ve yürüyüşün sahibi olan gerçekliğimizin temelleri bu halk iradesiyle inşa edilmiştir. Bizler yalan ve çaresizlikten ibaret bir iktidar siyasetine karşı yolunu, geleceğini toplumsal mücadele ile bulan ve geri adım atmayan bir direnişin özneleriyiz.

5. Bu sert mücadele döneminde de Kürt halkı başta olmak üzere toplumun tüm muhalif kesimleri önemli bir direniş göstermiştir. Bir kez daha belirtelim ki, buradayız ve güçlüyüz! Bu fikir, bu mücadele geleneği asla geri durmayacaktır. Umutlu ve güvenli bir şekilde faşizmi geriletmeye ve Türkiye’de en geniş demokrasi ittifakını inşa edecek olan mücadelemizde başarıya yürümeye devam edeceğiz.

6. Geçtiğimiz hafta sonunda yapılan 14 Mayıs seçimlerinin sonucunda Meclis çatısı altında kadın, emekçi ve Kürt düşmanı bir iktidar ittifakı oluşmuştur. Bu kompozisyonda kadın mücadelesini, emek mücadelesini, evrensel ve kolektif hakları, evrensel hukuk ilkelerini, özgürlükleri eşitlik ve adalet temelinde savunma sorumluluğu bir kez daha halk tarafından partimize verilmiştir. Kimsenin kuşkusu olmasın ki, Meclis’te, sokakta kısaca siyasetin her düzleminde ve alanında sonuna kadar toplumun çıkarlarını savunmaya devam edeceğiz.

7. Meclis’in üçüncü büyük partisi olarak, seçimlerin ilk turunda kazanmasına imkan vermediğimiz rejime, ikinci turda kaybettirme kararlılığımız sürmektedir. Önümüzdeki on bir günlük süreçte, bize nefes ve can veren halklarımızın mücadele azmi ile yolumuza devam edecek ve mutlaka kazanacağız. Önümüzdeki günlerde gerek örgütlü yapılarımızın, bileşenlerimizin ve ittifaklarımızın gerekse halkımızın adalet, barış ve özgürlük düşmanı bu rejime karşı geri adım atmadan, kararlı şekilde tepkisini sandıkta bir kez daha ortaya koyacağına olan inancımız tamdır.

8. Yeni bir mücadele döneminin şafağında; karanlığın en zifiri anında aydınlığa ulaşacak çıkışı yapma ve hedeflerimize ulaşma konusunda bir kez daha başarılı olacağız. İnsanlık mücadelemizin büyük değerlerine, zindanlarda, sürgünde ve mücadelenin her alanı ve aşamasında yer alan, bedel ödeyen, emek veren her arkadaşımıza, yoldaşımıza mutlaka kazanma sözümüzü yineliyoruz. Bunun en önemli aracı hiç şüphesiz ki halkların, inançların, kültürlerin, ezilenlerin, kadınların, gençlerin umudu olan siyasal duruşumuz ve stratejimizdir. Başarının, kazanmanın ve umudu büyütmenin ve zafere ulaşmanın yegâne yolu bu siyaseti daha fazla anlatmak ve halklarla buluşturmaktır.

9. Yıllardır halklarımızın büyük bedel ve fedakarlıklarla sürdürdüğü mücadele sonucunda faşizm durdurulmuştur. Şunu bilelim ki, çürümüş faşizmin devlet olanakları, baskı, şiddet ve sandık hileleriyle bir süre daha ayakta kalması halklarımıza yeni acılar yaşatacaktır. Buna izin vermemek ellerimizdedir. Bunun için hala tamamlanmamış seçim süreci büyük bir fırsattır. Karamsarlığa ve umutsuzluğa kapılmadan önümüzdeki on bir gün içinde bu karabasana son verebilir ve kötülüğü sonlandırabiliriz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunu muhteşem bir son ve yeni bir başlangıç yapma fırsatı elimizdedir.

10. Ülke içinde ve dışında tüm halklarımızın, örgütlerimizin ve dostlarımızın faşizmle çetin mücadeleyi seçim sonrasına bırakmadan, ikinci turda eksiksiz sandığa gitmesi ve son fiskeyi vurması gereklidir. Halkımızdan gelen kıymetli eleştirilere en büyük özeleştirimiz tek adam rejimini yenilgiye uğratmak olacaktır. Önümüzdeki kritik süreci azimle örerek ve çalışarak geçireceğiz. Kazanma inancıyla, çalışmalarımıza bugünden itibaren daha güçlü başlama kararı almış bulunuyoruz.”

 

Paylaşın

Erdoğan’dan Gençlere “28 Mayıs” Mesajı

28 Mayıs’taki Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turu için gençlere seslenen Erdoğan, “Egoları tavan yapmış, geçmişi başarısızlıklar ve seçim yenilgileriyle dolu şahsiyetlerin sizi kendi dipsiz karanlıklarına sürüklemesine asla izin vermeyin” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sorunlarımızı birlikte çözeceğiz, zorlukların üstesinden birlikte geleceğiz. Acılarımızı birlikte paylaşacak, başarılarımıza birlikte sevineceğiz. İnşallah çok daha güzel günleri yine sizlerle birlikte göreceğiz. 28 Mayıs’ta siz genç kardeşlerimin güçlü desteğine güveniyorum.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından gençlere yönelik paylaşımda bulundu. Gençlerin 14 Mayıs’ta iradesine sahip çıktığını, tercihini sandıklara özgürce yansıttığını, demokrasiye omuz verdiğini belirten Erdoğan, her bir gence teşekkür etti.

“Tüm dünya gençlerine örnek olan bu tavrınızla, milletimizin size güvenmekte ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Sizlerle gurur duyuyorum.” değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Sizler bizim umudumuzsunuz, göz bebeğimizsiniz, aydınlık yarınlarımızın teminatısınız. Tarihi şanlı zaferlerle dolu bu milleti, muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne inşallah sizler taşıyacaksınız. Lütfen kimsenin hayallerinizle aranıza girmesine, sizi yıldırmasına, sizi korkutmasına, kendi zehrini size de zerk etmesine müsaade etmeyin.

Egoları tavan yapmış, geçmişi başarısızlıklar ve seçim yenilgileriyle dolu şahsiyetlerin sizi kendi dipsiz karanlıklarına sürüklemesine asla izin vermeyin. Sorunlarımızı birlikte çözeceğiz, zorlukların üstesinden birlikte geleceğiz. Acılarımızı birlikte paylaşacak, başarılarımıza birlikte sevineceğiz. İnşallah çok daha güzel günleri yine sizlerle birlikte göreceğiz. 28 Mayıs’ta siz genç kardeşlerimin güçlü desteğine güveniyorum.”

Paylaşın

CHP’li Muharrem Erkek: Her Bir Oyu Takip Ediyoruz

CHP’li Muharrem Erkek, seçim sonuçlarıyla ilgili partisinin genel merkezinde düzenlediği basın açıklamasında, “Bütün sandıkların sonuçları hem bizim tutanakları hem YSK tutanakları karşılaştırılarak tek tek kontrol edildi ve gerekli tüm itirazlar yapıldı, süreç takip ediliyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Genel sonuçları değiştirmeyecek nitelikte de olsa her bir oyu takip ediyoruz arkadaşlar. Milletvekilliğinde bazı yerlerde 100, 200 oyla farklılıklar olabilir. Onları da takip ediyoruz.”

Erkek, açıklamasında ayrıca, “Milletvekilliği için toplam 4 bin 825 sandıkta uyuşmazlık tespit ettik, CHP ve İYİ parti aleyhine. Ve bunların da itirazları dün 15.00 itibariyle bitti. İlçe seçim kurullarında birleştirme tutanakları düzenlenirken, bazı maddi hatalar da ilçe seçim kurulları tarafından düzeltiliyor, itiraz olmadan da düzeltiliyor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan yardımcısı Muharrem Erkek, seçim sonuçlarıyla ilgili partisinin genel merkezinde basın açıklaması yaptı. Muharrem Erkek, şu bilgileri verdi:

“14 Mayıs’taki seçimde yurt içinde 192 bin 214 sandığımız vardı, yurt dışında 9 bin 593 sandığımız vardı, toplam 201 bin 807 sandığımız vardı. Bu sandıkların tamamına yakınında, yani yüzde 99.9 oranında ıslak imzalı sandık sonuç tutanaklarını sistemimize girdik. O küçücük oranı da kontrollerini yapıyoruz, sistemimize gireceğiz.

Öncelikle bizim sistemimiz nasıl çalışıyor bunu paylaşayım. Oylar kullanılıyor, sandıklar açılıyor, sayım döküm işlemleri yapılıyor, sandık sonuç tutanakları hazırlanıyor, imzalanıyor, bu sandık sonuç tutanağını bizim sandık kurulu üyemiz veya müşahitimiz okul sorumlumuza ulaştırıyor, o da ilçe başkanlığımıza, o da bunu sisteme girdiğinde otomatik olarak genel merkezimiz bunu görüyor. Ve bu sandık sonuç tutanağı sisteme girildiğinde aynı sandık sonuç tutanağı da YSK’nın sistemine girmişse ve arada bir farklılık varsa bizim sistemimizde kırmızı alarm veriyor.

Bizim kendi sandık sonuç tutanağımız ile YSK’nın arasında bir uyuşmazlık var ise bizim sistemimizde kırmızı alarm veriyor. Bunu hem genel merkez hem il hem ilçe görüyor. Yani son derece sağlıklı bir alt yapımız ve sistemimiz var. Çünkü bizim için seçmenin iradesi her şeyin üstündedir. Her bir oyu takip ediyoruz.

Size tam rakamları vereceğim. Cumhurbaşkanlığı için önce vereyim. Biliyorsunuz cumhurbaşkanlığı için ayrı milletvekilliği için ayrı tutanaklar düzenleniyor. Toplam 201 bin 807 sandık. Cumhurbaşkanlığı için 2 bin 269 sandık tutanağında farklılık tespit ettik.

Tabii 4 adayın da lehine, aleyhine olabilir. Ayrıca bizim adayımız aleyhine olanları da ayrıca tespit ediyoruz. Bunların itirazları pazartesi 17.00 itibariyle yapıldı. Biliyorsunuz 17.00’de itirazlar son buldu.

CHP ve İYİ parti aleyhine 4 bin 825 uyuşmazlık

Milletvekilliği için toplam 4 bin 825 sandıkta uyuşmazlık tespit ettik, CHP ve İYİ parti aleyhine. Ve bunların da itirazları dün 15.00 itibariyle bitti.

İlçe seçim kurullarında birleştirme tutanakları düzenlenirken, bazı maddi hatalar da ilçe seçim kurulları tarafından düzeltiliyor, itiraz olmadan da düzeltiliyor.

Örneğin, cumhurbaşkanlığı için, Sultangazi Nuri Pakdil anadolu Lisesi 1374 nolu sandık. Kılıçdaroğlu 260 oy almış YSK sistemine 76 yazılmış, Erdoğan 72 almış sisteme 248 olarak girmiş. İtirazlar yapılmış, YSK kararıyla itiraz haklı bulunmuş YSK sistemine de doğru olarak düzeltilmiş.

Ankara Keçiören Aşık Veysel Ortaokulu 4137 nolu sandık. Burada Kılıçdaroğlu 137 aldığı halde 121 sisteme girmiş, Erdoğan 177 aldığı halde 201 sisteme girmiş, sistem kırmızıyı vermiş, bu şekilde biliyorsunuz toplam 2 bin 269 tutanakta farklılık tespit edildi, hepsi tek tek incelendi.

Bir örnek daha Elazığ merkez ilçe 105 nolu sandık Kılıçdaroğlu’nun 95 oyu ama sistemde bu oy Muharrem İnce’ye yazılmış. İtiraz edilmiş ve düzeltilmiş.

Malatya Battalgazi birinci ilçe seçim kurulu, iki sandıktan örnek vereyim, çok var; 1050 nolu sandıkta Kılıçdaroğlu 228 oy almış ama bu oylar Muharrem İnce’ye yazılmış. İtiraz üzerine ilçe seçim kurulu kararıyla düzeltilmiş. Yine Battalgazi’de 1053 nolu sandık, Kılıçdaroğlu’nun 50 oyu Muharrem İnce’ye yazılmış. Bu da itiraz üzerine düzeltilmiş. Böyle yüzlerce örnek var.

“Genel sonuçları değiştirmeyecek nitelikte”

Bütün sandıkların sonuçları hem bizim tutanakları hem YSK tutanakları karşılaştırılarak tek tek kontrol edildi ve gerekli tüm itirazlar yapıldı, süreç takip ediliyor. Genel sonuçları değiştirmeyecek nitelikte de olsa her bir oyu takip ediyoruz arkadaşlar. Milletvekilliğinde bazı yerlerde 100, 200 oyla farklılıklar olabilir. Onları da takip ediyoruz.”

Paylaşın

Yeşil Sol Parti’de “Kılıçdaroğlu” Kararı: Desteklenecek

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşil Sol Parti (YSP) Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na ikinci turda da tıpkı ilk turda olduğu gibi destek verme kararı verdi.

Mevcut seçim sonuçlarını, partinin oylarındaki düşüşü ve gelen eleştirileri de kapsamlı bir şekilde değerlendiren HDP ve Yeşil Sol Parti yöneticileri, bu konudaki tartışmaları cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunun tamamlanmasından sonra derinleştirerek sürdürmeye karar verdi

Yeşil Sol Parti ve HDP seçim sonrası ilk MYK toplantısını gerçekleştirdi. Seçim sonuçlarının muhasebesinin kapsamlı bir şekilde yapıldığı toplantıda Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na ikinci tur yarışında tıpkı ilk turda olduğu gibi destek verme kararı çıktı.

Yeşil Sol Parti ve HDP seçim sonrası ilk MYK toplantısını gerçekleştirdi. Seçim sonuçlarının muhasebesinin kapsamlı bir şekilde yapıldığı toplantıda Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na ikinci tur yarışında tıpkı ilk turda olduğu gibi destek verme kararı çıktı.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre kararın gerekçelerini bugün yayımlanacak sonuç bildirgesinde kapsamlı bir şekilde değerlendiren Yeşil Sol Parti ve HDP yönetimi, 28 Mayıs seçimlerine giden süreçte önceliğin bu seçim olduğu konusunda fikir birliğine vardı.

Tüm enerjinin 28 Mayıs’ta yapılacak ikinci tura aktarılması gerektiği ve seçimi muhalefetin kazanması için çalışılması gerektiği konusunda fikir birliğine varılan toplantıda parti örgüt ve yöneticilerinin tüm gücüyle sahada olacağı ve seçmeni ikinci turda da sandığa gitmesi için motive etme odaklı çalışmalar yürüteceği belirtildi.

Yeşil Sol Parti’nin ikinci tura giden süreçteki tavrının birinci turdan farklı olmayacağı kaydedilirken sadece yöntemsel olarak bir farklılaşma olacağı ve kalabalık mitinglerden ziyade hedef odaklı toplantı ve buluşmalar organize edileceği ifade edildi.

Öncelik 28 Mayıs

Mevcut seçim sonuçlarını, partinin oylarındaki düşüşü ve gelen eleştirileri de kapsamlı bir şekilde değerlendiren HDP ve Yeşil Sol Parti yöneticileri, bu konudaki tartışmaları cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunun tamamlanmasından sonra derinleştirerek sürdürmeye karar verdi.

Paylaşın