HÜDA-PAR’dan İYİ Parti Lideri Akşener Hakkında Suç Duyurusu

Hizbullah’ın siyasi kanadı olduğu sık sık öne sürülen Hür Dava Partisi (HÜDA PAR), ‘hakaret ettiği’ gerekçesiyle İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında suç duyurusunda bulundu.

HÜDA PAR İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan duyuruda şöyle denildi:

“Partimize yönelik sarfettiği çirkin, ahlak sınırlarını aşan, siyasi olgunluğa yakışmayan ve bir siyasetçinin sahip olması gereken asgari nezaketi ihlal eden hakaretleri sebebiyle Meral Akşener hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Paylaşımda, hangi ifadelerinden ötürü Akşener hakkında suç duyurusunda bulunulduğu dile getirilmedi.

Akşener ne demişti?

İYİ Parti Lideri Akşener, Habertürk canlı yayınında, HÜDA PAR’ın programında yer alan, “kadın sahiplendirilmesi” ifadesine tepki göstermiş, “Kadını sahiplendirmek ne demek? Dangalak! Seni sahiplendirelim” demişti.

HÜDA-PAR’ın parti programında ‘kadınların sahiplendirilmesiyle’ ilgili şöyle bir madde bulunuyor:

“Varisleri olmayan veya bulunamayan kişilerin bıraktığı miras, devlet hazinesine değil fakirlere bırakılmalı veya sadece fakir gençlerin evlendirilmesi, yalnız yaşayan kadınların sahiplenilmesi ve yetimlerin bakımı gibi alanlarda kullanılmak üzere oluşturulacak bir fona devredilmelidir.”

Hizbullah bağlantısı iddiaları

HÜDA PAR, kuruluşundan itibaren Hizbullah ile ilişkilendirilmiştir. Hizbullah’ı hedef alan Beykoz Operasyonu sonucu tutuklananlar ve ailelerine destek olmak amacıyla 2004 yılında Mustazaflarla Dayanışma Derneği (Mustazaf-Der) kuruldu. Dernek, 2012 yılında Hizbullah’ın devamı olduğu gerekçesiyle kapatıldı.

Derneğin kapatılması üzerine propaganda imkanı ve siyasi partilerin kapatılmasının derneklere göre daha zor olması nedeniyle 2013 yılında Hür Dava Partisi adıyla partileşti.

Zekeriya Yapıcıoğlu, “Hizbullah bana göre bir terör örgütü değil.” demiştir. HÜDA PAR genel başkan yardımcısı Yılmaz, Yargıtay’ın 2012’de Hizbullah bağlantısı sebebiyle kapattığı Mustazaf-Der’in genel başkanlığını yapmıştır.

HÜDA PAR genel başkan vekili İshak Sağlam ile Diyarbakır il başkanı Faruk Dinç’in daha önce Hizbullah davasında hapis cezalarına çarptırıldığı ortaya çıktı. HÜDA PAR Merkez İstişare Kurulu üyesi Nasuh Sevinik’in Hizbullah’ta yöneticilik yaptığı iddia edildi.

2023 Türkiye genel seçimleri öncesinde Cumhur İttifakı ile müzakereler sırasında ve sonrasında HÜDA PAR’ın Hizbullah ile bağlantısı olduğu iddialarının yer aldığı 47 haber sayfasına erişim engeli kararları uygulamaya kondu.

HÜDA PAR lideri Zekeriya Yapıcıoğlu, 2012’de Hizbullah bağlantısı gerekçesiyle kapatılan Mustazaf-Der davasıyla ilgili AİHM tarafından “hak ihlali” kararı verilmesi üzerine yeniden görülen davada “FETÖ kumpası” eski kararın kaldırılarak Mustazaf-Der’in beraat ettiğini ve yeniden faaliyetlerine devam ettiğini belirterek partilerinin Hizbullah ile bağı olduğu iddiasının doğru olmadığını söyledi ve “biz şiddetin her türlüsünü reddediyoruz” dedi.

Zekeriya Yapıcıoğlu yaptığı açıklamada; “Onlarca defa söyledim. Biz Hizbullah’ın devamı falan değiliz, biz onun mirasçısı değiliz, biz başka bir örgütün de devamı ya da siyasi kolu değiliz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Suriyelilerin Geri Gönderilmesi Ne Kadar Mümkün?

Suriyelilerin büyük bir kısmının geri dönmek bir yana kalıcı olmaya çaba gösterdiklerini belirten Prof. Dr. Murat Erdoğan, bu noktada Suriyelilerin gönüllü mü yoksa zorla gibi gönderilecekleri gibi iki temel soru olduğunu ifade ediyor.

Uluslararası hukuka göre Suriyelilerin zorla gönderilmesinin mümkün olmadığını belirten Erdoğan, gönüllü dönüş koşullarının oluşmasının ise zaman alacağını vurguluyor. “Gönüllü geri dönüşün koşullarının oluşturulması öyle bir senede, iki senede de olabilecek bir şey değil” diye de devam ediyor.

Göç hukuku uzmanı Prof. Dr. Nuray Ekşi, bu kişilere vatandaşlık verilmesinin hukuki zemini olmadığını belirterek, “Türk vatandaşlarına aldığınız kişinin kendi ülkesindeki güvenlik soruşturması hakkında da bilginizin olması lazım. Ancak Suriye ile diplomatik ilişkimiz 2013 yılından beri yok. Dolayısıyla bu veriyi alamayız.

İkincisi de zaten bizim vatandaşlık mevzuatımızda iltica statüsü ile Türkiye’de bulunanlara vatandaşlık verilmeyeceği açıkça yazıyor. Buna rağmen öyle vatandaşlık verme yolunu tercih edebiliyorlar, seçim yatırımı mı başka bir amaç mı var arkasında, o konuda hani spekülatif konuşmak istemiyorum. Sadece hukuki açıdan durumu açıklamaya çalışıyorum.” İfadelerini kullanıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu için ittifakların başlattığı seçim kampanyasına Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana Türkiye’ye kaçan ve sayıları milyonlarla ifade edilen Suriyeli göçmenler damga vuruyor. Milliyetçi ATA İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan’ın ikinci turda destekleyeceği aday için sunduğu şartlar arasında Suriyelilerin geri gönderilmesini ilk sıralara koyması, siyasette ekonomik kriz ve diğer tartışmaları da arka plana itti.

Oğan’la yapılan pazarlıklar sonrasında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, iki gün önce göçmenlerin geri gönderilmesi için bir yol haritası hazırladıklarını duyurdu. “Siyasi sürecin canlandırılması, Suriye’nin terörden temizlenmesi ve göçmenlerin güvenli şekilde geri gönderilmesini” hedeflediklerini söyleyen Çavuşoğlu, bu konuda Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la da işbirliği yapılacağına dikkat çekti.

Çavuşoğlu, bu konuda Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nin de desteği gerektiğini ve bu kurumlarla birlikte bir yol haritası oluşturulacağını ifade etti. Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu da ikinci tur seçim kampanyasına “Sen beni sevsen de sevmesen de kabulüm. Ama vatanını seviyorsan karar ver. 10 milyon Suriyeli yetmedi, 10 milyon daha mı gelsin? Unutma o oyu kendin için vereceksin. Vatanını seven sandığa gelsin” açıklamasıyla başladı.

Türkiye Göç İdaresi’nin Ağustos 2022 tarihli verilerine göre Türkiye’de şu anda 3,5 milyondan fazla geçici koruma statüsünde kayıtlı Suriyeli bulunuyor. Ayrıca yakın zamanda toplam rakamı açıklanmamış ve Türkiye’de ikamet izni alarak yaşayan Suriyeliler de var. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Nisan 2023’teki açıklamasına göre 230 bin 998 bin Suriyeli Türk vatandaşlığına sahip. Kayıt dışı Suriyeli göçmenlerin sayısı ise bilinmiyor. Uzmanlar bu konuda tahmin yürütmekten kaçınıyor. Ancak uzmanlar, siyasilerin vadettiği gibi bu kişilerin geri gönderilmelerinin kolay ve kısa bir süreç olmayacağını söylüyor.

Suriyelilerin hukuki durumu nedir?

Türkiye, uluslararası mülteci hukukunu düzenleyen Cenevre Sözleşmesi’ne bir coğrafi çekince ile taraf. Türkiye, aynı zamanda sözleşmeye bu şekilde taraf alan tek Avrupa Konseyi ülkesi. Buna göre Türkiye, yalnızca Avrupa ülkelerinden gelen sığınmacıları mülteci olarak kabul ediyor, diğer ülkelerden gelenlere mülteci statüsü tanımıyor. Dolayısıyla Türkiye’de kayıtlı olarak yaşayan Suriyeliler “mülteci” statüsüne sahip değil.

Bu nedenle iç savaştan kaçıp gelen Suriyeliler 22 Ekim 2014’te çıkarılan bir yönetmelikle “geçici koruma” altına alındı ve Suriyeliler bu şekilde sosyal hizmetlerden faydalanma ve çalışma olanağına sahip oldu. Geçici Koruma Yönetmeliği ikamet iznine eşdeğer değil. Geçici koruma altındaki Suriyelilerin ikamet izni almak için de ayrıca başvuru yapması gerekiyor. Yılllar içinde Suriyelilerin bir kısmı gerekli belgeleri tamamlayarak ikamet izni aldı, kimisi de Türk vatandaşlığına geçti.

Ancak göç hukuku uzmanı Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Ekşi, bu kişilere vatandaşlık verilmesinin hukuki zemini olmadığını belirtiyor. Ekşi, DW Türkçe’den Hülya Schenk’e yaptığı değerlendirmede bunun nedenlerini şöyle anlatıyor:

“Türk vatandaşlarına aldığınız kişinin kendi ülkesindeki güvenlik soruşturması hakkında da bilginizin olması lazım. Ancak Suriye ile diplomatik ilişkimiz 2013 yılından beri yok. Dolayısıyla bu veriyi alamayız. İkincisi de zaten bizim vatandaşlık mevzuatımızda iltica statüsü ile Türkiye’de bulunanlara vatandaşlık verilmeyeceği açıkça yazıyor. Buna rağmen öyle vatandaşlık verme yolunu tercih edebiliyorlar, seçim yatırımı mı başka bir amaç mı var arkasında, o konuda hani spekülatif konuşmak istemiyorum. Sadece hukuki açıdan durumu açıklamaya çalışıyorum.”

Türkiye’nin Suriyelileri geri göndermesi mümkün mü?

Hükümet aslında bir süredir uluslararası hukuk açısından da tartışmalı olan yöntemlerle Suriyelilerin geri gönderilmesi konusunda çalışmalar yürütüyor. İçişleri Bakanlığı geçen yıl yabancıların mekânsal yoğunlaşmasını önlemek için “seyreltme” uygulaması başlatacağını açıklamıştı. Buna göre yabancıların mahalle nüfusunun yüzde 25’ini aştığı yerlerde yabancılara kayıt başvuruları kapatılmıştı.

Bakanlık, kayıt kapama dışında yoğunluğun bulunduğu yerleşim yerlerindeki Suriyelileri gönüllük esasıyla farklı ilçe ve illere yerleştireceğini de duyurmuştu. Suriyelilerin bir kısmı da Türkiye’nin operasyon düzenlediği ve daha sonra konutlar inşa ettiği Suriye’nin kuzeyine yerleştirildi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Ekim 2022’de yaptığı açıklamaya göre bu şekilde geri gönderilen Suriyelilerin sayısı 529 bin.

Suriyelilerin büyük bir kısmının geri dönmek bir yana kalıcı olmaya çaba gösterdiklerini belirten Türk Alman Üniversitesi’nden göç uzmanı Prof. Dr. Murat Erdoğan, bu noktada Suriyelilerin gönüllü mü yoksa zorla gibi gönderilecekleri gibi iki temel soru olduğunu ifade ediyor.

Uluslararası hukuka göre Suriyelilerin zorla gönderilmesinin mümkün olmadığını belirten Erdoğan, gönüllü dönüş koşullarının oluşmasının ise zaman alacağını vurguluyor. “Gönüllü geri dönüşün koşullarının oluşturulması öyle bir senede, iki senede de olabilecek bir şey değil” diye de devam ediyor.

Nuray Ekşi de Suriyelilerin geri gönderilmesinin doğru bir planlama en azından 5 yıllık bir süreyi gerektirdiğine işaret ediyor. Uluslararası hukuk açısından öncelikle Suriyelilerin geri gönderileceği yerlerde çatışma ortamı olmaması gerektiğini belirten Ekşi, Esad yönetiminin Suriyelilerin geri kabulü için Türk askerlerinin Suriye’nin kuzeyinden çekilmesini şart koştuğunu hatırlatıyor.

Suriye’nin kuzeyindeki durumun belirsiz olduğuna, bölgede Rusya ve İran’ın Şam’ın davetiyle bulunduğuna dikkat çeken Ekşi, Türkiye’nin ise bölgede muhaliflere destek verdiğini, bunun da Türkiye’nin en büyük hatası olduğunu ifade ediyor. Ekşi, “Türkiye’nin sadece insani boyutta destek vermesi gerekiyordu” diyor ve muhaliflere desteğin Suriyelilerin geri dönmesini zorlaştırdığını vurguluyor.

Şam yönetimi geri giden Suriyelileri istiyor mu?

Türkiye, Suriye’de iç savaşın başladığı 2011’den beri bu ülkeye dört kara harekatı gerçekleştirdi. Fırat Kalkânı Harekâtı’nı 24 Ağustos 2016’da IŞİD’e karşı başlatan Türkiye, daha sonra PKK’nın Suriye uzantısı olarak görülen YPG ve farklı grupların Suriye’nin kuzeyindeki faaliyetlerine karşı sırasıyla Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarını düzenledi. 5 Mart 2020’de başlayan dördüncü operasyonu Bahar Kalkanı da doğrudan rejim güçlerini hedef aldı.

Türkiye şimdi ise Şam yönetimi ile yeni diplomatik kanallar açmaya ve ilişkilerini normalleştirmeye çalışıyor. Suriyelilerin geri gönderilmesi ile ilgili planların en önemli parçasının Esad’la anlaşılması olduğunu ifade eden Murat Erdoğan, Esad’la anlaşmanın da birkaç handikapı olduğunu düşünüyor. Türkiye’nin kısa sürede Suriye’nin kuzeyinden çıkmasının zor olduğunu söyleyen Erdoğan, ülkesinden kaçan ve Esad’ı diktatör olarak niteleyen Suriyelilerin de 10 yıl sonra tekrar geri dönmek isteyeceğine şüpheyle bakıyor.

Suriye ekonomisinin de çok kötü olduğunu belirten Erdoğan, Esad’ın içinde bulunduğu durumu “Suriyeliler için Suriye’ye gönüllü biçimde geri dönmek bu anlamda çok zor bir şey. Esad’ın da birdenbire 5 milyon civarında insana eğitim verecek, hastane verecek, ekonomik katkı verecek bir durumu yok kısa vadede” şeklinde anlatıyor. Erdoğan ayrıca Türkiye’ye kaçan muhaliflerin geri dönmesini Esad’ın kendisi için bir risk olarak görebileceğini ifade ediyor.

Erdoğan sözlerini “Yani nereden bakarsanız bakın kolay bir süreç değil, yani Türkiye’de siyasetçiler bu işi biraz fazla basit bir matematiğe dönüştürüyorlar. Bunun çok sıkıntılı bir süreç olacağını kimse konuşmak istemiyor” şeklinde sürdürüyor.

Paylaşın

YSK Açıkladı: Yurt Dışında Kullanılan Oy Sayısı 1,5 Milyonu Geçti

Yurt dışı temsilcilik ve gümrüklerdeki oy verme işlemleri sürüyor. YSK’ya göre, 22 Mayıs saat 23.37 itibarıyla yurt dışı temsilcilik ve gümrüklerde oy kullanan seçmen sayısı toplam 1 milyon 500 bin 26 oldu.

Haber Merkezi / Yurt dışı temsilciliklerde oy verme işlemleri 24 Mayıs’ta sona erecek, gümrüklerde ise 28 Mayıs saat 17.00’ye kadar devam edecek.

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin yurt dışı temsilcilik ve gümrüklerdeki oy verme işlemleri sürüyor.

Yüksek Seçim Kurulu’ndan (YSK) edinilen bilgiye göre, saat 23.37 itibarıyla yurt dışı temsilcilik ve gümrüklerde oy kullanan seçmen sayısı 1 milyon 500 bin 26 oldu.

Yurt dışında oy verme süreci 20 Mayıs’ta başlamıştı. Bazı ülkelerde oy verme süreci sona erdi. Ancak birçok ülkede yurt dışı temsilciliklerdeki oy verme işlemleri 24 Mayıs Çarşamba akşamına kadar sürecek. Gümrük kapılarındaki oy verme işlemi ise 28 Mayıs Pazar günü saat 17.00’ye kadar devam edecek.

Katılımın ilk turu geçmesi bekleniyor

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda yurt dışı temsilciliklerdeki oy verme süresi 12 günden beş güne indi. Ancak buna rağmen şu ana kadarki katılım oranı, ikinci turda kullanılan oy sayısının ilk turun da üzerine çıkabileceğine işaret ediyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda, toplamda 3,4 milyon seçmenin bulunduğu yurt dışında kullanılan oy sayısı 1,8 milyonu geçmişti. Katılım oranı yüzde 53’ün üzerinde olmuştu.

Cumhur İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan yurt dışındaki oyların yüzde 57,47’sini alırken Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 39,57’sini almıştı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a Sert Tepki: Montajcı Sahtekar

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın TRT yayınında kendisiyle ilgili söylediği “Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Bunları yayınladılar. ‘Haydi, haydi’ türü. Ama montaj ama şu ama bu…” sözlerini paylaşıp “Montajcı sahtekar” yorumu yaptı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TRT yayınında kendisiyle ilgili söylediği “Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Bunları yayınladılar. ‘Haydi, haydi’ türü. Ama montaj ama şu ama bu…” sözlerini paylaşıp “Montajcı sahtekar” dedi.

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Ben iftiraya uğramaktan yoruldum, bu bana iftira atmaktan yorulmadı. Sen kimin temiz olduğunu, kimin kirli olduğunu herkese göster ya Rabbi. Amin!” ifadelerini kullandı.

İkinci turda Erdoğan’ı destekleyeceğini açıklayan Sinan Oğan’ın ilk tur öncesi sarf ettiği “Cehennemin kapısını kapatmak” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin ise şunları söyledi:

“İkinci turda kimseyi manipüle edemeyecekler. Tüm maskeler düştü, her şey gün gibi ortada. Gençler, kendilerini sahte muhalifle manipüle eden Erdoğan’ın hesabını kesecek. Cehennemin kapılarını kimin kapayacağı da artık netleşmiştir. Seçim sıfırdan başlamıştır. Haydi Sandığa!”

Erdoğan ne demişti?

CHP Genel Başkanı sırtını PKK terör örgütüne dayamıştır. Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Bunları yayınladılar. ‘Haydi, haydi’ türü. Ama montaj ama şu ama bu. PKK’lılar videolarla bunlara destek verdi.

Paylaşın

Akşener: Kaybedersek, Bu Ucube Sistemi Tartışamayacağız

Katıldığı bir televizyon programında “28 Mayıs” seçimine ilişkin değerlendirme yapan İYİ Parti Lideri Akşener, “Sayın Kılıçdaroğlu’nu seçtireceğimize inanıyorum. Yasama ve yürütmede denge ve denetleme olur. O zaman sağduyu Türkiye’ye hakim olur. Hep beraber Meclis’te referanduma gerek kalmadan, bütün partilerin ‘evet’i ile parlamenter sisteme geçiş daha kolay, uzlaşı ile olur diye düşünüyorum” dedi ve ekledi:

Benim derdim şu; biz bu ucube sistemin, burada özne sayın Erdoğan sayın Kılıçdaroğlu değil. Sayın Erdoğan kazanırsa, göreceksiniz en fazla 2 sene sonra özellikle kadınlar ‘Meral hanım haklıymış’ diyecekler. Özellikle kadınlar nefes alamayacak. Bu dile sahip bir partiyle el sıkışma durumunda bıraktı. Bunu kaybedersek, bu ucube sistemi bir tartışamayacağız. Sayın Erdoğan’ın son seçimi. Bunu bir kenara koyun. Burada çok büyük haksızlık var.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Habertürk yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Akşener’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Ben olumlu veya olumsuz değerlendirmeye dair kendimi hak sahibi görmüyorum. Bu değerlendirmeyi yapacak olan sayın Oğan’a 5.3 oy vermiş seçmendir. Bu seçmenler sayın Erdoğan’ı desteklemeye mi gideceklerdir; yoksa bir denge unsuru olarak tutum mu alacaklardır, onu bilmiyoruz.

Sayın Oğan’ın kişisel kararını elbette saygıyla karşılıyorum. Uzun zamandır Türkiye’de siyasi partilere, şahıslara oy veren seçmenin iradesi sıfır, o partinin marabası gibi tarif edilen seçmen var. Seçmen velinimettir. Sayın Erdoğan’a koştura koştura desteklemeye gideceğini düşünmüyorum.

Millet İttifakı’nı da Cumhur İttifakı’nı da eleştirdiği alanlar vardı. Sayın Kılıçdaroğlu bizatihi sayın Oğan’ı ziyaret ederek cevap verdi. Soru işaretlerine açık ve net cevaplar verdi sayın Kılıçdaroğlu. Sayın İnce özellikle üzerinde durduğum kişidir. Sayın İnce, sayın Özdağ, sayın Oğan dahil olmak üzere onlarla konuşmaya yetkili kıldık biz.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun konuşması gerekiyor muhatap olarak. Buna karşılık sayın Erdoğan davet etti ve sayın Oğan’ın itiraz ettiği her şey yerinde duruyor. Şaşırdığımı söylemem. Görüşmelerden sonra gidişata göre şaşırmadım. Bu 5.2’lik alan sayın Oğan’ın hareketiyle koştur koştur gidip sayın Erdoğan’ı destekleyecek diye kavram da yok.

Organik mitinglerde sayın Kılıçdaroğlu’na oy istediğimde oluşan alkışı görüyorsunuz. Kalabalık olmuş, az olmuş gibi iddiamız yoktu. Güzel ve coşkulu mitingler oldu. Erzurum’dan sonra ben sayın Kılıçdaroğlu’nun 1. turda seçimi alacağına inandım ve bunu da belirttim. Böyle gördüğünüz de Meclis’in de alabileceğini denk düşürüyorsunuz. Bir bahane uydurmuyorum.

Cumhur İttifakı’nda AK Parti 2002’deki oyuna düştü, ilk defa, 21 yılda. Sayın Erdoğan ikinci tura kaldı. Buna karşılık Meclis’i aldılar. Bu Türkiye açısından büyük fayda da getirebilir. Sayın Kılıçdaroğlu’nu seçtireceğimize inanıyorum. Yasama ve yürütmede denge ve denetleme olur. O zaman sağduyu Türkiye’ye hakim olur. Hep beraber Meclis’te referanduma gerek kalmadan, bütün partilerin ‘evet’i ile parlamenter sisteme geçiş daha kolay, uzlaşı ile olur diye düşünüyorum.

Benim derdim şu; biz bu ucube sistemin, burada özne sayın Erdoğan sayın Kılıçdaroğlu değil. Sayın Erdoğan kazanırsa, göreceksiniz en fazla 2 sene sonra özellikle kadınlar ‘Meral hanım haklıymış’ diyecekler. Özellikle kadınlar nefes alamayacak. Bu dile sahip bir partiyle el sıkışma durumunda bıraktı. Bunu kaybedersek, bu ucube sistemi bir tartışamayacağız. Sayın Erdoğan’ın son seçimi. Bunu bir kenara koyun. Burada çok büyük haksızlık var.

Mesela bana PKK’lı dendi. Diyarbakır’a gittiğim zaman faili meçhulcü dendi. Dürüst bir şekilde söylüyorum; bu işle alay etmeyi tercih ettim. Dünya kadar televizyon kanalı, sosyal medyada inanılmaz kampanya olmuş. HDP’nin masada olduğunu düşünmemiştim, bu tutmuş. Sayın Kılıçdaroğlu’nun Öcalan’ı çıkaracağına dair iftiralar tutmuş.

“Benim PKK ile ilişkim varsa gereğinin yapılması lazım”

Duran Kalkan uzun uzun kesildi verildi. İkinci bölümü yayınlandı. Dendi ki, en fazla bizimle görüşen Tayyip Erdoğan’dır. O kadar çok şey söyleyebilirim ki. Şurada oturup, Tayyip Erdoğan’ı PKK’lı ilan ederim. Habur rezaletini sorarım. Mansur Bey’le gittiğimiz mitinglerde PKK mevzusunu konuştuk. Benim PKK ile ilişkim varsa gereğinin yapılması lazım. Sizin karşınızda konuşamıyor olmam lazımdı.

Anketlerde sayın Kılıçdaroğlu birinci çıktığında borsa yükselmişti. Dolayısıyla ekonomi onu satın almıştı. Perşembe günü ne kararlar alındı, bu da başka durum. Anketler doğru mu eğri mi onu bilemem. Anket şirketi sahiplerin temel sorunu, istisnalar kaideyi bozmaz, çalıştıkları siyasi partilerin yöneticilerini siyasi iletişim açısından tanzim etmeye çalışıyorlar. Orada bilim kayboluyor. Bir anket şirketinin üst düzey yöneticisi Bilge Yılmaz hocayı arayıp ‘istifa et bu partiden’ demiştir. Bu bilime, ahlaka yansıyor.

1 milyonun üstünde geçersiz oy var. Katılma oranı yüzde 87. Sayın Kılıçdaroğlu 24 milyon 595 bin oy. Sayın Erdoğan 27 milyon 133 bin 849 oy. Aradaki fark 2,5 milyon civarında. Oy kullanan 55 milyon 833. Böyle baktığınız zaman potansiyel seçmen 12 milyon oy vermemiş. Bu seçime iki taraf da sıfırdan başlıyor. Cumhur İttifakı’nda da BBP, MHP, Yeniden Refah gibi partiler ayrı girdiler.

Bizim Millet İttifakı’nda CHP ve biz ayrı ayrı girdik. Çeşitli kafa karışıklıkları her tarafta olabilir. Bugün sadece iki kişi için oy istenecek. Şimdi konu daha sadeleşti, basitleşti. Arada 2,5 milyon rakam olduğu için mikro seviyede bire bir, şahıs olarak temasla bu işi sağlamak. Mitingler yaptık. O tamam. Şimdi bireye dokunma zamanı. Şimdi 50 bin genç yeni oy kullanacakmış. Mami diyorlar bana. ‘Mami ne söylüyorsun, sayın Kılıçdaroğlu’na oy vermek için ikna et beni’ diyorlar.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Sinan Oğan” Açıklaması: Pazarlık Kesinlikle Olmadı

İkinci turda kendisini destekleyeceğini açıklayan Sinan Oğan’a ilişkin değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sinan Bey’le buradaki ofisimizde bir görüşme yapmıştık. Bugün de bizi ve Cumhur İttifakı’nı destekleyeceğini beyan etti. Kendisine şahsım ve bütün yol arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum” dedi ve ekledi:

“Sinan Bey ile aramızda bir pazarlık kesinlikle olmadı. Bir Afet Bakanlığı kurulması gündeme gelebilir. Mültecilerin kısa zamanda güvenli geri dönüşü için çalışıyoruz. Suriye’nin kuzeyinden askeri çekmek güvenlik zafiyeti oluşturur. Biz başından beri insani yaklaştık, ülkemize yakışanı yapacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT ortak yayınında gündemi değerlendirdi. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Sinan Bey’le buradaki ofisimizde bir görüşme yapmıştık. Bugün de bizi ve Cumhur İttifakı’nı destekleyeceğini beyan etti. Kendisine şahsım ve bütün yol arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum. Sinan Bey ile aramızda bir pazarlık kesinlikle olmadı. Bir Afet Bakanlığı kurulması gündeme gelebilir. Mültecilerin kısa zamanda güvenli geri dönüşü için çalışıyoruz. Suriye’nin kuzeyinden askeri çekmek güvenlik zafiyeti oluşturur. Biz başından beri insani yaklaştık, ülkemize yakışanı yapacağız.

Mutabık kaldığımız konulardan en önemlisi de Anayasa’nın değişmezleri. Bunlar bizim kırmızı çizgimiz dolayısıyla bunlarda da mutabık kalıyoruz.

Muhalefetin Sinan Oğan Bey’i linç edeceğini tahmin ediyorduk. Sinan Bey’e yönelik lince milletimiz 28 Mayıs’ta cevabını verecek. Muhalefetin kırk yıllık tutumu değişmez. Birinci tur öncesi vadettiklerini unuttular mı? Benim milletim bu söylemleri yutmaz, 2. turda da gereğini yapacak. Milliyetçilerin adresi Cumhur İttifakı’dır, milletim de farkında. Linç kültürü CHP’nin ruhuna işlemiş durumda. Biz özellikle sevgi kültürü hakim olsun istiyoruz. Ama CHP’de bu durum söz konusu değil.

CHP Genel Başkanı sırtını PKK terör örgütüne dayamıştır. Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Bunları yayınladılar. ‘Haydi, haydi’ türü. Ama montaj ama şu ama bu. PKK’lılar videolarla bunlara destek verdi.

Pazar gününü atlattıktan sonra mültecilerle ilgili bir planlama yol haritası çıkarılabilir. Bizim 4’lü olarak Moskova’da yapılan çalışmalar var. Bu çalışmalar içerisinde bunlar zaten gündeme alınabilir. Ne kadar kısa zamanda bu mültecileri yurtlarına gönderebiliriz bunların adımlarını da atarız.

Yalanı tanımlamak istiyorsanız Kılıçdaroğlu’na bakmak lazım. Hayatı yalan. Bu 10 milyonu neye dayanarak söylüyorsun. Söyleyecek hiçbir şeyi yok. Bunların bütün belgeleri bizde. Nefret söylemleri ile günü kurtarmaya çalışıyor.

Sorsan sosyal demokratız der ama bir haftada Nazi Almanyası’ndaki nasyonal sosyalistlerden hiçbir farkları kalmadı. Bunların tamamı anarşist. Türkiye’nin hiçbir meselesi fevri adımlarla çözülmez. Vatandaşlarımız müsterih olsun. Sınırlarımız son teknolojilerle donatılmış vaziyette. Türkiye’nin sınırların hiç olmadığı kadar güvende. Biz sığınmacıların güvenli geri dönüşlerini zaten destekliyoruz. Şimdiye kadar 560 bin sığınmacı döndü.

Kılıçdaroğlu peşine taktıklarında da akıl ve izan bırakmadı. Yalancılık huyunu herkese bulaştırdı. Asılsız iddialarla siyaseti kirletmeye çalışıyorlar. Güya 2003-2006-2013 yılında AK Parti terörist başına af getirmek için girişimde bulunmuş. Böyle bir yalan olabilir mi? 2013 yılında tasarı bile ortada. Bu zatın tasarıyı imzaladığını söyleyen kişiler Bakanlar Kurulu üyesi bile değiller.

(CHP’nin seçim gecesi ‘öndeyiz’ açıklaması) İşin içinde CHP yöneticileri varsa bilin ki yalan da vardır. O gece sandıktan çıkan sonuçlar CHP yöneticilerinin kimyasını bozdu. Anadolu Ajansı’nı asılsız iddialarla itam etmeye kalktılar. Daha sonuçları bile doğru düzgün açıklamayanların ülkeyi yönetmesi mümkün mü? Bizim gibi vatandaşlarımız da bunu görüyor. Pazar günü de bu tabloyu inşallah çok daha güçlü bir şekilde sandıklarda göreceğiz.”

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul mitingi ve gençlik buluşmasında sahnedeki ekranlardan, Kılıçdaroğlu’nun ‘Haydi’ başlıklı reklam filmine PKK yöneticilerinin montajlandığı videolar gösterilmişti. Erdoğan videoyla ilgili “Kılıçdaroğlu arkasına terör örgütünün başındaki adamı alıyor, ‘haydi’ diyor. O da ‘haydi’ diyor. Bununkini nereye koyacaksın., bizimkini nereye koyacaksın?” demişti.

Bu açıklamaya ilişkin videoyu Twitter’dan paylaşan Kemal Kılıçdaroğlu “Gençlere sesleniyorum. Utanmadan montajlı içeriklerle sizlere kara propaganda yapan biri var. Eşik işte buradadır. Halep oradaysa, arşın buradadır” demişti.

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Esad’ın Erdoğan’la Görüşme Şartı Belli Oldu

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, Recep Tayyip Erdoğan ile Beşar Esad arasında olası bir görüşmenin Türk askerlerinin Suriye’den tamamen çekilmesine bağlı olduğunu söyledi.

Faysal Mikdad, RT Arapça’ya verdiği mülakatta “Şam, Suriye’de geniş topraklar işgal eden Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmeyecektir” dedi.

Marbuta Haber’in aktardığına göre Mikdad, Suudi Arabistan ve İran arasındaki ilişkilerin yeniden canlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

‘Bölgenin kötülüğünü isteyenlerin’ ABD, İsrail ve müttefikleri olduğunu belirten Mikdad, Şam’ın Arap ülkeleri ile Tahran arasında daha fazla ilişki kurulmasını istediğini de sözlerine ekledi.

Suriye’nin, Rusya’nın Ukrayna’daki ‘özel askeri operasyonlarını’ desteklediğini de belirten Mikdad, Rus ordusunun ‘büyük zaferler elde ettiğini’ ifade etti.

Normalleşme sürecinin ilk adımı 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Dikkat Çeken “Sinan Oğan” Paylaşımı

Sinan Oğan’ın Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararına göndermede bulunan bir mesaj paylaşan Kemal Kılıçdaroğlu, “Kimin bu güzel vatandan kimin bu güzel vatanı satandan yana olduğu belli” dedi.

Haber Merkezi / Seçimin bir referandum olduğuna yönelik söylemini tekrarlayan Kılıçdaroğlu, “Artık kimse kimseyi kandıramayacak. Sandığa gelmeyen 8 milyon vatandaşımızı ve tüm gençlerimizi sandığa çağırıyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Ata İttifakı’nın adayı Sinan Oğan’ın seçimlerin ikinci turunda Erdoğan’ı destekleyeceğini açıklamasının ardından sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı.

Kılıçdaroğlu, paylaşımında, “Kimin bu güzel vatandan kimin bu güzel vatanı satandan yana olduğu belli” ifadelerini kullandı.

Paylaşımında, “Biz bu ülkeyi terörden ve mültecilerden kurtarmaya geliyoruz” diye yazan Kılıçdaroğlu, seçimin bir referandum olduğuna yönelik söylemini tekrarladı:

“Artık kimse kimseyi kandıramayacak. Sandığa gelmeyen 8 milyon vatandaşımızı ve tüm gençlerimizi sandığa çağırıyorum.”

“Oğan’ın açıklaması sadece kendi politik tercihidir”

Öte yandan, Oğan’ın Erdoğan’ı destekleyeceğini açıklamasının ardından, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, bu kararın kendi partisini temsil etmediğini belirtti.

Özdağ, sosyal medya hesabı üzerinden “Sayın Sinan Oğan’ın açıklaması sadece kendi politik tercihidir. Bu açıklama Zafer Partisi’ni temsil etmemekte ve bağlamamaktadır. Zafer Partisi adına açıklama yarın saat 11.00’de benim tarafımdan yapılacaktır” şeklinde bir paylaşım yaptı.

Sinan Oğan’ın destek açıklaması

Sinan Oğan, seçimin ikinci turunda Erdoğan’ı destekleyeceğini açıkladı.

Oğan’ın konuşmasında “terörle mücadele” ve “sığınmacıların ülkelerine gönderilmesi” önemli bir yer kapladı. Oğan, kararı Atatürkçü ve milliyetçi ilkeler çerçevesinde hiçbir beklenti içerisinde olmadan aldıklarını duyurdu.

Paylaşın

28 Mayıs Seçimi: Adalet Partisi’nden Kılıçdaroğlu’na Destek

ATA İttifakı bileşenlerinden Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz, Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini belirterek, “Keşke Yunan kazansaydı diyenlerin tabutuna omuz verenlere bu ülkeyi teslim etmeyeceğiz” dedi.

Vecdet Öz, açıklamasının devamında, “Bu Atatürk’ün kurmuş olduğu laik cumhuriyet düzeniyle, kurulmaya çalışılan siyasal İslam rejimi arasındaki kavgadır” ifadelerini kullandı. Öz, ittifakın Cumhuriyetçi, Atatürkçü, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçisi bir hareket olduğunu söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ATA İttifakı bileşenlerinden Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz’ü ziyaret etti.

Vecdet Öz, ziyaret sonrası yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tur oylamasında Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı.

“Demokrasinin devam etmesi için, demokrasinin önünün kesilmemesi için bizler kararımızı verdik. Toplantımızın sonunda sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na destek kararı çıktı. Bu karar, oy birliğiyle çıkmıştır” diyen Öz, “Bu ülkede keşke Yunan kazansaydı diyenlerin tabutuna omuz verenlere bu ülkeyi teslim etmeyeceğiz. Bu Atatürk’ün kurmuş olduğu laik cumhuriyet düzeniyle, kurulmaya çalışılan siyasal İslam rejimi arasındaki kavgadır” ifadelerini kullandı.

ATA İttifakı’nın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda görevini yaptığını söyleyen Öz, ittifakın Cumhuriyetçi, Atatürkçü, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçisi bir hareket olduğunu söyledi.

“Amacımız, Türkiye’nin Atatürk çizgisinde cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkarak, Kurutuluş Savaşı’nın yapılma sebeplerine uygun bir nizamın tekrar tesis edilmesiydi. Cumhuriyetin yıpranan değerlerini tekrar tesis etmekti” diyen Öz, “Sonuna kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin payidar kalması için elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu da vatandaşları 28 Mayıs’ta oy kullanmaya davet ederek “Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar, hepimizin malumu. Bir var olma veya yok olma mücadelesi veriyoruz. Türkiye aydınlığa veya karanlığa sürüklenecek. Hepimizin sorumluluğu var. Hepimiz bu sorumluluk içinde hareket etmeliyiz. Türkiye’yi aydınlığa çıkarmalıyız. Kavgadan, çekişmeden, kamplaşmadan ayrılan bir Türkiye, kucaklaşan bir Türkiye, birbirine saygı duyan bir Türkiye… Hepimizin temel hedefi bu. Artık bu bir seçim olmasının ötesinde bu bir referanduma dönüşmüştür” dedi.

Vecdet Öz, sosyal medya hesabından iki gün önce yaptığı açıklamada partisinin Genel İdare Kurulu (GİK) toplantısından Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı çıktığını ancak partinin resmi kararının Kılıçdaroğlu’nun yapacağı ziyaret sonrasında kamuoyuna açıklanacağını belirtmişti.

Vecdet Öz, Sinan Oğan’ın Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklemesinin ardından “Herkes kendine yakışanı yaptı” ifadesinin yer aldığı bir paylaşım yaptı.

Paylaşın

Sinan Oğan’dan “28 Mayıs” Kararı: Erdoğan’ı Destekleyeceğiz

28 Mayıs’ta yapılacak ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili kararını açıklayan Sinan Oğan, “Bu müzakere ve istişareler ve tabandan gelen mesajlar neticesinde seçimlerin ikinci turunda Cumhur İttifakı adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğimizi beyan ediyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bize ilk turda oy veren seçmenlerimizi de ikinci turda Sayın Erdoğan’ı desteklemeye davet ediyorum. Bu kararımızı alırken her türlü istişareyi yaptığımızı, kararımızın ülkemiz ve milletimiz için en doğru karar olacağını inandığımız için bu yönde karar aldığımızın bilinmesinde fayda vardır.”

Sinan Oğan, açıklamasının devamında, “Atatürkçü ve milliyetçi ilkelerimiz çerçevesinde hiçbir kişisel beklenti içerisinde olmadan aldığımız bu kararın yüce Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti devletimize hayırlı olmasını diliyor, sevgili vatandaşlarımı saygılarımla selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

14 Mayıs seçiminde yüzde 5,17 oy alan ATA İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, 28 Mayıs’ta yapılacak ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili kararını açıkladı.

Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğini belirten Oğan’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Plana sadık kaldık, birçok hedefimize ulaştık. İnşallah gelecek yıllarda diğer hedeflerimize de ulaşacağız.

Bu seçimleri toplumun önüne koyduğumuz amaç ve hedefler açısından değerlendirdiğimizde Türk milliyetçiliği ve Atatürkçülüğü ülkenin gündemi haline getirdik.

HDP üzerinden oluşturulan ‘kilit parti’ söylemlerini yıkarak Türk milliyetçilerini kilit konumuna yükselttik.

Türkiye’de güçlü milliyetçi seçmen kitlesinin görülmesine katkı sağladık. İkinci tura kalan adayların bizim söylemlerimize sarılmalarını sağladık.

Bizi dikkate almayan, saymaya gerek görmeyenlerin bizim siyasi hareketimizi saydığını gördük.

PKK, FETÖ ve benzeri gibi her türlü terör örgütleriyle mücadelede tavrımızın siyasetin ana akımında yer bulmasını sağladık.

Anayasa’nın değişmez ilkeleri ve Türklük gibi kavramlarda farkındalık oluşturduk.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, istikrarın temelinde parlamento ve Cumhurbaşkanlığı’nın aynı ittifak yönetiminde olması önem arz etmektedir.

Millet İttifakı ise 20 yıldır iktidarda olan Cumhur İttifakı karşısında yeterli başarıyı gösterememiş, geleceğe dair tarafımızı ikna edecek bir perspektif sunamamış, her şeyden önemlisi parlamento çoğunluğunu sağlayamamış ve istikrar faktörünü ıskalamıştır.

Burada altını öncelikle çizmek istiyorum ki herhangi bir pazarlık, angajman, taahhüt belirtmeksizin, herhangi bir talepte bulunmaksızın ilkelerimizi, savunduğumuz değerleri, kırmızı çizgilerimizi ifade ettik.

Her iki aday ile de bütün konuşma ve görüşmelerimiz devlet adamına yakışır şekilde, karşılıklı nezaket ve saygı çerçevesinde gerçekleşmiştir.

“Hiçbir kişisel beklenti içerisinde olmadık”

Bu müzakere ve istişareler ve tabandan gelen mesajlar neticesinde seçimlerin ikinci turunda Cumhur İttifakı adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğimizi beyan ediyorum.

Bize ilk turda oy veren seçmenlerimizi de ikinci turda Sayın Erdoğan’ı desteklemeye davet ediyorum.

Bu kararımızı alırken her türlü istişareyi yaptığımızı, kararımızın ülkemiz ve milletimiz için en doğru karar olacağını inandığımız için bu yönde karar aldığımızın bilinmesinde fayda vardır.

Atatürkçü ve milliyetçi ilkelerimiz çerçevesinde hiçbir kişisel beklenti içerisinde olmadan aldığımız bu kararın yüce Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti devletimize hayırlı olmasını diliyor, sevgili vatandaşlarımı saygılarımla selamlıyorum.”

Takipçileri Sinan Oğan’ı terk ediyor

Sinan Oğan’ın kararını açıklamasının ardından sosyal medyada tepki oluştu. Oğan’ın twitter takipçileri takibi bırakmaya başladı. Bir saat gibi bir süre içerisinde 10 binden fazla takipçisi Oğan’ı takip etmeyi bıraktı.

Paylaşın