Ekonomide Mehmet Şimşek Dönemi: 4 Günlük Fatura 1 Trilyon TL

CHP Milletvekili Özgür Karabat, Mehmet Şimşek’in 4 günlük faturasının 1 trilyon TL olduğunu vurgulayarak, “Döviz yavaş yavaş serbest bırakıldı. Dolar bir noktaya geldikten sonra büyük ihtimalle faiz silahı çekilecek. Dövizdeki artış durdurulup, sıcak paranın gelmesi sağlanacak. Ancak bu paralar yatırıma dönüşmeyecek. Kısa sürede faizini alıp gidecekler. Plan bu…” dedi.

Haber Merkezi / “203,3 milyar dolar olan kısa vadeli dış borç 3,9 trilyon liradan, 4,9 trilyon liraya çıktı” diyen Karabat, “Yani Türkiye’nin bir yıl içinde ödemesi gereken borcu 1 trilyon TL arttı. 2023 bütçesinin 4,6 trilyon TL olduğunu hatırlarsak tehlikenin ne kadar büyük olduğunu görürüz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, döviz kurundaki büyük sıçramaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karabat’ın sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirme şöyle:

“Rezervleri tüketen, ülkeyi yatırım değil rant üssüne çeviren AKP ekonomide yolun sonuna geldiğini anlayınca her türlü hakaret ettiği Batı’ya yanaşmak için Mehmet Şimşek’i geri getirdi. Peki, Şimşek’in maliyeti ne olacak?

Batı sermayesinin faizden kazanması için harekete geçildi. Hatırlayın, 28 Mayıs’ın ertesinde Avrupa liderleri mültecileri tutacağı için Erdoğan’a minnet dolu tebrik mesajları yağdırıyorlardı. Şimdi de alacakları faiz için avuçlarını ovuşturuyorlar.

Döviz yavaş yavaş serbest bırakıldı. Dolar bir noktaya geldikten sonra büyük ihtimalle faiz silahı çekilecek. Dövizdeki artış durdurulup, sıcak paranın gelmesi sağlanacak. Ancak bu paralar yatırıma dönüşmeyecek. Kısa sürede faizini alıp gidecekler. Plan bu…

Peki, bize faturası ne olacak? Türkiye’nin dış borcu 459 milyar dolar. Doları seçim öncesi zar zor 19 TL’de tuttular. O zamanki borç 8,7 trilyon liraydı, şimdi ise kuru 24 TL’den ele alırsak 11 trilyon TL.

203,3 milyar dolar olan kısa vadeli dış borç 3,9 trilyon liradan, 4,9 trilyon liraya çıktı. Yani Türkiye’nin bir yıl içinde ödemesi gereken borcu 1 trilyon TL arttı. 2023 bütçesinin 4,6 trilyon TL olduğunu hatırlarsak tehlikenin ne kadar büyük olduğunu görürüz.

Büyük bir ihtimalle sert bir faiz artışıyla birlikte kur frenlenecek ve ekonomi soğutulacak. Böylece dövize olan talebin azalması sağlanacak ama diğer taraftan işsizlik de patlayacak.

Kurun önünü açarak aslında TÜİK’in enflasyonunun yalan olduğunu itiraf etmiş oldular. Enflasyona paralel artmayan dolar kuru, döndü dolaştı patlama noktasına geldi. Sonuçta düşük enflasyon verileri ile işçinin, memurun ve emeklinin hakkı çalındı.

AKP’nin beceriksiz politikasının faturasını orta ve alt gelir grubu vatandaşlarımız ödeyecek. Yani ülkenin %80’ine fatura kesildi. Milli gelirin %48’ini elinde bulunduran nüfusun %20’si ise bundan etkilenmeyecek.

Araç saltanatı, bakan yardımcılıkları, ballı koltuklar, sarayın harcamaları, 3-4 yerden alınan maaşlar, AKP teşkilatlarına havadan verilen kadrolar başta olmak üzere adımlar atılması gerekiyordu. Biz bunları yapacaktık. Ama AKP faturayı ilk halka kesiyor. Rantına dokunmuyor.

Bütçe açığı, dış ticaret dengesizliği, ithalata bağımlılık, finansman zorlukları, müteşebbislerin durması, genç nüfusun geleceğe güvensiz bakması gibi onlarca problem dururken Şimşek sadece gündemi oyalar…”

Paylaşın

CHP’den Dikkat Çeken Kanun Teklifi: Emeklilerin Bayram İkramiyeleri 15 Bin TL Olsun

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Kurban Bayramı’nda emekli ikramiyelerinin 15 bin TL olarak ödenmesi için kanun teklifi verdi. Ağbaba, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun seçim sürecinde emekli ikramiyelerine yönelik vaadini de hatırlattı.

Emeklilere bayramlarda ikramiye ödenmesinin ilk kez 2015 yılında Kılıçdaroğlu tarafından gündeme getirildiğini belirten Ağbaba, “Emeklilere ve hak sahiplerine Ramazan ve Kurban bayramlarında bin lira ödenmeye başlanmıştı. Yıllar içinde yapılan cüzi artışlarla da emeklilerimize ödenen emekli ikramiyeleri adeta sembolik bir rakama dönüşmüş, ikramiyeler enflasyon karşısında eriyip pula dönüşmüştür.

Eğer iktidar samimiyse seçim öncesi Genel Başkanımızın vaadi olan, emekli ikramiyelerin bu Kurban Bayramı’nda 15 bin TL ödenmesine ve bundan sonra da ikramiyelerin asgari ücret düzeyine yükseltilmesi teklifimize destek verir” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Malatya Milletvekili Veli Ağbaba; Kurban Bayramı’nda emeklilere 15 bin TL ikramiye verilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na kanun teklifi verdi. ANKA‘nın aktardığına göre, Veli Ağbaba, teklifini şu açıklama ile değerlendirdi:

Genel Başkanımızın seçim öncesi vaadi olan emekli ikramiyelerinin asgari ücret seviyesine yükseltilmesi ve bir önceki bayramda eksik verilen ikramiyenin de verilmesi ile bu bayramda emekli ikramiyelerinin 15 bin TL olarak ödenmesi için kanun teklifimizi Meclis’e sunduk

. AKP Genel Başkanı Erdoğan seçim öncesinde emekli ikramiyelerinin 2 bin TL’ye yükseltildiğini açıklamıştı. Genel Başkanımızın vaadi ise emekli ikramiyelerinin her bayramda asgari ücret kadar ödenmesiydi. Bu bağlamda bir önceki bayramda eksik ödenen 6500 TL bayram ikramiyesine ek olarak Kurban Bayramı’nda da 8506 TL asgari ücret eklenmeli ve bu bayramda emeklilere 15 Bin TL emekli ikramiyesi verilmelidir.

Emeklilerimize bayramlarda ikramiye ödenmesi ilk kez 2015 yılında Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu tarafından gündeme getirilmiş, emeklilere ve hak sahiplerine Ramazan ve Kurban bayramlarında bin lira ödenmeye başlanmıştı.

Yıllar içinde yapılan cüzi artışlarla da emeklilerimize ödenen emekli ikramiyeleri adeta sembolik bir rakama dönüşmüş, ikramiyeler enflasyon karşısında eriyip pula dönüşmüştür. Eğer iktidar samimiyse seçim öncesi Genel Başkanımızın vaadi olan, emekli ikramiyelerin bu Kurban Bayramı’nda 15 bin TL ödenmesine ve bundan sonra da ikramiyelerin asgari ücret düzeyine yükseltilmesi teklifimize destek verir.”

Paylaşın

Depremzedelere Gönderilen Dört Aylık Elektrik Faturaları Meclis’e Taşındı

Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, seçimden sonra depremzedelere gönderilen 4 aylık elektrik faturalarını Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı.

Haber Merkezi / Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Karaca, depremde yıkılan binalarda sayaç okumalarının nasıl yapıldığının açıklanmasını istedi.

Karaca, “Evlerine 4 aylık birikmiş elektrik faturası gönderilen depremzedelerin işsiz, yoksul ve taksitle bile ödeyemeyecek olanlarının borçlarının silinmesi için bir çalışma var mıdır?” diye sordu.

Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, depremin etkilediği 11 ilde büyük oranda yıkımın ortaya çıktığını ve bu illerde “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” ilan edildiğini hatırlattı.

Depremler sonrası yapılan çalışmalarda 6 ilde daha hafif, orta ve ağır hasarlı binalar olduğu tespit edildiğini kaydeden Karaca, on binlerce insanın hayatını kaybederken, yüz binlercesinin yaralandığını ve milyonlarca insanın evsiz kaldığını ifade etti. Milyonlarca yurttaşın yıkılan ya da zarar gören evleri nedeniyle hâlâ çadır ve konteynerlerde yaşam mücadelesi verdiğini belirten Karaca, soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:

“Yaşanan deprem nedeniyle pek çok işyeri çalışamaz duruma gelerek kapanmak zorunda kaldı. Emekçi aileler depremin yıkımının ardından yaşadıkları işsizlik ve yoksulluk nedeniyle bir kez daha yıkıma maruz bırakılıyor. Köylüler yaşadıkları sağlık ve ekonomik sorunlar nedeniyle tarımsal üretime devam edemiyor.

Depremzede yurttaşların büyük bir kısmı yıkık ya da hasarlı evlerinin bahçesine ya da yollara kurduğu çadırlarda kalırken dayanışma duygusuyla evlerden çadırlara çektikleri elektriği bile paylaştı. Hal böyleyken Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun 23 Mart 2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan elektrik faturalarını erteleme kararı dahi gecikmiş ve eksik bir kararken bugün depremzede halkın evlerine 4 aylık elektrik tüketiminin faturaları gönderilmektedir.

Deprem illerinde yaşanan işsizlik ve yoksulluğu da göz önünde bulundurduğumuzda birikmiş elektrik faturasının 6 aya taksitlendirilmesinin çözüm olmayacağı açıktır. Depremin üzerinden 120 gün geçmesine rağmen temiz su ve temel gıda için hala yardım bekleyen halkın hasarlı evinde ya da çadırda kullandığı elektriğin biriken faturalarını ödemesi olanaklı değildir.”

Karaca’nın deprem bölgesindeki elektrik dağıtımı, abonelikler ve yüksek faturalara ilişkin iki bakana yönelttiği sorular şöyle oldu:

“Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” ilan edilen illerde faal veya kullanılabilir durumda olan elektrik abonelerinin kaçı işyeri, kaçı konut abonesidir, tespit edilmiş midir?

Hasarlı binalarda elektrik tüketiminin ölçümlendirilmesi sağlıklı yapılabilmiş midir? Elektrik sayaçlarının deprem nedeniyle hasarlı veya hasarsızlık tespiti yapılmış mıdır?

Bu nedenle afet bölgesindeki illerde sayaç kalibrasyonu kontrolü yapılmış mıdır?

Deprem öncesi ve sonrası kayıp ve kaçak oranları tespit edilmiş midir? Depremzede yurttaşlara gönderilen faturalara bu oranlar yansıtılmakta mıdır?

Depremden zarar gören illerde konut elektrik abonelerinin aktif çalışma durumları, gelir durumları ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilme yeterlilikleri tespit edilmiş midir?

Depremin yaşandığı illerde 6 Şubat 2023’e kadar olan faturalandırılmış ve ödenmemiş elektrik borçları silinirken, deprem sonrası evlerde ve çadırlarda karanlıkta kalmamak ve soğuktan korunmak gibi insani ihtiyaçlar için kullanılan elektrik borçlarının silinmemesinin nedeni nedir?

Evlerine 4 aylık birikmiş elektrik faturası gönderilen depremzedelerin işsiz, yoksul ve taksitle bile ödeyemeyecek olanlarının borçlarının silinmesi için bir çalışma var mıdır?

Afet bölgesinde yer alan dağıtım şirketlerinin 2022 yılında gerçekleşen yıllık kârı nedir ve hangi vergi teşviklerinden yararlanmıştır?

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı deprem raporuna göre özel sektöre ait elektrik dağıtım tesislerinde toplam 7.8 milyar TL (416,7 milyon dolar) olan hasar, depremzede yurttaşlara yüklenen ağır faturalarla mı karşılanmak istenmektedir?

Paylaşın

Guardian Duyurdu: İngiltere, Göçmenleri Durdurması İçin Türkiye’ye Ödeme Yaptı

Birleşik Krallık merkezli The Guardian Gazetesi, Londra yönetiminin düzensiz göçmenlerin geçişini engellemesi için  Türkiye’ye fon verdiği iddia etti. Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye aktarılan ödemenin resmi kalkınma yardımı bütçesinden harcandığı ve İstihbarat Direktörlüğü’ne bağlı Uluslararası Operasyonlar ofisi aracılığıyla ödemenin yapıldığı belirtildi.

Polise yapılan ödemenin dışında, Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı’nın Haziran 2022’de İran sınırında görev yapan emniyet güçlerine 9 araç teslim ettiği bilgisi de haberde yer aldı. Araçlar, Birleşik Krallık Ankara Büyükelçiliği tarafından Van Valiliği’ne resmi törenle verilmişti.

Guardian’a konuşan Uluslararası Operasyonlar biriminden bir kaynak, Türkiye’nin son 2-3 yılda Birleşik Krallık hükümeti için öneminin arttığını ve artık sınır güvenliği için stratejik önem taşıdığını söyledi.

Birleşik Krallık hükümetinin, Türk sınır güçlerine düzensiz göçmenlerin geçişini engellemeleri için 3 milyon sterlin (87 milyon 384 bin lira) fon verdiği iddia edildi.

Guardian’ın bilgi edinme hakkın yasası çerçevesinde elde ettiği resmi belgelere göre, 2019’dan bu yana Londra yönetimininin Türkiye’ye yaptığı ödeme miktarı düzenli olarak artış gösterdi.

2019’da Türk polisi ve sahil güvenlik birimlerinin sınır güvenliği eğitimi için 14 bin sterlin (407 bin lira) ödeyen Birleşik Krallık makamları, 2021-2022’de eğitim ve ekipman desteği için 425 bin sterlinlik (12 milyon 374 bin lira) fon sağladı.

Bu rakamın bu yıl, göçmenlerin geri dönüşü ve entregrasyonu masraflarını da içerek şekilde 3 milyon sterline yükseltildiği ifade edildi.

Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye aktarılan ödemenin resmi kalkınma yardımı bütçesinden harcandığı ve İstihbarat Direktörlüğü’ne bağlı Uluslararası Operasyonlar ofisi aracılığıyla ödemenin yapıldığı belirtildi.

Polise yapılan ödemenin dışında, Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı’nın Haziran 2022’de İran sınırında görev yapan emniyet güçlerine 9 araç teslim ettiği bilgisi de haberde yer aldı. Araçlar, Birleşik Krallık Ankara Büyükelçiliği tarafından Van Valiliği’ne resmi törenle verilmişti.

Guardian’a konuşan Uluslararası Operasyonlar biriminden bir kaynak, Türkiye’nin son 2-3 yılda Birleşik Krallık hükümeti için öneminin arttığını ve artık sınır güvenliği için stratejik önem taşıdığını söyledi.

Kaynak, “Yerel yetkililere uzmanlığımızı sunuyor ve yasadışı göçmenlerle kaçakçıların birlikte hareket ettiğini düşündüğümüz rotaları kanıtlarıyla birlikte gösteriyoruz. Biz onlara, ‘Bu kaçakçıların ve yasadışı göçmenlerin Birleşik Krallık’a gelmek için kullandıkları rota, durdurmak için daha fazlasını yapmamız gerekir” diyoruz. Türk hükümeti de bize, ‘Bunu yapabilmek için şunlara ihtiyacımız var’ diyor. Biz de fonluyoruz” diye konuştu.

Kaynak ayrıca, “Yerel güçlere herhangi bir hedef koyma eğiliminde değiliz ancak onlara, ‘X bölgesinde sınır güvenliğini artırmaya ihtiyacımız var’ dediğimizde Türkiye, ‘Sınırdaki güvenlik güçlerini artırmak için Y’ye ihtiyacımız var’ diye yanıt verebiliyor. Biz de bunu yapmaları için yardımcı oluyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bu hükümet pis işlerini yapması için başkalarını fonluyor”

Göçmen hakları kurumu JCWI’in kampanya direktörü Mary Atkinson konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Türkiye-İran sınırı, Fransa sınırı veya Belçika sınırında, bu hükümet pis işlerini yapmasını için el altından başkalarını fonluyor. Aynı zamanda, buraya ulaşabilen az sayıda kişi için de yabancı düşmanı söyleminin dozunu artırıyor” diye konuştu.

Guardian’ın haberinde geçen yıl Türkiye-İran sınırında 238 bin 448 göçmeninin geri gönderildiği bilgisi paylaşıldı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Türkiye Değişim Partisi’nden CHP’yle Birleşme Kararı

Genel başkanlığını Mustafa Sarıgül’ün yaptığı Türkiye Değişim Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile birleşme kararı aldığını açıkladı. Sarıgül, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bugün TDP için demokrasi adına, özgürlükler adına çok önemli bir gün. Hayatta bazı dönüm noktaları vardır. Yaşamın hangi noktasında nerede olursam olayım siyaset vefadır, mertliktir, omurgası olmaktır” dedi ve ekledi:

İnsan hayatında önemli kararlar alması gereken zamanlar vardır. Devletler ve partiler de böyledir. Olaylar ve gelişmeler partileri bir noktaya getirir. Bir karar vermek zorunda kalırlar ve verdikleri kararla tarihe geçerler. Arkanıza yaslanır ve kurulduğumuzdan bugüne yaşananları gözden geçirin. Hem oy pusulasında hem de Türkiye siyasetinde TDP’ye yer açtık. Çözüm önerilerini ortaya koyduk, şan şöhret peşinde koşmadık. Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilmedik.”

Mustafa Sarıgül, açıklamasının devamında, “Şimdi Türkiye’nin önünde yeni bir dönem var. Seçimler öncesinde ve sonrasında muhalefeti ve adayları dizayn ettiler. Bu yönetime karşı olan dirençleri kırdılar. Ya bu sistemden yana olacağız ya da Kılıçdaroğlu’nun yanında olmaya devam edeceğiz. Bu sistemin devam etmesi halinde devlet bir parti devleti haline gelecek. Meclis göstermelik olacak. Türkiye uygar dünyanın üyesi olmaktan çıkacak” ifadelerini kullandı.

Türkiye Değişim Partisi (TDP) Genel Başkanı ve CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, TDP Parti Meclisi’nin toplantısının ardından açıklama yaptı. TDP’nin CHP’ye katılma kararı aldığını açıklayan Sarıgül, “TDP bugün elini taşın altına koymuştur ve Kılıçdaroğlu’nun yanında olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Sarıgül, partisinin CHP’ye katılmasıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Bugün TDP için demokrasi adına, özgürlükler adına çok önemli bir gün. Hayatta bazı dönüm noktaları vardır. Yaşamın hangi noktasında nerede olursam olayım siyaset vefadır, mertliktir, omurgası olmaktır.

İnsan hayatında önemli kararlar alması gereken zamanlar vardır. Devletler ve partiler de böyledir. Olaylar ve gelişmeler partileri bir noktaya getirir. Bir karar vermek zorunda kalırlar ve verdikleri kararla tarihe geçerler. Arkanıza yaslanır ve kurulduğumuzdan bugüne yaşananları gözden geçirin. Hem oy pusulasında hem de Türkiye siyasetinde TDP’ye yer açtık. Çözüm önerilerini ortaya koyduk, şan şöhret peşinde koşmadık. Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilmedik.

“Ya bu sistemden yana olacağız ya da Kılıçdaroğlu’nun yanında olmaya devam edeceğiz”

14 Mayıs seçim kararı alındı. 7 Nisan’da parti meclisimizi topladık ve aynen şunları söyledik: Sayın Kılıçdaroğlu, devleti rayına oturtur. Sayın Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin yüzde 100’ünü kucaklar. Ve Sayın Kılıçdaroğlu, Türkiye’de herkesin cumhurbaşkanı olur dedik. Seçimlerde Sayın Kılıçdaroğlu’na destek vereceğimizi açıkladık.

Şimdi Türkiye’nin önünde yeni bir dönem var. Seçimler öncesinde ve sonrasında muhalefeti ve adayları dizayn ettiler. Bu yönetime karşı olan dirençleri kırdılar. Ya bu sistemden yana olacağız ya da Kılıçdaroğlu’nun yanında olmaya devam edeceğiz. Bu sistemin devam etmesi halinde devlet bir parti devleti haline gelecek. Meclis göstermelik olacak. Türkiye uygar dünyanın üyesi olmaktan çıkacak.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Sahada Daha Aktif Olacağız

Kurultay’a giden CHP’de Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerine, “Sahada daha görünür ve aktif olacağız. Fil dişi kulelerde kalan bir anlayış olmayacak” dediği öğrenildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetiminde yaşanan değişimin “yerel seçimlerdeki aday belirleme sürecine de yansıyabileceği; daha fazla genç ve kadın adayların olabileceği” kaydedildi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önceki gün partisinin genel merkezinde seçim sonrası yenilediği merkez yönetim kuruluyla (MYK) ilk toplantısını yaptı.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre yeni MYK’de parti meclisinin aldığı kurultay kararı da takvimlendirildi.

Buna göre temmuzda başlayacak kongre süreçlerinin ekimde tamamlanması ve sonrasında da parti meclisinin toplanarak kurultay için bir gün belirlemesi bekleniyor. Kılıçdaroğlu’nun da yapılacak kurultayda tekrar aday olacağı söyleniyor. Kılıçdaroğlu’nun yeni MYK üyelerine, “Sahada daha görünür ve aktif olacağız. Fil dişi kulelerde kalan bir anlayış olmayacak” dediği öğrenildi.

CHP kurmayları, “Tüzüğü daha demokratik bir hale getireceğiz. Siyasi katılımı artıracağız. Kadınları, gençleri, engellileri siyasette daha aktif kılmak için ne yapabileceğimize bakacağız. Sonrasında tüzükle ilgili ekim gibi yapacağımız kurultayımızda bir komisyon oluşacak. Bu yapılacak çalışmaları ele alacaklar. Sıfırdan bir tüzük hazırlamayacağız ama mevcut tüzük içerisinde kimi değişikliklerin yapılması öngörülüyor” dedi.

Ayrıca, CHP yönetiminde yaşanan bu değişimin “yerel seçimlerdeki aday belirleme sürecine de yansıyabileceği; daha fazla genç ve kadın adayların olabileceği” kaydedildi.

Öte yandan seçim yenilgisinin ardından, değişim sesleri de yükselmeye devam ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP için değişim mesajını yineledi ve “Değişimin sadece bir kurul, heyet değişimiyle olmayacağını hepimiz biliriz” dedi. Tokat’ta CHP Erbaa İlçe Başkanı Hayri Kocaoğlu, genel merkezde değişimin kaçınılmaz olduğunu belirterek istifa etti.

CHP İstanbul Milletvekili Engin Altay, partisinin ciddi bir iç muhasebe yapması gerektiğini söyledi. Altay “Bu seçime ‘başarı’ diyenin aklından şüphe ederim” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Mehmet Şimşek’ten İngilizce Paylaşım; Öngörülebilirlik Vurgusu

“Tam yetkili Hazine ve Maliye Bakanı” olarak göreve getirilen Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Bize daha kalkınan ve dirençli bir Türkiye yaratmak için yol gösteren prensiplerimiz, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve öngörülebilirlik olacak” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “İç ve dış zorlukları aşmaya çalışırken, öngörülebilirliğimizi artırabilmek için kural temelli politika yapımına bağlılığımızın güvencesini veriyoruz.”

Şimşek, açıklamasının devamında, Kolay çözümler ya da hızlı sonuç verecek yöntemler bunun için bulunmuyor. Ama bizim tecrübemiz, bilgimiz ve görevimize bağlılığımız potansiyel zorlukları aşmamıza yardım edecektir. Önceliğimiz ekibimizi güçlendirmek ve güvenilir bir program dizayn etmektir.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yeni kabinede Hazine ve Maliye Bakanı olarak görev verilen Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından İngilizce paylaşım yaptı.

Şimşek şunları yazdı:

“Hazine ve Maliye Bakanı olmanın onur ve şerefini yaşadım. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a halkımıza hizmet etme sorumluluğunu bu kapasitede teslim ettiği için minnettarım.

Bize daha kalkınan ve dirençli bir Türkiye yaratmak için yol gösteren prensiplerimiz, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve öngörülebilirlik olacak.

İç ve dış zorlukları aşmaya çalışırken, öngörülebilirliğimizi artırabilmek için kural temelli politika yapımına bağlılığımızın güvencesini veriyoruz.

Kolay çözümler ya da hızlı sonuç verecek yöntemler bunun için bulunmuyor. Ama bizim tecrübemiz, bilgimiz ve görevimize bağlılığımız potansiyel zorlukları aşmamıza yardım edecektir.

Önceliğimiz ekibimizi güçlendirmek ve güvenilir bir program dizayn etmektir.”

Öte yandan haftanın üçüncü işlem gününe hızlı başlayan döviz kurları, Türk Lirası karşısında yaklaşık yüzde 7 değer kazandı. Dolar, 23 TL’yi aştı; Euro ise, 25 TL’ye yaklaştı. Gram altında ise 1445 lira ile rekor kırıldı.

Dolar/Türk Lirası, dün Türkiye piyasalarının kapanış saatinde 21,50 lira seviyesinde hareket ederken, yeni güne rekorla başladı. Kur, sonrasında da yukarı yönlü hareketine devam etti ve tüm zamanların en yüksek seviyesini 23,2260 TL’ye taşıdı. Dolar, saat 10.26 itibarıyla yüzde 6,43 oranında artışla 22,9415 liradan işlem gördü.

Euro da tarihinde ilk kez 24 liranın üzerini görerek, rekor seviyesini 24,8670 liraya kadar yükseltti. Euro, şu dakikalarda yüzde 6,67 oranında kazançla 24,6405 liradan hareket ediyor.

Altının gram fiyatı, ons altındaki yatay seyre rağmen, Dolar/TL’deki hızlı yükselişin desteğiyle tüm zamanların en yüksek seviyesini 1445,93 liraya taşıdı.

Ons altının ve Dolar/TL’nin fiyatına göre hesaplanan gram altın, saat 09.12 itibarıyla yüzde 5,71 oranında primle 1439 TL’de alıcı buluyor. Altının ons fiyatı ise, şu sıralarda yüzde 0,02 oranında düşüşle 1963 dolarda işlem görüyor.

Döviz kurundaki bu artış ülkenin birinci gündem maddesi haline gelirken, henüz Merkez Bankası ve Ekonomi Bakanlığı’ndan herhangi bir açıklama yapılmadı.

Paylaşın

RTÜK’ten TELE 1, Flash TV, Halk TV Ve FOX TV’ye Ceza

RTÜK, Halk TV, Tele 1, Flash TV ve FOX TV’ye idari para cezası uyguladı. FOX TV’ye seçim yayınında gazeteci Çiğdem Toker’in “demokrasi sandıktan ibaret değildir” sözleri nedeniyle yüzde 5 idari para cezası veridi.

İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah programında Ümit Özdağ’ın “Seçim sonucuna hukuken saygım var, politik olarak yok” sözleri nedeniyle toplumu kin ve düşmanlığa tahrik savıyla Halk TV’ye yüzde 5 para cezası verildi.

Prof. Dr. Emre Kongar ile Merdan Yanardağ’ın 18 Dakika programında, oy pusulalarına ilişkin iddiaları nedeniyle TELE 1’e yüzde 3 ceza verildi.

DP İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt’un Sinan Oğan’ın Cumhur İttifakına katılmasını eleştirmesi nedeniyle de Flash Haber’e Oğan’ın “küçük düşüldüğü” gerekçesiyle yüzde 3 para cezası verildi.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), seçimlerin ardından yaptığı ilk toplantıda FOX TV ve Halk TV’ye üst sınırdan idari para cezası kesti.

FOX TV’ye, seçim gecesi yayınında program konuğu Çiğdem Toker’in “…aslında şu an bir hukuk devletinin normlarını, standartlarını taşımıyor bu ülke. Dolayısıyla serbest seçimlerle bir siyasal iktidar el değiştirebilir mi sorusu artık kritik bir soru haline gelmiştir. Bence bu bağlamda demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir.” sözleri nedeniyle üst sınır olan yüzde 3 tutarında para cezası verdi.

Halk TV’ye de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu “Yeni Bir Sabah” programına konuk olan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın “…seçimin sonucuna politik olarak saygım yok, olmayacak da. Çünkü yanlış bir tercih kullanıldı.” sözleri nedeniyle üst sınırdan idari para cezası uyguladı.

Üst Kurul, TELE 1’deki “18 Dakika” programında Merdan Yanardağ’ın oy pusulaları hakkındaki iddiaları nedeniyle de kanala idari para cezası yaptırımı uyguladı.

Kanaldaki başka bir seçim yayınında Yanardağ’ın “Şimdi ben bu sonuçların meşruiyetinin son derece tartışmalı olduğunu düşünüyorum.” sözleri ve usulsüz tele-alışveriş yayınlarından dolayı da müeyyide kararı alındı.

RTÜK, Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt’un Sinan Oğan’a ilişkin sözleri nedeniyle idari para cezası verdiği Flash Haber’e, yurt dışında yaşayan ve hakkında yakalama kararı bulunan Erk Acarer’in yayın konuğu yapılması ve Acarer’in iddiaları dolayısıyla da ceza uyguladı.

“Elbette sis bulutu dağılır”

RTÜK’ün CHP üyesi İlhan Taşçı, Tuncay Keser ile birlikte cezalara karşı oy kullandıklarını belirterek “Seçim sonrası RTÜK, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkına karşı her türlü engellemeye hızla girişti. Elbette bu sis bulutu dağılır, özgürlükler hak ettiği değere, halk da gerçekleri duymaya kavuşur” dedi.

“Fırsatçılık”

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ise “Özellikle siyasi kişiliklerin son seçimlerin ‘demokratikliği’ne dair güvensizliğine işaret eden konuşmalarından TV’lere orantısız ağır ceza verilmesini, siyasette ve medyada kutuplaştırıcı dil samimi olarak bitirilmedikçe, fırsatçılık olarak görüyoruz” şeklinde bir açıklama yaptı.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu: Mühim Olan Değişim

28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nden sonra dile getirdiği  “değişim” talebini yineleyen İBB Başkanı İmamoğlu, “Şunun altını çizelim ne yazık ki 9 yılda 3 kez üst üste seçim kaybettik, Cumhurbaşkanı seçimi kaybettik. Bu seçimden sonra da aynı şeyleri yapıp yol yürüme gafletine kapılamayız. CHP, Cumhuriyet tarihinin en önemli siyasi partisidir” dedi ve ekledi:

“Değişim meselesi önemli, geçtiğimiz hafta yaptığım açıklamada çok net olarak güçlü bir değişimden bahsetmiştim. Topyekun bir anlayış değişimini, köklü, detaylı bir değişimi içeren kavramlar ifade etmiştim. Ben aynı yerden devam ediyorum. Hala en güçlü şekilde bu değişimi talep eder durumdayım.”

İmamoğlu sözlerine, “Değişimin sadece bir kurul, heyet değişimiyle olmayacağını hepimiz biliriz. Değişim ihtiyacını ben tariflemiyorum… Bu ihtiyacı toplum tarifiliyor, insanlar istiyor, kulağını buna tıkayarak yol yürümek olmaz. Toplumun her kesimini dinlemememiz ve anlamamız şart.” şeklinde devam etti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazetecilere açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

“Bir muhasebe, bir özeleştiri gerekir. Bunun yapılması gereken hassas alanlar vardır. Şunun altını çizelim… Dokuz yılda üst üste üç kez Cumhurbaşkanlığı seçimi kaybettik. Bu seçimlerden sonra da aynı şeyleri yapıp yol yürüme gafletine kapılamayız. CHP, Türkiye’nin en önemli siyasi partisidir.

CHP, irtifa kaybedecek bir parti asla olamaz. O bakımdan en üst seviyeden bu sürecin irdelenmesi şart. Genel merkezinden en ücra köşedeki örgütüne kadar bu muhasebe şart.

Toplumun beklentisini hep önde tutan bir süreci yaşadım, buna devam edeceğim. Her zaman ülkemiz ve milletimiz her şeyin önünde durmuştur. Siyasi partiler amaç değil hizmet aracı olduğunu defalarca dile getirdim, bu felsefeyi temsil ettim.

Değişim meselesi önemli. Çok önemli bir kavram. Geçen hafta aslında çok net olarak güçlü olarak değişimden bahsettim. Topyekun bir değişim, detaylı, köklü bir değişim içeren kavramlar ifade ettim. Aynı yerden devam ediyorum. Değişim anlayışını en güçlü şekilde talep eder durumdayım.

Değişimin sadece bir kurul veya heyet değişimiyle olmayacağını hepimiz biliriz. Değişim ihtiyacını ben tariflemiyorum, insanlar bunu istiyor. Kulağını buna tıkayarak yol yürümek olmaz. Herke kesimin ne istediğini anlamamız şart.

Genç nüfusun ne istediğini görmeden siyaset olmaz. Bunları görmek zorundayız. O gün ne ifade ettiysem, aynı duruşta devam ediyorum. Demokrasi de bunun için var. Demokrasi değişimi tarifler. Mesele sadece bir makam ve kurul meselesi değil.

Kılıçdaroğlu’na ne söyledi?

(Kılıçdaroğlu’yla görüşmesinde “Değişim sürecine liderlik etmekte ben gönüllüyüm” dedi mi) Ben elbette ki tüm duygu ve düşüncelerimi geniş kapsamlı olarak paylaştım. İdeallerim uğrunda görev almaktan asla çekinmem, asla çekinmedim. Demokrasinin bir neferi olarak, her kavrama dönük mücadeleyi en üst seviyede vermenin bir neferi olmaya devam edeceğim. Aynı yoldayım, takip edeceğim süreci.

(Basında “Baba – oğul kavgası başladı” başlıkları) Çok detay var, bunlar benim hayatımda çok yer işgal etmiyor. Siyasi yasak ne olacak… İBB ne olacak… Bunların hepsi cevapları verilmesi gereken sorular, kervan yolda dizilir ve çözülüp karara bağlanır. Mühim olan değişim.”

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Seçim Yorumu: Başarılı Hırsız

Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplatışındaki seçim sonuçlarını ve son gelişmeleri değerlendiren SP Lideri Karamollaoğlu, “Başarı elde etmek önemlidir fakat bu başarıyı elde ederken hangi saiklerle hareket ettiğiniz, hangi değerleri referans aldığınız da en az başarının kendisi kadar kıymetli ve önemlidir. Bazen yalancının mumu yatsıda sönmez, bazen günlerce yanmaya devam eder. Ancak bu, yalancının başarılı olduğuna işaret etmez” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bazen hırsızlık yapan birisi ömrünün sonuna kadar yakalanmayabilir. Yine bu durum, o hırsızın başarılı bir insan olduğuna değil olsa olsa “başarılı bir hırsız” olduğuna işaret eder. O nedenle bizler, ahlaki ve manevi değerlerimizi hiçe sayarak elde edilen hiçbir başarıya talip olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Bizim inancımızda ve siyaset anlayışımızda ne olursa olsun, ne yapıp edip biz kazanalım mantığına yer yoktur, asla da olamaz.”

Karamollaoğlu, açıklamasının devamında, “Yalan söyleyerek, iftira atarak, algı ve manipülasyona başvurarak seçim kazanmayı da, devletin tüm imkanlarını kendi çıkarlarımız doğrultusunda kullanarak iktidarda kalmayı da bizler kendimize yakıştıramayız; bu yanlışlara düşmemek için de her daim Cenâb-ı Hakk’a sığınırız” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplatışındaki seçim sonuçlarını ve son gelişmeleri değerlendirdi. Karamollaoğlu, açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Bizler de teşkilatımızla, kadrolarımızla bu sorular üzerine ayrıntılı ve titiz bir şekilde eğiliyoruz. Ancak belki de son 40-50 senenin ‘en anormal’ propaganda sürecini yaşadığımız gerçeğini ıskalamamak gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Haklı eleştirilerin başımızın üzerinde yeri vardır ve bunlardan istifade de ediyoruz.

Ayrıca insanımızın değişim beklentisinin gerçekleşmemesinin üzerine yaşadığı kırgınlıkları, kızgınlıkları ve küskünlükleri de anlayışla karşılıyoruz. Ancak her zaman olduğu gibi, yine iktidarın kulaklarına fısıldadıklarını tekrarlayanlara ve trollerin piyasaya sürdüğü cümleleri dile getirenlere de takılıp kalmıyoruz.

21 yıllık bir iktidara, medya gücüne, algı ve manipülasyon rüzgarlarına karşı kürek çekmek kolay değil. Tüm zorluklara rağmen, hem Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Kılıçdaroğlu, hem Millet İttifakının liderleri ve teşkilatları samimiyetle ve gayretle çalışmışlardır. Elbette eksikliklerimiz vardır, hatalarımız da olmuştur; bunlar da ayrıca gözden geçirilir ve geçiriliyor. Ancak tüm bu süreci ‘seçimi kazanan haklıdır’ anlayışına indirgemek büyük bir haksızlık olur.

Başarı elde etmek önemlidir fakat bu başarıyı elde ederken hangi saiklerle hareket ettiğiniz, hangi değerleri referans aldığınız da en az başarının kendisi kadar kıymetli ve önemlidir. Bazen yalancının mumu yatsıda sönmez, bazen günlerce yanmaya devam eder. Ancak bu, yalancının başarılı olduğuna işaret etmez.

Bazen hırsızlık yapan birisi ömrünün sonuna kadar yakalanmayabilir. Yine bu durum, o hırsızın başarılı bir insan olduğuna değil olsa olsa “başarılı bir hırsız” olduğuna işaret eder. O nedenle bizler, ahlaki ve manevi değerlerimizi hiçe sayarak elde edilen hiçbir başarıya talip olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Bizim inancımızda ve siyaset anlayışımızda ne olursa olsun, ne yapıp edip biz kazanalım mantığına yer yoktur, asla da olamaz.

Yalan söyleyerek, iftira atarak, algı ve manipülasyona başvurarak seçim kazanmayı da, devletin tüm imkanlarını kendi çıkarlarımız doğrultusunda kullanarak iktidarda kalmayı da bizler kendimize yakıştıramayız; bu yanlışlara düşmemek için de her daim Cenâb-ı Hakk’a sığınırız.

Bunları mazeret üretmek için asla söylemiyorum” diyen Karamollaoğlu, “Tüm bunları yaşadığımız süreçte neler yaşandı unutulmasın diye not düşmek adına söylüyorum. Esas kaybedenler kimlerdir biliyor musunuz? Ahlaki değerlerini ve morallerini kaybedenlerdir.

Evet, seçim bitti; ancak Sayın Erdoğan’a oy veren yüz binlerce emekli de Sayın Kılıçdaroğlu’na oy veren asgari ücretli yüz binlerce ailemiz de bugün hâlâ açlık sınırının altında bir ücretle geçinmeye çalışıyor. O halde kazanan kim, kaybedenler kimler?

TÜİK’in müthiş bir matematik formülüyle %0.04 olarak açıkladığı enflasyon rakamları, sadece bize oy veren vatandaşlarımızın değil, iktidar blokuna ve Sayın Erdoğan’a oy veren vatandaşlarımızın da alın terinin gasp edilmesine vesile edilecek. Öyleyse, ‘kazananı olmayan’ bu kısır döngüden, ‘kaybedeni 85 milyon olan’ bu yersiz tartışmalardan bir an evvel çıkmamız, kurtulmamız gerekiyor.

Hiç kimsenin 9 ay sonra yapılacak olan Yerel Seçimlere odaklanarak, bugünü ıskalama lüksü yoktur. Saadet Partisi olarak bizler, bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da bu hatırlatmaları, uyarıları yapmaya devam edeceğiz. Biz doğru muhalefet yapmanın gereğini harfiyen yerine getirecek ve iktidarı doğru işler yapması adına ikaz etmeye devam edeceğiz.

Ülke olarak tarihi bir dönemeçteyiz. Böylesi kritik bir dönemde Türkiye’nin ‘kozmetik tedbirlere’ değil köklü değişikliklere ihtiyacı vardır. Aksi takdirde; ‘Ahmet gitmiş, Mehmet gelmiş’ hiçbir kıymeti yoktur. Gerçek manada bir vizyon ve üslup değişikliği olmadığı sürece; isim değişiklikleriyle, sadece ‘Ali’nin külahını Veli’ye giydirmekle’ gidişat maalesef değişmeyecek, belki de ‘kötüden betere’ olacaktır” diye konuştu.”

Paylaşın