YSP’li Beştaş’tan İstanbul, Ankara Ve İzmir Açıklaması: Aday Çıkarabiliriz

2024 yılında yapılacak yerel seçimlere ilişkin açıklama yapan YSP’li Meral Danış Beştaş, HDP’nin üç büyükşehirde (Ankara, İzmir ve İstanbul) aday çıkarabileceğini söyledi.

Seçim sürecinde Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP ile bir araya gelmemesine yönelik eleştiride bulunan Beştaş, “Masada olmamamıza rağmen Kılıçdaroğlu‘na oy verelim dedik. Ancak yüzde 1’lik partilere bakanlık verirken, partimize karşı uzak durdu.

Bu durum halkımızda ciddi tepkiye yol açtı. Vatandaş bizi eleştiriyor. Kürt illerinde Kılıçdaroğlu rekor oy aldı. Biz olmasak Kılıçdaroğlu bölge illerinde o şekilde karşılanır mıydı? Bunlara karşı bir hakkı teslim etmek lazım” dedi.

TİP hakkında da konuşan Beştaş, “Aynı eleştiriyi TİP’e de yöneltiyoruz. Erkan Baş ‘Biz Kürtlerlerle yan yana durmazsak daha fazla oy alırdık’ diyor. Bir nevi Kürtlere veba muamelesi yapılıyor.

Bu tavrı doğru bulmuyoruz. Şu an Emek ve Demokrasi Bloğu bileşenlerinin toplantıları sürüyor. Toplantı sonrası herkes kendi partisi açısından değerlendirmelerini yapacak” ifadelerini kullandı.

Yeşil Sol Parti (YSP) Erzurum Milletvekili ve Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, seçim sürecine ve 2024 yılında yapılacak yerel seçimlere ilişkin açıklamalarda bulundu.

Halk TV’de Sansürsüz adlı programına katılan Beştaş seçim sürecinde Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP ile bir araya gelmemesine yönelik eleştiride bulundu.

Beştaş, “Masada olmamamıza rağmen Kılıçdaroğlu‘na oy verelim dedik. Ancak yüzde 1’lik partilere bakanlık verirken, partimize karşı uzak durdu. Bu durum halkımızda ciddi tepkiye yol açtı. Vatandaş bizi eleştiriyor. Kürt illerinde Kılıçdaroğlu rekor oy aldı. Biz olmasak Kılıçdaroğlu bölge illerinde o şekilde karşılanır mıydı? Bunlara karşı bir hakkı teslim etmek lazım” dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) hakkında da konuşan Beştaş, “Aynı eleştiriyi TİP’e de yöneltiyoruz. Erkan Baş ‘Biz Kürtlerlerle yan yana durmazsak daha fazla oy alırdık’ diyor. Bir nevi Kürtlere veba muamelesi yapılıyor. Bu tavrı doğru bulmuyoruz. Şu an Emek ve Demokrasi Bloğu bileşenlerinin toplantıları sürüyor. Toplantı sonrası herkes kendi partisi açısından değerlendirmelerini yapacak” ifadelerini kullandı.

“Aday çıkarabiliriz”

Beştaş, HDP’nin üç büyükşehirde (Ankara, İzmir ve İstanbul) aday çıkarıp çıkarmayacağı sorusuna da şu yanıtı verdi: Tabii ki çıkarabilir. Bu en doğal hakkımız. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarmadığımız için muazzam bir eleştiri var.

Paylaşın

CHP’li Özgür Özel’den Değişim Çıkışı: Cesaretli, Kararlı Ve Vefalı Olmalı

Seçimlerin ardından CHP’de hareketlilik devam ediyor… Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı Özgür Özel, “Değişim cesaretli, kararlı ve vefalı olmalı. Kemal Kılıçdaroğlu incitilmemeli” dedi.

Özgür Özel, “Hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Hiçbir şey olmamış gibi davranırsak seçmen hepimizi siler atar. Hepimizin birbirimizle hukuku, birbirimize borcu var. Ancak en büyük borç vatana olan borç” ifadelerini kullandı.

14 Mayıs’ta yapılan cumhurbaşkanı seçiminde adayların salt çoğunluğu alamaması nedeniyle Türkiye, yeni cumhurbaşkanını belirlemek için 28 Mayıs’ta tekrar sandık başına gitti.

Türk siyasi tarihinde ilk kez yaşanan cumhurbaşkanı seçimi ikinci turunda Cumhurbaşkanı adayları Recep Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu, 60 milyonu aşkın seçmenin oyunu almak için yarıştı.

Resmi sonuçlara göre Cumhur İttifakı adayı Erdoğan, Türkiye’nin 13. cumhurbaşkanı seçildi.

Erdoğan’ın seçimi kazanmasının ardından eleştiri oklarının bir bölümü muhalefete ve Kemal Kılıçdaroğlu’na çevrildi. Özellikle İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun başlattığı ‘değişim’ çağrısı, muhalefet kanadında yeni bir tartışma başlattı.

İmamoğlu, son olarak “CHP Genel Başkanlığı’na aday mısınız?” sorusuna, “Benim aday olduğum tek şey var; ülkemizde aynen İstanbul’da olduğu gibi büyük bir değişim” yanıtını vermişti.

Son değişim çağrısı da Özgür Özel’den

CHP’deki ‘değişim’ çağrıları sürerken; benzer bir çıkış da CHP Grup Başkanı Özgür Özel’den geldi.

Halk TV’den İsmail Küçükkaya’ya konuşan Özel, “Değişim cesaretli, kararlı ve vefalı olmalı. Kemal Kılıçdaroğlu incitilmemeli” dedi.

Küçükkaya’nın aktardığına göre Özel, “Hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Hiçbir şey olmamış gibi davranırsak seçmen hepimizi siler atar. Hepimizin birbirimizle hukuku, birbirimize borcu var. Ancak en büyük borç vatana olan borç” dedi.

Özel’in “Üzerime düşen sorumluluğu yapmaya hazırım” dediğini aktaran Küçükkaya, Özel ile olan diyaloğunu” ‘Genel Başkanlık da dahil mi?’ dedim, ‘Genel Başkanlık da dahil’ dedi” sözleriyle anlattı.

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Depremi: ‘Partisiz Muhalefet’ Saflarına Katıldım

Partisinden istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyuran İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ahat Andican, “Ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada İYİ Parti Yönetimi ile siyasal ve yapısal açıdan uyumlu bir çalışma yürütme imkanı kalmamış durumdadır” dedi.

Haber Merkezi / Ahat Andican, “‘Partisiz muhalefet’ saflarına katılmış bulunuyorum. Bugünden sonra sade bir vatandaş olarak bulabildiğim her mecrada yukarıda tanımladığım zihniyete karşı mücadeleyi sürdüreceğim” ifadelerini kullandı.

Seçimlerin ardından İYİ Parti’de yaşanan hareketlilik devam ediyor… İYİ Parti 27. dönem İzmir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Aytun Çıray’ın ardından; İYİ Parti’nin kurucularından ve İstanbul Milletvekili Ahat Andican da partisinden istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyurdu.

İYİ Parti’ye gerektiği şekilde hizmet ettiğine inandığını, bu konudaki takdirin millette olduğunu ifade eden Andican, “Ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada İYİ Parti Yönetimi ile siyasal ve yapısal açıdan uyumlu bir çalışma yürütme imkanı kalmamış durumdadır” dedi.

Sosyal medyadan yaptığı açıklamada iktidarı da eleştiren Andican, “Oy için devletin tüm kurum ve kaynaklarını insafsızca kullanmaktan, din suistimali yapmaktan, vatandaşlık satmaktan, cumhuriyet düşmanlarını meclise taşımaktan, yalan sloganlar ve montaj videolarla halkı aldatmaktan çekinmeyen bu zihniyet küçük bir farkla da olsa seçimleri kazanmıştır ve iktidarını sürdürmektedir. Dolayısıyla mücadele devam etmelidir” ifadelerini kullandı.

“Partisiz Muhalefet” saflarına katıldığını belirten Andican, “Bugünden sonra sade bir vatandaş olarak bulabildiğim her mecrada yukarıda tanımladığım zihniyete karşı mücadeleyi sürdüreceğim” dedi.

İYİ Parti 27. dönem İzmir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Aytun Çıray da, geçen hafta partisinden istifa ettiğini duyurmuştu. Çıray, “Kurucu Genel Sekreteri olarak yola çıktığım ve birçok görevde bulunduğum İYİ Parti’den istifa ediyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Abdul Ahat Andican kimdir?

Özbekistanlı göçmen bir ailenin çocuğu olarak 1951 yılında Afganistan’ın Kunduz şehrinde dünyaya geldi. Babasının adı Hacı Yoldaş, annesinin adı Bibi Hacire’dir. Ailesiyle birlikte 1953 yılında Türkiye’ye göç etti ve ailesi Akşehir’e yerleşti.

İlk ve orta öğrenimini Akşehir’de tamamladıktan sonra 1968 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne girdi ve 1974 yılında doktor oldu. Askerlik görevini bitirdikten sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’na asistan olarak girdi. 1980 yılında Genel Cerrahi Uzmanı, 1984 yılında Doçent ve 1991 yılında profesör olarak akademik kariyerini sürdürdü.

Aynı Fakültede Genel Cerrahi Uzmanlığı yaptı. 1984 yılında Ahat Andican ve arkadaşlarının çalışmalarıyla ile 12 Eylül darbesi sonrasında kapatılan Türkistanlılar Kültür ve Sosyal Yardım Derneği yeniden kuruldu, dernek başkanlığına Ahat Andican seçildi. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanlığı ve Öğretim Üyeliği yaptı. 2003-2016 yılları arasında Okan Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyeliği yaptı.

20. ve 21. dönemde Anavatan Partisi’nden İstanbul milletvekili seçildi. 55. Hükûmet’te Devlet Bakanlığı ve Hükûmet Sözcülüğü yaptı. Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde MHP’den İstanbul 2. bölge milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. İYİ Parti’ye katıldı. 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan genel seçimlerde İstanbul milletvekili seçildi.

8 Temmuz 2018 tarihinde TBMM İYİ Parti Grup Başkanı seçildi ve 8 Kasım 2018 tarihinde grup başkanlığı görevinden istifa etti. 14 Mayıs 2023 seçimlerinde İYİ Parti’den İstanbul Milletvekili olarak TBMM’ye girdi. İstanbul Başakşehir’de adını taşıyan bir ortaokul bulunmaktadır. Abdul Ahat Andican, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Paylaşın

“Erdoğan, 2 Hamle İle AK Parti’de Çok Ciddi Tasfiye Yaptı” İddiası

Gazeteci Sedat Bozkurt; Süleyman Soylu, Hulusi Akar ve Binali Yıldırım’ın, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tasfiye edildiğini öne sürdü:

Hakan Fidan ve İbrahim Kalın ile ABD’ye önemli mesaj verildiğini iddia eden Bozkurt, “Erdoğan deneme yanılma yöntemiyle bir kez daha kendisine diplomatik hat belirledi. Atandığı bakanlarla batıya yönelme niyetini ortaya koyuyor. Sadece Şimşek ile batının finans çevrelerine mesaj yok, Fidan ve İbrahim Kalın ile bizzat ABD’ye çok çok önemli mesaj var ve bu alınmış gözüküyor.” ifadelerini kullandı.

Gazeteci Sedat Bozkurt’un Kısa Dalga’da yayımlanan “Erdoğan’ın ‘İnce’ siyaseti” başlıklı yazısında öne çıkanlar şöyle:

“Tartışma hep özneleri yeni bakan olan isimler üzerinden yürüdü. Ama bu yeni kurgunun bir de arka planı bulunduğunu unutmayın. Erdoğan 2 hamle ile partisinde çok ciddi bir tasfiye yaptı. Bunu çok ince yaptığını söylemek lazım. Aralarında sıkıntı olduğu bilinen Süleyman Soylu ile Hulusi Akar’ı bakanlıktan uzaklaştırmak için bakanların ikisi hariç hepsini TBMM’ye taşıdı ve orada bıraktı. Turizm ve sağlık bakanlarına da aday olmayacakları, siyaseti bırakmayı düşündüklerine ilişkin açıklama bizzat Erdoğan tarafından yaptırıldı. Çünkü onlarla çalışmak istiyordu. Mevlüt Çavuşoğlu ile de çalışmak istiyordu ama bu nedenle istisna yaratmamalıydı. Hakan Fidan’a da makam bulması lazımdı. Muhtemelen Çavuşoğlu Antalya’dan belediye başkan adayı olacak.

Bu yönteme muhatap olan Soylu da Akar da hayli kızgın. Akar’ın bu kızgın hali devir teslim töreninde de görüntülere yansıdı. Akar kızgınlığını tepki haline getirecek ve TBMM’de hiçbir görevi kabul etmeyecek. TBMM çalışmalarına da çok katılmayı, grup toplantılarına bile gelmeyi düşünmüyor. Çünkü meseleyi anladı, bu tasfiyeydi. Soylu politik profili daha yüksek bir isim. Daha politik davranacaktır. TBMM’de olmasa bile belediye başkan adaylığı beklentisi muhtemelen vardır. Gösterilir mi? Bu biraz muallak ve ihtiyaca bağlı Erdoğan siyasetinin bu gibi kararları.

Hakan Fidan bakan oldu. Başbakan olduğu zaman 15 Temmuz’da yaşadığı sıkıntı nedeniyle onu MİT Müsteşarlığı görevinden almak isteyen Binali Yıldırım parti tüzüğündeki 3 dönem kuralı, kendisinin yoğun talebine karşın esnetilmedi ve aday gösterilmedi, cumhurbaşkanlığı yardımcılığı görevine de getirilmedi beklentisi olmasına karşın. Buna çok bozuldu. Politik hamleleri anlayacak deneyime sahip olduğu için uzun zamandır uygulamada olan tasfiyenin yeni bir aşamasında olduğunu hemen anladı. Onunla birlikte pek çok önemli isim de tasfiye planının içindeydi.

Ortalıkta gözükmediği için tartışmaların merkezinde olan Berat Albayrak da damatlık hukuka karşın tasfiye edilenler listesinde. Önceki bakanlardan Mehmet Muş, Nurettin Nebati ve Fatih Sönmez Albayrak kontenjanından bakandı. Şimdi Albayrak kontenjanından bakan koltuğuna oturan hiç kimse yok. Enerji bakanlığı için Albayrak tarafından bir talep iletildiği ama kabul edilmediğine ilişkin bir bilgi de ortalıkta dolaşıyor. Ve ekonominin direksiyonunda bir dönem yanına Erdoğan’ı da alarak mücadele ederek tasfiye ettiği anlayışın en katı savunucusu oturuyor. Ve şimdi Erdoğan onun yanında.

‘Fidan ve Kalın ile bizzat ABD’ye çok çok önemli mesaj var’

Erdoğan deneme yanılma yöntemiyle bir kez daha kendisine diplomatik hat belirledi. Atandığı bakanlarla batıya yönelme niyetini ortaya koyuyor. Sadece Şimşek ile batının finans çevrelerine mesaj yok, Fidan ve İbrahim Kalın ile bizzat ABD’ye çok çok önemli mesaj var ve bu alınmış gözüküyor.

Seçimler döneminde dillerden düşmeyen ‘yükselen Türk milliyetçiliği’ söylemine karşın bakanların tamamı muhafazakâr. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’i bilmiyoruz. Ziyaret edeceği yazarlar aracılığıyla Hulusi Akar’da olduğu gibi belki bunu öğrenebiliriz.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: Değişim Konusunda Fikrim Net, Kararlıyım

Haliç Su Sporları Merkezi açılışı sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Değişim konusundaki fikrimde net olarak kararlıyım” dedi.

“Asla kişilere bağlı bir düzene değil, kalıcı bir demokrasi düzeninin bu ülkede var olması için, bunun partimizde de var olması yönünde kararlıyım” diyen İmamoğlu, İstanbul’da değişim nasıl çok güzel bir sonuç verdiyse eminim ki siyasetteki bu anlamda değişim, hele muhalefette ve kendi partimden başlayan bu kıvılcımın Türkiye’ye çok iyi geleceğini çok iyi görüyorum” ifadelerini kullandı.

“CHP Genel Başkanlığı’na aday mısınız?” sorusuna ise İmamoğlu, “Benim aday olduğum tek şey var; ülkemizde aynen İstanbul’da olduğu gibi büyük bir değişim” şeklinde yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Seçimleri’nde Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayı olarak gösterilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu Haliç Su Sporları Merkezi’nin açılışı sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Değişim şarttır. Değişim usulleriyle, sisteme topuklumu katışıyla, bir takım hatalardan geri dönmekle mümkün olabilir. Onun yerine doğruları koyarak mümkün olabilir. Bunun parti içinde tatbiki tartışılması en doğrusu.

Elbette çok geniş fikirlerim var. Gereken kısmını kamuoyuyla, gerekli olan kısmını partimin yöneticileriyle, kişileriyle paylaştım, paylaşmaya da devam edeceğim. Bu değişim noktasındaki fikrimde net olarak kararlıyım.

Menzile yürüme hususunda net olarak kararlıyım. Asla kişilere bağlı bir düzenin değil, kalıcı bir demokrasi düzeninin bu ülkede var olması için, bunun partimizde de var olması yönünde kararlıyım.

Yani İstanbul’da değişim nasıl çok güzel bir sonuç verdiyse, eminim ki siyasetteki bu anlamdaki değişim, hele hele muhalefette ve kendi partimden başlayan bu kıvılcımın Türkiye’de çok iyi geleceğini şimdiden görüyorum. Bu heyecanla, bu gururla, bu ideallerle yol yürümeye kararlı bir Ekrem İmamoğlu var.

Eminim ki, Ekrem İmamoğlu gibi düşünen milyonlarca insan İstanbul’da var. On milyonlarca insan Türkiye’mizde var, yüzbinlerce insan üye partimde var. Bunu kovalayacağız ve sonuçta değişim başarasını mutlaka elde edeceğiz. Bu başarı bize yerel seçimlerde de, ondan sonraki genel seçimlerde de tahminimizin çok üstünde, çok daha güzel, çok daha kararlı, çok daha tutarlı, kalıcı başarıları getirecektir.”

Paylaşın

İYİ Parti Kongresi Yaklaşıyor: Akşener, Yapacağı Konuşmayla Siyasete Yön Verecek

24 Haziran’da yapılacak İYİ Parti Kongresinde seçim sonuçlarının ardından partinin yeni dönem politikalarının nasıl şekilleneceği ve kadrolarının nasıl değişeceği ortaya çıkacak. Millet İttifakı ile ilgili de karar verilecek.

Partililer seçimin ardından bir kez basın toplantısı düzenleyen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in kongre konuşmasının çok önem taşıdığına dikkat çekerek, “Birçok sorunun yanıtı Akşener’in kongre konuşmasında yanıt bulacak. Akşener yapacağı konuşma ile siyasete yön verecek” diyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Seçim sonrası muhalefet partilerinin gündeminde yaklaşan kongreler var. Kaybedilen seçim sonrası “değişim” çağrılarının yüksek sesle dile getirildiği CHP’de olağan kongre süreci başlatıldı. Takvime göre CHP 4 ay sonra sonbaharda genel başkanın da seçileceği büyük kurultayını yapacak.

Yüzde 15 oy hedeflerken 2018 seçimlerinin gerisine düşen HDP de olağanüstü kongre kararı aldı, eş genel başkanlar aday olmayacağını duyurdu. HDP’nin kongresinin de sonbaharda gerçekleşmesi bekleniyor.

Kongresini en erken yapacak parti ise seçim öncesi ilçe-il kongrelerini tamamlayan İYİ Parti olacak. 24 Haziran’da yapılacak İYİ Parti Kongresinde seçim sonuçlarının ardından partinin yeni dönem politikalarının nasıl şekilleneceği ve kadrolarının nasıl değişeceği ortaya çıkacak.

Millet İttifakı ile ilgili de karar verilecek. Partililer seçimin ardından bir kez basın toplantısı düzenleyen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in kongre konuşmasının çok önem taşıdığına dikkat çekerek, “Birçok sorunun yanıtı Akşener’in kongre konuşmasında yanıt bulacak. Akşener yapacağı konuşma ile siyasete yön verecek” diyor.

İYİ Parti kurultayları

1. Olağan Kurultay

Meral Akşener, İYİ Parti kurulduktan sonra Türkiye’nin çeşitli illerine ziyaret gerçekleştirmeye başladı. Genel merkez binasının açıldığı gün, Akşener “Özal’ın en güçlü olduğu dönemde Demirel Türkiye’yi gezdiğinde erken seçim gelmişti” dedi. Akşener’in öngördüğü tarih olan 15 Temmuz 2018’de erken seçim olabileceği düşüncesi ile YSK’nın şart koştuğu seçimlerden altı ay evvel kongre yapma şartını yerine getirmek için olağan kongre kararı alındı. 10 Aralık 2017 tarihinde prosedürü sağlamak amacıyla dar bir katılımla 1. Olağan Kurultay gerçekleştirildi.

2. Olağan Kurultay

İYİ Parti’nin 2. Olağan Kurultayı yetkili kurulların tavsiyesi sonucu, COVID-19 salgını nedeniyle tedbirli olarak sınırlı katılımla Anfa Altınpark’ta gerçekleştirildi. Kurultay alanı tamamen yeşil renkli olarak tasarlandı. Emeklilikte Yaşa Takılanlar, İstanbul Sözleşmesi ve doğa temalı kongrenin sloganı Millet Bizi Çağırıyor oldu. Meral Akşener, tek aday olduğu kurultayda 1289 delegenin oyuyla yeniden genel başkan seçildi. Teşkilatlarına önerdiği Erdal Sarızeybek, Bahadır Erdem ve Ümit Özlale Genel İdare Kurulu listesine en üst sıradan girdi. Akşener’in kurultayda ”Bu partiyi iki yumruk arasına sıkıştırılmış, bu vatanın evladı Kürt ve Zazalar kurdu.” cümlesi Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşayan seçmenlere bir çağrı olarak yorumlandı.

Kurultay’da GİK seçimi için anahtar liste çıkarıldığı ve bazı siyasetçilerin seçilmemesi için ayrıca bir liste dağıtıldığı iddia edildi. GİK seçimleri sonrası listeye giremeyenler ile bu listeyi hazırladığı iddia edilen Teşkilat Başkanı Koray Aydın arasında anlaşmazlık çıktı. Tartışmalarda mağdur olduğunu iddia eden partililer basına demeçler verdi, Aydın ise olaylar yatışana kadar sessiz kalmayı tercih etti. Daha sonra listeyi kendisinin çıkarmadığı yönünde basın açıklaması yaptı. Bazı milletvekilleri bu süreçte partinin grup toplantılarına katılmama kararı aldı. Meral Akşener tartışmada taraf olmadan tüm milletvekilleri ile bireysel ve gruplar halinde bir araya geldi.

Ümit Özdağ’ın bir canlı yayında İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun FETÖ’nün derneklerinde yöneticilik yaptığı iddiası üzerine, parti içinden tepki yükseldi. Milletvekillerinin önemli bir bölümü grup toplantısı kanaatlerinden vazgeçerek katılım sağladılar. 80 ilin il başkanları toplu olarak genel merkeze dilekçe vererek mezkur milletvekilinin ihracını istediler. Ümit Özdağ Merkez Disiplin Kurulu kararıyla partiden ihraç edildi. Kendisinin ihracıyla birlikte Adana milletvekili İsmail Koncuk da partisinden istifa etti. Daha sonra Özdağ mahkeme kararıyla partiye geri döndü ancak kısa bir süre içinde partiden ayrılarak Zafer Partisi’ni kurdu.

2. Olağan Kurultay’da parti sözcülüğü kaldırıldı. Başkanlık sayısı arttırılarak yeni atamalar yapıldı. Cihan Paçacı Siyasi İşler Başkanı olurken, Yavuz Ağıralioğlu ise Türk Dünyası’ndan Sorumlu Başkanlık görevine getirildi. Koray Aydın Teşkilat Başkanı kalmaya devam ederken, Ortadoğu Politikaları Başkanlığı kurularak eski bakanlardan Salim Ensarioğlu görevlendirildi.

1. Olağanüstü Kurultay

Prosedür gereği yapılan 1. Olağan Kurultay sonrası daha yüksek katılımlı ve geniş çerçeveli bir kongre yapılması amaçlandı. 1 Nisan 2018 tarihinde, Ankara Spor Salonu’nda gerçekleşen kurultaya emniyet kayıtlarına göre 123.000 civarı vatandaş katıldı. “İYİ’ler Kazanır” sloganı ile gerçekleştirilen kongrede kurul üye sayıları arttırıldı.

Akşener 1061 delegeden 1 geçersiz oy hariç oyların tamamını alarak güven tazeledi. Seçim hazırlıklarının başlangıcı olarak görülen kurultaydan sonra Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli iktidara seslenerek erken genel seçim istedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerin ardından 24 Haziran 2018 tarihinde cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı.

2. Olağanüstü Kurultay

Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler sonrası Afyonkarahisar’da toplantı düzenlendi. Gruplar halinde partililer seçimle ilgili görüşlerini bildirdiler. Hedeflenen oy oranına ulaşılamaması, bazı partililerin bulundukları seçim bölgesi yahut sıralamalarını eleştirmeleri nedeniyle genel başkan, İYİ Parti’yi seçimli olağanüstü kurultaya götürme kararı aldı. 22 Temmuz 2018 tarihinde yapmış olduğu açıklamada gerçekleştirilecek kongrede aday olmayacağını ve aday olacak arkadaşlarına başarı dilediğini ifade etti.

Yetkililerin söylemlerindeki ısrarları ve parti üyelerinin çabaları sonucu Akşener geri döndürülerek tek aday gösterildi. Durumla ilgili olarak Akşener ”Töre konuştu, han sustu. İradenize boyun eğdim, gel dediniz geldim” dedi. 12 Ağustos 2018 tarihinde, ATO Congressium’da gerçekleştirilen kurultayda genel başkana tam yetki verilerek blok liste kurma hakkı sunuldu. 1124 delegenin katılımı ile gerçekleştirilen kurultayda Akşener yeniden genel başkan seçildi.

3. Olağanüstü Kurultay (1. Tüzük Kurultayı)

Parti tüzüğünün 65. maddesinde bazı değişiklikler yapılması, maddelerin bazılarında imla konusunda oluşan hataların giderilmesi için delegelerin oylamasına başvurulmak üzere olağanüstü kurultay kararı alındı. 3. Olağanüstü Kurultay bu nedenle İYİ Parti’nin ilk tüzük kurultayı oldu.

Tüzükte yapılan değişiklikler sonrası parti içinde isteyen teşkilatın kadın kolları başkanlığı kurmasına müsaade edildi. 3. madde partililerin itirazları sonucu tüzük değişikliğine yansımayarak reddedildi. Akşener oylama hususunda partilileri karar vermede serbest bıraktı.

Tüzük Kurultayı’nda yapılan değişikliklerin haricinde gündeme ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Yenilenen İstanbul seçimleri ile ilgili Akşener’in karara karşı çıkan konuşması basına yansıdı.

4. Olağanüstü Kurultay

Genel İdare Kurulu üye sayısının düşürülmesi, yeniden üye seçimi için olağanüstü kurultay gerçekleştirildi. Parti kuruluşunun ilan edildiği Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde 3 Ağustos 2019 günü 793 delege bir araya geldi. Bugün Geleceğin İlk Günü sloganı ile Türkiye’nin gidişatına ilişkin tespitlerini ve çözüm önerilerini sundu.

Merkez ve merkez sağda konumlanan siyasi partilerden farklı olarak ilk defa çarşaf liste uygulaması yapıldı. Kurultay öncesi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ilk defa İYİ Parti’yi geri dönmek üzere davet etti. MHP ile bütünleşme çağrısına karşılık partinin resmi sosyal medya hesabından alaycı bir cevap verilerek davet reddedildi.

Paylaşın

CHP’nin Oylarındaki 2.76’lık Artış Paylaşılamadı

CHP’nin oylarındaki 2.76’lık artışı DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’nin paylaşamadığı görülüyor. Örneğin DEVA Partililer Kahramanmaraş’ta milletvekili sayısının artışını, Gelecek Partililer uzun yılların ardından Rize’den milletvekili çıkarılmasını kendi destekleriyle açıkladı.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) bazı siyasetçiler ise “sağ muhafazakar partilerle artık sadece stratejik iş birliği yapılabilir ama ittifak olmamalı” diyor.

14 Mayıs seçimlerinde CHP’nin ortak liste kararı doğrultusunda DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’ye toplam 38 milletvekili kazandırmasının tartışmaları sürüyor. 2018 seçimlerinde yüzde 22.65 oy alan CHP, 14 Mayıs 2023 seçimlerinde 4 partinin desteğine karşın oyunu ancak yüzde 25.41’e çıkarabildi.

Bu durumda CHP’nin kendi oy artışı olmadıysa 4 parti toplam oya 2.76 puan katkı yaptı. Geçtiğimiz hafta çalışmaya başlayan Meclis kulislerinde bu katkının en çok hangi partiden geldiğine dair sohbetler dikkat çekiciydi.

Partilerin CHP’nin oylarındaki 2.76’lık artışı kendi aralarında da paylaşamadığı görüldü. Örneğin DEVA Partililer Kahramanmaraş’ta milletvekili sayısının artışını, Gelecek Partililer uzun yılların ardından Rize’den milletvekili çıkarılmasını kendi destekleriyle açıkladı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; CHP’li bazı siyasetçiler ise “sağ muhafazakar partilerle artık sadece stratejik iş birliği yapılabilir ama ittifak olmamalı” diyor.

Ortak Grup kurma arayışları

Öte yandan Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi’nin ortak grup kurma arayışı sürüyor. Bir arada hareket etmeyi kolaylaştırmak için yeni kurulacak bir dördüncü parti çatısı altında grup oluşturma fikri karşılık bulmadı.

Üç partiden birinin çatısı altında grup kurma formülünde ise her parti kendi çatısını işaret ettiği için henüz sonuç alınamadı. Bu arada söz konusu arayış sürecinde DEVA ve Gelecek Partilerinin birleşmesinin de söz konusu olabileceği söyleniyor. Bu gerçekleşirse çözüm süreci döneminde kanunlaşan “Parti eş başkanlığı” sisteminin birleşmeyi kolaylaştırıcı rol üstlenebileceğini söyleyenler var.

Ancak “eş başkanlık” her ne kadar bu birleşme açısından “Sorun çözücü, rahatlatıcı bir formül” olarak görünse de “eş başkanlık sol jargon” olduğu gerekçesiyle biraz mesafeli yaklaşıldığı ifade ediliyor. Tartışmanın Meclis’in açılacağı ekim ayına kadar devam etmesi sürpriz olmayacak.

Paylaşın

HDP Ve YSP: Barış Ve Demokrasi Mücadelesini Büyüteceğiz

YSP ve HDP parti meclisinin sonuç bildirisini yayımladı. Bildiride, “Önümüzdeki süreçte AKP-MHP bloku Kürt sorunundaki mevcut politikalarında ısrarcı olacaktır. Bizler de buna karşı “Barış ve Demokrasi Mücadelesini” büyütmekte ısrar edeceğiz. Açıktır ki yeni dönemde devlet aklı ikili bir strateji devreye koyacaktır. Bir yandan mevcut genel politikalarında ısrar ederken, bir yandan da kimi oluşumlar üzerinden siyasal gücümüzü bölgede kırmak isteyecektir” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Bildirinin devamında, “Devlet aklı yaptığı bu siyasal-sosyolojik yatırımla, iktidarın açıkça ifade ettiği gibi Kürt halkını farklı yöntemlerle teslim alma siyasetini hedeflemektedir. İktidarın bu siyasal yönelimi, tekçi ve inkârcı devlet politikasının süreklilik içinde ve biçim değiştirerek devam etmesi anlamına gelmektedir.

Bu yönelime karşı yeni dönemde önemli politik sorumluluklarımızdan biri Sayın Öcalan’a uygulanan tecridi kırma mücadelesini sürdürmek olacaktır. Tüm tutsak yoldaşlarımızın özgürlüklerine kavuşması için mücadele etmeye, Kürt halkının ve tüm halkların mücadele tarihini sahiplenmeye ve bu tarihi güçlendirmeye yeni bir ideolojik-politik hattı da birlikte inşa ederek devam edeceğiz” denildi.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP)  6-7 Haziran’da Ankara’da yaptıkları parti meclisi toplantısının sonuç bildirisini yayımladı. Bildiriden öne çıkanlar özetle şöyle:

“Seçimin yalnızca seçim çalışması ile kazanılmayacağının ya da kaybedilmeyeceğinin farkında olan bir tarihsel deneyime sahibiz. Seçimler eşit ve adil olmayan bir zeminde gerçekleşmiştir. Ancak güçlü tarihsel deneyimimiz bize aynı zamanda seçim sonuçlarının örgütsel işleyiş ve siyaset yapma biçimimiz ile ilgili olduğunu da göstermektedir. Bu nedenle seçimlerdeki başarısızlığımız bizlerin öznel durumundan asla bağımsız değildir. Bu bağlamda, toplantımızda seçim sonuçları üzerinden, içerisinde bulunduğumuz durumun değerlendirmesini kapsamlı bir biçimde yaptık.

Hem il-ilçe örgütlerimizde hem de merkezi olarak bu tabloyu ortaya çıkaran nedenleri ele aldık. Seçim sonuçlarındaki başarısızlık; adayların belirlenme sürecine, örgütün yetersizliğine, siyasal yaklaşım farklılıklarına, kampanyanın niteliği gibi etkenlere sıkıştırılamayacak kadar yapısaldır. Sadece HDP ekseninde değil; partiyi oluşturan tüm kurumsal yapıların siyasal, örgütsel ve politik yenilenmeyi sağlamak için bu dönemin muhasebesini yapması kaçınılmazdır.

Sahici ve onarıcı bir eleştiri-özeleştiri sürecinden geçip siyasete taşıdığımız tüm güç ve iradelerle yeniden buluşmak, tazelenmek hepimiz açısından siyasal bir sorumluluk ve zorunluluktur. İlkelerde katı, pratikte esnek olma şiarıyla tarihsel mücadelelerin toplamı olan HDP fikriyatında ısrar ederken, toplumsal bağları güçlendirecek yeni mekanizmaların inşasında yaratıcı ve esnek olacağız.

Seçim dönemi boyunca bir yandan halkın sahadaki reaksiyonlarının doğru okunmadığı, diğer yandan ise özden ve esas kaynaklarımızdan uzaklaşıldığına dair eleştirilerin bir süredir devam ettiği görüldü. Bu eleştirilere karşı siyaset yapma biçimimizi nasıl değiştirebileceğimizi, hangi kurumsal mekanizmaları inşa etmemiz gerektiğini ve bunu yaparken nasıl bir örgütlenme modeline ihtiyacımız olduğunu değerlendirdik.

Temsili ve orta sınıf siyaset biçimine sıkışmak yerine siyasetin toplumsallaşmasını merkeze alacağız. Önümüzdeki mücadele döneminde toplumsal dinamikleri açığa çıkarmaya daha fazla yoğunlaşacağız.

Parti-halk ve merkez-yerel gibi hiyerarşik ikiliklerle bürokratikleşmiş yapılara, anlayışlara ve yaşamın her alanındaki toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliklere karşı devrimci kolektif mücadeleyi ve anlayışı esas alacağız. Bu gidişattan rahatsızlık duyan ve değişimi kaçınılmaz gören her örgütlü yapı, çevre ve kişi ile bu temelde birlikteliklerde ısrar etmek direniş ve yeniden inşa hattımızın önceliği olacaktır.

Parti yapımızda kadın özgürlük mücadelesine yönelik engelleme ve ideolojik aşınmalara karşı sokaktan Meclis’e kadar her alanda eril anlayışa karşı örgütlenerek kararlı bir biçimde mücadeleyi sürdüreceğiz.

Siyaset yapma biçimimizi yeniden yapılandırma tartışmaları yürütürken siyaseti siyasetsizleştirmenin adı olarak popülizmi de ele aldık. Siyasetin yeterli düzeyde üretilememesi ile popülizmin büyümesi arasındaki ilişkiyi ortaya koyduk. Popülist eksenli siyaset tarzının yıpratıcılığına karşı yeni dönemde kolektif ve toplumsallaşan siyaset aklını yine birlikte üretmenin yollarını inşa edeceğiz.

Siyasetimizin ittifaklar ve bileşenler konusunda istenilen amaca ulaşamamış olması durumunu, derinlikli bir tartışmanın konusu olarak ele aldık ve almaya devam edeceğiz. Bu önemli tartışmayı siyasetimizin büyüme stratejisinde yeni yol ve yöntemler bulma gerekliliği merkezinde değerlendirdik. Büyüme ve genişleme siyasetinin salt siyasi partiler, örgütler ve bireylerle yapılacak dönemsel ittifaklarla mümkün olmadığı bilinciyle bu soruna çözüm üretmenin yollarını bulmanın önemi üzerinde durduk.

Üçüncü Yol’u demokratik ittifaklar ve halkın katılımı ekseninde örmenin temsil siyasetine dair isabetli eleştirilere çözüm perspektifi sunacağı inancındayız. Demokratik ittifaklar zeminiyle toplumsallaşmış siyaset, hem seçilmiş olmayı temel hedef olmaktan kurtarabilecek hem de siyasetin toplumsallaşmasının önünü açabilecektir.

“Barış ve Demokrasi Mücadelesini büyüteceğiz”

Önümüzdeki süreçte AKP-MHP bloku Kürt sorunundaki mevcut politikalarında ısrarcı olacaktır. Bizler de buna karşı “Barış ve Demokrasi Mücadelesini” büyütmekte ısrar edeceğiz. Açıktır ki yeni dönemde devlet aklı ikili bir strateji devreye koyacaktır. Bir yandan mevcut genel politikalarında ısrar ederken, bir yandan da kimi oluşumlar üzerinden siyasal gücümüzü bölgede kırmak isteyecektir.

Devlet aklı yaptığı bu siyasal-sosyolojik yatırımla, iktidarın açıkça ifade ettiği gibi Kürt halkını farklı yöntemlerle teslim alma siyasetini hedeflemektedir. İktidarın bu siyasal yönelimi, tekçi ve inkârcı devlet politikasının süreklilik içinde ve biçim değiştirerek devam etmesi anlamına gelmektedir. Bu yönelime karşı yeni dönemde önemli politik sorumluluklarımızdan biri Sayın Öcalan’a uygulanan tecridi kırma mücadelesini sürdürmek olacaktır. Tüm tutsak yoldaşlarımızın özgürlüklerine kavuşması için mücadele etmeye, Kürt halkının ve tüm halkların mücadele tarihini sahiplenmeye ve bu tarihi güçlendirmeye yeni bir ideolojik-politik hattı da birlikte inşa ederek devam edeceğiz.

Demokratik Cumhuriyet’i inşa etmeye olan inancımız ve irademiz, parlamento seçimleriyle sınırlı tutulamayacak kadar güçlü ve hayatidir. Demokratik Cumhuriyet’in örgütlenmesini yaşamın her alanında anbean hayata geçirmek yeni dönemin önemli politik sorumluluklarından biridir. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Demokratik Cumhuriyet talebimizi daha güçlü bir şekilde inşa edecek yolları halklar örecek, biz öreceğiz.

Fikriyatımızı en güçlü şekilde hayata geçirecek ve bizi sistemin iki hegemonik fay hattının dışına taşıyacak ideolojik-politik duruş Üçüncü Yol’dur. Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki tutumumuzdan dolayı aşınmaların meydana geldiği ortadadır. Üçüncü Yol siyasetinden uzaklaşma ve iki kutba da payanda olmama ilkesinden kısmi kopuşun yarattığı ideolojik aşınmaları birlikte onaracağız. Üçüncü Yol siyasetini toplumsallaştırmanın çaresini yine toplumsal çaba ile bulacağımıza olan inancımız tamdır.

Üçüncü Yol stratejimizin önemli hedeflerinden biri demokratik ittifakları genişletmektir. Bugüne kadar ittifak siyasetimizin seçimle sınırlı tutulması bizler açısından bir özeleştiri konusudur. Buna karşılık, toplumun tüm dinamikleriyle ittifaklar kurmak partimizin temel hedefi olmaya devam edecektir.

Bu siyasal-toplumsal yaklaşıma kaynaklık eden ise doğrudan mücadele ve özgürleşme fikriyatımızdır. Bilinmelidir ki seçim başarısızlıkları, eksiklikleri ve hataları siyasal fikriyatımıza gölge düşüremez; bilakis fikriyatımızı daha güçlü şekilde ve özeleştiri ile sahiplenmemizi ve eylememizi zorunlu kılar. Yeni dönemde, ittifak siyasetimizin toplumsal zeminde devam etmesini birlikte inşa etmenin yollarını yine birlikte arayacağız. Bu buluşmaların, parti ve halk arasındaki mesafeyi ortadan kaldırmamıza katkı sunacağına ve inşa sürecimizi güçlendireceğine inanıyoruz. İçe gömülme riskine karşı mücadeleyi büyüterek yeniden yapılanmayı esas alacağız!

Seçim sonrası bir yandan partimizin tüm alanlarında ciddi bir özeleştiri ve yeniden yapılanma tartışmalarını yürütmeye devam ederken, bir yandan da Türkiye, Kürdistan, Ortadoğu ve küresel siyasetteki reel gelişmelere karşı mücadele hattımızı örmeyi sürdürüyoruz. Hemen her gün halkların kazanımlarına karşı iktidar tarafından yeni saldırılarda bulunuluyor.

Tek tek kişileri aşan mücadele tarihimiz ve birikimimiz, partimizin emektarı olan herkesi bir arada ve barışın, özgürlüğün, emeğin, kadın özgürlüğünün ve demokrasinin mücadele safında tutma gücüne sahiptir. Bu hakikatle; yürütülen algı operasyonlarının kaynağını ve adresini bildiğimizi ve bu yönlendirmelere karşı dimdik ayakta olduğumuzu, partimizin kişilerin değil kadınların, gençliğin, işçilerin, işsizlerin, ezilenlerin ezcümle tüm halkların partisi olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.”

Paylaşın

Gelecek, DEVA Ve Saadet Partisi Ortak Grup Arayışında

Ahmet Davutoğlu Liderliğindeki Gelecek Partisi, Temel Karamollaoğlu Liderliğindeki Saadet Partisi ve Ali Babacan Liderliğindeki Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ortak grup kurma konusunda kararlı.

Bir arada hareket etmeyi kolaylaştırmak için yeni kurulacak bir dördüncü parti çatısı altında grup oluşturma fikri karşılık bulmadı. Üç partiden birinin çatısı altında grup kurma formülünde ise her parti kendi çatısını işaret ettiği için henüz sonuç alınamadı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; CHP listelerinden Meclis’e 35 milletvekili gönderen Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi’nin ortak grup kurma arayışı sürüyor. Bir arada hareket etmeyi kolaylaştırmak için yeni kurulacak bir dördüncü parti çatısı altında grup oluşturma fikri karşılık bulmadı.

Üç partiden birinin çatısı altında grup kurma formülünde ise her parti kendi çatısını işaret ettiği için henüz sonuç alınamadı. Bu arada söz konusu arayış sürecinde DEVA ve Gelecek Partilerinin birleşmesinin de söz konusu olabileceği söyleniyor.

Bu gerçekleşirse çözüm süreci döneminde kanunlaşan “Parti eş başkanlığı” sisteminin birleşmeyi kolaylaştırıcı rol üstlenebileceğini söyleyenler var. Ancak “eş başkanlık” her ne kadar bu birleşme açısından “Sorun çözücü, rahatlatıcı bir formül” olarak görünse de “eş başkanlık sol jargon” olduğu gerekçesiyle biraz mesafeli yaklaşıldığı ifade ediliyor. Tartışmanın Meclis’in açılacağı ekim ayına kadar devam etmesi sürpriz olmayacak.

DEVA, Gelecek ve Saadet Partisi milletvekillerinin ortak grup oluşturma çalışması devam ederken Meclis Başkanlığı da ön hazırlığa başladı. Edinilen bilgiye göre 6. grup kurulması durumunda Meclis’in ana binasının zemin katındaki tutanak müdürlüğünün yer aldığı odalar yeni grup için tahsis edilebilir.

2.76 puan tartışmaları

DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’ye toplam 38 milletvekili kazandırmasının tartışmaları ise sürüyor. 2018 seçimlerinde yüzde 22.65 oy alan CHP, 14 Mayıs 2023 seçimlerinde 4 partinin desteğine karşın oyunu ancak yüzde 25.41’e çıkarabildi.

Bu durumda CHP’nin kendi oy artışı olmadıysa 4 parti toplam oya 2.76 puan katkı yaptı. Geçtiğimiz hafta çalışmaya başlayan Meclis kulislerinde bu katkının en çok hangi partiden geldiğine dair sohbetler dikkat çekiciydi. Partilerin CHP’nin oylarındaki 2.76’lık artışı kendi aralarında da paylaşamadığı görüldü.

Örneğin DEVA Partililer Kahramanmaraş’ta milletvekili sayısının artışını, Gelecek Partililer uzun yılların ardından Rize’den milletvekili çıkarılmasını kendi destekleriyle açıkladı. CHP’li bazı siyasetçiler ise “sağ muhafazakar partilerle artık sadece stratejik iş birliği yapılabilir ama ittifak olmamalı” diyor.

Paylaşın

Mithat Sancar: Umut Ve Mücadele Bir Sürekli Devrimdir

Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirme yapan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Yenilenmeye ihtiyacımız var. Bu ülkeyi yenilemek istiyorsak önce biz yenileneceğiz. Örgütsel, siyasal ve toplumsal alanda yenilenme sürecini bu ülkeyi özgürlüğe ve demokrasiye taşımak için yapacağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Biliyoruz ki bunu yapabiliriz. Bunu yapacak birikimimiz var. Geride bıraktığımız 15 günlük süre içinde yaptığımız bütün tartışmalar bize büyük bir ilham olmuştur. Bu konuda inancımız pekişmiştir. Örgütümüz eksiklik ve sıkıntılara rağmen inanç ve irade konusunda sağlamdır.”

Sancar, açıklamasının devamında, “Üçüncü Yol bizim siyasi hattımız ve çizgimizdir; aynı zamanda siyaset yapma tarzımızın adıdır. Sistem içi alışkanlıkların bizleri yozlaştırmasına izin vermeyeceğiz. Hatta bunun da ötesinde şimdi yaptığımız gibi sistem içi yozlaştırma mekanizmalarının demokrasi güçlerine bulaşmasını engelleyecek bir örnek sergileyeceğiz.

Bu görev hepimizindir. Tekrar söylüyorum, umut ve mücadele bir sürekli devrimdir. Siyasi rehavet umudun ve mücadelenin düşmanıdır. Buradayız, konuşuyoruz, eleştireceğiz, özeleştiri vereceğiz, sorumlulukların gereğini eksiksiz yerine getireceğiz ve yolumuza devam edeceğiz. Yolumuz açık olsun” ifadelerini kullandı.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) il eş sözcüleri ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) il eşbaşkanları, Yeşil Sol Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. HDP Eş Genel Başkanı Prof. Dr. Mithat Sancar, toplantının açılış konuşmasını yaptı ve şöyle seslendi:

“Toplantı ve açıklamalarımızda, seçimlerden beklediğimiz sonuçları alamadığımızı açık yüreklilikle ortaya koyduk. Hedeflerimiz vardı, bu hedeflerimize ulaşamadık. Bu açıdan sorgulanması gereken pek çok mesele var. Bu süreci bütün boyutlarıyla ele almak daha sağlıklı bir değerlendirme için gereklidir. Öncelikle adaletsiz, eşitsiz ve baskıcı bir ortamda seçimlere girildiğini kimse aklından çıkarmasın. Sanki normal bir seçim süreci geçirilmiş gibi bir değerlendirme de bizleri doğru sonuçlara götüremez.

İktidar bütün imkanları kullandı. AKP-MHP ittifakı devlet imkanlarını seferber etti, her türlü engeli önümüze çıkardı. Kara propagandayı ve medya gücünü sonuna kadar kullandılar. Gözaltı operasyonlarına devam ettiler, sahada çalışan arkadaşlarımızı engellemek için her yolu denediler. Bunlar, rejimin zaten yapacağını beklememiz gereken operasyonlarıydı. Seçim sonuçlarının bunlardan etkilendiğini hatırımızda tutmamızda fayda var. Ama hedeflerimize ulaşmamamız sadece bunlara bağlanamaz. Sadece dış faktörlere yaslanarak bu süreci açıklamaya çalışırsak, önümüzdeki dönemin görevlerini yerine getirme konusundaki eksikliklerimiz derinleşebilir.

Adaletsizlikler, haksızlıklar, baskılar devam ediyor. Seçimden sonra döviz kurundaki yükseliş sonucu yoksulluk daha da artmıştır. Bugün milyonlar bir hafta öncesine göre daha yoksuldur. Talan ve sömürü üzerine kurulan sistem, acı reçete başlığı altında halkı ezmeye devam edeceğini göstermektedir.

Kayyım rejimi de aynı şekilde seçimden sonra devam edecek. Bunun işaretleri de Patnos Belediye Eşbaşkanlarımızın gözaltına alınmasıyla ortaya konulmuştur. Yüksekova’da 5 yaşındaki Erdem Aşkan’ın bir astsubayın kullandığı aracın çarpması sonucu ölmesinin ardından bu güvenlik görevlisinin serbest bırakılması tanıdığımız bir manzaradır. Kürt şehirlerinde çocukların zırhlı araçlarla ezilerek öldürülmeye devam etmesi cezasızlık politikasının ve Kürt politikasında güvenlikçi anlayışın bütün boyutlarıyla devam edeceğinin göstergesidir.

AİHM kararlarının uygulanması konusunda Avrupa Konseyinden gelen uyarılar kulak ardı edilmeye devam ediyor. Haksız ve hukuksuzca cezaevinde rehin tutulan arkadaşlarımız, aynı hukuksuz yöntemlerle içeride tutulmaya devam edilmek isteniyor. Bütün bunlar bize mücadeleyi büyütme mecburiyetinin ne kadar büyük ve acil olduğunu gösteriyor. Mücadele daha örgütlü ve kararlı devam etmek zorunda.

Seçim sonuçlarının ortaya koyduğu başka bir tablo da toplumun en az yarısının, ki bize göre daha fazlasının, demokratik dönüşüm taleplerinin canlı ve güçlü olduğudur. Bu demokratik dönüşüm ve adalet talebini omuzlama göreviyle karşı karşıyayız. Bunun öncülüğünü üstlenme rolü ile karşı karşıyayız. Emek sömürüsü ve yoksulluğun son bulması için bu mücadeleye öncülük yapma mecburiyetimiz vardır.

“Toplumsal dönüşüm halkın içinde yürümemize bağlıdır”

Tartışma canlandırır, eleştiri-özeleştiri güçlendirir. Bizler bunları bu süreçte yapmak için elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz. Bu süreci halk buluşmaları ile devam ettireceğiz.

Çünkü siyasetin canlı kalabilmesi, demokratik siyasetin önümüzdeki dönemde toplumsal dönüşüm için öncü rol oynayabilmesi kendimizi yenilememize, halk ile birlikte halkın içinde yürümemize bağlıdır. Halkı dinleyerek, halkın gücünü dönüşüm kaynağı haline getirerek ancak bu görevlerin üstesinden gelebiliriz.

Topluma bir mağlubiyet, bir yılgınlık duygusu yerleştirilmek isteniyor. İktidar, dönüşüm isteyen güçleri bozguna uğratmış gibi bir algı yayılıyor. Bu tehlikeli bir tuzak, bunun herkes farkına varmalı.

Bu algının bertaraf edilmesi için en geniş demokratik mücadele ortaklığını kurma çabalarını büyütmek lazım. Demokrasi ve adalet isteyen güçlerle buluşarak bu tuzakları ortadan kaldırabilir, geleceğe birlikte yürüyebiliriz.

Yenilenmeye ihtiyacımız var. Bu ülkeyi yenilemek istiyorsak önce biz yenileneceğiz. Örgütsel, siyasal ve toplumsal alanda yenilenme sürecini bu ülkeyi özgürlüğe ve demokrasiye taşımak için yapacağız. Biliyoruz ki bunu yapabiliriz. Bunu yapacak birikimimiz var. Geride bıraktığımız 15 günlük süre içinde yaptığımız bütün tartışmalar bize büyük bir ilham olmuştur. Bu konuda inancımız pekişmiştir. Örgütümüz eksiklik ve sıkıntılara rağmen inanç ve irade konusunda sağlamdır.

Üçüncü Yol bizim siyasi hattımız ve çizgimizdir; aynı zamanda siyaset yapma tarzımızın adıdır. Sistem içi alışkanlıkların bizleri yozlaştırmasına izin vermeyeceğiz. Hatta bunun da ötesinde şimdi yaptığımız gibi sistem içi yozlaştırma mekanizmalarının demokrasi güçlerine bulaşmasını engelleyecek bir örnek sergileyeceğiz.

Bu görev hepimizindir. Tekrar söylüyorum, umut ve mücadele bir sürekli devrimdir. Siyasi rehavet umudun ve mücadelenin düşmanıdır. Buradayız, konuşuyoruz, eleştireceğiz, özeleştiri vereceğiz, sorumlulukların gereğini eksiksiz yerine getireceğiz ve yolumuza devam edeceğiz. Yolumuz açık olsun.”

Paylaşın