Erdoğan’dan “Mehmet Şimşek’in Atacağı Adımları Kabullendik” Mesajı

Kıbrıs ve Azerbaycan ziyaretleri dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bazı arkadaşlar ‘Cumhurbaşkanı faiz politikalarında ciddi bir değişime mi gidiyor’ gibi bir yanılgının içine düşmesin. Ben burada aynıyım” dedi ve ekledi:

“Ama Hazine ve Maliye Bakanımızın şu andaki düşüncesi noktasında, biz tabii kendisine burada atacağı adımları süratle, rahatlıkla Merkez Bankası’yla beraber atmasını kabullendik, ‘Hayırlı olsun’ dedik ve bu şekilde de enflasyonu tek haneye düşürmekteki kararlılığımızı da bildirdik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasının devamında, “Bunu neye dayanarak söylüyoruz? Biliyorsunuz Başbakanlığım döneminde biz (enflasyonu) tek haneye düşürdüğümüzde faiz 4,6’ydı, enflasyon da 6,2’ydi. O zaman yine tabii bu işleri beraber yaptık ve şimdi de Sayın Bakanımıza bunları söyledik, aynı şekilde bunu birlikte yapmalıyız. Biz o zaman ‘düşük faiz, düşük enflasyon’ teorisiyle çalıştık. Şimdi de aynı anlayışla çalışıyorum, aynı düşüncedeyim ve bu şekilde bunu başarabiliriz diye inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Erdoğan ayrıca Hafize Gaye Erkan’ı Merkez Bankası Başkanlığı görevi için Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in önerdiğini söyleyen Erdoğan, “Bu kardeşimizin başarılarını bizlere ilettiler, söylediler. Yani Goldman Sachs’tan tut da oradaki bankacılık, finans sektöründeki çalışmalarına varıncaya kadar bu durumları söylediler. Ve Merkez Bankası’nda bir de bayan yöneticimiz olsun diye düşündük. Bu adımı hayırlısıyla attık” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii kendisine de gerekli olan beklentilerimizi söyledik. Ve inşallah bu adımlarla birlikte de gerek Hazine ve Maliye Bakanımız gerek Merkez Bankası Başkanımız bizi mahcup etmeyecekler ve hayırlısıyla güzel neticeleri de alacağız diye düşünüyorum” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, faizlerin düşürülmesiyle enflasyonun da düşeceğini savunmuş, faizler yüzde 20’lerden tek haneli rakamlara indirilirken aynı süreçte enflasyon son 20 yılın rekorunu kırmıştı.

Memur maaşlarının Temmuz’daki toplantılarda görüşüleceğini söyleyen Cumhurbaşkanı, asgari ücret konusunda çalışmaların sürdüğünü söyledi ve ekledi: Asgari ücret noktasında da biz kesinlikle işçimizi yine enflasyona ezdirmeyeceğiz. Asgari ücrette de elimizden gelen gayreti göstereceğiz. İşçimiz bu noktada rahat olsun, huzurlu olsun.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç’in NATO üyeliği hakkındaki soruya ise şöyle yanıt verdi: Her şeyden önce İsveç üzerine düşen görevi yerine getirmesi lazım. İsveç’in beklentilerine illa cevap vermemizi bekliyorsanız, her şeyden önce İsveç bu terör örgütünün yaptıklarını bir defa yok etmesi lazım.

Bunları bize Stoltenberg ifade ederken, tam o esnada maalesef yine İsveç’te teröristler caddelerde gösteri yapıyorlardı. Daha sonra bizim İbrahim Bey o görüntüleri de muhatabına gönderdi. ‘Stoltenberg’le şu anda Cumhurbaşkanımız görüşme yapıyor fakat teröristler yine İsveç’te gösteriler yapıyor’ dedi.

Şimdi biz bu tablo içerisinde bu işe olumlu yaklaşamayız. Kaldı ki bu anayasa işi değil, yasa işi de değil. Bu ne işi? Kolluk kuvvetleri ne işe yarar? Kolluk kuvvetlerinin yapması gereken iş, işte bunların önünü kesmektir. Biz Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Bestler Dereler’de bu teröristlerin inine anayasayla mı girdik? Yasayla mı girdik? Yok. Zaten yasalarda da anayasalarda da kolluk kuvvetlerine verilmiş olan haklar var. Kullan bu hakları. Sen bu hakları kullanmayacaksın, bize ‘Gel İsveç’i NATO’ya al’ diyeceksin.

O zaman NATO’nun terörle mücadele ayağı nerede? NATO bunu bir defa halletmesi lazım. Bunu halletmedikten sonra Vilnius’ta filan biz kalkıp da el bebek gül bebek diyemeyiz.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği Ankara’da Görüşüldü

Ankara’da NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliği hareketliliği… Türkiye, Finlandiya, İsveç ve NATO heyetlerinin yer aldığı üçlü mutabakat kapsamında oluşturulan Daimi Ortak Mekanizma’nın dördüncü toplantısı Ankara’da yapıldı. 

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç’ın ev sahipliğinde Beştepe’de yapılan toplantı yaklaşık 3 saat sürdü.

Toplantıya NATO heyeti başkanı olarak NATO Genel Sekreter Kabine Şefi Stian Jenssen, İsveç heyeti başkanı olarak İsveç Dışişleri Başkanlığı Devlet Sekreteri Büyükelçi Jan Knutsson ve Finalndiya heyeti başkanı olarak da Finlandiya Dışişleri Bakanlığı Daimi Devlet Sekreteri Jukka Salovaara katıldı.

Türkiye, İsveç’in NATO üyeliğine henüz onay vermedi. Bir ülkenin NATO’ya katılabilmesi için oy birliği, yani mevcut 31 üye ülkenin tümünün onayı gerekiyor.

Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta gelecek ay yapılacak NATO zirvesi öncesi Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylaması yönünde Batılı müttefiklerinden sıklıkla mesajlar geliyor.

Ankara, Stockholm’den terör örgütlerine yönelik daha sert tutum takınmasını isterken, İsveç’te yeni terörle mücadele yasasının 1 Haziran’da yürürlüğe girmesiyle son dönemde bazı adımlar atıldığı görülüyor.

Örneğin, bu ay başında İsveç’te bir Türk hakkında, PKK için para toplamak ve silahlı suç işlemek şüphesiyle suç duyurusunda bulunulduğu basına yansıdı.

Türkiye, Finlandiya’nın NATO üyeliğine ise Mart ayında onay vermişti. ABD’den İsveç’in de bir an önce NATO üyesi olması gerektiğine dair son mesaj dün Beyaz Saray’dan geldi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean Pierre, İsveç’in Türkiye ile daha önce varılan mutabakat kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve 1 Haziran’da yeni terörle mücadele yasasının yürürlüğe girdiğini vurguladı.

İsveç’in katılımının NATO’yu daha da güçlendireceğinin bir kez daha altını çizen Beyaz Saray Sözcüsü, “İsveç’in bir an önce NATO üyesi olması gerektiğini düşünüyoruz” dedi ve bu konuda umutlu olduklarını söyledi.

Paylaşın

İYİ Parti Yerel Seçimler İçin Yol Haritasını Kurultayda Açıklayacak

İYİ Parti’de kurultay için geri sayımı bağlamında Millet İttifakı’nın “altılı masa” versiyonu için “Bitti” görüşü ön planda. Sadece Mart 2024 yaklaştığında CHP ile belki İstanbul, Ankara için ancak Mart 2019’a kıyasla çok daha az sayıda büyükşehir belediye başkanlığında sadece CHP adayı lehine aday çıkarmama yaklaşımı var.

Yerel seçimler için İYİ Parti yönetiminde “İlçe belediyeciliği yetinmeyeceğiz, il ve büyükşehir belediye başkanlıkları kazanarak yönetim kabiliyetimizi göstereceğiz” hedefi dillendirildi. İYİ Parti’nin yerel seçimler kampanyasındaki ilk başlangıcı da kurultayda yapacağı ve Akşener’in de gelecek sürece ilişkin yol haritası açıklayacağı paylaşıldı.

Öte yandan İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in kurultay öncesinde TBMM’de grup toplantısında kürsü konuşması yapmama ve kameralar karşısına geçmeme kararı aldığı öğrenildi.

Meral Akşener’in seçim sonuçlarıyla ilgili kapsamlı, Millet İttifakı ile Cumhurbaşkanı adaylığı meselesini içererek asıl değerlendirmesini 24 Haziran’da kurultay açılışı konuşmasında yapması öngörülüyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Millet İttifakı’nın “altılı masa” modeliyle tarihe karıştığı, yerel seçimlerde iddialı duruş sergileneceği ve özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminin kaybedilmesindeki nedenler gibi başlıklarda 24 Haziran günü kurultayda sert mesajlar vermeye hazırlanıyor.

İYİ Parti, Ekim 2017’deki kuruluşundan sonra ilk girdiği seçim 24 Haziran 2018’de yüzde 9,96 oy oranıyla 43 milletvekili çıkarması ardından 14 Mayıs’ta ise, yüzde 9,69 oy oranıyla yine 43 milletvekili çıkardı.

Ancak 11 ildeki ortaklık kararı nedeniyle CHP listesinden aday gösterilmiş İstanbul milletvekili Ahmet Ersagun Yücel’in de seçilmesiyle 28’inci dönem TBMM’sinde 44 sandalye sahibi oldu.

Dolayısıyla İYİ Parti, seçim öncesinde hedeflediği en az yüzde 16-18’lik oy oranına ulaşamadı ancak milletvekili kaybı yaşamadı tam tersine 1 sandalye artışı sağladı.

Parti içerisinde milletvekili aday listesinde kendisine yer bulamaması, liste hazırlığındaki teamül yoklamasındaki memnuniyetsizlik gibi gerekçelerle yine de parti yönetimine yönelik şikayetler ve istifalar gündemde.

Meral Akşener ise, Cumhurbaşkanlığı seçiminin 28 Mayıs’taki ikinci turu öncesinde, 22 Mayıs günü İYİ Parti 3. Olağan Büyük Kurultayı yapılacağı kararını ilan etti. Bu karar uyarınca 24 -25 Haziran günlerinde yapılacak kurultayda neler olacağı merak konusu.

Akşener kurultay öncesi grup toplantısı yapmama kararı aldı

Seçimde Millet İttifakı’nın başarısızlık yaşaması üzerine Akşener, 28 Mayıs gecesi basın toplantısında ilk değerlendirmesini yapmıştı ve soruları da yanıtlamıştı.

“Seçmen bizim için en halis ölçüttür. Millet iradesi üstünde hiçbir irade yoktur. Milletimiz bu seçimlerde söyleyeceğini söyledi. Bize düşen mesajı anlamak anladıktan sonra gereğini yapmaktır. Millet iradesi başımızın tacıdır” diyen Akşener, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı öncesinde “kazanacak aday” çağrısı yaptığı sürecini üstü kapalı anımsatmıştı.

Akşener, “Biz milletimizin ilk günden beri dinleyerek hareket ettik. Milletimizin istekleri dışında hiçbir hırsın bulunmasına müsaade etmedik. Bunun yüzünden zaman zaman ağır eleştirilere maruz kaldık ve bedel ödedik” ifadesini kullanmıştı.

Meral Akşener’in kurultay öncesinde TBMM’de grup toplantısında kürsü konuşması yapmama ve kameralar karşısına geçmeme kararı aldığı öğrenildi.

Akşener’in seçim sonuçlarıyla ilgili kapsamlı, Millet İttifakı ile Cumhurbaşkanı adaylığı meselesini içererek asıl değerlendirmesini 24 Haziran’da kurultay açılışı konuşmasında yapması öngörülüyor.

Kurultayda yerel seçimler için yol haritası açıklanacak

VOA Türkçe’den Yıldız Yazıcıoğlu’nun edindiği bilgilere göre, İYİ Parti’de kurultay için geri sayımı bağlamında Millet İttifakı’nın “altılı masa” versiyonu için “Bitti” görüşü ön planda.

Sadece Mart 2024 yaklaştığında CHP ile belki İstanbul, Ankara için ancak Mart 2019’a kıyasla çok daha az sayıda büyükşehir belediye başkanlığında sadece CHP adayı lehine aday çıkarmama yaklaşımı var.

Yerel seçimler için İYİ Parti yönetiminde “İlçe belediyeciliği yetinmeyeceğiz, il ve büyükşehir belediye başkanlıkları kazanarak yönetim kabiliyetimizi göstereceğiz” hedefi dillendirildi.

İYİ Parti’nin yerel seçimler kampanyasındaki ilk başlangıcı da kurultayda yapacağı ve Akşener’in de gelecek sürece ilişkin yol haritası açıklayacağı paylaşıldı.

Meral Akşener’in karşısında rakip aday çıkması beklentisi parti üst yönetimince “çok düşük ihtimal” olarak değerlendirilirken, ortak görüş “Genel Başkan güven tazeleyecek” şeklinde özetlendi.

Kurucular Kurulu Üyesi ve Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Ethem Baykal ile Kurucular Kurulu Üyesi İsmet Koçak’ın ortak yazılı açıklamasıyla İYİ Parti içindeki aday çıkarma hazırlığı gibi gelişmeler içinse, “Demokratik partiyiz, tüm bunlar Kurucular Kurulu’nun WhatsApp grubumuzda yaşanıyor” yorumu yapıldı.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu da iki gün önceki Twitter paylaşımında, “Akşener’in etrafında kenetlenme ve yol haritası müjdesi” ifadelerini kullandı.

Mart 2024’teki yerel seçimler konusunda ise, İYİ Parti’deki üst düzey bir yetkili, “Muhalefet cephesi olarak bakıldığında büyükşehirleri kaybetmemek gerekiyor. Ama 2019’da anlayışla sıkıntılı ittifak olmasını sıkıntılı görüyoruz. Biz artık kendi parti kimliğimizi, hedeflerimizi ortaya koyacak bir irade sergilemek istiyoruz. Önemli ölçüde İYİ Parti olarak seçime girmek istiyoruz” görüşünü dillendirdi.

Yetkili, “Ama işbirliği sağlıklı olursa ikili ittifak (CHP ile) yapılması mümkün. Belki İstanbul, Ankara gibi yerlerde aday çıkarmayız ama henüz karar verilmesi için çok erken. Seçim yaklaşınca değerlendireceğiz. En azından bizim de büyükşehir belediyemiz neden olmayacak?

Önümüzdeki süreçte öncelikle her iki parti de kendi varlıklarıyla ilgili durumlarını netleştirecek ki sağlıklı bir anlaşmaya doğru gidelim. günün sonunda belediyeye seçim yaklaştığı tarihlerde, biz yine ülkemiz için belli iş birlikleri kurabiliriz. Bakarız duruma. Diğeri Ankara kaybedilecek. Sırf bu sebeple kaybediliyorsa biz orada fedakarlık yaparız” yorumunu da yaptı.

İYİ Parti neden altılı ittifak yapısına karşı çıkıyor?

Kurultay ile birlikte İYİ Parti’nin, Millet İttifakı’nın “altılı masa” şeklinde DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nin katılımlarıyla yürüttüğü süreç de tarihe karışacak görünüyor.

Meral Akşener’in imza attığı parlamenter sisteme geçilmesi kararı başta olmak üzere fikir birliği hazırlanmış çalışmalar konusunda İYİ Parti’nin tutumunu koruyacağı vurgulandı. Ancak “Millet İttifakı’nın son geldiği aşamada iktidar değişimi, Cumhurbaşkanlığı’nı kazanma ve parlamenter sisteme dönüş hedefinden uzaklaşarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını sağlama amacına hizmet ettiği” eleştirisi var. Dolayısıyla seçim sonucu itibariyle Akşener’in ve İYİ Parti’nin artık altılı yapıdaki ittifak iş birliğinde olmayacağına kesin gözüyle bakılıyor.

İYİ Parti’deki üst düzey bir yetkili, özetle “Millet İttifakı’nda 2 ve 6 Mart toplantılarıyla ortak Cumhurbaşkanı adayı meselesinde, altı lider-altı parti arasında tam uzlaşma ile karar alınması yönündeki ilke çiğnendi. Kılıçdaroğlu ortak adaylığını arka planda diğer partilerle milletvekili pazarlığıyla İYİ Parti’ye de dayattı. Aday meselesine değin tam mutabakat ile karar alma ilkesiyle yol yüründü.

Meral hanım buna güvenmişti, tek kelimeye dahi itiraz edildiğinde uzlaşma aranırken, bizim “kazanacak aday” yaklaşımımız ve seçmen eğilimlerine ilişkin uyarılarımız yok sayıldı. Yüzde 60 oranında iktidara muhalif seçmen varken iktidar kazanılamadı. Seçmen bize Kılıçdaroğlu’nun adaylığıyla gelmeyin uyarısı yaptı, bunları Genel Başkanımız dinledi, bizler dinledik ve anlatmaya çalıştık, Meral hanım anlatmaya çalıştı. Ama ortak aday belirlenmesi özellikle son döneme bırakıldı” tespitlerini aktardı.

Benzer şekilde bir başka üst düzey yetkili de, “Benzer bir ittifak kurulması zor. Çünkü bu ittifak kaynaklı ciddi travmalar oldu. Millet İttifakı baştan itibaren kurulduğu gibi devam etseydi ama olmadı” değerlendirmesinde bulundu.

Dolayısıyla Millet İttifakı’nın “altı siyasi parti iş birliği” boyutu için “Bitti” yorumu yapılarak, gelecek yerel seçimlerde sadece CHP ile işbirliği seçeneğine işaret edildi.

Akşener yaz döneminde sahada olacak, seçmeni dinleyecek

İYİ Parti’nin kurultay sonrasındaki yol haritasına ilişkinse Meral Akşener’in miting tarzı buluşmalar değil öncesinde olduğu gibi il, ilçe ziyaretleriyle saha çalışması yapılacağı öğrenildi. İllerde seçmeni, taleplerini dinleyerek Akşener’in yerel seçimlerdeki olası adaylarıyla ilgili de fikir edineceği işaret edildi.

Akşener, kendisi gibi milletvekilleriyle tüm parti yönetimi ve teşkilatına yerel seçimlere odaklanma mesajı da verecek, seçmenden gelecek her türlü eleştiriye de kulak verilmesi esas olacak.

İYİ Parti’nin gelecek dönemki siyasi çizgisi içinse, “Türkiye’yi de yansıtan şekilde milliyetçi, demokrat, kalkınmacı” duruşun korunacağı belirtildi. Kuruluşundan beri olduğu üzere parti için asıl hedef ise, “merkez sağdaki esas parti olmak” olarak açıklanırken, şu dönemde Akşener’in 28 Mayıs gecesi söylediği gibi “muhalefet partisi olmak görevi yerine getirilecek” denildi.

Paylaşın

CHP’li Kuşoğlu’ndan “Kılıçdaroğlu Aday Olacak Mı?” Sorusuna Net Yanıt

CHP’li Bülent Kuşoğlu, “Kılıçdaroğlu’nun aday olmam, aday gösterilirim” sözlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Partiden bir kesim muhakkak aday gösterecektir. Geçmişte de öyle oldu. Aday göstereceğiz ama Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu yarış çok adil bir şekilde yapılır” ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, “CHP’de kişiler önemli değil. Değişimin önünü açtık. Aday olup olmamanın hiçbir önemi yok. Kurultayda gidip de ‘Ben adayım’ demem. Ama getirip işi yine kişiye getiriyoruz. Değişim olmayan bir hayat var mı? Hayatın her alanında değişim var.

Partinin yetkili organları kimin aday olup olmayacağına karar verecektir. Bu partide herkes gelip genel başkanlığa aday olabilir. Ben kurultay kararı aldım, gelsin aday olacaklar çalışsın” demişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Sözcü TV’de Deniz Zeyrek ve Saygı Öztürk’ün sorularını yanıtladı.

CHP’li Bülent Kuşoğlu, “Kılıçdaroğlu’nun aday olmam, aday gösterilirim” sözlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Partiden bir kesim muhakkak aday gösterecektir. Geçmişte de öyle oldu. Aday göstereceğiz ama Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu yarış çok adil bir şekilde yapılır” ifadelerini kullandı.

Belediye başkanlarına talimat

Öte yandan 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından dün yeniden TBMM’deki parti grup toplantısında kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu, konuşmasında dikkat çeken mesajlar verdi. Kılıçdaroğlu daha sonra CHP’li belediye başkanlarıyla buluştu.

Kılıçdaroğlu toplantıda, başkanlara yerel seçimlere yönelik görüşlerini iletti. Daha çok çalışma uyarısı yapan Kılıçdaroğlu’nun “Vatandaşla daha sık bir araya gelin, daha çok dokunun. Dertlerini dinleyin” dedi.

Öte yandan toplantı öncesi seçim sonuçlarını eleştiren ve CHP’deki değişim sürecine ilişkin Kılıçdaroğlu’na görüşlerini iletmek istediğini söyleyen başkanlar olmuştu. Toplantıda bu konuların “gündeme gelmediği” öğrenildi.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre; toplantıya ilişkin bilgi veren başkanlar, “CHP’nin grup toplantılarına düzenli olarak belediye başkanları katılır. Bizim bu ziyaretimiz de öyleydi. Genel başkanımıza da yapılanın rutin bir ziyaret olduğunu, olayların basında farklı gözüktüğünü ilettik.

Ayrıca yerel seçimlerde daha iyi hazırlanmamız gerektiğini söyledik. Onun dışında kurultay ya da değişim gibi konular gündeme gelmedi. Kısa bir görüşme oldu. İddia edildiği gibi bir ‘değişim’ isteğimiz ya da ‘destek açıklamamız’ olmadı. Sadece rutin bir ziyaretti” dedi.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Raporu: En Fazla Mülteci Türkiye’de

Türkiye’nin yaklaşık 3,6 milyon mülteciyle dünya genelinde en fazla mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan ülke. Türkiye’yi, 3,4 milyon ile İran, 2,5 milyon ile Kolombiya ve 2,1 milyon ile Almanya takip etti.

Dünya genelinde 2022’de toplam 2,6 milyon sığınma başvurusu yapılırken, ABD’nin 730 bin 400 kişiyle en fazla başvuru alan ülke oldu. ABD’yi 217 bin 800 ile Almanya takip ederken, Costa Rika, İspanya ve Meksika da bu alanda ilk 5’te yer aldı.

Dünya genelindeki toplam mülteci sayısı yüzde 35 artışla (8,9 milyon kişi) 2022’nin sonunda 34,6 milyona ulaştı. Bu artış büyük ölçüde ülkelerindeki savaştan kaçan Ukraynalı mülteciler ile İran ve Pakistan’daki Afganistanlıların sayısının revize edilmiş tahminlerinden kaynaklanıyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), “Zorla Yerinden Edilmede Küresel Eğitimler 2022” başlıklı raporunu açıkladı.

Raporda, geçen yıl 2021 sonuna göre yaklaşık 19 milyon artan zorla yerinden edilenlerin sayısının 108,4 milyona yükseldiği belirtildi.

Bu rakamın 62,5 milyonu ülke içinde yerinden edilenleri, 35,3 milyonu mültecileri, 5,4 milyonu sığınmacıları, 5,2 milyonu da uluslararası korumaya ihtiyaç duyan bireyleri kapsıyor.

Düşük ve orta gelirli ülkeler, dünya genelindeki mültecilerin ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyanların yüzde 76’sına ev sahipliği yapıyor.

En az gelişmiş ülkeler zorla yerinden edilenlerin yüzde 20’sine ev sahipliği yaparken, mülteciler ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyanların yaklaşık yüzde 70’i komşu ülkelerde yaşıyor.

En fazla mülteci Türkiye’de

Raporda, Türkiye’nin yaklaşık 3,6 milyon mülteciyle dünya genelinde en fazla mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan ülke olduğu bilgisi yer aldı.

Türkiye’yi, 3,4 milyon ile İran, 2,5 milyon ile Kolombiya ve 2,1 milyon ile Almanya takip etti.

Ulusal nüfuslarına göre, Aruba Adası (nüfusunun 6’da 1) ve Lübnan’ın (nüfusunun 7’de 1’i) en fazla sayıda mülteciye ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan diğer insanlara ev sahipliği yaptığı kaydedildi.

Raporda, dünya nüfusunun yüzde 30’unu oluşturan çocukların, zorla yerinden edilenlerin yüzde 40’ını oluşturduğu bildirildi.

En çok başvuru alan ülke: ABD

Dünya genelinde 2022’de toplam 2,6 milyon sığınma başvurusu yapılırken, ABD’nin 730 bin 400 kişiyle en fazla başvuru alan ülke olduğu ifade edildi.

ABD’yi 217 bin 800 ile Almanya takip ederken, Costa Rika, İspanya ve Meksika da bu alanda ilk 5’te yer aldı.

Raporda, tüm mültecilerin ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan diğer kişilerin 6,5 milyon ile Suriye, 5,7 milyon ile Ukrayna ve 5,7 milyon ile Afganistan’dan geldiğinin altı çizildi. Buna göre korumaya ihtiyaç duyanların yüzde 52’si bu 3 ülkeden geldi.

Dünya genelindeki toplam mülteci sayısının yüzde 35 artışla (8,9 milyon kişi) 2022’nin sonunda 34,6 milyona ulaştığı da belirtildi.

Bu artış büyük ölçüde ülkelerindeki savaştan kaçan Ukraynalı mülteciler ile İran ve Pakistan’daki Afganistanlıların sayısının revize edilmiş tahminlerinden kaynaklanıyor.

Raporda, 5,7 milyon ülke içinde yerinden edilmiş kişi ve 339 bin 300 mülteci dahil yerinden edilmiş 6 milyondan fazla kişinin, 2022’de ülkelerine döndüğü aktarıldı.

114 bin 300 mülteci, sığınma başvurusu yapılan ülkeden onları kabul eden başka bir ülkeye transfer edildi. Bu oran da bir önceki yıla göre yarı yarıya arttı.

BMMYK’nin de 116 bin 500 mülteciyi yeniden yerleştirme için ülkelere teslim ettiği bilgisi paylaşıldı.

Raporda görüşlerine yer verilen BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, “Bu rakamlar bize bazı insanların çatışmaya girmek için çok hızlı ve çözüm bulmak için çok yavaş olduğunu gösteriyor. Sonuç, evlerinden zorla koparılan milyonlarca kişinin her biri için yıkım, yerinden edilme ve ıstıraptır” dedi.

Raporda, kalıcı çözümler için parlak bir tablonun olmadığı değerlendirmesi yer aldı.

Paylaşın

CHP’de Kurultay Yerel Seçimler Sonrasına Bırakılabilir!

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) açıklanan kongre takvimine göre büyük olağan kurultay için yaklaşık 5 ay var. Hesaplamalara göre kongre süreci en erken ekim ayı sonunda tamamlanacak. Büyük kurultay tarihi için Parti Meclisi 1 Kasım’da toplansa dahi, bir ay önce tarihi ilan etme zorunluluğu dikkate alındığında büyük kurultay en erken aralık ayı başında yapılacak.

Çok sayıda partili yerel seçimlere 4 ay kala yapılması söz konusu olacak bir kurultayın seçim sonrasına ertelenmesinin sürpriz olmayacağı görüşünde. Yaklaşık 5 ay zamana yayılan kongre sürecinin de tartışmaları soğutacağı, kasım-aralık ayında alınacak bir erteleme kararının da sorun yaratmayacağı değerlendirmeleri yapılıyor.

Seçim yenilgisinin ardından MYK’yı değiştirip kongre takvimini ilan eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yeni yasama döneminin ilk grup toplantısında konuştu.

Yaklaşık 2 hafta süren parti içi değerlendirme toplantılarından sonra kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu, “Ben bir genel başkan olarak partimin sadece yakın geleceğini değil uzun hedefli yapısını da düşünüyorum. Gemiyi limana sağlam götürmek yine kaptanın görevidir. Gemiyi limana sağlam götüreceğimi herkes bilsin” dedi.

Kılıçdaroğlu, seçim sonrası yüksek sesle dile getirilen “değişim” çağrılarını da “Eleştirilere saygı evet, eksiklerimizi bize hatırlatanlara evet. Değişimin önünü tıkayan bir kişi değil, değişimin önünü açan bir kişi olacağım. Mutlaka kazanacağız” sözleriyle karşıladı.

Seçim sonrası “genel başkanlık değişimi”nin de konuşulmaya başlandığı partide Kılıçdaroğlu’nun sözleri “Adaylığını ilan etme” ve genel başkanlık için adı geçenlere bir “meydan okuma” olarak yorumlandı.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın aktardığına göre, partide üst düzey görevler üstlenmiş bir CHP’li siyasetçi, “Bu tam bir kurultay konuşmasıydı. Değişim mesajı var ama genel başkan bir değişim olacaksa benimle olacak diyor. Gençlerin önünü açacağım derken onun zamanını da ben takdir edeceğim diyor” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun “gemiyi limana götürme” sözleriyle kast ettiği liman içinse parti içinde değerlendirmeler farklı. Birçok CHP’li siyasetçi bu limanı kongre takvimi açıklanan “büyük kurultay” olarak değerlendirirken bu limanı “yerel seçim” olarak yorumlayanlar da oldu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na yakın bir siyasetçi ise liman metaforu için “kurultay” ya da “yerel seçim” göndermelerinin önem taşımadığına vurgu yaparak, “Genel başkan kalıyor. Kurultay ne zaman yapılırsa yapılsın, Kılıçdaroğlu 31 Mart 2024 yerel seçimlerine genel başkan olarak girecek. Bu belediye başkan adaylarını partinin kurullarıyla birlikte genel başkanın belirleyeceği anlamına gelir. İmamoğlu da yüzde 100 yeniden aday gösterilir” diyor.

Bekle-Gör taktiği izleniyor

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun “Yeniden adayım, genel başkanlığa devam edeceğim iddiası” olarak yorumlanan konuşması parti içinde birçok siyasetçi için sürpriz olmadı. Ancak bu açıklama kurultay sürecinde Kılıçdaroğlu’nun karşısına rakip çıkmayacağı anlamına gelmiyor.

Değişim çağrısını dile getiren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Meclis Grubu Başkanı Özgür Özel’in isimleri adaylık için konuşulmaya başlandı. Kurultay sürecinde delege seçimi ilçe ve il kongrelerine dikkat çeken birçok partili pozisyon almak için çok erken olduğu görüşünde. Mevcut durumdan rahatsız olan birçok kişinin “Bekle-gör” taktiği izlediği, kongre sürecindeki gelişmelere göre pozisyon alacağı konuşuluyor.

CHP Genel Başkan adaylığı için ismi geçen İmamoğlu ve Özel’in nasıl bir yol izleyeceği henüz bilinmiyor ancak parti içinde her iki isme karşı da dile getirilen eleştiriler var. CHP örgütlerinin İstanbul kazanımını çok önemsediğine dikkat çeken bir partili, “İstanbul yakın zamandaki en büyük seçim başarısı. İstanbul bir zafer. Seçmenimiz, delegemiz genel başkan adaylığı için İstanbul’un terk edilmesini, bırakılmasını istemez. Yeni bir kayba yol açacak kişiyi de siyaseten affetmez” yorumu yapıyor.

Özgür Özel’in adaylık açıklamaları ile ilgili temel eleştiri ise etik bir değerlendirme içeriyor. Neredeyse bir hafta önce grup başkanı koltuğuna oturan Özel’in genel başkan ile bir vekalet ilişkisi içinde olduğuna dikkat çekilerek, “Hem grup başkanısın hem bayrak açmaya hazırlanıyorsun. O zaman grup başkanlığını bırakacaksın. Bu etik değil” deniliyor.

Ancak Özel’in çıkışının Kılıçdaroğlu’na yarayacağı görüşünü savunanlar da var. Özel’in adaylık çıkışıyla İmamoğlu veya çıkacak bir başka adaya karşı partide denge sağlayacağına dikkat çekilirken bu durumun Kılıçdaroğlu’nu güçlendireceği kaydediliyor.

Açıklanan kongre takvimine göre büyük olağan kurultay için yaklaşık 5 ay var. Hesaplamalara göre kongre süreci en erken ekim ayı sonunda tamamlanacak. Büyük kurultay tarihi için Parti Meclisi 1 Kasım’da toplansa dahi, bir ay önce tarihi ilan etme zorunluluğu dikkate alındığında büyük kurultay en erken aralık ayı başında yapılacak.

Çok sayıda partili yerel seçimlere 4 ay kala yapılması söz konusu olacak bir kurultayın seçim sonrasına ertelenmesinin sürpriz olmayacağı görüşünde. Yaklaşık 5 ay zamana yayılan kongre sürecinin de tartışmaları soğutacağı, kasım-aralık ayında alınacak bir erteleme kararının da sorun yaratmayacağı değerlendirmeleri yapılıyor.

“CHP’deki değişimi Twitter belirlemeyecek”

Bu arada birçok partili sosyal medya ve televizyon programlarındaki CHP tartışmasına da tepkili. Parti içinde “Nasıl seçim sonuçlarını twitter kullanıcıları belirlemedi ise CHP’deki değişimi de, CHP’nin genel başkanını da televizyonlardaki tartışmalar, sosyal medyadaki yorumlar, Twitter belirlemeyecek. Partinin delegeleri, il-ilçe başkanları, belediye başkanları, Meclis grubu, hepsi katkı sunan aktörler olarak bir karar verecekler” yorumu yapılıyor.

Paylaşın

Demokrat Parti De Üç Siyasi Partinin Ortak Grup Arayışına Dahil Oldu

Demokrat Parti (DP) de Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi ve arasında bir süredir devam eden, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ortak bir siyasi parti grubu kurulmasına ilişkin görüşmelere dahil oldu.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, bir süredir genel başkanlar düzeyine de taşınan görüşmeler sıklaştı. Görüşmeler Saadet, DEVA ve Gelecek Partisi arasında daha yoğun bir biçimde devam ederken DEVA ve Gelecek Partisi yetkililerinin Demokrat Parti ile de temasa geçtiği belirtildi. Saadet Partisi ile Demokrat Parti arasında henüz bir görüşme gerçekleşmemiş olsa da Demokrat Parti’nin kurulacak gruba katılımı konusunda bir itiraz olmadığı ifade edildi.

14 Mayıs seçimlerinde DEVA Partisi 15, Gelecek Partisi 10, Saadet Partisi 10 ve Demokrat Parti 3 milletvekili çıkardı. Partilerin genel başkanları ve kurmayları, 4 siyasi partinin toplam 38 milletvekilinin bir siyasi parti grubunda birleşmesinin gerekliliği konusunda hemfikir. Genel başkanlar arasında devam eden görüşmelerde Meclis grubunun hangi siyasi partinin adıyla kurulacağı konusunda uzlaşı aranıyor. DEVA ve SAADET, grubun kendi çatıları altında kurulmasını arzu ederken görüşmelerin sonunda bir uzlaşının sağlanacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Saadet Partili bir yetkili, her partinin kendi çatısı altında grup kurulmasını istemesinin olağan olduğunu ifade ederken Saadet Partisi çatısı altında birleşmenin diğer siyasi partilerin tabanlarında daha kolay kabul edilebileceğini düşündüğünü söyledi. Temel Karamollaoğlu’nun siyasette bir “ağabey” figürü olduğunu ifade eden yetkili, “Genel Başkanımız Ahmet Hoca’nın da Sayın Babacan’ın da Temel Ağabey’i. Seçmenlerine bunu daha rahat anlatabilirler” dedi.

DEVA Partisi yetkilileriyse grup kurmanın öneminin farkında olduklarını ifade ederken Türkiye siyasetinin en genç partilerinden biri olarak DEVA çatısı altında birleşmenin fark yaratacağı görüşünü savundu. Saadet Partisi ile siyasi çizgilerinin farklı olduğunu da ifade eden yetkili, grup kurma konusundaki ortaklaşma arayışının sürdüğünü ifade etti.

Partilerin yetkili isimlerine göre Meclis’te grup kurulması, gruba ismini veren siyasi partiye ‘siyaseten’ katılım anlamına gelmeyecek. Grup kurulsa da her siyasi partinin kendi siyasetini yürütmeye devam edeceğini ifade eden bir yetkili, “Bir parti grubunda olmanın avantajlarından yararlanmak için grup kuracağız. O grubun adını taşıyan partiye ilhak söz konusu olmayacak” dedi. Aynı yetkili, gruptaki partilerin yasama çalışmalarında “özerk” olacağını, “Aynı grubun çatısı altında birleşmiş olsak da örneğin bir kanun teklifi konusunda farklı düşünceler söz konusuysa farklı yönde oy kullanılabilecek” örneğiyle açıkladı.

Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantısı yapma, genel kurulda daha fazla söz hakkına sahip olma gibi avantajlardan yararlanabileceğini hatırlatan bir başka yetkili, “Maksat üzüm yemek; toplumun yararına siyaset yapmak için Meclis’in söz hakkı ve imkanlarını değerlendirmek ve çarpan etkisi yaratmak” değerlendirmesinde bulundu.

Grup toplantılarında kim konuşacak?

Parti yetkililerinin aktardığına göre grup kurulması halinde grup başkanı ve grup başkanvekillerinin partilere eşit dağıtılması ya da dönüşümlü yürütülmesi gibi seçenekler masada. Ayrıca haftalık grup toplantılarının sırayla yapılması ya da ülke gündeminin yoğunluğuna göre liderlerin aynı grup toplantısında süreyi paylaşarak, sırayla partilerinin görüşlerini aktarması da söz konusu olabilir.

4 partinin siyasi çizgilerinin birbirlerine çok uzak olmadığını ifade eden bir yetkili, Cumhur İttifakı’ndaki MHP ve AK Parti ortaklığını hatırlatarak “Süreç ne getirir bilinmez ama Meclis grubunun kurulması, kendi doğallığında bir siyaset birliğini de doğurabilir. Belki birleşmeye giden bir sürecin başlangıcı olur” değerlendirmesini yaptı.

Yetkililer, muhalefetin kaybedecek zamanı olmadığını, yerel seçim çalışmalarına bir an önce başlanması gerektiğini belirterek kararın Meclis tatile girmeden, en geç temmuz ayı içerisinde netleşeceğini ifade etti.

Öte yandan DEVA ve Gelecek Partisi yetkilileri grup kurma görüşmelerinin yanında “birleşme” temelli ikili görüşmelerini sürdürüyor. İki partiden birinin kendisini feshederek yola tek bir parti olarak devam etmesi masadaki seçeneklerden. Birleşme konusundaki teknik ve siyasi çalışmalar kurmaylar düzeyinde devam ediyor. İki partinin genel başkanları sık sık bir araya gelirken DEVA Partisi çatısı altında birleşmeye yakın olunduğu ifade ediliyor.

Birleşme halinde genel başkanlık koltuğunda kimin oturacağı konusunda farklı modeller tartışılıyor. Eşbaşkanlık, onursal başkanlık gibi modellerin gündemde olduğunu kaydeden kaynaklar yepyeni bir siyaset modelinin de şekillenebileceğini ifade ediyor.

Saadet Partisi ise farklı bir tabana ve siyasi söyleme sahip olduğu için bu görüşmelere dahil olmuyor. Ancak DEVA ve Gelecek Partisi’nin birleştiği bir senaryoda Meclis’te kurulacak bir gruba Saadet Partisi’nin de dahil olmasına sıcak bakılıyor.

Grup kurmak neden avantajlı?

Grubu olan siyasi partiler Meclis Başkanlık Divanı’nda temsil edilip, Genel Kurul kürsüsünde grup adına söz hakkı kullanabiliyor ve ihtisas komisyonlarına üye verebiliyor. Bir siyasi parti grubunun en az bir grup başkanı, iki de grup başkanvekili olabiliyor. Grup başkanvekillerinin genel kurul oturumlarında ayrıca söz hakkı bulunuyor ve grup başkanvekilleri Genel Kurul gündeminin belirlendiği danışma kuruluna katılabiliyor. Tüm bu avantajların yanı sıra grubu bulunan siyasi partiler, salı günleri grup toplantısı düzenleme hakkı da kazanıyor.

Grubu bulunan siyasi partiler için makam odaları, personel çalışma alanları ve toplantı salonlarının bulunduğu bir de grup yönetim bölümü ayrılıyor. Meclis kulislerinde, diğer siyasi parti gruplarının ve genel kurulun bulunduğu ana binanın birinci katında bir koridorun yeni kurulacak gruba tahsis edileceği iddia ediliyor.

Paylaşın

Yerel Seçimlerde İttifak Mümkün Mü, İYİ Parti İttifak Fikrine Nasıl Bakıyor?

Cumhurbaşkanlığı seçimi için kurulan Millet İttifakı bir seçim ittifakı olarak görüldüğü için ikinci turun ardından kendiliğinden ortadan kalkmış durumda. İYİ Parti açısından altılı masa yapısında eski üyelerle bir ittifak kurmak artık çok zor görülüyor. Çünkü bu yapının ilk baştaki formülünden çıkılarak diğer partilerin de girmesi ve ardından yaşanan adaylık krizi gibi nedenlerle “ciddi travmalara” yol açtığı düşünülüyor.

Öte yandan İYİ Partili yetkililer yerel seçimler için bazı illerde kısmi ittifaklara ya da iş birliğine kapıları kapatmazken, mart ayına kadar daha belli bir süre olduğuna ve gelişmelere göre karar verileceğine de dikkat çekiyor. İYİ Partili bir yetkili, “Biz tek başımıza girecekmiş gibi çalışırız. Ama şartlar neyi getirir onu şu an için bilmek zor” yorumu yapıyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in parti yetkililerinden edindiği izlenimlere göre İYİ Parti bundan sonra artık kendi kimliği ve hedeflerini ortaya koyacak bir şekilde hareket etmeyi tercih ederken, bazı iller için ise kısmi iş birliğine mümkün gözüyle bakıyor. İYİ Partili bir yetkili önemli büyükşehirlerin kaybedilmesi gibi bir riskin görülmesi durumunda kendilerinin fedakârlık yapmaya hazır olduğunu ancak geçmiş seçimlerde yapılan hataların tekrarlanmaması konusunda kararlı olduklarını belirtiyor.

Seçim sonuçlarının pek çok açıdan tartışılmaya devam edildiği sırada CHP başta olmak üzere Millet İttifakı’ndaki bazı partilerde taşlar yerinden oynarken, İYİ Parti’nin gelecek hafta sonu yapacağı kongrede Genel Başkan Meral Akşener’in “güven tazelemesi” ve yerel seçimler için mücadeleye başlama mesajı vermesi bekleniyor.

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde Millet İttifakı’nın adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kaybetmesi ve ayrıca İttifak’ın TBMM’de de çoğunluğu sağlayamaması muhalefet cephesinde moralleri bozarken, ittifakın iki büyük partisinde de yönetimlere yönelik eleştiriler yükselmişti.

CHP’de bu eleştiriler Kılıçdaroğlu’nun kendi adaylığı konusunda ısrar etmesi nedeniyle daha yüksek sesle dillendirilirken, değişim istenmiş ve kurultay süreci başlatılmıştı. CHP’nin kurultayının Ekim sonu ya da Kasım aylarında gerçekleşebileceği belirtiliyor.

Öte yandan seçimin ardından Millet İttifakı’nın diğer büyük ortağı İYİ Parti ise 24-25 Haziran günlerinde 3. Olağan Büyük Kurultayını düzenleme kararı aldı. Kurultayda Genel Başkan, Genel İdare Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu organlarının seçimi ve tüzük değişikliği yapılacak.

İYİ Parti son seçimlerde yaklaşık 5 milyon 276 bin seçmenin oyuyla yüzde 9,69 oranını yakalarken, TBMM’de 44 sandalyenin sahibi oldu. Parti 2018 seçimlerinde ise yüzde 9,96 oy ile 43 milletvekili çıkarmıştı.

Akşener seçimlerin ikinci turunun ardından yaptığı açıklamada parti olarak 2018’deki oy ve milletvekili sayısını tekrarladıklarını hatırlatarak, “Yani ne aşağı düştük ne yukarı çıktık. Dolayısıyla bununla ilgili bir mesaj var. Bu mesajı bütün arkadaşlarımızla beraberce okuyacağız, anlayacağız, derslerimizi çıkaracağız” demişti.

Bu arada birkaç gün önce kurucusu olduğu İYİ Parti’den istifa eden Eski Devlet Bakanı ve 27.Dönem İYİ Parti Milletvekili Ahat Andican “Bugün geldiğimiz noktada İYİ Parti Yönetimi ile siyasal ve yapısal açıdan uyumlu bir çalışma yürütme imkânı kalmamış durumdadır” ifadelerini kullandı. Andican’ın yanı sıra kuruculardan Aytun Çıray ile İYİ Parti Kurucular Kurulu ve Genel İdare Kurulu Üyesi Emine Küçükali de partiden ayrıldı.

İYİ Parti’nin oylarını artıramaması nedeniyle partide bu örneklere benzer bazı eleştiriler yükselirken, üst yönetime göre oyların artmamasının başlıca sebepleri olarak “altılı masanın yapısı, aday belirleme sürecinde İYİ Parti’nin yıpratılması ve başkanlık sisteminde iki farklı kutbun varlığı” görülüyor.

Ancak parti yönetimini seçimlerde çok başarılı bulmayan gruplar da var. Son olarak İYİ Partili bir grup “partinin kurucu iradesinden uzaklaşıldığı” gerekçesiyle Ortak Akıl Platformu kurdu.

Platformun kuruluş gerekçesine ilişkin, Platform Sözcüsü İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Ethem Baykal ile Kurucular Kurulu Üyesi İsmet Koçak ortak yazılı açıklama yaparken, yönetim eleştirildi ve taleplerinin dikkate alınmaması halinde kongrede “partinin kuruluş ilkelerine bağlı yeni bir kadro ve Genel Başkan adayı ile” yola devam edecekleri belirtildi.

Partinin üst düzey yetkilileri ve parti çevrelerine göre ise Akşener’in karşısına kongrede güçlü bir adayın çıkması beklenmezken, tam tersine Akşener’in güçlü bir konuşma yaparak “güven tazelemesi ve yerel seçim için mücadeleye başlangıç işareti vermesi” öngörülüyor.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu da iki gün önceki sosyal medya paylaşımında, “İYİ Parti ailesi bu büyük buluşmada liderimiz Sayın Meral Akşener’in etrafında kenetlenerek ülkemizin içine sokulduğu çıkmazdan kurtuluşu ve yeni yol haritasını müjdeleyecektir” demişti.

Akşener’in kurultayın ardından farklı illere giderek yeniden halk buluşmalarına katılması ve hem seçim sonuçları ile ilgili partisinin görüşlerini aktarması hem de yerel seçime yönelik çalışmalara başlaması planlanıyor.

İYİ Partili üst düzey bir yetkili, “Bizim için bundan sonra önemli olan tabanımızı tekrar heyecanlandırmak, belli bir hedefe yönlendirebilmek. Çünkü yerel seçimler yaklaşıyor” sözleriyle Akşener’in çıkması planlanan yurt gezilerinin önemini aktarıyor.

Bu kapsamda Akşener’in asıl mesajlarını vereceği kongreye kadar Meclis grubu yapması da şu an için düşünülmüyor.

İYİ Parti’nin çizgisi ne olacak?

Peki seçim sonuçlarından istediğini tam alamayan ama 2018’in de çok gerisine düşmeyen İYİ Parti bundan sonra yoluna hangi çizgide devam edecek?

Haziran sonundaki kurultay sonrasında İYİ Parti ile ilgili eskiden beri bazı dönemlerde dillendirilen ancak farklı nedenlerle gerçekleşmeyen “merkez sağ” çizginin bundan sonra daha net bir şekilde çizilmesi beklenebilir mi?

Edinilen bilgiye göre Akşener’in kongrede yapacağı konuşma İYİ Parti’nin bundan sonraki çizgisini aktaracak şekilde olacak ve partinin ilkeleri, kuralları ve politikaları daha belirgin bir şekilde ifade edilecek. Üst düzey bir parti yetkilisi, “Seçimlerden sonra muhalefette milliyetçi, demokrat ve merkez sağ alanı kapsayabilecek tek parti İYİ Parti” diyerek, bundan sonra da aslında AKP’nin de beslendiğini söylediği Türkiye ortalamasına uygun şekilde “milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı” çizgide devam edileceğini kaydediyor.

Partisine küskün CHP’lileri de kapsayacak bir şekilde muhalefet seçmenlerini kucaklayıcı bir konuşma yapması beklenen Akşener’in küskün ve kırgın olan seçmenler için yeni bir yol haritası çizmeyi hedefleyeceği belirtiliyor.

İYİ Parti yaklaşık yüzde 10’luk oy tabanının artık iki seçimin ardından oturduğunu belirterek, bu yüzdeyi bir “sıçrama tahtası” olarak gördüklerini ve olumlu bir şekilde değerlendirilmesi durumunda bu oranın yükselme şansının yüksek olduğunu ifade ediyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için kurulan Millet İttifakı bir seçim ittifakı olarak görüldüğü için ikinci turun ardından kendiliğinden ortadan kalkmış durumda.

Peki bu durumda 2024 yılının mart ayındaki yerel seçimlerde İYİ Parti ittifak yapma fikrine nasıl bakıyor?

İYİ Parti açısından altılı masa yapısında eski üyelerle bir ittifak kurmak artık çok zor görülüyor. Çünkü bu yapının ilk baştaki formülünden çıkılarak diğer partilerin de girmesi ve ardından yaşanan adaylık krizi gibi nedenlerle “ciddi travmalara” yol açtığı düşünülüyor.

Öte yandan İYİ Partili yetkililer yerel seçimler için bazı illerde kısmi ittifaklara ya da iş birliğine kapıları kapatmazken, mart ayına kadar daha belli bir süre olduğuna ve gelişmelere göre karar verileceğine de dikkat çekiyor. İYİ Partili bir yetkili, “Biz tek başımıza girecekmiş gibi çalışırız. Ama şartlar neyi getirir onu şu an için bilmek zor” yorumu yapıyor.

İYİ Parti bundan sonra artık kendi kimliği ve hedeflerini ortaya koyacak bir şekilde hareket etmeyi tercih ederken, bazı iller için ise kısmi iş birliğine mümkün gözüyle bakıyor. İYİ Partili bir yetkili önemli büyükşehirlerin kaybedilmesi gibi bir riskin görülmesi durumunda kendilerinin fedakârlık yapmaya hazır olduğunu ancak geçmiş seçimlerde yapılan hataların tekrarlanmaması konusunda kararlı olduklarını belirtiyor.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye “İsveç NATO’ya Üye Olmalı” Mesajı

Beyaz Saray sözcüsü Karine Jean Pierre, İsveç’in Türkiye ile daha önce varılan mutabakat kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve buna 1 Haziran’da yürürlüğe giren yeni terörle mücadele yasasını da kapsadığını vurguladı.

İsveç’in katılımının NATO’yu daha da güçlendireceğinin bir kez daha altını çizen Beyaz Saray sözcüsü “İsveç’in bir an önce NATO üyesi olması gerektiğini düşünüyoruz” dedi ve bu konuda umutlu olduklarını söyledi.

Türkiye ve Macaristan İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü henüz onaylamamış olan iki üye. Ankara Stockholm’den ABD ve AB’nin terör örgütü listesinde olan PKK ile mücadele konusunda daha fazla adım atmasını talep etmişti.

Amerikalı yetkililer İsveç’in NATO’ya katılım sürecinin Temmuz ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak NATO zirvesine kadar tamamlanmasını bekliyor.

VOA Türkçe’den Begüm Dönmez Ersöz’ün aktardığına göre, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Washington temasları kapsamında Başkan Joe Biden’la Oval Ofis’te biraraya geldi. Görüşme Başkan Biden’ın diş tedavisi sebebiyle bir gün gecikmeli olarak gerçekleşti.

ABD Başkanı Biden’ın NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’le görüşmesine Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Jon Finer ve ABD’nin NATO temsilcisi katıldı.

Görüşmede Rusya’nın 16 aydır işgal ettiği Ukrayna’da sahadaki durum, Kiev’e askeri yardım, Türkiye ve Macaristan’ın henüz NATO’ya katılım protokolünü onaylamadığı İsveç’in İttifak’a üyelik süreci vardı.

Başkan Biden NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’le görüşmesinde tüm NATO topraklarının savunmasına güçlü destek ve İttifak içinde birliğin muhafaza edilmesi mesajının altını çizdi. “NATO müttefikleri hiç bu kadar birleşik bir tavır sergilememişti. Bunu sağlamak için ikimiz de çok çalıştık.” dedi.

ABD’nin Ukrayna’ya 325 milyon dolarlık yeni askeri yardım açıkladığı sırada Washington’da temaslarda bulunan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Ukrayna’ya güçlü destekten dolayı ABD’ye teşekkür etti.

Ukrayna’ya sağlanan güçlü askeri yardımların sahada fark yarattığını belirten NATO Genel Sekreteri Ukrayna’nın karşı saldırıda ilerleme kaydettiğini söyledi.

Jens Stoltenberg, “Henüz ilk günler ancak şunu biliyoruz ki Ukraynalılar ne kadar fazla toprak geri alırsa, müzakere masasında elleri o kadar güçlü olur.” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in savaşı kazanmaması gerektiğini söyleyen NATO Genel Sekreteri, böyle bir sonucun sadece Ukrayna için bir “trajedi” olmakla kalmayıp tüm dünyayı daha tehlikeli bir hale getireceği uyarısında bulundu.

Jens Stoltenberg, “(Savaşı Putin’in kazanması Çin dahil tüm dünyadaki otoriter liderlere askeri güç kullandıklarında istediklerini elde edebilecekleri mesajını verecek.” ifadelerini kullandı.

ABD’nin Ukrayna için açıkladığı yardım paketi, Kiev’in karşı saldırıya geçtiği bir sırada Ukrayna’ya Bradley zırhlı araçların ve gelişmiş yüzeyden havaya füze sistemleri için mühimmat sağlanmasını öngörüyor.

325 milyon dolarlık yeni yardım paketi ABD Savunma Bakanlığı’ndan Ukrayna için tahsis edilen kırkıncı askeri yardım paketi olacak.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’ün görev süresi Ekim ayında sona eriyor. Daha önce görev süresi üç kez uzatılan Stoltenberg’den görev süresini bir kez daha uzatmasının istenip istenmediği belirsiz.

Başkan Biden görüşmede NATO’ya kritik bir dönemde liderlik eden Stoltenberg’ün başarılı bir süreç yürüttüğünü söyledi.

Beyaz Saray sözcüsü Karine Jean Pierre, Başkan Biden’ın bu konuda henüz bir karar vermediğini belirtti; Jens Stoltenberg’ün harika bir iş çıkardığını düşündüğünü söylemekle yetindi.

“İsveç’in bir an önce NATO üyesi olması gerektiğini düşünüyoruz”

NATO Genel Sekreteri’nin Washington temaslarında öne çıkan bir diğer konu da Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından Finlandiya ile birlikte üyelik başvurusunda bulunan İsveç’in İttifak’a katılım sürecinin tamamlanmasıydı.

Türkiye ve Macaristan İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü henüz onaylamamış olan iki üye. Ankara Stockholm’den ABD ve AB’nin terör örgütü listesinde olan PKK ile mücadele konusunda daha fazla adım atmasını talep etmişti.

Beyaz Saray sözcüsü Karine Jean Pierre, İsveç’in Türkiye ile daha önce varılan mutabakat kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve buna 1 Haziran’da yürürlüğe giren yeni terörle mücadele yasasını da kapsadığını vurguladı.

İsveç’in katılımının NATO’yu daha da güçlendireceğinin bir kez daha altını çizen Beyaz Saray sözcüsü “İsveç’in bir an önce NATO üyesi olması gerektiğini düşünüyoruz” dedi ve bu konuda umutlu olduklarını söyledi.

Amerikalı yetkililer İsveç’in NATO’ya katılım sürecinin Temmuz ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak NATO zirvesine kadar tamamlanmasını bekliyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, zirveyi “çok önemli bir kilometre taşı” olarak niteledi ve bazı müttefiklerin kaygılarının giderilmesinin ardından İsveç’in NATO’ya alınmasının zamanının geldiğini yineledi.

İsveç 1 Haziran’da terör örgütlerine üye olması suç haline getiren yeni terörle mücadele yasasını yürürlüğe koymuş ve İsveç Yüksek Mahkemesi’nin yeşil ışık yakmasının ardından Türkiye’de terör suçlarından hüküm giyen bir kişinin iadesine onay vermişti.

NATO savunma bakanları Brüksel’de biraraya gelecek

Önümüzdeki günlerde NATO’da Ukrayna gündemi yoğunluğunun devam etmesi bekleniyor. NATO Savunma Bakanları Perşembe günü Brüksel’de biraraya gelecek.

Bu görüşmelerde ağırlıklı olarak Ukrayna’ya askeri yardımın ele alınması ve Kiev’e sağlanan mühimmatın standardize edilmesi çabalarının ele alınması bekleniyor.

Ukrayna’ya askeri yardım sağlayan bazı ülkelerin savunma şirketlerinin temsilcileri de toplantıya katılacak.

Bu şirketler arasında Ukrayna’ya insansız hava aracı sağlayan drone üreticisi Baykar da yer alıyor.

Bu kapsamda yapılacak görüşmelerin amacı askeri ekipman üretiminin arttırılması, Kiev’e sağlanan mühimmatın standardize edilmesi ve bu sayede askeri desteğin daha pürüzsüz şekilde yapılabilmesi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’dan Belediye Başkanlarına “Vatandaşa Daha Çok Dokunun” Talimatı

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediye başkanlarıyla bir araya gelen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlara, “Vatandaşla daha sık bir araya gelin, daha çok dokunun. Dertlerini dinleyin” dediği öğrenildi.

14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından dün yeniden TBMM’deki parti grup toplantısında kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu, konuşmasında dikkat çeken mesajlar verdi. Kılıçdaroğlu daha sonra CHP’li belediye başkanlarıyla buluştu.

Kılıçdaroğlu toplantıda, başkanlara yerel seçimlere yönelik görüşlerini iletti. Daha çok çalışma uyarısı yapan Kılıçdaroğlu’nun “Vatandaşla daha sık bir araya gelin, daha çok dokunun. Dertlerini dinleyin” dedi.

Öte yandan toplantı öncesi seçim sonuçlarını eleştiren ve CHP’deki değişim sürecine ilişkin Kılıçdaroğlu’na görüşlerini iletmek istediğini söyleyen başkanlar olmuştu. Toplantıda bu konuların “gündeme gelmediği” öğrenildi.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre; toplantıya ilişkin bilgi veren başkanlar, “CHP’nin grup toplantılarına düzenli olarak belediye başkanları katılır. Bizim bu ziyaretimiz de öyleydi. Genel başkanımıza da yapılanın rutin bir ziyaret olduğunu, olayların basında farklı gözüktüğünü ilettik.

Ayrıca yerel seçimlerde daha iyi hazırlanmamız gerektiğini söyledik. Onun dışında kurultay ya da değişim gibi konular gündeme gelmedi. Kısa bir görüşme oldu. İddia edildiği gibi bir ‘değişim’ isteğimiz ya da ‘destek açıklamamız’ olmadı. Sadece rutin bir ziyaretti” dedi.

Kılıçdaroğlu aday olacak mı?

Öte yandan Sözcü TV’de Deniz Zeyrek ve Saygı Öztürk’ün sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, CHP’de yapılması planlanan kurultaya ilişkin olarak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday gösterileceğini söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu ise, adaylık konusunda şu ifadeleri kullanmıştı: “CHP’de kişiler önemli değil. Değişimin önünü açtık. Aday olup olmamanın hiçbir önemi yok. Kurultayda gidip de ‘Ben adayım’ demem. Ama getirip işi yine kişiye getiriyoruz. Değişim olmayan bir hayat var mı? Hayatın her alanında değişim var.

Partinin yetkili organları kimin aday olup olmayacağına karar verecektir. Bu partide herkes gelip genel başkanlığa aday olabilir. Ben kurultay kararı aldım, gelsin aday olacaklar çalışsın.”

Paylaşın