Akşener’den “Vergi Zamları” Tepkisi: IMF Programı Uygulanıyor

Katma Değer Vergisi (KDV) ve harç zamlarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklamada bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Memleketimizde adı konmamış bir IMF programı uygulanıyor” dedi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Katma Değer Vergisi (KDV) ve harç zamlarına ilişkin olarak sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.

Memleketimizde adı konmamış bir IMF programı uygulandığını belirten Akşener, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Memleketimizde adı konmamış bir IMF programı uygulanıyor. Her şeye gelen zamlarla maaşlar daha yatmadan erimeye devam ediyor. Bütçe açığını, tüm yükü milletin sırtına bindirerek kapatamazsınız. Kemer sıkılacaksa önce israfı, şatafatı bırakıp kendiniz kemer sıkın da görelim!”

Artışlar

Resmî Gazete’de bugün yayımlanan 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla Katma Değer Vergisi (KDV) yüzde 18 olan ürünlerde yüzde 20’ye, yüzde 8 olan ürünlerde ise yüzde 10’a çıkarıldı.

Deterjan, sabun, tuvalet kâğıdı, bebek bezi ve yeme-içme sektöründeki KDV yüzde 10; mobilya, beyaz eşya, elektronik ürünler, sigara ve alkolde ise yüzde 20 olacak. Daha çok gıdayı kapsayan yüzde 1’lik KDV diliminde ise değişiklik yapılmadı.

7344 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla ise yurt dışından getirilen telefonların kayıt altına alınması için belirlenen tutarda harç ücreti (IMEI) ise karar öncesinde 6 bin 91 TL iken 20 bin TL’ye yükseldi.

492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı tariflerde yer alan maktu harçlara yüzde 50 oranında artış yapıldı. Karara göre, trafik harçları kapsamında bulunan “sürücü belgesi harçları” yapılan artıştan hariç tutuldu.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan “Vergi Zamları” Tepkisi: Sizin Yaptığınızı Deli Dumrul Yapmaz!

Katma Değer Vergisi (KDV) ve harç zamlarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “Sizin yaptığınızı Deli Dumrul yapmaz!” dedi.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, bugün açıklanan Katma Değer Vergisi (KDV) ve harç zamlarındaki artışla ilgili açıklama yaptı. Davutoğlu’nun açıklaması şöyle:

“Sizin yaptığınızı Deli Dumrul yapmaz!

Cahil, iş bilmez ekonomi yöneticileriniz ülkemizin ekonomisini çökertip kenara çekildi, faturasını ödemek de milletimize mi düştü?

Bu zamların izahı yok. Kaşıkla verdiniz, kepçeyle alıyorsunuz. Asgari ücret zammı da, memur maaş zammı da daha gelmeden eridi. Ekonomiyi yanlış yönetiyorsunuz, ülkeyi uçuruma sürüklüyorsunuz.

‘Mali disiplini’ sağlamak için gelirleri artırmak yerine, önce tasarrufu neden düşünmüyorsunuz? ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diye kendinizi savunarak, milletimizi vergiye boğarak yeni yolsuzluklara kaynak mı yaratmak derdiniz?”

Artışlar

Resmî Gazete’de bugün yayımlanan 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla Katma Değer Vergisi (KDV) yüzde 18 olan ürünlerde yüzde 20’ye, yüzde 8 olan ürünlerde ise yüzde 10’a çıkarıldı.

Deterjan, sabun, tuvalet kâğıdı, bebek bezi ve yeme-içme sektöründeki KDV yüzde 10; mobilya, beyaz eşya, elektronik ürünler, sigara ve alkolde ise yüzde 20 olacak. Daha çok gıdayı kapsayan yüzde 1’lik KDV diliminde ise değişiklik yapılmadı.

7344 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla ise yurt dışından getirilen telefonların kayıt altına alınması için belirlenen tutarda harç ücreti (IMEI) ise karar öncesinde 6 bin 91 TL iken 20 bin TL’ye yükseldi.

492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı tariflerde yer alan maktu harçlara yüzde 50 oranında artış yapıldı. Karara göre, trafik harçları kapsamında bulunan “sürücü belgesi harçları” yapılan artıştan hariç tutuldu.

Paylaşın

AK Parti’de Kadro Değişimi: 6 İl Başkanlığına Atama

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Gaziantep, Kilis, Ardahan, Kayseri, Samsun ve Malatya il başkanlıklarına yeni atamalar yapıldı.

Haber Merkezi / AK Parti Teşkilat Başkanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla 6 il başkanlığına atama yapıldığı duyuruldu.

Paylaşımda, Kayseri İl Başkanlığına Fatih Üzüm, Samsun İl Başkanlığına Mehmet Köse, Gaziantep İl Başkanlığına Murat Çetin, Kilis İl Başkanlığına Zihni Serhan Diyarbakırlı, Ardahan İl Başkanlığına Ersin Yılmaz ve Malatya İl Başkanlığına Namık Gören’in atandığı bildirildi.

Söz konusu atamalarda vekaleten görev yapan il başkanlarından bazılarının başkanlığa atanması dikkat çekerken, yine vekaleten görev yürüten Mehmet Metin Karakuş, Ertuğrul Teymur, Nuri Ayduğan, Bahadır Kılıç ve Abdulkadir Sarıdağ’ın yerine yeni il başkanları atandı.

7 il başkanı değişmişti

Yakın zamanda, Adıyaman, Erzincan, Kars, Kırıkkale, Muğla, Niğde ve Uşak il başkanlıklarına da atama yapılmıştı.

Adıyaman İl Başkanlığına Emrah Erkan Bulucu, Erzincan İl Başkanlığına Mehmet Cavit Şireci, Kars İl Başkanlığına Muammer Sancar, Kırıkkale İl Başkanlığına Engin Pehlivanlı, Muğla İl Başkanlığına Gültekin Akça, Niğde İl Başkanlığına Mustafa Özdemir, Uşak İl Başkanlığına Himmet Yaşar’ın atandığı bildirilmişti.

14 ve  28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerinde başarılı olamayan il ve ilçe başkanlarının değişeceği kulislere yansımıştı.

Paylaşın

AYM’den Dikkat Çeken Hak İhlali Kararı: Nevruza Katılan…

AYM, Nevruz kutlamasına katıldıktan sonra yurttan atılan öğrencinin, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine hükmetti. AYM, ayrıca, başvurucuya 18 bin TL manevi tazminatın yanı sıra harç ve vekalet ücretleri için de 10 bin 194 TL ödenmesine karar verdi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), 2016 yılında Anadolu Üniversitesi’nde Nevruz kutlamasına katıldıktan sonra yurttan atılan öğrencinin, Anayasa’nın 34. maddesiyle korunan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

17 Mart 2016’da üniversitedeki Nevruz kutlamasında bazı şiddet olayları yaşanması üzerine yurt idaresince açılan soruşturmada Bedran Ali Ertuğrul adlı öğrenciye “yurttan süresiz çıkarma” cezası verilmiş, Ertuğrul ise memleketinde her yıl Nevruz’u kutladıklarını, bu etkinliğe de halayı görünce katıldığını, etkinliğin yasa dışı olduğunu bilmediğini savunmuştu.

Ertuğrul’un karara karşı önce idare mahkemesine, ardından bölge idare mahkemesine yaptığı başvurular ise reddedilmişti.

BBC Türkçe’nin haberine göre, son olarak dosyayı 2018’de AYM’ye taşıyan Ertuğrul, beş yıllık bekleyişin ardından mahkemece haklı bulundu. AYM, bugün Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla başvurucuya 18 bin TL manevi tazminatın yanı sıra harç ve vekalet ücretleri için de 10 bin 194 TL ödenmesine hükmetti.

Anayasa’nın 34. Maddesi

Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

Paylaşın

Meclis’te 6 Grup: Saadet Partisi Ve Gelecek Partisi

Gelecek Partisi ve Saadet Partisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ortak grup karma kararı aldı. Meclis’teki altıncı siyasi parti grubunu oluşturacak olan Gelecek Partisi ve Saadet Partisi, 14 Mayıs parlamento seçimlerine CHP listelerinden girmişlerdi.

Haber Merkezi / Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ortak grup kurmaya karar verdiklerini açıkladılar.

Davutoğlu, ortak basın toplantısında “Gelecek ve Saadet milletvekileri ortak bir grup çalışması içine girecek. Bugün grup dilekçesi, TBMM’ye iletilecek. Her parti milletvekili kendi kimliğini korumakla birlikte TBMM çatısı altında bir devre için Saadet Partisi grubu olarak faaliyet gösterecek. Grup başkanı Gelecek Partisi’nden olacak.” dedi.

Karamollaoğlu ise, “Gelecek Partisi de bir fedakarlıkta bulundu. Bizim amblemimiz altında birleşerek Meclis’te grup oluşturmaya karar verdik. Meclis’te en ciddi çalışmaları yapan grup inanıyorum ki bu grup olacak. Fikirlerde bazı farklılıkların olmasını bakış açısına göre değerlendirmek mümkün” ifadelerini kullandı.

Basın toplantısında konuşan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu şunları söyledi: “Mayıs seçimlerinden sonra siyaset hayatımızın en önemli gelişmesine şahit oluyoruz. Siyasi tabloyu değerlendirdiğimizde şu sonuçlara ulaştık… Siyasi iktidar her türlü yola başvurarak iktidarını sürdürüyor. Statükoyu sürdürmeye çalışıyorlar. Muhalefet partileri kendi içinde muhasebesini yaptı. Değerlendirmeye baktığımızda seçmenimiz bize güçlü alternatif ihtiyacı duyduklarına dair verdiği mesajdır.

İki parti olarak önemli adım attık. Saadet-Gelecek ittifakı altında önemli adımlar atacağız. Ortak grup çalışması içine girecek. Bugün ortak grup talebi dilekçesi Meclis’e iletilecek. Saadet Partisi grubu olarak faaliyet gösterecek. Grup Başkanı, Gelecek Partisi’nden olacak. Görüş ayrılıklarımız doğaldır. Görüş farklılıklarına rağmen işbirliği yapmayı zorunlu kılıyor içinde bulunduğumuz durum”

Saadet Partisinin amblemiyle grup kurulacak

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ise şöyle konuştu: “Kürsülerde meydanlarda dile getirdiğimiz konuların siyasette de dile getirilmesi için grup ihtiyacı oldu. Grup olmadan yapılacak çalışmalar çok zayıf kalıyor Meclis çatısı altında. Vekillik yapan, iktidarda bulunan ülkeyi yöneten tecrübede bulunan kardeşlerimiz biliyor. Seçimlerde istediğimiz neticeyi elde edemedik. Meclis’te bir araya geldiğimizde grup oluşturacak kadar vekilimiz var. Bir araya gelmeyi ülkemiz için bir ihtiyaç olarak gördük.

Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi de bir fedakarlıkta bulundu. Bizim amblemimiz altında birleşerek Meclis’te grup oluşturmaya karar verdik. Meclis’te en ciddi çalışmaları yapan grup inanıyorum ki bu grup olacak. Fikirlerde bazı farklılıkların olmasını bakış açısına göre değerlendirmek mümkün.

Bunu çatlak meselesi olarak da görmek zenginlik olarak da görmek mümkün. Bu büyük zenginliktir diye düşünüyorum. Hepimiz aynı çatı altında seçime girdik. Niye böyle oldu diye sorgulayanlar var, herkes sorgulayabilir. Aynı çatı altında seçime girmeseydik bu kararın alınması mümkün gözükmüyordu. Bugün Meclis’te arkadaşlarımızla bir araya geleceğiz. İlk grup toplantısını Meclis tatile girmeden önümüzdeki hafta gerçekleştireceğiz.

İttifakın gerekçeleri

İki partinin yaptığı ortak basın açıklamasında ise ittifakın gerekçeleri şöyle sıralandı;

Geniş toplum kesimlerinin önüne daha güçlü bir alternatif koyabilmek,
Siyasi yelpazedeki dağınıklığı giderebilmek,
Muhalefetin TBMM’ndeki denetim gücünü artırabilmek,
Genel seçimler sonrası oluşan alternatifsizlik duygusuna dayalı karamsar toplumsal psikolojiyi dağıtarak yeni bir umut ve vizyon dalgası oluşturmak,
Yerel seçimlere hazırlıkları daha etkin şekilde yürütebilmek,
İktidarın milli ve manevi değerlerimizi istismar ederek sürdürdüğü otoriter yolsuzluk düzenine karşı siyasi ahlak başta olmak üzere ortak değerlerimizi siyasi hayatımıza egemen kılmak,

Yanlış ekonomik politikaların yol açtığı yoksullaşma süreci ile büyük bir çoğunluğu açlık sınırının altında yaşamak zorunda bırakılan halkımızın gür sesi olmak,
Temel hak ve özgürlükler bağlamında siyasi çıkarları değil insan onurunu ve adaleti yücelten bir siyasi iklimin oluşmasını sağlamak,
İktidarın kutuplaştırmaya, sloganlara ve kaba hakaret diline dayalı siyaset yöntemine karşı ortak aidiyet bilincine, akla, vicdana ve siyasi nezakete dayalı bir siyaset yöntemine öncülük edebilmek.

Grup kurmak ne sağlıyor?

Meclis’te grup kurmak için 20 milletvekili gerekiyor. İki partinin 10’ar milletvekilinin kuracağı ortak grup ile Meclis’te hem görünürlük sağlanması hem de idari açılardan çeşitli avantajlar elde edilebiliyor. Grup kurulmasıyla birlikte genel kurulda söz hakkı artarken, haftada bir düzenlenen grup toplantıları ile kamuoyunda daha çok etki yaratma imkanı doğuyor ve aynı zamanda Meclis komisyonlara üye verilmesi gibi pek çok hak kazanılıyor.

Saadet Partisi ile Gelecek Partisi’nin ortak grubunun kurulması Meclis’teki komisyonların üye sayıları da değişiyor. Buna göre yeni grupla birlikte ihtisas komisyonlarında AKP’ye düşen 1 üye yeni gruba geçecek. Böylelikle 26 üyeli komisyonlarda AKP’nin 12, CHP’nin 6, Yeşil Sol Parti’nin 3, MHP’nin 2, İYİ Parti’nin 2 ve yeni kurulan grubun 1 üyesi olacak.

Paylaşın

CHP’de “Değişim” Tartışmaları: İmamoğlu’nun Çıkışını Yönetim Nasıl Karşıladı?

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “Değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), İBB Başkanı İmamoğlu’nun “İktidar İçin Değişim Daveti” ile tartışma yeniden alevlendi.

İBB Başkanı İmamoğlu’nun çağrısının ardından toplanan CHP MYK’da bu konuda değerlendirme yapılmadı. Ekonomi alanında yaşanan gelişmelerin ele alındığı toplantının bir diğer başlığı ise kurultay süreci ve tüzük hazırlıkları oldu.

Bayram sonrası toplanan CHP MYK yaklaşık 5 saat sürdü. Edinilen bilgiye göre, ilçelerde başlayan kongre süreciyle ilgili MYK üyelerinden bilgi alan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim süreçlerinde herhangi bir müdahale olmaması ve üyelerin baskıdan uzak şartlarda hareket etmesini talep etti.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, MYK gündemine dair açıklamalarda bulunan Parti Sözcüsü Faik Öztrak, toplantıda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun başlattığı “İktidar için değişim” kampanyasının konuşulmadığını belirtti.

Bu açıklamadan dakikalar sonra sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Ekrem İmamoğlu, “değişim” çağrısıyla oluşturulan internet sitesini bir günde yarım milyona yakın kişinin görüntülediğini, toplamda da 32 bin 827 görüş ve öneri geldiğini açıkladı.

CHP MYK’sında söz konusu çağrının konuşulmadığı ifade edilse de yapılan çağrı parti kurmaylarının gündemindeydi. Kurmaylara göre İmamoğlu’nun bu adımı CHP yönetiminin bu süreçte attığı “değişim” adımına benzer nitelikte ama “doğrudan” seçmene ulaşmaktan uzak.

Kongre sürecinde üyelerle doğrudan temas edilmesi için kendilerinin de çalışma yaptığını belirten CHP’li kurmaylar bu kapsamda 1 milyon 300 bin parti üyesinden, partide değişmesini istedikleri başlıklarla ilgili görüş yazısı istediklerini hatırlattı.

‘Metin ve internet sitesi beklentinin altında kaldı’

İmamoğlu tarafından yayınlanan metnin “manifesto” niteliğinde olduğu değerlendirmelerinin yapıldığını fakat “açık” bir tutum alış görülmediğini ifade eden CHP’li kurmaylara göre metin ve internet sitesi beklentinin altında kaldı.

CHP’li üyelere gönderilen mesaj ile partinin tüzüğünde yer alması gerekenlerin sorulduğunu ifade eden bir partili, “Demokratik talepler olabilecek en hızlı sürede yeni parti tüzüğünde yer alacak. Bu nedenle ortada farklı bir durum göremiyoruz” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aynı görüşte olduğunu ifade eden partililer, Kılıçdaroğlu’nun “Değişim süreci zaten başladı” değerlendirmesinde bulunduğunu aktardı.

‘İmamoğlu’nun açıklamaları toplantıda konuşulmadı’

CHP’nin MYK’sinin ardından Ekrem İmamoğlu’nun açıklamalarına dair toplantıda değerlendirme yapılıp yapılmadığına ilişkin bir MYK üyesi, toplantının teknik konular çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti.

Ekrem İmamoğlu’nun açıklamalarının toplantıda konuşulmadığını ifade eden CHP’li yönetici, “Adı anılmadı. Gündeme gelmedi” ifadelerini kaydetti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti çalışmaları hakkında bilgi aldığını belirten kurmay, İmamoğlu’na dair Kılıçdaroğlu’nun da MYK toplantısında bir yorumda bulunmadığını aktardı.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş’ın Tahliye Edilmeme Gerekçesi Açıklandı

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilmeme gerekçesi açıklandı: Kaçma ve serbest bırakıldıktan sonra adaletin iyi idaresine zarar verecek tarzda önlemler alabilme.

Aralarında Selahattin Demirtaş’ın da bulunduğu HDP’li siyasetçilerin yargılandığı Kobani davasında mahkeme sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Mahkemenin Selahattin Demirtaş’ı tahliye etmeme gerekçesi ise dikkati çekti.

T24‘te yer alan habere göre, kararda “Sanığın tahliye olması halinde kaçma tehlikesi olması bir tarafa, serbest bırakıldıktan sonra adaletin iyi idaresine zarar verecek tarzda önlemler alabilecek olma tehlikesi mevcut olduğu değerlendirilmiştir” denildi. Mahkeme tarafından, savcının 5 bin 267 sayfalık esas hakkındaki görüşü konusunda sanıklara savunma için sadece 27 gün süre vermesi tartışmalara yol açtı. Buna göre savunmalara 28 Temmuz’da başlanacak.

Tutuklu sanıkların tamamının tahliye taleplerini reddeden mahkeme, bu kararında bazı sanıklar yönünden ilginç gerekçelere dayandı. Buna göre, Demirtaş’ın tahliyesine ilişkin talebin reddedilme gerekçelerinden biri, 2015 yılında verdiği bir röportajda ağabeyi hakkında sorulan bir soruya verdiği yanıt oldu.

Demirtaş’ın bu röportajda ağabeyi Nurettin Demirtaş için söylediği, “Üniversite öğrencisiyken hapse girdi, ömrünün yarısını cezaevlerinde geçirdi, demokratik siyasete girmek istedi, partiye girdi, eş genel başkan oldu. Yargı baskısı ile siyaset yapamayacak bir hale getirdiler. Çok ağır cezalar verdiler kendisine. Çok sayıda dava açtılar.

Burada bir kez daha yıllarını cezaevlerinde geçirsin istemedik. Şu an Erbil’de yaşıyor. Sadece o değil, on binlerce insan sürgünde yaşamak zorunda kalıyor. Her biri benim için burukluk ve yaradır. Sadece ağabeyim değil o da onlardan biridir sadece. On binlerce insan bu şekilde ülkesinden vatanından ayrı sadece düşüncelerinden dolayı ülkesine gelemez durumdadır” şeklindeki sözleri kaçma şüphesi olarak değerlendirildi.

“Adaletin iyi idaresine zarar verecek tarzda önlemler alabilecek olma tehlikesi”

Mahkemenin Demirtaş’ı tahliye etmemesinin bir diğer gerekçesi ise mahkeme kararında şöyle ifade edildi:

“Sanığın söylemleri itibariyle davaya savunma vermesi halinde mahkum edileceği, siyasi kimliği nedeniyle yargılandığı, dosyada ki delillerin uydurulmuş olduğu, iktidarın değişmesi durumunda tahliye olacağı ve hakkında beraat kararı verileceği iddiası -tavrı ile savunma yapmaktan kaçındığı, birleşen bazı dosyalar bakımından dahi yeterli süre ve imkan verilmesine rağmen halen savunma yapmadığı hususunun pasif olarak duruşmaya çıkmama olarak değerlendirilmesi gerektiği, öte yandan sanığın tahliye olması halinde kaçma tehlikesi olması bir tarafa serbest bırakıldıktan sonra adaletin iyi idaresine zarar verecek tarzda önlemler alabilecek olma tehlikesi mevcut olduğu değerlendirilmiştir.

“Tekrar suç işleme ve kamu düzenini bozma tehlikesi”

Öyle ki atılı suçlar bakımından savunma yapmak yerine sürekli mahkeme heyetinin hukuksuz olduğunu iddia ettiği kararları nedeniyle hakimlerin yargılanacağını dile getirmekle ileri sürdüğü gerekçeler itibariyle atılı suçlar bakımından yargılanmamak üzere kendisine Anayasanın 10. Maddesine açıkça aykırılık teşkil edecek şekilde muamele yapılmasını beklediği değerlendirilmektedir.

Dolayısıyla sanığın, tekrar suç işleme ve kamu düzenini bozma tehlikesi bulunduğu tartışılabilir noktaya geldiği söylenebilir. Tüm bu değerlendirmeler ışığında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı isnat edilen suç ile ölçülü olması, sanığın somut olarak kaçacağı şüphesini uyandıran olgular itibariyle adli kontrol hükümlerinin bu nedenle sanık hakkında yetersiz kalacağı düşünüldüğünden tutukluluk tedbirinin gerekli olduğu anlaşılmıştır.”

Paylaşın

CHP’de “Değişim” Tartışmaları: İlhan Cihaner’in Adaylığı İlan Edilecek

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “Değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), “Gelecek İçin Biz” grubunun lideri, eski İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner, Genel Başkanlığa aday olduğunu açıkladı.

İlhan Cihaner, “Neden adaysınız?” sorusuna, “CHP politikasını doğru şekilde ortaya koyarsa daha yaşanabilir bir Türkiye, daha yaşanabilir bir dünyaya katkı sunabilir. Şu anda LGBTİ haklarıyla ilgili İnsan hakkı savunusu bile yapamıyoruz. Merdan Yanardağ birilerinin hoşuna gitmeyen sözleri nedeniyle tutuklandı. Orada refleks çok geç verildi” yanıtını verdi.

İlhan Cihaner, Sözcü’den İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtladı. İlhan Cihaner, şöyle konuştu:

“CHP’de bir değişim gerekiyor mu?

Değişimin üç ayaklı olması gerekiyor. İlkin, partinin politik ve ideolojik tutumunun netleştirilmesi lazım.

En son genel başkanın danışman ataması (Kılıçdaroğlu, Zafer Partili Gökşen Anıl Ulukuş’u danışmanlığa atadı) bugüne kadar izlenen merkez sağa oturma çizgisinin terk edilip Zafer Partisi’ne yakın, daha milliyetçi çizgiye işaret ettiğini düşünüyorum. Bu ikinci bir intihar olacaktır.

O halde ZP ile ittifaka atanmasına karşısınız.

Özdağ ile olan ittifak zaten çok anormaldi. Niye? Birinci turda sığınmacı politikasıyla ilgili olarak başka bir şey söylemişsiniz. İkinci turda ZP’nin dilini kullanıyorsunuz.

Protokolde, ilk dört maddenin değiştirilemeyeceğine nasıl imza atarsınız? CHP’nin genetiğinde olan şey bu. Bu çok aşağılayıcı.

Kayyum politikaları protokolde ne geziyor? Nitekim ikinci turda Kürt seçmenin sandığa gitmesinde çekingenlik oldu.

İkinci ayağa geliyoruz. O da kadro. Genel Başkan, ‘CHP kadro hareketidir’ diyorsa da kadro böyle olmaz. Parti Meclisi’ndekiler danışmandan nasıl hesap soracak?

Danışmana, örgütleri veremezsiniz. Danışmana sosyal medyayı veremezsiniz. Siyasi sorumluluğu olmayan adama yetki veriyorsun. Bir sabah kalkıp şu partiyle ittifak kuracağım diyemezsiniz. Tek adamın belirlenmesiyle milletvekili listesi oluşturursanız kadrodan bahsedemezsiniz.

Üçüncü ayak, parti içi demokrasi. Antidemokratik uygulamaların günah keçisi olarak siyasi partiler yasası gösteriliyor. Bu büyük bir aldatmaca.

Hiçbir partinin önünde milletvekillerini üyelerle belirlemesinde, adayların yarısını kadın yapmada engel teşkil etmiyor.

Partiyi yönetenler, seçim sonuçlarının tabanımızda nasıl bir yıkım yarattığının farkında değil.

“25 milyon oya ulaştık” söylemi olağanüstü yanlış. 25 milyon oy iki seçenekli cumhurbaşkanı seçiminde verildi.

Kılıçdaroğlu, başarı olduğunu düşünüyor. 

Başarıyı bırakın, hezimet olarak adlandırıyorum. Önemli kısmı sadece Erdoğan’dan kurtulmak için verildi.

Bunların hepsini getirip “Bu bizim başarımızdır” diyemezsiniz. Hezimet dememin en büyük gerekçesi şu: Parlamentodaki çoğunluğu kaptırmışız, tarihin en gerici parlamentosu oluşmuş. AKP ile hareket edebilecek bir sürü milletvekili girmiş. Bu tablodan başarı nasıl çıkarılır?

Hangi hatalar yapıldı? 

Partinin dili muhafazakar milliyetçi dile döndü. AKP ve MHP iktidarının karşısına alternatif politik dille çıkmak yerine, “Onlar gibi konuşmamız lazım” denildi. İdeolojik bulamaca dönüştü CHP. CHP sağ bloka iltihak etti. Altılı Masa, sağın karşısına sağ ittifak olarak kuruldu.

İnce süreci iyi yönetilemedi.

Akşener’in masadan kalkıp dönüşü soruna yol açtı.

İki CHP’li belediye başkanının cumhurbaşkanı adayı yapılması kafa karışıklığı yarattı.

Cumhurbaşkanı adayı geç belirlendi. Aylarca CHP’li üç aday yarıştırıldı. Hepsi birbirine karşı yıpratıldı.

Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsaydınız ne yapardınız?

İstifamı açıklardım. Başka kaygım varsa derdim ki: ‘Aday olmayacağım.’ Olağanüstü kurultay çağrısı yapardım. “Sürecin yönetilmesini gözeteceğim” deyip siyasetle ilgili keserdim.

Kılıçdaroğlu’nun çizgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Değişim dinamiklerini boğdular. Danışmanlarla yürütülebilecek bir siyaset izlenecek.

Kılıçdaroğlu devam ederse ne olur?

Üç temel değişim sağlanmazsa genel başkan gitse de gitmese de yerel seçimlerde hezimet kaçınılmaz olur.

Değişim arayışları için ne düşünüyorsunuz?

Partililerin mevcut durumun analizini yapması lazım. Biz niye yenildik? O süreci eleştirmeyen ve alkışlayan, sürecin aktörü olanların değişimin gerçek aktörü olabileceği kanaatinde değilim.

Bir yandan parti içi iktidarın konforunu süreceksin şimdi değişimin konforunu süreceksin. Bu olmaz.

İmamoğlu’nun çağrısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

İmamoğlu’nun partiyi daha sol-sosyal demokrat bir çizgiye mi oturtacak, bir şey bilmiyoruz.

Siz adaysınız değil mi?

Tabii ki.

Neden adaysınız?

CHP politikasını doğru şekilde ortaya koyarsa daha yaşanabilir bir Türkiye, daha yaşanabilir bir dünyaya katkı sunabilir. Şu anda LGBTİ haklarıyla ilgili İnsan hakkı savunusu bile yapamıyoruz. Merdan Yanardağ birilerinin hoşuna gitmeyen sözleri nedeniyle tutuklandı. Orada refleks çok geç verildi.

Daha bir solda bir CHP mi arzunuz?

Tabi. Sol, ittifakları öyle kurmaz. Laikliği görmezden gelemez. Eğitimden özelleştirme politikalarına cesur adımlar atar. Sol bir parti emek örgütleriyle organik bağlar kurar. Çevre mücadelesinin ana aktörü haline gelir. İş veren sendikası kuramaz. Cumhurbaşkanı adaylarını, siyasal İslamcılardan seçemez. Bir gün Deniz Gezmiş’i, bir gün Adnan Menderes’i anarak solculuk olmaz. Sahte solculuk bu.

Kurultay ne zaman yapılmalı?

Derhal.

Yerel seçimden sonraya bırakılması tartışması var.

Yanlış buluyorum. Kurultayın derhal yapılıp tartışmaların bitirilmesi lazım. Aksi taksirde tartışmaları yerel seçime götürür. Asıl sorun o zaman ortaya çıkar.

Karamollaoğlu diyor ki, ‘CHP’nin oyunun yüzde 7-8’i dışarıdan geldi.” CHP niye suskun?

CHP açıklama yapamaz çünkü “Bu oy bizim” dediğinde ittifak kurgusunun yanlış olduğu ortaya çıkacak. Eleştiren bizlerin haklılığı ortaya çıkacak. Yüzde bir bile oyu olmayan bir oluşuma 40’a yakın milletvekili verdiniz. Tabanınızı da dönüştürdünüz ittifak yürüsün diye. “Hayır, bunların dediği doğru” dediğinde oyun yüzde 20’nin altına düşmesi gibi bir tablo çıkacak. Onun için CHP açıklama yapamaz.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: Türkiye’nin İtirazını Aşmak İçin Son Hamle

Türkiye, Finlandiya ve İsveç’ten oluşan Daimi Ortak Mekanizma üyelerinin perşembe günü Brüksel’deki NATO merkezinde yapacağı toplantıdan, İsveç’in üyeliği yönünde bir karar çıkması beklenmiyor.

Bu yönde bir kararın 11 ve 12 Temmuz’da yapılacak zirvede çıkma ihtimalinin de düşük olduğu bildiriliyor. Haftaya Litvanya’da yapılacak zirveye katılacak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile NATO üyeleri arasında konunun tekrar masaya yatırılması bekleniyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açmasından sonra, yıllardır izledikleri tarafsızlık politikasını bir kenara bırakan Finlandiya ve İsveç, NATO’ya üye olmak için geçen yıl resmi başvuruda bulundu. Finlandiya’nın üyelik başvurusu bu yılın Nisan ayı başında onaylanırken İsveç’in üyeliğine Türkiye ve Macaristan hala onay vermedi.

Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta 11 ve 12 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in çağrısıyla Türkiye, İsveç ve Finlandiya temsilcileri, Perşembe günü Brüksel’deki NATO merkezinde son kez biraya gelecek.

Toplantıda, zirve öncesinde Türkiye’nin İsveç’in üyeliğine yönelik blokajının aşılması yönünde müzakerelerin öne çıkması bekleniyor. Yarın NATO merkezinde düzenlenecek toplantıda söz konusu ülkelerin Dışişleri Bakanları dışında istihbarat teşkilatlarının şefleri ile ulusal güvenlik danışmanlarının da yer alacağı bildirildi. Toplantıdan sonra Stoltenberg’in yerel saat ile 16.30’da bir basın toplantısı düzenleyeceği duyuruldu.

Türkiye, Finlandiya ve İsveç’ten oluşan Daimi Ortak Mekanizma üyelerinin katılacağı yarınki toplantıdan, İsveç’in üyeliği yönünde bir karar çıkması beklenmiyor. Bu yönde bir kararın 11 ve 12 Temmuz’da yapılacak zirvede çıkma ihtimalinin de düşük olduğu bildiriliyor. Haftaya Litvanya’da yapılacak zirveye katılacak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile NATO üyeleri arasında konunun tekrar masaya yatırılması bekleniyor.

Son olarak dün Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da İsveç’in NATO üyeliği konusunda açıklamalarda bulunmuş, “Stockholm’de Kur’an-ı Kerim’e yapılan aşağılık saldırıyı ve uyarılarımıza rağmen bu saldırıya göz yumulmasını bir kez daha kuvvetle kınıyoruz. Stratejik ve güvenlik değerlendirmesi itibarıyla İsveç’in NATO’ya üyeliğinin bir yük mü yoksa fayda mı getireceği konusu artık daha çok tartışmaya açıktır” ifadelerini kullanmıştı.

Finlandiya girdi

Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açmasından sonra, yıllardır izledikleri tarafsızlık politikasını bir kenara bırakan Finlandiya ve İsveç, NATO’ya üye olmak için geçen yıl resmi başvuruda bulundu. Finlandiya’nın üyelik başvurusu bu yılın Nisan ayı başında onaylanırken İsveç’in üyeliğine Türkiye ve Macaristan hala onay vermedi.

Türkiye, İsveç’i ülkedeki Türkiye kökenli terör gruplarıyla etkin mücadele etmemek ve terörist olduğunu iddia ettiği kişileri Türkiye’ye iade etmemekle suçluyor. İsveç, Ankara’nın talepleri arasında yer alan, terörle mücadele yasalarını sertleştirirken, Türkiye’ye bazı kişilerin iadesine de başladı. Ancak buna paralel olarak Ankara ile Stockholm arasındaki ipler sene başından beri özellikle ülkedeki Kur’an yakma eylemleri nedeniyle gerilmiş durumda.

Ayrıca İsveç’te son aylarda Erdoğan’ın maketinin kullanıldığı bazı protesto eylemleri yüzünden de Ankara İsveç’i sert biçimde eleştiriyor. İsveç hükümeti ise ülkede düzenlenen eylemlerden kendilerinin de rahatsızlık duyduğunu ifade etse de, yapılan gösterilerin düşünce ve gösteri yasası kapsamına girdiği gerekçesiyle yasaklanamayacağına işaret ediyor.

Daha önce İsveç’in üyeliğini yaz mevsiminde onaylayacağını duyuran Macaristan hükümetinin de Ankara ile birlikte hareket ettiği ileri sürülüyor. Macaristan medyası geçen hafta, Viktor Orban hükümetinin İsveç’in üyeliğini meclise getirmeyi sonbahara bıraktığını, en azında parlamentonun tatile girmeden önce konunun gündeminde yer almadığını aktardı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

CHP’de İl Ve İlçe Kongre Tarihleri Belli Oldu

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “Değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), ilçe kongreleri 5 Ağustos’ta il kongreleri ise 16 Eylül’de başlayacak.

Haber Merkezi / Kongrelerde, partiye ilişkin önemli kararların alınması ve yönetim kadrolarının yenilenmesi bekleniyor. CHP’de, 13. Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili seçimleri nedeniyle büyük kurultay ertelenmişti.

Geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) tarafından 6 Haziran itibarıyla il ve ilçe kongrelerinin başlayacağı belirtilmişti.

CHP

9 Eylül 1923 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde kurulan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), siyasi ideolojisini sosyal demokrasi ve Atatürkçülük olarak tanımlar. Merkez sol siyasi yelpazede yer almakta olup tüzük ve programında belirtilen ideolojilerin yanında demokratik sosyalist ve sosyal liberal eğilimler de barındırmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ve ilk yasal siyasi partisi olma özelliklerini taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi, 1923’ten 1950’ye kadar aralıksız iktidarda kalmış ve 1946’ya kadar genellikle tek parti yönetimini uygulamıştır. Türkiye’de en uzun süre iktidarda kalmış siyasi partidir.

Atatürk tarafından “Halk Fırkası” adıyla Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti’nin devamı olarak kurulan partinin adının başına, 10 Kasım 1924’te “Cumhuriyet” sözcüğü eklenmiş, 1935’teki 4. Kurultay’da “fırka” sözcüğü yerine dış dünyayla daha uyumlu bir sözcük tercih edilmesi kararlaştırılmış ve bugünkü “Cumhuriyet Halk Partisi” adı benimsenmiştir.

12 Eylül Darbesi’nin ardından, o dönem Bülent Ecevit’in Genel Başkanlık yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi kapatılmış; daha sonra 3821 sayılı yasaya dayanarak, kuruluşunun 69. yıl dönümü olan 9 Eylül 1992 tarihinde tekrar açılmıştır.

CHP, kurucusu ve ilk Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyeti ile tasarruf haklarını CHP’ye bıraktığı Türkiye İş Bankası’nın bir bölüm hissesinin de sahibidir. CHP’nin tasarruf hakkına sahip olduğu %28,1’lik orandaki bu banka hisselerinin kazancı, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumuna aktarılmaktadır.

Paylaşın