Yerel Seçimler: CHP’de 48 İl Yönetimi İçin 31 Denetçi

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yerel seçimler öncesinde parti örgütlerini dinleme, eksiklikleri belirleme ve güçlendirme çalışmalarına bir yenisi eklendi.

CHP yönetimi Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Orta Anadolu’daki 48 il yönetimi için 31 denetçi görevlendirdi. Edinilen bilgiye göre eski ve yeni milletvekilleri ile Parti Meclisi üyelerinden oluşan denetçiler 48 il ve bu illerin ilçelerinde denetimler gerçekleştirecek.

Karadeniz’de yaşanan sel ve heyelan felaketi nedeniyle eksik toplanan CHP Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) bu haftaki toplantısı 5 saat sürdü.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre CHP’de geçtiğimiz hafta toplanan MYK’nin gündem maddelerinden biri bazı il başkanlarının görevden alınmasıydı. Yaklaşık bir saat süren tartışmanın ardından Kayseri, Ağrı, Muş, Mardin, Van ve Hakkâri il başkanları ve yönetimleri görevden alındı.

Edinilen bilgiye göre il başkanlarının görevden alınmasının görüşüldüğü MYK toplantısında bazı üyeler “Yanlış anlaşılacağı” gerekçesiyle görevden almalara karşı çıktı. Kurultay takvimi işlerken görevden almanın seçimlere müdahale anlamına geleceği ifade edildi. Ancak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu kararda ısrarcı oldu.

Toplantı sırasında 6 il yönetiminin 14 Mayıs seçimlerinde başarısız olduğu tespiti dile getirilirken 28 Mayıs seçimlerine gidilirken bu kararın alınmak istendiği, seçim arasında olumsuz etkisi olacağı gerekçesiyle bu kararın ertelendiği ifade edildi.

Bazı genel başkan yardımcıları görevden alma kararlarının kurultay ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile ilişkilendirilebileceğini bildirerek tekrar düşünülmesini talep etti. Buna yanıt veren Kılıçdaroğlu’nun, “Bu il başkanlarını 14 Mayıs’tan sonra görevden alacaktık. Seçimlerde yeterince çalışmadığı tespit edilen bu kişileri iki seçim arasında görevden alma düşüncemiz, o dönem de olumsuz sonuç doğurabileceği için ertelenmişti. Görevden alınma kararlarının başka bir nedeni yok” dediği ve kararın bu sözlerin ardından resmiyet kazandığı öğrenildi.

Öte yandan CHP’de görevden alınacak il başkanlarına yönelik sayının artacağı iddia edilmişti. Bu hafta yapılan MYK toplantısının gündemine ise yeni görevden alma kararları gelmedi. Bazı MYK üyeleri görevden alma gibi teşkilatla ilgili kararların konuşulduğu MYK’lerin tartışmalı geçtiğini aktarırken, bu haftaki MYK’de konunun gündeme gelmemesi nedeniyle toplantının diğer toplantılara göre daha kısa sürdüğünü ifade etti. Bir MYK üyesi, toplantı için “Görevden almalar olmayınca MYK toplantıları daha erken bitiyor” diye konuştu.

48 il yönetimi için 31 denetçi görevlendirildi

CHP’nin yerel seçimler öncesinde parti örgütlerini dinleme, eksiklikleri belirleme ve güçlendirme çalışmalarına bir yenisi eklendi. CHP yönetimi Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Orta Anadolu’daki 48 il yönetimi için 31 denetçi görevlendirdi. Edinilen bilgiye göre eski ve yeni milletvekilleri ile Parti Meclisi üyelerinden oluşan denetçiler 48 il ve bu illerin ilçelerinde denetimler gerçekleştirecek.

Parti örgütlerinin seçim sürecinde nasıl çalışmalar yaptığını, yerel seçimlere ne kadar hazırlanıldığını kayda geçirecek olan denetçiler eleştiri ve özeleştirileri dinleyerek raporlaştıracak. Kongre sürecinde her mahallede delege seçimleri için sandık kurmayı hedefleyen CHP’nin denetçileri deprem bölgesinde bu fiziki şartların olup olmadığını da yerinde gözleyecek. CHP’nin gelecek hafta oluşturacağı yeni denetçiler kalan 33 il yönetimini denetlemesinin ardından hazırlanacak raporu MYK’ye sunacak.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun geçtiğimiz hafta yaptığı “değişim” çağrısının yankıları CHP Genel Merkezi’nde bu hafta da sürdü. Edilen bilgiye göre geride kalan iki haftada 100’ün üzerinde CHP’li belediye başkanı CHP Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Burada görüşmeler gerçekleştiren belediye başkanlarının Kılıçdaroğlu’nun yerel seçimlere kadar partinin başında kalması yönünde destek verdiği öğrenildi.

CHP’de “değişim” çağrısıyla Bolu’dan Ankara’ya yürüyen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın yürüyüşü 12 Temmuz Çarşamba günü saat 17.00’de CHP Genel Merkezi’nde bir açıklamayla son bulacak. Edinilen bilgiye göre Özcan’ı CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın karşılayacak. Akın’ın Özcan’ı genel merkeze davet ederek taleplerini dinlemesi ve ardından bunları Kılıçdaroğlu’na aktarması planlanıyor.

CHP’de bir diğer gündem ise hem Genel Kurul’da hem de Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecek maaşlara ek zam ve ek bütçe paketi oldu. Kurmaylarından tekliflerle ilgili bilgi alan CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, Meclis’te etkin muhalefet talep ettiği ve milletvekillerinin teklifleri engelleyici adımlar atmasını istediği öğrenildi

Paylaşın

ABD’den Dikkat Çeken “F-16” Açıklaması

Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta bugün başlayacak NATO zirvesi öncesi konuşan Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, ABD Başkanı Joe Biden’ın Kongre’ye danışarak F-16 savaş uçaklarının Türkiye’ye satış sürecini ilerleteceğini söyledi.

ABD’de yabancı ülkelere silah satışı ancak ABD Kongresi’nin onayıyla mümkün olabiliyor. Kongre’nin alt ve üst kanatları olan Temsilciler Meclisi ve Senato’nun dış ilişkiler komisyonlarının başkanlarının ve kıdemli üyelerinin görüşleri bu nedenle önem taşıyor.

Sullivan, Biden’ın “satışı desteklediği konusunda net olduğunu ve bu süreci ilerletmek niyetinde olduğunu” dile getirdi. Sullivan, bundan sonraki süreç ve zamanlama konusunda ise ayrıntı vermedi.

Erdoğan-Biden görüşmesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün NATO zirvesine hareket etmeden önce yaptığı açıklamada, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine verdiği onayla F-16 satışının ilişkilendirilmesinin üzüntü yarattığını söylemişti.

NATO üyesi olan Türkiye’ye yapılacak F-16 satışıyla ittifakın daha da güçleneceğini kaydeden Erdoğan, ABD’ye seslenerek “Bizim size yapmış olduğumuz ödemeler var. F-35’te yaptığımız ödeme var. 1 milyar 450 milyon dolar. Biz daha bu ödemenin karşılığını alamadık” demişti.

Erdoğan bu görüşlerini zirve çerçevesinde Başkan Biden’a ileteceğini de ifade etmişti. Erdoğan ile Biden’ın bugün Vilnius’ta biraraya gelmesi bekleniyor.

Savunma Bakanları F-16 satışını konuştu

Öte taraftan ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler telefonda görüştü.

Pentagon’dan yapılan açıklamada, görüşmede ortak ikili ve çok taraflı savunma hedeflerinin ele alındığı belirtilerek, “Bakan Austin ve Bakan Güler, ABD ile Türkiye arasındaki uzun askeri işbirliği geçmişinden övgüyle söz ederek, devam eden yakın işbirliğinden duydukları memnuniyeti ifade ettiler” denildi.

Görüşmede ayrıca Türkiye, İsveç ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg arasındaki olumlu görüşmelerin yanısıra Savunma Bakanlığı’nın Türkiye’nin askeri modernizasyonuna verdiği desteğin de ele alındığı kaydedildi.

ABD Savunma Bakanı Austin görüşmeye ilişkin Twitter’dan bir paylaşımda da bulundu.

Austin, “Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile bugün bir dizi önemli ortak hedefi ele aldığımız iyi bir görüşme gerçekleştirdim. Kendisini Vilnius’ta görmeyi ve stratejik ilişkilerimizi derinleştirmeye devam etmeyi dört gözle bekliyorum” diye yazdı.

MSB’den açıklama

Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) da görüşmeye ilişkin bir açıklama yapıldı. Açıklamada, “Bakan Güler ve ABD’li mevkidaşı Austin’in telefon görüşmesinde ikili ve bölgesel savunma ile güvenlik konuları ele alındı. Görüşmede İsveç’in NATO üyeliği süreci ile F-16 tedarik ve modernizasyonu konusu üzerinde duruldu” denildi.

Türkiye Ekim 2021’de ABD’den 20 milyar dolarlık F-16 savaş uçağı ile mevcut savaş uçakları için yaklaşık 80 modernizasyon kiti satın almayı talep etmişti. Ankara, F-16 satışının İsveç’in NATO üyeliğine vereceği onay ile ilişkilendirilmesinden rahatsızlık duyuyordu.

Son olarak, ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçiler’in lideri Mitch McConnell, “İsveç’in üyeliği gerçekleşene kadar Türkiye’ye F-16 satışından yana olmayanlardanım” demişti. Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun Demokrat Partili Başkanı Bob Menendez’in de uzun süredir aynı görüşte olduğu biliniyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan’dan İsveç’in NATO Üyeliğine Destek

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsveç’in NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliğine destek vermeyi kabul ettiği açıklandı. Öte yandan İsveç’in, Türkiye’nin AB sürecini, vize serbestisinin ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çabalarını destekleyeceği duyuruldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere gittiği Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve İsveç Başbakanı Ulf Kristersson bir araya geldi.

Toplantının ardından açıklama yapan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İsveç’in NATO üyeliğine ilişkin mutabakata varıldığını söyledi. Genel Sekreter, Türkiye’nin İsveç’in üyeliğine ilişkin protokolü yakında TBMM’ye sunacağını duyurdu. Stoltenberg, İsveç’in NATO üyeliği için mutabakata varılmasını ‘tarihi bir gün’ olarak niteledi.

Stoltenberg, “Bugün varmış olduğumuz anlaşma geçtiğimiz yıl İspanya’da yaptığımız anlaşmanın onayı. Sayın Erdoğan İsveç’in üyeliğinin onaylanması konusunda kararı verdi. İsveç’in neler yapacağını anlaşmada yazıyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile İsveç arasında ikili güvenlik mekanizması kurulacağını açıklayan Stoltenberg, NATO tarihinde ilk kez Terörle Mücadele Özel Koordinatörü atanacağını duyurdu.

Mutabakat metni yayımlandı

Üçlü zirvenin ardından NATO’dan yayınlanan 7 maddelik mutabakat metninde şu ifadeler yer aldı: “10 Temmuz 2023 tarihinde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoǧan, İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Vilnius’ta düzenlenen NATO Zirvesi’nde bir araya geldi.

Son NATO Zirvesi’nden bu yana İsveç ve Türkiye, Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarını gidermek üzere yakın işbirliği içinde çalışmışlardır. Bu sürecin bir parçası olarak İsveç anayasasını değiştirdi, yasalarını değiştirdi, PKK’ya karşı terörle mücadele işbirliğini önemli ölçüde genişletti ve Türkiye’ye silah ihracatını yeniden başlattı; tüm bu adımlar 2022’de kabul edilen Üçlü Memorandum’da belirtilmişti.

İsveç ve Türkiye bugün hem 2022 Madrid NATO Zirvesi’nde kurulan Üçlü Daimi Ortak Mekanizma hem de her yıl bakanlar düzeyinde toplanacak ve gerektiğinde çalışma grupları oluşturacak yeni bir ikili Güvenlik Mutabakatı çerçevesinde işbirliklerini sürdürme konusunda mutabık kalmışlardır. Bu Güvenlik Mutabakatının ilk toplantısında İsveç, 4. madde de dâhil olmak üzere Üçlü Mutabakatın tüm unsurlarının tam olarak uygulanmasına yönelik olarak, terörizmin tüm şekil ve tezahürlerine karşı sürdürdüğü mücadelenin temeli olarak bir yol haritası sunacaktır. İsveç, YPG/PYD’ye ve Türkiye’de FETÖ olarak tanımlanan örgüte destek vermeyeceğini bir kez daha yineler.

Hem İsveç hem de Türkiye terörle mücadelede işbirliğinin İsveç’in NATO üyeliğinden sonra da devam edecek uzun vadeli bir çaba olduğu konusunda mutabık kalmışlardır. Genel Sekreter Stoltenberg ayrıca NATO’nun terörizmin tüm şekil ve tezahürlerini kategorik olarak kınadığını bir kez daha teyit etti. NATO, Genel Sekreter’in NATO’da ilk kez Terörle Mücadele Özel Koordinatörlüğü’nü kurması da dahil olmak üzere, bu alandaki çalışmalarını önemli ölçüde hızlandıracaktır.

Müttefikler arasında savunma ticareti ve yatırımına yönelik hiçbir kısıtlama, engel veya yaptırım olmaması gerektiği ilkesine bağlıyız. Bu tür engellerin ortadan kaldırılması için çalışacağız.

İsveç ve Türkiye ayrıca Türkiye-İsveç Ortak Ekonomik ve Ticaret Komitesi (JETCO) aracılığıyla ekonomik işbirliğini artırma konusunda da mutabık kalmışlardır. Hem Türkiye hem de İsveç, ikili ticaret ve yatırımları artırmak için fırsatları azami düzeye çıkarmaya çalışacaktır. İsveç, AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve vize serbestisi de dâhil olmak üzere Türkiye’nin AB’ye katılım sürecini yeniden canlandırma çabalarını aktif olarak destekleyecektir.

Bu temelde ve Avrupa-Atlantik bölgesinin caydırıcılığı ve savunmasına ilişkin zorunluluklar göz önüne alındığında, Türkiye, İsveç’in Katılım Protokolünü TBMM’ye iletecek ve onaylanmasını sağlamak üzere Meclis ile yakın işbirliği içinde çalışacaktır.”

İsveç’ten AB üyelik sürecinde Türkiye’ye destek sözü

ABD Başkanı Joe Biden, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü TBMM’ye iletme taahhüdünü memnuniyetle karşıladığını belirterek, “Avrupa-Atlantik bölgesinde savunma ve caydırıcılığı geliştirmek için Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye ile birlikte çalışmaya hazırım.” ifadesini kullandı.

Biden, yaptığı yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü onaylamak üzere TBMM’ye iletme taahhüdü dahil Türkiye, İsveç ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg tarafından yayımlanan açıklamayı memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

“Avrupa-Atlantik bölgesinde savunma ve caydırıcılığı geliştirmek için Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye ile birlikte çalışmaya hazırım.” ifadesini kullanan Biden, İsveç’i NATO’nun 32. müttefiki olarak karşılamayı sabırsızlıkla beklediğini kaydetti. Biden, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’e de kararlı desteği için teşekkür etti.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, “İsveç için güzel bir gün. (Türkiye ile) İşbirliği formatı olan, yeni bir ikili güvenlik diyaloğu kuracağız.” dedi.

Paylaşın

NATO Zirvesi: Erdoğan’dan Diplomasi Trafiği

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere geldiği Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel ile görüştü.

Haber Merkezi / Zirveye Türkiye’den, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun katılıyor.

Bir yıl önce İspanya’nın başkenti Madrid’de yapılan NATO Zirvesi’ne damgasını vuran İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusu, “Ukrayna’nın üyeliği”nin tartışılacağı liderler zirvesi resmen başlamadan yeniden gündem oldu.

Zirve nezdinde ikili temaslarda da bulunacak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO liderleriyle görüşmesine yarın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile başlayacak. Ardından, İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile görüşecek.

Son olarak, zirvenin en önemli görüşmelerinden birisi olarak değerlendirilen Biden-Erdoğan ikili görüşmesi yapılacak. Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden ile akşam 18.00’de biraraya gelecek. Joe Biden bugün İngiltere’de Rishi Sunak ile görüşmesinin ardından beraberindeki heyetle Vilnius’a geçti.

Erdoğan, zirvenin ikinci gününde de Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve İtalya Başbakanı Giorgio Meloni ile görüşecek.

Erdoğan’dan AB çıkışı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin düzenleneceği Litvanya’nın başkenti Vilnius’a hareketinden önce Atatürk Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi.

Erdoğan, İsveç’in NATO’ya üyelik süreciyle ilgili, “Zirvede (NATO) Türkiye’ye yönelik yaptırım ve kısıtlama uygulayan müttefiklere bu yanlıştan süratle dönmeleri çağrımızı tekrarlayacağım. İsveç’in NATO’ya üyelik sürecinin ilerleyebilmesi, üçlü mutabakatta kayıtlı hususların yerine getirilmesine bağlıdır” dedi.

“Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde önünü açın” diyen Erdoğan, “Biz de Finlandiya ile ilgili nasıl onun önünü açtıysak, İsveç’in de önünü açalım” ifadelerini kullandı.

“Genişleme süreci bulunuyor”

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Önce gelin Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde (AB) önünü açın, biz de İsveç’in önünü açalım” teklifini reddetti.

Komisyon, AB üyeliği ile NATO üyeliğinin iç içe geçtiği fikrini kabul etmeyerek iki sürecin “ayrı” olduğunu ve “paralel” ilerlediğini vurguladı.

“İki süreci birbirine bağlayamazsınız.” diyen Avrupa Komisyonu Baş Sözcü Yardımcısı Dana Spinant yaptığı açıklamada, “Avrupa Birliği’nin, tüm aday ülkeler ve hatta aday ülke olmak isteyen ülkeler tarafından atılması gereken çok ama çok net adımları olan, son derece yapılandırılmış bir genişleme süreci bulunuyor.” dedi.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz da Komisyon’dan kısa süre önce yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinin, İsveç’in NATO üyeliği ile bağlantılı olmadığını söylemişti.

Erdoğan’ın açıklaması hakkındaki soruyu yanıtlayan Alman Şansölye, “Bu konu bağlantılı bir mesele olarak görülmemeli” dedi. Scholz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “aylardır sürüncemede bıraktığı İsveç’in NATO’ya katılmasının önünde hiçbir engel olmadığını” savundu.

“İsveç’in NATO üyeliği AB Türkiye yakınlaşmasına bağlı olmamalı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına bir değerlendirme de ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi. Erdoğan’ın son açıklamaları sorulan Bakanlık Sözcüsü Matthew Miller, ABD’nin ‘Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini AB ile yakınlaşmasına bağlamaması gerektiğine inandığını’ söyledi.

“Türkiye’nin AB üyeliği isteğini destekliyorum”

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Türkiye’nin AB’ye katılma hedefini destekliyorum. İsveç’i NATO’ya sokmak için çok çalışıyoruz. İsveç’in üyeliği konusunda Vilnius zirvesinde olumlu bir karara varmak hala mümkün” dedi.

Stoltenberg sözlerine şöyle devam etti: “NATO Baltık bölgesinde mevcudiyetini artırmaya başladı. Geçtiğimiz yıllarda daha fazla asker sevk etmiştik. Ukrayna işgalinden sonra Madrid zirvesindeki kararla bunu artırmıştık. Bu zirvede yarın ve yarından sonraki gün savunma planı üzerinde anlaşacağız. Bunun dışında tüm ittifaklarımızı koruyabilecek hale geleceğiz.

Almanya’nın kararını da mutlulukla karşıladım. Bu kararı çok uzun süredir bekliyorduk. Kişisel olarak ben ve diğer liderler aynı şeyi vurguladık. Çevremizdeki jeopolitik durum giderek daha kötü hale gelecek. Nükleer silahların yerleştirilmesi konusunda ve Wagner’in bu ülkeye gelmesi konusunda müttefik birliğine ihtiyacımız var. NATO’nun bu bölgede savunmasının güçlenmesi kolektif savunmamız açısından önemli. Bu kararın da tam zamanında geldiğini düşünüyorum.”

Paylaşın

Türkiye’nin AB Üyeliği: NATO’dan Destek Açıklaması

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Erdoğan’ın “50 yıldır AB kapısında bekletilen Türkiye var. Önümüzü açın, biz de İsveç’in önünü açalım” açıklaması sonrası, Türkiye’nin AB’ye üye olma yönündeki hedefini desteklediğini söyledi.

Haber Merkezi / Jens Stoltenberg “Türkiye’nin AB’ye katılma hedefini destekliyorum. İsveç’i NATO’ya sokmak için çok çalışıyoruz. İsveç’in üyeliği konusunda Vilnius zirvesinde olumlu bir karara varmak hala mümkün” dedi.

Stoltenberg sözlerine şöyle devam etti: “NATO Baltık bölgesinde mevcudiyetini artırmaya başladı. Geçtiğimiz yıllarda daha fazla asker sevk etmiştik. Ukrayna işgalinden sonra Madrid zirvesindeki kararla bunu artırmıştık.

Bu zirvede yarın ve yarından sonraki gün savunma planı üzerinde anlaşacağız. Bunun dışında tüm ittifaklarımızı koruyabilecek hale geleceğiz.

Almanya’nın kararını da mutlulukla karşıladım. Bu kararı çok uzun süredir bekliyorduk. Kişisel olarak ben ve diğer liderler aynı şeyi vurguladık. Çevremizdeki jeopolitik durum giderek daha kötü hale gelecek. Nükleer silahların yerleştirilmesi konusunda ve Wagner’in bu ülkeye gelmesi konusunda müttefik birliğine ihtiyacımız var. NATO’nun bu bölgede savunmasının güçlenmesi kolektif savunmamız açısından önemli. Bu kararın da tam zamanında geldiğini düşünüyorum.”

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin düzenleneceği Litvanya’nın başkenti Vilnius’a hareketinden önce Atatürk Havalimanı’nda basın toplantısı düzenlemişti.

Erdoğan, İsveç’in NATO’ya üyelik süreciyle ilgili, “Zirvede (NATO) Türkiye’ye yönelik yaptırım ve kısıtlama uygulayan müttefiklere bu yanlıştan süratle dönmeleri çağrımızı tekrarlayacağım. İsveç’in NATO’ya üyelik sürecinin ilerleyebilmesi, üçlü mutabakatta kayıtlı hususların yerine getirilmesine bağlıdır” demişti.

“Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde önünü açın” diyen Erdoğan, “Biz de Finlandiya ile ilgili nasıl onun önünü açtıysak, İsveç’in de önünü açalım” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Litvanya’da yapılacak iki günlük NATO zirvesi öncesi dün de ABD Başkanı Joe Biden ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş, Erdoğan’ın bu görüşmede de Biden’dan, birlik ülkelerinin ve AB liderliğinin Türkiye’nin üyeliğine açık ve güçlü destek mesajı vermeleri konusunda destek istediği belirtilmişti.

ABD Başkanı Biden’dan açıklama

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, Türkiye’nin F-16 savaş uçaklarının modernize edilmesi isteğine ilişkin açıklamada bulundu.  Biden, her ne kadar Ankara’nın talebine ön şart sunmuş olmasa da Türkiye’nin isteğini, İsveç’in NATO üyeliğiyle aynı cümle içerisinde zikretti.

Türkiye’nin modernizasyon talebini, Yunanistan’ın yanı sıra İsveç’in NATO üyeliğiyle de aynı potada eritmek istediğine işaret eden Biden, CNN’e verdiği mülakatta, “Türkiye F-16 uçaklarının modernizasyonunu istiyor. Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis de talepte bulunuyor. Açıkçası benim burada bir araya getirmeye çalıştığım şey, hem Yunanistan hem de Türkiye’nin askeri kapasitesi açısından NATO’yu güçlendirdiğimiz ve İsveç’in de katılımına izin verdiğimiz bir konsorsiyum.” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı, sözlerini, “Ama bu bir oyun ve henüz tamamlanmadı.” diye sürdürdü.

Almanya’dan açıklama

Yarın başlayacak NATO zirvesi öncesi Berlin’de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Almanya Başbakanı Olaf Scholz, şu ifadeleri kullandı:

“İsveç, NATO üyeliğinin tüm şartlarını yerine getiriyor. Diğer soru, onunla bağlantılı olmayan bir soru ve bu yüzden bağlantılı bir mesele olarak görülmesi gerektiğini düşünmüyorum… Umarım yakında İsveç’i NATO’ya katmayı başarabiliriz.”

Paylaşın

İsveç’in NATO’ya Üyeliği: Erdoğan’dan AB Üyeliği Vurgusu

İsveç Başbakanı ile görüşmek için Litvanya’ya gitmeden önce basın mensuplarına açıklama yapan Erdoğan, “50 yılı aşkın zamandır AB kapısında bekletilen Türkiye var. Türkiye’yi bekleten bu ülkelere buradan sesleniyorum. Türkiye’nin AB’de önünü açın” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Finlandiya’nın önünü nasıl açtıysak İsveç’in de önünü açalım. Biz Türkiye’yiz. Zirve marjında yapacağım görüşmelerde bunları da ifade edeceğim. (İsveç’in NATO üyeliği)TBMM’den geçmedikten sonra biz ‘ben dedim oldu’ diyemeyiz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ile görüşmek için Litvanya’ya gitmeden önce, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamasında öne çıkanlar şöyle:

“Ukrayna başta olmak üzere ortakları desteklemek üzere Madrid Zirvesi’nde aldığımız kararları gözden geçireceğiz. NATO Ukrayna konseyinin ilk toplantısını da tertipleyeceğiz.

Bu süreçte işi yokuşa sürmelerine rağmen her zaman olduğu gibi ittifak dayanışmasıyla hareket ettik. Asgari yüzde 2 savunma harcamanın yenilenmesi olacaktır. Savunma harcamalarının artırılması konuşulurken kısıtlamaların da konuşulduğunu görüyoruz.

Ben bu akşam sayın genel başkan ve İsveç Başbakanı’yla görüşme gerçekleştireceğim. Verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Türkiye NATO harekatlarına en çok katkı veren ülke olarak üzerine düşeni yapıyor. Zirve marjında bazı devlet başkanlarıyla ikili görüşmelerimiz olacak.

Putin ile önümüzdeki ay bir ziyaret bekliyoruz, Putin’in Türkiye ziyareti gerçekleşirse görüşeceğiz, yüz yüze yapacağımız görüşmelerde konuyu ele alacağız

“Türkiye’nin önünü açın, bizde İsveç’in önünü açalım”

50 yılı aşkın zamandır AB kapısında bekletilen Türkiye var. Türkiye’yi bekleten bu ülkelere buradan sesleniyorum. Türkiye’nin AB’de önünü açın. Finlandiya’nın önünü nasıl açtıysak İsveç’in de önünü açalım. Biz Türkiye’yiz. Zirve marjında yapacağım görüşmelerde bunları da ifade edeceğim. (İsveç’in NATO üyeliği)TBMM’den geçmedikten sonra biz ‘ben dedim oldu’ diyemeyiz”

Sayın Biden, ben elimden gelen bütün imkanı seferber ediyorum diyor. Teröre karşı bizim sert bir duruşumuz var. F-16 konusunda iki ülke olarak burada atacağımız adımlarla tüm NATO düşmanlarına karşı güçlü olacağız. F-35 için yaptığımız ödeme var. Ödemelerimizin karşılığını alamadık. Bunun İsveç’le ilişkili hale getirilmesi bizi üzmektedir.”

Erdoğan’a sorulacak sorular Whatsapp gruplarına düştü

Gazetecilerin belirlenmiş soruları Cumhurbaşkanına yönelttiklerine ilişkin tartışmalar sürerken bu defa seyahat başlamadan sorular WhatsApp gruplarına düştü. Erdoğan birazdan yola çıkacak ve gruplarda yer aldığı kadarıyla gazeteciler şu soruları yöneltecek:

“Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında ilk gününden beri akan kanın durabilmesi için ve kalıcı bir ateşkes sağlanabilmesi konusunda yoğun çaba sarf ediyor .Tahıl Koridoru’nda da hiç şüphesiz Türk diplomasisinin başarısı söz konusu. Cuma günü Zelenski ile yaptığınız görüşmede de ana gündem maddelerinden biri de buydu. 17 Temmuz’da bitecek olan tahıl koridoru anlaşmasının uzatılması için Rus lider Putin’le yakın zamanda bir temasınız olacak mı?

İsveç’in Terör Örgütü PKK’ya ilişkin tutumu aşikar. Zaman zaman ülkemizde tepkilere de neden oluyor, hem siyasilerden yani sizlerden hem de vatandaştan tepki çekiyor. Bu koşullarda İsveç’in NATO üyeliği nezdinde nasıl bir tutum sergileyeceksiniz?

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden ile dün bir telefon görüşmeniz oldu. F-16 konusu gündeme geldi. Öte yandan Kongrede bazı senatörlerin F-16 satışına muhalefeti olduğu biliniyor. Sayın Cumhurbaşkanım bu konu hakkında değerlendirmeniz nedir?”

Paylaşın

HDP’den “Zam” Tepkisi: AKP Sorunların Ve Krizlerin Faturasını Halkla Kesti

İktidar tarafından ekonomi alanında atılan adımları değerlendiren HDP’li Ebru Günay, “‘Seçim başarısı’ ile övünen AKP-MHP iktidarının topluma getirdiği tek şey zam oldu, zulüm oldu, baskı oldu. Seçimden beri her gün zam üstüne zam yapılıyor. Seçimlerin üzerinden daha 45 gün geçmeden, AKP doğrudan kendisinin sorumlusu olduğu bütün bu sorunların ve krizlerin faturasını halklarımıza kesti ve kesmeye devam ediyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Gece yarısı operasyonuyla başta en temel ihtiyaç malzemeleri olmak üzere KDV artışıyla her şeye zam yapıldı. Matbu harç tutarları yüzde 50 artırıldı. Yurt dışından getirilen bir telefon için ödenecek tutar 6 bin TL’den 20 bin TL’ye çıkarıldı. Halkın geçinmesi ve barınması neredeyse mümkün değil. Kiralar 20 bin civarında seyrediyor. Toplumun yüzde 80’inin araç ve konut sahibi olması hayal olmaktan dahi çıktı.”

Günay, açıklamasının devamında, “Döviz kurunun hali ortada, dolar 26 TL’yi aştı. Bütün bunlar iğneden ipliğe büyük zam yağmurunun, enflasyonun istikrarlı bir şekilde süreceği anlamına geliyor. Buna karşın iktidar yetkilileri utanmadan lütufmuş gibi memura, emekliye, asgari ücretliye yaptıkları zamdan bahsediyor. Verdikleri zamlar memurların, emeklilerin, asgari ücretlilerin cebine girmeden eriyor. Yoksulluk bir kadermiş gibi toplumun büyük kesimine sunuluyor. Bir avuç sermayedar ve rantçı ile iktidar ve yandaşları ise palazlandıkça palazlanıyor. Ülkenin içerisinde bulunduğu gerçek budur” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ebru Günay, Genel Merkezimizde düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Yeniden yapılanma çalışmalarımız ile bu çerçevede gerçekleştireceğimiz halk toplantılarına ilişkin açıklamalarda da bulunan Günay, şunları söyledi:

“Değerli basın emekçileri, ekranları başında bizleri izleyen halkımızı saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. Sizlerin de bildiği üzere seçimlerden sonra partimiz hem seçimlerin muhasebesini yapmak hem de yenilenme ve değişim sürecini tamamlamak üzere yoğun istişare ve değerlendirme toplantılarına başladı. Partimiz bu çalışmalarını kararlı ve istikrarlı bir şekilde sürdürüyor. Bugünkü toplantımızın esas gündemi partimizin bu çalışmaları ve yürüttüğü yeniden yapılanma süreci olacak. Ancak öncelikle Türkiye gündeminde öne çıkan birkaç hususta partimizin görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ne yazık ki Türkiye, AKP-MHP iktidarlarının yarattığı çok yönlü çok derin krizlerle ve çözümsüz hale getirilen sorunlar yumağıyla karşı karşıyadır. AKP-MHP iktidarı, son derece şaibeli ve eşitsiz seçim sonuçları üzerinden zafer sarhoşluğu yaşarken, Türkiye toplumuna da deyim yerindeyse cehennemi yaşatıyor. Bugün Türkiye’de iktidar gibi düşünmeyen, iktidara biat etmeyen, yaşanan yıkıma karşı sesini çıkaran herkes ve her kesim iktidarın hedefindedir. İktidar; Kürtler, partimiz ve mücadele güçleri başta olmak üzere herkes için hak, hukuk, adalet, demokrasi, eşitlik ve özgürlüğü mumla aranır hale getirmiştir.

Türkiye 21 yıldır AKP iktidarıyla sistematik bir şekilde irtifa kaybediyor, kötüye gidiyor, uçuruma sürükleniyor. Bu gerçeği kabul etmeyenler bile bunun en somut halini yoksullukla, açlıkla, baskı rejimiyle ve özgürlüklerinden mahrum kalarak yaşıyor. Türkiye’de hukuk yok, özgürlük yok, Anayasa askıda; bırakın düşünce ve ifade özgürlüğünü insanlarımızın yaşam hakkı dahi tehlike altında. Topluma her alanda derin bir sömürü ve kimliksizleştirme hali yaşatılıyor. Bu iktidar bütün pratikleriyle esas itibariyle halk düşmanı, Kürt düşmanı, kadın düşmanı olduğunu kanıtlamıştır.

“Seçim başarısı” ile övünen AKP-MHP iktidarının topluma getirdiği tek şey zam oldu, zulüm oldu, baskı oldu. Seçimden beri her gün zam üstüne zam yapılıyor. Seçimlerin üzerinden daha 45 gün geçmeden, AKP doğrudan kendisinin sorumlusu olduğu bütün bu sorunların ve krizlerin faturasını halklarımıza kesti ve kesmeye devam ediyor. Gece yarısı operasyonuyla başta en temel ihtiyaç malzemeleri olmak üzere KDV artışıyla her şeye zam yapıldı. Matbu harç tutarları yüzde 50 artırıldı. Yurt dışından getirilen bir telefon için ödenecek tutar 6 bin TL’den 20 bin TL’ye çıkarıldı. Halkın geçinmesi ve barınması neredeyse mümkün değil.

Kiralar 20 bin civarında seyrediyor. Toplumun yüzde 80’inin araç ve konut sahibi olması hayal olmaktan dahi çıktı. Döviz kurunun hali ortada, dolar 26 TL’yi aştı. Bütün bunlar iğneden ipliğe büyük zam yağmurunun, enflasyonun istikrarlı bir şekilde süreceği anlamına geliyor. Buna karşın iktidar yetkilileri utanmadan lütufmuş gibi memura, emekliye, asgari ücretliye yaptıkları zamdan bahsediyor. Verdikleri zamlar memurların, emeklilerin, asgari ücretlilerin cebine girmeden eriyor. Yoksulluk bir kadermiş gibi toplumun büyük kesimine sunuluyor. Bir avuç sermayedar ve rantçı ile iktidar ve yandaşları ise palazlandıkça palazlanıyor. Ülkenin içerisinde bulunduğu gerçek budur.

“Tecridi konuşmanın değil tecrit uygulamanın suç olduğunu herkes çok iyi biliyor”

Peki, gerçeği konuşan, konuşabilen var mı? Ağzını açan, itiraz eden herkes iktidar ve aparatı haline gelen yargının hışmına uğruyor. Bu yıkım ve kriz hali konuşulmasın diye baskı ve saldırılar derinleştiriliyor. Bakın tüm toplumu ilgilendiren ve demokrasilerde yeri olmayan Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit durumu özü itibariyle artık tüm topluma uygulanır oldu.

Tecridi konuştuğu, evrensel ve ulusal yasaları hatırlattığı, “Suç işlemeyin” dediği için Gazeteci Merdan Yanardağ önce iktidar medyası tarafından linç edildi, ardından jet hızıyla iktidar yargısı tarafından tutuklandı. Tecridi konuşmanın değil tecrit uygulamanın suç olduğunu herkes çok iyi biliyor. Tecritte ısrarın asıl nedeninin çözümsüzlükte ısrar etmek olduğunu tüm demokratik kamuoyu çok iyi biliyor. Çözüm politikalarının güçlenmesi için Sayın Öcalan’a yönelik tecrit politikalarına bir an önce son verilmelidir.

Gezi Davası tutuklusu Can Atalay halkın iradesi gasp edilerek rehin tutulmaya devam ediliyor. Yine binlerce partilimiz hukuksuz bir şekilde, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ayaklar altına alınarak rehin tutuluyor. Hiçbir demokraside bunun yeri yoktur. Kobanî Kumpas Davasında bütün evrensel hukuk ilkeleri ayaklar altına alınmış durumda. Yarın Diyarbakır’da bir yılı aşkın bir süredir tutuklu bulunan 15 özgür basın emekçisi ilk kez hakim karşısına çıkarılacak. AYM kararına rağmen yakınlarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri her hafta polis şiddetine uğruyor. Emine Şenyaşar’ın adalet haykırışı devam ediyor. Tüm bu hukuksuzlukların kaynağı Kürt halkına karşı saldırılardır ve elbette bu hukuksuzlukları saymakla bitmez.

“Çözüm de biziz, güç de biziz”

Türkiye’nin sürüklendiği bu derin yoksulluğu ve hayat pahalılığını, önüne konulan acı reçeteleri, yaşadığı hukuksuzlukları ve saldırıları tartışırken ülkenin nasıl bu noktaya geldiğini hepimiz sorgulamak zorundayız. Yıllardır Türkiye’nin sürüklendiği bugünkü darboğazın ve kriz ortamının önüne geçmeye çalıştık. Ne yazık ki bu konuda istediğimiz başarıyı sağlayamadık ve bu bizim en büyük üzüntümüz ve özeleştirimiz. Mevcut durumu değiştirmek, toplumu bu cendereden kurtarmak bizim sorumluluğumuz ve zaten yeni dönem tartışmalarımızı da bu eksende yürütüyoruz. O yüzden yakınmıyoruz, şikayet etmiyoruz; çözüm de biziz, güç de biziz. Çözümü bizzat kendimizde arıyoruz.

Bu sebeple partimiz seçimlerden hemen sonra kamuoyuna da deklare ederek yoğun bir istişare, değerlendirme, eleştiri ve özeleştiri süreci başlattı. Parti Meclisi, Kadın Meclisi, İl Eşbaşkanları, Merkez Yürütme Kurulu, Yerel Yönetimler Kurulu toplantılarımızla bu sürecin startını verdik. Ardından geçtiğimiz iki hafta boyunca il ve ilçe örgütlerimizle bu tartışmaları sürdürdük. Şimdi başlattığımız bu değişim, yenilenme ve örgütlenme hamlesinin ikinci esas aşamasını uyguluyoruz. Bugünden başlayarak 25 Temmuz’a kadar 8 bölgede bu tartışmaları, halkımızla ve toplumun geniş kesimleriyle yapacağımız toplantılarla yürüteceğiz.

Partimiz şeffaf bir şekilde ve büyük bir cesaretle kendisini halkımızın değerlendirmelerine, eleştiri ve özeleştirisine açmıştır. Çünkü biz öncelikle kendi mücadelemize ve halkımızın ferasetine güveniyoruz. Bu mücadelenin, partimizin ve kazanımlarımızın asıl sahibi halklardır. Bu süreç hepimiz ve herkes açısından büyük bir arınma ve yenilenme sürecine dönüşecektir. Her şeyden önce halkımız kendisine, partisine ve değerlerine yönelik saldırılara karşı duracak; doğru ve mücadeleyi büyütecek eleştirilerle bu sürece müdahale edecektir.

Halk toplantılarımız mücadele kaygısı duyan, gidişattan rahatsız olan ve çözüme dair sözü olan herkese açıktır. Halk toplantılarımıza demokratik kurum temsilcileri, STK’lar, kadın örgütleri ve platformları, kanaat önderleri de davet edilecektir. Bu toplantılardan çıkan her bir sonuç büyük bir titizlik ve ciddiyetle kayıt altına alınacak ve çözümün yol haritasına dönüştürülecektir. Halk toplantılarından çıkan sonuçlar; 20 Temmuz – 5 Ağustos tarihlerinde yapacağımız çalıştay ve atölyelerde bir kez daha ele alınacak, bu görüşler üzerinden konferans ve kongre süreci yürütülecektir.

Bu tespit, öneri ve eleştiriler ışığında çalıştay ve atölyelerde alt başlıklarıyla birlikte örgütlenme modelimize, siyaset biçimimize ve siyasal genişleme hattımıza dair yol haritası belirlenecektir. Atölye ve çalıştaylara yerelde bu tartışmaları yürüten arkadaşlarımızın yanı sıra akademisyen, aydın, yazar, konunun uzmanı kişiler de dahil edilecektir. Bu aşama tamamlandıktan sonra Ağustos’un ikinci yarısında Genel Konferansımızı toplayıp bütün bu tartışmaları sonuca erdirecek, nihayetinde de Eylül başında kongremizi toplayacağız ve bu süreçten çıkardığımız derslerle birlikte yolumuza devam edeceğiz.

Mücadelemizin önemi ve tarihsel mirasımız boyutuyla bir hatırlatmada bulunarak açıklamamı sonlandırayım. Bugün HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın katledilmesinin ve cenazesinde yaşanan katliamın yıl dönümü. Vedat Aydın’ı sevgi ve saygıyla anıyoruz. 5 Temmuz 1991’de kaçırılmasının ve 10 Temmuz’da Diyarbakır’da 100 binlerce kişi tarafından toprağa verilmesinin üzerinden 32 yıl geçti. Cenazesinde devletin gerçekleştirdiği katliamı hepiniz biliyorsunuz ve tarih sayfalarına kaydedildi bu katliam.

Vedat Aydın cinayeti Kürt siyasetinin varlığına yönelik gerçekleştirilen ilk failli meçhul aslında ilk faili belli cinayet olarak kayıtlara geçti. Üzerinden geçen 32 yılda yüzlerce siyasetçimiz, binlerce insanımız benzer yöntemlerle katledildi. Bunların hiçbiri bizi yolumuzdan alıkoymadı, aksine bu saldırılara cevabımız siyasi mücadeleyi daha da büyütmek oldu. Bu mücadeleyi hedefine ulaştırmak, bu örgütü ve partiyi büyütmek, demokratik siyaseti zafere ulaştırmak başta Vedat Aydın olmak üzere yitirdiğimiz her bir insanımıza karşı borcumuzdur.

Bu nedenle başlattığımız sürece parti olarak çok büyük anlam yüklüyoruz. Her ne olursa olsun bu süreç partimiz açısından yenilenmenin, örgütsel atılımın, güçlenmenin, kazanımlarımızı büyütmenin vesilesi olacak. Partimiz ve halkımız her sıkıntılı süreçte Anka Kuşu misali küllerinden yeniden doğmayı başarmıştır. Bizler büyük mücadele birikiminin, tarihsel bir mirasın sorumluluğuyla hareket ediyoruz ve bunun ağırlığını taşıyoruz. Halklarımızı, yoldaşlarımızı, faşizme karşı mücadele eden herkesi bu tarihsel sorumlulukla bu sürece katılmaya davet ediyoruz.”

Paylaşın

CHP’li Bülent Kuşoğlu: ‘Kemal Bey Gitsin’in Bir Anlamı Yok

Parti içi “değişim” tartışmalarına değinen CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, “Kemal Bey bu değişimin, yenilenmenin öncüsü olmuştur. 48’e kadar bunu çıkarmıştır. 48’e 51 yapacak olan kişi ya da kişiler önce adayım desin. Gelsin, nasıl yapacağını göstersin, o koltuğa otursun. Ben de arkasında olurum” dedi ve ekledi:

“Kemal Bey hiçbir zaman ‘Ben bu koltukta devamlı oturacağım. Bundan sonraki dönemde de adayım’ demiyor. Değişim, yenilenme tamam ama ne yönde, nasıl, kimlerle? Sadece, yarım ağızla ‘Kemal Bey gitsin’i anladık şimdiye kadar değişim taleplerinden. Sadece ‘Kemal Bey gitsin’in bir anlamı yok. Partili de bu bakışı benimsemedi zaten.”

Kuşoğlu, CHP’de Olağan Kurultay’ın Kasım ayında gerçekleşeceğini söyledi. Kuşoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına dair ise “Kılıçdaroğlu aday olur, yerel seçim sonrasında yeni bir değerlendirme yapar” dedi.

Cumhuriyet’ten İklim Öngel’e konuşan Bülent Kuşoğlu, CHP’de devam eden değişim tartışmalara ilişkin yaptığı değerlendirmede “Sadece, yarım ağızla ‘Kemal Bey gitsin’i anladık şimdiye kadar değişim taleplerinden” ifadesini kullandı. Kuşoğlu,  “Sadece ‘Kemal Bey gitsin’in bir anlamı yok. Partili de bu bakışı benimsemedi zaten” dedi.

Kuşoğlu, “Kılıçdoğlu değişmeli mi?” sorusuna verdiği yanıtta şunları söyledi: “Kemal Bey bu değişimin, yenilenmenin öncüsü olmuştur. 48’e kadar bunu çıkarmıştır. 48’e 51 yapacak olan kişi ya da kişiler önce adayım desin. Gelsin, nasıl yapacağını göstersin, o koltuğa otursun.

Ben de arkasında olurum. Kemal Bey hiçbir zaman ‘Ben bu koltukta devamlı oturacağım. Bundan sonraki dönemde de adayım’ demiyor. Değişim, yenilenme tamam ama ne yönde, nasıl, kimlerle? Sadece, yarım ağızla ‘Kemal Bey gitsin’i anladık şimdiye kadar değişim taleplerinden. Sadece ‘Kemal Bey gitsin’in bir anlamı yok. Partili de bu bakışı benimsemedi zaten.”

Kurultay kasım ayında

CHP’de il kongreleri sürecinin Ekim ayının sonunda biteceğini, Kasım ayının sonunda ise kurultayın gerçekleşeceğini kaydeden Kuşoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına ilişkin ise “Kemal Bey aday olur ama yerel seçim sonrasında yeni bir değerlendirme yapar” ifadesini kullandı.

Kuşoğlu şunları söyledi: “Kemal Bey 28 Mayıs akşamı ‘Ben bırakıyorum. Ne yaparsanız yapın deseydi bugün parti çok büyük bir kaos yaşardı. Bu büyük bir haksızlık olurdu partiye karşı.

48’e kadar çıkarılmış olan muhalefet hareketine de saygısızlık olurdu. Herkes çok büyük bir yanlış yaptığını, Türkiye’yi tam 48’e getirmişken yani sonuç almaya çok yaklaşmışken bıraktığını söylerlerdi. Ama o şimdi ‘Yakında bir seçim var. Türk siyasetini sağlam bir yere kadar götüreceğim. Karmaşa ve kaos olmadan’ diyor.”

Paylaşın

DEVA Ve Demokrat Parti TBMM’de “Ortak Grup” Arayışında

DEVA Partisi ile Demokrat Parti’nin TBMM’de yeni bir grup kuracağı ileri sürüldü. 15 milletvekili bulunan DEVA ile üç milletvekili bulunan DP’nin, TBMM çatısı altında grup kurabilmesi için iki milletvekiline ihtiyacı bulunuyor.

DEVA ve DP’li yetkililer, gerekli olan iki milletvekili için İyi Parti’yi işaret ediyor. DEVA Partisi ve DP’nin birlikte grup kurması halinde İyi Parti’den, “iki veya daha fazla milletvekilinin ya DEVA Partisi’ne ya da DP’ye katılabileceği” belirtiliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, Gelecek Partisi ile Saadet Partisi’nin (SP), TBMM’de 6. grubun kurmasının ardından siyaset kulislerinde şimdi de CHP listelerinden parlamentoya giren DEVA Partisi ile Demokrat Parti’nin (DP) “yeni bir grup kuracağı” ileri sürülüyor.

Ancak parlamentoda 15 milletvekili bulunan DEVA ile 3 milletvekili bulunan DP’nin, TBMM çatısı altında grup kurabilmesi için 2 milletvekiline ihtiyacı bulunuyor. DEVA ve DP’li yetkililer ise gerekli olan 2 milletvekili için İYİ Parti’yi işaret ediyor. Akşener, kurultayda partililer ile ilgili “Affetmeyeceğim. Hesaplaşacağız” demişti.

DEVA ve DP’li yetkililer ise Akşener’in bu sözlerinin ardından “İYİ Parti’de kırgınlık oluştuğuna” dikkat çekiyor. İYİ Parti’den DEVA Partisi ve DP’nin birlikte grup kurması halinde İYİ Parti’den “iki veya daha fazla milletvekilinin ya DEVA Partisi’ne ya da DP’ye katılabileceği” belirtiliyor.

“Hedef merkez sağ”

Öte yandan DP’li yetkililer, “DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve SP’nin kuracağı gruba katılmak istemedi, neden şimdi DP ile birlikte TBMM’de yeni bir grup kurmak istesin” sorusuna ise dikkat çeken şu açıklamayı yapıyor:

“DEVA Partisi de Gelecek Partisi de AKP’nin içinden çıkan partiler. DEVA Partisi, SP çatısı altındaki birlikteliğe karşı çıktı. Çünkü DEVA Partisi, AKP’nin içinden doğan bir parti olarak yeniden ‘siyasal İslam’ çizgisinde bir parti olmayı hedeflemiyor.

DEVA Partisi, ‘merkez sağ’ parti olma hedefinde. O nedenle SP çatısı altında TBMM’de kurulacak bir grupta DEVA Partisi’nin yer almasının 2028 seçimlerinde ‘partiyi geri düşüreceği’ düşünülüyor. Siyasette merkez sağ boşluğunun doğduğuna inanıyor ve o boşluğu doldurmayı hedefliyor.

Ancak DEVA Partisi, SP çatısı altında TBMM’de kurulan gruba katılmış olsaydı, toplumdaki ‘Bu da AKP içinden çıkan siyasal İslamcı bir parti’ imajını yıkamazdı. Ancak DP öyle değil. DP, geçmişte her kesimi kucaklayan bir merkez sağ partisi. O nedenle DP ile yeni bir grup, Gelecek Partisi ile SP’nin kurduğu ittifak ile aynı olmaz.”

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu’ndan “Yenilenme” Mesajı

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı CHP’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, ‘yenilenme’ mesajı verirken, İmamoğlu’nun ‘değişim’ bildirisine karşı kamuoyuna açıklama yapacağının sinyalini verdi.

Independent Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, kurultaya giderken partide oluşan İmamoğlu-Kılıçdaroğlu bölünmesini şu sözlerle değerlendirdi:

”Yıllardır söylüyorum. Ki bunu kamuoyu önünde de söyledim. Kişi endeksli bir politika asla doğru değildir. 100 yıllık bir parti bir kişiye asla teslim edilemez. Hiç kimse ‘Kemalci’ olmasın. CHP’de kişi endeksli bir politika olmaz…”

Tüzüğün yanı sıra programda da revizyona gidileceği mesajını veren Kılıçdaroğlu, ”Program değişikliğine de ihtiyacımız var. Bu konuda da yapılan güzel çalışmalar var. Yetiştirebilirsek bu çalışmayı da kamuoyunun tartışmasına açmayı düşünüyoruz” dedi.

“Değişim’e karşı ‘yenilenme'”

Değişim tartışmalarına ilişkin hazırlıklarını kamuoyu ile paylaşacağını belirten Kılıçdaroğlu, ”Gerçek yenilenmeyi göreceksiniz… Bu konuda gerekli açıklamaları, çalışmalar olgunlaştıktan sonra kamuoyu ile paylaşacağım” dedi.

Seçim sonuçlarını ve ittifak modelini değerlendiren Kılıçdaroğlu, ‘Altılı Masa ile devam edecek misiniz’ sorusuna kesin yanıt vermekten kaçınarak ”6’lı Masa ile yürüttüğümüz politikayı doğru buldum. Partiler birlikte hareket edebilecekleri gibi ayrı ayrı da seçimlere girebilirler. Bunu zaman gösterecek” dedi.

Akşener’in İYİP kurultayındaki “En büyük pişmanlığım CHP’den 15 milletvekili istememdi” sözlerine değinen Kılıçdaroğlu, ”Akşener partisinin nabzını tutmak zorundadır” dedi.

Yerel seçimlerde HDP ve İYİP’in destek vermedikleri senaryoya karşı hazırlıklı oldukları sinyalini veren Kılıçdaroğlu, ”Biz politikalarımızı sanki hiç ittifak olmayacakmış gibi belirlemek zorundayız. İttifakların olması elbette olumlu sonuçlar verecektir. Tek seçenekli politika zaten olmaz…  Tek kanatlı kuşun uçmayacağı gibi…” ifadelerini kullandı.

Paylaşın