CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Götüremez Bunlar, Gidecekler

Son zamlara ilişkin değerlendirme yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Gidecekler bunlar… Götüremez bunlar, gidecekler. Bunu söyledik ama inandırıcı olmadı. Belki inandıramadık halkı ama halk yaşayarak bunu görecek” dedi ve ekledi:

“Bakın ‘5’li çetelerden vergi alacağım’ diyor. Kimlerden vergi alacak? KDV’yi arttırdı, ÖTV’yi arttırdı, motorlu taşıt vergisini arttırdı. 5’li çetelerin yurtdışındaki paralarını niye getirmiyorlar? 5’li çeteler Türkiye’yi bu kadar seviyorlarsa… Erdoğan kendi ailesinin mal varlığını Türkiye’ye niye getirmiyor? Getirsinler Türkiye’ye!.. Ülke zor durumda.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, son günlerde üst üste yapılan zamlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözcü yazarı Saygı Öztürk‘e konuşan Kılıçdaroğlu, uygulanan ekonomi politikasının tam bir ekonomi soykırım olduğunu ifade etti.

“Nedeni de şu! 85 milyon insan bir avuç insana çalışır hale getirildi” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Yapılan zamlardan büyük bir kesim, 80 milyon, 85 milyon etkileniyor ama bu yapılan zamlardan nemalanan bir avuç insan var. O nedenle bir ekonomik soykırımdır diyorum. Çiftçisi, işçisi, emeklisi, memuru… Herkes bundan zarar görüyor. Ekonomik soykırımdan bedel ödüyor bunların tamamı. Bunlara ‘efendim maaşınıza zam yaptım’ deniyor ama öbür taraftan ekmeğinden tutun suyuna kadar her şeyine zam yapılarak bir elden verdiğini öbür elden yani kaşıkla verdiğini kepçeyle alıyor.”

“Niye ‘ekonomik soykırım’ diyorum?” diyerek devam eden Kılıçdaroğlu, “Çünkü dolar bazında ihale alanlar, dolar bazında devlete borç verenler, dolarla bankalarda mevduat hesabı tutanlar, kur korumalı mevduat hesabı dolar bazında garanti edenler buradan olağanüstü gelir elde ediyorlar, olağanüstü… Bunların hiçbir şekilde ekonomik gidişten zararlı değil” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri, şunları ifade etti: “Tam tersine izlenen ekonomik politikadan nemalananlar. Milyonlarca kişiyi perişan ediyorsunuz, bir avuç insana kaynak aktarmak için. Yani 5’li çeteler buradan en büyük yararı sağlayanlar. Kamu-özel işbirliğiyle büyük avantaj sağlayanlar bunlar. Çünkü bunlar devlete bütün işlerini dolar endeksli yaptılar, döviz endeksli yaptılar. Bunların zararı asla söz konusu değil. Bunlar 85 milyon kanını emen insanlar ve bu kanlarını emen insanlara yol açan da alınan ekonomik kararlar. Onun için bunlara ekonomik soykırım diyorum.”

“Batı’ya gidemiyorlar, Körfez ülkelerine yalvarıyorlar”

“Şimdi bunlar içerden dışarıdan para bulamadıkları için içeriden bu zamları yaparak, içeriden bu insanların haklarını emeklerini alın terlerini sömürüyorlar” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Şimdi dışarıya gidiyorlar, yalvarıyorlar ‘bize para verin’ diye. Batı’ya gidemiyorlar dikkatinizi çekeyim… Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika’ya vs gidemiyorlar. Gidiyorlar Körfez ülkelere, yalvarıyorlar yakarıyorlar. Bakanları gönderiyorlar. Kendileri de en sonda gidecekler. Şimdi Mısır’la görüşmeye çalışıyorlar bir şekilde. ‘Acaba oradan da bir şeyler alabilir miyiz’ diye. İlk kez Türkiye Cumhuriyeti tarihinde devletin itibarı bu kadar ayaklar alına alınmıştır. Hiçbir hükümet yalvar yakar, batının egemen güçleri önüne gidip diz çöküp para dilenmemiştir.”

“Ekonomik soykırımın ikinci boyutu da budur, dışarısıdır” diyen Kılıçdaroğlu, “Şimdi onlar ‘Evet, size vereceğiz ama en karlı işletmelerinizi bize verirseniz size veririz’ diyorlar. ‘Onları bize satacaksınız. Ama sizin istediğiniz koşullarda değil bizim istediğimiz koşullarda bize verirseniz size para veririz’ diye. Geldiğimiz nokta budur bir ekonomik soykırımla Türkiye karşı karşıyadır” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı, şöyle devam etti: “Gidecekler bunlar… Götüremez bunlar, gidecekler. Bunu söyledik ama inandırıcı olmadı. Belki inandıramadık halkı ama halk yaşayarak bunu görecek. Bakın ‘5’li çetelerden vergi alacağım’ diyor. Kimlerden vergi alacak? KDV’yi arttırdı, ÖTV’yi arttırdı, motorlu taşıt vergisini arttırdı. 5’li çetelerin yurtdışındaki paralarını niye getirmiyorlar? 5’li çeteler Türkiye’yi bu kadar seviyorlarsa… Erdoğan kendi ailesinin mal varlığını Türkiye’ye niye getirmiyor? Getirsinler Türkiye’ye!.. Ülke zor durumda.”

“Türkiye çok zor durumda”

“Sen vatandaşın alın terini sömürüyorsun” vurgusunu yapan Kılıçdaroğlu, ‘Ben götürdüm ama şimdi tamamını getiriyorum. Türkiye zor durumda’ desinler. Niye getirmiyorlar? Niye ‘Dolar bazında ihaleleri ya artık Türk lirasına çevirelim. Türkiye çok zor durumda… İşçinin üstüne fazla gitmeyin. Emeklinin üstüne fazla gitmeyin. Üreticinin üstüne fazla gitmeyin’ demiyorlar. Üreticiler, sanayiciler, gerçek anlamda sanayiciler, gerçek anlamda üreticiler de perişan vaziyette. Sistemden yararlananlar, dolarla devlete borç verenler, dolarla mevduat hesabı açanlar, dolarla kamudan ihale yapılanlar, bütün bunların keyfi yerinde. Bunlardan ‘5 kuruş para getir devlete öde’ diyen de yok. Çünkü bunlar bu ekonomik soykırım çerçevesinde halkın kanını emenler bunlar.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

AK Parti’de Kafalar Karışık: Tam Tersi Politika!

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, bugünkü yazısında, AK Partili bir yöneticinin, “Biz şimdiye kadar düşük faiz dedik, nass dedik, şimdi tam tersi politika söz konusu. Her gün Meclis’te dayak yiyoruz. Verecek yanıtımız olmuyor. Muhalefet bu konuyu sürekli işliyor. Buna yönelik söylem geliştirmeliyiz” dediğini öne sürdü.

Nuray Babacan, yazısının devamında, “AKP’lilerin başka bir derdi ise partinin imajı. Cumhurbaşkanı ile parti arasındaki 17 puanlık fark ciddi bulunuyor. Bu makasın kapatılması için yeni bir imaj çalışması yapılacak. Özellikle hesapsız harcama yapan lüks içindeki AKP’lilerle, yolsuzluk, rüşvet ve haksız kazanç iddialarının yarattığı imajla başa çıkılmaya çalışılıyor. Belki, camilerdeki son vaazlardaki ‘sade hayat’ mesajları bunun içindir…” ifadelerine yer verdi.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, “AKP’de kötü imaj sorunu: Nass’ı ne yapacağız?” başlıklı yazısında, AK Parti kulislerinden edindiği bilgileri aktardı. Babacan’ın aktardığı bilgilerden öne çıkan bölümler şöyle:

“Acı reçete hazırlanıyor” dediğimizde bu kadarını biz bile tahmin etmemiştik. Bütün bunlar olurken, altı ay önce söylediklerinin tam tersini yapan AKP’lileri sancı tutmuş gibi. Parti toplantılarında, “Şimdiye kadar ‘Düşük faiz’ dedik, ‘Nass’ dedik. Şimdi tüm tersini savunuyoruz. Her gün Meclis’te dayak yiyoruz” dendiğini aktaralım. Politika değişikliğine kılıf hazırlandığını da bu yazıda okuyacaksınız.

AKP’de çok şey oluyor. Bir yanda ekonomik yangın, diğer yanda değişim. Zamları acele yapıp seçime kadar unutturma çabaları ve tabii yerel seçim kulisleri… Genel merkezde yapılan strateji toplantıları tam da bu kafa karışıklığının yansıdığı arena gibi. Yeni faiz politikasından dert yananlar, yapılanı yeterli bulmayıp Şimşek’e destek çıkanlar… Ne ararsanız var.

Toplantıda, bir parti yöneticisi, “Biz şimdiye kadar düşük faiz dedik, nass dedik, şimdi tam tersi politika söz konusu. Her gün Meclis’te dayak yiyoruz. Verecek yanıtımız olmuyor. Muhalefet bu konuyu sürekli işliyor. Buna yönelik söylem geliştirmeliyiz” dedi. Tabii, “Daha önce inat ettik, tüm uyarılara rağmen reel ekonominin aksi politikalar uyguladık, bedelini halk ödüyor. Suç hepimizin” denmediğini tahmin etmişsinizdir.

Yeni algı operasyonu

Hemen minareye kılıf hazırlanıp büyüklere masallar tadında önerilerin geliştirildiğini söyleyelim. Yeni söylem, “AKP’nin ilk 10 yılında dönüştürücü reformlar vardı. Ama bir yerden sonra yoğun saldırılar, FETÖ, pandemi, bölgemizdeki savaşlar, mecburen korumacı politikalara geçmemize neden oldu. Şimdi tamamlayıcı reformlara geçiyoruz” üzerine kurulacak. Bilginize…

AKP’lilerin başka bir derdi ise partinin imajı. Cumhurbaşkanı ile parti arasındaki 17 puanlık fark ciddi bulunuyor. Bu makasın kapatılması için yeni bir imaj çalışması yapılacak. Özellikle hesapsız harcama yapan lüks içindeki AKP’lilerle, yolsuzluk, rüşvet ve haksız kazanç iddialarının yarattığı imajla başa çıkılmaya çalışılıyor. Belki, camilerdeki son vaazlardaki ‘sade hayat’ mesajları bunun içindir…

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP’de “1994 travması” Yeniden Yaşanabilir Uyarısı

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı CHP’de Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ısrarının partiye yeniden “1994 travması” yaşatabileceği uyarısında bulunanlar var.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; 26 Mart 1994 yerel seçimlerinde CHP tarafından yönetilen İstanbul, Ankara ve İzmir’de büyükşehir belediyelerinin kaybedildiğini hatırlatan değişimciler, yeni yapılan bir araştırmaya göre CHP’nin seçim sonrası oyunun yüzde 20 altına kadar gerilediğine dikkat çekerek, “Böyle gidersek seçmen 94 seçimlerinde olduğu gibi partimizi cezalandıracak. Bu tabloyu hak etmiyoruz. Buna izin vermemeliyiz” diyor.

Seçim yenilgisinin ardından “değişim” tartışmasının yaşandığı CHP’de endişeler büyüyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan kendisini de içine alacak bir değişime önderlik etmesi çağrısı karşılık bulmadı.

Parti üst yönetiminde bazı değişimler yapmakla yetinen Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday olmak istediği, yerel seçimlere kadar partisinin başında kalmayı hedeflediği değerlendiriliyor.

Ancak değişim çağrısı yapanlar bu bakışın partiyi daha da gerileteceği görüşünde. Kılıçdaroğlu’nun ısrarının partiye yeniden “1994 travması” yaşatabileceği uyarısında bulunanlar var.

26 Mart 1994 yerel seçimlerinde CHP tarafından yönetilen İstanbul, Ankara ve İzmir’de büyükşehir belediyelerinin kaybedildiğini hatırlatan değişimciler, yeni yapılan bir araştırmaya göre CHP’nin seçim sonrası oyunun yüzde 20 altına kadar gerilediğine dikkat çekerek, “Böyle gidersek seçmen 94 seçimlerinde olduğu gibi partimizi cezalandıracak. Bu tabloyu hak etmiyoruz. Buna izin vermemeliyiz” diyor.

Paylaşın

AK Parti’de “MYK Sayısı 50’ye Çekilsin” Talebi

AK Parti’nin 2 yıl önceki kongresinde tüzük değişikliği yapılarak MKYK üye sayısı 50’den 75’e çıkarılmış, toplantıların yedek 35 üyenin de katılımıyla 110 kişi yapılmasına karar verilmişti.

100 kişiyle tartışma ortamının mümkün olmadığına dikkat çeken bazı parti yöneticileri, “Bunu yeniden değerlendirmek lazım. Sayının yeniden 50’ye çekilmesi gerek” diyor. Bu talep karşılık bulursa kongrede tüzük değişikliği yapılacak.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; AK Parti seçimlerin ardından genel merkez yönetiminde değişiklik için kongre sürecini başlattı. Ekim ayında yapılması planlanan büyük kongreye ilçe ve il kongreleri yapılmadan gidilecek.

İlk defa böyle bir kongre süreci yaşayacak AK Parti’de bunun nedeni “yerel seçim öncesi teşkilatlarda küskünler yaratmamak” gerekçesiyle açıklanıyor. Partinin A takımının belirlendiği MKYK üyelerinin seçileceği kongrede yenilenme beklentisi yüksek.

Bir önceki kongreye göre parti yönetiminde daha kapsamlı bir değişiklik olacağı kaydediliyor. Ancak MKYK üye sayısı ile ilgili itiraz var. AK Parti’nin 2 yıl önceki kongresinde tüzük değişikliği yapılarak MKYK üye sayısı 50’den 75’e çıkarılmış, toplantıların yedek 35 üyenin de katılımıyla 110 kişi yapılmasına karar verilmişti.

100 kişiyle tartışma ortamının mümkün olmadığına dikkat çeken bazı parti yöneticileri, “Bunu yeniden değerlendirmek lazım. Sayının yeniden 50’ye çekilmesi gerek” diyor. Bu talep karşılık bulursa kongrede tüzük değişikliği yapılacak.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener Sahaya Çıkıyor

A takımında kapsamlı bir değişime giden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in önümüzdeki günlerde de saha çalışmalarına başlaması bekleniyor. Akşener’in gittiği her kentte il ve ilçe yöneticileriyle de bir araya gelerek toplantılar gerçekleştireceği kaydediliyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Bu toplantılarda teşkilatın talep ve önerileri ilk ağızdan dinlenecek, parti politikalarıyla ilgili birebir değerlendirmeler yapılacak.

24 Haziran’da büyük kongresini tamamlayan İYİ Parti’de geçtiğimiz hafta yeni seçilen Genel İdare Kurulu üyeleri arasından Başkanlık Divanı belirlendi. A takımında kapsamlı bir değişime giden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in önümüzdeki günlerde de saha çalışmalarına başlaması bekleniyor.

Kurultay konuşmasında, “Siyasette yeni bir zemin kuracağız, yeni bir yol, yeni bir sayfa açacağız” diyen Akşener’in ittifaklara mesafeli, daha çok partisini büyütmeye yönelik bir çalışma yürüteceği kaydediliyor. Önümüzdeki günlerde il gezilerine yeniden başlayacak olan Akşener’in ziyaretlerinin formatında da bu kapsamda değişiklik yapacağı ifade ediliyor.

Bugüne kadar neredeyse iki kez 81 ili dolaşan Akşener halkla buluşmalar, esnaf ziyaretleri gerçekleştiriyor, çeşitli sivil toplum örgütleriyle, iş dünyasından isimlerle görüşmeler yapıyordu.

Önümüzdeki günlerde başlayacak ziyaretlerde ise bunların yanı sıra Akşener’in gittiği her kentte il ve ilçe yöneticileriyle de bir araya gelerek toplantılar gerçekleştireceği kaydediliyor. Bu toplantılarda teşkilatın talep ve önerileri ilk ağızdan dinlenecek, parti politikalarıyla ilgili birebir değerlendirmeler yapılacak.

Paylaşın

Mokova’dan Ankara’ya “Azov Komutanları” Tepkisi: Anlaşma İhlal Edildi

Zelenskiy’in Türkiye’de tutulan eski beş komutanını Ukrayna’ya götürmesine ilişkin açıklama yapan Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, Türkiye’nin anlaşmayı ihlal ettiğini dile getirerek, “Bize kimse bu konuda haber vermedi” dedi.

Haber Merkezi / Peskov, anlaşmaya göre bu kişilerin Türkiye’de kalması gerektiğini dile getirdi. Rusya, Eylül ayında Türkiye’nin aracılık ettiği esir anlaşmasının ardından bazı komutanları serbest bırakmış ve savaş sonuna kadar bu komutanların Türkiye’de kalması gerektiğine karar verilmişti.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ise dün sosyal medyadan paylaştığı fotoğrafında, “Türkiye’den eve dönüyoruz ve kahramanlarımızı da yanımızda getiriyoruz” demişti.

İstanbul ziyaretini tamamlayan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in Rusya ile yapılan esir takası gereği Türkiye’de kalması gereken Ukraynalı komutanlarla birlikte ülkesine dönmesi, Kremlin’in tepkisine neden oldu.

Mariupol kentinin Rusya tarafından kuşatıldığı dönemde Azov çelik fabrikasında gösterdikleri direniş nedeniyle Ukrayna’da kahraman olarak görülen beş komutan, Zelenskiy tarafından İstanbul’daki bir havalimanında karşılandı. Ardından Zelenskiy ve komutanlar aynı uçakla Ukrayna’ya döndü.

Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Azov komutanlarının “Türk tarafıyla yapılan müzakereler” sonucunda dönüşünün sağlandığını belirtildi.

Ukrayna ordusunun Azov alayında görev alan komutanlar, Mariupol kentini ele geçiren Rusya tarafından Mayıs 2022’de esir alınmıştı. Söz konusu komutanlar, geçen Eylül ayında Rusya ile Ukrayna arasında yapılan esir takasında serbest bırakılıp Türkiye’ye götürülen askerler arasında bulunuyordu.

Anlaşma, komutanların savaş bitene kadar Türkiye’de kalmasını öngörüyordu. Rusya, aşırı milliyetçi olarak bilinen Azov alayını “Neo-Nazi” olarak tanımlıyor.

Kremlin: Anlaşma ihlal edildi

Açıklamaları Rus haber ajansları tarafından aktarılan Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, “Azov komutanlarının Türkiye’den Ukrayna’ya dönüşü, mevcut anlaşmaların doğrudan ihlalinden başka bir şey değildir” dedi.

Peskov, bu askerlerin çatışmalar sona erene kadar Türkiye’de kalmasını öngören anlaşmanın koşullarının hem Ukrayna hem de Türkiye tarafından ihlal edildiğini belirtti.

Peskov, Azov komutanlarının dönüşünü, Ukrayna’nın başlattığı “karşı saldırının başarısızlığıyla” ve Ankara’nın 11-12 Temmuz’da Vilnius’ta yapılacak NATO zirvesi öncesi “dayanışma” gösterme arzusuyla bağlantılı bir adım olarak tanımladı.

Kremlin Sözcüsü, “NATO zirvesi için hazırlıklar sürüyor ve tabii Türkiye’nin üzerinde de epey baskı var” diye ekledi.

Erdoğan – Zelenskiy görüşmesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Zelenskiy ile görüşmesinin ardından “Ukrayna’nın NATO üyeliğini hak ettiğini” açıklamıştı.

Erdoğan aynı zamanda gelecek ay Putin’in de Türkiye’yi ziyaret etmesinin beklendiğini dile getirerek esir mübadelesine dair müzakereleri yürütmek niyetinde olduklarını söylemişti.

Zelenskiy, 11-12 Temmuz’da yapılacak Vilnius NATO liderler zirvesi sırasında ülkesinin NATO üyeliği için açık bir mesajın verilmesini ve resmi davette bulunulmasını istemişti.

Zelenskiy, işgalin 500. gününü anmak için dün Yılan Adası’nı ziyaret etmişti.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Mücadelemizi Sürdürmek Zorundayız

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı CHP’de Genel Başkan parti üyelerine bir mektup gönderen Kılıçdaroğlu, “Adil ve özgür bir Türkiye için hak, hukuk ve adalet için mücadelemizi eskisinden daha güçlü sürdürmek zorundayız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu tarihin bize yüklediği bir sorumluluktur. Bu nedenle partimizin hedefine daha büyük kararlılıkla ulaşmasını sağlayacak adımları hep birlikte atacağız. Atatürk’ün ‘Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim’ sözü partimize gönül vermiş olanların hiç unutmaması gereken temel bir ilkedir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tüm parti üyelerine bir mektup gönderdi. Kılıçdaroğlu’nun “Değerli yol arkadaşım” diye başlayan mektubunda şu ifadeler yer aldı:

“Cumhuriyet tarihimizin en kritik seçimlerinden birini geride bıraktık. Karanlığın baskının iftiraların yanında yalanların, hilelerin ve hukuksuz bir biçimde devlet olanaklarının kullanıldığı adaletsiz bir seçimden çıktık. Süreç çalıştığımız beklediğimiz ve dilediğimiz gibi sonuçlanmadı.

“Mücadelemizi eskisinden daha güçlü sürdürmek zorundayız”

Demokrasi mücadelemizde birlikte yol almak için gösterdiğiniz büyük çaba ve kararlılığın çok değerli olduğunu bilmenizi isterim. Elini taşın altına koyma cesareti gösteren sizler sayesinde partimiz daha da güçlendirmektedir.

Adil ve özgür bir Türkiye için hak, hukuk ve adalet için mücadelemizi eskisinden daha güçlü sürdürmek zorundayız. Bu tarihin bize yüklediği bir sorumluluktur. Bu nedenle partimizin hedefine daha büyük kararlılıkla ulaşmasını sağlayacak adımları hep birlikte atacağız.

Atatürk’ün ‘Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim’ sözü partimize gönül vermiş olanların hiç unutmaması gereken temel bir ilkedir.”

Paylaşın

AYM Kararına Rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Galatasaray Meydanı’ndaki eylemin yasaklanmasının hak ihlali olduğu yönündeki kararına rağmen, Cumartesi Anneleri meydana yaklaştırılmadan ablukaya alındı. Eyleme katılanlar İstiklal Caddesi’nde kelepçelenerek gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Gözaltına alınan isimlerin tamamı şöyle: Hanife Yıldız, İkbal Eren, Mikail Kırbayır, Maside Ocak, Besna Tosun, Hasan Karakoç, Ali Tosun, Eren Keskin, Leman Yurtsever, Cüneyt Yılmaz, Oya Ersoy, Gülendam Özdemir, Nimet Tanrıkulu, Ümit Biçer, Hayrettin Pişkin, Ezgi Çetin, Şifa Nur Çetin, Ömer Kavran, Nazım Dikbaş, Taylan Bekin, İsmail Yücel, Aslı Takanay, Deniz Aytaç, Hüseyin Aygül, Hatice Onaran, Murat Çelik, Seyid Doğan, Hünkar Yurtsever, Pelin Laçın, Aydın Aydoğan.

Polislere, “Gözaltı da hukuksuz, kelepçe de hukuksuz” diyerek tepki gösteren avukat Murat Çelik de darp edilerek ters kelepçe ile gözaltına alındı.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Ukrayna’nın NATO Üyeliğine Destek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile yaptığı görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Türkiye-Ukrayna dostluğu her bakımdan güçlendi. Ukrayna halkı ülkesinin toprak bütünlüğünü savunuyor. Şüphesiz Ukrayna NATO’ya üyeliği hak ediyor. Adil bir barışın kaybedeni olmaz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Taraflar arasındaki anlayış farklılıklarına rağmen barış arayışlarına bir an evvel geri dönülmesi en samimi arzumuzdur. Ukrayna’nın yeniden ayağa kaldırılmasında her türlü desteği vereceğiz. Savaşın uluslararası hukuk temelinde müzakereler yoluyla sona erdirilmesi için en yoğun çabayı harcayan ülke olduk.”

Ukrayna’da lider konumda olan Türk müteahhitlik şirketlerinin, ülkenin yeniden imarında da yardımcı olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırım Tatar Türkleri’nin ülkelerinin özgürlüğe kavuşması için canla başla mücadele etmesinin Ankara’nın Ukrayna’nın geleceğine güvenle bakmasının en önemli sebeplerinden biri olarak gösterdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodomir Zelenski bugün İstanbul’da 2,5 saat süren bir görüşme yaptı. Vahdettin Köşkü’nde yapılan görüşme sonrası iki lider ortak basın toplantısı düzenledi.

Erdoğan basın toplantısında, Ukrayna’nın NATO üyeliğine destek verdi. Erdoğan, “Şüphesiz Ukrayna NATO’ya üyeliği hak ediyor. Her zaman ısrarla savunduğum bir hususu huzurlarınızda bu vesileyle tekrar vurgulamak istiyorum. Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Taraflar arasındaki anlayış farklılıklarına rağmen barış arayışlarına bir an evvel geri dönülmesi en samimi arzumuzdur” dedi.

Savaşın müzakereler temelinde sona erdirilmesi için gayretlerini sürdüreceklerini belirten Erdoğan, “Görüşmelerimizin, ülkelerimiz, bölgemiz ve uluslararası toplum için hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.

Putin’in Türkiye ziyareti

Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in önümüzdeki ay Türkiye’yi ziyaret edeceğini de açıkladı. Bu, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Putin’in Türkiye’ye gerçekleştireceği ilk ziyaret olacak.

Basın toplantısında esir takasıyla ilgili bir soruya yanıt verirken bu konuya değinen Erdoğan, “Özellikle esir mübadelesi konusunda şu anda Ukrayna tarafında Sayın Başkanı (Zelenskiy) dinledik. Rusya tarafıyla da görüşme halindeyiz. Onlarla da görüşüyoruz. Konuyu Sayın Putin’le görüştüm ve önümüzdeki ay Sayın Putin’in de aynı zamanda Türkiye ziyareti olacak. Tekrar bunu yüz yüze görüşme imkanımız olacak. Ama bu arada bazı telefon görüşmelerimiz olması hâlinde de Sayın Putin’le bu konuyu yine ele alacağız ki esir mübadelesi, bu takaslar konusu bizim gündemimizin de öncelikli konularındandır” dedi. Erdoğan, “Temenni ederiz ki kısa zamanda bundan da bir netice alalım” diye konuştu.

Esir düşen Kırım Tatarları, siyasi mahkûmlar ve sınır dışı edilerek Rusya’ya götürülen çocuklar dâhil tüm esirlerin geri alınabilmesi için gerçekten çok çalıştıklarını söyleyen Zelenskiy ise bu konuda bir sonuç alınana kadar başka yorum yapmayacağını dile getirdi.

Tahıl koridoru anlaşması

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 Temmuz’da sona erecek olan tahıl koridoru anlaşmasının yeniden uzatılması için bir yol haritası belirlenip belirlenmediği yönündeki soruya ise şu yanıt verdi:

“İstanbul merkezli bu tahıl koridoru meselesinde çalışmalarımızı devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. 17 Temmuz sonrasını daha ne kadar uzatabiliriz, bunun da çalışması içerisindeyiz. Temennimiz odur ki yani bu iki ayda bir değil hiç olmazsa en azından üç ayda bir olması gibi bir beklentimiz var. Bu gayreti bu şekilde yapıp, süreyi de hiç olmazsa iki yıla çıkarmak gibi bir gayretin içerisinde olacağız. Yine bu konuyla ilgili bu akşam Sayın Başkan’la da görüştük. Sayın Putin’le de inşallah bunu gerek telefon diplomasimizde, gerekse önümüzdeki ay yapacağımız yüz yüze görüşmede gündemimizdeki en önemli konulardan bir tanesi bu.”

Erdoğan, “Zira Afrika’daki fakir ülkeler hep buraya bakıyor, bunun beklentisi içerisinde. Bu akşam ayrıca 12 tane Ukrayna limanlarındaki gemilerin durumunu da Sayın Başkan’la konuştuk. İnşallah bu gemilerin de serbest bırakılması noktasında gayret edeceklerini söylediler. Bu gemilerin de bırakılmasıyla -bunlar Türk gemileri- buradaki iş adamlarımız burada rahatlamış olacaklar. Ben tekrar bu tahıl koridorundaki sürecin uzatılması için yapacağımız müşterek çalışmayla netice almayı ümit ediyorum” diye ekledi.

Zelenski’den Erdoğan’a teşekkür

Erdoğan’ı bir kez daha cumhurbaşkanı seçildiği için tebrik eden Ukrayna lideri, Ukrayna’da barış ulaşılması için Türkiye’nin desteğini her zaman hissettiklerini söyledi.

Zelenski, “Karadeniz bölgesindeki durumu detaylı görüştük. Genel bakışımız var. Hiç kimse Karadeniz bölgesinde devletlerimizin ve halklarımızın menfaatine aykırı şeyleri zora kabul ettiremez. Karadeniz güvenlik ve işbirliği alanı olmalı. Dondurulmuş kriz alanı olmamalı. Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine değişmez desteğine minnettarım. Rusya’nın tehdidi altındaki Kırım’daki durumu görüştük. Karadeniz tahıl girişimine yönelik desteğinize minnettarım. Rusya gemi seyirlerini son zamanlarda bloke ediyor. Avrupa, Afrika ve Asya’daki gıda güvenliği bize bağlı. Rusya sanki Karadeniz’de her şey ona aitmiş gibi davranıyor” dedi.

Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna arasında barışın sağlanmasını için liderlik üstlenmeye hazır olduğunu dile getiren Ukrayna Devlet Başkanı, ülkesinin NATO’ya üye olmasına destek veren Erdoğan’a teşekkür etti.

Görüşmede birçok değişik projenin gündeme geldiğini, iki ülke arasında savunma sanayi ve teknoloji işbirliği ile ortak İHA üretimi gerçekleştirilebileceğini belirten Zelenski, sözlerine “Yaşasın Ukrayna” diyerek son verdi.

Rusya, görüşmeyi dikkatle takip etti

Moskova yönetimi de Erdoğan-Zelenski görüşmesini yakından takip etti. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, iki liderin Vahdettin Köşkü’ndeki görüşme öncesi yaptığı açıklamada, “Ankara ile yapıcı ortaklık ilişkilerimizi koruyoruz ve bu ilişkilere değer veriyoruz. Türkiye için de bunun böyle olduğunu düşünüyoruz. Bundandır ki Erdoğan ile Zelenskiy’in neleri ele alacağını öğrenmek isteyeceğiz. Bu bizim için önemli. ‘Türkiye Cumhurbaşkanı’nın üstlendiği bu (arabuluculuk) rolleri çok takdir ediliyor” dedi.

Ancak Kremlin Sözcüsü, Putin’in Erdoğan’la yüz yüze görüşme ihtimalini reddetmese bir tarih vermekten kaçındı.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: Erdoğan: Verilen Sözler Tutulmalı

Subay eğitimi mezuniyet töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç’in NATO’ya üyelik süreciyle ilgili, “Madrid’de ülkemize verilen sözlere riayet edilmesini bekliyoruz. Teröre kucak açan ülkelere destek vermeyiz” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan,”Terör örgütleriyle arasına mesafe koymayan devlet NATO’ya nasıl katkıda bulunabilir?” diye sordu. Erdoğan, Türkiye’nin NATO ittifakına katkılarını çok az müttefikin yaptığını belirterek “Ülkemiz aleyhine yürütülen kampanyaları kınıyoruz” dedi.

Erdoğan, “Salı günü yapılacak (NATO) liderler zirvesinde tüm bu hususları tekrar ittifak ortaklarımızın dikkatine getireceğiz. Ülkemiz için en hayırlı karar neyse onu hayata geçireceğiz. Terörle mücadelede gerektiğini yapmayanlara tepkimizi göstermekten çekinmedik” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da 10. Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi, 5. Dönem Komuta ve Kurmay Eğitimi ve 12. Dönem Karargah Subaylığı Eğitimi Mezuniyet Töreni’nde açıklamalarda bulundu.

Eğitimlerini tamamlayan subayları tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün toplam 249 subayımız mezuniyet sevinci yaşıyor. Mezunlarımız arasında 19 dost ve kardeş ülkeden 91 misafir öğrencimiz bulunuyor. Misafirlerimize kendi ülkelerinde başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.

Subaylara, ülke ve millet adına üstlenecekleri sorumluluklarda başarı dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerden ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ diye ifade ettiğimiz temel prensiplerimize sahip çıkmanızı istiyorum. Sizleri her açıdan en donanımlı şekilde yetiştiren ailelerinize, hocalarınıza, komutanlarınıza ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Mezun olan subayların vatan, millet, inanç ve bağımsızlık uğrunda gerektiğinde gözünü kırpmadan şehadete yürüyeceğinden şüphe etmediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin cumhurbaşkanı, devletin başı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin başkomutanı olarak subaylara sonuna kadar güvendiğini söyledi.

Bu sene yedinci kuruluş yılını kutlayacak Millî Savunma Üniversitesinin eğitim müfredatıyla ihtiyaç duyulan vazife şuurunu subaylara kazandırdığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Üniversitemizi bitiren subay ve astsubaylarımız kahraman ordumuzun çeşitli birimlerinde başarılarıyla göz dolduruyor. 15 Temmuz ihaneti sonrasında yeniden yapılandırdığımız kurumların hemen hepsinde benzer gurur tablolarına şahit oluyoruz. Eskiden kendi görev alanı dışında farklı hadiselerle anılan kurumlarımız, bugün artık vatanımıza yaptıkları müstesna katkılarla gündeme geliyor.

Emniyet teşkilatımız asayiş hizmetleri ve terörle mücadelede, istihbarat birimlerimiz devletimizin iç ve dış güvenliğini teminde, askerî unsurlarımız vatanımızın her türlü tehdide karşı savunulmasında, diğer kurum ve kuruluşlarımız kendi görev sahaları içinde mesuliyetlerini en güzel şekilde yerine getiriyor. Ödediğimiz nice ağır bedeller sonrasında ulaştığımız bu aşamayı ülkemizin geleceği adına çok kıymetli buluyoruz. Geldiğimiz nokta önemli olmakla birlikte elbette yeterli değildir.

Güncel şartlara ve yeni meydan okumalara göre kurumlarımızın sürekli bir tekâmül içinde olması gerekiyor. Türkiye’nin mevcut ihtiyaçlarına odaklanırsak hata yaparız. Başarıyı sadece geçmişle kıyasta ararsak yerinde saymaktan kurtulamayız. Eski hantal yapıyı terk ederken yeni yapının durağanlaşmasına izin veremeyiz. Değişim ve yenilenme ihtiyacının uzun soluklu bir süreç olduğunun bilinciyle hareket etmeliyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitenin faaliyete geçmesiyle vücut bulan sivil-asker iş birliğinin daha fazla derinleştirilmesinde fayda gördüklerini söyledi.

Üniversitenin küresel akademik camiada hak ettiği yere gelmesini temenni ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, buranın sadece kahraman orduların kurmay kadrosunun yetiştirildiği bir ocak olmadığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, buranın aynı zamanda Türkiye’nin askerî stratejik vizyonunun şekillendirildiği bir fikir üretim merkezi olması gerektiğini vurgulayarak 2016’da başlayan dönüşümün daha uzun vadeli bir perspektifle hızlandırılmasında ve olgunlaştırılmasında yarar olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MSÜ’nün kuruluşundan bu yana geçen kısa sürede katettiği mesafeyi takdirle karşıladıklarını belirterek üniversitenin bugünlere gelmesinde önemli rol oynayan Rektör Prof. Dr. Erhan Afyoncu ve ekibini kutladı.

Gelecek dönemde üniversitenin küresel marka değerini daha da artıracağına inandıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah biz de şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonraki çabalarında da üniversite yönetiminin yanında olmayı sürdüreceğiz. Türkiye’nin zaten çok güçlü ve üst düzey olan askerî eğitim standardını yeni açılımlarla yeni kazanımlarla yükseltmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyadaki devletlerin çoğunun geçmişinin birkaç yüzyıl ile sınırlıyken Türk milletinin ise 2 bin 232 yıl önce düzenli ordu kurduğunu hatırlattı.

Ordu-millet kavramının sahibi olan, bu unvanı hak eden tek millet olunduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Türk Silahlı Kuvvetlerimiz 2 bin 232 yılı aşan şanlı tarihiyle maziden atiye kurduğumuz köprünün sembollerinden biridir. Burası Mete Han’ın, Sultan Alparslan’ın, Fatih Sultan Mehmet Han’ın, Gazi Mustafa Kemal’in aklının, cesaretinin, dehasının yaşadığı ve yaşatıldığı güzide bir ocaktır. Bu kahramanlar ocağı milletimizin göz bebeği, dost, kardeş, soydaş ülkeler için de bir umut meşalesidir. Tarih boyunca Türk Silahlı Kuvvetleri sadece yurt savunmasında değil dünyada barış ve istikrarın korunmasında da önemli roller üstlenmiştir. Ordumuz nerede olursa olsun deruhte ettiği her vazifeyi zorluklarına rağmen büyük bir titizlikle yerine getirmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri hem dünyanın en güçlü hem de en güvenilir orduları arasında yer alıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler’den (BM) NATO bünyesinde yürüttükleri misyonlara kadar nerede görev aldılarsa hepsinin de üstesinden alınlarının akıyla geldiklerini vurgulayarak “Ne milletimize ne ordumuza ne de çatısı altında hizmet verdiğimiz uluslararası örgütlerin itibarına asla halel getirmedik. Kimsenin malına, mülküne zarar vermedik. Hiç kimsenin namusuna el uzatmadık. Hiçbir masumun canına kıymadık. Kimseye haksızlık, hukuksuzluk yapmadık. Bize sığınan hiçbir mazlumu katillerine teslim etmedik.

Güvenliğin sağlanması, huzurun tesisi, barış ve istikrar ortamının yeniden inşası noktasında hep samimiyetle çaba harcadık. Güney Kore’den Afganistan’a pek çok yerde bu uğurda nice evladımızı şehit verdik. Türkiye’nin son 71 yılda NATO İttifakı’na yaptığı katkıları çok az müttefik yapmıştır. Bu gerçekler apaçık ortadayken bir süredir ülkemiz aleyhine yürütülen kampanyaları esefle karşılıyoruz. Yerleşik teamülleri bozma pahasına atılmak istenen adımları gördükçe ittifakın geleceği adına endişe duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

“Terör örgütleriyle arasına mesafe koymayan bir devlet NATO’ya nasıl katkı yapabilir?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, ittifakın genişlemesine müzahir tavrını herkesin çok iyi bildiğinin altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“İttifakın açık kapı politikasını destekledik, destekliyoruz. Başta terörizmle kararlı mücadele olmak üzere, ittifakın temel değerlerine sadakat gösterecek herkesi bağrımıza basmaya hazırız. Finlandiya’nın üyeliğine onay vererek ilkesel duruşumuzu ortaya koyduk ama teröristleri himaye edenlere ve terörle mücadelede gerekli tedbirleri almayanlara da tepkimizi göstermekten çekinmedik. ‘NATO çatısı altında dayanışma sergileyelim’ diyenlerin Türkiye’de darbeye kalkışmış, 40 yılda binlerce insanımızı katletmiş canilere kucak açmasının hiçbir makul gerekçesi olamaz.

Terörle demokrasi, terörle güvenlik, terörle insanlık yan yana duramaz. İttifakın özü karşılıklı güven ve dayanışma ikliminin tesisidir. Bu olmadan diğer konuları konuşmanın bir anlamı yoktur. Bize tavsiyede bulunanlar öncelikle şu sorulara açık yüreklilikle cevap vermelidir. Türkiye, sokaklarında teröristlerin cirit attığı bir ülkeye nasıl güvenebilir? Terör örgütleriyle arasına mesafe koymayan bir devlet NATO’ya nasıl katkı yapabilir? Terörizmle mücadele etmeyenler ittifakın hasımlarıyla nasıl mücadele edebilir?

Biz, her işimizde olduğu gibi burada da dürüst davranıyor, gizli bir gündemle değil, şeffaf bir şekilde hareket ediyoruz. Madrid’de ülkemize verilen sözlere riayet edilmesini bekliyoruz. Bağcıyla hiçbir işimizin olmadığını, tek amacımızın üzüm yemek olduğunu burada bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Salı günü Vilnius’ta yapılacak Liderler Zirvesi’nde tüm bu hususları tekrar ittifak ortaklarımızın dikkatine getireceğiz. Ülkemiz, milletimiz ve güvenliğimiz için en hayırlı karar neyse inşallah onu hayata geçireceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene Cumhuriyetin 100’üncü kuruluş yıl dönümünün idrak edildiğini anımsatarak şunları kaydetti:

“29 Ekim 2023 tarihinde Cumhuriyet’imizin şanına yakışır bir kutlama yapacağız. Tarihimizin en önemli dönüm noktalarından olan bu yıl dönümünü sosyal, beşeri, iktisadi ve siyasi olarak tüm yönleriyle ele alacağız. Kapsamlı bir değerlendirme neticesinde güçlü ve zayıf yanlarımızla gelecekte atacağımız adımları belirleyeceğiz. Cumhuriyet’imizin 100’üncü yılını her bakımdan ülkemiz, milletimiz ve kurumlarımız için yeni bir dönemin mukaddimesine dönüştürmek istiyoruz. 28 Mayıs gecesi itibarıyla inşasına başladığımız Türkiye Yüzyılı vizyonu işte bu yeni dönemin yol haritasını ifade ediyor.”

Son 21 yılda her alanda yaptıkları yatırımlarla bu vizyonun temelini zaten çok güçlü bir şekilde oluşturduklarını, ekonomide Türkiye’yi her yıl ortalama yüzde 5,4 oranında büyüttüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millî gelirimizi 236 milyar dolardan 1 trilyon dolar sınırına getirdik. Ulaşım altyapımızı tüm kategorilerde 5’e, 10’a, 15’e katladık. Turizmde, sağlıkta, teknolojide, adalette ve diğer tüm alanlarda Türkiye’nin çehresini değiştiren hamlelere imza attık. En stratejik sektör olan savunma sanayisinde yüzde 20’den başladık, yüzde 80’i bulan dışa bağımlılığımızı hamdolsun şu anda yüzde 20’lere düşürdük” bilgisini verdi.

“Tam bağımsız Türkiye hedefimize…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, 21 yıl önce sadece 248 milyon dolar savunma sanayisi ihracatı yapan bir ülkeden 4 milyar 400 milyon dolar ihracat gerçekleştiren bir ülke konumuna geldiğini belirterek şöyle devam etti:

“Seçim dönemimizde kampanyamıza devam ederken millî muharip uçağımız Kaan’dan Hürjet’e, insansız savaş uçağımız Kızılelma’dan ANKA-3 ve ATAK-2’ye, dünyanın ilk SİHA gemisi TCG Anadolu’dan İMECE uydumuza, yeni Altay tankından Fırtına Obüsü’ne birçok kritik projemizin ya teslimatını ya devreye alınmasını ya da testlerini başarıyla tamamladık. Her alanda olduğu gibi savunma sanayiinde de tam bağımsız Türkiye hedefimize ulaşana kadar bu çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz.

Tarihi şanlı zaferlerle dolu, mazlumların umudu olan ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne mutlaka çıkaracağız. Bunu da 85 milyon olarak hep beraber başaracağız, oyuna gelmeyeceğiz, kardeşliğimize leke sürdürmeyeceğiz, kışkırtmalara prim vermeyeceğiz, umutsuzluk girdabına sürüklenmeyeceğiz. Yapamazsınız diyen felaket tellallarına kulak asmayacağız. Türkiye’nin potansiyeline ve Türk milletine daima güveneceğiz. Başarmaktan başka seçeneğimizin olmadığını, bunun yolunun da önce kendimize inanmaktan geçtiğini aklımızdan çıkarmayacağız.

Geçmiş tecrübelerimizden, bu ışıkta hatalarımızdan ders çıkartarak inşallah daha aydınlık ve müreffeh bir geleceği hep birlikte kuracağız. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun diyorum. Ordumuzun stratejik bilgisine ve birikimine güç verecek, katkı yapacak siz geleceğin komutanlarını gönülden tebrik ediyorum. Misafir mezunlarımızdan ülkelerine döndüklerinde tüm dost ve kardeş halklara selamlarımızı iletmelerini istiyorum.”

Törende, dönem birincilerine diplomaları Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından, dönem ikinci ve üçüncülerinin diplomaları ise Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler tarafından verildi. Programda daha sonra dönem birincileri, mezuniyet plaketini yaş kütüğüne çaktı.

Paylaşın