ÖTV Zamları: DEVA Partisi Yargıya Taşıyor

Partisinin akaryakıttan alınan ÖTV’deki artışı Danıştay’a taşıyacağını duyuran DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin, “Akaryakıt ÖTV’sindeki artışla ilgili Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali için Danıştay’a dilekçemizi vereceğiz. Çünkü Cumhurbaşkanı açıkça Anayasa’ya aykırı bir yetki kullanıyor” dedi ve ekledi:

“Anayasa’nın 73. maddesinin 3. fıkrası ‘Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır’ dedikten sonra 73. maddesinin 4. fıkrası ‘Kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir’ demiştir.”

Şahin, açıklamasının devamında, “Anayasanın açık amir hükmünden anlaşılacağı üzere Cumhurbaşkanı, maktu olarak belirlenen vergi türlerinde artırım yapamayacak; şayet vergiyi ihdas eden kanun, oransal olarak yukarı aşağı sınırlar belirlemiş ve bu sınırlar içerisinde yürütmeye değişiklik yapma yetkisi vermişse bu durumda Cumhurbaşkanı kararıyla kanuna uygun olarak değişiklik yapılabilecektir. Oransal olarak artışın fahiş bir biçimde yüksek olması yönüyle de ‘vergi yükünün adaletli ve dengeli’ yapılması zorunluluğu itibarıyla da ölçülülük ilkesi açısından açıkça Anayasaya aykırıdır.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Sözcüsü ve Ankara Milletvekili İdris Şahin, partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulundu.

Şahin, “İktidarın ülkemizin karşı karşıya olduğu ekonomik sıkıntılarla ilgili hiçbir hazırlığının olmadığını görüyoruz. Sadece rastgele adımlar var. Para bitti; Merkez Bankasına dön ‘Para bas’. Bütçe tutmuyor; ‘Vergi sal’… İktidarın ekonomi politikası tümüyle vergi ve zamlara dayanmış durumda. Maliye politikası tarafında tasarrufa yönelik hiçbir adım yok” dedi.

Şahin, akaryakıttan alınan ÖTV’nin Cumhurbaşkanı Kararı’yla toplamda 6 lira artırılmasını “Bu, mevcut ÖTV’nin 3 katına çıkması demektir. Bu ölçüsüz artış iğneden ipliğe tüm fiyatları etkileyecek, dar ve sabit gelirlilerin üzerine yıkılacaktır” diye eleştirdi.

DEVA Partisi’nin akaryakıttan alınan ÖTV’deki artışı Danıştay’a taşıyacağını duyuran Şahin, “Akaryakıt ÖTV’sindeki artışla ilgili Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali için Danıştay’a dilekçemizi vereceğiz. Çünkü Cumhurbaşkanı açıkça Anayasa’ya aykırı bir yetki kullanıyor. Anayasa’nın 73. maddesinin 3. fıkrası ‘Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır’ dedikten sonra 73. maddesinin 4. fıkrası ‘Kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir’ demiştir.

Anayasanın açık amir hükmünden anlaşılacağı üzere Cumhurbaşkanı, maktu olarak belirlenen vergi türlerinde artırım yapamayacak; şayet vergiyi ihdas eden kanun, oransal olarak yukarı aşağı sınırlar belirlemiş ve bu sınırlar içerisinde yürütmeye değişiklik yapma yetkisi vermişse bu durumda Cumhurbaşkanı kararıyla kanuna uygun olarak değişiklik yapılabilecektir. Oransal olarak artışın fahiş bir biçimde yüksek olması yönüyle de ‘vergi yükünün adaletli ve dengeli’ yapılması zorunluluğu itibarıyla da ölçülülük ilkesi açısından açıkça Anayasaya aykırıdır” ifadelerini kullandı.

Zamları görmeyen medyaya tepki

Öte yandan Şahin’in gündeminde akaryakıt ve doğalgaza ÖTV zammını görmeyen ve sayfanın alt köşelerde haberleştiren iktidara yakın basın kuruluşları da vardı.

Sabah, Yeni Şafak, Posta, Hürriyet ve Milliyet gazetelerini gösteren Şahin şöyle devam etti: “Ülkede olgularla uğraşan ne medya ne de iktidar var. Tamamen algıyla ülke yönetmek gibi bir durum içindeler. Sabah, ana sayfasında her şeye yer vermiş ama 85 milyonu ilgilendiren zamlarla alakalı en küçük bir habere dahi dokunmamış. Yeni Şafak’ın ilk sayfasında da bu zamlarla alakalı en küçük haber söz konusu değil.

“Bizlerin ödediği vergiyle alınan Posta, Hürriyet, Milliyet… Posta’da en ufak bir zam haberi söz konusu değil. Bir dönemlerin saygın gazetesi olarak adlandırılan Milliyet’te şuracıkta bir haber… Bu medya gruplarının kendine göre lokomotifi sayılan, ödediğimiz vergilerle Ziraat Bankası’ndan kredilerle alınan Hürriyet’te, ‘Doğal gazda ÖTV arttı’ haberi, değerli Burcu Esmersoy’un düğün haberinin üçte biri oranında ana sayfada yer bulmuş. ‘85 milyonun evlatları’ manşetiyle çıkıyor ama 85 milyonu yakan zam haberlerini görmezlikten geliyor.”

Paylaşın

Zamlar Altılı Masa’yı Harekete Geçirdi: Meclis’i Olağanüstü Toplantıya Çağıracak

Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) artışından kaynaklı zamların dayanıklı tüketim malları dahil pek çok ürüne de yansıtılması beklenirken akaryakıt zammının da ulaşımdan gıdaya pek çok ürüne ve hizmete yansıyacağı süreceği yorumu yapılıyor.

Bu tablonun yarattığı olumsuz etkiyi dikkate alan Altılı Masa’nın siyasi partileri Meclis’in olağanüstü toplanması için çalışma başlattı. Meclis’in olağanüstü olarak toplanabilmesi için 5’te bir çoğunluğa denk gelen 120 milletvekilinin, imzalar tamamlandıktan sonra Meclis Başkanı’nın olağanüstü toplantı çağrısına olumlu cevap vermesi gerekiyor.

Meclis, en son CHP’li milletvekillerinin imzalarıyla, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili genel görüşme açılması amacıyla, 1 Ağustos 2022’de Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırmış, toplantı yeter sayısının sağlanamaması sebebiyle toplantı çağrısı düşmüş ve Meclis yeniden kapanmıştı.

Geçtiğimiz hafta, cumhurbaşkanına “özel tüketim vergisini (ÖTV) 5 kat daha fazla artırma” yetkisi veren düzenlemeyi de içeren torba kanun teklifinin geçmesinin hemen ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarına yaz arası verdi.

Meclis’in kapandığı gece cumhurbaşkanı bu yetkisini kullandı ve akaryakıt fiyatlarına litrede 6 liraya varan zamlar yansıdı. ÖTV artışından kaynaklı zamların dayanıklı tüketim malları dahil pek çok ürüne de yansıtılması beklenirken akaryakıt zammının da ulaşımdan gıdaya pek çok ürüne ve hizmete yansıyacağı süreceği yorumu yapılıyor. Bu tablonun yarattığı olumsuz etkiyi dikkate alan Altılı Masa’nın siyasi partileri Meclis’in olağanüstü toplanması için çalışma başlattı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollağlu ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Altılı Masa’nın diğer liderleriyle temasa geçerek Meclis’te zamların gündeme alınacağı bir olağanüstü toplantının yapılması gerekliliği konusunda fikir birliği sağladı. Liderler partilerinin grup başkanları ve başkanvekillerini bu konuda çalışma yapması için görevlendirdi.

Grup başkan ve başkanvekillerinin temasları büyük oranda tamamlanırken olağanüstü toplantı için hazırlanacak metnin bu hafta içi imzaya açılması ve Meclis’in önümüzdeki hafta toplanması hedefleniyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuyu bugün gerçekleşecek MYK’de de gündeme getireceği ifade ediliyor.

Meclis’in olağanüstü olarak toplanabilmesi için 5’te bir çoğunluğa denk gelen 120 milletvekilinin, imzalar tamamlandıktan sonra Meclis Başkanı’nın olağanüstü toplantı çağrısına olumlu cevap vermesi gerekiyor. Meclis Başkanı’nın olumlu cevap vermesi halinde olağanüstü toplantının yapılabilmesi için gerekli olan toplantı yeter sayısına yani 200 milletvekiline ulaşmak gerekiyor.

Altılı Masa’nın siyasi partilerinin toplam milletvekili sayısı, olağanüstü toplantı çağrısı yapmak ve toplantı yeter sayısını sağlamak için yeterli. Toplantı günü yeterli çoğunluk sağlanamazsa çağrı düşmüş oluyor.

Herhangi bir oylama yapılamıyor ve karar alınamıyor

Meclis’in “Genel Görüşme” talebiyle olağanüstü toplanması halinde liderler ya da grup başkanları kürsüden mevcut duruma dair değerlendirme yapıyor. Genel görüşme sonucunda herhangi bir oylama yapılamıyor ve karar alınamıyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, en son CHP’li milletvekillerinin imzalarıyla, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili genel görüşme açılması amacıyla, 1 Ağustos 2022’de Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırmış, toplantı yeter sayısının sağlanamaması sebebiyle toplantı çağrısı düşmüş ve Meclis yeniden kapanmıştı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Erdoğan: Biz Neyin Satılacağını, Neyin Satılmayacağını İyi Biliriz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, turu öncesi havalimanında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin iki ana başlığı var. Bir yatırımlar boyutu var bir diğeri de finans. Her ikisinden de tabii umudumuz çok çok var. Oralarda yatırım söz konusu. Aynı zamanda ülkemizde yatırımlar söz konusu. Bu konuda gerek Cevdet Bey’in, gerek Mehmet Bey’in birlikte yapmış olduğu ziyaretlerde bunun sinyallerini aldık. Ve inşallah bu yaptığımız ziyaret bu sinyallerin devamı olacaktır” dedi be ekledi:

Haber Merkezi / “Bildiğiniz gibi şu anda Mehmet Bey Hindistan’da Hazine Bakanları toplantısına, Merkez Bankası başkanıyla beraber katıldılar. Oradan Suud’taki katılıma veyahut da Katar’a kendisi de yetişecek. Orada beraber devam edeceğiz. Bu konularla ilgili olarak tabii şu anda savunma sanayinde, bunun yanında altyapı, üst yapı yatırımlarında bu üç ülkeye Türkiye’nin ciddi bir inşallah yatırım imkanı olacak.”

Erdoğan, açıklamasının devamında, “Bu ziyaretlerimizde bunu görüyorum ama bunun yanında da, bu ülkelerin Türkiye’den belli assetleri satın alma durumları da olacak. Ama bazı cambazların söylediği gibi yok BOTAŞ’ı satıyorlar, şu oluyor bu oluyor.  Öyle bir şey yok. Biz neyin satılacağını, neyin satılmayacağını çok iyi biliriz. Ve 21 yıldır bu tecrübeyle hamdolsun bugünlere geldik. Bundan sonra da yine aynı tecrübeyle yolumuza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan ardından Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) ziyaret edecek olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’dan hareketi öncesi Atatürk Havalimanı’nda açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

Köklü tarihi ve kardeşlik bağlarına sahip olduğumuz Körfez ülkeleriyle ilişkilerimizde son dönemde önemli mesafeler kaydettik. 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketi sonrasında, bu kardeşlerimizin maddi manevi her türlü desteğini yanımızda gördük. Bu vesileyle bu dost ve kardeş ülkelerden konteyner temininden, insani yardıma kadar pek çok alanda Türkiye’yle tam bir dayanışma sergilediler. Ülkem ve milletim adına bir kez daha kardeşlerimize teşekkür ediyorum.

Türkiye’nin çevresinde bir barış, istikrar ve refah kuşağı oluşturma hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunun en kritik adımını bölge ülkeleriyle ilişkilerimizi güçlendirmek teşkil  ediyor. 2023 yılını bu bakımdan bir fırsat yılı olarak görüyoruz. Bu sene hem Katar hem de Birleşik Arap Emirlikleri ile diplomatik ilişkilerimizin tesisinin 50’nci dönümünü kutluyoruz. Suudi Arabistan’la diplomatik ilişkilerimiz de malum 1929 yılında tesis edilmişti. İlişkilerimizin dayandığı sağlam temelleri geniş bir iş birliği alanına yaymayı arzu ediyoruz. Ziyaretlerimiz esnasında öncelikli gündemimiz bu ülkelerle önümüzdeki dönemde yürüteceğimiz ortak yatırım ve ticari faaliyetler olacak.

Kazan kazan anlayışıyla neler yapabileceğimizi değerlendireceğiz. Körfez ülkeleriyle ikili ticaret hacmimiz son 20 yılda 1,6 milyar dolardan yaklaşık 22 milyar dolara yükseldi. Düzenlenecek iş forumlarıyla bu rakamın çok daha ileriye taşımanın yollarını arayacağız. Özellikle İslam dünyasında yaşanan krizler, Türkiye ve Körfez ülkeleri arasında yakın istişare ve iş birliğini gerekli kılıyor. Ziyaretlerimiz esnasında kardeş ülkelere nasıl yardımcı olacağımızı da enine boyuna konuşma fırsatı bulacağız.

Bölgemizin en önemli ülkelerinden biri olan Suudi Arabistan ticaret, yatırımlar, müteahhitlik hizmetleri gibi alanlarda özel bir konuma sahip. Müteahhitlerimizin 20 yılda Suudi Arabistan’da üstlendiği projelerin toplam rakamı yaklaşık 25  milyar dolardır. Suudi Arabistan’ın büyük çaplı projelerinde Türk firmalarının daha fazla rol oynamasını arzu ediyoruz. Bu sene hamdolsun Covid-19 salgınından sonra Hac ibadeti yeniden hiçbir kısıtlama olmadan yapılabildi. Son olarak Diyanet İşleri Başkanı’ndan da aldığım rakamla 88 bin hacımız bu yıl Hacca gidebildi.

Suudi Arabistan makamları depremzede vatandaşlarımızın Hac farizasını yerine getirebilmeleri için ülkemize ilave kota sağladığı gibi, organizasyondaki başarısı sebebiyle de Diyanet İşleri Başkanlığımız orada ödül almaya hak kazandı. Kendilerine verdikleri ilave kota için müteşekkir olduğumuzu tekrar ifade etmek istiyorum. Rabbim tüm hacılarımızın ibadetlerini katında kabul eylesin diyorum. Cidde’nin ardından stratejik ortağımız ve yakın iş birliği içinde olduğumuz dost ve kardeş Katar’ı ziyaret edeceğiz. Katar’la ilişkilerimiz her düzeyde mükemmel şekilde seyrediyor.

Ziyaretimiz vesilesiyle ikili münasebetlerimizin yanı sıra mevcut bölgesel meseleler hakkında fikir teatisinde bulunacağız. Körfez turumuzun son durağı ilişkilerimizin her alanda gelişme gösterdiği Birleşik Arap Emirlikleri olacak. Birleşik Arap Emirlikleri, Körfez Bölgesi’nde ticaretimizin son dönemde en yüksek seyrettiği ülkedir. Bu rakamı iki ülkenin gerçek potansiyeline yaraşır bir seviyeye çıkarmak istiyoruz. Bu üç ülkeyi ziyaretimizde ayrıca Türkiye’nin gurur kaynağı olan elektrikli otomobilimiz Togg’un muhataplarımıza hediye olarak verilmesi teşkil edecek.

Abu Dabi’deki temaslarımızın ardından Kıbrıs Barış Harekatı’nın 49’uncu yıl dönümü münasebetiyle düzenlenecek 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerine katılmak üzere Lefkoşa’ya geçeceğiz. Ziyaretim vesilesiyle Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’la bir araya gelerek Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilişkilerinin daha da güçlendirilmesi amacıyla atılacak adımları ele alacağız. Ercan Havalimanı’nın yeni terminal ve pistinin açılışını gerçekleştireceğiz.

Dünya gündemini meşgul eden bir hususa değinmek istiyorum. Biliyorsunuz Rusya, Ukrayna arasındaki çatışmaların daha fazla yıkıma, gözyaşı ve drama yol açmaması için yoğun çaba harcıyoruz. İlk günden itibaren savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz diyoruz. Birinci yılına girmek üzere olduğumuz Karadeniz Girişimi insani mülahazaların çatışma dinamiklerine galebe çaldığının ispatlayan bir projedir. Bu girişim önemli bir diplomatik başarı olarak şimdiden tarihe geçmiştir.

Girişim sayesinde dünya piyasalarına 33 milyon tondan fazla tahıl ürünü sevk edildi. Böylece gelir seviyesi düşük birçok ülkenin gıda krizine sürüklenmesinin önüne geçildi. Karadeniz Girişiminin devam etmesine atfettiğimiz önemi farklı vesilelerle dile getirdik. Bu amaçla diplomatik gayretlerimizi son günlerde yoğunlaştırdık. Girişimin bu noktaya gelmesine katkıda bulunan ilgili tüm taraflara tekrar teşekkür ediyorum.

Bugün yapılan açıklamaya rağmen Rusya Federasyonu Devlet Başkanı dostum Putin’in bu insani köprünün devamını istediğine inanıyorum. Bu arada Dışişleri Bakanım muhatabıyla görüşmelerini yapacak. Biz de seyahatten döner dönmez Sayın Putin’le ben de görüşmelerimi yapacağım. Kendisiyle Ağustos ayında ülkemizde bir araya geldiğimizde tüm bu hususları görüşme fırsatını da bulacağız. Ayrıca Rus tahıl ve gübresinin sevkinin önünün açılması noktasında nasıl hareket edebileceğimizi de istişare edeceğiz.

Yangınlar  ülkemizi şu anda yine sarmış durumda. Dün itibariyle ağırlıklı olarak gerek Muğla gerek Mersin gerek Çanakkale bütün buralarda beş ayrı noktada yangınlar oldu. Bunlar büyük oranda kontrol altına alındı. Ben İçişleri Bakanımla, Orman Bakanımla görüşmelerimi yaptım. Onlar da yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Şu anda bütün gece görüşlü helikopterlerimiz, uçaklarımız hepsi yoğun çalışma içerisinde kontrol altına alma, soğutma, bu çalışmalarını devam ettiriyorlar.

Bütün bunların yanında ayrıca yine Rusya’yla görüşme yapıp onlardan özellikle Antonov  bu yangın söndürmeyle ilgili büyük gövdeli uçaklardan temin etme yoluna gideceğiz. Onlarla da bunu hallettiğimizde inanıyorum ki bu yaz sezonu içerisinde bu işleri çok daha seri, çok daha yoğun şekilde halletme imkanına kavuşacağız. Bu düşüncelerle kritik bir dönemde yaptığımız ziyaretlerimizin gerek ikili ilişkilerimiz, gerek bölgesel istikrar bakımından hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bu ziyaretlerimizde özellikle gerek konteyner noktasında başta Katar olmak üzere çok ciddi bize konteyner desteği verdiler. Bu konteynerleri da bizler deprem bölgelerine taksim ettik, buralara yerleştirdik. Şimdi de son olarak bir hafta öncesine göre bizde 80 bin çadır vardı. Şimdi de bu 80 bin çadırı tamamen kaldırıp onların yerlerine de konteyner yerleştirme çalışmalarını inşallah başlatıyoruz. Bu konuyla ilgili gerek yerli gerek ithal, burada Kızılay’ımızı da devreye sokmak suretiyle inşallah tamamıyla çadırların yerlerine konteyner yerleştirelim diyoruz. Tabii kalıcı konutların inşası bir taraftan devam ediyor. Köy konutlarının inşası bir taraftan devam ediyor. Ama biz öyle de olsa, böyle de olsa hiç olmazsa diyoruz konteynerle çadırları değiştirelim. Artık çadır bu bölgelerde kalmasın.

Bu ziyaretin iki ana başlığı var. Bir yatırımlar boyutu var bir diğeri de finans. Her ikisinden de tabii umudumuz çok çok var. Oralarda yatırım söz konusu. Aynı zamanda ülkemizde yatırımlar söz konusu. Bu konuda gerek Cevdet Bey’in, gerek Mehmet Bey’in birlikte yapmış olduğu ziyaretlerde bunun sinyallerini aldık. Ve inşallah bu yaptığımız ziyaret bu sinyallerin devamı olacaktır.

Bildiğiniz gibi şu anda Mehmet Bey Hindistan’da Hazine Bakanları toplantısına, Merkez Bankası başkanıyla beraber katıldılar. Oradan Suud’taki katılıma veyahut da Katar’a kendisi de yetişecek. Orada beraber devam edeceğiz. Bu konularla ilgili olarak tabii şu anda savunma sanayinde, bunun yanında altyapı, üst yapı yatırımlarında bu üç ülkeye Türkiye’nin ciddi bir inşallah yatırım imkanı olacak.

Bu ziyaretlerimizde bunu görüyorum ama bunun yanında da, bu ülkelerin Türkiye’den belli assetleri satın alma durumları da olacak. Ama bazı cambazların söylediği gibi yok BOTAŞ’ı satıyorlar, şu oluyor bu oluyor.  Öyle bir şey yok. Biz neyin satılacağını, neyin satılmayacağını çok iyi biliriz. Ve 21 yıldır bu tecrübeyle hamdolsun bugünlere geldik. Bundan sonra da yine aynı tecrübeyle yolumuza devam edeceğiz.

Tahıl Anlaşması

İstanbul’da Tahıl  Koridoruyla ilgili çalışmaları yürüten bir heyet var. Bunlar şu an itibariyle Milli Savunma Üniversitemizde bu çalışmayı birlikte yürütüyorlar. Biz bugün gerek Dışişleri Bakanım muhatabıyla bir görüşme yapacak ve bu görüşmeyle birlikte temenni ediyorum ki süratle bir mesafe alırız ve aralık vermeden yolumuza devam ederiz. Belki bu arada bizler Ağustos’u beklemeden Sayın Putin’le de bir telefon  görüşmesiyle adımlarımızı atarız.

Suriye

Biliyorsunuz bizim Suriye’yle kapıyı kapama gibi bir durumumuz söz konusu değil. Kapı açık. Bu dörtlü zirvelerle ilgili de biz yine hem bu dörtlü zirveler yapılsın ama biz Beşşar Esad’la da görüşme noktasında kapalı değiliz. Görüşürüz. Tüm mesele onların bize yaklaşım tarzı önemli. Şu anda tabii Suriye’de Esad maalesef Türkiye’nin Kuzey Suriye’den çıkmasını istiyor.

Böyle bir şey olamaz. Çünkü biz orada terörle mücadele ediyoruz, sınırlarımızdaki teröristlerle mücadele ediyoruz. Yani sınırlarımızda bu teröristler varken nasıl çıkarız? Devamlı oradan tehdit altında olan bir Türkiye var. Aynı ifadeyi farklı ülkelere kullanabiliyor mu? Kullanamıyor. Onun için de adil yaklaşım arıyoruz. O adil yaklaşım olduktan sonra mesele yok. Bunların hepsini aşarız.

Paylaşın

Tepkilere Neden Olan “ÖTV Düzenlemesi” Yargıya Taşındı

Diyarbakır Barosu, birçok ürünün fiyatlarının artmasına neden olan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) düzenlemesi Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla Danıştay’a ‘yürütmeyi durdurma’ ve kararnameyi ‘iptal’ başvurusu yaptı.

Baro dilekçesinde, artış yetkisinin Meclis’te olduğuna dikkat çekerek, “Vergi koyma, değiştirme ve kaldırma yetkisi, Anayasa’nın 73’üncü maddesine göre, Yasama Organı’nın mutlak yetkisi içerisindedir. Dolayısıyla; 167’nci madde uyarınca Cumhurbaşkanı’na verilecek yetkinin, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin konulması ve kaldırılmasıyla ilgili olmaması gerekmektedir.

Aksi halde; verilecek yetki, Anayasa’nın anılan maddelerine aykırı olacağı gibi; yine, yukarıda söylemiş olduğumuz üzere, bu yetki kullanılarak vergi koyma ve kaldırma konusunda yapılan idari düzenleme, fonksiyon gaspı ile yetki yönünden hukuka aykırılık teşkil etmektedir” dedi.

Pazar günü sabaha karşı Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı’yla hem akaryakıtta hem de doğalgazda ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) artırıldı. Bu artış birçok ürünün fiyatının da yükselmesine yol açtı. Artıştan önce 27,5 lira olan bir litre kurşunsuz benzin 35 lira, 26 lira olan motorinin fiyatı da 33 liraya çıktı. Doğalgazdan alınan ÖTV ise yüzde 224 oranında arttı.

Birçok kesimin tepkisine neden olan artışlar üzerine Danıştay’a başvuran Baro, öncelikle ÖTV artışını düzenleyen kararnamenin yürütmesinin durdurulmasını ve iptalini talep etti.

VOA Türkçe’den Mahmut Bozarslan’nın aktardığına göre başvuruda, artışların Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle değil kanunla olması gerektiğine vurgu yapılarak, şu görüşlere yer verildi: “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin, konuluşları da, konulmuş vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüğün değiştirilmesi de, konulmuş olan verginin kaldırılması da kanunla olmak zorundadır.

Bu anayasal düzenlemede sözü edilen ‘kanun’dan kasıt, Anayasa’nın 88 ve devamı maddelerinde öngörülen yöntem uyarınca kabul edilip yürürlüğe konulan ve şekli ve maddi anlamda kanun olarak adlandırılan metinlerle, usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş olup, Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin son fıkrasına göre kanun hükmünde kabul edilen uluslararası antlaşmalardır.”

Baro dilekçesinde, artış yetkisinin Meclis’te olduğuna dikkat çekerek, “Vergi koyma, değiştirme ve kaldırma yetkisi, Anayasa’nın 73’üncü maddesine göre, Yasama Organı’nın mutlak yetkisi içerisindedir. Dolayısıyla; 167’nci madde uyarınca Cumhurbaşkanı’na verilecek yetkinin, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin konulması ve kaldırılmasıyla ilgili olmaması gerekmektedir.

Aksi halde; verilecek yetki, Anayasa’nın anılan maddelerine aykırı olacağı gibi; yine, yukarıda söylemiş olduğumuz üzere, bu yetki kullanılarak vergi koyma ve kaldırma konusunda yapılan idari düzenleme, fonksiyon gaspı ile yetki yönünden hukuka aykırılık teşkil etmektedir” dedi.

Baro, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de aykırı olduğunu savunduğu artışlarla ilgili Danıştay’a yürütmeyi durdurma ve iptal için başvurdu.

Talep dilekçesinde şu şekilde yer aldı: “Yukarıda açıklandığı ve resen gözetilecek hususlarla birlikte; 1-T.C. Cumhurbaşkanlığı’nın 16.07.2023 tarihli resmi gazetede yayımlanan 7390 sayılı Cumhurbaşkanlığı’nın kararının öncelikle Yürütmesinin Durdurulmasına ve iptaline karar verilmesi, 7456 sayılı Kanun m.12’sinin Anayasanın 5, 10, 35, 36, 73 ve 167. maddesine aykırı olması nedeniyle iptali için Anayasanın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını arz ve talep ederiz”

Başvuruda vurgu yapılan 7390 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ÖTV ile ilgili yeni düzenlemeleri içerirken, 7456 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ise, Cumhurbaşkanına artış yetkisi veriyor. Baro, kanun iptali için doğrudan AYM’ye başvuramıyor. Eğer Danıştay, Baro’nun talebini haklı bulursa Cumhurbaşkanına artış yetkisi veren kanunun iptali için AYM’ye başvurabiliyor.

Paylaşın

Erdoğan Körfez Turuna Çıkıyor; Dış Kaynak İhtiyacına Çözüm Olabilir Mi?

Ekonomist Mustafa Sönmez, iktidarın Körfez sermayesiyle ilgili yarattığı beklentinin potansiyel olarak karşılığı olmadığı görüşünde. Sönmez, “Körfez sermayesiyle ilgili bir top gürültüsü kopsa da kayıtlarda durum öyle değil” diyor.

Doğrudan yabancı sermaye, portföy ve kredi-mevduat yatırımları olarak üç kanaldan bakıldığında, Körfez sermayesinin Türkiye’nin kullandığı dış kaynak içerisinde ciddi bir payının bulunmadığını söyleyen Sönmez, “Dolar/TL’nin son hali dikkate alındığında Türkiye’deki doğrudan yabancı sermaye tutarı yaklaşık 100 milyar dolar. Körfez’in bunun içerisindeki payı ise 7 buçuk milyar dolar civarında kalıyor” diye konuşuyor.

İktisatçı Prof. Dr. Uğur Emek de Körfez sermayesinin Türkiye ekonomisi için kurtarıcı olmayacağı görüşünde. Emek, doğrudan yabancı yatırım için gelecek sermayenin en az 30 yıllık bir perspektife sahip olması gerektiğini, Türkiye’de ise bir öngörülebilirlik olmadığını ifade ediyor.

Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye yatırımları son yıllarda belirgin biçimde azaldı. Ekonominin can damarlarından biri sayılan net yabancı doğrudan yatırımlar geçen yıl 6 milyar doların altına gerilerken iktidarın umudu Körfez sermayesinde.

DW Türkçe’den Pelin Ünker’e konuşan iktisatçılara göre ise Körfez sermayesi, cari açığın finansmanı, ekonomik büyüme ve gelişme için kritik olan dış kaynak ihtiyacına çare olmayacak. İktisatçılar, Türkiye’de hukukun temel ilkelerinin işlediği, öngörülebilir, şeffaf, eşit ve hesap verebilir bir yönetim olmadıkça yatırım ortamının iyileşmesinin mümkün olmadığına dikkat çekiyor. Bunu sağlayacak politikaların ise kısa vadede hayata geçmesi beklenmiyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonominin dümenine geçmesiyle yabancı yatırımcıların Türkiye’ye döneceği beklentileri artmıştı. Bu beklentilerin yakın zamanda gerçekleşeceğine dair güçlü belirtiler bulunmazken iktidar yönünü yine Körfez ülkelerine çevirdi.

Şimşek, seçim sonrasında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’la birlikte Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) bir ziyaret gerçekleştirmiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da NATO liderler zirvesi sonrası BAE’ye gideceğini, ziyaret kapsamında yatırım anlaşmalarının imzalanacağını bildirmişti.

Erdoğan, 17-19 Temmuz’da yapacağı ziyaretlerde Suudi Arabistan, Katar ve BAE’nin liderleriyle görüşecek. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre söz konusu ülkelerden Türkiye’nin enerji, altyapı ve savunma sektörlerine yatırım bekleniyor.

Peki Körfez sermayesi, Türkiye’de fiili ve potansiyel olarak nasıl bir tablo çiziyor?

En fazla yatırım Hollanda’dan

Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin (YASED) verilerine göre bu yılın ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 31’lik bir düşüşle 2,3 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım girişi gerçekleşti. Avrupa Birliği ülkelerinin gelen yatırım sermayesinde yüzde 80 payı bulunurken Körfez sermayesinin de içinde yer aldığı Ortadoğu’nun payı yüzde 2’de kaldı. Gelen yatırımlarda ilk sırayı alan Hollanda’yı Fransa, Almanya ve İrlanda takip etti.

2002-2022 yılları esas alındığında ise Türkiye’deki toplam doğrudan yabancı yatırımlarda AB’nin yüzde 59, Ortadoğu’nun yüzde 8 payı bulunuyor.

Ekonomist Mustafa Sönmez, iktidarın Körfez sermayesiyle ilgili yarattığı beklentinin potansiyel olarak karşılığı olmadığı görüşünde. Sönmez, “Körfez sermayesiyle ilgili bir top gürültüsü kopsa da kayıtlarda durum öyle değil” diyor.

Doğrudan yabancı sermaye, portföy ve kredi-mevduat yatırımları olarak üç kanaldan bakıldığında, Körfez sermayesinin Türkiye’nin kullandığı dış kaynak içerisinde ciddi bir payının bulunmadığını söyleyen Sönmez, “Dolar/TL’nin son hali dikkate alındığında Türkiye’deki doğrudan yabancı sermaye tutarı yaklaşık 100 milyar dolar. Körfez’in bunun içerisindeki payı ise 7 buçuk milyar dolar civarında kalıyor” diye konuşuyor.

Son dönemde portföy yatırımlarının da çok azaldığını, hisse senedi piyasasında 23 milyar dolarlık bir yabancı yatırım stoku bulunduğunu ifade eden Sönmez, Körfez sermayesinin bu alandaki payının da oldukça düşük olduğuna dikkat çekiyor. Swap işlemlerinin de yer aldığı kredi-mevduat alanında ise “hatır gönül ilişkisi” ile Körfez ülkelerinden birtakım yatırımlar yapıldığının bilindiğini, bunların ise kısa vadeli olduğunu vurguluyor.

“Türkiye için kurtarıcı olamaz”

Devlet Planlama Teşkilatı eski uzmanı, iktisatçı Prof. Dr. Uğur Emek de Körfez sermayesinin Türkiye ekonomisi için kurtarıcı olmayacağı görüşünde. Türkiye’deki doğrudan yabancı yatırımların dağılımına bakıldığında yatırımların büyük büyük bölümünün Avrupa’dan geldiğinin görüldüğünü, Körfez sermayesinin ise çok küçük bir oranı temsil ettiğini dile getiren Emek, “Bir de gelenlerini de gördük. Türk Telekom’u gördük, Tank Palet Fabrikasını gördük. Öylesi de gelmesin zaten” diyor.

Uğur Emek, Türk Telekom’un yüzde 55 hissesinin 2005 yılında özelleştirilerek Lübnanlı Hariri ailesine ait olan Saudi Oger’e bağlı Oger Telecom’a satıldığını, devlet bankalarından kullanılan kredi ile kamunun zarara uğratıldığını hatırlatıyor. Emek, sonuç itibariyle ödenmeyen kredi borçları nedeniyle şirket hisselerinin Varlık Fonu’na devredildiğini ifade ediyor. Tank Palet Fabrikası’nın Katarlılara satıldığına ilişkin tartışmalara da değinen Emek, bu konunun halen belirsizliğini koruduğuna işaret ediyor.

Doğrudan yatırım neden önemli?

Doğrudan yabancı sermeye yatırımları, küresel yatırımcıların bir ülkeye fabrika ve üretim tesisleri kurarak, şube açarak veya var olan bir şirketi tamamen veya kısmen satın alarak yaptıkları yatırımları kapsıyor. Uzun vadeli olan bu yatırımlar, Türkiye gibi dış kaynak ihtiyacı olan ülkelerde cari açığın sağlıklı finansmanı ve ödemeler dengesi açısından büyük önem taşıyor.

Doğrudan yabancı yatırımlar, ülkeye yeni teknoloji girmesi, yeni istihdam alanları açılması ve yeni ihracat imkânları ortaya çıkarması nedeniyle ekonomik büyüme açısından önemli bir unsur. Türkiye’de ise son yıllarda ise net doğrudan yatırım girişlerinin giderek azaldığı gözleniyor.

Merkez Bankası verilerine göre geçen yıl net doğrudan yabancı sermaye yatırım girişi, 5 milyar 900 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Net yabancı girişi 2007’de 18 milyar 394 milyon dolar olurken küresel krizin etkisiyle 2008’den itibaren gerilemeye başlamış, izleyen iki yılda 6 milyar dolar dolayında gerçekleşmişti. Yabancı doğrudan yatırım girişleri, 2011 ve 2012 yıllarında yeniden 10 milyar doların üzerine çıkarken pandemi yılı olan 2020’de 4 milyar 401 milyon dolara kadar düştü. Bu rakam 2021’de ise 6 milyar 873 milyon dolar oldu.

Körfez’den gelen sermayenin teknoloji transferi ya da istihdama katkı gibi bir yönü olmadığını, katkılarının sadece finansal anlamda olduğunu dile getiren Sönmez, bu anlamda Körfez sermayesinin doğrudan yatırımcı profili olmadığını vurguluyor.

Türkiye’deki sermaye de kaçıyor

Türkiye’de dışardan gelen doğrudan yatırımlar azalırken, resmi rakamlar aynı dönemde Türkiye’den yurt dışına sermaye göçünün de hızlandığına işaret ediyor.

Merkez Bankası verilerine göre 2007’de yaklaşık 2 milyar dolarlık bir sermaye Türkiye’den yurtdışına giderken, geçen yıl 4,5 milyar doları aştı. Doğrudan yatırım için giden yerli sermayenin bu amaçla gelen yabancı sermayeye oranı yaklaşık yüzde 80’e ulaştı.

Mustafa Sönmez, Türkiye’de küresel firma olma iddiasıyla yurtdışına yatırım yapan firmaların bulunduğunu, ancak bunların yanı sıra oturum izni ya da vatandaşlık almak, B planı olarak alternatif bir yaşam tasarlamak amacıyla yurtdışına giden sermayenin de olduğunu vurguluyor. Sönmez, B planı amacıyla yurtdışına gidenlerin ağırlıkta olduğu görüşünü paylaşıyor.

Türkiye’de ise 40’lı 45’li yıllarda ampul üretimi, ilaç, otomotiv gibi alanlara yatırım yapan yabancı sermayenin halen toplam stok içerisinde büyük payı olduğunu söyleyen Sönmez, en son telekomünikasyon alanında yatırımların olduğunu, bunun dışında Tekel, Petkim, Türk Telekom’un da aralarında olduğu özelleştirmelerle yabancı yatırımcıların Türkiye’ye geldiğini aktarıyor. Türk Telekom’u satın alan Saudi Oger’in bu yatırımının daha sonra çürük çıktığını ifade eden Sönmez, özelleştirmelerin dışında en son Volkswagen’in Türkiye’ye yatırım yapma kararı aldığını ancak şirketin bu karardan daha sonra vazgeçtiğini hatırlatıyor.

Avrupalı yatırımcı neden gelmiyor?

Prof. Dr. Uğur Emek, doğrudan yabancı yatırım için gelecek sermayenin en az 30 yıllık bir perspektife sahip olması gerektiğini, Türkiye’de ise bir öngörülebilirlik olmadığını ifade ediyor. Meclis’te yapılan son oylamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a vergileri artırabilme yetkisi verildiğine dikkat çeken Emek, “Bankalara diyorsunuz kâr payı almayın, BDDK’nın bu yetkisi var. Kira sözleşmesi yapıyorsunuz, yüzde 25 sınır geliyor. Marketlere Karter anlaşması yapıp fiyatları yükseltiyorsun deniyor. Böyle bir ortama yabancı doğrudan yatırım gelir mi” diye konuşuyor.

“Mahkemeye gittiğinizde ne olacağını bilmiyorsunuz” diyen Emek, Can Atalay ve Osman Kavala’nın tutukluluklarını hatırlatıyor.

Emek, hukukun üstünlüğü olmadan, ekonomik özgürlük olmadan, sağlam bir para ve maliye politikanız olmadan yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmeyeceği görüşünde. Yabancı yatırımcılar için Avrupa Birliği’nin temel kurallarından olan öngörülebilirlik, şeffaflık, eşitlik ve hesap verebilirliğin önemli olduğuna işaret eden Emek, Türkiye’de ise yetkilerin tek kişide toplandığı mevcut sistemde kurumların kalitesinin giderek azaldığını, bunun yabancı yatırımcılar tarafından devlet kurumlarının bizzat kendi sitesinde yer alan İngilizce raporlar üzerinden okunabildiğini vurguluyor.

Doğrudan yabancı yatırım açısından Türkiye’nin riskli bulunduğuna işaret eden Mustafa Sönmez de “Mehmet Şimşek’in gelişiyle beraber bir yatırım ortamı ikliminin oluşması kolay değil. Siyaseten Erdoğan’ın tekrar iktidara gelmesi yatırımcı açısından beklenen bir şey değildi. İktisadi olarak da bir rasyonel dönüşüme henüz geçiş yok. Şu anda yapılanlar kozmetik. Yerel seçimler kadar da böyle gidecek gibi gözüküyor. Ekonomik rasyonaliteyi dikkate alan yabancı kaynak girişi o yüzden hale uzak. Onu gördükleri için Körfez’den yatırım getirebilir miyiz diye çabalıyorlar” ifadelerini kullanıyor.

“Ciddi dış kaynak sıkıntısı olacak”

Türkiye’de şu anda doğrudan yatırım olarak görünen yatırımların önemli bir kısmının da gayrimenkul satışından kaynaklandığına işaret eden Sönmez, gayrimenkul satışı çıkarıldığında doğrudan yatırım girişinin durmuş vaziyette olduğuna dikkat çekiyor.

Portföy yatırımlarından da çıkış olduğunu, kredi temininde ise Türkiye’nin risk primi yükseldiği için dışarıdan kaynak kullanmanın kolay olmadığını vurgulayan Sönmez, “İktidar bu nedenle politik ilişkilerle kaynak bulmak derdine düşüyor. Ama politik ilişkilerle de bu çark dönmez. Türkiye önümüzdeki zaman diliminde ciddi bir dış kaynak sıkıntısı yaşayacak. Bu, hem büyümeye etki edecek hem de içeride döviz fiyatlarını yukarı çekerek ciddi bir enflasyon sorunu yaratmaya devam edecek” yorumunu yapıyor.

Paylaşın

CHP Ve İYİ Parti Yeni İttifak İçin Nabız Yokluyor

31 Mart 2024 tarihinde yapılması beklenen yerel seçimler yaklaştıkça Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti arasında yapılabilecek yeni ittifak için taraflar nabız yokluyor.

İYİ Parti kurmayları, Adana, Mersin, Manisa gibi büyükşehirlerin de aralarında bulunduğu bazı illerde kendi adaylarının desteklenmesini istiyor. CHP’de ise “Adana ve Mersin gibi şehirleri verebiliriz” görüşü dile getiriliyor.

İki parti arasında yerel seçimlere yönelik ilk temas, CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın ve İYİ Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Akburak arasında oldu. Kılıçdaroğlu da yerel seçimlerden sonra Akşener ile ilk kez geçen günlerde bir araya geldi. Görüşmede ise gündemin “yerel seçimler” olduğu belirtildi.

İktidar, 2024’teki yerel seçimler için 1994’teki seçimlerde yaşanan bölünmeyi anımsatsa da muhalefet, ittifakı “olası” görüyor. CHP ve İYİ Parti’de “İttifak muhtemelen olacak” görüşü, iki partinin de kulislerinde konuşuluyor. İYİ Parti, daha çok sayıda büyükşehirde İYİ Parti’nin adayıyla seçime gidilmesini isterken yaşanan tartışmaların “İYİ Parti’nin elini güçlendireceği” yorumu yapılıyor. CHP’de ise “Adana ve Mersin gibi şehirleri verebiliriz” görüşü dile getiriliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı’nda yaptığı açıklamayla 2024’te gerçekleştirilecek yerel seçimler için 1994’teki yerel seçimlere işaret etti ve “1994 gibi milat olacağını” söyledi. Erdoğan’ın bu açıklaması üzerinden “muhalefetin çok parçalı yapısından faydalanacağı” yorumları yapıldı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in olağan kurultaydaki açıklamasında CHP’ye yönelik eleştirilerde bulunması ve “İnsafınız kurusun. Neymiş? İstanbul, HDP sayesinde kazanılmış. Haydi o zaman bundan sonra size hayatta başarılar diliyorum” ifadelerini kullanması, “ittifakın bittiği” şeklinde değerlendirildi.

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre; Bu açıklamadan sonra iki parti arasında yerel seçimlere yönelik ilk temas, CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın ve İYİ Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Akburak arasında oldu. Kılıçdaroğlu da yerel seçimlerden sonra Akşener ile ilk kez geçen günlerde bir araya geldi. Görüşmede ise gündemin “yerel seçimler” olduğu belirtildi.

‘İyi Parti’ye verebiliriz’

İki partide de yerel seçimler yönelik “olumlu hava” esiyor. Parti kurmayları da bu yönde mesajlar veriyor. İYİ Parti’nin 2019’daki ittifakın aksine bir ittifakın kurulması için daha fazla büyükşehirin İYİ Parti’ye bırakılmasını istediği biliniyor. 2019’da bu yönde tabandan eleştiri aldığını belirten partililer, Akşener’in çıkışıyla bu yönde “elini kuvvetlendirmek istediğini, ittifak teklifinin bu kez CHP’den gelmesi gerektiğini” belirtiyor. Aralarında Adana, Mersin, Manisa gibi büyükşehirlerin de bulunduğu illerde İYİ Parti’nin adayının desteklenmesi isteniyor. İYİ Parti kurmayları ise ittifakı “muhtemel” görüyor.

CHP kulislerinde de benzer düşünce hâkim durumda. Parti kurmayları, “İttifak muhtemelen olacak” değerlendirmesini yapıyor. Bazı büyükşehirlerin bu kez İYİ Parti’ye bırakılabileceği kaydedilirken “Adana ve Mersin gibi büyükşehirleri İYİ Parti’ye verebiliriz” görüşü dile getiriliyor.

Paylaşın

Yeşil Sol Parti’de Yeni İsim Arayışı

Partide “Yeşil Sol Parti” isminin uzunluğu nedeniyle çalışmalarda zorluklara neden olduğunu söyleyenler, “BDP” ya da “HDP”de olduğu gibi harf olarak kolay kısaltılabilecek isim bulunmasını isteyerek, “Üç harflilere dönelim” çağrısı yapıyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) devam eden kapatma davası nedeniyle seçimlere Yeşil Sol Parti ile girdi. Dava sonuçlanana kadar da milletvekillerinin bu parti çatısı altında Meclis çalışmalarını sürdürmesi bekleniyor.

Ancak eylül ayında kongreye hazırlanan Yeşil Sol Parti’de yönetimin yanı sıra tüzükte de değişiklik gündemde. HDP fikriyatını yansıtan tüzük maddelerinin bir kısmının Yeşil Sol Parti tüzüğüne aktarılması bekleniyor. Kongrede isim değişikliği de gündemde olacak gibi görünüyor. HDP ve öncülü siyasi partilerin isimlerinde geçen “halk”, “demokrasi” ya da “barış” kavramlarından birinin yeni parti isminde yer alabileceği konuşuluyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre kongre öncesi il toplantılarında tabandan da isim değişikliği yapılması yönünde talepler gelmeye başladı. “Yeşil Sol Parti” isminin uzunluğu nedeniyle çalışmalarda zorluklara neden olduğunu söyleyenler, “BDP” ya da “HDP”de olduğu gibi harf olarak kolay kısaltılabilecek isim bulunmasını isteyerek, “Üç harflilere dönelim” çağrısı yapıyor.

Sırrı Süreyya Önder aradı Gökhan Günaydın buldu

Öte yandan Yeşil Sol Partili Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in yönettiği Meclis Genel Kurulu’nda, Yeşil Sol Partili Beritan Güneş Altın’ın milletvekillerini Kürtçe ve Arapça selamlaması tartışma konusu olmuştu. Önder, bu duruma müdahale çağrısına karşı çıkmış, “Bu kadar telaşa mahal yok, selam Allah’ın selamı, ya alırsınız ya almazsınız, dili de önemli değil” demişti.

İYİ Partililerin ısrarı sürünce Önder, “Burada bir şey şerh ediliyor. ‘Şerh etmek’ Arapça, ‘Müdahale edin’ deniliyor, ‘Müdahale’, ‘duhul’dan gelir, o da Arapça. Vekil de Arapça bir selam vermiş yani buraya girersek çıkamayız” dedi. Tartışma böyle sonlandı ama Önder’in devam eden Genel Kurul çalışmalarında Türkçe kelime arayışı bitmedi.

Görüşülen teklifle ilgili bir değerlendirme yapmak isterken Önder, “Bu düzenlemeyi yaparken ortak bir mutabakatla ya da asgari bir ‘konsensüsle’ diyelim, has Türkçe kelime bulmaya çalıştım bulamadım. Mutabakat da Türkçe değil, konsensüs da… ‘Uyumla’ diyelim…” dedi. Önder doğru Türkçe kelimeyi ararken imdadına CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın yetişti ve “uzlaşma” dedi. Önder de, “Uzlaşmayla, evet, doğru” diyerek konuşmasına devam etti.

Paylaşın

ÖTV Zammına Sarıgül’den Tepki: Bir Bardak Benzin Olmuş 10 Lira

ÖTV zammına tepkisini bir akaryakıt istasyonundan gösteren CHP’li Sarıgül, “Evet, görüyorsunuz, akmakta bile zorlanıyor. Neden biliyor musunuz? Bir bardak benzin olmuş 10 lira. Bu 10 lirayla teker nasıl dönecek?” dedi. Sarıgül, aldığı benzini arabasının tekerine döktü.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, akaryakıta yapılan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) zammına tepkisini bir akaryakıt istasyonundan bir bardak benzin satın alarak gösterdi.

Sarıgül, akaryakıta yapılan ÖTV zammını protesto etmek için bugün bir akaryakıt istasyonuna gitti. Sarıgül, akaryakıt istasyonunda çektiği videoyu, “Benzin ve motorine yansıyan yeni fiyatlardan sonra iğneden ipliğe her şeye zam gelmeye başlayacak. Halkımız borçla yaşıyor, borcu borçla kapatıyor” mesajıyla sosyal medya hesabında paylaştı.

Akaryakıt istasyonundan bir bardak benzin satın alan Sarıgül, “Evet, görüyorsunuz, akmakta bile zorlanıyor. Neden biliyor musunuz? Bir bardak benzin olmuş 10 lira. Bu 10 lirayla teker nasıl dönecek?” diyerek aldığı benzini arabasının tekerine döktü.

Akaryakıtta ÖTV zammı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, akaryakıtta Özel Tüketim Vergisi’ne (ÖTV) zam yapıldı. ÖTV tutarları, benzinde ve motorinde 5 lira, LPG’de 4 lira artış olarak belirlendi.

Karara göre; benzinin litresinde 2,52 TL olan ÖTV 7,52 TL’ye, motorinde 2,05 TL olan ÖTV ise 7,05 TL’ye yükseltildi. Zam sonrası, benzinin litre fiyatı 28 TL’den 34 TL’ye, motorinin litre fiyatı 26 TL’den 32 TL’ye çıktı. Diğer akaryakıt ürünlerinde de litre başına 5 liraya yakın artış öngörüldü.

Geçen hafta da KDV zammı gelmişti

Erdoğan’ın kararıyla akaryakıt ürünlerinde KDV’nin yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltilmesine ilişkin karar ise 10 Temmuz’da yürürlüğe girmişti.

Doğalgaza da ÖTV zammı geldi 

Resmi Gazete’de yayımlanan kararla ayrıca doğalgaz üzerinden alınan ÖTV’ye de zam geldi. Buna göre, ÖTV tutarı standart metreküp başına doğalgazda 0,0747 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise metreküp başına 2,7944 TL oldu.

Doğalgazda bir önceki ÖTV oranı standart metreküp başına 0,0230 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise 0,8599 TL olarak belirlenmişti.

Paylaşın

YRP Lideri Erbakan’dan Akaryakıtta ÖTV Zammına Tepki

Yazılı bir açıklama yaparak zamlara tepki gösteren YRP Lideri Erbakan, “Bütçe açığının faturasını vatandaşlara kesen bu uygulamalardan bir an evvel vazgeçilmelidir. Bunun yerine kamuda tasarruf tedbirleri ivedilikle alınmalı ve güçlü bir şekilde uygulanmalıdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Kamuda israf bitirilmelidir. Denk bütçe mutlaka hayata geçirilerek faiz giderleri azaltılmalıdır. Ayrıca, dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki oranı düşürülerek; gelir vergisi, kurumlar vergisi gibi dolaysız vergilerin payı artırılmalı böylelikle zenginden daha fazla, dar gelirliden daha az vergi alan adil bir vergi sistemine geçilmelidir.”

Yeniden Refah Partisi (YPR) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Fatih Erbakan, Resmi Gazete’de yayımlanarak bugün itibarıyla yürürlüğe giren akaryakıt üzerinden alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tutarlarındaki fahiş artışa ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Erbakan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“KDV oranlarına yapılan zamlar ve her türlü vergi ve harçlara getirilen yüksek artışların ardından son olarak dün gece itibari ile akaryakıtta ÖTV oranına getirilen fahiş artış ile birlikte “dolaylı vergilere yapılan yüksek artışlar” artık vatandaşlarımızı ezen ve kabul edilemez noktalara gelmiştir.

Bütçe açığının KDV, ÖTV ve çeşitli harçlar gibi dolaylı vergilere yapılan yüksek artışlarla karşılanmaya çalışılması mal ve hizmetlerde yüksek zamlara sebebiyet vermekte, yüksek enflasyonu tetiklemekte ve vatandaşlarımızın alım gücünü iyice zayıflatmaktadır. Bununla birlikte asgari ücrete ve memur maaşlarına yapılan zamlar, bu yapılan yüksek oranlı vergi artışları ve enflasyon neticesinde eriyip gitmiş, vatandaşlarımızın mağduriyetlerine çözüm olamamış ve ceplerdeki yangını söndürmemiştir.

Bütçe açığının faturasını vatandaşlara kesen bu uygulamalardan bir an evvel vazgeçilmelidir. Bunun yerine kamuda tasarruf tedbirleri ivedilikle alınmalı ve güçlü bir şekilde uygulanmalıdır. Kamuda israf bitirilmelidir. Denk bütçe mutlaka hayata geçirilerek faiz giderleri azaltılmalıdır. Ayrıca, dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki oranı düşürülerek; gelir vergisi, kurumlar vergisi gibi dolaysız vergilerin payı artırılmalı böylelikle zenginden daha fazla, dar gelirliden daha az vergi alan adil bir vergi sistemine geçilmelidir.”

Akaryakıtta ÖTV zammı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, akaryakıtta Özel Tüketim Vergisi’ne (ÖTV) zam yapıldı. ÖTV tutarları, benzinde ve motorinde 5 lira, LPG’de 4 lira artış olarak belirlendi.

Karara göre; benzinin litresinde 2,52 TL olan ÖTV 7,52 TL’ye, motorinde 2,05 TL olan ÖTV ise 7,05 TL’ye yükseltildi. Zam sonrası, benzinin litre fiyatı 28 TL’den 34 TL’ye, motorinin litre fiyatı 26 TL’den 32 TL’ye çıktı. Diğer akaryakıt ürünlerinde de litre başına 5 liraya yakın artış öngörüldü.

Geçen hafta da KDV zammı gelmişti

Erdoğan’ın kararıyla akaryakıt ürünlerinde KDV’nin yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltilmesine ilişkin karar ise 10 Temmuz’da yürürlüğe girmişti.

Doğalgaza da ÖTV zammı geldi 

Resmi Gazete’de yayımlanan kararla ayrıca doğalgaz üzerinden alınan ÖTV’ye de zam geldi. Buna göre, ÖTV tutarı standart metreküp başına doğalgazda 0,0747 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise metreküp başına 2,7944 TL oldu.

Doğalgazda bir önceki ÖTV oranı standart metreküp başına 0,0230 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise 0,8599 TL olarak belirlenmişti.

Paylaşın

Destici’den Zam Açıklaması: Kabul Edilebilir Ve Hakkaniyetli Değil

Sosyal medya hesabı üzerinden zamlara tepki gösteren BBP Lideri Destici, “Akaryakıt ürünlerinden alınan ÖTV’nin yüzde 200 üzeri yükseltilmesi kabul edilebilir ve hakkaniyetli değildir” dedi.

Haber Merkezi / Destici, “Ekonominin şoför mahallinde oturanlar kolaycılığa kaçarak, çözümü dolaylı vergilerde bulup faturayı dar gelirli ve üretici ile yüksek gelirlinin sırtına aynı oranda yüklememelidir. Bu doğru ve hakça değildir. Ayrıca bugüne dek yapılan tüm iyileştirmeleri de değersiz kılmaktadır” açıklamasında bulundu.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici, zamlara sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamayla tepki gösterdi. Destici, şu ifadeleri kullandı:

“Akaryakıt ürünlerinden alınan Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) yüzde 200 üzeri yükseltilmesi kabul edilebilir ve hakkaniyetli bir düzenleme olmamıştır.

ÖTV dolaylı bir vergi düzenlemesidir. Yani yoksulla zenginin, geliri düşük olanla yüksek olanın aynı oranda ödediği vergidir. Akaryakıta bu denli zam yapmak yerine mesela, doğalgazda geliri yüksek olanlara uygulanan sübvanse (yüz milyarca TL) ile siyasi partilere verilen milyarlarca TL hazine yardımı kaldırılabilirdi.

Ekonominin şoför mahallinde oturanlar kolaycılığa kaçarak, çözümü dolaylı vergilerde bulup faturayı dar gelirli ve üretici ile yüksek gelirlinin sırtına aynı oranda yüklememelidir. Bu doğru ve hakça değildir. Ayrıca bugüne dek yapılan tüm iyileştirmeleri de değersiz kılmaktadır.

Zamlarla ya da kemer sıkarak ekonomiyi düzeltmek, bütçe açıklarını kapatmak sıradan ekonomi yöneticilerinin de yapabileceği şeylerdir. (Nitekim 70’li ve 90’lı yıllarda Türkiye’de sıkça uygulanmıştır)”

Akaryakıtta ÖTV zammı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, akaryakıtta Özel Tüketim Vergisi’ne (ÖTV) zam yapıldı. ÖTV tutarları, benzinde ve motorinde 5 lira, LPG’de 4 lira artış olarak belirlendi.

Karara göre; benzinin litresinde 2,52 TL olan ÖTV 7,52 TL’ye, motorinde 2,05 TL olan ÖTV ise 7,05 TL’ye yükseltildi. Zam sonrası, benzinin litre fiyatı 28 TL’den 34 TL’ye, motorinin litre fiyatı 26 TL’den 32 TL’ye çıktı. Diğer akaryakıt ürünlerinde de litre başına 5 liraya yakın artış öngörüldü.

Geçen hafta da KDV zammı gelmişti

Erdoğan’ın kararıyla akaryakıt ürünlerinde KDV’nin yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltilmesine ilişkin karar ise 10 Temmuz’da yürürlüğe girmişti.

Doğalgaza da ÖTV zammı geldi 

Resmi Gazete’de yayımlanan kararla ayrıca doğalgaz üzerinden alınan ÖTV’ye de zam geldi. Buna göre, ÖTV tutarı standart metreküp başına doğalgazda 0,0747 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise metreküp başına 2,7944 TL oldu.

Doğalgazda bir önceki ÖTV oranı standart metreküp başına 0,0230 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise 0,8599 TL olarak belirlenmişti.

Paylaşın