“Değişim” Tartışmaları: CHP Genel Merkezinde Neler Konuşuluyor?

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nın yakın çevresi de tüm bu eleştiri ve açıklamaları yakından izliyor.

Mevcut yönetiminde CHP’yi yerel seçimlere Kılıçdaroğlu’nun götürmesi gerektiği fikri hakim. Bu çevrede “Kılıçdaroğlu önderliğindeki yenilenmenin” yeni bir sinerji yaratacağı düşünülüyor. Kılıçdaroğlu, şimdiye kadar her ne kadar “Ben adayım demem” demese de kurultayda aday gösterilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem de Kılıçdaroğlu’nun aday olması için imza toplayacaklarını açıklamıştı. Bu nedenle özellikle il kongrelerinde seçilecek yeni kurultay delegelerinin önemine dikkat çekiliyor. Kurultayda, illerden toplam bin 200 delege seçilecek.

Her il toplam milletvekili sayısının iki katı sayıda delege seçebiliyor. Toplama 98 milletvekili olan İstanbul 196 delege, 36 milletvekili olan Ankara 72 delege seçiyor. Bu nedenle büyükşehirlerde belirlenecek delege seçimlerinde genel merkez ile muhalif isimlerin yarışa girmesi bekleniyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “değişim” çağrıları sonrası CHP’deki tartışmaların bu hafta sonu başlayacak ilçe kongreleri ile daha derinleşmesi bekleniyor. İmamoğlu ayrıca önümüzdeki hafta bir “değişim manifestosu” açıklayacak. Bu manifestonun da parti içindeki cepheleri keskinleştireceği tahmin ediliyor.

İmamoğlu’nun şimdiye kadarki çıkışlarında bir genel başkan değişikliğini mi, yoksa parti ideolojisi veya söylem değişikliğini mi kast ettiği konusunda net bir çerçeve yok. Ancak İmamoğlu geçen hafta Gazete Oksijen’e yazdığı yazıda bir lider tarifi vermiş ve “Demokratik lider beklentilerin gerisinde kaldığında görevi bırakmayı bilir” ifadelerini kullanmıştı.

“Değişim tartışmasına ilişkin açıklama yapacağım”

İki hafta önce partinin üst düzey isimleriyle gerçekleştirdiği Zoom toplantısıyla gündeme gelen İmamoğlu, son olarak CHP’nin eski genel başkanları Altan Öymen ile Hikmet Çetin ve eski Sosyaldemokrat Halkçı Parti’nin (SHP) Genel Başkanı Murat Karayalçın’la bir araya geldi. Pazartesi akşamı gerçekleşen bu buluşmaya ilişkin soruları yanıtlayan Murat Karayalçın, Beylikdüzü Belediyesi’nin etkinliğine katıldıklarını ve ardından da İmamoğlu ile görüştüklerini söyledi.

Karayalçın, “CHP’liler bir araya gelince konu elbette CHP’ye gelir. Ben son dönemde yapılan tartışmaların doğru olduğunu düşünüyorum. Tartışarak doğru yol bulunur. 2023 yenilgisini tartışarak, eleştirerek, konuşarak çözümleriz. Ekrem Bey’in Oksijen Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmeyi de okudum. Her eleştiri her değerlendirme çok önemli. Bunları konuştuk” dedi. Eleştirilerin parti hukuku ve saygınlığı içerisinde olması gerektiğini belirten Karayalçın, “Her konuda açık olmalıyız. Genel başkanların saygınlığını da zedelememeliyiz” şeklinde konuştu.

Görüşmede İmamoğlu’nun beklenen çıkışına ilişkin kendilerine bir değerlendirme yapılmadığını ifade eden Karayalçın, önümüzdeki günlerde kendisinin değişim ve dönüşüm tartışmalarına ilişkin bir açıklama yapacağını söyledi.

İmamoğlu genel başkanlığa aday olacak mı?

DW Türkçe’den Kıvanç El‘in İmamoğlu’na yakın isimlerden edindiği bilgilere göre, önümüzdeki hafta yapılması beklenen açıklama İmamoğlu’nun süreçteki en önemli adımlarından biri olacak. Açıklamanın tarihinin 10 Ağustos olacağı söyleniyor. 5 Ağustos tarihinde başlayacak ilçe kongrelerini izleyecek olan İmamoğlu’nun genel başkanlığa adaylığını ilan etmesi beklenmiyor, ama “genel başkan değişiminin neden olması gerektiğini” anlatacağı ifade ediliyor.

İmamoğlu’nun ilçe kongrelerinin ardından 16 Eylül’de başlayacak olan il kongrelerine kadar girişimlerini sürdüreceği, il kongrelerinin ardından da genel başkan değişimini “isim” üzerinden konuşmaya başlayacağı tahmin ediliyor.

İmamoğlu’na yakın isimlerin verdiği bilgiye göre İmamoğlu’nun atacağı adımlarda yapılan bir saha çalışması dikkate alınıyor. Söz konusu çalışmada, “Genel başkan değişikliği olmaması halinde İstanbul, Ankara gibi büyükşehirler kaybedilebilir” tespitinin yapıldığı belirtiliyor. Mayıs seçimlerde yaşanan yenilginin belli bir kesimde yılgınlık ve öfkeye neden olduğu sonucunun elde edildiği çalışmaya göre CHP’de değişim olmaması halinde bu seçmen kitlesi sandığa gitmeyebilir.

Bu verileri değerlendiren İmamoğlu’nun önünde ise farklı ve zorlu yollar var. İmamoğlu’nun CHP genel başkanlığına aday olmaya karar vermesi halinde İBB’yi bırakması gerekecek. İBB’nin AKP’ye kaybedilmesi durumunda ise tepkilerin İmamoğlu’na yönelmesi söz konusu. CHP’nin bir kesiminde “İmamoğlu’nun halkta karşılığı olsa da CHP delegelerinde olmadığı” düşünülüyor. Bu da olası adaylıkta İmamoğlu’nu yıpratabilecek bir süreç olabilir. Bu nedenle en riskli seçenek olarak genel başkan adaylığı görülüyor. İmamoğlu’nun yakın çevresinde bu riski alması gerektiğini düşünenler de azınlıkta değil.

İmamoğlu için diğer bir yol ise İBB adaylığı. Aday olup bir kez daha kazanması durumunda “gücüne güç katacağı” değerlendiriliyor. İmamoğlu’nun tekrarlanan seçimle birlikte ikisi 2019’da olmak üzere İBB’yi kazanıp üç kez AKP’yi yenmiş olmasının oldukça güçlü bir siyasi argüman olacağı ifade ediliyor. Ancak bu o kadar kolay değil. İmamoğlu çevresi yapılan saha çalışmasını da dikkate alarak “Genel başkan değişikliği olmazsa İBB’yi kazanmak zor” yorumu yapıyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlıkta kalması halinde ise ittifakın genişletilmesinin daha zor olacağı ve partilerin kendi adayları ile yarışmasının AKP’ye yarayacağı düşünülüyor.

“Özgür Özel formülü” olur mu?

Tüm bu olasılıklara paralel bir de “Özgür Özel genel başkan adayı olsun” formülü tartışılıyor. CHP Grup Başkanı Özgür Özel ile yapılacak bir ittifakın “kazan-kazan” modeli olabileceği değerlendiriliyor. Değişim çağrısı yapan isimlerden biri olan Özel, Cumhuriyet Gazetesi’ne yaptığı bir açıklamada “parti içerisinde reform ve devrimlerin yapılmasının” şart olduğunu ifade etmişti. Özel’in İstanbul seçimlerinde CHP adına en fazla oyu alabilecek siyasinin İmamoğlu olduğunu sözlerine eklemesi ise “İmamoğlu’nun İBB’de kalmasından yana” yorumlarına yol açmıştı.

Bu muhtemel işbirliğine ilişkin “İmamoğlu destek verirse Özgür Özel emanetçi olarak algılanır” şeklinde çekinceler de var. Ancak bu yoruma İmamoğlu çevresi katılmıyor. İmamoğlu’na yakın isimlerden biri DW Türkçe’ye “Özgür Özel genel başkan seçilirse Ekrem İmamoğlu kendisi ile sadece uyumlu çalışır. ‘Emanetçi’ gibi bir algı yaratılmasını herkesten önce Ekrem Bey istemez” yorumunu yaptı.

Kılıçdaroğlu’nın yakın çevresi de tüm bu eleştiri ve açıklamaları yakından izliyor. Mevcut yönetiminde CHP’yi yerel seçimlere Kılıçdaroğlu’nun götürmesi gerektiği fikri hakim. Bu çevrede “Kılıçdaroğlu önderliğindeki yenilenmenin” yeni bir sinerji yaratacağı düşünülüyor.

Kılıçdaroğlu, şimdiye kadar her ne kadar “Ben adayım demem” demese de kurultayda aday gösterilmesine kesin gözüyle bakılıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem de Kılıçdaroğlu’nun aday olması için imza toplayacaklarını açıklamıştı. Bu nedenle özellikle il kongrelerinde seçilecek yeni kurultay delegelerinin önemine dikkat çekiliyor. Kurultayda, illerden toplam bin 200 delege seçilecek. Her il toplam milletvekili sayısının iki katı sayıda delege seçebiliyor. Toplama 98 milletvekili olan İstanbul 196 delege, 36 milletvekili olan Ankara 72 delege seçiyor. Bu nedenle büyükşehirlerde belirlenecek delege seçimlerinde genel merkez ile muhalif isimlerin yarışa girmesi bekleniyor.

Kurultayda genel başkanlığı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanması halinde İmamoğlu’nun nasıl bir yol izleyeceğine dair sorunun yanıtı ise şu aşamada yok. “Ekrem İmamoğlu İBB’ye aday olmama seçeneğini masaya koyar mı?” sorusuna İmamoğlu’na yakın isimler, “bunun bugünden konuşulamayacağı” karşılığını veriyor. Ancak Kılıçdaroğlu’nun kazanması durumunda İmamoğlu’nun kenara çekilerek bir süre beklemesi gerektiğini düşünen kurmayları da var.

Paylaşın

Bahçeli, Muhalefetin Elindeki Belediyeleri Hedef Aldı: Mutlaka El Değiştirmeli

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklama yapan MHP Lideri Bahçeli, “CHP’li ve diğer muhalif partili belediye başkanları üstlendikleri görevleri taammüden ihmalin yanı sıra, genel siyasetin meçhul tartışma ve polemiklerinin çıkmaz sokağına hapsetmişlerdir. Türk demokrasi ve siyaset tarihi, yerel yönetimlerde vasat bulan vaki ve vahim dağınıklığa, üstelik atalet ve acziyete bugüne kadar hiç tanık olmamıştır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Zira çarpıcı gerçekler ayan beyan karşımızdadır. CHP ve HDP başta olmak üzere muhalefet partilerinin yönetimi altında inim inim inleyen belediyelerin milli iradenin müdahalesiyle kurtarılması önümüzdeki en sıcak gündem konusu haline gelmiştir. Bilhassa İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Aydın, Muğla, Hatay, Eskişehir, Tekirdağ ve Mersin Büyükşehir Belediyeleri ile birlikte HDP’nin terör örgütü PKK’ya yardım ve yataklık maksadıyla zehirleyip seferber ettiği belediyeler mutlaka el değiştirmeli ve cumhurun yönetimine geçmelidir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Mart 2024 Tarihinde Yapılacak Mahalli İdareler Seçimleri Kapsamında” başlığıyla bir yazılı açıklama yaptı. Bahçeli’nin açıklamaları şu şekilde:

“Ortak aklın sükûtuyla beraber sinerjisini ve siyaset dengesini kaybedip yoğun iç kargaşanın tutsağı haline düşen ve hatta kongresini dahi yapmaktan aciz olan CHP yönetiminin her konuda krize oynadığı görülmektedir. Muğla Akbelen’de FETÖ ve PKK iltisaklı kriminal tiplere eylem alanı açan, sözde çevreci örgütlere çanak tutan, yasa dışı sol gruplarla kol kola girip olay çıkarmak için fırsat kollayan CHP yönetimi, siyasi komaya girmesine neden olan yüksek tansiyonu bir kanaldan Türkiye’ye yaymanın çabasındadır.

Demokratik ve hukuk ilkeleri çerçevesinde aziz milletimizin takdir ve tercihiyle yapılan 14 Mayıs ve 28 Mayıs Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerinin hitamında bir yanda 28’nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi tecelli etmiş, diğer yanda da Cumhurbaşkanlığı Kabinesinin teşekkülü sağlanmıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin mümeyyiz ve stratejik avantajları mucibince bir haftayı bile bulmayan süre içinde kabine kurulmuş, bu suretle yasama-yürütme arasında uyum tezahür ederek siyasi istikrar korunmuştur.

Bu kapsamda Türk milleti, Cumhuriyet’in 100’ncü yıldönümünde mühim ve müessir bir kazanıma imza atmış, kutlu iradesiyle önümüzdeki beş yılın ve Türkiye Yüzyılı’nın yol haritasını belirlemiştir. Kaldı ki ülkemizi dibi zifiri karanlık uçurumlara çekmek için amaç, arayış ve arzu içinde kıvranan muhtelif iç ve dış fesat yuvalarına fırsat verilmemiştir.

Egemenliğin yegâne sahibi olan milletimiz istikbal ve istiklal haklarına gölge düşürmediği gibi zillet ve hezimet siyasetine de şans tanımamıştır. Milli Mücadele yıllarının akıl ve ahlakının yanı sıra Cumhuriyet’in kuruluşuna refakat eden ruh ve duruş elbette Cumhur İttifakı’nda tecessüm ederek Türkiye’nin ilerleyiş ve yükseliş kararlılığını her cepheden desteklemiştir. Hiç kuşku yok ki, 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde kazanan hem Türkiye hem de Türk milleti olmuştur. Bu mezkur ve müstesna kazanımın 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak seçimlere aynısıyla yansıması merkezi yönetimden yerel yönetimlere uzanan hat boyunca Türkiye’nin gücüne güç katacaktır.

Maalesef muhalefet partilerinin uhdesinde bulunan belediyeler en kötü dönemlerini yaşamaktadır. Eser ve hizmet siyaseti yerine hamaset ve husumet siyaseti takip eden muhalefet partileri yerel yönetimlerde sınıfta kalmış ve dağılmışlardır. Türk milleti yürek yaralayan çarpık ve yozlaşmış böylesi bir tabloya asla mecbur ve müstahak değildir. 31 Mart 2019 sonrası zillet ittifakı partilerinin yönetimine geçen belediyeler adeta Fetret Devri’ne mahkûmiyetle birlikte, bu belediyelerin hizmetle mükellef oldukları şehirler ve bu şehirlerde mukim aziz vatandaşlarımız çaresizliğe ve ilgisizliğe terk edilmişlerdir.

Emanet zayi olmuş, CHP’li ve diğer muhalif partili belediye başkanları üstlendikleri görevleri taammüden ihmalin yanı sıra, genel siyasetin meçhul tartışma ve polemiklerinin çıkmaz sokağına hapsetmişlerdir. Türk demokrasi ve siyaset tarihi, yerel yönetimlerde vasat bulan vaki ve vahim dağınıklığa, üstelik atalet ve acziyete bugüne kadar hiç tanık olmamıştır. Zira çarpıcı gerçekler ayan beyan karşımızdadır.

CHP ve HDP başta olmak üzere muhalefet partilerinin yönetimi altında inim inim inleyen belediyelerin milli iradenin müdahalesiyle kurtarılması önümüzdeki en sıcak gündem konusu haline gelmiştir. Bilhassa İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Aydın, Muğla, Hatay, Eskişehir, Tekirdağ ve Mersin Büyükşehir Belediyeleri ile birlikte HDP’nin terör örgütü PKK’ya yardım ve yataklık maksadıyla zehirleyip seferber ettiği belediyeler mutlaka el değiştirmeli ve cumhurun yönetimine geçmelidir. Yerel yönetimlerdeki mevzi ve merkezkaç istila son bulmalıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı yerel yönetimlere çöreklenen bozguncu anlayışın milli güvenliği ve toplumsal huzuru sarstığı kanaatindedir. Zillet ittifakı, içine yuvarlandığı kaosu ülke geneline taşımaya ve teşmil etmeye heveslenmekte, deyim yerindeyse ateşle oynamaktadır. CHP’nin iç bünyesini habis bir ur gibi saran anlaşmazlıkları örtbas etmek gayesiyle sivri ağızlı ve siğil akıllı yönetici veya milletvekilleri eliyle toplumun hassas olduğu alanlarda provokasyona yeltenmesi dikkatle takip edilip önlem alınması gereken bir tehdittir.

Muğla Akbelen’de başta CHP Genel Başkanı olmak üzere, nöbetçi provokatörlerin günlerdir iç huzuru tahrip çabası gözümüzden kaçmamıştır. Günbegün eriyen bir partinin ve marjinal yedeklerinin Akbelen’den bir Gezi Parkı kalkışması çıkarmak için her alçaklığa tevessül ve teşebbüs ettikleri açıktır. Ortak aklın sükûtuyla beraber sinerjisini ve siyaset dengesini kaybedip yoğun iç kargaşanın tutsağı haline düşen ve hatta kongresini dahi yapmaktan aciz olan CHP yönetiminin her konuda krize oynadığı görülmektedir.

“CHP, feodal siyasi beyliklerini ilan etmiş bir avuç hukuk tanımaz menfaatperestin kuşatması altındadır”

Muğla Akbelen’de FETÖ ve PKK iltisaklı kriminal tiplere eylem alanı açan, sözde çevreci örgütlere çanak tutan, yasa dışı sol gruplarla kol kola girip olay çıkarmak için fırsat kollayan CHP yönetimi, siyasi komaya girmesine neden olan yüksek tansiyonu bir kanaldan Türkiye’ye yaymanın çabasındadır. CHP, feodal siyasi beyliklerini ilan etmiş bir avuç hukuk tanımaz menfaatperestin kuşatması altındadır.

Akbelen’de bir CHP’li milletvekilinin şerefli ve kahraman jandarmamıza eşkıya diye bağırıp tıpkı bir müstevli işbirlikçisi gibi koşarak peşine düşmesi utançla hatırlanacak rezil görüntülere sahne olmuştur. HDP’li bölücüler ne yapıyorsa aynısına CHP’li milletvekilleri de kalkışmıştır. Türk vatanında, Türk askerine düşmanca mukabele etmenin cezasız ve karşılıksız bırakılmaması, bu milletvekili müsveddesinin dokunulmazlığının kaldırılarak yargılanmasının önünün açılması demokrasi ve hukuk namusu adına bir mecburiyettir.

Zillet ittifakı Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerinde yaşadığı hüsranın sancısıyla ayar ve ölçülerini tamamen kaybetmiştir. Nasıl ki, Gezi Parkı’nda konu ağaç değilse, Akbelen’de de ağaç olmadığı kesindir. Muhalefet partileri sandıkta alamadıkları sonucu sokakları karıştırarak, toplumsal olayları kaşıyarak, bir çatışma iklimi kurgulayarak kestirme yollardan almak istemekte, bu nedenle de provokasyon kuyruğuna girmekte bir sakınca görmemektedir.

Takip edilen bu yol, yol değildir, sonu da, sonucu da muhatapları adına mağlubiyet ve mahcubiyettir. CHP Genel Başkanı’nın etrafı çevrelenmiş, aleyhine olacak şekilde çember gittikçe daralmışken Akbelen’de boy göstermesi başka bir sorumsuzluk ve şuursuzluk örneğidir. İstismar siyasetinin, inkar ve ihanet sarmalının ön kapısı olduğu gibi, bunun faillerine sağlayacağı bir yarar da yoktur.

Esenyurt’ta işlenen menfur bir cinayet üzerinden toplumsal yapıya korku aşılayan, tedirginliği artıran, güven ve huzur ortamını karartmaya çalışanlar da siyasetten ve demokrasinden umudunu kesen zillet zihniyetinden başkası değildir. Suç ve suçluyla mücadele kararlılıkla devam edecek, bu süreçte hiç kimsenin gözünün yaşına da bakılmayacaktır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ikinci döneminde, bir insan hakkı olan huzur Türkiye’mize egemen olacaktır. Bu hususta muktedir irade ve müteyakkız inanç Cumhur İttifakı’nda ziyadesiyle havi ve hakimdir. Sabır, sükûnet ve suhuletle vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği titizlikle muhafaza ve müdafaa edilecektir.

Nitekim milletimiz müsterih olmalı, gönlünü de ferah tutmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, ekonomiden diplomasiye, sağlıktan spora, enerjiden ekonomiye, güvenlikten terörle mücadeleye, eğitimden sanata, sanayiden ulaştırmaya, kısaca hemen her alanda Türkiye’nin başarısı için merkezi yönetimle yerel yönetim arasında siyasi, fikri ve hedef birlikteliğini bir zaruret kabul etmektedir.

Bu maksatla da, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak Mahalli İdareler Seçimlerine hazırlık süreci 24 Temmuz 2024 tarihinde başlatılmış, 1 Ağustos 2024 tarihinden itibaren de ülke sathına etaplar halinde yayılması kararlaştırılmıştır.

“2024’e Doğru, Diyar Diyar Anadolu” temasıyla çalışmalarımız hız kesmeden devam edecektir. Mahalli İdareler Seçim sürecinde kullanılacak görsellerimiz ülke çapında seçilmiş billboardlarda vatandaşlarımızın bilgisine sunulacaktır.

Hedefimiz, “İstikrar ve Hizmet İçin, Uyumlu Yönetimle, Umutlu Geleceğe” ulaşmaktır.
Hedefimiz, “Merkezden Yerele, İstikrarı Bozmadan Umuda Doğru” yol almaktır.
Hedefimiz, “Aklın Yolu Bir, Genelden Yerele Birlik, Ülkede Yönetimde Dirlik” oluşturmaktır.
Hedefimiz, “Ayırmadan, Ayrışmadan Yerelde İktidar, Ülkede İstikrar” sağlamaktır.
Hedefimiz, “Yönetimde İstikrar, Daha Güçlü İstikbal”dir.
Hedefimiz, “Yeni Yüzyıl, Lider Türkiye, Üretken Belediye”dir.
Hedefimiz, “Güçlü Yasama, Kararlı Yürütme, Uyumlu Belediye”dir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Mahalli İdareler Seçimlerinde takip edeceğimiz birinci stratejik hedefimiz; mevcut belediye başkanlıklarımızı muhafaza ederek bunun üzerine yenilerini ve hatta daha çoğunu eklemektir. İkinci stratejik hedefimiz; Cumhur İttifakı’nın doğasına ve ruhuna muvafık hareket edip muhalefet partilerinin yönetimindeki belediyelerin yürek yaralayan makus ve meyus hallerine son vermektir.

14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde elde edilen demokratik başarıyı yerel yönetimlerde perçinlemek, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşüne ivmek vermek boynumuzun borcudur. Gayret bizden, tevfik Allah’tandır. Yerel yönetimlerin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle birleşik ve bütünleşik yapısı, merkezi yönetimle tek ses ve tek nefes oluşu Türkiye’mizin medeniyetler ve milletler mücadelesinde büyük bir kozu olacaktır. Milletimize olan güvenimiz ve inancımız tamdır.

14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta havlu atan muhalefet partileri, 31 Mart 2024 tarihinde de kaybedecek ve Türkiye’nin ufkunu perdelemenin bedelini sandıkta ödeyeceklerdir. Emperyalizme kurşun asker olmanın acıklı ve ağır sonuçlarını zamanı geldiğinde herkes görecektir. “

Paylaşın

CHP’de İstifa Depremi: Gaziantep İl Başkanı İstifa Etti

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Gaziantep İl Başkanı Neşet Uçar görevinden istifa ettiğini duyurdu.

Dün yapılan İl Yönetim Kurulu toplantısının ardından istifa ettiğini açıklayan Neşet Uçar, “Partimizin Gaziantep’te uzun bir zamandan bu yana düşüşte olan oylarını %15’ten alarak %20.4’e çıkardık. Ancak bu artış seçimleri kaybetmiş olmamız nedeniyle bir anlam kazanamadı” dedi.

Konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Uçar, “Tüm kamuoyunun da yakından takip ettiği üzere partimizde kongreler takvimi başladı. Parti içi demokrasimize katkı sağlamak amacıyla 2 yılı aşkın süredir gururla sürdürdüğüm Cumhuriyet Halk Partisi Gaziantep İl Başkanlığı görevimden gördüğüm lüzum üzerine istifa ediyorum” ifadelerini kullandı.

Uçar paylaşımında şunları yazdı:

“Değerli Cumhuriyet Halk Partililer, Kıymetli Gaziantepliler; Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gelecek nesillere bıraktığı en büyük miras olan Cumhuriyet Halk Partisini bir adım ileri taşımak için hayatım boyunca mücadele ettim.

14 ve 28 Mayıs seçimlerine giden süreçte de İl Başkanı olarak partimizin alabileceği en yüksek oyu alabilmesi için mücadele ettik. Partimizin Gaziantep’te uzun bir zamandan bu yana düşüşte olan oylarını %15’ten alarak %20.4’e çıkardık. Ancak bu artış seçimleri kaybetmiş olmamız nedeniyle bir anlam kazanamadı.

Tüm kamuoyunun da yakından takip ettiği üzere partimizde kongreler takvimi başladı. Parti içi demokrasimize katkı sağlamak amacıyla 2 yılı aşkın süredir gururla sürdürdüğüm Cumhuriyet Halk Partisi Gaziantep İl Başkanlığı görevimden gördüğüm lüzum üzerine istifa ediyorum.

Bundan önceki yaşamımda nasıl partimin emrindeysem bundan sonra da partimin emrinde olacağımın tüm kamuoyu tarafından bilinmesini isterim.

Görev sürem boyunca birlikte çalıştığımız İlçe Başkanlarımız başta olmak üzere tüm il yönetim kurulu üyelerimize, birlikte görev yaptığımız milletvekillerimize ve Karkamış Belediye Başkanımıza teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.”

Paylaşın

AK Parti’de En Büyük Değişim MKYK Ve MYK’da Yaşanacak

AK Parti’de eylül sonunda yapılması planlanan olağanüstü kongre için MKYK üyeliği planı yapanların az olmadığını kaydeden Nuray Babacan, , “Kongre sonrasında en büyük değişim MKYK ve MYK’da yaşanacak. Bu kadrolarda yer alma olasılıkları düşük olanlar, kendi illerindeki belediye başkanlıklarına talip. Henüz bir görevlendirme yapılmayan Faruk Çelik ve Mustafa Şentop gibi isimlerin genel merkezde görev bekledikleri var. Binali Yıldırım, neredeyse siyasetle vedalaşmış gibi” ifadelerini kullandı.

Nuray Babacan’ın aktardığına göre; AKP Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz’un seçim bölgesi Sakarya’da belediye başkan adayı olmak istediği öne sürülürken, Erdoğan’ın onunla bir dönem daha çalışacağı düşünülüyor. Teşkilat Başkanı Erkan Kandemir’in görevden alınmasına kesin gözüyle bakıldığını, partinin sözcüsü Ömer Çelik’in “eski tadının olmadığını” aktaran Babacan, “Dışişleri Bakanlığı görevine getirilmediğinden beri mutsuz olduğu iddia ediliyor” bilgisini paylaştı.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, “AKP’lilerin gündemi başka: Makam, koltuk, adaylık” başlıklı yazısında AK Parti içinde yaşananları aktardı. Babacan yazısında şunları kaydetti:

“Herkes zamları, hayat pahalılığını, enflasyonu, bir türlü gelmeyen yabancı sermayeyi, faizleri konuşadursun, kapalı kapılar ardında bitmeyen bir makam-mevki yarışı sürüyor. Bakan ve bakan yardımcılıkları pay edildi ama kurullar, başdanışmanlıklar, belediye başkan adaylıkları konusunda acayip bir mesai var. Çoğu da eski milletvekili. Sanki devletle ömür boyu kontrat yapmış gibiler.

Binali Yıldırım, neredeyse siyasetle vedalaşmış gibi

Önce AKP’nin iç yarışıyla başlayalım. En geç eylül sonunda yapılması planlanan olağanüstü kongre için MKYK üyeliği planı yapanlar az değil. Kongre sonrasında en büyük değişim MKYK ve MYK’da yaşanacak. Bu kadrolarda yer alma olasılıkları düşük olanlar, kendi illerindeki belediye başkanlıklarına talip. Henüz bir görevlendirme yapılmayan Faruk Çelik ve Mustafa Şentop gibi isimlerin genel merkezde görev bekledikleri var. Binali Yıldırım, neredeyse siyasetle vedalaşmış gibi.

AKP Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz’un bile seçim bölgesi Sakarya belediye başkan adayı olmak istediği öne sürülüyor. Ancak Erdoğan’ın onunla bir dönem daha çalışacağını düşünenler az değil. Teşkilat Başkanı Erkan Kandemir’in bu görevden alınacağı kesin gibi. Partinin sözcüsü Ömer Çelik’in eski tadı yok. Dışişleri Bakanlığı görevine getirilmediğinden beri mutsuz olduğu iddia ediliyor.

Genel Başkan yardımcılarından Hamza Dağ’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adaylığını istediği yazıldı-çizildi. Ancak etkili bir siyasetçi olmadığı için pek mümkün görünmüyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın adı İstanbul adayı yapılacağı iddiaları partide pek karşılık bulmadı. Siyasi bir figür olmadığı için başarılı olamayacağını öne sürenler var. Partide, İstanbul belediye başkan adaylığı için daha güçlü isim arayışları sürüyor. Murat Kurum’un adı bir süreden beri İstanbul için değil, Ankara için dillendiriliyor. Ankara eski milletvekili, Ankaragücü Başkanı Faruk Koca’nın Ankara büyükşehir için adayı olması için kulis yapanlar var ama kendisinin bu görevi istemediği dile getiriliyor.

‘Dev başdanışman kadrosu’ ayrı bir muamma

Kurullar, genel müdürlükler başta olmak üzere üst düzey bürokrasi için kulisler sürerken, sayılarını kimsenin tam bilmediği ve 45’i aştığı tahmin edilen ‘dev başdanışman kadrosu’ ayrı bir muamma. Aralarında ekonomi ve hukuk kurullarında görev alan birkaç isim dışında, neredeyse adları bile bilinmeyen ve en az yarısı eski vekil olan bu ‘danışılmayanlar’ kadrosunun ne iş yaptığını bilen yok.

Ayda bir kez bile cumhurbaşkanıyla yüz yüze gelemeyenler olduğu belirtiliyor. O yüzden sarayda yapılan toplantılara sırf görünmek için tam kadro katılıyorlar. Ürettikleri proje yok. Şimdi bu ekibi de görevden alınma heyecanı sarmış durumda. ‘Sıra bize geldi’ diyen başdanışmanlardan hangilerinin kalacağı önemli. Özellikle Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i istemeyen ekonomi kadrosunun durumu merak ediliyor.

Bu arada, konuyla ilgili olmasa da AKP kulislerinde konuşulan başka bir konuyla final yapmak istedik. Genel seçimlerin en önemli seçim vaadi olan ‘kamuda mülakatların kaldırılması’ konusu, sokaklarda AKP’lileri buluyor. Seçimle ilgili çalışma yapanlar, “Bu konuda adım atmamız lazım. Gittiğimiz her yerde, geçim sorunu ve zamlar kadar karşımıza çıkıyor. Özellikle genç seçmen, halen süren bazı olumsuz örnekleri önümüze koyuyor” diye anlatıyor.

Umarız, başarılı gençlerin ayrımcılığa uğramadan kamuda görev almalarıyla ilgili verilen sözler, emekliliklerin refah payına dönmez…

Paylaşın

2023 Yılı İçerisinde İstanbul’da 8,5 Ton Uyuşturucu Ele Geçirildi

İstanbul’da 1 Ocak-1 Ağustos 2023 tarihleri arasında yapılan operasyonlarda 8,5 ton uyuşturucu madde, 2,5 milyondan fazla uyuşturucu hap ele geçirildi. Gözaltına alınan 29 bin 596 şüpheliden 3 bin 251’i tutuklandı.

5 ton 657 kilo metamfetamin, 1 ton 896 kilo esrar, 335 kilo sentetik kannabinoid (bonzai), 320 kilo eroin, 217 kilo kokain, 81 kilo Skunk, 24 kilo Afyon sakızı, 7 kilo sentetik kannabinoid hammaddesi, 3 kilo amfetamin, 2 kilo MDMA, 435 kilo kimyasal madde, 2 milyon 202 bin 251 adet ecstasy hap, 564 bin 42 adet captagon hap, 193 bin 378 adet sentetik ecza, 3 bin 250 kök Hint keneviri.

İstanbul Valiliği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün uyuşturucuyla mücadele kapsamında 1 Ocak-1 Ağustos 2023 tarihleri arasında yaptığı operasyonların sonuçlarını açıkladı. Buna göre İstanbul genelinde yedi aylık süre içerisinde polis ekipleri 24 bin 539 operasyon düzenledi.

Operasyonlarda 8,5 ton uyuşturucu madde, 2,5 milyondan fazla uyuşturucu hap ele geçirildi. Gözaltına alınan 29 bin 596 şüpheliden 3 bin 251’i tutuklandı.

Ele geçirilen uyuşturucu madde ve çeşitleri ise şöyle: 5 ton 657 kilo metamfetamin, 1 ton 896 kilo esrar, 335 kilo sentetik kannabinoid (bonzai), 320 kilo eroin, 217 kilo kokain, 81 kilo Skunk, 24 kilo Afyon sakızı, 7 kilo sentetik kannabinoid hammaddesi, 3 kilo amfetamin, 2 kilo MDMA, 435 kilo kimyasal madde, 2 milyon 202 bin 251 adet ecstasy hap, 564 bin 42 adet captagon hap, 193 bin 378 adet sentetik ecza, 3 bin 250 kök Hint keneviri.

Avrupa Uyuşturucu ve Bağımlılık Gözlem Merkezi’nin (EMCDDA) geçen Haziran ayında yayımlanan uyuşturucu raporunda, Avrupa’da eroin sorununun giderek büyüdüğüne dikkat çekilmiş ve 2021’de Avrupa Birliği’nin tamamında 9 ton 500 kilogram, Türkiye’de ise Türkiye’de ise 22 ton 20 kilogramla rekor miktarda eroin ele geçirildiği bildirilmişti.

Paylaşın

İBB Başkan Ekrem İmamoğlu’nun Önündeki Üç Senaryo!

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası yaşanan “değişim” tartışmaları devam ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yol haritasını bir hafta içerisinde açıklayacağını belirten Sözcü yazarı İsmail Saymaz,, İmamoğlu’nun önünde üç senaryo bulunduğunu kaydetti.

“İmamoğlu’nun zor kararı” başlıklı yazısında İsmail Saymaz, “İmamoğlu, üç senaryodan birini tercih ederek, 1 hafta içerisinde yol haritasını açıklayacak. İBB Başkanı, İstanbul’u kaybetmeden CHP’yi kazanmak istiyor. Mümkün mü? Zor…

Hem de çok! İmamoğlu, kritik bir kararın eşiğinde… İstanbul’u kendi elleriyle iktidara vermenin siyasi maliyeti mi? Yoksa Erdoğan’ı kendi kalesi gördüğü şehirde bir kez daha kez yenmenin mükafatı mı? İmamoğlu, eğer başarırsa muhalefetin tartışmasız lideri olacaktır” yorumunda bulundu.

Saymaz, İmamoğlu’nun önündeki üç senaryoyu şöyle aktardı: “İBB başkanlığına aday olmak: İmamoğlu CHP’nin İstanbul’da çıkarabileceği en güçlü aday. Belki de tek… Hatta ben AK Parti’nin İmamoğlu çapında aday bulmakta zorlandığını düşünüyorum.

Ancak bu durum, İBB başkanlığına aday olduğunda İmamoğlu’nun kesinlikle kazanacağı anlamına gelmiyor. AK Parti ve MHP’nin ortak aday çıkaracağı ihtimali düşünüldüğünde İmamoğlu’nun zafer elde etmesi için muhalif kitlelerdeki ölü toprağının kaldırılması, Millet İttifakı ve HDP desteğinin sağlanması gerekiyor.

Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olarak kaldığı CHP, seçmende 2019’daki motivasyonu yaratamayabilir. Daha şimdiden İyi Parti ile Saadet – Gelecek ayrı hareket edeceklerini, HDP aday çıkaracağını ilan etti.

Sadece İstanbul değil, Ankara, Antalya, Hatay, Mersin, Adana ve Eskişehir de elden gidebilir. İmamoğlu’nun karizması İstanbul’u almaya yetmeyebilir.

CHP liderliğine aday olmak: İmamoğlu’nun, gelecek ekim ayında yapılacak olağan kurultayda aday olduğu takdirde bütün vaktini kongrelere ayırması, ilçe ve il kongrelerinde Kılıçdaroğlu ile liste liste çarpışması gerekiyor. Ki, zafer çantada keklik değil.

İmamoğlu, olur da liderliği alırsa belediye başkanlığını bırakmak ve belediyenin anahtarını Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’ya vermek zorunda kalacak.

O durumda CHP’liler tarafından çeyrek yüzyıl sonra geri alınan İstanbul’u kendi elleriyle AK Parti’ye teslim etmekle suçlanacak. Bu hiç de haksız bir eleştiri olmaz. İBB yerel seçimlere altı ay kala el değiştirirse CHP döneminde işe alınan binlerce çalışan çıkarılacak.

İmamoğlu’nun işlem ve harcamaları seçimde kara propaganda için kullanılacak. İBB’nin kaynakları AK Parti’ye akıtılacak. İmamoğlu açısından, CHP liderliğine aday olmak sonuçları itibarıyla riskli bir karar…

İmamoğlu-Özel ittifakı: İmamoğlu’nun değişimin fiili lideri olduğu, ancak İBB’yi teslim etmemek adına CHP’nin genel başkanlığını Özel’in üstleneceği bu senaryo sıklıkla dillendiriliyor. AK Parti’nin kuruluş yıllarındaki Erdoğan – Gül formülünü andırıyor.

Ancak Özel’in adaylığı İmamoğlu’nun bizzat sahaya çıkması ve aday olmasıyla aynı sonucu vermeyebilir. Özel’in iyi bir ikinci adam olduğuna kuşku yok. Ne var ki… Birinci adam olmak için İmamoğlu’nun desteğine ihtiyacı var.”

Yazının tamamını okumak için TIKLAYIN

Paylaşın

2.3 Milyar İnsan Tütün Kullanımı Nedeniyle Risk Altında

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) sağlığı geliştirme direktörü Dr. Ruediger Krech, “44 ülkede 2,3 milyar insan hala talep azaltıcı tütün önlemleri ile korunmuyor ve 53 ülkede hala sağlık tesislerinde sigara yasağı yok. Bu kabul edilemez bir durumdur” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünya genelinde sigaradan ölen 8.7 milyon kişiden yaklaşık 1.3 milyonunun bebekler ve çocuklar da dahil olmak üzere tütün kullanmayan kişiler olduğunu kaydediyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) tütün kullanımını küresel olarak azaltmak için önerdiği tedbirleri sadece dört ülke uygulamaya koydu.

DSÖ’nün tütün kontrolünde kaydedilen ilerlemeye ilişkin son raporuna göre bu tedbirleri uygulayanlar; Hollanda, Mauritius, Brezilya ve Türkiye.

DSÖ tedbir önerilerinde; tütün kullanımının izlenmesi ve önlenmesi, insanların dumandan korunması, bırakma konusunda yardım sunulması, insanların sigaranın tehlikeleri konusunda uyarılması, reklam yasaklarının uygulanması ve tütün üzerindeki vergilerin arttırılmasını tavsiye ediyor.

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus yaptığı açıklamada “Afrika’da ilk ülke olan Mauritius’u ve Avrupa Birliği’nde DSÖ tütün kontrol politikalarının tamamını en üst düzeyde uygulayan ilk ülke olan Hollanda’yı kutluyorum. DSÖ, tüm ülkeleri örnek almaları ve halklarını bu ölümcül beladan korumaları için desteklemeye hazırdır” dedi.

Sigara, dünya genelinde yılda 8.7 milyon, Avrupa Birliği’nde ise yılda yaklaşık 700 bin kişinin ölümünden sorumlu.

Avrupa Komisyonu’nun konuya ilişkin raporuna göre de tütün, “önlenebilir en büyük sağlık riski ve AB’de erken ölümlerin en önemli nedeni” olmaya devam ediyor.

AB istatistik ofisi Eurostat’a göre 15 yaş ve üzeri AB nüfusunun yaklaşık yüzde 18,4’ü 2019’da günlük sigara içtiğini bildirmiştir, ancak oranlar Bulgaristan’da yüzde 28,7’den İsveç’te yüzde 6,4’e kadar birlik genelinde farklılık gösteriyor.

DSÖ’nün yeni raporuna göre, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 71’i şu anda tütün kullanımını azaltmaya yardımcı olacak en az bir önleme sahip.

Sigara içme oranlarının küresel olarak düşmesiyle birlikte bu oranın 2007 yılına kıyasla beş kat daha fazla olduğunu belirtiliyor.

Ancak DSÖ uzmanları, sigaranın kökünü kazımak için yapılabilecek daha çok şey olduğunu ileri sürüyor.

DSÖ’nün sağlığı geliştirme direktörü Dr. Ruediger Krech, “44 ülkede 2,3 milyar insan hala talep azaltıcı tütün önlemleri ile korunmuyor ve 53 ülkede hala sağlık tesislerinde sigara yasağı yok. Bu kabul edilemez bir durumdur” dedi.

DSÖ, dünya genelinde sigaradan ölen 8.7 milyon kişiden yaklaşık 1.3 milyonunun bebekler ve çocuklar da dahil olmak üzere tütün kullanmayan kişiler olduğunu kaydediyor.

DSÖ raporunun önsözünde, “Dumansız ortamlar, pasif içiciliğe maruz kalmayı azaltarak ve sosyal normlarda değişiklik yaratarak hayat kurtarır” deniliyor ve şöyle devam ediyor:

“Sigara yasakları işe yaradığında, özel alanların dumansız hale gelme olasılığı daha yüksek. Daha fazla kişi sigarayı bırakmaya motive olur ve daha az çocuk sigarayı denemek ister.”

E-sigaralar oldukça zararlı

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros, tütün endüstrisinin e-sigaraları daha güvenli bir alternatif olarak tanıtmasının sigara kullanımını azaltma konusundaki ilerlemeyi baltaladığını da sözlerine ekledi.

Raporda, “Daha önce hiç sigara içmemiş olanlar da dahil olmak üzere gençler özel bir hedef haline getirilmiş durumda. Aslında e-sigaralar, özellikle kapalı alanlarda kullanıldığında, hem kullanan kişiler hem de etrafındakiler için oldukça zararlı” deniliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Resmi Gazete’de Yayınlandı: YÖK’e 5 Üye 20 Üniversiteye Rektör Atandı

Resmi Gazete’nin yayımlanan karara göre Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyeliklerine Prof. Dr. Hasan Mandal, Prof. Dr. Halit Eyüp Özdemir, Prof. Dr. Mahmut Ak, Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı ve Prof. Dr. Haluk Görgün seçildi.

Haber Merkezi / Eski Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Grup Başkanı Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörlüğü’ne atandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) 5 üye, 20 üniversiteye de rektör ataması yaptı. Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararlarına göre, atama listesi şöyle:

Adıyaman Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Kelleş,
Aksaray Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Alpay Arıbaş,
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan,
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı,

Amasya Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi,
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu,
Giresun Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Yılmaz Can,
Hitit Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ali Osman Öztürk,

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar,
Karabük Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Fatih Kırışık,
Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal,
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil,

Koç Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Metin Sitti,
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak,
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Rana Kibar,
Ordu Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Orhan Baş,

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Kemalettin Aydın,
Sinop Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Şakir Taşdemir,
Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Saltan,
Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörlüğüne ise Prof. Dr. Evren Yaşar atandı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Kurmaylarına “Sahayı Boş Bırakmayın” Talimatı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerin ve ittifakların seçim planları da netleşiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) üç 3 temel çalışma yapılacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan genel seçim sonrası başlattığı il ziyaretlerini artıracak. Kabine üyeleri , MYK ve MKYK üyeleri planlı bir program çerçevesinde yoğun şekilde sahada olacak. Milletvekilleri, belediye başkanları ve teşkilat üyeleri kırsalda yoğun bir çalışma yapacak.

AK Parti teşkilatları yerel seçim için bir süredir sahada. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, meclis kapandıktan sonra da kurmaylarına “sahayı boş bırakmayın” talimatı verdi. Bu kapsamda 1 Ağustos itibarıyla saha çalışmaları daha da yoğunlaştırılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında gerçekleşen son ikili görüşmede ittifak konusunun gündeme geldiği belirtildi.

CNN Türk’ten Dicle Canova’nın kulis haberine göre, AK Parti’de 3 temel çalışma yapılacak:

1- Cumhurbaşkanı Erdoğan genel seçim sonrası başlattığı il ziyaretlerini artıracak. Teşekkür ziyaretleri kapsamında en çok oy alınan il ve ilçelere gidecek. İlk durak Adıyaman olacak. Hem teşkilatı ziyaret edecek hem vatandaşla bir araya gelecek.

2-2023 şehir buluşmaları kapsamında kabine üyeleri , MYK ve MKYK üyeleri planlı bir program çerçevesinde yoğun şekilde sahada olacak. Bakanların il il yapacakları çalışma ziyaretleri planlandı. Öncelik deprem bölgesi olmak üzere sahaya inecekler.

3-Milletvekilleri, belediye başkanları ve teşkilat üyeleri kırsalda yoğun bir çalışma yapıyor. Adeta bir köy taraması diyebiliriz buna. Parti kurmayları “Yaz ayları saha ayı… Özellikle kırsal kesim çok önemli. Çünkü insanlar yayla ve köylere çıktı. Buraların nüfusu arttı. Bu nedenle öncelik kırsala verildi” diyor. Bu kapsamda yerel seçim öncesi Ocak-Şubat-Mart aylarında kırsala inmek zor olacağı için genel strateji kırsaldan şehre geçmek yönünde olacak.

AK Parti’de saha çalışmaları ekim ayına kadar sürecek. Büyük Kurultay’ın 7 Ekim’de yapılması planlanıyor. Aslında eylül ayı içinde iki tarih belirlenmişti 16 ya da 30 eylül olarak fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan eylül ayında uzun bir ABD ziyareti gerçekleştirecek. 17-25 Eylül tarihleri arasında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için gidecek. Bu nedenle Kurultay da ekimin ilk haftasına kaldı. Tarih olarak da 7 Ekim planlanıyor. Büyük kongre ile yerel seçim startı da verilecek.

Ekim ayının 2. haftasında ise parti grubu MYK ve MKYK üyeleri ile kapsamlı bir kamp yapılacak ve yol haritası çıkarılacak. Kasım ayında da aday adaylarının başvuru süreci başlayacak.

MHP’de seçim çalışmaları başladı

Zaten Devlet bahçeli, Lozan Barış Antlaşması’nın 100’üncü yıl dönümünde, ‘2024’e doğru, diyar diyar Anadolu’ temasıyla 31 mart 2024 tarihinde yapılacak mahalli idareler seçimlerine hazırlık sürecini resmen başlattıklarını duyurmuştu. MHP de; il il, şehir şehir, ilçe ilçe kendi çalışmasını yapıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında gerçekleşen son ikili görüşmede ittifak konusu gündeme geldi.

Kulislerde işbirliği liderler düzeyinde değerlendirildi bir uyum var detaylarını ilerleyen zamanlarda kurmaylar çalışacak deniyor. Eylül ayında yavaş yavaş işbirliği için hareketlenme başlayabilir. Genel beklentinin işbirliği yapılması yönünde olduğu belirtiliyor.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Cumhur İttifakı’nda 2019’daki Gibi İşbirliği Planı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerin ve ittifakların seçim planları da netleşmeye başlıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile birlikte yine 2019’daki yerel seçimlerde olduğu gibi “işbirliğine gideceği” belirtiliyor.

AK Parti’nin 2019’daki yerel seçimlerde olduğu gibi Adana, Mersin ve Manisa büyükşehir belediye başkanlıkları için, MHP’nin de Ankara, İstanbul ve İzmir büyükşehir belediye başkanlıkları için “aday çıkarmayacağı” tartışılıyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; Cumhur İttifakı, Cumhuriyet Halk Partili (CHP) 11 büyükşehir belediye başkanlığını da almayı hedeflediği 2024’teki yerel seçimlerde “2019’daki gibi bir işbirliğini” düşünüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2024’ün mart ayında yapılacak yerel seçimlerin “1994 yılındaki seçimler gibi milat olacağını” söylemişti.

AK Parti’nin, MHP ile birlikte yine 2019’daki yerel seçimlerde olduğu gibi “işbirliğine gideceğinin” altı çizilirken her iki partinin de hedefinde CHP’li 11 büyükşehir belediyesi bulunuyor. AKP ve MHP kanadı, 2019’da CHP’ye kaptırdığı bazı illerde bu kez “işi şansa bırakmak istemiyor”.

AK Parti’nin 2019’daki yerel seçimlerde olduğu gibi Adana, Mersin ve Manisa büyükşehir belediye başkanlıkları için, MHP’nin de Ankara, İstanbul ve İzmir büyükşehir belediye başkanlıkları için “aday çıkarmayacağı” tartışılıyor.

Ancak her iki partinin de işbirliğindeki önceliği “mevcut belediye başkanlıklarını korumak ve üstüne yeni belediyeler eklemek olacak.” Her iki parti de 2024’teki yerel seçimleri “yerel yönetimlerin merkezi yönetimle birleştirilmesi” olarak görüyor.

AK Parti’nin bu kez “CHP’nin kalesi” olarak bilinen İzmir’de, daha önceki yerel seçimlerden farklı olarak “sol seçmenin de oy verebileceği bir ismi aday göstereceği” konuşuluyor. Bu ismin “eski DSP’li bir isim olabileceği” de konuşulurken DSP’nin milletvekilliği seçimlerinde AK Parti ile yaptığı ittifak anımsatılıyor.

Ancak AK Parti’de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için eski TFF Başkanı ve İzmir İZTO Başkanı Mahmut Özgener’in de adı geçiyor. Özgener’in adı Cumhurbaşkanlığı Kabinesi için de geçmişti. AK Parti’de, Özgener’in eski İzmir Belediye Başkanı Osman Kibar’ın torunu olması nedeniyle de “İzmir için güçlü bir isim olduğu” belirtiliyor.

AK Parti kulislerinde, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı için de Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un adı konuşuluyor. Erdoğan’ın, “turizmdeki icraatları nedeniyle yeniden kabinede yer verdiği Ersoy’u, bu kez bir turizm ili olan Antalya için aday gösterebileceği” belirtiliyor.

Paylaşın