Erdoğan “Oy Kaybının Faturasını” Kesmeye Hazırlanıyor: 2024’e Yeni İsimlerle

Yerel seçimler öncesinde partisinin 8. olağan kongresini toplaması beklenen Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapılan milletvekilliği seçimlerinde yüzde 7’leri bulan oy kaybıyla yüzde 35.8 oy alması sonrasında bunun faturasını 8. olağan kongrede, “parti yönetimine kesmesi” bekleniyor.

Erdoğan’ın uzun süredir parti yönetiminde bulunan AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, Tanıtım ve Medya Başkanı Hamza Dağ, Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Hayati Yazıcı, Teşkilat Başkanı Erkan Kandemir, Ekonomi İşleri Başkanı Nurettin Canikli, Mali ve İdari İşler Başkanı Vedat Demiröz gibi partinin önemli isimlerine “kongre sonrasında yönetimde yer vermeyeceği” iddia ediliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu‘nun haberine göre; Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 14 Mayıs’ta yapılan milletvekilliği seçimlerinde yüzde 35.8 oy alan ve bir önceki seçimlere göre oyunda yüzde 7’leri bulan düşüşün faturasını, ekim ayında yapılması planlanan 8. olağan kongrede, “parti yönetimine kesmesi” bekleniyor. Kulislerde, Erdoğan’ın, parti yönetiminde de aynı milletvekili aday listelerindeki yüzde 70’lere varan değişikliğin parti yönetimine de yansıtılacağı konuşuluyor.

Erdoğan, 28 Mayıs’ta yeniden seçilmesinin ardından 31 Mart 2024’te yapılması beklenen yerel seçimler için düğmeye basmıştı. Erdoğan, 2024’teki yerel seçimlerin “1994 yılındaki yerel seçimler gibi milat olacağını” da dile getirmişti. Meclis kapanmadan önce milletvekillerine ve parti yönetimine “sahada olun” talimatını veren Erdoğan’ın, yerel seçimler öncesinde, ekim ayında, partisinin 8. olağan kongresini toplaması bekleniyor. Erdoğan’ın bu kongrede ise parti yönetimine “14 Mayıs’taki milletvekilliği seçimlerinde özellikle büyükşehirlerde yaşanan oy kaybının faturasını keseceği” de ileri sürülüyor.

Erdoğan’ın, 2023 seçimlerindeki oy kaybının “yerel seçimlerde tekrarlanmaması” için ekim ayında yapılması planlanan 8. olağan kurultayda “A takımında da değişikliğe gideceği” belirtiliyor. Erdoğan’ın böylece hedeflediği “CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanlığını kazanmak için yeni isimlerle yol yürüyeceği” ifade ediliyor.

Kulislerde, Erdoğan’ın uzun süredir parti yönetiminde bulunan AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, Tanıtım ve Medya Başkanı Hamza Dağ, Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Hayati Yazıcı, Teşkilat Başkanı Erkan Kandemir, Ekonomi İşleri Başkanı Nurettin Canikli, Mali ve İdari İşler Başkanı Vedat Demiröz gibi partinin önemli isimlerine “kongre sonrasında yönetimde yer vermeyeceği” de iddia ediliyor.

Mehmet Ali Zengin ve Zafer Sırakaya

Parti kulislerinde ayrıca “kongrede beklenen değişikliğin sinyalinin seçimlerden hemen sonra dış ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcılığı görevi için Zafer Sırakaya, insan haklarından sorumlu genel başkan yardımcılığı görevine ise de Mehmet Ali Zengin’in getirilmesiyle verildiği” de konuşuluyor.

Paylaşın

YSP’li Önder: Yerel Seçimlerde Herkesi Kapsayacak Bir Hareket, İttifak Olmalı

Yerel seçimlere dair değerlendirmede bulunan YSP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “Muhtemelen partimiz ve ittifakımız belli tartışma süreçlerini bir an önce bitirip bir yerel yönetim çalıştayı düzenleyecekler ve bunu alışıldık kadroları aşan bir genişlikle yapacaklar diye düşünüyorum. Buna bir arama çalışmaları da diyebiliriz, konferansları da diyebiliriz” dedi ve ekledi:

“Buradan ortaya çok verimli sonuçlar çıkacağını düşünüyorum. İnsanların değil programların ve yaklaşımların tartışıldığı ve belli manifestoların oluşturduğu bir şey olmalı ya da olacak gibi duruyor o zaman falanca müteahhit, filanca lobinin adamı falan filanca grubun temsilcisi aralığından çıkaracağız bir program ortaya çıkacak, bakalım süreç ne gösterecek.”

Önder, CHP’deki “değişim” tartışmalarına ve Kılıçdaroğlu’na ilişkin ise, “Bugüne gelirsek Kemal Bey’in bir yaklaşımını çok kıymetli buldum, halen de kıymetli buluyorum sürece olan yaklaşımını. Tartışmaları biliyorum, bu gizli protokol vesaire falan bütün bunları bilerek söylüyorum. Kemal Bey, ilk defa CHP kadroları içerisinde bugüne kadar statükonun, hani gece aklına gelse şeytan vesvese soktu diyebileceği, birçok alana bugüne kadar hiçbir CHP kadrosunda görmediğimiz cesur ve kararlı bir yaklaşım sergiledi, en azından teşebbüs etti” dedi.

TBMM Başkanvekili ve Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Kısa Dalga’da Azmi Karaveli’nin konuğu oldu. Önder’in programda, yerel seçimler ve CHP’deki “değişim” tartışmalarına ve Kemal Kılıçdaroğlu’na ilişkin yaptığı değerlendirmelerden öne çıkan bölümler şöyle:

“Kemal Bey’in bir yaklaşımını çok kıymetli buldum, halen de kıymetli buluyorum sürece olan yaklaşımını. Tartışmaları biliyorum, bu gizli protokol vesaire falan bütün bunları bilerek söylüyorum. Kemal Bey, ilk defa CHP kadroları içerisinde bugüne kadar statükonun, hani gece aklına gelse şeytan vesvese soktu diyebileceği, birçok alana bugüne kadar hiçbir CHP kadrosunda görmediğimiz cesur ve kararlı bir yaklaşım sergiledi, en azından teşebbüs etti.

Bir yenilgi üzerinden sadece skor üzerinden bir siyaseti mahkûm etmeyi doğru bulmuyorum. Dolayısıyla Eğer CHP yüzünü sola dönecekse bir sağ muhalefetle savcılık yapmaya çalışarak yol alınamayacağını yeterince deneyimlediğimizi düşünüyorum. Ama sağ tabandaki yoksulları sol politikalarla cezbedebiliriz, ikna edebiliriz, bizi görmelerini sağlayabiliriz.

Olabilecek piyasada sağcı kalmadı. Kemal Bey’in çabalarını mahkûm eden bir yerden konuşmuyorum, olumluyorum tersine ama artık bu deneyimi yaşadık. Bence kendi içindeki sağcılardan da bu süreci arındırarak, sol bir anlayışla, halkçı bir anlayışla ve adaylarla ve süreçlerle yaklaşırlarsa tabii ki her şey yeniden değerlendirir.

Âmâ ben bunu bir kişisel görüş olarak söylüyorum yani partimizin resmi görüşünü söylemeye mezun değilim daha bu süreç bitmedi de… Tartışıyoruz, tartışacağız.

Anlatmaya çalıştığım şu: Davutoğlu’nu ya da Temel Bey’i ya da Ümit Özdağ’ı bunları bir araya toplayarak oy toplayamazsınız. Taleplerinizle programınızla oy toplarsınız. Bunlar süreç bittikten sonra ortaya çıktı ki birçoğu riyakâr yaklaşıyor. Dolayısıyla bunu yaşadık, gördük… Artık ikinci kez aynı havuzda çimmeye gerek yok. Yeni bir enerji ile, yeni bir gayretle hareket etmek gerek. Eğer bu örülebilirse bence büyük sonuç alınır ama bu yapılabilir mi? Yaşayacağız, göreceğiz.

Olmalı. Yani muhtemelen partimiz ve ittifakımız belli tartışma süreçlerini bir an önce bitirip bir yerel yönetim çalıştayı düzenleyecekler ve bunu alışıldık kadroları aşan bir genişlikle yapacaklar diye düşünüyorum. Buna bir arama çalışmaları da diyebiliriz, konferansları da diyebiliriz.

Buradan ortaya çok verimli sonuçlar çıkacağını düşünüyorum. İnsanların değil programların ve yaklaşımların tartışıldığı ve belli manifestoların oluşturduğu bir şey olmalı ya da olacak gibi duruyor o zaman falanca müteahhit, filanca lobinin adamı falan filanca grubun temsilcisi aralığından çıkaracağız bir program ortaya çıkacak, bakalım süreç ne gösterecek.”

Paylaşın

CHP’li Hamzaçebi: Kılıçdaroğlu Partinin Önünü Açmalı

“Sayın Kılıçdaroğlu’na düşen görev partinin önünü açmasıdır” paylaşıma açıklık getiren CHP’li Akif Hamzaçebi, “Kurultayda aday olmadığını açıklaması bunun bir yoludur. İl ve ilçe kongrelerine genel merkezin ve belediyelerin müdahale etmemesi bunun diğer yoludur. Örgütün özgürce seçtiği delegelerle kurultayda adil bir yarış yapılır” dedi ve ekledi:

“Partide genel başkan değişimini Sayın Kılıçdaroğlu’na rağmen yapmak en son tercih edeceğim şeydir. Bunu kırmadan, dökmeden yapmak lazım. Partide ilerisi için ne yapacaksak bunu Kılıçdaroğlu’na rağmen değil Kılıçdaroğlu ile planlamalıyız.”

Son seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) liste dışı bırakılan eski İstanbul Milletvekili ve Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’a açıklamalarda bulundu. Hamzaçebi’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Başta CHP’yi ilgilendiren pek çok tartışmayı beraberinde getiren seçim sonuçlarını nasıl okuyorsunuz?

“Genel Merkez, sonucu başarısızlık olarak görmüyor. Kılıçdaroğlu’nun aldığı yüzde 48’lik oy için “Fena değil, hatta iyi, cumhurbaşkanlığını kıl payı kaçırdık” deniliyor. Bir kere bu tamamen yanlış. Sayın Erdoğan bugüne kadar üç cumhurbaşkanlığı seçimine girdi, üçünde de yüzde 52 oyla Cumhurbaşkanı seçildi. Muhalefet adaylarının her üç seçimde aldığı oyların toplamı da her üç seçimde yüzde 48 oldu.

Durumu daha çarpıcı kılan ise AK Parti’nin oyu düşerken Erdoğan’ın oyunun azalmaması. CHP’nin oy oranı ise 2011’den 2023’e pek değişmemiş, yüzde 25 civarında kalmış. Son seçimlerde 4 siyasi parti CHP listelerinden seçime girmiş olmasına rağmen Sayın Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olarak girdiği ilk seçim olan 2011 seviyesinin 0.5 puan altında oy almışız.

Durum böyle olduğu halde seçim sonucunu başarı olarak değerlendirmek Erdoğan iktidarını tahkim etmekten başka bir şey değildir. Ana muhalefet partisi için başarının tek bir ölçüsü vardır; iktidar olmak. CHP’yi sıkışıp kaldığı yüzde 25’lik banttan yukarı çekemediğimiz sürece bugün Kılıçdaroğlu, yarın Ahmet, Mehmet; CHP Genel Başkanı kim olursa olsun adaylar Cumhurbaşkanlığı seçimlerini hep kaybedecektir. CHP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanabilmesi için oy oranının yüzde 30 seviyesinin üzerine çıkarılması şarttır.

Şimdi Türkiye’yi bu açmazdan kurtarmak, CHP’yi kadro partisi değil, Cumhuriyetimizin temel değerlerini referans alan kitle partisi yapmak; kimlik ve her türlü değerler üzerinden yaratılan kutuplaşmayı sona erdirmek; özgürlük, eşitlik, kardeşlik ve dayanışma gibi evrensel değerlere yaslanarak iktidara taşımak için yola çıkmanın zamanı geldi. Bu büyük hedefe değişim, yenilenme gibi laflarla ulaşılmaz. Bunlar zaman kaybıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘İdare-i maslahatçılar esaslı devrim yapamazlar’.”

Bu durumda değişim ve yenilenme gibi kavramları yetersiz, karşılıksız mı buluyorsunuz?

“Evet. Değişim kavramını yüzeysel bulduğumu ifade etmek isterim. Yenilenme de bana bir şey ifade etmiyor. MYK ve danışman değişiklikleri derde deva değildir. Kurultayda Parti Meclisi ve sonrasında MYK değişikliğine gidilecek olması, tüzük değişikliği gibi hususlar da temeldeki sorunu çözmez. Bu adımlarla parti bir santim ileri gitmez. Seçmen de bu adımları asla ve asla yeterli görmeyecektir.

Türkiye’de 21 senelik AK Parti iktidarından sonra bir AK Parti eliti ve buna eklemlenmiş kadrolar oluştu. Bu çerçevede Türkiye’de CHP açısından politik sınırlar, geleneksel sosyal sınıflar arasında değil, AK Parti iktidarlarının kazananları ve kaybedenleri arasında çizilmek zorundadır. Üçüncü Yol, CHP’yi klasik orta sınıfın değil, yalnız emek kesiminin değil AK Parti iktidarları döneminde kaybeden tüm kesimlerin, yani neoliberal politikaların kaybettirdiklerinin partisi yapma iddiasındadır.”

Üçüncü Yol tarifinizin başka ne gibi farklı politika önerileri var?

“Türkiye’de seçimlerin sonucunun belirlenmesinde kent yoksulları dediğimiz kitle büyük bir role sahip. Köylü ve esnaf kesiminin siyasi tercihlerini değiştirmek kolay değildir. Ama kent yoksulları için aynı şeyi diyemem. AK Parti, 21 yıllık iktidarı boyunca kentin artan rantının bir kısmını imar ve gecekondu afları ile bu kesime aktararak mutlu etmesini bildi.

Türkiye’de demokrasiyi bütün kurumlarıyla taşıyacak büyüklükte bir orta sınıfın olmaması bu kesimin önemini artırıyor. Bu kitlenin siyasi tercihlerini ekonomik vaatlerle değiştirmenin imkanı yok. Orta sınıf siyaseti ile bu kitleyi kazanamayız. Başta biraz önce söylediğim dış politika alanlarındaki politika değişiklikleri ve terör örgütleriyle mücadelenin kararlı bir şekilde devam edeceği vurgusu ve izlenecek politikalar bu kesimlerin siyasi tercihlerinde değişikliklere yol açacaktır.

Elbette ki kent yoksullarının güvenceli işlerde istihdamı, artan milli gelirden yeterli payı almaları sürekli bir politika olarak uygulanacaktır. Refah artışı orta ve uzun vadede bu kitlenin siyasi tercihini kendiliğinden değiştirecektir.”

“Sayın Kılıçdaroğlu’na düşen görev partinin önünü açmasıdır” ifadesini kullandığınız bir paylaşımınız var. Kılıçdaroğlu ne yapmalı partinin önünü açmak için?

“Kurultayda aday olmadığını açıklaması bunun bir yoludur. İl ve ilçe kongrelerine genel merkezin ve belediyelerin müdahale etmemesi bunun diğer yoludur. Örgütün özgürce seçtiği delegelerle kurultayda adil bir yarış yapılır. Partide genel başkan değişimini Sayın Kılıçdaroğlu’na rağmen yapmak en son tercih edeceğim şeydir. Bunu kırmadan, dökmeden yapmak lazım. Partide ilerisi için ne yapacaksak bunu Kılıçdaroğlu’na rağmen değil Kılıçdaroğlu ile planlamalıyız.”

“Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı yıpratır”

CHP Genel Başkan adaylığı için adı en çok geçen isim Ekrem İmamoğlu. Ancak yaklaşan, zorlu bir yerel seçim var. Sizce İmamoğlu ne yapmalı?

“Sayın İmamoğlu başarılı bir büyükşehir belediye başkanımızdır. Doğru olan bu görevine devam etmesidir. Bu aşamada genel başkan adaylığı siyasette onu yıpratır. Doğru bulmam.

Devam eden tüm tartışmaları düşündüğümüzde “CHP kongresine giderken taraflar netleşiyor ya da en azından pozisyon alınıyor” yorumunu yapmak yanlış olmaz sanırım. Siz kıdemli bir partili olarak kendinizi nerede tarif ediyorsunuz?

Ben partimden yanayım. Değişim, yenilenme gibi laflarla zaman kaybedilmemelidir. Cumhuriyet Halk Partisi örgütü sağduyu sahibidir, öngörülüdür. Onların da farklı düşündüğünü sanmıyorum. Üçüncü Yol dediğim şey bu sessiz çoğunluğun sesidir.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Markete Gitmeye Korkuyoruz

Gıda fiyatlarının dünya genelinde sürekli düşeş eğiliminde olmasına rağmen Türkiye’de ise sürekli yükselmesini eleştiren DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Dünyada gıda ucuzlarken, biz pazara, markete gitmeye korkuyoruz. Gıda enflasyonuyla mücadele bu kadar zor mu? Değil” dedi.

Ali Babacan, ayrıca, “Temel gıda ürünlerinin fiyatını Türkiye’de kim belirliyor? Sayın Erdoğan belirliyor. Etin fiyatını belirleyen o. Sütün fiyatını belirleyen o. Buğdayın fiyatını belirleyen o. Enflasyon olunca, maliyetler artında suçlu kim?” ifadelerini kullandı.

Küresel gıda fiyatları son 15 ayda sadece Nisan 2023’te yükselirken diğer tüm aylarda düşüş gösterdi. Gıda fiyatları Türkiye’de ise Eylül 2020’den bu yana, yani 34 aydır devam ediyor.

“Dünyada gıda ucuzlarken, biz pazara, markete gitmeye korkuyoruz. Gıda enflasyonuyla mücadele bu kadar zor mu? Değil” diyen DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından paylaştığı videoda şu ifadelere yer verdi:

“Temel gıda ürünlerinin fiyatını Türkiye’de kim belirliyor? Sayın Erdoğan belirliyor. Etin fiyatını belirleyen o. Sütün fiyatını belirleyen o. Buğdayın fiyatını belirleyen o. Enflasyon olunca, maliyetler artında suçlu kim?

‘Maliyeti aşağı çekelim’ diyoruz. ‘Gübrenin yarısını devlet ödesin’ diyoruz. ‘Yemin yarısını devlet ödesin’ diyoruz. ‘Elektriği, mazotu çiftçimize düşük fiyata verelim’ diyoruz. Enflasyonu düşürmenin yolu bu. Çünkü maliyetten aşağı çektiğinizde, maliyete diyelim ki 10 liralık devlet kaynağı ayırdığınızda nihai tüketici fiyatı 30 lira aşağıya iniyor.

Gıda fiyatlarındaki düşüşü dışarıdan ithalatla sağlayamazsınız. Çiftçimizin maliyetini düşürdüğümüz anda gıda fiyatlarını aşağı doğru çekmiş olacağız. Bu desteği en başta maliyetle verdiğiniz zaman daha ucuza mâl ediyor. Çünkü bitmiş ürüne destek daha pahalı, fiyat şişe şişe gidiyor. Ama hammaddede desteği verdiğiniz zaman bütün maliyeti aşağıya doğru çekiyorsunuz.”

Türkiye’de 34 aydır aralıksız yükseliyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi son 15 ayda sadece bir kez yükseldi. Türkiye’de resmi yıllık enflasyon mart ayında yüzde 38, gıda fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 54 oldu.

Dünyada gıda fiyatları aynı dönemde yüzde 21 düşerken Avrupa Birliği genelinde yüzde 15 artış gösterdi. Türkiye’de ise gıda fiyatları 34 aydan bu yana aralıksız artıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi son 15 ayda bir kez yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı yıllık tüketici enflasyonu (TÜFE) Haziran 2023’te ayında yüzde 38 oldu. On iki aylık ortalamalara göre ise enflasyon yüzde 60 gerçekleşti.

TÜİK’e göre gıda fiyatları son bir yılda yüzde 54 artış gösterdi. FAO’nun Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise aynı dönemde yüzde 21 düştü. AB’de ise yıllık gıda enflasyonu mayıs ayı itibarıyla yüzde 15. Küresel gıda fiyatları son 15 ayda sadece Nisan 2023’te yükselirken diğer tüm aylarda düşüş gösterdi. Gıda fiyatları Türkiye’de Eylül 2020’den bu yana 34 aydan bu yana artmaya devam ediyor.

FAO ve TÜİK’in açıkladığı gıda fiyat endeksleri arasındaki fark Türkiye’nin “yeni ekonomik modele” geçtiği Kasım 2022’den itibaren giderek büyüyen bir makasa dönüştü. Kasım 2021’de küresel gıda fiyat endeksi 141; Türkiye’de ise 138. Türkiye’nin Kur Korumalı Mevduatı (KKM) ilan ettiği Aralık 2021’de ise radikal bir değişim başlıyor.

Paylaşın

AYM Kararına Rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararına rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 958. hafta eylemi Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararı gerekçe gösterilerek engellendi. Polis, çok sayıda hak savunucusunu gözaltına aldı.

Haber Merkezi / Eyleme, TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, YSP’li Sırrı Sakık ve Meral Danış Beştaş ile TİP’li Ahmet Şık destek verdi. Buldan, Sancar, Sakık, Beştaş ve Şık Galatasaray Meydanı’nda polis ablukası alındı. Polis, Önder’in Galatasaray Meydanı’na geçişine de izin vermedi.

Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri/İnsanları, 958. hafta eylemi Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararı gerekçe gösterilerek engellendi. Meydana yürüyen Cumartesi Anneleri/İnsanları’na müdahale eden polis, çok sayıda hak savunucusunu gözaltına aldı.

Eyleme, TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, YSP’li Sırrı Sakık ve Meral Danış Beştaş ile TİP’li Ahmet Şık destek verdi. Buldan, Sancar, Sakık, Beştaş ve Şık Galatasaray Meydanı’nda polis ablukası alındı. Polis, Önder’in Galatasaray Meydanı’na geçişine de izin vermedi.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

İlke Ve Demokrasi Hareketi’nden Kılıçdaroğlu’na “Aday Olma” Çağrısı

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının başladığı CHP’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na kurultayda aday olmama çağrısı geldi: Kurultayda genel başkan adayı olmamanız ve bunu en kısa sürede açıklamanız en doğrusu olacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İlke ve Demokrasi Hareketi sözcüsü Prof. Dr. Örsan Öymen, CHP’deki kongre ve kurultay sürecine ilişkin Kılıçdaroğlu’na yazdıkları çağrı mektubunu Taksim’deki bir otelde düzenlenen basın toplantısında açıkladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; CHP’nin ilke ve programlarının kurultay tarafından belirlendiğini, her partilinin de bu ilkelere uymakla yükümlü olduğunu vurgulayan Öymen, geçen yıllarda ve mevcut yönetim döneminde bu ilkelere en üst seviyede uyulmadığını savundu.

‘Başta laiklik olmak üzere, bu ilkelerin bertaraf edildiğini gözlemlediklerini’ ifade eden Öymen, CHP’de değişim isteyen diğer aday adaylarının da bu ilkelere ve partinin ideolojisine yeterince sahip çıkmadıklarını öne sürdü. Öymen, kurdukları İlke ve Demokrasi Hareketi’nin kendi içinde genel başkanlık için aday adayı çıkartacağını kaydetti.

Mayıstaki seçimlerden sonra kongre ve kurultay süreci hakkındaki görüşlerini aktarmak için Kılıçdaroğlu’na bu mektubu yazdıklarını dile getiren Öymen, söz konusu mektubu okudu.

“Şahsınızın, örgütlerin ve parti üyelerinin son seçimlerden önce ortaya koyduğu yoğun emeklere ve çalışmalara rağmen seçim ne yazık ki kaybedilmiştir” denilen mektupta, CHP’nin kaybettiği ilk seçim olması halinde partide yönetimin değişmesi konusunda bu kadar yoğun bir tartışma yaşanmayacağına işaret edildi. Mektupta, “Ancak ne yazık ki CHP, sizin genel başkanlığınızla girilen tüm seçimleri, 13 yılda girilen 12 seçimi kaybetmiştir” ifadesi kullanıldı.

Bu seçimlerin içinde 5 milletvekili seçimi, 3 cumhurbaşkanlığı seçimi, 2 referandum ve 2 belediye seçimi olduğu savunulan mektupta, ‘2019’daki belediye seçimlerinde kazanılan kentler kısmen bir başarı olsa da Türkiye genelinde o seçimlerin de kaybedildiği’ belirtildi.

Mektupta, ‘seçimlerin kaybedilme nedenleri’ şöyle sıralandı: “Parti içi demokrasinin yeterli seviyede uygulanmamış olması. Başta laiklik olmak üzere, partinin parti programında ve tüzüğünde ifade edilen kurumsal kimliğinin ve temel ilkelerinin büyük ölçüde bertaraf edilmiş olması. Devletçi, kamucu, halkçı, sosyal demokrat ve demokratik solcu ekonomi politikalarının yeterli ve somut biçimde geliştirilmemiş ve halka aktarılmamış olması. Milletvekilliği listelerinde oy oranı çok düşük olan ittifak içindeki siyasi partilere seçilebilecek sıralardan orantısız sayıda fazla milletvekilliğinin verilmiş olması.”

Mektupta, seçimlerden sonra yönetim tarafından gerçekçi bir analiz ve öz eleştirinin ortaya konulmadığı, yönetimi eleştirenlerin disiplin cezası ve partiden ihraçla tehdit edildiği savunularak, Zafer Partisi ile yapılan gizli protokolün de hayal kırıklığına neden olduğu öne sürüldü.

Kılıçdaroğlu’na mektupta şu çağrıda bulunuldu: “CHP’nin ve Türkiye’nin geleceği için, demokratik laik, sosyal hukuk devletinin yeniden inşa edilmesi ve Cumhuriyet’in korunması için, ayrıca şahsınızın da daha fazla yıpranmaması için demokrasinin ve siyaset etiğinin bir gereği olarak yerel seçimlerden önce kurultayın yapılmasını sağlamanız, önümüzdeki kurultayda genel başkan adayı olmamanız ve bunu en kısa sürede açıklamanız, kurultaydaki genel başkanlık yarışında herhangi bir aday adayını desteklemeden tarafsız kalmanız ve kongre kurultay seçim sürecine müdahale etmemeniz en doğrusu olacaktır.”

“Bir sonuca varmış değiliz”

Öymen, İlke ve Demokrasi Hareketi’nin aday adayının kim olacağı sorusuna şu yanıtı verdi: “Arkadaşlarla bir araya gelip isim konusunda karar alacağız. Fakat şu kadarını söyleyebilirim, örgütten, tabandan, üyelerimizden benim CHP genel başkan aday adayı olmam konusunda öneriler, beklentiler, talepler geliyor. Henüz bir sonuca varmış değiliz. Bu konuda sorumluluk üstlenmeye hazırım.”

Paylaşın

“Temel Ödemeler” Konusunda Endişe Edenlerin Zirvesinde Türkiye Var

“Gıda, barınma, enerji ve borç” gibi temel ödemeleri yapabilmekten en çok endişe edenler Türkiye vatandaşları çıktı. Türkiye’de halkın yüzde 72’si gıda, barınma ve evlerde kullanılan enerji masraflarını karşılamaktan ve borç ödeme maliyetinin giderek artmasından endişeli.

27 ülke içinde Türkiye ilk sırada yer alırken bu ülkelerin ortalaması yüzde 47. Türkiye’yi yüzde 67 ile Şili ve yüzde 66 ile Meksika takip ediyor. Endişe oranının en düşük olduğu ülkeler ise Danimarka ve İsviçre (yüzde 28) ile Almanya (yüzde 33) oldu.

Enflasyonun en önemli sonuçlarından birisi hayat pahalılığı. Giderek artan hayat pahalılığı birçok ülkede vatandaşları endişelendiriyor. Bunların başında ise Türkiye geliyor.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) raporuna göre “gıda, barınma, enerji ve borç” gibi temel ödemeleri yapabilmekten en çok endişe edenler Türk vatandaşları çıktı. Türkiye’de halkın yüzde 72’si gıda, barınma ve evlerde kullanılan enerji masraflarını karşılamaktan ve borç ödeme maliyetinin giderek artmasından endişeli. 27 ülke içinde Türkiye ilk sırada yer alırken bu ülkelerin ortalaması yüzde 47.

OECD’nin 2022 yılı “Önemli Olan Riskler” araştırmasında dayanan “Yüksek enflasyonlu bir ortamda temel ihtiyaç maddelerini karşılama konusunda endişeler” başlıklı rapor yayımlandı. Önemli bulgulardan birisi insanların temel ihtiyaçlarını karşılamaktan endişeli olması. Nedir bu temel ihtiyaçlar? OECD bunları dört başlıkta topladı: Gıda, barınma, evde kullanılan enerji ve borçları ödemenin artan maliyeti.

Buna göre Türkiye’de halkın yüzde 72’si bu dört temel ihtiyacı karşılayabilmekten endişeli olduğunu bildirdi. Türkiye’yi yüzde 67 ile Şili ve yüzde 66 ile Meksika takip ediyor. Endişe oranının en düşük olduğu ülkeler ise Danimarka ve İsviçre (yüzde 28) ile Almanya (yüzde 33) oldu.

Türkiye’de zenginler yoksullardan daha endişeli

Araştırma gelir durumuna göre endişe seviyesini de gösteriyor. Gelir durumu en düşük gelire sahip “ilk yüzde 20”lik gruptan en yüksek gelire sahip “son yüzde 20”lik gruba doğru sıralanıyor. Buna “sıralı yüzde 20’lik gruplar” deniliyor.

27 ülkenin 26’sında en düşük gelire sahip “ilk yüzde 20”lik grupta dört temel ihtiyacı karşılayabilmekten endişe edenlerin oranı en yüksek gelire sahip “son yüzde 20”lik gruptan daha yüksek.

Bunun istisnası ise Türkiye. Türkiye’de en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik kesim (yüzde 70,7) en düşük gelire sahip yüzde 20’lik (yüzde 70,5) kesimden daha endişeli. Aradaki fark yüzde 0,2 puan.

Türkiye’de iki grup arasındaki fark yok denecek kadar az. Ortalama fark ise yüzde 13,6 puan. Diğer ülkelerde bu fark oldukça belirgin olduğundan Türkiye’nin durumu dikkat çekici. Türkiye’den sonra farkın en düşük olduğu ülke yüzde 2,6 puan ile Polonya. En yüksek fark ise yüzde 30,2 ile İsrail’de.

27 ülkede yaklaşık 27 bin kişinin katıldığı ankete göre 10 kişiden 9’u enflasyon ve hayat pahalılığından endişe ediyor. Anketin yapıldığı Ekim 2022’de OECD’de yıllık enflasyon yüzde 11 iken Türkiye’de yüzde 86 seviyesindeydi.

İşini kaybetmekten endişe edenler

Gelecek iki sene içinde işini kaybetmekten veya serbest çalışıyor ise gelirinin azalmasından endişe edenlere bakıldığında Türkiye dördüncü sırada yer alıyor.

Türkiye’de 10 kişiden 7’si (yüzde 72) işini kaybetmekten veya gelirinin azalmasından endişeli. Bu kategoride Meksika ilk sırada yer alırken sonra sırada Hollanda bulunuyor. Ortalama ise yüzde 51.

TÜİK’in açıkladığı resmi yıllık enflasyon Temmuz 2023’te yüzde 48 oldu. Enflasyon Türkiye’nin yeni ekonomik modele geçtiği 2021 yılından itibaren hızla yükselişe geçti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İmamoğlu’ndan “Yerel Seçim” Açıklaması: Kazanmaya Devam Edeceğiz

2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere dair değerlendirmelerde bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İyi niyet temelli, ahlak temelli, bu şeffaflığı, bu katılımcılığı biz yapmaya devam edeceğiz. Bunu yaptıkça da, eksiğimiz olabilir, hatalarımız olabilir, bazı yanlışlar yapmış olabiliriz, ama o yanlışlarımızı da gidereceğiz. Halkımızı memnun etmeye devam edeceğiz” dedi ve ekledi:

“Göreceksiniz, umutla ayağa kalkın. Biz hem bundan sonraki İstanbul seçimlerini, hem de İstanbul’un ilçe seçimlerini kazanmaya devam edeceğiz. Bununla yetinmeyeceğiz. Ülkemizin makus talihini yenemediğimiz bu seçimde, bir sonraki seçimde yenme konusunda da kararlı çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.”

İmamoğlu, konuşmasının devamında, “Yılmak yok, yolumuza devam edeceğiz. Ama vatandaşımızla yüzleşeceğiz. Yaptığımız eksikliklerden dolayı onlardan özür dileyeceğiz. Onlarla dertleşeceğiz, konuşacağız. Buradaki gibi eleştirileri alıp baş tacı edeceğiz. Önümüze vatandaşlarımızın dilek ve tavsiyeleriyle bakacağız. Milletin iktidarlarının kurulması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Unutmayınız, buradaki kardeşiniz asla vazgeçmeyen bir kardeşiniz, bunu herkes bilsin.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, çiftçilere ücretsiz verilecek yaklaşık 10 milyon kışlık sebze fidesinin Çatalca’daki dağıtım töreninde konuştu. Törene CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da katıldı.

Evrensel’in aktardığına göre; TÜİK verilerine göre, göreve geldiklerinden bu yana İstanbul’da tarım yapılan alanın 50 bin dekar büyüdüğünü belirten İmamoğlu, “Siz fırsat verdiğinizde, İstanbul’un da tarımla ne kadar değerli işler yapabileceğini, İstanbul’un ürettiği sahalardan İstanbullunun evine, mutfağına daha ucuz gıda temininin var olacağını, İstanbullunun hem güvenli hem lezzetli gıda ile buluşabileceğini biz insanlarımıza ispat ettik” diye konuştu.

İmamoğlu ayrıca “Biz niçin bunları başarabiliyoruz biliyor musunuz? Tek farkımız var, ‘Her şeyi ben bilirim’ demiyoruz. Bilen insanlarla çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bu kürsüler vatandaşın derdini dile getirdiği kürsülerdir. Vatandaşa had bildirme kürsüleri değildir” diyen İmamoğlu, yerel seçimlere dair de şunları söyledi:

“İyi niyet temelli, ahlak temelli, bu şeffaflığı, bu katılımcılığı biz yapmaya devam edeceğiz. Bunu yaptıkça da, eksiğimiz olabilir, hatalarımız olabilir, bazı yanlışlar yapmış olabiliriz, ama o yanlışlarımızı da gidereceğiz. Halkımızı memnun etmeye devam edeceğiz. Göreceksiniz, umutla ayağa kalkın.

Biz hem bundan sonraki İstanbul seçimlerini, hem de İstanbul’un ilçe seçimlerini kazanmaya devam edeceğiz. Bununla yetinmeyeceğiz. Ülkemizin makus talihini yenemediğimiz bu seçimde, bir sonraki seçimde yenme konusunda da kararlı çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Yılmak yok, yolumuza devam edeceğiz. Ama vatandaşımızla yüzleşeceğiz.

Yaptığımız eksikliklerden dolayı onlardan özür dileyeceğiz. Onlarla dertleşeceğiz, konuşacağız. Buradaki gibi eleştirileri alıp baş tacı edeceğiz. Önümüze vatandaşlarımızın dilek ve tavsiyeleriyle bakacağız. Milletin iktidarlarının kurulması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Unutmayınız, buradaki kardeşiniz asla vazgeçmeyen bir kardeşiniz, bunu herkes bilsin.”

Paylaşın

İYİ Parti’de Üç Seçenekli Yol Haritası Gündemde

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerde CHP ile ittifak kuran İYİ Parti, yerel seçimlere yönelik politikayı belirlemek üzere harekete geçti. İYİ Parti’de “AKP ile ittifak”, “CHP ile ittifak” ve “Müstakil Yol” olmak üzere üç seçenekli bir yol haritası gündeme geldi.

Konuya ilişkin değerlendirme yapan İYİ Partili üst düzey bir yönetici, “Genel seçimde yapılan hataları bu kez yerel seçimde yapmamalıyız. İktidarın elinde çok ciddi propaganda araçları var ve bunları kullanarak, CHP’yi terörle yan yana gelmekle suçluyor. Bu propagandada başarılı oldular. Biz buna engel olamadık. Şimdi yerel seçim öncesinde de aynı endişe var. Biz bunu sahada vatandaşlarla konuştuğumuzda görüyoruz. Biz de bu konuda endişeliyiz ve aynı hataları yapmamalıyız.” dedi ve ekledi:

“İYİ Parti olarak önümüzde üç seçenek var aslında. Bir AKP ile ittifak yapmak, iki CHP ile ittifak yapmak ya da yalnız yürümek. Nebi Bey’in AKP ile ittifak açıklamaları parti içinde biraz tepki gördü. Biz de bir süredir AKP ile ittifak olabileceğini partililerimizle konuşuyorduk. Fakat tabanımızda bu görüş çok karşılık bulmadı.”

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin ardından İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, kurultay konuşmasında CHP’ye yönelik sert eleştiriler getirmesi İYİ Parti’nin ittifakı sonlandırdığı yorumlarına neden olmuştu.

Bu tartışmalar yaşanırken İYİ Partili bazı yöneticiler, ittifakın seçim için yapıldığı, seçimin bitmesiyle ittifakın da teknik olarak bittiği yönünde açıklamalar yapmıştı. Öte yandan, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, geçtiğimiz hafta “AKP ve MHP ile ittifak yapılabilir” dedi.

T24’den Eray Görgülü’nün kulis haberine göre, İYİ Partililer, Hatipoğlu’nun açıklamasından önce bir süredir partililerle ve seçmenle yapılan toplantılarda bu görüşü dile getiriyordu.

Yerel seçimlere yönelik politikayı belirlemek üzere harekete geçen İYİ Parti’de “AKP ile ittifak”, “CHP ile ittifak” ve “Müstakil Yol” olmak üzere üç seçenekli bir yol haritası gündeme geldi. Bu kapsamda seçmenle ve partililerle değerlendirmelerde bulunan İYİ Partili milletvekilleri ve üst düzey yöneticiler, AKP ile iş birliğine yönelik söylemlerin tabanda karşılık bulmadığını gördü.

Yakın zamanda yapılan değerlendirmelerde yerel seçimlerle ilgili yol haritası için geriye iki seçeneğin kaldığı, ancak “CHP ile ittifak” konusunda da partililerin endişelerinin sürdüğü belirtildi.

İYİ Partili üst düzey bir yönetici, konuyla ilgili şunları söyledi: “Genel seçimde yapılan hataları bu kez yerel seçimde yapmamalıyız. İktidarın elinde çok ciddi propaganda araçları var ve bunları kullanarak, CHP’yi terörle yan yana gelmekle suçluyor. Bu propagandada başarılı oldular. Biz buna engel olamadık. Şimdi yerel seçim öncesinde de aynı endişe var. Biz bunu sahada vatandaşlarla konuştuğumuzda görüyoruz. Biz de bu konuda endişeliyiz ve aynı hataları yapmamalıyız.”

Yerel seçimlere yönelik yol haritası ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan aynı yönetici, “İYİ Parti olarak önümüzde üç seçenek var aslında. Bir AKP ile ittifak yapmak, iki CHP ile ittifak yapmak ya da yalnız yürümek. Nebi Bey’in AKP ile ittifak açıklamaları parti içinde biraz tepki gördü. Biz de bir süredir AKP ile ittifak olabileceğini partililerimizle konuşuyorduk. Fakat tabanımızda bu görüş çok karşılık bulmadı” dedi.

“İttifaksız kazanmak zor gözüküyor”

CHP’nin kongre süreçlerindeki belirsizliğe de dikkati çeken İYİ Partili yönetici, “Yerel seçimler öncesi bu büyük bir sorun. Her durumda biz öncelikli olarak yerel seçimlerde tek başımıza hareket etmek istiyoruz. Fakat, başta Ankara ve İstanbul olmak üzere bazı il ve ilçelerde ittifaksız kazanmak da zor gözüküyor. Partililerimiz de bunu zaman zaman bize söylüyor” ifadesini kullandı.

Paylaşın

YSP’li Aslan’dan ‘Bireysel Silahlanma’nın Araştırılması Talebi

Yılın ilk yedi ayında bin 938 silahlı şiddet olayı yaşandığını ve olaylarda bin 200 kişi hayatını kaybettiği, bin 960 kişi de yaralandığını ifade eden Yeşil Sol Parti Milletvekili George Aslan, bireysel silahlanmanın araştırılmasını için Meclis araştırma önergesi verdi.

YSP’li Aslan, araştırma önergesinde, “Toplumun can güvenliğinin sağlanması için bir an önce silah kullanımını ortadan kaldıracak ya da en aza indirecek tedbirler alınmalı, bireysel silahsızlanma için eğitim programları ve stratejiler geliştirilmeli ve ruhsatlı ya da ruhsatsız silah edinmeyi zorlaştıracak düzenlemeler getirilmelidir” ifadelerine yer verdi.

Yeşil Sol Parti Mardin Milletvekili George Aslan, Türkiye’de bireysel silahlanmaya bağlı olarak artan şiddet olaylarının engellenmesi ve bireysel silahlanmaya karşı önleyici tedbirler alınması için Meclis araştırma önergesi verdi.

Bianet’in aktardığına göre, bireysel silahlanmanın toplumun güvenliğini her geçen gün daha da tehdit eder hale geldiğini söyleyen Aslan, erkek şiddeti sonucu yaşamını yitiren kadınları hatırlattı ve ekledi:

“Kadın cinayetlerinin çoğunun ateşli silahlarla işlendiği göz önüne alındığında bireysel silahlanma özellikle de kadınların can güvenliğini tehlikeye atmakta ve kadına yönelik erkek şiddetini derinleştirmektedir.

Geçtiğimiz hafta İstanbul’un Esenyurt ilçesinde bir tekel bayisinde yaşanan silahlı saldırı sonucu iki yurttaşın yaşamını yitirmesi ve Gaziosmanpaşa ilçesinde bir taksi şoförünün yolcularına açılan ateş esnasında hayatını kaybetmesi artan bireysel silahlanmanın yeniden kamuoyunun gündemine oturmasına neden olmuştur.”

Aslan, önergede Umut Vakfı’nın 2023 verilerini ve Jandarma Genel Komutanlığının atıf yaptı ve  yılın ilk yedi ayında bin 938 silahlı şiddet olayı yaşandığını söyledi. Olaylarda bin 200 kişi hayatını kaybettiği , bin 960 kişi de yaralandığını ifade etti:

Söz konusu silahlı şiddet olaylarında 1653 silah kullanılmıştır. Bunların 397’sinde uzun namlulu silah dahil tüfek, 1187’sinde tabanca, 60’ında beylik silahları, 285’inde ise çoğunluğu bıçak olmak üzere kesici aletlerle gerçekleştirilmiştir.

Jandarma Genel Komutanlığı’nın verilerine göre 2018-2021 yılları arasında silah bulundurma ruhsatı yüzde 100’ün üzerinde artmıştır. 2018’de 7 bin 630 olan silah bulundurma ruhsatı alan kişi sayısı, 2021 yılında 16 bin 569 olmuştur. 2018’de 3 bin 41 kişi taşıma ruhsatı alırken bu sayı 2021’de 9 bin 870’e çıkmıştır.”

“Silah edinmeyi zorlaştıracak düzenlemeler getirilmeli”

Çocukların silaha erişiminde de artış olduğunu vurgulayan Aslan, devamında şöyle dedi:

“Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre ise çocukların silaha erişiminde de artış yaşanmaktadır. Bakanlığın açıkladığı ceza mahkemelerinde açılan dosyaların yaşa ve cinsiyete göre dağılımına göre 2022’de ‘Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’ kapsamında 3 bin 352 çocuk yargılanmıştır.

Silah ya da bıçak kullandığı, bulundurduğu ya da ticaretini yaptığı gerekçesiyle hakkında dosya açılan 3 bin 352 çocuktan 455’i 12-14, 2 bin 897’si de 15-17 yaş grubundadır.

Toplumun can güvenliğinin sağlanması için bir an önce silah kullanımını ortadan kaldıracak ya da en aza indirecek tedbirler alınmalı, bireysel silahsızlanma için eğitim programları ve stratejiler geliştirilmeli ve ruhsatlı ya da ruhsatsız silah edinmeyi zorlaştıracak düzenlemeler getirilmelidir.

Bu nedenle artan bireysel silahlanmaya bağlı olarak yaşanan silahlı şiddet olaylarının önlenmesi ve bireysel silahlanmaya karşı önleyici tedbirler alınması amacıyla bir araştırma komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederim.”

Paylaşın