MHP İle İYİ Parti Arasında İttifak Polemiği: Akşener, MHP’den Ürkmektedir

MHP Lideri Devlet Bahçeli, İYİ Parti’ye 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler için çağrı yaparak “Çağırdık dönmediniz yuvaya, yerel iktidarda komşu olalım ülke hayrına” ifadelerini kullanmış ve sonrasında İYİ Partili ve MHP’li kurmaylardan karşılıklı açıklamalar gelmişti.

Son olarak MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’da konuya ilişkin açıklamada bulundu. Semih Yalçın, açıklamasında, “Sayın Genel Başkanımızın davetine icabet ederse bundan millet ve memleket kârlı çıkacakken, Meral Akşener’in sükûtundan ötürü partisi tartışmaların merkezine yuvarlanarak kan kaybetmektedir” dedi ve ekledi:

“Akşener kaçak güreşmekte, ya da gol yiyeceği korkusuyla topa girmekten kaçınmaktadır.  Seçim hezimeti sonrasında âdeta sinmiş bir görüntü veren Meral Akşener, MHP’den ürkmektedir. Bu korkunun tezahürlerini, topu sürekli attıkları 26 Ağustos tacında da milletin hakemliğinde göreceğiz. Esasen İP’in en büyük sorunu, bir kurumsal kimliğinin olmamasıdır.”

Açıklamasının devamında, “Akşener; parti genel başkanından çok, okul idaresinde terör estiren, öğrencilere sürekli parmak sallayan huysuz ve geçkin bir müdire havasındadır” diyen Yalçın’ın özetle şu ifadeleri kullandı:

“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İP’e yönelik komşuluk çağrısı hâlâ gündemdeki yerini korumakta, hem medyada hem de kamuoyunda mesele üzerindeki tartışma ve değerlendirmeler sürmektedir.

Sayın Devlet Bahçeli’nin İP’e dönük daveti; karşılıklı siyasi yaklaşma, yumuşama, gerginliği azaltma ve peşin hükümleri ortadan kaldırma yolunda atılmış bir adım, bilgece sergilenmiş bir siyasi diplomasi örneğidir.

Ne yazık ki çağrının muhataplarınca böylesi bir fırsat “iyi” değerlendirilememiş, enine boyuna düşünülüp istişare edilmeden büyük bir siyasi nezaketsizlik ve seviyesizlikle reddedilmiştir.

Sayın Devlet Bahçeli; sadece MHP’nin lideri değil, aynı zamanda devletimiz için varlığı itimat telkin eden akil bir insan, büyük bir dava adamı ve bilge bir Türk milliyetçisidir.

Onun büyük bir içtenlik, serinkanlılık ve barışçı tavırla yaptığı davete; muhatabı yerine yetkili yetkisiz, akıllı akılsız, köklü köksüz bir takım isimlerin cevap vermesi, İP’in siyasi terbiye kültürünün, politika adabının oluşmadığını, olgunlaşmadığını göstermiştir.

Söz konusu davetin birinci muhatabı İP Müdiresi Meral Akşener’dir, ancak Müdire Hanım sessizliğini koruyup susmaktadır. Sayın Genel Başkanımızın davetine icabet ederse bundan millet ve memleket kârlı çıkacakken, Meral Akşener’in sükûtundan ötürü partisi tartışmaların merkezine yuvarlanarak kan kaybetmektedir.

Akşener kaçak güreşmekte, ya da gol yiyeceği korkusuyla topa girmekten kaçınmaktadır. Seçim hezimeti sonrasında âdeta sinmiş bir görüntü veren Meral Akşener, MHP’den ürkmektedir. Bu korkunun tezahürlerini, topu sürekli attıkları 26 Ağustos tacında da milletin hakemliğinde göreceğiz.

Esasen İP’in en büyük sorunu, bir kurumsal kimliğinin olmamasıdır. İP’i siyasi literatürde tarif eden uygun, yerine oturan ifade, kavram ve kelimeler de bulunmamaktadır. Bu parti, CHP’ye veya bölücü terör örgütünün siyasi acentesi HDP’ye nispetle tanımlanabilmektedir. İP; bu bağlamda bir yancı, iş birlikçi veya kuyruk sokumu parti görünümündedir.

İP’in ikinci büyük sorunuysa başındaki kişinin liderlik hassasının bulunmayışı ve siyaset etme yeteneğinin kıt oluşudur. Meral Akşener; parti genel başkanından çok, okul idaresinde terör estiren, öğrencilere sürekli parmak sallayan huysuz ve geçkin bir müdire havasındadır.

Bu durum, İP açısından muhataralı, güvensiz ve muammalı bir siyasi gelecek tablosu çizilmesine yol açmaktadır. Hâlbuki gelecek yıl yapılacak 31 Mart Yerel Seçimlerinde millet, İP’i kendi kurumsal kimliğine sahip bir parti olarak müstakil surette seçimlere girecek kemal, yetkinlik ve cesarette görmek isteyecektir.

Oysa İP sözcüleri hâlâ denenmiş ve hüsrana sebep olmuş ittifakla ayakta kalma derdindedir. Bütün bunlardan daha önemlisi; İP, MHP’nin kötü bir taklitçisi ve rol çalıcısı mı olacak, yoksa kendine yeni ve farklı bir siyasi gömlek mi biçecektir, milletimiz buna bakacaktır. Çünkü MHP varken MHP’cilik oynayanlara millet itibar etmeyecektir.

Bu bağlamda 26 Ağustos’ta İP Müdiresi Meral Akşener’in ortaya koyacağı tavır, bu partinin nerede konumlanacağına dair belirleyici unsur olacaktır. Bilindiği üzere 26 Ağustos, Millî Mücadele’nin en önemli safhalarından birinin, müstevlilere son büyük darbenin vurulduğu Büyük Taarruz’un başlangıcıdır.

Ne var ki taarruz eylemi ve tabiri, İP’in güdük ve şekilsiz siyasi müktesebatına sığmamaktadır. Zaten İP; bugüne kadar siyaset hayatımızda hücum yerine sürekli geri çekilmeyi, ricatı seçmiştir. İP; kazanmaya değil, kaybetmeye tiryaki olmuştur.

İP, kendine hep yanlış yol arkadaşları seçmiştir. Şurası bir hakikattir ki İP, küresel ısınmanın Türk siyaset hayatındaki aşırı sıcak izdüşümü olarak kaynamaya, tandır gibi yanmaya devam etmektedir. İP’in geçmişi ve siyasi birikimi olmadığı için bir parti geleneği de yoktur.

İP’in Türk milliyetçileri ve bütün vatanseverleri için çatı parti olma teziyse tümüyle çürüktür. Zira bu mikro terazi bu sıkleti çekemez ve siyasi kolonları olmayan bir partinin çatısı çarçabuk çöker. İlk ciddi depremde yıkılacak çürük bir bina hâlindeki İP; çatı olamaz, çatırdar.

Hatta bu parti, sırf iktidar değişikliği uğruna ayıyla yatağa girmeyi, teröristlerin siyasi acenteleriyle temas kurmayı, çakallarla dans etmeyi bile göze almıştır. Bu yüzden de girmediği kılık, takmadık siyasi zincir bırakmamıştır.

Bir atasözünde şöyle denilmektedir: “Kendi otağını bırakıp itin yatağına kıvrılan, uyandığında tasmayı boynunda bulur.”

Nasıl başıbozuk ve disiplinsizlerle sistemli bir siyasi kavga yürütülemez ise İP’te yuvalanmış mücadele kaçkınlarıyla da Türk milliyetçiliği ve vatanın bütünlüğü davası güdülemez. Mahalleden kaçan mirasyedi ve hayırsız evlatlara “Bizim mahalleye gelin.” dediysek harim-i ismetimize girip soygun yapın da demedik.

MHP’nin mirası emin ellerdedir. Milliyetçi- Ülkücü Hareket’in mensupları ve MHP camiası olarak, bu kutlu mirasın haytalarca çalınıp politika çarşısında pazarlanmaya çalışılmasına müsaade etmeyiz. MHP; Türk milliyetçiliği davasının hem bekçisi, hem askeri, hem de alemdarıdır.

MHP, kökü binlerce yıllık maziye uzanan büyük bir varlık davasının siyasi hayatımızdaki yegâne ehil ve liyakatli temsilcisidir. MHP, Ülkücü şehitlerin aziz ruhlarıyla yücelen, gazilerimizin fedakârlıklarıyla yükselen 54 yıllık köklü bir hareketin temsilcisidir.

Tarih ve kader, MHP’ye Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in siyasi temsilciliği misyonunu biçmiştir. Bu gömleği giymek için 54 yıllık kutlu mücadeleye layık ve gönülden bağlı olmak icap eder. Sadece liyakat ve ehliyet değil, baba ocağı konumundaki MHP’ye sadakat ve merbutiyet de elzemdir.

Rabıtası sağlam, aidiyet hissi kuvvetli, mensubiyet şuuru olgunlaşmış Ülkücülerin otağı olan MHP’ye öykünmekle Türk milliyetçiliği davasına rehber olunamaz. Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in sağlında altını çizdiği gibi, Ülkücü kalmanın, Ülkücü kalarak Türk milliyetçiliğine hizmet etmenin şartı MHP’de yer almaktır.

MHP saflarında mücadele etmek, her Ülkücünün görevi ve aynı zamanda da vecibesidir. İP’liler, bizim gömleğimizle rol kesmeye kalkmasınlar. Sadakatsiz, disiplinsiz, sorumsuz, vefasız ve hıyanete meyilli kavga kaçaklarıyla dönme ve devşirmeler tarafından kurulmuş derme çatma bir partiyi çatı ittihaz ederek MHP’nin Türk siyasi hayatındaki yerini almaya çalışmak; yaya aya gitmekten farksızdır.

Milletimizin MHP’ye biçtiği tarihî rolü siyaseten iğdiş etmek maksadıyla alternatif politika üretme gayreti, hadımın zürriyet peşine düşmesi gibidir. MHP; siyaset sahnesinde edindiği yeri, yarım asrı aşkın sürede bütün ağır imtihanlardan geçen teşkilatlarının eksilmeyen gücü kadar, milletin 54 yıldır gösterdiği büyük teveccühün mehabetine borçludur.

Hep söylediğimiz gibi; MHP lider odaklı bir dava partisidir. Liderinin siyaset satrancındaki ustalığı, siyasetteki müessiriyet ve özgül ağırlığını arttırmaktadır. Milletimiz MHP’yi varlık sigortası, beka güvencesi, toplumsal barış ve sükûnun siyasi garantörü olarak görmektedir. MHP’ye alternatif olmaya, bizden rol çalmaya kalkan haramzadeleri, 26 Ağustos’tan önce bu gerçeklerle yüzleşmeye davet ediyoruz.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Geri Adım: İstanbul İçin Adaylığını Açıkladı

Haliç Kongre Merkezi Galata Salonu’nda basın toplantısı düzenleyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul belediye başkanlığına yeniden aday olduğunu açıkladı ve “Şehrimizin yağmalanmasına karşı çıkmak için bir kez daha yola çıkıyorum. İstanbul ittifakını kurmaya geliyorum. İstanbulluları bu yürüyüşe davet ediyorum” dedi.

Ekrem İmamoğlu, konuşmasında ayrıca ittifak vurgusu da yaparak, “İstanbul Büyükşehir Belediyesini hep birlikte korumalıyız. Seçimlerde İstanbul’u kazanmak için bir araya gelmeliyiz. Aramızdaki tartışmaları bir kenara bırakmalıyız. Ben 2019’daki gibi partiler üstü İstanbul ittifakını kurmak için elimden geleni yapacağım” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Haliç Kongre Merkezi Galata Salonu’nda basın toplantısı düzenledi. konuşmasından öne çıkan bölümler şu şekilde:

“Ben hayatım boyunca bir koltuğa değil bir misyona aday oldum. Bugün bu misyon yeni bir yönetim bu topraklarda.

Vatandaşın hayat kalitesini artırmak, adil kapsayıcı bir kalkınma, insanlarımızın hayat güvenliğinin sağlanması, depreme karşı ödünsüz önlemler, gelecek nesiller için gerçek bir refah, yaratıcı bir teknoloji hamlesi siyasi vizyonumuzun ana ilkeleridir. Biliyorum ki demokrasi, cesur bir toplum ve cesur liderlerle mümkün olabilir.

Ben hayatımın hiçbir döneminde siyaseti sadece siyasi partilerden ibaret görmedim. Siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez organlarıdır. Ama gücünü yerelden alan bir yönetici olarak siyaseti toplumla omuz omuza yapılan dönüştürücü bir eylem olarak algıladım.

Bundan sonra yol arkadaşlarımız, gençler, kadınlar, emekçiler, emekliler, engelliler ve keşfedilmeyi bekleyen girişimci yaratıcı zihinlerdir.

Bu vesileyle Türkiye’nin yönetiminden, yoksulluktan, demokrasinin ölüme terk edilmesinden, özgürlüklerimizin elimizden alınmasından, emeğin sömürülmesinden, kültür hayatımızın çölleşmesinden, gençlerimizin, doktorlarımızın, ustalarımızın ülkemizi terk etmesinden isyan eden kime oy verdiğine bakmaksızın yurttaşlarıma seslenmek istiyorum.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni hep birlikte korumalıyız. İBB’nin bu iktidarın eline geçmesinin maliyetine hep beraber bakmalıyız. İBB’yi gayri hukuki yollardan elde etmek için birçok yol denendi ve denemeye devam edecekler. Bunu şimdiye kadar halkımızın feraseti sonucu yapamadılar. Hep birlikte engelledik.

Seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni tekrar kazanmak için tekrar bir araya gelmeliyiz.

Aramızdaki tartışmaları bir yana bırakarak milletçe odaklanmalıyız. Parti ayrımı yapmadan beraberce hareket etmemiz gerekiyor. Partilerüstü İstanbul ittifakını kurmak için elimden geleni yapacağım. ub meselenin partiler üstü bir mesele olarak anlaşılacağına yürekten inanıyorum.

Bu vesileyle CHP’li yol arkadaşlarıma da seslenmek istiyorum:

Değerli yol arkadaşlarım, Mayıs 2023 seçimlerinde yaşadığımız hayal kırıklığı beni derinden üzmüştür. Ben bunu birçok vesileyle dile getirdim. Halkımızdan bu mağlubiyetten dolayı özrü diledim. Bu hayal kırıklığının nedenlerinden biri de yenilginin sorumluluğunu üstlenme, gerçekle yüzleşme konusunda gerekli duyarlılığın gösterilememesidir.

28 Mayıs gecesinden itibaren gösterilen tavır seçmenleri anlamadan çok uzaktır. Ne var ki benim dünyamda asla umutsuzluğa yer yoktur. Umudun önündeki engelleri kaldırmalıyız. Bu mağlubiyetin partimizde köklü, kapsayıcı tazelenme sürecinin başlamasına vesile olacağını da görüyorum.

Parti mimarimizi dönüştürdüğümüz takdirde halkımız bizim geleceğin Türkiyesini onlarla beraber kurmamızı bizden talep edecektir. Bu uğurda partimin değişimi dönüşümü siyaset hayatımın çok önemli bir misyonudur. Yürüdüğüm ve ulaşmak istediğim menzil de bu değişim ve dönüşümdür.

Artık CHP, seçim kaybedemez, kaybetmemeli. CHP ikinci parti olmakla övünemez, övünmemeli. Asla durumu idare edemez, etmemeli. CHP önderliğinde toplumsal ve siyasal muhalefetin yerel seçimleri kazanması bir zorunluluktur.

CHP’liler bu yüksek kazanma arzusuyla, azmi ile hareket etme mecburiyetindedir. Önümüzdeki seçimlerde sadece belediye başkanlıklarını değil belediye meclislerini de kazanmalıyız.

Bunun için bütün örgütümüz adaylarla birlikte bu değişim ve dönüşüm sürecine en güçlü şekilde uyum içinde çalışmak zorundadır. Unutmayın, dünyada bağımsızlık savaşı örgütlemiş, ülke kurmuş çok az örgüt vardır.

CHP küçük iktidarların partisi olamaz. CHP, küçük iktidarlarla asla tatmin olamaz. Bu alışkanlık sona ermelidir.

İstanbul’dan Tunceli’ye, Edirne’den Diyarbakır’a CHP’nin geçmişi tertemiz kadroları, parti emekçileri görevleri almaya hazırdır. CHP tarihini çok iyi bilen bu kadrolar yeniden bir tarih yazmak için önlerinin açılmasını beklemektedirler.

Değişim dönüşüm aynı zamanda unutmayalım ki bir kadro hareketidir. Genel başkandan yönetime, üye yapısından parti seçimlerine kadar pek çok hususu kapsamaktadır.

Yenilenme değişim dönüşüm tabii ki kolay değildir ama bunu hep birlikte gerçekleştirmek zorundayız. Bu dönüşümü başaramadığımız takdirde milletimizin seçim sonrası oluşan hayal kırıklığının kalıcı hale gelmesi en önemli risktir. Bu risk önümüzdeki yerel seçimlerin kazanılmasında ne yazık ki çok büyük bir engeldir.

Şunu net olarak görmemiz gerekiyor. Demokrasimizin karşı karşıya bulunduğu en önemli tehlike kitlemizin umutsuzluğu ve beklentisizliğinin kökleşmesi ve yapısallaşmasıdır. Bu çok büyük bir tehdittir. Halbuki bizim hayal kırıklığını çok daha büyük bir arzuya çevirmemiz çok zor değildir.

Ben partimin bir evladı olarak bu dönüşüme en içerikli ve etkin olarak katkımı sunmaya var gücümle devam edeceğim.

“İstanbul’a ihanet insanlığa ihanet olur”

İstanbul dünyanın en önemli merkezlerinden birisidir. Üç imparatorluğun başkentliğini yapmış mukaddes bir şehirdir. Ecdadımız bize büyük bir kültürel ve doğal miras bırakmıştır. İstanbul’a hizmet dünyaya hizmettir. İstanbul’a ihanet insanlığa ihanet olur.

Ben Büyükşehir Belediye Başkanı olarak ilk yola çıktığımda bu mukaddes şehrin en başarılı belediye başkanı olacağıma söz verdim. Bu sözümü tutmaya devam edeceğim.

Şehrimizin yağmalanmasına karşı İstanbul’u savunmak için bir kez daha yola çıkıyorum. 16 milyona eşit hizmet için yola çıkıyorum. Dünyanın tüm teknolojik yeniliklerine ev sahibi olmak için yola çıkıyorum.

2019’da olduğu gibi CHP’lilerle, farklı partilere gönül veren İstanbullularla, İstanbul gönüllüleriyle tekrar İstanbul ittifakını en güçlü şekilde kurmaya geliyorum. İstanbulluları bu yürüyüşe davet ediyorum. İnanınız ki her şey çok güzel olacak.”

Paylaşın

26 Ağustos: İYİ Parti İçin İktidar Yürüyüşünün Başlangıcı

Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta yapacağı konuşmasını önemli kılan birden fazla etken olduğunu vurgulayan İYİ Parti kurmaylar, 26 Ağustos’u “İYİ Parti’nin iktidar yürüyüşünün başlangıcı” olarak tanımlıyor. Kurmaylar, bu yoldaki ilk hedefin toplumla bütünleşme ve toplumun kucaklaşması olduğunu, finaldeki hedefin de iktidar olduğunu belirtiyor.

İYİ Parti, başlatacağı yürüyüşün adımlarının netleşeceği başka tarihler de belirlendi. İYİ Parti’nin kuruluş günü olan 25 Ekim’in bu kritik tarihlerden biri olduğunu belirten parti kurmayları, 26 Ağustos’ta yürüyüşün çerçevesinin çizileceğini; ortaya konulacak siyasi tasarımın adının, renginin, yöntemlerinin, İYİ Parti’nin Türkiye için sunduğu reçetenin detaylarının 25 Ekim’de netleşeceğini vurguladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta, Afyon’da yapacağı duyurulan konuşma siyaset kulislerini hareketlendirdi.

Başta İYİ Parti olmak üzere muhalefet seçmeninin beklentilerini yükselten bu konuşmaya dair birtakım iddialar dillendirilmeye başlandı. Akşener’in bundan sonraki süreçte, yerel seçimler de dahil olmak üzere ittifaklara dahil olmayacaklarını açıklayacağını dile getirenler olduğu gibi bu açıklamanın altının doldurulmaması halinde İYİ Parti’nin siyaseten büyük kayıp yaşayacağını belirtenler de oldu.

Parti yetkilileriyse konuşmanın ittifaklarla, yerel seçimlerle sınırlı dar bir alanı kapsamayacağını ve çok daha büyük bir “Türkiye ve siyaset tahayyülü” içerdiğini söyledi. İYİ Partili kurmaylar “konuşmanın altının dolu, zemininin sağlam olacağı” konusunda da iddialı.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre; İYİ Parti kurmaylarına göre 26 Ağustos konuşmasını önemli kılan birden fazla etken var. Bu etkenlerden ilkinin Türkiye’nin ihtiyacı olan ‘yeni siyaset anlayışı’ olduğunu belirten parti yöneticileri, Akşener’in 26 Ağustos’ta sadece İYİ Parti için değil Türkiye için de yeni bir siyaset hattı çizeceğini ifade etti.

Akşener’in 26 Mayıs’tan sonra ilk defa milletle bir araya gelerek kalabalık bir kitleye hitap edecek olmasının da kendileri için önemli olduğunu kaydeden kurmaylar, tüm Türkiye’yi şaşırtacak bir atmosfer ve içerikle karşılaşılacağını belirtti.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat yönettiği Büyük Taarruz’un ruhuna uygun bir atmosfer için çalışmalarının sürdüğünü söyleyen kurmaylar, Akşener’in o gün binlerce kişiyle buluşmasını, Türkiye’yi şaşırtacak bir atmosferin oluşmasını beklediklerini kaydetti.

Konuşmanın içeriğine ilişkin çalışmaların sürdüğünü, Akşener’in, konuşmasında vereceği mesajlara ilişkin parti yöneticilerinden öneriler aldığını da ifade eden kurmaylar, “İYİ Parti’nin Türk siyaseti için nasıl bir öneme sahip olduğunu hep birlikte göreceğimiz bir gün olacak” değerlendirmesini yaptı.

Basında iddia edilenin aksine konuşmada ittifakların gündem olmayacağını vurgulayan parti yetkilileri, “Genel başkanımızın Türkiye’yi merkeze alan, Türkiye’yi, Türkiye’nin vatanseverlerini bütünleştirecek, birleştirecek bir yaklaşım sunmasını bekliyoruz. Gündemimiz ittifaklar değil, gündemimiz Türkiye’nin kucaklaşması” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener’in konuşmasında Türkiye’nin güncel sorunları olan ekonomik geriye gidiş, göç, Akbelen tartışmasıyla öne çıkan ekolojik tahribatlar gibi başlıklara da değinmesi de bekleniyor. Partinin seçim yenilgisinden sonra muhalefet içi birtakım kavgalara çekilmek istendiğini belirten parti yöneticileri, bu kavgalara dahil olmadan yeni bir yol çizme sorumluluğunu üstlendiklerini vurguladı.

Finaldeki hedef “iktidar”

26 Ağustos için slogan dahil tüm teknik çalışmaların ve hazırlıkların sürdüğünü belirten parti yetkilileri, konuşma dışında heyecan yaratacak başka etkinlikler de olacağını söyledi.

26 Ağustos’u “İYİ Parti’nin iktidar yürüyüşünün başlangıcı” olarak tanımlayan kurmaylar, bu yoldaki ilk hedefin toplumla bütünleşme ve toplumun kucaklaşması olduğunu, finaldeki hedefin de iktidar olduğunu belirtti.

İYİ Parti, başlatacağı yürüyüşün adımlarının netleşeceği başka tarihler de belirlendi. İYİ Parti’nin kuruluş günü olan 25 Ekim’in bu kritik tarihlerden biri olduğunu belirten parti kurmayları, 26 Ağustos’ta yürüyüşün çerçevesinin çizileceğini; ortaya konulacak siyasi tasarımın adının, renginin, yöntemlerinin, İYİ Parti’nin Türkiye için sunduğu reçetenin detaylarının 25 Ekim’de netleşeceğini vurguladı.

Paylaşın

CHP İstanbul’da Kılıçdaroğlu, “Değişimciler” Karşısında Önde

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), 14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan “değişim” tartışmaları devam ederken, CHP İstanbul ilçe teşkilatlarında 5 Ağustos’ta başlayan ilçe kongreleri sürüyor. Şu ana kadar 17 ilçede seçimler yapıldı. Kalan 22 ilçenin seçimleri ise 3 Eylül’e kadar tamamlanacak.

Gazete Duvar’dan Ferhat Yaşar’ın parti içi yarışın İstanbul ayağında şu ana kadar ‘köklü değişim’ talebini sürekli dile getiren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yakın isimler geride kalmış görünüyor.

Tamamlanan seçimlerde il kongresinde oy kullanacak 230 kurultay delegesi seçildi. Bu delegelerin 150’sinin genel merkeze yakın isimler, 80 delegenin ise İmamoğlu’na yakın ve değişimi destekleyen partililer olduğu belirtiliyor.

İstanbul’da ‘değişimciler’ ile genel merkezin tercih ettiği isimler arasında 5 Ağustos’ta başlayan yarış 3 Eylül’e kadar devam edecek. Seçimleri tamamlanan 17 ilçeden Bağcılar, Silivri ve Başakşehir’de ilçe başkanları İmamoğlu’na yakın isimler oldu.

Yine İmamoğlu’na yakın olduğu bilinen Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün ise ilçe kongresinde delege listesine alınmadı. Önceki dönemlerde hep delege seçilen Akgün’ün adı böylece ilk defa listede yer bulamadı. İddiaya göre Akgün’ün isminin listeye eklenmesini İlçe Başkanı Halis Çiçekçi istemedi.

Bülent Kerimoğlu delege olamadı

Genel merkeze yakın isimlerden ise Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu ilçe kongresinde delege olmak istemedi. Kerimoğlu’nun bu tercihinin gerekçesine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

Kongre süreci başlamadan kısa bir süre önce Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul ilçe başkanlarıyla bir toplantı düzenlemişti. O toplantının amacının 39 ilçenin ‘değişim’ yönünde bir fotoğraf vermesi olduğu belirtilmişti. Ancak toplantıya sadece 12 ilçe başkanı katılınca fotoğraf da verilmemişti.

5-13 Ağustos tarihleri arasında 17 ilçede yapılan seçimlerde göreve gelen ilçe başkanları şöyle oldu:

Ataşehir: Celal Yalçın
Beylikdüzü: Mülayim Demirtaş
Gaziosmanpaşa: Hakan Bahçetepe
Tuzla: Eren Ali Bingöl
Zeytinburnu: Metin Doğan
Avcılar: Erdal Nas

Bağcılar: Murat Sönmez
Bakırköy: Gizem Başaran Arslan
Başakşehir: Beyzade Kayabaşı
Bayrampaşa: Hasan Mutlu
Beşiktaş: Alican Şen

Büyükçekmece: Halis Çiçekçi
Çatalca: Mehmet Seddar Çoban
Çekmeköy: Melda Tutan
Esenyurt: Hüseyin Ergin
Sancaktepe: Muharrem Aydın
Silivri: Berker Esen

22 ilçede yapılacak seçimler

Geriye kalan 22 ilçedeki seçim tarihleri ise şöyle:

19 Ağustos: Arnavutköy, Bahçelievler, Beykoz, Esenler, Ümraniye.
20 Ağustos: Eyüpsultan, Kağıthane, Maltepe, Şişli, Sultanbeyli.
26 Ağustos: Adalar, Beyoğlu, Küçükçekmece, Sultangazi, Üsküdar.
27 Ağustos: Pendik, Kadıköy.
3 Eylül: Şile, Güngören, Sarıyer, Fatih, Kartal.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Akşener, İstanbul Ve Ankara İçin Şerh Düşebilir

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, konuya ilişkin parti kulislerinden haberlerde gelmeye devam ediyor. Son olarak, Akşener’in, seçimlere yönelik olası bir ittifakta İstanbul ve Ankara için şerh düşebileceği öne sürüldü.

Öte yandan herhangi bir ittifak olmaz ise İYİ Parti’de İstanbul ve Ankara2 isim öne çıkıyor: Ankara için İYİ Parti Milletvekili Adnan Beker, İstanbul için Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu.

Ankara kulisleri bir yandan geride bıraktığı seçim sürecini değerlendirirken bir yandan da önümüzdeki yerel seçimlerde aday olacak isimleri tartışmaya başladı. CHP ile İYİ Parti’nin yerel seçimlerde ittifak kurup kurmayacağı henüz netlik kazanmasa da İYİ Parti’de yerel seçimler öncesi hazırlıkların başladığı öğrenildi.

tv100 Ankara Temsilcisi Deniz Gürel, İYİ Parti’ye ilişkin verdiği kulis bilgisinde “Herhangi bir ittifak olmaz ise 2 isim öne çıkıyor, İYİ Parti’de bunlara kesin gözüyle bakılıyor diyebiliriz Ankara adayları, bir tanesi İYİ Parti Milletvekili Adnan Beker, öbürü İstanbul’da Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu.” ifadelerini kullandı.

Gürel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta yapacağı açıklamaya ve 2024 yılında gerçekleşecek yerel seçimlere ilişkin şu kulis bilgilerini verdi:

İYİ Parti’de Akşener 26 Ağustos’ta yapacağı açıklamaya bazı şerhler düşeceği ifade ediliyor. Sayın Akşener bazı şehirlerde ittifak yapılacağına dair şerh düşebileceği beklentisi var. Ankara ve İstanbul’da ilçeler ve il düzeyinde ittifak yapılabileceği yapılabileceğine dair şerh düşecek.

Herhangi bir ittifak olmaz ise 2 isim öne çıkıyor, İYİ Parti’de bunlara kesin gözüyle bakılıyor diyebiliriz Ankara adayları, bir tanesi İYİ Parti Milletvekili Adnan Beker, öbürü İstanbul’da Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu.

Paylaşın

Diyanet, 2023 Yılının İlk Altı Ayında Rekor Harcamaya İmza Attı

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2023’ün ilk altı ayında, Türkiye genelindeki 141 bin 740 personeli için 16 milyar 105 milyon 928 bin liralık harcamaya imza attı. Başkanlığın mali tablolarında, personel giderinin 2023 sonu itibarıyla yıllık toplam bütçenin de üzerine çıkarak 41 milyar 995 milyon 605 bin lira olarak gerçekleşmesi öngörüldü.

Diyanet’in, “Mal ve Hizmet Alım” kaleminden yaptığı harcamalardaki artış da dikkati çekti. Başkanlık, 2022’nin ilk yarısında 292 milyon 786 bin liralık mal ve hizmet alım harcamasını, 2023’ün ilk yarısında yüzde 77’lik artış ile 520 milyon 459 bin liraya ulaştırdı.

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2023’ün ilk yarısına yönelik mali tablolarını gecikmeli olarak açıkladı. BirGün gazetesinden Mustafa Bildircin‘in haberine göre, Diyanet’in Ocak-Haziran döneminde de rekor harcamaya imza attığı belirlendi.

Diyanet’in 2023’ün ilk yarısında yaptığı toplam harcama, 2022’nin aynı dönemine oranla yüzde 99 arttı. Yalnızca personel giderindeki artış kayıtlara, yüzde 98 olarak geçti.

Başkanlık, Türkiye genelindeki 141 bin 740 personeli için 16 milyar 105 milyon 928 bin liralık harcamaya imza attı. Başkanlığın mali tablolarında, personel giderinin 2023 sonu itibarıyla yıllık toplam bütçenin de üzerine çıkarak 41 milyar 995 milyon 605 bin lira olarak gerçekleşmesi öngörüldü.

Diyanet’in, “Mal ve Hizmet Alım” kaleminden yaptığı harcamalardaki artış da dikkati çekti. Başkanlık, 2022’nin ilk yarısında 292 milyon 786 bin liralık mal ve hizmet alım harcamasını, 2023’ün ilk yarısında yüzde 77’lik artış ile 520 milyon 459 bin liraya ulaştırdı.

Diyanet’in, “Mal ve Hizmet Alım” kaleminden yaptığı harcamaların detayları şöyle kaydedildi:

Tüketime Yönelik Mal ve Malzeme Alımları: 344 milyon 46 bin lira
Yolluklar: 110 milyon 167 bin lira
Görev Giderleri: 5 milyon 203 bin lira
Hizmet Alımları: 48 milyon 789 bin lira
Temsil ve Tanıtma Giderleri: 427 bin 606 lira

Mali rapora göre Diyanet, Ocak-Haziran 2023 döneminde, “Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar” adı altında faaliyet gösteren vakıf ve derneklere toplam 137 milyon 656 bin lira aktardı. Vakıf ve derneklere 2023’ün ilk yarısında aktarılan paranın, 2022’nin ilk yarısına oranla yüzde 279 arttığı bildirildi.

Halil Konakçı hakkında inceleme başlatıldı

Öte yandan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle İmam Halil Konakçı hakkında inceleme başlattı. Edinilen bilgiye göre başkanlık tarafından, son günlerde sosyal medyadaki bazı paylaşımları nedeniyle din görevlisi Konakçı hakkında inceleme yapılacak.

Ne olmuştu?

Konakçı, Hatay için “Hatay’ın çoğunluğu Arap’tır. Kürt ve Arap kardeşlerimiz var orada. Hala da öyle. Fransızlar, ezanı Hatay’daki Müslüman köylerinde, camilerinde yasaklamadılar. Yine Fransız işgalindeki Hatay merkezinde, köylerinde ezan ‘Allahü ekber’ diye okundu 1938’e kadar. 1938’de Hatay Türkiye topraklarına katıldığında ilk yapılan iş ezanın yasaklanması oldu. Yani Fransız’ın yapmadığı zulmü bu topraklarda yaptılar” diye konuşmuştu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Seçim Yorumu: Sonuçların Sağlıklı Bir Analizi Yapılmıyor

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Millet İttifakı olarak kazanacağımıza inanıyorduk. Sadece biz değil, Saray ve çevresi de kaybedeceğini ilk kez düşünmeye ve yazmaya başlamıştı. O kadar ki Cumhur İttifakı kazanmak için ahlaki meşruiyetin dışına çıktı ve sahte videolar ve yalanlarla iktidarını korumaya çalıştı. Ben sonuçların sağlıklı ve verilere dayalı bir analizinin bizim entelektüel camia tarafından da yeterince ele alındığını ve değerlendirildiğini düşünmüyorum” dedi ve ekledi:

“Bütün verileri ele alıp, o çerçevede bir değerlendirme yapılabilseydi bence çok daha iyi olurdu. Kişisel baza indirgeyip; ‘Kazandı veya kazanmadı’, ‘yenildi’ veya ‘yenilmedi’ şeklindeki bir tartışmayı sürdürmeyi çok doğru bulmuyorum… Kuşkusuz bunları ‘tartışılmasın’ anlamında söylemiyorum. Ama tartışmaların veriye dayalı yapılması bizim de eksikliklerimizi görme olanağı sağlar. Ayrıca bu söylemlerim, bizim araştırma yapmadığımız şeklinde de yorumlanması… Biz de dersimize olabildiğince çalıştık ve çalışmaya da devam ediyoruz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, T24’ten Metin Kaan Kurtuluş‘a konuştu. Kılıçdaroğlu, kendisine gelen eleştirilere yönelik “Toplumun tüm kesimleriyle barışma ve demokrasi için buluşturma çabası yanlışsa, bu yanlışın en büyüğünü ben yaptım” dedi.

Kılıçdaroğlu, toplumun büyük bir bölümünü seçimi kazanacakları yönünde ikna etmelerini bir “başarı” olarak nitelendirirken, sonuçların beklenen yönde gelmemesinin muhalif seçmende “derin bir travma yarattığını” söyledi. Bu travmanın 2024 yerel seçimlerinde sandığa yansımayacağını düşündüğünü ifade eden CHP lideri, “Elbette hayal kırıklığı içinde veya beklentilerin gerçekleşmemesi nedeniyle bu tür söylemler oluyor. Yazılıyor, çiziliyor, sosyal medyada da söyleniyor. Ben sonuçta bu ülke insanının sağduyulu davranacağını düşünüyorum. Bizim kitabımızda umutsuzluğa yer yok” diye devam etti.

Kılıçdaroğlu, 2024 yerel seçimlerinde İYİ Parti’nin CHP adaylarını desteklemediği ve HDP’nin kendi adaylarını çıkardığı senaryoda CHP’nin İstanbul ve Ankara’yı kaybetme olasılığı sorulduğunda ise, “Niye kaybedelim? Belediye başkanlarımız başarılı” yanıtını verdi ve partisinin daha fazla belediye kazanacağını söyledi.

“Parti mücadelesi değil, demokrasi mücadelesi”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Bu parti seçime girebilsin diye CHP’den 15 vekil istedik. Hayatımın en büyük pişmanlığıdır” ifadeleriyle ilgili olarak da, “Ben o tür tartışmalara girmek istemem, kendi açımdan doğru da bulmam. Şuna inanırım, biz bir parti mücadelesi değil, bir demokrasi mücadelesi veriyoruz…” dedi.

Kılıçdaroğlu, seçimlerdeki oy oranlarını ise şöyle yorumladı: “Milletvekilliği seçimleri penceresinden sonuçlara baktığımızda oylarımızın arttığını görüyoruz. Uzun yıllardır milletvekili çıkaramadığımız bazı illerden (Rize – Kars – Düzce – Diyarbakır – Karabük – Erzincan gibi) milletvekili çıkardık. Bu bağlamda milletvekilliği seçim sonuçlarını en azından ilk kez milletvekili çıkardığımız iller için bir kazanım olarak gördük. Ayrıca deprem bölgesinde bizim oylarımız arttı. Bu sonuçlar sizi tatmin etti mi diye soracak olursanız, elbette ki hayır. Ama her halükarda oyu düşen parti AK Parti, ama tartışılan parti CHP oldu. Bizim oyumuz yükseldi, ama buna rağmen beklediğimiz sonucu alamadık. Beklediğimiz sonucu alabilseydik tartışmalar farklı yöne evrilecekti.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gelince, Millet İttifakı olarak kazanacağımıza inanıyorduk. Sadece biz değil, Saray ve çevresi de kaybedeceğini ilk kez düşünmeye ve yazmaya başlamıştı. O kadar ki Cumhur İttifakı kazanmak için ahlaki meşruiyetin dışına çıktı ve sahte videolar ve yalanlarla iktidarını korumaya çalıştı. Ben sonuçların sağlıklı ve verilere dayalı bir analizinin bizim entelektüel camia tarafından da yeterince ele alındığını ve değerlendirildiğini düşünmüyorum.

Bütün verileri ele alıp, o çerçevede bir değerlendirme yapılabilseydi bence çok daha iyi olurdu. Kişisel baza indirgeyip; ‘Kazandı veya kazanmadı’, ‘yenildi’ veya ‘yenilmedi’ şeklindeki bir tartışmayı sürdürmeyi çok doğru bulmuyorum… Kuşkusuz bunları ‘tartışılmasın’ anlamında söylemiyorum. Ama tartışmaların veriye dayalı yapılması bizim de eksikliklerimizi görme olanağı sağlar. Ayrıca bu söylemlerim, bizim araştırma yapmadığımız şeklinde de yorumlanması… Biz de dersimize olabildiğince çalıştık ve çalışmaya da devam ediyoruz.”

Paylaşın

En Az Göç Alan İl Ardahan; En Az Göç Veren İl Tunceli

2022 yılında en az göç alan iller sırasıyla 5 bin 391 kişi ile Ardahan, 7 bin 31 kişi ile Bayburt ve 8 bin 8 kişi ile Kilis olurken, en az göç veren iller ise sırasıyla 7 bin 578 kişi ile Tunceli, 7 bin 629 kişi ile Kilis ve 8 bin 157 kişi ile Ardahan oldu.

Haber Merkezi / Aynı dönemde İstanbul, 385 bin 294 kişi ile en çok göç alan il olurken, İstanbul’u sırasıyla 189 bin 104 kişi ile Ankara ve 132 bin 426 kişi ile İzmir takip etti. En çok göç alan iller olan İstanbul, Ankara ve İzmir’in aynı zamanda en çok göç veren iller olduğu görüldü.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İç Göç İstatistikleri 2022 verilerini açıkladı. Buna göre; Ülkemizde 2007-2008 döneminde yüzde 3,18 olan iller arası göç eden nüfus oranı, yıllar içinde inişli ve çıkışlı bir seyir izleyerek 2022 yılında yüzde 3,27 oldu. Diğer bir ifadeyle Türkiye’de 2022 yılında 2 milyon 791 bin 156 kişi iller arasında göç etti. Bu nüfusun yüzde 47,9’unu erkekler, yüzde 52,1’ini ise kadınlar oluşturdu.

Türkiye’de iller arası göç eden nüfusun dağılımına bakıldığında, İstanbul, 385 bin 294 kişi ile en çok göç alan il oldu. İstanbul’u sırasıyla 189 bin 104 kişi ile Ankara ve 132 bin 426 kişi ile İzmir takip etti.  En az göç alan iller ise sırasıyla 5 bin 391 kişi ile Ardahan, 7 bin 31 kişi ile Bayburt ve 8 bin 8 kişi ile Kilis oldu.

En çok göç alan iller olan İstanbul, Ankara ve İzmir’in aynı zamanda en çok göç veren iller olduğu görüldü. İlk sırada 418 bin 82 kişi ile İstanbul en çok göç veren il olurken; İstanbul’u 161 bin 912 kişi ile Ankara ve 107 bin 312 kişi ile İzmir takip etti. En az göç veren iller ise sırasıyla 7 bin 578 kişi ile Tunceli, 7 bin 629 kişi ile Kilis ve 8 bin 157 kişi ile Ardahan oldu.

Türkiye’de, 2022 yılında büyüklük olarak en fazla göç hareketliliği, 643 bin 998 kişi ile 20-24 yaş grubunda gerçekleşti. Söz konusu yaş grubunda göç edenlerin yüzde 42,5’ini erkekler, yüzde 57,5’ini ise kadınlar oluşturdu.

Ülkemizde 2022 yılında iller arası göç eden 2 milyon 791 bin 156 kişiden 591 bin 790’ı hanedeki fertlerden birine bağımlı göç etti. Diğer göç etme nedenleri incelendiğinde, 526 bin 8 kişinin eğitim, 479 bin 250 kişinin ise daha iyi konut ve yaşam koşulları nedeniyle göç ettiği görüldü.

Türkiye’de 2022 yılında cinsiyete göre göç etme nedeni incelendiğinde, hem erkeklerde hem de kadınlarda en çok hanedeki fertlerden birine bağımlı olarak göç hareketliliğinin yaşandığı görüldü. Erkeklerde 237 bin 574 kişi, kadınlarda ise 354 bin 216 kişi hanedeki fertlerden birine bağımlı göç etti.

Türkiye’de 2022 yılında, en fazla göç hareketliliğinin yaşandığı yaş grubu olan 20-24 yaş grubunun göç etme nedeni incelendiğinde, bu hareketliliğin en önemli nedeninin eğitim olduğu görüldü. Söz konusu yaş grubunda göç edenlerin 257 bin 676’sı eğitim, 91 bin 612’si işe başlamak / iş bulmak ve 50 bin 338’i ise daha iyi konut ve yaşam koşulları nedeniyle göç etti.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Pahalılığın Milletimizi Bunalttığının Farkındayız” Açıklaması

AK Parti’nin 22. kuruluş yıldönümüne ilişkin olarak video mesajla açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel krizlerin ülkemize etkilerinden kaynaklanan hayat pahalılığının son dönemde milletimizi bunalttığının farkındayız. Ülkemizin her meselesini çözdüğümüz gibi inşallah bu sıkıntıyı da hal yoluna yine biz koyacağız. Çalışanından emeklisine bu süreçte refah kaybı yaşayan her insanımızın hayat seviyesini eskisinin de üzerine çıkarmak boynumuzun borcudur” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan konuşmasında, “eskiden beri gelen kronik sorunlara” ek olarak Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinden etkilenen şehirlerin yeniden inşası için 104 milyar dolarlık bir yükünün olduğunu söyledi. Erdoğan, “Bu ağır yükün altından kalkarken kimsenin hakkını ihmal etmeyecek, kimsenin beklentilerini cevapsız bırakmayacağız. Milletimizle birlikte ilk defa böyle bir imtihandan geçiyor değiliz” diye ekledi.

Mesajında, 31 Mart 2024’te gerçekleşecek yerel seçimlerini yeni bir imtihan olarak tanımlayan Erdoğan, “Bir yandan yıkılan şehirlerimizi inşa etmek, diğer yandan hayat pahalılığının üstesinden gelmek ve aynı zamanda hedeflerimize doğru kararlılıkla yürümek için çalışıyoruz. Sıkıntılarımız mevcut ama hamdolsun onlardan çok daha büyük imkanlarımız var” dedi ve ekledi:

“Onca sınamayı başarıyla geride bırakmış Türkiye’yi gelip geçici gündemler içinde boğmaya, rotasından çıkarmaya, işleyen çarklarını durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Mahalli seçim sürecini de vesile ederek her yerde ve her zeminde milletimize bu tabloyu anlatarak bir kez daha oyunları bozacağız. Belediyelerdeki başarısızlıklarını sahte gündemler ve abartılı söylemlerle örtmeye çalışanların gerçek yüzlerini ortaya koyacak, 2024 Mart’ında emaneti beceriksizlerden alıp, ehline vereceğiz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti’nin 22. kuruluş yıldönümüne ilişkin olarak video mesajla açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“AK Parti’nin milletin bağrından doğan bir siyasi parti olarak ülkeye hizmet için yola çıkışının 22. yıl dönümündeyiz. “Artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü ile başladığımız bu yolculukta hamdolsun girdiğimiz her seçimden birinci çıkarak bugünlere geldik. Kuruluşumuzdan bugüne partimizin hangi kademesinde olursa olsun bu kutlu davanın başarısı için çalışan, emek veren, ter döken her bir kardeşime teşekkür ediyor, darı bekaya irtihal edenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

Yine ilk günden bugüne sandıkta verdiği destekle AK Parti’nin Türkiye’ye hizmet mücadelesinde hep yanında duran aziz milletimin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum. Yeri geldiğinde canı pahasına bize siper olan böyle asil bir milletin evladı olmakla ne kadar iftihar etsek azdır. Bu vesileyle 14 Mayıs’ta Meclis, 28 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki gayretleriniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum.

Küresel krizlerin ülkemize etkilerinden kaynaklanan hayat pahalılığının, son dönemde milletimizi bunalttığının farkındayız. Ülkemizin her meselesini çözdüğümüz gibi, inşallah bu sıkıntıyı da hal yoluna yine biz koyacağız. Çalışanından emeklisine, bu süreçte refah kaybı yaşayan her insanımızın hayat seviyesine eskisinin de üzerine çıkarmak, boynumuzun borcudur.

Biliyorsunuz eskiden beri gelen kronik sorunlara ilave olarak 6 Şubat depremlerinden etkilenen şehirlerimizin yeniden inşası için 104 milyar dolarlık bir yükle karşı karşıyayız. Bu ağır yükün altından kalkarken kimsenin hakkını ihmal etmeyecek, kimsenin beklentilerini cevapsız bırakmayacağız.

Milletimizle birlikte ilk defa böyle bir imtihandan geçiyor değiliz. Vesayetle boğuşurken karşımızdaki gücün sınır tanımayan ceberutluğunu biliyorduk. Gezi olaylarından sokaklar ateşe verilirken yazılan karanlık senaryoyla ülkenin nerelere götürülmek istendiğini biliyorduk. PKK’sından FETÖ’süne ve DEAŞ’ına kadar tüm terör örgütleri üzerimize salınırken karşımızdaki alçak tuzağın amacını biliyorduk. Ülkemize siyasi olarak diş geçiremeyen, milletimizi birbirine düşüremeyen çevrelerin ekonomimiz üzerinden çevirdikleri oyunları da biliyorduk. Tüm bu imtihanları Allah’ın yardımı ve milletimizin birlik, beraberliği sayesinde alnımızın akıyla geride bıraktık.”

2024 yerel seçim mesajı 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi yine bir imtihandan geçtiklerini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Bir yandan yıkılan şehirleri inşa etmek, diğer yandan hayat pahalılığının üstesinden gelmek ve hedeflerimize doğru kararlılıkla yürümek için çalışıyoruz. Sıkıntılarımız mevcut ama hamdolsun onlardan çok daha büyük imkanlarımız var. Onca sınamayı başarıyla geride bırakmış Türkiye’yi gelip geçici gündemler içinde boğmaya, rotasından çıkarmaya, işleyen çarklarını durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Mahalli Seçim sürecini de vesile ederek her yerde ve her zeminde milletimize bu tabloyu anlatarak bir kez daha oyunları bozacağız. Belediyelerdeki başarısızlıklarını sahte gündemler ve abartılı söylemlerle örtmeye çalışanların gerçek yüzlerini ortaya koyacak, 2024 Mart’ında emaneti beceriksizlerden alıp, ehline vereceğiz.

Yasama ve yürütmede ülkeyi yönetme sorumluluğunu bize tevdi eden milletimizin, belediyelerde de aynı feraseti göstereceğine yürekten inanıyorum. Bunun için şimdiden çalışmaya başlamalı, sahada en küçük bir boşluğa meydan vermemeliyiz. Unutmayınız, bizim bıraktığımız her boşluğu muhalefet, yalan ve iftira seliyle dolduracaktır. Bugün nasıl 22’nci yaşımızı 14-28 Mayıs seçimleri zaferinin kıvancıyla kutluyorsak, inşallah 23’üncü kuruluş yıl dönümümüze de 31 Mart 2024 seçim zaferinin sevinciyle ulaşacağız. Rabb’im, yar ve yardımcımız olsun.”

Paylaşın

AK Parti, İstanbul Ve Ankara İçin Kamuoyunun Nabzını Ölçüyor

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde seçim stratejileri netleşmeye başlıyor. Adalet Ve Kalkınma Partisi (AK Parti), yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara’yı kazanmak için aday adayı isimleri örgütte ve kamuoyunda tartıştırıp nabız ölçüyor.

En çok almak istediği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için şu ana kadar en çok ismi geçenler Murat Kurum ve Fahrettin Koca’ydı. Ancak son hafta içinde Fahrettin Koca’nın tarikatlardan ve muhafazakâr Kürtlerden oy alma kapasitesi olsa da Karadenizli oyların İmamoğlu’na gitmesi ile durumun dengeleneceği düşünülerek farklı isimlere yönelindi.

İmamoğlu’nun önünü kesmek için Karadenizli bir adayı gündemine alan AK Parti, eski İçişleri Başkanı Süleyman Soylu çok istese de onu aday yapmayı düşünmüyor. Kentli seçmenin kutuplaştırıcı siyasete uzak durduğu göz önüne alınarak Soylu yerine başka Karadenizli aday isimleri masaya yatırıldı. Son olarak il başkanı Osman Nuri Kabaktepe’nin ismi ön plana çıktı.

Öte yandan İYİ Parti’de yerel seçimlerde pazarlıkta bu kez el yükselme adına partinin yönetim kademelerinden CHP’ye yönelik sert eleştiriler ve ittifak olmayacakmış gibi açıklamalara ağırlık veriliyor. Ancak İYİ Parti’nin ittifaksız seçime girmesi halinde il ve ilçe belediyesi kazanma şansı görülmediğinden seçim öncesinde ittifaka girileceği ancak bu kez pazarlığın sıkı tutulacağı söyleniyor.

CHP ile ittifakta, geçen seçimlerde aldığı şehirlerde başarı kazanamayan İYİ Parti’nin bu kez garanti il ve ilçelerden pay isteyeceği konuşuluyor. İstanbul’dan Bakırköy, Eyüp, Çatalca ve Üsküdar’ı isteyeceği konuşulan İYİ Parti, büyükşehirlerden de Balıkesir, Bursa, Denizli, Mersin dışında İzmir’i hedefe koymuş görünüyor.

Cumhuriyet’ten Miyase İlknur‘un haberine göre AKP, yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara’yı kazanmak için aday adayı isimleri örgütte ve kamuoyunda tartıştırıp nabız ölçüyor. En çok almak istediği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için şu ana kadar en çok ismi geçenler Murat Kurum ve Fahrettin Koca’ydı. Ancak son hafta içinde Fahrettin Koca’nın tarikatlardan ve muhafazakâr Kürtlerden oy alma kapasitesi olsa da Karadenizli oyların İmamoğlu’na gitmesi ile durumun dengeleneceği düşünülerek farklı isimlere yönelindi.

İmamoğlu’nun önünü kesmek için Karadenizli bir adayı gündemine alan AKP, eski İçişleri Başkanı Süleyman Soylu çok istese de onu aday yapmayı düşünmüyor. Kentli seçmenin kutuplaştırıcı siyasete uzak durduğu göz önüne alınarak Soylu yerine başka Karadenizli aday isimleri masaya yatırıldı. Son olarak il başkanı Osman Nuri Kabaktepe’nin ismi ön plana çıktı.

İstanbul’da Sivas ve Kastamonuluların ardından üçüncü sırada Orduluların gelmesi ve il başkanı Osman Nuri Kabaktepe’nin de Ordulu olması diğer Karadenizli isimlere oranla onu avantajlı kılıyor. Refah Partisi kökeninden gelen Osman Nuri Kabaktepe’nin Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi oylarını çekebilecek aday olmasının dışında örgütü motivasyonla çalıştıracak isim olması da avantajını artırıyor.

İzmir’de AKP için Mahmut Özgener adı sıklıkla dillendirilse de sosyal demokrat tabana daha yakın, Kürt ve Alevilerden oy alabilme özelliklerine sahip başka isimler üzerinde duruluyor.

İYİ Parti İle CHP

İYİ Parti’de yerel seçimlerde pazarlıkta bu kez el yükselme adına partinin yönetim kademelerinden CHP’ye yönelik sert eleştiriler ve ittifak olmayacakmış gibi açıklamalara ağırlık veriliyor. Ancak İYİ Parti’nin ittifaksız seçime girmesi halinde il ve ilçe belediyesi kazanma şansı görülmediğinden seçim öncesinde ittifaka girileceği ancak bu kez pazarlığın sıkı tutulacağı söyleniyor.

CHP ile ittifakta, geçen seçimlerde aldığı şehirlerde başarı kazanamayan İYİ Parti’nin bu kez garanti il ve ilçelerden pay isteyeceği konuşuluyor. İstanbul’dan Bakırköy, Eyüp, Çatalca ve Üsküdar’ı isteyeceği konuşulan İYİ Parti, büyükşehirlerden de Balıkesir, Bursa, Denizli, Mersin dışında İzmir’i hedefe koymuş görünüyor.

Anketlerde parti tabanının İzmir Büyükşehir adaylığı için en çok istenen isim olarak gösterdiği İzmir milletvekili Ümit Özlale, bir süreden beri İzmir’de sivil toplum örgütleri ve kanaat önderleri ile görüşüp nabız yokluyor.

Mahalle delege seçimlerinden sonra ilk geçen hafta sonu yapılan ilçe belediye başkanlığı seçimlerine dün de devam edildi.

Kurultaya en çok delege gönderecek il olması nedeniyle gözler İstanbul’daki ilçe başkanlığı seçimlerine çevrilmiş durumda. Geçen haftaki takvime göre İmamoğlu’nu destekleyen mahalle delegelerin ağırlıkta olduğu ilçelerde seçim yapılmış, Ataşehir dışında, Tuzla, Gaziosmanpaşa, Beylikdüzü ve Zeytinburnu ilçelerini beklendiği gibi kazanmışlardı.

Dün de Avcılar, Bağcılar, Bakırköy, Başakşehir, Silivri, Çatalca, Esenyurt, Çekmeköy, Sancaktepe, Beşiktaş, Bayrampaşa ve Büyükçekmece seçimleri tamamlandı.

İlk sonuç Kılıçdaroğlu taraftarlarının ağırlıkta olduğu Bakırköy’de alındı. Tek liste ile girilen seçimde 12 il delegesi Kılıçdaroğlu 3 il delegesi de İmamoğlu yandaşları arasından seçildi.

Çatalca, Beşiktaş, Silivri ve Sancaktepe’de de seçime tek liste ile gidildi. Beşiktaş, Silivri, Bağcılar ve Başakşehir ilçelerini Değişimciler, Çekmeköy, Avcılar Sancaktepe’yi Genel Merkeze yakın ekip kazandı. Çatalca iki gruba da eşit mesafede gibi duruyor. Esenyurt’ta ise mevcut ilçe başkanı Hüseyin Ergin’i istemeyen Belediye Başkanı Kemal Deniz ayrı liste çıkardı ama seçimi değişim grubuyla ittifak yapan Hüseyin Ergin kazandı.

Paylaşın