MHP İle İYİ Parti Arasında “İttifak” Polemiği

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti’ye yaklaşan yerel seçimler için çağrı yaparak “Çağırdık dönmediniz yuvaya, yerel iktidarda komşu olalım ülke hayrına” ifadelerini kullanmıştı. Bahçeli’nin bu açıklaması sonrası İYİ Parti ve MHP’li kurmaylardan karşılıklı açıklamalar gelmeye devam ediyor.

Haber Merkezi / Bahçeli’nin yerel seçimde ittifak çağrısıyla ilgili yazılı açıklama yapan İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, İYİ Parti’nin seçim çalışmaları ve olası yol haritasının kamuoyunda geniş biçimde irdelendiğini belirterek, “Farklı iddiaların da öne çıkarıldığı görülmektedir. Dün de bir TV programında MHP üzerinden benzer bir gelişme zuhur etmiş ve bugün gün içerisinde kimi yetkililerince kurumsal kimliğimizi hedef alan talihsiz açıklamalar ortaya konulmuştur” dedi.

Zorlu’nun açıklamasının devamında ise şu ifadeleri kullandı: “Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, 24 Haziran 2023’te gerçekleşen büyük kongremizde 85 milyon insanımız için siyasette yeni bir zemin, yeni bir yol açma irademizi ortaya koymuş ve en büyük gücümüze yani milletimize kulak vereceğimizi ifade etmiştir.

Söz konusu tartışmaya ilişkin olarak partimizin görüşünü açıkça kamuoyuna iletiyor ve güzel ülkemizin temiz kalpli insanlarını, milliyetçilerini, vatanseverlerini, Türkiye sevdalılarını ülke ve millet hayrına İYİ Parti’de buluşmaya davet ediyoruz: 26 Ağustos ruhuyla rotamız net, pusulamız millet!”

Zorlu’nun açıklaması sonrası MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın da konuya ilişkin sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, Bahçeli’nin “samimi ve yürekten çağrısına” verilen “tutarsız ve kaçamak cevaplar, bu partide hüküm süren kendini ve aslını inkâr çıkmazının bir başka yüzünü ele verdi” ifadesini kullandı.

İYİ Parti’nin bugüne kadar “birçok hatalı siyasi manevra” yaptığını ve “millet nezdinde zaten zayıf olan inandırıcılığını büsbütün yitirdiğini” iddia eden Yalçın, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Altılı Masa’dan ayrılıp sonra tekrar geri dönmesini ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanması için çaba göstermesini bunlara örnek verdi.

Semih Yalçın, Bahçeli’nin “‘Güvenilir komşular edinin. Güvenli limana demirleyin’ kabilinden çağrısını peşinen ve kalibresi çok düşük bir siyasi üslupla reddederek en büyük yanlışa düştü” dedi. İYİ Parti’yi “MHP taklitçiliğine soyunmakla” suçlayan Yalçın, asıl varken milletimiz kötü kopyaya veya ucuz taklide itibar etmez” diye devam etti.

Devlet Bahçeli, İYİ Parti’nin 3-4 Ağustos 2019’da düzenlediği kurultay öncesinde MHP’den ayrılanları yeniden partiye davet etmişti.

MHP Lideri Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi’nden kopan dava arkadaşlarımız 25 Ekim 2017’de İYİ Parti’yi kurmuşlardır. Ancak geçmişte birlikte yürüyüp, beraberce mücadele ettiğimiz arkadaşlarımızın önemli bir kısmı aradıklarını bulamamışlar veya kenara itilmişlerdir.

Çağrım şudur: Fiziken orada, fikren aramızda bulunan dava arkadaşlarımın müştereken karar alıp Milliyetçi Hareket Partisi’ne dönüşün tarihi sorumluluğunu yerine getirmeleri halisane ve samimi beklentimdir. İYİ Parti’nin Olağanüstü Kurultay’ında MHP’yle bütünleşme ve birleşme hamlesi Türkiye’nin gücüne güç katacak” demişti.

Bahçeli’nin çağrıları İYİ Parti tabanında karşılık bulmamıştı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise Bahçeli’nin bu çağrısına, “Genel Merkez’deki çalışmaları bitirdik, evime dönüyorum” mesajı atarak yanıt vermişti.

Kasım 2015 genel seçimleri sonrasında Milliyetçi Hareket Partisi bünyesinde bulunan bazı milletvekilleri ve parti üyeleri genel başkan Devlet Bahçeli’nin seçim başarısızlığını eleştirerek parti içerisinde sert bir muhalefet gösterdiler.

Başta Meral Akşener, Ümit Özdağ ve Sinan Oğan gibi isimler MHP’yi olağanüstü kongreye götürmek için delege imzaları toplamaya başladı. Ancak hukuki nedenlerle olağanüstü kongreye gidemeyen Milliyetçi Hareket Partisi, Disiplin Kurulu’nun aldığı karar sonrasında Meral Akşener, Yusuf Halaçoğlu ve Ümit Özdağ gibi isimleri partiden ihraç etti.

Meral Akşener, Koray Aydın; Milliyetçi Hareket Partisi’nden ihraç edilen dört milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Nuri Okutan, Ümit Özdağ, İsmail Ok; Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa eden Doğru Yol Partisi kökenli İzmir milletvekili Aytun Çıray ve 200 kişilik kurucu üye ile 25 Ekim 2017 tarihinde, Ankara Yenimahalle’de bulunan Nâzım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde yapılan kongrede İYİ Parti kuruldu; partinin ismi, logosu ve sloganı açıklandı ve Meral Akşener oy birliğiyle partinin ilk genel başkanı seçildi.

Kurucu üye listesinde ağırlıklı olarak Milliyetçi Hareket Partisi ve ülkücü kökenli kimseler bulunsa da Refah Partisi, Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi ve Demokratik Sol Parti’de görev yapmış kişiler de bulunmaktadır.

Parti kurulduktan 17 gün sonra Çankaya’da genel merkez binası açıldı. Meral Akşener burası için “İyilerin Evi” ismini verdi.

Paylaşın

Cevdet Yılmaz: ‘Orta Vadeli Program’ın Hedefi Yek Haneli Enflasyon

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “2026 perspektifinde hatırlayacağımız, orta vadeli programımızın hedefi tek haneli bir enflasyona ülkemizi ulaştırmak. Bu çerçeveyi Merkez Bankasıyla birlikte hükümetimiz hedef birliği içinde ortaya koyacaktır” dedi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Finans Merkezi’nde finans dünyasının temsilcileri ile bir araya geldi.

Toplantıya Türkiye Bankalar Birliği üyeleri, Türkiye Vakıflar Bankası, Türkiye İş Bankası, Türkiye Halk Bankası, Türkiye Garanti BBVA, Yapı ve Kredi Bankası, Akbank, QNB Finansbank, Denizbank, Türk Eximbank, Türk Ekonomi Bankası, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası ve ING temsilcileri katıldı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz toplantı öncesi basına açık bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Konuşmasında, “2026 perspektifinde hatırlayacağımız, orta vadeli programımızın hedefi tek haneli bir enflasyona ülkemizi ulaştırmak. Bu çerçeveyi Merkez Bankasıyla birlikte hükümetimiz hedef birliği içinde ortaya koyacaktır” diyen Cevdet Yılmaz, özele şu ifadeleri kullandı:

Orta vadeli programımızı 3 sac ayağı üzerine inşa ediyoruz. Birincisi mali disiplin, burada tabi son dönemlerde yaşadığımız büyük bir felaket var. Diğer taraftan parasal politikalar, para politikamızın ana çerçevesiyle orta vadeli programımızda yer alacak. Üçüncü bir ayağı var orta vadeli programımızın, mali politikalar ve para politikaları dışında, yapısal reformlar.

Bir geçiş sürecindeyiz. Belli politikalarımızda güncellemeler gerçekleştiriyoruz. Bu geçiş sürecinde de sistemin sıhhati, sistemin iyi işlemesinin tek tek aktörlerin pozisyonlarının önünde olması gerektiğini düşünüyoruz. Sistemi hep birlikte iyileştirme, hep birlikte geliştirme perspektifi tek tek aktörlerin pozisyonunun önünde olmak durumunda.”

“Orta vadeli programda yol haritamızı paylaşacağız”

Öte taraftan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Batman’da katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada, bir taraftan mali disiplini yeniden tesis ederken, bir taraftan da enflasyonu tek haneye düşürecek bir çaba içerisine girdiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Yeni dönemde bizim en büyük önceliğimiz tabii ki makro finansal istikrarın pekiştirilmesi. Onun için bildiğiniz gibi para politikasında bir rasyonelleşmeye doğru gidiyoruz. Maliye politikasında deprem etkisi, ki bir kerelik bir etkidir, onun dışında kalan alanda yine Türkiye’nin bütçe dengelerini maksim kriterleri ölçüsünde şekillendiriyoruz.

Dolayısıyla bir taraftan mali disiplini tekrar tesis ediyoruz, bir taraftan para politikasında enflasyonu tek haneye düşürecek bir çaba içerisine girmiş bulunmaktayız. Bunları destekleyecek bir de yapısal reform gündemimiz var. Eylülün başında orta vadeli programı açıklayacağız. Orta vadeli programda biz yapısal reformlar noktasında da yol haritamızı paylaşacağız.

Dolayısıyla orta vadeli program hem özel sektör için hem kamu için önemli bir rehber, bir yol haritasını ifa edecek. Enflasyon politikasını Merkez Bankası paylaştı. 2024 ve sonrasında gerek para politikasını, gerek maliye politikasını, gerekse gelirler politikasını biz bu çerçevede şekillendireceğiz. Dolayısıyla enflasyonu tekrar tek hanelere düşürmek için bütün politika araçlarını kullanacağız.”

Paylaşın

“Diyanet İşleri Başkanı Görevden Alınma Korkusu Yaşıyor” İddiası

Yaptığı açıklamalar ile gündemden düşmeyen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş hakkında dikkat çeken bir iddia öne sürüldü. Erdoğan’ın desteğini almaya çalışan Ali Erbaş’ın, “Görevden alınma korkusu” ile hareket ettiği iddia edildi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, son olarak Yalova’da verdiği bir hutbede çalışma ve ders saatlerinin Cuma namazına göre düzenlenmesi gerektiği açıklaması ile gündeme gelmişti.

BirGün gazetesinden Mustafa Bildircin’in haberine göre, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, son dönemde yaptığı açıklamalarla tartışmaların odağına oturdu.

Yalova’da verdiği hutbede çalışma ve ders saatlerinin Cuma namazına göre düzenlenmesini isteyen Erbaş, uzun süredir iktidarın ajandasında olduğu belirtilen hafta tatilinin pazardan cumaya alınması tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Erbaş’ın hemen her söylemi, ekonomik krizin giderek derinleştiği Türkiye’de en çok tartışılan konular arasına girdi.

Diyanet İşleri Başkanlığı kaynaklarından yapılan açıklamalarda Erbaş’ın, “Kasıtlı olarak” hareket ettiği savunuldu. İddiaya göre, “Görevden alınma korkusu” yaşayan Erbaş, ders saatlerinin Cuma namazına göre düzenlenmesine yönelik çıkışı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın desteğini arkasına alabilmek için yaptı.

“Hedef saptırıyor”

Erbaş’a yönelik iddialar arasında, Atatürk’e yönelik düşmanca söylemleri, muhalefeti hedef alan açıklamalarıyla gündeme gelen Ankara Melikehatun Camii imamı Halil Konakçı’ya da “Muhafazakar çevreyi rahatsız etmemek için dokunmadığı” da yer aldı.

Türkiye’de, “Ders saatlerinin Cuma namazına denk gelmesi” gibi bir tartışma olmadığını, Cuma namazına gitmek isteyen öğrencilere kolaylık sağlandığını belirten Diyanet kaynakları, Erbaş’ın bunu bilmesine karşın “sorun” var” görüntüsü vermeye çalıştığını anlattı.

Erbaş’ın tüm çabasının, ekonomik krizin konuşulmasını engelleyerek koltuğunu sağlamlaştırmak olduğunu öne süren Diyanet çevreleri, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi tabanının tepkisinden çekindiği için Erbaş’ın sonunu erteliyor” diye konuştu.

Paylaşın

Bahçeli’den İYİ Parti’ye Yerel Seçimlerde İş Birliği Çağrısı

31 Mart 2024’ta yapılması planlanan yerel seçimler için İYİ Parti’ye iş birliği çağrısı yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Çağırdık dönmediniz yuvaya, yerel iktidarda komşu olalım ülke hayrına” dedi.

Haber Merkezi / Bahçeli’nin çağrısı, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir’in Hürriyet gazetesi yazarı Hande Fırat’a ilettiği notla kamuoyuna açıklandı.

Fırat, CNN Türk’teki programında Özdemir’in mesajını şu sözlerle aktardı: “Sayın Genel Başkanımız, 1 Ağustos 2019 tarihinde Twitter üzerinden bir mesaj yayınlamış ve geçmişte MHP’de yer alıp daha sonra İYİ Parti bünyesine geçem isimlere bir çağrıda bulunmuştu. Yine Sayın Genel Başkan’ımız sizlere hürmetlerini sunarak İYİ Parti’ye yeni bir çağrı iletiyor ve saygıdeğer kamuoyuyla paylaşıyorlar: ‘Çağırdık dönmediniz yuvaya, yerel iktidarda komşu olalım ülke hayrına.’”

Bahçeli’nin sözlerine İYİ Parti’den ilk tepki Genel Başkan Yardımcısı Tolga Akalın’dan geldi. Tamga Türk sitesine açıklama yapan Akalın, “Devlet Bey bir üçüncü yol çağrısı yapıyorsa, yani bir milliyetçiler ligi kurmak istiyorsa zaten biz oradayız. Buyursun gelsin” dedi.

İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz ise isim vermeden yaptığı paylaşımda, “Beyefendi kirada oturduğu evi satmaya kalkıyor” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Muğla Milletvekili ve İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi Metin Ergun da sosyal medya hesabından, “Türk milliyetçiliği varlığı itibariyle siyasal İslamcılığa karşı konumlanmış bir harekettir. Dolayısıyla öyle bir yapıyla yan yana olmaz, olamaz. Tarihinin en çetin mücadelesini de, 20. yüzyılılın ilk yarısında siyasal İslamcılara karşı vermiştir” ifadelerini kullandı.

Devlet Bahçeli, İYİ Parti’nin 3-4 Ağustos 2019’da düzenlediği kurultay öncesinde MHP’den ayrılanları yeniden partiye davet etmişti.

MHP Lideri Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi’nden kopan dava arkadaşlarımız 25 Ekim 2017’de İYİ Parti’yi kurmuşlardır. Ancak geçmişte birlikte yürüyüp, beraberce mücadele ettiğimiz arkadaşlarımızın önemli bir kısmı aradıklarını bulamamışlar veya kenara itilmişlerdir.

Çağrım şudur: Fiziken orada, fikren aramızda bulunan dava arkadaşlarımın müştereken karar alıp Milliyetçi Hareket Partisi’ne dönüşün tarihi sorumluluğunu yerine getirmeleri halisane ve samimi beklentimdir. İYİ Parti’nin Olağanüstü Kurultay’ında MHP’yle bütünleşme ve birleşme hamlesi Türkiye’nin gücüne güç katacak” demişti.

Bahçeli’nin çağrıları İYİ Parti tabanında karşılık bulmamıştı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise Bahçeli’nin bu çağrısına, “Genel Merkez’deki çalışmaları bitirdik, evime dönüyorum” mesajı atarak yanıt vermişti.

Kasım 2015 genel seçimleri sonrasında Milliyetçi Hareket Partisi bünyesinde bulunan bazı milletvekilleri ve parti üyeleri genel başkan Devlet Bahçeli’nin seçim başarısızlığını eleştirerek parti içerisinde sert bir muhalefet gösterdiler.

Başta Meral Akşener, Ümit Özdağ ve Sinan Oğan gibi isimler MHP’yi olağanüstü kongreye götürmek için delege imzaları toplamaya başladı. Ancak hukuki nedenlerle olağanüstü kongreye gidemeyen Milliyetçi Hareket Partisi, Disiplin Kurulu’nun aldığı karar sonrasında Meral Akşener, Yusuf Halaçoğlu ve Ümit Özdağ gibi isimleri partiden ihraç etti.

Meral Akşener, Koray Aydın; Milliyetçi Hareket Partisi’nden ihraç edilen dört milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Nuri Okutan, Ümit Özdağ, İsmail Ok; Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa eden Doğru Yol Partisi kökenli İzmir milletvekili Aytun Çıray ve 200 kişilik kurucu üye ile 25 Ekim 2017 tarihinde, Ankara Yenimahalle’de bulunan Nâzım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde yapılan kongrede İYİ Parti kuruldu; partinin ismi, logosu ve sloganı açıklandı ve Meral Akşener oy birliğiyle partinin ilk genel başkanı seçildi.

Kurucu üye listesinde ağırlıklı olarak Milliyetçi Hareket Partisi ve ülkücü kökenli kimseler bulunsa da Refah Partisi, Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi ve Demokratik Sol Parti’de görev yapmış kişiler de bulunmaktadır.

Parti kurulduktan 17 gün sonra Çankaya’da genel merkez binası açıldı. Meral Akşener burası için “İyilerin Evi” ismini verdi.

Paylaşın

Bakan Şimşek: Net Rezervler 20,1 Milyar Dolara Yükseldi

Son iki ayda rezervlerde 17.1 milyar dolar artış kaydedildiğini vurgulayan Bakan Şimşek, “Bu dönemde net rezervler ise 20.1 milyar dolar yükselişle 15.7 milyar doları seviyesinde gerçekleşti” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Rezerv artışlarının, kur korumalı mevduat dönüşlerinin rekor seviyede olduğu ağustos ayında devam etmesi oldukça anlamlı. Piyasa koşulları elverdiği ölçüde rezerv biriktirmeye devam edeceğiz.”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre net rezervler 10,9 milyar dolardan 15,7 milyar dolara yükseldi. Brüt rezervlerdeki toparlanma ise daha sınırlı kaldı.

Verilere göre brüt rezervler 4 Ağustos haftasında 113,8 milyar dolardan 115,6 milyar dolara yükseldi. Kur Korumalı Türk Lirası (TL) Mevduat ve katılma hesapları ise 4 Ağustos’la sona eren haftada 3 trilyon 132 milyar TL’den 3 trilyon 282 milyar TL’ye çıktı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, konuyla ilgili sosyal medya hesabında şu açıklamayı yaptı:

“Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, 2023 Mayıs sonu itibarıyla 98.5 milyar ABD Doları seviyesinde olan brüt rezervler 4 Ağustos haftası itibarıyla 115.6 milyar ABD Doları seviyesine yükseldi.

Böylece son iki ayda rezervlerde 17.1 milyar ABD Dolarına varan artış kaydedildi. Bu dönemde net rezervler ise 20.1 milyar ABD doları yükselişle 15.7 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti.

Rezerv artışlarının, kur korumalı mevduat dönüşlerinin rekor seviyede olduğu ağustos ayında devam etmesi oldukça anlamlı. Piyasa koşulları elverdiği ölçüde rezerv biriktirmeye devam edeceğiz.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan İngiltere’yle İmzalanan ‘Yasa Dışı Göçmen’ Anlaşmasına Tepki

İngiltere ile imzalanan ‘yasa dışı göçmen’ anlaşmasına tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Saray ve şürekâsına şunu söylemek isterim: ‘Bu iş, beceremediğiniz, yapamadığınız ya da her ne sebeple olursa olsun başarısız olduğunuz bir konuda Türkiye’ye müdahale anlamına geliyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ne kadar süslü laflarla paketlenirse paketlensin sonuçta bu birilerinin iç sistemimize müdahalesidir.’ Hem anlaşmanın hem de bizde kurulacak Mükemmeliyet Merkezi’nin Türkiye Cumhuriyeti tarafından değil de, İngiltere tarafından duyurulması son derece vahim ve sorunlu.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye ile İngiltere arasında imzalandığı İngiltere tarafından açıklanan ‘yasa dışı göçmen’ anlaşmasına tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından konuya ilişkin açıklamada bulunan Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:

“İngiltere, ‘insan kaçakçılığı yapan şebekeleri engelleme ve çökertme’ odaklı, Türkiye ile bir anlaşma yapıldığını açıkladı. Anlaşmayla, Türkiye’de polis teşkilatı içerisinde İngiltere’nin desteklediği ‘kaçak göçle mücadele hedefli’ bir birim oluşturulduğu ve bu birimin adının ‘mükemmeliyet merkezi’ olduğu da ifade ediliyor.

Göçten sorumlu İngiliz Devlet Bakanı Robert Jenrick, geçen ayki Türkiye ziyaretinde Kapıkule’de incelemelerde bulunmuştu. Jenrick bugün, yaptığı açıklamada Türkiye- İngiltere ortaklığının maddi destek içerdiğini de söyledi ama miktar vermedi.

Saray ve şürekâsına şunu söylemek isterim: ‘Bu iş, beceremediğiniz, yapamadığınız ya da her ne sebeple olursa olsun başarısız olduğunuz bir konuda Türkiye’ye müdahale anlamına geliyor. Ne kadar süslü laflarla paketlenirse paketlensin sonuçta bu birilerinin iç sistemimize müdahalesidir.’

Hem anlaşmanın hem de bizde kurulacak Mükemmeliyet Merkezi’nin Türkiye Cumhuriyeti tarafından değil de, İngiltere tarafından duyurulması son derece vahim ve sorunlu. İngiliz basınında ayrıca bunun ardından, AB ile yaptığımız geri kabul anlaşmasının benzerinin Türkiye- İngiltere arasında yapılmasının gündeme geleceği de yazılıyor.

T.C. Cumhurbaşkanlığının, Dışişleri Bakanlığının, İçişleri Bakanlığının, Londra Büyükelçiliğinin, Emniyet Genel Müdürlüğünün internet sitelerinde de bu konu ile ilgili şu ana kadar bir açıklama yok… Biz yapılanları yabancılardan öğreniyoruz. Soru: Türkiye’yi kim yönetiyor?”

Paylaşın

“Erdoğan Kongrede ‘Büyük Değişiklik’ Yapabilir” İddiası

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Ekim’de yapılacak kongrede, Genel Merkez yönetiminde de büyük bir değişiklik yapacağı belirtiliyor. Erdoğan’ın kongrede yapacağı değişikliklerde Meclis ve parti ayrımı daha genişleyecek. Bu kapsamda, milletvekili olmayan genel başkan yardımcılarının sayısının artabileceği ifade ediliyor.

AK Parti kurmayları, “Kongrede de büyük değişiklik olmasını bekliyoruz. Bu kongreyi yapmamız gerekmiyordu normalde, Cumhurbaşkanımız yapmak istediğine göre kafasında bir plan vardır diye düşünüyoruz. Biraz Meclis- Genel Merkez ayrımını daha da artıracak gibi görüyoruz” dediler.

AK Parti’de olağanüstü kongre 7 Ekim’de yapılacak. Kongrenin ardından gerçekleşmesi beklenen kampın ekim ayının 2. haftasında yapılması planlanıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yerel seçim startını teşkilata bu kampta vereceği belirtiliyor.

Hürriyet’in haberine göre, AK Parti’de olağanüstü kongre hazırlıkları da sürüyor. Bu kapsamda yapılacak kongre hazırlıkları ve çalışmalarla ilgili Teşkilat Başkanlığı’nın bugün sunum yapması planlanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kongrede, Genel Merkez yönetiminde de büyük bir değişiklik yapacağı belirtiliyor.
Edinilen bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kongrede yapacağı değişikliklerde Meclis ve parti ayrımı daha genişleyecek. Bu kapsamda, milletvekili olmayan genel başkan yardımcılarının sayısının artabileceği ifade ediliyor.

“Kafasında bir plan vardır…”

AK Parti kurmayları, “Kongrede de büyük değişiklik olmasını bekliyoruz. Bu kongreyi yapmamız gerekmiyordu normalde, Cumhurbaşkanımız yapmak istediğine göre kafasında bir plan vardır diye düşünüyoruz. Biraz Meclis- Genel Merkez ayrımını daha da artıracak gibi görüyoruz” dediler.

Bunların yanı sıra, AK Parti’de Binali Yıldırım ile artan genel başkanvekili sayısının da 2 olarak kalacağı ifade ediliyor.

Paylaşın

İYİ Partili Vural’dan “İttifak” Açıklaması: Arayışımız Da, Teklifimiz De Yok

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirme yapan İYİ Partili Oktay Vural, “Şu anda bir ittifak söz konusu değil. Yerel seçimlerle ilgili partinin elbette bir tutumu olacaktır. Ama bir ittifak arayışımız da yok, teklifimiz de yok” dedi ve ekledi:

“Biz Türkiye’yi yenilemek istiyoruz. Türkiye’yi dönüştürmek istiyoruz. Türkiye’nin aydınlık bir geleceğe gitmesini istiyorsak halkın büyük çoğunluğunun bize yönelmesini sağlamamız gerekiyor. Elimizdeki oyu yeterli görmüyoruz. Yeterli görmüyorsak halka gideceğiz.”

Seçimlerinden ardından İYİ Parti’de gerçekleşen kongrede Siyasi İşler Başkanlığı’na getirilen Oktay VuralGazete Duvar’dan Ceren Bayar’a konuştu.  Vural’ın yanıt verdiği sorulardan bazıları şöyle:

Kazanacak aday tartışmasıyla bağlantılı en kritik hamle Akşener’in masadan kalkması oldu. Sizce doğru bir hamle miydi? Ve masaya geri dönmesi doğru karar mıydı?

Güzelim ülkenin ekonomisi kötü, dış politikası kötü, yönetim sistemi kişiselleşmiş, otoriterleşme var. Toplumun da bir değişme talebi var. Böyle bakıldığında buna engel olmak istemedi. Sonuçta bu denklemi güçlendirecek şahsiyetleri sürecin içerisine dahil etmeyi tercih etti ve Sayın İmamoğlu ve Sayın Yavaş’ın sürece katılmasını sağlayarak denklemi güçlendirdi.

Çünkü pek çok ankette bu iki isim önde çıkıyordu. Böylelikle hiç olmazsa birtakım veriler ve halkın kanaatleri dikkate alınarak bir adım atıldı. Sayın Akşener, iki büyükşehir belediye başkanını sürece dahil etti. Kazanmak için ciddi bir hamle yaptı. İmamoğlu ve Yavaş olmasaydı ne olacaktı? Sayın Kılıçdaroğlu kiminle miting yapacaktı? Ayrıca belediye başkanları icracı oldukları için onların icraatları da kazanmayı güçlendiren bir etkiydi.

Dolayısıyla Sayın Akşener’in hem kazanacak aday vurgusu hem masadaki tutumu haklıydı. Toplumsal değişim talebini, halkını, milletini ön plana aldı. Kendi partisi kazanır kazanmaz, bunu düşünmedi. Masada tavrını koydu. Masadan kalkışı da masaya dönüşü de toplum için oldu. Başka bir şey aramaya gerek yok. Beklentisi mi var? Yok. Diğer liderler de cumhurbaşkanı yardımcısı adayı oldu, kendisi de.

Millet İttifakı’nın iki partisi vardı. Bir Cumhuriyet Halk Partisi ve bir de İYİ Parti. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı Cumhurbaşkanı adayı ama İYİ Parti’nin Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı. Sayın Akşener, kendi partisinin başında parlamentoyu da hedefleyebilirdi. Tüm bunları kabul etti ve toplumsal değişimi temin etmeye ve kazanmaya yönelik adımlar attı.

Bütün bu tartışmaları dikkate aldığınızda Meral Hanım’ın tutumu haklı değil miydi? Bence haklıydı, haklı çıktı. Altılı Masa içerisinde birilerinin bunu dikkate alması gerekmez miydi? Bence gerekirdi. Tüm bu tablo ortadayken Meral Hanım, hiç “kaybetti” demedi, hep “kaybettik” dedi. Üsluba bakın. Sorumluluğu bir başkasının üzerine atmadı, kimseyi de suçlamadı. Onun haykırışının, duruşunun arkasında birtakım doğruları paylaşma arzusu olduğunu görmek lazım.

Son seçimin belirleyenlerinden biri de ittifak sistemi oldu. Altılı Masa’nın başarılı bir ittifak sınavı vermediğini söyleyebilir miyiz?

50+1. Artı bir alınınca her şey alınıyor. Dolayısıyla bu, siyasal bir duruş değil; sayısal bir duruş getiriyor. Herkes siyasi çıkarını maksimize etmeye çalışan bir duruşun içerisinde, toplumun çıkarını değil. Dolayısıyla ittifaklardaki ‘artı bir’ler ne getirdi ne götürdü; buna bakmak lazım. Ben bu süreç içerisinde sadece Meral Hanım’ın siyasal çıkarla hareket etmediğini düşünüyorum. Bu süreçteki yapılanmaların hangilerinin siyasal çıkarları için hareket ettiğinin takdirini de değerli okurlarınıza bırakıyorum.

Ayrıca bir tarafta Meral Hanım’ın kazanmayı düşünen tavrı, bir tarafta ‘kazandıktan sonra ne yapacağız?’ diye düşünen bir tavır. Bunun arkasında kimin, hangi siyasi çıkarı vardı bilmiyorum. Ama şu çok net; Cumhur İttifakı kazanmaya yönelik daha fazla düşündü ve çalıştı. Kazandıktan sonrasını düşünenler kaybetti, kazanmaya yönelik düşünenler kazandı.

Seçim döneminde “milliyetçilik” kavramı çok tartışıldı. İktidarın sıkça yaptığı “beka” vurgusunun toplumda karşılık bulduğu, Altılı Masa’nın toplumun milliyetçi hassasiyetlerine hitap edemediği ve seçimin kaybedilmesinin en önemli nedenlerinden birinin bu olduğu yorumu yapıldı. Bu yoruma katılır mısınız? Altılı Masa ve masanın önemli bileşenlerinden İYİ Parti milliyetçilik konusundaki hassasiyetini topluma aktaramadı mı?

İYİ Parti’ye milliyetçi hassasiyetler üzerinden eleştiri getirmek haksızlık olur. Kutuplaşmış bir ülkede mevcut kutuplaşmayı ideolojik kutuplaşmaya çevirirseniz seçmen geçirgenliği azalır. HDP’nin, terörle ilişkili bir partinin görünür olması toplum nezdinde bu geçirgenliği azaltan en önemli hususlardan biri oldu. Bu konuda da Meral Hanım’ın “HDP’yi alın, biz çıkalım” ifadesinin arkasında hangi mesajlar olduğunu dikkate almak gerekir.

Sonuç olarak seçimde oy tercihini değiştirecek birilerinin kararını değiştirmesi, bir başka partiye, kişiye destek olabilmesi için bariyerler olmaması gerekir. Ama bariyerler buna engel oldu.

Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun HDP’yle temasının görünür olması bahsettiğiniz oy geçişkenliğinin önünde bir bariyer miydi?

İYİ Parti’nin masadaki varlığı zaten HDP’nin devlet yönetiminde etkili olmasına engel olabilecek bir şeydi. HDP siyasi açıdan tutumu Kılıçdaroğlu’nu desteklemek olarak belirlemiş olsa da İYİ Parti’nin orada bulunması, HDP’nin Türkiye’nin geleceğini şekillendirmede bir faktör olmayacağını ortaya koydu. Meral Hanım da bunu ifade etti. Ama tablo böyle olsa da bu, karşı tarafın kullanabileceği bir şeydi. Bir şeyi nasıl yaptığınız kadar karşı tarafın yaptığınız şeyi nasıl algılatacağını düşünmeniz gerekiyor. Sizin zayıf yönlerinizi diğeri kullanır.

HDP konusundaki tutumumuzun net olduğunu ifade ettiniz. Kürt sorunu hakkındaki duruşunuzu, Kürt seçmenlere yönelik tutumunuzu nasıl tariflersiniz?

Biz Kürtleri sorun olarak gören bir parti değiliz. Böyle bir sorunun varlığını dayatanların başka siyasal amaçları vardır. Biz meseleye vatandaş ekseninde bakıyoruz. Bu coğrafyayı vatan yapan ve milli kimliğinin içerisinde olmuş bütün vatandaşlarımızı bu milletin asli evladı olarak görüyoruz. Etnisiteye bağlı, fay hatları üzerinde siyaset yapan bir parti değiliz. Bunları tehlikeli görürüz.

Kürt seçmenler olabilir. Onlara hitap etmek için ortak olduğumuz noktalardaki sıkıntıları dile getirmemiz ve birlikte ortak geleceğe doğru gitmemiz gerekiyor. Sonuçta bir kimsenin Kürt olması bir başka partiye oy vermesini ya da sempati duymasını engelleyen bir durum değil. Milli kültür içinde miyiz? Ortak kaderde miyiz? Ortak gelecekte miyiz? O zaman neye göre ayırt edeceğiz?

Dolayısıyla biz Kürt seçmenlere siyasi ipotek konulmasını doğru bulmuyoruz. Elbette insanların farklı etnik kimlikleri olabilir. Bunlara saygı göstereceksiniz ama siyaseti o eksene indirgemeyeceksiniz. Bu, aynı zamanda otoriterlik ve feodalleşmeyi sağlar. Başka birçok sorun görmezden gelinir. Siyasetçiler bu kimliği kullanarak üzerine binmek isterler. Seçim dönemi ayrıştırırlar ve çatıştırırlar. Bu tuzaktan uzaklaşmak gerekir.

Sosyal medyada ve röportajlarınızda sıklıkla “yeni dönem” vurgusu yapıyorsunuz, siyasette yeni bir yol açacağınızı ifade ediyorsunuz. Bu yeni dönemi nasıl tariflersiniz? İYİ Parti’nin siyasetinde, siyaset yapma biçiminde ne değişecek?

Kendisini topluma daha iyi anlatabileceği bir sürece doğru gidecek. Mecburiyet ve mahkumiyet ilişkisine göre indirgenen siyasetin dışına çıkacak. Mevlana’nın güzel bir sözü var; “Bir fikir olsun ki bir yol açsın, bir yol açsın ki hakikate ulaşsın.” İYİ Parti bunun için çalışacak. Bir yol açacak.

Politikacılar kendi gerçeklerini oluşturup toplumun hakikate ulaşmasını engelliyorlar. Halk kendi derdine yanamıyor. Biz kendi derdine yanan, kendi derdine çözüm bulan bir Türkiye istiyoruz. Siyasetçinin arzuladığı koltuğa ulaşması için bir Türkiye değil. Kutuplaşma toplumun gerçeklere ulaşmasını engelliyor. Böyle ilerleme sağlayamayız. Toplumsal özelliklerimizi geliştirmemiz gerekiyor.

İYİ Parti bu milletin gören gözü, duyan kulağı, uyanık vicdanı olacak. Toplumun gerçeklerine döneceğiz. Toplumsal gerçeklere ulaşmayı engelleyen değil, toplumsal gerçeklere ulaşmayı sağlayan olacağız. Toplumu mecburiyet ve mahkumiyetten kurtaracağız, sökeceğiz bu zincirleri. Yeni bir yol göstereceğiz.

Biz milli ve milliyetçi bir partiyiz. Biz inançlıyız, vatanseveriz, kalkınmacıyız, demokratız. Bunları açıkça dile getireceğiz. Şu ya da bu şekilde bir partiye destek olup iç huzuru olmayanlara İYİ Parti’yi anlatacağız. İYİ Parti’nin hem kamu hem ekonomi yönetimi hem de toplum yönetimi bakımından ileteceği çok şey var. Bu konuda düşünceleri, fikirleri olan, iç dengeleri huzursuz olan bütün insanların bu eksende buluşmasının zemini İYİ Parti’de güçlenir.

Yerel seçimlere ilişkin tutumunuzu kurullarınızda tartıştığınızı biliyoruz. Sayın Buğra Kavuncu’nun konuya ilişkin güncel bir açıklaması var; “Türkiye’yi kaybederiz dediğimizde bizi duymayanların gelip bize Ankara, İstanbul deme hakkı yok.” Öte yandan muhalefetin ittifaksız büyükşehirleri kazanamayacağına ilişkin öngörüler de var. Tutumunuz ne olacak?

Biz çoğunlukta kaybettik. Bunun çaresi toplumsal çoğunluğu kendi lehine çevirmek. Bunun için çalışacağız. Halkın çoğunluğunu alacağız. Daha fazla toplumsal desteği sağlamak için uğraşacağız. İttifak gerekiyorsa o daha sonraki konu.

Yerel seçimlerin özellikleri vardır, özelliklere göre bakılır, değerlendirir, yapılır. Şu anda bir ittifak söz konusu değil. Yerel seçimlerle ilgili partinin elbette bir tutumu olacaktır. Ama bir ittifak arayışımız da yok, teklifimiz de yok. Biz Türkiye’yi yenilemek istiyoruz. Türkiye’yi dönüştürmek istiyoruz. Türkiye’nin aydınlık bir geleceğe gitmesini istiyorsak halkın büyük çoğunluğunun bize yönelmesini sağlamamız gerekiyor. Elimizdeki oyu yeterli görmüyoruz. Yeterli görmüyorsak halka gideceğiz.

Yerel seçimlere ilişkin nasıl karar verilecek, onu partimiz değerlendirecek ama biz Türkiye’yi kazanmak istiyoruz, Türkiye’nin kazanmasını istiyoruz. Esas hedef bu. Türkiye’nin geleceğine biz talibiz, yönetimine talibiz. Yerel seçimlerde nerede ne yapılabilir? Yerel seçimin özellikleri vardır. Bunun şu andaki bir mesele olduğu kanaatinde değilim.

Paylaşın

Bakan Şimşek’ten “Enflasyon” Açıklaması: Birkaç Ay Daha Sürecek

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Merkez Bankası’nın da tahminlerinden göreceğiniz gibi, enflasyon önümüzdeki birkaç ay içerisinde geçici bazı faktörler nedeniyle artışa devam edecek. Bizim bütçe dengelerini iyileştirmek, depremin yaralarını sarmak için yaptığımız bazı vergi düzenlemeleri var” dedi ve ekledi:

“Bu vergi düzenlemeleri de tabii enflasyonist ama bu bir daha tekrarlanmayacak. Bir kerelik yaptığımız bir düzenleme bu. Yine bu sene vatandaşlarımızın, toplumun değişik kesimlerinin geçmiş enflasyona karşı kayıplarını telafi için ciddi ücret artışları oldu.”

Kısa bir süre önce enflasyon raporu bilgilendirme toplantısında konuşan Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, yıl sonu için enflasyon tahminini yüzde 22,3’ten yüzde 58’e çıkardıklarını açıklamıştı.

Erkan, “Enflasyon patikamızda önemli bir güncelleme gerçekleştirdik. 2023 yıl sonu enflasyon tahminimizi yüzde 58’e yükselttik. 2024 yıl sonu tahminimizi yüzde 33’e güncelledik. 2025 yıl sonunda enflasyonun yüzde 15’e gerileyeceğini tahmin ediyoruz” açıklaması yapmıştı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Yeni Şafak gazetesi ile mülakatında Türkiye’de uygulanan ekonomik programa ilişkin açıklamalarda bulundu.

Amaçlarının bir geçiş dönemi sonrası enflasyonu kalıcı bir şekilde aşağı çekmek olduğunu söyleyen Mehmet Şimşek, “Merkez Bankası’nın da tahminlerinden göreceğiniz gibi, enflasyon önümüzdeki birkaç ay içerisinde geçici bazı faktörler nedeniyle artışa devam edecek.

Bizim bütçe dengelerini iyileştirmek, depremin yaralarını sarmak için yaptığımız bazı vergi düzenlemeleri var. Bu vergi düzenlemeleri de tabii enflasyonist ama bu bir daha tekrarlanmayacak. Bir kerelik yaptığımız bir düzenleme bu. Yine bu sene vatandaşlarımızın, toplumun değişik kesimlerinin geçmiş enflasyona karşı kayıplarını telafi için ciddi ücret artışları oldu” dedi.

Şimşek, uygulanacak programla Türkiye’ye kaynak girişinin artacağını ve cari açığın daralacağını, bunun da enflasyonu ve beklentileri “olumlu yönde” etkileyeceğini ifade etti. Bakan Şimşek, Körfez ülkeleri ile verimli bir diyalog bulunduğunu ve bunun en somut göstergesinin 51 milyar dolarlık yatırım paketi olduğunu belirtti.

Bu yatırımların bir kısmının bu seneden itibaren kaynak akışına dönüşmesinin beklendiğini belirten Şimşek, “Gerek deprem yaralarının sarılması için uzun vadeli finansman, gerekse ihracatın finansmanı için kaynak bunlar hızlı bir şekilde Türkiye’ye kazandırılabilecek kaynaklar. Örneğin enerji yatırımları, yenilenebilir enerji yatırımları zaman alabilir. Körfez ülkeleriyle bu diyalog güçlü bir şekilde devam edecek” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, “2024’ün ikinci yarısından itibaren bugün karşıdan esen rüzgârlar destekleyici bir nitelik kazanaca” diye konuştu.

Enflasyonda 2024 vurgusu

Kısa bir süre önce enflasyon raporu bilgilendirme toplantısında konuşan Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, yıl sonu için enflasyon tahminini yüzde 22,3’ten yüzde 58’e çıkardıklarını açıklamıştı.

Erkan, “Enflasyon patikamızda önemli bir güncelleme gerçekleştirdik. 2023 yıl sonu enflasyon tahminimizi yüzde 58’e yükselttik. 2024 yıl sonu tahminimizi yüzde 33’e güncelledik. 2025 yıl sonunda enflasyonun yüzde 15’e gerileyeceğini tahmin ediyoruz” açıklaması yapmıştı.

TÜİK’in verilerine göre, Türkiye’de Temmuz ayında yıllık enflasyon yüzde 47,83’e yükseldi. Bakan Şimşek, Temmuz enflasyonu ile ilgili “Dezenflasyon ile fiyat istikrarının hedeflendiği bir geçiş sürecindeyiz. Para politikası duruşunun olumlu etkisiyle 2024 yılı ortasından itibaren yıllık enflasyon düşmeye başlayacak” demişti.

Paylaşın

Milli Güvenlik Kurulu’ndan 7 Maddelik Bildiri

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantısı sonrası yayınlanan bildiride, toplantıda, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın gidişatı ve müteakip aşamalarda bölgeye yönelik muhtemel etkilerinin etraflıca ele alındığı, Karadeniz’de gerginliğin tırmanmasının kimsenin menfaatine olmayacağı kaydedildi.

Haber Merkezi / Tüm taraflara, gecikmeksizin müzakere masasına oturma ve savaşa son verme çağrısında bulunulan bildiride, tahıl anlaşmasına geri dönülmesinin muhtaç ülkelerdeki muhtemel olumsuzlukları önleyeceği ve gıda istikrarına katkı sağlayacağı ifade edildi.

Bildiride, toplantıda, Afrika’da meydana gelen ve kıta geneline sirayet edebilecek mahiyetteki son gelişmelerin değerlendirildiği, Kıta’nın meselelerine en uygun çözümlerin ancak Kıta’nın sahiplerince bulunabileceği ifade edildi.

İklim değişikliğinin, düzensiz göçlerden sosyal buhranlara, iç karışıklıklardan devletler arası çatışmalara kadar pek çok sorunu tetikleyebilecek etkileri üzerinde durulduğu belirtilen bildiride, meseleye ancak uluslararası toplumun adil ve samimi gayreti ile işbirliğinin çözüm getirebileceği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki basına kapalı toplantı, yaklaşık 3 saat sürdü. Toplantının ardından bildiri yayımlandı. Bildiride şu ifadeler yer aldı:

1. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında Kurula bilgi sunulmuştur.

FETÖ ile mücadelede gelinen son aşama değerlendirilmiş; Türkiye’nin başta güvenlik ve dış politika alanlarında olmak üzere, stratejik kazanımlarını engellemek maksadıyla kurgulanan ve harekete geçirilen bu ihanet şebekesine hiçbir surette mevcudiyet hakkı tanınmayacağı bir kez daha vurgulanmıştır.

2. Eşsiz fedakârlıklarla kazanılan Millî Mücadelemizin sonunda imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın yüzüncü yıl dönümünde de tarihin Türkiye Cumhuriyeti’ne yüklediği mesuliyetin gereklerinin hassasiyetle yerine getirildiği ifade edilmiş; bölgemizde bir asırdır barış ve istikrara temel teşkil eden antlaşma ile kurulan düzenin milletimizin menfaatleri doğrultusunda tahkim edilmesine yönelik kararlılık teyit edilmiştir.

3. Komşumuz Irak ile iş birliğimizin her alanda daha da geliştirilmesinin hem ülkelerimizin hem de bölgemizin önemli kazanımlar elde etmesine katkıda bulunacağı belirtilmiş; Türkiye’nin terörle mücadele ile güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik çalışmalarının samimiyetle desteklenmesinin, iş birliği zeminini güçlendireceğine işaret edilmiştir.

4. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın gidişatı ve müteakip aşamalarda bölgemize yönelik muhtemel etkileri etraflıca ele alınmış; Karadeniz’de gerginliğin tırmanmasının kimsenin menfaatine olmayacağı ifade edilmiştir. Tüm taraflara, gecikmeksizin müzakere masasına oturma ve savaşa son verme çağrısında bulunulmuş; tahıl anlaşmasına geri dönülmesinin muhtaç ülkelerdeki muhtemel olumsuzlukları önleyeceği ve gıda istikrarına katkı sağlayacağı vurgulanmıştır.

5. Afrika’da meydana gelen ve kıta geneline sirayet edebilecek mahiyetteki son gelişmeler değerlendirilmiş; Kıta’nın meselelerine en uygun çözümlerin ancak Kıta’nın sahiplerince bulunabileceği ifade edilmiştir.

6. İslam dinini hedef alarak iki milyara yakın Müslümanı rencide eden ve birleşmiş milletler tarafından da nefret suçu olarak nitelendirilen menfur eylemlerin engellenmesi ve suçluların cezalandırılması hususundaki sorumluluklarını yerine getirmeyen devletler; ifade hürriyeti kisvesiyle ektikleri nefret tohumlarının ortaya çıkarabileceği yıkıcı etkileri idrak ederek bir an evvel bu tutumlarını değiştirmeye ve kutsal değerlere yönelik saldırılara karşı birlikte mücadele etmeye davet edilmiştir.

7. Küresel bir kriz hâlini almaya başlayan iklim değişikliğinin, düzensiz göçlerden sosyal buhranlara, iç karışıklıklardan devletler arası çatışmalara kadar pek çok sorunu tetikleyebilecek etkileri üzerinde durulmuş; insanlığın bu müşterek meselesine ancak uluslararası toplumun adil ve samimi gayreti ile iş birliğinin çözüm getirebileceği belirtilmiştir.

Paylaşın