Erdoğan İle Putin Soçi’de Görüşecek

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rusya’nın Karadeniz kıyısında bulunan Soçi kentinde görüşeceğini söyledi.

Görüşme tarihi konusunda bir bilgi vermeyen Ömer Çelik, Türkiye’nin görüşmeler yoluyla “yaklaşan bir gıda krizini” önlemeyi umduğunu söyledi. Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov da gazetecilere yaptığı açıklamada iki lider arasında gerçekleşmesi planlanan görüşmenin tarihi konusunda bilgi vermezken, “hazırlık için yoğun bir çalışma yürütüldüğünü” söyledi.

Haber kanalı Bloomberg ise Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Hindistan’daki G20 zirvesine giderken 9 Eylül’de Rusya’ya uğrayabileceğini duyurdu.

Geçen ay Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin Türkiye ziyareti sırasında Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ağustos’ta Türkiye’ye ziyaret gerçekleştireceğini açıklamıştı.

Bu ay ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eylül ayı içerisinde Hindistan’da G-20 toplantısı, ABD’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu var. Bu yoğunluk içerisinde fırsat bulursak Sayın Putin ile yüz yüze biraraya gelip konuşacağız” ifadelerini kullanarak Eylül ayını işaret etmişti.

Moskova, Temmuz ayı ortasında Ukrayna’nın Karadeniz üzerinden tahıl nakliyatına izin veren Tahıl Anlaşması’ndan çekildiğini duyurmuştu. Bunun üzerine Ukrayna, Rusya’nın tehditlerine rağmen Ağustos ayı başında Karadeniz’deki bazı limanlarını gelen ve giden ticari gemilere açtı.

Rusya ile Tahıl Anlaşması’nın sona ermesinden sonra ikinci gemi Pazartesi günü Ukrayna’nın güneyindeki Odessa limanından ayrılarak İstanbul’a geldi. Gemi takip portallarına göre Liberya bandıralı “Primus” adlı yük gemisi Pazartesi günü Türkiye’deki limanına ulaştı. Singapurlu bir nakliye şirketine ait olan gemi Pazar günü Odessa’dan ayrılmıştı.

Rusya’nın Tahıl Anlaşması’ndan çekilmesinden sonra Karadeniz’deki askeri gerilim arttı. Rusya, Ukrayna’nın kıyı ve Tuna’daki liman altyapısına saldırırken Kiev de Rus askeri gemilerini bombaladı. İki hafta önce Rus donanması Karadeniz’de bir Türk gemisine ateş açarak durmaya zorladı.

Türkiye anlaşmayı yeniden canlandırmaya çalışıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Cuma günü Kiev’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında anlaşmanın “alternatifi olmadığını” söyledi. Fidan’ın önümüzdeki günlerde Kremlin’in taleplerini görüşmek üzere Moskova’ya gitmesi bekleniyor.

Bu arada Ukrayna, bazı Doğu Avrupa ülkelerinin AB anlaşmasının sona ermesinin ardından da Ukrayna tahılına yönelik ithalat kısıtlamalarını sürdüreceklerini açıklamalarını kınadı.

Prag’ı ziyaret eden Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba, “Bunu kategorik olarak reddediyoruz çünkü bu önlem ortak pazar kurallarını ihlal eder” dedi. Kuleba, kısıtlamaların uzatılmasının “sadece Kiev ile Brüksel arasındaki ortaklık anlaşmasını değil, öncelikle Avrupa Birliği’nin üzerine inşa edildiği dayanışma ilkesini ihlal edeceği” uyarısında bulundu.

Brüksel; Polonya, Bulgaristan, Macaristan, Slovakya ve Romanya tarafından imzalanan Ukrayna tahılına yönelik geçici ithalat kısıtlamalarının uzatılması yönünde görüş bildirdi. AB ile mevcut anlaşma 15 Eylül’de sona eriyor. Söz konusu ülkeler Ukrayna’dan yapılan ithalat nedeniyle fiyatların düşmesine karşı çiftçilerini korumak istiyor. Ukrayna ise ithalatın durdurulmasını sert bir dille eleştiriyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

IMF Heyeti, 4. Madde Kapsamında Türkiye’yi Ziyaret Edecek

Uluslararası Para Fonu (IMF), teknik bir ekibin, 4. madde kapsamında Türkiye’yi ziyaret edeceğini açıkladı. IMF açıklamasında, Türkiye’den mali yardıma ilişkin herhangi bir işaret alınmadığını da belirtti.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre, ziyarete ilişkin IMF’den yapılan açıklamada, şöyle denildi:

“Teknik bir ekip, 4. madde konsültasyonuna hazırlık amacıyla Türk yetkililerle görüşmelerde bulunmak üzere Eylül ayı sonunda Türkiye’ye rutin bir ziyaret gerçekleştirecektir. Bu ziyaret aynı zamanda son ekonomik gelişmeler, görünüm ve makro mali politikalar hakkında görüş alışverişinde bulunmak için bir fırsat olacaktır. IMF, Türk yetkililerden Fon’dan mali yardım talebinde bulunmayı düşündüklerine dair herhangi bir işaret almamıştır.”

4. madde ve Türkiye-IMF ilişkileri

IMF’nin anlaşma maddelerinin 4. maddesi, her yıl üyelerle ikili görüşmeler yapılmasını, bir ekibin üye ülkeyi ziyaret ederek, ekonomik ve mali bilgiler toplamasını ve yetkililerle ülkenin ekonomik gelişmelerini ve politikalarını görüşmesini düzenliyor.

Türkiye, 1944’te kurulan IMF’ye 1947 yılında üye oldu. Türkiye, ilk kez 1958’de dış borç alabilmek amacıyla IMF tarafından hazırlanan bir programı yürürlüğe koymak zorunda kaldı. Böylece IMF ile Türkiye arasındaki ilk stand-by anlaşması da 1 Ocak 1961 yılında yapılmıştır.

18 Haziran 1980’de IMF ile ilk kez daha uzun süren bir stand-by düzenlemesi yapıldı ve bu anlaşma, 17 Haziran 1983’e kadar sürdü. 18. stand-by anlaşmasını 4 Şubat 2002’de imzalayan Türkiye, bu anlaşma sona ermeden hemen önce, Ocak 2005’de yeni bir stand-by anlaşması yaptı.

Son kalan borç, Mayıs 2013’te yapılan son taksit ödenmesinin sonrasında tamamen kapatıldı. Türkiye 1961’den 2013’e kadarki süreçte, IMF’den toplam 50 milyar doların üzerinde kaynak kullandı.

Uluslararası Para Fonu nedir?

1944 yılında ABD’nin New Hampshire eyaletindeki Bretton Woods’ta kurulan ve 1947’de fiilen çalışmaya başlayan milletlerarası ekonomik meselelerle uğraşan bir teşkilat olan IMF “küresel para iş birliği, finansal istikrarı sağlamak, uluslararası ticareti kolaylaştırmak, yüksek istihdam ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi teşvik ve dünya çapında yoksulluğu azaltmayı teşvik etmek için çalışan, 189 ülkenin üye olduğu organizasyondur.

Kuruluşun belirtilen hedeflerinde, ödemeler dengesi ihtiyaçlarını karşılamak için üye ülkelerin mali kaynaklarını kullanılabilir hale getirmek de dahil olmak üzere uluslararası ekonomik iş birliği, uluslararası ticaret, istihdam ve döviz kuru istikrarını teşvik edilmesi olarak tanımlanmaktadır. IMF’nin merkezi ABD’de, Washington, DC’de bulunmaktadır.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarından sonra milletlerarası ekonomik problemler karmaşık hale gelmiş, I. Dünya Savaşı’ndan sonra düşülen ekonomik buhranla savaş sonrası ekonomik depresyonlar da ekonomik ilişkileri tehdit eder bir vaziyet almıştı. Avrupa devletlerinin II. Dünya Savaşı sonrası bozuk ve depresyon içindeki ekonomik durumlarının aksine Amerika Birleşik Devletleri’nin savaş boyunca ihracatının altın stoklarının artması, ekonomik bakımdan yardım yapacak tek ülke durumuna gelmesine sebep oldu.

ABD, Avrupa devletlerine doğrudan yardım yapmak yerine mali kurumlar kurarak yardım yapılması taraftarı oldu ve 1944 yılında Bretton Woods’ta 45 devletin katılımıyla birtakım kararlar alındı. Bretton Woods Antlaşması’nda; birisi, Milletlerarası Para Fonu, diğeri, Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) yahut kısaca Dünya Bankası isimleriyle iki ekonomik kurumun kurulması kararlaştırılmıştır.

IMF, Avrupa devletlerinin ödeme bilançolarında ortaya çıkabilecek geçici (kısa vadeli) ödeme güçlüklerinde kredi vererek milletlerarası ticaretin bu yüzden daralmasını önlemek; Dünya Bankası da uzun vadeli yatırım kredileri vermek suretiyle, Avrupa devletlerinin yeniden imarını sağlamak, ödeme bilançolarındaki yapısal dengesizlikleri gidermek için kurulmuştur.

Her iki kurumun, sermaye ve kaynaklarının önemli bir kısmı ABD tarafından temin edilmiştir. Bu kurumlara üye olan ülkelerin prensip olarak, içeride enflasyonu önleyici para politikaları takip etmeleri, dış ticareti ise tek taraflı devalüasyonlar ve ithal sınırlamalar yüzünden daraltmamaları, aksine bu tehditleri olabildiğince kaldırmaları gerekecekti.

Paylaşın

İYİ Parti’den Dikkat Çeken Açıklama: Yerel Seçimde İttifak Olmaz

Yerel seçimlere ilişkin ittifak tartışmalarına değinen İYİ Partili Uğur Poyraz, “Yerel seçimde ittifak olmaz, seçmenin önüne iki isim koyuluyor, artık oy olmaz. Bunun tanımı adayda ortaklaşmadır” dedi ve ekledi:

“Genel Başkanı’mız 1 buçuk yıldır ‘Kazanacak aday’ vurgusu yapıyor. Böylesine kritik bir seçimde ‘Bana göre’, ‘Sana göre’ diye bir kavram olmaz. Saha deneyimlerimizde iki isim öne çıktı, anketlerde çok istikrarlı bir şekilde bu iki isim öne çıkıyor. Kazanabilecek aday tanımında hiçbir tanım yok. Burada bilimsel veriler üzerinden bir adayda ortaklaşmadan bahsediliyor.”

tv100 yayımlanan ‘Taksim Meydanı’ isimli programa bağlanan İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyaz, yerel seçimde ittifak tartışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

“İttifak dediğiniz kavram, seçim bittiğinde biten bir kavram” diyen Poyraz “Yerel seçimde ittifak olmaz, seçmenin önüne iki isim koyuluyor, artık oy olmaz. Bunun tanımı adayda ortaklaşmadır. Genel Başkanı’mız 1 buçuk yıldır ‘Kazanacak aday’ vurgusu yapıyor. Böylesine kritik bir seçimde ‘Bana göre’, ‘Sana göre’ diye bir kavram olmaz. Saha deneyimlerimizde iki isim öne çıktı, anketlerde çok istikrarlı bir şekilde bu iki isim öne çıkıyor. Kazanabilecek aday tanımında hiçbir tanım yok. Burada bilimsel veriler üzerinden bir adayda ortaklaşmadan bahsediliyor” dedi.

Altılı masayla ilgili Poyraz “Toplumdaki heyecan ve medyanın ilgisiyle bu masa 28 Şubat’tan sonra tekrarlandı. Bu masanın temel bir kuralı var. Her Genel Başkan masaya oturduğunda, ellerinde ‘Evet’ veya ‘Hayır’ kartı var. Bir Genel Başkan, bir konuya ‘Hayır’ diyorsa ve diğerleri ikna edemiyorsa, o genel başkanın ‘Hayır’ dediği konu masanın gündeminden kalkar” diye konuştu.

Paylaşın

Meral Akşener’in Çıkışı Pazarlık İçin Yeni Bir Hamle Mi?

Uzmanlara göre, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamalarındaki “iş birliği” ifadesi Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) yeni bir pazarlık mesajı. Ancak bu pazarlık, 2019 ve 2023 seçimlerindekinden daha farklı olacak.

SONAR Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı, 2024 yerel seçimlerinin muhalefet açısından 2019 kadar kolay olmayacağını söyleyerek, “Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu metazori ile istediği şekilde kendisini dikte ettirdi. İYİ Parti de yerel seçim için; ‘masaya dört adam alıp bizi bazı şeylere mecbur ediyorsunuz, bu sefer bana istediğini empoze ettiremezsin’ mesajı veriyor. Akşener’in konuşmasını ben böyle okudum” değerlendirmesinde bulundu.

Metropoll Araştırma Kurucusu ve Yöneticisi Özer Sencar’a göre İYİ Parti “iş birliği” yapmazsa 81 ilin hiçbirinde kazanma ihtimali yok. Ayrıca daha önce kazandığı bazı ilçeleri de İYİ Parti kaybedebilir. Sencar, bu nedenle Akşener’in pazarlık masasına oturacağını öngördüğünü ifade ederken, “Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir şeyler isteyip bir şeyler verecekler” tahminini dile getirdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Cumartesi günü Afyonkarahisar’da yaptığı konuşmada verdiği ‘ittifak yok ama iş birliği olabilir’ mesajı ile 2024 yerel seçimlerinde 2019 benzeri bir ittifak süreci olmayacağı artık netleşti. Akşener’in işaret ettiği iş birliği İYİ Parti kurmaylarına göre “kolay bir süreç” değil ancak “olmayacak” bir adım da değil. Bu noktada İYİ Parti, CHP’den gelecek hamleyi bekliyor. İYİ Parti’de CHP’ye yönelik tüm eleştirilere karşın kapı tam olarak kapatılmadı. Resmi ittifak olmasa da il veya ilçe bazında iş birliği mümkün.

Akşener’in açıklamaları sonrası artık 2019 yerel seçimleri öncesinde olduğu gibi partilerin arasında görüşme trafiğinin izleneceği ve 50 il ile onlarca ilçede iş birliği için komisyonların kurulup çalışma yapılacağı bir süreç yaşanmayacak. Partilerin Yüksek Seçim Kurulu’na sunduğu, ortak hareket edildiğine dair bir protokol de imzalanmayacak.

İYİ Parti Kalkınma Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özlale, DW Türkçe’ye, ittifak siyasetinin açmaza girdiğini ve parti tabanlarını bozduğunu anlatarak, “Tabanları bozmaya gerek yok. Sadece bizim değil tüm partilerin tabanı bozuldu. Parti kimliklerini güçlendirmeliyiz. İş birliği zemini oluşursa da iş birliğine gidilir” ifadelerini kullandı.

2019’da 23 büyükşehir ve 27 ilde CHP ve İYİ Parti seçimlere ortak girme kararı vermişti. Aralarında İstanbul, Ankara, Adana, Antalya’nın bulunduğu 13 büyükşehirde CHP; Balıkesir, Denizli, Manisa, Sakarya gibi 10 büyükşehirde ise İYİ Parti adayı desteklenmişti. CHP bu sayede İstanbul ve Ankara dahil birçok büyükşehir belediyesini kazanırken, İYİ Parti ise hiçbir büyükşehir belediyesini alamadı.

İYİ Parti’de bir kurmay, benzer bir protokol ve kamuoyu önünde ortak masa görüntüsünün 2024 seçimleri için verilmeyeceğini vurguladı. Kurmay, “Partiler bir araya gelip bir masa etrafında oturup, şu ilde siz bu ilde biz aday gösterelim çalışmasını görmeyeceğiz” dedi.

Siyasi partiler arasında iş birliğinden kast edilenin ise adayların netleşmesinin ardından “aday göstermeme” ya da “aday çekme” gibi bazı destekler olduğu belirtiliyor. Ancak bu il ve ilçelerde sınırlı düzeyde kalacak.

Bu noktada özellikle İstanbul ve Ankara’da ne yapılacağı merak edilirken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesi durumunda, bunun parti kurullarında değerlendirileceği ifade ediliyor. İYİ Parti tabanında da sevilen bu isimlere destek açıklanabileceği kaydediliyor. Ancak İYİ Parti’de kurmaylar 2019’da olduğu gibi toplamda 50 ili bulan bir iş birliğine ihtimal vermiyor.

İstanbul ve Ankara dışında yine İYİ Parti desteği ile kazanılan yerlerden olan Adana, Mersin ve Antalya’nın CHP’den istenip istenmeyeceğine dair ise İYİ Parti’de şu aşamada yorum yapılmıyor. Bu illerden bir ya da ikisinde İYİ Parti’nin önceden aday açıklayıp CHP’yi desteğe zorlayabileceği de konuşuluyor.

İYİ Partili Erhan Usta, TV 100’de katıldığı bir programda, “Cumhurbaşkanı olarak önerilen isimler desteklenmezse bu bir çelişki değil mi?” sorusuna, “CHP bu isimleri aday gösterirse bakarız. O isimler CHP tasarrufundaki isimler. Elbette kapıları açık tutuyoruz. Biz istiyoruz ki tüm partiler ayrı girsin, demokratik bir yarış olsun. Ancak bu böyle olmazsa o zamanı gelince değerlendirilir” yanıtı verdi. Usta’nın “kapıları açık tutuyoruz” cümlesi dikkat çekerken, bir görüşme için CHP’den hamle beklendiği şeklinde yorumlandı.

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır da Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, “Daha seçimlere yedi ay var. Elbette görüşmelerimiz olacak” açıklaması yaptı. CHP’de de seçimlere ayrı ayrı girilmesinin “yanlış olacağı” değerlendiriliyor. Akşener’in de bu durumu bildiğini düşünen CHP kurmayları süreç içerisinde mutlaka temasların olacağını düşünüyor.

DW Türkçe’den Kıvanç El‘e konuşan uzmanlara göre Akşener’in açıklamalarındaki “iş birliği” ifadesi CHP’ye yeni bir pazarlık mesajı. Ancak bu pazarlık, 2019 ve 2023 seçimlerindekinden daha farklı olacak.

SONAR Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı, 2024 yerel seçimlerinin muhalefet açısından 2019 kadar kolay olmayacağını söyleyerek, “Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu metazori ile istediği şekilde kendisini dikte ettirdi. İYİ Parti de yerel seçim için; ‘masaya dört adam alıp bizi bazı şeylere mecbur ediyorsunuz, bu sefer bana istediğini empoze ettiremezsin’ mesajı veriyor. Akşener’in konuşmasını ben böyle okudum” değerlendirmesinde bulundu.

Bayrakçı’ya göre, İYİ Parti’nin yerel seçimde kendi adayını çıkartması halinde 2019’da ittifak ile kazanılan ve şu an CHP’nin elinde olan İstanbul, Ankara, Adana, Mersin ve Antalya büyükşehir belediyelerini CHP kaybeder. Bu nedenle Hakan Bayrakçı, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun süreç içerisinde Akşener ile masaya oturacağını ve “ne istiyorsunuz?” diye soracağı görüşünde.

Metropoll Araştırma Kurucusu ve Yöneticisi Özer Sencar’a göre İYİ Parti “iş birliği” yapmazsa 81 ilin hiçbirinde kazanma ihtimali yok. Ayrıca daha önce kazandığı bazı ilçeleri de İYİ Parti kaybedebilir. Sencar, bu nedenle Akşener’in pazarlık masasına oturacağını öngördüğünü ifade ederken, “Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir şeyler isteyip bir şeyler verecekler” tahminini dile getirdi.

Kendi öngörüsünü aktaran Bayrakçı’ya göre ise Akşener; Antalya, Bursa ve Balıkesir’de tamamen kendi adaylarının desteklenmesini talep edebilir. Özer Sencar’a göre de İYİ Parti, CHP’den İzmir’i isteyebilir. Sencar, “CHP burada güçlü ancak Akşener, İstanbul, Ankara, Adana, Mersin ve Antalya’yı sana veriyorum, İzmir’i bana ver diyebilir. İYİ Parti’nin İzmir milletvekili de olan Ümit Özlale, İzmir’de çalışmalarını yürütüyor. Adana’da, Mersin’de bir çalışma yokken neden İzmir’de çalışmalar yapılıyor. Bu bir pazarlık konusu olabilir” yorumu yaptı. Özer Sencar’a göre CHP’nin İzmir’e direnmesi durumunda Antalya ve Mersin’in de İYİ Parti tarafından gündeme getirilebilir.

İYİ Parti’nin yüzde 10 oya sahip olmasına karşın CHP’den Gelecek, DEVA ve Demokrat Parti’nin aldığı kadar bir karşılık göremediğini söyleyen Hakan Bayrakçı, “Bu bir kez daha tekrarlanırsa İYİ Parti’nin tabanında büyük tepkiye neden olur, göze alamazlar” şeklinde konuştu.

Cumhur İttifakı ile iş birliğine açık mı?

İYİ Parti’de konuşulan bir başlık da “iş birliğinin” kimlerle olacağı yönünde. Sadece CHP ile iş birliği yapılacağı AKP ile aday kriterleri konusunda anlaşılması durumunda iş birliği yapılıp yapılmayacağı sorusuna şu an verilen net bir yanıt yok.

İYİ Partili Erhan Usta’nın TV100’de “Cumhur İttifakı ile iş birliğine açık mısınız?” sorusuna “yok o kadar da değil” yanıtı vermesine karşın parti içerisinde farklı yorumlar var. Özellikle Doğu ve Güneydoğu illerinde aday çıkarılmayarak, milliyetçi oy tabanının dolaylı olarak AKP’ye yönlendirilebileceği de konuşulan konulardan. “AKP’nin adayına oy verin” denilmese de aday çıkartılmamasının bölgede bu anlama geleceği değerlendiriliyor. İYİ Parti kurmayları aday isimleri görmeden bu konunun bugünden konuşulmasının da doğru olmadığını savunuyor.

Meral Akşener’in Afyon Kocatepe’de yaptığı konuşmada “Türk siyaseti için talep ettiğiniz, yeni anlayışın merkezi olmaya, İYİ Parti olarak talibiz” ifadeleri de dikkat çekmişti. İYİ Parti’nin milliyetçi oylar kadar merkezdeki AKP oylarına da talip olmaya yönelik söylem geliştirmeye çalıştığı bir süredir konuşuluyor.

Erhan Usta, TV100’de partilerinin merkezde ve “milliyetçi-demokrat-kalkınmacı” olarak tanımlandığını kaydetti. Usta, “rotamız merkezde milliyetçi hassasiyeti olan, kalkınmacı ve demokrat olarak kendimizi tanımlıyoruz. Liberal ekonomi politikaları içerisinde de tanımlıyoruz ama devletin de içeriğinde olduğu bir politika öneriyoruz” çıkışı yaptı.

İYİ Partili Prof. Ümit Özlale de merkez parti olmanın ideolojik parti olmaktan daha zor olduğunu söyledi. Özlale, “Tüm sorunları görür ve makul çözümler üretmeye çalışırsınız. Bu kolay değildir. Benim hayalim İYİ Parti’nin merkezde olması ve oraya doğru gitmesidir. Milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı olarak politika belirlerken son iki tanesi merkez partilerden mirastır” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Karamollaoğlu Ve Davutoğlu “Yerel Seçimleri” Görüştü

Temel Karamollaoğlu ve Ahmet Davutoğlu, görüşmesine ilişkin yapılan yazılı açıklamada, “Yerel seçim hazırlıkları bağlamında ise gerek yerel teşkilatlar arasında gerekse Genel Merkezlerin ilgili birimleri arasında istişarelerin başlamasına karar vermişlerdir” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Genel Başkanlar ayrıca siyasi gelişmeleri değerlendirmişler ve bu çerçevedeki istişarelerin daha düzenli yapılmasına verdikleri önemi teyit etmişlerdir. Son derece olumlu geçtiği bildirilen görüşmede iki partinin iş birliğinin genel seçimler sonrası toplumda oluşan karamsarlığı aşma ve yeni bir siyasi iklim oluşturma çabası olarak tabanda yaptığı olumlu etkiden duyulan memnuniyet ifade edilmiştir” denildi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu parti genel merkezinde ziyaret etti. Gelecek Partisi tarafından görüşmeye ilişkin yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı görüşmenin içeriğine dair Gelecek Partisi ve Saadet Partisi kaynaklarından edinilen bilgiye göre iki liderin görüşmesinde TBMM grup çalışmaları ve yerel seçim hazırlıkları ele alınmış ve siyasi gelişmelerle ilgili görüş alışverişinde bulunulmuştur.

Bu bağlamda Genel Başkanlar 1 Ekim’de başlayacak TBMM çalışmalarında Saadet-Gelecek grubunun işleyiş ilkeleri ve öncelikli gündemleri konusunda mutabık kalmışlardır. Yerel seçim hazırlıkları bağlamında ise gerek yerel teşkilatlar arasında gerekse Genel Merkezlerin ilgili birimleri arasında istişarelerin başlamasına karar vermişlerdir.

Genel Başkanlar ayrıca siyasi gelişmeleri değerlendirmişler ve bu çerçevedeki istişarelerin daha düzenli yapılmasına verdikleri önemi teyit etmişlerdir. Son derece olumlu geçtiği bildirilen görüşmede iki partinin iş birliğinin genel seçimler sonrası toplumda oluşan karamsarlığı aşma ve yeni bir siyasi iklim oluşturma çabası olarak tabanda yaptığı olumlu etkiden duyulan memnuniyet ifade edilmiştir.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Organize Suçlara Dikkat Çekti: İktidar Göz Yumdu

Suç örgütlerine ve uyuşturucu baronlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Gencecik çocuklarımız, evlatlarımız birer birer uyuşturucu çetelerinin ağına düşüyor. Uyuşturucu bağımlılığı bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayılıyor. Aileler çaresiz… Peki neden?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çünkü uyuşturucu baronlarının kirli parasına muhtaç olacak kadar memleketi ekonomik bir soykırıma maruz bırakan siyasi iktidar, gün geldi sadece kirli paranın değil sahiplerinin de Türkiye’ye girmesine göz yumdu.”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Uyuşturucu baronları paralarıyla birlikte Türkiye’ye gelsinler diye, birden fazla özel kanun dahi çıkardı. Böylece uyuşturucu baronları, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’de yuvalanma imkânı buldular… Sonuç, kafelerde, AVM’lerde birbirleriyle çatışmaya, hesaplaşmaya başladılar. Özellikle İstanbul, dünya suç örgütlerinin, uyuşturucu baronlarının çatışma alanına döndü.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı bir dizi açıklamayla ülkedeki suç örgütlerine ve uyuşturucu baronlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, iktidarı eleştirdi. Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabında yaptığı açıklamalar şöyle:

“İstanbul’da uyuşturucu baronları tarafından kahraman polisimiz Hakan Telli’nin şehit edilmesi ve iki silah arkadaşının yaralanması; emniyet güçlerimizin, zorlu şartlar ve siyasi baskılara karşın verdiği azimli mücadeleye rağmen, yüzleşmemiz gereken acı bir gerçeği önümüze koydu.

Gencecik çocuklarımız, evlatlarımız birer birer uyuşturucu çetelerinin ağına düşüyor. Uyuşturucu bağımlılığı bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayılıyor. Aileler çaresiz… Peki neden? Çünkü uyuşturucu baronlarının kirli parasına muhtaç olacak kadar memleketi ekonomik bir soykırıma maruz bırakan siyasi iktidar, gün geldi sadece kirli paranın değil sahiplerinin de Türkiye’ye girmesine göz yumdu.

Uyuşturucu baronları paralarıyla birlikte Türkiye’ye gelsinler diye, birden fazla özel kanun dahi çıkardı. Böylece uyuşturucu baronları, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’de yuvalanma imkânı buldular… Sonuç, kafelerde, AVM’lerde birbirleriyle çatışmaya, hesaplaşmaya başladılar. Özellikle İstanbul, dünya suç örgütlerinin, uyuşturucu baronlarının çatışma alanına döndü.

Daha garip olanı ise dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu” dediği operasyonda nasıl olduysa herkes serbest kaldı. İsrail Dışişleri Bakanı ise, Türkiye’de uyuşturucu kaçakçılığından 10 yıl hüküm giyen Danny Awka’nın diplomatik temas sonucunda serbest bırakılacağını açıkladı ve dışarıdan talimat alan Saray Hükümeti uyuşturucudan hükümlü İsrailli’yi bıraktı. Malum papazı da böyle bırakmıştı…

Türkiye eskiden uyuşturucunun transit bölgesiydi. Şimdi ise Saray ve şürekâsının desteğiyle Türkiye uyuşturucunun pazarı haline geldi. Saray iktidarı resmen, çocuklarımızı uyuşturucu baronlarına kurban verdi. Ne uğruna? Üç gün daha iktidarda kalmak uğruna. Uyuşturucu parası ile cari açığı finanse edebilmek uğruna.

Biraz rakam paylaşayım: Emniyet Genel Müdürlüğü bir rapor yayınladı. Türkiye Uyuşturucu Raporu’na göre; ülkemizi kuşatan metamfetamin kullanımı son 2 yılda 5,5 kat arttı. Met olaylarındaki şüpheli sayısı ise bir yılda yüzde 61,5 arttı. Uyuşturucu kullanımı 10 yaşına kadar düştü.

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi’nin raporuna göre; İstanbul metamfetamin kullanımında Avrupa’daki 106 merkez arasında 10’uncu sırada. İktidarda kalabilmek uğruna, kirli para uğruna kendi ülkesinin evlatlarını bile gözden çıkaran Saray Hükümetinin önünde tek bir hedef var: Milletimizi manipüle ederek, kentlerimizi tümüyle baronlara teslim etmek. Buna, milletimizle birlikte dur diyeceğiz!”

Paylaşın

Bahçeli’den Akşener’in Seçim Çağrısına Yanıt: Ciddiye Alınacak Bir Tarafı Yok

İYİ Parti Lideri Akşener’in “yerel seçimlere yalnız girilmesi” çağrısına yanıt veren MHP Lideri Bahçeli, “‘Ayrı ayrı seçime girme’ çağrısının bizim nazarımızda ciddiye alınacak bir tarafı yoktur. Seçime ayrı girmek isteyenlerin elinden tutan, önüne geçen de yoktur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu çağrıyı seslendirenlerin yerel planda iş birliği ve ittifaklara hem açık kapı bırakıp hem de tek başına seçime girmekten bahsetmesi sadece tutarsızlık değil, bununla beraber akıl tutulmasıdır. Pusulasının millet olduğunu iddia eden bir partinin zilletle yollarını tam olarak ayırması, hiçbir tereddüt ve tenakuza düşmeden bunu kamuoyuyla paylaşması ahlaki bir yükümlülüktür.”

Bahçeli, açıklamasının devamında, “Cumhur İttifakı’nın tüm bileşenleri 31 Mart 2024 seçimlerine heves ve heyecan içinde hazırlanacak, ortak akıl ve anlayış içinde iş birliğini sürdürecektir. Yerel yönetimlere düşen zillet gölgesi cumhurun aydınlık siyasetiyle kaldırılacaktır.

Kutlu yürüyüşümüze katılmak, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerinin gerçekleşmesine omuz vermek, merkezi yönetimle yerel yönetim arasında sarsılmaz köprü inşa etmek isteyen kim varsa gönlümüz onlara açıktır. Önce ülkem ve milletim anlayışı etrafında kucaklaşanlarla Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni yüzyılının tertemiz sayfaları samimiyet, sevda ve inançla yazılacaktır.” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklama yaptı. Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türk siyaset ve demokrasi tarihinin en kritik seçimleri 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde huzur içinde yapılmış, bu kapsamda milli iradenin tecellisiyle yasama-yürütme organları eşanlı ve eşgüdüm halinde tezahür etmiştir. Türk milleti istikrara, aynı şekilde istiklal ve istikbal haklarına sahip çıkma basiret ve dirayetini titizlikle göstermiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıldönümü Cumhur İttifakı’nın muazzez ve muhterem başarısıyla perçinlenmiş, bunun yanında milletimiz geleceğini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde görmüş ve bunu da tescillemiştir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi teklifiyle beraber kaç ortaklı olduğu meçhul ve muamma hale gelen “çürük masa” siyaseti çuvallamakla kalmamış, kesif bir hezimete uğramıştır. Türk milleti dayatmalara, kumandalı siyasilere, aynı zamanda sömürgeleşmiş ve teslim bayrağını çekmiş fosil zihniyetlere ruhsat vermemiş, itibar etmemiştir. Anlaşıldığı kadarıyla içine yuvarlandıkları aidiyet ve ahlak kriziyle tıpkı kurumuş bir yaprak gibi sağa sola savrulan muhalefet partileri milli iradenin mesajını idrakten hala mahrumdur.

Siyasi mahcubiyet ve mağlubiyetlerini temelsiz mağruriyetle örtbas etmeye çalışmaları da kilitli ve kifayetsiz bir siyasetin hezeyanından başka bir manaya gelmeyecektir. Cumhuriyet’in yeni yüzyılında yüksek fedakârlık ve yürekli mücadelelerle teşekkülü sağlanmış siyasi istikrarın artarak sürmesi merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki uyum ve dengeye bağlıdır.  Türk milleti 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde sergilediği kararlı ve tarihi nitelikli demokratik tutumunu, inanıyorum ki 31 Mart 2024’te yapılacak Mahalli İdareler Seçimlerinde de sahneleyecektir. Kaldı ki aksini düşünmek kavga, karanlık, kargaşa ve kutuplaşmaya özlem duymak demektir. Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine seri ve selametle vasıl olabilmenin stratejik formülü “Merkezden Yerele Tek Yürek Olmuş Türkiye”nin oluşmasına ve ortaya çıkmasına bağlıdır.

Muhalefet partilerinin denetim ve yönetimde mahvı perişan bir devir ve döneme mahkum olan belediyelerin cumhurun idare ve iradesiyle küllerinden yeniden doğması milli bir sorumluluk, işin özünde bir demokrasi ve vatan görevi olarak karşımızdadır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin takip ve temin edeceği siyasi strateji belli ve bilinmektedir.  Nitekim milletimize vermiş olduğumuz sözün, akan tarih süreci içinde gittikçe devleşen Türkiye’ye gösterdiğimiz desteğin hiç kuşkusuz gerek ve yeter şartı da bu çerçevede aranmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın doğasına ve duruşuna müzahir siyasetiyle nasıl mücadele etmişse, aynısıyla 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde de ilkeli ve iş birliğini esas alan tavrını gösterecektir.

“Ayrı ayrı seçime girme” çağrısının bizim nazarımızda ciddiye alınacak bir tarafı yoktur. Seçime ayrı girmek isteyenlerin elinden tutan, önüne geçen de yoktur. Bu çağrıyı seslendirenlerin yerel planda iş birliği ve ittifaklara hem açık kapı bırakıp hem de tek başına seçime girmekten bahsetmesi sadece tutarsızlık değil, bununla beraber akıl tutulmasıdır. Pusulasının millet olduğunu iddia eden bir partinin zilletle yollarını tam olarak ayırması, hiçbir tereddüt ve tenakuza düşmeden bunu kamuoyuyla paylaşması ahlaki bir yükümlülüktür.

Cumhur İttifakı’nın tüm bileşenleri 31 Mart 2024 seçimlerine heves ve heyecan içinde hazırlanacak, ortak akıl ve anlayış içinde iş birliğini sürdürecektir. Yerel yönetimlere düşen zillet gölgesi cumhurun aydınlık siyasetiyle kaldırılacaktır. Kutlu yürüyüşümüze katılmak, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerinin gerçekleşmesine omuz vermek, merkezi yönetimle yerel yönetim arasında sarsılmaz köprü inşa etmek isteyen kim varsa gönlümüz onlara açıktır. Önce ülkem ve milletim anlayışı etrafında kucaklaşanlarla Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni yüzyılının tertemiz sayfaları samimiyet, sevda ve inançla yazılacaktır.”

Paylaşın

Hakimler Ve Savcılar Kurulu’ndan “Ekrem İmamoğlu” Açıklaması

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Ekrem İmamoğlu’nun davasına bakan Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi’nin başkanının kendi isteğiyle, Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi başkanlığına atanma talebinde bulunduğunu ve 2023 yaz kararnamesi doğrultusunda atamasının yapıldığını bildirdi.

Açıklamada, bütün bölge adliye mahkemelerinde olduğu gibi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde de dairelerde görev yapacak üyelerin dağılımında, dairelerin iş ve kadro durumu dikkate alınmak suretiyle yetkilendirmeler yapıldığı da belirtildi.

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’na verilen 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve “siyasi yasak” kararının istinaf aşamasına bakacak olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 24. Ceza Dairesi’nin başkanı ve bir üyesini görevden aldığına dair haberleri yalanladı.

HSK’dan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bazı basın-yayın organlarında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında verilen kararı inceleyecek Bölge Adliye Mahkemesi heyetinin Kurulumuzca değiştirildiği yönünde çıkan haberlerden dolayı Kurulumuzca basın açıklaması yapılması zarureti hâsıl olmuştur.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da yaz kararnamesini müteakip, 31 Temmuz 2023 tarihinde müstemir yetki taleplerinin alınmasına yönelik ilan yapılarak adli yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinde görev yapan başkan, üye ve hâkimlerden müstemir yetkiye ilişkin taleplerinin gönderilmesi istenilmiştir.

Yapılan değerlendirmeler sonucunda ilgililerin talepleri mahkemelerin iş, kadro ve ihtiyaç durumları göz önünde bulundurularak Kurulumuz Birinci Dairesince 24 Ağustos 2023 tarihli ve 1742 sayılı müstemir yetki kararnamesi ile karara bağlanmış ve aynı gün ilan edilmiştir.

Bu kapsamda haberlere konu olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24.Ceza Dairesi Başkanının 3 Ağustos 2023 tarihli dilekçesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi Başkanının emekliye ayrılması nedeniyle, daha önce bu daire ile aynı görevi ifa eden 3.Ceza Dairesinde yaklaşık 4 yıl görev yaptığı bu nedenle boş bulunan ve terör suçlarına bakmakla görevli 2.Ceza Dairesi Başkanlığında görevlendirilmek istediği yolundaki talebi doğrultusunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi Başkanlığında yetkilendirilmiştir.

Öte yandan, bütün bölge adliye mahkemelerinde olduğu gibi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde de dairelerde görev yapacak üyelerin dağılımında, dairelerin iş ve kadro durumu dikkate alınmak suretiyle yetkilendirmeler yapılmıştır.

Son olarak, 2023 yaz kararnamesi müstemir yetki kararnamesi kapsamında, yargı teşkilatımızda bölge adliye mahkemelerinde görev yapan 27 daire başkanı ve 344 üye olmak üzere toplam 371 bölge adliye mahkemesi daire başkanı ve üyesinin müstemir yetki talepleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanmıştır.”

Paylaşın

MHP: İYİ Parti’nin Yeni Yol Haritası Fos Çıktı

MHP Genel Sekreteri Büyükataman, İYİ Parti’nin Afyon’da düzenlediği toplantının “şişirilmiş bir balon” olduğunu belirterek, “İP’in ‘26 Ağustos’ta Türk siyasetinde yeni bir yol açacağız’ vaadi fos çıkmıştır. Tük milletine hizmet yolunda İP yine yan çizmiş, yeni bir yol diye sunmaya çalıştıkları politik söylem, zilletin ortaklarına karşı el yükseltme gayretinden öteye gidememiştir” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Yerel İktidarda Komşu Olalım” çağrısı karşısında “minderden kaçmayı” seçtiğini iddia eden Büyükataman, “Meral Akşener, Türk milletinin hayrına olan çağrımızda buluşmak yerine Altılı Masa’nın ortaklarına karşı yerel seçim pazarlığını kızıştırmayı tercih etmiş, aziz milletimizden bir adım daha uzaklaşmıştır” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in hafta sonu Afyon’da yaptığı konuşmayı değerlendirdiği yazılı bir açıklama yaptı.

Gazete Duvar‘ın aktardığına göre; İYİ Parti’nin Afyon’da düzenlediği toplantının “şişirilmiş bir balon” olduğunu kaydeden Büyükataman, “İP’in ‘26 Ağustos’ta Türk siyasetinde yeni bir yol açacağız’ vaadi fos çıkmıştır. Tük milletine hizmet yolunda İP yine yan çizmiş, yeni bir yol diye sunmaya çalıştıkları politik söylem, zilletin ortaklarına karşı el yükseltme gayretinden öteye gidememiştir” ifadelerini kullandı.

Akşener’in MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Yerel İktidarda Komşu Olalım” çağrısı karşısında “minderden kaçmayı” seçtiğini iddia eden Büyükataman, “Meral Akşener, Türk milletinin hayrına olan çağrımızda buluşmak yerine Altılı Masa’nın ortaklarına karşı yerel seçim pazarlığını kızıştırmayı tercih etmiş, aziz milletimizden bir adım daha uzaklaşmıştır” dedi.

Akşener’in seçim döneminde HDP ile kurulan ilişkiye göz yumduğunu savunan Büyükataman, Akşener’in Afyon konuşmasındaki ilgili bölüme ilişkin, “Seçimlerden önce HDP ve marjinal yapılarla işbirliği içerisinde olduğunu defalarca dile getirdiğimiz Altılı Masa’ya bu konu üzerinden de çalım atmaya kalmıştır. Sanki kendisi o masada bölücü ve marjinal yapıların ortaklığına göz yummamış gibi bu yapılarla bir arada olmayacaklarını söylemiştir” ifadelerini kullandı. Büyükataman “Altılı Masa’nın gizli gündemleri olduğunu ve HDP ile kurulan ‘Masa Altı İttifakı’nı dile getirdiğimizde bizlere ‘iftira atıyorsunuz’ diyen Meral Akşener’in konuşması adeta bir itiraf niteliğinde olmuştur” diye konuştu.

“Kılıçdaroğlu ile sonuç alamayacağınızı bile bile niçin şakşakçılığını yaptınız?”

Büyükataman, Akşener’e İYİ Parti’nin Millet İttifakı’nda bulunmasına ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını desteklemesine dair de şu soruları yöneltti: “Sonuç alınamayacak işlerin şak şakçılığını yapmayacağını söyleyen Akşener’e sormak gerekir: Seçimlerden önce “kazanamayacak aday” olarak tanımladığınız Kılıçdaroğlu ile sonuç alamayacağınızı bile bile niçin şakşakçılığını yaptınız? Millet iradesini temsil etmeyen Zillet Masası’na kimlerin dayatmasıyla geri oturdunuz?”

Büyükataman, İYİ Parti’nin HDP ile aynı çatı altında buluştuğunu da ifade ettiği açıklamasında “Madem sadece sayısal çoğunluğu elde etmeye yönelen ilkesiz siyasete karşıydınız o halde sırf sayısal çoğunluğu yakalamak için bölücü terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile aynı çatı altında buluşmaya nasıl göz yumdunuz? Kariyer planları için bölücü HDP ile işbirliği yapan Cumhurbaşkanı adayınız Kılıçdaroğlu’na neden seçimden önce ses çıkarmadınız? PKK ve CHP, ‘Yerel Yönetimler Özerkliği’ vaat ederken susan siz değil miydiniz? Terörist Demirtaş’a özgürlük naraları atan Cumhurbaşkanı adayınıza karşı tek kelime edemeyen siz değil miydiniz? Son yerel seçimlerde Büyükşehir Belediyelerinde HDP ile iş birliğine ses çıkarmayıp elleriniz ovuşturan siz değil miydiniz?” sorularını da yöneltti.

Akşener’in ‘ikircikli ve samimiyetsiz’ bir tutum içinde bulunduğunu savunan Büyükataman, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Tüm bu süreçte siyasetini ilkesiz bir zemine ve günübirlik şahsi menfaatlere göre şekillendiren İP’in memleket gibi bir derdi olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Türk milletinin zekâsını hafife alan, duygularını sömürmeye yeltenen zilletin İP’i kaybetmeye mahkûm olduğunu, milletimize boş hamasi vaatlerden başka bir şey sunamadığını bir defa daha 26 Ağustos’ta göstermiştir.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Milletvekillerine “Akşener” Talimatı: Cevap Vermeyin

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in CHP’yi hedef alan konuşmaları sonrası CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun milletvekillerine Akşener’e cevap niteliğinde açıklamalar yapmamalarını istediği öğrenildi.

Özellikle ittifakla ilgili konularda partide çok seslilik olmamasının istendiğini kaydeden bir CHP yöneticisi şunları söyledi: “Bu ittifak kolay kurulmadı. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere bazı büyük şehirlerde belediye başkanlıkları kolay kazanılmadı. Bu seçim döneminde de bazı işbirlikleri yapılması gerekiyor.

Aksi durum sadece AKP’nin işine yarar. Her kafadan bir ses çıkması doğru olmaz. Aynı duyarlılığı seçimde ittifak yaptığımız partilerden de bekliyoruz. Yapılan açıklamalardaki sözlere de dikkat edilmeli. Her zaman siyasette nezaketi elden bırakmamalıyız, çok sert açıklamalardan kaçınmalıyız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekillerine 26 Ağustos’ta İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in CHP’yi hedef alan konuşmalarına cevap niteliğinde açıklama yapmamalarını istedi.

Sözcü’den Saygı Öztürk‘ün aktardığına göre; bazı CHP milletvekilleri, bu konuda açıklamanın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu veya parti Sözcüsü Faik Öztrak tarafından yapılabileceğini, kendilerinin bu konuda açıklama yapmamalarının istendiğini söylediler.

Özellikle ittifakla ilgili konularda partide çok seslilik olmamasının istendiğini kaydeden bir CHP yöneticisi şunları söyledi: “Bu ittifak kolay kurulmadı. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere bazı büyük şehirlerde belediye başkanlıkları kolay kazanılmadı. Bu seçim döneminde de bazı işbirlikleri yapılması gerekiyor. Aksi durum sadece AKP’nin işine yarar.

Her kafadan bir ses çıkması doğru olmaz. Aynı duyarlılığı seçimde ittifak yaptığımız partilerden de bekliyoruz. Yapılan açıklamalardaki sözlere de dikkat edilmeli. Her zaman siyasette nezaketi elden bırakmamalıyız, çok sert açıklamalardan kaçınmalıyız.”

Öte yandan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu 31 Ağustos’ta gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin soruları cevaplandıracak.

Ne olmuştu?

Afyonkarahisar’da, iktidarın seçim sonrası adımları ve partisinin yerel seçim kararına kadar pek çok konuda açıklamalarda bulunan Akşener, kaybedilen 2023 seçimlerine ilişkin, isim vermeden Kılıçdaroğlu’na yüklenmişti.

Akşener, konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı: “Sadece iktidar mensuplarıyla değil, biz bu seçimin kaybedilmesi için çalışanlarla da mücadele ettik. Biz önce millet, önce memleket dedik. Ama ‘önce şahsım, önce ben’ diyenlerle uğraştık. Biz milletimizin geleceği için şahsi çıkarlarımızdan vazgeçtik ama koltuğundan başka hiçbir şeyi düşünmeyenlerle uğraştık.

En nihayetinde maalesef olmadı, olduramadık. 2023 seçimlerindeki yenilgiye maalesef engel olamadık, Ben iktidarı sandıkta yenmenin yeterli olacağını gördüm ama asıl sorunun kendi saflarımızda olduğunu göremedim. Onların yolunu kapatanlara maalesef engel olamadım”

Paylaşın