AK Parti Döneminde Yabancılara 289 Bin 412 Konut-İşyeri Satıldı

AK Parti döneminde yabancılara 28 milyon 320 bin 28 metrekare araziyle 289 bin 412 adet konut-işyeri satıldı. Satılan arazi satış adediyse 15 bin 812 oldu. Bu dönemde en çok Ürdün vatandaşları arazi ve konut satın alırken, Ürdün vatandaşlarını Ruslar takip etti.

CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, “Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye kadar kolay vatandaşlık verilmiyor. Bu durum ülkemizi adeta suç örgütlerinin, uyuşturucu baronlarının hedef ülkesi konumuna getiriyor” dedi.

Özgür Karabat, “Bu tablo ülkemizin karşı karşıya kaldığı tehlikeye işaret ettiği gibi sorumluluk makamında olanları derhal işgali durdurmaya çağırıyoruz. Ya bu işgali durdurun ya da işgal ettiğiniz makamlardan istifa edin” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın sorularına yanıt veren İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya; Türkiye’de konut ve arazi satın alan yabancıların ülkelerini ve sayılarını açıkladı.

ANKA‘nın aktardığına göre; Antigua ve Baruda, Aruba, Samoa, Botswana, Kiribatı, Palua, Saint Kitts ve Nevis, Liechtenstein’in de aralarında olduğu 180 ülke vatandaşına 1 Ocak 2002’den 19 Temmuz 2023’e kadar; 28 milyon 320 bin 28 metrekare araziyle 289 bin 412 adet konut-işyeri satıldı. Bu dönemde satılan arazi satış adediyse 15 bin 812 oldu.

Türkiye’den en çok Ürdün vatandaşları arazi ve konut satın aldı. Ürdün vatandaşlarını Ruslar takip etti. Karabat, “Sorumluluk makamında olanları derhal işgali durdurmaya çağırıyoruz. Ya bu işgali durdurun ya da işgal ettiğiniz makamlardan istifa edin” dedi.

Türkiye’den arazi satın alan ülkelerin başında Ürdünlüler yer aldı. Ürdünlüler, 3 milyon 227 bin 879 metrekare arazi aldı. Ürdünlüleri 2 milyon 782 bin 695 metrekare araziyle Sudi Arabistan vatandaşları ve 2 milyon 86 bin 933 bin metrekare arazi ile de Filistinliler izledi.

Türkiye’den konut satın alan ülkeler arasında başı Rusya Federasyonu çekti. Ruslar 41 bin 917 konut aldı. Rusları, İranlılar izledi ve İranlılar 32 bin 529 konut edindi. Konut alanlarda üçüncü sırayı 30 bin 79 konutla Iraklılar izledi.

Türkiye’de konut ve arazi alanlar arasında Karayipler’deki Antigua ve Baruda vatandaşları bulunuyor. 280 kilometre büyüklüğündeki bu ülkede kişi başı gelir 18,6 bin dolar ve ülkenin nüfusu 96 bin kişi. Bu ülkeden bir kişi Türkiye’den 14 metrekare arazi aldı. Bu ülke vatandaşlarına ayrıca 39 konut satıldı.

Yine bir Karayip ülkesi Aruba’dan da konut satın alan oldu. Ülkenin 119 bin tahmini nüfusu var ve kişi başına gelir 23,8 bin dolar. Aruba vatandaşları Türkiye’den 13 arazi aldı ve bu arazilerin büyüklüğü 26 bin 29 metrekare. Arubalılar ülkeden 114 konut da satın aldı.

Ülke ülke konut satışı

Güney Pasifik’te yer alan Batı Samoa’nın nüfusu 202,5 bin kişi ve kişi başına gelir 4 bin dolar civarında. Bir Samoualı ülkeden bir konut aldı. Belize Orta Amerika’nın kıyısında bir ülke. 419 tahmini nüfusu var ve kişi başına gelir 5,6 bin dolar civarında. Belizeliler Türkiye’den 6 konut aldı.

Benin, bir Afrika ülkesi. Nüfusu 11, 7 milyon ve kişi başına düşen gelir 3,4 bin dolar. Benin’den bir kişiye bir konut satıldı. Bermuda; 67,8 bin nüfusu ve kişi başına 91,4 bin dolar geliriyle Türkiye’den taşınmaz satılan ülkeler arasında yer aldı. Bermudalılara 29 bin 666 bin metrekare arazi ve 286 konut verildi.

Bhutan, Güney Asya ülkesi. Nüfusu 754 bin ve kişi başına geliri 3,4 bin dolar. Bhutanlılar ülkeden 1135 metrekare arazi satın aldı. Güney Afrika ülkesi olan Botswana, 2,2 milyon tahmini nüfusa sahip ve kişi başına gelirleri 6,5 bin dolar. Botswanalılar 5 konut satın aldı.

Güneydoğu Asya ülkesi Bruney’in nüfusu 460 bin kişi ve kişi başına gelir 61,8 bin dolar. Bruneyliler ülkeden 5 konut sahibi oldu. Burundi, bir Afrika ülkesi. Nüfusu 11,8 milyon kişi ve kişi başına gelir 783 dolar. Bir Burundi vatandaşı Türkiye’den konut aldı.

El Salvador, Orta Amerika ülkesi. Nüfusu 6,4 milyon ve kişi başına geliri 8,4 bin dolar. El Salvador vatandaşlarına 4 konut verildi. Afrika ülkesi Eritre, 6 milyon nüfuslu ve kişi başına geliri 1,7 bin dolar. Eritreliler Türkiye’den 4 bin 300 metrekare arazi, 198 konut satın aldı.

Pasifikte bir ada ülkesi Fiji, 926 bin nüfusa ve 11 bin dolar kişi başı gelire sahip. Fijililer Türkiye’den 2 konut sahibi oldu. Afrika ülkesi Gabon 2,1 milyon nüfusa sahip ve 15,8 bin dolar kişi başı geliri var. Gabon’dan 3 kişi ülkeden konut aldı.

Afrika ülkesi Gine Bisua, 1,8 milyon nüfuslu ve kişi başı geliri 2,3 bin dolar. Türkiye’den Gine Busiualılara 3 konut satıldı. Guatemala’nın nüfusu 17 bin kişi ve kişi başına geliri 8,2 bin dolar. Guatemala’ya 4 konut satıldı. Güney Amerika ülkesi Guyana, 786 bin nüfusa sahip ve kişi başına geliri 17 bin dolar. Guyana’dan bir kişi Türkiye’den bir konut aldı.

Büyük Okyanus’taki Kiribatı, 123 bin kişi ve 2 bin dolar kişi başı geliri bulunuyor. Kitirbatı’dan bir kişi Türkiye’den konut edindi. Bir Afrika ülkesi olan Komor Adaları, 850 bin nüfusa ve kişi başı 3 bin dolar gelire sahip. Komor Adaları vatandaşları Türkiye’den 25 konut satın aldı.

Lesotho, Afrika’da 2,1 milyon nüfus ve kişi başı 924 dolar geliri olan bir ülke. Bu ülke vatandaşlarına Türkiye’den 4 konut satıldı. Orta Avrupa ülkesi Liechtenstein 39 bin nüfus ve kişi başı 98 bin dolar gelire sahip. Bu ülke vatandaşlarına Türkiye’den 4 konut verildi.

Bir Doğu Afrika ülkesi olan Mauritius’in 1,2 milyon nüfusu ve kişi başı 20,7 bin dolar geliri var. Bu ülke vatandaşlarına Türkiye’den 10 konut verildi. Palua, Okyanusya’nın kıyısında 18,2 bin nüfuslu ve 14 bin dolar geliri olan bir ülke. Palua vatandaşları Türkiye’den 2 konut edindi.

Saint Kitts ve Nevis, 52,4 bin nüfuslu ve kişi başı 21 bin dolar geliri olan bir Karayip ülkesi. Bu ülke vatandaşları Türkiye’den 8 bin 523 metrekare arsa, 233 kontu satın aldı. Afrika ülkesi olan Sierra Leone’nin 8 milyon nüfusu ve kişi başı 1711 dolar geliri var. Bu ülke vatandaşları Türkiye’den 2 konut aldı.

Güney Büyük Okyanus’taki Vanuata, 307 bin nüfuslu, kişi başı 2,6 bin dolar geliri olan bir ülke. Bu ülke vatandaşları Türkiye’den 235 metrekare arazi ve 93 konut satın aldı. Türkiye’den vatansız statüdeki kişilerse 771 metrekare arazi ve 3 konut edindi.

“Türkiye kadar kolay vatandaşlık yok”

CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın bir Arap televizyonuna verdiği demeçte Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını “pazarlayan” konuma düştüğünü belirterek, “Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye kadar kolay vatandaşlık verilmiyor. Bu durum ülkemizi adeta suç örgütlerinin, uyuşturucu baronlarının hedef ülkesi konumuna getiriyor” dedi.

Karabat ülkeleri sıralayarak, bu ülkelerden konut alanlara vatandaşlık verildiğini de söyledi. Karabat, “Bu tablo ülkemizin karşı karşıya kaldığı tehlikeye işaret ettiği gibi sorumluluk makamında olanları derhal işgali durdurmaya çağırıyoruz. Ya bu işgali durdurun ya da işgal ettiğiniz makamlardan istifa edin” diye konuştu.

Paylaşın

Akşener’den Dikkat Çeken “İstanbul Ve Ankara” Açıklaması: Anlaşırsak…

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinden gelen İstanbul ve Ankara’da kendi adaylarını çıkaracaklarına yönelik açıklamalara ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Anlaşırsak ortak adaya kapalı değiliz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Gazeteci Fatih Altaylı’ya konuştu. Akşener, Altaylı’nın, “Ankara ve İstanbul’da yerel seçimlere kendi adaylarınızla girecekmişsiniz, doğru mu?” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Kürşad Bey’i tanırsınız. Bu, onun temkinli üslubudur. Tedbiren böyle bir şey söylemeyi uygun görmüştür. Yerel seçimde ittifak zaten yok. Aday isimleri üzerinde anlaşmalar, uzlaşmalar olabilir. Şu an için de ortada üzerinde konuşulacak, uzlaşılacak isimler olmadığı için Kürşad Bey de bizim kendi adayımızı çıkaracağımızı söylemiştir. Prensip olarak uzlaşamadığımız her yerde adayımızı çıkarırız. Ortak adaylara kapalı değiliz ama bu her halükarda destekleriz anlamına da gelmez.”

100 milyon dolar iddiası

Meral Akşener, yorumcu ve yazar Levent Gültekin’in gündeme getirdiği, cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi kendisine gönderildiği söylenen e-mail iddiasıyla ilgili olarak da böyle bir e-mail görmediğini ve böyle bir içerikle ilgili bilgisi olmadığını söyledi. Akşener, “partide ilgili kişilerin bunu araştırdığını, doğrusu ne ise açıklayacaklarını” kaydetti.

Kürşat Zorlu ne demişti?

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu habercilerin “İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın karşısına aday mı çıkaracaksınız?” sorusuna yanıt olarak şu ifadeleri kullanmıştı:

“2019 seçimlerindeki göreli başarının ortaya çıkışında İYİ Partinin büyük bir çabası oldu. Bu iş birliği zaten bizim teklifimizdi. Biz o zaman sorumluluktan, milletimizin talebinden kaçmadık ve bugünkü görüntü ortaya çıktı.” dedikten sonra, “bugün bazı siyasi partiler[in] İstanbul ve Ankara’da bazı hedefleri olduğu için bu konuyu köpürt[tüklerini] ve gündeme getirilmesini, gündemde kalmasını ist[ediklerini]” söyledi. “Ama biz çok net bir şey koyduk ortaya; biz kendi adaylarımızı çıkaracağız. Bunun hazırlıkları içerisindeyiz.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de 26 Ağustos’ta Afyon’da yaptığı açıklamada ad vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’nu sert sözlerle eleştirmiş, “Ne yazık ki nefsinin esiri olanlarla uğraştık. Ne yazık ki önce şahsım, önce ben diyenlerle uğraştık. Ne yazık ki koltuğundan başka bir şey düşünmeyenlerle uğraştık. Olduramadık. 2023 seçimlerindeki yenilgiye engel olamadık.” demiş ardından “Televizyonlara çıkıp yüzsüz yüzsüz, sıkılmadan, utanmadan seçimin faturasını bize yüklemeye kalkıştılar.” demişti.

Akşener, yaptıklarının “[…] hatalarından ders almış muhalefet olarak milletimizin huzuruna çıkmak” olduğunu söyleyerek eski ittifak bileşenlerini suçlamıştı: “İYİ Parti’yi ve beni günah keçisi yapmaya kalktılar. Hakikati bilenler tek kelam etmedi. Bunlara şaşırmadım ama bunların hepsi midemi bulandırdı. Bu sessizliği sürdürmek mümkün değil artık.”

 

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Parti Sağa Kayıyor” Eleştirilerine Yanıt

Seçimlerde müttefik sağcı parti üyelerinin CHP listelerinden aday gösterilmesine yönelik eleştirilere yanıt veren Kılıçdaroğlu, “Diğer partilerle oluşturduğumuz milletvekili aday listelerine yönelik eleştiriler haksızdır. Yüzde 25 oyumuz var, yüzde 50’ye ulaşmak için müttefiklere muhtacız. Bu listeleri bahane ederek partimiz içinde sert ve öfkeli tepkiler örgütlendi” dedi ve ekledi:

“‘Parti sağa kayıyor’ haksız değerlendirmeleri yapıldı. Bazı ulusalcı seçmenler bu propagandanın da etkisiyle aşırı milliyetçi seçenekleri tercih etti. Bu partilerle yapılan ittifakın belgeleri olan ortak Protokol ve Anayasa değişiklik taslağı okunduğunda gelişmiş bir demokrasi programı hazırlandığı görülebilir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Serbestiyet’ten Oral Çalışlar’a konuştu. Çalışlar’ın konuşmadan aktardığı önemli kısımlar şöyle:

“Kılıçdaroğlu CHP genel başkanlığını sürdürmeye kararlı görünüyor. Kişi adı vererek kimseyi suçlamıyor. Sakin bir şekilde kongreleri izliyor.

Kamuoyu önünde bir özeleştiri yapsanız daha iyi olmaz mıydı?” soruma şöyle cevap verdi: “Seçimden birkaç gün sonra kamuoyu önüne ekibimle birlikte çıkıp hesap vermeyi, bir özeleştiri yapmayı gerçekleştirebilirdik. Aslında parti kademelerinde bunu yaptık. Ama açıktan herkesi bilgilendirici bir değerlendirme yapmamış olmamız bir eksiklik.”

Aynı soruyu Millet İttifakı için de sordum. “Millet İttifakı’nın bileşenleri ile böyle bir deneme yapılabilirdi ama onlar adına konuşmak doğru olmaz.” Ruh hallerini şöyle özetledi: “Üzerimizde seçim sonrası ağır bir baskı oluştu. Partiyi dağıtacak kadar sert bir baskı. Bu hâlâ sürüyor.”

“Kurultay’da yönetim açısından bir sorun çıkmaz. CHP’de şu anda il ve ilçe örgütlerinin başındaki arkadaşlarımızın çoğu eski gençlik kollarında çalışanlar. Parti bu şekilde de yenileniyor.” Seçimlerde müttefik sağcı parti üyelerinin CHP listelerinden aday gösterilmesine yönelik eleştirileri şöyle cevapladı:

“Diğer partilerle oluşturduğumuz milletvekili aday listelerine yönelik eleştiriler haksızdır. Yüzde 25 oyumuz var, yüzde 50’ye ulaşmak için müttefiklere muhtacız. Bu listeleri bahane ederek partimiz içinde sert ve öfkeli tepkiler örgütlendi. ‘Parti sağa kayıyor’ haksız değerlendirmeleri yapıldı. Bazı ulusalcı seçmenler bu propagandanın da etkisiyle aşırı milliyetçi seçenekleri tercih etti. Bu partilerle yapılan ittifakın belgeleri olan ortak Protokol ve Anayasa değişiklik taslağı okunduğunda gelişmiş bir demokrasi programı hazırlandığı görülebilir.”

Kemal Kılıçdaroğlu’na göre, oy verme ihtimali bulunan ‘tereddütlü kitle’ önemliydi: “İktidardan kopuş eğiliminde olan muhafazakâr kitle, sonucu tayin etti. Bu aday listelerine gösterilen aşırı tepkilerden, söz konusu kitle olumsuz yönde etkilendi. Kararsız muhafazakârlar, ‘Ulusalcılar iktidara gelirse yeniden eski günlere dönebiliriz korkusu’ ile oylarını dönüp tekrar Erdoğan’a verdiler.”

Paylaşın

KKM’den Çözülme TL Yerine Dövize Gidiyor

Tasarruf sahipleri Kur Korumalı Mevduattan (KKM) vazgeçmiyor, ya da çözülme olsa da bu TL yerine döviz hesaplarına gidiyor. Bunun en önemli nedeni olarak ekonomi yönetimine, 7,5 puanlık faiz artışı yapmasına rağmen, hala güven duyulmaması gösteriliyor.

Yeni ekonomi yönetiminin rasyonel politikalara dönüş olacağını söylediği ama henüz somut adımlar atılamadığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte olduğu gibi girilen yeni yoldan da geri dönme ihtimali, vatandaşın güven duymasını engelliyor.

Ekonomi yazarı Erdal Sağlam, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarına yönelik alınan son kararları ve gelişmeleri DW Türkçe için değerlendirdi:

Ekonomi yönetimi, kur farkı nedeniyle büyüyen Merkez Bankası zararlarının da etkisiyle, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hacmini azaltmak için harekete geçti. Ancak uygulamanın başladığı 10 günden bu yana, bankalardan istenen KKM’den TL hesaplarına dönüşüm oranının sağlanamadığı gözleniyor.

Merkez Bankası geçen hafta başında, TL’den KKM’ye dönüşen mevduatların üç ay içerisinde yarısının TL hesaplarına çevrilmesi yönünde bir karar aldı. Bunun yanında dövizden KKM’ye dönüşen mevduatların yüzde 5’inin TL hesaplarına dönüşünü istedi. Bu hafta başında bu oranı yüzde 10’a çıkardı. TL’den KKM’ye dönüşen hesapların TL hesaplarına dönüşümünde yüksek oran saptanmasının nedeni, bu dönüşümde döviz verilme zorunluluğu bulunmayışı. Merkez Bankası sadece dövizden KKM’ye dönüşen hesaplar bozulurken gereken dövizi bankalara vermekle yükümlü. Bu nedenle zaten ekside olan döviz rezervlerini bu dönüşüm için de harcamak istemiyor.

Merkez Bankası bu kararın ardından geçtiğimiz Perşembe günü politika faiz oranını, piyasalardaki beklentisinin çok ötesinde, 7,5 puan artırdı. Bu artışla birlikte kurlar hızla aşağı gelirken, döviz rezervlerindeki erime ise devam etti. Merkez Bankası rezervleri geçtiğimiz hafta 5.3 milyar dolar eriyerek, swap hariç kamu dahil net rezervler eksi 67 milyar doların bile altına indi. Haziran seçimleri öncesi bu rakam eksi 70 milyar doların da altına inmişti.

Rezervlerdeki düşüşte, dövizli KKM’deki erimenin beklentilerin üzerinde gerçekleşip, TL yerine döviz hesaplarına gitmesi, bu nedenle Merkez Bankası’nın yaptığı döviz satışı etkili oldu. Öte yandan ise Merkez Bankası 25.3 TL’ye kadar inip yeniden yükselen dolar kurunu 26.5 TL’de tutma isteği önemli rol oynadı. Kuru bu düzeyde tutmak için Merkez Bankası’nın rezervden satışlarına hala devam ettiği görülüyor.

TL yerine döviz talebi artıyor

Peki, tasarrufçu neden KKM’den vazgeçmiyor, ya da çözülme olsa da bu TL yerine döviz hesaplarına gidiyor?

Bunun en önemli nedeni olarak ekonomi yönetimine, 7,5 puanlık faiz artışı yapmasına rağmen, hala güven duyulmaması gösteriliyor. Yeni ekonomi yönetiminin rasyonel politikalara dönüş olacağını söylediği ama henüz somut adımlar atılamadığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte olduğu gibi girilen yeni yoldan da geri dönme ihtimali, vatandaşın güven duymasını engelliyor.

İşte bu noktada tasarrufçunun TL’ye dönmesi için TL faizlerinin yüksek olması, en azından enflasyonun altında ezilmeyecek bir faiz oranına ihtiyaç olduğu da kesin. Aynı zamanda enflasyon beklentilerinin de hala yüksek seyretmesi, yüksek faiz oranı ihtiyacını artırıyor. Merkez Bankası TL mevduat faizlerinin artmasını istiyor ama bankalar kaynak maliyetlerini çok artıracağı için faizleri fazla yukarı çıkarmak istemiyorlar.

Bu düzenleme nedeniyle TL mevduatlarda üç farklı faiz oluştu. KKM’den TL’ye dönecek hesaplar için bankalar genellikle yüzde 37-38 faiz öneriyor, bazı özel bankaların ise yüzde 45’e kadar çıktığı görülüyor. Buna karşılık KKM’de kalanlara mevzuat gereği, politika faizi kadar yani yüzde 25’lik faiz uygulanıyor. Bu arada evvelden beri devam eden mevcut TL hesaplara verilen faiz oranlarının da yüzde 25 civarından, yüzde 28-29’lara çıktığı izleniyor.

Ancak bu faiz oranları mevduat sahiplerine cazip gelmiyor. Yüzde 25 faize razı olup, yine de kur farkını alma imkanlarını tercih ediyor, KKM hesaplarını TL’ye çevirmek istemiyorlar. Buna karşılık döviz dönüşümlü KKM hesaplarında bankaların beklediğinden daha fazla çözülme oluyor ama bunlar da yeniden döviz hesaplarına dönme eğilimindeler, TL hesaplara gitmiyorlar.

Merkez Bankası’nın dolar kurunu bir süre 26.5 TL’de tutup enflasyon çıpalaması yaparken, öte yandan tasarrufçuda “döviz artmayacak” algısı oluşturup, KKM’den TL hesaplara dönüşümü cazip kılmak istediği belirtiliyor. Tasarruf sahiplerinin ise hala kurların yükseleceği beklentisiyle, TL yerine döviz hesaplarına kayma eğilimi çok yüksek. TL tutan tasarruf sahipleri son üç yıldır o kadar mağdur edildi ki; TL tasarrufa dönüş çok zor olacak.

Önümüzdeki hafta bankaların yükümlüklerini yerine getirip TL hesaplara dönüşümü sağlamak için, TL mevduat faizlerinin önemli ölçüde artırmak zorunda kalacakları beklentisi yüksek. Buna rağmen vatandaşı tatmin edecek, enflasyonun altında kalmayacak bir faiz oranına ulaşılabilecek mi, bilinmiyor. Bilinen ise ülke ekonomisinin başına büyük bela olan KKM’den kurtuluşun çok zor olacağı ve uzun süre alacağının şimdiden belli olması.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: İYİ Parti, Ekrem İmamoğlu Ve Mansur Yavaş’ın Karşısına Aday Çıkaracak

Yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul’da kendi adaylarını çıkartacaklarını söyleyen İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Bunun hazırlık ve çabası içerisindeyiz. Çok kısa bir sürede bu hazırlıkları tamamladığımızda milletimizle bilgisini paylaşacağız” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de 26 Ağustos’ta Afyon’da yaptığı açıklamada ad vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’nu sert sözlerle eleştirmiş, “Ne yazık ki nefsinin esiri olanlarla uğraştık. Ne yazık ki önce şahsım, önce ben diyenlerle uğraştık. Ne yazık ki koltuğundan başka bir şey düşünmeyenlerle uğraştık. Olduramadık. 2023 seçimlerindeki yenilgiye engel olamadık.” demiş ardından “Televizyonlara çıkıp yüzsüz yüzsüz, sıkılmadan, utanmadan seçimin faturasını bize yüklemeye kalkıştılar.” demişti.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kürşat Zorlu, İYİ Parti’nin hafta sonu Afyon’da gerçekleştirdiği “Kocatepe buluşma[sının] milletimizin umutlarını yeşertti[ğini], siyasette yeniden güçlü bir başlangıcın fitilini ateşledi[ğini]” dile getirdikten sonra Genel Başkanı Meral Akşener’in Afyon’da tüm siyasi parti genel başkanlarına “yerel seçimlere ayrı ayrı girelim” çağrısına yönelik olarak MHP Genel Başkanı Bahçeli’den gelen “Ayrı ayrı seçime girme” çağrısının bizim nazarımızda ciddiye alınacak bir tarafı yoktur. Seçime ayrı girmek isteyenlerin elinden tutan, önüne geçen de yoktur” cevabını değerlendirdi.

İYİ Parti Sözcüsü Zorlu, “Genel Başkanımızın bu çağrısı tüm siyasi partilere yapıldı. Bu konuyla ilgili Sayın Erdoğan’ın da açıklama yapmasını bekliyoruz. Bu çağrının özünde Türk milletinin yaşadığı sorunları aşabilmek gayesi var.” dedi.

AKP’nin “devlet kaynaklarının hoyratça kullanılması” amacıyla yerel seçimlerde “yüzde 50+1 zorunluluğu olmamasına rağmen, zorla sayısal çoğunluk dayatması” getirerek “insanları düşmanlaştırdığını” iddia eden Zorlu kendi önerilerinin seçimlere ittifakla girmek yerine  “işbirliği”  yapmaya dayandığını söyledi ve AKP’nin değil CHP’nin yönetiminde bulunan İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlıkları için “kendi adaylarını çıkartacaklarını” açıkladı.

“İstanbul ve Ankara’da kendi adayımızı çıkaracağız”

Zorlu habercilerin “İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın karşısına aday mı çıkaracaksınız?” sorusuna yanıt olarak “2019 seçimlerindeki göreli başarının ortaya çıkışında İYİ Partinin büyük bir çabası oldu. Bu iş birliği zaten bizim teklifimizdi. Biz o zaman sorumluluktan, milletimizin talebinden kaçmadık ve bugünkü görüntü ortaya çıktı.” dedikten sonra, “bugün bazı siyasi partiler[in] İstanbul ve Ankara’da bazı hedefleri olduğu için bu konuyu köpürt[tüklerini] ve gündeme getirilmesini, gündemde kalmasını ist[ediklerini]” söyledi. “Ama biz çok net bir şey koyduk ortaya; biz kendi adaylarımızı çıkaracağız. Bunun hazırlıkları içerisindeyiz.”

2019 yerel seçimlerine “Millet İttifakı” olarak giren 6 partili ittifakın son bulduğu 1 Haziran’da İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz tarafından açıklanmıştı. Poyraz, “Tüm ittifaklar seçim ittifakıdır, seçim bittiği zaman tüm ittifaklar ortadan kalkar. Yani 14 Mayıs genel seçimleri bitti, ittifak tamamlandı” demiş ve “28 Mayıs itibarıyla da bu ittifak bitmiştir.” açıklamasında  bulunmuştu

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de 26 Ağustos’ta Afyon’da yaptığı açıklamada ad vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’nu sert sözlerle eleştirmiş, “Ne yazık ki nefsinin esiri olanlarla uğraştık. Ne yazık ki önce şahsım, önce ben diyenlerle uğraştık. Ne yazık ki koltuğundan başka bir şey düşünmeyenlerle uğraştık. Olduramadık. 2023 seçimlerindeki yenilgiye engel olamadık.” demiş ardından “Televizyonlara çıkıp yüzsüz yüzsüz, sıkılmadan, utanmadan seçimin faturasını bize yüklemeye kalkıştılar.” demişti.

Akşener, yaptıklarının “[…] hatalarından ders almış muhalefet olarak milletimizin huzuruna çıkmak” olduğunu söyleyerek eski ittifak bileşenlerini suçlamıştı: “İYİ Parti’yi ve beni günah keçisi yapmaya kalktılar. Hakikati bilenler tek kelam etmedi. Bunlara şaşırmadım ama bunların hepsi midemi bulandırdı. Bu sessizliği sürdürmek mümkün değil artık.”

Paylaşın

Erdoğan İle Bahçeli Görüştü: Cumhur İttifakı Yerel Seçim Çalışmalarına Başlıyor

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan le MHP Lideri Bahçeli bir araya gelerek, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere dair stratejileri ele aldı. İki partinin kurmayları büyükşehirlerde gösterilecek adayları belirleyip liderlerin onayına sunacak.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AKP) kendi belediye başkanlarının performanslarının değerlendirildiği çalışmalar da başladı. Aynı şekilde Milliyetçi Hareket Partisi’nde (MHP) de eldeki belediye başkanlarına dair değerlendirme adımları atılıyor.

DW Türkçe’den Kıvanç El‘in haberine göre; Mayıs ayındaki cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinde birlikte hareket eden AKP ve MHP, yerel seçimlerde de birlikte yapacağı çalışmaları görüşmeye başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret ederken, bir saat süren buluşmada yerel seçim süreci ele alındı. Görüşmeler AKP kongresinin ardından, iki liderin yanı sıra kurmaylar tarafından da devam ettirilecek.

AKP’nin Pazartesi günü gerçekleşen Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri başta olmak üzere adayların ve stratejinin belirlenmesi için yerel seçim çalışmalarının başlatılması talimatını verdi. “Cumhur İttifakı” yönetiminde olmayan belediyelere dair değerlendirmeler yapan Erdoğan’ın bu illerin “Cumhur İttifakı” yönetiminde olan illere göre daha geri planda kaldığını savundu. Erdoğan ayrıca, söz konusu illere yönelik, doğru adayların belirlenmesi adına tüm süreçlerin işletilmesi için çalışmalara başlatılması talimatını da verdi.

MKYK toplantısında AKP 4. Olağanüstü Kongresi’nin 7 Ekim tarihinde yapılması kararı da alındı. Kongrede parti yönetiminde de geniş çerçevede değişiklik yapılması ve partideki bu yeni yönetimin AKP’yi yerel seçimlere hazırlaması öngörülüyor. Kongreye dair hazırlıkları görüşmek üzere “Strateji ekibi” de Perşembe günü bir toplantı yapacak.

Erdoğan-Bahçeli ne konuştu?

MKYK toplantısının ertesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahçeli’yi Ankara’daki evinde ziyaret ederek bir saatlik bir görüşme gerçekleştirdi. AKP kurmaylarından edinilen bilgiye göre görüşmenin ana çerçevesini de yerel seçimlere dair çalışmalar oluşturdu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, geçen hafta sonu Kocatepe’de AKP, CHP, MHP dahil tüm partilere, seçimlere “ayrı ayrı girelim” çağrısı yapmıştı. Pazartesi günü buna yazılı bir açıklama ile yanıt veren Devlet Bahçeli, Akşener’in çağrısının “akıl tutulması” olduğunu ifade ederek, “Ayrı ayrı seçime girme çağrısının bizim nazarımızda ciddiye alınacak bir tarafı yoktur. Seçime ayrı girmek isteyenlerin elinden tutan, önüne geçen de yoktur” demişti.

Erdoğan-Bahçeli zirvesinde Akşener’in bu çağrısı da gündeme geldi. Bahçeli’nin ardından önümüzdeki günlerde Erdoğan’ın da seçimlere, “Cumhur İttifakı” birlikteliği ile gidileceğine dair vurgu yapan bir açıklama yapması bekleniyor. İki liderin görüşmesinde 7 Ekim’deki kongrenin ardından AKP ve MHP’li kurmayların liderlerin görevlendirmesi ile bir araya gelerek, 30 büyükşehir ve 51 il belediyesi ile ilçelere dair aday belirleme çalışmalarının da başlatılması planlanıyor. Bu konuda AKP ve MHP’nin yanı sıra Cumhur İttifakı ortakları; Yeniden Refah Partisi, Büyük Birlik Partisi ile ittifaka dışarıdan destek veren DSP ve HÜDAPAR ile de görüşmelerin yapılması bekleniyor.

AKP’de kendi belediye başkanlarının performanslarının değerlendirildiği çalışmalar da başladı. Aynı şekilde MHP’de de eldeki belediye başkanlarına dair değerlendirme adımları atılıyor.

AKP’de 2019 yerel seçimlerinde ortak aday gösterilen yerlerde neden kaybedildiğine dair analizler de yapıldı. Bu analizler MHP ile de paylaşılacak ve aday belirleme süreçlerinde bu verilerden de faydalanılarak, hangi ilde nasıl bir iş birliği yapılacağı netleştirilecek. Adayların Kasım ayı itibarıyla açıklanmaya başlanması ve Ocak ayı içinde de büyükşehir adaylarının açıklanarak seçim çalışmalarının resmen başlatılması hedefleniyor.

2019 Yerel Seçimleri’nde 30 büyükşehirden Adana, Mersin ve Manisa’da MHP; diğer 27 ilde de AKP aday göstermişti. AKP ve MHP toplamda 51 ilde iş birliği yaparak seçime girmişti. Büyükşehirlerde MHP adaylarının desteklendiği yerlerden sadece Manisa kazanılırken Adana ve Mersin ise kaybedilmişti. AKP içerisinde, Adana’da “MHP yerine AKP adayı gösterilseydi seçimlerin kaybedilmeyeceğine” dair görüş uzun süre tartışıldı. 2024 seçimlerinde Adana’da AKP’nin mi yoksa MHP’nin mi aday çıkaracağı konusu da yine yapılacak görüşmelerde netleştirilecek. Ancak şu anda AKP’deki görüş Manisa dışındaki büyükşehirlerin MHP’ye bırakılmaması yönünde.

Ana hedef İstanbul ve Ankara

Tüm bu yerel seçime dair çalışmalarda Cumhur İttifakı’nın birincil hedefi ise İstanbul ve Ankara’yı alabilmek. İki büyükşehirde de AKP adayını desteklemesine kesin gözüyle bakılan MHP’nin bir isim önermeyeceği ancak Erdoğan’ın isimlere dair Bahçeli’den fikir alacağı belirtiliyor. Ankara için Mansur Yavaş’ın karşısına ülkücü geçmişi olan bir ismin aday yapılması da konuşulanlar arasında.

AKP kurmayları, muhalefetin “dağınık” ve “karmaşık” görüntüsü içerisinde olduğunu belirtirken çalışmalara erken başlamanın seçmene bir güven vereceğini de düşünüyor. Bu nedenle sistematik çalışma yapılmasının önemine vurgu yapan kurmaylar, yeni yıl ile birlikte ekonomide olumlu bir tablonun da ortaya çıkacağını ve bu durumun seçimlere de etki edeceğini savunuyor.

Paylaşın

YRP’den AK Parti’ye Salvolar Devam Ediyor: Milletin Anasını Ağlattılar

Yeniden Refah Partisi (YRP) Samsun İl Hatibi Lütfi Şenocak, “Partimiz İttifaka 30 madde sundu. Ülke menfaati için bu maddeleri hayata geçirebilirlerse destekleriz, yok geçiremezlerse zaten bizim hedefimiz iktidar olup, bunları uygulayıp milletimizin refahını arttırmaktır. Ama görüyoruz ki, iktidar faizi yükseltmeyeceğini ifade etmesine rağmen, 3 ayda ortalığı mahvettiler, milletin anasını ağlattılar” dedi ve ekledi:

“Şimdi biz nasıl destek vereceğiz? Bizim ülkemizde para politikalarından anlayan bir tane adam yok muydu arkadaşım? Dışarıdan adam getiriyorsun? Yeniden Refah gizli görüşmeler yapıp Amerika ve İngiltere’den icazetle ülke yönetmeye talip değildir. Biz bu ülkenin ekonomisini de düzelteceğiz, eğitimini de, tarımını da düzelteceğiz. Hedefimiz milletimiz ve devletimiz için iktidar olmaktır. Bu amaçla ehliyetli ve liyakatli adaylarımızla mahalli seçimlerde tozu dumana katacağız, iktidara yürüyeceğiz.”

Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) Samsun’da, Derya Düğün Salonu’nda yapılan Ağustos Ayı İl Divan Kurulu Toplantısı’na, 14 Mayıs milletvekili seçimlerinde partinin İstanbul’dan aday olarak gösterdiği Lütfi Şenocak’ın konuşması damga vurdu.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Toplantıda partinin Samsun İl Başkan Yardımcılığı’na seçilen Şenocak, yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Partimiz İttifaka 30 madde sundu. Ülke menfaati için bu maddeleri hayata geçirebilirlerse destekleriz, yok geçiremezlerse zaten bizim hedefimiz iktidar olup, bunları uygulayıp milletimizin refahını arttırmaktır. Ama görüyoruz ki, iktidar faizi yükseltmeyeceğini ifade etmesine rağmen, 3 ayda ortalığı mahvettiler, milletin anasını ağlattılar.

Şimdi biz nasıl destek vereceğiz? Bizim ülkemizde para politikalarından anlayan bir tane adam yok muydu arkadaşım? Dışarıdan adam getiriyorsun? Yeniden Refah gizli görüşmeler yapıp Amerika ve İngiltere’den icazetle ülke yönetmeye talip değildir. Biz bu ülkenin ekonomisini de düzelteceğiz, eğitimini de, tarımını da düzelteceğiz. Hedefimiz milletimiz ve devletimiz için iktidar olmaktır. Bu amaçla ehliyetli ve liyakatli adaylarımızla mahalli seçimlerde tozu dumana katacağız, iktidara yürüyeceğiz.”

İl Başkanı İbrahim Yaşar ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Değişmeyen vizyonumuzu yeni arkadaşlarımızla sürdüreceğiz. Geçmiş dönemlerde elinden geleni yapan teşkilat mensuplarımıza şükranlarımızı sunuyor, her zaman katkılarını bekliyoruz. Bununla birlikte temel ilkemiz şudur: Baş başa, baş genel başkanımıza bağlıdır. Her türlü fikre açık olmakla birlikte istişare sonunda nihai karar verilmesinin ardından yorum yapmanın gereksizliğinin altını çizmek isterim.”

Paylaşın

CHP İçerisinde Yeni Hareket: Sol – Diyalog Kurulu

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), partinin emekten ve sol bir anlayıştan yana tavır alması gerektiğini savunanlar, Sol – Diyalog Kurulu’nu oluşturdu.

Oluşuma ilişkin değerlendirmede bulunan eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı, “Başlayan ilçe kongre süreçleri biraz toparlanmamızı geciktirse bile diğer gruplarla etkileşim halinde olabildik. Şu an için geldiğimiz aşamada herkese duyuracağımız bir çağrı metni hazırlığındayız. Katılımcı bir anlayışla herkes kendi çevresi ya da grubundaki ile iletişim halinde ve geniş kapsamlı bir yol haritası oluşturmaya çalışıyoruz.

Metnin ana vurgusunun partinin stratejisini ortaya çıkarması gerektiğini saptıyoruz. Kurultay sürecinin sağlıklı yürümesini, hesaplaşmaların yerine doğru politikalarla beraber yerel yönetim seçimlerinde de ittifak konularının nasıl olması gerektiğini konuşuyoruz. İl seçimlerinden önce örgüte çağrı yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz. Örgütün sol vicdanı, sol yanı olarak bu yanı görünür kılacağız” dedi.

CHP’de bir taraftan değişim tartışmaları sürerken bir taraftan da önümüzdeki dönem yerel seçimlerine dair partinin ne yönde hareket edeceği tartışmaları başladı. Sancılı geçen tartışmaların arasında CHP içerisinde yeni bir hareketin oluştuğu öğrenildi.

BirGün’den Öncü Durmuş‘un haberine göre, Parti içerisinde sol siyasetten ve emek yanlısı politikalardan yana tavır alınmasını savunan, kendilerini gruplar-üstü tanımlayan bir Sol-Diyalog Kurulu oluşturuldu. Kurul içerisinde CHP’de bir dönem Ankara İl Başkanlığı yapan Prof.Dr. Tarık Şengül, CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı, CHP eski İstanbul Milletvekili Ali Şeker ve CHP eski Ankara Milletvekili Necati Yılmaz bulunuyor.

Oluşturulan Sol-Diyalog kurulu hakkında Prof.Dr. Tarık Şengül ve CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı BirGün’e değerlendirmelerde bulundu.

Partisinde yaşanan tartışmalarda herkesin hemfikir olduğu bir noktaya değinen Prof.Dr. Tarık Şengül, “Yaşanan dramatik yenilgilerden sonra herkes CHP’de bir dönüşüm ihtiyacı olduğunu kabul ediyor. Ancak değişim her kesimin elinde başka bir gerçeklik kazanıyor. Kimi durumda değişim liderin değişmesi demek; bir başka kesim için kadroları yenileme halini alıyor. Gerçek bir değişim çok daha temel bazı tutumları değiştirmemizi gerektiriyor. Örneğin emekten, özgürlüklerden ve demokrasiden yana bir siyasal projeyi uzun süredir cesurca söylemiyoruz. Aydınlanmacı Cumhuriyet Projesi’ni 21 yüzyıla nasıl taşıyacağımız hiç tartışılmıyor.

Böylesi bir proje öne çıkarıldığı zaman o projeyi en iyi biçimde gerçekleştirecek liderlik ve kadroyu da bulursunuz. Benzer biçimde yerel seçime gidiyoruz. Ortada iyi uygulamalar var ama bir yerel yönetimler programı, belediyecilik modeli yok. Ne var ki Kurultay’a böyle giderse belediye başkanlarını kim belirleyecek kaygısı damgasını vuracak. Şunu söylüyoruz, yerel seçime güçlü bir belediyecilik programıyla gidelim. Dahası bu programları gerçekleştirecek kadroları da yerel düzeyde katılımcı mekanizmalar kurarak belirleyelim. Bunları yapmadığımız için kaybediyoruz. Yaparsak kazanacağız. Kısaca gerçek dönüşüm istiyoruz.” dedi.

Solun bir yanıtı olmalı

Şengül, CHP içerisinde kendileri gibi düşünen büyük bir kitlenin olduğu ve sol değerlerin ön plana çıkartılması gerektiğini dile getirdi ve şöyle konuştu: “Uzun süredir sistematik biçimde sol değerler ihmal ediliyor. Bunun büyük bir maliyeti var. CHP ne zaman emekten yana, soldan, aydınlanmadan yana olduysa o derece toplumda karşılık bulmuş, halkın desteğini almıştır. Bu noktadan çıktık ve çalışmalarımız devam ediyor. Biz bir grup değiliz; farklı kesimleri bir araya getirmeyi, ortaklaşmayı hedefleyen biçimde kendimizi gruplar üstü tanımlıyoruz.

Çeşitli grup ve kişilerle görüş alışverişlerimiz devam ediyor. Şu an için kamuoyuna duyuracağımız bir çağrı metni hazırlığımız var. Sol değerleri savunan herkesle birlikte bir metin üzerinde çalışıyoruz. İl kongreleri aşamasına girdiğimizde metnin çağrısını gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Kolektif bir oluşumun ürünü olarak CHP içerisinde gerçekten değişimden yana olan farklı bir alternatifin olduğunu göstermek istiyoruz.”

Sol-Diyalog Kurulu hakkında konuşan CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı bu durağanlık döneminin sol politikalarla aşılacağının altını çizdi. Sarı şu ifadelere yer verdi: “Tarihsel olarak CHP krizden hep kendi içerisinden çıkardığı dinamikle sorunlarını aşmış bir yapı. Şu an da bir kriz içerisindeyiz ve durağanlık dönemi ile karşı karşıyayız. Değişim kavramı etrafında oluşan beklenti gerçekte neyin değişmesini bir miktar geri plana atan bir yere doğru kaydı.

Gruplar parti içerisindeki iktidara dair hareket etmeye başladı. Oluşturduğumuz bu kurul ile esas değişimin ne olduğu tartışmasını yürütebilecek, herkesin enerjilerini tek bir alana yönlendirebileceği bir kanal açma gayretindeyiz. Örgütün somutlaşmış sol bir vicdanı olmayı ve ideolojisini, politikalarını güncelleyecek halkın ihtiyaçlarına göre yol alacak bir parti yapısının doğru olduğunu düşünüyoruz”

Katılımcı bir anlayışın önemini vurgulayan Sarı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Başlayan ilçe kongre süreçleri biraz toparlanmamızı geciktirse bile diğer gruplarla etkileşim halinde olabildik. Şu an için geldiğimiz aşamada herkese duyuracağımız bir çağrı metni hazırlığındayız. Katılımcı bir anlayışla herkes kendi çevresi ya da grubundaki ile iletişim halinde ve geniş kapsamlı bir yol haritası oluşturmaya çalışıyoruz.

Metnin ana vurgusunun partinin stratejisini ortaya çıkarması gerektiğini saptıyoruz. Kurultay sürecinin sağlıklı yürümesini, hesaplaşmaların yerine doğru politikalarla beraber yerel yönetim seçimlerinde de ittifak konularının nasıl olması gerektiğini konuşuyoruz. İl seçimlerinden önce örgüte çağrı yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz. Örgütün sol vicdanı, sol yanı olarak bu yanı görünür kılacağız.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: Erdoğan’dan “CHP’li Belediyelerin Kazanılması” Talimatı

AK Parti MKYK toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurmaylarına, “CHP yönetimindeki belediye başkanlıklarının AK Parti yönetimine geçmesi” için gerekli hazırlıkların başlatılması için talimatları verdiği belirtiliyor.

7 Ekim’deki kongre sonrasında da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “AK Parti’nin çekirdek yönetim kadrosu MYK’da, aynı milletvekillerinde olduğu gibi kapsamlı bir değişiklik yapacağı” dile getiriliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu‘nun edindiği bilgiye göre 7 Ekim’deki olağanüstü kongrenin ardından yerel seçimler için takvim de başlayacak. Partinin ön çalışmasına göre belediye başkanlıkları için aday olmak isteyenlerin başvuruları kasım ayı itibarıyla alınmaya başlanacak. Ocak ve şubat ayı başında da parti yönetiminin kesin aday listelerini açıklayacağı belirtiliyor.

Ancak AKP’nin “sahada elini güçlendirmek için aday listelerinin açıklanmasını şubat ayına bırakmayacağı ve adaylardan bir an önce sahada çalışmalarına başlamasını isteyeceği” de dillediriliyor. Ancak AKP MKYK’de de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurmaylarına, “CHP yönetimindeki belediye başkanlıklarının AKP yönetimine geçmesi için gerekli hazırlıkların başlatılması için gerekli talimatları verdiği belirtiliyor.” Toplantıda Erdoğan’ın “bir kez daha Cumhur İttifakı vurgusunu yaptığı ve seçimlerde 2019 yılında olduğu gibi seçimlerde MHP ile işbirliği içinde çalışılacağını ifade ettiği” ileri sürülüyor.

7 Ekim’deki kongre sonrasında da Erdoğan’ın “AKP’nin çekirdek yönetim kadrosu MYK’de, aynı milletvekillerinde olduğu gibi kapsamlı bir değişiklik yapacağı” dile getiriliyor. Toplantıda ayrıca Erdoğan’ın, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, “Seçimlere ayrı ayrı girelim” çağrısına “doğrudan yanıt vermediği” de belirtiliyor. Ancak Erdoğan’ın, “MHP ile 2019 yılındaki gibi bazı büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyelerindeki gibi Cumhur İttifakı’nın işbirliğinden söz etmesiyle “Akşener’in çağrısına kapıları kapattığı” değerlendirmeleri yapılıyor.

AKP’de 2024 seçimlerinde yalnızca İstanbul için Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu gibi pek çok isim konuşuluyordu. Ancak AKP teşkilatlarının başta İstanbul olmak üzere Ankara ve İzmir, Antalya, Adana ve Mersin gibi büyükşehirleri, “seçmen yapısı bakımından kritik gördüğü ve aday belirleme noktasında ince eleyip sık dokuyacağı” da iddia ediliyor.
Paylaşın

Yeşil Sol Parti: Akşener’in Söylediklerinin Bir Kıymeti Yok

Halkların Demokratik Partisi (HDP) – Yeşil Sol Parti (YSP) İYİ Parti Lideri Akşener’e tepkili. 2019 seçimlerinde aday çıkarmayarak İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bazı büyükşehirlerin muhalefet tarafından kazanılmasına katkı yapan partide seçimlerin kaybedilmesinde en büyük sorumluluğun Akşener’de olduğu söyleniyor.

HDP – YSP’de “Akşener’in gerekli özeleştiriyi vermeden söylediklerinin bir kıymeti yok” deniliyor. Hatta, Akşener’in yaptığı konuşma için, “Gelecek dönem muhalefetin ortaklaşması bu konuşmayla bombalanmıştır” sözleri de sarf ediliyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in seçimden sonra “tefekkür sessizliğini bozuyorum” dediği Afyon Kocatepe konuşmasının yankıları sürüyor.

Millet İttifakı’nın tüm ortaklarına sert eleştiriler yönelten Akşener’in nasıl bir yerel seçim stratejisi oluşturacağı merak konusuydu. İYİ Parti olarak kendi kadrolarıyla milletin huzuruna çıkacaklarını söyleyen Akşener iş birliğine ise tamamen kapıları kapatmadı, “Yerel özellikler ve talepler doğrultusunda elbette iş birlikleri olabilir” dedi. İstanbul-Ankara için “Günü geldiğinde bakılır” diyen Akşener’in bir koşulu da “hür ve millî siyaset anlayışı” doğrultusunda HDP-Yeşil Sol’a koyduğu mesafeydi.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya‘nın haberine göre; Akşener’in yerel seçimlere yönelik açıklaması partide farklı yorumlara neden oldu. Millet İttifakı’nın 2019 Yerel Seçimleri’nde kazandığına dikkat çeken bazı partililer, önümüzdeki seçimlerde başta İstanbul, Ankara ve Antalya olmak üzere bazı illeri kaybetmemek için iş birliğinin şart olduğu görüşünü dile getirmeye devam etti.

Parti içinde bir başka kesimse 3. yol tartışmalarında da geçen “Hür ve milli İYİ Parti”nin inşası için yerel seçimlerin feda edilebileceği görüşünü savunmayı sürdürüyor. Bu görüşü savunanlar 2019 ve 2023 seçimlerinde kurulmak zorunda kalınan ittifaklar nedeniyle parti kimliğinin oturtulamadığını belirterek “Ayaklarımızın üzerinde durmalıyız. Asıl olan genel seçim, 2028’i kazanmak için gerekirse yerel seçim feda edilebilir” değerlendirmesini sürdürüyor.

Akşener’in açıklaması sonrası gözler CHP ve HDP-Yeşil Sol Parti’ye çevrildi. CHP, Akşener’in açıklamasına temkinli yaklaşırken kongre süreci tamamlanmadan somut bir adım atılmayacağı görüşünde.

Benzer şekilde kongre sürecinde olan HDP-Yeşil Sol Parti ise Akşener’e tepkili. 2019 seçimlerinde aday çıkarmayarak İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bazı büyükşehirlerin muhalefet tarafından kazanılmasına katkı yapan partide seçimlerin kaybedilmesinde en büyük sorumluluğun Akşener’de olduğu söyleniyor, “Akşener’in gerekli özeleştiriyi vermeden söylediklerinin bir kıymeti yok” deniliyor. Hatta, Akşener’in yaptığı konuşma için, “Gelecek dönem muhalefetin ortaklaşması bu konuşmayla bombalanmıştır” sözleri de sarf ediliyor.

HDP’nin seçim değerlendirmesi sonrası başta eş başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın görevini bıraktığına dikkat çekilen partide, “Biz ciddi bir seçim değerlendirmesi yaptık. Bunun bedelini de ödüyoruz. Eş başkanlarımız görevini bıraktı. Parti yönetiminde kapsamlı bir değişim olacak. CHP, İYİ Parti’de gördüğümüz ise koltuklarına yapışmış siyasetçiler” eleştirisi getiriliyor.

Kapatma davası nedeniyle seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında giren HDP hafta sonu yapılan kongreyle tüm çalışmalarını Yeşil Sol Parti’ye devretti. Eylül ayı sonu ya da kasım ayı başında yapılacak Yeşil Sol Parti kongresinde de partinin eş başkanları yenilenecek, kadroları değişecek.

Yeşil Sol Parti’nin HDP fikriyatını devam ettireceği ama yeni dönemin stratejisi gereği daha yerel siyaset yapacağı kaydediliyor. Seçim sonrası partiye gelen en önemli eleştirinin “Ankara siyasetine sıkışmak” olduğunu kaydeden parti kurmaylarına göre Yeşil Sol Parti yeni dönemde “Ankara odaklı siyaset”ten çıkacak, çalışmalarında yerel siyaset belirleyici olacak.

Bu bakış yerel seçimlerde alınacak tutumun da işareti. Hem batı hem de doğuda yerel dinamiklerle karar verilip hareket edilecek. İstanbul ve Ankara gibi iki büyük şehir için de toptancı bir yaklaşım içinde olmayacaklarını söyleyen HDP-Yeşil Sol Partililerin net bir kırmızı çizgisi var, o da “Bizi görmeyen siyasetle hiçbir şekilde ittifak geliştirmeyiz” tutumu. Mayıs seçiminin önemli derslerinden birinin de bu olduğunu kaydeden partililer “Arka kapı tamamen kapalı. Ön kapı ise herkese açık. Kim gelirse dinleriz, konuşuruz” diyor.

İYİ Parti’de olduğu gibi HDP-Yeşil Sol Parti’de de yerel seçimlere kendi adayları ile katılma eğilimi yüksek. İstanbul, Ankara dahil tüm iller için baskı düzeyinde böyle bir talep geldiği ifade ediliyor ama seçim yaklaşırken ortaya çıkacak gelişmelere göre yeni tutumlara da kapı kapatılmıyor.

Ancak HDP-Yeşil Sol’un yerel seçimler açısından en önemli gündemi kayyım atanan belediyelerini geri almak. İktidarın HDP-Yeşil Sol Parti’nin büyükşehirlerdeki tutumuna göre kayyım yaklaşımını esnetebileceğini düşünenler var ama “Dolmabahçe mutabakatını imzalayıp sonra tanımayanlara nasıl güvenilir” deniliyor.

Parti içinde bazı isimlerse iktidarın “kayyım politikası”nı yeni dönem politikaları, uluslararası gelişmeler nedeniyle değiştireceği görüşünde. Bugünkü siyasi konjonktürde iktidarın kayyım atamaları için zemin bulamayacağını düşünen bazı partililer yeni vali ve emniyet müdürü atamalarını, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Barzani ile temaslarını da bunun işaretleri olarak okuyor.

Ancak bu analizlere karşın iktidara güvenmenin zor olduğunu kaydeden HDP-Yeşil Sol Partili siyasetçiler yerel seçim için, “Biz, bizim olanı tescil edelim. Mücadele bitmez. Bu memlekette ne darbeler ne çatışmalar ne gerilimler oldu ama mücadele hiç bırakılmadı” diyor.

Seçimlerin ardından iç muhasebe ile yerel seçim hazırlığını eş zamanlı yürütmeye çalışan muhalefet partilerinin tartışmaları ekim sonu kasım ayı başına kadar sürecek görünüyor.

Paylaşın