Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz Tek Haneli Enflasyon İçin Tarih Verdi: 2026

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, katıldığı bir etkinlikte enflasyona ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Para politikalarımızla, maliye politikalarımızla, yapısal reformlarla, enflasyonumuzu yeniden tek haneli rakamlara düşüreceğiz. Burada yaptığımız mücadelenin aylık bazda sonuçlarını görmeye başladık” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Geçtiğimiz ay yüzde 3’ün biraz üzerinde çıktı enflasyon, daha önceki dönemlerde daha yüksekti. Aylık bazda bir düşüş başlamış durumda. Yıllık bazda ise gelecek yıl ortalarından itibaren düşüşleri de göreceğiz. 2026 yılında tek haneli rakamlara yeniden ulaşacağız. Bunu laf olsun diye söylemiyoruz.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti Ankara İl Başkanlığı’nca Cemil Meriç Kültür Merkezi’nde düzenlenen İl Danışma Meclisi toplantısına katıldı. Cevdet Yılmaz, burada yaptığı konuşmada ekonomiye ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“İktidara geldiğimiz tarihlerde 66 milyon nüfusumuz vardı. Bu yılsonu itibarıyla 86 milyona ulaşacağız inşallah. 36 milyar dolar ihracatı olan bir ülkeydik, şu anda 255 milyar dolardan bahsediyoruz. Sadece 3 bin 600 dolar kişi başına gelirimiz vardı, bu sene yıl sonunda inşallah 12 bin doları aşacağız. 230 milyar dolarlık bir ekonomiydik, yine bu sene sonu itibarıyla inşallah 1.1 trilyon dolara yaklaşan bir ekonomik büyüklüğe ulaşacağız.

Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bütün engellemelere, bütün badilere rağmen bugünlere getirdiğimiz Türkiye’de çok farklı bir görünümümüz var. Bütün süreçlerde dünyayla birlikte bizim de yaşadığımız elbette sorunlarımız var. Özellikle enflasyon, hayat pahalılığı en önemli sorunumuzdur. Diğer taraftan çok büyük başarılar sağladık. Büyüdük, istihdamımız arttı, ihracatçımız arttı, turizm gelirlerimiz arttı.

Bütün bunlar olumlu gelişmeler. Ama bu arada enflasyonumuz arzu etmediğimiz düzeylere geldi. Bunu da bir sorun olarak elbette görüyoruz. Ve birinci öncelikli meselelerimizden görüyoruz. Bu konuda da gerekli tüm adımları kararlı bir şekilde atmaya devam edeceğiz. Para politikalarımızla, maliye politikalarımızla, yapısal reformlarla, enflasyonumuzu yeniden tek haneli rakamlara düşüreceğiz. Burada yaptığımız mücadelenin aylık bazda sonuçlarını görmeye başladık.

Geçtiğimiz ay yüzde 3’ün biraz üzerinde çıktı enflasyon, daha önceki dönemlerde daha yüksekti. Aylık bazda bir düşüş başlamış durumda. Yıllık bazda ise gelecek yıl ortalarından itibaren düşüşleri de göreceğiz. 2026 yılında tek haneli rakamlara yeniden ulaşacağız. Bunu laf olsun diye söylemiyoruz. Bunun planını, programını, politikalarını yapmış durumdayız. Adım adım bunu da hayata geçiriyoruz. Niçin bir anda olamıyor diyebilirsiniz belki.

Çünkü birçok denge var değerli kardeşlerim. Bir taraftan enflasyonla mücadele edeceksiniz. Diğer taraftan belli oranda bir büyümeyi, istihdam artışını devam ettirmemiz gerekiyor. Diğer taraftan da enflasyon karşısında sıkıntıya düşen kesimleri koruyucu birtakım tedbirler, birtakım politikalar uygulanmamız lazım. Dolayısıyla bütün dengelerimizi gözeterek, kademeli ama kararlı bir şekilde enflasyonu aşağıya düşürüyoruz, düşüreceğiz” şeklinde konuştu.”

“Hiç kimse başarısızlıklarına bahane aramasın”

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin de konuşan Cevdet Yılmaz, şunları söyledi: “Yerel seçimler de çok çok önemli. Yerel seçimler açısından, yerel demokrasi açısından, Türkiye Yüzyılı’nın merkezi iradeyle uyum içinde inşası açısından çok önemli. Mart ayında inşallah yerel seçimi gerçekleştireceğiz. AK Parti yerelden merkeze gelmiş bir partidir. Cumhurbaşkanımızın İstanbul’daki başarısı Ankara’da, Konya’da, Kayseri’de, çeşitli bölgelerde o dönem sağlanan başarılar bizi merkezi idareye taşıdı ve bugünlere getirdik.

Kaynaklarınızı iyi değerlendirirseniz, verimli kullanırsanız, toplumu harekete geçirirseniz başarırsınız. Tam aksine biz bugün merkezi idare olarak yerel yönetimlere hiçbir faktör gözetmeksizin destek veriyoruz. AK Parti döneminde yapılan en önemli reformlardan biri bu olmuştur. Hiç kimse başarısızlıklarına bahane aramasın. Hiç kimse yapmadığı hizmetlerin günahını başkalarına atmasın. Herkes görevini yapacak, görevini bilecek ve vatandaşımız da bunu takip ediyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan CHP Kurultayı Yorumu: Bunların Birbirinden Farkı Var Mı? Yok

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bay bay Kemal kime ‘bay bay’ dedi? Edirne’deki terörist başı Demirtaş’a ‘bay bay’ dedi. Kavala’ya ‘bay bay’ dedi. Peki, kongreyi kazanan zat, o kime selam verdi? O da aynen Selahattin Demirtaş’a selam verdi, Kavala’ya selam verdi. Al birini vur diğerine. Bunların birbirinden farkı var mı? Yok” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bunlar terör örgütleriyle beraber omuz omuza yürüdüler. Zannettiler ki terör örgütlerini yanımıza alırsak biz bu ülkede seçim kazanırız. 12, 13 seçim kaybettin, hep onlarla beraberdin. Kazanan, sen de onlarla beraberdin.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize’de Cumhuriyet Caddesi Kentsel Dönüşüm Alanı’nda düzenlenen, Rize Merkez Kentsel Dönüşümü, Isırlık Tabiat Parkı, Müyesser Kart Huzurevi ve yapımı tamamlanan diğer projelerin toplu açılış törenine katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, yaklaşık altı aylık aranın ardından bir kez daha Rize’de bulunmanın, gönülleri kucaklaştırmanın memnuniyeti içinde olduğunu belirtti.

Rize’nin baharının ayrı sonbaharının ayrı güzel olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en güzelinin de Rizelilerin her an her yerde hissettikleri vefası, kadirşinaslığı, aşkı ve sevdası olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ömrünü, davasına, ülkesine, milletine ve hemşehrilerine hizmet uğruna adadığını kaydetti.

Yirmili yaşlarda millete siyaset yoluyla hizmet etmek için gençlik kollarında görev üstlendiğini, 30 yaşında partisinin Beyoğlu İlçe Başkanı ve belediye başkanı olarak İstanbul’da hizmete talip olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yaşında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak İstanbul’un makûs talihini yenip eser ve hizmetleri şehre kazandırma fırsatı bulduğunu dile getirdi.

Çöp, çukur, çamur içindeki İstanbul’u çöpten, çukurdan, çamurdan kurtararak bugünkü temelleri attıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “50 yaşımda Başbakan olarak ülkeme hizmet ediyordum, 60 yaşında milletimin takdiriyle seçimle göreve gelen ilk Cumhurbaşkanı olma şerefine eriştim. Şu anda 70 yaşıma merdiven dayadığım bugün mayasını Rize’den aldığım deruni bir aşkla, şevkle, azimle, tecrübeyle ülkeme ve milletime hizmet mücadelemi sürdürüyorum.

Neredeyse, yarım asrı bulan yolculuğumun her safhasında Allah’tan başka güvenecek dal, milletimden başka yaslanacak gövde aramadım. Hamdolsun, girdiğim her mücadelede Rabbimin yardımını da milletimin desteğini de yanımda buldum. Bu sayede yolumu kesmek için kurulan her tuzağın bozulduğunu her engelin kalktığını her zorluğun kolaylığa dönüştüğünü gördüm. Elde ettiğimiz her başarının gerisinde milletimin hayır duasının olduğunu bilerek bir sonraki safhaya geçtik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize’de başlayıp İstanbul’da dal budak salan, ardından Türkiye’nin 81 vilayetine uzanan, oradan Balkanlar’dan Kafkaslar’a, dost ve kardeş coğrafyalara yayılan, nihayetinde tüm dünyayı kucaklayan bir serencamın hikâyesini hep beraber yazdıklarını belirtti.

Aldığı rakama göre tören alanında 40 bin kişi olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Halkımla, hemşehrilerimle beraber Rize merkezde kentsel dönüşümü yaptığımız şu güzellik ayrı bir gurur veriyor bana. Dün neydi buralar, bugün ne oldu? Dükkânlar, mağazalar, ofisler çalışmaya başladığında, herkes konutlarına yerleştiğinde buraların ne anlama geleceğini ne kadar güzel olacağını herhalde takdir ediyorsunuz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’yi, kuruluşunun üzerinden daha 15 ay geçmeden iktidara getiren millete bir söz verdiklerini, “artık bu ülkede hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dediklerini anımsattı.

Aradan geçen 21 yılın ardından dönüp baktıklarında, artık bu ülkede hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını görmenin kıvancı içinde olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi soruyorum sizlere, beş, on sene önce buralar neydi? Şu anda ne olduğunu görüyorsunuz değil mi? Artık bu ülkede darbecilerin borusu ötmüyor, cuntacıların sesi çıkmıyor, vesayetçilerin tekeri dönmüyor. Artık bu ülkede kimse öz yurdunda garip muamelesi görmüyor.

Artık bu ülkede doğmamış çocuğundan pirifâni mertebesindeki yaşlısına kadar hiç kimse ‘ne olacak hâlim’ endişesi taşımıyor. Artık bu ülkede kendini kimsesiz hisseden herkesin yanında olduğunu bildiği bir devleti, bir hükûmeti var. Artık bu ülkede çalışmak, üretmek, kendini geliştirmek isteyen herkesin yolu açık. Çünkü artık Türkiye Cumhuriyeti devleti tek parti faşistlerinin, kendilerini imtiyazlı gören bir avuç siyasi ve ekonomik seçkinin değil, bizatihi milletin devletidir.

Kardeşlerim, biz tüm bu gelişmeleri, cumhuriyeti cumhurla, devleti milletle, ülkenin imkânlarını halkla buluşturarak sağladık. Rize’den Düzce’ye, Hatay’dan Balıkesir’e uzanan tüm sahillerimiz, bir tarafına denizi bir tarafına Anadolu’yu alan her vatandaşımız bu hissiyatla güne başlıyor. Ağrı Dağı’nın haşmetli gölgesinden, İç Anadolu’nun bozkırlarına, Ege’nin bereketli ovalarından Güneydoğu Anadolu’nun kadim topraklarına kadar her yerde insanımız aynı duyguyla hayatına sarılıyor. Tek başına bu başarının gururu bile bize yeter.”

Türkiye Yüzyılı vizyonuyla çıtayı en tepeye çıkardıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçtiğimiz 21 yılda ülkemizde hayata geçirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımlarının her biri işte bugünler içindi. Asırlar sonra milletimiz yeniden dünyada hak ettiği yeri alabileceğini hissediyor, görüyor, biliyor. Bu bakımdan eskisinden daha çok çalışmamız, daha çok üretmemiz, daha çok mücadele etmemiz gereken bir döneme giriyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de içinde bulunduğu çevre başta olmak üzere dünyada yaşananlara dikkati çekerek, “Adeta bir ateş çemberinin ortasındayız. Hamdolsun bu ateşin ülkemize zarar vermesini önleyecek güce de imkâna da dirayete de tecrübeye de sahibiz” ifadelerini kullandı.

“Karadeniz’e barış gelecekse emin olun bizimle gelecek” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ve Irak sınırlarının, bu ülkelerde yaşayanların istikrarını ve güvende kalmalarını sağlayacaklarını, Balkanlar’da, Kafkaslar’da huzur ve güvenin kalıcı şekilde tesisini temin edeceklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kuzey Afrika’dan Güney Asya’ya dost ve kardeşlerimizin yaşadığı her yerde kalplerin ve gözlerin aradığı o beklenen biz olacağız. Filistinli kardeşlerimizin İsrail zulmünden kurtarılması, Gazze’de tüm dünyanın gözleri önünde işlenen katliamların durdurulması da bizim boynumuzun borcudur. Filistin topraklarının dört bir yanında çocukları, anneleri, masumları öldüren katillerin; mazlumların malını çalan hırsızların yakasından yapışmak bizim insani vazifemizdir.

Bu ahlaksız, vicdansız, alçakça katliamı yapanları destekleyenlerin yüzlerine gördüğümüz her yerde suçlarını haykırmak da tarihe karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı içinde barındıran Kudüs-ü Şerif’in diğer inançların mensuplarının da haklarını gözetecek şekilde mahremiyetini korumak manevi görevlerimiz arasındadır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin meselesinde, Gazze’de yaşananlar konusunda görünenden çok daha fazlasını yaptıklarına, yapmayı da sürdüreceklerine işaret ederek, “Gazze’deki kardeşlerimizi asla sahipsiz, çaresiz ve tek başlarına bırakmadık ve bırakmayacağız. İçimizdeki kimi gafiller bilmese de Gazzeli ve Filistinli kardeşlerimiz bunu çok iyi biliyor. Elbette üzerimize düşenleri yaparken ayaklarımızı yerden kesmiyoruz” diye konuştu.

“Kazanan, sen de onlarla beraberdin”

Türkiye’nin, 21 yılda hem kendinin hem dost ve kardeşlerinin hem de dünyadaki tüm mazlumların haklarını koruyacak inisiyatifler geliştirme konusunda çok önemli mesafe kat ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi, ekonomik, askerî olarak henüz sonuçlandırılamayan çalışmaların olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Kimi alanlarda 3-5 yıllık, kimi alanlarda 5-10 yıllık vakit gerektiren projelerimizi tamamladığımızda Allah’ın izniyle Türkiye bambaşka bir seviyeye yükselecek. Terör örgütlerinin üzerimize salınmasından darbe girişimlerine, ekonomik sabotajlardan siyasi çelmelere kadar yaşadığımız badirelerin gerisinde işte bu tablonun önünü kesme çabası var. Ama başaramayacaklar. Milletimiz 14, 28 Mayıs seçimlerinde bir kez daha bu kararlılığını haykırdı. Millet, her iki seçimde de kazanımlarına sahip çıkma noktasında çok güçlü bir irade gösterdi. Terör örgütlerinden medet umanlara, emperyalist güçlere selam çakarak iktidar hayali görenlere milletimiz sandıkta çok esaslı bir ders verdi.”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin, 38. Olağan Kurultayı’na değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bay bay Kemal kime ‘bay bay’ dedi? Edirne’deki terörist başı Demirtaş’a ‘bay bay’ dedi. Kavala’ya ‘bay bay’ dedi. Peki, kongreyi kazanan zat, o kime selam verdi? O da aynen Selahattin Demirtaş’a selam verdi, Kavala’ya selam verdi. Al birini vur diğerine. Bunların birbirinden farkı var mı? Yok. Bunlar terör örgütleriyle beraber omuz omuza yürüdüler. Zannettiler ki terör örgütlerini yanımıza alırsak biz bu ülkede seçim kazanırız. 12, 13 seçim kaybettin, hep onlarla beraberdin. Kazanan, sen de onlarla beraberdin.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlerde Rize’den tüm ilçeleriyle beraber çok güçlü bir ses beklediğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Rize Havalimanı’nı bizler yaptık mı? Rize’de, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’ni yaptık mı? Hastanemizi yaptık. Şimdi de inşallah şehir hastanemizin ihalesini yapıyoruz. Böylece Rizeli şehir hastanesinde bütün sorunlarını çözmüş olacak. Okullarımız, fen lisesinden Anadolu lisesine, imam hatiplere kadar hepsini artık burada görüyor mu? Burada eğitim, öğretim ihtiyacını karşılıyor mu? Daha idealine daha iyisine…

Bugüne kadar biz hep eserlerimiz ve hizmetlerimizle karşınıza çıktık. Hükûmetlerimiz döneminde Rize’ye getirdiğimiz yatırımların şahidi bizatihi sizlersiniz. Şimdi Derepazarı’nda lojistik merkezini inşa ediyoruz. Lojistik merkezimiz bittiği zaman Rize, bütün ihtiyaçların yurt içinden yurt dışına, yurt dışından yurt içine bunların karşılanmasını da orada sağlayacak.”

Geçtiğimiz 21 yılda Rize’ye 66 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Laf değil, hizmet. Bu ana muhalefetin, yavrularının burada herhangi bir hizmeti var mı? Öyleyse bunlara gereken dersi benim hemşehrilerim inşallah sandıkta en güzel şekliyle verecektir” dedi.

Rize’deki yatırımlara ilişkin bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde yaklaşık iki binden fazla yeni derslik inşa ettiklerini, üniversite kurduklarını, yaklaşık altı bin kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları açtıklarını, 110 spor tesisi kazandırdıklarını, bütün öğretim üyelerinin lojmanlarını Salarha Deresi’nin boyuna yaptıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 sağlık tesisini tamamlayarak hizmete sunduklarını dile getirerek, “Şehir hastanemiz ile Güneysu ve Çayeli Devlet Hastanelerimizin ihale süreci şu anda devam ediyor. Çevre ve şehircilikte TOKİ eliyle Rize’de toplam 3 bin 742 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik, 1157 konutun yapımına devam ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güneysu Millet Bahçesi’nin tamamlandığını, İyidere Millet Bahçesi’nin yapımı ile Rize, Çayeli ve Pazar millet bahçelerinin projelendirme çalışmalarının devam ettiğini söyleyerek, şöyle konuştu: “Ulaştırmada 20 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu toplam 191 kilometreye çıkardık. Ovit Tüneli’ni, İyidere-İkizdere yolu ve Hurmalık Tünelleri ve Salarha Tüneli’ni tamamlayıp trafiğe açtık. Denizin üzerine inşa ettiğimiz yıllık üç milyon yolcu kapasiteli Rize Artvin Havalimanımızı şehrimize kazandırdık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz’in lojistik üssü İyidere Lojistik Limanı’nın yapımının sürdüğünü ve iki yıl içinde bitirileceğini belirtti.

“Tarım ve ormanda Rize’ye üç içme suyu tesisi, 78 taşkın koruma tesisi ve 17 hidroelektrik santrali olmak üzere toplam 98 tesis inşa ettik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Çiftçilerimize dokuz milyar lira tutarında tarımsal destek verdik. Sanayi ve teknolojide şehrimize yeni bir organize sanayi bölgesi ve Teknokent kurduk. Enerjide Rize’ye, Güneysu’ya, Ardeşen’e, Çayeli’ne, Fındıklı’ya, Pazar’a, Kalkandere’ye, Derepazarı’na, İyidere’ye, Kendirli’ye ve Salarha’ya doğal gaz arzını sağladık. Yıl sonuna kadar İkizdere’ye, seneye de Muradiye’ye doğal gaz arzı sağlamayı planlıyoruz.”

Bugün tamamlanan yatırımların hizmete gireceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitimde üç anaokulu, bir imam hatip ortaokulu, üniversitemizin çeşitli yatırımlarının resmî açılışını inşallah buradan yapıyoruz. Rize merkezindeki Çarşı Mahallesi’nde yapılan kentsel dönüşümle 404 ofis ve 133 iş yeri, altyapısı ve çevre düzenlemesiyle tamamlandı” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Salarha’da 465 konut ve 12 dükkânın, Fener Mahallesi’nde 22 hâkim ve savcı konutunun, Ayder’de yenileme ve koruma projesi kapsamındaki termal tesis ve konaklama birimlerinin çevre düzenlemesiyle bitirildiğini kaydetti.

Geçen günlerde ihalesi yapılan toplam 36,7 kilometre uzunluğundaki Ayder Yolu Projesi’nin de en kısa sürede hayata geçirileceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “İhale bedeli 3,5 milyar lira olan bu önemli yatırımın temel atmasını biraz sonra canlı bağlantıyla gerçekleştireceğiz. Ayrıca bugün Rize Pehlivantaşı Kalkandere Yolu’nun üç kilometrelik kesiminin resmî açılışını yapıyoruz.

Müyesser Kart Huzurevi, Diyanet İşleri Başkanlığımızın çeşitli cami ve Kuran kursu inşaatları, Gençlik ve Spor Bakanlığımızın güreş salonu ve kamp eğitim merkezi, 16 semt sahası, Çayeli Spor Salonu tamamlandı. Bu yatırımların resmî açılışını da buradan icra ediyoruz. Devlet Su İşlerimiz çeşitli ilçelerimizde dere ıslahları, çevre düzenlemeleri inşa etti.

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğümüz Çamlıhemşin ve İkizdere’de çay fabrikaları kurdu. İller Bankamız tabiat parkı, içme suyu, yol yapımı ve bakımı gibi çeşitli altyapı ve üstyapı projelerini gerçekleştirdi. Doğa Koruma ve Millî Parklar Bölge Müdürlüğümüz İkizdere, Güneysu, Ardeşen, Çamlıhemşin ilçelerimizde pek çok çalışmayı bitirdi. Tüm bu yatırımları da resmen buradan hizmete alıyoruz. Rize, Güneysu, Ardeşen, Hemşin, Tunca belediyelerimizin yatırımlarıyla birlikte toplam 2 milyar 886 milyon liralık bir yatırımı bugün Rizemize kazandırıyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyon Açıklaması: Öncelikli Hedefimiz Tek Haneye İndirmek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel ekonomi 2-3 yıldır çok ciddi zorluklarla, krizlerle mücadele ediyor. Tüm dünyayı derinden sarsan covid-19 salgınının etkilerinden henüz tam manasıyla kurtulmadan Rusya-Ukrayna savaşı patlak verdi. Tedarik zincirindeki kırılmalara enerji ve gıda fiyatlarıyla ilgili sıkıntılar eklendi. Pek çok ülkede enflasyon oranları 60-70 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Enflasyonu kalıcı olarak tek haneli rakamlara geriletmek en önemli hedefimiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dünyadaki diğer tüm ülkeler gibi biz de etkilendik, etkileniyoruz. 14 milyon insanımızı etkileyen 6 Şubat depremlerinde 50 bin insanımızı kaybettik, ciddi yıkımlar yaşadık. 100 milyar doların üzerinde ilave finansman ihtiyacımız ortaya çıktı. Türkiye Yüzyılı vizyonu altında hedeflerimizden vazgeçmedik, programlarımızı rafa kaldırmadık. Küresel gündemi meşgul eden krizlerin hepsi ülkemizin içinde yer aldığı bölgede meydana geliyor.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde Ford Otosan Yeniköy Fabrikası Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, üretime başlama heyecanını 2014’te birlikte yaşadıkları, ilave bir yatırımla 2021’de kapasite büyümesine şahitlik ettikleri Ford Otosan Yeniköy Fabrikası’nın yeniden tasarımı sonrası açılış töreni nedeniyle bir araya geldiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel endüstri bölgesi statüsündeki yatırımlarla kapasitesi 110 binden 405 bine çıkan, 3 bin 500 kişilik yeni istihdam sağlayan fabrikanın gruba, şehre ve ekonomiye hayırlı olmasını diledi.

Ford Otosan’ın Kocaeli fabrikalarının, resmî açılışı yapılan yatırımıyla birlikte Avrupa’nın en büyük ticari araç üretim tesisi hâline geldiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Dünya markası Ford’un mühendislik ve üretim gücünün bir yansıması olan Yeniköy’deki bu tesis, pek çok öncü özelliğiyle geleceğin fabrikası unvanını hak ediyor. Ülkemizin üretim ve ihracat gücüne önemli katkı sağlayacak bu tesis hem içten yanmalı hem de elektrikli araç üretebilen özelliğiyle öne çıkıyor. Geleceğin fabrikası Yeniköy, yeni nesil Transit Custom’un yanı sıra elektrikli Transit ve Volkswagen’in bir tonluk ticari aracının üretimine de ev sahipliği yapacak. Avrupa’nın en çok satan van sınıfı aracı olan Transit Custom’un yeni versiyonunun da ülkemizdeki ve dünyadaki müşterilerine hayırlı olmasını diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeniköy’ün yanı sıra Gölcük, Eskişehir ve Romanya’daki fabrikalarıyla toplam üretim kapasitesini 720 bine çıkartan, Sancaktepe’deki 2 bin kişinin görev yaptığı araştırma-geliştirme merkeziyle yeniliklere öncülük eden Ford Otosan’ın, Türk otomotiv sanayisinin gururu olmayı sürdürdüğünü söyledi.

Diğer tüm sektörler gibi, otomotivde de bu topraklarda üretim ve ihracat yapan, katma değer ortaya çıkartan, istihdam oluşturan tüm yatırımcılar gibi Ford Otosan’a da her zaman sahip çıktıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugüne kadar yerli ve yabancı sermaye ayrımı yapmadık, yapılmasına müsaade de etmedik. Başbakanlığım ve Cumhurbaşkanlığım döneminde Ford Otosan’ın başlattığı her yatırımı destekledik, attığı her adımda yanında olduk. Yaklaşık 2,5 yıl önce 2 milyar dolarlık yeni bir yatırım programı açıklayan Ford Otosan’ın bu planı adım adım hayata geçirdiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz” diye konuştu.

“Geçtiğimiz yıl otomotiv ihracatımız 9 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası verdi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ticari araç üretiminin yüzde 69’unu ve ticari araç ihracatının yüzde 75’ini Ford Otosan’ın gerçekleştirdiğini ifade ederek, şunları kaydetti: “Dünyanın 94 farklı ülkesinde Türkiye’de üretilen Ford hafif ticari araç ve parçalarının kullanımını görmek bizim için kıvanç kaynağıdır. Geçen yıl toplam 6,2 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşarak otomotiv sektörünün ihracat şampiyonu unvanını devam ettiren Ford Otosan’ı bu başarısından dolayı ayrıca tebrik ediyorum. Otomotiv üretiminde dünya sıralamasında 5 yılda 15. sıradan 13. sıraya yükselmiş olmamız doğru istikamette ilerlediğimizi gösteriyor. Üstelik bu başarıya ardı ardına yaşanan küresel krizlere rağmen ulaştık. Geçtiğimiz yıl otomotiv ihracatımız 9 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası verdi.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak otomotiv üretim piyasasında yaşanan teknolojik değişikliklere hızla uyum sağlayarak elde ettikleri üretim ve ihracat gücünü korumakta kararlı olduklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Katlanarak büyüyen elektrikli ve hibrit araç üretiminde söz sahibi olmamızı sağlayacak yatırımlara özel önem veriyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de elektrikli araçlara olan ilgi giderek artıyor. Dünyada bu yıl 7 milyonu Çin, 3 milyonu Avrupa ve 2 milyonu Amerika’da olmak üzere toplamda 14 milyon adet elektrikli araç satışı bekleniyor” dedi.

Mevcut firmaların ve yeni aktörlerin piyasaya girişiyle bu alandaki rekabetin giderek kızışacağının anlaşıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak biz de Togg’un yollara çıkışının tetiklediği ilgiyle, hızla gelişen bir elektrikli araç piyasasına sahip olma yolunda ilerliyoruz” ifadesini kullandı.

“Amacımız, ülkemizi elektrikli araç ve batarya üretiminde dünyanın önde gelen oyuncularından biri hâline getirmektir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elektrikli araç bataryasında 70 gigabayt saatlik bir üretim kapasitesine şimdiden ulaşmış bir ülke olarak en geç 2030 yılında Avrupa’nın batarya üretim üssü konumuna gelmekte kararlıyız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede elektrikli araç teknolojisinde Ford Otosan grubunun yaptığı hamleleri takdirle takip ettiklerini ifade ederek, “Ford Otosan’ın geçtiğimiz yılın nisan ayında banttan indirdiği Türkiye’nin ilk elektrikli ticari aracı E-Transit’le attığı adımın devamının geleceğine inanıyorum” dedi.

Tıpkı içten yanmalı ticari araçlarda olduğu gibi elektrikli ticari araç üretiminde ve satışında da Ford Otosan’ın ülkenin amiral gemisi olmayı sürdüreceğinden şüphe duymadığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ford’un elektrikli araç ve batarya yatırım programını yakından takip etmeyi, ihtiyaç duyulan her noktada sizlere destek vermeyi sürdüreceğiz. Esasen otomotiv sektöründeki yeni gelişmelere kendini adapte edemeyen firmaların kökleri ne kadar derine uzanırsa uzansın bir süre sonra ayakta kalmakta zorlanacakları açıktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ford Otosan’ın geleceğin yenilikçi teknolojilerine yaptığı yatırımlarla önümüzdeki asırda da sektördeki liderliğini devam ettirme azmiyle yoluna devam ettiğini ispatladığını belirterek bu güzel fabrikanın ülkeye kazandırılmasında emeği geçen herkesi kutladı.

Küresel ekonominin son 2-3 yıldır çok ciddi zorluklarla, ardı ardına gelen son asrın en büyük krizleriyle mücadele ettiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm dünyayı derinden sarsan Kovid-19 salgınının etkilerinden henüz tam manasıyla kurtulmadan Rusya-Ukrayna Savaşı patlak verdi. Tedarik zincirinde yaşanan kırılmalara, savaşla birlikte bir de enerji ve gıda fiyatlarıyla ilgili sıkıntılar eklendi. Buna bağlı olarak pek çok ülkede enflasyon oranları son 60-70 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu olumsuzluklardan dünyadaki diğer tüm ülkeler gibi etkilendiklerini dile getirerek, “Üstelik bütün bunlara ilave olarak 14 milyon insanımızı etkileyen asrın felaketi 6 Şubat depremlerinde 50 binin üzerinde insanımızı kaybettik. Şehirlerimizde ciddi yıkım yaşadık. Depremle yıkılan şehirlerimizi ayağa kaldırmak için 100 milyar doların üzerinde ilave bir finansman ihtiyacımız ortaya çıktı. Buna rağmen ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonu altında belirlediğimiz hedeflerimizden vazgeçmedik. Programlarımızı, yatırımlarımızı, projelerimizi rafa kaldırmadık” diye konuştu.

Diğer yandan, küresel gündemi meşgul eden krizlerin hemen hepsinin ülkenin içinde yer aldığı bölgede meydana geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna arasındaki savaştan Suriye’deki istikrarsızlığa, Gazze’de yaşanan insani trajediye kadar tüm krizlerin ilk muhatapları arasında biz de yer alıyoruz. En büyük başarımız, şimdiye kadar ülkemizi sıcak çatışmaların tarafı yapmamak ve istikrarsızlık ateşinin ülkemize sirayet etmesine izin vermemek olmuştur. Tam tersine, uyguladığımız dengeli, ilkeli ve soğukkanlı politikalarla Türkiye’yi krizlerin çözümünde anahtar ülke konumuna getirdik. Tüm krizlerde hep adaleti, barışı, insan hak ve hürriyetlerini savunduk” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, nerede olursa olsun akan kanı durdurmak için ellerindeki tüm imkânları seferber ettiklerini kaydederek, “Mazluma sahip çıkarken, inancına da kökenine de asla bakmıyor, zalimin karşısında dimdik durmayı görev biliyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı onurlu duruşu devam ettireceğiz” dedi.

“Düşük gelirli kesimlerin hep yanında yer aldık”

Dış politikada bu adımları atarken ekonomiyi asla geri plana atmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyütme stratejimizden taviz vermeden, güncel ihtiyaçları karşılayacak politikalar geliştirip uyguladık, uyguluyoruz. Türk ekonomisinin küresel fırtınalardan en asgari düzeyde etkilenmesini sağlamak amacıyla iş dünyamıza mümkün olan en geniş yelpazede destek olmaya özel önem verdik. Yaşanan sıkıntıların insanımızın refah seviyesinde gerilemeye yol açmaması için ücretliler ve emekliler başta olmak üzere düşük gelirli kesimlerin hep yanında yer aldık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu dönemde başarıyla gerçekleştirdikleri 14 ve 28 Mayıs seçimlerinin bir diğer dönüm noktasını teşkil ettiğini aktararak, “Milletimize yakışır büyük bir olgunlukla, yüzde 90’ları bulan rekor katılımla âdeta bir millî irade şölenine çevirdiğimiz bu tarihî seçimler, Türk demokrasisinin gücünü ortaya koymuştur. Milletimiz nezdinde güven tazelediğimiz seçimlerin ardından hiç vakit kaybetmeden hükûmetimizi kurduk, kadromuzu oluşturduk ve ‘Türkiye Yüzyılı’nın inşası için yola revan olduk. Öncelikli meselemiz olan ekonomiye dair yol haritamızı kısa süre içinde öncelikle milletimizle paylaştık” ifadelerini kullandı.

Orta Vadeli Program’ın ardından bir süre önce Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nı ve On İkinci Kalkınma Planı’nı da kamuoyunun, iş dünyasının ve milletin takdirine sunduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm paydaşlarla istişare hâlinde hazırladığımız bu plan ve programları yine iş dünyamızla iş birliği içinde hayata geçireceğiz. Önümüzdeki 5 yıl boyunca ekonomide bizlere rehberlik edecek kalkınma planımızda yüzde 5 oranında istikralı bir büyüme hedefliyoruz. Amacımız, 2028 yılında 1,6 trilyon dolar toplam ve 17 bin 554 dolar kişi başına millî gelire ulaşmaktır. Yılda ortalama yüzde 3 istihdam artışı sağlayarak, dönem sonunda işsizliği yüzde 7,5 düzeyine indirmeyi öngörüyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer hedeflerine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mal ihracatını 375 milyar dolara yükseltmeyi, turizm gelirlerinde de 100 milyar dolar seviyelerine ulaşmayı planlıyoruz. Böylece ülkemizin kronik sorunlarının başında gelen cari işlemler açığını sıfıra yakın bir seviyeye düşürmüş olacağız. Enflasyonu kalıcı olarak tek haneli rakamlara indirmek, 2028 yılı sonunda ise yüzde 4,7’ye geriletmek en önemli hedefimizdir. Ayrıca bu süreçte, doğrudan yatırımları ülkemize çekmek için yatırım, ticaret ve finansman alanında hukuki süreçleri kolaylaştıracağız. Temel vergi kanunlarında yatırımcı dostu, sade, anlaşılır ve adil bir vergi sistemi oluşturmaya yönelik düzenlemeler yapacağız. Türkiye, uluslararası yatırımlar ve yatırımcılar için güvenli liman olma vasfını güçlendirecek ve bunu sürdürecektir. Daha pek çok detayı olan bu hedeflerin hiçbiri de afaki değildir.”

Türkiye’nin son 10 yıldır maruz kaldığı siyasi dayatmalar, terör saldırıları, sokak olayları, darbeler, sosyal ve ekonomik tuzak teşebbüslerinin 2023 hedeflerine ulaşmalarını bir parça geciktirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama unutmayınız ki ayakta kalarak geride bıraktığınız her fırtına, aynı zamanda size eşsiz tecrübeler de kazandırır. Ülke olarak biz artık bu tecrübeye sahibiz. Küresel ve bölgesel her gelişmenin bize maliyetini ve önümüze çıkardığı fırsatları artık çok daha erkenden görebiliyoruz. Dolayısıyla ona göre hazırlığımızı yapıyor ve sonuçları yönetebiliyoruz. Yatırımcılarımıza, potansiyelimizin en iddialı kesimlerini oluşturan kadınlarımıza, gençlerimize, girişimcilerimize verdiğimiz destekleri hep bu doğrultuda tasarlıyor ve hayata geçiriyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nın vizyonunu 2053 ufkunda şekillendirmeyi sürdürürken, milletten aldıkları desteğin hakkını vermek için gece gündüz çalışarak yollarına devam ettiklerini vurgulayarak, “Ford Otosan’ın bugün burada açılışını yaptığımız yatırımı gibi adımları Türkiye Yüzyılı’nın şimdiden ortaya çıkan meyveleri olarak değerlendiriyorum. Değerli dostlar, bu duygularla yeniden tasarımı ve yeni yatırımlarıyla açılışını yaptığımız Ford Otosan Yeniköy Fabrikası’nın ülkemize, milletimize, grubunuza, özellikle tekrar hayırlı olmasını diliyor, mühendisinden işçisine kadar tüm emekçi kardeşlerimi, özellikle şahsım, milletim adına tebrik ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını tamamlamasının ardından katılımcılar, fabrikanın açılışı için kurdele kesti.

Paylaşın

Yerel Seçimler: AK Parti’den İstanbul İçin Özel Kampanya Hazırlığı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça partilerin ve ittifakların seçim stratejileri de netleşiyor. AK Parti tüm iller için aday adayı çalışmalarını anketlerle destekleyerek sürdürürken, İstanbul için özel bir kampanya başlığı açmaya hazırlanıyor.

İstanbul’un bugünkü yönetimi hakkında daha önce planlanan negatif kampanyanın ardından, kendilerini daha cazip gösterecek pozitif projelerin açıklanması ve bunların da adayla eş zamanlı duyurulması planlanıyor. Yeni iletişim yollarının kullanılması, marka projelerin bu yolla duyurulması ele alınıyor. Asıl kampanyanın aralık ayında başlaması öngörülüyor.

Gazete Pencere’den Nuray Babacan’ın edindiği bilgilere göre; AK Parti ve MHP kurmayları, il ve ilçeler bazında yapılacak pazarlıkların alt yapısını oluşturdu. Henüz il ve ilçeler üzerinde görüşmeye geçilmezken, bir önceki yerel seçimde ittifakın diğer ortağına bırakılan il ve ilçelerdeki durum analiz ediliyor. Bu yerleşim yerlerindeki belediye başkanlarının ‘başarı ve başarısızlık’ grafiği de çıkartıldı. O seçimde alınan oylar ve bu seçime ilişkin olasılıklar değerlendirilerek, gerekirse ittifak yapılan iller değiştirilecek.

“44 ilde sadece AK Parti, 7 ilde sadece MHP aday göstererek”

Buna göre taraflar, herhangi bir il veya ilçeyi ortağına bırakırken, başarı grafiğini esas alacak ve o yerleşim yeri MHP veya AK Parti’de kalsa bile başkan adayının değiştirilmesini isteyebilecek. Aynı planlama ittifak yapılacak ilçeler için de geçerli olacak. MHP’ye bırakılacak iller olarak, Osmaniye, Manisa, Muğla, Adana, Aydın, Kars Kırıkkale ve Iğdır tartışılırken, bir önceki seçimde, 51 ilde iş birliği yapılmış, 44 ilde sadece AK Parti, 7 ilde sadece MHP aday göstererek birbirlerine destek vermişti.

AK Parti tüm iller için aday adayı çalışmalarını anketlerle destekleyerek sürdürürken, İstanbul için özel bir kampanya başlığı açmaya hazırlanıyor. İstanbul’un bugünkü yönetimi hakkında daha önce planlanan negatif kampanyanın ardından, kendilerini daha cazip gösterecek pozitif projelerin açıklanması ve bunların da adayla eş zamanlı duyurulması planlanıyor. Yeni iletişim yollarının kullanılması, marka projelerin bu yolla duyurulması ele alınıyor. Asıl kampanyanın aralık ayında başlaması öngörülüyor.

Paylaşın

CHP’nin Yeni Genel Başkanı “Değişimin Adayı” Özgür Özel

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 38. Olağan Kurultayı’nda heyecanlı ve uzun geçen genel başkanlık yarışında ipi göğüsleyen değişimcilerin adayı Özgür Özel Oldu. Partinin 8. Genel Başkanı olan Özgür Özel, genel başkanlığı ikinci turda 812 oyla kazandı. Kılıçdaroğlu ise 536 oyda kaldı.

Haber Merkezi / Özgür Özel, sonuçların açıklanması sonrası yaptığı konuşmada, hayatının en büyük gururunu, onurunu yaşadığını söyledi.

Özgür Özel, “Bunu Cumhuriyet’in 100. yılında, hatta Türkiye’nin 100. yılında kurulan ilk sandığında, ikinci yüzyıla yön verecek partimizin kurultayında oy birliği ile ve hepimizin yürekten desteklediği şekilde, şahsınıza verilen bu onurlu görevi layıkıyla yerine getirdiğiniz için tüm CHP’liler adına size teşekkür ediyorum” dedi.

“Sırtıma, omzuma yüklemiş olduğumuz sorumluluğun farkındayım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, İsmet Paşa’nın Deniz Baykal’ın, Bülent Ecevit’in Kemal Kılıçdaroğlu’nun oturduğu koltuğa sahip çıkmak hepimizin görevidir. Ben, sizlere güveniyorum” diye konuşan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“CHP’nin 130 milletvekilinden oluşan harika bir grubu var. Bu salondan 130 milletvekilimizle el ele omuz omuza çıkıyorum. Kol kola, omuz omuza çıkıyorum. İmza sayıları çok konuşuldu. Ben seçim sonuçlarını sayın başkanım müsaade ederse 1366 delegemizi bana oy vermiş kabul ediyor, hepsine teşekkür ediyorum.

Zorlu bir süreci geride bıraktık. Büyük bir travmanın ardından umutsuzluğu umuda çevirmek, düşmüş omuzları dikleştirmek, yere bakan yüzleri havaya kaldırmak ve asılan suratları güldürmek…Buna inandık, arkadaşlarımızla inandık. Sizlere inandık. Siz de inandınız. Umudu yükselttiniz. Umut içindeyiz. Bu zor süreçte bu salondan dışarıya hiçbir kırgınlık çıkarmayacağıma kendi adıma söz veriyorum. Benim, süreç boyunca ve bugün istemeden kırdıklarım olduysa affola.

Hep birlikte 5 ay sonraki yerel seçim sürecine odaklanacağız. Buradan 1,5 milyon üyemize diyorum ki, biz Cumhuriyet’in 100. yılında yaşadığımız büyük üzüntüyü telafi etmek, yüzleri güldürmek, ikinci yüzyıla zaferle girmek için örgütümüzde yarından itibaren seferberlik ilan ediyorum. Durmayacağız, çalışacağız. omuz omuza çalışacağız. Elimizdeki belediyelerin tamamını yeniden kazanacak, yanlarına yenilerini ekleyecek ve hep birlikte büyük bir zaferi kazanacağız. Ben buna inanıyor ve bunun için sizlere güveniyorum.”

Örgüte verdiğim bütün sözleri tutacağım. Yarın sabah 9.30’da 81 il başkanımla yarınki PM sürecini görüşmek üzere toplantı koydum, kendilerini davet ediyorum. Ön seçim ve demokratik tüzüğe yönelik bundan sonra bu partiye yakışır her türlü sözleri zaman kaybetmeden tutacağız…Bundan sonra hep beraber büyük zaferler yaşayacağız. Bugün burada zafer, CHP’den bir adayın değildir. Bir ekibin değildir.

Bir yarışmanın sonunda kazanılan bir zafer değildir. Bugünkü zaferin galibi bütün CHP’lilerdir. Biz, bütün Türkiye’ye ve dünyaya parti içi demokrasiyi, çoklu yarışı, CHP’de genel başkanın demokratik seçimlerle değişebileceğini hep birlikte gösterdik…Şimdi önceki genel başkanlarımızla sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile ve bu partiye emek veren herkesle birlikte el ele omuz omuza yerel seçim zaferi için yola çıkıyoruz. Yolumuz açık olsun. Yolunuz açık olsun. Hepinizi çok seviyorum.”

“Özgür Özel’i kutluyor, başarılar diliyorum”

Seçimin sonuçlanmasının ardından sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Kemal Kılıçdaroğlu, “Büyük Önderimiz Atatürk’ün emanetini, bugüne kadar onurla taşıdım. Ve bugün, kurultay delegelerimizin verdiği kararla, Genel Başkanlık görevine veda ediyorum. Bugüne kadar mücadelemize omuz veren herkese teşekkür ederim. Genel Başkanlık görevine seçilen yeni Genel Başkanımız Özgür Özel’i kutluyor, başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel kimdir?

Özgür Özel, 21 Eylül 1974’te Manisa’da doğdu. Babasının adı Talat, annesinin adı Rukiye Şükran’dır. Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirdi. Serbest eczacı olarak çalıştı. Manisa Eczacı Odasında sırasıyla Yönetim Kurulu Üyesi, Veznedarı, Genel Sekreteri ve Başkanlığı görevlerini yürüttü.

2007 yılında Türk Eczacıları Birliği (TEB) Merkez Heyeti üyeliğine seçildi. TEB’de Saymanlık ve 2 dönemde Genel Sekreterlik görevinde bulundu. Kongre ve konferanslara çok sayıda bildiri sundu.

Uluslararası Eczacılık Federasyonu, Avrupa Birliği Eczacılık Grubu ile Avrupa Eczacılık Forumu’na üyelikleri bulunmaktadır. İyi düzeyde Almanca ve İngilizce bilen Özel, evli ve 1 çocuk babasıdır.

Kurultay’da neler yaşandı?

Partinin 38. Kurultayı Ankara’da toplandı. Geçtiğimiz mayıs ayında kaybedilen genel seçimler sonrası parti içinde yükselen ‘değişim’ sloganlarıyla kurultay sürecine gelinirken 81 ilden 1.367 delege, yeni genel başkan ve parti meclisi üyelerini seçmek üzere bir araya geldi.

Ana muhalefet partisinde kurultayın ilk günü genel başkanlık, yarın (Pazar günü) ise 60 üyeli Parti Meclisi (PM) ve 15 üyeli Yüksek Disiplin Kurulu üyelikleri için seçimi yapılıyor.

Ankara Spor Salonu’nda saat 10:00 itibarıyla başlayan olağan kurultayın sloganı ‘İkinci Yüzyılda Demokrasi ve Birlik’ olarak belirlendi. Divan Başkanlığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen kurultay öncesi, CHP Genel Başkanlığına adaylık için parti lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanı Özgür Özel, eski PM üyesi Örsan Öymen ve eski milletvekili İlhan Cihaner imza topladı.

İlhan Cihaner, kurultay sabahı sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak adaylıktan çekildiğini duyurdu. Cihaner, çirkin bir ortam yaratıldığını savunduğu mesajında ‘Bu anti demokratik, siyasetsiz ve kişilere indirgenmiş yarışın parçası olmayı reddediyoruz’ ifadelerini kullandı.

Kurultay’ın ilerleyen saatlerinde eski milletvekili İlhan Cihaner’in ardından bir diğer aday eski PM üyesi Örsan Kunter Öymen de çekildiğini açıkladı. Cihaner ve Öymen’in çekilmesiyle birlikte, partide liderlik koltuğu yarışı Kılıçdaroğlu ile Özel arasında geçti.

Kılıçdaroğlu, ‘6’lı masa ittifakı’ eleştirilerine yanıt verdi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Kurultayında yaptığı konuşmada seçim sürecindeki ‘6’lı masa ittifakı’ eleştirilerine yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, ‘Yolu doğru olanın yükü ağır olur, hançerle beraber yükümüz ağırdı. Beni asıl üzen sırtımdaki yük değil sırtımdaki hançerlerdi. Seçim bitti, kazanamadık’ dedi.

Kılıçdaroğlu’nun öne çıkan açıklamaları şöyle: “Sevgili örgütüm; biliyorum sizleri zaman zaman üzdüm ama asla utandıracak bir şey yapmadım.

100 yıllık bir tarih her siyasal partiye nasip olan bir tarih değildir. 100 yıllık tarih içerisinde genel başkanlarımız tutuklandı, hapse girdi. Yılmadık. Şimdi 100. yılımızı kutluyoruz. Türkiye’de hiçbir partiye nasip olmayacak tarihi beraber yaşıyoruz.

CHP’yi 100 yıl yaşatan gerçek kuruluşunun savaş meydanlarında Kuvayi Milliye’ciler tarafından gerçekleştirilmesidir. Biz sıradan bir parti değiliz. Biz Kuvayi Milliyecilerin partisiyiz. Biz Atatürk’ün partisiyiz. Biz hiçbir evladımızın yatağa aç girmememesi için mücadele eden bir partiyiz. Biz herkesin inancına, herkesin kimliğine, yaşam tarzına saygı duyan bir partiyiz.

100 yılı yaşatanın örgütlerimiz olduğunu kimsenin unutmaması gerekir. Örgütlerimiz, 100 yıllık mirası yaşatanlardır. Bu salon diğer partilerin kurultaylarına benzemez. Bu salonda 5’li çeteler, oligarklar, uyuşturucu baronları yok. Bundan sonra da asla olamayacaktır. Bu salonda mafya bozuntuları, rüşvetçiler yok. Bundan sonra da olmayacaktır.”

“Türkiye fiilen yarı açık cezaevine dönmüş durumdadır: Osman Kavala’ya, Selahattin Demirtaş’a selam olsun…”
“Bizim kurultaylarımız her türlü düşüncenin özgürce sorgulandığı kurultaylardır. Bu aynı zamanda aydınlanmanın güvencesini ve sürekliliğini gösteririr. Onların kurultayları ise haber değeri olmayan kurultaylardır. 3 temel noktayı ifade edeyim. Partinin yükünü taşıyan örgütlerdir. Örgütler 100 yıllık birkiminin temel taşlarıdır. Ben dahil hiç kimse; ben dahil, kendisini partisinin üzerinde göremez.

7 madde halinde ülkenin içinde bulunduğu tabloyu ilginize sunacağım;

1. bugün içinde bulundğumuz koşullarda anayasa fiilen askıya alınmıştır.

2. saray devleti çoklu organ yetmezliği ile karşı karşıyadır.

3. yoksulluğu yaymak ve derinleştirmek, milyonları yardıma muhta hale getirmek Saray’ın politikası haline gelmiştir. Yoksulluk bir anlamda kabullenerek sürdürülebilir bir kültür haline dönüştürülmüştür. Türkiye’yi öyle bir noktaya getirdiler ki yasa dışı zenginleşme hayranlıkla izlenir hale geldi.

4. Türkiye fiilen yarı açık cezaevine dönmüş durumdadır. Gazeteciler görevlerini yapamaz haldedirler. Bu kurultayımızda şu anda tutuklu olan Tolga Şardan’a, Can Atalay’a, Osman Kavala’ya, Selahattin Demirtaş’a, Tayfun Kahraman’a, Çiğdem Mater’e, Emine Mine Özerden’e, Yiğit Ali Ekmekçi’ye, Hakan Altınay’a ve Barış Pehlivan’a selam gönderiyoruz. Selam olsun size demokrasi kahramanları.

5. İktidarda kalmak için her türlü hile ve sahtekarlığı yapmak Saray’ın politikası haline gelmiştir. Bir kan denizine dönüşen Filistin’de bile Türkiye’nin sözü geçmemektedir.

7. Türkiye, para karşılığı yanlış dış politikalar sonucu sığınmacı deposu haline dönüştürülmüştür.

Bu 7 madde tablonun bir yüzüdür. Saray’ın ahlaki ve siyasi meşruiyetinin artık sorgulanması gerekir.”

“Halka yeni bir seçenek sunmalıyız”

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 38. Olağan Kurultayı’nda açıklamalarda bulunarak, “Şimdi önümüzde iki yol var: Ya topluma yeni bir umut, yeni bir heyecan, yeni bir inanç vereceğiz; ya da 2023 seçimleri sonrasında ortaya çıkan büyük umutsuzluk dalgası yayılarak devam edecek” dedi.

Çelik şunları söyledi: “İktidarın tek alternatifi biziz. Yüz yıllık köklerimizden aldığımız güçle, birikimimizle bu karanlığı dağıtacak güç biziz. Toplum bizden umut bekliyor, tarihin sarkacı yön değiştiriyor. Tarih bizi göreve çağırıyor.

Biz size yeni bir yol, yeni bi umut yeni, bir başlangıç vaadediyoruz. Toplum ve ülkemiz Cumhuriyet Halk Partisi’nden büyük bir değişime öncülük etmesini bekliyoruz.

İstanbul’un sokaklarında dolaştığımda gözlerimin içine bakan insanlarımızın bizden umut beklediğini görüyorum. Bu umut ancak bir değişimle mümkün. Değişmeliyiz, toplumun her kesimi kucaklayacağız kaygısıyla siyasetsizleşmek yerine, sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini Türkiye’nin koşullarına güncelleyerek kendimizi topluma anlatmalıyız.

İnançlara saygılı laikliği topluma anlatmalıyız. Parti içi demokrasiyi güçlendirmeliyiz. Cumhuriyet Halk Partisi kurucu değerleriden ayrılmadan sosyal demorkasiyi, eşitliği, özgürlüğü, adaleti, gelirin adil dağıtılmasını daha güçlü savunmalıyız. Halkımıza yeni bir seçenek sunmalıyız.”

“Partimiz 44 yıldır ağız tadıyla iktidar olamadı”

Kurultayda oylamaya geçilmeden önce CHP Genel Başkan Adayı Özgür Özel de konuşmasında dikkat çeken mesajlar verdi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşmasında yaptığı “hançer” açıklamasına yanıt veren Özel, “Hiç üzerime alınmadım. CHP’de hançer olmaz ama bizim partide kılıç da olmaz” dedi ve şöyle devam etti: “Hiç üstüme alınmadım. CHP’de hançer yok, hançerleyecek de kimse yok.

En iyi siz bilirsiniz ki ne partide ne partililer de hançer olmaz ama kılıç da olmaz. Hani seçimlere iki gün kala sizin atadığınız önce Atatürk’e sonra önceki genel başkanımıza laflar eden kadını sorduğum dediğiniz Hasan Cengiz bir kılıç getirmiş. CHP’de danışmanım diyen ama profil resminde Recep Tayyip Erdoğan olup değişim diyenlere kılıç çekenlerin alnını karışlarım.”

Özgür Özel şunları söyledi: “Rize Pazar’da biri uyandı bu sabah. Isparta Yalvaç’ta, Edirne Keşan’da biri uyandı bu sabah. Tekirdağ Malkara’da Sinop Erfelek’de biri uyandı bu sabah. Konya Taşkent’te 81 ilde 973 ilçede biri uyandı bu sabah. Biri uyandı gitti partiyi açtı, televizyonu açtı, çayı demledi ve dedi ki ‘Birazdan gelir bizimkiler kurultayı izleriz’ dedi. Baba evimizde çayı demleyenlere, bacayı tüttürenlere, bayrağı sallayanlara kurultayımızdan selam olsun.

Memleketim Manisa’ya ikinci memleketim deyince kafasındaki kasveti çıkarıp başıma geçiren Ökkeş amcanın Osmaniye’sine, Ecevit’in Zonguldak’ına, sayın Genel başkanımızın Tunceli, Dersim’e, Uşak’ına, Trabzon’a, Karadeniz’e selam olsun. Güzelim Marmara’ya selam olsun. Trakya’ya selam olsun. Van’a, Mardin’e, Güney Doğu’ya selam olsun.

Memleketimin dört bir yanında altı oklu bayrağı sallayanlara, Soma’da, Zonguldak’ta, Bartın’da yerin yüzlerce metre altında çalışanlara, İzmir’de Agrobay’da direnen kadınlara, Silivri’de Bakırköy’de hepimizin yerine yatan Can Atalay’a, Tolga Şardan’a, Osman Kavala’ya, Selçuk Mızraklı’ya, Selahattin Demirtaş’a selam olsun.

Biz ülkemizi çok partili rejimle barıştıran, kaybettiği ilk seçimden sonra ‘Benim en büyük zaferimdir’ diyebilen ‘Ne ezen ne ezilen’ ve Garp Cephesi komutanı İsmet Paşa’nın partisiyiz.

38. Kurultayımızdayız. Atatürk ilk kurultay olarak toplanan 1927 kongremizin açılış konuşmasında ‘Bu CHP’nin ikinci kurultayıdır’ der. Paşa der ki ‘İlkini Sivas’ta yapmadık mı’ İşte bu ifade bizim kurultayımızı diğer bütün partilerin kurultaylarından farklılaştırır.

CHP Kurultayları sadece kendi partimiz için değil ülke siyasetini de şekillendirir, şekillendirmiştir. Biz bugün sadece partimize genel başkan seçmeye gelmedik. Yeni bir hikayeye başlamak, Türkiye siyasetini yeniden şekillendirmek için buradayız. Özellikle tarihimizdeki iki büyük kurultay memleketimizin önüne önemli hedefler koydu ve partimizi iktidar yaptı.

Burada bize ve kendinize yeni bir görev vereceksiniz. Bu görev Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında CHP’yi yeniden iktidar yapma görevidir. Partimiz, 1979’dan bu yana 44 yıldır ağız tadıyla iktidar olamadı. İyi niyetli çabalara rağmen 44 yıldır bunu yapmayı beceremedik. Aslında ikinci yüzyılın ilk kurultayındayız. Ben sizi sadece bir genel başkan, bir parti meclisi seçecek 38.

Olağan Kurultay’ın delegeleri olarak görmüyorum. Ben bugün tribünlere baktığımda, sahaya baktığımda sizlerin gözlerinin içine baktığımda parti tarihini bilen, her biri tertemiz, sosyal demokrasiyi benimsemiş, pırıl pırıl partilileri, gençleri görüyorum. 44 yıldır delegelerimizin verdiği görevi yerine getiremediğimizden hem partimiz hem ülkemiz bedeller ödedi. CHP iktidar olmadıkça ardı ardında sağ partiler ülkeyi yönettiler.

Bugüne dek değişimi başaramadığımız, iktidar olamadığımız için kuruluşunda büyük rol oynadığımız Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına çürümüş bir adalet sistemiyle, yarısı yoksulluk sınırının altında yaşayan bir nüfusla giriyoruz. CHP’nin seçim kaybının maliyeti deyince bazı arkadaşlarımız dar bir çerçeveden bakıp ‘Hepimiz oradayız, hesabı neden sadece Kemal bey ödüyor’ diyor.

Hesabı ne Kemal bey ödüyor, ne Özgür Özel. Ancak hesabı dünyanın en güzel ülkesinde yaşadığı halde dünyanın başka ülkelerinde hayal kuran gençlerimiz ödüyor. Cumhuriyet yas tutma rejimi değildir. Marifet yas tutulacak acıları bitirecek, yas tutan yaşlı gözlerin yaşını silmek. Anaları da çocukları da babaları da güldürmektir Cumhuriyet.

Sokağın sesini duymazdan gelemeyecek yüreklerimiz, umutsuzluğa kapılmayacak delegelerimiz var. Biz altı okumuzdan mahçup olmayacak, sokaktan ve meydandan korkmayacak bir parti anlayışına hızla evrilmek durumdayız. Biz kaybedilen seçim sonrası hiçbir şey olmamış gibi davranılmasına, hatta bu ağır yenilginin sorumluluğunun alınmamasına karşı çıkanlarız. Bir yolculuktayız, bu ‘Sana Söz’ deyip yola çıkıp boynunu büktüklerimizden helallik isteme yolculuğudur.

Paylaşın

CHP’li Özel: Çürümüş Bir Sistemle Cumhuriyet’in 100. Yılına Giriyoruz

CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ında konuşan CHP’li Özgür Özel, “Bugün Türkiye’nin ikinci yüzyılının ilk kongresini ilk kurultayını yapıyoruz. Burada bize ve kendimize yeni bir görev vereceksiniz. Bu görev ikinci yüzyılda CHP’yi yeniden iktidar yapma görevidir.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Partimiz 1971’den bu yana ağız tadıyla iktidar olamadı. İyi niyetli çabalara rağmen 44 yıldır bunu başarmayı beceremedik. CHP iktidar olmadıkça ardı ardına sağ partiler iktidarı yönettiler.”

Özel, konuşmasının devamında, “Bugüne kadar değişimi başaramadığımız için kuruluşunda büyük rol oynadığımız cumhuriyetin köklü kurumları zayıflamış, işlevsizleşmiş bir meclisle, çürümüş bir adalet sistemiyle, demokratik bir dünyadan uzaklaşmış bir ülke ile giriyoruz Cumhuriyet’in 100’üncü yılına” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) genel başkanının seçileceği 38. Olağan Kurultayı, Ankara Spor Salonu’nda devam ediyor. Aday olmak için yeterli sayıya ulaşan CHP Grup Başkanı Özgür Özel, sahneye çıkarak konuşma yaptı.

CHP Genel Başkan Adayı Özgür Özel’in konuşması özetle şöyle: “Kayyım atanan Van’a, Diyarbakır’a selam olsun. Memleketimin dört bir yanında altı ok bayrağı sallayanlara, yerin yüzlerce metre altında can pahasına çalışanlara, İzmir’de direnen kadın işçilere, İstanbul’da direnen Sputnik gazetecilerine, gazeteci Tolga Şardan’a, Selçuk Kozağaçlı’ya, Osman Kavala’ya, Çiğdem Mater’e, Selahattin Demirtaş’a selam olsun.

Bugün Türkiye’nin ikinci yüzyılının ilk kongresini ilk kurultayını yapıyoruz. Burada bize ve kendimize yeni bir görev vereceksiniz. Bu görev ikinci yüzyılda CHP’yi yeniden iktidar yapma görevidir.

Partimiz 1971’den bu yana ağız tadıyla iktidar olamadı. İyi niyetli çabalara rağmen 44 yıldır bunu başarmayı beceremedik. CHP iktidar olmadıkça ardı ardına sağ partiler iktidarı yönettiler.

Bugüne kadar değişimi başaramadığımız için kuruluşunda büyük rol oynadığımız cumhuriyetin köklü kurumları zayıflamış, işlevsizleşmiş bir meclisle, çürümüş bir adalet sistemiyle, demokratik bir dünyadan uzaklaşmış bir ülke ile giriyoruz Cumhuriyet’in 100’üncü yılına.

Kurucumuzun gösterdiği yönde 45 bin dolar, bu tarafta 4 bin 500 dolarlık bir fakirlik var. Siyasi ekonomik ve sosyal ağır maliyetini yaşıyoruz. CHP’nin seçim maliyeti deyince dar bir çerçeveden bakıp ‘Seçime hep beraber girdik, birlikte kaybettik, hesabı niye Kemal bey ödüyor?’ deniliyor.

Ben bu yaklaşıma itiraz ediyorum, hesabı ne Kemal Bey ne ben ödüyorum. Hesabı dünyanın başka ülkede hayal kuran gençlerimiz ödüyor. Hesabı cezaevine atılan siyasetçiler ödüyor, hesabı kredi borcunu ödeyemeyen esnaflar, yoksullar fakirleşerek ödüyorlar, yeterli beslenemeyen, barınamayan üniversite öğrencileri ödüyor.

Biz altı okumuzla mahcup olmayacak, cesur davranacak, sokaktan korkmayacak, örgütü bir yük olarak görmeyecek bir parti anlayışına hızla evirilmek durumundayız. Biz kaybedilen seçim sonrasın hiçbir şey olmamış gibi özeleştiri yapılmamasına, ağır yenilginin sorumluluğunun alınmamasına karşı çıkılmamasına karşıyız.

Terörü örgütü olan Hamas’ın sivillere yönelik yaptığı katliama bunu araçsallaştıran İsrail devlet terörüne dönüştürdü. Kimden gelirse gelsin teröre seyirci kalamayız, meydan okuyoruz ve lanetliyoruz.

“Partimiz iktidara benzeyen yöntemlerle yönetilemez”

Tüm siyaset anlayışımızla değişmeliyiz. Halkın sesine kulak vererek, partimizin kaderini değiştirmek için değiştirmeliyiz. Biz sosyal demokrat bir partiyiz, biz emeğin partisiyiz. Partimiz iktidara benzeyen yöntemlerle yönetilemez.

Toplumun sesine kulak tıkayarak, değişime direnerek yönetilmez. Atatürk’ün koltuğunu istediği birine devredeceğini düşünmek kurultayın iradesine ve buraya gelenleri hiçe saymaktır.

Biraz önce genel başkan bir hançerden bahsetti. Bu hançer konusu sizinle ilgili mi dediler, hiç üstüme almadım. CHP’de hançer yok, hançerleyecek kimse de yok. Genel Başkanım benim de diyecek bir şeyim varsa siz de bilirsiniz bizim partide ve partililerde hançer olmaz. Bizim partide kılıç da olmaz.

CHP’de danışmanım diyen ama profil resminde Recep Tayip Erdoğan diyen değişimcilere kılıç çekecek olanların alnını karışlarım.

Boyu Erdoğan’a daha yakın, onun gibi daha sert konuşabilecek, onu arkadaş bırakacak bir lider seçmenizi öneriyorum. Onun işi kolay o kesiyor, bölüyor. O sağcı-solcu der, Kürt-Türk der, milli-gayri milli der, büyük tarafı alır küçük tarafı 50 artı bir yapmak için seni ittifaklara zorlar. Olmadı olmuyor dersen Erdoğan seçimi o zaman kazanır.

CHP’nin de HDP’nin de yoksuluna, güvencesizine dokunabilirsen işte Erdoğan’ın dokunamadığı onun ittiği tarafta senin değdiğin yerde halkın iktidarı var. Sokaktan, meydandan korkmayan, toplumun tepkilerinin örgütlenmesine katkı sağlayan barışçıl yollarlar yapılan her protestonun teminatı olan CHP’nin önünde yürüyecek bir genel başkanın sözünü veriyorum.

Siz ikinci yüzyılın ilk sandığının delegeleri, siz bu partiyi ayağa kaldırmaya hazır mısınız? Kalkın ayağa ve bu ülkeyi ayağa kaldırın, ben size ve ikinci yüzyılın delegelerine güveniyorum. Biz kazanacağız. Bana cesaret, Türkiye’ye umut veriyorsunuz. Ayağa kalkın, Türkiye’yi ayağa kaldırın. Sizden güç alıyorum ve size güç veriyorum. İyi ki varsınız, iyi ki CHP’liler var. Biz başaracağız, CHP başaracak.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Ben Dahil Kimse, Kendini Partinin Üstünde Göremez

CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ında konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu salon diğer partilerin salonlarına benzemez. Bu salonda 5’li çeteler yok, sarayın oligarkları yok, uyuşturucu baronları yok, asla da olamayacaklardır. Bu salonda mafya bozuntuları yok, harama ekmek doğrayanlar yok, rüşvetçiler yok, bundan sonra da olmayacaktır” dedi ve ekledi:

“Bizim kurultaylarımız her türlü düşüncenin tartışıldığı kurultaylardır. Onların kurultayları ise haber değeri olmayan kurultaylarıdır. Bizim örgütümüz de diğer partilerin örgütlerine benzemez. Tartışırız ama parti disiplinini de bozmayız. Ben dahil kimse, kendini partinin üstünde asla ve asla göremez.”

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu seçim dönemine yönelik açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“100 yıllık bir tarih herkese nasip olmaz. Kapatıldık, arşivlerimize el kondu, genel başkanlarımız tutuklandı, yılmadık, direndik ve 100’üncü yılımızı şimdi kutluyoruz. Hiçbir partiye nasip olmayacak bir tarihi beraber yaşıyoruz. CHP’yi 100 yıl yaşatan gerçek, kuruluşunun savaş meydanlarında gerçekleştirilmesidir. Sıradan bir parti değiliz. Biz Kuvayi Milliye’cilerin partisiyiz.

100 yıllık bir tarih herkese nasip olmaz. Kapatıldık, arşivlerimize el kondu, genel başkanlarımız tutuklandı, yılmadık, direndik ve 100’üncü yılımızı şimdi kutluyoruz. Hiçbir partiye nasip olmayacak bir tarihi beraber yaşıyoruz. CHP’yi 100 yıl yaşatan gerçek, kuruluşunun savaş meydanlarında gerçekleştirilmesidir. Sıradan bir parti değiliz. Biz Kuvayi Milliye’cilerin partisiyiz.

“Türkiye için mücadele ettim”

Sevgili örgütüm, biliyorum. Sizleri zaman zaman üzdüm. Ama bir şeyi bilmenizi isterim, asla ve asla sizi utandıracak hiçbir şey yapmadık. Hep sizler için ve Türkiye için mücadele ettim. Bu parti bütün kurultaylarından güçlenerek çıkmıştır. Yine güçlenerek çıkacaktır.

Türkiye’nin içinde bulunduğu tabloyu sunacağım. Bugün içinde bulunduğumuz koşullarda Anayasa fiilen askıya alınmıştır. Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti artık Türkiye’de işlememektedir. Saray devleti çoklu organ yetmezliği ile karşı karşıyadır. Güçler ayrılığı ilkesi tümüyle gitmiştir. Yoksulluğu yaymak ve derinleştirmek ve milyonları yardıma muhtaç hale getirmek, saray devletinin politikasına dönüşmüştür. Üzülerek görüyoruz ki yoksulluk, kabullenilerek sürdürülen bir kültür haline getirilmiştir.

Türkiye fiilen yarı açık cezaevine dönüştürülmüş durumdadır. Gazeteciler görevlerini yapamaz haldedirler. Bu kurultayımızda şu anda tutuklu olan Tolga Şardan’a, Can Atalay’a, Osman Kavala’ya, Selahattin Demirtaş’a, Tayfun Kahraman’a, Emine Mine Özerden’e, Yiğit Ali Ekmekçi’ye, Hakan Altınay’a ve Barış Pehlivan’a selam gönderiyoruz. Selam olsun size demokrasi kahramanları.

Altı lider oturduk, bu tabloyu kısmen anlattım. Biz altı lider tarihin bize yüklediği sorumluluğun gereğini yapmak zorundaydık. Ülkeyi nasıl yöneteceğimizi oturduk konuştuk. Ortak mutabakat metni hazırladık. İş Cumhurbaşkanlığı adaylığının seçilmesine gelince hepinizin malumu olan masadan kalkmalar ve masaya dönmeler başladı.

Sırtımdaki hançerlerle seçime girmek zorunda kaldım. Beni asıl üzen, sırtımdaki yük değildi, sırtımdaki hançerlerdi. Seçim bitti, kazanamadık. Daha nefes almadan değişim söylemleri başladı. Değişim söylemini dillendirenler uzun süre değişmeyenlerdi. Ama seçimden sonra ilk işim onları değiştirmek oldu.

“Şimdi biz sağcı mıyız, solcu muyuz?”

Bizim sağa kaydığımızı söyleyenlere sormak isterim, çöpten kağıt toplayanların yanına kim gitti? Sendikaların bile doğru dürüst sahip çıkmadığı taşeron işçilerin yanına kim gitti? Bu sağcılık mıdır solculuk mudur? Ne diyor Gazi Mustafa Kemal, “Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir.” Biz onlar için mücadele ettik. Hangi siyasal parti apartman görevlilerinin sorunlarıyla ilgilendi? Temel felsefe halklılaşmak. Halkın yanında olacağız. Şimdi biz sağcı mıyız, solcu muyuz? Bu nasıl bir algıdır, nasıl bir kin ve öfkedir? Anlamakta zorluk çekiyorum.

Bay Kemal’in yol arkadaşı olmanız için başka partilerin CHP’yi dizayn etmesine izin vermeyeceksiniz. CHP’yi nasıl karıştırdıklarını çok iyi biliyorum Bu örgüt 100 yıllıktır, bu ülkenin çimentosudur. Bay Kemal’in yol arkadaşı olmak için vefalı olacaksın vefalı. Bay Kemal’in yol arkadaşı olacaksan Bay Kemal’i arkadan hançerlemeyeceksin.

13 Haziran 2023, yine grup toplantısı, “Gemiyi limana sağlam götürmek kaptanın görevidir”. Benim CHP kültüründen aldığım en büyük derslerden birisi budur, bunu söyledim. Kurultaydan 20-25 gün sonra bir tüzük kurultayı yapacağım. Değişim nasıl olur bütün dünya bunu öğrenecek.

Cinsiyet kotası getireceğim. Yüzde 50’ye var mısınız? Vekilliği 3 dönem ile sınırlayacağım. Artık her yerde ön seçim olacak. Genel sekreterlik makamını güçlendireceğiz. Parti müfettişliklerini yeniden inşa edeceğiz. Seçimlerde oyunu en çok artıran 5 ilin başkanı Parti Meclisi üyesi olacak. İnşallah ben de bir sonraki kurultayda sizlerin arasında oturup yeni genel başkanı alkışlayacağım.”

Paylaşın

İmamoğlu: Yeni Hikayeyi Yazmaya Birlikte Başlayacağız

CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ında konuşan Ekrem İmamoğlu, “Demokrasiyi, devleti, adaleti, refahı bizden daha iyi inşa edecek, temsil edecek bir başka parti yoktur. Bizi, temsil ettiğimiz anlayış sadece Cumhuriyet ideali, sadece özgürlüğün ve eşitliğin, dayanışmanın güvencesi değildir, toplumsal ve uluslararası barışın da güvencesidir” dedi ve ekledi:

“‘Güzel günler güreceğiz, güneş günler göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz çocuklar. Işıklı maviliklere hep birlikte süreceğiz.’ Bugün ve yarın sizlerin iradesiyle ülkemizin tüm kesimlerini birleştirecek yeni ve güçlü bir vizyonun hikayesini yazmaya hep birlikte başlayacağız. Bu irade, 2. yüzyılda ülkemize çoğulcu demokrasiyi ve adil paylaşmayı armağan edecek.”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP), genel başkanının seçileceği 38. Olağan Kurultayı, bugün Ankara Spor Salonu’nda başladı.

Ana sloganı “İkinci Yüzyılda Demokrasi ve Birlik Kurultayı” olan kurultayda, CHP Genel Başkanlığı için Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanı Özgür Özel, eski PM üyesi Örsan Kunter Öymen ve Ünal Karahasan yarışacak. Eski milletvekili İlhan Cihaner ise adaylıktan çekildi.

Kurultayda ilkin Kıllıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşünden, daha önce yaptığı konuşmalardan kesitler yer alan bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Bu esnada zaman zaman “değişim” sloganları atılması dikkat çekti.

Divan başkanlığına seçilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Her şey çok güzel olacak” ve “değişim” sloganları altında sahneye çıktı. “CHP, bu ülkenin kurucu ve birleştirici gücüdür. Bu toprakların en köklü, en kapsayıcı siyasi geleneğidir” diyen İmamoğlu’nun konuşması özetle şöyle:

“Bu ülkenin kurtuluş ve kuruluş süreçlerini yürütürken bu topraklarda yaşayan halkımızı birleştirerek milli görevimizi, her düşüncenin üzerinde tutarız.

Bugün bizi yine hayati bir görev bekliyor. Cumhuriyet ve demokrasinin ilke ve idealleri etrafında yeniden, milletçe, kayıtsız şartsız buluşmaya ihtiyacımız var. Toplumsal bütünleşmeye ihtiyacımız var. Ülkemizi zenginleştirmeye ve zenginliklerimizi adil biçimde paylaşmaya ihtiyacımız var.

21 yıldır iş başında olan bu baskıcı iktidar, cumhuriyetimizi, demokrasimizi, devletimizi ve birbirimize olan inancımızı tahrip etti. Devletimizi, asırlık yapılarımızı darmadağın etti. Eşsiz ülkemizi, dünyadan uzaklaşmış bir yönetim anlayışına mecbur etti.

Gelir dağılımını tehlikeli bir biçimde bozdu. Çalışanların yüzde 60’ını asgari ücrete mahkum etti. Yargı sistemini silah gibi kullanarak bugünlerde gazetecilere yaptığı gibi kendisine muhalefet eden kim varsa herkesi içeri attı. Başımızdakiler adaletsiz bir ortam, baskıcı ve sadece işi bilmeyen insanlar değiller, aynı zamanda halkımızı borç batağına soktular.

CHP’nin inançlı kadroları olarak bizler bu fotoğrafı kabullenmeyiz, kabullenmiyoruz, kabullenmeyeceğiz. Ülkemin de partimin de bundan çok daha fazlasını yapabileceğine inanıyorum.

“Bu kurultayla Türkiye muhalefeti toptan şekillenecek”

Bu kurultay, milletimiz, devletimiz ve partimiz adına tarihi bir kurultay olacak. Bugün ve yarın, ikinci yüzyılın inşasına giden büyük bir yolculuğun büyük bir adımını atacağız. Bu kurultay, sadece CHP kurultayı değil, Türkiye muhalefetinin toptan şekilleneceği bir kurultaydır. Bu kurultay, toplumsal muhalefete büyük güç ve moral verecek.

Bu kurultayda halkımıza karşı her birimizin tarihi bir sorumluluğu vardır. Bu kurultay, geleceğin Türkiyesini adım adım kuracağımız yeni yüzyılın harcını hep birilikte atacağımız büyük ve şanlı yolculuğumuzun ilk adımıdır. Sorumlu davranmak, birliğimizi ve beraberliğimizi güçlendirip geleceğe güvenle bakmak gerekir.

5 ay sonra yerel seçimler var. Kurultayımız biter bitmez yerel seçimler için omuz omuza vereceğiz. Her sokakta, her mahallede, her fabrikada, her okulda, her tarlada halkımızla buluşacağız. 2. yüzyılın Türkiyesini hep birlikte inşa etmeye başlayacağız. Birçok ilçede ve metropollerde yerel seçimleri hep birlikte kazanacağız! Yeter ki biz ne yaptığımızı bilelim, yeter ki vatandaşın sesine kulak verelim.

Bu ülkede unutulanların, ötekileştirilenlerin, yok sayılanların, özgürlüğünden mahrum edilenlerin yanında olup haklarını savunacağız. 86 milyonun onurlu ve eşit hissedarı olduğu bir cumhuriyeti sil baştan hep birlikte ayağa kaldıracağız.

Demokrasiyi, devleti, adaleti, refahı bizden daha iyi inşa edecek, temsil edecek bir başka parti yoktur. Bizi, temsil ettiğimiz anlayış sadece Cumhuriyet ideali, sadece özgürlüğün ve eşitliğin, dayanışmanın güvencesi değildir, toplumsal ve uluslararası barışın da güvencesidir. ‘Güzel günler güreceğiz, güneş günler göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz çocuklar. Işıklı maviliklere hep birlikte süreceğiz.’

Bugün ve yarın sizlerin iradesiyle ülkemizin tüm kesimlerini birleştirecek yeni ve güçlü bir vizyonun hikayesini yazmaya hep birlikte başlayacağız. Bu irade, 2. yüzyılda ülkemize çoğulcu demokrasiyi ve adil paylaşmayı armağan edecek.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

HEDEP’li Tuncer Bakırhan: Geri Adım Atmayacağız

İnsan Hakları Derneği’nin genel kurulunda konuşan HEDEP’li Tuncer Bakırhan, “İHD, mazlumun hakkını savunuyor, mazlumum avukatlığını, yoldaşlığını yapıyor. Ama İHD’de 37 yıldır en az hakkını savunduğu mazlum kadar baskı gördü. Yöneticileri katledildi, çalışmaları engellendi, İHD bir hak arama kurumu olarak görülmedi, terörize edilmeye çalışıldı. En son giden bir İçişleri Bakanı’nın özellikle İHD’yi sürekli hedef göstermesi, tehdit etmesi de bu ülkede hep birlikte yaşadığımız bir durumdur” dedi ve ekledi:

“Başta İHD olmak üzere her birimize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Cezaevinden bir arkadaşımızla yazışıyoruz. Bizi tebrik etmek için aradığında ‘zor bir süreç’ demişti. O da, tam da hangi süreç zor değildi, hangi süreçte katliam ve faşizm yoktu, hangi süreçte demokratik ve rahat bir ortamda siyaset yaptık ki, diye sordu. Evet, bizim için hiçbir süreç kolay değil. Bu işlere bilerek ve isteyerek girdik. Yaptığımız işlerin bir karşılığın olduğunu da biliyorduk.”

Halkarın Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde gerçekleşen 21’inci Olağan Genel Kurulu’nda konuştu.

İHD’nin 37 yıldır baskılara, zorluklara ve faili meçhul cinayetlere rağmen ayakta kaldığını belirterek sözlerine başlayan Bakırhan, “İHD’nin kendisi 37 yıldır hak arayanın, mazlumun, emekçinin, Kürdün, Alevinin, ezilenin kapısı oldu. Dünyada 37 yıldır tüm faşizan uygulamalara, üyeleri ve yöneticilerine yapılan suikast ve faili meçhul cinayetlere rağmen ayakta duran, yılmayan, mücadelesine devam eden bir başka kurum yoktur” dedi.

Bakırhan, İHD’deki tüm emekçilere partisi adına teşekkür etti. Tuncer, “İHD’nin duruşu bize bir şey öğretti” dedi.

Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, Kongre divanının tamamen kadınlardan oluşmasından duyduğu memnuniyeti de dile getiren Bakırhan, “Kadın arkadaşlardan oluşan divanı selamlamak istiyorum. Dünyada sadece kadınlar olsaydı, bu şiddet, bu faşizm olur muydu diye düşünmemek elde değil” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, sözlerine şöyle devan etti: İHD’nin genel kurulunda bulunurken Vedat Aydın’ı, Ayşenur Zarakolu’nu, Leman Fırtına’yı şehit düşmüş, yaşamını yitiren arkadaşları anmadan geçmek istemiyorum. Rahmetle anıyoruz. Mücadelelerinin devamcısı olacağımızı bir kez daha belirtmek istiyorum.

Bu dönem çok büyük emek ve katkılar sunan şu anki yönetime teşekkürlerimi ve seçilecek yönetime de başarı dileklerimi iletmek istiyorum. Son 20 yıldır bir siyasi darbe anlayışı ile yönetiliyoruz. Askeri darbelerin ömrü bu kadar uzun değildi. Yargının, siyasi erkin eline geçtiği, ekonominin parti ekonomisi olduğu, adaletin yine iktidarın denetiminde olduğu bir parti devleti, parti darbesiyle birlikte devam ediyor Türkiye’deki yaşam.

Bugün 4 Kasım. Aslında Kürt siyasi hareketine yapılan en büyük darbelerin olduğu bir gündür. 4 Kasım’da başta Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak ve yüzlerce arkadaşımız gözaltına alınıp tutuklandı. 4 Kasım ile birçok kurumumuzun kapısına kilit vuruldu. İHD tam da bugünlerde mazlumun, ezilenin yanında durduğu için çok kıymetlidir. Bu darbe devam ediyor. Orta Doğu’da bir savaş devam ediyor, yoksulluk ve işsizlik devam ediyor. Hiçbir dönem karşılaşmadığımız kadar bir ötekileştirme devam ediyor. İnsanların güpegündüz sokak ortasında vurulduğu, çok basit gerekçelerle ağır cezalarla çarpıtıldıkları, aş ve iş arayan insanların artık örgütlenemediği ve her türlü şiddet ve baskıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde İHD’nin yaptığı gibi dayanışmak, sahip çıkmak, birlikte mücadele etmek gibi bir zorunluluğumuz olduğunu belirtmek istiyorum.

“Bu faşizm, zor ve zulüm sür git değil”

İHD, mazlumun hakkını savunuyor, mazlumum avukatlığını, yoldaşlığını yapıyor. Ama İHD’de 37 yıldır en az hakkını savunduğu mazlum kadar baskı gördü. Yöneticileri katledildi, çalışmaları engellendi, İHD bir hak arama kurumu olarak görülmedi, terörize edilmeye çalışıldı. En son giden bir İçişleri Bakanı’nın özellikle İHD’yi sürekli hedef göstermesi, tehdit etmesi de bu ülkede hep birlikte yaşadığımız bir durumdur.

Başta İHD olmak üzere her birimize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Cezaevinden bir arkadaşımızla yazışıyoruz. Bizi tebrik etmek için aradığında ‘zor bir süreç’ demişti. O da, tam da hangi süreç zor değildi, hangi süreçte katliam ve faşizm yoktu, hangi süreçte demokratik ve rahat bir ortamda siyaset yaptık ki, diye sordu. Evet, bizim için hiçbir süreç kolay değil. Bu işlere bilerek ve isteyerek girdik. Yaptığımız işlerin bir karşılığın olduğunu da biliyorduk.

Sistem karşısında hak aramak ve talep etmek, ezilenin hakkını savunmanın bir karşılığı olduğunu biliyorduk. Biz bildiğimiz bu durum karşısında hiçbir zaman İHD gibi geri adım atmadık, atmayacağız. Zor bir süreç ama Türkiye halkları, başta Kürtler, Aleviler, ezilenler olmak üzere bizden çok büyük beklentileri var. Bu faşizm, zor ve zulüm sür git değil. Emin olun bizler, bugün genel kurulu dolduran Siirt, Batman, Adana, Mersin, Türkiye’nin dört bir yanından gelen arkadaşlar gibi Türkiye’de hak arayan devrimciler, sosyalistler, Kürtler, kadınlar, gençler, ötekileştirilen bütün kesimler güçlü bir mücadele zemini oluşturabilirsek bunları göndermemek, bu faşizmi zulme durdurmamak elde değil.

Önümüzdeki dönemin zor olduğunu biliyorum, bu bilinçle hareket edeceğimizi de biliyorum. Bu siyasi darbeyi önleyeceğimizi, darbeyi yapan aktörleri göndereceğimizi, bir gün demokratik ortamda bu darbeyi ve zulmü yapanların yargılanabileceği günlerin uzak olmadığını biliyorum. Bu duygu ve düşüncelerle genel kurulunuza başarılar diliyorum. İyi ve güzel özgür eşit yarınlarda buluşmak üzere büyük bir mücadele bizi bekliyor.”

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları Galatasaray Meydanı’na Karanfil Bıraktı

Cumartesi Anneleri/İnsanları, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ihlal kararına rağmen, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararını gerekçe gösteren polisler tarafından yine engellendi. Ablukaya alınan Cumartesi Anneleri/İnsanları, Galatasaray Meydanı’na karanfil bıraktıktan sonra ayrıldı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybettirilen ve katledilenlerin akıbetini sormak ve faillerinin yargılanması talebiyle yürüttükleri adalet arayışının 971’inci haftasında da bir araya geldi.

Ellerinde karanfillerle Galatasaray Meydanı’na doğru yürümek isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ihlal kararına rağmen, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararını gerekçe gösteren polisler tarafından yine engellendi.

Polisin önlerini kesmesine tepki gösteren Maside Ocak, basın açıklaması yapmayacaklarını sadece karanfillerini meydana bırakıp çıkacaklarını söyledi: “Bir yurttaş olarak buradan yürüme hakkım var. Bugün 12 yaşındaki Davut Altunkaya’nın annesinin isteği üzerine ben bu karanfili Galatasaray’a onun adına bırakmak istiyorum. Biz sadece AYM kararının uygulanmasını istiyoruz. Gözaltına alacaksanız da alın. Biz Galatasaray’la karanfillerimizi buluşturmak istiyoruz.”

Yapılan görüşmenin ardından kayıp yakınları ablukadan çıkarak Galatasaray Meydanı’na karanfil bıraktı. İnsan Hakları Derneği’nde açıklama yapan Mikail Kırbayır, “Bugün karanfil bıraktık. Bu bizim için bir aşamadır” dedi.

Cumartesi Anneleri’nin 971’inci haftada açıklaması şöyle: “Dargeçit kayıpları için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi kararlarını, Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeleri esas alarak 30 haftadır Galatasaray’da toplanma ve basın açıklaması yapma hakkımızı kullanmaya çalışıyoruz. Ancak kamu gücünü kullananlar, Anayasa’ya, AYM kararlarına ve uluslararası sözleşmelere meydan okuyarak bu hakkımızı engelliyor ‘Kayıplarımız nerede?’, ‘Onları kaybedenler neden korunuyor?’ feryadımız karşısında etkin soruşturma ve kovuşturma yapılmasını sağlamakla görevli olanlar bu feryadımızı polis şiddeti, kelepçe, gözaltı ve adli süreçlerle bastırmak istiyor.

971. haftamızda Galatasaray’daki buluşmamız engellense de karanfillerimizi Dargeçit kayıplarımızla buluşturduk. 29 Ekim – 8 Kasım 1995 tarihleri arasında Mardin/Dargeçit’te ağır silahlı askerler ve korucular tarafından yapılan ev baskınlarında dört çocuk, iki lise öğrencisi ve iki kadının da aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar Dargeçit Jandarma Taburuna götürüldü. Gözaltında tutulanlardan bazıları bir süre sonra serbest bırakıldı.

Ancak 12 yaşındaki Davut Altunkaynak, 13 yaşındaki Seyhan Doğan, 16 yaşındaki Nedim Akyön, 19 yaşındaki Mehmet Emin Aslan, 20 yaşındaki Abdurrahman Olcay, 21 yaşındaki Abdurrahman Coşkun ve 57 yaşındaki Süleyman Seyhan’dan bir daha haber alınamadı. Onları soran ailelerine ‘Sorgu sonrası serbest bırakıldılar, dağa gitmişler’ cevabı verildi. Olaydan 4 ay sonra 6 Mart 1996 tarihinde, Süleyman Seyhan’ın kafası olmayan yakılmış bedeni bir kuyuda bulundu.

Seyhan’ın bulunmasından iki gün sonra da onun bulunduğu yer hakkında ailesine bilgi verdiği ve taburda yaşananları üst makamlara aktarma potansiyeli taşıdığı gerekçesiyle, Dargeçit Jandarma Taburunda görevli uzman çavuş Bilal Batırır da kaybedildi. Evlatlarını bulmak için ailelerin yaptıkları suç duyuruları etkin bir biçimde soruşturulmadan takipsizlikle sonuçlandı.

Ailelerin ve İnsan Hakları Derneği’nin 29 Mayıs 2009 tarihli başvurusu ve İHD Mardin Şubesi’nin çabası sonucunda Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı yeniden açtı ve soruşturma başlattı. Savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında Dargeçit kayıplarının gözaltında öldürülerek kuyulara gömüldüğü gerçeği ortaya çıktı. 2012 – 2013 ve 2015 tarihleri arasında tanık beyanlarına dayanarak yapılan kazılar sonucunda, gözaltına alınan kişilerin ağır işkence izleri taşıyan kemiklerine ulaşıldı.

Savcılığın hazırladığı iddianame mahkeme tarafından kabul edildi. Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada yedi Dargeçitli’nin ve uzman çavuş Bilal Batırır’ın nasıl ve kimler tarafından kaybedildikleri tüm detaylarıyla mahkeme kayıtlarına geçti. Dava dosyasında sanıkların sorumluluğuna işaret eden birbiriyle tutarlı çok sayıda tanık beyanı ve bu beyanları destekleyen deliller yer almasına rağmen mahkeme, 4 Temmuz 2022 tarihinde rütbeli subay, uzman çavuş ve koruculardan oluşan 18 sanığın beraatine karar verdi.

971. haftamızda bir kez daha söylüyoruz: Dargeçit kayıpları ve tüm kayıplarımızın faillerinin etkin bir biçimde yargılanarak cezalandırılmalarını talep etmekten vazgeçmeyeceğiz. Kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz. Selam olsun bugün bir kez daha tüm baskıları göğüsleyerek ülkenin dört bir yanında bizimle eş zamanlı sesimize ses katan kayıp yakınları ve insan hakları savunucularına.”

Anayasa Mahkemesi kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın