AB’den Türkiye’ye “Başkanlık Sistemi” Uyarısı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu yayınladığı yıllık raporunda, Türkiye’nin demokratikleşme alanında geriye gidişini sürdüğü, özellikle başkanlık sistemindeki yapısal sorunların devam ettiği uyarısı yapıldı.

Sivil toplum konularında da ciddi gerilemenin devam ettiği ifade edilen raporda, yargının bağımsızlığı alanında ciddi gerilemenin devam etti ve son yıllardaki çok sayıda yargı reformu paketine rağmen yargı sistemindeki yapısal eksiklikler giderilmediği eleştirisi yapıldı.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Avrupa Birliği (AB) Komisyonu bugün yayınladığı yıllık raporunda, Türkiye’nin demokratik kurumlarının işleyişinde ciddi eksiklikler bulunduğu uyarısında bulundu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Komşuluk ve Genişleme Komiseri Oliver Varhelyi ile birlikte AB ile tam üyelik müzakerelerini yürüten, aday ve ve aday olmak isteyen 10 ülkeyle ilgili genişleme raporlarının yayınlanması dolayısıyla Brüksel’de basın toplantısı düzenledi.

Türkiye’nin demokratikleşme alanında geriye gidişini sürdüğü saptamasından bulunulan raporda, özellikle başkanlık sistemindeki yapısal sorunların devam ettiği uyarısı yapıldı.

Son seçimlere atıfta bulunulan raporda, medyada haberlerin ‘tek taraflı verilmesi ve adayların eşit şartlara sahip olmamasının’ iktidara ‘haksız bir avantaj sağladığı’ kaydedildi.

Anayasaya göre yetkilerin Cumhurbaşkanlığı düzeyinde merkezileştirildiği, yürütme, yasama ve yargı arasında sağlıklı ve etkili bir kuvvetler ayrılığı sağlanamadığı eleştirisi yapılan raporda, etkin olmayan denge ve denetleme mekanizması yüzünden yürütme organının demokratik olarak yalnızca seçimler yoluyla hesap verebilir hale geldiği saptamasında bulunuldu.

“Muhalefet partilerinin ve milletvekillerinin tek tek hedeflenmesiyle siyasi çoğulculuğun baltalanmaya devam ettiği” kaydedilen raporda, “iktidarın muhalefet partilerine üye belediye başkanları üzerindeki baskısının yerel demokrasiyi zayıflattığı” uyarısı yapıldı.

Raporda, Avrupa Konseyi’re bağlı Venedik Komisyonu’nun başkanlık sistemine ilişkin tavsiyelerinin hala dikkate alınmadığı bildirildi.

Hükümetin terörle mücadele konusunda meşru hakkı ve sorumluluğu bulunduğu kaydedilen raporda, ancak bunun hukukun üstünlüğü, insan hakları ve temel özgürlükler ilkelerine tam uyumlu biçimde yapılması ve terörle mücadele tedbirlerinin orantılı olması gerektiği kaydedildi.

Sivil toplum konularında da ciddi gerilemenin devam ettiği ifade edilen raporda, “Sivil toplum kuruluşları artan baskıyla ve faaliyet alanlarının daralmasıyla karşı karşıya kaldı; bu durum ifade, örgütlenme ve toplanma özgürlüklerinin kısıtlanmasına neden oldu.” denildi.

Yargının bağımsızlığı alanında ciddi gerilemenin devam etti ve son yıllardaki çok sayıda yargı reformu paketine rağmen yargı sistemindeki yapısal eksiklikler giderilmediği eleştirisi yapılan raporda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bazı kararlarının uygulanmamaya devam edilmesinin endişe verici olduğu bildirildi.

Raporda, yargının bağımsızlığını, tarafsızlığını ve kalitesini olumsuz yönde etkileyen yürütmenin hakim ve savcılar üzerindeki aşırı etki ve baskılarının ortadan kaldırılması konusunda ilerleme kaydedilmediği bildirildi.

Yolsuzlukla mücadele alanında alınan önlemlerin yetersizliğine işaret edilen raporda, yasal çerçevenin ve kurumsal yapının sınırlamaları yüzünden yolsuzluk davalarının soruşturma ve kovuşturma aşamaları üzerinde aşırı etkiye açık olduğu bildirildi.

Kamu kurumlarının hesap verebilirliği ve şeffaflığının iyileştirilmesi gerektiği kaydedilen raporda, yolsuzlukla mücadele stratejisi ve eylem planının olmayışının yolsuzlukla kararlı bir şekilde mücadele etme iradesinin bulunmadığını gösterdiği görüşü dile getirildi.

Raporda, Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu’nun (GRECO) tavsiyeleri uygulanmadığı belirtildi ve genel olarak yolsuzluğun bir sorun olmayı sürdürdüğü kaydedildi.

Raporda dile getirilen eleştiriler kısaca şu şekilde: “Genel insan hakları durumu iyileşmedi. İfade özgürlüğü konusunda ciddi gerileme devam etti.

Gazetecilerin, yazarların, avukatların, akademisyenlerin, insan hakları savunucularının ve eleştirel seslerin faaliyetlerine yönelik geniş kısıtlamalar, özgürlüklerini kullanmalarını olumsuz etkilemeye devam etti.

Ulusal güvenlik ve terörle mücadeleye ilişkin ceza kanunlarının uygulanması AİHS’ye aykırı olmaya ve AİHM içtihadından sapmaya devam etti.

Mayıs 2023 seçim kampanyası, ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalara tanık oldu.

Hem özel hem de kamu medyası, kampanyaya ilişkin yayınlarda editöryal bağımsızlığı ve tarafsızlığı garanti etmedi, bu da seçmenlerin bilinçli bir seçim yapma olanağını azalttı.

Mevzuatın ve uygulamanın Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, Avrupa standartlarına ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uygun olmadığı toplantı ve örgütlenme özgürlüğü alanında ilerleme kaydedilmedi.

Barışçıl gösterilere defalarca yasaklamalar, orantısız güç kullanımı ve müdahaleler yaşandı. Göstericiler soruşturmaya tabi tutuldu.

Azınlıklara LGBTIQ bireylere karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, ayrımcılık ve nefret söylemi hala ciddi bir endişe kaynağı yaratıyor.”

Ukrayna ve Moldova’ya yeşil ışık

Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Ukrayna ve Moldova ile Avrupa Birliği’ne üyelik müzakerelerinin başlaması tavsiyesinde bulundu.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Brüksel’de yaptığı açıklamada “Bugün tarihi bir gün çünkü Komisyon, Konsey’e Ukrayna ve Moldova ile katılım müzakerelerini açmayı tavsiye ediyor” dedi. Von der Leyen, AB Komisyonu’nun Gürcistan’a da aday ülke statüsü verilmesi tavsiyesinde bulunduklarını söyledi.

Ukrayna ile müzakerelerin hükümetin yolsuzlukla mücadele reformlarını yapması, Avrupa Birliği standartlarına uygun lobicilik yasalarını yürürlüğe koyması ve azınlıklara sunulan güvencelerin güçlendirilmesi gibi şartları yerine getirdikten sonra başlaması tavsiye edildi.

Ukrayna ile Moldova 2022 yılında AB’ye katılım başvurusunda bulunmuş, iki ülkeye geçen yıl haziran ayında “aday ülke” statüsü verilmiş ve aday ülkelerin sayısı 8’e yükselmişti. Bu ülkeler, Arnavutluk, Bosna Hersek, Moldova, Karadağ, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Türkiye ve Ukrayna.

Avrupa Birliği liderleri 14 ve 15 Aralık tarihlerinde Brüksel’de düzenlenecek zirvede Ukrayna ve Moldova ile üyelik müzakerelerinin başlaması konusunda nihai kararı verecek. Müzakerelerin tamamlanmasının ise yılları bulması bekleniyor. Müzakerelerin sonunda Avrupa Birliği’ne üyelik güvencesi ise sunulmuyor. Türkiye ile AB’ye katılım müzakereleri 3 Ekim 2005 tarihinde başlamıştı.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, ‘Dezenformasyon Yasasının’ İptal Talebini Reddetti

Anayasa Mahkemesi (AYM), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından yapılan “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun iptali talebini oy çokluğuyla reddetti. Karar 6’ya karşılık 8 oyla alındı.

Haber Merkezi / Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 217A maddesinde düzenlenen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun iptali talebini bugün görüştü. AYM, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun iptali talebini oy çokluğuyla reddetti.

Karar 6’ya karşılık 8 oyla alınırken, Anayasa Mahkemesi (AYM) de “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu maddesinin iptali yönünde rapor hazırlamıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), ilgili yasa için Türk Ceza Kanunu’na (TCK) eklenen maddenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu.

Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Haber Sen’den oluşan basın meslek örgütleri de gazetecilerin keyfi olarak suçlanmasına, tutuklanmasına neden olan söz konusu maddenin iptali için AYM’nin karşısındaki alanda bugün “Sansüre ve tutuklamalara karşı basın nöbeti’ başlatmıştı.

Kamuoyunda dezenformasyonla mücadele olarak bilinen 7418 Sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu’nun 29’uncu maddesiyle TCK’nın 217/A maddesine ekleme yapılarak, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu ihdas edilmiş, bu suçu işleyenlerin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması öngörülmüştü.

TCK’ya eklenen 217/A maddesi şöyle: Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma: (1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. (2) Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi halinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.

Gazeteciler, karar açıklanmadan önce dezenformasyon yasasını Anayasa Mahkemesi önünde protesto etti.

Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Haber Sen ortak bir açıklama yayınlayarak, “Bir yıldır onlarca gazetecinin soruşturulmasına, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan ‘halkı yanıltıcı bilgi yayma’ maddesinin keyfi suçlamalara yol açtığını artık tüm ülke biliyor, görüyor.

Bu hafta sadece üç günde üç gözaltı, dört soruşturma, bir tutuklama ile karşı karşıya kalan gazeteciler bu yasa maddesinin iptal kararını Anayasa Mahkemesi önündeki ‘Sansüre ve tutuklamalara karşı basın nöbeti’ ile karşılayacak” ifadeleri ile yasaya tepki gösterdi.

Paylaşın

Meral Akşener Net Konuştu: Bana Kazık Atan Herkesi…

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “En fazla parmak sallanan genel başkan benim Allah nasip ederse o parmakları tek tek kıracağım” dedi ve ekledi:

“En yakınından en uzağa kazık atan herkesi silmezsem adımı değiştireceğim. Bu netlik söylüyorum; iyiler hareketi her türlü cep doldurmaya ve zulmün karşısında sırtında yara olmayan tertemiz insanlardan oluşan bir partidir. Bunun dışında davrananların içimizde yeri yoktur.”

Yerel seçimlere ilişkin de konuşan Akşener, “Kadrolarımız hazır. Tek ihtiyacımız olan milletimizin bize bir fırsat vermesi. Fırsatı yakalarsak önce yerelde sonra tüm Türkiye iktidarın ayak seslerini herkese duyuracağız. Çünkü biz fırsatları geri tepen değil fırsatları değerlendiren bir partiyiz” ifadelerini kullandı.

İttifak tartışmalarına da değinen Meral Akşener, “Seçim günü bize duvar örenlerin bugün anlattıkları bizi ilgilendirmez. Bundan sonra kimseye kefil olmayız. İttifak diye paketlenen menfaat ilişkilerini tek tek yıkacağız” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“İki gün sonra 10 Kasım. Mustafa Kemal bir umuttur. Mustafa Kemal mücadeledir. Mustafa Kemal bir gururdur. Geçtiğimiz hafta Cumhuriyetimizin 100. Yılına eriştik be aynı duygunda buluştuk. 10 Kasım’da da aynı duygudaşlıkta buluşacağız.

Ama 10 Kasım’da aynı dakikalarda Mustafa kemal’ anlamayanları ona düşmanlık edenleri de göreceğiz. İYİ Parti olarak ondan razı olduğumuzu ilan ediyor. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ümüzden razıyız. Allah da razı olsun.

Enflasyon ile milletimizin acı yaşantısı devam ediyor. İktidar ise ekonomideki krizi derinleştiriyor. Yeni ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele planı hala yok. Hatırlarsınız daha önce bu kürsüden onun bir plan değil bir temenniler silsileli olduğunu söylemiştim. Onda da haklı çıktım

Merkez Bankası enflasyon tahminin yukarıya çekti. Bakalım yıl sonuna kadar daha kaç kere güncelleme gelecek. Bakalım gelen güncellemeler gerçek enflasyona yetişebilecek. Memlekette herkes masrafı kısarken devleti yönetenler masraflarını kısmıyor.

Saraydaki zevk-ü sefa ortamı tüm hızıyla sürüyor. Enflasyonda en başta gıda artışı var. Biz yıllardır tarımın ve gıdaya erişimin n e kadar hayati olduğunu söylüyoruz. İktidar ise bu durumu anlamıyor.

Geçen hafta Kütahya’daydım. Burada karşıma çıkan emekli bir kardeşim 7 bin 500 lira alıyorum nasıl geçineyim dedi. Bakın bu durum bir garabet. Biz emekli maaşlarını asgari ücret düzeyine çıkartın diyoruz ama ülkemizde 7 bin 500 lira alamayan insanlarımız var.

Kütahya’da ziyaret ettiğim bir köyde hayvancılık yapılan meralar kamulaştırılmış. Köylü hayvancılık yapamıyor.

Deprem riski nedeniyle yıktıkları köy okulunu yerine okul bile yapılmamış Burada yaşayan insanlarımızın köyü terk etmesi için her şeyi yapıyorlar. Hani akran zorbalığı var ya bu da İktidar zorbalığı.

Tarım bir koyup beş alacağımız ülkemize istihdam sağlayacak bir yatarımı alanıdır. Tüm bunların gerçekleşmesi için bir vizyon gerekiyor. AK Parti’nin böyle bir vizyonu olmadığını için 21 yılda geldiğimiz nokta ortada.

En fazla parmak sallanan genel başkan benim Allah nasip ederse o parmakları tek tek kıracağım. En yakınından en uzağa kazık atan herkesi silmezsem adımı değiştireceğim. Bu netlik söylüyorum; iyiler hareketi her türlü cep doldurmaya ve zulmün karşısında sırtında yara olmayan tertemiz insanlardan oluşan bir partidir. Bunun dışında davrananların içimizde yeri yoktur.

BM Genel Sekreteri bile Netanyahu’nun mezalimin karşısında sadece dehşete düştük demekle yetiniyor. İnsan hakları ve savaş hukuku paspasa çevrilirken, kadınlar, çocuklar, masum siviller katledilirken dünya ını göstermiş olduğu bu vurdum duymazlık utanç vesikası olarak yer alacak. Bugün tüm ülkelerin meclislerinde Netanyahu’nun savaş suçlusu ilan edilmesi gerekiyor. Geç bile kalındı.

Batı Hamas terörünü hedef alıp Netanyahu’yu görmüyor doğu ise Netanyahu terörünü görüp Hamas’ın vahşetini görmüyor. Türkiye hakkın ve adaletin tarafı olmalıdır. Türkiye’nin görevi katil Netanyahu’yu durdurmaktır. ABD’nin de Netanyahu’yu durdurmaya gücü yeter.

Ak Parti iktidarının Türk milletine karşı alışkanlık haline getirdiği kuzuyu yiyip, çobanla sohbet edip acıyı paylaşmak rolünü kaldıracağız. Bu bir ahlaksızlık ölçüsüdür.

Gazze’den çıkması gereken katil Netanyahu’dur. Filistin davasında samimiyseniz o zaman üzerine günlerdir bomba yağan Filistin halkının evlerinden koparılmasına müsaade etmezsiniz. Sakın ola ABD’nin sivilleri çıkarma planının oyuncağı olmayın. Sakın ola ülkemizi yeni bir mülteci akınına dahil etmeyin.

Filistin’den Gazze’den o insanları çıkardığınızda iddia ediyorum bir daha oraya döndüremezsiniz. Bu çok büyük bir ahmaklıktır. Ondan sonra Filistin diye bir devlet kalmaz. Gazze kalmaz. Eğer Gazze’den insanlar isterse de Mısır’a gitsin o insanları birinci önceliği orada tutmaktır. Türkiye bu konuda görev almalıdır.

Yeni bir imar sistemi oluşturacağı. Yerel yönetimde yolsuzluğa geçit vermeyecekler yeni örnek bir standartı geçireceğiz. İYİ Parti yönetiminde yolsuzluk olmayacak. Bağımsız denetim firmaları denetleyecek. İhaleler açık olacak.

İYİ Parti belediyeleri sığınmacı istilası karşı etkin mücadele edecek. Sığınmacılara mülk satışına izin vermeyecek.

Yerel seçimlere kısa bir süre kaldı. Kadrolarımız hazır. Tek ihtiyacımız olan milletimizin bize bir fırsat vermesi. Fırsatı yakalarsak önce yerelde sonra tüm Türkiye iktidarın ayak seslerini herkese duyuracağız. Çünkü biz fırsatları geri tepen değil fırsatları değerlendiren bir partiyiz.

Önce ben diyenlerin aramızda işi yoktur. Biz önce millet önce memleket dedik. Sözlerimiz her zaman açık ve net oldu. Sözlerimiz bazılarında karın ağrısı yaptı. Bizi hainlikle suçlayanlar hafta sonu itibari ile birere değişim havarisi oluverdi.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıktık diye bize demediğini bırakmayanlar yeni Genel Başkan Özgür Özel’in fanları oldu. Bana hain diyenler utanmadan Kılıçdaroğlu’na en ağır hakaretleri ettiler ne dediler biliyor musonuz niye aday oldun da kaybettin dediler.

Ez cümle kral öldü 2023’e damga vuran garip anlayış aynen yerinde duruyor. Nitekim tüm kurultay süreci boyunca Türk sağına bol miktarda hakaret ettiler. Her türlü erdemi solda her türlü ahlaksızlığı sağda gören konuşmalar yapıldı.

Eğer bensem o ben kimsenin arkasından hançer vurmadım. Ben hançeri kalbine vururum arkadan işim yoktur. Benim elimde hançer yok. Sırtımda hançer yok. Bunu kimse üstüne almadı benim sütüme kaldı. Tüm bunlar zevkle alkışlandı Ne sağcılıkmış bütün kötülüklerin anası Ne milliyetçilikmiş tüm kötülüklerin anası.

Gelin ortak bir berber dükkânı kuralım dediniz. Çırak çıktı sorunumuz yok. Duraydınız arkasında. Herkese selam gitti biz hariç. Yan yana gelmenin zor olduğunun işareti.

Benim sırtımda da hançer vardır demiyorum. Gereğini yapmıyorsan ha bire hançerlenirsin, kendine bir şey istiyorsan ha bire hançerlenirsin, ölümüne bir şeyi isteyip çevreyi görmüyorsan elbette hançerlenirsin. O hançerlerin sahiplerini sonra karşında bulursun. Ben kimseyi hançerlemedim hançerlemem. Ben olmadığıma göre hançer kimin? Benim sırtımda hançer mançer yok. Bu hançer edebiyatı çok ilginçti. Kimse üzerine almadı, benim üzerime kaldı, görüşeceğiz.

Çok merak ediyorum seçim döneminde kendini kallavi milliyetçi olarak tarif edip beni parçalayan bazı muhteremlerin hiç ayırt edilmeden selamlar gönderildiği kongreden sonra görüşleri nasıl olacak. Milliyetçilik mi terk edilecek?

Seçim günü bize duvar örenlerin bugün anlattıkları bizi ilgilendirmez. Bundan sonra kimseye kefil olmayız. İttifak diye paketlenen menfaat ilişkilerini tek tek yıkacağız.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel, Yerel Seçim Hedeflerini Açıkladı

31 Mart 2024 yılında yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan CHP’nin yeni genel başkanı Özgür Özel, “Halihazırda yönettiğimiz bütün belediyeleri tekrar kazanmak ve bu listeye yeni belediyeler eklemek istiyoruz” dedi ve ekledi:

“Başta memleketim Manisa, kazanmaya çok yakın olduğumuz Bursa ve komşu illerimizdeki belediyeleri kazanmayı, sahil şeridini kalınlaştırmayı, Karadeniz dahil az sayıda belediye kazandığımız bölgelerde daha fazla belediyeyi yönetmeyi hedefliyoruz. Alınabilecek çok sayıda belediyeyi daha yönetme iddiamızın yanı sıra, siyasetimizde 10 yıldır var olan, “Yüzde 52’ye Yüzde 48’lik” dengeyi gösterdiğimiz aday profili ve uygulayacağımız siyaset ile iktidar bloku aleyhine değiştirmeyi amaçlıyoruz.”

Hafta sonu yapılan kurultayda Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 8. genel başkan seçilen Özgür Özel, yerel seçimlerdeki hedefini açıkladı, tüzük kurultayı vaatlerinin arkasında durduğunu söyledi.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Sertaç Eş’e konuşan Özgür Özel, sorunu olan her yurttaşın yanında ya kendisinin ya da bir CHP’linin mutlaka olacağını söyledi.

Özel, “Laikliği savunmaktan mahcubiyet duymayan bir çizgide, tabanımızın hassasiyetlerinin farkında ama tabanımızı genişletmek için siyaset yapacağız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini hep birlikte iktidar yapacağız” dedi. Özel, partinin daha demokratik bir yapılanmaya gitmesi için her fırsatta dile getirdiği vaatlerinin arkasında olduğunu da vurguladı.

Yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan Özel, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak yerel seçimlerde, halihazırda yönettiğimiz bütün belediyeleri tekrar kazanmak ve bu listeye yeni belediyeler eklemek istiyoruz.

Başta memleketim Manisa, kazanmaya çok yakın olduğumuz Bursa ve komşu illerimizdeki belediyeleri kazanmayı, sahil şeridini kalınlaştırmayı, Karadeniz dahil az sayıda belediye kazandığımız bölgelerde daha fazla belediyeyi yönetmeyi hedefliyoruz.

Alınabilecek çok sayıda belediyeyi daha yönetme iddiamızın yanı sıra, siyasetimizde 10 yıldır var olan, “Yüzde 52’ye Yüzde 48’lik” dengeyi gösterdiğimiz aday profili ve uygulayacağımız siyaset ile iktidar bloku aleyhine değiştirmeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Tüzük kurultayına ilişkinde konuşan Özgür Özel, şunları söyledi: “15 Eylül günü adaylık açıklamam sırasında kamuoyuna ilan ettiğim, ardından il kongrelerinde ve il gezilerinde verdiğim ve kurultay konuşmamda da ifade ettiğim tüm vaatlerin arkasındayım, tüzük değişiklikleri de dahil. Tüzük konusundaki taahhütlerimizi yerine getireceğiz.

Önümüzdeki hafta il başkanlarımız ile bu konu gündemli bir toplantı yapacağız ve önerilerini alacağız. Taahhüt ettiğimiz değişiklikleri yapacağız.  İlan edilen tarihte daha önce verilmiş taahhütleri de yerine getirmek üzere tüzük kurultayı yapacağız. Ancak tüzüğümüzdeki esaslı değişikliği, dünyadaki iyi örnekleri de inceleyerek yerel seçimlerden sonra yapacağız.”

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Filistin Tepkisi: Bir Halk Göz Göre Göre Soykırıma Uğruyor

TBMM’deki Saadet – Gelecek grup toplantısında konuşan SP Lideri Karamollaoğlu, Gazze bugün bu haldeyse, İslam ülkelerinin yöneticilerinin sorumluluklarını yerine getirmeyişindendir. Eğer bir avuç Siyonist dünyayı böylesine pervasızca ateşe verebiliyorsa, İslam ülkelerinin yönetiminde bulunanların, kendi ülkelerini güçlendirecek politikaları uygulamamasından kaynaklanmaktadır” dedi ve ekledi:

“Eğer bugün Filistin meselesinde kör, sağır ve dilsiz taklidi yapılıyorsa; bilinmelidir ki zamanında atılması gereken adımların atılmayışındandır. Türkiye’mizi ele alalım. 21 yıldır iktidarda bulunanlar, ülkemizi maddi ve manevi olarak kalkındıracak politikalar uygulamış olsalardı bugün böyle olur muydu?”

Karamollaoğlu konuşmasını, “Sosyal hayatta ahlakı ve adaleti esas almış olsalardı, ekonomik hayatta üretimi esas alarak ülkemizi güçlendirmiş olsalardı, dış politikada şahsiyetli bir dış politika takip etselerdi; İsrail bölgemizde böylesine rahat at koşturabilir miydi? Tarım ve hayvancılıkta bile kendi kendine yetebilen bir ülkeyken, bugün her şeyi ithal eder hale gelişimizdir işte bugün elimizi kolumuzu bağlayan” sözleriyle sürdürdü.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi haftalık grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu’nun cümlelerinin satırbaşları şu şekilde:

“Başta Sayın Davutoğlu olmak üzere bütün Gelecek ve Saadet Partili isimleri saygıyla selamlıyorum. Çok farklı bir dönemden geçiyoruz. Uzun yıllar böyle bir manzarayla karşı karşıya kalmadık. Ancak acılı bir manzarayla karşı karşıyayız.

Bugün yaşadığımız problemlere de çözüm tekliflerini de kamuoyuyla paylaşmak bizim bir görevimizdir. Filistinli mazlumların yanında olmayı bir görev biliyoruz. Yıllardır Gazze’yi adeta bir açık hava hapishanesine dönüştürenler sessizlikten aldıkları güçle ortadan kaldırmak için harekete geçtiler.

Karşılaştığımız manzaranın sadece bu güne ait olmadığını söylediğim rakamlarla görmüş olacağız. Aslında 2010 yılından itibaren her sene kaç kişi katledildi?

2012: 1650, 2013’te 4 bin 936, 2014’te 19 bini geçmiş, 2017’de 8 bin 500, 2019’da 15 bin kişi… 2020’de 2 bin 700 küsür, 2023’te 10 binden fazla insan hayatını kaybetti. Yıllardır herkes bu ölümler karşısında sustu! Tam 1 ay oldu, herkes yine susuyor, dünya yine görmezden geliyor. Bir halk göz göre göre soykırıma uğruyor.

Saadet-Gelecek Grubu olarak, ilk günden itibaren zulme karşı sesimizi yükselttik, mazlumların yanında saf tuttuk; bundan sonra da böyle yapmaya devam edeceğiz. Gazze için yola çıkan milletvekili arkadaşlarımız Mısır’da temaslarda bulundular, Gazze’ye girebilmek için çok uğraştılar. Maalesef mümkün olmadı. Nasıl bir işgal ile karşı karşıya bulunduğumuzun en net fotoğrafıdır bu aslında: Türkiye’nin milletvekilleri, Gazze’ye girmek istiyor ama giremiyor.

ABD, İngiltere, Almanya ve diğer ülkelerin başkanları, başbakan ve bakanları Tel Aviv’e gidiyor ama bizler Gazze’ye gidemiyoruz! İşte Batı’nın iki yüzlülüğü! İşte İslam ülkelerinin acizliği! İşte Türkiye’nin hali! Hepsi birleşince, bir halk göz göre göre işte böyle soykırıma uğruyor! Yere batsın sizin insan hakları ve demokrasi söyleminiz! Yere batsın sizin “normalleşme” süreçleriniz! Yere batsın sizin reel-politiğiniz! Gazze Filistin’indir! Kudüs’ün Doğusu da Batısı da Filistinlilerindir!

Muhterem arkadaşlar; Gazze insansızlaştırılmak isteniyor. Ama nasıl? Filistinlileri vatanlarını terke zorlayarak! Bir aydır kılı bile kıpırdamayanların buldukları çözüm bu! Çözüm diye sundukları şey; Gazze’yi tamamen İsrail’e teslim etmek! Bunların çözümü; yüz binlerce insanı mülteci olarak vatanlarını terk etmeye zorlamak!

Bir türlü akıllanmadınız! Yetmedi mi milyonlarca insanın evini, barkını terk etmesi! Hiç mi ders çıkarmadınız Irak’tan, Afganistan’dan, Suriye’den! Bu adım, sadece Büyük İsrail Projesi çerçevesinde atılan bir adımdır; hiç mi anlamadınız! Hem sivil dediğiniz kimler? Vatanlarını korumaya çalışan, tüm Müslümanlar adına Mescid-i Aksa’ya sahip çıkanları nasıl adlandıracaksınız peki? Birileri gibi “terörist” mi diyeceksiniz, yoksa birileri gibi “silahlı unsurlar” olarak mı adlandıracaksınız?

Herkes bilsin ki, buna ne yazık ki ülkemizin iktidarını da dahil ediyorum; Gazze Filistin’indir! Kudüs’ün doğusu da batısı da Filistinlilerindir! Gazze’nin Boşaltılması, “Teklif Dahi Edilemez” 1897’yi ve 1917’yi bilmeyenler, 1948’de bir emrivaki ile İsrail’in kuruluşunu ve 1967’de yaşananları anlayamadılar. Sandılar ki İsrail, duracak! Sandılar ki İsrail, bugüne kadar uyguladığı zulme son verecek!

1948’i ve 1967’yi unutanlar, bugün kalkmışlar çözüm diye Gazze’yi boşaltmayı konuşuyorlar! “BOP tıkır tıkır işlesin” demek neyse; bu adım da işte odur! Bizim açımızdan “teklif dahi edilemez”, gündeme dahi getirilemez bir konudur bu! Bunu teklif etmek ihanettir, bu teklif karşısında “acaba” diye düşünmek gaflettir!

“Mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz!”

Bu; Kıbrıs’tan vazgeçelim, Mavi Vatan iddialarımızdan vazgeçelim, İsrail’i daha da büyütelim, coğrafyamızda onulmaz yaralar açalım, Mescid-i Aksa’yı sahipsiz bırakalım demektir. Herkes bilsin ki; biz bunu kabul etmiyoruz! Bu işbirlikçi anlayışı reddediyoruz! Diplomatik ilişkilerde kameralar önünde semboller üzerinden sözde mesajlar verip, kapalı kapılar ardında bu tür anlaşmaları kabul eden anlayışla mücadelemizi ise kararlılıkla sürdüreceğiz!

Bu noktada bir paragraf açarak, Batı’nın emperyalist anlayışına işaret etmek istiyorum. Görüyoruz ki Batı alemi, ne uluslararası hukuka uymayı ne de insan haklarına sahip çıkmayı benimsiyor. İsrail ve Filistin söz konusu olunca, bu değerlerin hepsi rafa kaldırıldı. Emperyalist ve sömürü damarları kabardı! Yani eski kodlarına geri döndüler! Artık bu blokun dünyaya huzur ve barış getirmesi mümkün değildir! Adaleti ve insan haklarını önceleyecek yeni bir anlayışa ve oluşuma ihtiyaç var. Bunu sağlayacak olanlar da bizleriz.

Muhterem arkadaşlar, değerli milletvekilleri; biz bugünlere adım adım geldik. Yapılanlar ve yapılmayanlarla, verilen tavizlerle bugünlere geldik. Irak ve Afganistan’da yapılan yanlışlar, Tunus, Libya ve Mısır’da yaşananlara sebep oldu. Oralarda yapılan yanlışlar, Suriye’de daha büyük problemlere sebep oldu. Bu süreçlerin her birinden İsrail daha da güçlenerek çıktı. Akan kan ve gözyaşları üzerinden birileri iktidarlarını korurken, İsrail gün be gün pervasızlaştı. Evet, birileri iktidarlarını hep korudu; ancak bölgemiz her geçen gün daha huzursuz ve daha güvensiz bir yer haline geldi.

Ülkesini kalkındırmayı değil, kendisini ve çevresini zengin etmeyi önceleyen işbirlikçi yönetimler zalimler karşısında sustu! Vatandaşlarının hayat standartlarını değil, bindikleri arabaların modellerini yükseltmeyi, birbiri ardınca yazlık ve kışlık saraylar inşa etmeyi tercih edenler, mazlumları kimsesiz bıraktı!

Değerli arkadaşlar; Gazze bugün bu haldeyse, İslam ülkelerinin yöneticilerinin sorumluluklarını yerine getirmeyişindendir. Eğer bir avuç Siyonist dünyayı böylesine pervasızca ateşe verebiliyorsa, İslam ülkelerinin yönetiminde bulunanların, kendi ülkelerini güçlendirecek politikaları uygulamamasından kaynaklanmaktadır. Eğer bugün Filistin meselesinde kör, sağır ve dilsiz taklidi yapılıyorsa; bilinmelidir ki zamanında atılması gereken adımların atılmayışındandır.

Türkiye’mizi ele alalım. 21 yıldır iktidarda bulunanlar, ülkemizi maddi ve manevi olarak kalkındıracak politikalar uygulamış olsalardı bugün böyle olur muydu?

Sosyal hayatta ahlakı ve adaleti esas almış olsalardı, ekonomik hayatta üretimi esas alarak ülkemizi güçlendirmiş olsalardı, dış politikada şahsiyetli bir dış politika takip etselerdi; İsrail bölgemizde böylesine rahat at koşturabilir miydi? Tarım ve hayvancılıkta bile kendi kendine yetebilen bir ülkeyken, bugün her şeyi ithal eder hale gelişimizdir işte bugün elimizi kolumuzu bağlayan.

Açlık Sınırı 13 Bin Lirayı, Yoksulluk Sınırını da 44 Bin Lirayı Geçti İktidara sesleniyoruz: Herkes bilir ki; “Borç alan, emir alır.” Yapmayın, dedik; dinlemediniz. “Kendi ihtiyaçlarını üretmeyen, başkasına muhtaç hale gelir.” dedik, dinlemediniz. Borç-faiz-borç sarmalına kendini kaptıran, bir daha kurtulamaz dedik, dinlemediniz. Manevi kalkınma ihmal edilerek, maddi kalkınma mümkün değildir dedik, onu da dinlemediniz.

Bugün gelinen nokta işte ortada! Sadece kınamayla, mitingle, konvoyla, fotoğraf karelerindeki semboller ve jestlerle durumu kurtarmaya çalışıyorsunuz. Muhterem arkadaşlar; açlık sınırının 13 bin lirayı, yoksulluk sınırının da 44 bin lirayı geçtiği; Buna karşılık emeklilerinin 7 bin 500, asgari ücretli milyonların da 11 bin 400 liraya mahkum edildiği bir ülkenin dış politikada sözü geçer mi? Bilmeliyiz ki; daha KYK yurtlarındaki asansörlerinin güvenliğini bile sağlayamayan bir ülkenin, mazlumlara güven vermesi beklenemez!

Muhterem arkadaşlar; eğri oturup, doğru konuşalım: kendi ülkesinde adaleti tesis edemeyenlerin, başka ülkelerde yaşanan adaletsizliklere karşı söylediği cümleler dikkate alınmaz. Sırf gazetecilik yapıyor diye gazetecileri tutuklarsanız, tutuksuz yargılama esasken, tutuklu yargılamayı bir norm haline getirirseniz; kimse sizi dikkate almaz! Bizim iktidara dönük eleştirilerimiz sadece bugüne dair değildir, dünden bugüne yapılan yanlışların bugün bizi getirdiği noktayadır bizim temel itirazımız. Dünden bugüne satılan fabrikalaradır bizim sitemimiz.

Irak’a binlerce sortinin bizim topraklarımızdan yapılmış olmasınadır bizim tepkimiz. Kurduğumuz cümlelerin tonunu belirleyen husus; 21 yıldır BOP’un adım adım uygulanışı ve eş başkan olarak buna ya ortak olmuş ya da göz yummuş olmanızdır. İsraf, rüşvet ve yolsuzluk düzeninin ülkemizi getireceği noktayı biliyorduk; işte 21 yıldır size yükselttiğimiz itirazlarımızın sebebi budur. İsveç’in NATO Üyeliği Konusunda Çizilen Zikzaklardır Bugün İsrail’i Bu Denli Şımartan. Değerli milletvekilleri, kıymetli misafirlerimiz; adaletten eğitime, sağlıktan sanayiye, ekonomiden dış politikaya varıncaya dek her bir parça bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.

“İsrail, alçakça saldırılarına devam edebiliyorsa…”

Birinde meydana gelen bir yanlış, zincirleme etkisiyle diğerlerini etkilemektedir. Adalet düğmesini yanlış iliklemek, ekonomi düğmesinin de yanlış iliklenmesine, ekonomideki yanlışlık da dış politikada acziyete sebep olmaktadır. Bugün Türkiye, Filistin meselesinde aktif bir rol üstlenemiyorsa; işte sebebi bunlardır. Bugün İsrail, alçakça saldırılarına devam edebiliyorsa; 2002’den bu yana uygulanan yanlış politikalardandır.

Bugün Gazze’ye insani yardımlar dahi ulaşamıyorsa; Türkiye’yi güçlü kılacak politikaların uygulanmayışındandır. İsveç’in NATO üyeliği konusunda çizilen zikzaklardır bugün İsrail’i bu denli şımartan. Özetle; 21 yıldır ısrarla yapılan yanlışlardır, bugün Gazze’nin bu denli çaresiz bırakılışının sebebi.

Hamas’ın Mücahitlerine, Gazi Meclisimizin Çatısı Altından Selam ve Dualarımızı Gönderiyoruz. Muhterem arkadaşlar; biz dün ne dediysek bugün de aynı şeyleri söylüyoruz, dün nerede duruyorsak bugün de kararlı bir şekilde aynı yerde duruyoruz. İsrail’in güvenliğini tesis edecek her bir adıma dün olduğu gibi bugün de karşı çıkıyoruz. Sivillerin tahliyesi adı altında Gazze’nin insansızlaştırılmasını kabul etmiyoruz! Vatanlarına sahip çıkan ve Müslümanların onurunu kurtaran Hamas’ın mücahitlerine, benzer mücadeleyi bir asır önce yürüten Gazi Meclisimizin çatısı altından selam ve dualarımızı gönderiyoruz.

Saadet-Gelecek Grubu olarak, “Özgür Filistin” için haykırmaya devam edeceğiz! İsrail ve ABD’nin bölgemizde yürüttüğü ve adım adım ülkemizi kuşatan politikalarına karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz!

And Olsun ki, Gazze’yi siyonistlerin emellerine terk etmeyeceğiz. And olsun ki, Gazze’yi Siyonistlerin emellerine terk etmeyeceğiz. Mazlumları asla sahipsiz bırakmayacağız. And olsun ki, emperyalizmin ve siyonizmin tuzaklarını boşa çıkaracağız. And olsun ki, herkes sussa biz susmayacağız. Herkes bu davadan vazgeçse bizler vazgeçmeyeceğiz.”

GP Lideri Davutoğlu’ndan Gazze tepkisi

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da, Saadet ortak grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Davutoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Özel bir gündeyiz. Dört milletvekilimiz Gazze’ye gitmek üzere Kahire temaslarını anlattılar. Bir yıl dönümünü hatırlatmak isterim. 7 Kasım… Gazze’den son Osmanlı askerinin çekilip, Gazze’nin general Allenby güçlerine düştüğü gündü. Son Osmanlı askeri Gazzelilerle birlikte direnerek, Gazze’yi terk etmek zorunda kaldıkların arkalarında bırakmak zorunda kaldılar.

Kahramanlar tepesi kahramanları bekliyorlar. Milli tarihimizden yoksun, tarih bilincinden bir haberlere sesleniyorum; var mısınız?

Paylaşın

HEDEP’li Önder’in Yargılanması Durduruldu!

Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi, HEDEP’li Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in yargılanmasının durdurulmasına karar verdi. Önder, “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılanıyordu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (HEDEP) Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder hakkında “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davanın duruşması Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Önder’in duruşmada avukatı Serdar Çelebi hazır bulundu.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre bir önceki celsede, Önder’in milletvekili seçilmesi nedeniyle Anayasa’nın yasama dokunulmazlığını düzenleyen 83’üncü maddesi kapsamında yeniden yasama dokunulmazlığı kazandığı ve yargılamasının durdurulması talebi sonrası, mahkemenin İl Seçim Kurulu’ndan ve Meclis’ten istediği vekillik belgeleri mahkemeye ulaştı.

Avukat Çelebi, mahkemenin istediği belgelerin geldiğini hatırlatarak, yargılamanın durdurulması talebini yeniledi. Mahkeme, yeniden vekil seçilerek yasama dokunulmazlığı kazanan Önder’in yargılanmasının durdurulmasına karar verdi.

Sırrı Süreyya Önder kimdir?

7 Temmuz 1962’de Adıyaman’da doğdu. 1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi’nin Adıyaman kurucusu ve il başkanı olan babası sirozdan vefat edince sekiz yaşındayken annesi ve dört kardeşi ile dedesinin evine taşındı. Bu dönemde bir fotoğrafçıda çırak olarak çalışmaya başladı. Pek çok farklı işte çalışan Önder,önce Maraş Katliamı protestosu, 12 Eylül, açlık grevi gibi protesto ve eylemler nedeniyle birkaç kez cezaevine girdi.

İlk yönetmenlik deneyimini BKM tarafından çekilen, senaryosunu da kendisinin yazdığı Beynelmilel adlı film oldu. 2012 yılında F Tipi Film’in yönetmenlerinden biri oldu. İtirazım Var filminde senarist olarak yer aldı. BirGün gazetesinde köşe yazıları yazarak gazeteciliğe başladı. Daha sonra Radikal ve Özgür Gündem gazetelerinde yazılar yazdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) saflarında katıldığı Haziran 2015 genel seçimlerinde ve Kasım 2015 genel seçimlerinde ise Ankara 1. bölgeden milletvekili seçildi. TBMM 24. Dönem İstanbul, 25. Dönem ve 26. Dönem Ankara milletvekili olarak görev yaptı. 2023 Türkiye genel seçimlerinde Yeşil Sol Parti’den (YSP) 28. dönem İstanbul milletvekili seçildi.

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: CHP’de Bir Değişiklik Göremedik

Partisinin MKYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, hafta sonu yapılan CHP kurultayına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Yeni göreve gelenleri tebrik ediyoruz. Ama biz orada bir değişiklik görmedik” dedi ve ekledi:

“Aynı söylemler tekrar ediyor. Türkiye’de siyasal değişimi taşıyan parti yine AK Parti’dir. Türkiye’de siyasal değişim ihtiyacını gerçekleştiren kadrolar Cumhur İttifakı kadrolarıdır. Bizim gördüğümüz CHP aynı CHP, orada sadece bir koltuk değişimi olmuştur.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin MKYK toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre Ömer Çelik açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“MKYK toplantımızda gündem maddesi olarak bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alındı. Gazze’de Türkiye’nin pozisyonu değerlendirildi. Seçim işleri başkanlığımız seçim takvimi için yetki istemiştir. Yetki verilmiştir. Takvimin nasıl işleyeceğine dair çalışmalar tamamlanıp paylaşılacaktır. Bu yetkilerin verilmesi ile seçim takvimi başlamıştır. Adayların ne zaman başvuracağına dair bir iki gün için kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Gözümüz kulağımız Gazze’de. Hukuk ve insani açısından tüm yönleri ile konuyu değerlendirdik. Srebrenitsa’daki gibi soykırımla karşı karşıyayız. 32 gündür Gazze şeridini bombardıman altında tutuyorlar. Maalesef ölü sayısı 10 bine yükseldi. 4 bini çocuk 3 bini kadınlardan oluşuyor. Çocuk ve kadın olan 7 bin kişinin vahşi saldırılar karşısında dünya ayağa kalkmalıydı. Tüm bunlar savaş suçu niteliğinde gelişmelerdir. Bu soykırımdan başka bir şeyle ifade edilemez. BM bunları dehşet duygusu ile ifade ediyor. Tüm bunlara rağmen sürecin gidişatına müdahil değil.

Tasarılar bloke edilerek bu tablo ortaya çıkıyor. 120 ülke ateşkes çağrısı yaptı. Bosna ve Srebrenitsa’daki süreç ortaya çıktı. Ukrayna ve Filistin için iki ayrı yaklaşım ortaya konulmuştur.

Bütün uluslararası toplumu cumhurbaşkanımızın çağrısına kulak vermeye davet ediyoruz. Katliam yapıyorsunuz dediğimizde siz Hamas’a destek veriyorsunuz diyorlar. Netanyahu, Tevrat’tan alıntı yaparak dini yaptıklarına alet ediyorlar. Tevrat’ı ve incil’i de hedef alıyorlar aynı zamanda. Cumhurbaşkanımız bunu din savaşına çevirmeyin dedi. Bütün dünyayı ateşe atacak sorumsuzlukla hareket etmekteler. Ses yükselten tüm milletlere şükranlarımızı iletiyoruz. Türkiye’da Gazze halkına sahip çıkan sivil toplum örgütlerine de şükranlarımızı sunarız.

Siyasetçiler ve medya tarafından hain bir dil kullanılıyor. İşgal ve soykırımı meşrulaştırmakla ilgili açıklama yapmıştım 2021’de, aynısını uyguluyorlar. Kim ki İsrail’in kendisini savunma hakkı var diyor, bu katliamı yapabilir diyor. İstediğin kadar masum öldürebilirsin demek bu. Tek başına katliamlara cevaz veren bir cümle haline gelmiştir.

Taraflara itidal çağrısı yaparlarsa bilin ki onlar sizi saldırabilir ama siz karşılık veremezseniz denmektedir. Bir İsrailli Filistinli sivillerin arasına aracını sürünce Filistinliler İsrailli birinin aracını taşladı diye yazıyorlar. Netahyahu hükümet kurmakta zorlanıyor deniyorsa Netanyahu bir takım şiddet eylemlerine girişecektir bilin ki. İsrail bölge ülkeler ile normalleşme için gayret ediyor dediklerinde bilin ki Filistin’i yok sayarak hakim olmanın peşindedir. Maalesef bu iki yüzlü dili görüyoruz’.

Gazze’ye günlük en az 500 TIR’lık yardım girmesi gerekir. 32 günde toplam 450 TIR yardım girmiştir. Bir günde girmesi gereken yardım bile 32 günde girmemiştir. Türkiye insani yardımdan sağlık hizmetine kadar her türlü desteğe hazırdır fakat İsrail bunu engellemektedir. Gazze’nin boşaltılması gibi bir şeyi asla kabul edemeyiz. Gazze’nin boşaltılması demek Netanyahu hükümetinin ve bu zihniyettekilerin Filistin davasını ortadan kaldırması demektir.

Kendileri Hamas’la mücadele ettiklerini söyleyerek 7 bin kadın ve çocuğu katlettiler. 10 bin insanın hayatını kaybetmesine yol açan bombardımanlarla bu katliamı ortaya koymuş oldular. Şu anda Netanyahu’nun zihniyetinin DEAŞ zihniyetinden bir farkı yok. Bir şekilde bu işgale, saldırganlığa, soykırım faaliyetlerine karşı çıkan herkesi krimanilize etmeye çalışıyorlar. Türkiye buna boyun eğmez.“

“CHP’de sadece koltuk değişimi oldu”

Yeni göreve gelenleri tebrik ediyoruz. Ama biz orada bir değişiklik görmedik. Aynı söylemler tekrar ediyor. Türkiye’de siyasal değişimi taşıyan parti yine AK Parti’dir. Türkiye’de siyasal değişim ihtiyacını gerçekleştiren kadrolar Cumhur İttifakı kadrolarıdır. Bizim gördüğümüz CHP aynı CHP, orada sadece bir koltuk değişimi olmuştur.”

Paylaşın

HEDEP’li Hatimoğulları: Adaylarımızı Sandık Kurarak Belirleyeceğiz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, yerel seçimlere ilişkin yaptığı açıklamada, “Bir kez daha bütün halklarımıza duyuruyoruz; adaylarımızı sandık kurarak halkın iradesiyle belirleyeceğiz” dedi ve ekledi:

“Yerel yönetimleri güçlendireceğiz. Doğrudan demokrasinin bütün yollarını kullanarak, halklarımızın kentleri ve yaşam alanlarıyla ilgili karar verme imkanlarını daha güçlü bir şekilde temsil edeceğiz. Kayyımlara feleğin tokadını vuracağız. Bunun için gece gündüz demeden çalışmak zorundayız. Halkımızın iradesini gasp edenlere karşı bunu bir onur mücadelesi ve yaşam hakkı mücadelesi olarak göreceğiz.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, haftalık Meclis Grup Toplantısı’nda gündemdeki gelişmelere dair konuştu.

MA’nın haberine göre İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına değinen Hatimoğulları, bütün dünyanın izleyici konumunda olduğunu söyledi.

Gazze’de her an büyük bir insanlık dramı yaşandığını ama bir tek devletin bile kılının doğru düzgün kıpırdamadığını belirten Hatimoğulları, “AKP,  Filistin halkıyla dayanışma mitingi yaptı. Mitingde Erdoğan’ın yaptığı konuşmayı hatırlayacaksınız. Adeta yerel seçimlere hazırlanmak üzere yapılmış bir miting gibiydi. Gerçekten Filistin halkı için ağlayan yok. Ağlamıyorlar, doğru söylemiyorlar, timsah gözyaşı döküyorlar” diye konuştu.

“Biz bu kürsüden defalarca çağrı yaptık, yapmaya devam edeceğiz; İsrail ile ticari ve askeri anlaşmalarınızı devam ettirdiğiniz sürece siz hiçbir şey yapamazsınız” ifadelerini kullanan Hatimoğullları, “Şimdi diyor ki ‘garantör olalım. Gelin barışı sağlayalım.’ Buradan AKP genel başkanına soruyoruz: Türkiye’de Kürt sorunu bu kadar capcanlıyken, barış yanlısı insanların barış çağrılarına kulak vermezken hangi barıştan, hangi garantörlükten bahsedeceksiniz?” diye sordu.

“Sizlerin yüreğiniz kaskatı kesilmiş. Yüreğiniz o kadar katılaşmış ki Ortadoğu’da firavun olarak anıtınız dikilecek. Sizin yüreğiniz işte bu kadar kaskatı olmuştur.”

“Erdoğan bu kadar vicdanlıysa çıksın kürsüden ‘Filistin sorununu çözmek için yola çıkacağımız gibi Kürt sorunu da çözmek istiyorum’ desin” çağrısını yapan Hatimoğulları, “Ama bunu söyleyecek ne bilinç ne yürek ne de anlayış yok. Ortadoğu halklarının savaşsız, sınırsız, sömürüsüz, bir arada yaşamaya ihtiyacı var. Türkiye ve bölge halklarının tamamının yığınaklarını buraya yapması lazım” dedi.

“Bu zalim rejimlerden bizlere hayır gelmez. Savaşa karşı barış savunmak bizim sorumluluğumuzdadır. Bizler, halkların demokratik zeminde kurtuluşu için ölüm kusan silahlara karşı yaşamı, kan dolu ideoloji ve sistemlere karşı barışın erdemini, hakkaniyetini, adaletini sonuna kadar savunacağız. Acılarımızı hep beraber dayanışarak, örgütlenerek, mücadele ederek dindireceğiz.”

Hatimoğulları’nın konuşmasının devamı kısaca şöyle: “4 Kasım 2016’da HDP Eş Genel Başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın içinde olduğu çok sayıda milletvekilimiz gözaltına alındı ve tutuklandı. Geçtiğimiz hafta Kobanî davası kapsamında önceki dönem HDP milletvekilliğini yürütmüş sevgili Hüda Kaya yine yaka paça gözaltına alınarak tutuklandı.

“Ey vicdanı kurumuş din istismarcısı AKP”

Ey vicdanı kurumuş din istismarcısı AKP, adaletten, eşitlikten, kardeşlikten, barıştan yana olan 28 Şubat mağduru bir mütedeyyin kadını gözaltına aldınız ve tutukladınız. Sonra ‘28 Şubat Darbesi’yle hesaplaşıyoruz’ diyorsunuz. Hadi oradan. 28 Şubat’ta size yapılanın aynısını şimdi sizden olmayan, muhaliflere yapıyorsunuz. Gültan Kışanak’ın tutukluluk süresi dolmuş durumda ve şu an yasaya aykırı bir şekilde keyfi bir biçimde hala alıkonulmuş durumda.

Uluslararası bir suç işleniyor. Bir hukuk dışılık ve insanlık dışılık söz konusu. Dünyanın hiçbir ülkesi yoktur ki cezaevinde bulunan bir insan 3 yıl boyunca ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmesin. Buradan Adalet Bakanlığı’na sesleniyorum; BM İnsan Hakları Komitesinin verdiği tedbir kararını üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen henüz atılmış somut bir adım yok. Bu konuda derhal görev ve sorumluluklarınızı yerine getirin. CPT’ye sesleniyorum; görevinizi yapın, adaya gidin ve milyonların talebi olan Sayın Öcalan’ın sağlığı başta olmak üzere adadaki durumu kamuoyu ile paylaşın. Ağırlaştırılmış tecridin kalkması demek.

Bir kez daha bütün halklarımıza duyuruyoruz; adaylarımızı sandık kurarak halkın iradesiyle belirleyeceğiz. Yerel yönetimleri güçlendireceğiz. Doğrudan demokrasinin bütün yollarını kullanarak, halklarımızın kentleri ve yaşam alanlarıyla ilgili karar verme imkanlarını daha güçlü bir şekilde temsil edeceğiz. Kayyımlara feleğin tokadını vuracağız. Bunun için gece gündüz demeden çalışmak zorundayız. Halkımızın iradesini gasp edenlere karşı bunu bir onur mücadelesi ve yaşam hakkı mücadelesi olarak göreceğiz.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den “Yerel Seçimler” Mesajı: İktidarın Anahtarı Olacak

Memleketi Manisa’da açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Çetin ve zorlu bir yola çıkıyoruz. Derhal bir üye kampanyası başlatıyoruz. Halk artık iktidarı değiştirecek bir CHP istiyor” dedi ve ekledi:

“Bütün CHP’lilere diyorum ki; Biz değiştik, gençleştik, güçlendik. Partinin kapıları size açık’ diyin. Önümüzdeki yerel seçimde başarılı olursak bu iktidar daha fazla duramaz. Yerel seçimler iktidarın anahtarı olacak. Hep birlikte çalışacağız, iktidarı değiştireceğiz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı seçilen Özgür Özel ilk ziyaretini gerçekleştirdiği memleketi Manisa’da açıklamalarda bulundu. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Özel’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Manisa’dan başka bir yürüyüşe başlıyoruz. Çetin ve zorlu bir yola çıkıyoruz. Derhal bir üye kampanyası başlatıyoruz. Halk artık iktidarı değiştirecek bir CHP istiyor. Bütün CHP’lilere diyorum ki; Biz değiştik, gençleştik, güçlendik. Partinin kapıları size açık’ diyin. Önümüzdeki yerel seçimde başarılı olursak bu iktidar daha fazla duramaz.

Yerel seçimler iktidarın anahtarı olacak. Hep birlikte çalışacağız, iktidarı değiştireceğiz. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin hiçbir sorunu kalmadı. Bundan sonra birlik olacak, beraberlik olacak.

Eşim Didem’le birlikte yarın Ankara’ya gidiyoruz. Kemal bey ve Selvi hanımın evlerinde kahvelerini içiyoruz. Sonra hep birlikte devir teslim törenini yapacağız, hep birlikte iktidar yürüyüşünü başlatacağız. Belediye başkanlarının seçiminde millet kimi istiyorsa ona görev vereceğiz.

Genel Başkanlar kendi şehirleriyle özdeşleşirler, şimdi sıra Manisa’da. Manisa’dan bundan sonra tek bir şey istiyorum; Özgür Özel’in memleketinde tüm ilçe belediyelerinde ve büyükşehir belediyesinde Özgür Özel’in partisinin belediye başkanlığını istiyorum.”

Manisa’daki programı öncesi İzmir’e gelen Özel, havalimanında davul, zurna ve meşalelerle karşılandı. İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na gelen Özel’i, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP il teşkilatı ve ilçe belediye başkanları karşıladı.

Yoğun ilgi gören Özel, kalabalığın arasında ilerlemekte güçlük çekti. Davul, zurna eşliğinde meşalelerin yakıldığı karşılama programı sonrası Özel, kara yolu ile Manisa’ya geçti.

Paylaşın

Bahçeli’den CHP Yorumu: Bu Tiplerden Millete Hayır Gelmez

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, CHP’deki genel başkan değişimi bizim konumuz ve gündemimiz değildir. Bize ‘hayırlı olsun’ demek düşer. Üzüldüğümüz husus Atatürk’ün kurduğu partide şehitlere rahmet dilemek yerine casuslara mesaj gönderilmesidir” dedi ve ekledi:

“Kurultayda terörist başını selamlamaları PKK’yi selamlamaktır. Bu tiplerden millete ve ülkeye hayır gelmez. CHP yönetimine diyorum ki Selahattin Demirtaş teröristtir, HEDEP bölücüdür. Osman Kavala suçludur, Soros’çudur ve cezasını çekecektir.”

Bahçeli, konuşmasının devamında Gazze’ye yönelik İsrail saldırılarına da değinerek, “Bir halkın imhasına göz yumamayız. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın anlayışı bozuk bir anlayıştır. Küresel vicdan buzlu ve sislidir. İsrail’e nefret ve lanet yağmaktadır. Buna rağmen Gazze havadan ve karadan yine abluka altındadır.

Hastaneler, çocuk parkları bombalanmaktadır. Silahlar derhal susmalı ve ateşkes sağlanmalıdır. Kalıcı barış için yarın bile geçtir. İsrail terörüne karşı Türkiye’nin duruşu sağlamdır. Duamız ve desteğimiz Filistinli kardeşlerimize yöneliktir. MHP’nin Sayın cumhurbaşkanımızın alacağı her karar ve politikanın sonuna kadar yanındadır” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Değerli vekil arkadaşlarım, muhterem misafirler, basınımızın değerli temsilcileri grup toplantımız münasebetiyle hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. Toplantımızı takip eden yurttaşlarımıza en kalbi selamlarımı gönderiyorum.

Siyaset soğuk tandırdan sıcak ekmek alma hesabı yapanların, yalanı kana kana içenlerin harcı olamaz. Kabuk bağlamış yaraları deşerek siyaset yapılamaz. Türk siyasetinin bir ahlak reformuna yeni bir kalkınma hamlesine ihtiyacı var. Buna da Milliyetçi Hareket Partisi muktedirdir.

Ülkemize gönül verdik. Gönül kazanmak gönüller almak istiyoruz. Bugün hepimizin dünyada yaşananları kavramak ve sağ duyulu teklifler getirmektir. Daha müreffeh bir Türkiye önceliğimizdir.

Önümüze çıkan engelleri aşıyor, değişim dinamiklerini eklemleyerek dengeli ilerleme kaydediyoruz. Günübirlik siyaset yapmıyoruz. Kuru gürültüden ibaret siyasete kulak vermiyoruz. Boş söyleyene aldırmıyoruz. Esaret ile özgürlük arasında mekik dokuyanların kime özdeşleştiği bellidir. Bizim de nereden doğduğumuz bariz bir gerçektir. Gönül kazanmak, gönül almak istiyoruz.

Siyasi devşirmeler de hiç ara vermeden buradan oraya savrulup duracak. Kendi evindeki dolu testiyi görmeyip başkasının avucundan su içmeye kalkanların ne kandığı ne da doyduğu bakidir.

Daha müreffeh bir Türkiye önceliğimizdir. Orhun Kitabeleri baştan aşağı milli şuur ve cihan hakimiyeti ülküsü ile dolu bir eserdir. Bir hilal gibi parlayıp çıkan MHP, dar görüşlü, kısa menzilli olmamıştır.

Hiçbir zaman çorak yere tohum ekmedik. İlkelerimizden ödün vermedik. Tutarlılığımızdan şaşmadık. Birileri gibi ülkü sevdamızı bahis konusu yapmadık, pazarlık malzemesi yapacak kadar alçalmadık. Fildişi kulelerde milliyetçilik taslamadık milletimiz ile iç içe olduk. Siyasette sürekli göçenlerle ne işimiz olmuştur ne de olacaktır. Biz bakacak yüze basmayız, bastığımız yüze de asla bakmayız.

“Bu tiplerden millete ve ülkeye hayır gelmez”

Kılıçdaroğlu’nun ‘sırtımdaki hançerle seçime girmek zorunda kaldım’ açıklamaları, gecikmiş bir itiraf, beyhude bir sızlanmadır. O hançer tutan ellerin yanına yöresine geldiğinde iyilik meleği olmadığını bilmesi gerekiyordu.

CHP’deki genel başkan değişimi bizim konumuz ve gündemimiz değildir. Bize ‘hayırlı olsun’ demek düşer. Üzüldüğümüz husus Atatürk’ün kurduğu partide şehitlere rahmet dilemek yerine casuslara mesaj gönderilmesidir. Kurultayda terörist başını selamlamaları PKK’yi selamlamaktır. Bu tiplerden millete ve ülkeye hayır gelmez. CHP yönetimine diyorum ki Selahattin Demirtaş teröristtir, HEDEP bölücüdür. Osman Kavala suçludur, Soros’çudur ve cezasını çekecektir.

Bir halkın imhasına göz yumamayız. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın anlayışı bozuk bir anlayıştır. Küresel vicdan buzlu ve sislidir. İsrail’e nefret ve lanet yağmaktadır. Buna rağmen Gazze havadan ve karadan yine abluka altındadır.

Hastaneler, çocuk parkları bombalanmaktadır. Silahlar derhal susmalı ve ateşkes sağlanmalıdır. Kalıcı barış için yarın bile geçtir. İsrail terörüne karşı Türkiye’nin duruşu sağlamdır. Duamız ve desteğimiz Filistinli kardeşlerimize yöneliktir. MHP’nin Sayın cumhurbaşkanımızın alacağı her karar ve politikanın sonuna kadar yanındadır.

Katılaşan sosyal ilişkileri gözden geçirdiğimizde milli bekamızı can pahasına koruma sorumluluğumuz daha iyi anlaşılacaktır. Köprünün altından artık çok su geçmiştir. Devir artık Türk devridir.

Dünyanın kalbi Türk kuşağında atmaktadır. Barış, Türk kuşağının müjdesidir. Türk devletleri zirvesi 3 Kasım’da Kazakistan’da yapılmıştır. Zirve dünyaya bir mesaj vermiştir. Türk dünyasını beraberlik ruhu her alanda gerçekleşmiştir. Önümüzdeki yüzyıl ikinci Türk yüzyılı olacaktır. Haksızlıklar karşısında susmak Türklüğe yabancıdır.

10 Kasım’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete iştigal edişini anacağız. Atatürk fani bir insandır. Ancak bıraktığı eserleri, hizmetleri bizimle ebediyen yaşayacaktır.”

Paylaşın