AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: CHP’de Bir Değişiklik Göremedik

Partisinin MKYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, hafta sonu yapılan CHP kurultayına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Yeni göreve gelenleri tebrik ediyoruz. Ama biz orada bir değişiklik görmedik” dedi ve ekledi:

“Aynı söylemler tekrar ediyor. Türkiye’de siyasal değişimi taşıyan parti yine AK Parti’dir. Türkiye’de siyasal değişim ihtiyacını gerçekleştiren kadrolar Cumhur İttifakı kadrolarıdır. Bizim gördüğümüz CHP aynı CHP, orada sadece bir koltuk değişimi olmuştur.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin MKYK toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre Ömer Çelik açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“MKYK toplantımızda gündem maddesi olarak bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alındı. Gazze’de Türkiye’nin pozisyonu değerlendirildi. Seçim işleri başkanlığımız seçim takvimi için yetki istemiştir. Yetki verilmiştir. Takvimin nasıl işleyeceğine dair çalışmalar tamamlanıp paylaşılacaktır. Bu yetkilerin verilmesi ile seçim takvimi başlamıştır. Adayların ne zaman başvuracağına dair bir iki gün için kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Gözümüz kulağımız Gazze’de. Hukuk ve insani açısından tüm yönleri ile konuyu değerlendirdik. Srebrenitsa’daki gibi soykırımla karşı karşıyayız. 32 gündür Gazze şeridini bombardıman altında tutuyorlar. Maalesef ölü sayısı 10 bine yükseldi. 4 bini çocuk 3 bini kadınlardan oluşuyor. Çocuk ve kadın olan 7 bin kişinin vahşi saldırılar karşısında dünya ayağa kalkmalıydı. Tüm bunlar savaş suçu niteliğinde gelişmelerdir. Bu soykırımdan başka bir şeyle ifade edilemez. BM bunları dehşet duygusu ile ifade ediyor. Tüm bunlara rağmen sürecin gidişatına müdahil değil.

Tasarılar bloke edilerek bu tablo ortaya çıkıyor. 120 ülke ateşkes çağrısı yaptı. Bosna ve Srebrenitsa’daki süreç ortaya çıktı. Ukrayna ve Filistin için iki ayrı yaklaşım ortaya konulmuştur.

Bütün uluslararası toplumu cumhurbaşkanımızın çağrısına kulak vermeye davet ediyoruz. Katliam yapıyorsunuz dediğimizde siz Hamas’a destek veriyorsunuz diyorlar. Netanyahu, Tevrat’tan alıntı yaparak dini yaptıklarına alet ediyorlar. Tevrat’ı ve incil’i de hedef alıyorlar aynı zamanda. Cumhurbaşkanımız bunu din savaşına çevirmeyin dedi. Bütün dünyayı ateşe atacak sorumsuzlukla hareket etmekteler. Ses yükselten tüm milletlere şükranlarımızı iletiyoruz. Türkiye’da Gazze halkına sahip çıkan sivil toplum örgütlerine de şükranlarımızı sunarız.

Siyasetçiler ve medya tarafından hain bir dil kullanılıyor. İşgal ve soykırımı meşrulaştırmakla ilgili açıklama yapmıştım 2021’de, aynısını uyguluyorlar. Kim ki İsrail’in kendisini savunma hakkı var diyor, bu katliamı yapabilir diyor. İstediğin kadar masum öldürebilirsin demek bu. Tek başına katliamlara cevaz veren bir cümle haline gelmiştir.

Taraflara itidal çağrısı yaparlarsa bilin ki onlar sizi saldırabilir ama siz karşılık veremezseniz denmektedir. Bir İsrailli Filistinli sivillerin arasına aracını sürünce Filistinliler İsrailli birinin aracını taşladı diye yazıyorlar. Netahyahu hükümet kurmakta zorlanıyor deniyorsa Netanyahu bir takım şiddet eylemlerine girişecektir bilin ki. İsrail bölge ülkeler ile normalleşme için gayret ediyor dediklerinde bilin ki Filistin’i yok sayarak hakim olmanın peşindedir. Maalesef bu iki yüzlü dili görüyoruz’.

Gazze’ye günlük en az 500 TIR’lık yardım girmesi gerekir. 32 günde toplam 450 TIR yardım girmiştir. Bir günde girmesi gereken yardım bile 32 günde girmemiştir. Türkiye insani yardımdan sağlık hizmetine kadar her türlü desteğe hazırdır fakat İsrail bunu engellemektedir. Gazze’nin boşaltılması gibi bir şeyi asla kabul edemeyiz. Gazze’nin boşaltılması demek Netanyahu hükümetinin ve bu zihniyettekilerin Filistin davasını ortadan kaldırması demektir.

Kendileri Hamas’la mücadele ettiklerini söyleyerek 7 bin kadın ve çocuğu katlettiler. 10 bin insanın hayatını kaybetmesine yol açan bombardımanlarla bu katliamı ortaya koymuş oldular. Şu anda Netanyahu’nun zihniyetinin DEAŞ zihniyetinden bir farkı yok. Bir şekilde bu işgale, saldırganlığa, soykırım faaliyetlerine karşı çıkan herkesi krimanilize etmeye çalışıyorlar. Türkiye buna boyun eğmez.“

“CHP’de sadece koltuk değişimi oldu”

Yeni göreve gelenleri tebrik ediyoruz. Ama biz orada bir değişiklik görmedik. Aynı söylemler tekrar ediyor. Türkiye’de siyasal değişimi taşıyan parti yine AK Parti’dir. Türkiye’de siyasal değişim ihtiyacını gerçekleştiren kadrolar Cumhur İttifakı kadrolarıdır. Bizim gördüğümüz CHP aynı CHP, orada sadece bir koltuk değişimi olmuştur.”

Paylaşın

HEDEP’li Hatimoğulları: Adaylarımızı Sandık Kurarak Belirleyeceğiz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, yerel seçimlere ilişkin yaptığı açıklamada, “Bir kez daha bütün halklarımıza duyuruyoruz; adaylarımızı sandık kurarak halkın iradesiyle belirleyeceğiz” dedi ve ekledi:

“Yerel yönetimleri güçlendireceğiz. Doğrudan demokrasinin bütün yollarını kullanarak, halklarımızın kentleri ve yaşam alanlarıyla ilgili karar verme imkanlarını daha güçlü bir şekilde temsil edeceğiz. Kayyımlara feleğin tokadını vuracağız. Bunun için gece gündüz demeden çalışmak zorundayız. Halkımızın iradesini gasp edenlere karşı bunu bir onur mücadelesi ve yaşam hakkı mücadelesi olarak göreceğiz.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, haftalık Meclis Grup Toplantısı’nda gündemdeki gelişmelere dair konuştu.

MA’nın haberine göre İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına değinen Hatimoğulları, bütün dünyanın izleyici konumunda olduğunu söyledi.

Gazze’de her an büyük bir insanlık dramı yaşandığını ama bir tek devletin bile kılının doğru düzgün kıpırdamadığını belirten Hatimoğulları, “AKP,  Filistin halkıyla dayanışma mitingi yaptı. Mitingde Erdoğan’ın yaptığı konuşmayı hatırlayacaksınız. Adeta yerel seçimlere hazırlanmak üzere yapılmış bir miting gibiydi. Gerçekten Filistin halkı için ağlayan yok. Ağlamıyorlar, doğru söylemiyorlar, timsah gözyaşı döküyorlar” diye konuştu.

“Biz bu kürsüden defalarca çağrı yaptık, yapmaya devam edeceğiz; İsrail ile ticari ve askeri anlaşmalarınızı devam ettirdiğiniz sürece siz hiçbir şey yapamazsınız” ifadelerini kullanan Hatimoğullları, “Şimdi diyor ki ‘garantör olalım. Gelin barışı sağlayalım.’ Buradan AKP genel başkanına soruyoruz: Türkiye’de Kürt sorunu bu kadar capcanlıyken, barış yanlısı insanların barış çağrılarına kulak vermezken hangi barıştan, hangi garantörlükten bahsedeceksiniz?” diye sordu.

“Sizlerin yüreğiniz kaskatı kesilmiş. Yüreğiniz o kadar katılaşmış ki Ortadoğu’da firavun olarak anıtınız dikilecek. Sizin yüreğiniz işte bu kadar kaskatı olmuştur.”

“Erdoğan bu kadar vicdanlıysa çıksın kürsüden ‘Filistin sorununu çözmek için yola çıkacağımız gibi Kürt sorunu da çözmek istiyorum’ desin” çağrısını yapan Hatimoğulları, “Ama bunu söyleyecek ne bilinç ne yürek ne de anlayış yok. Ortadoğu halklarının savaşsız, sınırsız, sömürüsüz, bir arada yaşamaya ihtiyacı var. Türkiye ve bölge halklarının tamamının yığınaklarını buraya yapması lazım” dedi.

“Bu zalim rejimlerden bizlere hayır gelmez. Savaşa karşı barış savunmak bizim sorumluluğumuzdadır. Bizler, halkların demokratik zeminde kurtuluşu için ölüm kusan silahlara karşı yaşamı, kan dolu ideoloji ve sistemlere karşı barışın erdemini, hakkaniyetini, adaletini sonuna kadar savunacağız. Acılarımızı hep beraber dayanışarak, örgütlenerek, mücadele ederek dindireceğiz.”

Hatimoğulları’nın konuşmasının devamı kısaca şöyle: “4 Kasım 2016’da HDP Eş Genel Başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın içinde olduğu çok sayıda milletvekilimiz gözaltına alındı ve tutuklandı. Geçtiğimiz hafta Kobanî davası kapsamında önceki dönem HDP milletvekilliğini yürütmüş sevgili Hüda Kaya yine yaka paça gözaltına alınarak tutuklandı.

“Ey vicdanı kurumuş din istismarcısı AKP”

Ey vicdanı kurumuş din istismarcısı AKP, adaletten, eşitlikten, kardeşlikten, barıştan yana olan 28 Şubat mağduru bir mütedeyyin kadını gözaltına aldınız ve tutukladınız. Sonra ‘28 Şubat Darbesi’yle hesaplaşıyoruz’ diyorsunuz. Hadi oradan. 28 Şubat’ta size yapılanın aynısını şimdi sizden olmayan, muhaliflere yapıyorsunuz. Gültan Kışanak’ın tutukluluk süresi dolmuş durumda ve şu an yasaya aykırı bir şekilde keyfi bir biçimde hala alıkonulmuş durumda.

Uluslararası bir suç işleniyor. Bir hukuk dışılık ve insanlık dışılık söz konusu. Dünyanın hiçbir ülkesi yoktur ki cezaevinde bulunan bir insan 3 yıl boyunca ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmesin. Buradan Adalet Bakanlığı’na sesleniyorum; BM İnsan Hakları Komitesinin verdiği tedbir kararını üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen henüz atılmış somut bir adım yok. Bu konuda derhal görev ve sorumluluklarınızı yerine getirin. CPT’ye sesleniyorum; görevinizi yapın, adaya gidin ve milyonların talebi olan Sayın Öcalan’ın sağlığı başta olmak üzere adadaki durumu kamuoyu ile paylaşın. Ağırlaştırılmış tecridin kalkması demek.

Bir kez daha bütün halklarımıza duyuruyoruz; adaylarımızı sandık kurarak halkın iradesiyle belirleyeceğiz. Yerel yönetimleri güçlendireceğiz. Doğrudan demokrasinin bütün yollarını kullanarak, halklarımızın kentleri ve yaşam alanlarıyla ilgili karar verme imkanlarını daha güçlü bir şekilde temsil edeceğiz. Kayyımlara feleğin tokadını vuracağız. Bunun için gece gündüz demeden çalışmak zorundayız. Halkımızın iradesini gasp edenlere karşı bunu bir onur mücadelesi ve yaşam hakkı mücadelesi olarak göreceğiz.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den “Yerel Seçimler” Mesajı: İktidarın Anahtarı Olacak

Memleketi Manisa’da açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Çetin ve zorlu bir yola çıkıyoruz. Derhal bir üye kampanyası başlatıyoruz. Halk artık iktidarı değiştirecek bir CHP istiyor” dedi ve ekledi:

“Bütün CHP’lilere diyorum ki; Biz değiştik, gençleştik, güçlendik. Partinin kapıları size açık’ diyin. Önümüzdeki yerel seçimde başarılı olursak bu iktidar daha fazla duramaz. Yerel seçimler iktidarın anahtarı olacak. Hep birlikte çalışacağız, iktidarı değiştireceğiz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı seçilen Özgür Özel ilk ziyaretini gerçekleştirdiği memleketi Manisa’da açıklamalarda bulundu. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Özel’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Manisa’dan başka bir yürüyüşe başlıyoruz. Çetin ve zorlu bir yola çıkıyoruz. Derhal bir üye kampanyası başlatıyoruz. Halk artık iktidarı değiştirecek bir CHP istiyor. Bütün CHP’lilere diyorum ki; Biz değiştik, gençleştik, güçlendik. Partinin kapıları size açık’ diyin. Önümüzdeki yerel seçimde başarılı olursak bu iktidar daha fazla duramaz.

Yerel seçimler iktidarın anahtarı olacak. Hep birlikte çalışacağız, iktidarı değiştireceğiz. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin hiçbir sorunu kalmadı. Bundan sonra birlik olacak, beraberlik olacak.

Eşim Didem’le birlikte yarın Ankara’ya gidiyoruz. Kemal bey ve Selvi hanımın evlerinde kahvelerini içiyoruz. Sonra hep birlikte devir teslim törenini yapacağız, hep birlikte iktidar yürüyüşünü başlatacağız. Belediye başkanlarının seçiminde millet kimi istiyorsa ona görev vereceğiz.

Genel Başkanlar kendi şehirleriyle özdeşleşirler, şimdi sıra Manisa’da. Manisa’dan bundan sonra tek bir şey istiyorum; Özgür Özel’in memleketinde tüm ilçe belediyelerinde ve büyükşehir belediyesinde Özgür Özel’in partisinin belediye başkanlığını istiyorum.”

Manisa’daki programı öncesi İzmir’e gelen Özel, havalimanında davul, zurna ve meşalelerle karşılandı. İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na gelen Özel’i, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP il teşkilatı ve ilçe belediye başkanları karşıladı.

Yoğun ilgi gören Özel, kalabalığın arasında ilerlemekte güçlük çekti. Davul, zurna eşliğinde meşalelerin yakıldığı karşılama programı sonrası Özel, kara yolu ile Manisa’ya geçti.

Paylaşın

Bahçeli’den CHP Yorumu: Bu Tiplerden Millete Hayır Gelmez

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, CHP’deki genel başkan değişimi bizim konumuz ve gündemimiz değildir. Bize ‘hayırlı olsun’ demek düşer. Üzüldüğümüz husus Atatürk’ün kurduğu partide şehitlere rahmet dilemek yerine casuslara mesaj gönderilmesidir” dedi ve ekledi:

“Kurultayda terörist başını selamlamaları PKK’yi selamlamaktır. Bu tiplerden millete ve ülkeye hayır gelmez. CHP yönetimine diyorum ki Selahattin Demirtaş teröristtir, HEDEP bölücüdür. Osman Kavala suçludur, Soros’çudur ve cezasını çekecektir.”

Bahçeli, konuşmasının devamında Gazze’ye yönelik İsrail saldırılarına da değinerek, “Bir halkın imhasına göz yumamayız. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın anlayışı bozuk bir anlayıştır. Küresel vicdan buzlu ve sislidir. İsrail’e nefret ve lanet yağmaktadır. Buna rağmen Gazze havadan ve karadan yine abluka altındadır.

Hastaneler, çocuk parkları bombalanmaktadır. Silahlar derhal susmalı ve ateşkes sağlanmalıdır. Kalıcı barış için yarın bile geçtir. İsrail terörüne karşı Türkiye’nin duruşu sağlamdır. Duamız ve desteğimiz Filistinli kardeşlerimize yöneliktir. MHP’nin Sayın cumhurbaşkanımızın alacağı her karar ve politikanın sonuna kadar yanındadır” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Değerli vekil arkadaşlarım, muhterem misafirler, basınımızın değerli temsilcileri grup toplantımız münasebetiyle hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. Toplantımızı takip eden yurttaşlarımıza en kalbi selamlarımı gönderiyorum.

Siyaset soğuk tandırdan sıcak ekmek alma hesabı yapanların, yalanı kana kana içenlerin harcı olamaz. Kabuk bağlamış yaraları deşerek siyaset yapılamaz. Türk siyasetinin bir ahlak reformuna yeni bir kalkınma hamlesine ihtiyacı var. Buna da Milliyetçi Hareket Partisi muktedirdir.

Ülkemize gönül verdik. Gönül kazanmak gönüller almak istiyoruz. Bugün hepimizin dünyada yaşananları kavramak ve sağ duyulu teklifler getirmektir. Daha müreffeh bir Türkiye önceliğimizdir.

Önümüze çıkan engelleri aşıyor, değişim dinamiklerini eklemleyerek dengeli ilerleme kaydediyoruz. Günübirlik siyaset yapmıyoruz. Kuru gürültüden ibaret siyasete kulak vermiyoruz. Boş söyleyene aldırmıyoruz. Esaret ile özgürlük arasında mekik dokuyanların kime özdeşleştiği bellidir. Bizim de nereden doğduğumuz bariz bir gerçektir. Gönül kazanmak, gönül almak istiyoruz.

Siyasi devşirmeler de hiç ara vermeden buradan oraya savrulup duracak. Kendi evindeki dolu testiyi görmeyip başkasının avucundan su içmeye kalkanların ne kandığı ne da doyduğu bakidir.

Daha müreffeh bir Türkiye önceliğimizdir. Orhun Kitabeleri baştan aşağı milli şuur ve cihan hakimiyeti ülküsü ile dolu bir eserdir. Bir hilal gibi parlayıp çıkan MHP, dar görüşlü, kısa menzilli olmamıştır.

Hiçbir zaman çorak yere tohum ekmedik. İlkelerimizden ödün vermedik. Tutarlılığımızdan şaşmadık. Birileri gibi ülkü sevdamızı bahis konusu yapmadık, pazarlık malzemesi yapacak kadar alçalmadık. Fildişi kulelerde milliyetçilik taslamadık milletimiz ile iç içe olduk. Siyasette sürekli göçenlerle ne işimiz olmuştur ne de olacaktır. Biz bakacak yüze basmayız, bastığımız yüze de asla bakmayız.

“Bu tiplerden millete ve ülkeye hayır gelmez”

Kılıçdaroğlu’nun ‘sırtımdaki hançerle seçime girmek zorunda kaldım’ açıklamaları, gecikmiş bir itiraf, beyhude bir sızlanmadır. O hançer tutan ellerin yanına yöresine geldiğinde iyilik meleği olmadığını bilmesi gerekiyordu.

CHP’deki genel başkan değişimi bizim konumuz ve gündemimiz değildir. Bize ‘hayırlı olsun’ demek düşer. Üzüldüğümüz husus Atatürk’ün kurduğu partide şehitlere rahmet dilemek yerine casuslara mesaj gönderilmesidir. Kurultayda terörist başını selamlamaları PKK’yi selamlamaktır. Bu tiplerden millete ve ülkeye hayır gelmez. CHP yönetimine diyorum ki Selahattin Demirtaş teröristtir, HEDEP bölücüdür. Osman Kavala suçludur, Soros’çudur ve cezasını çekecektir.

Bir halkın imhasına göz yumamayız. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın anlayışı bozuk bir anlayıştır. Küresel vicdan buzlu ve sislidir. İsrail’e nefret ve lanet yağmaktadır. Buna rağmen Gazze havadan ve karadan yine abluka altındadır.

Hastaneler, çocuk parkları bombalanmaktadır. Silahlar derhal susmalı ve ateşkes sağlanmalıdır. Kalıcı barış için yarın bile geçtir. İsrail terörüne karşı Türkiye’nin duruşu sağlamdır. Duamız ve desteğimiz Filistinli kardeşlerimize yöneliktir. MHP’nin Sayın cumhurbaşkanımızın alacağı her karar ve politikanın sonuna kadar yanındadır.

Katılaşan sosyal ilişkileri gözden geçirdiğimizde milli bekamızı can pahasına koruma sorumluluğumuz daha iyi anlaşılacaktır. Köprünün altından artık çok su geçmiştir. Devir artık Türk devridir.

Dünyanın kalbi Türk kuşağında atmaktadır. Barış, Türk kuşağının müjdesidir. Türk devletleri zirvesi 3 Kasım’da Kazakistan’da yapılmıştır. Zirve dünyaya bir mesaj vermiştir. Türk dünyasını beraberlik ruhu her alanda gerçekleşmiştir. Önümüzdeki yüzyıl ikinci Türk yüzyılı olacaktır. Haksızlıklar karşısında susmak Türklüğe yabancıdır.

10 Kasım’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete iştigal edişini anacağız. Atatürk fani bir insandır. Ancak bıraktığı eserleri, hizmetleri bizimle ebediyen yaşayacaktır.”

Paylaşın

‘Barış Akademisyenleri’nden İsrail İle İlişkileri Kesme Çağrısı

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuna cevap olarak başlayan İsrail saldırılarında bir ay geride kalırken, Barış İçin Akademisyenler, dünya kamuoyunu, siyasetçilerini ve medyasını İsrail’in katliamlarına karşı tavır almaya ve Türkiye’yi, işgal sona erene ve barış tesis edilene kadar İsrail ile askeri, ticari ve diplomatik ilişkisini kesmeye çağırdı.

Haber Merkezi / İsrail’in 56 yıldır Filistin topraklarını işgal ettiği ve 2006 yılından beri uluslararası hukuka aykırı olarak Gazze Şeridi’ni abluka altında tuttuğu hatırlatılan bildiride, hastane ve ambulans konvoylarının vurulmasının savaş hukukuna aykırı olduğu belirtildi.

190 akademisyenin imzası bulunan “İsrail’e dur de” başlıklı bildiri şöyle: “Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de belirttiği gibi tam 56 yıldır Filistin topraklarını yasadışı olarak işgal eden ve 2006’dan beri de uluslararası hukuka aykırı olarak Gazze’yi kuşatan İsrail, bugün tüm dünyanın gözü önünde Filistin halkına karşı bir insanlık suçu daha işlemektedir.

Hamas diye bilinen, ama anlaşıldığı kadarıyla toplam 12 çok farklı çizgiden Filistinli örgütten oluşan “Filistin Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası” 7 Ekim 2023 tarihinde Gazze sınırından İsrail’e geçerek havadan ve karadan saldırılarla çoğu sivil 1400’ü aşkın insanı öldürmüş, bunun üzerine İsrail devleti Hamas’ın bu katliamını gerekçe göstererek, hatta bunu bir fırsata çevirerek Filistin halkına yönelik bugüne kadarki en ağır devlet terörünü uygulamaya başlamıştır.

Bu kıyımların arasında iki hastanenin yerle bir edilişine, ambulans konvoylarının bombalanmasına ve İsrail devletinin açıkça hiçbir savaş hukukunu tanımayacağını ilan edişine tanıklık ettik. Gazze’de 6 Kasım tarihi itibariyle ölenlerin sayısının, binlercesi çocuk ve kadın olmak üzere 10,000’i geçtiği tahmin ediliyor.

İsrail hükümeti bugün yaptığı katliamlar için Hamas’ın son saldırılarını bahane etmektedir, ama biliyoruz ki henüz Hamas’ın olmadığı zamanlarda da Filistin halkı İsrail güvenlik güçlerinin yoğun baskı ve şiddetine uğramıştır. Birçok Yahudi diaspora inisiyatifi yanında İsrail yurttaşlarınca oluşturulmuş siyasi ve sivil inisiyatiflerince de Apartheid rejimi olarak adlandırılan İsrail hükümeti, dünyanın gözü önünde 2,2 milyon olduğu tahmin edilen Gazze halkının yeryüzünden silinmesini hedeflediğini ima etmektedir. İsrail’in başlattığı kara harekâtı etnik temizlik ve hatta soykırım anlamındadır.

Halihazırda bu korkunç yok etme girişimine karşı çıkan birçok İsrailli akademisyenin, gazetecinin ve düşünürün ses verdiğine , devletin resmi söylemini sorguladıkları için bizzat devletleri tarafından ağır bir cadı avına uğradıklarına, hedef gösterildiklerine şahit oluyoruz. Kendi devletinin haksız savaşına ve katliamlarına karşı çıkan bu cesur insanların seslerini 2014 yılındaki Gazze bombardımanı sırasında da duymuştuk. Bu sese katılanların sayısının İsrail’in bugünkü Gazze katliamları sonrası katlanarak arttığını görmek umut vericidir.

Türkiyeli Barış Akademisyenleri olarak devletlerin özellikle savaş gibi olağanüstü durumlarda muhalif seslere karşı ne türden susturma ve yıldırma yöntemleri kullanabildiklerini çok yakından biliyoruz ve bundan dolayı hem Filistinli meslektaşlarımızla hem İsrail’de resmi görüşe aykırı ses çıkarabilen meslektaşlarımızla dayanışma içindeyiz.

Biz aşağıda imzası bulunan Türkiyeli Barış Akademisyenleri dünya kamuoyunu, siyasetçilerini ve medyasını İsrail’in katliamlarına karşı tavır almaya ve Türkiye Cumhuriyeti devletini işgal sona erene ve barış tesis edilene kadar İsrail ile askeri, ticari ve diplomatik ilişkisini kesmeye çağırıyoruz. Dünyadaki tüm çatışmalarda olduğu gibi kalıcı barışın inşası ancak ve ancak zulme uğrayan halkın eşit bir şekilde masada yer aldığı bir barış süreciyle mümkün olacaktır.”

Metni imzalayan 190 akademisyen: Adalet B. Alada, Adnan Şahin, Ahmet Çinici, Ahmet Bülent Özer, Akın Atauz, Ali Taşıran, Ali Yalçın Göymen, Aliye Kovanlıkaya, Alper Açık , Alper Kaliber, Aslı Davas, Aslı Odman, Aslı Takanay, Aslı Telli, Atakan Büke, Aydın Ördek, Aydoğan Kars, Ayfer Bartu Candan, Aynur Özuğurlu, Ayşe Durakbaşa, Ayşe Erzan , Ayşe Gözen, Ayşe Serdar, Banu Can, Barış Ünlü, Barış Yapışkan, Bediz Yılmaz, Beyza Üstün, Biray Kolluoğlu, Bülent Küçük , Can Candan, Can Şeker, Caner Doğan, Caner Ercan, Cem Oyvat, Cem Özatalay , Cemil Yıldızcan, Ceren Özselçuk, Ceren Şengül, Cesim Çelik, Cumhur İzgi, Cüneyt Başbuğu, Çare Olgun Çalışkan,

Demet Bolat, Derya Keskin, E. Ahmet Tonak, Ebru Işıklı, Eda Aslı Şeran, Efe Arık, Elif Sandal Önal, Emrah Günok, Emre Çetin Gürer, Ercan Şen, Erdal Gilgil, Erdem Üngür, Ergün Özgür, Erhan Yalçındağ, Erol Köroğlu, Esmeray Yoğun, Esra Dabağcı, Esra Ergüzeloğlu , Esra Mungan , Fatma Gök, Fatma Ünsal, Ferda Fahrioğlu-Akın, Feryal Saygılıgil, Fikret Uyar, Fuat Özdinç, Funda Karapehlivan, Gençay Gürsoy , Görkem Akgöz, Gözde Aytemur, Gülcan Ergün, Gülsün Güvenli, Gürel Tüzün, Hacer Ansal, Hacı Çevik, Hakan Altun, Hakan Koçak, Halis Ulaş, Hazel Başköy, Hilal Alkan, Hülya Dinçer, Hülya Doğan,

İ. Kuban Altınel, İbrahim Yaman, İlkay Özküralpli, İlkay Yılmaz, İlker Cörüt, İrfan Eroğlu, Kaan Ağartan, Koray Sakarya, Kumru Toktamış, Kuvvet Lordoğlu , Latife Akyüz, Leyla Şimşek-Rathke, Lülüfer Körükmez, Lütfiye Bozdağ, Mehmet Onur Yılmaz, Melek Zorlu, Melih Kırlıdoğ, Meral Camcı, Meral Demirel, Meryem Koray, Mesut Coşkun, Murat Büyükyılmaz, Murat Gülsoy, Murat Koyuncu, Murat Özbank, Mustafa Altıntop, Mustafa Çapar, Mustafa Kemal Coşkun, Mustafa Kerem Yüksel, Mustafa Oğuz Sinemillioğlu, Mustafa Şener, Muzaffer Kaya,

Nagehan Tokdoğan, Nazan Üstündağ, Nazım Dikbaş, Nazlı Bülay Doğan, Nergis Perçinel, Neşe Özgen , Neşe Şen, Nil Mutluer, Nilay Etiler, Nilgün Toker, Nur Bekata Mardin, Nur Betül Çelik, Nurçin İleri, Nuri Ersoy, Nüket Esen, Nükhet Sirman, Olcay Akyıldız, Olcay Kunal, Olga Selin Hünler, Onur Hamzaoğlu, Orhan Kaya, Osman İşçi, Öget Öktem Tanör, Ömer Faruk Yekdeş, Özge Ertem, Özgür Çiçek, Özgür Müftüoğlu, Özgür Orhangazi, Özlem Özkan, Öznur Yaşar Diner, Pınar Şenoğuz, Ramazan Kurt, Rana Gürbüz, Rıfat Okçabol,

Saadet Sorgunlu, Seçil Doğuç, Seçkin Özsoy, Selda Altınok, Selime Güzelsarı, Serdar Başçetin, Serdar Tekin, Sevil Çakır, Seyhan Çamlıgüney, Sezai Ozan Zeybek, Sibel Irzık, Sibel Özbudun, Sibel Perçinel, Suzan Yazıcı, Şahan Yatarkalkmaz, Şebnem Oğuz, Şükrü Boylu, Tahsin Yeşildere, Tamer Demiralp, Tijen Tunalı , Tuba Akıncılar, Tuna Altınel , Turan Keskin, Ülkü Güney, Ümit Biçer, Veli Deniz, Volkan Çidam, Yasemin Özgün, Yaşar Akdağ, Yücel Demirer , Z. Gizem Sayın, Z. Tül Akbal Süalp, Zafer Yenal, Zerrin Kurtoğlu Şahin, Zeynep Gambetti, Zeynep Kadirbeyoğlu, Zeynep Kıvılcım, Zeynep Uysal, Zeynep Yürekli, Zişan Kürüm.

Paylaşın

Türkiye’de Avukat Sayısında Rekor Artış!

31 Aralık 2022 itibariyle Türkiye’de avukat sayısı 174 bin 533. 2002 yılı sonunda avukat sayısı 46 bin 552 iken, bu sayı 2012 yılı sonunda 78 bin 218, 2017 yılı sonunda 106 bin 496’ya yükseldi.

Artış son 5 yılda ise avukat sayısı iyice hızlandı. 2017-2022 arasında avukat sayısı yüzde 64 artarak 175 bine dayandı. 2022 sonunda 174 bin 553 avukatın 82 bin 237’si kadın. Başka bir ifadeyle her 100 avukattan 47’si kadın.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç hukuk fakültesi öğrencilerinin artık mezun olur olmaz avukatlık sınavına başlayamayacağını açıkladı. Hukuk fakültesi mezunları artık önce hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanmak zorunda. Gerekçe ise avukat sayısının fazla olması.

Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) verileri avukat sayısının son yıllarda rekor seviyede arttığını gösteriyor. 2012’de 78 bin olan avukat sayısı 2022 sonunda 175 bine dayandı. Avukat sayısı son 5 yılda yüzde 64; son 10 yılda ise yüzde 123 artış gösterdi.

Adalet Bakanı Tunç 6 Kasım’da yaptığı açıklamada hukuk fakültelerinin sayılarının ve buna bağlı mezun sayısının fazla olduğunu, bu nedenle hukuk eğitimini daha da güçlendireceklerini söyledi.

Özellikle savunmada görev alan avukatların sayısının fazla olması nedeniyle savunmanın güçlü olması anlamındaki eksiklikleri gelecek süreçte gidermeleri gerektiğini söyleyen Tunç şöyle konuştu:

“Kontenjanlarla ilgili sınırlama yapılmıştı, şu anda 125 bin. 100 bine düşürülmesi noktasında çalışmalarımız var. Hukuk fakültesinden mezun olanlar, artık avukatlık stajına başlayamayacaklar ya da hemen hakim, savcı sınavına giremeyecek. Öncelikle hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanacaklar.”

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) verilerine göre Türkiye’de devlet ve vakıf olmak üzere en az 81 hukuk fakültesi var. Buna KKTC’deki üniversiteler dahil değil. Bazı üniversitelerin burslu bölümleri de olduğundan bölüm sayısı 113. Yine YÖK verilerine göre hukuk fakültelerinin kontenjanı 16 binin üzerinde ve 2022 yılında 15 bin 740 öğrenci hukuk fakültelerine yerleşti.

TBB’ye göre 31 Aralık 2022 itibariyle Türkiye’de avukat sayısı 174 bin 533. Son 25 yıldaki değişime bakıldığında ise avukat sayısı katlanarak hızla yükseldi. 2002 sonunda avukat sayısı 46 bin 552 idi. Bu sayı 2012 sonunda 78 bin 218’e yükseldi. 2017 sonunda avukat sayısı 106 bin 496 oldu.

Artış son 5 yılda ise iyice hızlandı. 2017-2022 arasında avukat sayısı yüzde 64 artarak 175 bine dayandı. TBB verilerine göre 2022 sonunda 174 bin 553 avukatın 82 bin 237’si kadın. Buna göre her 100 avukattan 47’si kadın.

En fazla avukatın olduğu şehirlerde İstanbul, Ankara ve İzmir olarak öne çıkıyor. İstanbul ve Ankara’da iki ayrı baro bulunuyor.

Türkiye 139 ülke arasında 117. sırada

Türkiye, 2021 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde (Rule of Law Index) 139 ülke arasında 117’inci sırada yer almıştı. Türkiye yolsuzlukla mücadele konusunda ise 134 ülke arasında 69’uncu sırada bulunuyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Yerel Seçimler: Yeni CHP İle İYİ Parti İttifak Yapar Mı?

CHP’nin yeni genel başkanı Özgür Özel’in yerel seçime giderken diğer muhalefet partileri ile iş birliği yapıp yapmayacağı da yanıtı beklenen sorulardan. İYİ Parti, her türlü ittifaka kapıları kapatsa da iş birliği zeminini hâlâ koruyor.

İYİ Parti’de yöneticilerin çoğunluğunun Kılıçdaroğlu’na karşı sert eleştirileri olduğu biliniyor. İYİ Parti kurmayları, kurultay öncesi Kılıçdaroğlu’nun kalması durumunda yeni iş birliği alanlarının ele alınmasının imkansıza yakın olduğunu dile getirmişti

Özgür Özel’in genel başkan olması sonrasında yerel seçimde ittifak arayışlarının yeniden başlayabileceği tahmin ediliyor. Kulislere yansıyan bilgilere göre İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Özgür Özel ile ilişkisi iyi durumda.

Siyaset bilimci Eren Aksoyoğlu da “Akşener kendi partisine ve teşkilatlarına CHP ile yeni dönemi daha kolay anlatacaktır. ‘CHP’de değişim oldu görüşebiliriz’ demesi daha kolay olacaktır. Dünden daha fazla rahat anlatabilecektir” diyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) hafta sonu yaklaşık 52 saat süren 38. Olağan Kurultayı’nda “değişim” beklentileri karşılık buldu. CHP Manisa Milletvekili ve Meclis Grup Başkanı Özgür Özel, partinin sekizinci genel başkanı olurken parti yönetimi de yenilendi.

Yüksek Disiplin Kurulu’nun (YDK) yanı sıra Parti Meclisi (PM) için yapılan seçimlerin oy sayımı, aday çokluğu nedeniyle yaklaşık 5,5 saat sürdü. PM için 356 adayın yarıştığı seçimin tamamlanmasının ardından da gözler yeni yönetimin değişim olarak adlandırdığı süreci nasıl yöneteceklerine çevrildi.

Özgür Özel, genel başkanlığa seçildikten sonra “Yarın itibariyle seferberlik başlatıyoruz” ifadelerini kullandı. Özel’in yakın çevresine göre bu “seferberlik” vurgusu, CHP’nin yerel seçimlere hazırlanmasına işaret ediyor.

Özgür Özel’e yakın isimlerden biri olan Ordu Milletvekili Seyit Torun, “Yıllardır genel başkanlar tarafından ihmal edilen örgütlerimizin görüşlerini alarak birlikte yerel seçimlere en iyi şekilde hazırlanacağını düşünüyorum. Genel başkanımız da ifade etti; salona 44 il başkanı ile girdi 81 il başkanı ile tüm milletvekillerinin desteği ile tek yürek çıktı. Genel başkandan mahalle üyesine kadar CHP’de herkes yerel seçimlerde başarı hedefine kilitleneceğine inanıyoruz” yorumu yaptı.

Özgür Özel’in öncelikle CHP’nin 81 il örgütü ile toplantılar gerçekleştireceği ve PM toplantıları öncesi gündeme alınacak maddelere dair il başkanlarının görüşünü alacağı kaydediliyor. Özel’in yerel seçimde başarı için 81 il örgütünün aktif çalışmasını istediği ve bu nedenle örgütlerle ilişkileri en önemli gündemi yapacağı ifade ediliyor. Bu modelle tabanda var olduğu düşünülen parti yönetimine kırgınlığın giderilebileceği düşünülüyor.

CHP’de yeni dönem CHP’deki yeni süreci DW Türkçe’den Kıvan El’e değerlendiren siyaset bilimci Eren Aksoyoğlu’na göre Özel’in kurultayda verdiği vaatler çerçevesinde süreçte atacağı her adım örgütleri ve parti seçmenini heyecanlandırıyor. Aksoyoğlu, “Burada en kritik aşamalardan biri yerel seçim olacak. Çıta şu an çok yüksek. Kılıçdaroğlu, 11 büyükşehir belediyesini alan isim. Özgür Özel’in o çıtayı daha da yukarı çıkarması gerekiyor. 11 büyükşehir belediyesinin üzerine koyacağı bir tabloya ihtiyacı var. Zor bir tablo. Bunu başardığı takdirde liderliğin ilk aşaması zaten gerçekleşir” değerlendirmesini yaptı.

Özel – İmamoğlu ile ilişkisi nasıl olur?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da desteğini alarak genel başkanlığa seçilen Özel ile İmamoğlu arasında bir süre sonra anlaşmazlıklar olacağı iddiası ise daha kurultay bitmeden konuşulmaya başlandı. Hatta bazı yazarlar, sosyal medyadan “Erdoğan-Abdullah Gül” örneğine işaret ederek Gül’ün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemlerde yaşanan çekişmeleri ve uyumsuzlukları hatırlattı.

CHP Milletvekili Seyit Torun ise Özel ve İmamoğlu arasında bir uyumsuzluk olmayacağını düşünüyor. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da İmamoğlu’nun İstanbul odaklı çalışmalarını sürdürdüğünü ve Özel ile bir çekişmeye girmeyeceği görüşünde.

Eren Aksoyoğlu ise kamuoyunda yapılan yorumların aksine Erdoğan-Abdullah Gül ilişkisine benzer bir ilişkinin sol siyasette olmayacağını düşünüyor. “Sağ siyasette emir komuta, itaat sistemi daha yaygın. Sol siyasette bunu görmek pek mümkün değil, bu nedenle oraya benzemesi mümkün olmaz” diyen Aksoyoğlu, “Büyükşehir Belediye Başkanı, Genel Başkan’ın üzerinde pozisyon almaya kalkarsa bu delegasyon üzerinde parti çevresinde de yadırganır. Sorun haline gelmeye başlayabilir. Böyle bir risk görünüyor. Eğer Ekrem İmamoğlu kararlarda belirleyici olmaya başlarsa Özgür Özel’in liderlik inşa süreci zedelenir” değerlendirmesi yaptı.

“Özgür Özel genel başkan, Ekrem İmamoğlu lider” şeklinde yorumlara ilişkin de siyaset bilimci Aksoyoğlu, Özel’in atacağı her adımın kendi liderliğini inşa etme süreci olacağını söylüyor. Aksoyoğlu, Kılıçdaroğlu’nun ilk genel başkan olduğunda Önder Sav ile çok sık görüntü verdiğini hatırlatıyor ve “O zaman ‘teknik direktör oyuncusundan memnun’ haberleri yayılmıştı. Bu Kılıçdaroğlu’na çok zarar vermişti. Benzer bir riskle Özgür Özel’i karşı karşıya bırakmamak için bir çabaya ihtiyaç var. İmamoğlu’nu ön plana koyar bir görüntü Özel’i yaralayacaktır” görüşünü dile getirdi.

İBB Başkanı İmamoğlu, seçimlerin ardından Özgür Özel’i ziyaret eden ilk isim oldu. Bu ziyaret sonrası açıklamalar yapan Özel, İmamoğlu ile ilişkisi hakkında yapılan yorumları “Bizim aramızdaki ilişki kardeşlik ilişkisi, kardeşlik hukuku. Ama bu kardeşlik hukuku, CHP’yi çok güzel yerlere taşıyacak. CHP’yi iktidara taşıyacak. Türkiye’yi güzel yerlere taşıyacak” sözleriyle değerlendirdi.

Aksoyoğlu ise “Özgür Özel şu an genel başkan ama lider olmak başka bir şey. Liderlik tek başına kurultay ile elde edilemez. Kritik aşamalardan biri bu nedenle yerel seçimler olacak” diyor.

Yerel seçimlerde ittifak olur mu?

Özgür Özel’in yerel seçime giderken diğer muhalefet partileri ile iş birliği yapıp yapmayacağı da yanıtı beklenen sorulardan. İYİ Parti, her türlü ittifaka kapıları kapatsa da iş birliği zeminini hâlâ koruyor. İYİ Parti’de yöneticilerin çoğunluğunun Kılıçdaroğlu’na karşı sert eleştirileri olduğu biliniyor. İYİ Parti kurmayları, kurultay öncesi Kılıçdaroğlu’nun kalması durumunda yeni iş birliği alanlarının ele alınmasının imkansıza yakın olduğunu dile getirmişti

Özgür Özel’in genel başkan olması sonrasında yerel seçimde ittifak arayışlarının yeniden başlayabileceği tahmin ediliyor. Kulislere yansıyan bilgilere göre İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Özgür Özel ile ilişkisi iyi durumda.

Siyaset bilimci Aksoyoğlu da “Akşener kendi partisine ve teşkilatlarına CHP ile yeni dönemi daha kolay anlatacaktır. ‘CHP’de değişim oldu görüşebiliriz’ demesi daha kolay olacaktır. Dünden daha fazla rahat anlatabilecektir” diyor.

İzmir, Eskişehir ve Kahramanmaraş gibi şehirlerde adaylığını duyuran İYİ Parti, herkesin gözünün çevrildiği İstanbul ve Ankara için henüz bir çıkış yapmadı. Bu illerde kamuoyu yoklamalarına göre karar verileceği açıklanmıştı. Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek olan Akşener-Özel görüşmesi sonrası sürecin şekillenebileceği belirtiliyor.

CHP’de tüzük değişecek mi?

Kılıçdaroğlu, bu ayın sonunda Tüzük Kurultayı toplamayı planlıyordu. Ancak bu kurultayın yeni yönetim tarafından bir süre erteleneceği öğrenildi.

Hazırlanan tüzük taslağı çalışmasının yeni parti yönetimine sunulması ve bu taslağın yeni PM’de ele alınması sonrası gözden geçirilerek güncellenmesi bekleniyor. Bu güncelleme sonrasında da Tüzük Kurultayı’nın toplanacağı kaydediliyor. Bu sürecin de 1 – 1,5 ayı bulabileceği kaydedildi.

CHP’de 60 kişilik PM de kesin olmayan sonuçlara göre belirlendi. İtirazların ardından Yüksek Seçim Kurulu’nun yapacağı açıklama ile hafta içerisinde netleşecek.

Yeni PM Cumartesi günü de Özel’in başkanlığında toplanacak. Bu toplantı sonrası partinin yeni Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) açıklanması da bekleniyor. 60 kişilik listede Özgür Özel’in anahtar listesinde olup yeterli oyu alsa da “kadın” ve “gençlik” kotası nedeniyle Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu liste dışı kaldı. CHP tüzüğüne göre seçimde yüzde 33 cinsiyet, yüzde 20 gençlik kotası bulunuyor.

Kılıçdaroğlu’nun Zafer Partisi’nden transfer ettiği danışmanı Anıl Ulukuş’un bu göreve getirilmesini sert sözlerle eleştiren ve bu nedenle İstanbul Gençlik Kolları’ndaki görevinden alınan Ozan Işık da Özel’in anahtar listesinde yer aldı ve en yüksek oyu alan dördüncü isim olarak Parti Meclisi’ne girdi.

Özgür Özel’in anahtar listesini ise dokuz isim delerek PM’ye girdi. Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, eski milletvekilleri Mehmet Tüm, Ali Haydar Hakverdi, Müslim Sarı, Kılıçdaroğlu’nun genel başkan yardımcısı olan Semra Dinçer, kadın kollarında görev alan Koza Yardımcı, Aylin Nazlıaka ile Kılıçdaroğlu’nun eski avukatlarından Saniye Barut, Özel’in listesinde olmamasına karşın PM’ye girmeyi başardı.

Özel’e karşı liste çıkaran eski Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı da ilk sonuçlar açıklandığında listeyi delerek 51’inci sıradan PM’ye girmişti. Ancak cinsiyet ve gençlik kotası uygulanması sonrasında Salıcı da listeden düşürülen isimler arasında yer aldı. Özgür Özel, yakın çalışma çevresinde bulunan ancak uzun yıllardır milletvekilliği yapan Veli Ağbaba, Tekin Bingöl ve Seyit Torun gibi isimleri PM’ye almayacağını da daha önce açıklamıştı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Özgür Özel” Açıklaması: Başarılı Olmasını Temenni Ediyorum

CHP’de genel başkanlık yarışını kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu, “Moralim gayet iyi… Herkese selam ve sevgilerimi iletiyorum. Gün boyunca ziyarete gelen dostlarımız ve partililerimizle görüştük, süreci değerlendirdik. Türkiye’de demokrasinin işlediği tek kurum CHP’dir” dedi ve ekledi:

“Tüm kurumların CHP’deki demokrasiyi örnek alması gerekir. Kurultayda çeşitli tartışmaların olması doğaldır. Ancak bunlar artık geride kalmıştır. Başta genel başkanımız Özgür Özel olmak üzere göreve yeni seçilen tüm arkadaşlarımızın başarılı olmasını temenni ediyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kurultay sonrası ilk açıklamasını tv100.com yazarı Barış Yarkadaş’a yaptı. Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Moralim gayet iyi… Herkese selam ve sevgilerimi iletiyorum. Gün boyunca ziyarete gelen dostlarımız ve partililerimizle görüştük, süreci değerlendirdik. Türkiye’de demokrasinin işlediği tek kurum CHP’dir. Tüm kurumların CHP’deki demokrasiyi örnek alması gerekir. Kurultayda çeşitli tartışmaların olması doğaldır. Ancak bunlar artık geride kalmıştır. Başta genel başkanımız Özgür Özel olmak üzere göreve yeni seçilen tüm arkadaşlarımızın başarılı olmasını temenni ediyorum.”

Genel başkan seçiminde neler yaşandı?

Partinin 38. Kurultayı Ankara’da toplandı. Geçtiğimiz mayıs ayında kaybedilen genel seçimler sonrası parti içinde yükselen ‘değişim’ sloganlarıyla kurultay sürecine gelinirken 81 ilden 1.367 delege, yeni genel başkan ve parti meclisi üyelerini seçmek üzere bir araya geldi.

Ana muhalefet partisinde kurultayın ilk günü genel başkanlık, yarın (Pazar günü) ise 60 üyeli Parti Meclisi (PM) ve 15 üyeli Yüksek Disiplin Kurulu üyelikleri için seçimi yapılıyor.

Ankara Spor Salonu’nda saat 10:00 itibarıyla başlayan olağan kurultayın sloganı ‘İkinci Yüzyılda Demokrasi ve Birlik’ olarak belirlendi. Divan Başkanlığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen kurultay öncesi, CHP Genel Başkanlığına adaylık için parti lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanı Özgür Özel, eski PM üyesi Örsan Öymen ve eski milletvekili İlhan Cihaner imza topladı.

İlhan Cihaner, kurultay sabahı sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak adaylıktan çekildiğini duyurdu. Cihaner, çirkin bir ortam yaratıldığını savunduğu mesajında ‘Bu anti demokratik, siyasetsiz ve kişilere indirgenmiş yarışın parçası olmayı reddediyoruz’ ifadelerini kullandı.

Kurultay’ın ilerleyen saatlerinde eski milletvekili İlhan Cihaner’in ardından bir diğer aday eski PM üyesi Örsan Kunter Öymen de çekildiğini açıkladı. Cihaner ve Öymen’in çekilmesiyle birlikte, partide liderlik koltuğu yarışı Kılıçdaroğlu ile Özel arasında geçti.

Kılıçdaroğlu, ‘6’lı masa ittifakı’ eleştirilerine yanıt verdi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Kurultayında yaptığı konuşmada seçim sürecindeki ‘6’lı masa ittifakı’ eleştirilerine yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, ‘Yolu doğru olanın yükü ağır olur, hançerle beraber yükümüz ağırdı. Beni asıl üzen sırtımdaki yük değil sırtımdaki hançerlerdi. Seçim bitti, kazanamadık’ dedi.

Kılıçdaroğlu’nun öne çıkan açıklamaları şöyle: “Sevgili örgütüm; biliyorum sizleri zaman zaman üzdüm ama asla utandıracak bir şey yapmadım.

100 yıllık bir tarih her siyasal partiye nasip olan bir tarih değildir. 100 yıllık tarih içerisinde genel başkanlarımız tutuklandı, hapse girdi. Yılmadık. Şimdi 100. yılımızı kutluyoruz. Türkiye’de hiçbir partiye nasip olmayacak tarihi beraber yaşıyoruz.

CHP’yi 100 yıl yaşatan gerçek kuruluşunun savaş meydanlarında Kuvayi Milliye’ciler tarafından gerçekleştirilmesidir. Biz sıradan bir parti değiliz. Biz Kuvayi Milliyecilerin partisiyiz. Biz Atatürk’ün partisiyiz. Biz hiçbir evladımızın yatağa aç girmememesi için mücadele eden bir partiyiz. Biz herkesin inancına, herkesin kimliğine, yaşam tarzına saygı duyan bir partiyiz.

100 yılı yaşatanın örgütlerimiz olduğunu kimsenin unutmaması gerekir. Örgütlerimiz, 100 yıllık mirası yaşatanlardır. Bu salon diğer partilerin kurultaylarına benzemez. Bu salonda 5’li çeteler, oligarklar, uyuşturucu baronları yok. Bundan sonra da asla olamayacaktır. Bu salonda mafya bozuntuları, rüşvetçiler yok. Bundan sonra da olmayacaktır.”

“Türkiye fiilen yarı açık cezaevine dönmüş durumdadır: Osman Kavala’ya, Selahattin Demirtaş’a selam olsun…”
“Bizim kurultaylarımız her türlü düşüncenin özgürce sorgulandığı kurultaylardır. Bu aynı zamanda aydınlanmanın güvencesini ve sürekliliğini gösteririr. Onların kurultayları ise haber değeri olmayan kurultaylardır. 3 temel noktayı ifade edeyim. Partinin yükünü taşıyan örgütlerdir. Örgütler 100 yıllık birkiminin temel taşlarıdır. Ben dahil hiç kimse; ben dahil, kendisini partisinin üzerinde göremez.

7 madde halinde ülkenin içinde bulunduğu tabloyu ilginize sunacağım;

1. bugün içinde bulundğumuz koşullarda anayasa fiilen askıya alınmıştır.

2. saray devleti çoklu organ yetmezliği ile karşı karşıyadır.

3. yoksulluğu yaymak ve derinleştirmek, milyonları yardıma muhta hale getirmek Saray’ın politikası haline gelmiştir. Yoksulluk bir anlamda kabullenerek sürdürülebilir bir kültür haline dönüştürülmüştür. Türkiye’yi öyle bir noktaya getirdiler ki yasa dışı zenginleşme hayranlıkla izlenir hale geldi.

4. Türkiye fiilen yarı açık cezaevine dönmüş durumdadır. Gazeteciler görevlerini yapamaz haldedirler. Bu kurultayımızda şu anda tutuklu olan Tolga Şardan’a, Can Atalay’a, Osman Kavala’ya, Selahattin Demirtaş’a, Tayfun Kahraman’a, Çiğdem Mater’e, Emine Mine Özerden’e, Yiğit Ali Ekmekçi’ye, Hakan Altınay’a ve Barış Pehlivan’a selam gönderiyoruz. Selam olsun size demokrasi kahramanları.

5. İktidarda kalmak için her türlü hile ve sahtekarlığı yapmak Saray’ın politikası haline gelmiştir. Bir kan denizine dönüşen Filistin’de bile Türkiye’nin sözü geçmemektedir.

7. Türkiye, para karşılığı yanlış dış politikalar sonucu sığınmacı deposu haline dönüştürülmüştür.

Bu 7 madde tablonun bir yüzüdür. Saray’ın ahlaki ve siyasi meşruiyetinin artık sorgulanması gerekir.”

“Halka yeni bir seçenek sunmalıyız”

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 38. Olağan Kurultayı’nda açıklamalarda bulunarak, “Şimdi önümüzde iki yol var: Ya topluma yeni bir umut, yeni bir heyecan, yeni bir inanç vereceğiz; ya da 2023 seçimleri sonrasında ortaya çıkan büyük umutsuzluk dalgası yayılarak devam edecek” dedi.

Çelik şunları söyledi: “İktidarın tek alternatifi biziz. Yüz yıllık köklerimizden aldığımız güçle, birikimimizle bu karanlığı dağıtacak güç biziz. Toplum bizden umut bekliyor, tarihin sarkacı yön değiştiriyor. Tarih bizi göreve çağırıyor.

Biz size yeni bir yol, yeni bi umut yeni, bir başlangıç vaadediyoruz. Toplum ve ülkemiz Cumhuriyet Halk Partisi’nden büyük bir değişime öncülük etmesini bekliyoruz.

İstanbul’un sokaklarında dolaştığımda gözlerimin içine bakan insanlarımızın bizden umut beklediğini görüyorum. Bu umut ancak bir değişimle mümkün. Değişmeliyiz, toplumun her kesimi kucaklayacağız kaygısıyla siyasetsizleşmek yerine, sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini Türkiye’nin koşullarına güncelleyerek kendimizi topluma anlatmalıyız.

İnançlara saygılı laikliği topluma anlatmalıyız. Parti içi demokrasiyi güçlendirmeliyiz. Cumhuriyet Halk Partisi kurucu değerleriden ayrılmadan sosyal demorkasiyi, eşitliği, özgürlüğü, adaleti, gelirin adil dağıtılmasını daha güçlü savunmalıyız. Halkımıza yeni bir seçenek sunmalıyız.”

“Partimiz 44 yıldır ağız tadıyla iktidar olamadı”

Kurultayda oylamaya geçilmeden önce CHP Genel Başkan Adayı Özgür Özel de konuşmasında dikkat çeken mesajlar verdi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşmasında yaptığı “hançer” açıklamasına yanıt veren Özel, “Hiç üzerime alınmadım. CHP’de hançer olmaz ama bizim partide kılıç da olmaz” dedi ve şöyle devam etti: “Hiç üstüme alınmadım. CHP’de hançer yok, hançerleyecek de kimse yok.

En iyi siz bilirsiniz ki ne partide ne partililer de hançer olmaz ama kılıç da olmaz. Hani seçimlere iki gün kala sizin atadığınız önce Atatürk’e sonra önceki genel başkanımıza laflar eden kadını sorduğum dediğiniz Hasan Cengiz bir kılıç getirmiş. CHP’de danışmanım diyen ama profil resminde Recep Tayyip Erdoğan olup değişim diyenlere kılıç çekenlerin alnını karışlarım.”

Özgür Özel şunları söyledi: “Rize Pazar’da biri uyandı bu sabah. Isparta Yalvaç’ta, Edirne Keşan’da biri uyandı bu sabah. Tekirdağ Malkara’da Sinop Erfelek’de biri uyandı bu sabah. Konya Taşkent’te 81 ilde 973 ilçede biri uyandı bu sabah. Biri uyandı gitti partiyi açtı, televizyonu açtı, çayı demledi ve dedi ki ‘Birazdan gelir bizimkiler kurultayı izleriz’ dedi. Baba evimizde çayı demleyenlere, bacayı tüttürenlere, bayrağı sallayanlara kurultayımızdan selam olsun.

Memleketim Manisa’ya ikinci memleketim deyince kafasındaki kasveti çıkarıp başıma geçiren Ökkeş amcanın Osmaniye’sine, Ecevit’in Zonguldak’ına, sayın Genel başkanımızın Tunceli, Dersim’e, Uşak’ına, Trabzon’a, Karadeniz’e selam olsun. Güzelim Marmara’ya selam olsun. Trakya’ya selam olsun. Van’a, Mardin’e, Güney Doğu’ya selam olsun.

Memleketimin dört bir yanında altı oklu bayrağı sallayanlara, Soma’da, Zonguldak’ta, Bartın’da yerin yüzlerce metre altında çalışanlara, İzmir’de Agrobay’da direnen kadınlara, Silivri’de Bakırköy’de hepimizin yerine yatan Can Atalay’a, Tolga Şardan’a, Osman Kavala’ya, Selçuk Mızraklı’ya, Selahattin Demirtaş’a selam olsun.

Biz ülkemizi çok partili rejimle barıştıran, kaybettiği ilk seçimden sonra ‘Benim en büyük zaferimdir’ diyebilen ‘Ne ezen ne ezilen’ ve Garp Cephesi komutanı İsmet Paşa’nın partisiyiz.

38. Kurultayımızdayız. Atatürk ilk kurultay olarak toplanan 1927 kongremizin açılış konuşmasında ‘Bu CHP’nin ikinci kurultayıdır’ der. Paşa der ki ‘İlkini Sivas’ta yapmadık mı’ İşte bu ifade bizim kurultayımızı diğer bütün partilerin kurultaylarından farklılaştırır.

CHP Kurultayları sadece kendi partimiz için değil ülke siyasetini de şekillendirir, şekillendirmiştir. Biz bugün sadece partimize genel başkan seçmeye gelmedik. Yeni bir hikayeye başlamak, Türkiye siyasetini yeniden şekillendirmek için buradayız. Özellikle tarihimizdeki iki büyük kurultay memleketimizin önüne önemli hedefler koydu ve partimizi iktidar yaptı.

Burada bize ve kendinize yeni bir görev vereceksiniz. Bu görev Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında CHP’yi yeniden iktidar yapma görevidir. Partimiz, 1979’dan bu yana 44 yıldır ağız tadıyla iktidar olamadı. İyi niyetli çabalara rağmen 44 yıldır bunu yapmayı beceremedik. Aslında ikinci yüzyılın ilk kurultayındayız. Ben sizi sadece bir genel başkan, bir parti meclisi seçecek 38.

Olağan Kurultay’ın delegeleri olarak görmüyorum. Ben bugün tribünlere baktığımda, sahaya baktığımda sizlerin gözlerinin içine baktığımda parti tarihini bilen, her biri tertemiz, sosyal demokrasiyi benimsemiş, pırıl pırıl partilileri, gençleri görüyorum. 44 yıldır delegelerimizin verdiği görevi yerine getiremediğimizden hem partimiz hem ülkemiz bedeller ödedi. CHP iktidar olmadıkça ardı ardında sağ partiler ülkeyi yönettiler.

Bugüne dek değişimi başaramadığımız, iktidar olamadığımız için kuruluşunda büyük rol oynadığımız Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına çürümüş bir adalet sistemiyle, yarısı yoksulluk sınırının altında yaşayan bir nüfusla giriyoruz. CHP’nin seçim kaybının maliyeti deyince bazı arkadaşlarımız dar bir çerçeveden bakıp ‘Hepimiz oradayız, hesabı neden sadece Kemal bey ödüyor’ diyor.

Hesabı ne Kemal bey ödüyor, ne Özgür Özel. Ancak hesabı dünyanın en güzel ülkesinde yaşadığı halde dünyanın başka ülkelerinde hayal kuran gençlerimiz ödüyor. Cumhuriyet yas tutma rejimi değildir. Marifet yas tutulacak acıları bitirecek, yas tutan yaşlı gözlerin yaşını silmek. Anaları da çocukları da babaları da güldürmektir Cumhuriyet.

Sokağın sesini duymazdan gelemeyecek yüreklerimiz, umutsuzluğa kapılmayacak delegelerimiz var. Biz altı okumuzdan mahçup olmayacak, sokaktan ve meydandan korkmayacak bir parti anlayışına hızla evrilmek durumdayız. Biz kaybedilen seçim sonrası hiçbir şey olmamış gibi davranılmasına, hatta bu ağır yenilginin sorumluluğunun alınmamasına karşı çıkanlarız. Bir yolculuktayız, bu ‘Sana Söz’ deyip yola çıkıp boynunu büktüklerimizden helallik isteme yolculuğudur.

Paylaşın

Özgür Özel İle Ekrem İmamoğlu Görüştü: Kardeşlik İlişkisi, CHP’yi İktidara Taşıyacak

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Bizim aramızdaki ilişki, kardeşlik ilişkisi, kardeşlik hukukudur. Ama bu kardeşlik hukuku, CHP’yi iktidara taşıyacak” dedi ve ekledi:

“İkinci yüzyılda kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e layık başarıları hep birlikte alacağız.”

İmamoğlu ise görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Malumunuz 38. Kurultayımızla ilgili süreç tamalandı. Süreci tamamladıktan sonra kurultay başkanı olarak kendilerini ziyaret edip sürece dair hem teşekkür edip hem de bilgi aktardım” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’de Genel Başkanlığa seçilen Özgür Özel’i ziyaret etti. İmamoğlu ile Özel görüşmesi, Özel’in çalışma ofisinde gerçekleşti. Görüşmenin ardından Özel ve İmamoğlu basın mensuplarının karşısına çıktı.

Birgün’ün aktardığına göre; İlk olarak konuşan İmamoğlu, “Malumunuz 38. Kurultayımızla ilgili süreç tamalandı. Süreci tamamladıktan sonra kurultay başkanı olarak kendilerini ziyaret edip sürece dair hem teşekkür edip hem de bilgi aktardım” ifadelerini kullandı.

Kurultayın dengeli ve seviyeli geçtiğini belirten İmamoğlu, “Sayın önceki dönem Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na yürekten teşekkür ediyorum. Kendilerini de yakın zamanda ziyaret edip kurultay sürecine dair hem düşüncülerimi hem teşekkürlerimi sunacağım. Bu kapsamda bu günde 8. Genel Başkanımız sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’i ziyaret ettim. Görevimi bitirmiş oldum, genel başkanımdan izin isteyerek görevime dönüyorum.”

“Bu kardeşlik hukuku, CHP’yi iktidara taşıyacak”

Özgür Özel ise açıklamasında, “Ekrem Başkanımız nezaket gösterdiler ve kurultayı tamamladıktan sonra, görevini bitirdikten sonra ziyaret ettiler. Ekrem Başkan hangi işin ucundan tutsa dört dörtlük yapan ve başarıyla sonuçlandıran birisi. CHP tarihinde bir ilk yaşandı. Kurultayın gergin olabileceği, farklı zorluklar olabileceği biliniyordu. Ekrem Başkan bu güvene layık olduğunu ve bu işi en iyi yapabilecek kişi olduğunu gösterdi. Çok zor bir kurultayı çok başarılı bir şekilde yönetti” ifadelerini kullandı.

“Hep konuşulan bir şey var; Ekrem Başkan’la aranızda nasıl bir ilişki var?” diyen Özel, şunları söyledi: “Bizim aramızdaki ilişki, kardeşlik ilişkisi, kardeşlik hukukudur. Ama bu kardeşlik hukuku, CHP’yi iktidara taşıyacak. İkinci yüzyılda kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e layık başarıları hep birlikte alacağız.”

Özel, CHP TBMM Grup Toplantısı’nın haftaya salı yapılacağını bildirdi.

Özel’den, Erdoğan’a cevap: İçindeki karabasanı anlıyorum

Öte yandan Özgür Özel, Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) seçimleri için oy kullandıktan sonra, bir basın mensubunun yönelttiği, ‘Kemal Bey ile bir görüşmeniz oldu mu?’ sorusuna, Özel, “Telefonla görüştük, önümüzdeki günlerde, mazbatadan sonra bir devir teslim törenini hep birlikte, bütün Türkiye’nin gözü önünde partimize yakışır bir şekilde yapacağız” yanıtını verdi.

Özel, ‘Erdoğan’ın size yönelik açıklamalarına değerlendirmeniz olur mu?’ sorusuna, “Erdoğan bundan sonra geçen her günün, kendisi açısından daha zor, bizim açımızdan daha moralli olacağını biliyor. Erdoğan’ın stresini, içindeki karabasanı anlıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nden endişe etmeye devam etsin” yanıtını verdi.

Paylaşın

CHP’de Parti Meclisi Ve Yüksek Disiplin Kurulu Belli Oldu

Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı’nda Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) belli oldu. Parti Meclisi seçiminde en yüksek oyları Gökan Zeybek, Özgür Karabat ve Bedirhan Berk Doğru aldı.

Haber Merkezi / Yüksek Disiplin Kurulu seçiminde ise Ayça Akpek Şenay, Esin Fatma Temel ve Hümeyra Akkuş Sandıkcı aldı. Kurultayda Bilim Kültür Sanat Platformu üyeliği için de oy kullanıldı. Bilim Kültür Sanat Platformu seçiminde Yankı Bağcıoğlu, Yalçın Karatepe ve Volkan Demir en yüksek oyları alan isimler oldu.

Sonuçlara 3 gün itiraz hakkı bulunuyor, resmi sonuçlar, bu süreçteki itirazların değerlendirilmesinin ardından açıklanacak.

Sonuçlara göre PM’de yer alan isimler şöyle: Gökan Zeybek, Özgür Karabat, Bedirhan Berk Doğru, Ozan Işık, Deniz Yücel, Gamze Taşcıer, Murat Bakan, Suat Özçağdaş, Cem Aydın, Baki Aydöner, Ensar Aytekin, M. Gül Çiftci Binici, Selin Sayek Böke, Canan Taşer, Pınar Uzun Okakın, Mahir Yüksel, Erhan Adem, Burhanettin Bulut, Ecevit Keleş, Ali Abbas Ertürk, Hikmet Erbilgin, Ali Haydar Fırat, Bülent Nuri Çavuşoğlu, Hüseyin Yaşar,

Berker Esen, Ulaş Karasu, Müslim Sarı, Deniz Yavuzyılmaz, Zeliha Aksaz Şahbaz, Özgür Ceylan, Hikmet Yalım Halıcı, Erbil Aydınlık, Sevgi Kılıç, Yalçın Görgöz, Orhan Sarıbal, Turgay Özcan, Melisa Uğraş, Mehmet Tüm, Ali Haydar Hakverdi, Sinem Kırçiçek, Semra Dinçer, Hüseyin Can Güner, Ahmet Hakan Uyanık, Şengül Yeşildal, Emin Umut Dikili, Nazan Güneysu,

Koza Yardımcı, Mehmet Alkın Denizaslanı, Yankı Bağcıoğlu, Yalçın Karatepe, Volkan Demir, Baran Bozoğlu, İlhan Uzgel, Gülşah Deniz Atalar, Armağan Erdoğan, Gökçe Gökçen, Aylin Nazlıaka, Saniye Barut, Gonca Yelda Orhan, Gizem Coşkun.

Bilim Kültür Sanat Platformu Üyeleri: Yankı Bağcıoğlu, Yalçın Karatepe, Volkan Demir, Baran Bozoğlu, İlhan Uzgel, Gülşah Deniz Atalar, Fethi Açıkel, Gökçe Gökçen.

Yüksek Disiplin Kurulu Üyeleri: Ayça Akpek Şenay, Esin Fatma Temel, Hümeyra Akkuş Sandıkcı, İsmail Emre Telci, Ekincan Aksoy, Özkan Tice, Aysemin Gülmez, Deniz Çakır, Süleyman Bülbül, Deniz Demiröz, Nurdan Yücal, Turan Taşkın Özer, Ali Balta, Özgür Sağlam, Remzi Kazmaz.

Genel başkan seçiminde neler yaşandı?

Partinin 38. Kurultayı Ankara’da toplandı. Geçtiğimiz mayıs ayında kaybedilen genel seçimler sonrası parti içinde yükselen ‘değişim’ sloganlarıyla kurultay sürecine gelinirken 81 ilden 1.367 delege, yeni genel başkan ve parti meclisi üyelerini seçmek üzere bir araya geldi.

Ana muhalefet partisinde kurultayın ilk günü genel başkanlık, yarın (Pazar günü) ise 60 üyeli Parti Meclisi (PM) ve 15 üyeli Yüksek Disiplin Kurulu üyelikleri için seçimi yapılıyor.

Ankara Spor Salonu’nda saat 10:00 itibarıyla başlayan olağan kurultayın sloganı ‘İkinci Yüzyılda Demokrasi ve Birlik’ olarak belirlendi. Divan Başkanlığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen kurultay öncesi, CHP Genel Başkanlığına adaylık için parti lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanı Özgür Özel, eski PM üyesi Örsan Öymen ve eski milletvekili İlhan Cihaner imza topladı.

İlhan Cihaner, kurultay sabahı sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak adaylıktan çekildiğini duyurdu. Cihaner, çirkin bir ortam yaratıldığını savunduğu mesajında ‘Bu anti demokratik, siyasetsiz ve kişilere indirgenmiş yarışın parçası olmayı reddediyoruz’ ifadelerini kullandı.

Kurultay’ın ilerleyen saatlerinde eski milletvekili İlhan Cihaner’in ardından bir diğer aday eski PM üyesi Örsan Kunter Öymen de çekildiğini açıkladı. Cihaner ve Öymen’in çekilmesiyle birlikte, partide liderlik koltuğu yarışı Kılıçdaroğlu ile Özel arasında geçti.

Kılıçdaroğlu, ‘6’lı masa ittifakı’ eleştirilerine yanıt verdi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Kurultayında yaptığı konuşmada seçim sürecindeki ‘6’lı masa ittifakı’ eleştirilerine yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, ‘Yolu doğru olanın yükü ağır olur, hançerle beraber yükümüz ağırdı. Beni asıl üzen sırtımdaki yük değil sırtımdaki hançerlerdi. Seçim bitti, kazanamadık’ dedi.

Kılıçdaroğlu’nun öne çıkan açıklamaları şöyle: “Sevgili örgütüm; biliyorum sizleri zaman zaman üzdüm ama asla utandıracak bir şey yapmadım.

100 yıllık bir tarih her siyasal partiye nasip olan bir tarih değildir. 100 yıllık tarih içerisinde genel başkanlarımız tutuklandı, hapse girdi. Yılmadık. Şimdi 100. yılımızı kutluyoruz. Türkiye’de hiçbir partiye nasip olmayacak tarihi beraber yaşıyoruz.

CHP’yi 100 yıl yaşatan gerçek kuruluşunun savaş meydanlarında Kuvayi Milliye’ciler tarafından gerçekleştirilmesidir. Biz sıradan bir parti değiliz. Biz Kuvayi Milliyecilerin partisiyiz. Biz Atatürk’ün partisiyiz. Biz hiçbir evladımızın yatağa aç girmememesi için mücadele eden bir partiyiz. Biz herkesin inancına, herkesin kimliğine, yaşam tarzına saygı duyan bir partiyiz.

100 yılı yaşatanın örgütlerimiz olduğunu kimsenin unutmaması gerekir. Örgütlerimiz, 100 yıllık mirası yaşatanlardır. Bu salon diğer partilerin kurultaylarına benzemez. Bu salonda 5’li çeteler, oligarklar, uyuşturucu baronları yok. Bundan sonra da asla olamayacaktır. Bu salonda mafya bozuntuları, rüşvetçiler yok. Bundan sonra da olmayacaktır.”

“Türkiye fiilen yarı açık cezaevine dönmüş durumdadır: Osman Kavala’ya, Selahattin Demirtaş’a selam olsun…”
“Bizim kurultaylarımız her türlü düşüncenin özgürce sorgulandığı kurultaylardır. Bu aynı zamanda aydınlanmanın güvencesini ve sürekliliğini gösteririr. Onların kurultayları ise haber değeri olmayan kurultaylardır. 3 temel noktayı ifade edeyim. Partinin yükünü taşıyan örgütlerdir. Örgütler 100 yıllık birkiminin temel taşlarıdır. Ben dahil hiç kimse; ben dahil, kendisini partisinin üzerinde göremez.

7 madde halinde ülkenin içinde bulunduğu tabloyu ilginize sunacağım;

1. bugün içinde bulundğumuz koşullarda anayasa fiilen askıya alınmıştır.

2. saray devleti çoklu organ yetmezliği ile karşı karşıyadır.

3. yoksulluğu yaymak ve derinleştirmek, milyonları yardıma muhta hale getirmek Saray’ın politikası haline gelmiştir. Yoksulluk bir anlamda kabullenerek sürdürülebilir bir kültür haline dönüştürülmüştür. Türkiye’yi öyle bir noktaya getirdiler ki yasa dışı zenginleşme hayranlıkla izlenir hale geldi.

4. Türkiye fiilen yarı açık cezaevine dönmüş durumdadır. Gazeteciler görevlerini yapamaz haldedirler. Bu kurultayımızda şu anda tutuklu olan Tolga Şardan’a, Can Atalay’a, Osman Kavala’ya, Selahattin Demirtaş’a, Tayfun Kahraman’a, Çiğdem Mater’e, Emine Mine Özerden’e, Yiğit Ali Ekmekçi’ye, Hakan Altınay’a ve Barış Pehlivan’a selam gönderiyoruz. Selam olsun size demokrasi kahramanları.

5. İktidarda kalmak için her türlü hile ve sahtekarlığı yapmak Saray’ın politikası haline gelmiştir. Bir kan denizine dönüşen Filistin’de bile Türkiye’nin sözü geçmemektedir.

7. Türkiye, para karşılığı yanlış dış politikalar sonucu sığınmacı deposu haline dönüştürülmüştür.

Bu 7 madde tablonun bir yüzüdür. Saray’ın ahlaki ve siyasi meşruiyetinin artık sorgulanması gerekir.”

“Halka yeni bir seçenek sunmalıyız”

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 38. Olağan Kurultayı’nda açıklamalarda bulunarak, “Şimdi önümüzde iki yol var: Ya topluma yeni bir umut, yeni bir heyecan, yeni bir inanç vereceğiz; ya da 2023 seçimleri sonrasında ortaya çıkan büyük umutsuzluk dalgası yayılarak devam edecek” dedi.

Çelik şunları söyledi: “İktidarın tek alternatifi biziz. Yüz yıllık köklerimizden aldığımız güçle, birikimimizle bu karanlığı dağıtacak güç biziz. Toplum bizden umut bekliyor, tarihin sarkacı yön değiştiriyor. Tarih bizi göreve çağırıyor.

Biz size yeni bir yol, yeni bi umut yeni, bir başlangıç vaadediyoruz. Toplum ve ülkemiz Cumhuriyet Halk Partisi’nden büyük bir değişime öncülük etmesini bekliyoruz.

İstanbul’un sokaklarında dolaştığımda gözlerimin içine bakan insanlarımızın bizden umut beklediğini görüyorum. Bu umut ancak bir değişimle mümkün. Değişmeliyiz, toplumun her kesimi kucaklayacağız kaygısıyla siyasetsizleşmek yerine, sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini Türkiye’nin koşullarına güncelleyerek kendimizi topluma anlatmalıyız.

İnançlara saygılı laikliği topluma anlatmalıyız. Parti içi demokrasiyi güçlendirmeliyiz. Cumhuriyet Halk Partisi kurucu değerleriden ayrılmadan sosyal demorkasiyi, eşitliği, özgürlüğü, adaleti, gelirin adil dağıtılmasını daha güçlü savunmalıyız. Halkımıza yeni bir seçenek sunmalıyız.”

“Partimiz 44 yıldır ağız tadıyla iktidar olamadı”

Kurultayda oylamaya geçilmeden önce CHP Genel Başkan Adayı Özgür Özel de konuşmasında dikkat çeken mesajlar verdi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşmasında yaptığı “hançer” açıklamasına yanıt veren Özel, “Hiç üzerime alınmadım. CHP’de hançer olmaz ama bizim partide kılıç da olmaz” dedi ve şöyle devam etti: “Hiç üstüme alınmadım. CHP’de hançer yok, hançerleyecek de kimse yok.

En iyi siz bilirsiniz ki ne partide ne partililer de hançer olmaz ama kılıç da olmaz. Hani seçimlere iki gün kala sizin atadığınız önce Atatürk’e sonra önceki genel başkanımıza laflar eden kadını sorduğum dediğiniz Hasan Cengiz bir kılıç getirmiş. CHP’de danışmanım diyen ama profil resminde Recep Tayyip Erdoğan olup değişim diyenlere kılıç çekenlerin alnını karışlarım.”

Özgür Özel şunları söyledi: “Rize Pazar’da biri uyandı bu sabah. Isparta Yalvaç’ta, Edirne Keşan’da biri uyandı bu sabah. Tekirdağ Malkara’da Sinop Erfelek’de biri uyandı bu sabah. Konya Taşkent’te 81 ilde 973 ilçede biri uyandı bu sabah. Biri uyandı gitti partiyi açtı, televizyonu açtı, çayı demledi ve dedi ki ‘Birazdan gelir bizimkiler kurultayı izleriz’ dedi. Baba evimizde çayı demleyenlere, bacayı tüttürenlere, bayrağı sallayanlara kurultayımızdan selam olsun.

Memleketim Manisa’ya ikinci memleketim deyince kafasındaki kasveti çıkarıp başıma geçiren Ökkeş amcanın Osmaniye’sine, Ecevit’in Zonguldak’ına, sayın Genel başkanımızın Tunceli, Dersim’e, Uşak’ına, Trabzon’a, Karadeniz’e selam olsun. Güzelim Marmara’ya selam olsun. Trakya’ya selam olsun. Van’a, Mardin’e, Güney Doğu’ya selam olsun.

Memleketimin dört bir yanında altı oklu bayrağı sallayanlara, Soma’da, Zonguldak’ta, Bartın’da yerin yüzlerce metre altında çalışanlara, İzmir’de Agrobay’da direnen kadınlara, Silivri’de Bakırköy’de hepimizin yerine yatan Can Atalay’a, Tolga Şardan’a, Osman Kavala’ya, Selçuk Mızraklı’ya, Selahattin Demirtaş’a selam olsun.

Biz ülkemizi çok partili rejimle barıştıran, kaybettiği ilk seçimden sonra ‘Benim en büyük zaferimdir’ diyebilen ‘Ne ezen ne ezilen’ ve Garp Cephesi komutanı İsmet Paşa’nın partisiyiz.

38. Kurultayımızdayız. Atatürk ilk kurultay olarak toplanan 1927 kongremizin açılış konuşmasında ‘Bu CHP’nin ikinci kurultayıdır’ der. Paşa der ki ‘İlkini Sivas’ta yapmadık mı’ İşte bu ifade bizim kurultayımızı diğer bütün partilerin kurultaylarından farklılaştırır.

CHP Kurultayları sadece kendi partimiz için değil ülke siyasetini de şekillendirir, şekillendirmiştir. Biz bugün sadece partimize genel başkan seçmeye gelmedik. Yeni bir hikayeye başlamak, Türkiye siyasetini yeniden şekillendirmek için buradayız. Özellikle tarihimizdeki iki büyük kurultay memleketimizin önüne önemli hedefler koydu ve partimizi iktidar yaptı.

Burada bize ve kendinize yeni bir görev vereceksiniz. Bu görev Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında CHP’yi yeniden iktidar yapma görevidir. Partimiz, 1979’dan bu yana 44 yıldır ağız tadıyla iktidar olamadı. İyi niyetli çabalara rağmen 44 yıldır bunu yapmayı beceremedik. Aslında ikinci yüzyılın ilk kurultayındayız. Ben sizi sadece bir genel başkan, bir parti meclisi seçecek 38.

Olağan Kurultay’ın delegeleri olarak görmüyorum. Ben bugün tribünlere baktığımda, sahaya baktığımda sizlerin gözlerinin içine baktığımda parti tarihini bilen, her biri tertemiz, sosyal demokrasiyi benimsemiş, pırıl pırıl partilileri, gençleri görüyorum. 44 yıldır delegelerimizin verdiği görevi yerine getiremediğimizden hem partimiz hem ülkemiz bedeller ödedi. CHP iktidar olmadıkça ardı ardında sağ partiler ülkeyi yönettiler.

Bugüne dek değişimi başaramadığımız, iktidar olamadığımız için kuruluşunda büyük rol oynadığımız Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına çürümüş bir adalet sistemiyle, yarısı yoksulluk sınırının altında yaşayan bir nüfusla giriyoruz. CHP’nin seçim kaybının maliyeti deyince bazı arkadaşlarımız dar bir çerçeveden bakıp ‘Hepimiz oradayız, hesabı neden sadece Kemal bey ödüyor’ diyor.

Hesabı ne Kemal bey ödüyor, ne Özgür Özel. Ancak hesabı dünyanın en güzel ülkesinde yaşadığı halde dünyanın başka ülkelerinde hayal kuran gençlerimiz ödüyor. Cumhuriyet yas tutma rejimi değildir. Marifet yas tutulacak acıları bitirecek, yas tutan yaşlı gözlerin yaşını silmek. Anaları da çocukları da babaları da güldürmektir Cumhuriyet.

Sokağın sesini duymazdan gelemeyecek yüreklerimiz, umutsuzluğa kapılmayacak delegelerimiz var. Biz altı okumuzdan mahçup olmayacak, sokaktan ve meydandan korkmayacak bir parti anlayışına hızla evrilmek durumdayız. Biz kaybedilen seçim sonrası hiçbir şey olmamış gibi davranılmasına, hatta bu ağır yenilginin sorumluluğunun alınmamasına karşı çıkanlarız. Bir yolculuktayız, bu ‘Sana Söz’ deyip yola çıkıp boynunu büktüklerimizden helallik isteme yolculuğudur.

Paylaşın