CHP’nin Yeni Genel Başkanı “Değişimin Adayı” Özgür Özel

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 38. Olağan Kurultayı’nda heyecanlı ve uzun geçen genel başkanlık yarışında ipi göğüsleyen değişimcilerin adayı Özgür Özel Oldu. Partinin 8. Genel Başkanı olan Özgür Özel, genel başkanlığı ikinci turda 812 oyla kazandı. Kılıçdaroğlu ise 536 oyda kaldı.

Haber Merkezi / Özgür Özel, sonuçların açıklanması sonrası yaptığı konuşmada, hayatının en büyük gururunu, onurunu yaşadığını söyledi.

Özgür Özel, “Bunu Cumhuriyet’in 100. yılında, hatta Türkiye’nin 100. yılında kurulan ilk sandığında, ikinci yüzyıla yön verecek partimizin kurultayında oy birliği ile ve hepimizin yürekten desteklediği şekilde, şahsınıza verilen bu onurlu görevi layıkıyla yerine getirdiğiniz için tüm CHP’liler adına size teşekkür ediyorum” dedi.

“Sırtıma, omzuma yüklemiş olduğumuz sorumluluğun farkındayım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, İsmet Paşa’nın Deniz Baykal’ın, Bülent Ecevit’in Kemal Kılıçdaroğlu’nun oturduğu koltuğa sahip çıkmak hepimizin görevidir. Ben, sizlere güveniyorum” diye konuşan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“CHP’nin 130 milletvekilinden oluşan harika bir grubu var. Bu salondan 130 milletvekilimizle el ele omuz omuza çıkıyorum. Kol kola, omuz omuza çıkıyorum. İmza sayıları çok konuşuldu. Ben seçim sonuçlarını sayın başkanım müsaade ederse 1366 delegemizi bana oy vermiş kabul ediyor, hepsine teşekkür ediyorum.

Zorlu bir süreci geride bıraktık. Büyük bir travmanın ardından umutsuzluğu umuda çevirmek, düşmüş omuzları dikleştirmek, yere bakan yüzleri havaya kaldırmak ve asılan suratları güldürmek…Buna inandık, arkadaşlarımızla inandık. Sizlere inandık. Siz de inandınız. Umudu yükselttiniz. Umut içindeyiz. Bu zor süreçte bu salondan dışarıya hiçbir kırgınlık çıkarmayacağıma kendi adıma söz veriyorum. Benim, süreç boyunca ve bugün istemeden kırdıklarım olduysa affola.

Hep birlikte 5 ay sonraki yerel seçim sürecine odaklanacağız. Buradan 1,5 milyon üyemize diyorum ki, biz Cumhuriyet’in 100. yılında yaşadığımız büyük üzüntüyü telafi etmek, yüzleri güldürmek, ikinci yüzyıla zaferle girmek için örgütümüzde yarından itibaren seferberlik ilan ediyorum. Durmayacağız, çalışacağız. omuz omuza çalışacağız. Elimizdeki belediyelerin tamamını yeniden kazanacak, yanlarına yenilerini ekleyecek ve hep birlikte büyük bir zaferi kazanacağız. Ben buna inanıyor ve bunun için sizlere güveniyorum.”

Örgüte verdiğim bütün sözleri tutacağım. Yarın sabah 9.30’da 81 il başkanımla yarınki PM sürecini görüşmek üzere toplantı koydum, kendilerini davet ediyorum. Ön seçim ve demokratik tüzüğe yönelik bundan sonra bu partiye yakışır her türlü sözleri zaman kaybetmeden tutacağız…Bundan sonra hep beraber büyük zaferler yaşayacağız. Bugün burada zafer, CHP’den bir adayın değildir. Bir ekibin değildir.

Bir yarışmanın sonunda kazanılan bir zafer değildir. Bugünkü zaferin galibi bütün CHP’lilerdir. Biz, bütün Türkiye’ye ve dünyaya parti içi demokrasiyi, çoklu yarışı, CHP’de genel başkanın demokratik seçimlerle değişebileceğini hep birlikte gösterdik…Şimdi önceki genel başkanlarımızla sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile ve bu partiye emek veren herkesle birlikte el ele omuz omuza yerel seçim zaferi için yola çıkıyoruz. Yolumuz açık olsun. Yolunuz açık olsun. Hepinizi çok seviyorum.”

“Özgür Özel’i kutluyor, başarılar diliyorum”

Seçimin sonuçlanmasının ardından sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Kemal Kılıçdaroğlu, “Büyük Önderimiz Atatürk’ün emanetini, bugüne kadar onurla taşıdım. Ve bugün, kurultay delegelerimizin verdiği kararla, Genel Başkanlık görevine veda ediyorum. Bugüne kadar mücadelemize omuz veren herkese teşekkür ederim. Genel Başkanlık görevine seçilen yeni Genel Başkanımız Özgür Özel’i kutluyor, başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel kimdir?

Özgür Özel, 21 Eylül 1974’te Manisa’da doğdu. Babasının adı Talat, annesinin adı Rukiye Şükran’dır. Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirdi. Serbest eczacı olarak çalıştı. Manisa Eczacı Odasında sırasıyla Yönetim Kurulu Üyesi, Veznedarı, Genel Sekreteri ve Başkanlığı görevlerini yürüttü.

2007 yılında Türk Eczacıları Birliği (TEB) Merkez Heyeti üyeliğine seçildi. TEB’de Saymanlık ve 2 dönemde Genel Sekreterlik görevinde bulundu. Kongre ve konferanslara çok sayıda bildiri sundu.

Uluslararası Eczacılık Federasyonu, Avrupa Birliği Eczacılık Grubu ile Avrupa Eczacılık Forumu’na üyelikleri bulunmaktadır. İyi düzeyde Almanca ve İngilizce bilen Özel, evli ve 1 çocuk babasıdır.

Kurultay’da neler yaşandı?

Partinin 38. Kurultayı Ankara’da toplandı. Geçtiğimiz mayıs ayında kaybedilen genel seçimler sonrası parti içinde yükselen ‘değişim’ sloganlarıyla kurultay sürecine gelinirken 81 ilden 1.367 delege, yeni genel başkan ve parti meclisi üyelerini seçmek üzere bir araya geldi.

Ana muhalefet partisinde kurultayın ilk günü genel başkanlık, yarın (Pazar günü) ise 60 üyeli Parti Meclisi (PM) ve 15 üyeli Yüksek Disiplin Kurulu üyelikleri için seçimi yapılıyor.

Ankara Spor Salonu’nda saat 10:00 itibarıyla başlayan olağan kurultayın sloganı ‘İkinci Yüzyılda Demokrasi ve Birlik’ olarak belirlendi. Divan Başkanlığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen kurultay öncesi, CHP Genel Başkanlığına adaylık için parti lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanı Özgür Özel, eski PM üyesi Örsan Öymen ve eski milletvekili İlhan Cihaner imza topladı.

İlhan Cihaner, kurultay sabahı sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak adaylıktan çekildiğini duyurdu. Cihaner, çirkin bir ortam yaratıldığını savunduğu mesajında ‘Bu anti demokratik, siyasetsiz ve kişilere indirgenmiş yarışın parçası olmayı reddediyoruz’ ifadelerini kullandı.

Kurultay’ın ilerleyen saatlerinde eski milletvekili İlhan Cihaner’in ardından bir diğer aday eski PM üyesi Örsan Kunter Öymen de çekildiğini açıkladı. Cihaner ve Öymen’in çekilmesiyle birlikte, partide liderlik koltuğu yarışı Kılıçdaroğlu ile Özel arasında geçti.

Kılıçdaroğlu, ‘6’lı masa ittifakı’ eleştirilerine yanıt verdi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Kurultayında yaptığı konuşmada seçim sürecindeki ‘6’lı masa ittifakı’ eleştirilerine yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, ‘Yolu doğru olanın yükü ağır olur, hançerle beraber yükümüz ağırdı. Beni asıl üzen sırtımdaki yük değil sırtımdaki hançerlerdi. Seçim bitti, kazanamadık’ dedi.

Kılıçdaroğlu’nun öne çıkan açıklamaları şöyle: “Sevgili örgütüm; biliyorum sizleri zaman zaman üzdüm ama asla utandıracak bir şey yapmadım.

100 yıllık bir tarih her siyasal partiye nasip olan bir tarih değildir. 100 yıllık tarih içerisinde genel başkanlarımız tutuklandı, hapse girdi. Yılmadık. Şimdi 100. yılımızı kutluyoruz. Türkiye’de hiçbir partiye nasip olmayacak tarihi beraber yaşıyoruz.

CHP’yi 100 yıl yaşatan gerçek kuruluşunun savaş meydanlarında Kuvayi Milliye’ciler tarafından gerçekleştirilmesidir. Biz sıradan bir parti değiliz. Biz Kuvayi Milliyecilerin partisiyiz. Biz Atatürk’ün partisiyiz. Biz hiçbir evladımızın yatağa aç girmememesi için mücadele eden bir partiyiz. Biz herkesin inancına, herkesin kimliğine, yaşam tarzına saygı duyan bir partiyiz.

100 yılı yaşatanın örgütlerimiz olduğunu kimsenin unutmaması gerekir. Örgütlerimiz, 100 yıllık mirası yaşatanlardır. Bu salon diğer partilerin kurultaylarına benzemez. Bu salonda 5’li çeteler, oligarklar, uyuşturucu baronları yok. Bundan sonra da asla olamayacaktır. Bu salonda mafya bozuntuları, rüşvetçiler yok. Bundan sonra da olmayacaktır.”

“Türkiye fiilen yarı açık cezaevine dönmüş durumdadır: Osman Kavala’ya, Selahattin Demirtaş’a selam olsun…”
“Bizim kurultaylarımız her türlü düşüncenin özgürce sorgulandığı kurultaylardır. Bu aynı zamanda aydınlanmanın güvencesini ve sürekliliğini gösteririr. Onların kurultayları ise haber değeri olmayan kurultaylardır. 3 temel noktayı ifade edeyim. Partinin yükünü taşıyan örgütlerdir. Örgütler 100 yıllık birkiminin temel taşlarıdır. Ben dahil hiç kimse; ben dahil, kendisini partisinin üzerinde göremez.

7 madde halinde ülkenin içinde bulunduğu tabloyu ilginize sunacağım;

1. bugün içinde bulundğumuz koşullarda anayasa fiilen askıya alınmıştır.

2. saray devleti çoklu organ yetmezliği ile karşı karşıyadır.

3. yoksulluğu yaymak ve derinleştirmek, milyonları yardıma muhta hale getirmek Saray’ın politikası haline gelmiştir. Yoksulluk bir anlamda kabullenerek sürdürülebilir bir kültür haline dönüştürülmüştür. Türkiye’yi öyle bir noktaya getirdiler ki yasa dışı zenginleşme hayranlıkla izlenir hale geldi.

4. Türkiye fiilen yarı açık cezaevine dönmüş durumdadır. Gazeteciler görevlerini yapamaz haldedirler. Bu kurultayımızda şu anda tutuklu olan Tolga Şardan’a, Can Atalay’a, Osman Kavala’ya, Selahattin Demirtaş’a, Tayfun Kahraman’a, Çiğdem Mater’e, Emine Mine Özerden’e, Yiğit Ali Ekmekçi’ye, Hakan Altınay’a ve Barış Pehlivan’a selam gönderiyoruz. Selam olsun size demokrasi kahramanları.

5. İktidarda kalmak için her türlü hile ve sahtekarlığı yapmak Saray’ın politikası haline gelmiştir. Bir kan denizine dönüşen Filistin’de bile Türkiye’nin sözü geçmemektedir.

7. Türkiye, para karşılığı yanlış dış politikalar sonucu sığınmacı deposu haline dönüştürülmüştür.

Bu 7 madde tablonun bir yüzüdür. Saray’ın ahlaki ve siyasi meşruiyetinin artık sorgulanması gerekir.”

“Halka yeni bir seçenek sunmalıyız”

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 38. Olağan Kurultayı’nda açıklamalarda bulunarak, “Şimdi önümüzde iki yol var: Ya topluma yeni bir umut, yeni bir heyecan, yeni bir inanç vereceğiz; ya da 2023 seçimleri sonrasında ortaya çıkan büyük umutsuzluk dalgası yayılarak devam edecek” dedi.

Çelik şunları söyledi: “İktidarın tek alternatifi biziz. Yüz yıllık köklerimizden aldığımız güçle, birikimimizle bu karanlığı dağıtacak güç biziz. Toplum bizden umut bekliyor, tarihin sarkacı yön değiştiriyor. Tarih bizi göreve çağırıyor.

Biz size yeni bir yol, yeni bi umut yeni, bir başlangıç vaadediyoruz. Toplum ve ülkemiz Cumhuriyet Halk Partisi’nden büyük bir değişime öncülük etmesini bekliyoruz.

İstanbul’un sokaklarında dolaştığımda gözlerimin içine bakan insanlarımızın bizden umut beklediğini görüyorum. Bu umut ancak bir değişimle mümkün. Değişmeliyiz, toplumun her kesimi kucaklayacağız kaygısıyla siyasetsizleşmek yerine, sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini Türkiye’nin koşullarına güncelleyerek kendimizi topluma anlatmalıyız.

İnançlara saygılı laikliği topluma anlatmalıyız. Parti içi demokrasiyi güçlendirmeliyiz. Cumhuriyet Halk Partisi kurucu değerleriden ayrılmadan sosyal demorkasiyi, eşitliği, özgürlüğü, adaleti, gelirin adil dağıtılmasını daha güçlü savunmalıyız. Halkımıza yeni bir seçenek sunmalıyız.”

“Partimiz 44 yıldır ağız tadıyla iktidar olamadı”

Kurultayda oylamaya geçilmeden önce CHP Genel Başkan Adayı Özgür Özel de konuşmasında dikkat çeken mesajlar verdi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşmasında yaptığı “hançer” açıklamasına yanıt veren Özel, “Hiç üzerime alınmadım. CHP’de hançer olmaz ama bizim partide kılıç da olmaz” dedi ve şöyle devam etti: “Hiç üstüme alınmadım. CHP’de hançer yok, hançerleyecek de kimse yok.

En iyi siz bilirsiniz ki ne partide ne partililer de hançer olmaz ama kılıç da olmaz. Hani seçimlere iki gün kala sizin atadığınız önce Atatürk’e sonra önceki genel başkanımıza laflar eden kadını sorduğum dediğiniz Hasan Cengiz bir kılıç getirmiş. CHP’de danışmanım diyen ama profil resminde Recep Tayyip Erdoğan olup değişim diyenlere kılıç çekenlerin alnını karışlarım.”

Özgür Özel şunları söyledi: “Rize Pazar’da biri uyandı bu sabah. Isparta Yalvaç’ta, Edirne Keşan’da biri uyandı bu sabah. Tekirdağ Malkara’da Sinop Erfelek’de biri uyandı bu sabah. Konya Taşkent’te 81 ilde 973 ilçede biri uyandı bu sabah. Biri uyandı gitti partiyi açtı, televizyonu açtı, çayı demledi ve dedi ki ‘Birazdan gelir bizimkiler kurultayı izleriz’ dedi. Baba evimizde çayı demleyenlere, bacayı tüttürenlere, bayrağı sallayanlara kurultayımızdan selam olsun.

Memleketim Manisa’ya ikinci memleketim deyince kafasındaki kasveti çıkarıp başıma geçiren Ökkeş amcanın Osmaniye’sine, Ecevit’in Zonguldak’ına, sayın Genel başkanımızın Tunceli, Dersim’e, Uşak’ına, Trabzon’a, Karadeniz’e selam olsun. Güzelim Marmara’ya selam olsun. Trakya’ya selam olsun. Van’a, Mardin’e, Güney Doğu’ya selam olsun.

Memleketimin dört bir yanında altı oklu bayrağı sallayanlara, Soma’da, Zonguldak’ta, Bartın’da yerin yüzlerce metre altında çalışanlara, İzmir’de Agrobay’da direnen kadınlara, Silivri’de Bakırköy’de hepimizin yerine yatan Can Atalay’a, Tolga Şardan’a, Osman Kavala’ya, Selçuk Mızraklı’ya, Selahattin Demirtaş’a selam olsun.

Biz ülkemizi çok partili rejimle barıştıran, kaybettiği ilk seçimden sonra ‘Benim en büyük zaferimdir’ diyebilen ‘Ne ezen ne ezilen’ ve Garp Cephesi komutanı İsmet Paşa’nın partisiyiz.

38. Kurultayımızdayız. Atatürk ilk kurultay olarak toplanan 1927 kongremizin açılış konuşmasında ‘Bu CHP’nin ikinci kurultayıdır’ der. Paşa der ki ‘İlkini Sivas’ta yapmadık mı’ İşte bu ifade bizim kurultayımızı diğer bütün partilerin kurultaylarından farklılaştırır.

CHP Kurultayları sadece kendi partimiz için değil ülke siyasetini de şekillendirir, şekillendirmiştir. Biz bugün sadece partimize genel başkan seçmeye gelmedik. Yeni bir hikayeye başlamak, Türkiye siyasetini yeniden şekillendirmek için buradayız. Özellikle tarihimizdeki iki büyük kurultay memleketimizin önüne önemli hedefler koydu ve partimizi iktidar yaptı.

Burada bize ve kendinize yeni bir görev vereceksiniz. Bu görev Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında CHP’yi yeniden iktidar yapma görevidir. Partimiz, 1979’dan bu yana 44 yıldır ağız tadıyla iktidar olamadı. İyi niyetli çabalara rağmen 44 yıldır bunu yapmayı beceremedik. Aslında ikinci yüzyılın ilk kurultayındayız. Ben sizi sadece bir genel başkan, bir parti meclisi seçecek 38.

Olağan Kurultay’ın delegeleri olarak görmüyorum. Ben bugün tribünlere baktığımda, sahaya baktığımda sizlerin gözlerinin içine baktığımda parti tarihini bilen, her biri tertemiz, sosyal demokrasiyi benimsemiş, pırıl pırıl partilileri, gençleri görüyorum. 44 yıldır delegelerimizin verdiği görevi yerine getiremediğimizden hem partimiz hem ülkemiz bedeller ödedi. CHP iktidar olmadıkça ardı ardında sağ partiler ülkeyi yönettiler.

Bugüne dek değişimi başaramadığımız, iktidar olamadığımız için kuruluşunda büyük rol oynadığımız Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına çürümüş bir adalet sistemiyle, yarısı yoksulluk sınırının altında yaşayan bir nüfusla giriyoruz. CHP’nin seçim kaybının maliyeti deyince bazı arkadaşlarımız dar bir çerçeveden bakıp ‘Hepimiz oradayız, hesabı neden sadece Kemal bey ödüyor’ diyor.

Hesabı ne Kemal bey ödüyor, ne Özgür Özel. Ancak hesabı dünyanın en güzel ülkesinde yaşadığı halde dünyanın başka ülkelerinde hayal kuran gençlerimiz ödüyor. Cumhuriyet yas tutma rejimi değildir. Marifet yas tutulacak acıları bitirecek, yas tutan yaşlı gözlerin yaşını silmek. Anaları da çocukları da babaları da güldürmektir Cumhuriyet.

Sokağın sesini duymazdan gelemeyecek yüreklerimiz, umutsuzluğa kapılmayacak delegelerimiz var. Biz altı okumuzdan mahçup olmayacak, sokaktan ve meydandan korkmayacak bir parti anlayışına hızla evrilmek durumdayız. Biz kaybedilen seçim sonrası hiçbir şey olmamış gibi davranılmasına, hatta bu ağır yenilginin sorumluluğunun alınmamasına karşı çıkanlarız. Bir yolculuktayız, bu ‘Sana Söz’ deyip yola çıkıp boynunu büktüklerimizden helallik isteme yolculuğudur.

Paylaşın

CHP’li Özel: Çürümüş Bir Sistemle Cumhuriyet’in 100. Yılına Giriyoruz

CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ında konuşan CHP’li Özgür Özel, “Bugün Türkiye’nin ikinci yüzyılının ilk kongresini ilk kurultayını yapıyoruz. Burada bize ve kendimize yeni bir görev vereceksiniz. Bu görev ikinci yüzyılda CHP’yi yeniden iktidar yapma görevidir.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Partimiz 1971’den bu yana ağız tadıyla iktidar olamadı. İyi niyetli çabalara rağmen 44 yıldır bunu başarmayı beceremedik. CHP iktidar olmadıkça ardı ardına sağ partiler iktidarı yönettiler.”

Özel, konuşmasının devamında, “Bugüne kadar değişimi başaramadığımız için kuruluşunda büyük rol oynadığımız cumhuriyetin köklü kurumları zayıflamış, işlevsizleşmiş bir meclisle, çürümüş bir adalet sistemiyle, demokratik bir dünyadan uzaklaşmış bir ülke ile giriyoruz Cumhuriyet’in 100’üncü yılına” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) genel başkanının seçileceği 38. Olağan Kurultayı, Ankara Spor Salonu’nda devam ediyor. Aday olmak için yeterli sayıya ulaşan CHP Grup Başkanı Özgür Özel, sahneye çıkarak konuşma yaptı.

CHP Genel Başkan Adayı Özgür Özel’in konuşması özetle şöyle: “Kayyım atanan Van’a, Diyarbakır’a selam olsun. Memleketimin dört bir yanında altı ok bayrağı sallayanlara, yerin yüzlerce metre altında can pahasına çalışanlara, İzmir’de direnen kadın işçilere, İstanbul’da direnen Sputnik gazetecilerine, gazeteci Tolga Şardan’a, Selçuk Kozağaçlı’ya, Osman Kavala’ya, Çiğdem Mater’e, Selahattin Demirtaş’a selam olsun.

Bugün Türkiye’nin ikinci yüzyılının ilk kongresini ilk kurultayını yapıyoruz. Burada bize ve kendimize yeni bir görev vereceksiniz. Bu görev ikinci yüzyılda CHP’yi yeniden iktidar yapma görevidir.

Partimiz 1971’den bu yana ağız tadıyla iktidar olamadı. İyi niyetli çabalara rağmen 44 yıldır bunu başarmayı beceremedik. CHP iktidar olmadıkça ardı ardına sağ partiler iktidarı yönettiler.

Bugüne kadar değişimi başaramadığımız için kuruluşunda büyük rol oynadığımız cumhuriyetin köklü kurumları zayıflamış, işlevsizleşmiş bir meclisle, çürümüş bir adalet sistemiyle, demokratik bir dünyadan uzaklaşmış bir ülke ile giriyoruz Cumhuriyet’in 100’üncü yılına.

Kurucumuzun gösterdiği yönde 45 bin dolar, bu tarafta 4 bin 500 dolarlık bir fakirlik var. Siyasi ekonomik ve sosyal ağır maliyetini yaşıyoruz. CHP’nin seçim maliyeti deyince dar bir çerçeveden bakıp ‘Seçime hep beraber girdik, birlikte kaybettik, hesabı niye Kemal bey ödüyor?’ deniliyor.

Ben bu yaklaşıma itiraz ediyorum, hesabı ne Kemal Bey ne ben ödüyorum. Hesabı dünyanın başka ülkede hayal kuran gençlerimiz ödüyor. Hesabı cezaevine atılan siyasetçiler ödüyor, hesabı kredi borcunu ödeyemeyen esnaflar, yoksullar fakirleşerek ödüyorlar, yeterli beslenemeyen, barınamayan üniversite öğrencileri ödüyor.

Biz altı okumuzla mahcup olmayacak, cesur davranacak, sokaktan korkmayacak, örgütü bir yük olarak görmeyecek bir parti anlayışına hızla evirilmek durumundayız. Biz kaybedilen seçim sonrasın hiçbir şey olmamış gibi özeleştiri yapılmamasına, ağır yenilginin sorumluluğunun alınmamasına karşı çıkılmamasına karşıyız.

Terörü örgütü olan Hamas’ın sivillere yönelik yaptığı katliama bunu araçsallaştıran İsrail devlet terörüne dönüştürdü. Kimden gelirse gelsin teröre seyirci kalamayız, meydan okuyoruz ve lanetliyoruz.

“Partimiz iktidara benzeyen yöntemlerle yönetilemez”

Tüm siyaset anlayışımızla değişmeliyiz. Halkın sesine kulak vererek, partimizin kaderini değiştirmek için değiştirmeliyiz. Biz sosyal demokrat bir partiyiz, biz emeğin partisiyiz. Partimiz iktidara benzeyen yöntemlerle yönetilemez.

Toplumun sesine kulak tıkayarak, değişime direnerek yönetilmez. Atatürk’ün koltuğunu istediği birine devredeceğini düşünmek kurultayın iradesine ve buraya gelenleri hiçe saymaktır.

Biraz önce genel başkan bir hançerden bahsetti. Bu hançer konusu sizinle ilgili mi dediler, hiç üstüme almadım. CHP’de hançer yok, hançerleyecek kimse de yok. Genel Başkanım benim de diyecek bir şeyim varsa siz de bilirsiniz bizim partide ve partililerde hançer olmaz. Bizim partide kılıç da olmaz.

CHP’de danışmanım diyen ama profil resminde Recep Tayip Erdoğan diyen değişimcilere kılıç çekecek olanların alnını karışlarım.

Boyu Erdoğan’a daha yakın, onun gibi daha sert konuşabilecek, onu arkadaş bırakacak bir lider seçmenizi öneriyorum. Onun işi kolay o kesiyor, bölüyor. O sağcı-solcu der, Kürt-Türk der, milli-gayri milli der, büyük tarafı alır küçük tarafı 50 artı bir yapmak için seni ittifaklara zorlar. Olmadı olmuyor dersen Erdoğan seçimi o zaman kazanır.

CHP’nin de HDP’nin de yoksuluna, güvencesizine dokunabilirsen işte Erdoğan’ın dokunamadığı onun ittiği tarafta senin değdiğin yerde halkın iktidarı var. Sokaktan, meydandan korkmayan, toplumun tepkilerinin örgütlenmesine katkı sağlayan barışçıl yollarlar yapılan her protestonun teminatı olan CHP’nin önünde yürüyecek bir genel başkanın sözünü veriyorum.

Siz ikinci yüzyılın ilk sandığının delegeleri, siz bu partiyi ayağa kaldırmaya hazır mısınız? Kalkın ayağa ve bu ülkeyi ayağa kaldırın, ben size ve ikinci yüzyılın delegelerine güveniyorum. Biz kazanacağız. Bana cesaret, Türkiye’ye umut veriyorsunuz. Ayağa kalkın, Türkiye’yi ayağa kaldırın. Sizden güç alıyorum ve size güç veriyorum. İyi ki varsınız, iyi ki CHP’liler var. Biz başaracağız, CHP başaracak.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Ben Dahil Kimse, Kendini Partinin Üstünde Göremez

CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ında konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu salon diğer partilerin salonlarına benzemez. Bu salonda 5’li çeteler yok, sarayın oligarkları yok, uyuşturucu baronları yok, asla da olamayacaklardır. Bu salonda mafya bozuntuları yok, harama ekmek doğrayanlar yok, rüşvetçiler yok, bundan sonra da olmayacaktır” dedi ve ekledi:

“Bizim kurultaylarımız her türlü düşüncenin tartışıldığı kurultaylardır. Onların kurultayları ise haber değeri olmayan kurultaylarıdır. Bizim örgütümüz de diğer partilerin örgütlerine benzemez. Tartışırız ama parti disiplinini de bozmayız. Ben dahil kimse, kendini partinin üstünde asla ve asla göremez.”

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu seçim dönemine yönelik açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“100 yıllık bir tarih herkese nasip olmaz. Kapatıldık, arşivlerimize el kondu, genel başkanlarımız tutuklandı, yılmadık, direndik ve 100’üncü yılımızı şimdi kutluyoruz. Hiçbir partiye nasip olmayacak bir tarihi beraber yaşıyoruz. CHP’yi 100 yıl yaşatan gerçek, kuruluşunun savaş meydanlarında gerçekleştirilmesidir. Sıradan bir parti değiliz. Biz Kuvayi Milliye’cilerin partisiyiz.

100 yıllık bir tarih herkese nasip olmaz. Kapatıldık, arşivlerimize el kondu, genel başkanlarımız tutuklandı, yılmadık, direndik ve 100’üncü yılımızı şimdi kutluyoruz. Hiçbir partiye nasip olmayacak bir tarihi beraber yaşıyoruz. CHP’yi 100 yıl yaşatan gerçek, kuruluşunun savaş meydanlarında gerçekleştirilmesidir. Sıradan bir parti değiliz. Biz Kuvayi Milliye’cilerin partisiyiz.

“Türkiye için mücadele ettim”

Sevgili örgütüm, biliyorum. Sizleri zaman zaman üzdüm. Ama bir şeyi bilmenizi isterim, asla ve asla sizi utandıracak hiçbir şey yapmadık. Hep sizler için ve Türkiye için mücadele ettim. Bu parti bütün kurultaylarından güçlenerek çıkmıştır. Yine güçlenerek çıkacaktır.

Türkiye’nin içinde bulunduğu tabloyu sunacağım. Bugün içinde bulunduğumuz koşullarda Anayasa fiilen askıya alınmıştır. Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti artık Türkiye’de işlememektedir. Saray devleti çoklu organ yetmezliği ile karşı karşıyadır. Güçler ayrılığı ilkesi tümüyle gitmiştir. Yoksulluğu yaymak ve derinleştirmek ve milyonları yardıma muhtaç hale getirmek, saray devletinin politikasına dönüşmüştür. Üzülerek görüyoruz ki yoksulluk, kabullenilerek sürdürülen bir kültür haline getirilmiştir.

Türkiye fiilen yarı açık cezaevine dönüştürülmüş durumdadır. Gazeteciler görevlerini yapamaz haldedirler. Bu kurultayımızda şu anda tutuklu olan Tolga Şardan’a, Can Atalay’a, Osman Kavala’ya, Selahattin Demirtaş’a, Tayfun Kahraman’a, Emine Mine Özerden’e, Yiğit Ali Ekmekçi’ye, Hakan Altınay’a ve Barış Pehlivan’a selam gönderiyoruz. Selam olsun size demokrasi kahramanları.

Altı lider oturduk, bu tabloyu kısmen anlattım. Biz altı lider tarihin bize yüklediği sorumluluğun gereğini yapmak zorundaydık. Ülkeyi nasıl yöneteceğimizi oturduk konuştuk. Ortak mutabakat metni hazırladık. İş Cumhurbaşkanlığı adaylığının seçilmesine gelince hepinizin malumu olan masadan kalkmalar ve masaya dönmeler başladı.

Sırtımdaki hançerlerle seçime girmek zorunda kaldım. Beni asıl üzen, sırtımdaki yük değildi, sırtımdaki hançerlerdi. Seçim bitti, kazanamadık. Daha nefes almadan değişim söylemleri başladı. Değişim söylemini dillendirenler uzun süre değişmeyenlerdi. Ama seçimden sonra ilk işim onları değiştirmek oldu.

“Şimdi biz sağcı mıyız, solcu muyuz?”

Bizim sağa kaydığımızı söyleyenlere sormak isterim, çöpten kağıt toplayanların yanına kim gitti? Sendikaların bile doğru dürüst sahip çıkmadığı taşeron işçilerin yanına kim gitti? Bu sağcılık mıdır solculuk mudur? Ne diyor Gazi Mustafa Kemal, “Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir.” Biz onlar için mücadele ettik. Hangi siyasal parti apartman görevlilerinin sorunlarıyla ilgilendi? Temel felsefe halklılaşmak. Halkın yanında olacağız. Şimdi biz sağcı mıyız, solcu muyuz? Bu nasıl bir algıdır, nasıl bir kin ve öfkedir? Anlamakta zorluk çekiyorum.

Bay Kemal’in yol arkadaşı olmanız için başka partilerin CHP’yi dizayn etmesine izin vermeyeceksiniz. CHP’yi nasıl karıştırdıklarını çok iyi biliyorum Bu örgüt 100 yıllıktır, bu ülkenin çimentosudur. Bay Kemal’in yol arkadaşı olmak için vefalı olacaksın vefalı. Bay Kemal’in yol arkadaşı olacaksan Bay Kemal’i arkadan hançerlemeyeceksin.

13 Haziran 2023, yine grup toplantısı, “Gemiyi limana sağlam götürmek kaptanın görevidir”. Benim CHP kültüründen aldığım en büyük derslerden birisi budur, bunu söyledim. Kurultaydan 20-25 gün sonra bir tüzük kurultayı yapacağım. Değişim nasıl olur bütün dünya bunu öğrenecek.

Cinsiyet kotası getireceğim. Yüzde 50’ye var mısınız? Vekilliği 3 dönem ile sınırlayacağım. Artık her yerde ön seçim olacak. Genel sekreterlik makamını güçlendireceğiz. Parti müfettişliklerini yeniden inşa edeceğiz. Seçimlerde oyunu en çok artıran 5 ilin başkanı Parti Meclisi üyesi olacak. İnşallah ben de bir sonraki kurultayda sizlerin arasında oturup yeni genel başkanı alkışlayacağım.”

Paylaşın

İmamoğlu: Yeni Hikayeyi Yazmaya Birlikte Başlayacağız

CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ında konuşan Ekrem İmamoğlu, “Demokrasiyi, devleti, adaleti, refahı bizden daha iyi inşa edecek, temsil edecek bir başka parti yoktur. Bizi, temsil ettiğimiz anlayış sadece Cumhuriyet ideali, sadece özgürlüğün ve eşitliğin, dayanışmanın güvencesi değildir, toplumsal ve uluslararası barışın da güvencesidir” dedi ve ekledi:

“‘Güzel günler güreceğiz, güneş günler göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz çocuklar. Işıklı maviliklere hep birlikte süreceğiz.’ Bugün ve yarın sizlerin iradesiyle ülkemizin tüm kesimlerini birleştirecek yeni ve güçlü bir vizyonun hikayesini yazmaya hep birlikte başlayacağız. Bu irade, 2. yüzyılda ülkemize çoğulcu demokrasiyi ve adil paylaşmayı armağan edecek.”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP), genel başkanının seçileceği 38. Olağan Kurultayı, bugün Ankara Spor Salonu’nda başladı.

Ana sloganı “İkinci Yüzyılda Demokrasi ve Birlik Kurultayı” olan kurultayda, CHP Genel Başkanlığı için Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanı Özgür Özel, eski PM üyesi Örsan Kunter Öymen ve Ünal Karahasan yarışacak. Eski milletvekili İlhan Cihaner ise adaylıktan çekildi.

Kurultayda ilkin Kıllıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşünden, daha önce yaptığı konuşmalardan kesitler yer alan bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Bu esnada zaman zaman “değişim” sloganları atılması dikkat çekti.

Divan başkanlığına seçilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Her şey çok güzel olacak” ve “değişim” sloganları altında sahneye çıktı. “CHP, bu ülkenin kurucu ve birleştirici gücüdür. Bu toprakların en köklü, en kapsayıcı siyasi geleneğidir” diyen İmamoğlu’nun konuşması özetle şöyle:

“Bu ülkenin kurtuluş ve kuruluş süreçlerini yürütürken bu topraklarda yaşayan halkımızı birleştirerek milli görevimizi, her düşüncenin üzerinde tutarız.

Bugün bizi yine hayati bir görev bekliyor. Cumhuriyet ve demokrasinin ilke ve idealleri etrafında yeniden, milletçe, kayıtsız şartsız buluşmaya ihtiyacımız var. Toplumsal bütünleşmeye ihtiyacımız var. Ülkemizi zenginleştirmeye ve zenginliklerimizi adil biçimde paylaşmaya ihtiyacımız var.

21 yıldır iş başında olan bu baskıcı iktidar, cumhuriyetimizi, demokrasimizi, devletimizi ve birbirimize olan inancımızı tahrip etti. Devletimizi, asırlık yapılarımızı darmadağın etti. Eşsiz ülkemizi, dünyadan uzaklaşmış bir yönetim anlayışına mecbur etti.

Gelir dağılımını tehlikeli bir biçimde bozdu. Çalışanların yüzde 60’ını asgari ücrete mahkum etti. Yargı sistemini silah gibi kullanarak bugünlerde gazetecilere yaptığı gibi kendisine muhalefet eden kim varsa herkesi içeri attı. Başımızdakiler adaletsiz bir ortam, baskıcı ve sadece işi bilmeyen insanlar değiller, aynı zamanda halkımızı borç batağına soktular.

CHP’nin inançlı kadroları olarak bizler bu fotoğrafı kabullenmeyiz, kabullenmiyoruz, kabullenmeyeceğiz. Ülkemin de partimin de bundan çok daha fazlasını yapabileceğine inanıyorum.

“Bu kurultayla Türkiye muhalefeti toptan şekillenecek”

Bu kurultay, milletimiz, devletimiz ve partimiz adına tarihi bir kurultay olacak. Bugün ve yarın, ikinci yüzyılın inşasına giden büyük bir yolculuğun büyük bir adımını atacağız. Bu kurultay, sadece CHP kurultayı değil, Türkiye muhalefetinin toptan şekilleneceği bir kurultaydır. Bu kurultay, toplumsal muhalefete büyük güç ve moral verecek.

Bu kurultayda halkımıza karşı her birimizin tarihi bir sorumluluğu vardır. Bu kurultay, geleceğin Türkiyesini adım adım kuracağımız yeni yüzyılın harcını hep birilikte atacağımız büyük ve şanlı yolculuğumuzun ilk adımıdır. Sorumlu davranmak, birliğimizi ve beraberliğimizi güçlendirip geleceğe güvenle bakmak gerekir.

5 ay sonra yerel seçimler var. Kurultayımız biter bitmez yerel seçimler için omuz omuza vereceğiz. Her sokakta, her mahallede, her fabrikada, her okulda, her tarlada halkımızla buluşacağız. 2. yüzyılın Türkiyesini hep birlikte inşa etmeye başlayacağız. Birçok ilçede ve metropollerde yerel seçimleri hep birlikte kazanacağız! Yeter ki biz ne yaptığımızı bilelim, yeter ki vatandaşın sesine kulak verelim.

Bu ülkede unutulanların, ötekileştirilenlerin, yok sayılanların, özgürlüğünden mahrum edilenlerin yanında olup haklarını savunacağız. 86 milyonun onurlu ve eşit hissedarı olduğu bir cumhuriyeti sil baştan hep birlikte ayağa kaldıracağız.

Demokrasiyi, devleti, adaleti, refahı bizden daha iyi inşa edecek, temsil edecek bir başka parti yoktur. Bizi, temsil ettiğimiz anlayış sadece Cumhuriyet ideali, sadece özgürlüğün ve eşitliğin, dayanışmanın güvencesi değildir, toplumsal ve uluslararası barışın da güvencesidir. ‘Güzel günler güreceğiz, güneş günler göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz çocuklar. Işıklı maviliklere hep birlikte süreceğiz.’

Bugün ve yarın sizlerin iradesiyle ülkemizin tüm kesimlerini birleştirecek yeni ve güçlü bir vizyonun hikayesini yazmaya hep birlikte başlayacağız. Bu irade, 2. yüzyılda ülkemize çoğulcu demokrasiyi ve adil paylaşmayı armağan edecek.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

HEDEP’li Tuncer Bakırhan: Geri Adım Atmayacağız

İnsan Hakları Derneği’nin genel kurulunda konuşan HEDEP’li Tuncer Bakırhan, “İHD, mazlumun hakkını savunuyor, mazlumum avukatlığını, yoldaşlığını yapıyor. Ama İHD’de 37 yıldır en az hakkını savunduğu mazlum kadar baskı gördü. Yöneticileri katledildi, çalışmaları engellendi, İHD bir hak arama kurumu olarak görülmedi, terörize edilmeye çalışıldı. En son giden bir İçişleri Bakanı’nın özellikle İHD’yi sürekli hedef göstermesi, tehdit etmesi de bu ülkede hep birlikte yaşadığımız bir durumdur” dedi ve ekledi:

“Başta İHD olmak üzere her birimize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Cezaevinden bir arkadaşımızla yazışıyoruz. Bizi tebrik etmek için aradığında ‘zor bir süreç’ demişti. O da, tam da hangi süreç zor değildi, hangi süreçte katliam ve faşizm yoktu, hangi süreçte demokratik ve rahat bir ortamda siyaset yaptık ki, diye sordu. Evet, bizim için hiçbir süreç kolay değil. Bu işlere bilerek ve isteyerek girdik. Yaptığımız işlerin bir karşılığın olduğunu da biliyorduk.”

Halkarın Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde gerçekleşen 21’inci Olağan Genel Kurulu’nda konuştu.

İHD’nin 37 yıldır baskılara, zorluklara ve faili meçhul cinayetlere rağmen ayakta kaldığını belirterek sözlerine başlayan Bakırhan, “İHD’nin kendisi 37 yıldır hak arayanın, mazlumun, emekçinin, Kürdün, Alevinin, ezilenin kapısı oldu. Dünyada 37 yıldır tüm faşizan uygulamalara, üyeleri ve yöneticilerine yapılan suikast ve faili meçhul cinayetlere rağmen ayakta duran, yılmayan, mücadelesine devam eden bir başka kurum yoktur” dedi.

Bakırhan, İHD’deki tüm emekçilere partisi adına teşekkür etti. Tuncer, “İHD’nin duruşu bize bir şey öğretti” dedi.

Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, Kongre divanının tamamen kadınlardan oluşmasından duyduğu memnuniyeti de dile getiren Bakırhan, “Kadın arkadaşlardan oluşan divanı selamlamak istiyorum. Dünyada sadece kadınlar olsaydı, bu şiddet, bu faşizm olur muydu diye düşünmemek elde değil” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, sözlerine şöyle devan etti: İHD’nin genel kurulunda bulunurken Vedat Aydın’ı, Ayşenur Zarakolu’nu, Leman Fırtına’yı şehit düşmüş, yaşamını yitiren arkadaşları anmadan geçmek istemiyorum. Rahmetle anıyoruz. Mücadelelerinin devamcısı olacağımızı bir kez daha belirtmek istiyorum.

Bu dönem çok büyük emek ve katkılar sunan şu anki yönetime teşekkürlerimi ve seçilecek yönetime de başarı dileklerimi iletmek istiyorum. Son 20 yıldır bir siyasi darbe anlayışı ile yönetiliyoruz. Askeri darbelerin ömrü bu kadar uzun değildi. Yargının, siyasi erkin eline geçtiği, ekonominin parti ekonomisi olduğu, adaletin yine iktidarın denetiminde olduğu bir parti devleti, parti darbesiyle birlikte devam ediyor Türkiye’deki yaşam.

Bugün 4 Kasım. Aslında Kürt siyasi hareketine yapılan en büyük darbelerin olduğu bir gündür. 4 Kasım’da başta Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak ve yüzlerce arkadaşımız gözaltına alınıp tutuklandı. 4 Kasım ile birçok kurumumuzun kapısına kilit vuruldu. İHD tam da bugünlerde mazlumun, ezilenin yanında durduğu için çok kıymetlidir. Bu darbe devam ediyor. Orta Doğu’da bir savaş devam ediyor, yoksulluk ve işsizlik devam ediyor. Hiçbir dönem karşılaşmadığımız kadar bir ötekileştirme devam ediyor. İnsanların güpegündüz sokak ortasında vurulduğu, çok basit gerekçelerle ağır cezalarla çarpıtıldıkları, aş ve iş arayan insanların artık örgütlenemediği ve her türlü şiddet ve baskıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde İHD’nin yaptığı gibi dayanışmak, sahip çıkmak, birlikte mücadele etmek gibi bir zorunluluğumuz olduğunu belirtmek istiyorum.

“Bu faşizm, zor ve zulüm sür git değil”

İHD, mazlumun hakkını savunuyor, mazlumum avukatlığını, yoldaşlığını yapıyor. Ama İHD’de 37 yıldır en az hakkını savunduğu mazlum kadar baskı gördü. Yöneticileri katledildi, çalışmaları engellendi, İHD bir hak arama kurumu olarak görülmedi, terörize edilmeye çalışıldı. En son giden bir İçişleri Bakanı’nın özellikle İHD’yi sürekli hedef göstermesi, tehdit etmesi de bu ülkede hep birlikte yaşadığımız bir durumdur.

Başta İHD olmak üzere her birimize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Cezaevinden bir arkadaşımızla yazışıyoruz. Bizi tebrik etmek için aradığında ‘zor bir süreç’ demişti. O da, tam da hangi süreç zor değildi, hangi süreçte katliam ve faşizm yoktu, hangi süreçte demokratik ve rahat bir ortamda siyaset yaptık ki, diye sordu. Evet, bizim için hiçbir süreç kolay değil. Bu işlere bilerek ve isteyerek girdik. Yaptığımız işlerin bir karşılığın olduğunu da biliyorduk.

Sistem karşısında hak aramak ve talep etmek, ezilenin hakkını savunmanın bir karşılığı olduğunu biliyorduk. Biz bildiğimiz bu durum karşısında hiçbir zaman İHD gibi geri adım atmadık, atmayacağız. Zor bir süreç ama Türkiye halkları, başta Kürtler, Aleviler, ezilenler olmak üzere bizden çok büyük beklentileri var. Bu faşizm, zor ve zulüm sür git değil. Emin olun bizler, bugün genel kurulu dolduran Siirt, Batman, Adana, Mersin, Türkiye’nin dört bir yanından gelen arkadaşlar gibi Türkiye’de hak arayan devrimciler, sosyalistler, Kürtler, kadınlar, gençler, ötekileştirilen bütün kesimler güçlü bir mücadele zemini oluşturabilirsek bunları göndermemek, bu faşizmi zulme durdurmamak elde değil.

Önümüzdeki dönemin zor olduğunu biliyorum, bu bilinçle hareket edeceğimizi de biliyorum. Bu siyasi darbeyi önleyeceğimizi, darbeyi yapan aktörleri göndereceğimizi, bir gün demokratik ortamda bu darbeyi ve zulmü yapanların yargılanabileceği günlerin uzak olmadığını biliyorum. Bu duygu ve düşüncelerle genel kurulunuza başarılar diliyorum. İyi ve güzel özgür eşit yarınlarda buluşmak üzere büyük bir mücadele bizi bekliyor.”

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları Galatasaray Meydanı’na Karanfil Bıraktı

Cumartesi Anneleri/İnsanları, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ihlal kararına rağmen, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararını gerekçe gösteren polisler tarafından yine engellendi. Ablukaya alınan Cumartesi Anneleri/İnsanları, Galatasaray Meydanı’na karanfil bıraktıktan sonra ayrıldı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybettirilen ve katledilenlerin akıbetini sormak ve faillerinin yargılanması talebiyle yürüttükleri adalet arayışının 971’inci haftasında da bir araya geldi.

Ellerinde karanfillerle Galatasaray Meydanı’na doğru yürümek isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ihlal kararına rağmen, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararını gerekçe gösteren polisler tarafından yine engellendi.

Polisin önlerini kesmesine tepki gösteren Maside Ocak, basın açıklaması yapmayacaklarını sadece karanfillerini meydana bırakıp çıkacaklarını söyledi: “Bir yurttaş olarak buradan yürüme hakkım var. Bugün 12 yaşındaki Davut Altunkaya’nın annesinin isteği üzerine ben bu karanfili Galatasaray’a onun adına bırakmak istiyorum. Biz sadece AYM kararının uygulanmasını istiyoruz. Gözaltına alacaksanız da alın. Biz Galatasaray’la karanfillerimizi buluşturmak istiyoruz.”

Yapılan görüşmenin ardından kayıp yakınları ablukadan çıkarak Galatasaray Meydanı’na karanfil bıraktı. İnsan Hakları Derneği’nde açıklama yapan Mikail Kırbayır, “Bugün karanfil bıraktık. Bu bizim için bir aşamadır” dedi.

Cumartesi Anneleri’nin 971’inci haftada açıklaması şöyle: “Dargeçit kayıpları için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi kararlarını, Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeleri esas alarak 30 haftadır Galatasaray’da toplanma ve basın açıklaması yapma hakkımızı kullanmaya çalışıyoruz. Ancak kamu gücünü kullananlar, Anayasa’ya, AYM kararlarına ve uluslararası sözleşmelere meydan okuyarak bu hakkımızı engelliyor ‘Kayıplarımız nerede?’, ‘Onları kaybedenler neden korunuyor?’ feryadımız karşısında etkin soruşturma ve kovuşturma yapılmasını sağlamakla görevli olanlar bu feryadımızı polis şiddeti, kelepçe, gözaltı ve adli süreçlerle bastırmak istiyor.

971. haftamızda Galatasaray’daki buluşmamız engellense de karanfillerimizi Dargeçit kayıplarımızla buluşturduk. 29 Ekim – 8 Kasım 1995 tarihleri arasında Mardin/Dargeçit’te ağır silahlı askerler ve korucular tarafından yapılan ev baskınlarında dört çocuk, iki lise öğrencisi ve iki kadının da aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar Dargeçit Jandarma Taburuna götürüldü. Gözaltında tutulanlardan bazıları bir süre sonra serbest bırakıldı.

Ancak 12 yaşındaki Davut Altunkaynak, 13 yaşındaki Seyhan Doğan, 16 yaşındaki Nedim Akyön, 19 yaşındaki Mehmet Emin Aslan, 20 yaşındaki Abdurrahman Olcay, 21 yaşındaki Abdurrahman Coşkun ve 57 yaşındaki Süleyman Seyhan’dan bir daha haber alınamadı. Onları soran ailelerine ‘Sorgu sonrası serbest bırakıldılar, dağa gitmişler’ cevabı verildi. Olaydan 4 ay sonra 6 Mart 1996 tarihinde, Süleyman Seyhan’ın kafası olmayan yakılmış bedeni bir kuyuda bulundu.

Seyhan’ın bulunmasından iki gün sonra da onun bulunduğu yer hakkında ailesine bilgi verdiği ve taburda yaşananları üst makamlara aktarma potansiyeli taşıdığı gerekçesiyle, Dargeçit Jandarma Taburunda görevli uzman çavuş Bilal Batırır da kaybedildi. Evlatlarını bulmak için ailelerin yaptıkları suç duyuruları etkin bir biçimde soruşturulmadan takipsizlikle sonuçlandı.

Ailelerin ve İnsan Hakları Derneği’nin 29 Mayıs 2009 tarihli başvurusu ve İHD Mardin Şubesi’nin çabası sonucunda Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı yeniden açtı ve soruşturma başlattı. Savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında Dargeçit kayıplarının gözaltında öldürülerek kuyulara gömüldüğü gerçeği ortaya çıktı. 2012 – 2013 ve 2015 tarihleri arasında tanık beyanlarına dayanarak yapılan kazılar sonucunda, gözaltına alınan kişilerin ağır işkence izleri taşıyan kemiklerine ulaşıldı.

Savcılığın hazırladığı iddianame mahkeme tarafından kabul edildi. Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada yedi Dargeçitli’nin ve uzman çavuş Bilal Batırır’ın nasıl ve kimler tarafından kaybedildikleri tüm detaylarıyla mahkeme kayıtlarına geçti. Dava dosyasında sanıkların sorumluluğuna işaret eden birbiriyle tutarlı çok sayıda tanık beyanı ve bu beyanları destekleyen deliller yer almasına rağmen mahkeme, 4 Temmuz 2022 tarihinde rütbeli subay, uzman çavuş ve koruculardan oluşan 18 sanığın beraatine karar verdi.

971. haftamızda bir kez daha söylüyoruz: Dargeçit kayıpları ve tüm kayıplarımızın faillerinin etkin bir biçimde yargılanarak cezalandırılmalarını talep etmekten vazgeçmeyeceğiz. Kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz. Selam olsun bugün bir kez daha tüm baskıları göğüsleyerek ülkenin dört bir yanında bizimle eş zamanlı sesimize ses katan kayıp yakınları ve insan hakları savunucularına.”

Anayasa Mahkemesi kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Osman Kavala: Yasalar Kapsamında Suç Sayılan Hiçbir Eylemim Olmadı

Dünya’nın en eski haber ajansı Agence France-Press’e (AFP) konuşan Osman Kavala, “Bir gün tahliye olacağımdan hiç şüphem yok, zira yasalar kapsamında suç sayılan hiçbir eylemim olmadı” ifadelerini kullandı.

“Bilmediğim şey ise (tahliyenin) ne zaman olacağı” diyen Kavala, akıl sağlığını korumak için bunları düşünmediğini de belirtti.

Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı ve iş insanı Osman Kavala, avukatları aracılığıyla Agence France-Press’in (AFP) sorularını yanıtladı. Osman Kavala, “Bir gün tahliye olacağımdan hiç şüphem yok, zira yasalar kapsamında suç sayılan hiçbir eylemim olmadı” ifadelerini kullandı.

“Bilmediğim şey ise (tahliyenin) ne zaman olacağı” diyen Kavala, akıl sağlığını korumak için bunları düşünmediğini de belirtti. Avluya çıktığında yürüyüş yapıp kuşlara yem bıraktığını aktaran Kavala, vaktini kitap okuyup yazı yazarak ve televizyon izleyerek geçirdiğini söyledi.

Kavala’dan tutukluluğunun altıncı yıl dönümünde mesaj

Osman Kavala, yakın zamanda tutukluluğunun altıncı yıl dönümü vesilesiyle sosyal medya platformu zerinden bir açıklama yayınlamıştı. Kavala, açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

“6 yıl boyunca suç işlediğime dair hiçbir delil olmadan cezaevinde tutuldum. Bunun sona ermesini beklerken, Yargıtay kararıyla hukuksuzluğun onanması ile infaz koşullarım ağırlaştı.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesinin, kendisi de hapis deneyimi yaşamış olan Vaclav Havel adına verdiği ödüle layık görülmem bana onur verdi. Ancak, Hamas’ın sivillere saldırı eylemi ve İsrail bombardımanının Gazze’de yarattığı felaket sevinmeme fırsat vermedi. Filistin’de büyük acılara sebep olan terör ve şiddet ortamını besleyen adaletsizliklere karşı tüm uluslararası kuruluşların daha fazla duyarlılık göstereceklerini ve uluslararası hukuk normlarına uygun biçimde barışın sağlanması için güçlü bir inisiyatif alacaklarını umuyorum.

Havel’in dediği gibi, ‘en önemlisi umudu kaybetmemek’. Ülkemde hukukun egemen olacağına dair umudumu kaybetmedim.”

Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan iş insanı Osman Kavala, 2023 Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’ne layık görülmüştü. Ödülü Ekim ayında Kavala adına eşi Ayşe Buğra almıştı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, ödülün Kavala’ya verilmesine yazılı bir açıklama ile tepki göstererek, “Ülkemizde hakkında yargı tarafından hükmedilen kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunan bir kişiye verilmiş olması kabul edilemez” ifadesini kullanmıştı.

Osman Kavala’nın cezası onandı

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davasında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 25 Nisan 2022’de Osman Kavala, Can Atalay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Çiğdem Mater hakkında verdiği mahkumiyet kararını Eylül ayında onamış, Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Mücella Yapıcı hakkındaki hükümleri ise bozmuştu.

Gezi Parkı davasında, Türk Ceza Kanunu’nun 312/1 maddesi gereğince, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater’e “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan verilen 18’er yıl hapis cezalarını onamıştı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Gazze Tepkisi: İnsanlığa Karşı Suç İşlenmekte

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistin’de tüm dünyanın gözleri önünde benzeri görülmemiş bir insanlık dramı yaşanıyor. Hastaneler, okullar, camiler, kiliseler, mülteci kampları bombalanıyor. Masum çocuklar acımasızca katlediliyor. 7 Ekim’den beri şahit olduklarımızı mazur gösterecek, bu vahşeti anlatacak hiçbir kavram yoktur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Açık ve net söylemek gerekirse Gazze’de tam 28 gündür insanlığa karşı suç işlenmektedir. Bu kriz ilk patlak verdiği andan itibaren Türkiye olarak ilkeli ve insani bir duruş benimsedik. Sivillere karşı eylemleri tasvip etmediğimizi her fırsatta söyledik, söylüyoruz. Önceliğimiz insani ateşkesin süratle tesis edilmesidir. Müslüman, Hristiyan veya Yahudi fark etmeksizin herkesin güvenliğini garanti altına alacak yeni mekanizmalar üzerinde de çalışıyoruz.”

Erdoğan açıklamasının devamında, “Uluslararası Barış Konferansı için zemin oluşturma çabalarımız sürüyor. Şimdiye kadar 10 uçak dolusu insani yardım malzemesini bölgeye sevk ettik. Sahada şartlar el verdikçe yenilerini göndermeye devam edeceğiz. Türk dünyası olarak birlik ve beraberlik içinde hareket etmemiz, önce ateşkese, sonrasında da kalıcı barışa giden yolu kolaylaştıracaktır. Türk Devletleri Teşkilatı olarak sergileyeceğimiz duruş da diğer kuruluşlara örnek teşkil edecektir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in ev sahipliğinde Akorda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda, “Türk Devri” temasıyla düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 10. Zirvesi’nde bir konuşma gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına, Kazakistan’ın Karaganda bölgesindeki kömür madeninde meydana gelen kazada hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına ve Kazak halkına başsağlığı dileyerek başladı.

Dönem başkanlığını devreden Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’e teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönem başkanlığını devralan Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’e başarılar diledi, Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in “Türk Dünyası Ali Nişanı”yla taltif edileceğini söyledi.

Küresel sınamalarla mücadelelerde en önemli gücün, Türk dünyasının birlik, beraberlik ve dayanışması olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu hakikati, son dönemde karşılaştığımız pek çok hadisede gördük, görüyoruz. Can Azerbaycan vatan muharebesinin ardından Karabağ’da 30 yıldır süregelen işgale son verdi. Bu tarihî başarıdan büyük bir gurur ve sevinç duyuyoruz. Böylece bölgemizde kalıcı barışa bir adım daha yaklaşmış olduk. Açılan fırsat penceresinin değerlendirilmesi en büyük arzumuzdur.

Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik yükümlülüklerini yerine getirmesi mühimdir. Azerbaycan’ın batı bölgeleriyle Nahçıvan’ı birbirine bağlayacak ulaştırma hattının hayata geçirilmesi de büyük önem taşıyor. Hattın açılması, tüm bölge ülkelerinin refahına ciddi katkı sağlayacağı gibi Türkiye’yi de ata yurdumuz olan Orta Asya’ya bağlayacaktır. Bu sürecin başarıyla tamamlanması için Türk dünyası olarak Azerbaycan’a olan desteğimizi sürdürmeliyiz.”

“Önceliğimiz insani ateşkesin süratle tesis edilmesidir”

Türk kültür ve medeniyetinin adaleti gözetmeyi, mazlumun elinden tutmayı, haksızlıklar karşısında susmamayı tavsiye ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Filistin’de tüm dünyanın gözleri önünde benzeri görülmemiş bir insanlık dramı yaşanıyor. Hastaneler, okullar, camiler, kiliseler, mülteci kampları bombalanıyor. Masum çocuklar acımasızca katlediliyor. 7 Ekim’den beri şahit olduklarımızı mazur gösterecek, bu vahşeti anlatacak hiçbir kavram yoktur.

Açık ve net söylemek gerekirse Gazze’de tam 28 gündür insanlığa karşı suç işlenmektedir. Bu kriz ilk patlak verdiği andan itibaren Türkiye olarak ilkeli ve insani bir duruş benimsedik. Sivillere karşı eylemleri tasvip etmediğimizi her fırsatta söyledik, söylüyoruz. Önceliğimiz insani ateşkesin süratle tesis edilmesidir. Müslüman, Hristiyan veya Yahudi fark etmeksizin herkesin güvenliğini garanti altına alacak yeni mekanizmalar üzerinde de çalışıyoruz.

Uluslararası Barış Konferansı için zemin oluşturma çabalarımız sürüyor. Şimdiye kadar 10 uçak dolusu insani yardım malzemesini bölgeye sevk ettik. Sahada şartlar el verdikçe yenilerini göndermeye devam edeceğiz. Türk dünyası olarak birlik ve beraberlik içinde hareket etmemiz, önce ateşkese, sonrasında da kalıcı barışa giden yolu kolaylaştıracaktır. Türk Devletleri Teşkilatı olarak sergileyeceğimiz duruş da diğer kuruluşlara örnek teşkil edecektir.”

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın enerji, gıda ve ulaştırma gibi alanlardaki yansımalarının tüm dünyayı olumsuz etkilediğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak adil barışın tesisi yönündeki gayretlerimizi sürdüreceğiz. Afganistan’da sürdürülebilir barışın ve istikrarın tesisi, Orta Asya’nın ötesinde tüm kıtada kalıcı güvenlik ve refaha hizmet edecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri olarak Afganistan’daki mevcut yönetime eş güdüm içinde verilecek mesajların önemli olduğunu söyledi.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın 6 Şubat depremlerinin akabinde sergilediği dayanışmayı Türkiye’nin unutmasının mümkün olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “16 Mart’ta Ankara’da düzenlediğimiz olağanüstü zirvede tüm dünya bu dayanışmaya şahit olmuştur. Ankara’da aldığımız kararla Türk Devletleri Teşkilatı Sivil Koruma Mekanizması’nın kurulması için önemli bir adım atmıştık. Gerekli süreçleri bir an önce tamamlayarak mekanizmanın hayata geçirilmesinde fayda görüyoruz” dedi.

Türkiye’nin, teşkilatın bugüne kadar elde ettiği başarıların devamı için gayretlerini sürdürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Nahçıvan Anlaşması’nda değişiklik yapılmasına ilişkin protokol, Meclisimiz tarafından Türk İş Birliği Günü olan 3 Ekim’de kabul edildi. 1 Kasım itibarıyla protokolün iç onay sürecini tamamladık. Tüm üye ülkeleri, protokolün bir an evvel hayata geçirilmesi için gerekli adımları atmaya davet ediyorum. Başta ticaret ve ekonomi, enerji ve ulaştırma olmak üzere muhtelif iş birliği alanlarında mevcut potansiyelimiz, bize çok daha fazlasını vadediyor.”

Ankara’daki Olağanüstü Zirve’de kuruluş anlaşması imzalanan İstanbul merkezli Türk Yatırım Fonunun faaliyetlerine bir an evvel başlamasını istediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bununla ilgili anlaşma da önceki gün Parlamentomuzda kabul edildi. Mega enerji ve ulaşım altyapısı projeleri, Türk devletleri arasında her zaman temel ve önemli bir iş birliği alanı oldu. Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı ve Trans Anadolu Boru Hattı bunun somut örnekleridir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazar doğal gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya taşınmasının hem Türk devletlerinin refahı hem de Avrupa’nın enerji güvenliğine katkı yapacağını belirterek, “Ülkelerimiz arasındaki ulaştırma ağlarını geliştirme hedefine de özellikle eğilmeliyiz. Bu anlayışla Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru’nu etkinleştirme gayretlerimizi sürdürüyoruz. Ulaşım ve ticaretin önündeki engellerin kaldırılması, ulaşım ağlarının zenginleştirilmesi, sınır geçişlerinin ve vize işlemlerinin kolaylaştırılması noktasında iş birliğimizi güçlendirmeliyiz” dedi.

Semerkant Zirvesi’nde imzalanan Uluslararası Kombine Yük Taşımacılığı Anlaşması ve Ulaştırma Bağlantısallık Programı’nın önemli katkılar sağladığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Bugün de 2023-2027 yıllarına ait Ulaştırma Ortak Eylem Planı’nı imzalayarak yeni dönem yol haritamızı belirlemiş olacağız. Tüm bu alanların yanında ortak dil, kültür ve tarihe dayalı beşeri ilişkilerimizi geliştirmek amacıyla yükseköğretim alanındaki iş birliğimizi kuvvetlendirmeye yönelik çabalarımız da sürüyor.

Özellikle birlik ve beraberliğimizin güçlenmesi için dil birliğinin önemi aşikârdır. Bunun ilk adımı, alfabe birliğinin sağlanmasıdır. Bu konuda başkanların desteği çok çok önemlidir. Yükseköğretim Kurulumuzun sekreteryamıza ilettiği önerilerin siz kıymetli kardeşlerim tarafından en iyi şekilde değerlendirileceğine inanıyorum. Aile Meclisimiz, geçtiğimiz yılki Semerkant Zirvemizde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne oy birliğiyle gözlemci üye statüsü vererek tarihi bir karara imza atmıştı. Sizlere bu kararın alınmasında sağladığınız destek nedeniyle bir kez daha teşekkür ediyorum.

Bu kararla Türk dünyası, tecrit edildikleri hâlde öz vatanından vazgeçmeyen Kıbrıs Türkleri’nin yalnız olmadıklarını herkese göstermişti. Büyük Türk ailesinin ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türkleriyle dayanışma içinde hareket etmek hepimizin yükümlülüğüdür. Müteakip zirvemizde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni karar verdiğimiz şekilde gözlemci üye statüsüyle aramızda göreceğimize inanıyorum. Bu konuda sizlerin dirayetli liderliğinize güveniyorum. Bu vesileyle gözlemci üyemiz Türkmenistan’ı da Aile Meclisimizde tam üye olarak görmek istediğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum.”

“Önümüzdeki dönemi Türk devri yapmak için omuz omuza çalışacağız”

“Birliğimiz gücümüzdür” şiarıyla Türk dünyasını her alanda kuvvetli kılmayı, farklı meydan okumaları karşısında daha dirençli ve dayanıklı hâle getirmeyi hedeflediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Liderler olarak birlik ve beraberlik içinde güçlü bir Türk dünyası tasavvuruyla Türk dünyası bayrağını taşıyan gönüllere yol göstermeliyiz. Bu sene 100. yılını kutlayan Türkiye Cumhuriyeti olarak tüm Türk dünyasının barışı, refahı ve güvenliği yönünde adımlar atmayı sürdüreceğiz. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu teşkilatımıza da teşmil ederek önümüzdeki dönemi inşallah Türk devri yapmak için omuz omuza çalışacağız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda ev sahibi Kazakistan ve Cumhurbaşkanı Tokayev olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederek, istişarelerin ve alınacak kararların başta ülkeler ve Türk dünyası olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

Paylaşın

Şimşek’ten Enflasyon Açıklaması: Kontrol Altına Alacağız

Marka Konferansı’na konuşmacı olarak katılan Bakan Mehmet Şimşek yaptığı açıklamada, “Bir yıl içinde enflasyonu ciddi oranda kontrol altına alıp düşüreceğiz, cari açığı kapatacağız” ifadelerini kullandı.

Bakan Şimşek açıklamasının devamında, “Son yıllar zorlu yıllardı, gençlerin ülkemizin kıymetini bilmesi ve potansiyeline inanmalarını istiyoruz, hayat pahalılığını azaltmak, refah seviyesini artırmak için çalışıyoruz, gençlerimiz bize inansın” dedi ve ekledi:

“Yurtdışı buradan göründüğü kadar cazip değil, orada tecrübe kazanmak önemli ama ben yurtdışına gittim ve döndüm, ilk gittiğimde babam bana orada kalmamı ve aileme ve köyüme katkıda bulunmamı telkin etmişti.”

Habertürk, Bloomberg HT ve Show TV’nin medya ortakları olduğu Marka Konferansı’na Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek konuşmacı olarak katıldı.

Online bağlantı ile konferansta açıklamalarda bulunan Bakan Şimşek’in konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Ülkeme hizmet için döndüm, ilk kez bakanlık yapmıyorum, daha öncede ülkeme hizmet etme fırsatım olmuştu, şimdi de tek amacım bu başka bir beklentim yok.

Güven inşa etmek istiyorsanız söylemlerin buna uygun olması lazım.

OVP’de hedefleri ortaya koyduk, şimdi uygulama zamanı, şeffaf olmanız lazım, tutmayacağınız sözü vermemeniz lazım, biz bunu yapıyoruz, tutarlı olmak ve dürüstlük çok değerli, biz de bunu yapıyoruz.

Kurala dayalı uluslararası normlara göre politikalar uyguluyoruz, son 5 ayda finans çevrelerinin ilgi gösterdiği bir ülke haline geldik.

Kredi notu görünümümüz iyileşti, daha erken aşamadayız, global finans çevrelerinin desteği sürüyor, bu gelişmeleri yeterli görmüyoruz, daha yolumuz uzun.

Bir yıl içinde enflasyonu ciddi oranda kontrol altına alıp düşüreceğiz, cari açığı kapatacağız. Reformlar ile, fiyat istikrarı ve mali disiplinle Türkiye’nin dünyadaki konumu yükselecek. Daha çok bol oksijenin olduğu ve gençler için cazip bir ülke haline geleceğiz.

Son yıllar zorlu yıllardı, gençlerin ülkemizin kıymetini bilmesi ve potansiyeline inanmalarını istiyoruz, hayat pahalılığını azaltmak, refah seviyesini artırmak için çalışıyoruz, gençlerimiz bize inansın.

Yurt dışı buradan göründüğü kadar cazip değil, orada tecrübe kazanmak önemli ama ben yurt dışına gittim ve döndüm, ilk gittiğimde babam bana orada kalmamı ve aileme ve köyüme katkıda bulunmamı telkin etmişti.

Bu güzel ülkemize hep birlikte hizmet etme fırsatı yakalayacağız.”

Paylaşın

CHP’li 55 İl Başkanından Kurultay Öncesi Kılıçdaroğlu’na Destek

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) hafta sonu yapılacak kurultay öncesi dikkat çeken gelişmeler yaşanıyor. CHP’li 55 il başkanı, Kemal Kılıçdaroğlu’na destek deklarasyonu açıkladı. CHP’li 95 milletvekili ve CHP’nin önceki dönem milletvekillerinden bir grup da kurultayda Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini duyurmuşlardı.

CHP’de 55 il başkanı “Biz aşağıda imzası bulunan 55 Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanları olarak irademizi ortaklaştırdık” açıklamasında bulundu.

“CHP 38.Kurultayında örgütlerimizde başlayan yenilenme sürecini devam ettireceğine inandığımız, CHP Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı aldık” diyen il başkanları “Toplanan imzalar ve yapılan görüşmeler neticesinde yaklaşık 900 delegenin desteğini aldığını ve Sayın Genel Başkan’ın yeniden seçileceğini görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Yazılı açıklamanın devamında şunlar ifade edildi: “CHP 38. Kurultayının CHP geleneklerine uygun olarak demokratik bir yarışa sahne olacağına, önce yerel seçimlerde daha sonra genel seçimlerde partimizi iktidara taşıyacak yenilenmiş yönetimini oluşturacağına inancımız tamdır. Örgütlerimizde mahalleden başlayan ilçe ve il örgütlerinde devam eden yenilenme sürecinin Sayın Genel Başkan liderliğinde kesintisiz devam edeceğine inanıyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 il başkanından 56’sı son bir yıl içerisinde göreve gelmiş, aralarından 49’u son kongrelerde göreve getirilmiştir. Örgüt il başkanlarımızın çok büyük bir kısmı yenilenmiştir. Örgütlerimiz yenilenen örgütleriyle yeni bir heyecanla iktidar yürüyüşüne hazırdır. Yenilenmenin kaynağı ve itici gücü örgütlerdir. 100 yaşını tamamlamış Cumhuriyet’i ikinci yüz yılında demokrasi ile taçlandıracak yenilenecek yönetim kadrolarımızı 38. Kurultayımızda örgütlerin iradesi ile belirleyeceğiz.

Cumhuriyet Halk Partisi; altı okunda ifadesini bulan ilkeleri benimsemiş kadrolara sahiptir. Programında da belirtildiği gibi sol bir partidir ve sosyal demokrasinin evrensel ilkelerinin ışığında mücadelesini sürdürecektir. Parti iç hukukumuzun da örgütlerimizin iradesi ve önerileri doğrultusunda tüzük kurultayıyla yenileneceğini Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu açık şekilde ifade etmiştir.

İl başkanları olarak önümüzdeki birinci hedef; 2019’da olduğu gibi Genel Başkanımızın önderliğinde görevlerini başarıyla sürdüren ve sosyal belediyeciliği başarı ile temsil eden yerel yönetici sayımızı artırmak ve hizmetlerimizi ülkenin her noktasına yaygınlaştırmaktır. CHP İl Başkanları ve örgütleri olarak , demokratik bir yarışa sahne olacak Kurultay sonrasında 81 İl Başkanı ve il örgütleri birleşerek , güçlenerek çıkacağız. Bir arada iktidar yürüyüşünü başlatacağız.”

CHP’li 95 vekilden Kılıçdaroğlu’na destek

CHP’li 95 milletvekili ve CHP’nin önceki dönem milletvekillerinden bir grup da kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini duyurmuşlardı.

95 milletvekili konuya ilişkin yaptıkları açıklamada, “Önümüzdeki birinci hedef, 2019’da olduğu gibi Genel Başkanımızın önderliğinde görevlerini başarıyla sürdürerek, halkçı belediyeciliği temsil eden yerel yönetimlerdeki hizmetlerimizi pekiştirmektir. Odak noktamız, yurdumuzun tüm il ve ilçelerinde partilerimize yeni belediyeler kazandırmaktır” ifadelerine yer verilmişti.

CHP’nin önceki dönem milletvekillerinin konuya ilişkin yaptıkları açıklamada ise, “Kemal Kılıçdaroğlu 36. ve 37. Kurultaylarımızda Cumhuriyeti ikinci yüzyılında demokrasiyle taçlandırma hedefini önümüze koymuştur. Bu hedef kurultaylarımızda oy birliğiyle karar altına alınmıştır. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde gemiyi güvenli limana yanaştırmak ve 31 Mart Yerel Seçimleri kazanmak hepimizin sorumluluğundadır” denilmişti.

Paylaşın