CHP’li 95 Vekilden Kılıçdaroğlu’na Destek: Kavga Edecek Zamanımız Yok

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) hafta sonu yapılacak kurultay öncesi dikkat çeken gelişmeler yaşanıyor. CHP’li 95 milletvekili kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı. CHP’nin önceki dönem milletvekillerinden bir grup da kurultayda Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini duyurdu.

95 milletvekili konuya ilişkin yaptıkları açıklamada, “Önümüzdeki birinci hedef, 2019’da olduğu gibi Genel Başkanımızın önderliğinde görevlerini başarıyla sürdürerek, halkçı belediyeciliği temsil eden yerel yönetimlerdeki hizmetlerimizi pekiştirmektir. Odak noktamız, yurdumuzun tüm il ve ilçelerinde partilerimize yeni belediyeler kazandırmaktır” ifadelerine yer verdi.

CHP’nin önceki dönem milletvekillerinin konuya ilişkin yaptıkları açıklamada ise, “Kemal Kılıçdaroğlu 36. ve 37. Kurultaylarımızda Cumhuriyeti ikinci yüzyılında demokrasiyle taçlandırma hedefini önümüze koymuştur. Bu hedef kurultaylarımızda oy birliğiyle karar altına alınmıştır. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde gemiyi güvenli limana yanaştırmak ve 31 Mart Yerel Seçimleri kazanmak hepimizin sorumluluğundadır” denildi.

CHP’li 95 milletvekili bugün Meclis’te; kurultayda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini duyurdu. Milletvekilleri adına açıklamayı CHP Burdur Milletvekili İzzet Akbulut yaptı.

Sol Haber’in aktardığına göre; Akbulut, “CHP Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu’nun 130 milletvekilinden 95’i olarak hafta sonu yapılacak olan 38. Olağan Kurultay’ımızda Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme yönünde imzalarımızı verdik. Gerekçelerimizi kamuoyunun huzurunda paylaşıyoruz” diyerek şunları söyledi:

“Unutulmamalıdır ki tarihimiz boyunca askeri darbeler görmüş, kapatılmaya, susturulmaya, sindirilmeye çalışılmış ama her defasında ayakta kalmayı başarmış bir parti tarihine, parti hafızasına, parti geleneğine ve azmine sahibiz. Bugün geldiğimiz noktada CHP, yenilenen örgütleriyle yenilenme sürecini başlatmıştır. Yenilenmenin örgütümüzü güçlendirecek, güven bağımızı pekiştirecek ve sosyal demokratların birliğini koruyacak bir rotada ilerlemesi kaçınılmazdır.

CHP; altı okuyla, programıyla, sosyal demokrasinin evrensel ilkeleriyle mücadelesini sürdüren bir çizgidedir. Biz seçim sonuçlarını lider merkezli bir fırsat penceresi olarak görmüyoruz. Seçim sonuçlarının faturasını sadece Cumhuriyet Halk Partimizin Genel Başkanı’na kesmenin adalet terazisinin şaşması ve seçim sonuçlarının sağlıklı analiz edilememesi olduğunu düşünüyoruz. Genel Başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu, yenilenme hamlesinin tüzük kurultayıyla sürdürüleceğinin işaretini vermiştir.

Önümüzdeki birinci hedef, 2019’da olduğu gibi Genel Başkanımızın önderliğinde görevlerini başarıyla sürdürerek, halkçı belediyeciliği temsil eden yerel yönetimlerdeki hizmetlerimizi pekiştirmektir. Odak noktamız, yurdumuzun tüm il ve ilçelerinde partilerimize yeni belediyeler kazandırmaktır.

Birbirimizle kavga edecek zamanımız yok ama fikirlerimizin zenginliğiyle güçlenecek bir partimiz var bizim. Yenilenme süreci, ayrışarak değil birleşerek gerçekleşecektir. Bizler 95 milletvekili olarak tarihten gelen gücümüzle Ulu Önder, Ebedi Liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize miras bıraktığı partimizin yenilenme sürecinin Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde gerçekleşebileceğini görüyor, bilgisi, birikimi ve tecrübesiyle Sayın Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki yenilenme sürecini sonuna kadar destekliyoruz.”

Önceki dönem bazı CHP’li vekiller de destek açıkladı

CHP’nin önceki dönem milletvekillerinden bir grup da yazılı bir açıklama yaparak kurultayda Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini duyurdu. Seçimlerin kaybedilmesinde Kılıçdaroğlu’nun tek sorumlu ilan edilmesine ise karşı çıkıldı.

Yapılan açıklamanın bir bölümü şöyle: “Şimdi herkes değişim istiyor. Bir kesim de değişimden sadece ‘Genel Başkan değişimini’ kastediyor. Hatta uzun yıllar karar alma mekanizmalarının en üstlerinde yer alanlar, sorumluluklarını yok sayıp, kendilerini ‘değişim’ neferi ilan ediyor. Bu kabul edilemez; hakkaniyetli de değildir.

CHP, parti içi demokrasiyi tüm eksikliklerine rağmen hayata geçirebilen tek partidir. Partimizde yazılı olmayan, herkesin özümsediği demokratik kurallar hepimizi bağlar. Bu kurallar ‘bir defalığına’ da olsa yok sayılamaz. Bu nedenle, Genel Başkanlığa adaylığını açıklayanların sadece ‘fiili’ değil, ‘resmen’ de bu kurala uymaları doğru ve demokratik olandır.

CHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisidir. Kurucu iradeyi köklerinde taşır. Cumhuriyetçilik, laiklik, milliyetçilik, devletçilik, halkçılık ve inkılapçılık ilkeleriyle bu topraklara kök salmıştır. CHP; yenilenmeyi, dönüşümü, değişimi sağlayacak iradeye ve kadrolara sahiptir.

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu 36. ve 37. Kurultaylarımızda Cumhuriyeti ikinci yüzyılında demokrasiyle taçlandırma hedefini önümüze koymuştur. Bu hedef kurultaylarımızda oy birliğiyle karar altına alınmıştır. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde gemiyi güvenli limana yanaştırmak ve 31 Mart Yerel Seçimleri kazanmak hepimizin sorumluluğundadır.”

Paylaşın

Akşener, “Hamas” Üzerinden Erdoğan’a Yüklendi

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Hamas’ı, Filistin’i temsil eden meşru bir siyasi yapı olarak tanımlamak, Filistin hükûmetini yok saymaktır. Hamas’ı, Filistin’in yegâne temsilcisi görmek, Filistinli sivilleri dünyaya terörist olarak göstermeyi hedefleyen Netanyahu’nun, insanlık dışı tezlerine dolaylı destek vermektir. Hamas en büyük darbeyi Filistin halkına vurmuştur. Hamas’ın bu saldırılarının zamanı her türlü şüpheye açıktır. Hamas’ın kime hizmet ettiği belli değildir” dedi ve ekledi:

“Erdoğan hala Hamas’ı savunuyor. Neymiş biz Hamasın ne olduğunu bilmiyormuşuz. Biz tarihi yarım akıllı fesli meczuplardan öğrenmedik. Mekanı cennet olsun değerli hocam İbrahim Kafesoğlu’ndan öğrendik. Dış politikayı da romantik saray danışmanlardan öğrendik. Bu işin erbabı arkadaşlarımıza danıştık. Sakın beni kendinle karıştırma. Söyle bakalım; sen, sözde Kürdistan’ın bir parçasını, Türkiye’de gördüğünü söyleyen Hamas’ı ne diye savunuyorsun? Ortada, Filistin’in meşru bir hükümeti varken; sanki Filistinliler için hayırlı bir iş yapmış gibi neden Hamas’ı meşru görüyorsun? Bu kadar şaibeli bir eyleme imza atanları, hangi akılla mücahit diye lanse ediyorsun?” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının devamında, KYK yurdunda ihmal sonucu asansör kazasında sıkışarak hayatını kaybeden Zeren Eryurt için tepki gösteren Akşener “Zeren Ertaş kızımız Aydın’da, bir KYK yurdunda bakımı ihmal edilen asansörde sıkışarak hayatını kaybetti. Öğrencilerin, birçok kez, yurt yönetimine, şikâyet etmelerine rağmen hiçbir önlem alınmamış. Ve henüz 22 yaşında, daha hayatının baharındaki Zeren’i bir kazaya değil bir şuursuzluğa, ciddiyetsizliğe, niteliksizliğe, kurban verdik” dedi.

İYİ Parti Lideri Akşener, Türkiye’de zengin-fakir arasındaki farkın derinleştiğine dikkat çekerek, “Her biri Dilan Polat, Engin Polat’a dönmüş çocuklar, bir yandan da KYK yurtlarında yemeklerinde solucan çıkan, sürekli ekmek ağırlıklı beslenen çocuklar. Bunlar Gayretullaha dokunur. Allah bunları kursağından getirir, bunlara sebep olanları kahrı perişan eyler. Allah’ım nasip et, bunların kursaklarından bu haram lokmayı almayı bize nasip et Allah’ım” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Ne yazık ki her yüzyılda insanlığın başına bela olmuş birkaç psikopat çıkıyor. İçinde bulunduğumuz yüzyılın baş psikopatı da hiç şüphesiz ki Netanyahu’dur. İşte Hamas’ın, terör saldırısı İsrail toplumuna, korku saldığı gibi Netanyahu’ya da, gözü dönmüş gaddarlığını sergileyeceği bir bahaneyi, hediye etmiştir. Hamas’ın, sivilleri katleden eylemleri Filistin’in, uluslararası hukuktan doğan, haklarını gölgelemiş Netanyahu’nun, kirli ajandasına hizmet ederek en büyük darbeyi, Filistin halkına vurmuştur.

Hamas’ı, Filistin’i temsil eden meşru bir siyasi yapı olarak tanımlamak, Filistin hükûmetini yok saymaktır. Hamas’ı, Filistin’in yegâne temsilcisi görmek, Filistinli sivilleri dünyaya terörist olarak göstermeyi hedefleyen Netanyahu’nun, insanlık dışı tezlerine dolaylı destek vermektir. Hamas en büyük darbeyi Filistin halkına vurmuştur. Hamas’ın bu saldırılarının zamanı her türlü şüpheye açıktır. Hamas’ın kime hizmet ettiği belli değildir.

Erdoğan hala Hamas’ı savunuyor. Neymiş biz Hamasın ne olduğunu bilmiyormuşuz. Biz tarihi yarım akıllı fesli meczuplardan öğrenmedik. Mekanı cennet olsun değerli hocam İbrahim Kafesoğlu’ndan öğrendik. Dış politikayı da romantik saray danışmanlardan öğrendik. Bu işin erbabı arkadaşlarımıza danıştık. Sakın beni kendinle karıştırma. Söyle bakalım; sen, sözde Kürdistan’ın bir parçasını, Türkiye’de gördüğünü söyleyen Hamas’ı ne diye savunuyorsun? Ortada, Filistin’in meşru bir hükümeti varken; sanki Filistinliler için hayırlı bir iş yapmış gibi neden Hamas’ı meşru görüyorsun? Bu kadar şaibeli bir eyleme imza atanları, hangi akılla mücahit diye lanse ediyorsun?

“Bu tablo Türkiye için bir utanç vesikasıdır”

Ekonomiyi oyuncağa çeviren iktidar, seçimin üzerinden 5 ay geçmesine rağmen maalesef hala bir reçete ortaya koyamadı. Birkaç gün önce TÜRK-İŞ açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı. 4 Kişilik bir ailenin açlık sınırı 13 bin 648 lira olarak belirledi. Asgari ücret 11 bin 402 lira. En düşük emekli maaşı 7 bin 500. Yoksulluk sınırı 44 bin 573 lira. Sizce Türkiye’de kaç ailenin evine 44 bin 503 lira giriyor. Her iki çalışandan biri asgari ücretli. Milyonlarca emekli ve .çalışan açlık ve yoksulluk sınırının içinde yaşıyor. Bu tablo Türkiye için bir utanç vesikasıdır.

Türk milleti yoksullukta eşitlenmeyi hak etmiyor. Gençler böyle çaresizliğe terk edilmeyi hak etmiyor. Zeren Ertaş kızımız bir KYK yurdunda bakımı ihmal edilen asansörde sıkışarak hayatını kaybetti. Şikayetlere rağmen önlem alınmamış. Zeren Ertraş’ı bir kazaya değil, bir şuursuzluğa bir ciddiyetsizliğe, niteliksizliğe kurban verdik.

Her biri Dilan Polat, Engin Polat’a dönmüş çocuklar, bir yandan da KYK yurtlarında yemeklerinde solucan çıkan, sürekli ekmek ağırlıklı beslenen çocuklar. Bunlar Gayretullaha dokunur. Allah bunları kursağından getirir, bunlara sebep olanları kahrı perişan eyler. Allah’ım nasip et, bunların kursaklarından bu haram lokmayı almayı bize nasip et Allah’ım.

Biliyorsunuz, geçtiğimiz hafta, yüreğimizi yakan bir olay yaşadık. Zeren Ertaş kızımız Aydın’da, bir KYK yurdunda bakımı ihmal edilen asansörde sıkışarak hayatını kaybetti. Öğrencilerin, birçok kez, yurt yönetimine, şikâyet etmelerine rağmen hiçbir önlem alınmamış. Ve henüz 22 yaşında, daha hayatının baharındaki Zeren’i bir kazaya değil bir şuursuzluğa, ciddiyetsizliğe, niteliksizliğe, kurban verdik. Yüce Allah, ailesine ve sevenlerine, sabr-ı cemil ihsan eylesin. Mekânı cennet olsun.

“Türkiye’nin bir ahlak, zihniyet ve AKP sorunu var”

KYK yurtlarındaki ihmaller, iş bilmezlik ve niteliksizlik artık çocuklarımızı, canından ediyor. Zeren’in acısı, tüm Türkiye’nin yüreğine, kor gibi düşerken ‘Ölmek istemiyoruz, nitelikli yurt hakkımızdır’ diyen, binlerce gencimiz de, hakkını aramaya başladı. Gençlerimizi, artık bir rezillik boyutuna ulaşan, yurt sorunuyla, yalnız bırakamayız, bırakmayacağız. Cumhuriyet vizyonumuzun, en büyük değer olarak gördüğü gençlerimizi böylesi bir çaresizliğe, terk etmeyeceğiz.

O sadece Osman Gazi Köprüsü’ne fazladan verilen parayla 600 bin öğrencimize birinci sınıf yurt yapılabilirdi. Çünkü Türkiye’nin bir kaynak sorunu yok, Türkiye’nin bir ahlak, zihniyet ve AKP sorunu var. 500 milyon dolarlık uçağa biniyorlar, sadece uçağın parasıyla bile 30 bin öğrencimize yurt yapılabilirdi.

Demokrasi diyoruz, gelin her parti seçime ayrı girsin diyoruz. Kürsülerden hakaret ediyorlar. Milletin güvenliği diyoruz. İktidara yanlamakla suçluyorlar. Bizlerden sadece kendilerine yarayan bir sistemin parçası olmamızı istiyorlar. Yalanla iftirayla, dedikoduyla bizleri bastırabileceklerini sanıyorlar. Ama çok yanılıyorlar. Başta ben olmak üzere şahsi sırrı, şahsi sırtında yarası yoktur. Kişisel yamuk sırrı olan meşhur olamaz. Dolayısıyla biz bu yola böyle temiz, şeffaf, dümdüz olduğumuz için çıktı. Ama bizi sindiremeyeceklerini, korkutamayacaklarını hala anlayamadılar.”

Paylaşın

Osman Kavala’dan Tutukluluğunun Altıncı Yıl Dönümünde Mesaj: Umudumu Kaybetmedim

Tutukluluğunun altıncı yıl dönümü vesilesiyle sosyal medya platformu zerinden bir açıklama yayınlayan Osman Kavala, “Ülkemde hukukun egemen olacağına dair umudumu kaybetmedim” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Açıklamasında, Filistin’de devam eden insani krize değinen Osman Kavala, bu sebeple Vaclav Havel ödülüne layık görüldüğü için de sevinemediğini söyledi. Kavala, açıklamasında şu ifadeleri kullandı.

“6 yıl boyunca suç işlediğime dair hiçbir delil olmadan cezaevinde tutuldum. Bunun sona ermesini beklerken, Yargıtay kararıyla hukuksuzluğun onanması ile infaz koşullarım ağırlaştı.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesinin, kendisi de hapis deneyimi yaşamış olan Vaclav Havel adına verdiği ödüle layık görülmem bana onur verdi. Ancak, Hamas’ın sivillere saldırı eylemi ve İsrail bombardımanının Gazze’de yarattığı felaket sevinmeme fırsat vermedi. Filistin’de büyük acılara sebep olan terör ve şiddet ortamını besleyen adaletsizliklere karşı tüm uluslararası kuruluşların daha fazla duyarlılık göstereceklerini ve uluslararası hukuk normlarına uygun biçimde barışın sağlanması için güçlü bir inisiyatif alacaklarını umuyorum.

Havel’in dediği gibi, ‘en önemlisi umudu kaybetmemek’. Ülkemde hukukun egemen olacağına dair umudumu kaybetmedim.”

Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan iş insanı Osman Kavala, 2023 Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’ne layık görülmüştü. Ödülü Ekim ayında Kavala adına eşi Ayşe Buğra almıştı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, ödülün Kavala’ya verilmesine yazılı bir açıklama ile tepki göstererek, “Ülkemizde hakkında yargı tarafından hükmedilen kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunan bir kişiye verilmiş olması kabul edilemez” ifadesini kullanmıştı.

Osman Kavala’nın cezası onandı

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davasında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 25 Nisan 2022’de Osman Kavala, Can Atalay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Çiğdem Mater hakkında verdiği mahkumiyet kararını Eylül ayında onamış, Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Mücella Yapıcı hakkındaki hükümleri ise bozmuştu.

Gezi Parkı davasında, Türk Ceza Kanunu’nun 312/1 maddesi gereğince, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater’e “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan verilen 18’er yıl hapis cezalarını onamıştı.

Avrupa Konseyi ihlal süreci

AİHM 10 Aralık 2019’da Kavala’ya ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 18. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti. Dosya, üye devletlerin kararlara uymasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin, mahkemenin 10 Aralık 2019 kararının uygulanmamasıyla ilgili ihlal prosedürü başlatmasının ardından Büyük Daire’ye taşındı.

Büyük Daire, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “kararların bağlayıcılığı”nın düzenlendiği 46/1 maddesine dayanarak, Türkiye’nin AİHM kararına uymamasıyla ilgili 11 Temmuz’da kararını açıkladı. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 2 Şubat 2022 tarihinde başlattığı ihlal prosedürü kapsamında açıklanan kararda, Türkiye’nin, AİHM kararlarına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucu yer aldı.

AİHM, bu konuyu içeren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 46/1. maddesini ihlal ettiği hükmüne vardı. Karar, 1’e karşı 16 oyla alındı. Tek karşı oy, mahkemenin tek Türkiyeli yargıcı Saadet Yüksel’den geldi. Yüksel karara yazdığı şerhte, çoğunluğun görüşüne katılmadığını ifade etti.

AKPM 12 Ekim’de “Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması” kararını, katılanların 2/3 çoğunluğuyla kabul etti. 62 üyenin oy kullandığı oturumda 44 üye karardan yana 18 üye karara karşı oy kullandı. Karara göre, Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Osman Kavala’nın “tutukluluğu kaldırılarak derhal serbest bırakılması” kararını yerine getirmediği takdirde, bazı yaptırımlarla karşı karşıya kalacak.

Bu yaptırımlar arasında en önemlileri Kavala’nın hukuksuzca hapiste kalmasına şahsi sorumlulukları nedeniyle yol açan kamu görevlileriyle ilgili “Magnitsky Mevzuatı”nın uygulanması ve “Osman Kavala’nın 1 Ocak 2024 tarihine kadar cezaevinden tahliye edilmemesi halinde, Meclis’in 2024’ün ilk Oturumunda Türk delegasyonunun yeterlik belgelerine itiraz etme yetkisinin devreye girmesi.”

Bu karardan sonra Kavala’nın serbest bırakılması sağlanamadığı takdirde “Osman Kavala ve diğer siyasi mahkumların Türkiye’de yasadışı ve keyfi olarak özgürlüklerinden mahrum bırakılmasına polis memuru, savcı, hakim, cezaevi görevlisi yada başka görevlerde bulunanlar olarak katkıda bulunan herkes” Avrupa ülkelerinde bu eylemleri nedeniyle kovuşturmayla karşı karşıya kalabilir.

Ayrıca Osman Kavala 1 Ocak 2024’e kadar tahliye edilmediği takdirde 2024 Kış Oturumu’nda Türkiye delegasyonu AKPM’de oy kullanma haklarından yoksun kalabilir.

Paylaşın

12. Kalkınma Planı TBMM Genel Kurulu’nda Kabul Edildi

12. Kalkınma Planı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, Adalet Ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oyları ile bu gece kabul edildi.

ANKA’nın aktardığına göre; 12. Kalkınma Planı’na göre iktidarın 2023 hedefi olan Türkiye’nin ilk 10 ekonomi arasına girmesi, 2053 yılına kalacak. Planda, Türkiye’nin 2053 yılında ilk 10 ekonomi arasına gireceği belirtilirken, yine 2053 yılında Türkiye’nin insanı gelişmişlik endeksinde de ilk 20 ülke arasında yer alacağı savunuldu.

Planda, 2028 yılında dijital Türk lirasının tedavüle gireceği kaydedilerek, “2028 yılında fiziksel parayla birlikte kullanıma sunulacak olan dijital Türk lirası tüm ekonomik, sosyal ve toplumsal boyutlarıyla geliştirilerek tedavüldeki tek para haline gelecek, finans sektörü, 2053’e giden süreçte teknoloji ihraç eder konumda olacaktır” denildi.

Planda yargı alanında yapılacaklar da açıklandı. “Adalet Hizmetleri” alanında hedeflenen politika ve tedbirler şöyle sıralandı: “Çağın gereklerine uygun, daha özgürlükçü, kapsayıcı ve demokratik bir Anayasa hazırlanacaktır. Anayasada güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler güçlendirilecektir. Katılımcı bir hazırlık süreciyle yeni bir ‘Yargı Reformu Stratejisi’ ve ‘İnsan Hakları Eylem Planı’ hazırlanacaktır. İfade özgürlüğünün güçlendirilmesi amacıyla uygulamadaki eksiklerin tespitine yönelik çalışmalar yapılacaktır. Ülkemizde insan hakları alanında çalışan kurumların kurumsal kapasiteleri geliştirilecektir.

BM, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) nezdindeki insan hakları mekanizmaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile yapıcı işbirliği sürdürülecektir.”

On Birinci Kalkınma Planı’nda “BM, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı nezdindeki insan hakları mekanizmaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile yapıcı işbirliği sürdürülecek ve alınan kararlarda söz sahibi olmak üzere aktif rol üstlenilecektir” ifadeleri yer almıştı. AİHM kararları ile ilgili olarak yeni planda, “alınan kararlarda söz sahibi olmak üzere aktif rol üstlenilecektir” hedefine yer verilmedi.

“Adalet Hizmetleri” alanında belirlenen diğer bazı politika ve tedbirler ise şöyle: “Uluslararası insan hakları mekanizmalarının gündeminde bulunan veya gündeme getirilmesinde yarar görülen konularda kabul edilecek kararlara ortak sunucu olma yönünde faaliyetler yürütülecektir. Ayrımcılık ve nefretle mücadele güçlendirilecektir. Ayrımcılık ve nefretle mücadele alanında izleme ve denetim mekanizmaları güçlendirilecektir. Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve şeffaflığı güçlendirilecektir.

“Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı”

Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından sorun oluşturan unsurların tespiti için durum analizi yapılacak, bu husustaki iyi uygulama örnekleri ile uluslararası standartlar incelenerek rapor hazırlanacaktır. Hâkim ve savcılara ilişkin disiplin süreci hukuki öngörülebilirlik, hâkimlik teminatı ve hak arama hürriyeti çerçevesinde gözden geçirilecektir. Lekelenmeme hakkının daha etkin korunması için Cumhuriyet savcılarının takdir yetkilerinin genişletilmesine yönelik çalışma yapılacaktır.”

Plana göre tamamlayıcı emeklilik ve sağlık sigortası yaygınlaştırılacak. Planda, sosyal güvenlik alanında yapılması hedeflenen bazı uygulamalar şöyle: “Nüfusun yaşlanmasının sosyal güvenlik sistemi üzerindeki etkilerinin azaltılması için bakım sigortası ve mesleki rehabilitasyon uygulamaları hayata geçirilecektir. Yaşlı bakım hizmetlerinin finansmanı için bakım sigortası kurulacaktır.

Sosyal güvenlik sistemi, emekli refahının artırılması ve kişilere ilave sağlık güvencesi sağlanması amacıyla tamamlayıcı emeklilik ve sağlık sistemleriyle desteklenecektir. Genel Sağlık Sigortası sisteminin sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi, kişilere alternatif bir sağlık güvencesi sağlanması ve sağlık hizmet sunumundaki kapasitenin etkin kullanımı için tamamlayıcı sağlık sigortacılığı teşvik edilecektir.”

Planda öncelikli gelişme alanları arasında gösterilen enerji konusunda yapılacaklar da sıralandı. Planda Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin devreye alınacağı belirtilirken şu ifadelere yer verildi:

“Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) bütün üniteleri ile elektrik üretimine başlayacaktır. Nükleer santral kurulu gücünün artırılmasına yönelik çalışmalara devam edilecektir. Küçük modüler reaktörler, füzyon teknolojileri ve ileri nesil reaktörler gibi yeni teknolojilere yönelik çalışmalar yapılacaktır. Nükleer atıkların güvenli bir şekilde bertarafı için atık tesisi kurulmasına yönelik çalışmalar yürütülecektir.”

Planda eğitim konusunda hayırseverlerin teşvik edilmesi hedefi de yer aldı. Planda bu hedef; “Hayırseverlerden ve özel sektörden gelen desteklerin öncelikle okul öncesi eğitim alanına yönlendirilmesi teşvik edilecektir. Fiziki mekan ihtiyacı olmayan bölgelerde hayırseverlerin yaptıkları finansal katkıların eğitim destekleri, öğretim materyalleri gibi cari harcamalara yönlendirilmesi sağlanacaktır. Üniversitelere yapılacak yardım ve bağışlar teşvik edilecektir” denildi.

Ayrıca planda, öğretim programlarında “milli, manevi, ahlaki” değerlerinin esas alınacağı da “Öğretim programları milli, manevi, ahlaki ve evrensel değerler esas alınarak küresel gelişmelere ve ihtiyaçlara uygun olarak güncellenecek, dijital içeriklerin niteliği ve niceliği geliştirilecektir” diye ifade edildi.

Planda çocuklar için yapılacaklar da sıralanırken, “Yoksulluğun nesiller arası aktarımını azaltmak ve fırsat eşitliğini artırmak üzere çocukların bireysel ihtiyaçlarına yönelik uygulamalar hayata geçirilecektir” denildi. Planda sosyal yardımlara ilişkin yapılacaklar arasında şunlar da yer aldı:

“Sosyal yardım sistemi gözden geçirilecek, iş gücüne katılıma mani olmayacak şekilde bütünleşik bir yapıda, aile odaklı ve fert başına asgari bir geliri garanti edecek şekilde yeniden kurgulanacaktır. Sosyal yardımlar fırsat eşitliği gözetilerek yürütülecektir.”

Planda taşınmazların güncel değerlerini ilgili kurumlarla koordinasyon ile kayıt altına alan bir veri tabanı oluşturulacağı da belirtildi. Planda, “Gayrimenkul değerlemesi için taşınmazların güncel değerlerini ilgili kurumlarla koordinasyon ile kayıt altına alan bir veri tabanı oluşturulacak ve bilgisayar destekli toplu değerleme yöntemlerinin uygulanmasına yönelik çalışmalar yürütülecektir” denildi.

Marmara Bölgesi’nde olası depreme karşı yapıların güçlendirileceğine de planda yer verildi. Planda, İstanbul’a ilişkin “İstanbul başta olmak üzere riskli yapı stokunun dönüşümünün hızlandırılması amacıyla mevzuat düzenlemesi gerçekleştirilecektir” denildi.

Planda, dar ve orta gelirlilere yönelik TOKİ’nin ürettiği konut sayısının 2022 yılında 60 bin 440 olduğu ve bu sayının 2028 yılında 500 bine çıkarılacağı hedefine de yer verildi. Planda, ülkedeki konut sorununa ilişkin yapılacaklardan bazıları ise şöyle ifade edildi

“Özellikle kentlerdeki barınma sorununa sağlıklı çözümler üretilebilmesi için dar gelirlilere, kadınlara, engellilere ve gençlere yönelik toplu konut uygulamaları yürütülecektir. Afetler sonrasında acil barınma ihtiyacını ivedilikle karşılamak için gerçekleştirilen ve imar mevzuatını değiştiren düzenlemeler, sürdürülebilir konut çevresi, uygulamada etkinlik, afetlere karşı risk azaltma ve dirençlilik, eskisinden daha sağlam inşa prensipleri doğrultusunda yeniden gözden geçirilecektir. Kaçak yapı stoku ortaya konulacak ve kaçak yapılaşmayı önleyici tedbirler alınacaktır. Afet konutlarının yapımında afetzedelerin barınma ihtiyacını en kısa zamanda karşılayacak şekilde hak sahipliği, geri ödeme ve finansman yöntemleri ile ilgili mevzuat yeniden ele alınacaktır.”

Planda kamuda işe alımlarda yapılacak uygulamalar da şöyle ifade edildi: “Kamu görevlerine ilk defa atanacaklar için mevcut sınav sistemi mevzuat ve uygulama boyutlarıyla birlikte gözden geçirilerek, sözlü sınavların atamaya konu olan görevin niteliğinin gerekli kıldığı hallerle sınırlı olarak yapılması sağlanacak, sınav kurullarının tarafsızlığının korunması, şeffaflık, adalet ve hakkaniyet ilkelerini güçlendirecek düzenlemeler hayata geçirilecektir.”

Paylaşın

Erdoğan: Enflasyonu Tek Haneye İndireceğiz

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Farklı kampanyalarla enflasyonla mücadelemizi iş dünyamızı da dahil ediyoruz. Tedarik zincirinde yaşayan aksamalardan kaynaklı enflasyon oranını asgari orana düşürmek için yapmış olduğumuz birliktelik çağrımızdır. Otomobil gibi fahiş fiyat balonunun oluştuğu kimi sektörlerde dengelenme başladı” dedi ve ekledi:

“Konut sektöründe de benzer tablonun ortaya çıktığına şahit oluyoruz. Enflasyon sorununu daha önce başardığımız gibi yeniden tek haneye indireceğiz. Bölgemizde patlak veren yeni kriz ve çatışmalar işimizi zorlaştırsa da Allah’ın izniyle bunları aşacak iradeye sahibiz. Milletimizin bize ve ekonomi yönetimimize güvenine devam etmesini istiyoruz.”

Cumhurbaşkanlığı kabine toplantısının ardından kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere aziz şehitlerimizi, vatan topraklarını kanlarıyla sulayan yiğit gazilerimizi rahmetle yad ediyorum. Gerek telefonla arayarak gerekse mesaj göndererek 100. yıl heyecanımızı paylaşan dost ülke liderlerine şükranlarımı sunuyorum. Cumhuriyetimizin 100. yıldönümünü manasına ve önemine yakışır bir şekilde büyük bir gururla kutladık. İstanbul Boğazı’nda yapılan geçit töreninde ülkemizin sanayi alanında eriştiği seviyeyi yeniden görme fırsatını bulduk. TCG Anadolu’nun öncülüğünde 100 savaş gemimiz tarafından yapılan geçit türeni hem duygulandırdı hem de kıvanç kaynağımız oldu.

Türkiye hayatta kalabilmek için başta savunma sanayi olmak üzere her alanda güçlü olmak zorundadır. Mevcut vatan topraklarını bize çok göreceklerini gayet iyi duyuyoruz. Kimseye husumet beslemeden ordumuzu güçlendirmeye devam edeceğiz. 100. yıl vesilesiyle yaptığımız hitabımızda Türkiye’nin son 1 asırda kat ettiği mesafeyi somut rakamlarla karşılaştırmalı olarak ortaya koyduk. Rakamlar kimin Cumhuriyete hakkıyla sahip çıktığını kimin de istismarını yaptığını açıkça göstermiştir. Cumhuriyeti salonlara ve balolara hapsedenlere, millete mal etmek yerine kendi ideolojilerin aparatı haline getirenlere, bu ülkede yıllarca Cumhur karşıtlığı yapanlara bu tarihi yıldönümünün nasıl idrak edilmesi gerektiğini gösterdik.

Milleti dışlayan, milletin olmadığı soğuk törenler yerine Cumhuriyetimizin ruhuna uygun şekilde halkımızla omuz omuza kutladık. Davetimize icap ederek evlerini, araçlarını, işyerlerini bayraklarımızla süsleyen tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum. Pazar günkü tablo Gazi Mustafa Kemal’in de muradını yansıtmıştır. Gazi’nin mirasını gerçek anlamda yaşatanlar millete efendilik taslayanlar değil 85 milyonun tamamına hizmetkârlık yapanlardır. Biz işte bunu sağladık, bunu başardık. Bizim dönemimize kadar Türkiye’nin en büyük sorunu milletin kurduğu Cumhuriyet’i, milletin değerleri, inancı, kültürüyle hesaplaşma aracına dönüştüren istismarcılar olmuştur. Gardrop Atatürkçüleri yıllarca bu ülkeyi ikinci sınıf ekonomiye mahkum etmiştir. Gazi’nin vefatından sonra milleti yıllarca inim inim inletenler işte bunlardır.

1960’tan itibaren her 10 yılda bir milli iradeye kast edenler bunlardır. Anadolu insanını takunyalı, örümcek kafalı, makarnacı, yobaz diye aşağılayan bunlar. Kızlarımızı kılık kıyafetlerinden dolayı üniversite kapılarında ağlatanlar bunlardır. Cumhuriyet mitingleri adı altında darbe çığırtkanlığı yapanlar bunlardır. Oy tercihleri sebebiyle depremzedelerimize hakaret edenler yine bunlardır. Bu faşist zihniyetin mensuplarıdır. Bu çevreler bugün de farklı yöntemlerle içlerindeki nefreti kusmaya devam ediyor. Cumhuriyet kutlamalarında bile nefret söylemi bulaştıran bu güruha asla prim vermeyeceğiz.

Demokrasiden ve milli iradenin rehberliğinden asla sapmadık. Hizmet ve eser siyasetini dünya görüşümüzün merkezine yerleştirdik. Milleti kutuplaştıranlardan değil toplumu kucaklaştıranlardan olduk. Kimseyi dışlamadan, farklılıkları tehdit olarak görmeden herkesi aynı hedef, kader etrafında toplayarak milli birliğimizi tahkim ettik. Gazi’nin ‘en büyük eserim’ dediği Türkiye Cumhuriyeti’ne yatırımları kazandırdık. Demokrasimizi tüm kurum ve kuralları ile tesis etmek için Cumhur ile Cumhuriyet arasına çekilen tel örgüleri kaldırmak için gece gündüz çalıştık, çabaladık mücadele verdik. Eksiklerimiz, kusurlarımız, tüm gayretlerimize rağmen yapamadıklarımız şüphesiz olmuştur. Elini vicdanına koyan herkesin kabul edeceği gerçek şudur: Türkiye Cumhuriyeti 100. yılını kutlarken daha önce olmadığı kadar güçlüdür, güvendedir, itibardadır.

Biz birlikte Türkiyeyiz. Tarihi şanlı zaferlerle dolu kahraman ecdadın torunlarıyız. Bize yakışan birlik, beraberliktir. Bir duvarın tuğlaları gibi kenetlenmektir. Bunu başardığımızda Allah’ın izniyle önümüze çıkacak hiçbir engel yoktur. Elele gönül gönüle vererek Türkiye Yüzyılını barışın yüzyılı yapacağımıza yürekten inanıyorum. Cumhuriyetimizin 100. yaşını Gazze’de ve Filistin’de kardeşlerimizin katliama uğradığı hüzünlü bir dönemde karşıladık. 7 Ekim’den bu yana Gazzeli kardeşlerimiz çok büyük zulme ve vahşete maruz bırakılıyor. Avrupa ve Amerika’nın koşulsuz desteğini arkasına alan İsrail yönetimi tüm dünyanın gözleri önünde insanlık suçu işliyor.

Dün Gazzeti kardeşlerimize hediyemiz olan Dostluk Hastanesi İsrail güçleri tarafından hedef alındı. Bu kritik sağlık kuruluşu İsrail barbarlığının en son kurbanı oldu. Kanser hastaları ilaca erişim imkanlarını yitirdi. Oysa savaşta bile hastanelere dokunulmaz, hasta taşıyan ambulans vurulmaz. Devlet savaş hukukuna uymakla mükelleftir. Sadece bu saldırı bile tek başına İsrail’in hak, hukuk, insani değer tanımadığını ispata yeterlidir. İsrail’in saldırıları sonucunda çoğu bebek, çocuk ve kadın olmak üzere 8 bin 500 Filistinli şehit edildi. 21 binden fazla Filistinli kardeşimiz yaralandı. BM’ye göre 1000’den fazla cenaze halen yıkıntıların altında.

Gazze’deki binaların çok önemli kısmı yıkıldı veya tahrip oldu. Elektrik, su, yakıt, gıdası üç hafta önce kesilen Gazzeliler açlıkla ve ağır bombardımanla adeta kıyıma uğruyor. Demokrasi ve insan haklarının beşiği olma iddiasındaki ülkeler ise ne yazık ki bu kıyıma aleni destek veriyor. Türkiye olarak sergilediğimiz insani, adaletli, onurlu tavrı bugün de sürdürüyoruz. Sivillere yönelik eylemleri kabul etmediğimizin altını her fırsatta çiziyoruz. Gazze’ye daha fazla bomba yağdırarak güvenliğin sağlanamayacağını ifade ediyoruz. Devlet hakkını tamamen yitirdiği görülen ve örgüt gibi davranan İsrail’in bir an önce durdurulması gerektiğine inanıyoruz. Gazze’de masumların hakkını her platformda sonuna kadar savunacağız.

Filistin mitingimiz başta İsrail olmak üzere tüm dünya tarafından çok yakından takip edildi. Gazze için kıyama kalkan siyasi parti genel başkanlarına, sanatçılara, yabancı misafirlerimize 1,5 milyonu aşkın yürekli insana buradan teşekkür ediyorum. 25. gününü geride bırakan bu katliamın önüne geçilmesi en öncelikli meselemizdir. Bunun için evvel emirde ateşkesin sağlanması, kalıcı barışa giden yolun açılması gerekiyor. Filistin-İsrail’in Uluslararası Barış Konferansı bunun için en uygun platform olacağı kanaatindeyiz. Yeni bir güvenlik mekanizmasının tesisini gerekli görüyoruz. Böyle bir adım atılması halinde Türkiye olarak sorumluluk almaya hazırız.

Savaşı diplomatik yollarla sona erdirmek için çalışırken, Gazze’li kardeşlerimize tüm imkanlarımızla sahip çıkmaya devam ediyoruz. Bugüne kadar 10 uçak yardım malzemesini sevk ettik. 54 görevlimizin bölgeye intikalini sağladık. Ülkemizin gönderdiği bir kısmı Gazzeli kardeşlerimize ulaşan yardım malzemelerinin toplamı 213 tonu buldu. Daha fazla insani yardım TIR’ının Refah kapısından girişine izin verildikçe yardımlarımızı artıracağız. Türkiye dün olduğu gibi bugün de Filistinli kardeşlerinin yanındadır. Başta Avrupalı ülkeler olmak üzere Batı dünyası Gazze’deki insanlık sınavında bir kez daha sınıfta kalmıştır.

25 gündür çocuklar, kadınlar ölüyor. Hastaneler bombalanıyor. 360 kilometre karede 2,3 milyon mazlum hayatta kalma mücadelesi veriyor. Gazze’de insanlığa ait ne kadar haslet varsa hepsi tek tek yok ediliyor. AB bırakın kınamayı çıkıp ateşkes çağrısı bile yapamıyor. Bunu yapmadıkları gibi hepsi bir ağızdan İsrail mezalimine kılıf uydurmaya çalışıyorlar. BM Güvenlik Konseyi, Gazze’deki BM kuruluşlarının ve personelinin hedef alınmasını sadece seyrediyor. İnsan hakları kuruluşları 25 gündür işlenen insanlık suçları karşısında hiçbir tepki göstermiyor.

Çok açık ve net söylüyorum; bugün binlerce Gazze’li çocuğun ölümüne seyirci kalanların yarın herhangi bir konuda söyleyecekleri hiçbir sözün kıymeti harbiyesi olmaz. Aslolan zor zamanda konuşmaktır. Hakkı bu gün haykırmaktır. İsrail’in katliamlarına ses çıkarmayan tatlısu hak savunucularından insanlığa da dünyaya da hiçbir hayır gelmez. İnşallah bundan sonra da dik ve kararlı duruşumuzu muhafaza edeceğiz.

Uluslararası alanda etki sahibi bir ülke olmanın yolu tüm unsurlarıyla ekonomisi güçlü bir üke olmaktan çıkar. Türk ekonomisini güçlendirmeye, büyütmeye, karşılaştığı zorlukların üstesinden başarıyla gelmeye çalışıyoruz. 12. Kalkınma Planını Meclisimize sunduk. Katılımcı bir anlayışla tüm taraflarla istişare edilerek hazırlanan planın en önemli özelliği 2053 vizyonumuza ışık tutmasıdır. Birileri parti içi kavgalarla, Güneş Motel utancını aratmayan siyasi kavgalarla günlerini geçirirken biz 30 yıl sonrasının hedeflerini belirliyoruz.

Türkiye ekonomisi için 2053 hedefimiz 7,7trilyon dolar milli gelir düzeyine ulaşmaktır. Türkiye bugün birileri için hayal gibi görünen seviyeyi yakalayacak potansiyel ve imkana sahip olan ülkedir. Biz gözümüzü ufuktan ayırmamaya hassasiyet gösteriyoruz. Vatandaşımıza verdiğimiz sözleri tutmaya devam ediyoruz. Üniversiteli gençlerimize cep telefonu, bilgisayar desteği ve ücretsiz internet sözümüzü geçen hafta yerine getirdik. Göreve geldiğimizde yükseköğrenim öğrencilerimizin kredi burs miktarı neydi? 45 liracıktı. Biz bu rakamı 27 kat artışla lisansta 1250 liraya yüksek lisansta 2500 liraya, doktorada 3700 liraya çıkardık. Kredilerde yalnızca an aparanın ödemesini temin ettik. 3,3 milyon öğrencimizin toplam 27 milyar liralık borcunu silmiş olduk.

Tek bir öğrencimizi dahi açıkta bırakmamak için yurtlarımızın sayısını ve yatak kapasitesini artırdık. Bu sene 950 bini aşkın gencimize yurtlarımızda barınma imkanı sunuyoruz. Şimdi de kredi veya burs alan 1 milyon 600 bin öğrencimize önümüzdeki yıl ödeyeceğimiz rakamları açıklıyorum. 2024 yılında lisans öğrencilerine 2000 lira, yüksek lisans öğrencileri için 4000 lira, doktora öğrencileri için 6000 liraya çıkartıyoruz.

Emeklilerimize yapacağımız 5 bin lira tutarındaki bir defaya mahsus ödemeyle ilgili süreç tamamlanmak üzere. Meclisimizin onayını aldık. Emeklilerimize ödemelerini önümüzdeki haftalarda gerçekleştireceğiz. İster emekli, ister kamu görevlisi, işçi olsun, ücretli çalışanların hiçbirini enflasyona ezdirmeyeceğimizi bilmenizi istiyorum. Depremzedelerimizi ihmal etmiyoruz. 11 ilimizde 200 bin konutun inşası hızla devam ediyoruz. Yapımı biten konutları yakına etap etap teslim ediyoruz Sene sonuna kadar 41 konut ve 5 bin köy evinin teslimini planlıyoruz. Yerinde dönüşüm projemizle ilgili kredi ve hibe tutarlarını güncellemiştik. 235 bin kardeşimizin başvurduğu bu projemizi süratle hayata geçiriyoruz.

“Fırsatçılara kesinlikle göz açtırmayacağız”

KOSGEB vasıtasıyla yeni bir kredi paketine devreye alıyoruz. İşletme başına 200 bin ile 700 bin lira arasında faizsiz kredi sağlıyoruz. Milletin aşına ve ekmeğine kan doğrayan fırsatçılara kesinlikle göz açtırmayacağız. Farklı kampanyalarla enflasyonla mücadelemizi iş dünyamızı da dahil ediyoruz. Tedarik zincirinde yaşayan aksamalardan kaynaklı enflasyon oranını asgari orana düşürmek için yapmış olduğumuz birliktelik çağrımızdır. Otomobil gibi fahiş fiyat balonunun oluştuğu kimi sektörlerde dengelenme başladı. Konut sektöründe de benzer tablonun ortaya çıktığına şahit oluyoruz. Enflasyon sorununu daha önce başardığımız gibi yeniden tek haneye indireceğiz.

Bölgemizde patlak veren yeni kriz ve çatışmalar işimizi zorlaştırsa da Allah’ın izniyle bunları aşacak iradeye sahibiz. Milletimizin bize ve ekonomi yönetimimize güvenine devam etmesini istiyoruz. Gurur kaynağımız olan karateci ve grekoromen güreşçilerimizi tüm sporcularımızı cani gönülden tebrik ediyorum. Sizleri sevgi, saygıyla selamlıyorum. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diliyor, sağlık ve esenlikle hayırlı akşamlar diliyorum.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Ekrem İmamoğlu: Rakibimi Biliyorum

31 Mart 204’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklamada bulunan İBB Başkanı İmamoğlu, “Tavsiyem şu; biz, milletin bileğiyiz. Bilek güreşine hazırız. Mertçe güreşimizi yapalım. Mertçe siyasi mücadelemizi yapalım. Yarışımızı yapalım. Mertçe yarışın kazananı kaybedeni fark etmez. Bu sahayı sağlayın” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bakalım ne olacak? Ben ne olacağını biliyorum. Size de göstermekten zevk duyarım. Ben bu arada rakibimi de biliyorum. Tekrar altını çizeyim. Siz de anlamışsınızdır.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Büyükçekmece Çevre Projesi Tanıtım’ ve ‘Silivri Selimpaşa Alt Geçit Açılış’ törenlerinde konuştu.

İmamoğlu konuşmasında, iktidar tarafından iptal edilen 2019 İstanbul belediye başkanlığı seçimini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Üç ayımızı çaldılar. Bu, ‘çaldılar’ lafını kullanıyorum, çünkü tescilli. Niye tescilli? Vallahi çaldılar. Yani hakkımız olan seçimi elimizden aldılar. Sanırım bu demokrasi tokadını yedikten sonra, hukuka müdahale edip, böyle saçma sapan davalarla, ‘Ekrem’in önüne nasıl taş koyarız, set koyarız’ akıl tutulmalarını yaşamazlar.

Yaşattıklarında nasıl fark yediklerini bir kez gördüler. Eğer bir kez daha görmek istiyorlarsa, ‘Hadi yapın bakalım’ diyorum, hadi bakalım tenezzül edin, bakın ne oluyor? Tavsiyem şu; biz, milletin bileğiyiz. Bilek güreşine hazırız. Mertçe güreşimizi yapalım.

Mertçe siyasi mücadelemizi yapalım. Yarışımızı yapalım. Mertçe yarışın kazananı kaybedeni fark etmez. Bu sahayı sağlayın. Bakalım ne olacak? Ben ne olacağını biliyorum. Size de göstermekten zevk duyarım. Ben bu arada rakibimi de biliyorum. Tekrar altını çizeyim. Siz de anlamışsınızdır.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a Filistin Tepkisi: Miting Yapıyor Ya…

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Başkenti Kudüs olan bir Filistin’i her yerde destekliyoruz. Miting yapıyor ya sen muhalefetsen miting yap” dedi ve ekledi:

“Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kuracağız dedik. Oradaki barış ve huzur bize de yansıyacaktır. Orada akan her kan bizim kanımızdır. Devrimci söz verdi mi kapı gibi sözünü tutar. Seni de sözde kefenle karşılıyorlardı, onlar nerede? Devrimcilik yürek ister adalet ister. Beni dışişleri bakanlığının eskiden olduğu gibi olduğuna kim inandırabilir?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’deki partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından dikkat çeken başlıklar şöyle:

“Erdal İnönü’nün ölüm yıldönümü. Bir bilim insanı ve bir siyasetçiydi. Onu rahmetle, saygıyla anıyoruz. Cumhuriyet’in 2. yüzyılının ilk günlerinde bir olmak, beraber olmak sıcak mesajlar vermek en çok Cumhuriyet Halk Partisi’ne yakışır. Kutlamalarda 10 milyon vatandaşımıza ulaştık. Buradan tüm belediye başkanı arkadaşlarıma teşekkür ederim. Bu heyecanı yaşattıkları için. Kutlamalarımız yıl boyunca da devam edecek.

Anıtkabir’e yürüdük ve bütün insanlarımız oradaydı. 1 milyon 182 bin vatandaş, Anıtkabir’i ziyaret etti. Artık öyle bir noktadayız ki hiçbir güç Cumhuriyet’i ve demokrasiyi engelleyemez. Gazi Mustafa Kemal 1923’te İzmir İktisat Kongresi’nde şunu söyledi: Savaş meydanlarında kazanılan zaferler, ekonomik zaferlerle taçlandırılamazsa gerçek zafere ulaşılamaz. Milli Kurtuluş Savaşı sonrası kimseye yalvarıp, yakarmaması için önce ekonomiyi kalkındırdılar. Yoklukla mücadele ettiler.

Nasıl bir Cumhuriyet? Fikri, vicdanı, irfanı hür nesiller ister Cumhuriyet. 100 yıllık bir Cumhuriyeti, 22 yıla sığdırmak ne kadar doğrudur? 1927 yılında uçak fabrikasını kuran Türkiye’yi nasıl görmezsiniz? Toprak Mahsulleri Ofisi’ni, TARİŞ’i nasıl görmezsiniz? Bugün devleti yöneten en tepedeki kişi kendi dönemini anlattı.

Osmanlı’nın borcunu son kuruşuna kadar, yoksullukla mücadele ederken Türkiye Cumhuriyeti ödedi. Onlar büyüme ve kalkınma için kimseye el avuç açmadı. Bunlar da kapı kapı dolaşıyor kimden 3-5 kuruş alsak diye. Yalvarılır mı yakarılır mı ya? Cumhuriyeti kuranlar yolsuzluklarla mücadele ettiler. Bunlar ise yolsuzlukla mücadele etmesinler diye yasa çıkardılar.

Onlar her kuruşun hesabını millete veriyorlardı. Bunlar ise lüks ve şatafat içindeler. Sayıştay tamamen işlevsiz bırakıldı. Bunlar Türk Lirası’nı yerde sürüklenir hale getirdi. Onlar liyakata önem verdiler. Onlar ile bunlar mukayese etmez, siyah ile beyaz gibi. Onlar kimseye boyun eğmediler. Onlar asla mal varlıklarıyla tehdit edilmediler. Aradaki farka bakar mısınız?

Onlar milli kurtuluş savaşını buradan, Gazi Meclis’ten yönettiler. Geldiğimiz hale bakın şimdi burası sarayın noteri gibi çalışıyorlar. Onlar Türkiye’yi sığınmacı deposu haline getirmediler. Bunlar egemen güçlerle anlaşıp Türkiye’yi göçmen deposu haline getirdiler. Nasıl bir cumhuriyet? Demokrasisi gelişmiş bir cumhuriyet.

Başkomutan geçinen adam Türkiye’yi sığınmacı deposu yaptı. Herkesin yasalara uyduğu bir cumhuriyet. Yasaların uygulandığı bir cumhuriyet. Yargıtay talimatla karar aldı. AYM’nin emsal kararları olmasına rağmen talimatla karar aldı. Evet bizim vekilimiz değil ama CHP bir haksızlık varsa kapı gibi onun karşısındadır. Daha önce alınmış kararlar. Bir parlamento düşünün kendi vekiline sahip çıkmaktan acze düşmüş. Bir Meclis başkanı düşünün acze düşmüş. İnsan Hakları Komisyonu Üyesinin ne işi var hapishanede? İnsan haklarına saygılı bir cumhuriyet istiyoruz. Yasamanın, yargının kendisine verilen görevleri yerine getirdiği bir cumhuriyet istiyoruz.

“İzlenen ekonomik politika ciddi yoksulluğa neden olmuştur”

Cumhuriyet, aynı zamanda kimsesizlerin kimsesidir. Halkın iradesini yok sayan rejime demokrasi denmez. Herkesin karnının doyduğu bir cumhuriyet. Hiç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı bir cumhuriyet. Her insanın hakkının, hukukunun korunduğu bir cumhuriyet. Kimsenin yoksulluğu afişe edilmeyecek. Hiç kimsenin elektriği, suyu kesilmeyecek. İzlenen ekonomik politika ciddi yoksulluğa neden olmuştur.

Garibana düşük faizle kredi vermiyorlar. Sırtını saraya dayamış olanlara düşük faizle kredi veriyorlar. İnanç konusunda da Erdoğan’ın samimi olduğunu düşünmüyorum. Samimi olsa yoksulları düşünür. Bütçeler yapılırken ödenekler belirlenir. Her harcamada artış var ama ayrılan 2 ödenek tamamı kullanılmamış. Birincisi şehit yakınları ve gazilerle ilgili. Niye şehit yakınları ve gazilerin sırtından tasarruf ediliyor. O ailelere sesleniyorum. Gün gelir onlara övgüler dizersiniz bu kardeşinize destek vermezsiniz ama biz yine de sizlerin hakkını savunacağız.

İkincisi de bağımlılıkla mücadele, yani uyuşturucuyla mücadelede ayrılan para harcanmamış. Çünkü bunlar uyuşturucu baronlarıyla iç içe oldukları için bu tablo meydanda. Nasıl bir cumhuriyet? Özgürlükçü, adaletli, dış politikasıyla tüm mazlum ülkelere örnek olan bir cumhuriyet istiyoruz. Filistin’de kan akıyor. Başkenti Kudüs olan bir Filistin’i her yerde destekliyoruz. Miting yapıyor ya sen muhalefetsen miting yap.

Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kuracağız dedik. Oradaki barış ve huzur bize de yansıyacaktır. Orada akan her kan bizim kanımızdır. Devrimci söz verdi mi kapı gibi sözünü tutar. Seni de sözde kefenle karşılıyorlardı, onlar nerede? Devrimcilik yürek ister adalet ister. Beni dışişleri bakanlığının eskiden olduğu gibi olduğuna kim inandırabilir?”

Paylaşın

Şimşek’ten ‘Vergi Düzenlemesi’ Sinyali: Gözden Geçiriyoruz

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda sunum yapan Bakan Şimşek, “Vergi düzenlemelerinde adalet, eşitlik, öngörülebilirlik ve şeffaflık ilkeleri dikkate alınarak, vergi tabanının genişletilmesi ve gönüllü uyumun artırılmasına yönelik çalışmalara devam edeceğiz” dedi.

“Anlaşılabilir, kolay uygulanabilir, güncel gereksinimleri karşılayan bir vergi yapısının oluşturulması, dolaysız vergilerin bütçe içindeki payının artırılması temel amacımızdır” diyen Şimşek, “Etkin olmayan istisna, muafiyet ve indirimlerin kaldırılması hususunda kapsamlı bir çalışma yürütüyoruz. Bu kapsamda temel vergi kanunlarını gözden geçiriyoruz. Program döneminde çalışmalarımızı Meclisimizin takdirine sunacağız” diye konuştu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Hazine ve Maliye Bakanlığının 2024 yılı bütçesine ilişkin sunum yaptı.

Gazete Pencere’de yer alan habere göre; Bakan Şimşek, “Bu yıl en düşük memur maaşındaki artış oranı yüzde 141,8; ortalama memur maaşındaki artış oranı ise yüzde 128,8 oldu. Emeklilerimize, 2023 yılı Ocak ve Temmuz aylarında dönemsel zamma ilave oransal artışlar yaptık. Asgari ücreti de 2023 yılında enflasyonun üzerinde yüzde 107,3 oranında artırdık. Özetle, çalışanlarımızı ve emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik ve bundan sonra da ezdirmeyeceğiz” dedi.

Mehmet Şimşek, “Vergi düzenlemelerinde adalet, eşitlik, öngörülebilirlik ve şeffaflık ilkeleri dikkate alınarak, vergi tabanının genişletilmesi ve gönüllü uyumun artırılmasına yönelik çalışmalara devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Çalışmalarımızı Meclisimizin takdirine sunacağız”

“Anlaşılabilir, kolay uygulanabilir, güncel gereksinimleri karşılayan bir vergi yapısının oluşturulması, dolaysız vergilerin bütçe içindeki payının artırılması temel amacımızdır” diyen Şimşek, “Etkin olmayan istisna, muafiyet ve indirimlerin kaldırılması hususunda kapsamlı bir çalışma yürütüyoruz. Bu kapsamda temel vergi kanunlarını gözden geçiriyoruz. Program döneminde çalışmalarımızı Meclisimizin takdirine sunacağız” diye konuştu.

Bakan Şimşek, mali suçlarla mücadelenin temel öncelikler arasında olduğunu belirtti. “Sağlıklı bir finansal sistem, ekonomik büyüme ve kalkınma için hayati önem taşıyor. Bu nedenle suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele rejiminin güçlendirilmesine yönelik çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürüyoruz” diyen Şimşek, şöyle devam etti:

“Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından paylaşılan rapora göre, ülkemiz 40 FATF standardının 39’u ile uyumludur. Teknik uyum kapsamında, hazırlıkları devam eden tek husus kripto varlıklar ile ilgili çalışmalardır. Bu konuda da gerekli çalışmalarımız nihai aşamaya gelmiştir. Bu haliyle Türkiye teknik uyumda en başarılı ülkeler arasına girmiştir. Bu kapsamdaki çalışmalarımızı artırarak devam ettirmeye kararlıyız. Uygulamada sağlayacağımız etkinlik ile ülkemizi gri listeden çıkarmak için çaba gösteriyoruz.”

Geçen yıl 254,2 milyar dolar ile rekor kıran ihracatın, bu yıl 255 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini ifade eden Şimşek, “Aynı zamanda depremin doğrudan ve dolaylı etkileri nedeniyle, ihracatın olması gerekenden 6 milyar dolar daha düşük kaldığını tahmin ediyoruz. Ana ticaret ortaklarımızdaki büyümenin 2024 yılında 0,5 puan yükselmesiyle, ihracatın 267 milyar dolara ulaşmasını öngörüyoruz” dedi.

“İthalatın 2023’te yüzde 0,9 artarak 367 milyar dolara yükselmesi beklenmektedir” diyen Şimşek, “Bunda altın ithalatı ve güçlü iç talep etkili olmuştur. 2024 yılında ise ithalatın 372,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. Böylece, 2023 yılında 112 milyar dolar olarak gerçekleşmesi öngörülen dış ticaret açığının, 2024 yılında 105,8 milyar dolara düşmesini bekliyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

HEDEP’li Bakırhan’dan Devlet Bahçeli’ye Yanıt: Haddinizi Bilin

TBMM Başkanvekili Celal Adan’ın HEDEP Milletvekili Sırrı Sakık’a ettiği küfre sahip çıkan MHP lideri Devlet Bahçeli’ye yanıt veren HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Biz özür beklerken Bahçeli o sözlere sahip çıktı. MHP Genel Başkanı aslında kendi vekiline sahip çıkarak bize gerçekliği bir kez daha gösterdi” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bunların küfürden ve antidemoktatik uygulamaları savunmaktan başka amacı yok. Küfür ve hakaretleri konuşmalarından çıkarınca bunlardan geriye bir şey kalmıyor. Tehdit ediyor, yetmiyor Celal Adan’ı savunuyor. İnsanın ağzına alamayacağı sözler için Bahçeli ‘İsabetli sözlerdir’ diyor. Biz böyle bir grup başkanvekilini tanımıyoruz. Haddinizi bilin. Sizin arkanızda mafyalar olabilir, bizim arkamızda halk var.”

TBMM Genel Kurulu’nda HEDEP’li Sırrı Sakık ile tartışma yaşayan Celal Adan, mikrofonun kapalı olduğunu düşünerek küfür etmişti.

MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında Celal Adan’a sahip çıkarak, “Geçtiğimiz hafta TBMM’de haince konuşma yapan tescilli bir bölücüye hak ettiği cevabı yüreklice veren Meclis Başkanvekilimiz ve İstanbul Milletvekilimiz sayın Celal Adan’ın isabetli sözleri bizim sözümüzdür. Sayın Adan sahipsiz değildir, yalnız değildir, saldırılar, istifa çağrıları ve hakaretler ayaklarımızın altındadır” demişti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Grup Başkanvekili Tuncer Bakırhanpartisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Konuşmasına toplantıya katılanları selamlayarak başlayan Bakırhan, “Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtler ve Aleviler başta olmak üzere bütün farklı etnik ve inanç gruplarının inkar ve imhaya maruz kaldığını, asimile edilmeye çalışıldığını ifade eden Bakırhan, “Cumhuriyetin yüzyılında yüzyıllardır devam eden Kürt-Türk kardeşliği aslında çok büyük darbeler yedi. Bu, Kürt-Türk ilişkilerinin zedelenmesi tüm ülkenin tamamının yaşamına acı, yokluk, savaş olarak yansıdı. Birçok yıkımlara yol açtı. Cumhuriyetin yüzyılı darbelerle geçti. Aynı zamanda büyük katliamlarla da geçti” dedi ve ekledi:

“Cumhuriyetin yüzyılı içerisinde başta Şeyh Sait, Koçgiri, Zilan, Dersim, Maraş, Gazi, Sivas, Roboski, Ankara Gar, Suruç ve en sonda Antep’te Beybahçe’de adını daha sayamadığımız onlarca katliamla geçti. Cumhuriyetin birinci yüzyılı maalesef farklılıkları tek tip vatandaş yapma dayatmasıyla geçti. Kürdün dilini, kimliğini inkarla geçti. Kürdün köyünü yakmakla, yaylalarını yasaklamakla geçti. Kürdü yerinden yurdundan etmekle geçti, ölümle, zindanla, ölümle, sürgünlerle geçti. On binlerce faili meçhul cinayetlerle darbelerle ve son yaşadığımız OHAL rejimi ve kayyımlarla geçti.”

Cumhuriyet boyunca Kürtçenin ve halayın yasak edildiğine işaret eden Bakırhan, Kürtçenin Meclis’te bilinmeyen dil olarak kayıtlara geçtiğini, düğünlerde Kürtçe şarkı ve türkü söylemenin, halay çekmenin yasaklandığını vurgulandı. Eskişehir’de Kürtçe şarkı nedeniyle gözaltına alınan 23 kişiyi örnek veren Bakırhan, şöyle konuştu:

“Cumhuriyetin yüzyılı Emin şahsında nasıl işlediğini en iyi şekilde ortaya koyuyor. Emin Soyal, 78 yaşında, yüzde 91 engelli ve kalbinde pil taşıyan yoksul bir Kürt emekçisidir. Onun tutuklanmasıyla geçti. Yine cumhuriyetin 100 yılı Sincan Cezaevinde tutuklular Kürtçe türkü söyledikleri ve halay çektikleri için disiplin cezaları verilmesiyle geçti. Bu disiplin cezaları aynı zamanda infazlarının yakılması için bir gerekçe yapıldı.

Cumhuriyetin 100 yılı annelere çocuklarının cenazelerinin kargoyla verilmesiyle geçti. Cumhuriyetin 100 yılında sadece barış istiyoruz dedikleri için onlarca akademisyenin görevine son verildi. Kadın hakları hiç olmadığı kadar kısıtlandı. Kadınların mücadele ile yaratmış olduğu başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere birçok hakları gasp edildi. Baskılara uğradılar. İşçilerin emekçilerin adil ücret talepleri baskıyla karşılandı. İşçiler ve emekçiler artık hakların aramak için bir araya gelemiyorlar. Tutuklamalarla, cezalarla, işten atılmalarla sonuçlanıyor” diye konuştu.

Yüzyıl boyunca yaşanan doğa talanına ve sermayeye peşkeş çekilmesine de işaret eden Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Halkın bütçesi olarak oluşturulan bütçeler, savaşlara bastırmaya inkara ve imhaya harcandı. Son olarak da bu ayrımcılığa, 100 yıldır yaşadığımızı bu durama en iyi örnek cumhuriyetin 100 yılında Şırnak sokaklarında askerlerin silahlarıyla dipçikleriyle yürümesi ile geçti. Giresun’da, Bolu’da, Samsun’da cumhuriyetin 100 yılı ile ilgili konser verenler, Şırnak’ta dipçikle, asker postallarıyla biz Kürtlere ve bölgeye nasıl yaklaşıldığının, nasıl ikili bir politika siyaset izlendiğinin en iyi göstergesidir. Bunları saya saya bitiremiyoruz.

Bu yüzyılın son 20 yılı AKP-MHP iktidarı döneminde geçti. AKP-MHP iktidarı geçen 80 yıldan daha farklı değildi, hatta daha ayrımcı, inkar politikalarını en üst seviyeye çıkaran ve bunları katmerleştiren katı bir siyaset izledi. AKP ve MHP iktidarı döneminde her alanda tekçilik dayatıldı ve bütün kamu kurumları buna göre dizayn edildi. Yüzyıllık cumhuriyet tekçi ve otoriterdir, demokratik olmayan bir cumhuriyet de biçimsel olmaktan öteye geçmedi, geçemez. Geride bıraktığımız yüzyılın muhasebesiyle elimizde kalan ne diye sorarsanız; demokrasiden uzak sözde bir cumhuriyet kaldı.

Değerli arkadaşlar, Kürt sorunu yüzyıldır çözümsüz. Bu iktidar Kürtlerin hiçbir coğrafyada kazanımlarına tahammül etmiyor. Türkiye’de demokrasi ve barışın hayata geçmesini engellemek için İmralı’da kendi anayasa ve yasalarını da hiçe sayarak mutlak bir tecrit uyguluyor. Tecridin bu ülkeye demokrasi ve barışa bir yarar sunmadığını defalarca dile getirdik, dile getirmeye çalışacağız. Tecrit daha fazla kavga, ölüm ve yoksulluk demektir. Biz bu mutlak tecride son vermek için arkadaşlarımızla elimizden gelen bütün çabayı ortaya koyarak hukuksuzluğu ortadan kaldırmak için elimizden geleni yapacağımızın sözünü veriyoruz.”

Bakırhan, 7 yıllık azami tutukluluk süresi dolmasına rağmen tahliye edilmeyen Gültan Kışanak’tan bahsetti ve “Kışanak bu halkın iradesidir ve derhal serbest bırakılmalıdır” dedi. AYM’nin verdiği ‘hak ihlali’ kararına rağmen tahliye edilmeyen TİP Milletvekili Can Atalay’ın durumunu da değerlendiren Bakırhan, “Mevcut hukuk katledilmeye çalışılıyor” dedi.

Bahçeli’ye yanıt

Meclis’teki vekillere küfür eden Grup Başkanvekilini savunan MHP lideri Bahçeli’ye yanıt veren Bakırhan, şöyle konuştu: “Biz özür beklerken Bahçeli o sözlere sahip çıktı. MHP Genel Başkanı aslında kendi vekiline sahip çıkarak bize gerçekliği bir kez daha gösterdi. Bunların küfürden ve antidemoktatik uygulamaları savunmaktan başka amacı yok. Küfür ve hakaretleri konuşmalarından çıkarınca bunlardan geriye bir şey kalmıyor. Tehdit ediyor, yetmiyor Celal Adan’ı savunuyor. İnsanın ağzına alamayacağı sözler için Bahçeli ‘İsabetli sözlerdir’ diyor. Biz böyle bir grup başkanvekilini tanımıyoruz. Haddinizi bilin. Sizin arkanızda mafyalar olabilir, bizim arkamızda halk var.”

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli’den Küfür Eden Celal Adan’a Destek

Partisinin grup toplantısında konuşan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, HEDEP Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık’ın konuşmasının ardından “p.venkler” dediği duyulan MHP’li Meclis Başkanvekili Celal Adan’a destek verdi:

Haber Merkezi / MHP Lideri Bahçeli, “İsabetli sözleri bizim sözümüzdür. Sayın Adan sahipsiz değildir yalnız değildir, saldırılar istifa çağrıları ve hakaretler ayaklarımızın altındadır ve hükümsüzdür. Meclis kürsüsüne gelip arkasına aldığı birtakım zırvalarla bize cesaret temsili olanlar aklını başına alsın, akıllarını alırım onların!” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli’nin konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bugün Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ilk grup toplantısını gerçekleştirme bahtiyarlığı içerisindeyiz. 3 yıl 2 ay 22 gün süren milli mücadelenin nihai sonucu tam bağımsız Türkiye devletidir. 29 Ekim 1923’e kolay gelinmemiştir. İlk Meclis binasında mekteplerden sıralar getirilmiş odun sobası kurulmuştu.

Dönemin mebusları 25 kişilik odalarla kalıyordu. Meclis tutanakları dilekçe kağıtlarının arkasına yazılıyordu. Türk tarihinin yeni bir eşiğindeyiz. Türk milleti Cumhuriyet’le bütünleşmiştir. Türk ve Türkiye Yüzyılı başlamıştır. Yeni yüzyılda zaman ve mekanda üstünlük Türkiye’ye geçecektir. Türk milleti yeni yüzyıla mührünü vuracaktır.

Demokrasinin en iyi uygulanabileceği sistem Cumhuriyet’tir. Muhalefet cenahında aynı anda demokrasi sorgulaması işitilmiştir. Eğer bu zevata alayına kulak verirseniz buram buram sahte Cumhuriyet sevdası duyarsınız. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hafta sonu yaptığı bir konuşmasında, yine çürük tahtaya çivi çakmanın gayretkeşliğine sürüklenerek demiş ki ‘Görevimiz Cumhuriyet’i, demokrasiyle taçlandırmaktır. İddiasını ispat edecek bir siyaset ve hayat gerçeğinden bahsetmek mümkün değildir.

Cumhuriyet, demokrasi olmadan nasıl ayakta duracaktır? Kılıçdaroğlu söylesin de öğrenelim. Halk egemenliğine dayanan Cumhuriyet’in demokrasiden mahrumiyeti hangi akla ve mantığa sığabilecek bir ifade sefaletidir? Kılıçdaroğlu açıklamalarıyla çelişkiler içinde bocalamıştır. İYİ Parti Genel Başkanı da ülkemizin demokrasi krizinde olduğunu söylemiştir. Kriz Cumhuriyet’te değil, kimlik kaybına uğramış partilerdedir.

Geçtiğimiz hafta TBMM’de haince konuşma yapan tescilli bir bölücüye yüreklice yanıt veren TBMM Başkanvekili Sayın Adan sahipsiz değildir, yalnız değildir. Saldırılar, istifa çağrıları ve hakaretler ayaklarımızın altındadır ve hükümsüzdür. Meclis kürsüsüne gelip arkasına aldığı zırvalarla bize cesaret temsili olan aklını başına alsın, onların aklını alırım. Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içinde Kürdistan diye bir yer yoktur. Var diyen alçakların doğrudan karşılarında bulacakları kudret büyük Türk milletidir ve onun sevdalısı olan Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılında bölücülük ve terör sorunundan çok çektik. Bu kanlı ve hain emperyalist kurgunun badirelerine defalarca katlandık. Artık yeni yüzyıl bölücülüğün kökünü kurutma yüzyılıdır. Terörle mücadele devletin meşru güçlerinin bütün imkanları ile etkili ve amansız bir biçimde yürütülecektir. Başarı ise kesinlikle alınacaktır.”

Paylaşın