Yerel Seçimler: CHP’nin Hedefi İYİ Parti Tabanı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça partilerde çalışmalarına hız verdi. CHP, örgütleri aracılığıyla, seçimlerde iş birliği teklifini kabul etmeyen İYİ Parti yönetimi yerine partinin tabanı ile temas etmeye hazırlanıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP), işbirliğine kapıları kapatmayan HEDEP ile de görüşmesi bekleniyor. HEDEP’in Türkiye’deki en politik parti olduğunu kaydeden CHP’liler, “Bu nedenle HEDEP yönetimi ile görüşmeyi önemsiyoruz” değerlendirmesini yapıyor.

İYİ Parti’nin (İYİP) yerel seçimlerde işbirliğine kapıları kapatmasının ardından CHP, seçim çalışmalarına bugün itibarıyla başlayacak. İlk etapta 100 milletvekili, seçim bölgelerine dağılacak. CHP milletvekilleri, seçim bölgelerindeki aday adaylarıyla bir araya gelecek, seçmenin nabzını yoklayacak.

31 Mart 2024 tarihindeki yerel seçimler için kentlere dağılacak milletvekilleri, seçim bölgelerindeki aday adayları ile görüşerek aday belirlenme sürecini resmen başlatacak. Milletvekillerinin aday adayları ile görüşme süreci en geç 10 gün içerisinde tamamlanacak.

Birgün’den Mustafa Bildirci’nin haberine göre; CHP’de örgütlere İYİ Parti’nin tabanı ile temasta olmaları talimatı verildi. Partisinin grup toplantısında, “İYİ Partililer iyi insanlardır” mesajı ile örgütüne seslenen CHP Lideri Özgür Özel’in mesajları da İYİ Parti tabanına anlatılacak.

Öte yandan CHP içinde, Özgür Özel’in CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturmasının ardından İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirmemesinin tabanda yarattığı rahatsızlık da konuşuluyor. Parti kaynakları, “Tabanımız, Meral Hanım Genel Başkanımıza hayırlı olsun ziyaretine gelmeden bizim oraya gitmemizi eleştiriyor” ifadelerini kullanıyor.

Örgütler aracılığıyla İYİ Parti’nin tabanı ile temas etmeye hazırlanan CHP’nin, işbirliğine kapıları kapatmayan HEDEP ile de görüşmesi bekleniyor. HEDEP’in Türkiye’deki en politik parti olduğunu kaydeden CHP’liler, “Bu nedenle HEDEP yönetimi ile görüşmeyi önemsiyoruz” değerlendirmesini yapıyor.

HEDEP cephesi ise CHP ile lokalde işbirliğine sıcak bakıyor. Olası ittifaka kapılarını kapatmayan ve “Herkesle görüşmeye hazırız” mesajını veren HEDEP’te, “Kürt sorunuyla ilgili en cesur açıklamaları CHP Genel Başkanı Özgür Özel veriyor” değerlendirmeleri yapılıyor.

Paylaşın

HEDEP’ten “2019’daki Pozisyonda Olmayacağız” Mesajı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça partilerde çalışmalarına hız verdi. Seçimlerde ne yapacağı en çok merak edilen partilerden biri olan HEDEP, 2019’daki pozisyonda olmayacakları mesajını verdi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP)Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, “İktidarı, sağcı bir muhalefetle değiştirme gibi bir amacımız yok” diye konuştu.

İstanbul Kongre Merkezi’nde gazetecilerle bir araya gelen HEDEP Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan daha çok yerel seçim odaklı soruları yanıtladı.

HEDEP’in ‘Kent Uzlaşışı’ olarak kavramlaştırdığı; yerellerde seçim işbirliği modelinin İstanbul özelinde nasıl işleyeceği, her yerde aday çıkarma eğiliminin CHP ile uzlaşıya olanak verip vermeyeceği konusu en çok merak edilen konuydu.

Gazete Pencere’den Candan Yıldız’ın aktardığına göre; Tuncer Bakırhan şu yanıtı verdi: “14 Mayıs seçim sonuçlarını başarısızlık olarak değerlendirdik. Binin üzerinde halk toplantısı yaptık. Halkımız varlık sebebimiz nedir diye sordu. 2015’ten beri muhalefeti destekleyen iktidara kaybettiren bir yöntem denendi. Bir siyasi partiyiz. Ağır sorunları çözme çabamız var ve bunun da bedelini ödüyoruz.

Yapacağımız her iş bu ağır sorunların çözümüne katkı sunmalı. 2015’te başarılı bir sonuç aldık. Artık kazan ve kaybettir siyaseti yerine batıda da kazanmayı hedefliyoruz. Bunun için aday başvurularını almaya başladık. Seçim işbirliklerini, ittifaklarını bir pazarlık ya da taktik olarak görülmesini kabul etmiyoruz. Böyle bir amacı asla gütmeyiz. 2015’ten beri destek verdiğimiz muhalefete sormak gerekiyor.

Ana muhalefet partisi, kayyumlara gerekli tepkiyi gösterdi mi? Maalesef bir şey duymadık. Yaptığımız her şey devlet kodlarını devam ettirdi. Bölgedeki uygulamalara bakalım; uyuşturucu baronları, çeteler, işsizlik ve yoksulluk, Kürtsüzleştirme, gençsizleştirme gibi ağır bir süreç var. Sadece Bingöl’de 12 bin genç yurt dışına gitmiş.

Bunu devlet organize ediyor. Sokağa çıkma yasakları, siyaset yasakları sadece bize… Bölgede olan bitenler hakkında muhalefet ne yaptı ne yapıyor? İktidarı sağcı bir muhalefeti destekleyerek değiştirme gibi bir amacımız yok. Kent uzlaşısı bizim için siyasi partileri aşan bir tutum. Demokratik şeffaf halkçı yerel yönetimleri iktidara getiren arayışımız olacak. Bu pazarlık değildir. Kenti birlikte yönetme siyaseti…”

Bakırhan’ın bu sözlerini, özellikle İstanbul özelinde, CHP ile işbirliğine kapıyı kapatmadıkları ancak açık şeffaf görüşmenin olmazsa olmaz olduğu, kent yönetimine müdahil olmayı ilkesel bir tutum olarak gördükleri şeklinde yorumluyorum.

Soru-cevap kısmının bütününden anladığım benzer bir hassasiyetin Ankara için gösterilmeyebileceği… Zira Mansur Yavaş’la ilgili soruya Tuncer Bakırhan ” Yavaş’a bile oy verdirttik. Bu Kürtlerle partinin kadar ne kadar güçlü bir bağı olduğunu gösteriyor. Akdeniz Belediyesi’ni hep biz kazanırdık. Ama son seçimde CHP’ye kazandırdık. Bu da bizim tutarlılığımız gösteriyor. Bütün bunları sineye çektik. CHP’ye mahkum bir parti değiliz.”

Yavaş’ın Kürtlerle ilgili yaptığı açıklamalar hafızada yer alıyor. Diğer yandan 14 Mayıs genel seçiminde Ümit Özdağ’ın Cumhurbaşkanı adayı olması durumunda Mansur Yavaş‘ı destekleyeceklerini açıklaması, karşı hamle olarak HDP’nin Yavaş’a oy vermeyeceklerini deklere etmesi CHP’nin yeniden Yavaş’ı aday göstermesi durumunda HEDEP’in tutumunun ne olacağına dair çok şey söylüyor.

AKP ile ‘kayyum atanmayacak’ pazarlığı yapılıp yapılmadığı iddialarına da her iki Eş Başkan, hasta tutuklular üzerinden yapılan görüşme dışında arka kapı görüşmesi yapılmadığını söyledi. İlkeler çerçevesinde her partiye görüşebileceklerini, kent uzlaşısında kapının herkese açık olduğunu dile getirdi. Ümit Özdağ ve Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki gizli protokolün de utanç verici olduğunu ve unutulmayacağını vurguladı.

Tülay Hatimoğulları da ‘kent uzlaşısı’ nı daha da açarak “Kastımız sandalye istemek değil. Temsiliyeti sandalye ile ölçmüyoruz. Kent uzlaşısı toplumsal ve siyasal dinamiklerin belirli ilkeler çerçevesinde bir araya gelerek yönetimde olması demek. Nasıl yöneteceğiz, birlikte yönetecek miyiz sorusuna yanıt olacak. Demokrasi sadece HEDEP’in sorunu değil ki. Tek adam rejimine karşı olan herkesin sorunu” dedi.

Hatipoğlu, Selahattin Demirtaş‘ın seçim sürecine dahil olup olmayacağı ile ilgili soruya da “Demirtaş dahil bütün eş başkanlarımızın, tutuklu arkadaşlarımızın görüşlerini alacağız” yanıtı verdi.

Paylaşın

Kulis: AK Parti, İstanbul, Ankara Ve İzmir İçin Kazanacak Aday Arıyor

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça partilerde çalışmalarına hız verdi. AK Parti’de İstanbul için eski Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum’un adı kulislerde en çok dillendirilen isimler arasında yer alıyor.

Parti kulislerinde, Ankara’da, Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok’un aday gösterilmesinin yüksek ihtimal olduğu dile getirilirken, İzmir için ise, “İzmir’i almak istiyorsak bize 7 kuşak İzmirli bir aday lazım. Adayın muhalif seçmene hitap etmesi gerekir” değerlendirmeleri yapılıyor.

Türkiye’nin gündemini meşgul etmeye başlayan yerel seçimler için partiler çalışmalarını hızlandırırken, kulislerde AK Parti’nin muhtemel adayları konuşulmaya devam ediyor.

Türkiye gazetesinde yer alan habere göre; AK Parti’de Ekrem İmamoğlu’na karşı Karadenizli aday arayışı sürerken, hem Kürt seçmenin hem muhalif seçmenin oyunu alabilecek profiller üzerinde de duruluyor. Karadenizli ve Kürt olmamasına rağmen bakanlığı döneminde gösterdiği performanstan dolayı eski Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum’un adı kulislerde en çok dillendirilen isimler arasında yer alıyor.

Bazı parti kurmayları İstanbul’da hem Kürt seçmene hem muhalif seçmene hitap edebilecek, ılımlı siyaset yürütebilecek bir ismin aday gösterilmesi gerektiğini savunuyor. Kulislerde bu özellikleri taşıyan isimlerden birinin de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca olduğu konuşuluyor. Ayrıca, Karadenizli olması ve bakanlık döneminde yaptığı büyük yatırımlarla kendini gösteren eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu da İstanbul için konuşulan isimler arasında bulunuyor.

Yine mevcut ilçe belediye başkanlarından birisinin de büyükşehir için aday gösterilebileceği belirtiliyor. Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan’ın aday gösterilebileceği kaydediliyor.

Ankara ve İzmir

Ankara’da ise mevcut Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın karşısına milliyetçi bir profile sahip adayla çıkıldığı takdirde başkentin geri alınabileceği görüşü hâkim. Kulislerde bu profildeki Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok’un aday gösterilmesinin yüksek ihtimal olduğu dile getiriliyor. Öte yandan aday adaylığı için Tarım ve Orman Bakan Yardımcılığı görevinden istifa eden eski Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki’nin de aday olabileceği belirtiliyor.

İzmir’de de AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ve İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’nın ismi öne çıkıyor. Parti kurmayları “İzmir’i almak istiyorsak bize 7 kuşak İzmirli bir aday lazım. Adayın muhalif seçmene hitap etmesi gerekir” değerlendirmesini yapıyor.

Paylaşın

İYİ Partili Kurmaylar: Parti, Seçimlerde Hedefleri Tutturulamazsa Dağılabilir

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere müstakil olarak girme kararı İYİ Parti’de huzursuzluğa neden olduğu öne sürüldü. Kulislere göre, iyi partili kurmaylar, başarısızlık durumunda partinin hızla dağılabileceği riskinin de altını çiziyor.

İYİ Partili kurmaylar, partinin yerel seçimlerde oy oranının yüzde 10’un altında kalması durumunda partinin, Meclis grubunu koruyamayacağına da dikkat çekiliyor. Parti kulislerinde ise, İYİ Parti’nin yerel seçimlerdeki hedefinin belediye almak değil oy oranını yüzde 15’e çıkarmak olduğunun altı çiziliyor.

Cumhuriyet’ten Merve Kılıç’ın haberine göre, İYİ Parti’nin seçimlere tek başına girme kararı alma nedenlerinden birinin de “partiye kurumsallık kazandırmak” olduğu belirtiliyor. Parti eğer yerel seçimlerdeki oy oranını “yüzde 15’e yükseltirse”, 2028’deki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri sonrasında “parti için iktidar yolunun açılacağını” hesaplıyor.

Ancak işbirliğinin reddedilmesinin, il ve ilçe örgütü üyelerinde moral bozukluğuna neden olduğu belirtiliyor. Bazı kurmaylar, özellikle Akşener’le toplantı yapan ve iş birliğine sıcak bakan İstanbul ve Ankara’da teşkilatların çalışma yapmayacağı, bazı ilçe başkanlarının ise yakın zamanda istifa edebileceğinden endişeleniyor.

Yerel seçimlerde oy oranının artırılmasının ardından da “2028 genel seçimlerine güçlenmiş ve kurumsal kimlik kazanmış bir İYİ Parti olarak girip, tek başına iktidar olmanın” hedeflendiği ifade ediliyor. Eğer, amaçladıkları gibi olursa AKP tabanından oy koparabilecek tek parti olarak iktidar şanslarının yüksek olduğunu kaydeden kurmaylar, başarısızlık durumunda partinin hızla dağılabileceği riskinin de altını çiziyor. İYİ Parti’nin oy oranının yüzde 10’un altında kalması durumunda partinin, Meclis grubunu koruyamayacağına da dikkat çekiliyor.

Paylaşın

Erdoğan: Enflasyonu Kontrol Altına Alıyoruz

Kabinesi Toplantısı’nın ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanımızı günlük hayatta sıkıntıya sokan meseleleri bire birer çözüme kavuşturuyoruz. En zoru geride kaldı. İnşallah bundan sonra hep birlikte daha iyiye gideceğiz” dedi ve ekledi:

“Enflasyonu yavaş yavaş kontrol altına alıyoruz. Salgın ve küresel krizlerle sarsılan makro finansal istikrarı güçlendirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5,9 oranında büyüyerek OECD ülkeleri arasında en iyi performansı gösteren ülke olduk. Kaliteli ve sürdürebilir büyüme hedefimizden en küçük sapma yoktur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Cezayir Filistin davasının önde gelen savunucuları arasında yer alıyor. Gazze ve Filistin davasında desteğimizi iki kardeş ülke olarak teyit ettik.

5 yıldır tam anlamıyla fetret devri yaşayan muhalefetin yönetimindeki belediyeleri inşallah merkezinde hizmet, eser ve yatırımın olduğu gerçek belediyecilik ile yeniden buluşturacağız.

Pençe harekatları ile teröristleri sınırdan uzaklaştırdık. Teröristlerin üzerindeki baskıyı sürekli artırıyoruz. Terör eliyle ülkemizi sıkıştırmaya çalışanlara seslenmek istiyorum. Türkiye’nin güneyinde ve Suriye’nin kuzeyinde kesinlikle bir yapılanmaya izin vermeyeceğiz.

Kimin kiminle iş tuttuğunu iyi biliyoruz. Bir gece ansızın gelerek bu senaryoları yırtıp atmasını iyi biliriz. Barış ve huzur kuyuları kazıyor, herkesin hizmetine sunuyoruz. Ülkemize kuyu kazanları da kendi hesaplarıyla başbaşa bırakıyoruz.

8 milyar insanın hayatını etkileyen iklim krizinin nedeni kontrolsüz büyüyen batılı ülkelerdir. İklim krizi, kontrolsüz büyümenin, aşırı tüketimin bir sonucudur. Bu zihniyette köklü bir değişim olmadan iklim krizinin önüne geçemeyiz. İklim değişikliğinin yeni bir sömürüye yol açmaması temennimizdir.

İnsanımızı günlük hayatta sıkıntıya sokan meseleleri bire birer çözüme kavuşturuyoruz. En zoru geride kaldı. İnşallah bundan sonra hep birlikte daha iyiye gideceğiz. Enflasyonu yavaş yavaş kontrol altına alıyoruz.

Salgın ve küresel krizlerle sarsılan makro finansal istikrarı güçlendirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5,9 oranında büyüyerek OECD ülkeleri arasında en iyi performansı gösteren ülke olduk. Kaliteli ve sürdürebilir büyüme hedefimizden en küçük sapma yoktur.

“Hedeften en küçük bir sapma yoktur”

3. çeyrekte yüzde 5,9 büyüyerek OECD içinde en iyi performans sergileyen ülke olduk. Ekonomimiz yüzde 4,6’lık büyüme kaydetti. Hedeften en küçük bir sapma yoktur.

Çalışan emeklilerimizde serzenişe sebep olan konuya da el attık. Çalışan emeklilerimizin de hesabına 5’er bin TL’yi süratle yatıracağız. Üniversiteli gençlerimize seçim öncesi verdiğiğmiz ücretsiz internet ve teknoloji desteği sözümüzü tuttuk. Doğal gaz tüketim desteğini düzenli yardımlara dahil ettik

Asgari ücret tespit komisyonumuz çalışmalarını sürüdüryor. Komisyonda en güzel sonucun alınacağından şüphem yok. .Yılbaşında ekonomik dengeyi sarsmayacak, çalışanlarımızın kayıplarını giderecek bir asgari ücret belirleyeceğiz. İşçilerimizin onayını alacak, işverenlerimizi de yormayacak ve istihdama zarar vermeyecek bir asgari ücret seviyesi hedefi ile süreç yönetilecek.

Bizim safımız yalnızca bükülmez kolu ile hakkın yanı olabilir. Gazze’de öldürülen binlerce masumun yanında olmak için derin felsefi gerekçeleri aramaya da gerek yoktur.

İsrail elbette hesap verecek. İsrailli yöneticiler er ya da geç insanlık mahkemesinde yargılanacak, hak ettiği cezaları çekecek, tarihin çöplüğündeki yerlerini alacaklardır. Netanyahu yönetimine bu cüreti veren Batılı ülkeler de aynı akıbeti paylaşacaktır. Netanyahu nereye kaçar bilemiyorum.

2012 yılında çıkardığımız Kentsel Dönüşüm yasası ile 480 milyar liralık yatırımla 2 milyon 200 bin bağımsız bölümün dönüşüm sürecini tamamladık. Kentsel dönüşüm siyaset üstü bir konudur. Türkiye için tartışmasız bir beka meselesidir.

Hepsinden önemlisi bu, siyaset, siyasi partiler üstü bir konudur. TOKİ, bu sürecin öncüsü olarak kritik bir rol üstlendi. TOKİ ile şimdiye kadar 1,3 milyon konutu tamamladık ve hak sahiplerine teslim ettik.

Daha önce çok daha yüksek çoğunluk gerektiren, çok sayıda bağımsız binaların kentsel dönüşüme dahil edilmesi salt çoğunluğa bağlıdır. İmar planlarını askı ve itiraz süresi kısaltıldı. Tebligatların yapıların kapısına asılabilmesi, e-Devlet üzerinden bildirilmesiyle süreç hızlandırıldı.

Yeni kanunlarla birlikte gelen düzenlemelerle rant sağlanması veya hak sahiplerinin başka yere gönderilmesi söz konusu değildir. Kim bunu iddia ediyorsa yalancıdır.”

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Furyası: Meclis’teki Sandalye Sayısı 39’a Düştü

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere kendi adaylarıyla gireceğini açıklayan İYİ Parti’de İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Seçimlerin ardından İYİ Parti’de başlayan istifa dalgası CHP’nin işbirliği önerisinin reddedilmesiyle devam ediyor.

Son olarak, İYİ Parti İstanbul Milletvekili ve Kurucular Kurulu üyesi Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu partisinden istifa etti. Yanıkömeroğlu, istifaya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Kurucular Kurulu üyesi olduğum İYİ Parti üyeliğinden istifa etmiş bulunmaktayım. Kuruluş amaç ve ilkelerimizden bir süredir uzaklaşmış olmanın üzüntüsü içerisindeyim. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemin çıkarlarına öncelik vererek çalışmalarıma devam edeceğim.”

Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu kimdir?

11 Mayıs 1966 yılında Ankara’da dünyaya gelen Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, Çankaya İlkokulu ve Ankara Özel Tevfik Fikret Lisesini bitirdi.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitenin İnşaat Mühendisliği Yapım Stratejisi Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı.

Altyapı, üstyapı, raylı sistemler konusunda birçok projede üst düzey yöneticilik yaptı. Sektörün önde gelen firmalarında proje mühendisliği, teklif ve planlama müdürlüğü ve genel müdür yardımcılığı gibi pozisyonlarda görev aldı. Bir müşavirlik firmasının kurucuları arasında bulundu.

İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyeleri arasında yer aldı. 2018 yılında gerçekleştirilen 1. Olağanüstü Kongre’de İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi seçildi. 2018 yılında Kadın Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.

Kadınların siyasete katılımı, toplumsal cinsiyet eşitliği, işitme engellilerin sosyal hayata katılımı alanlarında aktif olarak çalışmalarını sürdürmektedir. İleri düzeyde İngilizce ve Fransızca bilen Yanıkömeroğlu, 2 çocuk annesidir.

İYİ Parti’de istifalar

Daha öncede, Ankara milletvekili Adnan Beker, Mesut Yılmaz, Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, parti kurucularından Taylan Yıldız, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, parti kurucularından Aydın Adnan Sezgin, eski Ankara İl Başkanı Faruk Köylüoğlu, İYİ Parti 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da istifa eden isimlerdendi.

Dün de Kocaeli’nin Körfez Belediye Meclisi’nin İYİ Partili meclis üyeleri Fevzi Canbaz, Ender Oğuz ve Arif Ersoy ve eski Antalya İl Başkanı Ahmet Aydın, partilerinden istifa ettiklerini duyurmuşlardı.

Paylaşın

HEDEP’li Bakırhan’dan Yerel Seçim Açıklaması: Pazarlık Ya Da Taktik Yapmıyoruz

İstanbul’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan, 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde Türkiye’nin her yerinden aday çıkarma eğilimine ilişkin, “Pazarlık ya da taktik yapmıyoruz” dedi ve ekledi:

“Ana muhalefet görevini yürütebilse, belediyelerimize kayyım atanırken, 81 yaşındaki Makbule Özer cezaevine kadar gönderilirken bir HÜDA PAR vekili kadar duyarlı olsaydı başka bir değerlendirme yapılabilirdi.”

Bakırhan, açıklamasının devamında, “Bölgede yedi yıldır sokağa çıkma yasakları var ama sadece HEDEP’e var, AKP etkinlik yapabiliyor. Halkımız da bu durum karşısında oy verdiğimiz muhalefet ne yapıyor diye soruyor. Sağcı bir iktidarı sağcı bir muhalefeti destekleyerek değiştirme gibi bir durumumuz yok” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları bugün İstanbul’da gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gazete Duvar’dan Can Bursalı’nın aktardığına göre; Yerel seçimlere yönelik kullanılan ‘Kent uzlaşısı’ tanımına ilişkin Bakırhan tarafından yapılan değerlendirmede amacı hem parti tarafından kazanılabilecek belediyelerin alınması hem de batıda halkın güçlü temsilinin ortaya çıkacağı bir sonuca ulaşmanın hedeflendiği belirtildi.

“Kent nüfusunun yüzde 2-3’nün tercihiyle adaylar belirlenecek” diyen Bakırhan, batı illerinde de kendi adayları ile seçime gitme eğiliminde olduklarını ancak nihai kararın Parti Meclisi tarafından verileceğini belirtti.

“Pazarlık ya da taktik yapmıyoruz. Ana muhalefet görevini yürütebilse, belediyelerimize kayyım atanırken, 81 yaşındaki Makbule Özer cezaevine kadar gönderilirken bir HÜDA PAR vekili kadar duyarlı olsaydı başka bir değerlendirme yapılabilirdi” diyen Bakırhan, “Bölgede yedi yıldır sokağa çıkma yasakları var ama sadece HEDEP’e var, AKP etkinlik yapabiliyor. Halkımız da bu durum karşısında oy verdiğimiz muhalefet ne yapıyor diye soruyor. Sağcı bir iktidarı sağcı bir muhalefeti destekleyerek değiştirme gibi bir durumumuz yok” dedi.

Bakırhan, 28 Mayıs’ta yapılan ikinci tur öncesinde CHP ve Zafer Partisi arasında imzalanan gizli protokolün bir kırgınlık yarattığını ancak kayyımsız bir belediyecilik için kimseyle konuşmaya kapalı olmadıklarını herkesle görüşebileceklerini belirtti

Bunu sadece seçim için söylemediklerini vurgulayan Bakırhan, “CHP’nin ne düşündüğünü çok bilmiyorum. Ama kendilerine şunu sormalılar: Bizi bu noktaya ne getirdi? Bunu biraz sorsunlar, sorgulasınlar” dedi.

Eş Genel Başkan Hatimoğulları da iktidarla bir pazarlık yapıldığı yönündeki iddialara ilişkin yaptığı açıklamada, “Bir pazarlık yapmıyoruz ancak halkın meseleleri olan cezaevleri, deprem ve savaş gibi konularda halkın vekilleri olarak çözüm önerilerini yetkili mercilere taşımak durumundayız” diye konuştu.

“Bizim kadar AKP’yi tanıyan, anlayan bir parti yok” diyen Bakırhan, Türkiye’nin temel meselelerini masaya koyarak oturur tartışırız. Biz Türkiye’nin bir gerçeğiyiz. Biz ilelebet iktidara kapalı ya da muhalefetin yedeği bir parti değiliz. Türkiye kazanacaksa herkesle görüşürüz” diyen Bakırhan, “Biz aynı zamanda müzakere yürüten bir partiyiz” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, seçimlerden bağımsız her konuyla ilgili görüşme yapılabileceğini de belirtti.

Eş Başkan Tülay Hatimoğulları, ana muhalefeti eleştirerek, “Tüm çıkışı sandıkta gören bir anlayış var. Ama Türkiye’nin bir mücadele ittifakına ihtiyacı var” dedi.

“Türkiye’nin bir demokrasi mücadelesine ihtiyacı var” ifadelerini de kullanan Hatimoğulları, yerel seçimden sonra seçimsiz geçmesi beklenen 4 yıllık sürece vurgu yaparak Emek ve Özgürlük İttifakı’na ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Hatimoğulları, “Emek ve Özgürlük İttifakı bir seçim ittifakı değildi. Henüz ittifak bileşenlerleriyle değerlendirme yapmadık ama ittifak şu an için yeterli değil. En geniş yelpazede bir mücadele ittifakına ihtiyacımız var. Bu ittifakına oluşması için var gücümüzle çalışacağız” dedi.

Yerel seçimlerde İstanbul’daki tavırlarına ilişkin soruyu Eş Başkan Bakırhan yanıtladı. Bakırhan, İstanbul’un en yoğun Kürt nüfusuna sahip kent olduğuna değindi ve “İstanbul’da tabanımız var. Demokrat, ırkçı olmayan, Türkiye’deki mozaiğe saygı göstermesi gibi ölçülerimiz var. Şeffaf müzakere yürütülmesi gibi bir kriterimiz var. İsimlere çok girmek istemiyorum” diye konuştu. 2019’daki yerel seçimlerde Mansur Yavaş’a oy verdiklerini ve kazanmasında rol oynadıklarını da söyleyen Bakırhan, yaptıkları değerlendirmelerin CHP’ye özgü değerlendirmeler olmadığının altını çizdi.

2019’daki yerel seçimlerde kazandıkları kentlere atanan kayyumların uygulamalarından bahseden Bakırhan, Siirt Belediyesi’yle ilgili şunları söyledi:

2014’te belediyeyi kazandıktan sonra atanan kayyum 2.5 yıl boyunca hiçbir hizmet üretmedi. Biz teslim ettiğimizde kasada 20 milyon lira vardı. 2019’da belediyeyi tekrar kazandık, 115 milyon lira borçla devraldık. Borçları eritmeye başlayıp aynı zamanda hizmet ürettiğimiz sırada tekrar kayyum atandı. Şu anda Siirt Belediyesi’nin 400 milyon lira borcu var.”

Paylaşın

Davutoğlu’ndan İktidara İsrail Tepkisi: Böyle İkiyüzlü Politika Görülmedi

Gelecek – Saadet grup toplantısında konuşan Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “Bütün dünya, İsrail televizyonları her gün Türkiye’den İsrail’e giden bu ekipmanları, gıdaları, demir-çeliği gösteriyor. Şu anda İsrail’in demir-çelik ihtiyacının 3’te 1’i Türkiye’den gidiyor. Jet yakıtları Türkiye’den gidiyor. Gıda Türkiye’den gidiyor. Böylesi bir ikiyüzlü politika görülmedi” dedi ve ekledi:

“İletişim Başkanlığı’nın propaganda taktikleriyle bunlar bir müddet gözardı edilmeye çalışılabilir, karartılabilir ama emin olun Boraltan Köprüsü nasıl unutulmadıysa, Cezayir’e karşı o vicdansız politika nasıl zamanla Türkiye’yi özür dilemek zorunda bırakmışsa şu görüntülerde gelecek nesiller özellikle Gazzeli çocuklar tarafından hatırlanacak. Ama bunlar hatırlandığı gibi Türkiye’de 85 milyonun Gazzeli çocuklar için yüreğinin çarptığı da hatırlanacak.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet – Gelecek Partisi grup toplantısında konuştu. Davutoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şu şekilde:

Değerli arkadaşlar, bu acılara benzer acılar yaşıyoruz. Nasıl Boraltan Köprüsü olduğunda iktidar karartmayla onu unutturabilmişti. Nasıl Demokrat Parti döneminde tek parti dönemindeki Cezayir Politikası devam edip bir karartmayla NATO öncelikli unutturulabilmişti. Johnson mektubu daha sonra fark edildi. Şimdi yaşadığımız yüz kızartıcı, utanç verici, milletin yüreğine hançer gibi saplanan resimlerde de gelecek nesiller aynı şekilde bahsedecek.

Şimdi size bir resim göstereceğim; kamuoyu önünde daha önce gösterdiğimiz bir resim. Bu resme bakıldıkça, nesiller bu resme baktıkça bu resimdekileri kara bir tablo olarak anacak. İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ve sağında solunda önünde Müslüman liderler ve bir tarafta da sayın Erdoğan.

Arkadaşlar, iktidar bugün bu resmi göstermemek için çaba sarf etse de, özellikle gençlere söylüyorum; bu resmi hiçbir zaman unutmayacaksınız, unutturmayacaksınız. Bu resimde; Gazze’de öldürülen binlerce, on binlerce kardeşimizin kanını elinde tutan birinin yanında Müslüman liderler duruyorsa ne diyebiliriz. Çok basit diyebilirler ki; Birleşmiş Milletler Toplantısı. Hayır arkadaşlar, toplantı yeri Dubai. İstese ev sahibi çağırmaz.

İstese Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, “siz onları çağırırsanız ben gelmiyorum” diyebilirdi. İklim Zirvesi, evet önemli bir zirve ama “insanın olmadığı yerde iklim konuşulmaz” diyebilirdi. Çocukların katledildiği yerde iklim olmaz. Ölü çocuklar, Nazım Hikmet’in dediği gibi büyüyemez ve güzel iklimleri göremez diyebilirdi. Demedi arkadaşlar.

Ve bir resim daha, bu sefer bir video. Bu videoyu da dikkatlice izleyin. Bu video aynı zamanda bir utanç tablosunu yansıtmakla kalmıyor, bir milletin nasıl susturulduğunu da gösteriyor. Bu Türkiye’den İsrail’e giden, birçoğu da İsrail ordusu tarafından kullanılan malzemelerin İsrail tarafından teşhir edilmesinin videosu.

Yüz kızartıcı bir video. Bu çekilebilenler. Şu ana kadar İsrail’e 7 Ekim’den bu yana giden Türk gemisinin sayısı 350’yi geçti. Bu gemilerin kimlikleri tek tek çıkarıldığında birçoğunun AK Parti’yle iktidarla doğrudan ilişkili iş adamları olduğu ortaya çıkıyor.

“Böylesi ikiyüzlü politika görülmedi”

Bu video üzerine İletişim Başkanlığı, alelacele dezenformasyon birimi üzerinden, bu videoda made in Turkey yazıyormuş orada, o yüzden daha önce çekilmiş bir videoymuş. Bir kelime üzerine söyleniyor bu. Şunu çıkıp diyemiyorlar; “Türkiye’den İsrail’e hiçbir gemi gitmiyor” diyemiyorlar. Bir kelime oyunu üzerinden savunmaya geçmeye çalışıyorlar.

Ama bütün dünya, İsrail televizyonları her gün Türkiye’den İsrail’e giden bu ekipmanları, gıdaları, demir-çeliği gösteriyor. Şu anda İsrail’in demir-çelik ihtiyacının 3’te 1’i Türkiye’den gidiyor. Jet yakıtları Türkiye’den gidiyor. Gıda Türkiye’den gidiyor. Böylesi bir ikiyüzlü politika görülmedi.

İletişim Başkanlığı’nın propaganda taktikleriyle bunlar bir müddet gözardı edilmeye çalışılabilir, karartılabilir ama emin olun Boraltan Köprüsü nasıl unutulmadıysa, Cezayir’e karşı o vicdansız politika nasıl zamanla Türkiye’yi özür dilemek zorunda bırakmışsa şu görüntülerde gelecek nesiller özellikle Gazzeli çocuklar tarafından hatırlanacak. Ama bunlar hatırlandığı gibi Türkiye’de 85 milyonun Gazzeli çocuklar için yüreğinin çarptığı da hatırlanacak.”

Paylaşın

Akşener: İttifak Dedikleri Manda Ve Himaye Tuzağına Geçit Vermeyeceğiz

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Sıfır toplamlı ittifak düzenine karşı başlattığımız kutlu mücadele artık yeni bir aşamaya geçtik. Medya operasyonlarıyla baskılarla iftiralarla tehditlerle beslenip büyütülen iki kutuplu siyasetin karşısında Türkiye’nin demokratik milli yolculuğunu başlatmanın gurur ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Yerel yönetimleri rant kapısına indirgeyenlere , belediyeciliği, hizmet değil iktidar alanı olarak görenlere, kayıkçı kavgalarıyla milletimizi oyalayanlara karşı  anlamlı ve cesur bir başlangıç yaptık… Bir taraf başka türlü hakaret ediyor öbür taraf başka türlü hakaret ediyor. Otak noktaları bizim hür ve müstakil olarak seçime girmemizi engellemek. İki gündür izliyorum, yok hiçbirinin birbirinden farkı.

Akşener, konuşmasının devamında, “Belediyeleri siyasi rant mecrası görenler, milleti yolunacak kaz bilenler öfkeden düşmanlıktan beslenenler, iki yüzlü bencilliklerini erdem diye pazarlayacaklar. Ama biz bu filmi daha önce gördük biz şerbetliyiz. O nedenle de tankla da tüfekle de gelseler bize vız gelir tırıs gider… Adına ittifak dedikleri manda ve himaye tuzağına geçit vermeyeceğiz. Türk milletine ölümü gösterip sıtmaya razı eden bu maskeli baloya boyun eğmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalar yaptı. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“İYİ Parti söyleyecek sözü olan kadınların partisidir. İYİ Parti sürekli kadın konusu siyaset üstüdür deyip, boş oturanların karşısına kadınları alanların partisidir. Plazalarda cam duvarlara çarpan kadınların da, rutubetli evlerde kaderine mahkum edilen kadınların da partisidir. Kadınları çekemeyenler rahatsız olmaya devam edecekler. İktidara baskı yapıp, İstanbul Sözleşmesi’ni rafa kaldıran kadın düşmanları rahatsız olmaya devam edecekler.

Türk kadınlarının önünü açan Cumhuriyetle derdi olanlar rahatsız olamaya devam edecekler. İstedikleri kadar rahatsız olabilirler, biz burada olmaya devam edeceğiz. Ne yaparlarsa yapsınlar, Türk kadınlarının omuzlar üzerinde yükselmesine mani olamayacaklar.

Erdoğan, 2023’te herkes enflasyonu yüzde 20’ler seviyesinde yapsın demişti. Bu hafta enflasyon açıklandı. Erdoğan’ın yüzde 20’lerde dediği enflasyon ENAG’a göre yüzde 127, İTO’ya göre yüzde 75’lere hatta TÜİK’e göre bile yüzde 62’lere dayandı. Halkımız iktidarın iş bilmezliği yüzünden enflasyon canavarıyla baş başa kaldı. Ekonomimiz tekeri patlamış kamyon misali gidiyor. İktidar çözüm üreteceği yerde yeni sorunlar üretiyor. Asgari ücret memur ve emekli maaşlarına yılda 2 defa zam yapılıyordu ama maaşlar eriyordu.

Biz zamların 4 defa yapılmasını önermiştik. İktidar ne yaptı? Erdoğan ‘Tek zamla bu iş biter’ demiş. Anlaşılan iktidar çalışanların işini bitirmeyi kafasına koymuş. Yüzde 60’ların üzerinde bir zam yapmadığınız sürece vatandaş, enflasyon altında ezilmeye mahkum. Yılda iki defa zam belirlenmesi konusunda ısrarcıyız. TÜRK-İŞ’in açıklık sınırı altında bir maaş kabul edilemez. Hiç olmazsa büyüme rakamı oranında bir refah payı da verilmeli. Ocak ayı için asgari ücret talebimiz 17 bin TL, temmuz ayı için ise 20 bin 500 TL’dir

20 yıllık AKP İktidarında yokluğa ve yoksulluğa mahkum edilen Türkiye var. İktidarın kimsesiz bıraktığı bir Türkiye var. Rantiyeleri 3 kuruş zarar etti diye dünyayı yerinden oynatırken, milletimizi borçlarla bir başına bıraktılar. Hayatınızda bir kez olsun milleti düşünün, sorumluluk alarak fedakarlık yapın. Önümüzde bütçe görüşmeleri var bir kez olsun millet için bütçe yapın.

Dolandırılan spor insanları ve kaptırdıkları milyon liraları konuşuyoruz. Fenomenlerin nasıl para akladıklarını konuşuyoruz. Aklanan paraları konuşuyoruz ama nedense parası aklananları hiç konuşmuyoruz. Dolandırılanlar konuşuyor ama nedense dolandırıcılığa yol açanlar hiç konuşulmuyor. Cambazlar konuşuluyor ama nedense sirklerin sahipleri hiç konuşulmuyor. İktidar, kayıt dışılığı ilk günden beri sorun olarak değil bir fırsat alanı olarak görüyor.

Halbuki yaşadıklarımızı bir düşünün yani bir Allah’ın kulunun her bir bireyden bahsediyorum hakikaten taşıyamayacağı oranda ağır şeyler yaşadık arkadaş kuyruğu dik tutacağız diye öldük. Azıcık mağdur olalım. Diğeri ise övünemiyoruz. Halbuki inanılmaz güzel projelerimiz var bunları anlatmamız lazım. Yani propagandanın anlamı devamlı anlatmaktır. El övmüyor kendi kendimizi övmemiz lazım. Bu eksiğimizi beraber gidereceğiz inşallah.

Büyük büyük sözler verip, ihtişamlı propaganda yönetiyorlar. Vergi almayı biliyorlar ama şehir içi ulaşımı halledemiyorlar. Özellikle büyük şehirlerimizde ulaşım hizmetlerinin başarısından söz etmek mümkün değil. Bu tablo karşısında biz, İYİ Parti olarak iyi belediyecilik vizyonuyla insanımıza yaşanabilir şehirler inşa edeceğiz. Huzurlu, güvenli ve konforlu ulaşım sağlayan, çevre ve gürültü kirliliğine neden olmayan, adil, kapsayıcı ve erişilebilir ulaşım hizmetlerini hayata geçirmeye talibiz.

“Bizi gül bahçeleri beklemiyor”

Biliyorsunuz, bugüne kadar; nice zorlu günler yaşadık. Nice saldırılara, hakaretlere, iftiralara göğüs gerdik. Nice ablukaları, ambargoları, engelleri aştık. Nitekim, açık konuşayım: bugünden sonra da bizi; gül bahçeleri beklemiyor. Tam tersine; önümüzde, dikenlerle, sırtlanlarla, haşerelerle dolu; çetin bir yol var.

Bu yolda; övgü süsü verilen, iftiralar duyacağız. Çiçek demetlerinin ardına gizlenen, tehditler alacağız. Yüzümüze gülüp; tetikçilerini, üzerimize salanları göreceğiz. Ancak şunu çok iyi biliyorum ki; dün olduğu gibi, bugün de; bunların hepsine, dişimizi sıkacak; göğsümüzü gereceğiz. Çünkü bizim için siyaset, hiçbir zaman; bir konfor alanı, bir rant kapısı olmadı. Biz hep, baskıya karşı, baş kaldıranlar olduk. Biz hep, dayatmaya karşı, direnenler olduk. Biz hep, siyaset simsarlarının tekerine, çomak sokanlar olduk. Ve biz hep; milletin yararına olanı, yılmadan savunanlar olduk.

Bu mücadeleyi başkasının yazdığı senaryoya, figüran olmadan başkalarının siyasi kariyerlerine, zıplama tahtası olmadan başkasının sevabına da, günahına da ortak olmadan; özü başımıza vereceğiz. Türkiye’nin Demokratik Millî Yükselişi’ni gerçekleştirmek için; hür ve müstakil olarak, milletimizle buluşacağız.

Sizin omuzlarınız katledilmiş bir kadının acaba bir şey mi oldu acaba kadının bir eksiği var mıydı sorusunu soranların yükünü taşımaz. O nedenle bu mücadeleyi omuzlarımızda sadece ve sadece milletimizin bize yüklediği sorumlulukla vereceğiz. Bu mücadeleyi başkasının yazdığı senaryoya figüran olmadan, başkalarının siyasi kariyerlerine zıplama tahtası olmadan, başkasının sevabına da günahına da  ortak olmadan, özü başımıza birlikte hür ve müstakil olarak vereceğiz.”

Paylaşın

Erdoğan: Enflasyon, Haziran’a Kadar Yüksek Kalacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyonla ilgili, “Baz etkisiyle Haziran ayına kadar yıllık enflasyon yüksek kalacak. Bir de para politikası gecikmeli çalışıyor. Haziran sonrası çok hızlı bir şekilde yıllık enflasyon düşecek” dedi.

Hafta başında Kasım ayı enflasyon verilerini açıklayan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tüketici fiyatlarının yıllık bazda yüzde 61,98 arttığını duyurmuştu. ENAG’ın hesaplamalarına göre ise enflasyon yüzde 129,27 olarak ölçülmüştü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. İsrail’in Türkiye dâhil, yurt dışındaki Hamas liderlerine suikast düzenlemeyi planladığına dair haberlerle ilgili değerlendirmede de bulunan Erdoğan, “Her şeyden önce bu haberi yapanlar demek ki Türkiye’yi tanımıyorlar. Türkleri tanımıyorlar. Bizi tanımıyorlar. Böyle bir yanlışa tevessül etmeleri halinde şunu bilmeleri gerekir ki bunun bedelini, bunun faturasını çok ama çok ağır öderler” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’ye, Türklere karşı böyle bir adımı atmaya eğer cüret ederlerse bunun bedelini, bir daha bellerini doğrultamayacak surette, ödemeye mahkum olurlar. Böyle bir işe kalkışanlar bunun sonuçlarının son derece ciddi olabileceğini unutmamalıdır. Türkiye’nin hem istihbarat hem güvenlik alanında aldığı mesafeyi dünyada bilmeyen yoktur. Ayrıca biz dün kurulmuş bir devlet değiliz. Bunu da kimsenin aklından çıkartmaması gerekir” uyarısında bulundu.

İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin Bet’in başkanı Ronen Bar, Türkiye ve Katar dâhil dünyanın neresinde olursa olsun ele geçirene dek Hamas liderlerinin peşlerini bırakmayacaklarını söylemişti.

Bar, geçtiğimiz günlerde medyaya yansıyan açıklamalarında, “Kabine bize bir hedef belirledi. Sokak ağzıyla, Hamas’ı ortadan kaldırmayı. Bu bizim Münih’imiz. Bunu her yerde yapacağız. Gazze’de. Batı Şeria’da, Lübnan’da, Türkiye’de, Katar’da. Birkaç yıl alacak. Ama bunu yapmak için orada olacağız” demişti. İsrail, 11 vatandaşının öldürüldüğü 1972 Münih Olimpiyatları saldırısının ardından yıllarca çeşitli ülkelerde düzenlediği suikast operasyonlarıyla bu terör eyleminin faillerini ve organizatörlerini hedef almıştı.

İsrail’in Gazze’de bir tampon bölge oluşturmak istediğine dair haberlerle ilgili görüşü de sorulan Erdoğan, “Her şeyden önce bu planın tartışılmasını bile ben tüm Filistinli kardeşlerime saygısızlık olarak görürüm. Bu, bizim açımızdan tartışılacak, düşünülecek ve üzerinde konuşulacak bir plan değil” dedi.

Erdoğan, “İsrail’in 1947’de uygulanmaya başlayan Filistin topraklarını işgal planı, yıllar içerisinde ne yazık ki küçülte küçülte Filistin’i ve Gazze’yi bu duruma getirdi. Şimdi ise İsrail, Filistin’de kalan bir avuç toprağı tamamen alarak, buraları da işgal etme niyetinde. Buna olumlu bakmak, olumlu yaklaşmak asla mümkün değil” diye ekledi.

İsrail’in savaş sonrasına yönelik planları kapsamında, gelecekteki olası Hamas saldırılarını önlemek için Gazze sınırının Filistin tarafında bir tampon bölge oluşturmak istediği iddia edilmişti.

Reuters haber ajansına konuşan kaynaklar, İsrail’in bu planını komşuları Mısır ve Ürdün’ün yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri’yle de paylaştığını söylemişti. Tampon bölge planıyla ilgili olarak Suudi Arabistan’ın da bilgilendirildiğini belirten Kaynaklar, konudan Türkiye’ye de bahsedildiğini iddia etmişti.

Erdoğan, Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü henüz TBMM’den geçirmemesiyle bağlantılı olarak ABD’nin F-16’ların modernizasyonu konusunda, Avrupa ülkelerinin de Eurofighter savaş uçaklarının tedariki konusunda Ankara’ya güçlük çıkardığına dair bir izlenim olduğunu hatırlatan bir gazetecinin bu doğrultudaki sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“F-16 meselesinde biz muhataplarımıza dedik ki: ‘Amerika Birleşik Devletleri’nin kongresi varsa bizim de kongremiz yani Meclisimiz var’. Parlamentomuzdan nihai karar çıkmadıktan sonra söyleyecek herhangi bir şey yok. ‘Ben Cumhurbaşkanı olarak bunu parlamentoya sevk ettim ve bana teşekkür ettiniz. Görevimi yaptım ama sizlerden de bir şey bekliyorum. Sizler de eş zamanlı olarak bu konuda kongrenizden bunu geçirin, beraberce eş zamanlı olarak bu adımları atalım’ diyorum.”

Erdoğan, “Bir diğer konu da Eurofighter Typhonn meselesi… Kaldı ki Eurofighter konusunda da aslında İngiltere’nin bakışı olumlu. Maalesef Almanya’da bir sıkıntı söz konusu. Fakat pürüzleri gidermek için İngiltere’nin olumlu yaklaşımı oldu. Almanlarla konuyu görüşeceklerini söylüyorlar. Bu noktada başka alternatiflerimiz de yok değil” diye ekledi.

“Enflasyon Haziran’a kadar yüksek kalacak”

Erdoğan, enflasyonla ilgili bir soruyu ise “Baz etkisiyle Haziran ayına kadar yıllık enflasyon yüksek kalacak. Bir de para politikası gecikmeli çalışıyor. Haziran sonrası çok hızlı bir şekilde yıllık enflasyon düşecek” diye yanıtladı.

Hafta başında Kasım ayı enflasyon verilerini açıklayan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tüketici fiyatlarının yıllık bazda yüzde 61,98 arttığını duyurmuştu. ENAG’ın hesaplamalarına göre ise enflasyon yüzde 129,27 olarak ölçülmüştü.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın