Yerel Seçimler: İYİ Parti’den CHP’nin ‘İş birliği’ Teklifine Ret

Genel İdare Kurulu (GİK) toplantısı sonrası İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “İYİ Parti, Cumhuriyetin yeni 100. yılında yeni bir aydınlığı müjdeleyecektir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi /”Bu birkaç günlük süreçte Genel Başkanımız yetkili kurullarımızla istişarelerde bulunarak bu görüşleri GİK’e sunmuştur. Tüm yönleriyle mesele irdelenmiş. GİK kurulumuz seçimlere hür bir şekilde bağımsız girme kararı almıştır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in “31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimde ittifak değil iş birliği yapalım” teklifinin karara bağladığı İYİ Parti Genel İdare Kurulu (GİK), toplantısı sona erdi.

İYİ Parti Sözcüsü ve Medya İlişkileri Başkanı Kürşad Zorlu, toplantı sonrasında genel merkez binasında basın açıklamasında bulunuyor. Kürşad Zorlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

“İYİ Parti, Cumhuriyetin yeni 100. yılında yeni bir aydınlığı müjdeleyecektir. Bu birkaç günlük süreçte Genel Başkanımız yetkili kurullarımızla istişarelerde bulunarak by görüşleri GİK’e sunmuştur. Tüm yönleriyle mesele irdelenmiş. GİK kurulumuz seçimlere hür bir şekilde bağımsız girme kararı almıştır.”

Bu arada İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener toplantının ardından, Genel Merkez ek binasından ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtladı. Akşener, CHP’nin yerel seçimlerde iş birliği önerisine Genel İdare Kurulu’ndan hayır kararı çıktığını söyledi.

GİK toplantısı 3 saat sürdü

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener başkanlığında, partinin genel merkez ek binasında yapılan Başkanlık Divanı Toplantısı yaklaşık 3 saat sürdü. Toplantıya, başkanlık divanı üyelerinin yanı sıra İYİ Parti milletvekilleri ve Merkez Disiplin Kurulu üyeleri katıldı.

GİK üyeleri, 13 Eylül 2024 günü yapılan toplantıda alınan kararın arkasında dururken İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in de tam yetkili kılınmasına karar verdi. Oylamada, 35 GİK üyesinin red 14 GİK üyesinin ise olumlu oy kullandığı öğrenildi.

Paylaşın

Cevdet Yılmaz ‘Enflasyon’ Yorumu: 2026 Yılında Tek Haneyi Hedefliyoruz

TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Enflasyonla mücadelede uyguladığımız para ve maliye politikaları sayesinde aylık bazda enflasyondaki düşüşün Temmuz ayından bu yana devam ettiğini görüyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Enflasyondaki düşüş çekirdek göstergelerde ise çok daha belirgindir. Çekirdek enflasyonun takibinde kullanılan C endeksinde Temmuz ayındaki artış yüzde 9,6’dan Kasım ayında yüzde 1,96’ya gerilemiştir. Yıllık çekirdek enflasyon kasım ayında 69,89 ile yatay bir şekilde seyretmiştir.”

Cevdet Yılmaz, açıklamasının devamında, “Enflasyonla mücadelenin karalılıkla devam etmesiyle birlikte açıklanan kasım ayı enflasyon gerçekleşmesi Orta Vadeli Program’da öngördüğümüz yıl sonu hedefimizle uyumludur. Enflasyonda gelecek yıl ortasından itibaren yıllık bazda belirgin düşüş, 2026 yılında ise tek haneyi hedefliyoruz. Enflasyonun düştüğü ortamda ise istikrar içinde, büyüme ve kalıcı sosyal refah konusunda güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Kasım ayına ilişkin tüketici ve üretici fiyat endekslerini açıkladı. Buna göre; tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Kasım ayında aylık bazda yüzde 3,28 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 61,36’dan yüzde 61,98 seviyesine yükseldi.

TÜİK’e göre Ekim ayında tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) değişim, 2023 yılı Ekim ayında aylık bazda yüzde 3,43, yıllık bazda ise yüzde 55 olmuştu.

TÜİK verilerine göre Kasım’da yıllık üretici enflasyonu yüzde 42,25’e yükseldi. Aylık üretici enflasyonu ise yüzde 2,81’e çıktı. Ekim ayında ise yıllık üretici enflasyonu yüzde 39,39; aylık üretici enflasyonu ise yüzde 1,94’tü.

Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), kasım ayı enflasyon verilerini açıkladı.

ENAG’ın açıkladığı verilere göre Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE) kasım ayında yüzde 5,58 arttı. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı yüzde129,27 olarak gerçekleşti.

ENAG verilerine göre ekim ayında fiyatı en çok artan sektör yüzde 11.05 ile eğlence ve kültür oldu.

İkinci sırada yüzde 9.18 ile ev eşyası, üçüncü sırada yüzde 8.18 ile gıda ve alkolsüz içecekler yer aldı. Dördüncü sırada yüzde 7,69 ile lokanta ve oteller, beşinci sırada ise 6,82 ile diğer ürünler yer aldı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına ilişkin değerlendirmede bulundu. Cevdet Yılmaz, şunları söyledi:

“Enflasyonla mücadelede uyguladığımız para ve maliye politikaları sayesinde aylık bazda enflasyondaki düşüşün Temmuz ayından bu yana devam ettiğini görüyoruz. Enflasyondaki düşüş çekirdek göstergelerde ise çok daha belirgindir.

Çekirdek enflasyonun takibinde kullanılan C endeksinde Temmuz ayındaki artış yüzde 9,6’dan Kasım ayında yüzde 1,96’ya gerilemiştir. Yıllık çekirdek enflasyon kasım ayında 69,89 ile yatay bir şekilde seyretmiştir. Enflasyonla mücadelenin karalılıkla devam etmesiyle birlikte açıklanan kasım ayı enflasyon gerçekleşmesi Orta Vadeli Program’da öngördüğümüz yıl sonu hedefimizle uyumludur.

Enflasyonda gelecek yıl ortasından itibaren yıllık bazda belirgin düşüş, 2026 yılında ise tek haneyi hedefliyoruz. Enflasyonun düştüğü ortamda ise istikrar içinde, büyüme ve kalıcı sosyal refah konusunda güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğiz.”

Paylaşın

Erdoğan: Helal Gıdada İş Birliğini Yoğunlaştırmamız Gerek

İSEDAK 39. Bakanlar Oturumu Açılış Programı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle faaliyetlerini İstanbul’da sürdüren İİT Tahkim Merkezi’nin yatırım ve ticari uyuşmazlıkların çözümü noktasında önemli bir adres olması için İSEDAK üyesi ülkelerin desteğini çok kıymetli bulduklarını kaydetti.

Haber Merkezi / “İSEDAK KOBİ” programının teşkilat üyesi ülkelerde faaliyet gösteren KOBİ’lerin güçlendirmelerine katkı sağlayacağına inandıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elektronik ticaretin geliştirilmesi, bu konuyu bu seneki Bakanlar toplantımızın istişare toplumunun ana teması olarak belirledik. Elektronik ticaret ve dijital dönüşüm alanlarının yenilikçiliği teşvik ettiği ve ekonomik büyümede yeni fırsatlar sunduğu aşikârdır. Helal gıda meselesi iş birliğimizi yoğunlaştırmamız gereken çok önemli bir alanı teşkil ediyor. İslam İşbirliği Standartlar ve Metroloji Enstitüsü, bu kapsamda yürütülen çalışmalarda hamdolsun ciddi mesafe katettik” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Helal Akreditasyon Kurumları İslami Forumu’nun kurulmasını ve ilk toplantısını geçen ay gerçekleştirmesini memnuniyetle karşıladıklarını dile getirerek, forum kapsamında yapılacak çalışmaların ülkeler arasındaki ticaretin artmasına önemli katkılar sağlayacağının altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) 39. Bakanlar Oturumu Açılış Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, bu toplantının insanlığın sorunlarının çözümüne vesile olmasını diledi. İsrail’in ahlaksız saldırılarına rağmen vatanlarına sahip çıkan Filistinlileri selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın farklı köşelerinde Müslümanca yaşama mücadelesi veren herkese muhabbetlerini iletti.

Türkiye ve Türk milleti olarak bu yıl Cumhuriyetin kuruluşunun 100. seneidevriyesini idrak ettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Coğrafyamızda kurduğumuz devletler zincirinin son halkası olan Türkiye Cumhuriyeti şanla, şerefle, başarılarla dolu geçen bir asrı geride bıraktı. Maziden atiye uzanan bu kutlu yürüyüşümüzü Allah’ın izniyle ‘Türkiye Yüzyılı’ ile taçlandırmadan durmayacağız. Bunu da siz kardeşlerimizle birlikte omuz omuza başaracağız.

Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında büyük bir vahşetin yaşandığı bugünlerde sergileyeceğimiz iş birliği çok daha önemli hâle geliyor. İsrail’in 7 Ekim’de başlayan katliamları, esir takasları sebebi ile altı gün süren fasılanın ardından 1 Aralık tarihî itibarıyla yeniden hızlandı. Sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan İsrail saldırılarında 16 binin üzerinde şehit ve 36 binin üzerinde yaralı verildi. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum.”

İsrail’in Gazze’ye saldırılarında bebeklerin, çocukların ve kadınların hayatını kaybettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze’de şehit edilen her 3 kişiden 2’sini çocuklar, bebekler ve kadınlar oluşturuyor. Kendilerinden haber alınamayan Gazzeli sayısı 6 bin 500’ü geçti. İsrail zulmünün kurbanları arasında 73 gazeteci ve 100’ün üzerinde Birleşmiş Milletler (BM) görevlisi de var. Öyle bir tablo ki küresel güvenlik ve barışı korumak için kurulan BM, kendi çalışanlarını dahi İsrail’in barbarlığından koruyamıyor. Avrupa’sından Amerika’sına kadar insan hak ve hürriyetlerinin savunuculuğunu yapan güçlerin içine düştükleri acziyet ise daha vahimdir. Bu ülkeler adeta İsrail’e daha fazla çocuk öldürmesi, hastane, okul, ev vurması, daha fazla masum kanı dökmesi için şartsız destek veriyor” diye konuştu.

Uluslararası basın kuruluşlarının Gazze’de öldürülen meslektaşları için tek bir cümle kuramadığını, İsrail’e karşı tek bir eleştiri getiremediğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Oysa bunlar bize, hepimize yıllarca demokrasi ve hukuk dersi vermişlerdi. Söze her başladıklarında basın özgürlüğünden bahseden bunlar değil miydi? Fail Müslüman olunca ortalığı ayağa kaldıranların hepsi bugün İsrail’in hoyratça sergilediği katliamlara kör ve sağır kesilmiş durumdadır. İsrail saldırılarında fiziken ölenler Filistinliler olabilir ama bu zulme destek vererek veya sessiz kalarak İsrail’in safında yer alan her kişi, kurum ve ülkenin gururla önümüze koyduğu o şatafatlı ideolojileri, sözleşmeleri, beyannameleri, ilkeleri yerle yeksan olmuştur.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail saldırılarında hayatını kaybeden masunların ölümünü sessizce geçiştirmeye hatta Hamas bahanesiyle meşrulaştırmaya çalışanların artık insanlığa söyleyecek tek bir sözleri dahi kalmadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, arkasındaki riyakârlığı biliyor olsak da insanlığın ortak çıkarına hizmet edebileceği ümidiyle hüsnüniyetle baktığımız bütün bir 20. yüzyıl tasarımının gözlerimizin önünde çöküşünü izliyoruz ve tüm şehirlerimize rağmen yazık demekten kendimizi alamıyoruz. Çünkü her dönemin kapanışı ve yenisinin inşası süreci gibi önümüzdeki yıllarda çok sancılı, sıkıntılı, kanlı ve risklerle dolu olacaktır. Bu süreci kendimizle birlikte dostlarımızın ve kardeşlerimizin tamamı için en büyük kazanımlara tebdil etmek bizlerin elindedir. Bunun için daha çok çalışmak, daha çok mücadele etmek azmindeyiz” diye konuştu.

Gazze’nin küresel sistem açısından bir turnusol kâğıdı işlevi gördüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana şahit oldukları, uluslararası örgütlerden insan hakları kuruluşlarına, Batılı demokrasilerden küresel şirketlere pek çok yapının gerçek yüzünü gösterdiğini ifade etti.

“Birleşmiş Milletlerin mevcut yapısı nedeniyle kadük kaldı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM’nin kurumsal olarak Gazze imtihanından başarısız çıktığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Genel Sekreter Sayın (Antonio) Guterres’in samimi gayretleri, maalesef bizzat güvenlik konseyi üyeleri tarafından sabote edildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, burası çok önemli, 121 evet oyuyla kabul edilen karar, insanlığın vicdanına tercüman olması bakımından kıymetli bir adımdır. Ancak bu karar Birleşmiş Milletlerin mevcut yapısı nedeniyle kadük kaldı. Akan kanın durması noktasında tesirli olamadı.

Maalesef 40 çekimser oyla birlikte 161 ülkenin iradesi yok sayılıyor. Sadece bu tablo bile 2 milyarlık Müslüman âlemi olarak nasıl bir cendereye sıkıştırıldığımızı göstermeye kâfidir. Bir tarafta ‘savaş dursun, daha fazla kan akmasın’ diyen 121 ülke var. Diğer tarafta İsrail’in saldırılarına açık çek veren 3-5 ülke var ve bu 3-5 ülke ne zaman ‘tamam’ derse ancak o zaman harekete geçen bir küresel mekanizma var. Böyle bir yapının ne barışı getirmesi ne çatışmaları durdurması ne de insanlığa umut olması mümkün değildir.”

Yıllardır “Dünya beşten büyüktür” diyerek ifade ettikleri Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin adaletsiz ve krizlerin çözümünde işlevsiz kalan bu çarpık yapısının bir an önce değiştirilmesi gerektiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiçbirimiz bu sistemi kabullenmek mecburiyetinde değiliz. Hiçbirimiz ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ diyemeyiz. Artık itirazlarımızı daha gür bir seda ile dillendirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müslümanlar olarak “Daha adil bir dünya mümkündür” dediklerini vurgulayarak, bu iddia doğrultusunda mücadele ederek sadece kendi vatandaşlarına değil, gelecek nesillere karşı da sorumluluklarının olduğunu söyledi.

Bunu yaparken kenarda beklemeyip, ellerindeki imkânlardan sonuna kadar istifade etmeye çalışacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kuruluş gayesi Filistin davasını savunmak olan İslam İşbirliği Teşkilatı, mücadelenin, tek ses ve tek vücut olarak yürütülmesi noktasında bizlere önemli bir zemin sunuyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arap Ligi ile birlikte Riyad’da gerçekleştirilen olağanüstü ortak zirveyle İslam dünyası olarak Filistin meselesindeki duruşlarını ortaya koyduklarını aktararak, zirvede işgalci yerleşimcilerin ilk kez “terörist” olarak tanımlanması başta olmak üzere gerçekten kilometre taşı mahiyetinde kararlar aldıklarına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in katilliği yanında, hırsızlığı da artık uluslararası alanda giderek daha çok dillendirilmeye başlandı. Zirve kapsamında teşkil edilen Dışişleri Bakanları Temas Grubu, çeşitli ülkelerde görüşmeler yürüttü. Gazze’de akan kan duruncaya kadar bu görüşmeler devam edecek” ifadelerini kullandı.

Başka adımların da atılması gerektiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrailli yöneticilerin işledikleri savaş suçları dolayısıyla sorumlu tutulmalarının bunlardan biri olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi ve Uluslararası Ceza Mahkemesini bu kapsamda mutlaka değerlendirmeleri gerektiğini anlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Aynı şekilde İsrail’in mevcudiyetini kabul ettiği nükleer silahlar meselesinin de unutulmasına izin vermeyeceğiz. İsrail’in atom bombası var mı? Var ama sorarsan ‘yok’ diyorlar. Biz bunun ne olduğunu gayet iyi biliyoruz ve şu anda Gazze kasabı olan Netenyahu bir savaş suçlusu olmanın ötesinde kesinlikle Gazze kasabı olarak aynen Milosevic nasıl yargılandıysa bu da yargılanacaktır.

Gazze’nin yeniden imarıyla ilgili hazırlıkları da şimdiden başlamalıyız. İsrail’in Gazze’yi insansızlaştırma politikalarına karşıda çok net bir duruş sergilemeliyiz. Farklı hevesler peşinde koşan İsrailli yöneticilere şu gerçeği bir kez daha hatırlatmak istiyorum; Gazze, Filistin toprağıdır. Gazze, Filistinlilerindir, ebediyen de öyle kalacaktır. İslam dünyası olarak Gazze’nin tek bir karış toprağını dahi işgalci İsrail’e bırakmamak hepimizin boynunun borcudur. Bunu sadece Gazzeli ve Filistinli kardeşlerimiz için değil, aynı zamanda kendi güvenliğimiz, kendi toprak bütünlüğümüz için de yapmalıyız.

Bugün Gazze’yi işgal edenlerin yarın Arz-ı Mev’ud hezeyanıyla başka yerlere göz dikeceğini çok iyi biliyoruz. Nitekim bu niyetlerini artık saklama ihtiyacı bile hissetmiyorlar. Gazze kasabı Netanyahu, meselenin Gazze veya Ramallah olmadığını yayılmacı hedefler peşinde koştuğunu kameralar önünde bizzat ifşa etti. Dolayısıyla bugün Gazze’yi ve Filistin’i savunmak demek Kudüs’le birlikte Mekke’yi, Medine’yi, İstanbul’u savunmak, Şam’ı, Beyrut’u, Bağdat’ı ve diğer İslam beldelerini de savunmak demektir. Yangının, acının ve feryadın bizim ocağımıza ulaşmasını beklersek Allah korusun o yangın bir gün mutlaka evimize gelecektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asya’dan Afrika’ya, Amerika’dan Avrupa’ya 2 milyar ferdi olan büyük aile bir olduklarının şuuru ve duyarlılığıyla hareket ettikleri takdirde kimsenin kendilerini tehdit edemeyeceğini, kimsenin kendilerine parmak sallayamayacağını belirtti.

Filistin halkıyla dayanışmalarını arttırmalarının bilhassa kardeşlerinin bu zor günlerinde çok daha kritik hâle geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak uluslararası alandaki çabaların yanı sıra insani yardımları da bölgeye ulaştırmaya çalıştıklarını, Mısırlı kardeşleriyle iş birliği içinde şimdiye kadar 12 uçak dolusu malzeme ve 2 sivil yardım gemisini El Ariş’e sevk ettiklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kanser hastaları ve çocuklar başta olmak üzere yaralıların Türkiye’ye intikalini sağladıklarını belirterek, “Bu hastaları biz de bizzat ziyaret ettik. Ülkemiz ve milletimiz adına acılarını paylaştık. Eşimin himayesinde pek çok ülkeden devlet ve hükûmet başkanlarının eşleriyle özel temsilcilerin katılımıyla düzenlenen ‘Filistin İçin Tek Yürek’ toplantısı da ülkemizin duruşunu göstermesi açısından anlamlıydı” diye konuştu.

“Bölgemizde barışa giden yol Filistin Devleti’nin kuruluşundan geçmektedir”

Bu çabaları çok yönlü bir şekilde sürdüreceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son olaylarla birlikte 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti’nin vücut bulmasının ne kadar önemli olduğu tekrar anlaşılmıştır. Bölgemizde barışa giden yol Filistin Devleti’nin kuruluşundan geçmektedir. Biz, bu çerçevede bir barışın tesisi ve temini için diğer ülkelerle birlikte garantörlük dâhil her türlü mesuliyeti üstlenmeye hazırız” ifadelerini kullandı.

Müslümanlar olarak tehdit boyutu artan sorunlardan birisinin de İslam düşmanlığı olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Avrupa’nın birçok ülkesinde göçmen nüfusun kahir ekseriyetini oluşturan Müslümanlar her gün bir başka yabancı düşmanı, ırkçı, ayrımcı ve İslam karşıtı muameleye maruz kalmaktadır. Son yıllarda özellikle Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımıza, mülklerine ve camilerine yönelik saldırı ve tehditlerde artış yaşanıyor. Ocak 2023’ten bu yana İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ülkelerin Avrupa’da bulunan büyükelçiliklerinin önleri başta olmak üzere Kur’an-ı Kerim’in yakıldığı 500’e yakın İslam karşıtı saldırı gerçekleştirildi. Geçen hafta Filistin kefiyesi takan 3 genç ABD’de sokak ortasında silahlı saldırıya uğradı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam düşmanlığının Batı toplumlarında veba gibi yayılırken hükûmetler tarafından hiçbir tedbir alınmadığını, Kur’an-ı Kerim’e yönelik alçakça eylemlerin “ifade özgürlüğü” kisvesi altında meşru ve mazur gösterildiğini vurguladı.

Bu saldırılara göz yumanların mesele Filistin ve Gazze’deki masumların haklarını savunmak olduğunda birden nasıl yasakçı davrandıklarını hep birlikte gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fikir ve toplanma hürriyeti diyenlerin aslında böyle bir hassasiyetlerinin bulunmadığını biz çok iyi biliyoruz. Burada asıl amaç Müslümanları kışkırtarak tıpkı 85 sene önce olduğu gibi bir Müslüman sorunu oluşturmaktır. Allah’ın izniyle biz buna fırsat vermeyeceğiz, bizi ve kardeşlerimizi çekmek istedikleri tuzağa düşmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İİT üyesi ülkeler olarak bu nefret suçlarına karşı ortak hareket etmelerinin ehemmiyetini tekrar vurgulamakta fayda gördüğünü, gerek ikili düzeyde gerekse uluslararası platformları kullanıp nefret suçlarıyla mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi.

İslam ülkeleri arasında tercihli ticaret sisteminin geçen yıl yürürlüğe girmesinden büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sisteme dâhil olan ülkelerin gerekli tedbirleri alarak anlaşmayı bihakkın uygulamalarına büyük önem veriyoruz. Sisteme henüz taraf olmamış ülkeleri de bir an evvel katılmaya davet ediyoruz. Birlikte geliştireceğimiz ekonomik fırsatlar, refahı, bereketi ve ekonomik istikrarı beraberinde getirecektir. Ülkelerimiz arasındaki ticareti ve yatırımları teşvik edecek ve arttıracak bir diğer önemli husus ise uyuşmazlıkların çözümü meselesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle faaliyetlerini İstanbul’da sürdüren İİT Tahkim Merkezi’nin yatırım ve ticari uyuşmazlıkların çözümü noktasında önemli bir adres olması için İSEDAK üyesi ülkelerin desteğini çok kıymetli bulduklarını kaydetti.

“İSEDAK KOBİ” programının teşkilat üyesi ülkelerde faaliyet gösteren KOBİ’lerin güçlendirmelerine katkı sağlayacağına inandıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elektronik ticaretin geliştirilmesi, bu konuyu bu seneki Bakanlar toplantımızın istişare toplumunun ana teması olarak belirledik. Elektronik ticaret ve dijital dönüşüm alanlarının yenilikçiliği teşvik ettiği ve ekonomik büyümede yeni fırsatlar sunduğu aşikârdır. Helal gıda meselesi iş birliğimizi yoğunlaştırmamız gereken çok önemli bir alanı teşkil ediyor. İslam İşbirliği Standartlar ve Metroloji Enstitüsü, bu kapsamda yürütülen çalışmalarda hamdolsun ciddi mesafe katettik” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Helal Akreditasyon Kurumları İslami Forumu’nun kurulmasını ve ilk toplantısını geçen ay gerçekleştirmesini memnuniyetle karşıladıklarını dile getirerek, forum kapsamında yapılacak çalışmaların ülkeler arasındaki ticaretin artmasına önemli katkılar sağlayacağının altını çizdi.

“İstanbul Finans Merkezi’ni açtık”

Ülkeler arasında altın borsası ve uluslararası yatırım fonu gibi helal ve yenilikçi ürün alternatiflerinin geliştirilmesini teşvik ettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Finans alanında maalesef henüz arzu ettiğimiz tabloyu yakalayamadık. Oysa küresel finansın ağırlık merkezi Batı’dan Doğu’ya doğru kaymaktadır. Ülkemizle birlikte bölgemizin de potansiyelini değerlendirmek üzere nisan ayında İstanbul Finans Merkezi’ni açtık. Toplam 1,4 milyon metrekareyi bulan alanıyla İstanbul Finans Merkezi, özellikle ‘Fintek’ ve ‘Katılım Finans’ta sektörün kalbi olmaya aday bir projedir. Stratejik önemi yüksek bu merkezden teşkilatımızın ve siz dostlarımızın da faydalanmasını arzu ediyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, El-Bereke Forumu’nu İstanbul Finans Merkezi’ne taşımak suretiyle İslam ekonomisi alanındaki iş birliklerini güçlendirmek amacında olduklarını aktararak, “El-Bereke İslami Finans Vakfının böyle bir adım atmasının bu alandaki fikri ve teorik zeminin zenginleşmesine katkı sağlayacağına inanıyorum. Dünyadan önde gelen akademisyen, yatırımcı, bankacı ve araştırmacıları bir araya getirecek İslami Finans Zirvesi’ne nisan ayında İstanbul’da ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyacağız. Zirveye İslami Bankalar ve Finansal Kurumlar Genel Konseyi, İslam Kalkınma Bankası ile İslam İşbirliği Teşkilatının gereken desteği vermesini bekliyoruz” diye konuştu.

İSEDAK Sektörel Çalışma Grubu toplantılarında birçok kalkınma meselesinin bu yıl ülkelerden ilgili uzmanların katılımıyla ele alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışma grupları tarafından geliştirilen politika tavsiyelerinin ülkelerin kalkınmasına ve vatandaşların refahının artmasına destek olacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu politika tavsiyelerinin hayata geçirilmesi noktasında İSEDAK Proje Destek Programları’nın önemli bir işlevi yerine getirdiğinden bahsederek, şunları söyledi: “Bugüne kadar İSEDAK Proje Finansmanı kapsamında 130, İSEDAK Kovid Müdahale Programı kapsamında 14 ve İSEDAK Kudüs Programı kapsamında ise 13 proje başarıyla hayata geçti. Ayrıca bu yıl dijital dönüşüm iş birliği alanına yönelik projeleri de destekleme kararı aldık. Bu destek mekanizmalarından ülkelerimizin daha çok yararlanmasını temenni ediyoruz. Hayırda yarışmayı emreden bir dinin mensupları olarak, hep birlikte ülkelerimiz arasındaki dayanışmayı, dostluğu ve iş birliğini pekiştirmek için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğimize yürekten inanıyorum.”

Paylaşın

Kaftancıoğlu’ndan İktidara Mesaj: Bırakmadım Yasaklıyım Şimdilik

Doktorluğa geri dönmesiyle ilgili olarak sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancoğlu, “Saraydakiler sevinmesin. Bırakmadım yasaklıyım şimdilik” dedi.

Canan Kaftancıoğlu, görevini 8 Ekim 2023 günü yapılan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı Kongresi’ni kazanan Özgür Çelik’e devretmişti. Kaftancıoğlu, siyasetten ayrıldıktan sonra zamanının çoğunu kurucu ortağı olduğu tıp merkezinde geçirmeye başladı.

İstanbul’da Bağcılar ilçesi Yüzyıl Semti’nde bulunan tıp merkezinde yöneticilik yapan Canan Kaftancıoğlu, mesleğe geri dönüşüyle ilgili sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Kaftancıoğlu, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“İyi haftalar… Saraydaki/ler sevinmesin çok. Bırakmadım yasaklıyım şimdilik:) Yasaklarına rağmen de toplumcu, dönüştürücü siyaset nasıl yapılıyormuş görelim, bakalım zaman içinde… Bu arada sosyal medyayı takip etmediğim için geriden geliyorum, laf etmeyin gençler:)”

Canan Kaftancıoğlu kimdir?

Dr. Canan Kaftancıoğlu, 3 Şubat 1972 tarihinde Ordu’nun Mesudiye İlçesi’ne bağlı Çiftlik Sarıca Köyü’nde dünyaya geldi. Ordu’da sırasıyla Atatürk İlkokulu, Hamdullah Suphi Tanrıöver Ortaokulu ve Ordu Lisesi’ni birincilikle tamamlayan Kaftancıoğlu, 1989 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’ni kazanarak Ordu’dan ayrıldı.

1995 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Kaftancıoğlu, 1995-1997 yılları arasında ilk görev yeri olarak Sivas Suşehri Devlet Hastanesi acil biriminde hekim olarak çalıştı. 1997 yılında İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda ihtisasına başlayan Kaftancıoğlu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nda vaka taraması yaparak “İşkence Olgularının Adli Tıbbi Değerlendirilmesi” isimli teziyle ihtisasını tamamladı.

Dr. Canan Kaftancıoğlu, öğrencilik yıllarından itibaren çeşitli dernek ve demokratik kitle örgütlerinde görev aldı. Yakın tarihimizde katledilmiş ve failleri meçhul bırakılmış aydın, yazar ve siyasetçilerin yakınlarını bir çatı altında buluşturan Toplumsal Bellek Platformu’nun kurulmasına öncülük etti. Kaftancıoğlu’nun Yalın Ses yayınlarından çıkan ve faili meçhul cinayetlere dikkat çeken “Benim Babam Bir Kahramandı” isimli bir derleme kitabı bulunmaktadır.

Ayrıca İletişim Yayınları’ndan çıkan ve Müge Tuzcuoğlu derlemesi olan “Roboski İstenmeyen Çocuklar” ve Um:Ag Yayınları’ndan çıkan Eren Aysan derlemesi “Bir Eflatun Ölüm” isimli kitaplara yazılarıyla katkıda bulunmuştur. Bilimsel ve sosyal alanlarda yayınlanmış yüzü aşkın makalesi bulunan Kaftancıoğlu, kayınpederi Ümit Kaftancıoğlu anısına her yıl düzenlenen Öykü Ödülleri’nin de tertip komitesi üyesidir.

Dr. Canan Kaftancıoğlu, 2011 yılında Oğuz Kaan Salıcı’nın il başkanlığında CHP İstanbul Basın, Kültür ve İletişimden Sorumlu İl Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. 14 Mayıs 2012 yılında gerçekleştirilen 34. Olağan İstanbul Kongresi’nde ise Oğuz Kaan Salıcı başkanlığında il yönetim kurulu üyeliğine seçilen Kaftancıoğlu, 2012-2014 yılları arasında İl Başkan Vekili ve Basından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Dr. Canan Kaftancıoğlu, Gezi Direnişi’nin ardından kurulan Birleşik Haziran Hareketi’nin geçici yürütme kurulu üyeliği görevinde de bulundu.

2016 yılında gerçekleştirilen 35. Olağan Kurultay’da ise Parti Meclisi üyeliğine seçilen Kaftancıoğlu, Parti Meclisi üyeliği devam ederken 13 Ocak 2018 tarihinde gerçekleştirilen 36. İstanbul İl Kongresi’nde CHP İstanbul İl Başkanı seçildi. CHP’nin İstanbul’daki ilk kadın il başkanı olan Kaftancıoğlu, İstanbul’un 25 yıl aradan sonra yeniden halkın olduğu 31 Mart ve 23 Haziran 2019 seçimlerinde de İstanbul İl Başkanı olarak görev yaptı. Kaftancıoğlu son olarak 9 Şubat 2020’de gerçekleştirilen 37. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde ise ikinci kez İl Başkanı olarak seçilmiş olup halen görevine devam etmektedir.

Motosiklet kullanmaktan, ailesiyle vakit geçirmekten ve seyahat etmekten hoşlanan Kaftancıoğlu, halen kurucu ortağı olduğu özel bir sağlık kuruluşunda genel koordinatör olarak çalışmaktadır. Dr. Ali Naki Kaftancıoğlu ile evli olup Çağım Işık isminde bir kızı, Rocky isminde sahiplenilmiş dört ayaklı bir oğlu bulunmaktadır.

Paylaşın

Şimşek’ten Enflasyon Yorumu: Düşüş Cesaret Verici

TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan Mehmet Şimşek, “Kasım ayında da devam eden çekirdek enflasyondaki düşüş cesaret vericidir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “C endeksindeki aylık artışlar önemli ölçüde zayıfladı: Eylül yüzde 5,28 Ekim yüzde 3,72 Kasım yüzde 1,96 Bu, enflasyonda ciddi momentum kaybına işaret ediyor. Yıllıklandırılmış çekirdek enflasyon hedeflerimizle uyumlu. Enflasyonla mücadele süreç işi; programımızı kar.”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Kasım ayına ilişkin tüketici ve üretici fiyat endekslerini açıkladı. Buna göre; tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Kasım ayında aylık bazda yüzde 3,28 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 61,36’dan yüzde 61,98 seviyesine yükseldi.

TÜİK’e göre Ekim ayında tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) değişim, 2023 yılı Ekim ayında aylık bazda yüzde 3,43, yıllık bazda ise yüzde 55 olmuştu.

TÜİK verilerine göre Kasım’da yıllık üretici enflasyonu yüzde 42,25’e yükseldi. Aylık üretici enflasyonu ise yüzde 2,81’e çıktı. Ekim ayında ise yıllık üretici enflasyonu yüzde 39,39; aylık üretici enflasyonu ise yüzde 1,94’tü.

Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), kasım ayı enflasyon verilerini açıkladı.

ENAG’ın açıkladığı verilere göre Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE) kasım ayında yüzde 5,58 arttı. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı yüzde129,27 olarak gerçekleşti.

ENAG verilerine göre ekim ayında fiyatı en çok artan sektör yüzde 11.05 ile eğlence ve kültür oldu.

İkinci sırada yüzde 9.18 ile ev eşyası, üçüncü sırada yüzde 8.18 ile gıda ve alkolsüz içecekler yer aldı. Dördüncü sırada yüzde 7,69 ile lokanta ve oteller, beşinci sırada ise 6,82 ile diğer ürünler yer aldı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarına ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulundu: “Kasım ayında da devam eden çekirdek enflasyondaki düşüş cesaret vericidir.

C endeksindeki aylık artışlar önemli ölçüde zayıfladı: Eylül yüzde 5,28 Ekim yüzde 3,72 Kasım yüzde 1,96 Bu, enflasyonda ciddi momentum kaybına işaret ediyor. Yıllıklandırılmış çekirdek enflasyon hedeflerimizle uyumlu. Enflasyonla mücadele süreç işi; programımızı kar.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den Yerel Seçimler Açıklaması: Gizli Pazarlık Yok

Antalya’da basın mensuplarına açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, yerel seçimlere ilişkin, “Mesela şöyle bir toplam gelecek diye düşüyorum, Saadet ile konuşmam gereken iller, belki o zaman onu oturup tartışırız. Yani böyle bir şey için, şu ilçelerde Demokrat Parti ile, şu ilçelerde Gelecek ile, ilçelerde DEVA ile konuşmak, yoksa bunun artısı ne olur, eksisi ne olur?  Ne teklif edeceğiz? Hani, sadece belediye meclis üyeliği teklif ederek, bir yol yol alabilir miyiz? Yerelde olgunlaşan şeyler olabilir” dedi ve ekledi:

“İsim vermeyim, birçok ilçede İYİ Part ile anlaştık. Onaylarsanız, yerel çözümler üretmiş bile. Akla yatkın geliyor. Ama tabii İYİ Parti’ye onu da söyledim ben.’ Müzakere edebilir miyiz?’. Eğer tabii olursa, yerele de inisiyatif veren, yereli de rahatsız etmeyecek, sizin teşkilatınızın ve bizim örgütümüzün ‘Evet’ diyeceğiniz çözümler hayata geçiririz dedik. Geçmişte AK Parti’nin tavır ettiği gibi, Cumhur İttifakı’nın tasvir ettiği gibi, kapalı ardında gizli işbirliği ve kirli pazarlıklar filan, öyle bir süreç yok ki zaten.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Antalya’da milletvekilleri ile yaptığı kampın ilk gününde, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı. Gazete Pencere’nin aktardığına göre, Özel’in açıklamaları şöyle:

“47 A5 sayfası not tutmuşum. 35 kişi konuştu. Öneriler vardı. Birazcık oryantasyon eğitimi gibi de oldu. (Gündeme gelen konulara ilişkin) Her konu, gündemimiz güneşin altındaki her şey. Her şeyi konuştuk. İttifak, geçmiş seçimlerin analizi, gelecek seçimler. Hemen her konuda, aklınıza gelebilecek her konuda bir şeyler söyledi arkadaşlar. İçlerini döktüler, önerilerini söylediler. Kararlar aldık.

Bundan sonra her hafta bir kapalı grup toplantısı yapıp, geçmişte aslında yapılıyordu ama kesintiye uğramıştı, dış politika sunumu, ekonomi sunumu, savunma sanayi, iç işleri sunumu gibi hem gölge kabinenin sunum yapacağı, arkadaşına soru soracağı kapalı grup toplantılarının düzenli yapılmasına karar verdik. Gölge kabine üyelerinin ilgili milletvekilleri ve ilgili grup danışmanları ile bir araya geleceği masalar kurduk. Whatsapp gruplarını da oluşturuyor arkadaşlar.

Örneğin çevreden sorumlu gölge bakanımız çevre komisyonu üyeleriyle ve çevreden uzman danışmanımı, dışarıdan gönüllü hocalarımız ile hem dijital olarak bir Whatsapp grubunda olacaklar sürekli etkileşimde, hem de örneğin bir kanun teklifi geldiğinde ya da düzenli aralıklarla oturup birlikte çalışacaklar. Gölge kabine ile Meclis grubunun oryantasyonu ve eş güdümüne ilişkin kararlar da aldık.

Mesela yeniden deprem komisyonu kurulmasını önerdi arkadaşlar. Deprem bölgesi ziyaretlerinin daha sistematik olması için yeniden mesleksel dağılımlarla, eskiden vardı, şimdi bazıları yok ya arkadaşların. Deprem komisyonu kurulmasını önerdiler. Bunu doğru bulduk. Gölge kabinenin düzenli sunuş yapmasını, kapalı grup yapmayı önerdiler. Onu kabul ettik.

Bazı konularda, bazı arkadaşların tavırlarının doğrudan bana mal edilebileceği meselesini, böyle bir konu olduğunda doğrudan ikili temas kurma,  kongreden bugüne kadar hiçbir milletvekilini kırmadım, üzmediğimi ben de biliyorum. Bazı arkadaşlar dedi ki ‘Siz değil ama size yakın isimler şöyle yapıyor olabilir mi?’. Orada bir yanlış anlaşılma olabilir filan. Benim üzdüğüm, kırdığım, sözümü tutmadığı var mı diye sordum. Kimse çıkmadı. Ama bazı laf dolaşıyorsa diye, beni arayıp sorun dedim ki laf üremesin diye.

MYK ve gölge bakanlar düzenli bilgi notları oluştursun, danışmanlar sendikalı olsun. Sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri kaldıralım. Kabul ettik. Yani CHP’li milletvekili danışmanlarının önünde en ufak bir tereddüt yaratacak bir düşünce filan yaratmayacaklar, sendikalı olması gereken herkes sendikalı olacak. Meclis’teki kanun görüşmelerinde soru, cevap enstrümanını eskiden şey diye terk etmiştik, soru ve cevap ile zaman kaybetmeyelim, 10 kişiye yerinden söz verilsin.

Bekir Bozdağ söz vermiyormuş. Bolca içtüzük 60’i kullandırmıyormuş. Soru ve cevaba arık girilsin. Çok tali ama önemli bir şey tabii. Siyasetin finansmanı konusunda geçmişte yaptığımız bir çalışma vardı, onu güncelleyerek yeniden ortaya koyalım. Özellikle yerel yönetimler sürecinde. Etkin üyelikle ilgili çalışmaların hızla yapılması. Parti akademisi konusunda gruptaki bilim ve kültür platformunda olmasa da akademisyenlere de parti akademisinde görev verilmesi. Parti akademisi kuruyoruz. Parti okulu onun bir bileşimi  ama çok üretimin olduğu, çok bilim insanlarının olduğu.

Kurumsal hafıza için dijitalleşmeyle ilgili öneri vardı, bir milletvekili katkı sağlayacak. Geçmişte yapıldı, grup başkanvekilleri bir dönem seçildi ama ikinci dönem genel başkan devam ettiriyor. Ben bu yetkiyi kullanmayacağımı, hatta bunu müsait bir zamanda tekrar değiştirebileceğimi söyledim. Yani seçiliyor, 2 yıl sonra yine seçim olmasını. Bu yetkiyi kullanmayacağımı söyledim. Ben önümden kaçırılan her sandıktan mağdur olduğumu söyledim, kimsenin önünden sandığı kaçırmayacağım dedim.

(31 Mart seçimlerine ilişkin soruya) Geçmişte şöyle bir yanlış anlaşılma oldu. Biz yerel yönetimlerle ilgili bir danışma kurulu oluşturduk. Bu kurulun amacı şu, geçmişte yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcılığı yapan isimleri görevlendirmiştik. Ama bu sanki aday tespit komisyonu gibi kamuoyu düşünüyor bunu. (Basının ‘Murat Karayalçın’nın da adı var mı’ sorusuna) Var, onun da adı var. Murat Karayalçın’ın da adı var. Veli Ağbaba’nın da var, Gökhan Günaydın’ın da, Bihlun Tamaylıgil de, Seyit Torun’un da var. Örneğin bizdeki bir belediye başkanı değişecek, onun zamanlaması ne olmalı? Örneğin dışarıdan bir belediye başkanı transfer ediyor ve adaylaştıracaksınız, bunun zamanlaması ne olacak?

Bazen doğru işler yapmışız, bazen yanlış işler yapmışız. Daha makro konulardı, yoksa adaylarla mülakatla aday tespiti değil o danışma kurulu. Adaylarla mülakat için yarın grup eğitiliyor. Sabahtan 1,5 saat. Boğaziçi (Üniversitesi) sosyolojiden bir arkadaşımız, yani müzakereci ve mülakat yapma eğitimi. Bazı illere 4, bazı illere 2 milletvekili 41 ile giderek, 3 büyükşehir dışında, 3 büyükşehirde bir başka çalışma olacak. Sahada il raporlarını hazırlayacaklar. Antalya’dakini hazırladık. Gökhan Zeybek ile bütün Antalya ilçe başkanları ile prova olarak oturduk, Antalya il raporunu iyi, kötü hazırladık.

Milletvekili de yollayacağız, bir bakacağız bakalım biz ne yapmışız, eğitim alan arkadaşlarımız ne yapmış bakalım? Doğru okuyorlar mı sahayı?  Enine boyuna sorularla bir Antalya fotoğrafı çektik. Şimdi giden milletvekili heyetinin çektiği fotoğrafı karşılaştırıp, verdiğimiz eğitim beklentilerimizi ne düzeyde karşılıyor ona da bakacağız. Milletvekili seçimindeki gibi bütün yetkilerin devredildiği 8’li masa gibi bir şey düşünmüyoruz. Onun yerine belli kaba görevlere göre yetkilendirmeler düşünüyoruz. Ağırlık zaten ölçme ve değerlendirme. Tabi adaylarla mülakat yapacağız, mülakatsız olmaz. Çünkü aday olup olmamasına da parti karar veriyor.

Partinin adaylık başvurusunu kabul ettiği kişiler üzerinden, belediyesi bizde olup da değişiceği yerler, kazanma şansımızın yüksek olduğu yerlerde bütün adayları önce ankete koyacağız, bu adayların biri sivriliyorsa adaylaştıracağız, birkaçı sivriliyorsa kadını adaylaştıracağız, (erkeklerden) birkaçı sivriliyorsa sandık koyacağız ve örgüte soracağız. Siz karar verin diyeceğiz…

Memnuniyet anketini sadece belediye başkanı üzerinden yapıyoruz. Bir memnun musunuz, geçmişte hangi partiye oy verdin, bu pazar seçim olsa bu belediye başkanına oy verir misin?  Değişsin mi, değişmesin mi? Değişirse, CHP’ye oy vermeyi düşünür müsün? Bu gibi sorular var. Bununla mevcut belediye başkanına karar veriyoruz, onu bir daha ankete sokmuyoruz. Düşerse eliyoruz. Yerine kimin geleceğine ikinci raunda karar veriyoruz.

2 tane A planımız var bizim. Bir tanesi kabul ederse, oturup ittifak görüşmelerini yapmak. İYİ Parti kabul etmezse adaylarımızı tespit edip, sahaya çıkmak. İYİ Parti’nin kararı üzerinden bir şey tasarlamıyoruz. İYİ Parti’nin vereceği karardan sonra bir İYİ Parti ile gerginlik, İYİ Parti’nin kararından dolayı hayal kırıklığı, bir soğukluk. Bir şey düşünmüyoruz. İYİ Parti’nin kararını da saygı ile karşılayacağız.

(İYİ Parti’nin olası işbirliği şartlarına ilişkin soruya) Müzakerenin birinci şartıdır, şart veya olasılık tartışmayacağız. Olmayan bir şey üzerinden bir şey söyleyip, bunu yaparsanız sizinle anlaşmayız ya da bunu yapsanız bile biz varız, müzakere tekniğinde uygulanmaması gereken bir şey. Karşı taraftan gelmeyen bir teklifi gelmiş gibi yanıtladığınızda bu müzakere kültürüne zarar verir. Tam bekleme halindeyiz. Pazartesiye kadar bekleme halindeyiz. Çünkü pozisyonlarımız çok net. Onlar dediler ki ‘GİK kararımız var, kaldırmadan görüşemeyiz’. Biz zaten yani, ‘GİK kararını gözden geçirebilir misiniz’ diye ayrıldık. O yüzden şu anda bizim GİK üyelerine kulis yapacak halimiz yok.

Meral Hanım bana ‘Ne teklif ediyorsunuz’ diye sordu, ben de ‘Kararınızı alırsanız, masa kuralım ve başına geçelim. İstanbul, Ankara’dan başlayarak,  11 büyükşehirden başlayarak, Türkiye’yi konuşalım’. Bunun dışında, böyle çok alçak bir şey vermem lazım ya da çok indirgenmiş bir şey söylemem lazım. İkisi de işbirliğinin önünü tıkayabilir. İYİ Parti’nin şöyle bir şeyi olabilir, ‘Şu, şu, şu gibi noktalarda ne diyorsunuz?

Biz bunlara olumlu cevap verirseniz müzakere yaparız’ dese onu müzakere ederiz. Ama ne teklif ediyorsunuz dediklerinde, biz onlara çalışma masası teklif ettik. Çünkü her şey çok kolay değil. Sadece bir ilin seçiminden bahsediyorsak, bir teklif götürürüz. Sırf İstanbul ile ilgili bir teklif götürsem, iş çözülecek mi? Şu olsun, bu olmasın. Sonuçta teoride 81 il, 1271 ilçede konuşacağız.

HEDEP ile görüşecek mi?

HEDEP’in eş genel başkanları bana telefon açmışlardı, tebrik için. Şöyle demişlerdi, ‘Ziyaretinize de gelmek isteriz. Kabul ederseniz’. Ben dedim, ‘Kabul ederiz’. Hatta ‘Meclis’te mi, genel merkezde mi’ dediler. Ben dedim ‘Genel Merkez’de de olur, illa Meclis’te görüşelim diye bir şey yok’ dedim. Halk buluşmaları yapıyorlar, ‘Halk buluşmaları takvimimiz yoğun, sonrasında bir randevu talep edeceğiz’ dediler. Onlar bir ‘Randevu talep edeceğiz’ dedikleri için bekliyoruz.

Diğer partilerle, İYİ Parti’nin durumuna ve saha analizlerine göre, şimdi milletvekillerimiz gitsin. Mesela şöyle bir toplam gelecek diye düşüyorum, Saadet ile konuşmam gereken iller, belki o zaman onu oturup tartışırız. Yani böyle bir şey için, şu ilçelerde Demokrat Parti ile, şu ilçelerde Gelecek ile, ilçelerde DEVA ile konuşmak, yoksa bunun artısı ne olur, eksisi ne olur?  Ne teklif edeceğiz? Hani, sadece belediye meclis üyeliği teklif ederek, bir yol yol alabilir miyiz? Yerelde olgunlaşan şeyler olabilir.  İsim vermeyim, birçok ilçede İYİ Part ile anlaştık.

Onaylarsanız, yerel çözümler üretmiş bile. Akla yatkın geliyor. Ama tabii İYİ Parti’ye onu da söyledim ben.’Müzakere edebilir miyiz?’. Eğer tabii olursa, yerele de inisiyatif veren, yereli de rahatsız etmeyecek, sizin teşkilatınızın ve bizim örgütümüzün ‘Evet’ diyeceğiniz çözümler hayata geçiririz dedik. Geçmişte AK Parti’nin tavır ettiği gibi, Cumhur İttifakı’nın tasvir ettiği gibi, kapalı ardında gizli işbirliği ve kirli pazarlıklar filan, öyle bir süreç yok ki zaten.

Bazı manevra imkanlarını azalttığı, zorlaştırdığı kesin ama yine de elimden geldiği kadar bazı sembol isimlerin, bazı sembol yerlere başvuru yapmalarına teşvik ediyorum. Mesela kadın hareketinin kendini görebileceği, yoksulların kendini görebileceği, bir takım saha çalışmalarında karşılık bulan arkadaşların olacağı ya da toplumun bazı dezavantajlı kesimlerinin belediye başkan adaylığı ya da belediye meclis üyeliği adaylığı ile kendilerini orada hissede bileceği bazı inisiyatifleri tayin etmeye çalışıyoruz ama zamanımız çok dar.

Çok daha iyisini yapabiliriz, kolay değil… Ama böyle birkaç sembolik ve şaşırtıcı hamle yapacağız. Hani söz vermiştim ya, ‘Öyle isimler göreceğiz ki alanında çok iyi, güçlü filan belediye oldu’. Onun gibi. Listelerin bazı yerde dile gelip konuştuğu, adaylıklar ve temaslar ya da işbirliği olacak.

Adayların belirlenmesinde İmamoğlu etkisi

270 istifa diye söylediler, 27. İçinde gassal da varmış, hemşire de varmış, tıp teknisyeni de varmış. Gassal belki Saadet’ten başvuracak, bilmiyoruz. Öyle bizde çok yani. Ama birkaç tane üst düzey yönetici de var. Benim ile temas etmek isteyenler de oldu. İstanbul adaylığı niyetleri olanlar var muhakkak. O kadar net bilmiyorum. Sonuçta herkesin, aday olma hakkı var. Ama yöntem başka. Dediğimiz gibi, çift aşamalı ölçme ve değerlendirme var. Mesela Ekrem Bey bana dedi ki ‘Sizle konuşup konuşamayacağını söyledi’. Konuşmaması gerektiğini söyledim. İstanbul ile ilgili adaylıklarda, İstanbul özelinde il başkanı, Ekrem Bey, Genel Merkez hep birlikte oturup bakacaktır meseleye.

Pazartesiden itibaren gelecek sonuçlar. Gelecek hafta içindeki raporlarda adaylaşacak büyükşehir belediye başkanları çıkarsa onlara birkaç hafta içinde açıklarız elbette ama daha fazla şeyler açıklarız ki bazıları açıklanmadığında da ‘Ben kesin olmuyorum’ diye düşünmemesi lazım. Belki orada bir ilave ölçüm, anket. Çünkü kararı  verirken objektif olacağız. Şunu söylemek lazım, 8 ilde deva ediyorsa pat diye açıklarız ama içlerinden birkaçı olacaksa biraz bekletiriz.

Ben şöyle bir şey yaptım, bu kadar zorlu bir kurultay sürecinin hiç yarasın atlatılması mümkün değil. Sonuçta dünyada konuşulan ve Türkiye’de de, dünyada da Türkiye’nin yüzünü ağartan bir demokrasi şöleniydi bu. Bu kadar kıyasıya bir yarışla, bir Genel Başkanı ile grup başkanının yarıştığı böyle bir yarışta. Bir de yine bir grupla yapıldığında, grupta mutlaka benim de üzüldüğüm şeyler oldu, bizim de üzdüklerimiz olmuş olabilir.

Ben dedim ki ‘Bu salondaki birbirinden özür dilemesi gereken herkes adına özür diliyorum, ben bütün özürleri dilenmiş kabul ediyorum.  Kendi yanımdan bir kırgınlığım yok, kimse kırgınlık sürdürmesin’. Bugün akşamdan itibaren bu, herkes adına herkesten özür dileyip kırıldığımız her şey için de özürleri hepimiz adına kabul ettiğim davranış kısmını herkes uzunca alkışladı.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: HEDEP’ten Her Yerde Aday Çıkarma Kararı

HEDEP Sözcüsü Ayşegül Doğan, yerel seçimlere ilişkin yaptığı açıklamada, “MYK’mız ciddiyetle tartışıp değerlendirdi ve Türkiye’nin her yerinde yerel seçimlere adaylarımızla girme eğilimi ortaya çıktı. Bu karar MYK önerisi olarak parti meclisinde değerlendirilecek” dedi ve ekledi:

“Daha önce yaptığımız birinci ve ikinci parti olduğumuz yerlerde aday adayı başvurularımızın 27 Kasım’da başladığını ve 10 Aralık’a kadar süreceğini açıklamıştık. Batı illerinde de komisyonlarımız kuruldu. Aday adayı başvurularını almaya başladık. Yani Türkiye’nin her yerinde yerel seçimlere kendi adaylarımızla girmek için hazırlıklarımız tamamlandı.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Merkez Yürütüme Kurulu’nun (MYK) yerel seçimlere ilişkin aldığı kararlara ilişkin basın toplantısı düzenledi.

MA’nın aktardığına göre; Türkiye’nin pek çok yerinde yapılan halk toplantılarına ve bu toplantılarda ortaya çıkan taleplere değinen Doğan, bu durumun bu gün de süren MYK toplantısında da gündeme geldiğini ifade etti. Doğan, “En önemli başlık, hiç kuşkusuz bizim partimizde de yerel seçimler başlığıydı. MYK’mız hala devam ediyor. Halkımızın talepleri çerçevesinde MYK’mızın da gündemine gelen ve tartışılan bazı eğilimleri sizlerle paylaşacağım” dedi.

Toplantıda partinin Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Hakkari’de yaptığı, “Halkımız bizden her yerde seçime adaylarımızla girmemizi istedi” şekildeki açıklamalarını anımsatan Doğan, bu durumun ilgili kurullarda tartışıldığını belirtti.

Bu durumun MYK’da da tartışıldığını dile getiren Doğan, “MYK’mız ciddiyetle tartışıp değerlendirdi ve Türkiye’nin her yerinde yerel seçimlere adaylarımızla girme eğilimi ortaya çıktı. Bu karar MYK önerisi olarak parti meclisinde değerlendirilecek. Daha önce yaptığımız birinci ve ikinci parti olduğumuz yerlerde aday adayı başvurularımızın 27 Kasım’da başladığını ve 10 Aralık’a kadar süreceğini açıklamıştık. Batı illerinde de komisyonlarımız kuruldu. Aday adayı başvurularını almaya başladık. Yani Türkiye’nin her yerinde yerel seçimlere kendi adaylarımızla girmek için hazırlıklarımız tamamlandı” diye konuştu.

“Adayları kent uzlaşısıyla sağlayacağız”

Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yerel seçim stratejimiz kaybettirmek ya da kazandırmak değil kazanmaktır. Neyle nasıl kazanmak? Kent uzlaşısıyla kazanmak. Bu süreçte yapacağımız en önemli şeylerden biri de geliştirdiğimiz yerel seçim ve yerel yönetimler komisyonunun günlerdir hem sahada hem raporlarla hem de araştırmalarla çalıştıkları ve ortaya çıkardıkları yeni bir ön seçim modeli. Bu konuya ilişkin periyodik bir biçimde açıklamalar ve değerlendirmeler yapıyoruz.

Her yerde, yani koşulların olduğu her yerde adaylarımızı ön seçimle belirleyeceğiz. Ön seçimleri her il ve ilçede, katılımcı, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü yerel yönetim anlayışımızın barış, özgürlük ve eşitlik talebinin görünür olduğu bir şekilde adeta bir demokrasi şöleni havasında gerçekleşmesini istiyoruz. Bunu da adayları belirlerken kent uzlaşısıyla sağlayacağız.

Kent uzlaşısı ne demek? Yani en geniş mutabakat. Şehirdeki her sesi duymaya çalışmak. Bir aday belirlerken, aday belirlediğimiz yerde en geniş kesimlere ulaşıp her sesi duymaya çalışmak. O sesi de katarak şehri yönetecek insanları belirlemek. Bu da bir ilk. Şöyle bir ilk. Normalde klasik ön seçim modellerinde partilerin üyeleri oy kullanabiliyor. Bizim geliştirdiğimiz ön seçim modelinde yalnızca partimizin üyeleri değil, yalnızca bileşen parti üyeleri de değil, demokratik kitle örgütleri, ailelerimiz, dünden bu yana emek vermiş, yöneticilik yapmış olanlar, bu süreçte sorumluluk alarak bizimle birlikte olabilir ve oy kullanabilir.

Dolayısıyla kent hakkı için emek veren herkesin katılımı ve uzlaşıyla belirleyeceğiz adaylarımızı. Sadece belediye eş başkanları değil belediye meclis üyelerimizi ve il genel meclisi üyelerimizin 3’te ikisini ön seçimle belirleyeceğiz. Heyecanlıyız, kararlıyız, umutluyuz, kazanacağız. Türkiye’nin her yerinde seçime adaylarımızla girmek için hazırlanıyoruz. Kayyımları kalıcı hale getirmeye çalışanlar da bilsinler ki; partimize gönül veren, oy veren ve bunun için ağır bedeller ödeyenler, kayyım rejimine en güçlü cevabı kendilerine ve kentlerine kazandırarak verecekler.”

Paylaşın

DEVA Partisi, 51 Belediye Başkan Adayını Açıkladı

Partisinin 2024 yerel seçimleri için düzenlenen aday tanıtım toplantısında konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, “Tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Önümüzdeki yerel seçimler bu iktidara bir sarı kart göstermenin en önemli fırsatıdır. Sarı kart nedir? Bir uyarıdır, hatalarının farkındayım ona göre ayağını denk al demektir” dedi ve ekledi:

“Bu hükûmetin icraatlarından memnun değilseniz, onları uyarmak istiyorsanız, gelin bu seçimlerde hep beraber sarı kartı gösterelim. Bu sarı kart tabii ki genel seçime kadar. Biliyoruz ki bu kafayla, bu hukuksuzlukla ve adaletsizlikle bu iktidar sonuç üretemeyecek. Üzülerek söylüyorum hiçbir alanda başarı gösteremeyecekler. Onun için diyorum ki gelin bu seçimlerde sarı kartı gösterelim ama genel seçimlerde de hep beraber kırmızı kartı gösterip bu dönemi sona erdirelim inşallah.”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara Yenimahalle Belediyesi Dört Mevsim Tiyatro Salonu’nda düzenlenen 51 il ve ilçe belediye başkanı adaylarını açıkladı. Tanıtım toplantısında konuşan Babacan, şunları söyledi:

“Uzak bir coğrafyada yıl 1972. Uruguay Hava Yollarına ait bir uçak And Dağları’na düşer.

Kazadan kurtulanlar olur, fakat arama kurtarma çalışmaları bir türlü sonuç vermez. İnsanlar orada, dağların orta yerinde, çaresizce beklerler. Her taraf kar… Uçak beyaz… Bulması zor…

Düşünürler: Burada beklesek mi, yoksa gidip yardım bulmaya mı çalışsak? Beklemeye karar verirler. Birkaç gün geçer, günler hafta olur. Derken uçağın içinde bir radyo bulurlar. İçlerinden üç kişiyi radyonun çekeceğini düşündükleri bir tepeye gönderirler. Bu üç kişi, tepeye ulaşır, radyoyu açar. Haberleri dinler. İşte, orada, o karın ve soğuğun ortasında, arama kurtarma çalışmaları ümitsizlikle sona erdirilmiş ve aramadan vazgeçilmiş. Bu haberi radyodan dinlerler. Artık, onları kurtarmaya gelecek kimse yoktur. Bu 3 kişi haberi arkadaşlarına nasıl söyleyeceklerini düşünerek çaresizce, umut içinde bekleyen arkadaşlarının yanına geri dönerler. Haberi dinleyenlerden biri, arkadaşlarının yanına varınca söze girer, der ki:

“Arkadaşlar size iyi bir haberim var. Arama kurtarma çalışmaları sona ermiş.”

İnsanlar telaş içinde… Ağlayanlar, üzülenler. Biri itiraz eder, der ki; “Bunun neresi iyi bir haber?”

Genç yanıtlar: “Çünkü” der, “Buradan kurtulmak artık bize kaldı.”

Dostlarım, bazen başımıza gelen musibetlerden kurtulmak için kimsenin size kurtarmayacağını anlamak iyi bir haberdir. İş başa düştü, doğru. Şimdi, burada duran, gözlerimin içine bakan arkadaşlarıma, ekran başında bizleri izleyen yurttaşlarımıza sesleniyorum:

Arkadaşlar, haberler iyi. Bu iktidardan kurtulmak bize kaldı.

Seçim startını verdiklerini dile getiren Babacan’ın Aday Tanıtım Toplantısı’ndan öne çıkan başlıklar şu şekilde:

İHA’larımız, SİHA’larımız var… Ama sokaklar çetelerle dolu. Uçak gemimizle gurur duyuyoruz… Ama insanlar birileri gelip çökecek diye küçük bir dükkân dahi açmaya korkuyor. Hukuk güvenliği diye bir şey yok. Yargıda rüşvetler, gruplaşmalar, çeteleşmeler almış başını gitmiş. Bunu biz söylemiyoruz. Yargının en üst makamındaki başsavcılar söylüyor, oralardan öğreniyoruz. Sanata katkınız, yandaşlarınıza yazdırdığınız kitaplardan… Bilime katkınız, ülkeye sokulan uyuşturucuların, kimya mühendislerinin dahi çözemeyeceği muhteviyatından ibaret…

28 Şubatlarda, DGM’lerde yargılanan, adliyelerden çıkmayanlar… Çok şükür, o günler geride kaldı… Ancak, şimdi onlar ev sahipleriyle davalık oluyorlar. Oğullarının yemin törenine alınmayan yaşlı teyzelerimiz…Şimdi girebiliyorlar… Ancak, emekli maaşları kiralarına dahi yetmediği için sokaklara atılıyorlar. Hayal ettiğimiz bu muydu?

90’ların üstümüze karabasan gibi çöken karanlığını dağıtacağına inandığımız hareketin; o zulme, o baskıya “Dur” diyeceğine inandığımız bir yönetim anlayışının geleceği yer bu olmamalıydı. 20 yılın sonunda dönüp dolaşıp geldiğiniz, insanları getirdiğiniz yer burası işte.

Otokrat zihniyet sadece iktidarda yok. Her kesimin otokratları var. İşte otokratlar var ya o otokratlar Allah göstermeye bir sopayı ele geçirmeye görsünler. Amaçları iktidarı ele geçirip sopayı ele geçirip başkalarını dövmek. Öfkelerinin sebebi, o sopaya sahip olamamaları. Kendilerinden olmayana, kendileri gibi görünmeyene tahammül etmeye mecbur kaldılar ya bu 6’lı masa falan derken işte onun için öfkeliler.

Öfkeleri aslında kaybetmiş olmalarına ama aslında ideolojik olarak tükenmiş olduklarını da fark ediyorlar onun için öfkeliler. Tahammülsüzlüklerinin başka sebepleri ne? DEVA Partisi demokrasiye inanan, insanları dış görünüşleriyle yargılamayan, hukuku araçsallaştırmayı etik dışı bulan, medyanın özgür olması gerektiğini düşünen, farklılıkların zenginliğimiz olduğuna inananların partisi. Bunlara bakarsanız kendinden olana, kendine benzeyene demokrat olmak kolay. İşte şu salona bir bakıyoruz.

Farklı kesimlerden yüzlerce insan aynı çatı altında. Demokrasi budur bu. Bıkmadan usanmadan anlatacağız. Sayfalarca yazdık, yine yazacağız. Özellikle şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum: Biz onlara birbirine karşı kibirle değil, tahammül ederek değil, hoş görerek hiç değil… Beraberce, eşit birer vatandaş olarak, birbirimize saygıyla yaşamamız gerektiğini anlatıyoruz ve anlatacağız.

Bu seçimlere kendi logomuzla, kendi adaylarımızla girmek istememizin bir başka sebebi de şu: Biz, demokrasi anlayışımızı, dar ideolojik mevzilere hapsetmek istemiyoruz. Hatırlayın…Genel seçimlerden önce ortak listelerin açıklanmasıyla başlayan, seçimlerden sonra da aylarca devam eden ithamları şöyle bir hatırlayın.

Bize yöneltilen bu ithamların arkasında ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Her kesimin otokratı var. Ve o otokratlar sopayı ele geçirip ötekini dövmek istiyor.

Biz onlara birbirine karşı kibirle değil, tahammül ederek değil, hoş görerek hiç değil…Beraberce, eşit birer vatandaş olarak, birbirimize saygıyla yaşamamız gerektiğini anlatıyoruz ve anlatacağız. Biz bir arada eşit vatandaş olarak var olmanın iddiasındayız. Onun için burada bu salondayız. Gerçek demokrasiyi DEVA’nın uygulamalarıyla öğreteceğiz onlara. Uzun lafın kısası demokrasiyi öğreteceğiz, demokrasiyi.”

“Tüm Türkiye için hayırlı olsun”

30 Büyükşehir’imiz için, 51 ilimiz için, 922 ilçemiz için, 389 beldemiz için, tüm Türkiye için hayırlı olsun diyorum. Makul hiç kimse, “Yahu siz bu işi beceremezsiniz, siz devlet yönetemezsiniz…” demiyor. Kimse, “Siz gelirseniz ekonomi daha da kötü olur, hukuksuzluklar artar…” demiyor. Kimse, “Çalıp çırparsınız, ihaleleri yandaşlarınıza verirsiniz…” demiyor. Hiç kimse, “Mülakatlarda, kamu ihalelerinde sizden olanlara torpil geçersiniz…” demiyor. Biz, yerel seçimlere kendi ismimizle, kendi adaylarımızla girmeye karar verirken, bizi en çok motive eden bütün bu saha çalışmalarımızdı. Bütün bunlar bize, DEVA’ya nasip oluyor.

Mevcut iktidar insanlara umut vadetmeyi bırakalı çok uzun zaman oldu. Kimsenin iktidara güveni yok. İşin ilginç yanı, bunların birbirlerine güvenleri de yok. “Yanlışlıkla şu koltuktan kalsam ben gelene kadar birisi gelir oturur mu diye korkuyorlar.” Birbirlerine güvenmeyen, birbirlerine sırtını dönemeyen insanlar, bu ülkeye bir şey verebilir mi?

Bizler bir ilki gerçekleştiriyoruz. Her kademedeki belediye başkan adayımızdan, daha seçimlere girmeden önce, DEVA Belediyeciliği etik kurallarına bağlı kalacaklarına dair imzalı taahhütname istiyoruz. Bu Türkiye’de bir ilktir daha önce böyle bir şey hiç olmadı. Bu DEVA Partisi’nin temiz yönetim anlayışı konusunda, lafta değil sözde değil özde ne kadar samimi olduğunun en önemli belgesidir.

Biz de parti olarak yetkili organlarımız aracılığıyla bu etik kurallara uyulup uyulmadığını düzenli olarak izleyecek, denetleyecek ve her bir belediyemizin bu konudaki karnesini şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşacağız. Yani belediyelerimizin objektif şekilde performans kriterlerine göre karnelerini oluşturacağız ve bu karne notlarını da toplumla paylaşacağız. Bu da yine Türkiye’de bir ilk olacak.

Tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Önümüzdeki yerel seçimler bu iktidara bir sarı kart göstermenin en önemli fırsatıdır. Sarı kart nedir? Bir uyarıdır, hatalarının farkındayım ona göre ayağını denk al demektir.

Bu hükûmetin icraatlarından memnun değilseniz, onları uyarmak istiyorsanız, gelin bu seçimlerde hep beraber sarı kartı gösterelim. Bu sarı kart tabii ki genel seçime kadar. Biliyoruz ki bu kafayla, bu hukuksuzlukla ve adaletsizlikle bu iktidar sonuç üretemeyecek. Üzülerek söylüyorum hiçbir alanda başarı gösteremeyecekler. Onun için diyorum ki gelin bu seçimlerde sarı kartı gösterelim ama genel seçimlerde de hep beraber kırmızı kartı gösterip bu dönemi sona erdirelim inşallah.

Engelli vatandaşlarımızın sıkıntılarını, beklentilerini çok iyi biliyoruz. Eğitimle ilgili, istihdamla ilgili, erişilebilirlikle alakalı çok ciddi sorunlar var. Hepsinin farkındayız. Engelli vatandaşlarımızın yetenekli oldukları alanlarla ilgili çok iyi eğitilmeleri gerekiyor. O alanlarda istihdam imkanlarının oluşmasıyla da alakalı çok ciddi eğitimler, programlar gerekiyor. Bunların hepsi çok kolay, yeter ki siyasi irade olsun.”

DEVA Partisi’nin 51 belediye başkan adayının tam listesi:

Adana /Pozantı – Mehmet Emin Kaya
Adıyaman /Çelikhan – Mahmut Şahin
Afyon/ Çay – Mahmut Duman
Ankara/Etimesgut – Süleyman Demir
Ankara/Mamak – Hanifi Özhan
Antalya/Aksu – Hakan Halim Okudan

Ardahan/Merkez – Halil Kaçar
Balıkesir/ Erdek – Murat Sever
Balıkesir/ Bigadiç – Cemal Mehmet Nalça
Balıkesir/Edremit – Tevfik Çelik
Bilecik/ Merkez – Kadir Emre

Bilecik/ Bozöyük – Burak Sel
Bursa/Karacabey – Yasemin Tuna
Denizli/ Beyagaç – Mehmet Özdemir
Diyarbakır/Büyükşehir – Cenap Ekinci
Erzurum/Hınıs – Rahim Aydın

Erzurum/Palandöken – Emre Okumuş
Gaziantep/Şehitkamil – Okan Kısacık
Gaziantep/Araban – Ferit Karataş
Gaziantep/Oğuzeli – Mehmet Bozkurt

Giresun/Şebinkarahisar – Hakan Gargun
Gümüşhane/Merkez – Hamza Çakır
İstanbul/Avcılar – Erkan Uzun
İstanbul/Bakırköy – Gökhan Yılmazer
İstanbul/Büyükçekmece – Ekrem Yılmaz

İstanbul/Sancaktepe – Mutalip Geçer
İstanbul/Tuzla – Ceylan Yalçın
İstanbul/Beyoglu – Cemil Kara
İzmir/Karabaglar – Abdullah Kaya
İzmir/Seferihisar – Emin Yüce

İzmir/Menderes – Gülhan Akyol
Karabük/Eflani – Mustafa Uğur Ceylan
Kayseri/Özvatan – Şahin Çağrı
Kayseri/Pınarbaşı – Fazıl Demircioğlu
Konya/ Ahırlı – Hüseyin Geçer

Konya/ Sarayönü – Mahpeyker Feryal Karça
Konya/ Doğanhisar – Hasan Aksoy
Kırıkkale/Keskin – Esra Yılmaz
Mersin/Mut – Fatma Çelik Kovan
Muş/Korkut – Nimetullah Demirtaş

Samsun/İlkadım – Ender Çıkla
Siirt/Pervari – İsmail Bilen
Siirt/Şirvan – Refik Öztürkan
Tekirdağ/Ergene – İsa Kalaycı
Şırnak/Güçlükonak – Sebahat Aktug

Trabzon/Köprübaşı – Muhammet Yamakoğlu
Trabzon/Beşikdüzü – Ali Öztürk
Tunceli/ Merkez – Veysel Güler
Uşak/Banaz – Murat Ahmet Gündüz
Van/Çaldıran – Mehmet Reşat Yıldırım
Van/Bahçesaray – İbrahim Tiryak

Paylaşın

Yerel Seçimler: HEDEP Nasıl Bir Strateji İzleyecek?

Yerel seçimler yaklaştıkça, siyasi partiler de seçim çalışmalarına hız verdi. HEDEP’li Rüştü Tiryaki, kazanabilecekleri kentlerde belediye eşbaşkanları ve meclis adaylarını belirlemek için sandık kuracaklarını söyledi.

Rüştü Tiryaki, batı kentlerinde ise “kazandıran bir ittifak” ile halkın karşısına çıkacaklarını ifade etti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki, yerel seçimlere ilişkin belirledikleri politik hattı MA’ya değerlendirdi.

Daha önceki süreçlerde de farklı ön seçim modelleriyle aday belirleme deneyimine sahip olduklarını belirten Tiryaki, “Kent Uzlaşı” modelinin geçmiş modellerden daha kapsamlı ve geniş olduğunu söyledi. Tiryaki, “Bu sefer daha geniş kesimlerin katılımıyla adaylarımızı belirleyeceğiz. İddiamız; birinci ve ikinci parti olduğumuz, ön seçim koşullarının olduğu yaklaşık 200 yerde ön seçimi gerçekleştirmek” dedi.

“Halk adayları belirleme hakkına sahip olacak”

Tüm adayların ön seçimle belirleneceğinin altını çizen Tiryaki, şöyle dedi: “Belki de bu ülkede ilki gerçekleştireceğiz; sadece belediye eşbaşkan adaylarını değil belediye meclis üyeleri ve il genel meclis üyelerinin de üçte ikisini yine ön seçimle belirleyeceğiz. Halkımız kimi aday olarak görmek istiyorsa, onu seçecek. Büyükşehir belediye eşbaşkanları için ilçelerde de oy kullanılacak. Sadece Diyarbakır, Van veya Mardin şehir merkezinde değil, ilçelerinde de halk adayları belirleme hakkına sahip olacak.”

Aday adaylarının yüzde 50’inin üzerinde oy almaması halinde en çok oyu alan iki aday ile seçimin ikinci turunun gerçekleştirileceği bilgisini veren Tiryaki,  “İkinci turda en çok oy alan belediye eşbaşkan adayı olacak. Ön seçimde oy pusulasının bir yanında kadın, bir yanında ise erkek adaylarımız olacak. Sadece belediye eşbaşkanlıkları için değil aynı zamanda diğer alanlar için de eşit temsiliyet modelimizi esas alıp, adaylarımızı belirleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bu güne değin pek az siyasi partinin ön seçim yaptığını belirten Tiryaki, ön seçimle ilgili Anayasa’da yer alan haklara işaret etti. 298 sayılı yasaya dikkat çeken Tiryaki, bu yasanın ön seçimde sadece parti üyelerinin adayları belirlemeyi ön gördüğünü dile getirerek, ekledi: “Yasaya göre, ön seçim yapan siyasi partinin üyeleri dışında kimse oy kullanamaz. Ama biz bileşen partilerimizin tamamının oy kullanmasını istiyoruz. Yani HEDEP, HDP, DBP, ESP, Devrimci Parti, SODAP ve SYKP gibi çok sayıda bileşenimiz ön seçimlerde oy kullanabilecek. Gençlik ve kadın meclisinin yanı sıra Barış Anneleri, demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum örgütlerinin oy kullanmasını istiyoruz. Saydığım bileşenlerle bir delegasyon oluşturacağız.”

Ön seçime katılımı geniş tutmayı önemsediklerini dile getiren Tiryaki, “Müşahit, sandık kurulu üyesi, okul sorumlusu veya mirasını devraldığımız siyasi partilerin il, ilçe örgütlerinde ya da genel merkezlerinde görev almış kişilerin tamamının oy kullanması için bir çalışma yürütüyoruz. Olabildiğince katılımı geniş tutmaya çalışıyoruz. Bu partiye emek vermiş, seçimleri kazanmasını isteyen herkesin ‘Bizim oyumuzla belirlendi’ diyeceği adaylar belirlemek istiyoruz. Bunları halkımızın karşısına çıkarmak istiyoruz. Ön seçimlerimiz birer demokrasi şölenine dönüşecek. Gerçek anlamda bir demokrasi şöleni olmasını istiyoruz” dedi.

Aldıkları ön seçim kararının tabanda heyecan yarattığını sözlerine ekleyen Tiryaki, “Yönetim kademelerinde yer alan arkadaşlarımızla toplantılar yaptık ve bu modeli anlattık. Bu herkesi heyecanlandırdı. Şunu da itiraf etmek gerekir; arkadaşlarımızın ve halkımızın bir kısmı bunu inandırıcı bulmuyor. Bunu yapamayacağımızı düşünüyorlar. Bu kuşkuda, bizim geçmiş pratiklerimizin etkisi var elbette. Eğer halkımıza anlatamadıysak bu bizim sorunumuz. Bu kuşkuları giderecek bir iş yapacağımızı söyleyebilirim. Emin olun bu seçimi yaptıktan sonra ‘HEDEP bir iddia ortaya koydu ve bu iddiayı da hayata geçirdi’ diyecekler” ifadelerini kullandı.

“İttifakta halkımızın çıkarlarını gözeteceğiz”

Yerel seçimlerde ittifak olup olmayacağı hususunu da yanıtlayan Tiryaki, güçlü oldukları yerlerde ön seçim sonucu öne çıkan adaylarla seçime gireceklerini ancak Türkiye’de henüz aday adayı başvurularını almadıklarını söyledi. Seçimlerde iş birliğine açık olduklarını dile getiren Tiryaki, “Ancak geçmiş iş birliklerinden farklı bir iş birliği hedefimiz var. Yaptığımız kamuoyu araştırmalarında veya gerçekleştirdiğimiz halk toplantılarında aslında halkımızın iş birliğine kapalı olmadığını gördük. Sadece bu ittifakın biçimine göre eleştirileri var. Bunun daha açık, şeffaf ve kazandıran bir ittifak olmasını istiyorlar. Eğer bir işbirliği yapacak isek bunun aynı zamanda bize de kazandırması gerekir. Halkın uyarısı bu yönde. Emin olun ittifakta da halkımızın çıkarlarını gözeteceğiz” diye belirtti.

Tiryaki, bu ittifak kapsamında sol ve sosyalist ile demokratik kitle örgütleriyle görüşmelerini sürdürdüklerini ancak henüz nihayete ermediğini de paylaştı. Tiryaki, “CHP veya başka bir parti ile henüz böyle bir girişimimiz olmadı. Bunun da bilinmesini isterim” dedi.

Kayyım uygulamasının halkta duygusal kırılmaya neden olduğunu söyleyen Tiryaki, şöyle devam etti: “Seçimsiz belediye kazanmak AKP’nin hoşuna gitmiş olmalı ki 2019’da sudan bahanelerle seçilmiş arkadaşlarımız hakkında soruşturma başlatarak, hatta hiçbir soruşturma yok iken belediye eşbaşkanlarımızı görevden uzaklaştırarak yerlerine kayyım atadı. Meclisleri de feshetti. Fakat ne 2016’daki ne de 2019’daki kayyım görevlendirmesi halkın desteğini alabilmiş değil. Siyasi iktidar bunu çok iyi biliyor. Muhalefet bir bütün olarak kayyım siyasetini doğru bulmuyor. AKP seçmeninin önemli bir bölümü de kayyım siyasetini doğru bulmuyor. Önümüzdeki dönem için AKP’nin kayyım atama konusunda rahat olmayacağını söyleyebilirim. Çünkü Kürtlerde duygusal kırılmaya yol açan bir uygulama bu.”

Paylaşın

BBP Lideri Destici “Cumartesi Anneleri”ni Hedef Aldı

Katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada “Cumartesi Anneleri”ni hedef alan BBP Lideri Mustafa Destici, “Ülkemizde, ‘kadın hakları savunucusu’ kimlikleriyle, gündemi çok uzun yıllar domine eden topluluklar, kendi belirledikleri çerçevenin dışındaki hiç kimseye, insan haklarını, kadın haklarını veya herhangi bir hakkı layık görmediler” dedi ve ekledi:

“Türkiye’de 25 yıl aşkın süre ‘cumartesi anneleri’ başlığı altında, terör örgütlerinin propagandası yapıldı. Sayısız örnekle ve belgeleriyle gerçekler ispat edilmesine rağmen, on binlerce cinayete imza atan ve halen terör örgütü bünyesinde bulunan kişilerin aileleri ‘failli meçhul’ kurbanları olarak istismar edilip gündemde tutuldu.”

Mustafa Destici konuşmasına, “Aynı kişileri, bir dönem Türkiye aleyhindeki lobilerin oyuncağı haline gelmiş olan medyada, bir yandan milletimize sözde laiklik dersi verirken, diğer yandan masum sivilleri, öğretmenlerimizi, vatandaşlarımızı, köylülerimizi hedef alan terör örgütlerini, terör uzantılarını savunurken gördük” sözleriyle devam etti.

Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Ankara’da bir otelde düzenlenen, “Cumhuriyet’in 100. Yılında Kadın Hakları Buluşması”nda konuştu.

Birgün’ün aktardığına göre; “Cumartesi Anneleri”ni ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i Pervin Chakar’ın elini öpmesi sebebiyle hedef gösteren BBP lideri Destici, şu ifadeleri kullandı:

“Ülkemizde, ‘kadın hakları savunucusu’ kimlikleriyle, gündemi çok uzun yıllar domine eden topluluklar, kendi belirledikleri çerçevenin dışındaki hiç kimseye, insan haklarını, kadın haklarını veya herhangi bir hakkı layık görmediler. Türkiye’de 25 yıl aşkın süre ‘cumartesi anneleri’ başlığı altında, terör örgütlerinin propagandası yapıldı.

Sayısız örnekle ve belgeleriyle gerçekler ispat edilmesine rağmen, on binlerce cinayete imza atan ve halen terör örgütü bünyesinde bulunan kişilerin aileleri ‘failli meçhul’ kurbanları olarak istismar edilip gündemde tutuldu. Aynı kişileri, bir dönem Türkiye aleyhindeki lobilerin oyuncağı haline gelmiş olan medyada, bir yandan milletimize sözde laiklik dersi verirken, diğer yandan masum sivilleri, öğretmenlerimizi, vatandaşlarımızı, köylülerimizi hedef alan terör örgütlerini, terör uzantılarını savunurken gördük.

Ama hiçbiri Diyarbakır annelerinin adlarını ağızlarına almadılar. Eli öpülesi şehit anneleri de onlar için haklarının savunulmasına değmiyordu. CHP’nin yeni Genel Başkanı Özgür Özel şehit annelerinin değil, terör savunucusu sözde bir sanatçının elini öpüyor, bunu da büyük pişkinlikle savunmaya devam ediyor. Ona buradan bir kez daha söylüyoruz. Öpülecek bir el arıyorsan, şehit annelerinin ellerini öp.”

Paylaşın