Erdoğan’dan Kurmaylarına ‘Aday’ Uyarısı

Yerel seçimler yaklaştıkça partilerin seçim çalışmaları hız kazan. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ayın ikinci yarısında açıklamayı düşündükleri belediye başkan adayları konusunda kurmaylarını uyardığı öne sürüldü.

Erdoğan’ın yerel seçim aday tarifi yaptığı, “Partinin oyunu artırmayacaksa, faydadan çok zarar getirecekse, dedikodulara konu olacaksa, bunlarla işimiz olmaz.” dediği de belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarısız belediye başkanlarıyla vedalaşırken, “yeni küskün yaratmadan” operasyon yapılmasını istedi. Erdoğan, aday tarifini de “yük olan değil, yük alan isimler olsun” diye çizdi.

Gazete Pencere’den Nuray Babacan’ın kulis haberine göre, AK Parti, MHP ile belirlenen ittifak sınırlarının ardından, kendi adaylarına ilişkin çalışmalara yönelmeye başladı. Bu ayın ikinci yarısında büyük illerin adaylarını açıklayacak partideki çalışmalar hızlandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kurmaylarıyla yaptığı toplantılarda, bundan sonraki çalışmalara ilişkin görüşlerini aktararak şunları söyledi:

“Mevcut belediye başkanlarından değişecek olanlarla temasa geçeceğiz. Onların gönüllerini alacağız. Siz de bu konuda duyarlı olun. Kırıp dökmeden süreci götürelim. Yeni küskünlüklere yol açmadan, bunun bir bayrak yarışı olduğunu anlatalım. Seçimlerde birlikte çalışmanın yollarını arayalım. Bize yük olan değil, yük alanlarla yol yürümeliyiz. Partinin oyunu artırmayacaksa, faydadan çok zarar getirecekse, dedikodulara konu olacaksa, bunlarla işimiz olmaz.”

CumhurbaşkanıErdoğan’ın bu yaklaşımı nedeniyle mevcut belediye başkanlarının büyük bölümünün değişmesine kesin gözüyle bakılıyor. Erdoğan’ın yaptığı toplantılarda ve kamuoyuna açık konuşmalarında değişimin mesajını vererek mevcut belediye başkanlarını sürece hazırladığı yorumları yapılıyor. Özellikle üç dönemlik olanlar ve yerelde hakkında çeşitli iddialar dolaşan başkanlarla vedalaşılması bekleniyor.

AK Parti’deki bu operasyonda, memnuniyet anketlerinin etkili olduğu belirtiliyor. Belli aralıklarla Türkiye genelinde belediye başkanların seçmendeki karşılıkları, performansları, örgütle ilişkileri, haklarındaki iddialar gibi incelemeler yapıldığı anlatılıyor.

Paylaşın

HEDEP’li Doğan’dan CHP’li Fırat’a Sert Tepki: Gizli Protokol Bizim İşimiz Değil

CHP’li Ali Haydar Fırat’ın “AKP ile HEDEP arasında pazarlıklar yapıldığını biliyoruz. İstanbul’da aday çıkartmaları için görüşmeleri var” sözlerine tepki gösteren HEDEP Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Gizli protokol yapmak bizim işimiz değil” dedi.

Haber Merkezi / Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 28 Mayıs seçimleri öncesi gizli bir protokol imzalamıştı. Özdağ’ın yakın zamanda sosyal medya hesabından gizli protokolü paylaşmıştı. Protokole göre, Zafer Partisi’ne 3 bakanlık ile belirlenen bakan yardımcılıkları veriliyor ve atamalar Özdağ ile yapılıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM) üyesi Ali Haydar Fırat, Gazeteci Nevşim Mengü’nün YouTube’daki programında, “AKP ile HEDEP arasında pazarlıklar yapıldığını biliyoruz, İstanbul’da aday çıkartmaları için görüşmeleri var. Antalya ve Mersin’de de var. İktidar tarafından kayyım meselesinin de pazarlık konusu yapıldığının… İktidar bunu bir sopa olarak kullanıyor. Bu siyaset değil bu rezillik!” ifadelerini kullandı.

Ali Haydar Fırat’ın sözlerini sosyal medya hesabından paylaşan HEDEP SÖzcüsü Ayşegül Doğan şu ifadeleri kullandı:

“On yıllardır hukuk siyasetin sopası olamaz, olmamalıdır diyoruz. Ağır bedellerle, buna karşı özgürlük, eşitlik, adalet ve barış mücadelesi veriyoruz. Size tavsiyem, iddia dahi olamayacak bu spekülatif, algı yaratmaya dönük yorumlarınızı yapmadan önce, eski gazeteci, yeni siyasetçi olarak olası kaynaklarınıza dikkat etmenizdir. Aksi takdirde yalan haber yaymaktan en hafif deyimiyle mahcup olabilirsiniz! Yeri gelmişken hatırlatayım, “gizli protokol”yapmak bizim işimiz değil!”

Paylaşın

AK Parti Temsilcileri: Yerel Seçimler Sonrası Meclis Aritmetiği Değişir

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça partilerin seçim çalışmaları hız kazanırken, AK Parti’ye göre ise hem iktidar hem de muhalefet cephesinde yer alan küçük partilerin yerel seçimde varlık göstermesi çok mümkün değil.

Bu partilerin büyüme imkanı olmadığını ileri süren iktidar temsilcileri özellikle DEVA, Gelecek, Saadet Partilerinin bir daha Meclis’e gelemeyeceğine dikkat çekerek, “Yerel seçim sonrası büyük kısmı AK Parti’ye bir kısmı ise CHP’ye gider. Meclis aritmetiği değişir” iddiasında bulunuyor.

14 Mayıs seçimlerinde ortak listelerden Meclis’e giren partileri 31 Mart yerel seçim sınavı bekliyor. Saadet Partisi ve Gelecek Partisi Meclis’te ortak grup oluşturma süreciyle başlayan iş birliğini yerel seçimlere taşıyacak. İki parti birçok kentte iş birliğine gidecek.

DEVA Partisi de 81 ilde kendi adayını çıkaracağını duyurdu. AK Parti listelerinden Meclis’e giren Hüda-Par aday adaylarının başvurusunu almaya başladı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a destek veren Yeniden Refah Partisi’nin ise AK Parti ile yeniden bir pazarlık süreci yürüttüğü biliniyor.

AK Parti’ye göre ise hem iktidar hem de muhalefet cephesinde yer alan küçük partilerin yerel seçimde varlık göstermesi çok mümkün değil.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Bu partilerin büyüme imkanı olmadığını ileri süren iktidar temsilcileri özellikle DEVA, Gelecek, Saadet Partilerinin bir daha Meclis’e gelemeyeceğine dikkat çekerek, “Yerel seçim sonrası büyük kısmı AK Parti’ye bir kısmı ise CHP’ye gider. Meclis aritmetiği değişir” iddiasında bulunuyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Gazze’de Yaşayanların Yarısı Açlık Çekiyor

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşında ikinci ay geride kalırken, Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı Direktör Yardımcısı Carl Skau Gazze’de yaşayanların yarısının açlık çektiğini söyledi.

Haber Merkezi / Carl Skau ihtiyaç duyulan malzemelerin sadece bir kısmının bölgeye ulaştığını kaydetti. Skau’ya göre Gazze’deki her 10 insandan dokuzu her gün yemek yiyemiyor.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte 213 Filistinlinin daha öldürüldüğünü ve toplam can kaybının 17 bin 487’ye çıktığını açıkladı.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail saldırılarında yaralananların sayısının ise 48 bin 780’e çıktığını belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yaşayan yaklaşık 2 milyon 200 bin kişinin 1 milyon 800 bini, yani nüfusun yaklaşık yüzde 80’i savaş sırasında zorla yerinden edildi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de BM Güvenlik Konseyi’nin Gazze’de ateşkes talep etmekte başarısız olmasından üzüntü duyduğunu ve örgütün “felç olduğunu” söyledi.

Doha Forumu’nda konuşan Guterres, kurumun “otoritesinin ve güvenilirliğinin ciddi şekilde sarsıldığını”, ancak “pes etmeyeceğini” söyledi.

ABD, ateşkes tasarısını veto etti

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) görüşülen Gazze’de insani ateşkes tasarısı, ABD tarafından veto edildi. 13 üye ülke, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından sunulan karar tasarısı lehinde oy kullanırken İngiltere çekimser kaldı.

Karar tasarısında Hamas’ın kınanmadığını, bazı Konsey üyelerinin bu konuda sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu belirten ABD, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Arap ülkelerinin öncülük ettiği acil bir ateşkes için artan talepleri bir kez daha reddettmiş oldu.

Antonio Guterres, görev süresi boyunca yetkisini ilk kez kullanarak Gazze’deki insani felaketin önlenmesi için BM Şartı’nın 99. maddesini işletmiş ve 6 Aralık’ta BMGK’ya mektup göndermişti.

BM Genel Sekreteri Guterres, “Güvenlik Konseyi üyelerini insani felaketin önlenmesi için baskı yapmaya çağırıyorum ve insani ateşkesin ilan edilmesi talebimi tekrarlıyorum. Bu çok acil” dedi.

BMGK’da 7 Ekim’in ardından çok sayıda oturum düzenlenmiş ve birçok karar tasarısının veto edilmesinin ardından Gazze’de çatışmalara “acil ve uzatılmış ara verilmesi” talep edilen 2712 sayılı karar 15 Kasım’da kabul edilmişti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), “ABD’nin İsrail’in Gazze’de işlediği savaş suçlarına ortak olma riski taşıdığı” uyarısında bulundu.

HRW, Washington’ın İsrail’e silah ve diplomatik koruma sağlamaya devam ederek “savaş suçlarına ortak olma” riskini aldığını belirterek, Gazze’de ateşkes çağrısında bulunan BM Güvenlik Konseyi (BMGK) tasarısını veto eden ABD’yi kınadı.

“Gazze’de ateşkes çabalarını sürdüreceğiz”

Katar başbakanı ülkesinin İsrail ve Hamas’a ateşkes için baskı yapma çabalarını “azalan şansa rağmen” sürdüreceğini söyledi.

Geçtiğimiz günlerde Katar’ın arabuluculuğunda varılan anlaşma ile çatışmalara bir hafta ara verilmiş, anlaşma kapsamında Hamas onlarca rehineyi bırakırken İsrail de 300’e yakın Filistinli tutukluyu serbest bırakmıştı.

Bugün Doha Forumu’nda konuşan Şeyh Muhammed bin Abdülrahman es-Sani, rehinelerin İsrail’in askeri eylemlerinin bir sonucu olarak değil, müzakereler sayesinde serbest bırakıldığını söyledi.

İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanının sürmesine rağmen arabuluculuk çabalarının devam ettiğini ve bunun da başarılı bir sonuç için “olanakları daralttığını” belirten es-Sani “pes etmeyeceğiz” dedi.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Ekrem İmamoğlu’nun 6 Avantajı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça partilerin ve ittifakların seçim çalışmaları da hız kazandı. İktidardan muhalefete tüm siyasi partilerin gözü İstanbul’da.

2019 yerel seçimlerinde muhalefet partilerinin ittifakıyla kazanılan İstanbul’da bu kez İYİ Parti kendi adayını çıkaracak. HEDEP’in (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) eğilimi de aday çıkarma yönünde. Böyle bir tabloda “Ekrem İmamoğlu yeniden kazanabilir mi” diye soruluyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yakın çalışma ekibine göre bu mümkün. İstanbul’da bir şehir ittifakı yaratıldığını ve seçim sürecinde bunun geliştirilebileceğini söyleyen partililere göre İmamoğlu’nun bir dizi avantajı var. Bu avantajlar şöyle sıralanıyor:

1) Ekrem İmamoğlu mevcut belediye başkanı olarak yarışa bir adım önde başlıyor.

2) Anketler İYİ Partililerin yüzde 63’ünün CHP ile ittifaktan yana olduğunu gösteriyor. Ekrem Bey’e destek daha fazla. İYİ Parti adayı büyük etki yaratmaz.

3) İstanbul’daki Kürt seçmende Demirtaş etkisi kuvvetli. Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’ın adaylığı konuşuluyor. Demirtaş ile denk düşecek bir isim aday olmazsa İmamoğlu Kürt seçmenden aldığı oyu büyük ölçüde koruyabilir.

4) AK Parti’nin en geniş seçmen kitlesi yoksullar. İmamoğlu 5 yıllık görev süresince bu konuda iyi bir sınav verdi. Hem ihtiyaç sahiplerine yardım bütçesi artırıldı hem de partizan davranılmadı. İmamoğlu İstanbul’da yoksullardan, AK Parti seçmeninden önceki seçime göre çok daha fazla oy alacak.

5) Cumhurbaşkanlığı seçimi ülke genelinde 52-48 Erdoğan lehine bitti ama İstanbul’da Kılıçdaroğlu 4 puan öndeydi. 16 Nisan referandumundan yana devam eden bu tablo da İmamoğlu için bir avantaj.

6) AK Parti’nin konuşulan adayları Murat Kurum, Adil Karaismailoğlu ya da Tevfik Göksu gibi isimler ne partilerinde ne de seçmen nezdinde heyecan yaratıyor. Hiçbirinin CHP, HEDEP’ten oy alma potansiyeli yok. Ama iyi bir seçim süreci yönetilirse İmamoğlu AK Partililerin yanı sıra MHP seçmeninden de oy alabilir.

CHP’den İstanbul’a çıkarma

Öte yandan CHP geçtiğimiz hafta yerel seçim çalışmaları kapsamında 100 milletvekiline 68 ilde çalışma yaptırdı. 2-3’lü heyetler halinde yapılan çalışmada esnaf, vatandaş buluşmaları yapıldı, aday adayları dinlendi.

Milletvekillerinin hazırlayacakları raporlar MYK ve PM’nin aday belirleme sürecine yardımcı olacak. Kalan iller için de önümüzdeki günlerde yeni yeni heyetler görevlendirilecek. Her biri yüzbinlerce nüfus barındıran 39 ilçeli İstanbul içinse tam bir çıkarma yapılacak.

İstanbul’a aralarında Parti Meclisi üyelerinin de bulunduğu yaklaşık 40 kişiden oluşan bir milletvekili grubunun görevlendirilmesi bekleniyor. Aynı şekilde CHP’li çok sayıda belediye bulunan İzmir için de geniş bir grup görevlendirilecek.

Paylaşın

MHP’de İstifa Depremi: Meclis’teki Sandalye Sayısı 49’a Düştü

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yerel seçimlere ilişkin açıklamasına tepki gösterdiği MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, sosyal medya hesabından, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Saffet Sancaklı, istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Mensubu olmaktan şeref duyduğum Milliyetçi Hareket Partisi üyeliğinden; yerel seçim sürecinde Cumhur İttifakını ve Partimizi her türlü tezvirat ve spekülasyondan uzak tutmak gayesiyle, Sayın Genel Başkanımızın talimatı doğrultusunda istifa ediyorum.

Bu vesileyle; Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beye bağlılığımın tavizsiz bir şekilde devam edeceğini bildirir, kamuoyuna saygılarımı sunarım.”

Öte yandan MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın Milliyetçi Hareket Partisi’nden istifası istenmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” dedi.

Saffet Sancaklı kimdir?

27 Şubat 1966 yılında eski Yugoslavya’da Tutin şehrinde dünyaya gelen Saffet Sancaklı, 1968 yılında Türkiye’ye göç etti. Eğitimini İstanbul’da Gaziosmanpaşa’da Cemal Gürsel İlkokulu’nda ardından ortaokul ve liseyi Vefa Poyraz Lisesinde tamamladı.

Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü kazandı, lakin Beşiktaş futbol kulübündeki futbol kariyeri nedeniyle üniversite eğitimi yarıda kaldı. 2009 yılında tekrar üniversite sınavına girdi ve Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünü kazandı. Şu anda üniversite öğrenimini; Anadolu Üniversitesi “Kamu Yönetimi” bölümünde devam ettirmektedir.

Sırasıyla Gaziosmanpaşa Kültürspor, Vefa, Beşiktaş, Eskişehirspor, Konyaspor, Sarıyer, Kocaelispor, Galatasaray, Kocaelispor, Fenerbahçe, Konyaspor’da forvet mevkiinde oynayan Sancaklı, faal futbol yaşantısını 1998-1999 sezonunda Konyaspor’da bıraktı ve FIFA Futbolcu Menajerliği Lisansı aldı. Süper Ligde toplam 130 gol atarak adını 100’ler kulübüne yazdırdı.

24 kez millî takımlara çağrılan Saffet Sancaklı 1 kez Türkiye U-21 ve 19 kez de Türkiye A millî takımı olmak üzere toplam 20 kez millî takımlar formasını giydi ve bu karşılaşmalarda 6 gol kaydetti. A millî takımla 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası’na katıldı.

Futbolculuktan sonra Sancaklı Menajerlik şirketini kurup Türkiye’de yerleşik ilk FIFA Lisanslı futbolcu menajeri oldu. TMSF’ye devredilen İstanbulspor’un satış ihalesi 30 Haziran 2006’da yapıldı ve 3 milyon 250 bin dolar ile en yüksek teklifi veren Marmara Spor Faaliyetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş, İstanbulspor’un yeni sahibi oldu. Saffet Sancaklı İstanbulspor’un Sportif Danışmanlığını kulübü devredene kadar yapmıştır.

2007 Genel Seçimlerinde de MHP’den aday adayı olan Saffet Sancaklı, 28 Ocak 2011 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanı Devlet Bahçeli’nin de katıldığı bir tören ile MHP saflarında aktif siyasete atılmıştır. 11 Nisan 2011 tarihinde, İstanbul 2. Bölge 5. Sıra Milletvekili adaylığı resmen açıklanmıştır.

Ama 12 Haziran 2011 genel seçimlerinde milletvekili olarak seçilememiştir. 2014 Yerel Seçimlerinde MHP Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmuş ancak seçilememiştir. 4 Kasım 2012 ve 21 Mart 2015 tarihinde yapılan MHP 10. ve 11. Olağan Büyük Kurultayında MYK Üyesi seçildi. Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde ise MHP’den Kocaeli 1. sıra milletvekili adayı olarak gösterildi ve seçildi.

Bu seçimlerin tekrarlanması sonucu Kasım 2015 Türkiye genel seçimlerinde MHP’den tekrar aday gösterildi ve yeniden seçildi. 11 Kasım 2016 günü TBMM’deki odasında gizli kamera bulunduğu iddiası meclis gündemine geldi. Ancak daha sonra kameranın daha önceden yerleştirilip söküldüğü anlaşıldı.

Ne olmuştu?

Saffet Sancaklı’nın TBMM’de Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nin yeni yönetimini ağırladığı toplantıda, yerel seçimde AK Parti’yle yapılacak ittifakla ilgili olarak “13 adayın 13’ü de AK Partili olursa Kocaeli’ne gelmeyeceğim” dediği belirtilmişti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise bugün konuyla ilgili olarak “Futbol hayatında 3 büyük kulüpte oynama geleneğini siyasette de mi sürdürmek istiyor? Tercih kendisinindir” ifadelerini kullanmıştı. Bunun üzerine açıklama yapan Sancaklı, söz konusu ifadeleri kullanmadığını söylemişti.

Sancaklı “Bugün bir takım taraflı medya organlarında, söylemediğim sözler üzerinden tamamen yalanlarla Cumhur İttifakına karşı yapılan olumsuz algı operasyonlarını büyük bir şaşkınlıkla takip ettim. Yalan ve maksatlı haberleri yapanlarla Türk adaleti önünde hesaplaşacağımı da özellikle belirtmek isterim” demişti.

Saffet Sancaklı’nın açıklamasından yaklaşık bir buçuk saat sonra sosyal medya hesabından paylaşım yapan MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Sancaklı’nın partiden istifasını istemişti: “Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın Milliyetçi Hareket Partisi’nden istifası istenmiştir.”

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: ABD’den ‘Gecikmeden Onaylanmalı’ Açıklaması

ABD Dışişleri Bakanı Antony J. Blinken, mevkidaşı Hakan Fidan ile yaptığı görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Fidan ile İsrail-Hamas çatışmasını, çatışmanın bölgede başka yerlere sıçramamasını sağlama çabalarını, kalan rehinelerin serbest bırakılması gerekliliği ve insani yardım sağlanması konularını ele aldık.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / ABD Dışişleri Bakanı Blinken, açıklamasında ayrıca, İsveç’in NATO üyeliğinin gecikmeden onaylanmasının önemini vurguladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Amerikan siyaset sistemi de İsral’’le ilgili konularda artık çaresiz durumda” dedi.

Fidan, “Dolayısıyla İsrail bu konuda fütursuzca hareket etmekte ve zulmüne devam etmekte” şeklinde konuştu. Temas Grubunun Gazze konusundaki çalışmalarına devam edeceğini aktaran Hakan Fidan, ABD’nin ardından Kanada‘ya geçerek burada Kanada Başbakanı ve Dışişleri Bakanı ile de görüşeceğini belirtti.

Mısır, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Filistin Yönetimi’nden oluşan bir heyet Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’la bir araya geldi. Blinken’la görüşen heyette Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da yer aldı.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği Temas Grubu üyeleriyle Washington’da bir araya gelen ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, sosyal medya hesabından şu paylaşımda bulundu:

“Gazze’nin insani ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çabaları görüşmek üzere Mısır, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Filistin Yönetimi’nden oluşan bir Arap Ligi-İİT heyetiyle bir araya geldim. İsrail’in yanı sıra gelecekte bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik ortak hedefimizi ele aldık.”

ABD Dışişleri Bakanı Blinken, paylaşımında ayrıca, İsveç’in NATO üyeliğinin gecikmeden onaylanmasının önemini vurguladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da görüşmeye ilişkin Anadolu Ajansı ve TRT’ye açıklamalarda bulundu.

“Gazze konusunda ABD yalnız kaldı” diyen Fidan, “Temas Grubu üyeleri, Gazze’deki insani dramın hemen son bulması ve İsrail’in masumları öldürmesinin son bulması gerektiği konusunun altını defaatle çizdiler” dedi.

“Amerikan siyaset sistemi de İsral’’le ilgili konularda artık çaresiz durumda” görüşünü dile getiren Fidan, “Dolayısıyla İsrail bu konuda fütursuzca hareket etmekte ve zulmüne devam etmekte” şeklinde konuştu.

Blinken ile görüşmesinde İsveç’in NATO üyeliğini de konuştuklarını belirten Fidan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Burada tabii bizim pozisyonumuz belli yani NATO’da yapılan müzakereler neticesinde üçlü zirvede Cumhurbaşkanımız ve İsveç Başbakanı vardı, neticesinde takiben çalıştığımız konular var.”

Paylaşın

Erdoğan’dan BMGK’ya Gazze Tepkisi: Böyle Adil Dünya Olur Mu?

“Dünya İnsan Hakları Günü İnsanlığın Yüzü Programı”nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Beyanname’nin çiğnendiği yer Gazze ve işgal edilmiş Filistin’dir. 18 bini aşkın Filistinli kardeşimiz şehit oldu. İsrail’in alçakça katlettiği 3 Filistinliden 2’si kadın veya çocuk. Masum sabiler, İsrail’in vahşetinin sembolleri olarak hafızalarımıza kazınmıştır” dedi ve ekledi:

“İsrail yönetimi Gazze’de insanlığın yüzünü kızartacak katliamlara yol açıyor. İbadethanelerden okullara, hastanelerden çarşı pazarlara kadar tüm sivil yerleşim yerleri bombalanıyor. Bugün Gazze’de çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gazeteciler değil insanlığa dair tüm değerler katledilmektedir.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Bu vahşet karşısında uluslararası örgütler ihlallerin önüne geçecek hiçbir somut adım atmıyor. BM Güvenlik Konseyi’nde 5 daimi üye ve geçici üyeler. Fakat sadece ABD’nin ret oyuyla maalesef ateşkes reddedildi. Tek başına. Böyle adalet olur mu? Böyle adil bir dünya olur mu?

Ama biz ne diyoruz; adil bir dünya mümkün ama ABD ile değil. ABD, İsrail’in yanında parasıyla, mühimmatıyla yer alıyor. Ey ABD, bunun hesabını nasıl vereceksin? İnsanlık için ABD bir BM İnsanlık Beyannamesi’ne destek veren ülke diyemeyecek. İsrail’in yanında yer alan, Aylan Bebeklerin karşısında yer alanlara biz de sizin karşınızdayız diyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde “Dünya İnsan Hakları Günü İnsanlığın Yüzü Programı”nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bundan 75 sene evvel büyük umutlarla kabul edildi. Bu metin insanlığın kazanımları açısından kritik bir belge olma amacını koruyor. 75 yıldır uluslararası topluma sorumluluklarını hatırlatmayı sürdürüyor. Küresel barışın ve istikrarın tesisine de rehberlik ediyor. Beyannameyi insanlığın onurlu yaşam mücadelesinin köşe taşlarından birisi olarak görüyoruz.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nün dünyanın pek çok yerinde insan haklarının ayaklar altına alındığı da bir gerçektir. Batı toplumlarını saran İslam düşmanlığı ve yabancı düşmanlığı insan hakları tehdidinin başında yer alıyor. Terörist ve terör kavramları İslam’a saldırmanın, masumları katletmenin bir kılıfı haline dönüştürüldü.

4,5 sene önce Yeni Zelanda’da 51 kardeşimizin şehit edildiği saldırı İslam düşmanlığının nerelere varabileceğini göstermiştir. Kanada’dan ABD’ye, Avrupa’dan Asya’ya dünyanın pek çok yerinde artarak devam etti. “Nefes alamıyorum” diyerek can veren George Floyd’u asla unutamayız. Aylan Bebek’in nasıl dalgalarla kıyıya vurduğunu az önce izledik. Aylan Bebek’in ölümü Batı’yı insafa getirmedi. Aylan Bebek bir astsubay çavuşumuzun kucağında ebediyete yürüdü.

Son olarak Filistin kıyafetiyle gezen 3 genç ABD’de sokak ortasında silahlı saldırıya uğradı. Batı Yeni Zelanda saldırısında hiçbir ders çıkarmadı. Ne güvenlik ne hukuki ve siyasi olarak bu eylemlerin önüne geçecek hiçbir tedbir almadılar.

Yılbaşından beri çoğunluğu bizim büyükelçiliklerimiz olmak üzere İİT üyeliklerinin Avrupa’daki binalarının önünde 500’e yakın Kur’an’a saldırı düzenlendi. İlk defa dün Danimarka’da kutsal kitaplara yönelik saldırılar nedeniyle cezai müeyyideyi getirdiler. Müslümanlara ait işyerlerini, dernekleri hedef alan nefret suçlarının sayısı artıyor.

Meselenin trajikomik yanı tüm bunların demokrasi ve insan haklarının beşiği olan ülkelerde yaşanmasıdır. Lafa gelince mangalda kül bırakmayanlar iş icraata gelince çifte standardın, ikiyüzlülüğün kitabını yazmaktadırlar.

Anlaşılan bu ülkeler BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer alan hakların “makbul” insanlar için olduğunu düşünüyor. Batılı ve beyaz olmayanların bu haklardan yararlanma imkanı bulunmuyor.

Batının tüm medeniyetini üzerine bina ettiği 5 değerin 4’ü onlarla ilgisi olmayan çalıntı unsurlardır. Nitekim, inancı Kudüs felsefesi Ege ve Batı Anadolu, hukuku Akdeniz ve Roma, bilimi Endülüs ve Doğu olan, Batı’nın sadece barbarlık vasfı kendisine aittir. İnsanlığa karşı işlenen suçların eninde sonunda mahşeri vicdanda yargılanmak gibi bir özelliği vardır. Giderek şiddetlenen barbarlık örneklerini bir dönüm noktasına yaklaştığımızın işareti olarak görüyoruz.

Bugün Beyanname’nin çiğnendiği yer Gazze ve işgal edilmiş Filistin’dir. 18 bini aşkın Filistinli kardeşimiz şehit oldu. İsrail’in alçakça katlettiği 3 Filistinliden 2’si kadın veya çocuk. Masum sabiler, İsrail’in vahşetinin sembolleri olarak hafızalarımıza kazınmıştır.

İsrail yönetimi Gazze’de insanlığın yüzünü kızartacak katliamlara yol açıyor. İbadethanelerden okullara, hastanelerden çarşı pazarlara kadar tüm sivil yerleşim yerleri bombalanıyor. Bugün Gazze’de çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gazeteciler değil insanlığa dair tüm değerler katledilmektedir.

Bu vahşet karşısında uluslararası örgütler ihlallerin önüne geçecek hiçbir somut adım atmıyor. BM Güvenlik Konseyi’nde 5 daimi üye ve geçici üyeler. Fakat sadece ABD’nin ret oyuyla maalesef ateşkes reddedildi. Tek başına. Böyle adalet olur mu? Böyle adil bir dünya olur mu?

Ama biz ne diyoruz; adil bir dünya mümkün ama ABD ile değil. ABD, İsrail’in yanında parasıyla, mühimmatıyla yer alıyor. Ey ABD, bunun hesabını nasıl vereceksin? İnsanlık için ABD bir BM İnsanlık Beyannamesi’ne destek veren ülke diyemeyecek. İsrail’in yanında yer alan, Aylan Bebeklerin karşısında yer alanlara biz de sizin karşınızdayız diyoruz.

“BMGK’nın reforme edilmesi şarttır”

Görevi küresel barışı korumak olan Güvenlik Konseyi, İsrail’i koruma ve kollama konseyine dönüştü. ABD’nin vetosu nedeniyle ateşkes kararı çıkmadı. 13 ülkenin tasarıya evet demesine rağmen sonuç değişmedi. Dünyanın 5’ten büyük olduğu gerçeği bir kez daha görülmüş oldu. BM Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesi şarttır, şart. Bu BM ile, bu BM Güvenlik Konseyi ile insanlığın bir yere varması mümkün değil.

Gazze’den sonra hiçbir şey eski tas eski hamam devam edemez. Gazze kasapları uluslararası mahkemelerde insanlığa karşı suç teşkil eden eylemlerinin hesabını vermelidir. Eninde sonunda vereceklerdir. Biz bu meselenin takipçisi olacağız. Bunu da Gazzeli masumlarla birlikte yapacağız. Bir daha yaşanmasın diye, zulüm zalimin yanına kar kalmasın diye mücadelemizi cesaretle sürdüreceğiz.

Balkanlardan Kafkasya’ya, Arakan’dan Kırım’a kadar nerede hakkı çiğnenen, zulme ve baskıya maruz kalan kardeşimiz varsa ona sahip çıkmak görevimizdir. Bizim nazarımızda Gazzeli kardeşlerimiz ile Doğu Türkistan Türkleri arasında hiçbir fark ve ayrım yoktur.

Bugün İsrail yönetimine gözyumanlar ve destek verenler yarın insan içine çıkacak yüz bulamayacak ama biz başımız dik, alnımız ak şekilde hakkı savunmaya devam edeceğiz. Yolumuzdan dönmeyeceğiz. İnsan hak ve hürriyetleri açısında böylesi bir dönemde Türkiye hamlelerine devam ediyor. Son 21 yılda hayata geçirdiğimiz sessiz devrimlerle vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerini kullanmayı kısıtlayan engelleri kaldırdık.

Herkesin hayatın tüm alanlarında bu ülkenin birinci sınıf vatandaş olmasını temin ettik. Hiç kimsenin kökeni, inancı, dili, sakalı, başörtüsü, dini ve kültürel tercihleri sebebiyle ötekileştirildiği bir iklimi asla kabul etmedik.

Türk demokrasisi dünyada örnek gösterilen seviyeye yine bizim dönemimizde ulaşmıştır. Tek parti döneminde cumhur ile cumhuriyet arasında örülen duvarları yıkmanın yanı sıra milli iradeye vurulan zincirleri parçalayıp attık. Nice reformu, atılımı, dönüşüm hamlesini son 21 yılda başarıyla ülkemize kazandırdık. 85 milyonun tamamı günlük hayatında bunları görüyor, yaşıyor.

Başıboş sokak köpeklerinin zarar verdiği insanların haklarını korumak da görevimiz. Önceki gün Ankara’da yaşanan elim hadise hepimizin yüreğini dağlamıştır. Bu sorunu inancımıza, kültürümüze göre mutlaka çözüme kavuşturacağız.”

Paylaşın

HEDEP Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Rejime Geri Adım Attıracağız

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan HEDEP Eş Genel Başkanı  Tülay Hatimoğulları Oruç, iktidarın şimdiden belediyelere kayyım atamak için ellerini ovuşturduğunu belirtti.

Tülay Hatimoğulları Oruç açıklamasının devamında, “Ama onlara karşı belediyeler önünde etten duvar öreceğiz. Orada kayyımların hırsızlık yuvaları olduğu için belediyeler önüne beton bloklar örmüşler. Ama biz o beton blokları paramparça edeceğiz. Aynı zamanda batıda demokrasinin kazanması için her türlü çalışmayı yapacağız. Seçim işbirliğine karşı değiliz. Ama bir işbirliği yapılacaksa açık ve şeffaf olacak” dedi ve ekledi:

“Otoriter rejime geri adım attıralım diye zaten seçmenimiz büyük bir fedakârlık yaptı. Halkımız 2024 seçimlerinde bizim kazanmamızı istiyor ve biz buna yönelik çalışmalar yapacağız. Her belediye meclisinde halkımızın sesinin olmasını istiyoruz. Çünkü biz çocukları kargolarda teslim edildiği halde barıştan vazgeçmeyen Barış Annelerinin sesiyle mücadele ediyoruz. Bizler devrimci, yurtsever ruhla mutlaka başaracağız, bu faşist rejime geri adım attıracağız.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Oruç, partisinin Germencik ilçesinde düzenlediği halk buluşmasında konuştu. HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Oruç, temaslarda bulunmak üzere gittiği Ege bölgesinde Muğla ve Aydın’da ziyaretlerde bulundu. Hatimoğulları’na milletvekilleri Burcu Gül Çubuk, İbrahim Akın, George Aslan ve Öznur Bartın eşlik etti.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, Hatimoğulları ve beraberindekiler ilk olarak Muğla’nın Milas ilçesinde maden ocağına karşı direnen İkizköylüleri ziyaret etti. Burada konuşan Hatimoğulları Oruç, “Bizlerin havasından, suyundan beslenmeye çalışanlara karşı mücadele edeceğiz. Parlamentoda, alanlarda, meydanlarda hep beraber olacağız” dedi.

Heyet ardından Aydın’ın Germencik ilçesine geçti. Burada Ortaklar Mahallesi girişinde karşılanan Hatimoğulları Oruç ve beraberindekiler, kalabalık bir konvoy eşliğinde HEDEP Germencik ilçe binasına geçerek, gençlerle bir araya geldi.

Gençlere seslenen Hatimoğulları Oruç, İstanbul’da Gençlik Meclisi üyelerine yönelik saldırının açık bir işkence olduğunu ifade etti. Polisin genç kadınların saçlarını kopardığını söyleyen Hatimoğulları Oruç, şunları söyledi: “İşte bu kadar açık, aleni, insanlık dışı uygulamalara gençlik meclisi üzerinden tanık olduk. Buna hiçbir gencin bilinci boyun eğmez. Cenaze kaçırmalardan aileleriniz yas hakkını elendin alan anlayışa karşı en güçlü mücadeleyi siz vereceksiniz.

Kürt gençliğini ve Türkiyeli sosyalist gençleri, apolitik bir zemine itmek istiyorlar. Bunun için özellikle Kürdistan başta olmak üzere devletin özel savaş politikalarına tanıklık ediyoruz. Bunda birinci derecede uyuşturucu geliyor. Gençleri uyuşturucu içmeye, satmaya teşvik ediyorlar. Devletin bu konuda büyük bir yatırımı var. Ama en güçlü cevabı HEDEP Gençlik Meclisi ve sosyalist devrimci güçlerle birlikte vereceğiz.”

Gençlerin üniversite okumaya çalışırken aynı zamanda yoksullukla mücadelede ettiğini ifade eden Hatimoğulları Oruç, “KYK yurtlarının bakımsızlıkları ortada. Devlet için gençlerin canının bir önemi yok. Bu bakımsızlık bizden Zeren Ertaş’ı aldı. Üniversiteli gençlerde, gelecek göremediği için intihar oranı yükselmiş. Gençler yurtdışının kapısını çalmaya başladı, çünkü burada gelecek yok. Bütün bunların çözümü yurtdışına gitmek değil. Devletin bu özel savaş politikasına karşı güçlü bir mücadele ile sistemi tersine çevirmekte.

Bu ülkenin tarihinde devrimci kuşaklar var ve onlara öncülüğü gençlik yapmıştır. Dönem dönem umutsuzluğa kapıldığımız olabilir ama o anlar mücadele yürüteceğimiz zamanlardır. Deniz Gezmiş’ler, Mahir Çayan’lar, İbrahim Kaypakkaya, Mazlum Doğan öyle yapmadı mı. Bugün bir Kürt hareketinden bahsedebiliyorsak, bunun nedeni faşist otoriterliğe karşı Kürt gençlerinin ortaya koyduğu mücadeledir. Bizler karanlığın en koyu olduğu anın aydınlığa çıkacağımız an olduğunu unutmayalım” dedi.

Hatimoğulları Oruç, ardından parti binası önünde yapılan halk buluşmasında yurttaşlara seslendi. Akbelen ile birlikte Cudi Dağı’nın da paramparça edilmek istendiğine dikkat çeken Hatimoğulları Oruç, “Kürdistan’a düşmanlığının ağaç keserek gösteriyorlar. Kürtlerin 40 yıldır barış istiyor. Bu iktidar ve devlet aklı ise savaş, çözümsüzlük diyor. Bu iktidar yürüttüğü politikalarla buranın ciğerlerini sökmek istiyor. Aydın’daki halkımızın büyük bölümü köyleri yakıldığı, yıkıldığı için buralara yerleşmiş. Buradan da bizi göndermek istiyorlar. Doğamızı katledenlere diyoruz ki; Cudi dağında ağaçların kesilmesine asla izin vermeyeceğiz, Akbelen mücadelesine destek olmaya devam edeceğiz. Doğamıza, havamıza, toprağımıza sahip çıkacağız” ifadelerini kullandı.

“Faşist rejime geri adım attıracağız”

İktidarın şimdiden belediyelere kayyım atamak için ellerini ovuşturduğunu dile getiren Hatimoğulları Oruç, sözlerine şöyle devam etti: “Ama onlara karşı belediyeler önünde etten duvar öreceğiz. Orada kayyımların hırsızlık yuvaları olduğu için belediyeler önüne beton bloklar örmüşler. Ama biz o beton blokları paramparça edeceğiz. Aynı zamanda batıda demokrasinin kazanması için her türlü çalışmayı yapacağız. Seçim işbirliğine karşı değiliz. Ama bir işbirliği yapılacaksa açık ve şeffaf olacak.

Otoriter rejime geri adım attıralım diye zaten seçmenimiz büyük bir fedakârlık yaptı. Halkımız 2024 seçimlerinde bizim kazanmamızı istiyor ve biz buna yönelik çalışmalar yapacağız. Her belediye meclisinde halkımızın sesinin olmasını istiyoruz. Çünkü biz çocukları kargolarda teslim edildiği halde barıştan vazgeçmeyen Barış Annelerinin sesiyle mücadele ediyoruz. Bizler devrimci, yurtsever ruhla mutlaka başaracağız, bu faşist rejime geri adım attıracağız.”

Paylaşın

Akşener’den ‘Altılı Masa’ Açıklaması: Şimdiki Aklım Olsa Dönmezdim

Trabzon’da vatandaşların sorularını da yanıtlayan İYİ Parti Lideri Akşener, “Şimdiki aklım olsa 6’lı masaya dönmezdim. benim asıl özeleştirim o. Şimdiki aklım olsa katiyen yapmazdım. O yüzden özü başımıza gidiyoruz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Trabzon’da katıldığı Teşkilat Buluşması programı sonrası Yomra Belediye Başkanlığı’nı ziyaret etti. Akşener, daha sonra ilçeye bağlı İkisu Mahallesi’nde kahvehanede vatandaşla bir araya gelerek sohbet etti. Akşener, burada dinlediği vatandaşların sorularını da yanıtladı.

Birgün’ün aktardığı 61saat’in sosyal medya hesabından yayınlanan videoda Meral Akşener’in sohbetteki konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Şimdiki aklım olsa 6’lı masaya dönmezdim. benim asıl özeleştirim o. Şimdiki aklım olsa katiyen yapmazdım. O yüzden özü başımıza gidiyoruz. O seçimin kazanılmasını çok arzu ettim. Kişisel olarak hiçbir şey talep etmedim. Ben niye cumhurbaşkanı adayı olmayayım? Arıza olmasın diye her şeyden vazgeçtim. Siz 2 kişi istediniz. Bana siz söylediniz. O da kabul görmedi. Özür dilerim.

Alengirli bir iş olmadı. 6 kişi adayın hangi yöntemle seçileceğini konuşmak için oturduk. Bir baktım aday ismi konuşuluyor. Ben de itiraz ettim. 5 arkadaşımız Kemal Bey’i istedi ben de Mansur Bey ve Ekrem Bey dedim. Kemal Bey’in de başka isimlerin de listede adı olsun. Araştırma yapalım, sonuç neyse ona uyalım. Hepimiz bir şirket versin. En fazla 1 haftada sonuçlar ortaya çıkar kimse de itiraz etmez dedim ama olmadı.

Bunu geçtiğimiz gün Ali Bey (Babacan) de söyledi. Bana dediler ki eğer isterseniz siz gidin biz 5 kişi imzalarız. Ben de yetki almak üzere geri döndüm. Arkadaşlar tekrar masaya oturmamı istemedi.

Hem İmamoğlu hem Yavaş gece evime 02.15’te geldi. İkisine de ayrı ayrı sen aday olabilir misin diye sordum, hayır dediler. Normalde hiçbir genel başkan yardımcı olmayacak, sadece o 2’si olacaktı. Bu da kazandırabilecek bir formül olabilirdi. O yazıyı okuyunca 3 kişi hariç masaya dönmemi istediler.

Ardından 2 başkan yardımcısı ve Kemal Bey oturduk. Bu konuda mutabık kaldık. Masaya gittik ve bana diğer genel başkanların haberi olmadığı söylendi. Bana aklın yeni mi başına geldi diyebilirsiniz.”

Paylaşın