Zafer Partisi Ümit Özdağ’dan İYİ Parti’ye ‘İş Birliği’ Çağrısı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler için İYİ Parti’ye ‘iş birliği’ çağrısı yapan Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, “AKP ve CHP çevresinde şekillenmiş ittifaklara oy vermek zorunda kalan kitleler için Zafer-İYİ Parti ittifakı yeni bir çekim merkezi olacaktır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Zafer Partisi anketlerde % 6.5, İYİ Parti %7.5 görünmektedir. Seçim işbirliği yapılması durumunda bu oranın % 20’yi rahatlıkla bulacağı görülmektedir. Mevcut şartlar altında yapılması gereken geçmişte ve bugün farklı anlayışları ve karşılıklı itirazları erteleyerek, seçmen için yeni bir seçenek ortaya koymaktır.”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler için İYİ Parti’ye ‘iş birliği’ çağrısı yaptı. Ümit Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

“İYİ Parti’nin almış olduğu CHP ile ittifak yapmama kararı geç kalmış, doğru bir karardır. Ancak İYİ Parti’nin CHP ile yolları ayırma adımını attığı bu günlerde Cumhur İttifakı en güçlü dönemini yaşamaktadır. Eğer iYİ Parti Zafer Partisi ile seçim işbirliği oluşturmaz ise CHP’den ayrılma adımı Cumhur ittifakına açık destek ile sonuçlanacaktır.

Zafer Partisi’nin İYİ Partiye önerdiği seçim işbirliği Cumhur ittifakının seçim başarısının önündeki tek gerçek engel olacaktır. Zafer Partisi-İYİ Parti seçim işbirliği CHP-AKP ekseninde bölünmüş siyasette gerçek bir üçüncü seçenek ortaya koyacaktır.

AKP ve CHP çevresinde şekillenmiş ittifaklara oy vermek zorunda kalan kitleler için Zafer-İYİ Parti ittifakı yeni bir çekim merkezi olacaktır. Zafer Partisi anketlerde % 6.5, İYİ Parti %7.5 görünmektedir.

Seçim işbirliği yapılması durumunda bu oranın % 20’yi rahatlıkla bulacağı görülmektedir. Mevcut şartlar altında yapılması gereken geçmişte ve bugün farklı anlayışları ve karşılıklı itirazları erteleyerek, seçmen için yeni bir seçenek ortaya koymaktır.”

Dikbayır, İYİ Parti’den ihraç edildi

Öte yandan İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır hakkındaki iddiaları inceleyen partinin disiplin kurulu, Ümit Dikbayır’ın partiden ihracına karar verdi. İhraç gerekçesinin medya aracılığıyla partiyi yıpratmak olduğu belirtildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ailesi ve özel kalem müdürü Esma Bekar’ın banka hesaplarını yasa dışı yollardan incelettiği iddiası ile geçtiğimiz ay Dikbayır’ın “kesin ihraç” istemiyle disipline sevkini istemişti.

22 Kasım’da İYİ Parti, Disiplin Kurulu’na sevki gerçekleştirilen Ümit Dikbayır hakkında, soruşturma başlatılmasına, savunmasının istenmesine ve tedbir talebinin kabulüne oy birliğiyle karar veriliğini duyurmuştu.

Dikbayır, Meral Akşener’in banka hesaplarını inceletmek ve belediyelerle parasal ilişki kurmak başta olmak üzere dört suçlamadan ötürü kendisi hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Ümit Dikbayır aynı zamanda milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılması için de TBMM Başkanlığı’na başvurmuştu.

Paylaşın

Demirtaş: Kürdüm, Bu Yüzden Yargılanıyorum

“Kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla yargılandığı davada konuşan Selahattin Demirtaş, “Kürdüm, Kürt siyasetçiyim ve bu yüzden yargılanıyorum. Türk milliyetçisi Sedat Peker gibi biri olsaydım yargılanmazdım” dedi ve ekledi:

“Irkçı, faşist bir çetenin lideri olmadığım için bugün yargılanıyorum. Yargılanmama sebep olan sözlerimi geri alacak değilim, az bile söylemişim. Beni meclise gönderen halkın acılarını dile getirmezsem asıl o zaman yargılanmalıyım. Yıllardır 12 metre karelik bir alanda sözlerim yüzünden hapis tutuluyorum ancak haklılığımızdan eminim. Kimse bize boyun eğdiremez. Siyasi mücadelemiz Kürt halkı eşit ve özgür olana kadar sürecek.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2015-2017 tarihleri arasında aralarında dönemin Başbakanı Davutoğlu’na yönelik sarf ettiği sözleri nedeniyle hakkında “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla açılan ve 10 farklı dosyanın da birleştirildiği davanın 9’uncu duruşması 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Demirtaş, duruşmaya tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, avukatları da hem duruşmada hem de İstanbul, Antalya ve Diyarbakır adliyelerinden SEGBİS ile hazır bulundu. Onlarca yurttaş ise duruşmanın görüldüğü salonun koridorunda bekleyerek destek verdi.

Duruşma kimlik kontrolünün ardından başladı. Duruşmada ilk olarak söz alan Demirtaş’ın avukatları, dava kapsamında 10 savcının, dosyaya baktığını belirtti. Avukatlar ayrıca, bahse konu olan ve suç diye iddia edilen söylem ve eylemlerin geliştiği dönemde müvekkillerinin, milletvekili olduğunu ve bundan kaynaklı da dokunulmazlığının olduğunu ve bu tür eylemlerinden “sorumsuz” olduğunu vurguladı.

MA’nın aktardığına göre; Avukatların ardından söz alan Demirtaş, savcıların dosyaya bakamadığını belirtti. “Bu yargılamada AHİM’in 14. ve 18. maddelerine göre Kürt siyasetçi kimliğime dönük bariz bir ayrımcılık yapıldığını görmekteyiz. Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin eş genel başkanına 30 yıllık hapis istenirken lehine tek bir delik toplanmadığı gibi aleyhindeki deliller bilerek çarpıtılmış. Savcı, konuşmalarımı AYM, AHİM, Yargıtay çerçevesinde, o dönemin siyasi atmosferine bakmadan cımbızlamış” diyen Demirtaş, ardından yaptığı konuşmaların olduğu dönemde öz yönetim sürecinin yaşandığı kentlerde, zırhlı araç arkasında iple cansız bedeni çekilen Hacı Lokman Birlik’in, cansız bedeni çürümeye terk edilen Taybet Ana’nın bedenini ve cansız bedeni günlerdir buzdolabında bekletilen Cemiila Çağırga gibi katledilen ve işkence edilen çok sayıda kişinin fotoğrafını mahkeme heyetine gösterdi.

“Kürdüm, Kürt siyasetçiyim ve bu yüzden yargılanıyorum”

“Korumamız gereken şey bu alçaklar değil insanlık onurudur” diyen Demirtaş, “Kürdüm, Kürt siyasetçiyim ve bu yüzden yargılanıyorum. Türk milliyetçisi Sedat Peker gibi biri olsaydım yargılanmazdım. Irkçı, faşist bir çetenin lideri olmadığım için bugün yargılanıyorum. Yargılanmama sebep olan sözlerimi geri alacak değilim, az bile söylemişim. Beni meclise gönderen halkın acılarını dile getirmezsem asıl o zaman yargılanmalıyım. Yıllardır 12 metre karelik bir alanda sözlerim yüzünden hapis tutuluyorum ancak haklılığımızdan eminim. Kimse bize boyun eğdiremez. Siyasi mücadelemiz Kürt halkı eşit ve özgür olana kadar sürecek” dedi.

Demirtaş’ın ardından duruşmaya ara veren mahkeme duruşmayı, 15 Mayıs’a erteledi.

Paylaşın

Türkiye, Eğitimde OECD Ortalamasının Altında

PISA 2022 araştırmasına göre; Türkiye’nin matematikteki puanı sabit kaldı, okumada 10 azaldı, fende ise 8 arttı. Türkiye her üç alanda da PISA 2018 araştırmasına göre daha üst sıralarda yer aldı.

PISA, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı anlamına geliyor. Çalışma, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından yürütülüyor.

PISA 2022 araştırmasına katılan ülke sayısı 2018’den bu yana 79’dan 81’e yükseldi. 2022 değerlendirmesinde, OECD genelinde öğrencilerin seviyelerinde benzeri görülmemiş bir düşüş görüldüğü belirtiliyor.

Güçlü performans gösterenler arasında Çin’e bağlı Makao, Tayvan, Japonya, Güney Kore ve Estonya var. Hepsi, üç ana kategorinin her birinde ilk 10’da yer alıyor.

PISA, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı anlamına geliyor. Çalışma, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından yürütülüyor.

Okuma kategorisinde Singapur’u takip eden ülkeler; İrlanda, Japonya, Güney Kore, Tayvan, Estonya, Makao, Kanada, ABD ve Yeni Zelanda. Türkiye okumada 36. sırada.

2018’e göre bir sıra önde olan İngiltere 13. sırada. Çoğu Avrupa ülkesi ise orta sıralarda bulunuyor. Latin Amerika ülkeleri arasında en üst sırada yer alan Şili ise 37. sırada. Son üç sırada Fas, Özbekistan ve Kamboçya var.

Matematik sıralamasında Singapur’un ardından ikinci sırada yer alan Macau’yu Tayvan, Hong Kong, Japonya, Güney Kore, Estonya, İsviçre, Kanada ve Yeni Zelanda izliyor. Sonraki 10 sırayı (10. ila 20. sıralar arası) Avrupa ülkeleri alırken Türkiye 39. sırada yer alıyor.

Fende Singapur’u sırayla Japonya, Makao, Tayvan, Güney Kore, Estonya, Hong Kong, Kanada, Finlandiya ve Avustralya izliyor. İngiltere ve ABD 15’inci ve 16’ncı sırada yer alırken, çoğu Avrupa ülkesi yine orta sıralarda.

Son sonuçlar, katılımcı öğrencilerin performansının 2018’e kıyasla okumada 10 puan, matematikte ise neredeyse 15 puan düştüğünü gösteriyor.

PISA’ya göre bu, “bir yıllık öğrenimin dörtte üçüne eşdeğer ancak bu düşüşün nedeni yalnızca kısmen Covid-19’a atfedilebilir.”

Okuma ve fen alanlarındaki puanlar pandemi öncesi de düşüşteydi. PISA değerlendirmesi, 2000 yılında başladı ve her üç yılda bir tekrarlanıyor. Ancak OECD’ye göre 2021 değerlendirmesi, “Covid sonrası zorlukları yansıtmak için” 2022’ye ertelendi.

PISA testlerine kimler katıldı?

Her ülke veya bölgede sınava girecek öğrenci sayısı nüfusun büyüklüğüne göre değişiyor. 2022 değerlendirmesine yaklaşık 700 bin öğrenci katıldı.

Tunus yıllardır teste katılan tek Afrika ülkesiydi. Ancak 2018’den beri değerlendirmede yer almıyor. Çin’in Şangay şehri ilk olarak 2009’da PISA’ya katıldı.

Bu kenti 2015’te Pekin, Jiangsu ve Guangdong izledi. 2018’de Guangdong’un yerini Zhejiang aldı. Çin bir önceki testte her üç kategoride de en iyi performansı sergileyen ülke oldu ancak son tura katılmadı.

PISA, 2022’de erkeklerin matematikte kızlardan 9 puan daha iyi performans gösterdiğini ancak OECD ülkeleri genelinde kızların okumada erkekleri ortalama 24 puan geride bıraktığını açıkladı.

Matematik performansındaki cinsiyet farkı, çoğu ülkede 2018 ile 2022 arasında değişmedi çünkü her iki cinsiyetin performansı da düştü.

Öğrencinin geçmişi açısından PISA, göçmen olmayan öğrencilerin çoğu ülkede (ama hepsinde değil) tüm alanlarda göçmen öğrencilerden daha iyi performans gösterme eğiliminde olduklarını tespit etti.

PISA testleri nasıl yapılıyor?

PISA testlerindeki soruların üçte ikisi çoktan seçmeli, geri kalan üçte ikisi ise açık uçlu sorular. Her okulda yalnızca az sayıda öğrenci aynı soruları yanıtlıyor.

Bunun nedeni, PISA’nın kapsamlı bir dizi beceri ve yeteneği ölçmek istemesi. Bu nedenle tek bir çocuğun cevaplayabileceğinden daha fazla soru (yaklaşık 4,5 saatte) hazırlanıyor ve bu sorular farklı sınav kağıtlarına bölüştürülüyor.

PISA daha sonra her öğrencinin potansiyelini tahmin etmek için istatistiksel bir model kullanıyor. Ayrıca her öğrencinin yanıtlarından, diğer tüm soruları yanıtlamış olsalardı nasıl bir performans sergileyeceklerini tahmin ediyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Milletimizle İttifak Yapacağız

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, İYİ Parti’nin CHP’nin yerel seçimlerde “iş birliği” önerisini reddetmesine ilişkin, “Bundan sonra ittifak arayışımızı toplumsal tabana yayacağız” dedi ve ekledi:

“İstanbul’a ihanet edenler İstanbul’a geri dönmesin diye, Ankara’yı parsel parsel satanlar dönüp kaldıkları yerden devam etmesin diye, Tayyip bey helikoptere binip Arap şeyhlerine arsalarımızı pazarlamasın diye bütün milletimizle ittifak yapacağız. Bu yol, yürüyüş bizim tek başımıza yürüyeceğimiz bir yol değildir. Bütün milletimizi ranta, talana karşı halkçı belediyecilikte birleşmeye davet ediyorum.”

Enflasyon rakamlarına ilişkin de konuşan CHP Lideri Özel, “TÜİK’e göre yüzde 62, ENAG’a göre yüzde 129. İktidar seçimden önce enflasyonu düşüremeyince gaz etkisiyle düşürmeye çalışmış ve 25 m3 yardım yapmıştı. TÜİK bunu doğalgaz fiyatını 0’a indirip enflasyonu düşürmüştü. TÜİK bu ay hesabında doğalgazın m3 fiyatına yüzde 478 zam hesaplamış. Enflasyona sadece 1.21 puanlık katkı yapmış. Nasıl çarpıtma yapıldığı ortada. TÜİK, allem ediyor kallem ediyor enflasyonu yüzde 62 olarak belirliyor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özgür Özel’in açıklamaları şöyle:

“Yurtlarda yaşananlar devam ediyor. Bir yandan asansör kazaları şimdi trafik kazası. Diğer yanda yemekten zehirlenmeler. Gölge Kabinemizde Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcımız bir çalışma yaptı. 10 milletvekilimizi görevlendirdik. Heyetler halinde Türkiye’nin dört bir yanından KYK yurtlarını denetlemek, öğrencilerle görüşmek üzere bir komisyon oluşturduk. Ortaya çıkan sorunlar çözülene kadar bu işin üzerinde duracaklar. Bir şikayet hattı ilan edeceğiz. Yurtlarda usulüne uymayan ne varsa ihbar edilecek. Bir gerçek var.

Neden bu yurtlarda yemek kalitesi düştü? Neden asansör kazaları peşi sıra geliyor? Çünkü bu iktidar bilerek ve isteyerek pek çok yatırıma imkan, para buldu. Köprü, yol bıraktı. Müteahhitlere otoyollar yaptırdı ama yurt yaptırmadı. Çünkü öğrencilerimiz bir takım cemaatlerin, tarikatların çaresizce kucağına düşsün, gencecik zihinler bunlar tarafından ‘kindar’ nesiller olarak yetiştirilsin diye. CHP bu oyunu biliyor. Bu meselenin üstüne kararlılıkla gidiyor. Bunun peşini bırakmayacağız.

Samsun’da yaşanan trafik kazasında AKP’nin Artvin Gençlik Kolları Başkanı Doğukan İslamoğlu ve yanında Tolgahan Topuz ve Nuhçevan Çevik hayatlarını kaybettiler. Taziye dileklerimizi aktardık. Allahtan rahmet diliyorum. Hafta sonu hep birlikte Manavgat’taydık. Kurultay tartışmalarını geride bıraktığımız, bütün dünyaya örnek olan bir demokrasi şöleninden sonra biz oturduk ve bundan sonraki yerel yönetim stratejimizi ve geleceği konuştuk.

Bugün tarihi bir günün yıl dönümü. 5 Aralık 1934’te TBMM’de bir kanunu düzenleme yapıldı. Bu düzenleme ile kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi. Bu düzenlemeden sonra Meclis’e 18 kadın milletvekili girdi. O gün ilk kararla birlikte 18 kadın girdi. Aşamalar kaydedildi. Bugün 600 vekilden 119’u kadın. Yüzde 19.8. Hayatın yarısı kadın, Meclis’in yüzde 19’u kadın. Maalesef CHP de ortalamanın bir tık altında.

Bizim övünebilmemiz için bu Meclis’te ve her tarafta kadının eşit temsilini savunmamız ve hayata geçirmemiz gerekiyor. Kurultaya giderken gençlik dedik yaş ortalaması 43 olan bir Meclis kurduk. Daha çok kadın dedik çok sayıda kadın göreve geldi. O görevlendirmeyi Tayyip bey 17 erkek, 1 kadın diye yaptı. Bizim iktidarımızda adı Kadın ve Eşit Temsil Bakanlığı olacaktır. Ancak AKP tarafından kadına verilen mesaj; “senin yerin ailedir, evdir. Ekonomi, İçişleri senin işin değildir” Hayatın yarısı kadındır, yarısı erkektir.

Ülkeyi yıllardır yöneten, doğru düzgün yasalar hazırlamak yerine torba yasalar hazırlayan iktidar yine Meclis’i bütçe görüşmelerinden önce bir torba kanunla meşgul etti. Torba kanunlara karşıyız. Torba kanunda öyle bir madde var ki bütün itirazlara rağmen 7 yıl önce BDDK’yı Ankara’dan İstanbul’a taşıdılar. Şimdi o kurulun üyelerine şimdi 30 bin, yılbaşından sonra 42 bin olacak şekilde ilave ödenek koyuyorlar.

Gerekçe, İstanbul’da geçinemiyorlarmış. Ben bunu ev kiralarının fırladığı yerlerde çalışan bütün kamu çalışanları için söylemiştim. İstanbul’daki bütün memurlar eşit ama BDDK’cılar daha eşit. Diğerleri daha az eşit. Adres ve kapsam yanlış. Buradan AKP Genel Başkanına sesleniyorum. O maddeyi geri çekin. Hep birlikte o maddeyi düzenleyelim. İstanbul’da, büyükşehirlerimizde kira sorunu yaşayan tüm memurlara ve işçilere kira yardımı yapmaya varsan bir buradayız hodri meydan.

Emeklilerin en az asgari ücret kadar ücret almasına, bu 5 bin liranın her ay alınması gerektiğini söyledik. AKP ve MHP buna yanaşmıyor. Bütün emeklilere Devlet Bahçeli’yi ve Recep Tayyip Erdoğan’ı şikayet ediyorum.

CHP’nin tarihinde övündüğü çok şey olduğu gibi bugünde övündüğü çok şey var. Bunlardan bir tanesi temiz belediyecilik, dürüst, sosyal ve yeşil belediyecilik. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız, kendisi son 25 yıldır Muğla’ya hizmet etti. Türkiye’nin dünyadaki ekonomik durumu ortada. İktidar bugünlerde Türkiye’nin kredi notunu B’ye çıkardığı için övünüyor. Dünyada çeşitli notlar var. Bu kredi notlarında verebileceği en yüksek not AAA ve Türkiye’de bir kurumun notu AAA.

O kurum Muğla Büyükşehir Belediyesi. İyi mali disiplin, çalmamakla, çaldırmamakla oluyor. Bu kredileri almış da -çünkü devletten bir şey alabildikleri yok- ne yapmış? Son 10 yılda sadece 642 km kanalizasyon hattı yapmış. Osman başkan döneminde yapılan bütün yolların uzunluğu 3 bin kilometre Muğla’dan Hollanda’ya kadar. Erdoğan prompterdan yatay mimari okur, yandaşlara gökdelenleri diktirir sonra ‘Ben bu şehre ihanet ettim’ der.

Muğla’da dört kattan fazlasına imar verilmemiş. Osman Gürün devam etse devam eder ama bize ‘Ben Muğla’ya hizmet ettim. Siz bundan sonraki süreçte gençler, kadınlar diyorsunuz. Ben bundan sonra Muğla’nın ağabeyi olarak bayrağı teslim ediyorum’ diyor. Çanakkale’de Türkiye’nin ilk AB destekli Katı Atık Yönetim Yatırımı yapılmış 2019’da. 2048’e kadar devam edecek. Ülgür Gökhan’a teşekkür ediyorum.

Antalya’da 2,6 milyon kişi yazıyor. Oysa 16 milyonu yabancı 10 milyonu yerli 26 milyon turist geliyor. Yani, 1 kişilik destek görüyor yerel yönetimler 10 kişilik hizmet yapıyor. Bu durumda 26 milyon kişinin atık suyunu bu bütçe ile arıtamıyorsunuz. Devletin buna destek olması lazım. Kültür ve Turizm Bakanı destek oluyor, onların çevreye duyarlılığı yok, ben yapıyorum diyor. Bir evrak getiriyorlar, belediye başkanının önüne koyuyorlar. Arıtmayı yaparım yoksa seni sorumlu tutarım, imza at, 25 yıl atık su bedeli benim diyorlar.

Oysa amorti etmesi için 5 yıl yetiyor. Yani Muğla’nın, Antalya’nın, Aydın’ın atık su bedelini, sırf belediye başkanlarının çevre duyarlılığı ve gerçekte yapması için onların sırtına yüklediği için o kentin 25 yıllık atık su bedelinin üstüne çöküyorlar. Belediyede kalsa 5 yıl sonra Muğla, Antalya, Aydın o şehre harcayacak ama o parayı hortumluyorlar. Neden o kentin gelirlerine çöküyorsun?

Belediye Başkan adaylarımıza da şunu söyleyeyim. Artık illerindeki kampanyalara katkı sağlayacaklar ama iyi mali disiplin altyapı ile ilgili projeler yazılırken mutlaka sayın Osman başkanımız ve Ülgür Gökhan gönüllü danışmandır. Bir kavuşma var. Tanju Özcan, birlikte görev yaptığımız Bolu’ya hizmet eden belediye başkanımız geçen hafta aramıza döndü. Hoş geldiniz.

6 Şubat, 10 ilimizi etkisi altına alınan büyük bir depremi yaşadık. Yarın 10’uncu ayı. Dün Gemlik merkezli bir deprem oldu İstanbul’da da hissedildi. Yine unutulan gerçek herkesin yüzüne geldi. Yaz aylarında Çevre Bakanı Özhaseki “Gerekirse yazın çalışıp, gerekli düzenlemeleri yapacağız” demişti. Yazın bu konuda kapımızı çalan olmadı. Ekim’de bir şeyler yaptılar ama son derece yetersiz. Depreme dirençli bir kent yaratmak açısından son derece yetersiz. Kentsel dönüşüme de hizmet etmeyen bir anlayış var.

“Biz, dirençli kentleri üretmek için var gücümüzle çalışıyoruz”

Sınıfsal bir ayrımcılık yapıldığına dair çok ciddi eleştiriler var. Ezbere ve zenginleri kayıran, yoksulları dışlayan bir çalışma yapılıyor. İstanbul depremi yaklaşıyor. Bu konuda merkezi yönetim ne yapıyor? Süleyman Soylu’nun başını iki elinin altına alıp yere çöktüğü görüntü hariç kayda değer hiçbir şeyden haberdar değiliz. Çevre Bakanı da İstanbul’un sorununa bakmak Hatay’da Maraş’ta Malatya’da çadırda yaşayan depremzedelere çözüm üretmek yerine Kayserispor’un priminin pazarlığını yapıyor. Biz, dirençli kentleri üretmek için var gücümüzle çalışıyoruz.

Dün enflasyon rakamları açıklandı. TÜİK’e göre yüzde 62, ENAG’a göre yüzde 129. İktidar seçimden önce enflasyonu düşüremeyince gaz etkisiyle düşürmeye çalışmış ve 25 m3 yardım yapmıştı. TÜİK bunu doğalgaz fiyatını 0’a indirip enflasyonu düşürmüştü. TÜİK bu ay hesabında doğalgazın m3 fiyatına yüzde 478 zam hesaplamış. Enflasyona sadece 1.21 puanlık katkı yapmış. Nasıl çarpıtma yapıldığı ortada. TÜİK, allem ediyor kallem ediyor enflasyonu yüzde 62 olarak belirliyor.

CHP Genel Başkanı olarak seçildiğim günden itibaren tüm muhalefetin bir araya gelerek yerel seçimlerde iş birliği yapmasını savundum. İttifak kelimesini kullanmadım çünkü o kelime yoruldu ve yıprandı. Kentler bazında hem de yereldeki CHP’nin örgütlerinin ve diğer partilerin örgütlerinin olgunlaştırdığı çözümler karşılıklı kazandıran çözümler olabilir. Bunun için hem bütün topluma hem de siyasi muhataplarımıza çağrılar yapıyoruz. 30 Kasım günü bu kapsamda İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i heyetimizle birlikte ziyaret ettik.

Sayın Akşener’e 81 ilde aday çıkarma noktasındaki GİK kararından haberdar olduğumuzu, bu kararın gözden geçirilebilir olup olmadığını, mümkünse bunun bir kez daha gözden geçirilmesini önerdim. Müzakereler sırasında ‘Ne teklif ediyorsunuz’ diye sorulduğunda ‘Bir masa kuralım, konuşalım. İş birliği yapalım. En iyi sonucu alalım. Birbirimize ve Türkiye’ye kazandıralım’ dedik.

Kendileri bunu GİK’e götüreceklerini söylediler ve dün görüşüldü. GİK’in kararı tek başına girmeleri yönünde oldu. Alınacak her iki karara da saygılıyız demiştim, bu saygıyı muhafaza ediyoruz. İYİ Parti, CHP’nin geçmişte çok önemli ittifaklar yaptığı, çok kıymet verdiğimiz bir partidir. Ben yakasında güneş gördüm mü ‘İyi bir insanlar karşılaştık’ derim. Çünkü İYİ Parti’nin seçmeleri gerçekten iyi insanlar. Bütün örgütümüzden talebim şudur. Eski dosttan düşman olmaz. Sakın İYİ Parti bir karar verdi diye sıkıntımız olduğunu düşünmeyin.

Bundan sonra ittifak arayışımızı toplumsal tabana yayacağız. İstanbul’a ihanet edenler İstanbul’a geri dönmesin diye, Ankara’yı parsel parsel satanlar dönüp kaldıkları yerden devam etmesin diye, Tayyip bey helikoptere binip Arap şeyhlerine arsalarımızı pazarlamasın diye bütün milletimizle ittifak yapacağız. Bu yol, yürüyüş bizim tek başımıza yürüyeceğimiz bir yol değildir. Bütün milletimizi ranta, talana karşı halkçı belediyecilikte birleşmeye davet ediyorum.”

Paylaşın

İYİ Parti’de 3 Yeni İstifa: Halka Hizmet Etme Şansı Kalmadı

Kocaeli’nin Körfez Belediye Meclisi’nin İYİ Partili meclis üyeleri Fevzi Canbaz, Ender Oğuz ve Arif Ersoy, partilerinin halka hizmet etme şansının kalmadığını ve amacı da gütmediğini belirterek istifa ettiklerini duyurdular.

Eski Antalya İl Başkanı Ahmet Aydın, gün içerisinde, “‘Kendimizi tartacağız’ diye çıkılan 2024 Yerel Seçimleri yolunda bu politika nedeniyle fazlasıyla zayıflayacağımız açıktır. Kendimizi tartma seçiminin yerel seçim olduğu düşüncesinde değilim” sözleriyle partisinden istifa ettiğini duyurmuştu.

Daha öncede, Ankara milletvekili Adnan Beker, Mesut Yılmaz, Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, parti kurucularından Taylan Yıldız, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, parti kurucularından Aydın Adnan Sezgin, eski Ankara İl Başkanı Faruk Köylüoğlu, İYİ Parti 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da istifa eden isimlerdendi.

Seçimlerin ardından İYİ Parti’de başlayan istifa dalgası CHP’nin işbirliği önerisinin reddedilmesiyle devam ediyor.

T24’ten Ergün Demir’in haberine göre, Körfez Belediye Meclisi’nin 3 İYİ Partili üyesi, partilerinin bırakın iktidar hedeflemeyi nitelikli bir muhalefet üretemez hale geldiğini belirterek istifa ettiklerini duyurdu. İstifa eden Körfez Belediyesi’nin İYİ Partili meclis üyeleri Fevzi Canbaz, avukat Ender Oğuz ve Arif Ersoy, yaptıkları açıklamada, partilerinin nitelikli bir muhalefet ürütemez hale geldiğini belirtti.

“Partinin tabanında da güven ve inanç kalmamıştır” denilen açıklamada, “Son evrede kesinlikle halka hizmet etme şansı kalmadığı ve amacı da gütmediğini açıkça gördüğümüz ve de anlamış olduğumuz İYİ Parti’den istifa etme zarureti tarafımızca hasıl olmuştur” ifadelerine yer verildi.

Üyeler tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Vatanımıza hizmet bilinciyle İYİ Parti’nin kuruluş aşamasında Sayın Genel Başkanla birlikte sayısız il ve ilçe gezerek hiçbir görev, makam ayırt etmeksizin çalışmalarımızı büyük bir özveri ile sürdürdük. Ancak gelinen noktada İYİ Parti’nin bırakın iktidar hedeflemeyi nitelikli bir muhalefet üretemez hale geldiği açıkça görülmektedir. Kaldı ki partinin kadroları maalesef liyakat üzerine değil, sadakat üzere kurulmuştur.

Geçtiğimiz genel seçimlerde çok net olarak gördüğümüz gibi ve yine gerçekleşecek olan yerel seçimlerde de görüldüğü üzere aday belirleme sürecinin teşkilatların ve tabanın tüm söylemlerine kulak tıkayan, demokrasiden uzak kapalı kapılar ardında dönen kulisler ve pazarlıklar neticesinde olduğu aşikardır. Çok açık olarak görülmektedir ki partinin tabanında da güven ve inanç kalmamıştır.

Parti yönetimi tarafından düne kadar eleştirilen ne varsa şu an kendileri tarafından yapılır hale gelmiştir. Bununla birlikte hiçbir ikbal ve menfaat düşünmeksizin İYİ Parti’ye gönül ve emek vermiş partinin evlatlarını yok sayan, ötekileştiren, kesinlikle eleştiri dahi kabul etmeyen ve kendisi gibi düşünmeyeni dışlayan bir yapıya bürünmüştür. Son evrede kesinlikle halka hizmet etme şansı kalmadığı ve amacı da gütmediğini açıkça gördüğümüz ve de anlamış olduğumuz İYİ Parti’den istifa etme zarureti tarafımızca hasıl olmuştur.

Fakat kesinlikle unutulmamalıdır ki; Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de söylediği gibi ‘Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız.’. Bu özveri ile kadim Türk Milletine hizmetimizi her daim ilk gün ki gibi büyük bir cesaret ve azimle devam ettireceğiz. Son olarak İYİ Parti’de bulunduğumuz sürede tanıştığımız ve yolumunuz kesiştiği tüm dostlarımıza ve emektarlarımıza emekleri için teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan ‘Yerel Seçim’ Açıklaması: Daha Fazla Odaklanacağız

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan İBB Başkanı İmamoğlu, “Biz, seçim kazanmak için değil, vatandaşlarımızın gönlünü ve şehrin geleceğini kazanmak için iş üreten bir ekibiz” dedi ve ekledi:

“Yöneticiler, yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla, şehrin geleceğini çok derinden etkilerler. O nedenle bu sorumluluğun idraki içinde davranmak zorundadırlar. Biz, bu anlayışla, İstanbul’un geleceğinin planlanması konusunda güçlü adımlar atıyoruz. Anlayışımızın temelinde demokrasi ve katılımcılığın olduğunun da altını çiziyorum.”

İmamoğlu, konuşmasının devamında, “Bunu da 5 yıl içerisinde yaptığımız projeler ile kanıtladık. İnsanı odağına alan, 20 milyona yakın insanın eşit hizmet aldığı bir megakentte, onların ve çocuklarının gelecekteki yaşamlarını da garanti altına alabilecek bir yönetim anlayışına sahibiz. Ve bunun için çalışmaya devam edeceğiz. 2024 yılının tüm dünyaya ve sizlere huzur ve refah getirmesi dileğiyle, katılımınız için içten teşekkürlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da görev yapan toplam 54 başkonsolos ve vekiliyle Beyoğlu’ndaki Haliç Kongre Merkezi’nde bir araya geldi. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Geleneksel olarak düzenlenen ‘Başkonsoloslar Çalışma Toplantısı’nda konuşan İmamoğlu, dünyanın bir “çoklu krizler” dönemi yaşadığına dikkat çekti.

Bu anlamda uluslararası dayanışmanın hiç olmadığı kadar önemli olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Daha pandeminin etkilerini atlatamamışken, önce Ukrayna’da sonra Gazze’de patlak veren savaşlar hem binlerce insanın hayatına mal oluyor hem de dünyamızı eşi görülmemiş risk ve istikrarsızlıklara maruz bırakıyor. Ukrayna, Gazze ve İsrail’de sivil insanların hayatlarını kaybediyor olmaları bizi derinden üzüyor.

İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü orantısız şiddetten en çok kadın ve çocuklar zarar görüyor. Bu durum kabul edilemez! Ukrayna ve Filistin’e insani yardım ulaştırmak konusunda elimizden gelen gayreti göstermeye devam ediyoruz. Barışın bölgemizde tesis edilmesi için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Bunun için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazırız” şeklinde konuştu.

“Tüm bunlara ilaveten iklim krizinin etkilerini de artık günlük hayatımızda seller, kuraklıklar, orman yangınları ve biyoçeşitliliğin yok olmasıyla doğrudan hissediyoruz” diyen İmamoğlu, İstanbul’un iklim krizinin etkileriyle nasıl mücadele ettiğini anlatmak üzere, yarın Dubai’de devam eden COP28 buluşmasına katılacağını aktardı.

Konuşmasında Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine de değinen İmamoğlu, “Uluslararası ilişkilerdeki bizim için endişe kaynağı olan bir diğer gelişmeyi de sizlerle paylaşmak isterim. Avrupa Birliği’nin genişleme politikaları tartışılırken, Türkiye’nin adının geçmemesini, 60 yıldır süregelen diyaloğa ve 20 yılı aşkındır devam eden üyelik sürecinin yok sayılmasını üzülerek takip etmekteyiz.

Türkiye’nin demokratik potansiyeli, İstanbul’un yönetim anlayışında yaşatılıyor. Demokrasiye inanan milyonlarca genç insan ve her türlü zorluğa rağmen ayakta kalan sivil toplumu ile Türkiye’de demokrasi aktif olarak pratik edilmektedir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin 2023 yılına deprem felaketi ile başladığını hatırlatan İmamoğlu, “2023 senesi, bizim için hüzünlü ve bir o kadar da derslerle dolu bir yıl oldu. Genel seçimlerdeki yenilgimiz, üyesi olduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde değişim yolculuğunu başlatmıştır. Özetle; Cumhuriyetin 100’üncü senesini kutladığımız 2023, bizim için zorluklarından öğrenip, kendimizi sorguladığımız ve yeniden tanımladığımız öğretici bir yıl oldu. 2024’ün ilk günlerinden itibaren, Mart ayındaki yerel seçimlere giderek daha fazla odaklanacağız” dedi.

“Bu vesileyle, iki senesi pandemi ile geçen 5 yıllık görev süremiz içerisinde, değişim İstanbul’dan nasıl başladı, size kısaca bundan bahsetmek isterim” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

“16 milyon İstanbulluya, yaklaşık 90 bin kişilik kadromuz ile gece-gündüz hizmet veriyoruz. 2019 Haziran ayından bu yana enflasyonun yarattığı fiyat artışından kaynaklanan ilave maliyetler var. Girdi maliyetlerimizde, işçilik maliyetlerimizde, yapım maliyetlerimizde nereden baksanız 4-5 kat artış oldu.

“İstanbul’un her yerinde ciddi ve büyük yatırımlar yapmaya devam ediyoruz”

Ancak bu anormal seviyedeki kur ve fiyat artışlarına rağmen, akılcı finansal yönetim sergileyerek, İstanbul’un her yerinde ciddi ve büyük yatırımlar yapmaya devam ediyoruz. İBB tarihinde ilk defa 29 alanda proje geliştirdik. Bunlardan biri çiftçiler için geliştirdiğimiz destek projeleri oldu.

Bu verdiğimiz destekler sayesinde, 4 yıl içinde İstanbul ve çevresindeki çiftçi sayımızı 10 kat arttırdık. İstanbul’a kazandırdıklarımızın en başında, ‘Yeşil İstanbul’ iddiamız ile başlattığımız sayısız proje var. İstanbul’u devir aldığımızda, şehrin yeşil alanları ve ormanları imara açılmıştı. 2000-2018 yılları arasında orman alanları yüzde 10’a yakın azalmıştı. Aynı zamanda bu dönemde, İstanbul’da inşaat sahaları yaklaşık 7 katına çıkmıştı. Biz, bu 5 yılda tek bir parseli dahi imar artışı için Meclis gündemine taşımayan, taşındığında da ona dava açan bir yönetim olduk.

2019’dan beri, 10 milyon metrekareyi aşan yeni kent ormanı ve şehir parkları açtık. Bunlar arasında 15 Yaşam Vadisi de bulunuyor. Ayrıca, 4 milyon metrekarenin üzerinde yeşil alan oluşturduk. Bizim için en anlamlı projelerden birisi, geçtiğimiz ay, Sarıyer’de Büyükdere’de 27 senedir terk edilmiş bir alanı, 250 bin metre büyüklüğündeki Atatürk Fidanlığı’nı İstanbullulara geri kazandırmak oldu.

Bunlara ilaveten, son dönemde, iki çok önemli sürdürülebilir eylem planına imza attık. Bunlardan birisi EBRD’nin (Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası) ‘Yeşil Şehirler Eylem Planı.’ EBRD’nin çalıştığı 47 şehrinden biri ve ölçek olarak en büyük şehir olduk. Diğeri ise, kendi bünyemizde geliştirdiğimiz ‘İstanbul Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı.’ Kısacası biz halkımıza İstanbul’un muhafızlığını yapmaya söz verdik.

“Odak noktamız İstanbul’u ray temelli bir şehir altyapısına kavuşturmak”

İstanbul’un metro projelerine ağırlık vermemizin en büyük nedenlerden biri de çevrenin korunması üzerindeki olumlu etkileri. İstanbul’un kamusal otobüs işletmesi İETT, günde 4 milyon otobüs ve metrobüs yolculuğunu yönetiyor. Aynı zamanda toplu taşıma kullanıcılarının yüzde 77’si İETT’nin hizmetlerini kullanıyor. 2050’ye kadar İstanbul’u karbon nötr ve iklim değişikliğine dayanıklı bir şehir haline getirmek için, sürdürülebilir şehir içi hareketliliği sağlamamız şart. Bu nedenle, odak noktamız İstanbul’u ray temelli bir şehir altyapısına kavuşturmak.

Son beş yılda raylı ağ sistemimizde 65 kilometreden fazla artışla yıllık ortalama 13 kilometrelik bir büyüme kaydettik. Bu tamamen belediyemizin finanse ettiği bir büyümedir. En iddialı projelerimizden biri ise, yeni nesil, ekspres metro olarak tasarladığımız HIZRAY. Tam 74,5 kilometre uzunluğunda olacak ve tümü yeraltı olmak üzere, 13 istasyondan oluşacak.

Yüksek hıza sahip olan HIZRAY, Beylikdüzü’nden Sabiha Gökçen Havalimanı’na 55 dakika gibi bir sürede ulaşım sağlayarak, günde ortalama 1,5 milyon, yılda yaklaşık 550 milyon yolcu taşıyacak. HIZRAY, Avrupa ve Anadolu yakasındaki mevcut ve yapımı devam eden metro hatlarını doğu-batı ekseninde birbirine bağlayarak, mevcut metro hatları arası yolcu transferini en kısa ve kolay şekilde sağlayacak.

eki bu projeleri nasıl finanse ediyoruz? Bu konuda önemli kazanımlar elde ettik ve etmeye devam ediyoruz. Son olarak, çevreye duyarlı projelerimizi gerçekleştirmek için, geçen hafta 5 yıl vadeli toplam 715 milyon ABD Doları tutarındaki Türkiye’nin ilk yerel yönetim yeşil tahvilini Londra Borsası’nda ihraç ettik. Gün sonuna kadar İBB’nin tahviline 2,6 milyar dolar talep geldi. Londra piyasalarında 2023 yılının talep rekorunu kırdık.

İstanbul’un uluslararası bir marka olduğunu şehir diplomasisi platformlarında da deneyimliyoruz. Kurucusu ve daimi sekreteri olduğumuz ‘B40 Balkan Şehirleri Ağı’, ilk başladığından bu yana bünyesine 55 Balkan şehrini katmayı başarmıştır. İstanbul’dan sonra Dönem Başkanlığı’nı yürüten Atina, Ocak ayında görevini Tiran’a devredecek.

2023 Ekim ayında ise dünyada ilk kez gerçekleştirilen Megaşehirler Zirvesine İstanbul ev sahipliği yapmıştır. 9 megaşehrin katıldığı bu ilk toplantıda şehir hizmetlerinin finansmanı konusunda iyi uygulamalarımızı paylaştık. Bir sonraki toplantının Sao Paolo’da gerçekleşmesi öngörülüyor. Her iki şehir diplomasi platformunun liderliğini yapmak, uluslararası dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu tekrar hatırlatmıştır.

3 kadim imparatorluğa başkentlik yapmış, farklı medeniyetleri ve kültürleri bünyesinde mozaik haline getirebilmiş eşsiz bir şehirde, birlikte yaşıyoruz. Aslında bu tarihi mirasın önemli bir sonucu olarak şehrimiz, uluslararası etkileşimlerin tam da merkezinde yer alıyor. İstanbul’un bu uluslararası yönünün öne çıkarılması gerektiğine inanan bir Belediye Başkanı olarak ben, açıkçası sizleri bu şehrin ayrılmaz bir parçası olarak görüyorum.

Bu nedenle sizlerin ve temsil ettiğiniz ülkelerin İstanbul’da yaşam alanı bulmasını ve İstanbulluların hayatlarına dokunmalarını oldukça önemsiyorum. Biz bu kapsamda, milli günlerinizde ve diplomatik faaliyetlerinizde kullanmak üzere bünyemizde bulunan Yerebatan Sarnıcı, Artİstanbul Feshane, Metrohan ve Pembe Köşk gibi tüm tarihi mekanlarımızı, köşklerimizi sizlerle paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz.

“5 yıl içerisinde yaptığımız projeler ile kanıtladık”

Biz, seçim kazanmak için değil, vatandaşlarımızın gönlünü ve şehrin geleceğini kazanmak için iş üreten bir ekibiz. Yöneticiler, yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla, şehrin geleceğini çok derinden etkilerler. O nedenle bu sorumluluğun idraki içinde davranmak zorundadırlar. Biz, bu anlayışla, İstanbul’un geleceğinin planlanması konusunda güçlü adımlar atıyoruz. Anlayışımızın temelinde demokrasi ve katılımcılığın olduğunun da altını çiziyorum.

Bunu da 5 yıl içerisinde yaptığımız projeler ile kanıtladık. İnsanı odağına alan, 20 milyona yakın insanın eşit hizmet aldığı bir megakentte, onların ve çocuklarının gelecekteki yaşamlarını da garanti altına alabilecek bir yönetim anlayışına sahibiz. Ve bunun için çalışmaya devam edeceğiz. 2024 yılının tüm dünyaya ve sizlere huzur ve refah getirmesi dileğiyle, katılımınız için içten teşekkürlerimi sunuyorum.”

Paylaşın

HEDEP’li Hatimoğulları: Her Yerde Kazanmak Üzere Yola Çıkıyoruz

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Oruç, “Biz her yerde kazanmak üzere yola çıkıyoruz” dedi ve ekledi:

“Bölge belediyeleri için ellerini ovuşturanlar bilsin ki onlara oradan ekmek çıkmaz. O kayyımları söküp atacağız. Kayyımlara karşı koruma kalkanı oluşturacağız, o topraklar kayyımın değil, bizim toprağımız. Alın terimizi kayyıma teslim etmeyiz.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Oruç, partisinin TBMM’deki grup toplantısında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Tülay Hatimoğulları Oruç’un açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Coğrafyamızda yaşanan sorunlar bitmiyor. İsrail Gazze’yi bombalamaya devam ediyor. Her gün 200 çocuk hayatını kaybediyor. Bu savaşı durdurmalıyız diyoruz. Ama bu konuda asıl yaptırım gücüne sahip olanlar sadece timsah gözyaşı dökmeye devam ediyorlar.

Bizler çağrımızı yineliyoruz. Türkiye’deki bütün güçlerle birlikte diyoruz ki; Gelin başta mazlum Filisitn halkı olmak üzere, bölgedeki Kürt sorunu dahil olmak üzere hep birlikte elimizi taşın altına koyalım. Coğrafyamızda hiçbir insanın yaşamını kaybetmemesi için gelin hep birlikte Orta Doğu’da barış ağacını tekrar dikelim.

Rezerv alan ilanı, ilk olarak pilot bölge Antakya seçildi. Yaklaşık 50 bin insanın yaşam alanına denk geliyor. Depremzede ikinci şoku bununla yaşadı. Deprem evlerimizi başımıza yıktı ama bu haber bir kere daha oradaki halkın başına konteynerlarını, çadırlarını yıktı. Bu uygulama tam anlamıyla toprağa da kayyım atama uygulamasıdır. İlla rezerv alan ilan etmek istiyorsan ey Erdoğan, önce sarayı rezerv alan ilan et.

“Bu iktidar insan kanı üzerinden kâr elde etmekte beis görmüyor”

Biraz itibarından vazgeç ve insanların yaşam alanlarının nasıl kurulması gerektiğine bir bak. Antakya, Maraş ‘rezerv alanla’ peşkeş çekilecek. ‘Deprem var’ korkusuyla rezerv alanı hayata geçirdiler. Erdoğan, kendi sermayesine peşkeş çekmek üzere depremzedenin kanı üzerinden para kazanmayı da helal gören bir anlayış içinde. Bu ‘rezerv planı’ da bu anlama gelmektedir. Bu iktidar insan kanı üzerinden kâr elde etmekte beis görmüyor.

Biz Susurluk’ta sadece fragman izlemişiz. Asıl film şimdi oynuyor. Bankalardan çaldıkları her kuruşu siz ödüyorsunuz, biz ödüyoruz, asgari ücretli ödüyor. AKP Genel Başkanı kalkmış diyor ki asgari ücrete tek zamla bu işi hallediyoruz. Ayakkabı kutularında dolar saklayan değil de, ayakkabı kutularının imalatında çalışan bir kişi olsaydın asgari ücretle dört kişilik ailene nasıl bakacağını çık da Türkiye halklarına anlat.

MYK toplantısında, batıda da aday başvurularımızı hızlandırma kararımızı açıkladık. Biz her yerde kazanmak üzere yola çıkıyoruz. Bölge belediyeleri için ellerini ovuşturanlar bilsin ki onlara oradan ekmek çıkmaz. O kayyımları söküp atacağız. Kayyımlara karşı koruma kalkanı oluşturacağız, o topraklar kayyımın değil, bizim toprağımız. Alın terimizi kayyıma teslim etmeyiz. Bizim olanı geri alacağız, kendimizi, kentimizi yönetmek üzere yola çıkmış durumdayız.”

Paylaşın

Türkiye’de Her 10 Öğrenciden 3’ü Dışlanmış Hissediyor

PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı ) 2022 araştırmasında Türkiye’de yaklaşık her on öğrenciden üçü okulda kendini yalnız, dışlanmış gibi ve okula ait değilmiş gibi hissettiğini bildirdiği tespit edildi. 

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Her on öğrenciden yedisi ise kendini okula ait hissettiğini, diğer öğrenciler tarafından sevildiğini ve diğer öğrencilerle kolaylıkla arkadaşlık kurduğunu bildirdi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler hâlinde gerçekleştirilen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) araştırması, 15 yaşındaki öğrencilerin modern toplumda yerlerini alabilmeleri için gereken temel bilgi ve becerilere ne ölçüde sahip olduklarını ölçmeyi hedefliyor.

PISA 2022 uygulamasında Türkiye 81 ülke arasında 39’uncu, 37 OECD ülkesi arasında 32’nci sırada yer aldı. Türkiye, PISA 2018’e katılan 79 ülke arasında 42, 37 OECD ülkesi arasında 33’üncü sırada yer almıştı.

Temel olarak öğrencilerin matematik okuryazarlığı, fen okuryazarlığı ve okuma becerileri alanlarındaki becerilerini değerlendiren PISA’nın 2022 araştırmasında ağırlıklı alan olarak matematik okuryazarlığı belirlendi. PISA 2022 uygulaması 37’si OECD üyesi olmak üzere toplam 81 ülkenin katılımıyla gerçekleştirildi

Türkiye’nin 2003 yılından beri katıldığı PISA araştırmasının 2022 raporuna göre katılımcı 81 ülkenin matematik alanındaki ortalama puanı 438, 37 OECD ülkesinin ortalama puanı 472 ’olurken Türkiye’nin matematik alanındaki ortalama puanı 453 olarak ölçüldü.

Türkiye bu puanla Yunanistan, Şili, Meksika, Kosta Rika ve Kolombiya olmak üzere beş OECD ülkesinin de olduğu toplam 42 ülkeden daha yüksek performans gösterdi.

Türkiye fen alanında 81 ülke arasında 34’üncü, OECD ülkeleri arasında 29’uncu sırada yer alırken okuma becerileri alanında ise sırasıyla 36’ncı ve 30’uncu oldu.

COVID-19 salgınından dolayı 2021 yılı uygulaması bir yıl ertelenerek 2022 yılında yapılan PISA sonuçlarına göre Türkiye’de matematik alanında öğrencilerin yüzde 61,3’ü, fen alanında yüzde 75,3’ü ve okuma becerileri alanında yüzde 70,7’si asgari performans düzeyine ulaştı.

Üst performans düzeyindeki öğrenci oranları ise matematik alanında yüzde 5,4, fen alanında yüzde 4, okuma becerileri alanında yüzde 1,9 oldu.

Araştırmada Türkiye’de yaklaşık her on öğrenciden üçü okulda kendini yalnız, dışlanmış gibi ve okula ait değilmiş gibi hissettiğini bildirdiği tespit edildi. Her on öğrenciden yedisi ise kendini okula ait hissettiğini, diğer öğrenciler tarafından sevildiğini ve diğer öğrencilerle kolaylıkla arkadaşlık kurduğunu bildirdi.

Türkiye’de 15 yaş grubundaki öğrencilerin yüzde 67’si her gün ya da hemen hemen her gün ebeveynleriyle birlikte öğle yemeği ya da akşam yemeği yediğini bildirdi.

Yaklaşık iki öğrenciden biri ise her gün ya da hemen hemen her gün ebeveynlerinin kendileriyle sadece konuşarak zaman geçirdiğini ve okulda ne yaptığını sorduğunu söylerken her 10 öğrenciden bir veya ikisi ise ebeveynleriyle bu deneyimleri hiç veya hemen hemen hiç yaşamadığını bildirdi.

Paylaşın

ABB Başkanı Yavaş’tan İYİ Parti’nin ‘Ret’ Kararına İlişkin İlk Açıklama

ABB Başkanı Mansur Yavaş, İYİ Parti’nin CHP’nin yerel seçimlerde “iş birliği” önerisini reddetmesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Biz partilerin aldığı kararlara karışmıyoruz, saygı duyuyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in “31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimde ittifak değil iş birliği yapalım” teklifi İYİ Parti Genel İdare Kurulu’nda (GİK) reddedildi.

İYİ Parti Sözcüsü ve Medya İlişkileri Başkanı Kürşad Zorlu, toplantı sonrasında genel merkez binasında basın açıklamasında bulundu. Kürşad Zorlu, konuşmasında şunları söyledi:

“İYİ Parti, Cumhuriyetin yeni 100. yılında yeni bir aydınlığı müjdeleyecektir. Bu birkaç günlük süreçte Genel Başkanımız yetkili kurullarımızla istişarelerde bulunarak by görüşleri GİK’e sunmuştur. Tüm yönleriyle mesele irdelenmiş. GİK kurulumuz seçimlere hür bir şekilde bağımsız girme kararı almıştır.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener toplantının ardından, Genel Merkez ek binasından ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtladı. Akşener, CHP’nin yerel seçimlerde iş birliği önerisine Genel İdare Kurulu’ndan hayır kararı çıktığını söyledi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener başkanlığında, partinin genel merkez ek binasında yapılan Başkanlık Divanı Toplantısı yaklaşık 3 saat sürdü. Toplantıya, başkanlık divanı üyelerinin yanı sıra İYİ Parti milletvekilleri ve Merkez Disiplin Kurulu üyeleri katıldı.

GİK üyeleri, 13 Eylül 2024 günü yapılan toplantıda alınan kararın arkasında dururken İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in de tam yetkili kılınmasına karar verdi. Oylamada, 35 GİK üyesi red 14 GİK üyesi ise olumlu oy kullandı.

Siyaset gündeminin ilk sırasına yerleşen bu gelişme üzerine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tan da bir açıklama geldi.

Habertürk TV Ankara Temsilcisi Fevzi Çakır’a konuşan ABB Başkanı Mansur Yavaş, “Biz partilerin aldığı kararlara karışmıyoruz, saygı duyuyoruz. Ankara’da 4 milyon 200 bin seçmen var ve hepsinin oylarına talibiz. Ankara için hizmet ve proje üretmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP’nin İş Birliği Önerisini Reddeden İYİ Parti’de İstifa

Eski Antalya İl Başkanı Ahmet Aydın, “‘Kendimizi tartacağız’ diye çıkılan 2024 Yerel Seçimleri yolunda bu politika nedeniyle fazlasıyla zayıflayacağımız açıktır. Kendimizi tartma seçiminin yerel seçim olduğu düşüncesinde değilim” sözleriyle partisinden istifa etti.

Daha öncede, Ankara milletvekili Adnan Beker, Mesut Yılmaz, Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, parti kurucularından Taylan Yıldız, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, parti kurucularından Aydın Adnan Sezgin, eski Ankara İl Başkanı Faruk Köylüoğlu, İYİ Parti 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da istifa eden isimlerdendi.

Eski İYİ Parti Antalya İl Başkanı Ahmet Aydın, partisinin CHP’nin yerel seçimlerde “iş birliği” önerisini reddetmesinin ardından istifa kararı aldı. Aydın, sosyal medya hesabından istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Siyasetin sermayesi insandır, kazanımı ise gönüllerdir. Siyasal yapı ve siyasetçi sermayesinin ve kazanımını hunharca harcamamalıdır. Zira siyasetin temel mantalitesi 1’i 2 yapma, yakalanan sinerjiyle de 2’yi 5 yapabilme gayretidir. Bir aday partisinin  ideolojik duruş veya yapısından ziyade kendi diyalektiğiyle belirli bir seviyede seçmen çekebilir. Hülasa bu husus siyasetçinin halka dokunabilme kabiliyeti ve ortaya koyduğu sinerji ile de alakalıdır.

Zira mevzu o’dur ki Cumhuriyet Halk Partisi ile uyum içerisinde yürüttüğümüz yerel yönetim programımızın olumsuz bir noktaya taşınmasına, ne aklım ne de yüreğim razı gelmiyor.

‘Kendimizi tartacağız’ diye çıkılan 2024 Yerel Seçimleri yolunda bu politika nedeniyle fazlasıyla zayıflayacağımız açıktır. Kendimizi tartma seçiminin yerel seçim olduğu düşüncesinde değilim. Bugüne kadar şahsıma yapılan her türlü haksızlığı sineye çektim, çığırtkanlık, isyankârlık yapmadım. Yaşanılanlara bütün Antalya şahittir.

Lakin ilkeme, ülküme ve ülkeme haksızlık edilmesine göz yummam mümkün değildir diyerek; Genel Seçimden bu yana sürdürülen yanlış politikaların ortağı olmamak ve ülkemizin geleceği açısından içinde bulunduğu darboğaza rağmen yeni bir darboğaza sürüklememek, yeniden umut yaratmaya katkıda bulunmak üzere sorunu tabanda çözmek adına çalışmalar yapmak amacıyla, bugün itibarıyla 2015 Kasım ayından beri mücadele verdiğimiz İYİ Parti’den istifa ediyorum.”

Paylaşın