Meral Akşener: İYİ Parti Herkesin Hesabını Bozdu

Partisinin Balıkesir belediye başkan adayları tanıtım töreninde konuşan Meral Akşener, “İYİ Parti’nin hür ve müstakil olarak kurulması, hür ve müstakil olarak bu seçimlerde seçimlere katılması herkesin sinirini bozdu. Herkesin hesabını bozdu. Bu parti, İYİ Parti sizler tarafından kurulduğundan biz bir tek şey için uğraştık. O da şu. Bu ucube sistemin değiştirilmesi. Bu tek adam sisteminin değiştirilmesi” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Balıkesir belediye başkan adayları tanıtım töreninde partililere hitap etti. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan Turhan Çömez’i tanıtarak sözlerine başlayan Akşener, “Şimdi Turan Çömez’i çok eski tanıyorum ben. Milletvekili olmadan evvel doktorluğu döneminden tanıyorum. Çırpına çırpına hasta iyileştirdi. Paranın peşinde koşmadı. Sonra siyasete girdi. O siyaset yaptığı dönemde de Türkiye’nin birliğine bütünlüğü için çalıştı.

Devletimizin kurumlarıyla el birliği yaptı. Sonra bir ters rüzgar esti. Bir baktık düşman olmuş. Bir baktık, düşman kuvveti olmuş. Bir rüzgar esti Turan Çömez düşman olmuş. Yılmadı mücadeleden ama bu ülkeyi de satmadı. Gidip şikayette bulunmadı. Ve sonuçta onun iradesi, onun direnci netice itibariyle Türkiye’ye başı dik, alnı açık, hırsızlık yapmadan, çalmadan, çaldırmadan. Bir siyasi dönem geçirdiği tescillenerek oculukla buculukla alakası olmadığı tescillenerek Ergenekon’dan yargılandı.

Ordunun yargılandığı dönemde Ergenekon’dan yargılandı. Sonuç itibariyle vatanını seven bir insan olarak tescillendi geri döndü. Ve bizim kurduğumuz partimize katıldı. Bunun içinde hem bu taraftan tekme yediğimiz, hem bu taraftan tekme yediğimiz bir süreçte ayakta kalmış İYİ Parti’nin saflarına katıldı. Ben şahidim. Canı çok daha rahat edebileceği bir siyasi partide yer alırdı. Hiç zorluk çekmeden siyasi hayatını devam ettirirdi.

Şimdi bugün burada. Niçin buradayız? Turan Çömez’in büyükşehir belediye başkan adaylığını Balıkesir’imizin büyükşehir belediye başkan adaylığı için buradayız. İYİ Parti’nin hür ve müstakil olarak kurulması, hür ve müstakil olarak bu seçimlerde seçimlere katılması herkesin sinirini bozdu. Herkesin hesabını bozdu. Bu parti, İYİ Parti sizler tarafından kurulduğundan biz bir tek şey için uğraştık. O da şu. Bu ucube sistemin değiştirilmesi. Bu tek adam sisteminin değiştirilmesi” dedi.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Akşener, açıklamalarına şöyle devam etti: Şimdi bütün bunların her birini değiştirecek olan şey ucube sistemin gitmesidir. Biz bununla ilgili 2018 ve 2019’da elimizden geleni, üstümüze ne düşüyorsa yaptık. Allah’ım şahittir ve bir süre sonra inanıyorum ki milletim de bunu görüp bizim hakkımızı teslim edecektir. Ama başaramadık. Şu sebeple, bu sebeple başaramadık. Varsayalım bütün suç benimdir. Dolayısıyla bunun bu başarısızlığın sebebi nedir? Bu tahterevalliden mutlu ve memnun olan sistemdir. Bu sistemden beslenen kişilerdir, kişiliklerdir. Biz buna karşıyız. Biz buna karşı olduğumuz için bulunduğumuz partilerden ayrılarak bir büyük mücadeleyle bir araya geldik. Şimdi eğer biz bu yerel seçimlerde bu yerel seçimlerde aday çıkardığımız şehirlerdeki her yerde kendi başımıza aday çıkarıp yol yürüyoruz.

“Allah’ıma şükür gıcığız”

Bu aday arkadaşlarımızın ilçelerde, beldelerde, illerde ve büyük şehirlerde kazanmalarını sağladığımız zaman neyi ortaya koyacağız? Bu ülkeyi yöneten partisin diyeceksin ki ’Eyvah! Artık insanları uyutamayacağım. Çünkü seçmen millet, benim kulağımın yarısını morarttı. Diğer tarafta diyecek ki ’Eyvah yan gel Osman devri bitti. Benim kulağımın yarısı da morardı’. İYİ belediyeciliği ortaya koyan sosyal belediyeciliği ortaya koyan ve kayırmayan çalmayan, çaldırmayan objektif hukuka uygun, adalete uygun bir belediyeciliği hayata geçirdiği andan itibaren ne olacak biliyor musunuz? 2028’de herkesin eteği tutuşacak.

Herkes hoplayacak ve herkes gelecek tek tek seçmenin gözünün içine bakacak. Çömez ve diğer arkadaşlarımız çıktılar dediler ki biz adayız. Şimdi kolay bir şey değil. Bakın çok kolay bir şey değil. Nedir bu? Her türlü zorluğa direnmektir. Nedir bu? Asacak billboard bulamamaktır. Nedir bu? Ağaca astığın posterinin Vali Bey tarafından indirilmesine göz yummak zorunda kalmaktır ama bizimki göz yummadı. Gıcığın önde gideni. Şimdi karşımda eski bakanlar oturuyor. Şimdi Oktay Vural. Ayfer Yılmaz. Bakın ben de hasbelkader bakanlık yaptım.

Dikkat ederseniz başka arkadaşlarını da sayabilirim. Milletvekillerimizi çok enteresan şu sıra Türkiye’de böyle para dedikodusu havalarda uçuşuyor. Şu parti şundan şunu aldı, şu parti şundan bunu aldı. Bakanlık yaptığımız süre içerisinde, iktidar olduğumuz süreler içerisinde Allah’ıma bin şükür ki ne benim hakkımda, ne burada oturan arkadaşlarım hakkında ’gıcık insanlar’ dışında tek kelime edilmemiştir. Allah’ıma şükür gıcığız. Ama şunu yaptılar, bunu yaptılar denilmemiştir.

2010 yılında ben milletvekiliydim. Meclis başkan vekiliydim. O meşhur anayasa değişikliği yapıldı. O meşhur anayasa değişikliğinin yapılmaması için AK Parti’nin ne kadar kallavi adamı varsa hepsine tek tek gittim. Yapmayın dedim. Yol su, elektrik olarak bu ülkenin boynuna bir bumerang saplanacak dedim. Bunlardan bir tanesi mesela o günün Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’dir. Kim varsa gittim. Dinletemedim. O anayasa değişikliği yapıldı.

Ne için yapıldı biliyor musunuz? 2019’da ki yerel seçimde öngördükleri oyu alamadıkları için seçmeni polarize etmek, seçmeni kutuplaştırmak için gene bir diğer alanı da düşmanlaştırmak için yapıldı. Bir de yargıda kendi adamlarımı koyar mıyım diye yapıldı. O eğer 2010’da referanduma gidilmesi o mecliste yapılan o değişiklik olmasaydı 15 Temmuz olmazdı. Bu millet devleti sokaktan, devleti köprüden toplamak zorunda kalmazdı. Ve hala bir FETÖ belasıyla mücadele etmek zorunda kalmazdı. Şimdi bugün de diyorum ki.

Turan Çömez ve ilçelerdeki arkadaşlarımızı seçin. Çünkü bu büyük şehirlerde bizim yönetimi devralmamız, belediyeleri devralmamız şunu sağlayacak. Şu anda da hukuk, adalet yerlerde, liyakat yerlerde ve en önemlisi gençlerin umudu yerlerde. Bunu toplayıp yerden toplayıp tekrar yerli yerine oturtmak gerçekten Allah bize nasip edecek sizlerin teveccühüyle. Ve bu ülkenin yeni baştan kuruluş ayarlarına dönmesini sağlayacak. Ama bizim iş görme, bunu ispatlamaya ihtiyacımız var. Bu ihtiyaç da belediyeleri kazanmaktan geçiyor.

Programda İYİ Parti Balıkesir Belediye Başkan Adayları da belli oldu. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turhan Çömez, konuşmaların ardından projelerini içeren bir sunum gerçekleştirdi.

Paylaşın

DEM Partili Meral Danış Beştaş: Bekle Bizi İstanbul

DEM Parti’nin seçimlerde İstanbul eşbaşkan adayı Meral Danış Beştaş, “Kadınların iradesiyle, gençliğin coşkusuyla, halklarımızın gücüyle büyüyeceğiz. Haydi hep birlikte halayla, horonla, zeybekle kucaklaşmaya. Başlıyoruz, bekle bizi İstanbul!” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkan adayı Meral Danış Beştaş, adaylığının açıklanmasından sonra ilk sosyal medya paylaşımını yaptı.

Türkçe ve Kürtçe olarak yaptığı paylaşımda Meral Danış Beştaş, “Bekle bizi İstanbul” dedi.

“İstanbul Serhat’tır, İstanbul Çukurova’dır, İstanbul Trakya’dır, İstanbul Botan’dır, İstanbul Amed’dir, İstanbul Karadeniz’dir, İstanbul Ege’dir, İstanbul Anadolu’dur… Merhaba İstanbul.

İstanbul’u eşitliğin, hoşgörünün, barışın merkezi yapacağız. Cami’lerimizle, Cemevleri’mizle, Kilise ve Sinagog’larımızla zenginleşeceğiz.

Kadınların iradesiyle, gençliğin coşkusuyla, halklarımızın gücüyle büyüyeceğiz. Haydi hep birlikte halayla, horonla, zeybekle kucaklaşmaya. Başlıyoruz, bekle bizi İstanbul!”

Meral Danış Beştaş kimdir?

5 Nisan 1967 yılında Mardin Mazıdağı’nda dünyaya gelen Meral Danış Beştaş, İnsan Hakları Derneği’nde üç dönem yöneticilik yaptı.

Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulunda iki dönem yöneticilik ve baro başkan vekilliği görevini yürüten Meral Danış Beştaş, Diyarbakır Barosunun Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezinde başkanlık yaptı.

1999 yılında Almanya/Weimar İnsan Hakları Ödülü’nü alan Meral Danış Beştaş,, birçok ulusal ve uluslararası platformda kadın hakları, insan hakları, adil yargılanma hakkı, geçmişle yüzleşme ve hakikatlerin ortaya çıkarılması konularında tebliğler sundu.

Meral Danış Beştaş, 25 ve 26. Dönemlerde Adana, 27. Dönemde Siirt Milletvekili seçildi. Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkan Yardımcılığı ve HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı görevlerini yürüttü.

TBMM’de kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyeliği görevini ifa eten Meral Danış Beştaş, Anayasa Komisyonu ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi ve Çocuk Hakları Alt Komisyonu Kâtip Üyesi olarak görev yaptı. HDP Grup Başkan Vekilliği görevini yürüttü.

Meral Danış Beştaş, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkan Vekilidir.

Paylaşın

Kurtulmuş’tan Çarpıcı ‘Anayasa’ Açıklaması: Değişikliğe İhtiyaç Var

“Can Atalay’ın vekilliğin düşürülmesine ilişkin değerlendirme yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Hakikaten az görülür bir mesele ortaya çıktı. İki yargı kurumu açısından içtihat, görüş farklılıkları ortaya çıktı. Türkiye’de anayasa değişikliğine hayati ihtiyaç vardır” dedi ve ekledi:

“12 Eylül Anayasası erkler arasındaki tanımları zaman zaman muğlak hale getirerek, bazı potansiyel tartışma alanları bünyesinde barındıran anayasa. Bunların üzerinde tartışmak, konuşmak. Bu olay olmasaydı bile gündeme getirmek herhalde TBMM’nin anayasayı yeniden yapacak güce sahip olmak temel vazifelerinden.”

Kurtulmuş açıklamasının devamında, “Birtakım partizan yaklaşımları bir tarafa bırakarak. Her partinin siyasi atmosferinden uzak insanlar için hangi konuların önem arz ettiği, anayasal reforma ihtiyaçlar tartışıyor. İyi niyetle bir araya gelerek, önyargılar olmaksızın, anayasa tartışmanın doğru yöntemlerle tartışılmasıdır. Bana anayasanın çizdiği tarafsızlıkla söyleyebilirim. Bu işin doğru zemini TBMM’dir. Bazıların söylediği gibi yeni bir anayasa yapamaz görüşü kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, HaberTürk’te Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kurtulmuş’un açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Teamüllere tamamıyla uygun bir uygulama yapılmıştır. Can Atalay’ın bu kararıyla ilgili süreçte öncelikle, birinci aşamada biz Meclis Başkanlığı olarak beklettik. Hem sürecin tamamlanması hem de ola ki, yeni bir hak ihlali kararı verilirse yerel mahkemenin uyma ihtimali dolayısıyla bir süre beklettik. Sonunda Anayasa’nın amir hükmü gereğince kesinleşmiş yargı hükmünün Meclis’te okunmasının zarureti var. Milletvekilliği düşürülmesi başka bir süreç, milletvekilinin düşmesi başka süreç. Bir fezlekenin gelmesiyle milletvekilliğinin düşürülmesi.

Burada kesinleşmiş mahkeme kararının sadece Meclis’te okutulması, daha doğrusu Meclis’in bilgilendirilmesi zaruri bir adımdır. Burada görüş farklılıkları var. Meclis Başkanı olarak şuna dikkat ettim, iki yargı kurumunda ihtilafta TBMM’nin taraf olmaması için böyle bir yol izlendi. Geçmiş dönemlerde de bu şekilde doğrudan mahkemenin, Yargıtay’ın kararıyla düşürüldüğü vakalar var. Burada Meclis’in teamüllerine uygun şekilde süreç işletilmiştir.

TBMM Başkanlığı olarak yaptığımız bir sürü yurt dışı seyahat var. ‘Yarın seyahate çıkıyorum’ diyerek kendiliğinden oluşturulan süreç var. Aylar öncesinde hazırlanarak, tarih aralıkları belirlenerek titiz çalışma sonrası bu seyahatler belirleniyor. Gerçekten son derece haksız, mesnetsiz bir suçlamadır. Ne zaman TBMM’nin Bahreyn ziyareti aylar öncesi bellidir. Zaten nöbetçi Meclis Başkanvekili arkadaşımız kimse onu okutacaktır. Kararın Meclis’te okutulmasıyla TBMM’nin seyahati arasında bağlantı yoktur.

Teamül, yazılı olmayan kurallardır. Yıllar içinde oluşmuş. Bunlardan birisi de Meclis Başkanı’nın hangi oturumlara başkanlık edeceğiz. TBMM’nin açılışında, bütçe görüşmelerinde ilk ve son gün başkanlık eder. 23 Nisan oturumlarına başkanlık eder, özel oturumlar olursa başkanlık eder. Zaten teamülde Meclis’in normal işleyişinde başkanlık etmesi sözkonusu değildir. Ama isterse her oturuma başkanlık edebilir. Her açıdan normal, teamüllere, usule uygun bir çalışma yürütülmüştür.

Anayasa Mahkemesi nasıl kara verecek? Süreç nasıl işleyecek? Yapılan başvuruları hangi zaman aralığında gündeme alacak? Bunları göreceğiz. Ben hep şunu söyledim; genellikle tekil olayların üzerinde yoğunlaşarak, o günkü aktüel tarafları üzerinden siyasi tartışma haline getirmeyi maalesef başarıyoruz. Can Atalay’ın kimliğini bir tarafa bırakarak konuşmak gerekirse. Hakikaten az görülür bir mesele ortaya çıktı. İki yargı kurumu açısından içtihat, görüş farklılıkları ortaya çıktı. Türkiye’de anayasa değişikliğine hayati ihtiyaç vardır. 12 Eylül Anayasası erkler arasındaki tanımları zaman zaman muğlak hale getirerek, bazı potansiyel tartışma alanları bünyesinde barındıran anayasa.

“Hiçbir partinin anayasası olmaz, milletin anayasası olur”

Bunların üzerinde tartışmak, konuşmak. Bu olay olmasaydı bile gündeme getirmek herhalde TBMM’nin anayasayı yeniden yapacak güce sahip olmak temel vazifelerinden. Birtakım partizan yaklaşımları bir tarafa bırakarak. Her partinin siyasi atmosferinden uzak insanlar için hangi konuların önem arz ettiği, anayasal reforma ihtiyaçlar tartışıyor. İyi niyetle bir araya gelerek, önyargılar olmaksızın, anayasa tartışmanın doğru yöntemlerle tartışılmasıdır. Bana anayasanın çizdiği tarafsızlıkla söyleyebilirim. Bu işin doğru zemini TBMM’dir. Bazıların söylediği gibi yeni bir anayasa yapamaz görüşü kabul edilemez. 400’ü bulursa doğrudan doğruya değişikliği yapar, 360’la referanduma gider. Hiçbir partinin anayasası olmaz, milletin anayasası olur.

Türkiye’de kronikleşmiş olan birtakım meselelerde adım atmamızın zaruri olduğuna inanıyorum. Burada Yargıtay da kendi yetkilerini kullanırken ilgili anayasada yetkilerini kullanarak süreci oluşturuyor. Örneğin Anayasa’nın 14. maddesindeki devlete karşı davranışlar konusunun sarih ve açık bir hale getirilmesidir. Anayasa bunu yasalara izafe ediyor. TBMM bu anlamda hele hele Türkiye bölücü örgütlerle mücadele ederken, çevresi terör ağlarıyla kuşatılan bir ülke olarak, 15 Temmuz’da doğrudan hedef haline gelmiş devlet olarak tabii ki kendisini korur.

Devlete karşı yapılan suçların davranışların ne olduğu, silah atmak, örgüt kurmak, örgüte yardım ve yataklık etmek, bunların tasrih edilmesi gerekir. Özellikle seçilmişlerin hakkını hukukunu koruyan yeni bir anlayış içerisinde ele alınması gerekir. Samimi olarak yaklaşılırsa bu konudaki tartışma alanlarının ortadan kaldırılacağını düşünüyorum. Şu anda Meclis kapalı. Oturumda olduğu bir gün tek tek milletvekili arkadaşlarımızı çağırsak. Çok büyük kısmının ‘evet yeni bir anayasaya ihtiyacımız var’ dediğini biliyoruz. Birisi yeni bir iç tüzüğe ihtiyacımız var.

Hakikaten uzun saatler süren, kavgaya gürültüye zemin hazırlayan bir zemin içerisinde. Bunların hepsi konuşuldu. 31 Mart akşamına kadar bu anlamda çok sistematik değişiklikleri gündeme getirmek mümkün olmaz. Anayasa meselesinin konuşulacağı yer Türkiye’nin tamamıdır. Hukuk camiamız, sivil toplumuz, herkese uygun mekanizmalar kurularak görüşlerini almaktır. Belki komisyon üzerinden bu çalışmaları sürdürmek doğru yöntemdir. Herkesin anayasa teklifi olabilir; ama kimsenin anayasa dayatması sözkonusu olamaz.

Önce herkesin önyargısız şekilde masaya gelmesi lazımdır. Ondan sonra yöntem bulunur. Aldığım ilk izlenimler TBMM çatısı altında siyasi partilerin bu konuyu seçimden sonra sıcak bakacağı yönünde görüşe sahibim. Ciddi bir müktesabatımız var. Yüzlerce toplantı yapılmış. 64 madde üzerinde partilerin uzlaştığı anayasa teklifi var. Bugün belki 94 maddede uzlaşılabilecek. Uzlaşamayız derseniz uzlaşma kapısını açamayız. Sonuçta bir aritmetik var.

360-400 aritmetiği var. Gönlümüz arzu eder ki 600’le çıksın. Bu çok zor tabi. Bu anlamda uzlaşı zemini aramaya başlayınca, partilerin kabul edilemeyecek tekliflerini onlar da görecektir. Zaten demokrasi böyle bir şey. Hiç kimsenin yüzde 100 söylediği kural olarak ortaya çıkmaz ki. Burada iyi niyetli gayret ortaya konursa ortak bir nokta ortaya konabilir. 360’ı bulmak bile bugünkü parlamentoda bir uzlaşıyı gerektiriyor. Hiçbir parti tek başına 360 almadığına göre bu bile bir uzlaşıyı gerektiriyor.

Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru meselesi son yıllarda kabul edilmiş bir şeydir. Türkiye uluslararası alanda çok ciddi şekilde demokratik açılım açısından eli rahatlamıştır. Rakamı yanlış biliyor olabilirim, 165 bin bireysel başvuru dosyası var. AYM temel meseleleri, insan hakları ihlalleri bir şekilde gidermek, karar vermekle ilgili adım olmak yerine diyelim ki iki arsa komşusunun ihtilafları da hak ihlallerinin ele alındığı sürece geldi. Olağanüstü bir yük var.

Bunu çözebilmek için yüzlerce AYM’nin yargıç alması lazım. Ortaya konulan hiçbir kural sonuna kadar devam etmeyebilir. Demokrasinin güzelliği burada. Bugün uygulamada karşımıza yargı yükü ortaya çıkıyorsa bunu değerlendirmek siyasetin meselesidir. Bunu çözecek olan yer siyasettir. Konuşulur, hak ihlallerinin sınırlandırılması ya da yeni perspektife kavuşturulması tartışma meselesidir. Niye hak ihlali için insanlar oraya müracaat ediyor. ‘Ben mahkemede hakkımı alamadım’ diyor ve başvuruyor AYM’ye.

İstinaflarla ilgili beklentilerin karşılanmamış olması var. Bunu bütünleşik yargı sistemi ile ele alınması lazımdır. Biz bireysel yargılama meselesine yeni çerçeve getirelim demek, kategorik olarak şu tarafta olmak değildir. Bu mesele bir anlamda siyasetin çözeceği alandır. Yargıçlar oturup yasa yapamayacaklarına göre. Siyaset de bütünleşik bakış açısıyla bunlar üzerinde çalışmalıdır.”

Paylaşın

Bahçeli’nin Gündemi Anayasa Mahkemesi: Kapatılsın

Partisinin 55. Yıldönümü Kutlama Programı’nda konuşan MHP Lideri Bahçeli, “Anayasa Mahkemesi adalet ve hukuk ilkelerine savaş açmıştır. AYM haini haklı görmüş utanmadan sıkılmadan hala AYM kararlarının 153. maddesi sebebiyle hak ihlali kararı vermiştir” dedi ve ekledi:

“Bay Zühtü senin ve bir kısım arkadaşının hak ihlali kararı verdiği alçak, hem polislerimize hem de vatandaşlarımıza saldırdı. Bir vatandaşımızın ölmesine de neden oldu. Hak ihlali kararlarıyla Tür Milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik ve tarihsel haklarına ölümcül darbeler vurduğunuzu ne zaman ve daha neyin olması sonucunda görecek ve anlayacaksınız.”

Bahçeli, konuşmasının devamında, “AYM artık milli güvenlik sorunudur. Böyle gidemez. Böyle bir mahkeme yapısı Türkiye’de yüksek yargı organları arasında yer almamalıdır. Kaos üretim merkezi olduğunu teyit edem AYM ya kapatılmalı ya da yeni baştan yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin 55. Yıldönümü Kutlama Programı’nda konuştu. Bahçeli’nin konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bugünkü heyecanımıza ortak olan vatandaşlarımızı, sadece kulağını değil kalbini de bize çevirmiş bütün kardeşlerimizi selamlıyorum. Gazze’den Gazne’ye, Bakü’den Bişkek’e, Kerkük’ten Kırım’a, Kıbrıs’tan Kudüs’e, Türk ve İslam değerlerinin yaşatıldığı her yere selamlarımı gönderiyorum.

Bugün MHP’nin 55. kuruluş yıl dönümüdür. Hayırlı uğurlu olsun inşallah. Nice başarılara, yüz yıllara vesile olsun inşallah. Bahtiyarız, 55 yıllık birikimle siyasi olgunluğa vasıl olduk. Zamanlar üstü mirasa her zaman bağlı kaldık. İlk günkü kararlılıkla 55 yıllık maziyi kucaklayıp ezelden evele coşkun nehirler gibi akıyoruz.

Sabrettik, sebat ettik; çıktığımız seferde desteği milletten zaferi Allah’tan diledik. Her yılı bir asra bedel 55 senede ilkelerimizden, vatan sevgimizden ödün vermedik. Kimi zaman pusu kurdular karanlık köşe başlarında, kimi zaman fitne saçtılar; tuzaklar kurdular, çok şükür yine de geri dönmedik yolumuzdan. Kan bağışladık ülkümüze, ömür bahşettik milletimize.

Aziz dava arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Elleri öpülesi ecdadımız başta olmak üzere, Atatürk’ten Fevzi Çakmak’a, Kurucu Genel Başkan’ımız Alparslan Türkeş’e kadar yüksek şahsiyetlere cenabı Allah’tan rahmet diliyorum, hatıraları önünde eğiliyorum. Candan geçen, serden geçen, bir hilal uğruna hayatlarından vazgeçen kahraman şehitlerimizi hürmetle, minnetle anıyorum. Taş medreseli gazilerimize sağlıklı ömürler temenni ediyorum.

55. yıl dönümümüzdeki bugünkü anma ve kutlama törenine hepiniz hoş geldiniz. Her biriniz şerefler verdiniz. MHP 55 yıldır milli ve manevi değerleri esas alarak siyasi ve sosyal hayatın temsilcisi olmuştur. Yaşa ve yaşat anlayışı milliyetçiliğimizin manevi temelidir. Tam bağımsız ve lider ülke Türkiye’nin tarih sahnesinde yerini alması için üzerimize ne düşüyorsa yapacağız.

Süper güç Türkiye inşasını uzun vadeli stratejik hedef olarak görüyoruz. Cumhuriyetin yeni yüz yılına tüm inancımızla çalışıyoruz. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile Türkiye’nin küresel güç mertebesine hızla çıkacaktır. Yeni hükümet sistemi ile lider ülke Türkiye olacak.

Gazze’de katledilen insanlar küresel toplumun aciz halini gözler önüne sermiştir. Hazırladığımız insanlığın huzur projesi ile huzurun hürriyet gibi bir insan hakkı olduğu belgelendi. Türk dünyası ekseninde yeşeren ümitlerin her alana yayılarak kutlu dilek gibi Türk birliğinin bu yüzyılda gerçekleşeceğini ön görüyoruz; devir artık Türk devridir. Türk devri adaletin, barışın, huzurun, istikrarın cazibe merkezidir.

Hedefimiz, Türkiye’nin oyuncu kurucu vasfı ile dünyanın barışına katkı vermesidir. Tükenmeyen enerji ile faaliyetlerimizi yoğunlaştıracağız. Güçlü MHP güçlü Türkiye demektir. Gelen Türk asrıdır, geleceğin gücü Türkiye Cumhuriyeti’dir.

MHP Türk siyasetinin ve Türk milletinin inci koleksiyonu, istiklal kolcusu, iftihar kutbudur. Türk’ün kaderi neyse MHP’nin kaderi de aynısıdır. MHP köklü yapısı ile, milli gönüllerde taht kurmuştur. Başkalaşmadan direndik. Değişimi inkar etmedik, ama kontrolsüz değişim rüzgarına karşı tedbiri elden bırakmadık. Hain çevrelerin uykularını kaçırdık.

Bin yıllık kardeşliğimizi zaafa düşürmek için oyun kuranlara göz açtırmadık. Halkımız ne diyorsa onu söyledik. Hakikat neyi vaat ediyorsa onunla sözleştik. Tarafımızı insanlıktan yana belirledik. 17 Mart 2024 tarihinde yapacağımız 14. Olağan Kurultay’ımızdır. Kurultayımızda güçlendirilmiş kadrolarımızla olacağız. Aşılması gereken ikinci siyasi adım ise, Cumhuriyet Halk Partisi’nden bir yol olmayacağı anlaşılmıştır.

Bugünkü CHP, DEM’lenmekle kalmamış, kriz ve kargaşaya düşmüş kapanın elinde kalan bir parti hüviyetine bürünmüştür. Çağlayan Adliyesi’ne saldıran DHKP/C’li iki teröristin kimler tarafından savunulduğu, bu alçaklardan biri cezaevindeyken yazdığı mektubu hangi CHP’linin okuduğu deşifre olmuştur.

“AYM artık milli güvenlik sorunudur”

Anayasa Mahkemesi adalet ve hukuk ilkelerine savaş açmıştır. AYM haini haklı görmüş utanmadan sıkılmadan hala AYM kararlarının 153. maddesi sebebiyle hak ihlali kararı vermiştir.

Bay Zühtü senin ve bir kısım arkadaşının hak ihlali kararı verdiği alçak, hem polislerimize hem de vatandaşlarımıza saldırdı. Bir vatandaşımızın ölmesine de neden oldu. Hak ihlali kararlarıyla Tür Milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik ve tarihsel haklarına ölümcül darbeler vurduğunuzu ne zaman ve daha neyin olması sonucunda görecek ve anlayacaksınız.

AYM artık milli güvenlik sorunudur. Böyle gidemez. Böyle bir mahkeme yapısı Türkiye’de yüksek yargı organları arasında yer almamalıdır. Kaos üretim merkezi olduğunu teyit edem AYM ya kapatılmalı ya da yeni baştan yapılmalıdır.

Teröriste hak ihlali veren mahkeme Türk milletinin mahkemesi olamaz, buna da adalet denemez. MHP hukuk sınırlarına bağlı kalarak yürütmüştür. Haklıydık ama hakkımız yendi ama yine de devlete bir şey demedik.

AYM adalet ve hukuka cephe açtı. Yeminli Türkiye düşmanları faaldir ülkemize operasyon çekilmektedir. CHP’nin yeni adresi Kandil’dir. DEM’lenmiş CHP’nin AYM’yi mevzi yapmasını, dış bağlantılı operasyon olarak değerlendiriyoruz. Yeminli Türkiye düşmanları faaldir. Ülkemize operasyon çekilmektedir.

31 Mart’ta Türk milleti dış bağlantıların maşalarına hesap soracak. CHP’nin yeni adresi Kandil’dir. Özgür bey erkenden havlu atmış, nihayet çuvallamıştır. Cumhur ittifakı vatana sahip çıkacak, istiklale sahip çıkacaktır. 1 Nisan’da demlenen değil devleşmiş bir Türkiye’ye uyanacağız. Ayrılmadan ayrışmadan canla başla Türkiye için çalışacağız.”

Paylaşın

DEM Parti, İstanbul Yarışına Meral Danış Beştaş Ve Murat Çepni İle Katılıyor

DEM Parti, 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde sonucu en çok merak edilen İstanbul’da adaylarının Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni olduğunu açıkladı. Açıklama parti sözcüsü Ayşegül Doğan tarafından yapıldı.

Haber Merkezi / İstanbul’da mevcut belediye başkanı ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu ile AK Parti’nin adayı Murat Kurum’un adı öne çıkıyor.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin seçim hazırlıklarına ilişkin bilgi verdi ve güncel gelişmeleri değerlendirdi. Doğan şunları söyledi:

“Kıymetli ilgilerini ve dikkatlerini bize çevirenleri, DEM Parti adına tek tek sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Cizre’den geliyorum, ayağımın tozuyla karşınızdayım. 1 Şubat’tan bu yana Kars ve Van’dan başlayarak ilerleyen Özgürlük Yürüyüşü bugün 9’uncu gününde. Yeni duraklarda devam ediyor, çok coşkulu ve heyecanlı buluşmalar ve karşılamalarla devam ediyor. Özgürlük Yürüyüşü eşitlik, özgürlük, adalet ve barış talebi ile 15 Şubat’a kadar devam edecek. Buradan Özgürlük Yürüyüşçülerine azimleri, kararlılıkları ve yarattıkları umut için DEM Parti adına en sıcak selamlarımızı gönderiyorum.

Tecrit sadece İmralı Adası’nda veya hapishanelerde değil; ne yazık ki çoğumuzun hayatında. İşte bu yüzden tecrit her yerde diyoruz. İtiraz hakkımız, adalet talebimiz, ifade ve düşünce özgürlüğümüz kuşatılmış vaziyette. Bu yüzden tecrit her yerde. Tecrit bir kartopu gibi büyüyerek ne yazık ki Türkiye’yi rehin alıyor. Kartopu büyüyor, çünkü ülkenin her bireyine tek tek yeni bir yaşam biçimi ve formu dayatıyor. İşte buna karşı yürüyen Özgürlük Yürüyüşçülerine buradan selam olsun.

“Hesap soracağız, helalleşmeyeceğiz”

Hatay’da, Adıyaman’da, Maraş’ta büyük yıkımın yarattığı acılara rağmen itirazlarını, isyanlarını ve seslerini yükselten herkese, tüm acılı depremzedelere bir kez de yalnız olmadıklarını söylüyoruz. Yaşananlar, bizlere bu acıları reva görenler, gördürmeye devam edenler unutulmayacak, unutturulmayacak. Mutlaka takipçisi olacağız. Hesap soracağız, helalleşmeyeceğiz. Bunun da ayrıca bilinmesini istiyoruz. Toplumsal talepleri, önerileri, itiraz ve isyanları en çok duyan parti olarak birlikte hesap soracağız, birlikte affetmeyeceğiz ve birlikte helalleşmeyeceğiz. Türkiye’de hangi koşullarda ve nasıl yerel seçimlere hazırlandığımızı, işte bu acı olayları da yaşananları da her açıklamamızda hatırlatarak başlıyoruz. Basın toplantımızın bir gündemi de yerel seçimler.

Geçen hafta toplanan Merkez Yürütme Kurulumuz sonrası aldığımız kararları da sizlerle paylaşmıştım. O gün de hatırlamıştım, bugün de hatırlatmak istiyorum. Parti olarak aldığımız tüm kararlarda, Türkiye’nin çok çeşitli yerlerinde yaptığımız çeşitli buluşmalar, halk buluşmaları ve toplantılardaki talepler, eleştiriler ve öneriler belirleyici oldu.

Merkezi Seçim Koordinasyonu çalışmalarımız netleştikçe aşama aşama sizlerle paylaşıyoruz, paylaşmaya da devam edeceğiz. Yeni bir aşamadayız bugün itibariyle. Gelinen aşamada ön seçim, eğilim yoklaması ve kent uzlaşısı kapsamında belirlenen seçim bölgelerini ve adaylarımızı açıklamaya devam ediyoruz. Kent uzlaşısı hem ön seçimi hem eğilim yoklamasını hem de çeşitli yan yana gelişleri kapsayan ve bizim 2024 31 Martı’na hazırlanırken hazırlıklarımızı sürdürdüğümüz bir çerçeve. Adaylarımız il il şöyle:

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Ayşe Serra Bucak Küçük – Doğan Hatun
Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Devrim Demir – Ahmet Türk
Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Neslihan Şedal – Abdullah Zeydan

Bursa Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Kasım Yıldırım – Bilmez Erboğa
Antalya Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Kemal Bülbül – Nesibe Bahadır
Eskişehir Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Gamze Toprak – Suat Başaraner
Denizli Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Cevahir Kayar – Hanifi Yıldırım
Sakarya Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Engin Güleser – Emine Melis Tantan

Konya Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Gülbahar Gündüz – Bülent Kılıç
Samsun Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: İnci Aydın – Hasan İlten
Ordu Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Zeynep Toptaş Yılmaz – Necmettin Durmuş
Trabzon Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Leyla Üzüm – Samedin Gündoğan
Kayseri Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı: Remziye Erener – İhsan Sarıyar

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Fatma Şıkyürek – Ali Ardıç
Malatya Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Sevim Şimşek Bayram – Abdulvahap Ekim
Ağrı Belediye Eşbaşkan adayları: Hazal Aras – Memet Akkuş
Batman Belediye Eşbaşkan adayları: Gülüstan Sönük – Mehdi Öztüzün
Bitlis Belediye Eşbaşkan adayları: Sümeye Kızıltepe – Enver Barin

Hakkari Belediye Eşbaşkan adayları: Viyan Tekce – Mehmet Sıddık Akış
Iğdır Belediye Eşbaşkan adayları: Nejla Kum – Mehmet Nuri Güneş
Kars Belediye Eşbaşkan adayları: Arzu Savaş Derman – Kenan Karahancı
Siirt Belediye Eşbaşkan adayları: Safiye Alağaş – Mehmet Kaysi
Bolu Belediye Eşbaşkan adayları: Birsen Baş – Veli Saçılık

Yalova Belediye Eşbaşkan adayları: Songül Hacıoğlu Dağ – Cengiz Topbaşlı
Çanakkale Belediye Eşbaşkan adayları: Canan Aytaç – Çetin Avcı
Sivas Belediye Eşbaşkan adayları: Semiha Şahin – Cemal Pir
Erzincan Belediye Eşbaşkan adayları: Elmast Tolmaç – Birhat Onuk
Uşak Belediye Eşbaşkan adayları: Azize Karadağ – Ahmet Ak

Artvin Belediye Eşbaşkan adayları: Fatma Biçer – Levent Serhan
Edirne Belediye Eşbaşkan adayları: Aylin Hacaloğlu – Mevlüt Aykoç
Giresun Belediye Eşbaşkan adayları: Feride Kızgit – Ümit Bozan
Kırıkkale Belediye Eşbaşkan adayları: Şehmiran Güneş – Razi Taşkın
Kırklareli Belediye Eşbaşkan adayları: Arzu Fırat – Adnan Aydın

Kırşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Kadriye Turan – Cemil Akkaş
Yozgat Belediye Eşbaşkan adayları: Merve Eylül Bütün – Bager Aşkın
Zonguldak Belediye Eşbaşkan adayları: Çağla Özgençtürk – İbrahim Nebioğlu
Tokat Belediye Eşbaşkan adayları: Dilber Demir – Reşat Yıldız
Sinop Belediye Eşbaşkan adayları: Filiz Yalçın – Erol Aydemir

Rize Belediye Eşbaşkan adayları: Nurettin Aydın – Semanur Akar
Niğde Belediye Eşbaşkan adayları: Başak Caner Aktaş – Hacı Zırığ
Nevşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Helin Elif Geyik – Erdem Eren Bektaş
Kütahya Belediye Eşbaşkan adayları: Sibel Temel – Hakan Etemoğlu
Kastamonu Belediye Eşbaşkan adayları: Hatice Uçar – Yakup Akyol

Gümüşhane Belediye Eşbaşkan adayları: Gülşen Işık – Abdulsamed Gültekin
Çankırı Belediye Eşbaşkan adayları: Azize Akoğlu – Veysel Yıldırım
Burdur Belediye Eşbaşkan adayları: Fatma Arslan – Tamer Kaş
Bayburt Belediye Eşbaşkan adayları: Tülay Kılınç – Recep Özmen
Bartın Belediye Eşbaşkan adayları: Leyla Danış – Kemal Eroğlu

Bilecik Belediye Eşbaşkan adayları: Züleyha Çengel – Ömer Ege
Karabük Belediye Eşbaşkan adayları: Emine Kaya – Adnan Aksu
Isparta Belediye Eşbaşkan adayları: Meral Karakuş – Nizam Aktepe
Afyonkarahisar Belediye Eşbaşkan adayları: Zehra Yalçın – Sezer Erikli
Amasya Belediye Eşbaşkan adayları: Güvercin Ünaldı – Reşit Güneç

Düzce Belediye Eşbaşkan adayları: Ayfer Fatma Çelik – Zabit Vurdu
Aksaray Belediye Eşbaşkan adayları: Hanife Gedik Başer – Azad Demirağ
Akdeniz Belediye Eşbaşkan adayları: Hoşyar Sarıyıldız – Nuriye Arslan
Cihanbeyli Belediye Eşbaşkan adayları: Eylül Yaylacı – Hasan Ateşci
Kulu Belediye Eşbaşkan adayları: Ayşe Özdemir – Bekir Karakurt

Vakit geldi, İstanbul diyorsunuz bekliyorsunuz. İstanbul’u açıklamadan önce parti olarak bazı açıklamalar yapmak istiyoruz. Tüm bu kararları halk oylamaları, ön seçim ve eğilim yoklamasıyla aldık dedik. Ama bizi bu sürece getiren bazı hatırlatmalar da yaptık. Yüzlerce halk buluşması dedik. Alanlardayız, meydanlardayız dedik. DEM Parti çatısı altında yan yana gelen demokrasi güçleriyle birlikte alıyoruz bu kararları dedik. Amacımız o güçleri çoğaltmak, bu sesleri ve yan yana gelişleri daha da büyütmek dedik en başından beri.

İstanbul’u açıklamadan önce size yine bir hatırlatma yapmak istiyorum. 4 Aralık’ta burada MYK’da çıkan eğilimi açıkladığımızda; yani Türkiye’nin her yerinde seçime kendi adaylarımızla girme eğilimini açıkladığımızda bunu Parti Meclisine götüreceğimizi açıklamıştık. PM’de bu öneriler değerlendildi, ardından bir yazılı açıklama yapıldı. DEM Parti olarak bu açıklamadan sonraki tartışmaları, analizleri, yorumları, değerlendirmeleri bizler de izliyoruz. Gelinen aşamada bu açıklamadan bazı hatırlatmalar yapma ihtiyacı hissettik. O gün vereceğimiz kararlar ve kuracağımız stratejik denklemlerle bütün Türkiye halklarımıza kazandıracağız dedik.

Parti Meclisi toplantısından sonra, yerel seçimlere ilişkin stratejimizin ve bu kapsamda neler yapacağımızın maddelendirildiği bir metin paylaşıldı kamuoyuyla. Metni hatırlamayanlar için tekrar ben metinden bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum geldiğimiz aşamanın daha net ve anlaşılır olması için.

“Her bağımsız siyasi partinin yapacağı gibi yerel yönetim seçimlerinde kendi adaylarımız ve listelerimizle kent yönetimlerinde yer alma eğilimimiz, Parti Meclisi toplantımızda yapılan tartışmalarla daha fazla güçlenmiştir. Parti Meclisimiz partimizin tüm kurullarıyla kapsayıcı, katılımcı, şeffaf ve demokratik aday olma süreçlerini yerel seçimlerin hazırlık çalışmalarının önemli bir aşaması olduğunu vurgulamış ve sürecin bir demokrasi şölenine dönüşmesinin önemine vurgu yapmıştır. (Aynen bunu uygulamaya çalıştık.) Ayrıca PM’de ortaya çıkan irade önümüzdeki seçimlerde sadece bir başarıyı değil büyük bir zaferi getirecektir. Biz kazanınca bu ülkenin emekçileri, ezilenleri, dışlananları, yok sayılanları kazanacak, kentler kazanacak.”

Yine metinde kadın özgürlükçü, halkçı, demokratik yerel yerel yönetimler anlayışımızın özellikle altı çizilmiş oldu. Çok önem verdiğimiz bir başka açıklamayı hatırlatmak istiyorum. İdeolojik, politik, siyasi duruşumuz ve dilimizle ne statükocu ne de restorasyoncu çizgiye benziyoruz.

Yol temel stratejik hattımızdır

Demokrasi, barış, özgürlük ve adalet değerlerini üretecek 3. Yol stratejisi temel hattımızdır. DEM Parti kendisini mücadele ve müzakere partisi olarak görmektedir. Bu yol sadece seçimde kazanım elde etme yolu değildir; bu yol aynı zamanda Kürt sorununun demokratik çözümünün yoludur. Bu yol kayyım gasplarına karşı halk iradesine sahip çıkma, yolsuzluk ve çürümüşlüğe karış halkın aşına, yaşamına ve özgürlüğüne sahip çıkma yoludur. Bunu bugün neden hatırlatma ihtiyacı hissettik? Çünkü tartışmalar bazen dünden, olanlardan, bugüne kadar kat edilen yollardan bağımsız ele alınabiliyor. Küçük bir katkımız olsun istedik böyle bir hatırlatmayla.

İstanbul Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adaylarımız Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni. Kendilerine başarılar diliyoruz. Diğer tüm belediye eş başkan adaylarımıza, il ve ilçe örgütlerimize, bizimle yol büyüyen yürümeye devam eden herkese teşekkürler. İstanbul’a DEM geliyor, artık tam zamanıdır diyoruz.

DEM Partililer, halklar demokrasi ve özgürlükler için birlikte yan yana, el ele ve omuz omuza mücadele ediyor. Sorumluluğumuzun farkındayız. Çabamız buna layık olmak içindir. Sürecin başından bu yana kararlı ve ısrarlı bir biçimde, hiçbir gelgit yaşamadan bu ülke yurttaşlarının yani hepimizin kazanacağı tüm seçenekler değerlendirildi. İddialıyız; DEM gelir, devran döner diyoruz. Kaybettirmek ya da kazandırmak için değil kazanmak için iddialıyız. Kaybettirmek ya da kazandırmak seçeneklerine sıkıştırılamayacak kadar tecrübeli ve güçlü bir siyasal hareketiz. Dün de öyleydik, bugün de öyleyiz. Kararlarımızı kimilerine rest ya da kimilerine jest olsun diye almıyoruz.

Dolayısıyla kimseye rest çekmiyor, kimseye de jest yapmıyoruz. Her şey oldukça açık ve son derece ilkeli ve şeffaf bir biçimde ortaya konuyor. Mücadele ve müzakere partisi olduğumuz gerçeğini hatırlatıyoruz. Siyaset halklar için eşitlik, adalet, özgürlük, refah ve daha iyi koşulların oluşması amacıyla yapılır. Diğer partiler kendilerine daha iyi hissetsin diye ya da daha kötü hissetsin diye değil. Bizim amacımız bu değil. Biz algı operasyonları ile yönlendirilebilecek bir parti değiliz. Gözü kulağı, gönlü bizimle olanlarla olmayanları ayırt edecek kadar büyük bir deneyimden ve ağır bedellerden süzülüp gelen bir hareketiz. Bunları ayırt edecek gücümüzün olduğunun bilinmesini isterim.”

Paylaşın

Erdoğan, CHP’li Belediyeleri Hedef Aldı

Partisinin Antalya aday tanıtım toplantısında konuşan Erdoğan, “Bir önceki seçimde iş başına gelen CHP zihniyetinin ideolojik esareti altında boğulan, tüm umutları tükenen şehirlerimizi çok kısa sürede yaşanabilir hala getirdik” dedi ve ekledi:

“İstnabul ve Ankara başta olmak üzere bizim hizmet ve eser siyasetimizle taşınan şehirlerimiz. Çeyrek asır boyunca adeta altın devirlerini yaşadı. İstanbul harap oldu, Ankara harap oldu. İzmir zaten berbat. Antalya zaten harap oldu.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “CHP’nin elindeki belediyelerimizi gerçek belediyecilik anlayışıyla tekrar buluşturmakta kararlıyız. Şehirlerimizi kişisel kariyer peşinde dolaşanlara bırakamayız. İnşallah 31 Mart’ta Antalya Cumhur İttifakı ile yeni bir döneme yelken açacak. Buna hazır mıyız?” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Expo Fuar Alanı’nda AK Parti Antalya İlçe Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Daha önce mahalli idarelerde hiç görülmemiş hizmetleri vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Şehirlerimizin nüfusunun çoğalmasıyla birlikte insanlarımızın belediyelerden beklentileri de değişti.

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu değişimi karşılamanın çabasındayız. Aziz milletimize daha iyi hizmet etmek için sadece kadrolarımızı değil belediyecilik vizyonumuzu da değiştirdik. 30 yıllık zengin tecrübemizi iktidardaki çalışmalarımızla yoğurduk.

“Antalya, Cumhur İttifakı ile yeni bir döneme yelken açacak”

CHP şehirlerimize irtifa kaybettirdi. İstanbul harap oldu, Ankara harap oldu. İzmir zaten berbat. Antalya zaten harap oldu. CHP’nin elindeki belediyelerimizi gerçek belediyecilik anlayışıyla tekrar buluşturmakta kararlıyız. Şehirlerimizi iş yapmak, milletin sıkıntılarına çözüm bulmak yerine şov yapan, kişisel kariyer peşinde koşan muhterislerin insafına bırakamayız. İnşallah 31 Mart’ta Antalya Cumhur İttifakı ile yeni bir döneme yelken açacak. Buna hazır mıyız?

Antalya’da doğru dürüst bir havalimanımız bile yoktu. Bugünkü havalimanını kimler hazırladı? Ülkemiz genelinde 2024 turizm hedefimiz de 60 milyon ziyaretçi, 60 milyar dolar turizm geliridir.

CHP yöneticilerinin gündeminde ne ülkenin meseleleri ne milletin sıkıntıları var. İnsanlığın hangi sınamalarla karşılaştığından haberleri bile yok. Kimin adamının nerede aday gösterileceğinden başka meseleleri yok. Bunlar çantada keklik olarak gördükleri belediyeler için adete meydan muhaberesi yaşıyorlar. Biz bay Kemal ile en azından siyasi bir mücadele yürütüyorduk. Özgür Özel’in ise sesi çıkmıyor. İşte bay Kemal’i Ankara’da bir köşeye hapsettiler.

“Bizim milletimize kazandıracak daha çok hizmetimiz olacak”

CHP bir alacakaranlık siyasetinin içine girmiş durumdadır. Bu siyasetlerini ülkeye bulaştırmalarına izin veremeyiz. Demokrasinin önemli bir unsuru olan muhalefetin bu durumu içimizi acıtıyor. Önümüzdeki seçimler şehirlerimizin gerçek belediyecilikle buluşması dışında CHP’de de taşların yerine oturmasını sağlayacak. Bizim de milletimize kazandıracak daha çok hizmetimiz olacak.

Antalya’yı hak ettiği eser ve hizmetlerle buluşturup en üst lige taşıyacağız. Birlikten güç doğar. Bu inançla gece gündüz demeden koşturacağız. “

Paylaşın

AK Parti’den Yeniden Refah Partisi’ne Sitem!

Yeniden Refah Partisi ile yapılan görüşmeler hakkında bilgi veren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, “4 toplantı yaptık. Nurettin Taş bey, Doğan Ayda hoca ile oturduk. Bu masada her şeyi konuşalım dedik. Bakış açıları farklı olabilir. Konuşuyor olmak çok önemli. Karşı grup konuşuyor mu?” dedi.

Yapılan görüşmelerde konuşulanların ortaya çıkmasına tepki gösteren Yavuz, “Orada konuşulanların dışarıya saçılmasını doğru bulmuyoruz. Doğan hocam birkaç açıklama yaptı. Aradım ben böyle demedim ki dedim. Ben ne dediğimi biliyorum. Her bilgiyi açıklamak durumunda değiliz. Biz bir şeyi açıklıyorsak doğru açıklarız. Bir problem yok” dedi ve ekledi:

“1 Şubat’ta oturduk. 5 Şubat’a kadar karşılıklı tekliflerde bulunduk. Bir kısım belediyelerde tekliflerde bulundular. Biz sadece meclis üyesi ile sınırlı tekliflerde bulunmadık. Yeniden oturup oturmayacağımızın cevabı bende yok. Bizim tekrar konuşuruz dediğimiz noktada cumartesi günü açıklama yaptılar. Masada Kocaeli ve Malatya’nın ismi geçti. Ama Sakarya’nın ismi geçmedi. Ben her şeyi not alan bir adamım. Karşılıklı bir müzakere yürüttük.”

AK Parti Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlere işbirliğine dair diğer partilerle yapılan görüşmelere ilişkin açıklamada bulundu. CNN Türk’e konuk olan Yavuz, yerel seçim sürecinde MHP, BBP, HÜDA PAR ve Yeniden Refah’la görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktardı.

MHP ve BBP ile gerçekleştirilen görüşmelerin iyi geçtiğini aktaran Yavuz, söz konusu toplantılara ilişkin şöyle konuştu:

“MHP ile 13 toplantı yaparak süreç işlettik. Toplantılar ilkelere ayrıldı. Meclis üyesini nasıl belirleyeceğimiz de konuştuk. Nerede ittifak yapacaksak 2019’daki o zemin üzerinden hareket edeceğiz. MHP’nin aldığı oy, bizim aldığımız oy belli. İnce işçilik ortaya çıkartacağız. Zemin belli anlaştık biz. AK Parti ve MHP’nin birlikteliğini önemsiyorum. Çok bereketli işlere imza attığımızı düşünüyorum.

BBP ile benzer bir işbirliği yapmıştık. BBP ile 7 toplantıyı yaptık. BBP büyükşehirlerde AK Parti’ye destek vereceğini açıkladı. İyi gitmeyen bir şey olduğunu düşünmüyorum.”

Ali İhsan Yavuz, Mayıs 2023’te gerçekleştirilen cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde ittifak yaptıkları ve kendi listelerinden yer vererek 4 adaylarını Meclis’e soktukları HÜDA PAR’la da görüştüklerini açıkladı. Yavuz’un açıklamasına göre; AKP, Hizbullah’la olan bağlantısı nedeniyle sıkça gündeme gelen HÜDA PAR’la 6 defa görüşme gerçekleştirdi.

Yavuz konuya dair, “HÜDA PAR ile 6 toplantı yaptık. İcap ettiğinde tekrar bir toplantı yaparız. Çok net bir çerçeve yakalayamadık. Kendi adaylarını çıkarıyorlar diye biliyorum” dedi.

Uzun süredir Yeniden Refah Partisi ile devam eden ve geçtiğimiz günlerde tıkanan ittifak pazarlıklarına da değinen Yavuz, Yeniden Refah’la yaptıkları toplantıları dair şu ifadeleri kullandı: “Yeniden Refah Partisi ile 4 toplantı yaptık. Nurettin Taş bey, Doğan Aydal hoca ile oturduk. Bu masada her şeyi konuşalım dedik. Bakış açıları farklı olabilir. Konuşuyor olmak çok önemli. Karşı gurup konuşuyor mu?

Orada konuşulanların dışarıya saçılmasını doğru bulmuyoruz. Doğan hocam birkaç açıklama yaptı. Aradım ben böyle demedim ki dedim. Ben ne dediğimi biliyorum. Her bilgiyi açıklamak durumunda değiliz. Biz bir şeyi açıklıyorsak doğru açıklarız. Bir problem yok.

1 Şubat’ta oturduk. 5 Şubat’a kadar karşılıklı tekliflerde bulunduk. Bir kısım belediyelerde tekliflerde bulundular. Bizim sadece meclis üyesi ile sınırlı tekliflerde bulunmadık. Yeniden oturup oturmayacağımızın cevabı bende yok. Masada Sakarya’nın adının geçtiğini hatırlamıyorum. Ben her şeyi not alırım. Karşılıklı müzakere yürüttük. Başta konuştuklarımız var. Ben AK Parti’nin tavrını ortaya koymaya çalıştım.”

“AK Parti’den iki büyükşehir istedik”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanvekili Prof. Dr. Doğan Aydal, TV100’de katıldığı bir programda, AK Parti ile yapılan ittifak görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

AK Parti’den iki büyükşehir ve 35 ilçe istediklerini belirten Doğan Aydal, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bunu ilk telaffuz eden benim. AK Parti’den iki büyükşehir istedik. Kocaeli ve Sakarya. Neden bunu istedik? Rahmetli Erbakan Hocamızın sanayi bölgelerine olan hassasiyetini biliyorsunuz.

Biz de benim özgeçmişime baktığınızda bir sanayi şehrini çok rahatlıkla kalkındıracak birçok Ar-ge’nin başkanıyım aynı zamanda. İlk iki toplantıda bunları Sayın Cumhurbaşkanı’na ileteceklerini ifade ettiler. Devamını getireyim. 35 tane ilçe talep ettik. Çünkü neden? Önlerine grafik olarak koydum. Biz olmadan 76 ilçeyi kazanma şansları yoktu.”

Öte yandan Gazete Duvar’a açıklamalarda bulunan Yeniden Refah Partisi (YRP) İstanbul İl Başkanı Mustafa Doğan, AK Parti ile görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, kendi adaylarını çıkaracaklarını yineledi. Ancak Doğan, “Siyasette 24 saat uzun bir süre. Ne olacağını kestirmek zor” diyerek bir ihtiyat payı da bıraktı.

Paylaşın

Demirtaş’tan Aylar Sonra Yazılı Açıklama: Kirlenmemiş Şeyler Uğruna

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Kirlenmemiş Şeyler Uğruna” başlığıyla yazdığı yazıda, Başak Demirtaş’ın İstanbul adaylığı sürecinde yaşananları değerlendirdi.

Haber Merkezi / Başak Demirtaş’ın sosyal medya hesabından yayınlanan yazıda Selahattin Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:

Halkın yararına, yoksulların, emekçilerin, ezilenlerin yararına siyaset yapmıyorsanız yaptığınız şey siyaset değil, ‘ucuz kasaba tüccarlığıdır.’ Şu son yirmi günde yaşanan tartışmalara bile bakarak maalesef ki şu tespiti rahatlıkla yapabiliriz; Türkiye’de artık siyaset değil ‘tüccarlık’ yapılıyor. Yaptığımız her siyasi hamlenin altında illaki bir hinlik, bir cinlik arayanlar herkesi kendileri gibi zannediyor. Kimsenin aklına, erdemli bir amaç için siyasi hamle yapılmış olabileceği gelmiyor. Çok yazık, çok üzücü ama siyasi partiler birer koltuk, makam, rant elde etme mekanizmasına dönüştü.

O nedenle Başak Demirtaş’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adaylığını da Dem Parti’nin üçüncü yol çabalarını da anlamıyor, anlayamıyorlar. Herkesin aklına ilk olarak mutlaka kirli bir pazarlık yapılmış olma ihtimali geliyor ama kimse demokrasi ve barışın gelişmesi için insanların siyaset yapabileceğini düşünmüyor. Çünkü hakim siyaset yapma biçimi “çıkar siyaseti” oldu, değerler siyaseti artık unutuldu. Bunun çok hazin ve vahim bir durum olduğunun ne kadar farkındasınız bilmiyorum ama bu toplumsal çöküş, önümüzdeki yılların çoktan kaybedildiğini gösteriyor, eğer şimdiden müdahale etmezsek.

“Bizimle ilgili bunca spekülasyon yapılırken susmak da olmazdı”

Mahkemelerdeki savunmalarım dışında uzun süredir konuşmuyordum, konuşmaya niyetim de yoktu. Fakat bizim dışımızda ama bizimle ilgili bunca spekülasyon yapılırken susmak da olmazdı. Her spekülasyonu, her yalanı ve iftirayı ciddiye alıp her birine tek tek cevap verecek değilim. Sadece söylemem gerekenleri söyleyip tekrar yerime çekileyim.

Lafı hiç dolandırmadan, madde madde anlatayım.

– DEM Parti ile AKP arasında bir görüşme trafiği var mı bilmiyorum. Ama eğer yoksa bu, iki parti için de büyük bir eksikliktir. Tüm partiler ülkenin, toplumun sorunlarının çözümü için görüşebilmelidir, konuşabilmelidir. Bu son derece meşrudur, hatta geldiğimiz süreç itibarıyla bir görev, bir sorumluluktur.

– DEM Parti ile CHP arasında basına da yansıyan görüşmeler oldu. Çok daha fazla görüşmeliler, konuşmalılar. Aynı şekilde diğer tüm partiler de birbirleriyle konuşabilmelidir. Bunun aksini savunmak siyasetin doğasına aykırıdır.

– Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi kamplaştırmayı, kutuplaştırmayı, düşmanlaştırmayı bitirip herkesin herkesle konuşabileceği bir siyasi atmosferi yaratmaya katkı sunma amacıyla yapılmıştı. Halen dağlardan şehirlere gencecik evlatlarımızın cenazeleri gelmeye devam ederken “terörü kınama” korosunun timsah gözyaşları dökmesi dışında, birilerinin elini taşın altına koyması tüm belediye koltuklarından daha değerli değil mi? “Değil” diyenler bundan sonra -inşallah olmaz- asker cenazelerinde tespih boncuğu gibi dizilip boy göstermesinler.

– Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi, DEM Parti’nin ısrarla kurmaya çalıştığı üçüncü yol siyasetini görünür kılmak içindi. “Biz koltuk, makam, rant için değil, halkın acil ihtiyacı olan demokrasi, adalet, barış için siyaset yapıyoruz” demek içindi. “Hayır, bu değerler benim belediye koltuğumdan kıymetli değil” diyen varsa bundan sonra adaletten, demokrasiden dem vurmasın.

– Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi sıkılı yumrukları açmak, tokalaşmayı hatırlatmak içindi. Bunun kıymetini anlayamayanlar bundan sonra yumruk yediklerinde ah vah etmesinler en azından.

– Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi, en ağır bedelleri ödemesine rağmen demokrasi ve barış demekten vazgeçmeyen Kürt halkının ve DEM Parti’nin samimi, erdemli duruşunun göstergesiydi. Hayatı boyunca tek bir bedel ödemeden oturduğu yerden “kocası için pazarlık yaptı” diyen ahlak yoksunları, en azından bundan sonra biraz olsun ahlaklı olmaya çalışsınlar.

Sonuç olarak; Kürt sorunu, Türkiye’de yaşanan ağır demokrasi ve adalet sorunu, ekonomik sorunlar bizim önceliğimizdir. Bu sorunların çözümü için konuşmak isteyen herkesle konuşuruz, ciddiyet ve samimiyet görürsek bir adıma karşılık iki adım atarız. Bunun için de kimseden ne izin ne de icazet alırız. Hele koltuk kavgasına tutuşmuş olanlara hesap verme gibi bir mecburiyetimiz asla olamaz. DEM Parti de bu özgüvenle hareket etmeli, iktidar partisi dahil ana muhalefet ve diğer tüm partilerle görüşebiliyorsa görüşmeli, ilkeler çerçevesinde ve demokrasinin gelişimi için uzlaşabiliyorsa uzlaşmalıdır. Bizim için 31 Mart seçimlerinden çok, 1 Nisan ve sonrası önemlidir.

31 Mart seçimlerini aşırı derecede önemseyenler de bizim demokrasi, adalet, barış arayışımıza, ciddiyetle yaklaşmalıdırlar. CHP meseleyi sırf 31 Mart’tan ibaret görmemeli, uzun soluklu bir demokrasi mücadelesi ittifakını önemsemelidir. AKP ise seçimsiz geçecek bir dört yılı demokrasiye dönüşün fırsatı olarak ele almalıdır. DEM Parti de her iki parti dahil tüm partilerle görüşebilmeli, kim bu ilkelere bağlı kalacaksa onunla uzlaşma aramalıdır.

Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi bu yönleriyle, DEM Parti dışındaki siyasi aktörlerce doğru değerlendirilmemiştir. Bu nedenle, başka kıymetli arkadaşlarımızla seçim yarışına girileceği anlaşılmaktadır. Oysa biz bu siyasi hamleyi seçimden çok toplumsal barış için önemsiyoruz.

Dolayısıyla toplumsal barış ve demokrasinin gelişmesi açısından diyalog ve müzakere için hiçbir zaman geç kalınmış değildir; tüm partiler birbirleriyle konuşabilmelidir. Herkes, meseleyi bu yönüyle ve serinkanlılıkla tekrar değerlendirmelidir. Biz demokrasiye, özgürlüklere ve barışa hizmet ederiz. Ödediğimiz bedeller başka hiçbir şey için değildir. Ve inanıyorum ki bu değerleri kazanacağız, hayata geçireceğiz. Bunun için irademiz de gücümüz de kararlığımız da var.”

Paylaşın

İmamoğlu, İktidarı ‘Enflasyon’ Üzerinden Hedef Aldı

İktidarı enflasyon üzerinden eleştiren İBB Başkanı İmamoğlu, “İmamoğlu aşağı, İmamoğlu yukarı. İmamoğlu da diyemiyorlar, oy kaybedecekler diye. Soyadımla bile alıp veremediği var adamın. İki defa İmamoğlu dese her deyişinde yüzde 5 oy kaybedecek. Tek derdi İstanbul, yahu sen enflasyonu düzelt. Başka işlerle uğraşmayın” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, İSKİ Ömerli Havzası Çevre Projesi Açılış Törenine katıldı. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; İktidarı enflasyon üzerinden eleştiren İmamoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“İstanbullularla, İstanbul’u konuşmamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Daha önce de yapıtılar. 2019’da iki kere seçim yaptılar. 2023’te genel seçimlerinde yaptılar. Konuyu başka mecralara geçme çabasında olacaklar. Öyle bir noktadalar ki genel seçim yaptıki, yerel seçim yapmayalım deme noktasına kadar gitmeye niyetleri var. Hükümette bizde olsun belediye de bizde olsun. Biz ne dersek o olsun bakış açısındalar.

Biz bu zihniyetin İstanbul’a verecek hiçbir şeyi olmadığını buradan ilan ediyoruz. Onlar İstanbul’dan daha ne alabiliriz derdinler. Biz İstanbul’a daha fazla ne verebiliriz derdindeyiz. İstanbul’a 2019’dan beri biz geçmiş olsun İstanbul’da diyoruz. İstanbul’da israf devri kapanmıştır, bereket devri başlamıştır. Yeniden İstanbul’u kazanabiliriz ümitleri varsa, bir dahaki seçime kadar ne kadar hükümet vakitleri var bilmiyorum ama bu zaman diliminde Melen’i bitirsinler belki o zaman yüzleri olabilirler.

O zaman belki gelip İstanbullulara ‘Bize oy verin’ diyebilirler. Yerel seçim üzerine konuşmalar yapıp İstanbul aşağı İstanb ul yukarı. İmamoğlu aşağı, İmamoğlu yukarı. İmamoğlu da diyemiyorlar, oy kaybedecekler diye. Soyadımla bile alıp veremediği var adamın. İki defa İmamoğlu dese her deyişinde yüzde 5 oy kaybedecek. Tek derdi İstanbul, yahu sen enflasyonu düzelt. Başka işlerle uğraşmayın.”

Paylaşın

Yeniden Refah Partisi: AK Parti’den 2 Büyükşehir Ve 35 İlçe İstedik

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girme kararı alan Yeniden Refah Partisi’nin (YRP), ittifak görüşmeleri yaptığı AK Parti’den iki büyükşehir ve 35 ilçe istediği ortaya çıktı.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanvekili Prof. Dr. Doğan Aydal, TV100’de katıldığı bir programda, AK Parti ile yapılan ittifak görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

AK Parti’den iki büyükşehir ve 35 ilçe istediklerini belirten Doğan Aydal, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bunu ilk telaffuz eden benim. AK Parti’den iki büyükşehir istedik. Kocaeli ve Sakarya. Neden bunu istedik? Rahmetli Erbakan Hocamızın sanayi bölgelerine olan hassasiyetini biliyorsunuz.

Biz de benim özgeçmişime baktığınızda bir sanayi şehrini çok rahatlıkla kalkındıracak birçok Ar-ge’nin başkanıyım aynı zamanda. İlk iki toplantıda bunları Sayın Cumhurbaşkanı’na ileteceklerini ifade ettiler. Devamını getireyim. 35 tane ilçe talep ettik. Çünkü neden? Önlerine grafik olarak koydum. Biz olmadan 76 ilçeyi kazanma şansları yoktu.”

Öte yandan Gazete Duvar’a açıklamalarda bulunan Yeniden Refah Partisi (YRP) İstanbul İl Başkanı Mustafa Doğan, AK Parti ile görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, kendi adaylarını çıkaracaklarını yineledi. Ancak Doğan, “Siyasette 24 saat uzun bir süre. Ne olacağını kestirmek zor” diyerek bir ihtiyat payı da bıraktı.

“Yeniden oturup oturmayacağımızın cevabı bende yok”

Öte yandan Yeniden Refah’la yapılan görüşmeler hakkında bilgi veren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, “4 toplantı yaptık. Nurettin Taş bey, Doğan Ayda hoca ile oturduk. Bu masada her şeyi konuşalım dedik. Bakış açıları farklı olabilir. Konuşuyor olmak çok önemli. Karşı grup konuşuyor mu?” dedi.

Yapılan görüşmelerde konuşulanların ortaya çıkmasına tepki gösteren Yavuz, “Orada konuşulanların dışarıya saçılmasını doğru bulmuyoruz. Doğan hocam birkaç açıklama yaptı. Aradım ben böyle demedim ki dedim. Ben ne dediğimi biliyorum. Her bilgiyi açıklamak durumunda değiliz. Biz bir şeyi açıklıyorsak doğru açıklarız. Bir problem yok” diye konuştu.

Yavuz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “1 Şubat’ta oturduk. 5 Şubat’a kadar karşılıklı tekliflerde bulunduk. Bir kısım belediyelerde tekliflerde bulundular. Biz sadece meclis üyesi ile sınırlı tekliflerde bulunmadık. Yeniden oturup oturmayacağımızın cevabı bende yok. Bizim tekrar konuşuruz dediğimiz noktada cumartesi günü açıklama yaptılar. Masada Kocaeli ve Malatya’nın ismi geçti. Ama Sakarya’nın ismi geçmedi. Ben her şeyi not alan bir adamım. Karşılıklı bir müzakere yürüttük.”

Paylaşın