Bahçeli’nin Gündemi Anayasa Mahkemesi: Kapatılsın

Partisinin 55. Yıldönümü Kutlama Programı’nda konuşan MHP Lideri Bahçeli, “Anayasa Mahkemesi adalet ve hukuk ilkelerine savaş açmıştır. AYM haini haklı görmüş utanmadan sıkılmadan hala AYM kararlarının 153. maddesi sebebiyle hak ihlali kararı vermiştir” dedi ve ekledi:

“Bay Zühtü senin ve bir kısım arkadaşının hak ihlali kararı verdiği alçak, hem polislerimize hem de vatandaşlarımıza saldırdı. Bir vatandaşımızın ölmesine de neden oldu. Hak ihlali kararlarıyla Tür Milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik ve tarihsel haklarına ölümcül darbeler vurduğunuzu ne zaman ve daha neyin olması sonucunda görecek ve anlayacaksınız.”

Bahçeli, konuşmasının devamında, “AYM artık milli güvenlik sorunudur. Böyle gidemez. Böyle bir mahkeme yapısı Türkiye’de yüksek yargı organları arasında yer almamalıdır. Kaos üretim merkezi olduğunu teyit edem AYM ya kapatılmalı ya da yeni baştan yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin 55. Yıldönümü Kutlama Programı’nda konuştu. Bahçeli’nin konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bugünkü heyecanımıza ortak olan vatandaşlarımızı, sadece kulağını değil kalbini de bize çevirmiş bütün kardeşlerimizi selamlıyorum. Gazze’den Gazne’ye, Bakü’den Bişkek’e, Kerkük’ten Kırım’a, Kıbrıs’tan Kudüs’e, Türk ve İslam değerlerinin yaşatıldığı her yere selamlarımı gönderiyorum.

Bugün MHP’nin 55. kuruluş yıl dönümüdür. Hayırlı uğurlu olsun inşallah. Nice başarılara, yüz yıllara vesile olsun inşallah. Bahtiyarız, 55 yıllık birikimle siyasi olgunluğa vasıl olduk. Zamanlar üstü mirasa her zaman bağlı kaldık. İlk günkü kararlılıkla 55 yıllık maziyi kucaklayıp ezelden evele coşkun nehirler gibi akıyoruz.

Sabrettik, sebat ettik; çıktığımız seferde desteği milletten zaferi Allah’tan diledik. Her yılı bir asra bedel 55 senede ilkelerimizden, vatan sevgimizden ödün vermedik. Kimi zaman pusu kurdular karanlık köşe başlarında, kimi zaman fitne saçtılar; tuzaklar kurdular, çok şükür yine de geri dönmedik yolumuzdan. Kan bağışladık ülkümüze, ömür bahşettik milletimize.

Aziz dava arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Elleri öpülesi ecdadımız başta olmak üzere, Atatürk’ten Fevzi Çakmak’a, Kurucu Genel Başkan’ımız Alparslan Türkeş’e kadar yüksek şahsiyetlere cenabı Allah’tan rahmet diliyorum, hatıraları önünde eğiliyorum. Candan geçen, serden geçen, bir hilal uğruna hayatlarından vazgeçen kahraman şehitlerimizi hürmetle, minnetle anıyorum. Taş medreseli gazilerimize sağlıklı ömürler temenni ediyorum.

55. yıl dönümümüzdeki bugünkü anma ve kutlama törenine hepiniz hoş geldiniz. Her biriniz şerefler verdiniz. MHP 55 yıldır milli ve manevi değerleri esas alarak siyasi ve sosyal hayatın temsilcisi olmuştur. Yaşa ve yaşat anlayışı milliyetçiliğimizin manevi temelidir. Tam bağımsız ve lider ülke Türkiye’nin tarih sahnesinde yerini alması için üzerimize ne düşüyorsa yapacağız.

Süper güç Türkiye inşasını uzun vadeli stratejik hedef olarak görüyoruz. Cumhuriyetin yeni yüz yılına tüm inancımızla çalışıyoruz. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile Türkiye’nin küresel güç mertebesine hızla çıkacaktır. Yeni hükümet sistemi ile lider ülke Türkiye olacak.

Gazze’de katledilen insanlar küresel toplumun aciz halini gözler önüne sermiştir. Hazırladığımız insanlığın huzur projesi ile huzurun hürriyet gibi bir insan hakkı olduğu belgelendi. Türk dünyası ekseninde yeşeren ümitlerin her alana yayılarak kutlu dilek gibi Türk birliğinin bu yüzyılda gerçekleşeceğini ön görüyoruz; devir artık Türk devridir. Türk devri adaletin, barışın, huzurun, istikrarın cazibe merkezidir.

Hedefimiz, Türkiye’nin oyuncu kurucu vasfı ile dünyanın barışına katkı vermesidir. Tükenmeyen enerji ile faaliyetlerimizi yoğunlaştıracağız. Güçlü MHP güçlü Türkiye demektir. Gelen Türk asrıdır, geleceğin gücü Türkiye Cumhuriyeti’dir.

MHP Türk siyasetinin ve Türk milletinin inci koleksiyonu, istiklal kolcusu, iftihar kutbudur. Türk’ün kaderi neyse MHP’nin kaderi de aynısıdır. MHP köklü yapısı ile, milli gönüllerde taht kurmuştur. Başkalaşmadan direndik. Değişimi inkar etmedik, ama kontrolsüz değişim rüzgarına karşı tedbiri elden bırakmadık. Hain çevrelerin uykularını kaçırdık.

Bin yıllık kardeşliğimizi zaafa düşürmek için oyun kuranlara göz açtırmadık. Halkımız ne diyorsa onu söyledik. Hakikat neyi vaat ediyorsa onunla sözleştik. Tarafımızı insanlıktan yana belirledik. 17 Mart 2024 tarihinde yapacağımız 14. Olağan Kurultay’ımızdır. Kurultayımızda güçlendirilmiş kadrolarımızla olacağız. Aşılması gereken ikinci siyasi adım ise, Cumhuriyet Halk Partisi’nden bir yol olmayacağı anlaşılmıştır.

Bugünkü CHP, DEM’lenmekle kalmamış, kriz ve kargaşaya düşmüş kapanın elinde kalan bir parti hüviyetine bürünmüştür. Çağlayan Adliyesi’ne saldıran DHKP/C’li iki teröristin kimler tarafından savunulduğu, bu alçaklardan biri cezaevindeyken yazdığı mektubu hangi CHP’linin okuduğu deşifre olmuştur.

“AYM artık milli güvenlik sorunudur”

Anayasa Mahkemesi adalet ve hukuk ilkelerine savaş açmıştır. AYM haini haklı görmüş utanmadan sıkılmadan hala AYM kararlarının 153. maddesi sebebiyle hak ihlali kararı vermiştir.

Bay Zühtü senin ve bir kısım arkadaşının hak ihlali kararı verdiği alçak, hem polislerimize hem de vatandaşlarımıza saldırdı. Bir vatandaşımızın ölmesine de neden oldu. Hak ihlali kararlarıyla Tür Milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik ve tarihsel haklarına ölümcül darbeler vurduğunuzu ne zaman ve daha neyin olması sonucunda görecek ve anlayacaksınız.

AYM artık milli güvenlik sorunudur. Böyle gidemez. Böyle bir mahkeme yapısı Türkiye’de yüksek yargı organları arasında yer almamalıdır. Kaos üretim merkezi olduğunu teyit edem AYM ya kapatılmalı ya da yeni baştan yapılmalıdır.

Teröriste hak ihlali veren mahkeme Türk milletinin mahkemesi olamaz, buna da adalet denemez. MHP hukuk sınırlarına bağlı kalarak yürütmüştür. Haklıydık ama hakkımız yendi ama yine de devlete bir şey demedik.

AYM adalet ve hukuka cephe açtı. Yeminli Türkiye düşmanları faaldir ülkemize operasyon çekilmektedir. CHP’nin yeni adresi Kandil’dir. DEM’lenmiş CHP’nin AYM’yi mevzi yapmasını, dış bağlantılı operasyon olarak değerlendiriyoruz. Yeminli Türkiye düşmanları faaldir. Ülkemize operasyon çekilmektedir.

31 Mart’ta Türk milleti dış bağlantıların maşalarına hesap soracak. CHP’nin yeni adresi Kandil’dir. Özgür bey erkenden havlu atmış, nihayet çuvallamıştır. Cumhur ittifakı vatana sahip çıkacak, istiklale sahip çıkacaktır. 1 Nisan’da demlenen değil devleşmiş bir Türkiye’ye uyanacağız. Ayrılmadan ayrışmadan canla başla Türkiye için çalışacağız.”

Paylaşın

DEM Parti, İstanbul Yarışına Meral Danış Beştaş Ve Murat Çepni İle Katılıyor

DEM Parti, 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde sonucu en çok merak edilen İstanbul’da adaylarının Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni olduğunu açıkladı. Açıklama parti sözcüsü Ayşegül Doğan tarafından yapıldı.

Haber Merkezi / İstanbul’da mevcut belediye başkanı ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu ile AK Parti’nin adayı Murat Kurum’un adı öne çıkıyor.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin seçim hazırlıklarına ilişkin bilgi verdi ve güncel gelişmeleri değerlendirdi. Doğan şunları söyledi:

“Kıymetli ilgilerini ve dikkatlerini bize çevirenleri, DEM Parti adına tek tek sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Cizre’den geliyorum, ayağımın tozuyla karşınızdayım. 1 Şubat’tan bu yana Kars ve Van’dan başlayarak ilerleyen Özgürlük Yürüyüşü bugün 9’uncu gününde. Yeni duraklarda devam ediyor, çok coşkulu ve heyecanlı buluşmalar ve karşılamalarla devam ediyor. Özgürlük Yürüyüşü eşitlik, özgürlük, adalet ve barış talebi ile 15 Şubat’a kadar devam edecek. Buradan Özgürlük Yürüyüşçülerine azimleri, kararlılıkları ve yarattıkları umut için DEM Parti adına en sıcak selamlarımızı gönderiyorum.

Tecrit sadece İmralı Adası’nda veya hapishanelerde değil; ne yazık ki çoğumuzun hayatında. İşte bu yüzden tecrit her yerde diyoruz. İtiraz hakkımız, adalet talebimiz, ifade ve düşünce özgürlüğümüz kuşatılmış vaziyette. Bu yüzden tecrit her yerde. Tecrit bir kartopu gibi büyüyerek ne yazık ki Türkiye’yi rehin alıyor. Kartopu büyüyor, çünkü ülkenin her bireyine tek tek yeni bir yaşam biçimi ve formu dayatıyor. İşte buna karşı yürüyen Özgürlük Yürüyüşçülerine buradan selam olsun.

“Hesap soracağız, helalleşmeyeceğiz”

Hatay’da, Adıyaman’da, Maraş’ta büyük yıkımın yarattığı acılara rağmen itirazlarını, isyanlarını ve seslerini yükselten herkese, tüm acılı depremzedelere bir kez de yalnız olmadıklarını söylüyoruz. Yaşananlar, bizlere bu acıları reva görenler, gördürmeye devam edenler unutulmayacak, unutturulmayacak. Mutlaka takipçisi olacağız. Hesap soracağız, helalleşmeyeceğiz. Bunun da ayrıca bilinmesini istiyoruz. Toplumsal talepleri, önerileri, itiraz ve isyanları en çok duyan parti olarak birlikte hesap soracağız, birlikte affetmeyeceğiz ve birlikte helalleşmeyeceğiz. Türkiye’de hangi koşullarda ve nasıl yerel seçimlere hazırlandığımızı, işte bu acı olayları da yaşananları da her açıklamamızda hatırlatarak başlıyoruz. Basın toplantımızın bir gündemi de yerel seçimler.

Geçen hafta toplanan Merkez Yürütme Kurulumuz sonrası aldığımız kararları da sizlerle paylaşmıştım. O gün de hatırlamıştım, bugün de hatırlatmak istiyorum. Parti olarak aldığımız tüm kararlarda, Türkiye’nin çok çeşitli yerlerinde yaptığımız çeşitli buluşmalar, halk buluşmaları ve toplantılardaki talepler, eleştiriler ve öneriler belirleyici oldu.

Merkezi Seçim Koordinasyonu çalışmalarımız netleştikçe aşama aşama sizlerle paylaşıyoruz, paylaşmaya da devam edeceğiz. Yeni bir aşamadayız bugün itibariyle. Gelinen aşamada ön seçim, eğilim yoklaması ve kent uzlaşısı kapsamında belirlenen seçim bölgelerini ve adaylarımızı açıklamaya devam ediyoruz. Kent uzlaşısı hem ön seçimi hem eğilim yoklamasını hem de çeşitli yan yana gelişleri kapsayan ve bizim 2024 31 Martı’na hazırlanırken hazırlıklarımızı sürdürdüğümüz bir çerçeve. Adaylarımız il il şöyle:

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Ayşe Serra Bucak Küçük – Doğan Hatun
Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Devrim Demir – Ahmet Türk
Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Neslihan Şedal – Abdullah Zeydan

Bursa Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Kasım Yıldırım – Bilmez Erboğa
Antalya Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Kemal Bülbül – Nesibe Bahadır
Eskişehir Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Gamze Toprak – Suat Başaraner
Denizli Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Cevahir Kayar – Hanifi Yıldırım
Sakarya Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Engin Güleser – Emine Melis Tantan

Konya Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Gülbahar Gündüz – Bülent Kılıç
Samsun Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: İnci Aydın – Hasan İlten
Ordu Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Zeynep Toptaş Yılmaz – Necmettin Durmuş
Trabzon Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Leyla Üzüm – Samedin Gündoğan
Kayseri Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı: Remziye Erener – İhsan Sarıyar

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Fatma Şıkyürek – Ali Ardıç
Malatya Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Sevim Şimşek Bayram – Abdulvahap Ekim
Ağrı Belediye Eşbaşkan adayları: Hazal Aras – Memet Akkuş
Batman Belediye Eşbaşkan adayları: Gülüstan Sönük – Mehdi Öztüzün
Bitlis Belediye Eşbaşkan adayları: Sümeye Kızıltepe – Enver Barin

Hakkari Belediye Eşbaşkan adayları: Viyan Tekce – Mehmet Sıddık Akış
Iğdır Belediye Eşbaşkan adayları: Nejla Kum – Mehmet Nuri Güneş
Kars Belediye Eşbaşkan adayları: Arzu Savaş Derman – Kenan Karahancı
Siirt Belediye Eşbaşkan adayları: Safiye Alağaş – Mehmet Kaysi
Bolu Belediye Eşbaşkan adayları: Birsen Baş – Veli Saçılık

Yalova Belediye Eşbaşkan adayları: Songül Hacıoğlu Dağ – Cengiz Topbaşlı
Çanakkale Belediye Eşbaşkan adayları: Canan Aytaç – Çetin Avcı
Sivas Belediye Eşbaşkan adayları: Semiha Şahin – Cemal Pir
Erzincan Belediye Eşbaşkan adayları: Elmast Tolmaç – Birhat Onuk
Uşak Belediye Eşbaşkan adayları: Azize Karadağ – Ahmet Ak

Artvin Belediye Eşbaşkan adayları: Fatma Biçer – Levent Serhan
Edirne Belediye Eşbaşkan adayları: Aylin Hacaloğlu – Mevlüt Aykoç
Giresun Belediye Eşbaşkan adayları: Feride Kızgit – Ümit Bozan
Kırıkkale Belediye Eşbaşkan adayları: Şehmiran Güneş – Razi Taşkın
Kırklareli Belediye Eşbaşkan adayları: Arzu Fırat – Adnan Aydın

Kırşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Kadriye Turan – Cemil Akkaş
Yozgat Belediye Eşbaşkan adayları: Merve Eylül Bütün – Bager Aşkın
Zonguldak Belediye Eşbaşkan adayları: Çağla Özgençtürk – İbrahim Nebioğlu
Tokat Belediye Eşbaşkan adayları: Dilber Demir – Reşat Yıldız
Sinop Belediye Eşbaşkan adayları: Filiz Yalçın – Erol Aydemir

Rize Belediye Eşbaşkan adayları: Nurettin Aydın – Semanur Akar
Niğde Belediye Eşbaşkan adayları: Başak Caner Aktaş – Hacı Zırığ
Nevşehir Belediye Eşbaşkan adayları: Helin Elif Geyik – Erdem Eren Bektaş
Kütahya Belediye Eşbaşkan adayları: Sibel Temel – Hakan Etemoğlu
Kastamonu Belediye Eşbaşkan adayları: Hatice Uçar – Yakup Akyol

Gümüşhane Belediye Eşbaşkan adayları: Gülşen Işık – Abdulsamed Gültekin
Çankırı Belediye Eşbaşkan adayları: Azize Akoğlu – Veysel Yıldırım
Burdur Belediye Eşbaşkan adayları: Fatma Arslan – Tamer Kaş
Bayburt Belediye Eşbaşkan adayları: Tülay Kılınç – Recep Özmen
Bartın Belediye Eşbaşkan adayları: Leyla Danış – Kemal Eroğlu

Bilecik Belediye Eşbaşkan adayları: Züleyha Çengel – Ömer Ege
Karabük Belediye Eşbaşkan adayları: Emine Kaya – Adnan Aksu
Isparta Belediye Eşbaşkan adayları: Meral Karakuş – Nizam Aktepe
Afyonkarahisar Belediye Eşbaşkan adayları: Zehra Yalçın – Sezer Erikli
Amasya Belediye Eşbaşkan adayları: Güvercin Ünaldı – Reşit Güneç

Düzce Belediye Eşbaşkan adayları: Ayfer Fatma Çelik – Zabit Vurdu
Aksaray Belediye Eşbaşkan adayları: Hanife Gedik Başer – Azad Demirağ
Akdeniz Belediye Eşbaşkan adayları: Hoşyar Sarıyıldız – Nuriye Arslan
Cihanbeyli Belediye Eşbaşkan adayları: Eylül Yaylacı – Hasan Ateşci
Kulu Belediye Eşbaşkan adayları: Ayşe Özdemir – Bekir Karakurt

Vakit geldi, İstanbul diyorsunuz bekliyorsunuz. İstanbul’u açıklamadan önce parti olarak bazı açıklamalar yapmak istiyoruz. Tüm bu kararları halk oylamaları, ön seçim ve eğilim yoklamasıyla aldık dedik. Ama bizi bu sürece getiren bazı hatırlatmalar da yaptık. Yüzlerce halk buluşması dedik. Alanlardayız, meydanlardayız dedik. DEM Parti çatısı altında yan yana gelen demokrasi güçleriyle birlikte alıyoruz bu kararları dedik. Amacımız o güçleri çoğaltmak, bu sesleri ve yan yana gelişleri daha da büyütmek dedik en başından beri.

İstanbul’u açıklamadan önce size yine bir hatırlatma yapmak istiyorum. 4 Aralık’ta burada MYK’da çıkan eğilimi açıkladığımızda; yani Türkiye’nin her yerinde seçime kendi adaylarımızla girme eğilimini açıkladığımızda bunu Parti Meclisine götüreceğimizi açıklamıştık. PM’de bu öneriler değerlendildi, ardından bir yazılı açıklama yapıldı. DEM Parti olarak bu açıklamadan sonraki tartışmaları, analizleri, yorumları, değerlendirmeleri bizler de izliyoruz. Gelinen aşamada bu açıklamadan bazı hatırlatmalar yapma ihtiyacı hissettik. O gün vereceğimiz kararlar ve kuracağımız stratejik denklemlerle bütün Türkiye halklarımıza kazandıracağız dedik.

Parti Meclisi toplantısından sonra, yerel seçimlere ilişkin stratejimizin ve bu kapsamda neler yapacağımızın maddelendirildiği bir metin paylaşıldı kamuoyuyla. Metni hatırlamayanlar için tekrar ben metinden bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum geldiğimiz aşamanın daha net ve anlaşılır olması için.

“Her bağımsız siyasi partinin yapacağı gibi yerel yönetim seçimlerinde kendi adaylarımız ve listelerimizle kent yönetimlerinde yer alma eğilimimiz, Parti Meclisi toplantımızda yapılan tartışmalarla daha fazla güçlenmiştir. Parti Meclisimiz partimizin tüm kurullarıyla kapsayıcı, katılımcı, şeffaf ve demokratik aday olma süreçlerini yerel seçimlerin hazırlık çalışmalarının önemli bir aşaması olduğunu vurgulamış ve sürecin bir demokrasi şölenine dönüşmesinin önemine vurgu yapmıştır. (Aynen bunu uygulamaya çalıştık.) Ayrıca PM’de ortaya çıkan irade önümüzdeki seçimlerde sadece bir başarıyı değil büyük bir zaferi getirecektir. Biz kazanınca bu ülkenin emekçileri, ezilenleri, dışlananları, yok sayılanları kazanacak, kentler kazanacak.”

Yine metinde kadın özgürlükçü, halkçı, demokratik yerel yerel yönetimler anlayışımızın özellikle altı çizilmiş oldu. Çok önem verdiğimiz bir başka açıklamayı hatırlatmak istiyorum. İdeolojik, politik, siyasi duruşumuz ve dilimizle ne statükocu ne de restorasyoncu çizgiye benziyoruz.

Yol temel stratejik hattımızdır

Demokrasi, barış, özgürlük ve adalet değerlerini üretecek 3. Yol stratejisi temel hattımızdır. DEM Parti kendisini mücadele ve müzakere partisi olarak görmektedir. Bu yol sadece seçimde kazanım elde etme yolu değildir; bu yol aynı zamanda Kürt sorununun demokratik çözümünün yoludur. Bu yol kayyım gasplarına karşı halk iradesine sahip çıkma, yolsuzluk ve çürümüşlüğe karış halkın aşına, yaşamına ve özgürlüğüne sahip çıkma yoludur. Bunu bugün neden hatırlatma ihtiyacı hissettik? Çünkü tartışmalar bazen dünden, olanlardan, bugüne kadar kat edilen yollardan bağımsız ele alınabiliyor. Küçük bir katkımız olsun istedik böyle bir hatırlatmayla.

İstanbul Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adaylarımız Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni. Kendilerine başarılar diliyoruz. Diğer tüm belediye eş başkan adaylarımıza, il ve ilçe örgütlerimize, bizimle yol büyüyen yürümeye devam eden herkese teşekkürler. İstanbul’a DEM geliyor, artık tam zamanıdır diyoruz.

DEM Partililer, halklar demokrasi ve özgürlükler için birlikte yan yana, el ele ve omuz omuza mücadele ediyor. Sorumluluğumuzun farkındayız. Çabamız buna layık olmak içindir. Sürecin başından bu yana kararlı ve ısrarlı bir biçimde, hiçbir gelgit yaşamadan bu ülke yurttaşlarının yani hepimizin kazanacağı tüm seçenekler değerlendirildi. İddialıyız; DEM gelir, devran döner diyoruz. Kaybettirmek ya da kazandırmak için değil kazanmak için iddialıyız. Kaybettirmek ya da kazandırmak seçeneklerine sıkıştırılamayacak kadar tecrübeli ve güçlü bir siyasal hareketiz. Dün de öyleydik, bugün de öyleyiz. Kararlarımızı kimilerine rest ya da kimilerine jest olsun diye almıyoruz.

Dolayısıyla kimseye rest çekmiyor, kimseye de jest yapmıyoruz. Her şey oldukça açık ve son derece ilkeli ve şeffaf bir biçimde ortaya konuyor. Mücadele ve müzakere partisi olduğumuz gerçeğini hatırlatıyoruz. Siyaset halklar için eşitlik, adalet, özgürlük, refah ve daha iyi koşulların oluşması amacıyla yapılır. Diğer partiler kendilerine daha iyi hissetsin diye ya da daha kötü hissetsin diye değil. Bizim amacımız bu değil. Biz algı operasyonları ile yönlendirilebilecek bir parti değiliz. Gözü kulağı, gönlü bizimle olanlarla olmayanları ayırt edecek kadar büyük bir deneyimden ve ağır bedellerden süzülüp gelen bir hareketiz. Bunları ayırt edecek gücümüzün olduğunun bilinmesini isterim.”

Paylaşın

Erdoğan, CHP’li Belediyeleri Hedef Aldı

Partisinin Antalya aday tanıtım toplantısında konuşan Erdoğan, “Bir önceki seçimde iş başına gelen CHP zihniyetinin ideolojik esareti altında boğulan, tüm umutları tükenen şehirlerimizi çok kısa sürede yaşanabilir hala getirdik” dedi ve ekledi:

“İstnabul ve Ankara başta olmak üzere bizim hizmet ve eser siyasetimizle taşınan şehirlerimiz. Çeyrek asır boyunca adeta altın devirlerini yaşadı. İstanbul harap oldu, Ankara harap oldu. İzmir zaten berbat. Antalya zaten harap oldu.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “CHP’nin elindeki belediyelerimizi gerçek belediyecilik anlayışıyla tekrar buluşturmakta kararlıyız. Şehirlerimizi kişisel kariyer peşinde dolaşanlara bırakamayız. İnşallah 31 Mart’ta Antalya Cumhur İttifakı ile yeni bir döneme yelken açacak. Buna hazır mıyız?” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Expo Fuar Alanı’nda AK Parti Antalya İlçe Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Daha önce mahalli idarelerde hiç görülmemiş hizmetleri vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Şehirlerimizin nüfusunun çoğalmasıyla birlikte insanlarımızın belediyelerden beklentileri de değişti.

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu değişimi karşılamanın çabasındayız. Aziz milletimize daha iyi hizmet etmek için sadece kadrolarımızı değil belediyecilik vizyonumuzu da değiştirdik. 30 yıllık zengin tecrübemizi iktidardaki çalışmalarımızla yoğurduk.

“Antalya, Cumhur İttifakı ile yeni bir döneme yelken açacak”

CHP şehirlerimize irtifa kaybettirdi. İstanbul harap oldu, Ankara harap oldu. İzmir zaten berbat. Antalya zaten harap oldu. CHP’nin elindeki belediyelerimizi gerçek belediyecilik anlayışıyla tekrar buluşturmakta kararlıyız. Şehirlerimizi iş yapmak, milletin sıkıntılarına çözüm bulmak yerine şov yapan, kişisel kariyer peşinde koşan muhterislerin insafına bırakamayız. İnşallah 31 Mart’ta Antalya Cumhur İttifakı ile yeni bir döneme yelken açacak. Buna hazır mıyız?

Antalya’da doğru dürüst bir havalimanımız bile yoktu. Bugünkü havalimanını kimler hazırladı? Ülkemiz genelinde 2024 turizm hedefimiz de 60 milyon ziyaretçi, 60 milyar dolar turizm geliridir.

CHP yöneticilerinin gündeminde ne ülkenin meseleleri ne milletin sıkıntıları var. İnsanlığın hangi sınamalarla karşılaştığından haberleri bile yok. Kimin adamının nerede aday gösterileceğinden başka meseleleri yok. Bunlar çantada keklik olarak gördükleri belediyeler için adete meydan muhaberesi yaşıyorlar. Biz bay Kemal ile en azından siyasi bir mücadele yürütüyorduk. Özgür Özel’in ise sesi çıkmıyor. İşte bay Kemal’i Ankara’da bir köşeye hapsettiler.

“Bizim milletimize kazandıracak daha çok hizmetimiz olacak”

CHP bir alacakaranlık siyasetinin içine girmiş durumdadır. Bu siyasetlerini ülkeye bulaştırmalarına izin veremeyiz. Demokrasinin önemli bir unsuru olan muhalefetin bu durumu içimizi acıtıyor. Önümüzdeki seçimler şehirlerimizin gerçek belediyecilikle buluşması dışında CHP’de de taşların yerine oturmasını sağlayacak. Bizim de milletimize kazandıracak daha çok hizmetimiz olacak.

Antalya’yı hak ettiği eser ve hizmetlerle buluşturup en üst lige taşıyacağız. Birlikten güç doğar. Bu inançla gece gündüz demeden koşturacağız. “

Paylaşın

AK Parti’den Yeniden Refah Partisi’ne Sitem!

Yeniden Refah Partisi ile yapılan görüşmeler hakkında bilgi veren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, “4 toplantı yaptık. Nurettin Taş bey, Doğan Ayda hoca ile oturduk. Bu masada her şeyi konuşalım dedik. Bakış açıları farklı olabilir. Konuşuyor olmak çok önemli. Karşı grup konuşuyor mu?” dedi.

Yapılan görüşmelerde konuşulanların ortaya çıkmasına tepki gösteren Yavuz, “Orada konuşulanların dışarıya saçılmasını doğru bulmuyoruz. Doğan hocam birkaç açıklama yaptı. Aradım ben böyle demedim ki dedim. Ben ne dediğimi biliyorum. Her bilgiyi açıklamak durumunda değiliz. Biz bir şeyi açıklıyorsak doğru açıklarız. Bir problem yok” dedi ve ekledi:

“1 Şubat’ta oturduk. 5 Şubat’a kadar karşılıklı tekliflerde bulunduk. Bir kısım belediyelerde tekliflerde bulundular. Biz sadece meclis üyesi ile sınırlı tekliflerde bulunmadık. Yeniden oturup oturmayacağımızın cevabı bende yok. Bizim tekrar konuşuruz dediğimiz noktada cumartesi günü açıklama yaptılar. Masada Kocaeli ve Malatya’nın ismi geçti. Ama Sakarya’nın ismi geçmedi. Ben her şeyi not alan bir adamım. Karşılıklı bir müzakere yürüttük.”

AK Parti Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlere işbirliğine dair diğer partilerle yapılan görüşmelere ilişkin açıklamada bulundu. CNN Türk’e konuk olan Yavuz, yerel seçim sürecinde MHP, BBP, HÜDA PAR ve Yeniden Refah’la görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktardı.

MHP ve BBP ile gerçekleştirilen görüşmelerin iyi geçtiğini aktaran Yavuz, söz konusu toplantılara ilişkin şöyle konuştu:

“MHP ile 13 toplantı yaparak süreç işlettik. Toplantılar ilkelere ayrıldı. Meclis üyesini nasıl belirleyeceğimiz de konuştuk. Nerede ittifak yapacaksak 2019’daki o zemin üzerinden hareket edeceğiz. MHP’nin aldığı oy, bizim aldığımız oy belli. İnce işçilik ortaya çıkartacağız. Zemin belli anlaştık biz. AK Parti ve MHP’nin birlikteliğini önemsiyorum. Çok bereketli işlere imza attığımızı düşünüyorum.

BBP ile benzer bir işbirliği yapmıştık. BBP ile 7 toplantıyı yaptık. BBP büyükşehirlerde AK Parti’ye destek vereceğini açıkladı. İyi gitmeyen bir şey olduğunu düşünmüyorum.”

Ali İhsan Yavuz, Mayıs 2023’te gerçekleştirilen cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde ittifak yaptıkları ve kendi listelerinden yer vererek 4 adaylarını Meclis’e soktukları HÜDA PAR’la da görüştüklerini açıkladı. Yavuz’un açıklamasına göre; AKP, Hizbullah’la olan bağlantısı nedeniyle sıkça gündeme gelen HÜDA PAR’la 6 defa görüşme gerçekleştirdi.

Yavuz konuya dair, “HÜDA PAR ile 6 toplantı yaptık. İcap ettiğinde tekrar bir toplantı yaparız. Çok net bir çerçeve yakalayamadık. Kendi adaylarını çıkarıyorlar diye biliyorum” dedi.

Uzun süredir Yeniden Refah Partisi ile devam eden ve geçtiğimiz günlerde tıkanan ittifak pazarlıklarına da değinen Yavuz, Yeniden Refah’la yaptıkları toplantıları dair şu ifadeleri kullandı: “Yeniden Refah Partisi ile 4 toplantı yaptık. Nurettin Taş bey, Doğan Aydal hoca ile oturduk. Bu masada her şeyi konuşalım dedik. Bakış açıları farklı olabilir. Konuşuyor olmak çok önemli. Karşı gurup konuşuyor mu?

Orada konuşulanların dışarıya saçılmasını doğru bulmuyoruz. Doğan hocam birkaç açıklama yaptı. Aradım ben böyle demedim ki dedim. Ben ne dediğimi biliyorum. Her bilgiyi açıklamak durumunda değiliz. Biz bir şeyi açıklıyorsak doğru açıklarız. Bir problem yok.

1 Şubat’ta oturduk. 5 Şubat’a kadar karşılıklı tekliflerde bulunduk. Bir kısım belediyelerde tekliflerde bulundular. Bizim sadece meclis üyesi ile sınırlı tekliflerde bulunmadık. Yeniden oturup oturmayacağımızın cevabı bende yok. Masada Sakarya’nın adının geçtiğini hatırlamıyorum. Ben her şeyi not alırım. Karşılıklı müzakere yürüttük. Başta konuştuklarımız var. Ben AK Parti’nin tavrını ortaya koymaya çalıştım.”

“AK Parti’den iki büyükşehir istedik”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanvekili Prof. Dr. Doğan Aydal, TV100’de katıldığı bir programda, AK Parti ile yapılan ittifak görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

AK Parti’den iki büyükşehir ve 35 ilçe istediklerini belirten Doğan Aydal, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bunu ilk telaffuz eden benim. AK Parti’den iki büyükşehir istedik. Kocaeli ve Sakarya. Neden bunu istedik? Rahmetli Erbakan Hocamızın sanayi bölgelerine olan hassasiyetini biliyorsunuz.

Biz de benim özgeçmişime baktığınızda bir sanayi şehrini çok rahatlıkla kalkındıracak birçok Ar-ge’nin başkanıyım aynı zamanda. İlk iki toplantıda bunları Sayın Cumhurbaşkanı’na ileteceklerini ifade ettiler. Devamını getireyim. 35 tane ilçe talep ettik. Çünkü neden? Önlerine grafik olarak koydum. Biz olmadan 76 ilçeyi kazanma şansları yoktu.”

Öte yandan Gazete Duvar’a açıklamalarda bulunan Yeniden Refah Partisi (YRP) İstanbul İl Başkanı Mustafa Doğan, AK Parti ile görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, kendi adaylarını çıkaracaklarını yineledi. Ancak Doğan, “Siyasette 24 saat uzun bir süre. Ne olacağını kestirmek zor” diyerek bir ihtiyat payı da bıraktı.

Paylaşın

Demirtaş’tan Aylar Sonra Yazılı Açıklama: Kirlenmemiş Şeyler Uğruna

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Kirlenmemiş Şeyler Uğruna” başlığıyla yazdığı yazıda, Başak Demirtaş’ın İstanbul adaylığı sürecinde yaşananları değerlendirdi.

Haber Merkezi / Başak Demirtaş’ın sosyal medya hesabından yayınlanan yazıda Selahattin Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:

Halkın yararına, yoksulların, emekçilerin, ezilenlerin yararına siyaset yapmıyorsanız yaptığınız şey siyaset değil, ‘ucuz kasaba tüccarlığıdır.’ Şu son yirmi günde yaşanan tartışmalara bile bakarak maalesef ki şu tespiti rahatlıkla yapabiliriz; Türkiye’de artık siyaset değil ‘tüccarlık’ yapılıyor. Yaptığımız her siyasi hamlenin altında illaki bir hinlik, bir cinlik arayanlar herkesi kendileri gibi zannediyor. Kimsenin aklına, erdemli bir amaç için siyasi hamle yapılmış olabileceği gelmiyor. Çok yazık, çok üzücü ama siyasi partiler birer koltuk, makam, rant elde etme mekanizmasına dönüştü.

O nedenle Başak Demirtaş’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adaylığını da Dem Parti’nin üçüncü yol çabalarını da anlamıyor, anlayamıyorlar. Herkesin aklına ilk olarak mutlaka kirli bir pazarlık yapılmış olma ihtimali geliyor ama kimse demokrasi ve barışın gelişmesi için insanların siyaset yapabileceğini düşünmüyor. Çünkü hakim siyaset yapma biçimi “çıkar siyaseti” oldu, değerler siyaseti artık unutuldu. Bunun çok hazin ve vahim bir durum olduğunun ne kadar farkındasınız bilmiyorum ama bu toplumsal çöküş, önümüzdeki yılların çoktan kaybedildiğini gösteriyor, eğer şimdiden müdahale etmezsek.

“Bizimle ilgili bunca spekülasyon yapılırken susmak da olmazdı”

Mahkemelerdeki savunmalarım dışında uzun süredir konuşmuyordum, konuşmaya niyetim de yoktu. Fakat bizim dışımızda ama bizimle ilgili bunca spekülasyon yapılırken susmak da olmazdı. Her spekülasyonu, her yalanı ve iftirayı ciddiye alıp her birine tek tek cevap verecek değilim. Sadece söylemem gerekenleri söyleyip tekrar yerime çekileyim.

Lafı hiç dolandırmadan, madde madde anlatayım.

– DEM Parti ile AKP arasında bir görüşme trafiği var mı bilmiyorum. Ama eğer yoksa bu, iki parti için de büyük bir eksikliktir. Tüm partiler ülkenin, toplumun sorunlarının çözümü için görüşebilmelidir, konuşabilmelidir. Bu son derece meşrudur, hatta geldiğimiz süreç itibarıyla bir görev, bir sorumluluktur.

– DEM Parti ile CHP arasında basına da yansıyan görüşmeler oldu. Çok daha fazla görüşmeliler, konuşmalılar. Aynı şekilde diğer tüm partiler de birbirleriyle konuşabilmelidir. Bunun aksini savunmak siyasetin doğasına aykırıdır.

– Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi kamplaştırmayı, kutuplaştırmayı, düşmanlaştırmayı bitirip herkesin herkesle konuşabileceği bir siyasi atmosferi yaratmaya katkı sunma amacıyla yapılmıştı. Halen dağlardan şehirlere gencecik evlatlarımızın cenazeleri gelmeye devam ederken “terörü kınama” korosunun timsah gözyaşları dökmesi dışında, birilerinin elini taşın altına koyması tüm belediye koltuklarından daha değerli değil mi? “Değil” diyenler bundan sonra -inşallah olmaz- asker cenazelerinde tespih boncuğu gibi dizilip boy göstermesinler.

– Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi, DEM Parti’nin ısrarla kurmaya çalıştığı üçüncü yol siyasetini görünür kılmak içindi. “Biz koltuk, makam, rant için değil, halkın acil ihtiyacı olan demokrasi, adalet, barış için siyaset yapıyoruz” demek içindi. “Hayır, bu değerler benim belediye koltuğumdan kıymetli değil” diyen varsa bundan sonra adaletten, demokrasiden dem vurmasın.

– Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi sıkılı yumrukları açmak, tokalaşmayı hatırlatmak içindi. Bunun kıymetini anlayamayanlar bundan sonra yumruk yediklerinde ah vah etmesinler en azından.

– Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi, en ağır bedelleri ödemesine rağmen demokrasi ve barış demekten vazgeçmeyen Kürt halkının ve DEM Parti’nin samimi, erdemli duruşunun göstergesiydi. Hayatı boyunca tek bir bedel ödemeden oturduğu yerden “kocası için pazarlık yaptı” diyen ahlak yoksunları, en azından bundan sonra biraz olsun ahlaklı olmaya çalışsınlar.

Sonuç olarak; Kürt sorunu, Türkiye’de yaşanan ağır demokrasi ve adalet sorunu, ekonomik sorunlar bizim önceliğimizdir. Bu sorunların çözümü için konuşmak isteyen herkesle konuşuruz, ciddiyet ve samimiyet görürsek bir adıma karşılık iki adım atarız. Bunun için de kimseden ne izin ne de icazet alırız. Hele koltuk kavgasına tutuşmuş olanlara hesap verme gibi bir mecburiyetimiz asla olamaz. DEM Parti de bu özgüvenle hareket etmeli, iktidar partisi dahil ana muhalefet ve diğer tüm partilerle görüşebiliyorsa görüşmeli, ilkeler çerçevesinde ve demokrasinin gelişimi için uzlaşabiliyorsa uzlaşmalıdır. Bizim için 31 Mart seçimlerinden çok, 1 Nisan ve sonrası önemlidir.

31 Mart seçimlerini aşırı derecede önemseyenler de bizim demokrasi, adalet, barış arayışımıza, ciddiyetle yaklaşmalıdırlar. CHP meseleyi sırf 31 Mart’tan ibaret görmemeli, uzun soluklu bir demokrasi mücadelesi ittifakını önemsemelidir. AKP ise seçimsiz geçecek bir dört yılı demokrasiye dönüşün fırsatı olarak ele almalıdır. DEM Parti de her iki parti dahil tüm partilerle görüşebilmeli, kim bu ilkelere bağlı kalacaksa onunla uzlaşma aramalıdır.

Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi bu yönleriyle, DEM Parti dışındaki siyasi aktörlerce doğru değerlendirilmemiştir. Bu nedenle, başka kıymetli arkadaşlarımızla seçim yarışına girileceği anlaşılmaktadır. Oysa biz bu siyasi hamleyi seçimden çok toplumsal barış için önemsiyoruz.

Dolayısıyla toplumsal barış ve demokrasinin gelişmesi açısından diyalog ve müzakere için hiçbir zaman geç kalınmış değildir; tüm partiler birbirleriyle konuşabilmelidir. Herkes, meseleyi bu yönüyle ve serinkanlılıkla tekrar değerlendirmelidir. Biz demokrasiye, özgürlüklere ve barışa hizmet ederiz. Ödediğimiz bedeller başka hiçbir şey için değildir. Ve inanıyorum ki bu değerleri kazanacağız, hayata geçireceğiz. Bunun için irademiz de gücümüz de kararlığımız da var.”

Paylaşın

İmamoğlu, İktidarı ‘Enflasyon’ Üzerinden Hedef Aldı

İktidarı enflasyon üzerinden eleştiren İBB Başkanı İmamoğlu, “İmamoğlu aşağı, İmamoğlu yukarı. İmamoğlu da diyemiyorlar, oy kaybedecekler diye. Soyadımla bile alıp veremediği var adamın. İki defa İmamoğlu dese her deyişinde yüzde 5 oy kaybedecek. Tek derdi İstanbul, yahu sen enflasyonu düzelt. Başka işlerle uğraşmayın” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, İSKİ Ömerli Havzası Çevre Projesi Açılış Törenine katıldı. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; İktidarı enflasyon üzerinden eleştiren İmamoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“İstanbullularla, İstanbul’u konuşmamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Daha önce de yapıtılar. 2019’da iki kere seçim yaptılar. 2023’te genel seçimlerinde yaptılar. Konuyu başka mecralara geçme çabasında olacaklar. Öyle bir noktadalar ki genel seçim yaptıki, yerel seçim yapmayalım deme noktasına kadar gitmeye niyetleri var. Hükümette bizde olsun belediye de bizde olsun. Biz ne dersek o olsun bakış açısındalar.

Biz bu zihniyetin İstanbul’a verecek hiçbir şeyi olmadığını buradan ilan ediyoruz. Onlar İstanbul’dan daha ne alabiliriz derdinler. Biz İstanbul’a daha fazla ne verebiliriz derdindeyiz. İstanbul’a 2019’dan beri biz geçmiş olsun İstanbul’da diyoruz. İstanbul’da israf devri kapanmıştır, bereket devri başlamıştır. Yeniden İstanbul’u kazanabiliriz ümitleri varsa, bir dahaki seçime kadar ne kadar hükümet vakitleri var bilmiyorum ama bu zaman diliminde Melen’i bitirsinler belki o zaman yüzleri olabilirler.

O zaman belki gelip İstanbullulara ‘Bize oy verin’ diyebilirler. Yerel seçim üzerine konuşmalar yapıp İstanbul aşağı İstanb ul yukarı. İmamoğlu aşağı, İmamoğlu yukarı. İmamoğlu da diyemiyorlar, oy kaybedecekler diye. Soyadımla bile alıp veremediği var adamın. İki defa İmamoğlu dese her deyişinde yüzde 5 oy kaybedecek. Tek derdi İstanbul, yahu sen enflasyonu düzelt. Başka işlerle uğraşmayın.”

Paylaşın

Yeniden Refah Partisi: AK Parti’den 2 Büyükşehir Ve 35 İlçe İstedik

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girme kararı alan Yeniden Refah Partisi’nin (YRP), ittifak görüşmeleri yaptığı AK Parti’den iki büyükşehir ve 35 ilçe istediği ortaya çıktı.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanvekili Prof. Dr. Doğan Aydal, TV100’de katıldığı bir programda, AK Parti ile yapılan ittifak görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

AK Parti’den iki büyükşehir ve 35 ilçe istediklerini belirten Doğan Aydal, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bunu ilk telaffuz eden benim. AK Parti’den iki büyükşehir istedik. Kocaeli ve Sakarya. Neden bunu istedik? Rahmetli Erbakan Hocamızın sanayi bölgelerine olan hassasiyetini biliyorsunuz.

Biz de benim özgeçmişime baktığınızda bir sanayi şehrini çok rahatlıkla kalkındıracak birçok Ar-ge’nin başkanıyım aynı zamanda. İlk iki toplantıda bunları Sayın Cumhurbaşkanı’na ileteceklerini ifade ettiler. Devamını getireyim. 35 tane ilçe talep ettik. Çünkü neden? Önlerine grafik olarak koydum. Biz olmadan 76 ilçeyi kazanma şansları yoktu.”

Öte yandan Gazete Duvar’a açıklamalarda bulunan Yeniden Refah Partisi (YRP) İstanbul İl Başkanı Mustafa Doğan, AK Parti ile görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, kendi adaylarını çıkaracaklarını yineledi. Ancak Doğan, “Siyasette 24 saat uzun bir süre. Ne olacağını kestirmek zor” diyerek bir ihtiyat payı da bıraktı.

“Yeniden oturup oturmayacağımızın cevabı bende yok”

Öte yandan Yeniden Refah’la yapılan görüşmeler hakkında bilgi veren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, “4 toplantı yaptık. Nurettin Taş bey, Doğan Ayda hoca ile oturduk. Bu masada her şeyi konuşalım dedik. Bakış açıları farklı olabilir. Konuşuyor olmak çok önemli. Karşı grup konuşuyor mu?” dedi.

Yapılan görüşmelerde konuşulanların ortaya çıkmasına tepki gösteren Yavuz, “Orada konuşulanların dışarıya saçılmasını doğru bulmuyoruz. Doğan hocam birkaç açıklama yaptı. Aradım ben böyle demedim ki dedim. Ben ne dediğimi biliyorum. Her bilgiyi açıklamak durumunda değiliz. Biz bir şeyi açıklıyorsak doğru açıklarız. Bir problem yok” diye konuştu.

Yavuz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “1 Şubat’ta oturduk. 5 Şubat’a kadar karşılıklı tekliflerde bulunduk. Bir kısım belediyelerde tekliflerde bulundular. Biz sadece meclis üyesi ile sınırlı tekliflerde bulunmadık. Yeniden oturup oturmayacağımızın cevabı bende yok. Bizim tekrar konuşuruz dediğimiz noktada cumartesi günü açıklama yaptılar. Masada Kocaeli ve Malatya’nın ismi geçti. Ama Sakarya’nın ismi geçmedi. Ben her şeyi not alan bir adamım. Karşılıklı bir müzakere yürüttük.”

Paylaşın

Erdoğan, Kılıçdaroğlu Üzerinden Muhalefete Yüklendi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terör örgütleri üzerinden siyaseti yönlendirme çabaları hiç bitmiyor. Birden artış gösteren terör eylemleri, provokasyonlar boşuna değildir. Hepsi de aynı senaryonun bir parçasıdır. Bu oyunu kuranların bilmedikleri bir şey var. O da Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığıdır. İktidara geldiğimizde önce güven ve istikrar iklimini tesis edecek adımlar attık. Elbette pek çok sinsi eylemle önümüz kesilmeye çalışıldı” dedi ve ekledi:

“Gezi olaylarından darbe girişimine, ekonomik tuzaklara kadar her yolu denediler. Son olarak şanslarını Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinde denediler. Yolda birbirlerini görseler selam vermeyecek olanları aynı ittifak çatısı altında birleştirdiler yine de beceremediler. Bütün bu yükü de Bay Kemal’in sırtına yükleyip çekildiler. Bay Kemal’e ilk hançeri vuranlar ise toplam oyları yüzde biri bulmadığı halde sırtında Meclis’e taşıdığı uyanıklar oldu.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adıyaman’da Deprem Konutları Kura ve Anahtar Teslim Töreni’nde ve AK Parti Adıyaman İlçe Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın kura ve anahtar teslim töreninde yaptığı konuşmada öne çıkan bölümler şöyle: “Adıyaman, 6 Şubat depremlerinde en çok yara alan şehirlerimizden biridir. Adıyaman’da 8 bin 565 insanımız hayatını kaybetti.

Şu anda kuralar çekildi. Bugün 2 bin 798 konutumuzun teslimini yapıyoruz. Biraz sonra da anahtar teslimlerini gerçekleştireceğimiz hak sahiplerine yeni konutlarının hayırlı olmasını diliyorum. Adıyaman’da 8561 insanımız hayatını kaybetti. Depremde yıkılan 6 binin üzerindeki binaya ek olarak ağır hasarlı 19 binin üzerinde bina vardı. 39 bini konut 3400’e yakın iş yeri, toplam 45 bin 325 hak sahibi belirlendi.

Halen inşası süren 32 bin konutumuzu yıl sonuna kadar peyderpey teslim edeceğiz… 91 binin üzerinde çadır gönderdik Adıyaman’a. 35 bine yakın konteyner kurarak 118 bin vatandaşımıza hizmet verdik. Toplam 1,2 milyar TL’ye yakın kaynak kullanarak 27 bin 609 haneye kira yardımı yaptık.

Çok daha fazlasını hayata geçirdiğimizi biliyorsunuz. Sadece konut ve işyeri yapmakla kalmıyoruz. Aynı zamanda şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak yatırımları da hayata geçiriyoruz… Halen inşası süren 32 bin konutumuzu yıl sonuna kadar peyderpey teslim edeceğiz.

91 binin üzerinde çadır gönderdik Adıyaman’a. 35 bine yakın konteyner kurarak 118 bin vatandaşımıza hizmet verdik. Toplam 1,2 milyar TL’ye yakın kaynak kullanarak 27 bin 609 haneye kira yardımı yaptık… Adıyamanımıza savunma sanayisi şirketlerimizin ortaklığıyla ve TUSAŞ’ın ortaklığı ile kablo konektör ve kablaj tesisi kuruyoruz.

Emin olun dünyada 14 milyon insanı etkileyen böylesine büyük bir felaketin altından bu kadar kısa bir sürede kalkabilecek başka bir ülke yoktur. Gelişmiş ülkelerin bile bizimkine göre çok daha küçük afetlerde bile nasıl çaresiz kaldığını görüyoruz.

Terör örgütleri üzerinden siyaseti yönlendirme çabaları hiç bitmiyor. Birden artış gösteren terör eylemleri, provokasyonlar boşuna değildir. Hepsi de aynı senaryonun bir parçasıdır. Bu oyunu kuranların bilmedikleri bir şey var. O da Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığıdır. İktidara geldiğimizde önce güven ve istikrar iklimini tesis edecek adımlar attık. Elbette pek çok sinsi eylemle önümüz kesilmeye çalışıldı.

Gezi olaylarından darbe girişimine, ekonomik tuzaklara kadar her yolu denediler. Son olarak şanslarını Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinde denediler. Yolda birbirlerini görseler selam vermeyecek olanları aynı ittifak çatısı altında birleştirdiler yine de beceremediler. Bütün bu yükü de Bay Kemal’in sırtına yükleyip çekildiler. Bay Kemal’e ilk hançeri vuranlar ise toplam oyları yüzde biri bulmadığı halde sırtında Meclis’e taşıdığı uyanıklar oldu.

Yine akıllara ziyan arayışlara giriştiler. Terör örgütleriyle ilişkileri tescilli partilerle bir araya gelmek mi dersiniz, Çağlayan Adliyesi’ne saldırı düzenleyen terör örgütlerine kol kanat germek mi dersiniz. Bir yandan da kendi içlerinde kavga halindeler. Ülke iyi ki bunların ellerine kalmadı diye milletimiz hamd ediyor. Mart seçimlerinin ardından da aynı şükrü şehirlerimizdeki vatandaşlarımız yapacaklar.

Biz ülkemize, milletimize, şehirlerimize, en başta da deprem bölgesine neler yapabileceğimize, eksikleri nasıl tamamlayabileceğimize bakıyoruz. Gençlerimize büyük, güçlü Türkiye’yi teslim edene kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. En çok kadınıyla, genciyle, Adıyamanlı tüm kardeşlerimden ümitliyim.”

“Her gün yeni bir Bizans oyununa şahit oluyoruz”

Erdoğan’ın aday tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada öne çıkan bölümler şöyle: “11 ildeki deprem konutları sayısını 389 bine tamamlayacağız. Hedefimiz 2 ayda 75 bin konutun teslimini yapmak. Biz tutamadığımız sözü vermeyiz. Söz verdiğimiz zaman da onu yerine getirmeden rahat etmeyiz. Adıyaman’ın bize olan güvenini Allah’ın izniyle boşa çıkarmayacağız.

Adıyaman 6’lı masanın yalan siyasetine fırsat vermedi. Fırsatçıların oyununa gelmedi. Son 8 aya baktığımız zaman Adıyaman’ın nasıl doğru bir tercih yaptığını çok net görebiliyoruz. Altılı masa bir proje yapıydı. Yere göğe sığdıramadıkları zatın bugün adının anılmasına dahi tahammül edemiyorlar.

Seçim yenilgisinin tüm faturasını bir kişiye kestiler. Bunun yanında kim varsa siyasetten diskalifiye ettiler. Ama CHP ve ortaklarının kavgasının sesi hiç kesilmedi. Her gün yeni bir Bizans oyununa şahit oluyoruz. Eskisi yenisi CHP yönteminin ülkenin sorunlarına çözüm üretmek gibi bir derdi yoktur.

Bizim gündemimizde milletimizi hedefleri ve hayalleri ile buluşturmak var. Biz asrın felaketini yaşamış şehirlerimizi nasıl imar ve ihya ederiz buna kafa yoruyoruz. Biz, üzerimize salınan terör örgütlerinin başını ezme mücadelesini veriyoruz. Muhalefet gibi laf üstüne laf koymanın derdinde değiliz. Hizmet üretmenin eser bırakmanın derdindeyiz. CHP gibi kapalı kapılar ardında terör örgütü uzantılarıyla DEM’lenmek yerine sözümüzü doğrudan millete söylüyoruz.

Belediyecilik konusunda AK Parti ve Cumhur İttifakı ile yarışabilecek hiçbir babayiğit yoktur. Hizmet ve eser siyasetinde bizimle aşık atabilecek kimse yoktur. Bugüne kadar hep kendimizle yarıştık. Siyaset ve toplum mühendisliği ile seçim kazanmak yerine milletimizin gönlüne girerek seçim kazandık. Siyaseti basit toplama çıkarma işlemine indirgeyenler öyle olmadığını 31 Mart akşamı görecekler. “

Paylaşın

Ahmet Türk: CHP, Kürt Sorununu Çözecek Kabiliyette Değil

DEM Parti’nin Mardin Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Türk, CHP’nin 14 Mayıs seçimleri sürecinde kendileri ile açık görüşme yapılmadığını hatırlatarak, “CHP bu kadar muazzam bir sorunu çözecek kabiliyette değil” dedi ve şöyle konuştu:

“Cumhurbaşkanlığı seçiminde bir araya gelmenin ve güçlü iki adaydan birinin etrafında toplanmanın doğru olduğuna inanıyorum. Çok farklı ideolojilerde olan partilerin bir araya gelmesiyle altılı masanın güçlü bir mesaj veremeyeceği inancı da bende vardı. Sayın Kılıçdaroğlu bir taraftan, açık açık bir görüşmenin içine girmediler bizle, çünkü biz cüzzamlı olarak görülüyoruz herkes uzaktan mesaj göndererek temas kurmaya çalışıyor, bu yanlıştır.

Ahmet Türk, açıklamasının devamında, “Buna rağmen bütün gücümüzle Kürdistan’da Kılıçdaroğlu’na destek verdiğimiz ortaya çıkıyor. Ancak Kılıçdaroğlu’nun Kürt sorununu çözeceğine inancımız yoktu. Bugün de yok. CHP bu kadar muazzam bir sorunu çözecek kabiliyette değil. Bugün bir lider yok orada. Sayın Özgür Özel demokratik bir insan ama parti içinde Kürtleri kucaklayacak, hak ve özgürlüklerini sahiplenecek bir yapının CHP’de olduğunu düşünmüyorum.

Kürtlerin inkarı üzerinden bir siyaset yürütülmüş, bugün Kürtler CHP’den uzak durmuşsa bunun tarihi nedenleri var. Bugün bütün kurumlar Erdoğan’ın kontrolü altında. CHP’nin Kürt sorununu çözme gibi bir anlayışla ortaya çıkması halinde bunu çözebilecek bir güce sahip olmadığını ifade etmeye çalıştım. Bugün Kürtler üzerinde en büyük zulmü yürüten bugünkü iktidardır” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, KRT’de katıldığı programda gündemi değerlendirdi.

Çözüm sürecinin yeniden başlamasının kolay olmadığını belirten Türk, “Yeniden toplumu ortaklaştıracak bir siyasetin ortaya çıkmasıdır çabamız. Bugün milliyetçilik üzerinden apolitik kesimi kendi elinde tutmaya çalışan bir anlayış var. Kürtlerle ilgili düşmanca söylemler ortaya çıkıyor. Şu anda bir çözüm sürecinin başlayacağı konusunda da bir inanca sahip değilim” diye konuştu.

“Mardin’de büyük bir coşku ve partiyi sahiplenecek tutum var” diyen Ahmet Türk, kayyım konusunda ise görüşlerini şöyle dile getirdi:

“Bizim üzerinde durduğumuz halk iradesinin ortaya çıkmasıdır. İki dönemdir halk iradesi yok sayıldı. Bizim mücadelemiz bir demokrasi mücadelesidir. Türkiye’de adaletin, eşitliğin, barışın olduğu bir süreci yakalamaktır. Halka hizmet önemli ama bu ülkede demokrasinin kalıcı hale gelmesi için de mücadele ediyoruz. Kayyum atayabilirler ama bizim için önemli olan halkımızın buna rızasının olmadığını ortaya koymak. Elbette halkımıza hizmet etmek isteriz, yerel yönetimleri önemseriz. Bugün hukukun, adaletin olmadığı bir ülkede her şey olabilir.”

Başak Demirtaş’ın adaylık başvurusunda bulunması ardından da adaylığını çekmesi konusunda Demirtaş’a hak verdiğini söyleyen Ahmet Türk, şöyle konuştu:

“Başak Demirtaş’ın tutumu bence doğruydu. Partiyi sahiplenecek bir tavır gösterdi. Burada önemli olan Türkiye’nin her yerinden aday çıkarılması konusunda bir mesajdı. Bizim mücadelemiz bir demokrasi mücadelesidir. Kürt halkının sindirilme politikasına karşı demokrasiyi kalıcı hale getirmek için mücadele ediyoruz. ‘Zayıf’ aday ‘güçlü’ aday tartışması yürütüldü. Bizim siyasetimiz belli. Bugüne kadar inkar edilen bir halkın mücadelesini verdiğimiz için tabanımız niçin mücadele ettiğimizi çok iyi görüyor ve anlıyordur diye düşünüyorum.

Çözüm sürecinin yeniden başlayıp başlamayacağı konusunda görüşü sorulan Ahmet Türk, “Şu anda bir çözüm sürecinin başlayacağı konusunda da bir inanca sahip değilim” dedi. Türk, şöyle konuştu:

“Elbette ki mücadelemiz bir çözümün ortaya çıkması için, bunun mücadelesini veriyoruz. Kürtlere karşı yürütülen acımasız bir siyasetin sonuç almayacağını kendisi de görmek durumundadır. Cumhurbaşkanının kendi deyimiyle nasıl Filistinliler bitmezse Kürtler de bitmez.

Yeniden toplumu ortaklaştıracak bir siyasetin ortaya çıkmasıdır çabamız. Bugün milliyetçilik üzerinden apolitik kesimi kendi elinde tutmaya çalışan bir anlayış var. Kürtlerle ilgili düşmanca söylemler ortaya çıkıyor.

Şu anda bir çözüm sürecinin başlayacağı konusunda da bir inanca sahip değilim. Kobanê davası boş bir dava, bir kumpas davası. Kim ne derse desin sayın Öcalan’ın söylemlerinin Kürtler üzerinde bir etkisi var. Avukatlarıyla görüşeceği yeni bir sürecin başlamasının mesajını verecek bir süreci zorunlu görüyoruz.

‘Kürtler potansiyel tehlikedir, Türkiye’yi bölmeye çalışıyor’ mesajlarıyla ırkçı kesimleri Kürtlere karşı bir yere getiriyor. Bizim başından beri söylediğimiz halkların ortak demokratik değerler etrafında buluşmasıdır. Cumhuriyet’ten bugüne kadar Kürtleri susturmaya, sindirmeye çalışan bir mantıkla karşı karşıya kaldık. Bu mantık ne Türklere ne Kürtlere bir şey getirir.

Biz bir siyasi partiyiz, kimsenin arka bahçesi değiliz. Demokrasiyi içselleştiren kesimi kucaklayan bir siyasetimiz de var. Bizim tabanımız politize olmuş bir taban, ne yapacağını gayet iyi biliyor.”

“Bir sorunu çözmeniz için bir hakkı, hukuku içselleştirmeniz gerekiyor”

Çözüm sürecinin sona ermesi konusunda ise Erdoğan’ı işaret eden Türk, şunları söyledi: “Erdoğan’ın kontrolü dışında bir geliştiğine inanmıyorum. 7 Haziran seçimlerinde partimiz yüzde 13’lere çıktı. Erdoğan, Kürtlerin kendisine destek vereceğini düşünürken partimize destek verdi. Bir sorunu çözmeniz için bir hakkı, hukuku içselleştirmeniz gerekiyor. Kürtlerin bir halk olduğunu bir dilinin, kültürünün olduğunu içselleştireceksiniz. Televizyon karşısında bir araya gelerek bir sorun çözülmez.

CHP’nin tutumu da eleştiren Ahmet Türk, 14 Mayıs seçimleri sürecinde kendileri ile açık görüşme yapılmadığını hatırlatarak “CHP bu kadar muazzam bir sorunu çözecek kabiliyette değil” dedi ve şöyle konuştu:

“Cumhurbaşkanlığı seçiminde bir araya gelmenin ve güçlü iki adaydan birinin etrafında toplanmanın doğru olduğuna inanıyorum. Çok farklı ideolojilerde olan partilerin bir araya gelmesiyle altılı masanın güçlü bir mesaj veremeyeceği inancı da bende vardı. Sayın Kılıçdaroğlu bir taraftan, açık açık bir görüşmenin içine girmediler bizle, çünkü biz cüzzamlı olarak görülüyoruz herkes uzaktan mesaj göndererek temas kurmaya çalışıyor, bu yanlıştır.

Buna rağmen bütün gücümüzle Kürdistan’da Kılıçdaroğlu’na destek verdiğimiz ortaya çıkıyor. Ancak Kılıçdaroğlu’nun Kürt sorununu çözeceğine inancımız yoktu. Bugün de yok. CHP bu kadar muazzam bir sorunu çözecek kabiliyette değil. Bugün bir lider yok orada. Sayın Özgür Özel demokratik bir insan ama parti içinde Kürtleri kucaklayacak, hak ve özgürlüklerini sahiplenecek bir yapının CHP’de olduğunu düşünmüyorum. Kürtlerin inkarı üzerinden bir siyaset yürütülmüş, bugün Kürtler CHP’den uzak durmuşsa bunun tarihi nedenleri var. Bugün bütün kurumlar Erdoğan’ın kontrolü altında. CHP’nin Kürt sorununu çözme gibi bir anlayışla ortaya çıkması halinde bunu çözebilecek bir güce sahip olmadığını ifade etmeye çalıştım. Bugün Kürtler üzerinde en büyük zulmü yürüten bugünkü iktidardır.”

“İlkeli bir siyaseti esas almak lazım”

Ahmet Türk’ün açıklamalarından bazı satırbaşları ise şöyle: “Doğru bir rota izlediğinizde toplum sizi anlar ama bakıyoruz sol siyaset çok güçsüz. O zaman hem sosyalistler, devrimciler hem de demokrasi mücadelesi verenler kendilerini gözden geçirmelidirler. İlkeli bir siyaseti esas almak lazım.

Geçmişteki gibi bir akademisyen üzerinden verilecek bir mesajın anlamı yok. Sayın Öcalan’ın avukatları vardır, üç yıldır görüşmüyor. İstediği mesajı verme zemini ortada yok. Avukatlarıyla görüşürse, bazı mesajlar verilirse halk üzerinde bir karşılığı olacağını kabul etmek gerekiyor. Kürtler üzerinde elbette önemli bir etkisi var.

Paylaşın

Zühtü Arslan: Anayasa Mahkemesi Kararlarına Uyulması Zorunluluktur

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, “AYM’nin kararlarını ve yorumlarını beğenmeyebilir, katılmayabiliriz ama uygulanması bir anayasal zorunluluktur” dedi ve ekledi:

“Anayasanın 153. maddesine göre AYM kararları kesin olup yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare organlarını, gerçek ve tüzel kişileri kapsar. 153. madde olmasaydı da sonuç değişmez. Kararların uygulanması anayasanı hepimizi bağlayan bir toplum sözleşmesini olmasının bir ürünüdür.”

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) yeni üyesi Yılmaz Akçil için yemin töreni düzenlendi. Törene yargı mensuplarının yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, törende yaptığı konuşmada uygulanmayan AYM kararlarıyla ilgili konuştu. Arslan’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde;

“Göreve başlarken Anayasayı ve temel hak ve özgürlükleri koruyacağımıza, görevimizi sadece vicdanımızın sesine uyarak yerine getireceğimize söz veriyoruz. Verilen sözün tutulması anlamına gelen ahde vefa toplum ve devlet hayatı için vazgeçilmez önemde ahlaki ve hukuki bir ilkedir. Ahde vefa ilkesinin yaşanan ters dalgalarla zedelendiğini görüyoruz.

Anayasa Mahkemesi norm denetimi ve bireysel başvuruda özellikle son 10 yılda karşı karşıya kaldığı ağır sınamalardan başarıyla çıkabilmiştir. Bireysel başvuru Türk yargı tarihinin en büyük reformlarından ve en büyük kazanımlarından biridir.

AYM bireysel başvuru kapsamında yüzbinlerce karar vermiş bunu yaparken de başvurucunun kimliğine bakmamıştır. Aralarında ağır cezalara mahkum edilmiş ve cezaları kesinleşmiş olanların da bulunduğu hemen her siyasi görüşten milletvekilinin ve siyasetçinin hak ihlali iddiaları incelenmiş, bunların bir kısmında ihlale hükmedilmiştir. Farkıl görüşlerden yayın kuruluşu, gazeteci ve yazarın yaptığı başvurularda basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Toplumun her kesiminden yapılan başvuruları özenle inceleyip karara bağlamaktadır.

“AYM, anayasaya uygunluk denetimi yapmaktadır”

Bireysel başvuru ile ilgili yanlış anlaşılan bazı hususları bir kez daha ifade etmek istiyorum. İlk olarak AYM, anayasa şikayeti olarak da anılan bireysel başvuruda temyiz incelemesi değil, anayasaya uygunluk denetimi yapmaktadır. Bu anlamda AYM’nin baktığı herhangi bir anayasal hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediği hususudur.

Bireysel başvuruda AYM önündeki anayasal uyuşmazlığı anayasanın hükümlerini yorumlamam ve uygulamak suretiyle karara bağlar.

AYM’nin verdiği karar sonra görüş ve yorum farklılıklarının bulunduğu gerekçesiyle AYM kararlarına uyulmamasının hiçbir anayasal ve yasal zemini, temeli yoktur. Bireysel başvurunun etkili olabilmesi ihlalin giderilmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına bağlıdır. AYM bu ihlalin nasıl giderileceğini de göstermek zorundadır. İhlal, yargı kararından kaynaklanıyorsa bu yargı kararının ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir.

Elbette AYM’nin kararlarını ve yorumlarını beğenmeyebilir, katılmayabiliriz ama uygulanması bir anayasal zorunluluktur. Anayasanın 153. maddesine göre AYM kararları kesin olup yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare organlarını, gerçek ve tüzel kişileri kapsar. 153. madde olmasaydı da sonuç değişmez. Kararların uygulanması anayasanı hepimizi bağlayan bir toplum sözleşmesini olmasının bir ürünüdür.”

Paylaşın