CHP’de İstifa Furyası: Tek Amaçları Kamusal Kaynakları Yağmalamak

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde aday gösterilmeyen Adana Seyhan Belediye Başkanı Akif Kemal Akay, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Akif Kemal Akay, istifasına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Emeğe değer veren, hemen her alanda üretim yapan, ürettiğini ve diğer kaynakları en verimli şekilde kullanan, muhtaçlara yaptığı paylaşımlarda hiçbir şekilde kimlik ayrımı yapmayan, başarısı tüm kamuoyu tarafından kabul edilen bir başkana tahammül edemeyen; tek amaçları kamusal kaynakları yağmalamak olan yöneticilerin ahlak dışı yollarla işgal ettiği, 55 yıl hemen her alanında onurla ve gururla hizmet verdiğim Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ediyorum. Seyhan’a ve Adana’ya, layık olduğu hizmetlere devam edeceğimi bir atasözünü anımsatarak tüm hemşehrilerime saygı ile duyuruyorum. ‘İstendiğin yere erinme, istenmediğin yere görünme!'”

Gürsel Tekin ve Soner Çetin’in istifası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), yerel seçimlerde kritik noktalarda adaylarını Parti Meclisi toplantısında belirlemişti. Toplantının ardından bugün CHP’de peş peşe istifalar yaşanmıştı. Partinin eski genel sekreteri Gürsel Tekin ile Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin istifa ettiklerini duyurmuşlardı.

Gürsel Tekin istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: “Hiçbir objektif koşul, liyakat ve ehliyetin olmadığı, parti içi hemşehricilik, gruplaşma, ekipleşme ilişkileri ile makam ve mevkilerin dağıtıldığı, partiye emek veren, partinin iktidar olması için çalışan insanların dışlandığı, Türkiye’de iktidar mücadelesi yerine parti içi iktidar mücadelesinin yeğ tutulduğu, parti hukukunun ve partimiz emekçilerinin haklarının yok sayıldığı, Genel Merkezin kendi açıkladığı kural ve talimatlara bile uymadığı, parti hukukuna ve açıklamalarına güvenerek emek sarf eden insanların emeklerinin gasbedildiği, ideoloji, ilke veya düşünce ile oluşan yoldaşlık ruhu yerine ahbap-çavuş, eş, dost, akraba ilişkilerinin her düzeyde belirleyici olduğu bir yapı haline dönüşmüştür.”

Soner Çetin ise istifa açıklamasında, “Önce yerelde, ardından genelde iktidarı hedeflemesi gerekirken Cumhuriyet Halk Partisi mevcut yönetiminin sadece kendi parti içi iktidarlarını korumaya yönelik taktikler geliştirmeye çalıştığını kaygıyla izlemekteyiz. Bunu son aday belirleme yöntemlerinde de net bir şekilde gördük.” demişti.

Paylaşın

Erdoğan: İsrail, Filistin’in Varlığını Kabul Etmeli

Dubai’de düzenlenen “Dünya Hükûmetler Zirvesi”nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin varlığını kabul etmelidir” dedi ve ekledi:

“Gazze’deki insani trajedinin de giderek bölgeye yayılma riski taşıyan çatışmaların da sona erdirilmesi her şeyden önce İsrail’in, Filistin halkının en temel haklarını tanımasına bağlıdır. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devleti vücut bulmadan atılan her adım yarım kalacak, sorun çözüme kavuşturulmuş olmayacaktır. Dolayısıyla bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin devletinin kuruluşundan geçiyor.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehrinde düzenlenen “Dünya Hükûmetler Zirvesi”ne katılarak bir konuşma yaptı. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

Çevremizde devam eden çatışmalara, göç baskısına, terör eylemlerine rağmen yolumuzdan sapmadan bugünlere geldik. Geçtiğimiz yıldaki depremlerde 53 binden fazla canımızı toprağa verdik. 31 binden fazla konutu depremzedelere teslim ettik. Her ay 12-20 bin konut teslim ederek yılsonuna kadar 200 bin konutun teslimatını yapmayı hedefliyoruz. Yardımını esirgemeyen tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum.

Önümüzdeki engeller ne kadar büyük olursa olsun hedeflerle ulaşmanın azmini sürdürdük. Okuduğumuz bir şiir nedeniyle hapse atılmamız sonucu siyasi hayatımız bir süre kesintiye uğradı ama İstanbul’daki başarılarımız yeni kapıların açılmasına vesile oldu. 2001 senesinde AK Partimizi kurduk. Sadece 15 ay sonra açık ara birinci çıkarak Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu aldık. 21 yıldır milletimize hizmetkarlık yapıyoruz. 17 seçim zaferini sığdırdık. 31 Mart’ta 18. zaferimizi elde edeceğiz. Çalışmalarımızı çok yoğun sürdürüyoruz.

Nasıl dünya beşten büyükse daha adil bir dünya mümkündür. Buna tüm insanların ihtiyacı var. Adil ve kalıcı barışı sağlamak amaçlarımızdandır. Dünyamız krizler ve çatışmaların alaca karanlık kuşağından geçiyor. Rusya-Ukrayna savaşı ekonomiyi girdaba sürükledi. Hep barıştan yana olduk. Barış çabalarımız yoğunlaşacak.

“İsrail, bağımsız Filistin devletinin varlığını kabul etmeli”

Bugünkü krizin kaynağı Filistin topraklarındaki işgalin artarak devam etmesidir. İsrail katliam politikalarında vazgeçmemiştir. Sorunun kaynağını doğru tespit etmezsek çözüm bulamayız. İsrail, bağımsız Filistin devletinin varlığını kabul etmelidir. Garantörlük dahil sorumluluk üstlenmeyi kabul ettiğimizi söyledik. Şimdiye kadar 34 bin tonluk insani yardım malzemesini Gazze’ye ulaştırılmak üzere bölgeye gönderdik. İnisiyatif alan tüm ülkelere teşekkür ediyorum. BM’de kabul eden ülkelere şükranlarımı sunuyorum.

İsrail kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız Filistin devletinin varlığını kabul etmelidir. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devleti vücut bulmadan atılan her adım yarım kalacak. Filistinli kardeşlerimizi asla sahipsiz, çaresiz ve yalnız bırakmayacağız.

Son dönemde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Ajansına yönelik dozu artan itibar suikastlerini esefle karşıladığımızı belirtmek isterim. Vicdan sahibi ülkeleri Ürdün, Suriye, Lübnan ve Filistin topraklarındaki 6 milyon mülteci için can damarı olan ajansa (UNRWA) sahip çıkmaya davet ediyorum.”

Paylaşın

Devlet Bahçeli: CHP, PKK’nın Çekim Alanına Girmiştir

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “31 Mart seçimlerine 48 gün kala CHP; kısık ateş altında, gizli pazarlıklar sarmalında, sandık ittifakı kisvesiyle DEM’in, yani PKK’nın çekim alanına girmiştir. Bunun dışında ne söylense beyhudedir” dedi ve ekledi:

“Zira saklı gerçekler, kirli ilişki ağları, al-ver mekaniği uyanık ve şuurlu hiçbir vicdan sahibinin dikkatinden kaçmayacaktır. 31 Mart seçimlerinde alayının foyası ortaya çıkacaktır. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerini yerel yönetimlerle kenetleyecektir. DEM’in özellikle İstanbul’da yaptığı ayak oyunları, sahnenin önünde sözde aday çıkarıp, sahne arkasında CHP ile el ele vermesi hiçbir işe yaramayacaktır.”

Devlet Bahçeli, konuşmasının devamında, “DEM’lenmiş CHP Türkiye’den kopmuştur. Görevdeyken muhalefet etmiş olsak da, sınıf arkadaşım Sayın Kılıçdaroğlu’nun ahı tutacak, adam edip siyasete taşıdıklarının vefasızlığı bumerang gibi bir gün ters dönecektir. 31 Mart’ta Türk milleti kargaşa ve kaos imal eden partilere sandıkta nal toplatacaktır” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında konuştu. Bahçeli’nin konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yaklaşık 3 haftalık uzay görevinden 9 Şubat 2024 tarihinde dönen ve Ankara’ya dün ayak basan Alper Gezeravcı kardeşimizle övünmemiz, bu konuda müşterek milli hissiyatla göğsümüzün kabarması millet olma halinin mümtaz bir sonucudur. Bu vesileyle Alper Gezeravcı kardeşimize vatanına hoş geldin diyor, daha nice Türk çocuklarının gelecekte uzaya çıkmalarını diliyorum. Hayal ettiğimiz her şeyin vakti saati geldiğinde gerçeğe dönüşeceğine inanıyorum.

Alper Gezeravcı kardeşimiz altı çizilmesi gereken şu sözleri aynısıyla bizim de kanaatimizdir; “Bugüne kadar eksik olan tek şeyimiz damarlarımızdaki asil kanın potansiyelinin farkında olamayışımızdır.” Nitekim muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur ve bu mevcudiyet bizi yeni istikameti uzay olan Kızılelmanın izinden taşıyarak muhakkak İ’la’yi Kelimetullah’a ulaştıracaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi için cihan hakimiyetinin yanı sıra uzay hakimiyeti mefkuresinin de perdesi açılmıştır. Bu mefkureyi keskin zeka, hızlı sezgi, güçlü idrak ve irade sahibi Müslüman Türk milleti sahiplenecek ve tıpkı bir bayrak gibi taşıyacaktır. Türk ve Türkiye Yüzyılı barış ve huzur içinde yaşamanın, yüksek hedefleri milli birlik ve kardeşlikle yakalamanın muazzam imkanlarıyla doludur.

Muhalefet siyasi iflas bayrağını utana sıkıla çekmiştir. Özgür Bey, demli çay içip içmediğimizi merak etmiş, boşuna zahmet etmesin, harman yeri dişlemesin, çalı dibi gezmesin, çayı severiz, sağlık açısından ve doktorların tavsiyesine uyarak açık olursa daha da severiz. Ancak demin çayda, gemin atta olmasını bekleriz.

Özgür Bey, canın demli çay mı çekiyor? Şayet herhangi bir sancın yoksa net söyle, özne yüklem uyumsuzu cümleler kurma, senin için de bir bardak çay ayıralım, ama demi çaydan başka bir maksatla istersen, kusura kalma, duyacağın laflara ise sakın alınma.

Söylediğimiz sözler sana ağır geliyorsa üzülme, bu sene olmadı, seneye hazmedersin. Adam yerine koyup bir bardak çay ikram etsek de kısa süre sonra seni ve zihniyetini koyduğumuz yerde bulamayacağımızın farkındayız. Demli çay baş göz üstüne, ama DEM’lenmiş, devrilmiş, dejenere olmuş bir siyasete elbette ve her zaman hayır diyoruz ve demeyi de sürdüreceğiz.

CHP’nin DEM’lenmesi, çayın dem alması gibi değildir. Bu DEM, başka bir demdir, kime değerse değirmen gibi öğütmekte, yeminli Türkiye düşmanlarına yem etmektedir. CHP’yi DEM’leyen DEM’lemiş, deney tüpü veya tek kullanımlık çay poşeti gibi kullanan kullanmış, kısaca çok yazık etmişlerdir.

31 Mart seçimlerine 48 gün kala CHP; kısık ateş altında, gizli pazarlıklar sarmalında, sandık ittifakı kisvesiyle DEM’in, yani PKK’nın çekim alanına girmiştir. Bunun dışında ne söylense beyhudedir. Zira saklı gerçekler, kirli ilişki ağları, al-ver mekaniği uyanık ve şuurlu hiçbir vicdan sahibinin dikkatinden kaçmayacaktır. 31 Mart seçimlerinde alayının foyası ortaya çıkacaktır. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerini yerel yönetimlerle kenetleyecektir. DEM’in özellikle İstanbul’da yaptığı ayak oyunları, sahnenin önünde sözde aday çıkarıp, sahne arkasında CHP ile el ele vermesi hiçbir işe yaramayacaktır.

“DEM’lenmiş CHP Türkiye’den kopmuştur”

DEM’lenmiş CHP Türkiye’den kopmuştur. Görevdeyken muhalefet etmiş olsak da, sınıf arkadaşım Sayın Kılıçdaroğlu’nun ahı tutacak, adam edip siyasete taşıdıklarının vefasızlığı bumerang gibi bir gün ters dönecektir. 31 Mart’ta Türk milleti kargaşa ve kaos imal eden partilere sandıkta nal toplatacaktır.

Cumhur İttifakı Küçükçekmece Belediye Başkan adayımızın seçim çalışmaları esnasında yapılan ve demokrasimizi de hedef alan silahlı saldırıyı buradan lanetliyor, yakalanan faillerin cezalarını çekmelerini içtenlikle ümit ve temenni ediyorum. Karnıyla düşünmeyi, gözüyle öğrenmeyi, kulağıyla görmeyi alışkanlık haline getiren siyasi istismar ve inkar taifesinin Türkiye’nin güncellenen ve güçlenen devlet ve toplum hayatından rahatsızlıkları klinik ve patolojik düzeyde olsa da, bunların yalnızca 48 günü kalmıştır.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in eğer akli melekeleri sukut etmemişse, eğer beyni sulanmamışsa, izahı ve ifadesi olmayan, tekrarından yüzümün kızarıp haya edeceğim ve gündeme bomba gibi düşen aşağılık sözleri CHP’nin maalesef özetidir.

Büyükerşen kahredici bir bühtanın lekesiyle siyasi hayatını noktalamak üzeredir. Keşke temiz mazisiyle, saygın ilim ve siyaset insanı vasfıyla anılsaydı, fakat sonunda ecdadımıza ve tarihimize husumet besleyen karanlık iç yüzünün ortalığa saçılmasıyla bütün her şeyi silip atmıştır.

15 Ocak 2024 tarihinde, Eskişehir’de CHP’nin aday tanıtım toplantısı sırasında yaptığı konuşmada, “Bu parti nasıl adam olacak? diye düşünüp durmuşumdur” diye Büyükerşen esasen haklıdır, cevap konusunda yardımcı olmak ise görevimizdir. Çünkü CHP’nin adam olması diye bir şey asla ve kata mümkün değildir.

Hatırlatırım ki, Osmanlı tabiri devletin adıdır, milletin adı ise Türk’tür. Osmanlı İmparatorluğu Türk milletinin medarı iftarıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nu karalamaya, aşağılamaya teşebbüs etmek bir haçlı kafasıdır.

Sırpsındığı’nın, Kosova’nın, Niğbolu’nun, Varna’nın ve Moğaç’ın acısını unutmayanların Yılmaz Büyükerşen’in şahsında mücessem hale gelmesi biliniz ki, utançların en utancı, düşmanı takdis edenlerin en son çırpınışıdır.

Türklüğe karşı bin yıldır sinmiş kin ve nefret, saklandığı yerden bugünkü CHP yönetimini görünce yeniden doğrulmuştur. Bu tam bir hesaplaşmadır. Kapanmamış defterlerin, Silinmemiş nefretlerin. Tükenmemiş düşmanlıkların, Unutulmamış yenilgilerin hesabıdır bu. Bu, bitmemiş hesabın bugünkü taşeronu DEM’lenmiş CHP’dir, Büyükerşen de sadece maşadır.

Eskişehirli vatandaşlarım, böylesi bir kötü ve köhne zihniyeti hak etmiyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin ecdadımıza hakaret eden müflis CHP yönetimiyle devamı diye bir şey de akla ve milli ahlaka kesinlikle aykırıdır. Osmanlı İmparatorluğu Türk’tür, Türkiye’dir, Türk milletidir. Büyükerşen’in aklında ne varsa diline o yansımıştır. Yazıklar olsun diyorum. Haydi tarihten feyiz almadın diyelim, peki yaşından başından da mı utanmadı?

Sayın Cumhurbaşkanımızın 12 yıllık aradan sonra yarın gerçekleştireceği Mısır ziyareti, bu çerçevede Mısır Cumhurbaşkanı’yla görüşecek olması bölge barış ve istikrarına önemli bir katkıdır. Bu kritik ziyarette ticaret, enerji ve savunma alanlarında güçlü temas ve işbirliğinin doğması her iki ülkenin de çıkarınadır.

Türkiye ile Mısır arasında kurulacak sağlam diyalog köprülerinin inanıyorum ki, önemli, öncelikli ve müspet sonuçları olacaktır. İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’a askeri operasyon yapma ihtimalinin iyice gün yüzüne çıktığı bir dönemde, Türkiye ile Mısır’ın kırgınlıkları, anlaşmazlığa neden olan konu başlıklarını bir kenara bırakarak ortak tarih, kültür ve inanç ekseninde bir araya gelmesi Ortadoğu’da dengeleri değiştirecektir.

Türkiye İsrail’in bu muhtemel operasyonuna karşıdır. Aynı şekilde Mısır da karşıdır. Türkiye ile Mısır’ın beraberce çözemeyeceği, üstesinden gelemeyeceği bir sorun yoktur. Buzların erimesi, soğukluğun giderilmesi, siyasi mesafelerin silinmesi hem Türkiye’nin hem de Mısır’ın eşzamanlı olarak gücüne güç katacak, Doğu Akdeniz’den Etiyopya’ya kadar oluşacak yeni eksenin caydırıcılık özelliği tüm dikkatleri de üzerine çekecektir.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a Sert Tepki

Erdoğan’ın Hatay’daki açıklamalarına değinen İmamoğlu, “Öyle açıklamalar görüyorum ki… ‘Yerel yönetimle iktidar aynı olmazsa hizmet gelmez, bak Hatay’a geldi mi?’ diyor. Yahu deprem bölgesinde bunu söylüyor” dedi ve ekledi:

“Sonra ‘Biz CHP gibi oy verene hizmet götürenlerden değiliz’ diyor. Çok ayıp, çok yazık. Milletle alay etmek demektir bu. Milletin iradesiyle dalga geçmektir bu. Ama millet aldanmayacak. 5 yılda bizden önce akıllarına gelmemiş, ihmal edilmiş onlara konuya el attık. Birilerine rant üretmedik, halkın kaynağını israf etmedik.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul ilçe aday tanıtım toplantısında konuştu. İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Kızanlar üzülenler olacak herkes bir şekilde bir zaman dilimi içerisinde bu partide belediye başkanı olarak atandı aday oldu kazandı kazanamadı her biri bir süreç. İçinde yüz tane hikâye çıkar, tartışmalar yapılabilir. sizi burada temin ediyorum ben hepinizin huzurunda il başkanımıza teşekkür ediyorum.

İl başkanı kurulan sistemle birlikte tek tek ilçe ilçe araştırarak ilçe başkanlarıyla konuşarak, bakın ben ilçe başkanlığı süreçlerini de bilirim, dolayısıyla aday adaylarına nasıl bir ilgi veya belediye başkanlarına nasıl bir ilgi süreci yaşanıştır bilirim, benim şahit olduğum 4 süreçle ilgili en araştırmacı en demokrat herkese gereken saygıyı gösteren süreç yönetilmiştir.

Adaylarımız partimize hayırlı olsun. il başkanım sana teşekkür ediyorum, bu kadar net. İstanbul seçimi a kişisi b kişisi seçimi değil. Bir  yol arkadaşınız olarak söylüyorum sonsuz bir mücadele gücüyle sonsuz bir idealizm yolculuğunda gözünü kırpmadan her türlü mücadeleyi vereceğimden hiçbir Allah’ın kulunun kuşkusu olmasın. Bu yoldan dönmek yok. Bu sadece İstanbul’da bir seçim kazanma yolculuğu değil.

Bugün ortaya konan siyaset manzarası gereği bütün oluşumlara rağmen halkın ittifakını, kentin uzlaşmasını, farklı siyaset görüşünde olan insanların bu şehrin çıkarını son damlasına kadar koruyacak şekilde yapılacak büyük bir yolculuk. O bakımdan duygusal tepkisini ya da birtakım kırgınlıklarınızı dile getirin saygıyla karşılıyorum ama burası CHP kürsüsüdür bu kürsünün size duyduğu saygı gibi burada bulunan herkesin de bu kürsüye saygı duyması gerekir.

Beş yıldır hiçbir parti ayrımı yapmadan bütün ilçe belediyeleriyle çalışmak için her yolu denedik deniyoruz ama her seferinde bir takım dirençlerle karşılaşıyoruz. Bu direncin kaynağının neresi olduğunu kim olduğunu bütün ülke biliyor. Maalesef özellikle ak partili pek çok ilçe başkanı bizimle yan yana gelemediler bile. Görüşlerini almamıza rağmen ilçelerinde yaptığımız her işte onları açılışlara davet ettiğimiz halde onlar gelemediler.

Bunu tercih edenler var gelenler de var. Onlara teşekkür ediyorum. Ben ilçe beldiye başkanı olarak bir kez bile davet edilmediğim bir kez bile ziyaret edilmediğim, ilçe belediye başkanlığı döneminde yirmi kere gelse onunla gezerdim. Çünkü bu makamlar millete ait makamlar işte bunu anlamıyorlar. Onlar kendilerini vatandaşa değil onlar kendilerini bir kişiye sorumlu hissediyorlar. Bunu yıkacağız, bunu yıkacağız! Talimatı halktan değil bir kişiden alıyorlar.

Milletle alay etmek demektir bu milletin iradesiyle dalga geçmektir bu. Ama millet aldanmayacak. Göreceksiniz milletimiz için çalışmaya devam edeceğiz çünkü ne yaptıysak bu millet için yaptık hem de onlardan çok daha hızlı ve çok daha ucuza, daha kaliteli ve doğru bir biçimde yaptık.

İlk dönemde yaptığımız 65 km yolu İstanbul’u beş dönem hem de hükümet 20 yılında kendilerine aitken yönettiler bu kadar çok metroyu yapamadılar. Bu hızla bu kadar düzgün bir finansman yöntemiyle yapabildikleri bir tek dönemeleri yok. İsteseler de yapamazlar. Onların israf düzenine hizmet eden yönetim anlayışıyla eşe dosta kamu kaynağı dağıtan iş ahlakıyla bu işler yapılamaz.

“Devletin gücünü bile çekinmeden karşımıza dikmeye çalıştılar”

Bakın beş yılda bizden öne akıllarına gelmemiş ihmal edilmiş onlarca konuya el attık. Ne yaptıysak birilerine rant üretmedik yeşil alanları meydanları talan etmedik. Tam tersine buraları ihya ettik, güzelleştirdik. Halktan kaçırılan ne varsa vatandaşın kullanımına açtık. Bazen ne yazık ki devletin gücünü bile çekinmeden karşımıza dikmeye çalıştılar.

Polisimizi kendi emellerine alet ettiler. Ama biz yılmadık. Valla milletin malını işgal eden varsa orayı gittik yıktık, yıkmaya da deva edeceğiz. Bir kişinin kazandığı değil 16 milyon insanın kazandığı dönemi başlattık. İstanbul gücün ve paranın akış yönünü değiştirmeyi başardı. Biz size ihanet ettirmeyeceğiz. Biz İstanbul’un muhafızı olmaya devam edeceğiz.

Bu şehirde gücün ve özellikle bu akışın yönünü değişmesi hiç kolay olmadı .soruşturmalar yaşadık engellemeler yaşadık her seferinde İstanbullular yanımızda oldu. 16 milyon insanımızla bu oyunu bozduk. Ben veya biz değil İstanbul başardı diyoruz.

İstanbullular gündelik siyasetin bütün küçük hesaplarını alt üst edecek, İstanbullular gözleriyle görüp, yaşadıkları hayatlarını güzelleştirecek büyük değişimin yanında yer almaya devam edecek. Bu durum bazı kişi ve partiler ikbal ve beka sorunu olarak görebilirler onlar İstanbul seçimlerini başka mecralara çekmeye çalışabilirler fakat İstanbulluların gündemi belli.

İstanbullular daha fazla sosyal destek daha fazla yeşil alan, daha fazla kreş, daha fazla kent lokantası daha fazla spor tesisi istiyor. bütün bunları da ancak bizim başarabileceğimizi görüyor ve biliyor. İstanbullular depreme hazırlıkta sergilediğimiz ciddi politikalar artsın istiyorlar. İstanbullular o eski israf ve ihanet devrine asla geri dönülsün istemiyorlar.

Bu kardeşiniz size söz veriyor bu şehirde kimsenin inancına kimsenin siyasi düşüncesine kimsenin yaşam tarzına bakmadan ayrımcılık yapmadan adil ve özgür bir kent, bu şehir herkesin şehri.

Bu şehir Kürtlerin şehri, bu şehir Alevilerin şehri, bu şehir Boşnakların şehri, bu şehir Ermenilerin şehri, bu şehir Süryanilerin şehri. Bu şehirde 16 milyon özgür Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var. Bu şehirde vatan sever, bayrağını seven Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde cumhuriyetin izinde yürüyecek 16 milyon insan var. İstanbulluların istediği olacak. onun için buradayız.”

Paylaşın

CHP’de Bir İstifa Daha: Parti İçi Dar Kadrolaşmanın…

CHP’li Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, “Atatürk ilkeleri, cumhuriyet değerleri, sosyal demokrasinin evrensel kuralları gibi partinin kimliğini oluşturan kavramların göz ardı edildiği, tarafsız ve liyakate hiçbir kriterin dikkate alınmadığı, parti içi dar kadrolaşmanın ön plana çıktığı, adaylıkların ahbap-çavuş ilişkileriyle dağıtıldığı bir süreci üzülerek yaşadık” sözleriyle partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kala, seçimlere hazırlıkların sürdüğü Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) aday gösterilmeyen isimler, partiden istifa etmeye devam ediyor. CHP’nin önemli isimlerinden Gürsel Tekin’den sonra CHP’li Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin de partisinden istifa ettiğini duyurdu. İstifasını sosyal medya hesabından duyuran Soner Çetin şu ifadelere yer verdi:

“Değerli hemşehrilerim; Çocukluğumdan itibaren Cumhuriyet Halk Partili bir ailenin içinde büyüdüm. Her zaman ifade ettiğim gibi 1923’te Cumhuriyet Halk Fırkası’nı Adana’da kuran Kuvayi Milliyeci bir dedenin torunu olmaktan dolayı her zaman gurur duydum. Gençlik Kollarından başlayarak hep partimin hizmetinde oldum, başarısı için çalıştım. 2009 yılında Adana Büyükşehir Başkan adayı gösterilip, çeşitli ayak oyunlarıyla 1 hafta sonra adaylıktan alınmamdan sonra bile partimize küsmedim, benim yerime gösterilen adayın başarısı için çalıştım.

10 yıldır da Cumhuriyet Halk Partisi’nden seçilmek suretiyle Çukurova Belediye Başkanlığı yapmaktayım. CHP’li olmaktan her zaman gurur duydum ancak Belediye Başkanlığının hizmet makamı olduğunun bilinciyle belediyeye hiçbir zaman siyaseti sokmadım. Her seçimden sonra parti rozetimi çıkardım, herkese ve her kesime eşit ve adaletli hizmet götürmenin gayreti içerisinde oldum. Bu anlayışla görevimi yaparken partimin bayrağını hep en yükseğe çıkarmayı hedefledim.

Girdiğimiz her seçimde gece gündüz demeden çalıştım, bunun karşılığını da seçim sonuçlarıyla aldık. Partimizin ve partililerimizin her zaman gururla takdim edecekleri bir yerel yönetici olmak için azami gayret gösterdim. Ancak gelinen noktada ömrümüzü verdiğimiz partimizin gasp edilmeye çalışıldığını, ilkelerinden ve değerlerinden uzaklaştırıldığını üzülerek görmekteyiz.

“Partinin kimliğini oluşturan kavramların göz ardı edildiği…”

Önce yerelde ardından genelde iktidarı hedeflemesi gerekirken, Cumhuriyet Halk Partisi mevcut yönetiminin sadece kendi parti içi iktidarlarını korumaya yönelik taktikler geliştirmeye çalıştığını kaygıyla izlemekteyiz. Bunu son aday belirleme yöntemlerinde de net bir şekilde gördük. Atatürk ilkeleri, cumhuriyet değerleri, sosyal demokrasinin evrensel kuralları gibi partinin kimliğini oluşturan kavramların göz ardı edildiği, tarafsız ve liyakate hiçbir kriterin dikkate alınmadığı, parti içi dar kadrolaşmanın ön plana çıktığı, adaylıkların ahbap-çavuş ilişkileriyle dağıtıldığı bir süreci üzülerek yaşadık.

Tanık olduğum bu kaygı verici tablo nedeniyle ömrünü Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde geçirmiş, partinin birçok kademesinde gururla görev yapmış biri olarak partimden istifa ettiğimi üzülerek açıklıyorum. Ancak… Bu hikaye burada bitmez! Kamuoyuna saygıyla duyurulur…”

Paylaşın

Yılmaz Güney Yeniden Yargılansın Talebi Reddedildi

Mahkeme, sanatçı Yılmaz Güney’in Adana Yumurtalık Hakimi Sefa Mutlu’yu öldürmekten yargılanıp 19 yıl mahkumiyet aldığı davanın yeniden görülmesi talebini reddetti.

Avukat Bişar Abdi Alınak, “Yılmaz Güney katil değil ama bizde davayı yeniden görecek cesaret ve vicdan yoktur. Bir metreyi aşkın yükseklikten aşağıdaki birine hedef gözeterek ateş ettiği öne sürülen bir kişinin, o kişiyi aşağıdan yukarıya giden mermiyle vurduğuna kamuoyunu ikna etmenin imkansızlığını mahkemesi üyeleri de kabul ediyor olacak ki, delili incelemeyi reddetme yoluna gitmişlerdir” dedi.

Sanatçı Yılmaz Güney’in Hâkim Sefa Mutlu’yu öldürmekten yargılanıp mahkumiyet aldığı davanın yeniden görülmesi için ailesi tarafından yapılan girişimin sonuç vermedi.

Sözcü yazarı İsmail Saymaz, Yılmaz Güney’in ailesinin yeniden yargılanma talebine Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 29 Ocak’ta red kararı verildiğini yazdı. Kararda, olayın üzerinden 50 yıl geçtiği, tüm yargısal süreçlerin tamamlandığı, mezarın açılmasının dosyaya yenilik katmayacağı ifade edildi. Güney’in silahı bilinçli ateşlediği ve meşru müdafaa şartlarının oluşmadığı kaydedildi.

Yılmaz Güney’in eşi Fatma, kızı Güney ve oğlu Yılmaz Pütün, avukat Bişar Abdi Alınak aracılığıyla mahkemeye başvurmuştu. Dilekçede, Güney’in 18 yıla çarptırıldığı Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın yeniden görülmesi, Mutlu’nun mezarının açılarak, otopsi yapılması istenmişti. Cinayete ilişkin bilgilerin bugüne dek gizlendiği, Güney’in bir hakim katili gibi gösterilerek, bir itibar suikastine uğratılmasına gerekçe yapıldığı belirtilmişti.

Avukat Alınak da konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: Yılmaz Güney katil değil ama bizde davayı yeniden görecek cesaret ve vicdan yoktur. Bir metreyi aşkın yükseklikten aşağıdaki birine hedef gözeterek ateş ettiği öne sürülen bir kişinin, o kişiyi aşağıdan yukarıya giden mermiyle vurduğuna kamuoyunu ikna etmenin imkansızlığını mahkemesi üyeleri de kabul ediyor olacak ki, delili incelemeyi reddetme yoluna gitmişlerdir.

“Kamuoyu gerçeğin açığa çıkmasını istiyor”

bianet’ten Evrim Kepenek’e de konuşan Alınak, davanın yeniden görülmesi talebinin reddedilmesi kararına itiraz etti. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuran Alınak, “Yılmaz Güney’in katil olmadığı bin yıl geçse de anlaşılacak” dedi.

Avukat Alınak’ın değindiği noktalar şöyle: Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi, ortaya koyduğumuz delil ve tespitlere itiraz etmeyerek, söz konusu iddiamızı zımnen kabul etmiştir. Mahkeme, müteveffa Güney’in hem Safa Mutlu hem de yakınları tarafından maruz bırakıldığı saldırıyı reddetmemiş, sürecin başından beri ifade ettiğimiz üzere Güney’in söz konusu olayda saldırgan değil kendini müdafaa eder konumda olduğunu ortaya koymuştur. Ancak, gerekçelerimizi hiçe sayarak aklımızla alay eden bir mazeretle en ufak itiraz öne sürmeden taleplerimizi reddeden Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi, sürecin başında dile getirdiğimiz endişemizi haklı çıkarmış, teraziden kaçmış, kamuoyunun adalet beklentisini boşa çıkarmıştır:

Mahkeme red gerekçesinde Güney’in silahın namlusuna mermi sürdüğünü, bu sebeple kasten öldürme eyleminin vuku bulduğunu öne sürmüştür. Hukuk tarihine geçecek bu lakayıt gerekçe her yönü ile rezalettir.

Çünkü olaydan hemen önce müteveffa Mutlu’nun yakınları tarafından Yılmaz Güney’e topluca saldırılmış, Güney de bu saldırıyı bertaraf etmek ve olayın büyümesini engellemek için havaya ateş açmak zorunda kalmıştır. Dolayısıyla, silaha zaten olaydan hemen önce, Güney ilk saldırıya uğradığı anda mermi sürülmüştür. Zaten müteveffa Mutlu da Güney’i bu ateşleme olayının üzerine birden fazla kere saldırarak darp etmiştir.

Bir Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin, silahın namlusuna bir kez mermi sürüldükten sonra, şarjörü boşalana kadar durmaksızın ateşlenebileceğini bilmemesi, mümkün değildir. Eğer bu bilinmiyorsa, ismi geçen mahkemenin, ne denli vahim hak ihlallerine yol açmış olabileceği sorusu, tüm korkutuculuğuyla karşımızda durmaktadır.

Şayet bir silaha bir kez mermi sürülünce şarjörü boşalana dek ateşlenebileceği bilinmesine rağmen, mahkemece bilmezden gelindi ise ve sanki Güney müteveffa Mutlu’yu vurmak için silaha mermi sürmüş gibi gösterilmeye çalışılmışsa, ki yapılan tam olarak budur, Yılmaz Güney’e yönelik olarak iddia etmiş olduğumuz art niyetli yargılama pratikleri açıkça tekrar itiraf edilmiştir.

Mahkeme diğer bir gerekçe olarak, “silahların eşitliği ilkesi” gibi, somut olayda ret gerekçesi olarak gösterilmesi mümkün olmayan bir sebebe dayanmıştır. Güney’in silahının, sandalyeyle saldırıya uğradığı esnada patladığı Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da kabul edilmiş, fakat buna rağmen aynı silahlar kullanılmadığı için meşru müdafaa oluşmadığı öne sürülmüştür.

Mahkemenin bu kabulü sayesinde açıkça, hiçbir halde kasten öldürmenin söz konusu olmayacağı ispat edilmiştir, zira Güney’in sandalyeyle saldırıya uğradığı anda silahın patlamasının, silahların eşit görülmediği olasılıkta, meşru savunmada sınır aşımına sebebiyet vereceği açık ve kesindir.

Cumhuriyet tarihinde, birçok kişi tarafından alenen darp edilirken, silahının patlaması sonucunda kasten öldürmeye hükmedilen tek bir vaka dahi yoktur. Mahkemenin yukarıdaki kabulü, bizzat Yargıtay’ın yerleşik içtihadı doğrultusunda meşru savunmada sınırın aşıldığının kabulü anlamına gelmektedir, fakat Mahkeme, adeta, kendi kabulüyle çelişir biçimde, yargılamanın yenilenmesi talebimizi reddetmiştir.

Son olarak fethi kabir isteminin “yeni delil mahiyetinde olmadığı” iddia edilmiştir. Davanın en önemli noktası zaten silahın hedef gözeterek ateşlenip ateşlenmediğinin tespitidir. Ortada bu konuda raporlar arasında çelişki varken ve önceki mahkeme tarafından dahi mezarın açılmasının gerektiği kabul edilirken, talebimizin reddedilmesi adil yargılanma hakkının 50 yıl önce olduğu gibi bugün de ihlalinin vesikası olmuştur.

Kendisiyle çelişen bu karara karşı gerekli itirazları yapacağız. Son noktaya kadar hukuki mücadeleyi sürdüreceğiz. Ama şunun bilinmesini istiyoruz: Yaptığımız bu başvurular, yalnızca mahkemelerden sonuç alınmasına umut bağlamıyor, Güney’in sevenleri ve kamuoyu nezdinde gerçeğin ortaya çıkarılmasını da amaçlıyor.

Yılmaz Güney’in darp edildiği esnada silahının patladığını, darp edilirken birini hedef gözeterek vurmasının bu olay açısından mümkün olmadığını, zaten bu sebeple kurşunun giriş yönünün iddia edilen atış yönü ile tam ters olduğunu, bu hususu tek bir fethi kabir kararı ortaya çıkarabilecekken bu delilin bilinçli olarak toplanmadığını ispat etmeyi de amaçlıyor.

Tüm kamuoyunun Yumurtalık Davası’nın gerçek yüzünü bilmesini, halkın birçok kesimi için haksızlıklara karşı bir sembol haline gelen Güney’i iç rahatlığıyla savunabilmesini de amaçlıyor. Bugünden sonra da mahkeme kararı ne olursa olsun, bu olayla ilgili gerçekleri yaymaya devam edeceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

Paylaşın

CHP’de İstifa Depremi

Gürsel Tekin, partisinin ideoloji, ilke veya düşünce ile oluşan yoldaşlık ruhu yerine ahbap – çavuş, eş, dost, akraba ilişkilerinin her düzeyde belirleyici olduğu bir yapı haline dönüştüğünü belirterek CHP’den istifa etti.

Haber Merkezi / Gürsel Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ettiğini duyurdu. Gürsel Tekin, konuya ilişkin yaptığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Aziz milletime ve yol arkadaşlarıma, Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel ilkeleri tüzük ve programında yer almaktadır. Ne yazık ki geçen zamanda CHP çağdaş uygarlığı hedefleyen, Türkiye’de iktidar olma ve halka hizmet etme amacına sahip Atatürkçü ve sosyal demokrat bir parti kimliğinden uzaklaştırılmış, hiçbir objektif koşul, liyakat ve ehliyetin olmadığı, parti içi hemşericilik, gruplaşma, ekipleşme ilişkileri ile makam ve mevkilerin dağıtıldığı, partiye emek veren, partinin iktidar olması için çalışan insanların dışlandığı,

“Ahbap – çavuş, eş, dost, akraba ilişkileri…”

Türkiye’de iktidar mücadelesi yerine parti içi iktidar mücadelesinin yeğ tutulduğu, parti hukukunun ve partimiz emekçilerinin haklarının yok sayıldığı, Genel Merkezin kendi açıkladığı kural ve talimatlara bile uymadığı, parti hukukuna ve açıklamalarına güvenerek emek sarf eden insanların emeklerinin gasp edildiği, İdeoloji, ilke veya düşünce ile oluşan yoldaşlık ruhu yerine ahbap – çavuş, eş, dost, akraba ilişkilerinin her düzeyde belirleyici olduğu bir yapı haline dönüşmüştür.

Partinin her makamında görev alma onuruna erişmiş, her zaman sokakta, halkın içerisinde, Türkiye’de iktidar olmak için çalışmış benim için ortaya çıkan bu tablo acı ve üzüntü vericidir. Bu sebeple, Gençlik yıllarımdan beri hayatımı adadığım, ilkelerini kalbime mühürlediğim Cumhuriyet Halk Partisi’nden yine inandığım, uğruna yaşadığım ilkeler bunu emrettiği ve mevcut yapıda çalışma imkanım kalmadığı için büyük bir üzüntüyle istifa ediyorum. Uğruna hayatımı adadığım ilkeler için çalışmaya devam edeceğim. Kamuoyuna saygıyla duyururum.”

Paylaşın

Erdoğan: Artık Bambaşka Bir Türkiye Var

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 10 yıldır her seçim dönemi öncesinde olduğu gibi 31 Mart seçimleri yaklaşırken milletimizi huzursuz edecek görüntüler ardı ardına gelmeye başladı. Terör saldırılarından eski Türkiye’den ödünç alınma provokatif çıkışlara kadar her türlü oyun devreye soruldu. Halbuki artık siyaseti, toplumu, ekonomisiyle bambaşka bir Türkiye var” dedi ve ekledi:

“Yüzlerine çarpılan gerçeğe rağmen mahalli idareler seçimlerini ülkemizi tökezletmenin aracı haline dönüştürme hayali kuranların inşallah yine heveslerini kursaklarında bırakacağız. Bu ülkenin rahmetli Menderes’le birlikte 1950’de başlayan demokrasi ve kalkınma yolculuğunu 1960 darbesiyle kesenlerin, hemen ardından yeniden toparlanan siyasi ve ekonomik düzeni 1971 darbesi ve 1980 darbesiyle sabote edenlerin, rahmetli Özal’ın büyük Türkiye hayalini 28 Şubat’ta kesenlerin, yeniden darbe ve kaos silahına sarılanların, bu milleti sırtından hançerleyenlerin devri artık kapanmıştır.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Türkiye artık hem siyasi hem ekonomik hem askeri olarak bambaşka bir ligin oyuncusudur. Bizim iktidarımızın ilk 10 yılı vesayetle mücadeleyle, ikinci 10 yılı ise terör ve milli irade hırsızlarına karşı verdiğimiz kavgayla geçti. Demokrasi ve kalkınma atılımlarını sürdürdük. 2023 hedeflerimizin Türkiye Yüzyılı şahlanışının altyapısını inşa etmeyi başardık. Artık etrafı kan ve ateş çemberiyle çevrili olduğu halde güven, huzur, istikrarla Türkiye Yüzyılı idealini hayata geçirmek için hedeflerine ilerleyen bir Türkiye var. Sıkıntılarımız elbette var. Bir kısmı küresel ve bölgesel krizin yansımaları bir kısmı da ayağımıza takılan çelmelerin bedelleridir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yaklaşık 3 saat 15 dakika süren Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Deprem bölgesindeki çalışmalar kabine gündemimizin en önemli başlığıydı. Yaklaşan yerel seçimlere ilişkin hazırlıkları da gözden geçirdik. Güvenlik boyutu başta olmak üzere seçim sürecini değerlendirdik. Ülkemizi büyütme mücadelemizi sürdürüyoruz. Bölgemizde yaşanan savaşlar, çatışmalar ve saldırılar kesintisiz sürüyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin önemli bir kısmı ciddi siyasi istikrarsızlık ve buna bağlı sosyal gerilim tehditleriyle yüzleşiyor.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen Türkiye hamdolsun hedeflerinde kararlılıkla ilerliyor. Turizmde 2023 senesi tarihimizin en iyi sezonu oldu. Turizm gelirimiz 54 milyar 315 milyon dolara yükseldi. Ziyaretçi sayısı 57 milyon kişiyi buldu. Turizmde tarihi başarıları muhalefetin ve faşist zihniyetin menfi karalamalarına rağmen elde ettik.

“Türk ekonomisine güvenin artmasından memnuniyet duyuyoruz”

İhracatta yakaladığımız ivmeyi Ocak ayında da sürdürdük. Ocak ihracatımız 20 milyar dolar oldu. Böylece tarihimizin en yüksek Ocak ayı ihracat tutarına ulaştık. Bugün Türkiye’de işsizlik oranı Aralık 2023’te bir önceki aya kıyasla 0.1 puan düşüşle yüze 8.8 geriledi. Uluslararası piyasalar ve piyasalar nezdinde Türk ekonomisine güvenin artmasından memnuniyet duyuyoruz. Risk primindeki düşüş devam ediyor.

Milli Uzay Programı kapsamında bir ilki gerçekleştirerek, insanlı uzay misyonunu başarıyla hayata geçirdik. Alper Gezeravcı görevini ve bilimsel deneyleri tamamlayarak ülkemize döndü ve biz de kendisini bugün kabul ettik. İkinci astronotumuz da önümüzdeki aylarda yeni deneyler yapmak üzere yörünge altı uçuş için uzaya göndereceğiz. Ülkemizin farklı alanlarda yaptığı her hamleyi değersizleştirmeyi maharet zannedenler maalesef burada da boş durmadı. Eser ve hizmetlere kulp takan, takoz koyan, engel çıkartan bu sığ anlayışı gördükçe üzülüyoruz. Türkiye’nin geçmişte kaybettiği hazine değerindeki yılların, kaçırdığı fırsatların sebebini bunlara baktıkça daha iyi anlıyoruz. Müzmin muhaliflere aldırmadan yolumuza devam ettik, edeceğiz.

Her biri ayrı emek ve başarı örneği olan çok sayıda savunma sanayi ürününü Deniz Kuvvetleri’ne teslim etmenin heyecanını yaşadık. Envantere aldığımız gemilerimizin, silah sistemlerimizin donanmamıza hayırlı olmasını diliyor, projelerde emeği geçenleri tebrik ediyorum. ABD’den F-16 talebinin olumlu sonuçlanmasından memnuniyet duyuyoruz. İnşallah Türk savunma sanayi bundan sonra daha hızlı yol alacaktır.

İran Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Reisi’yi 24 Ocak’ta Ankara’da misafir ettik. Pekçok konuyu etraflıca istişare ettik. Yaptırımlar nedeniyle bir süredir yavaşlayan ikili ticaretimizi 30 milyar dolar hedefine ulaştırmakta kararlıyız. Milli Güvenlik Kurulumuzun Ocak ayı toplantısında sınır ötesi operasyonlarımızı kapsamlı değerlendirmeye tabi tuttuk.

Türkiye uyguladığı terörü kaynağında yok etme stratejisiyle bölücü terör örgütünü dar bir alana hapsetmiştir. Bölücü örgütün ömrünü uzatan ana faktör kimi müttefiklerimiz ile Kuzey Irak’taki bazı yapıların teröre verdiği destektir. Yaz aylarında Pençe Harekat Bölgesindeki tahkimatımızı önemli ölçüde tamamlamış olacağız, daha etkin tedbirleri alma imkanına kavuşacağız. Türkiye Irak’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygılıdır. Iraklı kardeşlerimizden haklı beklentimiz Irak topraklarının ülkemize yönelik terör eylemlerinde bir üs olarak kullanılmasına izin vermemeleridir.

“Türkiye güney sınırlarında bir teröristan kurulmasına müsaade etmeyecektir”

Dışişleri Bakanımız, MİT Başkanımız ve Milli Savunma Bakanımız bu konudaki hassasiyetimizi Irak makamlarına iletti. 40 yıldır sürdürdüğümüz bölücü terör örgütüyle mücadelede çok daha etkin tedbirleri alma imkanına kavuşacağız. Irak’la Kalkınma Yolu Projesi için de bu önemlidir. Türkiye güney sınırlarında bir teröristan kurulmasına müsaade etmeyecektir. Terör örgütü mensuplarını nerede bulursak orada kafalarını ezmeyi, altyapıları imha etmeyi sürdüreceğiz. Evlatlarımıza sınırlarımızın dışında da terörün olmadığı, barışın hüküm sürdüğü bölge bırakacağız.

Siyaset kulvarında partimizin ve Cumhur İttifakımızın adaylarının tanıtımını yaptık. 31 Mart seçim beyannamesini kamuoyumuzun takdirine sunduk. İzmir’de şehir hastanemizi ve bağlantı yollarını hizmete açtık. Gayrettepe-Kağıthane hattını 29 Ocak’ta hizmete aldık. İstanbul Havalimanı ile Gayrettepe arasında kesintisiz metro ulaşımını sağladık. İstanbul’da tamamlanan raylı sistem uzunluğu 338,5 kilometreye çıkmıştır. Şu an toplam uzunluğu 52,7 kilometre olan 4 metro hattının inşası sürüyor. Ulaştıran İstanbul parolasıyla şehrimizin trafik çilesini bitirecek adımları atmaya devam ediyoruz. 4 ayrı proje kapsamında 34 kilometrenin üzerindeki uzunluğa ve 18 istasyona sahip raylı sistemi şehrimize kazandıracağız.

Yaklaşık 10 yıllık çabanın neticesinde hayata geçirdiğimiz Diyanet Akademisi’nin ilk mezunlarını 1 Şubat’ta külliyemizde ağırladık. 4 bin 537 aday din görevlimize görev yerlerinde Rabbimden muvafakiyetler diliyorum. Diyanet camiamız Asım’ın Nesli’nin yetiştirilmesinde önemli sorumluluklar üstleniyor. Çocuklarımızın, gençlerimizin ruh, beden, gönül sağlığına yönelik tehditlerin arttığı günümüzde hademe-i hayrat olan din görevlilerimizden daha fazla gayret bekliyoruz.

İtalya Başbakanı sayın Meloni’yi kabul ederek AB tam üyelik sürecimiz, savunma sanayi alanında işbirliği, ticaret ve yatırım konularını ele aldık. Nijer Başbakanı ve heyetinin ülkemizi ziyareti Afrika ile ilişkilerimizi tekrar gözden geçirmemize vesile oldu. Afrikalı kardeşlerimizle işbirliğini her alanda güçlendirmeye devam edeceğiz.

Kahramanmaraş depremleri 11 ilimizi ve 14 milyon insanımızı doğrudan etkiledi. Depremlerde kaybettiğimiz 53 binin üzerindeki şehitlerimizi rahmetle yadediyorum. Depremin 1. yıldönümünde hem inşası tamamlanan konutların teslimatını yapmak, depremzedelerimizin acısına ortak olmak üzere bölgedeydik. Depremden zarar gören tüm il, ilçe ve köylerimizde yeniden inşa çalışmaları kesintisiz sürüyor.

Depremzede kardeşlerimizi en kısa sürede güvenli, huzurlu, dayanıklı yuvalarına kavuşturmak için gece gündüz koşturuyoruz. 5 ilde kuralarını çekerek hak sahiplerini teslim ettiğimiz konut ve köy evi sayısı 31 binin üzerindedir. 2 ay içerisinde 75 bin konutun teslimini gerçekleştireceğiz. Her ay 15-20 bin civarında konut ve köy evini hak sahipleriyle buluşturacağız. Böylece inşaatları bitirme sözümüzü önemli ölçüde yerine getirmiş olacağız. Yıl sonuna kadar hedefimiz 200 bin evi vatandaşlarımıza teslim etmektir. Ardından bu sayıyı süratle 390 bine ulaştıracağız.

Devlet olarak deprem bölgesinde sadece konut ve ev inşa etmiyoruz. Şehirlerimizin depremde tahrip olan ana meydanlarını, caddelerini, altyapı ve üstyapı çalışmalarını da biz yapıyoruz. Deprem bölgesinde istihdamı, üretimi canlandıracak, şehirlerimizin ekonomisine güç katacak projeleri devreye alıyoruz. İskan ve İstihdam temasıyla yürüttüğümüz deprem bölgesi şehirlerimizi savunma sanayi merkezi haline getireceğimiz bölgelerdir. Deprem şehirlerimizi altyapısı, üstyapısı, üretim, ticaret, sanayisiyle tamamen ayağa kaldırana kadar var gücümüzle çalışacağız. Daha önce verdiğimiz sözlerin de takipçisiyiz. 14-28 Mayıs seçim döneminde Aile ve Gençlik Fonu ile ilgili mevzuat çalışmaları tamamladı.

Deprem bölgesinde faaliyete geçireceğimiz başvuruları 15 Şubat’tan itibaren başlıyoruz. Kim ne derse desin biz büyük bir devlet ve asil bir milletiz. Bu topraklardaki 1000 yıllık tarihimiz boyunca zorluk, badire ve saldırı ve imtihanların üstesinden geldik. İnşallah yine başaracağız. Asrın birlikteliği ile asrın felaketinin yaralarını süratle saracağız. Felaket telalları ve bozgunculara prim vermemenizi özellikle rica ediyorum. Depremzede kardeşlerimizden gönülleri ferah tutmalarını bekliyorum. Rabbim ülke ve milletimizi her türlü afet, kaza, bela, saldırıdan muhafaza eylesin diliyorum.

“Her türlü oyun devreye soruldu”

Bilhassa son 10 yıldır her seçim dönemi öncesinde olduğu gibi 31 Mart seçimleri yaklaşırken milletimizi huzursuz edecek görüntüler ardı ardına gelmeye başladı. Terör saldırılarından eski Türkiye’den ödünç alınma provokatif çıkışlara kadar her türlü oyun devreye soruldu.

Halbuki artık siyaseti, toplumu, ekonomisiyle bambaşka bir Türkiye var. Yüzlerine çarpılan gerçeğe rağmen mahalli idareler seçimlerini ülkemizi tökezletmenin aracı haline dönüştürme hayali kuranların inşallah yine heveslerini kursaklarında bırakacağız. Bu ülkenin rahmetli Menderes’le birlikte 1950’de başlayan demokrasi ve kalkınma yolculuğunu 1960 darbesiyle kesenlerin, hemen ardından yeniden toparlanan siyasi ve ekonomik düzeni 1971 darbesi ve 1980 darbesiyle sabote edenlerin, rahmetli Özal’ın büyük Türkiye hayalini 28 Şubat’ta kesenlerin, yeniden darbe ve kaos silahına sarılanların, bu milleti sırtından hançerleyenlerin devri artık kapanmıştır.

Türkiye artık hem siyasi hem ekonomik hem askeri olarak bambaşka bir ligin oyuncusudur. Bizim iktidarımızın ilk 10 yılı vesayetle mücadeleyle, ikinci 10 yılı ise terör ve milli irade hırsızlarına karşı verdiğimiz kavgayla geçti. Demokrasi ve kalkınma atılımlarını sürdürdük. 2023 hedeflerimizin Türkiye Yüzyılı şahlanışının altyapısını inşa etmeyi başardık. Artık etrafı kan ve ateş çemberiyle çevrili olduğu halde güven, huzur, istikrarla Türkiye Yüzyılı idealini hayata geçirmek için hedeflerine ilerleyen bir Türkiye var.

Sıkıntılarımız elbette var. Bir kısmı küresel ve bölgesel krizin yansımaları bir kısmı da ayağımıza takılan çelmelerin bedelleridir. Dünyada Gezi olaylarıyla başlayıp 17-25 Aralık emniyet yargı darbe girişimiyle süren, PKK terörünün şehirlerimizi hedef alması, DEAŞ’ın sınırlarımızı hedef almasıyla yükselen 15 Temmuz darbesiyle zirveye ulaşan, ekonomimizi mahvetme tehditleriyle genişleyen, Kovid-19 ve Rusya Ukrayna savaşıyla beslenen, 6 Şubat depremleriyle felakete maruz kalan, böylesine büyük sıkıntılara düçar olup da hala hedeflerinden kopmayan, programlarını uygulayabilen bir başka ülke örneği var mıdır? Önümüzdeki dönemde ekonomi programımızın müspet yansımalarını, enflasyon başta olmak üzere diğer alanlarda net bir şekilde göreceğiz

Biz bu salgını en az hasarla atlatan toplum olduk. Sınırlarına dayanan masum göçmenlere tahammül edemeyip, siyasi ve sosyal bunalıma giren ülkeler görmedik mi? Biz teröristlerin başlarını inlerinde ezdik. Korku ve endişe içinde oradan oraya savrulan görmedik mi? Biz savaş çığırtkanlığı yapmak yerine barış çabalarına sarılmayı seçtik. Biz mazlumun ve masumun yanındaki duruşumuzu hiç bozmadık. Kendi adımıza buradan almamız gereken mesaj; Türkiye yaşadığı onca sıkıntıya, zor imtihana rağmen hamdolsun sıkıntıların hepsinin üstesinden gelecek programa, imkana ve kudrete sahip ülkedir.

“Cumhuriyetimizi ikinci asrında hak ettiği yere çıkartacağız”

Milletimizle el ele vererek çözemeyeceğimiz hiçbir mesele olmadığı inancıyla mücadele bayrağını bir an bile yere düşürmeden yolumuza devam ettik, devam edeceğiz. İnancımızda karamsarlık ve umutsuzluk haşa küfre eşdeğer sayılmıştır. 21 yılda Türkiye’yi asırlık eksiklerini telafi ederek nasıl 3-5 kat, kimi alanlarda 10-20 kat büyüttüysek inşallah Türkiye Yüzyılı’nın aydınlığa da 85 milyona hep birlikte ulaşacağız. Türkiye milli mücadelenin bizatihi kendisiyle nice hesapları bozmuş, Cumhuriyetimizle binlerce yıllık geleneğin son devletini kurmuştur. Bugün de inşallah önümüzdeki sorunları çözerek Cumhuriyetimizi ikinci asrında hak ettiği yere çıkartacağız.

Bu akşam BAE Devlet Başkanının daveti üzerine dünya hükümetler zirvesine katılmak üzere Dubai’ye hareket ediyoruz. Onur konuğu olarak davet edildiğimiz zirvede ikili temaslar, devlet ve hükümet başkanlarıyla görüşmeler gerçekleştireceğiz. Mısır Cumhurbaşkanı sayın Sisi’nin davetine icabetle Kahire’ye geçeceğiz. Sayın Sisi ile ekonomi, ticaret, turizm, enerji ve savunma gibi pek çok konuyu istişare edeceğiz.

Gündemimizin ilk sırasında Gazze’ye yönelik artan saldırılar olacaktır. Netanyahu ve hükümeti her gün yeni bir kırmızı çizgiyi aşıyor. Bu sabah Gazze’nin kuzeyinden zorla çıkarılan 1,5 milyon Gazzelinin sığındığı Refah’a saldırdılar. Bu saldırılarda 100’den fazla Gazzeli kardeşimiz şehit oldu. İsrail’in bu pervasızlığının sebebi Batılı güçlerin tavşana kaç, tazıya tut diyen ikiyüzlü politikasıdır. Sahne önünde İsrail’e itidal çağrısı yaparken Netanyahu’nun katliamına göz yumuyorlar. İslam dünyasının da maalesef katliamların önüne geçme noktasında yetersiz kaldığını görüyoruz. Emirlikler ve Mısır’da gerçekleştireceğimiz görüşmelerde Gazzeli kardeşlerimiz için daha başka neler yapabiliriz? İnşallah buna bakacağız.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den “Parlamenter Sistem” Çıkışı

Partisinin Denizli aday tanıtım programında konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “İstanbul ve Ankara’nın alınması 2023’te bu ucube sistemin değiştirilmesine yönelik önemli bir umuttu ama olmadı” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Önce yerel seçimlerde daha sonra da 2028’de, bu ucube sistemi değiştirmek kaydıyla yol yürüyeceğimizi ilan ediyoruz. Allah’ın izni ve sizlerin teveccühü ile seçimi alacağımıza inanıyorum. Sonra da çok hızlı bir şekilde parlamenter demokrasiye geçiş sağlanacak.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Denizli aday tanıtım toplantısında konuştu. “Çok zorlu bir yolculuğu, çoban ateşini Denizli’den başlattık” diyerek sözlerine başlayan İYİ Parti Lideri Akşener, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:

“Buradaki dava arkadaşlarımın gayreti ile yürüdük. Sanki dün gibi, bugün yine buradayız. İki genel, bir yerel seçim geçirmişiz; ikinci yerel seçimde yine buradayız. İyi ki ‘Yürü abla, kardeş, anne demişsiniz. Türkiye’ye bir nefes olma yolundayız.

Eskiden siyasetçi parmağını seçmene sallayamazdı. Birinin oyu ve diğerinin oyu eşitti. Her oy bir vebaldi. Şimdi bu Türkiye terk etti. Siyasetçi, lord haline geldi, seçmenin siyasetçi karşısında hazır ol da durmasına döndük.

Seçmen istismar edildi, ayrım gözetildi. Ama biz milletin sesine kulak vermek zorunda olduğumuz konusunda yola çıktık. İyi, kötü başarılı olduk. Sayemizde emekli maaşlarına dikkat çekilmişse, vatandaşın, seçmenin sesi olma görevimizdendir.

İktidar hizmet etmekle, muhalefet ise vatandaşın avukatı olmakla görevlidir. Birbirlerini gagalaya gagalaya bunu unutuyorlar. Biz esnaf esnaf gezerek, kadının, sanayicinin, öğrenmenin, emeklinin var olduğunu kayda aldırdık ve seçmenin sesini meclise getirdik. Sonuç olarak iktidarın gözünü onlara çevirdik. Çok başarılı olduk mu? Tam değil.

Bizim fikirlerimiz vatandaştan yana! Mesela, en düşük emekli maaşı asgari ücret kadar olmalıdır. Kimsenin elini sıkmayan hür ve müstakil adayları ile İYİ Parti var. 2028 yılında genel seçimlerde; iyi belediyeciliği görerek bunlar çalmıyor, yandaş kayırmıyor diyerek İYİ Parti’yi iktidar edeceksiniz.”

“Meselemiz bu sistemin değişmesidir”

Bir partilinin “Parlamenter sisteme dönecek miyiz?” sorusuna Akşener, “Hukukun, adaletin, demokrasinin, ekonominin oluşması için bir adam sisteminden, tek adamın iki dudağı arasına sıkıştırılmış bu siyasetten Türkiye’yi çıkarmamız lazım. Burada kimse düşmanımız değildir.

Bu sistemin başına şurada oturan arkadaşların hangisini koysak, namuslarına, şereflerine, dürüstlüklerine ben kefilim ama bir sene sonra hepsi kafayı yer. Her şeyi tek bir kişinin kararına bıraktığınızda oradan karar çıkmaz. Orada çok daha fazla yanlış olur. Meselemiz Sayın Erdoğan’ın gitmesi, yerine bir başkasının gelmesi değil, bu sistemin değişmesidir” şeklinde cevap verdi.

İYİ Parti Lideri Akşener, konuşmasının ardından başta Denizli Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmak üzere ilçe belediye başkan adaylarını tanıttı. İYİ Parti Denizli adayları:

Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Yasin Öztürk
Merkezefendi Belediye Başkan Adayı Fatih Coşkun
Çivril Belediye Başkan Adayı İsmail Çorbacıoğlu
Babadağ Belediye Başkan Adayı Ali Atlı

Pamukkale Belediye Başkan Adayı Türkay Berberoğlu
Honaz Belediye Başkan Adayı Osman Çaybaşı
Sarayköy Belediye Başkan Adayı Ahmet Çelikak
Acıpayam Belediye Başkan Adayı Mahir Altu

Tavas Belediye Başkan Adayı Emin Barıner
Serinhisar Belediye Başkan Adayı Şükrü Averi
Bozkurt Belediye Başkan Adayı Zafer Kocaman
Buldan Belediye Başkan Adayı Mustafa Gülbay

Çameli Belediye Başkan Adayı Sezai Turhan
Beyağaç Belediye Başkan Adayı Seyhan Demirel
Baklan Belediye Başkan Adayı Celal Tuğji
Güney Belediye Başkan Adayı Alaattin Gümüş

Çardak Belediye Başkan Adayı Mehmet Çakmak
Bekilli Belediye Başkan Adayı Kemal Karaman

Paylaşın

DEM Parti’nin Diyarbakır Eş Başkan Adayları Gözaltına Alındı

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Serra Bucak Küçük ve Doğan Hatun gözaltına alındı.

DEM Parti’nin adayları Serra Bucak Küçük ile Doğan Hatun, 24 Ocak’ta yapılan önseçim sonrasında aday gösterilmişti.

DEM Parti’nin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Doğan Hatun, sosyal medya hesabından il ve ilçe belediye eş başkan adayları olarak gözaltına alındıklarını duyurdu.

Hatun, “Şu an Amed Büyükşehir ve ilçe belediye eş başkanları olarak Koşuyolu köprüsünde gözaltına alınıyoruz” ifadelerini kullandı.

Doğan Hatun kimdir?

Doğan Hatun, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde doğdu. Maden mühendisliği eğitimi aldı. 2016-2023 yılları arasında Maden Mühendisleri Odası eş başkanlığı görevini yürüttü.

Bu süreçte, Diyarbakır’daki karayolları arazisindeki yeşil alanın yapılaşmaya açılması ile ilgili yaptığı basın açıklaması nedeniyle TCK 301 maddesi uyarınca 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandı. Ancak, Hatun bu dava sonucunda beraat etti.

Hatun, aynı zamanda 2018-2022 yılları arasında TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreterliği yaptı.

Emek ve Demokrasi Platformu dönem sözcülüğü, Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu Kurulu üyeliği gibi çeşitli sivil toplum örgütlerinde de aktif rol aldı.

Ayşe Serra Bucak kimdir?

1976 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen ve aslen Siverek’li olan Ayşe Serra Bucak, hayatını çocuk ve kadın hakları alanında yapılan çalışmalara adamış deneyimli bir sosyal çalışmacıdır.

İstanbul Cağaloğlu Anadolu Lisesi mezunu olan Bucak, Almanya’nın Köln Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı ile Pedagoji bölümlerinden mezun oldu.

Bucak, 2006-2011 yılları arasında Bağlar Belediyesi Eğitim Destek Evi koordinatörlüğü yaparak sosyal alanda ilk adımlarını attı. 2014-2016 yılları arasında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkan danışmanlığı ve meclis üyeliği görevlerinde bulundu.

2016-2022 yılları arasında çocuk ve kadın hakları konularında Sosyal Çalışmacı olarak aktif görev aldı. Ayrıca, ÇocukÇa Derneği ve ZimZim Kreş kurucularından biri olan Ayşe Serra Bucak, DEM Parti Diyarbakır il yönetiminde rol aldı.

Demokratik Toplum Partisi’nden (DEM Parti) büyükşehir belediye eş başkan adayı olarak seçimlere katılacak olan Bucak, Diyarbakır’da kadınların güçlenmesi ve toplumsal sorunların çözümüne yönelik çalışmalarına devam etmektedir.

Paylaşın