“Necmettin Erbakan’ı Tutuklatma” İddiası: Erbakan, Erdoğan’ı Savundu

YRP Lideri Fatih Erbakan, “Erdoğan’ın, 2006 yılında, evini polis kuşatmasına alarak Necmettin Erbakan’ı tutuklatmak istediği” iddiası ilişkin, “O dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti iktidarının bugün gelinen nokta kadar kurumlara ve devlete hakimiyeti yoktu. O dönemde yaşanan pek çok olaylar var” dedi ve ekledi:

“Özellikle FETÖ’nün o dönemde çok ciddi bir hakimiyeti söz konusuydu. Orada yaşanan sıkıntılarla ilgili biz tabii başbakanlık düzeyinde değil ama daha alt seviyedeki bürokrasideki, emniyetin içerisindeki FETÖ’cü unsurların böyle bir tavır içerisinde olduğunu düşünüyoruz. Yoksa Cumhurbaşkanının o dönemde başbakan olarak rahmetli Erbakan Hocamıza karşı böyle bir tavır içerisinde olacağını düşünmüyoruz.”

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, partisinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Suat Kılıç’la birlikte Çankaya Sokullu Halk Pazarı’nı ziyaret etti. Erbakan ve Kılıç, beraberindeki partililerle birlikte pazarcı esnafı ve vatandaşların sorunlarını dinleyip fotoğraf çektirdi.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Fatih Erbakan, “Erdoğan’ın, 2006 yılında, evini polis kuşatmasına alarak Erbakan’ı tutuklatmak istediği” iddiası ilişkin şunları söyledi:

“O dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti iktidarının bugün gelinen nokta kadar kurumlara ve devlete hakimiyeti yoktu. O dönemde yaşanan pek çok olaylar var. Özellikle FETÖ’nün o dönemde çok ciddi bir hakimiyeti söz konusuydu.

Orada yaşanan sıkıntılarla ilgili biz tabii başbakanlık düzeyinde değil ama daha alt seviyedeki bürokrasideki, emniyetin içerisindeki FETÖ’cü unsurların böyle bir tavır içerisinde olduğunu düşünüyoruz. Yoksa Cumhurbaşkanının o dönemde başbakan olarak rahmetli Erbakan Hocamıza karşı böyle bir tavır içerisinde olacağını düşünmüyoruz. Bunu da bu vesileyle ifade etmiş olalım. Bu maalesef 28 Şubat’ın eseri olan haksız bir dava.

Dolayısıyla bir mahkumiyet kararı ve mahkumiyet kararının da onanmasından sonra rahmetli Erbakan Hocamızın tutuklanmasına ilişkin, bu cezanın infazına ilişkin birtakım adımlar atıldı. Sonrasında biliyorsunuz bu ev hapsine çevrildi ve böylece o durum tezahür etmedi. Allah, bir daha böyle dönemleri, böyle demokrasiye, hukuka, insan haklarına aykırı, haksız, adaletsiz uygulamaları ülkemize, milletimize yaşatmasın.”

Ne olmuştu?

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Necmettin Erbakan’ı 2006 yılında hapsettirmek istediğini iddia etti.

Erbakan’ın damadı ve Yeniden Refah Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Altınöz olayı doğrulayarak, “Evet, doğru. Temel Bey’in anlatmış olduğu olay 2006 yılında gerçekleşti. Erbakan hocamızın konutunda İçişleri Bakanlığı’nın görevlendirdiği koruma polisleri varken başka bir polis ekibi gelerek Erbakan hocamızı götürmeye çalıştı” dedi.

Tartışmalara ilişkin yazılı açıklama yapan Bülent Arınç ise “Rahmetli Erbakan Hocamız için söz konusu olan cezaevine girme ihtimalini ortadan kaldırmak adına elimizden geleni ivedilikle yaptık. O dönemki grup başkanvekilimiz Sadullah Ergün’ü arayarak hocamız için olumsuz bir durumun ortaya çıkmaması adına gerekli kanuni düzenlemenin yapılması için çalışma yapılması yönünde talimatı o dönemki Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile istişare ederek ben verdim…” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP Lideri Özel: İttifak İçin Elimden Geleni Yaptım

Muğla’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nın gücünü dengelemek zorundayız. Onların karşısına bir gücü koymak zorundayız, bunu yerel seçimlerle yapmak zorundayız. O yüzden ben, CHP’nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakı’nın karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım” dedi ve ekledi:

“Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde bulundum. Borcu borçla çevirenler, gelecek seneden endişe edenler, evladının geleceğinden endişe eden herkese bu iktidara gücünü göstermek zorunda. Her şeye rağmen AKP ve MHP oyları alırsa, kırmızı ışık göstermezlerse 1 Nisan’dan sonra acı reçete geliyor. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nı dengelemek zorundayız. Ben bunun için elimden geleni yaptım.”

Özel konuşmasının devamında, “Muhalif seçmenin AKP’ye, MHP’ye bakışı değişmedi.O yüzden ben, CHP’nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakı’nın karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım. Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde bulundum. Birlikte olalım dedim. Büyük bir seçim başarısı yakalamazsak; memuru, işçiyi, emekliyi ezecekler dedim” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Muğla’da partisinin aday tanıtım toplantısında konuştu. Özgür Özel’in konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Osman Başkan’a bir teklifte bulunmaya geldim. Onaylarsanız bir göreve gelecek. CHP çok iyi çalışıyor belediye başkanları ama bunları Türkiye’ye anlatmakta biraz eksik kalıyorlar. Aynın işleri hepsi bir yapıyor ama ortak bir zeminde buluşturmakta eksik kalıyorlar. Birinin bir yerde yaptığını öbürü boşu boşuna masraf edip yine uğraşıyor proje orda hazır.

Biz bugünden sora 1 Nisan’dan itibaren seçilen belediye başkanlarımızı kordine edecek, iyileri birbiriyle buluşturacak, hizmetleri görünür kılacak. Türkiye’ye ‘bakın bu kentleri nasıl güzel yönetiyoruz. Türkiye’yide böyle yönetiriz’ diyecek. Bir yandan da kendi denetiminin yapacak. 3 ayda bir ölçme değerlendirmeyle belediye başkanlarına karnelerini sunacak bir sistem kuralım. CHP belediyelerini koordine eden bir büyük başkanlık. BU konuda sevgili Yılmaz Büyükerşen’e bu yapının genel kooridnatörlüğü görevini vermiştik.

Yılmaz başkanımız güvendiği, başarılı hem belediyeciliği bilecek, hem gençlere öğretecek hem de onları denetleyecek bir yapı oluşturuyoruz. Yılmaz Büyükerşen ile birlikte onun yanın başında Osman Gürün’e bu görevi teklif ediyoruz Bütün Türkiye’deki belediyeleri onlara emanet edeceğiz. Başkanım bu görevi kabul edersen beni çok mutlu edersin

CHP’nin belediye başkanları göreve başladıkları gün bütün belediye başkanlarının malvarlıklarını halka açık şekilde makam odalarının kapısına asacaklar. Adaylarımızın Muğla’yı ranta değil halka açarak yöneteceklerine yürekten inanıyorum. Muğla’yı haramilere değil millete teslim edeceğiz. Burası Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ranta açamadığı, namertte avuç açmayanların iktidarından Muğla’yı talan ettirmeye memur kılınmış birine asla teslim etmeyeceğiz.

AKP’nin her şeye rağmen ranta açamadığı, çevre felaketinde karşısına toplumla birlikte yerel yöneticilerin kol kola girdiği, karnını emeğiyle kazandığı ekmeğiyle doyuranların yaşadığı bir yerdeyiz. İktidarında, Muğla’yı ranta açmaya gönüllü olmuş birine bu şehri teslim etmeyeceğiz

Her emekliye bayramda en az bir asgari ücret ödemesi yapılması lazım. Emekliye bayram ikramiyesini sadece 3 bin lira yaptılar. 18 kiloyu bile emeklinin mutfağından çaldılar. Meclis’i kapatmayalım 3 gün daha çalışalım.

Mehmet Şimşek’in ağzında bir bakla var. Diyor ki ‘1 Nisan’dan sonra sıkı para politikasına geçeceğiz’ bunun emekçiler için anlamı hak edilen zammı almamaktır . Eğer bir şey yapacaksanız 1 Nisan’dan bir gün önce yapacaksınız. 31 Mart’ta sandığa gideceksiniz.

“Muhalif seçmenin AKP’ye, MHP’ye bakışı değişmedi”

Biz 31 Mart’ta tabii ki belediye başkanlarımız için destek istiyoruz. Biz bunun ötesinde biz 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nın gücünü dengelemek zorundayız. Onların karşısına bir gücü koymak zorundayız, bunu yerel seçimlerle yapmak zorundayız. O yüzden ben, CHP’nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakı’nın karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım.

Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde bulundum. Borcu borçla çevirenler, gelecek seneden endişe edenler, evladının geleceğinden endişe eden herkese bu iktidara gücünü göstermek zorunda. Her şeye rağmen AKP ve MHP oyları alırsa, kırmızı ışık göstermezlerse 1 Nisan’dan sonra acı reçete geliyor. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nı dengelemek zorundayız. Ben bunun için elimden geleni yaptım.

Muhalif seçmenin AKP’ye, MHP’ye bakışı değişmedi. O yüzden ben, CHP’nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakı’nın karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım. Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde bulundum. Birlikte olalım dedim. Büyük bir seçim başarısı yakalamazsak; memuru, işçiyi, emekliyi ezecekler dedim.

Ankara’da bir ittifak geliştiremedik. Seçmen bir yere gitmedi. yöneticilerin fikri değişmiş olabilir saygı duyuyorum. Seçmenin Bahçeli’nin U dönüşüne tepkisi değişmedi. Atatürk sevgisi değişmedi.

Türkiye İttifakı’nda aslan sosyal demokratlar var. Yalnız değiliz milliyetçi, muhafazakar, Kürt demokratlar var. Filenin Sultanları Dünya Şampiyonu olunca gırtlağı düğümlenenler var ya onlar Türkiye İttifakı’dır. Türkiye İttifakı’nın renkleri kırmızı beyazdır. Biz 31 Mart seçimlerini Türkiye İttifakı ile kazanacağız.

Karınca gibi ezdiğin çiftçilerin kardeşleri vardır hepsinin arkasındayız. Yurtdışına gitmek isteyen gençlerimize sesleniyoruz. Kimse enseyi karartmasın. Umut vardır. Biz buradayız hep birlikteyiz ve hiç bir yere gitmiyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan: Ekonomi Hesap Kitap İşidir

Kütahya’da halka seslenen Erdoğan, Hayat pahalılığıyla da mücadele ettik. Emekli maaşlarını bizler önceki dönemkilerle kıyas edilemeyecek seviyeye çıkarsak da gönlümüz vatandaşlarımızın daha iyi şartlarda yaşamasını istiyor. Ekonomi hesap kitap işidir” dedi ve ekledi:

“Gelir-gider dengesini tutturamazsanız 1970’ler ve 1990’lardaki gibi siyasi, sosyal çalkantıların pençesine düşmeniz kaçınılmazdır. Biz harcadığımız her kuruşu devleti ve milletiyle çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz. En düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı, vatandaşlarımız için yeterli değil. Emekli maaşlarını arzu ettiğimiz düzeye nasıl yükselteceğiz?”

Erdoğan açıklamasının devamında, “Daha fazla çalışacak, daha çok gelir elde edecek ve kazançtan emeklilerimize hak ettiği kazancı vereceğiz. Birileri çıkıyor emekli maaşlarına 7 bin lira 10 bin lira ekleyelim diyerek emeklileri tahrik ediyor. 16 milyon emeklimiz var. 7 bin lira eklemek demek bütçeden 1,4 trilyon lira eklemek demek” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçim çalışmaları kapsamında, partisinin Kütahya Mitingi’nde halka seslendi. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Bugün de milli iradeye olan bağlılığınla Türkiye’nin beylerbeyiliğini hak ediyorsun Kütahya. Geçtiğimiz mayıs ayındaki seçim sonuçları için teşekkür borcumuz var. Milletvekilliğinde yüzde 68 ve Cumhurbaşkanlığında yüzde 70 oranında destek için şükranlarımı sunuyorum.

Türkiye Yüzyılı belediyeciliği için destek istiyoruz. Kütahya’da 31 Mart seçimleri için adaylarımızı Cumhur İttifakı olarak ortak göstermedik. Eser ve hizmet siyasetinde yarışmak için ayrı adaylarla seçime girdik. Hangi partiye mensup olursa olsun bu ülkenin her bireyinin bizim gönlümüzde ayrı bir yeri var.

Seçimler gelip geçer ama muhabbet baki kalır. Bu millet tarihine, kültürüne, inancına saldırarak sırtını terör örgütüne dayayanlara en güzel dersi sandıklarda verdi. Şimdi beraber yol yürüyerek iktidar hülyalarına kapılanları, rüyalarından uyandırmaya var mıyız?

Şehirlerimizin bir kısmında yapılan kirli ittifakları görüyoruz. Aday isimleri sabahtan akşama değişiyor. Milletimiz kapalı kapılar ardındaki pazarlıkları, alicengiz oyunlarını çok iyi görüyor. Meydanı kirli ittifakların karanlık hesaplarına bırakmayacağız.

Önümüz Ramazan. Bu mübarek günlerin gecesi ve gündüzüyle her anını en güzel şekilde değerlendirmeliyiz. Bayramı da milli iradenin de bayram günü haline dönüştürmeliyiz.

Kütahya yaklaşık 160 bin emeklimizin yaşadığı şehrimiz. Ülkemiz Gezi olaylarından bu yana süren, 2018’den itibaren iyice alenileşen sıkıntılı süreçten geçiyor. Önümüze hangi badire çıkarsa çıksın, ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru götürmekten geri kalmadık.

Hayat pahalılığıyla da mücadele ettik. Emekli maaşlarını bizler önceki dönemkilerle kıyas edilemeyecek seviyeye çıkarsak da gönlümüz vatandaşlarımızın daha iyi şartlarda yaşamasını istiyor. Ekonomi hesap kitap işidir. Gelir-gider dengesini tutturamazsanız 1970’ler ve 1990’lardaki gibi siyasi, sosyal çalkantıların pençesine düşmeniz kaçınılmazdır. Biz harcadığımız her kuruşu devleti ve milletiyle çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz.

En düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı, vatandaşlarımız için yeterli değil. Emekli maaşlarını arzu ettiğimiz düzeye nasıl yükselteceğiz? Daha fazla çalışacak, daha çok gelir elde edecek ve kazançtan emeklilerimize hak ettiği kazancı vereceğiz. Birileri çıkıyor emekli maaşlarına 7 bin lira 10 bin lira ekleyelim diyerek emeklileri tahrik ediyor. 16 milyon emeklimiz var. 7 bin lira eklemek demek bütçeden 1,4 trilyon lira eklemek demek.

Askeriyle, polisiyle, eğitimcisiyle, sağlıkçısıyla, tüm memuru ve işçisiyle devletin çalışanlarının yarısından fazlasına maaşlarını vermesek bu ilave gideri karşılayabiliriz. Emeklilerimizin maaşlarının maliyeti değil, ilave artışların tutarıdır. Sırtında yumurta küfesi taşımayanlar istemedikleri gibi atıp tutabilirler. Yaptığımız her işin hesabını 85 milyona vermekle mükellefiz.

Küresel ekonomik kriz çalışanlar ve emeklilerin refah kaybına uğramasına yol açtı. Türkiye de bu dalgadan etkilendi. 6 Şubat depremlerinin maliyeti 104 milyar dolar. Hayat pahalılığı başta olmak üzere ekonomik dengeleri oturtmak için güçlü bir program uyguluyoruz. Bu yıl sonu itibariyle olumlu sonuçları görmüş olacağız.

Siz atıp tutanlara bakmayın. Onlar istismar ve bozgunculuk peşinde koşuyor. Bu ülkenin ve bu milletin asırlık meselelerini nasıl biz. çözdüysek bugünkü sıkıntıların üstesinden gelecek olan yine biziz. Sabır ve metanet istiyoruz.”

Paylaşın

Ali Yerlikaya Duyurdu: Kilolarca Kaçak Külçe Altın Ele Geçirildi

Sosyal medya hesabından açıklama yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Hakkari’de düzenlenen operasyonda 221 kilogram yabancı ülke menşeli kaçak külçe altının ele geçirildiğini söyledi.

Haber Merkezi / Yerlikaya açıklamasının devamında, piyasa değerinin yaklaşık 450 milyon lira olan kaçak külçe altınlara el konulduğunu ve 3 şüphelinin yakalandığını ifade etti.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Yerlikaya, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Hakkâri’de düzenlenen Altın Kaçakçılığı operasyonunda bir aracın çeşitli bölgelerine gizlenmiş halde bulunan 221 Kg Yabancı Ülke Menşeli Kaçak Külçe Altın ele geçirildi

Operasyon sonucu piyasa değeri yaklaşık 450 Milyon TL olan kaçak külçe altınlara el konuldu

Aziz Milletimizin Bilmesini İsterim ki; Kaçakçıların ve sahteciliğe bulaşanların enselerindeyiz. Milletimizin destek ve dualarıyla onlara göz açtırmayacağız

Hakkâri İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu, Yüksekova ilçesinde yakalanan bir aracın çeşitli bölgelerinde zula yapılarak gizlenmiş halde bulunan; 221 adet her biri 1 Kg ağırlığında toplamda 221 Kg yabancı ülke menşeli altın ele geçirildi.

Operasyonda 3 şüpheli yakalandı. Operasyonu koordine eden Valimizi, operasyonu gerçekleştiren Kahraman Polislerimizi tebrik ediyorum. Milletimizin duası sizinle.”

Paylaşın

Hatimoğulları: Kürt Sorununun Çözümü Onurlu Barıştan Geçer

Batman Beşiri’de halka seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatının, yani Kürt sorununun çözümü konusunda Türkiye tarihinde atılmış önemli adımlarından birinin yıldönümü. Dolmabahçe Mutabakatı AKP ile başlamıştı ama AKP’nin kendisi Dolmabahçe Mutabakatını tanımayarak, reddederek Kürt halkı üzerinde çöktürme siyasetiyle yola devam etti” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Masa devrildiğinde, “Kürt sorununu dolaba koyuyoruz, donduruyoruz” dediklerinde yaşanan katliamlar hepimizin hatırasındadır. Bizler o yitirdiğimiz canlarımızı unutmuyoruz. Bizler bu şekilde çeşitli provokasyonlarla bu vazgeçişin nasıl tezgahlandığının bilincindeyiz ve bunları asla unutmuyoruz. Kürt sorununun çözümü onurlu bir barıştan geçer. Onurlu bir barış için herkesin elini taşın altına koyması elbette çok önemlidir. Bugün Türkiye’de bir demokrasi sorunu varsa bunun en önemli sebeplerinden biri Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmemesidir. Dolmabahçe Mutabakatından vazgeçen anlayış aynı zamanda darbe mekaniğini de hayata geçirmiştir.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, yerel seçim programı kapsamında Batman’daydı. Hasankeyf’te esnaf ziyareti gerçekleştiren Tülay Hatimoğulları, daha sonra
Gercüş, Beşiri ve İkiköprü ilçeleri ile Cudi Mahallesi ve Petrolkent’teki halk buluşmalarına katıldı. Hatimoğulları, Beşiri’deki halk buluşmasında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Değerli halkımız, hepiniz hoş geldiniz. 79’lu yılların zor koşullarında burada bizlere belediye kazandıran ve demokratik belediyecilik anlayışının Batman’dan başlamak üzere Kürdistan’ın dört bir yanından yayılmasını sağlayan Edip Solmaz’ın değerli yoldaşları, onu sizlerin huzurunda saygıyla anıyorum. Faili meçhul cinayetlere karşı mücadele ederken kendisi de faili meçhuller kervanında ne yazık ki yerini alan Mehmet Sincar’ı ve Cengiz Altun’u saygıyla anıyorum.

Özel harp yönteminin Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanında nasıl yayıldığını, gençlerimize yönelik özel olarak nasıl bir çaba içinde olunduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Gülistan Doku’nun kaybedildiğini biliyoruz. Hala hafızalarımızda o kayıp dipdiri. Gülistan Doku’nun yakın arkadaşı Rojwelat’ı da yine şüpheli bir ölümle kaybettik. Ve Rojwelat yoldaşımızı, kız kardeşimizi burada sizlerin huzurunda sevgiyle anıyorum. Gençlerimize bunları yaşatanlardan tek tek hesap soracağız.

Biz şimdi Gülistan Doku’dan ve Rojwelat’tan bahsederken, Türkiye’de son 24 saatte 8 kadın erkekler tarafından katledildi. Bizler bu dünyaya erkekler tarafından katledilmek için gelmiyoruz; eşit yurttaşlar olarak herkesle eşit bir biçimde yaşamak için doğuyoruz, büyüyoruz. Ve DEM Parti olarak bizler diyoruz ki kadınların yaşam hakkını, siyasetteki temsil hakkını, kamusal alandaki varlığını, toplumdaki temsiliyetini ve varlığını sonuna kadar hep beraber savunacağız. “Jin Jiyan Azadî” sloganımız olmaya devam edecek.

Seçimlere sayılı günler kaldı. Bizler Beşiri’de, Gercüş’te, Hasankeyf’te, Batman’da ve sayamadığımız bütün ilçelerimizde seçimleri kazanmak üzere yola çıktık. Seçimleri Kürdistan’da, Türkiye’de kazanmak üzere yola çıktık. Sayılı günler var ve çok çalışmamız lazım. Şimdi söyleyeceğimi dikkatle dinlemenizi rica ediyorum. Evet, AKP iktidarının kayyımcı zihniyeti bu seçimlerdeki hilelerde de devam ediyor. AKP’nin birçok yere oy kaydırdığını, asker ve polis kadrosu kaydırdığını çok iyi biliyoruz. Bunu boşa düşürecek bir parti varsa o da DEM Parti’dir.

Çünkü DEM Parti örgütlü bir partidir. Sizden ricamız şu; nerede bir tanıdığınız varsa, nerede bir eş dost, akraba varsa ve zorunlu sebepler ya da gönüllü olarak başka bir kente gitmişse onların gelip kendi kentlerinde, Beşiri’de, Batman’da oy kullanmasını sağlamak için çalışalım. Sizden en büyük ricamızdır. Gece gündüz demeden çalışalım ve telefon rehberimizi tarayalım. Rehberimizde kayıtlı olan eş, dost, akraba kim varsa, hangi kentteyse ona en yakın DEM Parti ilçe teşkilatına gitmesini ve başvurusunu yapmasını söyleyelim. Böylelikle onların kendi kentlerine gelip oy kullanmalarını bizler sağlayacağız.

“Kayyımları göndereceğiz”

AKP iktidarının her yerdeki hırsızlığını, yolsuzluğunu, seçim hilelerini Beşiri halkı olarak boşa düşürmek için çalışacak mıyız? Kayyım hırsızdır, irade hırsızıdır. Kayyım halkın iradesini gasp etmiştir. Kürt halkının, DEM Parti’ye oy veren halkların iradesini gasp etmiştir. Kayyım hırsızlığı sadece bununla sınırlı değildir. Batman’da 650 milyon değerindeki parkı 150 milyona yandaşına peşkeş çekecek kadar açıktan hırsızlık yapıyorlar. Bu hırsızlara Batman, Gercüş, Beşiri, Hasankeyf yol verir mi? Bunlar bize dilimizi, kültürümüzü de unutturmak istiyorlar.

Batman’a kayyım atandığında yaptığı ilk işlerden biri Kürtçe web sitesini kaldırmak oldu. Kayyımların çoğunun yaptığı şeydi bu. Belediyelerdeki çok dilli hizmeti ortadan kaldırdılar. Yani belediyelerimizde kendi dillerimizde hizmet vermemizi hazmedemeyip engellediler. Kürtçe tabelaları indirdiler, Kürtçe sokak isimlerini değiştirdiler ve Kürt halkının Cegerxwîn gibi değerlerinin heykellerini ortadan kaldırdılar. Bir kez daha diyoruz ki kayyımları göndereceğiz, çok dilli hizmeti halkımıza sunacağız.

Bize unutturulmak istenen anadilimizi her yerde haykırarak savunacağız, belediyelerimiz ve yerel yönetimlerimiz bunun adreslerinden biri olacaktır. Kültüre dayalı olarak yapılan birçok çalışmamızı engellediler. On bin yıllık tarihe sahip, binlerce medeniyete beşiklik etmiş kentlerimizin siluetlerini ortadan kaldırıp kendi kentlerinin siluetlerini yaratmak istiyorlar.

Biraz önce Hasankeyf’ten geldik ve yüreğime derin bir sızı saplandı. Ben deprem yaşamış bir arkadaşınızım ve kadim Antakya’nın yıkıldığını sizler de biliyorsunuz. Antakya için yaşadığım acıyı, Samandağ için yaşadığım acıyı yüreğimin ta derinlerinde Hasankeyf için de hissettim. Hasankeyf’i tek tipleştirmek istemişler, tarihi eserleri ve dokuyu yok etmek istemişler. Bu aslında dedelerimizin, nenelerimizin elleriyle büyüterek bugünlere getirdiği kentlerin kimliğini yok etmeye çalışmaktır.

Bu aslında kimlik düşmanlığıdır, kent ve tarih düşmanlığıdır. Aynı zamanda kentin dokusuna bu zararları vererek kültürel turizmi de etkilemişlerdir. Belediyelerimizi yeniden kazandığımızda, yeni belediyeler kazandığımızda Batman’daki, Hasankeyf’teki ve buradaki tüm tarihi dokunun dünyaya tanıtılacağının sözünü veriyoruz. Buraya bir turizm akınının gerçekleşmesinin sözünü veriyoruz. Hasankeyf’te kapalı dükkanlar açılacak ve esnafımız işe, aşa ve ekmeğe doyacak. Söz veriyoruz buna.

Özellikle kayyımların belediyeleri işgal ettikleri her yerde bozuk yollar, bozuk kaldırımlar, çamur deryası içindeki yollar gördük. Kanalizasyon yok, çoğu yerde temiz içme suyuna bile sahip değil insanlar. Tarımını yapacağı, ekinini sulayacağı suyu bile bulamıyor insanlar. Kürdistan’ın temel geçim kaynağı, ne yazık ki bugüne kadar buraya doğru düzgün yatırım yapılmadığı için insanların el yordamıyla yürüttüğü tarım ve hayvancılıktır.

AKP iktidarı bunu merkezi politikayla Türkiye’de bitirmiştir, Kürdistan’da daha da bitirmiştir. Bakın tarım normalde Türkiye’nin en temel geçim kaynağıdır. Türkiye dünya ölçeğinde ilk 9. sıradadır tarımda. Şimdi buğdayı ve arpayı ithal eden bir pozisyona geldiysek nedeni bu iktidardır. Bizler değişime yerellerden başlayacağız. DEM Parti olarak, her yereldeki tarımı kalkındırmak ve tarımsal ürünlerin kooperatiflerde değerlendirilmesini sağlamak bizim boynumuzun borcudur.

Çünkü biz nerede doğduysak orada doyup kalmak istiyoruz. Batman’a baktığımızda sürekli dışarı göç veren bir kent. Zaten 40 yıldır devam eden Kürt sorunundan, devam eden çatışmalardan ve savaştan dolayı çok insanımız göç etmiştir. Şimdi buna eklenen yoksulluktan dolayı çok yoğun bir göç var. Hem merkezi politikamızda hem yerel siyasetimizde sözümüz olsun ki adil bir ekonomik dağılımın sağlanması için var gücümüzle çalışacağız, siz değerli halkımızla beraber çalışacağız.

“Yerel demokrasi ile özgür kentlerimizi kurmaya geliyoruz”

DEM Parti gümbür gümbür geliyor. Devran dönecek, DEM Parti her yerde olacak. Yerel demokrasi ile özgür kentlerimizi kurmaya geliyoruz. Halkçı, demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü belediyecilik anlayışımızla geliyoruz. Belediye meclisi toplantılarımız doğrudan halkın katılımına açık olacak, şeffaf olacak. Meclislerimiz halkımıza hesap verecek. Kazandığımız her belediyedeki her mahallede temsilciliklerimizi kuracağız, mahalle meclislerimizi kuracağız. Mahallelerin sorunlarının belediye aracılığıyla, yerel yönetim aracılığıyla çözülmesini sağlayacağız.

Biz kadınlara da söz veriyoruz; yeniden bütün belediyelerimizde kadın daire başkanlıkları kuracağız, kadınlara danışmanlık hizmeti sağlayacağız her alanda. Kadınlara iş edinme kurslarını sağlayacağız, kadın istihdamını sağlayacağız. Çünkü biz biliyoruz ki kadınların ekonomik özgürlüğe kavuşması genel anlamda özgürlüğe kavuşması açısından da önemlidir. Ve “Jin Jiyan Azadî” sloganıyla örgütlene örgütlene gelen kadınlar olarak, DEM Parti olarak bütün kadınlara söz veriyoruz. Bizler özgür ve eşit olana dek mücadelemizi yerel yönetimler başta olmak üzere her yerde hep beraber sürdüreceğiz.

Bugün 28 Şubat. 28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatının, yani Kürt sorununun çözümü konusunda Türkiye tarihinde atılmış önemli adımlarından birinin yıldönümü. Dolmabahçe Mutabakatı AKP ile başlamıştı ama AKP’nin kendisi Dolmabahçe Mutabakatını tanımayarak, reddederek Kürt halkı üzerinde çöktürme siyasetiyle yola devam etti. Masa devrildiğinde, “Kürt sorununu dolaba koyuyoruz, donduruyoruz” dediklerinde yaşanan katliamlar hepimizin hatırasındadır. Bizler o yitirdiğimiz canlarımızı unutmuyoruz.

Bizler bu şekilde çeşitli provokasyonlarla bu vazgeçişin nasıl tezgahlandığının bilincindeyiz ve bunları asla unutmuyoruz. Kürt sorununun çözümü onurlu bir barıştan geçer. Onurlu bir barış için herkesin elini taşın altına koyması elbette çok önemlidir. Bugün Türkiye’de bir demokrasi sorunu varsa bunun en önemli sebeplerinden biri Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmemesidir. Dolmabahçe Mutabakatından vazgeçen anlayış aynı zamanda darbe mekaniğini de hayata geçirmiştir.

Aynı zamanda 28 Şubat Darbesinin de yıldönümü bugün. 97’de 28 Şubat’ında asker postalları, tanklar, toplar sokağa düştüğünde, o zaman AKP’nin öncülleri darbeye karşı bir tavır izliyordu. Ama inanın ki daha sonraki AKP’nin büründüğü kılıf bu darbecilerden de daha tehlikeli. Biri asker postallarıyla; diğeri polisle, yargıyla ve devletin bütün erkiyle halklara diz çöktürmeye çalışarak bir darbe gerçekleştirmiştir.

28 Şubat’ın mağduru şimdi 28 Şubat’ın varisi olmuştur. Şu anda Saray- Ergenekon el ele karanlık bir Türkiye’yi inşa etmeye çalışıyor. Ama buradan, Batman’dan darbenin ve aynı zamanda Dolmabahçe Mutabakatının yıldönümünde bir kez daha söylüyoruz: Ant olsun ki bu ülkeye barışı bizler getireceğiz, Kürt sorununu bizler çözeceğiz. Ant olsun ki bütün halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin sorunlarını bizler çözeceğiz. Bu ülkede barış en güçlü şekilde yankılanana dek mücadele etmeye devam edeceğiz.

28 Şubat çok şey sığdırmış. Aynı zamanda sevgili Yaşar Kemal’in ölüm yıldönümü. Burada sizlerin huzurunda onu da saygıyla anıyorum. Ruhuna, bilincine ve diline yakışan sözleri de sizlerle paylaşarak onu anıyorum. Sevgili Yaşar Kemal; barış dolu şiirleri Kürdistan’dan, Anadolu ve Mezopotamya’dan hep beraber yazacağız, bu da sana sözümüz olsun.

Değerli Edip Solmaz’la ilgili araştırma yaparken çok önemli bir yazıya rastladım. Sevgili Gülcan Dereli yazmış. Şöyle söylemiş yazısında: “79’da zamanın ruhu farklıydı. Her yer beton değildi ama devletin zihinsel kodları o zaman da Kürtlere karşı bir beton gibiydi, şimdi de bir beton gibi. Edip Solmaz seçim kampanyasında sembol olarak ağacı kullanmıştı. Yaşam ağacı, kökleri derinlerde ama yeşermemişti daha. O ağaç bugün milyonların toplandığı bir ağaç haline geldi.” İşte o ağaç bizim bütün siyasi partilerimizin köküdür.

O ağaç binlerce yıldır bu topraklarda beraber verdiğimiz mücadelenin köküdür. Edip Solmazların, Terzi Fikrilerin devrimci ve yurtsever mücadele geleneğini bizler bu ağacın altında hep beraber sürdürmeye devam edeceğiz. Anadolu ve Mezopotamya topraklarında kökleri binlerce yıla dayalı bu ağacın gölgesinde bizler özgür, adil ve demokratik bir siyaseti inşa etmek için öğrencileri ve yol arkadaşları olarak Sevgili Terzi Fikri’ye ve özellikle de Edip Solmaz’a kendi kentinde söz veriyoruz: Bütün belediyelerimizi sana yakışır bir şekilde kazanacağız, sana yakışır bir şekilde kazanmak için hep beraber çalışacağız. Yolumuz açık olsun. Serkeftin.”

Paylaşın

Murat Kurum Mu, Ekrem İmamoğlu Mu Önde? Son Anket

Sonucu en çok merak edilen İstanbul seçimleri için anket sonuçları gelmeye devam ediyor. Optimar Araştırma’nın İstanbul anketine göre; Murat Kurum yüzde 36.5, Ekrem İmamoğlu yüzde 44.3 oy oranına sahip.

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, sonucu en çok merak edilen İstanbul seçimleri için anket sonuçları gelmeye devam ediyor.

İktidara yakınlığıyla bilinen Optimar Araştırma Başkanı Hilmi Daşdemir, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı seçimine ilişkin ikinci anketinin sonuçlarını paylaştı.

Birgün’ün aktardığına göre; Hilmi Daşdemir’in kişisel YouTube hesabından yaptığı yayında anket sonuçlarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, AK Parti’nin İstanbul adayı Murat Kurum’un önünde yer aldığı görüldü.

Ankette, katılımcılara “31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini kim kazanır?” sorusu yöneltildi.

“Ekrem İmamoğlu” cevabını verenlerin puanı 44.3 oldu. “Murat Kurum” yanıtını verenler ise 36.5’te kaldı. Kararsızlar 9.7 olurken, “Fikrim yok” diyenlerin puanı 8.3 olarak belirtildi.

Ankette İmamoğlu’nun partilerden aldığı oy oranına da yer verildi. Ekrem İmamoğlu’na oy veririm diyen siyasi parti seçmenleri şöyle oldu:

AK Parti: 9.4
CHP: 88.4
MHP: 12.4
İYİ Parti: 76.2
DEM Parti: 56.7

Yeniden Refah: 7.1
Zafer Partisi: 35.5
Türkiye İşçi Partisi (TİP): 85.2
Büyük Birlik Partisi (BBP): 7.1
Memleket Partisi: 31.8

Paylaşın

Türkiye’den AB’ye İltica Başvuruları Bir Milyonu Geçti

Türkiye’den Avrupa Birliği’n yapılan iltica başvurularında 2023 yılında dikkat çekici bir artış yaşandı. Türkiye’den Avrupa Birliği’ne iltica başvuruları 2023 yılında yüzde 18 artışla 1,14 milyona ulaştı.

İltica başvuruların çoğu Almanya’ya yapılırken, Almanya’yı Fransa ve Avusturya takip etti. Türklerin iltica başvuru kabullerinde ise son dört yılda istikrarlı bir düşüş görüldü. 2019’da yüzde 54 olan başvuru kabul oranı, 2023’te yüzde 25’e geriledi.

Avrupa Birliği İltica Ajansı’nın (EUAA) çarşamba günü açıkladığı verilere göre, Avrupa Birliği’ndeki iltica başvuruları 2023 yılında yüzde 18 artışla 1,14 milyona ulaştı. Yeni veriler 2015-2016 mülteci krizinden bu yana iltica başvurularının en yüksek seviyeye çıktığını gösterdi.

27 AB üyesi ile birlikte İsviçre ve Norveç’i de kapsayan çalışma sonucunda geçtiğimiz yıl 2022’ye kıyasla iltica başvurularında yüzde 18’lik bir artış yaşandı ve 1,1 milyon başvuru alındı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; EUAA’nın son raporunda en fazla başvuru alan ülke, başvuruların yaklaşık üçte birinin yapıldığı Almanya oldu. Bu ülkeyi Fransa, İspanya ve İtalya izledi.

2023 yılında Almanya 334 bin başvuru ile çalışmada değerlendirilen ülkelere yapılan tüm başvuruların yüzde 29’unu alarak AB içinde sığınmacılar için en önde gelen varış noktası olma konumunu korudu.

Ancak Almanya tek başına, ikinci ve üçüncü en fazla başvuru yapılan ülkeler Fransa ve İspanya’nın toplamından daha fazla başvuru alması dikkat çekti.

Fransa 167 bin başvuru ile tüm başvuruların yüzde 15’ini, İspanya 162 bin başvuru ile yüzde 14’ünü ve İtalya da 136 bin başvuru aldı. Bu dört ülkenin aldığı başvuru sayısı, toplu olarak bu dönemde çalışmada incelenen 29 ülkeye yapılan tüm başvuruların üçte ikisinden fazlasını oluşturdu.

Başvurularda Suriye’den gelenler açık ara başı çekmeye devam etti, bunu yine Afganistan takip etti. 2023’te 181 bin iltica başvurusunda bulunan Suriyeliler, 2022’ye kıyasla yüzde 38’lik bir artışla en fazla başvuruyu yapan ulus oldu.

Uzun yıllardır ikinci en büyük başvuru grubunu oluşturan Afganlar 2023’te de bu sırayı korudu, ancak başvuru oranı düşen tek ulus olarak öne çıktı. Afganlar 2023’te 114 bin başvuru ile 2022’ye göre yüzde 11 daha az başvuruda bulundu.

Türkiye’den başvurularda dikkat çeken artış

Türkiye’den yapılan başvurular ise en dikkat çekici artışa işaret etti. Türk vatandaşları, 2022 yılına kıyasla yüzde 82’lik bir artışla yaklaşık 100 bin 870 iltica başvurusunda bulundu.

Bunların 96 bin 147’si ilk defa başvurular olarak değerlendirildi, 37 bin 841’i karara bağlanırken, 83 bin 964 başvuru hala değerlendirme aşamasında. 10 bin 457 başvuru ise geri çekildi. 94 başvuru ise varış ülkesinden başka ülkeye yönlendirildi.

Başvuruların çoğu Almanya’da yapıldı. Bu ülkeyi Fransa ve Avusturya takip etti. Rapora göre, Türklerin iltica başvuru kabullerinde son dört yılda istikrarlı bir düşüş görüdü. 2019’da yüzde 54 olan başvuru kabul oranı, 2023’te yüzde 25’e geriledi.

Güney Amerika: Venezuela ve Kolombiya’dan yapılan başvurular 2022’ye kıyasla üçte bir oranında artış gösterdi. Bu iki ülke vatandaşlarının her biri 60 binden fazla başvuruda bulundu, başvuruların büyük çoğunluğu İspanya’ya yapıldı.

Kuzey Afrika: Fas ve Mısır vatandaşlarının her biri 31 bin ve 27 bine yakın başvuruda bulundu, ancak varış ülkeleri farkllık gösterdi. Faslılar çoğunlukla Avusturya’da, Mısırlılar ise çoğunlukla İtalya’da başvuruda bulundu.

Afrika: Gine ve Fildişi Sahili vatandaşları, çoğunluğu Fransa’da olmak üzere 20 binden fazla başvuru yaptı.

Filistinlilerin ve Ukraynalıların durumu

Uyrukları farklı şekillerde kaydedildiği için sığınmacıların tam sayısını değerlendirmenin zor olabildiğine dikkat çekilen çalışma raporunda, vatansızlık tanımına ilişkin ülkeden ülkeye değişen farklılıkların önemli rol oynadığı belirtildi.

Bu durum özellikle 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırıları ve ardından Gazze’de İsrail’in başlattığı savaşta yerlerinden edilen Filistinlilerin durumunda öne çıktı. Filistin’in AB ülkeleri, İsviçre ve Norveç tarafından devlet olarak tanınmaması durumu zorlaştırsa da, bazı tutarsız verilere rağmen, daha fazla Filistinlinin bu ülkelere sığınma başvurusunda bulunduğu açıkça görüldü.

Buna göre Filistinlilerin AB, İsviçre ve Norveç’e 2023 yılında yaptığı başvuru sayısı yaklaşık 11 bine çıkarak şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sayıya ulaştı. Bu rakam, 2022 yılına göre üçte iki oranında artışa işaret etti.

Rapora göre, özellikle, Yunanistan’daki başvuru sayısının aynı dönemde iki kattan fazla artmış olması ve neredeyse tamamının ilk kez başvuru olması, başvuru sahiplerinin AB ülkelerine yeni geldiklerini gösteriyor. Ancak, mevcut veriler bu kişilerin özel durumlarına ilişkin ayrıntılı bilgiler sunmuyor.

Artan iltica başvurularının ötesine geçen bir diğer durum da Ukraynalılarla ilgili, çünkü Ukrayna’dan gelen dört milyondan fazla yerinden edilmiş kişinin Geçici Koruma’dan yararlanması sebebiyle Avrupa ülkelerinde koruma ihtiyaçları ile gelen bireylerin toplam sayısına önemli bir katman ekliyor.

2023 sonu itibarıyla, Rusya’nın geniş çaplı işgalinin ardından ülkelerinden kaçarak Avrupa ülkelerinde Geçici Koruma’dan yararlanan Ukraynalıların sayısı 4,4 milyonu buldu.

Bu kişilerin en fazla sığındığı ülke Çekya oldu. Onu Bulgaristan, Estonya, Litvanya ve Polonya takip etti.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a: Seçim Yapmayalım O Zaman

Bulgur Palas’ın açılışında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ne diyorlar ‘hükümetle belediye aynı partiden olmalıymış’ bak sen. Seçim yapmayalım o zaman, muhtarlar da gitsin otursun evinde. İstiyor ki her şeyi ona teslim edelim” dedi ve ekledi:

“Neyse biz onu yavaş yavaş emekli etmeye hazırlanıyoruz, merak etmesin. Yıllarca İstanbul’u hükümetle el ele yönettiler, o şımarıklık, o kibir İstanbul’un her köşesini ihmale boğdu. Sarayburnu çöplüktü şimdi biblo gibi, Beyazıt çöplüktü pırlanta gibi. Haliç kıyıları tertemiz şimdi. Demokrasiye inancını kaybetmiş insanlara demokrasiyi güçlü şekilde hatırlatacağız. Az kaldı, 31 Mart’ta sandıkta… O sandığı biz çok seviyoruz.”

İmamoğlu konuşmasının devamında, “İstanbul’un bu beş yılını son 25 yılla kıyaslıyorlar. 0 25 yılda yapamadıklarını biz beş yılda yaptık, gururla anlatıyoruz. Hükümet belediye el ele olduğu dönemde bizim yaptığımız kadar metro yapamadılar. Yeni metroları yapacağız, yapmamamız için imzayı erteliyorlar.

31 Mart’ta demokrasi dersini alsın bak bir hafta içinde imzalayacak. ‘Bizden mi onlardan mı’ diye bakıyorlar. Bu milletin hepsi bizim anlayamadılar hala. Biz insanı insan olduğu için çok seviyoruz. Vatandaşları bize oy verenler-vermeyenler diye bölenlerden kimseye hayır gelmez” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bulgur Palas’ın açılışında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“İstanbul’un tarihi ve kültürel mirası uzun yıllar ihmal edilmiştir. Pek çok zararlı ve yanlış işler yapılmıştır. İstanbul’a gözünün nuru gibi bakmak gerekirken sıradan davranılmıştır. Her alanda olduğu gibi İstanbul’un mirasını koruma konusunda da liyakat sorunu vardı. Kişisel avukatımın beni arayarak satışa çıkarılan bu binanın dosyasını bana gönderdi.

Ben bu dosyayı görür görmez, baktı. Aynı gün Saraçhane’de arabadan çıkıp yukarı doğru baktım. Dedim bu bina muhteşem bir bina nasıl görmem? İnanın bir gün sonra çağırdım dedim ki bu binayı alıyoruz. O gün karar verdik. Aldıktan sonra gelip gezdiğimizde çok sevindim.

O gün aldığımız paranın bugün 100 katını verseler burayı satmayız. Yenikapı’dan buraya gelirken orada çok değerli bir arkeoloji alanımızı bir müze olarak İstanbul’a kazandırıyoruz, çalışmalarımıza başladık. Ne hikmetse bir tırların, kamyonların buradan kaldırılarak taşınması için Alibeyköy’de dünya para harcayarak çok modern bir tesis yaptık.

Ama garip bir biçimde ben buradan kaymakamlığa olan duygumu ifade edeyim; hala o tırları, kamyonları orada muhafaza etmek adına bir gayret gösteriyorlar biz de çıksınlar diye uğraşıyoruz. Kaymakamlığa çağrı yapıyorum bize yardımcı olsun. Sayın valimize de çağrı yapıyorum bize itinayla davransın.

Bulgur Palas, bizden önceki zihniyetle aramızdaki farkı ortaya koyan en önemli örneklerden birisi. Kamuya ait alanları yeniden halka açmakla kalmıyor, ihmal edilen özel mülkleri de tüm İstanbulluların faydalanabileceği mekanlar haline getiriyoruz. Tarihe sahip çıkmak lafla olmaz. Gerekirse kopyalayabilirsiniz sorun olmaz.”

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a yanıt

İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın merkezi yönetimle yerel yönetimin aynı partide olması gerektiğine dair açıklamalarına ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:

“Bugün İstanbul’un hizmet alması için farklı görüşleri olanlar var. Ne diyorlar ‘hükümetle belediye aynı partiden olmalıymış’ bak sen. Seçim yapmayalım o zaman, muhtarlar da gitsin otursun evinde. İstiyor ki her şeyi ona teslim edelim. Neyse biz onu yavaş yavaş emekli etmeye hazırlanıyoruz, merak etmesin.

Yıllarca İstanbul’u hükümetle el ele yönettiler, o şımarıklık, o kibir İstanbul’un her köşesini ihmale boğrdu. Sarayburnu çöplüktü şimdi biblo gibi, Beyazıt çöplüktü pırlanta gibi. Haliç kıyıları tertemiz şimdi. Demokrasiye inancını kaybetmiş insanlara demokrasiyi güçlü şekilde hatırlatacağız.

Az kaldı, 31 Mart’ta sandıkta… O sandığı biz çok seviyoruz. İstanbul’un bu beş yılını son 25 yılla kıyaslıyorlar. 0 25 yılda yapamadıklarını biz beş yılda yaptık, gururla anlatıyoruz. Hükümet belediye el ele olduğu dönemde bizim yaptığımız kadar metro yapamadılar. Yeni metroları yapacağız, yapmamamız için imzayı erteliyorlar.

31 Mart’ta demokrasi dersini alsın bak bir hafta içinde imzalayacak. ‘Bizden mi onlardan mı’ diye bakıyorlar. Bu milletin hepsi bizim anlayamadılar hala. Biz insanı insan olduğu için çok seviyoruz. Vatandaşları bize oy verenler-vermeyenler diye bölenlerden kimseye hayır gelmez.”

Paylaşın

Akşener’den Vatandaşa: Sizin İçin Mi Parti Kurduk Biz!

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Niye döndünüz?” diye soran yurttaşa, “Sizin için mi parti kurduk biz! Vermeyin kardeşim bize oy, gidin CHP’yi destekleyin, seçtirin. DEM’e teşekkür ediyorsunuz, bize küfrediyorsunuz. Hadi be!” diyerek çıkıştı.

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kala, partilerde seçim çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Mamak’ta ziyaretlerde bulundu.

Ziyareti sırasında bir yurttaşın ‘seçime ayrı girme’ eleştirisine tepki gösteren İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Ayrı giriyoruz kardeşim, oy vermeyin sizde” ifadelerini kullandı.

Meral Akşener, “Niye döndünüz?” diye soran yurttaşa, “Sizin için mi parti kurduk biz! Vermeyin kardeşim bize oy, gidin CHP’yi destekleyin, seçtirin. DEM’e teşekkür ediyorsunuz, bize küfrediyorsunuz. Hadi be!” diyerek çıkıştı.

Akşener’in çıkıştığı yurttaş, Medyascope’a konuştu. “Bayındır CHP’deydi, seviyorduk. Şimdi kazanamayacak, AK Parti’ye yarayacak. Olan da bize olacak. Onların zaten maaşı iyi, ekmeği iyi. Bizler perişan. Eşim vefat etti. Keşke evim yakın olsa da evimi çekseniz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan: Kirli İttifakların Farkındayız

Yerel seçimler kapsamında partisinin Manisa Mitingi’nde konuşan Erdoğan, “Her işlerini gizli saklı yapmayı adet edindiler. İstanbul ve Mersin gibi illerde kurulan kirli ittifakların farkındayız” dedi.

Konuşmasının devamında CHP Lideri Özgür Özel’i hedef alan Erdoğan, “Kendi partisine sözünü geçiremediği halde borusunu burada öttürmek isteyenler var. Kılıçdaroğlu 13 kez girdiği seçimlerden nasıl bir netice alamadan gittiyse bunun da akıbeti aynı olacak” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Manisa Mitingi’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Kendi partisine sözünü geçiremediği halde borusunu burada öttürmeye heveslenen birileri var. Boynuna vurulan prangalardan 31 Mart’ta kurtulacak. 31 Mart’ta onu da özgürleştireceğiz. 13 kez girdiği seçimlerden nasıl bir netice alamadıysa bunun da akıbeti aynı olacak. Ortaya konacak hiçbir projesi olmayanlar sadece bağırıp gider.

İçeride ve dışarıda birileri milletimizin canını sıkmak için her yolu deniyor. Muhalefetin ilkesiz ve sorumsuz tutumu yaşanan sıkıntıların üzerine adeta tuz biber ekti. Milleti kendilerine mahkum etmek isteyenlerin heveslerini kursaklarından bırakmak boynumuzun borcudur.

Türkiye Yüzyılı başlıyor. Yeter ki milletimiz birliğine sahip çıksın. Türkiye’nin sıkıntıları elbette var ama sıkıntıları çözecek irade ve tecrübe bizdedir. Sorunları çözecek olan yine biziz. Çalışanın, emeklinin, esnafın sorununu çözeceğiz. Ekonomideki sıkıntıların yıl sonundan itibaren hızla hafiflediğini, önümüzdeki yıl yükselişe geçişi hepimiz göreceğiz.

Değerli arkadaşlarım şimdi emniyete sordum. Alanda ne kadar Manisalı var diye sordum. Verdikleri cevap 45 bin.

Her işlerini gizli saklı yapmayı adet edindiler. İstanbul ve Mersin gibi illerde kurulan kirli ittifakların farkındayız. Karanlığa öyle kapıldılar ki Manisa Saruhanlı’da aday listelerini zamanında veremediler. Şehirlerimizin geleceği kirli pazarlıkların mezesi yapılamaz.

Şimdiki CHP Genel Başkanı’nı kimsenin taktığı yok. Nerede kimlerle DEM’lendiği belli değil. Yalan ve iftira ile kafaları karıştırıp kendi menfaatlerini korumaya çalışıyorlar.

Bırakın dünyada ve Türkiye’de ne olup bittiğini, kendi memleketleriyle bile ilgilenme gereği duymuyorlar. Böyle siyaset olmaz. Kadınlarımızın, gençlerimizin, çalışanlarımızın, emeklilerimizin beklentileri, hakları bu kifayetsiz muhterislerin insafına bırakılamaz.”

Paylaşın