Erdoğan’dan Yeniden Refah’a Sert Sözler: Siyasi Şantajcı

Malatya’da halka seslenen Erdoğan, üstü kapalı olarak Yeniden Refah Partisi’ni hedef alarak, “Partimizin eski belediye başkanlarını, milletvekillerini, teşkilat mensuplarını aday göstererek bize kaybettirmek için çalışan partiler ortaya çıktı” dedi ve ekledi:

“Türkiye özgür ve demokratik bir ülkedir. İsteyen istediği yerde siyaset yapabilir. Biz kendi ittifakımızdan, partimizden mesulüz. Bize kaybettirmek için çalışıp, bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara müsaade etmeyiz. Bunun adı siyasi şantajcılıktır.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Sadece öteki ne veriyorsa 5 fazlası benden diyerek ülkede güven ve istikrarı bozmaktan başka işi olmayanlara acıyarak bakıyoruz. Son dönemde bu habis siyaset tarzının yeniden hortlamaya başladığını görüyoruz. Milletimizin şantajcılara ve zübük siyasetçilere itibar etmeyeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Malatya mitinginde konuştu. Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Mayıs ayında yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanlığı’nda yüzde 72, milletvekilliğinde yüzde 69 destek veren Malatya’ya şükranlarımı bildiriyorum. Biz de bunun karşılığını vermek için gece gündüz çalışacağız. 31 Mart’ta da büyükşehir ve ilçe belediyelerinde Cumhur İttifakı’nı rekor bir oya taşıyacağınıza inanıyorum.

Malatya bizi hiçbir mücadelemizde yalnız bırakmadı. Bu defa da Türkiye Yüzyılı’nın inşasında Malatya ile birlikte yol yürümekten şeref duyuyoruz. Malatyalı kardeşlerim kimi kendisine gönül verdiğini, kimin şahsi hesaplar peşinde koştuğunu çok iyi biliyor. Pusulasını şaşıranı, kandille demlenmeyi marifet sayanı Malatya affeder mi? Eser ve hizmet siyasetiyle, demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla şehrini geliştireni Malatya unutur mu?

6 Şubat depremlerinde Malatya’da ve diğer şehirlerimizde hayatını kaybeden 53 bin vatandaşımızı bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Şehrimizde 78 bine yakın konut, 25 bini aşkını köy evi zarar gördü. Barınma ihtiyaçlarına karşılamak için 85 bin çadır, 36 bin konteynır kurduk. 70 bin hak sahibi belirlendi. Geçtiğimiz ay 6 bin 181 konutu hak sahiplerine teslim ettik. 48 bin 837 konutun yapımı sürüyor. Dönüşüm için 32 bin 583 kardeşimiz başvurdu.

İmar ve inşa çalışmaları için şehrimize 6 milyar lira ilave destek sağladık. Önümüzdeki yılın ortasına kadar hak sahiplerini konutlarına ve ticari binalarına kavuşturmaktır. Depremzede şehirlerimizi geleceğe hazırlayacak farklı üretim tesislerini hayata geçiriyoruz. Savunma sanayi yatırımlarını deprem bölgesi şehirlerimizde yoğunlaştıracak iskan ve istihdam projesi başlattık. ASELSAN tesis kuruyor. Depremin şehrimizdeki tüm izlerini silmek için çalışacağız.

Depremin ağır bir maliyeti oldu. Ağır hasarın altından kalkmak kolay değil. Malatya başta olmak üzere tüm deprem şehirlerimizi daha güvenli, huzurlu, canlı hale getirmekte kararlıyız. Diğer sınamalar gibi depremin de bizi hedeflerimizden koparmasına izin vermeyeceğiz.

Türkiye diplomasisiyle, askeri gücüyle dünyanın en büyük ülkeleri arasındaki yerini alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

“Bunun adı siyasi şantajcılık”

Türkiye 31 Mart’ta yapılacak seçimlerde şehirlerini yönetecek belediye başkanlarını, meclis üyelerini, muhtarlarını seçecek. Cumhur İttifakı olarak bu seçimde işbirliği yapıyoruz. AK Parti’nin becerisini ve tecrübesini kimseyle tartışmayız. Her görev gibi belediye başkanlığı da hizmet yolunda bir bayrak yarışıdır.

Partimizin eski belediye başkanlarını, milletvekillerini, teşkilat mensuplarını aday göstererek bize kaybettirmek için çalışan partiler ortaya çıktı. Türkiye özgür ve demokratik bir ülkedir. İsteyen istediği yerde siyaset yapabilir. Biz kendi ittifakımızdan, partimizden mesulüz. Bize kaybettirmek için çalışıp, bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara müsaade etmeyiz. Bunun adı siyasi şantajcılıktır.

Sadece öteki ne veriyorsa 5 fazlası benden diyerek ülkede güven ve istikrarı bozmaktan başka işi olmayanlara acıyarak bakıyoruz. Son dönemde bu habis siyaset tarzının yeniden hortlamaya başladığını görüyoruz. Milletimizin şantajcılara ve zübük siyasetçilere itibar etmeyeceğine inanıyorum.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Emekli Maaşı” Tepkisi: Kasayı Boşalttıysan…

Afyonkarahisar’da partisinin seçim mitinginde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, emekli maaşları üzerinden Erdoğan’a tepki göstererek, “Her şeye para bulup emekliye ‘yok’ diyor. Sen emekliye para yok dersen 31 Mart’ta da sana oy yok” dedi ve ekledi:

“Tayyip Bey emekliye 7 bin dahi veremeyiz bizde böyle bir para yok diyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesinde 1.4 trilyon lira yoksa vay bizim halimize. Sen kasayı boşalttıysan ben bilmem.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin yerel seçimler kapsamında düzenlediği Afyonkarahisar mitinginde konuştu. Özel’in konuşmalarından öne çıkanlar şu şekilde;

“44 yaşında bir kadın. Atatürk’ün, Afyon’un kızı. Size bir sır vereyeyim, Burcu’nun seçilmesini ben çok istiyorum. Ondan Afyon’daki rakipleri çekiniyor ama Meclis’teki AK Parti, ve MHP Milletvekilleri Burcu’yu destekliyorlar. Çünkü Burcu, Meclis kürsüsüne çıkınca o kürsüyü onlara dar ediyor.

Memleket büyük bir seçim heyecanı yaşıyor. Afyon’da değişimin 75 yıl sonra belediyeyi alacak olma heyecanını duyuyorsunuz. Afyon sokakları hareketli. Bu heyecan önemli ama bir yandan da sıkıntı büyük. Ciddi bir ekonomik krizin içindeyiz. 31 Mart’a kadar hükümet bekliyor ama Mehmet Şimşek’in dilinin altındaki baklayı duydunuz.

Diyor ki ‘Sıkı para politikası uygulayacağız’. 1 Nisan oldu da AK Parti yine Afyon Belediyesi’ni aldıysa ne emekliyi ne işçiyi duyarlar. 1 Nisan olduysa yapacak bir şey yok. Ama 1 Nisan’dan önce yapacak bir şey var 31 Mart’ta sandık önünde, mühür elinde.

Emeklilerin geçen sene 19 kilo sucuk alan maaşı, bu sene 11 kilo alıyor. Bu iktidar emeklilerin mutfağından 8 kilo sucuğu çalmış.  Sadece sucuk, kaymak almakla maaşın beşte biri gider mi? Tayyip Bey geldiğinde en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücret değerindeydi. 8 tane çeyrek altın alınıyordu.

Bugün iki buçuk çeyrek altın zor alıyor. Tayyip bey geldiği günden bu yana emeklinin cebinden ayda beş buçuk altın çalmış. Emekliler ikramiye alıyorsa, kimin sayesinde alıyor? Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde alıyor

Her şeye para bulup emekliye ‘yok’ diyor. Sen emekliye para yok dersen 31 Mart’ta da sana oy yok. Tayyip Bey emekliye 7 bin dahi veremeyiz bizde böyle bir para yok diyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesinde 1.4 trilyon lira yoksa vay bizim halimize. Sen kasayı boşalttıysan ben bilmem.”

Paylaşın

Kürtlerin Yoğun Yaşadığı İllere On Binlerce Usulsüz Seçmen Kaydırıldı

DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Öztürk Türkdoğan, “Usulsüz seçmen kaydırmasıyla ilgili çok ciddi sorunlar varlığını sürdürüyor. Kürt kentlerine toplam 54 bin civarında seçmen kaydırılmış ve bunların çok büyük bir kısmı güvenlik personeli” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bazı rakamları tekrar vereceğim, bunlar çok önemli. Ağrı Merkez’e 4607 seçmen kaydırılmış. Bitlis Tatvan’a 708, Diyarbakır Eğil’e 1213, Diyarbakır Kulp’a 1985, Hakkari Çukurca’ya 3602, Hakkari Derecik’e 2107, Hakkari Yüksekova Esendere’ye 2019, Şemdinli’ye 2260 seçmen kaydırılmış. Burası çok dikkat çekici. Iğdır Merkez’e 4598, Kars Merkez’e 4030, Siirt Eruh’a 1357, Siirt Kurtalan’a 1175, Siirt Merkez’e 6643, Şırnak Merkez’e 8287 ve sayamadığım diğer ilçelere 54 bine yakın, çoğunluğu güvenlik personeli seçmen kaydırılmış. Biz bütün bu 31 merkezin tamamını tespit ettik, itirazlarımızı yaptık. Yaptığımız itirazlar, ilgili il ve ilçe seçim kurulları tarafından reddedildi, daha sonra YSK tarafından da reddedildi.”

Halkların Demokratik Eşitlik Partisi (DEM Parti) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Sevda Çelik Özbingöl ve DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Öztürk Türkdoğan seçim güvenliğine dair basın toplantısı düzenledi.

Türkdoğan, şunları söyledi: “Daha önce Eş Genel Başkanlarımız, Parti Sözcümüz, Eş Genel Başkan Yardımcılarımız defalarca açıklamalarda bulundu. Usulsüz seçmen kaydırmasıyla ilgili çok ciddi sorunlar varlığını sürdürüyor. Kürt kentlerine toplam 54 bin civarında seçmen kaydırılmış ve bunların çok büyük bir kısmı güvenlik personeli. Bazı rakamları tekrar vereceğim, bunlar çok önemli.

Ağrı Merkez’e 4607 seçmen kaydırılmış. Bitlis Tatvan’a 708, Diyarbakır Eğil’e 1213, Diyarbakır Kulp’a 1985, Hakkari Çukurca’ya 3602, Hakkari Derecik’e 2107, Hakkari Yüksekova Esendere’ye 2019, Şemdinli’ye 2260 seçmen kaydırılmış. Burası çok dikkat çekici. Iğdır Merkez’e 4598, Kars Merkez’e 4030, Siirt Eruh’a 1357, Siirt Kurtalan’a 1175, Siirt Merkez’e 6643, Şırnak Merkez’e 8287 ve sayamadığım diğer ilçelere 54 bine yakın, çoğunluğu güvenlik personeli seçmen kaydırılmış. Biz bütün bu 31 merkezin tamamını tespit ettik, itirazlarımızı yaptık. Yaptığımız itirazlar, ilgili il ve ilçe seçim kurulları tarafından reddedildi, daha sonra YSK tarafından da reddedildi.

Sadece Ağrı’dan 1-2 örnek vereyim. Ağrı’da tek bir adrese 1923 seçmen kaydedilmiş. Yine Ağrı’da tek bir adrese, ki burası güvenlik personellerinin olduğu bölge, 1221 seçmen kaydırılmış. İtiraz etmişiz buna ve bakın ne cevap verilmiş. “İtiraza konu kişilerin bir kısmının emniyet tedbirlerinin takviyesi için İl Jandarma Komutanlığı’nın emrinde, bir kısmının ise tatbikat ve operasyon faaliyetleri kapsamında 3. Komando Tugayı emrinde görevlendirildikleri…” Ayrıca verilen seçmen listesinin yeterli olmayacağını, itiraz edilen kişi bir adreste oturmuyorsa o kişinin nerede oturduğunun ispat edilmesi gerektiğini söyleyip reddetmişler.

Siz buraya güvenlik personellerini 1 Eylül 2023’ten önce yazmışsınız. Daha sonra biz itiraz etmişiz bu kişiler burada oturmuyor diye. İl Seçim Kurulu da diyor ki bunların nerede oturduğunu söyleyin de araştıralım. İyi de bu sizin göreviniz, kamu bu görevi size vermiş. Bu itirazların hepsi reddedildi. YSK da bunları reddetti. Retler kesinleştikten sonra biz bu işleri yapanlar hakkında suç duyurularında bulunduk. Sadece bu işleri yapanlar hakkında değil, buralara usulsüz bir şekilde adresini kaydıran güvenlik personelleri hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Çünkü neden? Siz maaşlı güvenlik personelisiniz.

Sizin isteğiniz ve onayınız olmadan, ailenizi taşımadan, birileri nasıl oluyor da A ilinden B iline sizin naklinizi yapıyor ve 31 Mart 2024’te orada oy kullanacaksınız diyor? Böyle bir şey olabilir mi?  Bunları neden tekrar anlatıyoruz? Türkiye’nin muhalefet partilerine sesleniyoruz. Doğu ve Güneydoğuda, Kürt kentlerinde çok açık bir şekilde usulsüzlük yapılıyor. Bazı il merkezleri ve önemli ilçe merkezleri usulsüz seçmen kaydırmayla, belediye seçimlerinde partimizden alınmak ya da iktidar partisine yani AKP’ye geçirilmek isteniyor. Buna seyirci mi kalacak herkes? Elbette ki biz seyirci kalmayacağız.

Biz bu kaydırmalı seçmenlerin harita üzerindeki yerine baktık. Çok ilginç tespitler söz konusu. Tesadüf olamaz böyle bir şey. Türkiye’nin kurmak istediği ticaret yollarıyla bağlantısını tespit ettik. Çok ilginç. Biliyorsunuz ki Basra-Ovaköy-İstanbul tren hattı projesi var. Yine Basra-Ovaköy-İpekyolu üzerinden Çukurova’ya, İskenderun’a bağlantıyla ilgili çeşitli projeler var. Bir yandan da Iğdır ve Nahçivan’ın Ovaköy üzerinden anladığımız kadarıyla ticaret anlamında bağlantısını kuracak bir proje devreye konulmuş durumda.

Buraya bu kadar çok güvenlik personeli kaydırılmasının bir başka anlamı var. Seçimden sonra büyük askeri operasyonlar mı söz konusu? O zaman şu soruyu sormazlar mı; davulla zurnayla askeri operasyona mı gidilir? Burada gerçekten ilginç gariplikler var. Ben bunları Türkiye kamuoyunun dikkatine tekrar tekrar sunmak istiyorum. Dolayısıyla bu vesileyle de şunu ifade etmek istiyorum. Kamu personeline iktidar böyle yapıyor olabilir. İktidar sizi zorluyor olabilir ama siz kendi yaşamadığınız yerlerde kendinizi lütfen kullandırmayın. Biz bu işin hukuki olarak sonuna kadar takipçisi olacağız.

Bu kadar basit olmamalı. Hem çeşitli siyasi amaçlar için kullanılacaksınız hem çeşitli askeri operasyonlar için bölgeye nakil yapılacaksınız hem de arada hazır madem bunlar burada bir de belediyeyi alalım diyecekler. Yani inanılmaz bir şey! Yani burada bile siyasi bir rant elde etmenin aracı kılınmış. Bunu da özellikle vurgulamak istiyorum. Ama asıl korkutucu yan muhalefetin sessiz kalması. Muhalefet sessiz kalmamalı. Bu kadar güvenlik personeli 6 ay önceden seçmen kütüklerine yazılmışsa, kaydırılmışsa ileriye dair bizi kaygılandıran gelişmeler var.

Tam da burada şunu vurgulamak istiyorum. Bakın, Türkiye’nin siyasi iktidarına partimiz defalarca açıklamalarda bulundu, bir kez daha bulunuyoruz. Biz bir barış siyaseti yürütüyoruz. Bölge halklarıyla, Kürtlerle, Ortadoğu’da yaşayan halklarla ancak barış içerisinde ticaret yapılabilir. Ancak barış içerisinde ülkeler kalkınabilir, barış içerisinde refah yakalanabilir. Askeri operasyonlarla, çatışmalarla, savaşlarla ticaretin geliştiği görülmemiştir. Dolayısıyla iktidar burada yanlış bir hesap yapmaktadır. Buna gerek yok.

Yapılması gereken tek şey bir an önce tecridi kaldırmaktır, bir an önce “28 Şubat 2015’te nerede kalmıştık?” sorusunu sormaktır ve bir an önce yeni bir barış sürecini inşa edecek adımları atmaktır. Tersi seçenekler Türkiye’nin ekonomik krizini daha da ağırlaştıracaktır. Ticaret yapayım derken eldeki kaynaklardan da olunacaktır ve şu anda ekonomik kriz zaten giderek derinleşmektedir. Biz bu vesileyle bir kez daha iktidara barış sürecini hatırlatmak istiyoruz.

Sandık görevlilerimizin tamamının görevlendirmelerini özellikle bölgede yapmış durumdayız. İl-ilçe temsilcilerimizi, seçim kurullarındaki temsilcilerimizi belirlemiş durumdayız. Avukatlarla, hukukçularla süreci yakından takip edeceğiz. Her türlü hazırlık yapılmış durumda ve yapılmaya da devam edecek. Dolayısıyla sandık güvenliği başta olmak üzere, seçim boyunca seçim güvenliği konusunda gerekli önlemleri aldık ve almaya devam ediyoruz. Bu vesileyle diğer partileri de partimiz gibi daha dikkatli olmaya davet ediyoruz.

Kayyımcı zihniyet seçim usulsüzlükleriyle devam ediyor”

Sevda Özçelik Bingöl ise şunları söyledi: Yerel seçimlere giderken açıkçası hiç de yabancısı olmadığımız pratiklerle karşı karşıyayız. Halkın iradesini gasp eden kayyımcı zihniyetin, sandıklara halkın iradesinin yansımaması için seçim mevzuatını, bütün yasal düzenlemeleri yok sayan gaspçı tutumuyla birçok usulsüzlüklerine tanıklık etmekteyiz. Hem seçmen kütük ve tutanaklarındaki usulsüzlüklere hem de kamu imkan ve olanaklarının ciddi bir şekilde iktidarın ve bir siyasi partinin seçim çalışmaları için aktif bir şekilde kullanılmasına dair ciddi gözlemlerimiz var.

Özellikle halkın iradesine yönelik bir saldırı olarak kabul ettiğimiz bu tutumların kamuoyu tarafından da bilinmesi gerektiğini düşünüyoruz. Tespit ettiğimiz bütün usulsüzlüklere ve halkın imkanlarının bir rantçı grubun çıkarına hizmet edecek şekilde kullanılmasına karşı bütün yasal imkanları özellikle kamuoyunu bilgilendirecek şekilde yapmaya devam edeceğiz. Halen bütün kurullarımız, komisyonlarımız aracılığıyla bu itirazların ve tespitlerin de yapıldığını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Şimdi önemli sorunlarımızdan bir tanesi; yerellerde kayyımların, valilerin, mülki ve idari amirlerin ve devlet memurlarının bu süreçte iktidarın çıkarına hizmet eden bir araca dönüştürülmesi. Belediye araçları seçim çalışmalarında bir siyasi partinin, iktidarın hizmetine sunuluyor. Valilerin ve kaymakamların aktif bir şekilde seçim çalışmalarına dahil olması; muhtarlar ile kaymakamlar aracılığıyla toplantıların düzenlenmesi; düzenlenen mitinglere öğrencilerinin ve kamu çalışanlarının zorunlu bir şekilde dahil ediliyor olması ve kamu araçlarının seçim çalışmalarında AKP’nin adayları için kullanmasına dair ciddi itirazlar tarafımıza yansıtılmakta.

Şırnak’ta, Urfa’da, Diyarbakır’da ve daha birçok şehirde benzer şikayetler ve benzer usulsüzlükler tarafımıza yansıtılmış ve komisyonlarımız aracılığıyla da suç duyuruları şeklinde itirazlar yapılmıştır. Her itirazın, her usulsüzlüğün ve her seçim mevzuatına aykırı usulsüzlüğün de takipçisi olacağımızı sizler aracılığıyla hem halkımıza hem de kamuoyuna duyuruyoruz.

Önceliklerimizden biri de seçmenlerin sandık başına güvenli bir şekilde giderek iradesini sandığa yansıtmasını ve bütün seçim hilelerinden azade bir şekilde halkın iradesinin o sandıklardan çıkmasını sağlayacak bir çalışmaya aracılık etmektir. Komisyonlarımız, il-ilçe örgütlerimiz bu konularda çok yoğun çalışmalar yürütmekte. Ancak son birçok seçimde yaşadığımız üzere; kamu imkan ve olanaklarının iktidarın seçim çalışmalarına alet edilmesi süreçlerinin en önemli sorunlarından bir tanesi de yargı eliyle de bu sürecin bir seçim çalışmasına dönüştürülüyor olmasıdır.

Daha dün biz Kobanî Kumpas Davası yargılamasının duruşmasını yaşadık. Aynı şekilde hala gözaltılar, tutuklamalar ve yargı eliyle de bir seçim çalışmasının yürütüldüğüne de tanıklık etmekteyiz. Dün Ankara’da Gençlik Meclisi çalışanlarına yönelik gerçekleştirilen operasyon ile bugün Urfa Suruç’ta yöneticilerimiz, meclis üyelerimiz ve parti çalışanlarımıza yönelik yapılan gözaltı operasyonun da bu seçim çalışmalarından azade olmadığını biliyor ve bunun kamuoyu tarafından da bilinmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Ancak bütün bu çabaya rağmen halkımızın iradesinin kayyımcı zihniyeti sandıklara gömeceğini, halkın iradesinin zaferle bu seçimden başarıyla çıkacağını biz biliyoruz. Halkımızın ve kamuoyunun bilgisine tekrar sunmak istiyoruz. Biz bu süreçteki hiçbir hukuksuzluğu, hiçbir kanuna aykırı tutumu ve halkın iradesini yok sayan hiçbir muameleyi takipsiz bırakmayacağız, sonuna kadar da takibimizi sürdüreceğiz. Halkımızın ve kamuoyunun bu konuda içi rahat olsun.”

Paylaşın

Anket: Ekrem İmamoğlu İle Murat Kurum Arasındaki Fark 1 Puan

Açıklanan son ankete göre Ekrem İmamoğlu, Murat Kurum’a yaklaşık 1 puan fark atıyor: Ekrem İmamoğlu yüzde 37.8, Murat Kurum yüzde 36.9, Meral Danış Beştaş yüzde 4.6.

Haber Merkezi / 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere günler kalırken, seçimlere ilişkin anket sonuçları gelmeye devam ediyor.

Son olarak, ALF Araştırma şirketi, 21 Şubat 4 Mart tarihlerinde İstanbul’da yaptıkları anketin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.

4 bin 400 kişiyle yapılan ankette katılımcılara, “31 Mart 2024 tarihinde gerçekleşecek yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için hangi adaya oy vereceksiniz?” diye soruldu.

Anketin sonuçları şöyle:

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) adayı Ekrem İmamoğlu: Yüzde 37,8
Cumhur İttifakı’nın adayı Murat Kurum: Yüzde 36,9
Halkların Demokratik Eşitlik Partisi (DEM Parti) eşbaşkan adayı Meral Danış Beştaş: Yüzde 4,6

İYİ Parti’nin adayı Buğra Kavuncu: Yüzde 4,3
Zafer Partisi’nin adayı Azmi Karamahmutoğlu: Yüzde 4,1
Yeniden Refah Partisi adayı Mehmet Altınöz: Yüzde 4
Kararsızlar: Yüzde 5,2

Paylaşın

Cevdet Yılmaz: Enflasyonla Mücadele 2025’te Hızlanacak

TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirme yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2025 yılında enflasyonla mücadele sürecinin çok daha hızlanacağını söyledi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabı üzerinden TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı enflasyon verilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yılmaz, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Ocak ayına göre ivme kaybetse de Şubat ayı enflasyonu beklentilerin üstünde gerçekleşmiştir. Merkez Bankamızın ilave sıkılaştırıcı adımlarının yanı sıra, maliye politikası ve yapısal reformlar ile destekleyeceğimiz dezenflasyon sürecinde yılın ikinci yarısında belirgin sonuçlar alınacaktır.

2025 yılında enflasyonla mücadele süreci çok daha hızlanacaktır. Orta vadede (2026 perspektifinde) ise sürdürülebilir kalkınma hedeflerimiz çerçevesinde tek haneli enflasyon oranlarına yeniden ulaşmaya kararlıyız.”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre; Enflasyon şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 4,53, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 11,54, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67,07 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 55,91 artmıştı.

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre ise enflasyon şubat ayında aylık bazda yüzde 4,32 artmıştı. ENAG’a göre yıllık enflasyonu yüzde 121,98 olmuştu.

Paylaşın

Mansur Yavaş, AK Parti’nin Anketlerinde De Önde Çıkıyor

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere günler kalırken, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, Ankara’daki araştırmaların çoğunda mevcut belediye başkanı CHP’nin adayı Mansur Yavaş’ın önde olduğunu söyledi.

Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) “adaylarını çekecekleri iddialarına” da değinen Şen, “Zaman zaman benim duyduğum da oldu. Yeniden Refah partisinin kurumsal kararıdır. Cumhur İttifakı olarak devam etmeyi arzuladık biz. Aday çıkardı Yeniden Refah Partisi. Anayasal hakkıdır” dedi.

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere günler kalırken, seçimlere ilişkin anket sonuçları gelmeye devam ediyor. Son olarak, CNN Türk’te yerel seçimlere yönelik değerlendirmelerde bulunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı AR-GE ve Eğitim Başkanı Mustafa Şen, partisi tarafından yaptırılan son seçim anketinin sonuçlarıyla ilgili bilgiler paylaştı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı için yapılan anketlerin çoğunda  Mansur Yavaş’ın önde çıktığını belirten Şen, “Ankara bir başkent. Başkent ışıltısını kaybetti, yavaşladı. Vatandaş buradan bakıyor. Anketleri ben de görüyorum. Anketlerinde çoğunda Mansur Bey önde çıkıyor. Bazılarında ise Sayın Turgut Bey önde çıkıyor. Biraz zamana ihtiyacımız var” diye konuştu.

Şen, “Adaylar daha yeni kendilerini ortaya koymaya başladılar. Biraz adayların sahada kendilerini göstermesini bekleyelim ve görelim diye söylüyorum” ifadelerini kullandı.

Şen’in açıklamalarından satırbaşları şu şekilde: “İstanbul’da anketler ortada. Ben böyle tek tek rakamlar söylemeyeyim. Bu modern dönemde trafik bir çileye dönüşmüş. Yapılması gereken şey çilesiz bir şehir ortaya koymak. Metroları zamanında yaparsınız, hazır yapılmakta olana beton dökmezsiniz. Planlayarak gidersiniz.

Biz öyle şeyler yapmışız ki İstanbul’u durdursanız da durmuyor. Bir şeyler yapmışsınız yirmi senedir, otuz senedir orada. İkinci bir beş seneyi İstanbul kaldırmaz. Bizim gördüğümüz DEM seçmeni CHP’ye çalışıyor. Bizim analizlerimizde CHP tarafına kaymalar olduğu gözüküyor. Seçmen illa da partisinin adayı gibi düşünmek zorunda değil. Benim gördüğüm bir kısmının CHP tarafına doğru yöneldiği. İYİ Parti’de de öyle seçmeni.”

“Yeniden Refah Partisi’nin Anayasal hakkıdır”

Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) “adaylarını çekecekleri iddialarına” da değinen Şen, “Zaman zaman benim duyduğum da oldu. Yeniden Refah partisinin kurumsal kararıdır. Cumhur İttifakı olarak devam etmeyi arzuladık biz. Aday çıkardı Yeniden Refah Partisi. Anayasal hakkıdır” dedi.

Şen, İzmir anketlerine ilişkin ise şöyle konuştu: İzmir’de de benzeri durum var. Hamza Dağ, İzmir’in en sevilen milletvekillerinden birisi. Genç olmasının getirdiği bir şey hem de Hamza Bey orada sürekli sokakta bulundu. Mesafeyi kapatıyor. Şöyle bir analiz yapalım. İzmir bir CHP şehri midir? Hayır. O bölge Demokrat Parti bölgesidir. İzmir 3 halkadan oluşuyor. 3.halkada oy oranımız yüksek. Hamza Bey 2. bölgede maksimum oy artırımını yapmak için çalışıyor.

Paylaşın

Meral Danış Beştaş: Kutuplaştırma Siyaseti Devam Ediyor

DEM Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) eş başkan adayı Meral Danış Beştaş, Türkiye partisi olma iddialarını sürdürdüklerini belirterek, 81 ilden oy aldıklarını ve bu durumun diğer partilerde rahatsızlık yarattığını savundu.

İktidarın ve bazı partilerin miting meydanlarında sürekli DEM Parti’yi konuştuğunu söyleyen Beştaş, partilerine karşı terör söyleminin kullanılmasına ilişkin ise “Bence bu giderek kırılıyor, fakat belirli bir nüfus Türkiye yurttaşı bundan etkilenmiyor diyemem. Kutuplaştırma siyaseti devam ediyor. Ötekileştirme, terörize etme durumu var” ifadelerini kullandı.

İstanbul’da 31 Mart yerel seçimlerine DEM Parti’nin kendi adayıyla girmesi CHP adayı ve İstanbul Büyükşehir Başkanı Ekrem İmamoğlu ile AKP’nin adayı Murat Kurum arasındaki rekabeti etkileyeceği tahmin ediliyor.

İmamoğlu’nun 2019’daki seçimleri kazanmasında, DEM Parti’nin ismi HDP iken aday çıkarmaması ve HDP seçmenlerinin İmamoğlu’nu desteklemesi önemli rol oynamıştı. İmamoğlu’na bu kez destek vermeyen DEM Parti’nin Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık’ın “CHP’ye kaybettireceğiz” sözleri ise DEM’in bu kez Kurum’a kazandırmaya çalıştığı iddiasına neden oldu.

DEM Parti’nin yerel seçim stratejisine ilişkin DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan İstanbul Büyükşehir eş başkan adayı Meral Danış Beştaş da hem İstanbul adaylığı hem de seçimlerden sonra yeniden gündeme geleceği öne sürülen çözüm sürecine ilişkin açıklamalar yaptı.

Beştaş’tan Iğdır örneği

Sırrı Sakık’ın açıklamasına ilişkin olarak “Kesinlikle altını çizerek söyleyeyim: Bu seçimde bizim ne İmamoğlu’na kaybettirme, Kurum’a kazandırma; ne de Kurum’a kaybettirme, İmamoğlu’na kazandırma gibi bir siyasal hattımız yok” diyen Beştaş, geçmiş seçimler esas alınarak tartışmaların yürütüldüğünü söyledi.

Bir çok ilde CHP’nin adayı olduğunu, ancak bunun tartışılmadığını ifade eden Beştaş, Iğdır’ı örnek verdi. Beştaş, “(Iğdır) az farkla kazandığınız bir yer. Orada CHP’nin de adayı var. Bu yaklaşım sadece DEM Parti’ye yönelik bir yaklaşım. Bu zemini yaratanların aslında bilinçlerinin arka planında DEM Parti’yi direkt Kürt seçmenlerle kodlaması, Kürt halkıyla kodlaması var. Kürt halkının da kendi iradesi olamayacakmış gibi, mutlaka başka bir partiye bağlı olan, seçim döneminde hatırlanan, oy deposu olarak görülen bir arka plan algısından, düşüncesinden geçiyor” dedi.

Bu durumun “rahatsız edici” ve “incitici” olduğunu kaydeden Beştaş, “Türkiye’nin her yerinde siyaset yapıyoruz. Mesela bizim tartışıldığımız kadar diğer 22 parti tartışılmıyor. Bu da aslında Kürt meselesine yaklaşımla, Kürt halkına yaklaşımla ilgili bir durum” ifadelerini kullandı. Türkiye genelinde CHP ile ya da başka bir partiyle ittifak yapmadıklarını söyleyen Beştaş, AKP ile işbirliği içinde oldukları iddialarını şöyle geri çevirdi:

“İktidarla görüşmemiz dahi yok, hani bırakın ittifakı. Genel olarak siyasi hattımızda iktidar bizim mücadele ettiğimiz odaktır. Her seçimde ‘iktidar ile uzlaşıyorlar’ denir, sonra gider onlar uzlaşır, ama biz tartışılırız. Hatırlarsanız 7 Haziran’dan 1 Kasım 2015’e giden istikşafi görüşmeler aylarca sürmüştü. CHP ile AKP arasında. Bize darbe yapıldı 1 Kasım’a giderken. HSK seçimlerinde iktidar ve muhalefet uzlaştı. Bu bize yönelik ayrımcı ötekileştirici bakış açısında yatıyor.”

“Kemal Kılıçdaroğlu – Ümit Özdağ protokolü kopuş yarattı”

Beştaş, DEM Parti tabanının CHP ile işbirliğinden uzak durmasında cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasındaki protokolün etkili olup olmadığına dair soruyu da yanıtladı. Bu sürecin bir kopuş yarattığını söyleyen Beştaş, Kılıçdaroğlu’na eleştiriler yöneltti:

“O süreç elbette çok ciddi etkiledi. Destek verdiğimiz bir Cumhurbaşkanı adayının bizi yok etmeye çalışan, tırnak içinde yok etme diyorum, reddeden, ırkçı söylemlerle hedef gösteren, Kürt halkının kimliğini bile kabul etmeyen bir şahsiyetin, bir parti liderine İçişleri Bakanlığı ve MİT vermesi ve kayyumlarla anlaşması, düşünebiliyor musunuz? Bu çok ciddi bir kırılma yarattı. Seçmenimizin Cumhurbaşkanı adayı çıkarmadığımız için de eleştirileri vardı. Kendi siyasi kimliğimizle var olmamız gerektiği noktasında seçmenlerimizden ciddi bir talep ve öneri var.”

“Kürt’ün adı İstanbul’da yok”

İBB Başkanı İmamoğlu, geçen hafta yaptığı bir açıklamada “Ekrem İmamoğlu ile Kürtler arasına kimse giremez. Benim Kürtlerle olan ilişkimde başka bir partinin, başka bir siyasal figürün aracılığına ihtiyacım yoktur. Böyle bir beklentim de yoktur” demişti.

Bu açıklamayı kendisine hatırlattığımız Beştaş, “Kürt seçmene verilen bir mesaj. İktidarın adayı Murat Kurum da gelip Kürtçe’yi çok iyi bildiğim halde anlayamadığım cümleler, ifadeler kullandı. Kurum da ‘Kürt seçmenle aramıza giremezsiniz’ diyor, aynı cümlelerle olmasa da. Nedense Kürt seçmenin çekiştirilmesi hali var. Kürt seçmen, özgür birer irade, birer birey kimsenin tapulu malı değil, bizim de değil” dedi.

Kürtlerin her yurttaş gibi kararını vereceğini ve gidip oyunu kullanacağını söyleyen Beştaş, DEM Parti’nin Türkiye’nin demokratikleşmesine Kürt meselesinin demokratik çözümünü ilk sıraya koyduğunu dile getirdi. “Diyarbakır’da kayyum atanırken İstanbul özgür değildir” diyen Beştaş, İmamoğlu’na icraatları ile ilgili eleştiriler yönelti:

“Diyarbakır’daki irade gasp edilince İstanbul’daki Kürt’ün de iradesi gasp edilmiş oluyor. Seçmenimizin de ezici çoğunluğu Kürtler. Böyle bir cümle biz kurmuyoruz. Biz Kürtlerden oy istediğimiz gibi herkesten de oy istiyoruz. Herkesin en doğal hakkı. Polemik yapmak istemiyorum, ‘aramıza giremez, girer’ diye. Ama İmamoğlu Kürtler için ne yaptı? İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları’nda (İSMEK) birkaç kurs, hâlâ tiyatrolar yasaklanıyor, hâlâ salonlar verilmiyor. Çok dilli belediyecilik bütün Kürt halkının talebi olduğu halde, hâlâ yok. Kürt’ün adı yok İstanbul’da. Bunları kendisine sormasını öneririm.”

Çözüm süreci

Beştaş, 1 Nisan’dan sonra yeni bir çözüm süreci başlamasına ilişkin umudu olup olmadığına sorusuna ise şöyle yanıt verdi: “Şu anda buna dair hiçbir belirti yok. Çok net söylüyorum: Çözüm süreci ya da Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümü noktasında bizim 1 Nisan sonrası telaffuzumuz yok. Her zamanki baki görüşümüz bu. Dolmabahçe mutabakatına dair genel merkezimiz açıklama yayınladı, ‘Bugün yürürlükte olması gerekiyor’ dedi.

Bizim durduğumuz yer o açıklamanın kendisidir aslında. 1 Nisan sonrası için de demek istediğim şu: Yarın bugün değil her zaman bu umut vardır. Demokratik kanallarla, görüşmelerle siyaset yoluyla Kürt meselesinin çözümü ve tabii ki parlamentoda bunun yasallaşması gerekir. Biz iktidarla mücadele ediyoruz şu anda ama, biz 2013’te de iktidarla masaya oturduk. Yani mücadele etmek ayrı, müzakere etmek ayrı şeyler.”

Beştaş, o zaman da mücadale içinde olmalarına rağmen 7 Haziran 2015 seçimlerinde en güçlü kampanyalarınan birini yaptıklarını ve yüzde 13 oy aldıklarını kaydetti.

Türkiye partisi olma iddialarını sürdürdüklerini de söyleyen Beştaş, 81 ilden oy aldıklarını ve bu durumun diğer partilerde rahatsızlık yarattığını savundu. İktidarın ve bazı partilerin miting meydanlarında sürekli DEM Parti’yi konuştuğunu söyleyen Beştaş, “Size karşı terör söyleminin kullanılmasının sahada etkisini görüyor musunuz?” sorusuna ise “Bence bu giderek kırılıyor, fakat belirli bir nüfus Türkiye yurttaşı bundan etkilenmiyor diyemem. Kutuplaştırma siyaseti devam ediyor. Ötekileştirme, terörize etme durumu var” yanıtını verdi.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Gazze” Tepkisi: Soykırım Uygulanmakta

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’la ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, “7 Ekim’den bu yana masum insanlara karşı İsrail’in saldırılar sonucunda 32 bin Filistinli şehit oldu, 72 binden fazla kişi yaralandı. 2 milyona yakın Filistinli evini terk etmek zorunda kaldı. 2,3 milyon Filistinli günlük temel ihtiyaçlarına ulaşamıyor” dedi ve ekledi:

“İsrail, Gazze halkını sadece açlık ve susuzlukla değil, masum insanların tepelerine bomba yağdırarak da vahşice katlediyor. Tam 151 gündür son asrın en büyük barbarlıklarından birine şahit oluyoruz. Batılı güçlerin de sınırsız desteğiyle Netanyahu’nun gözü dönmüş yönetimi Filistinlilere apaçık soykırım uygulanmaktadır.”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Ankara’da ağırladı. Erdoğan, Abbas’ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi girişinde karşıladı. Erdoğan ve Abbas, yaklaşık 1,5 saat süren ikili görüşmenin ardından ortak basın toplantısında kameraların karşısına geçti.

Toplantıda konuşan Erdoğan, Hamas’ın saldırılarının ardından İsrail’in Gazze’de giriştiği katliama ilişkin konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“7 Ekim’den bu yana masum insanlara karşı İsrail’in saldırılar sonucunda 32 bin Filistinli şehit oldu, 72 binden fazla kişi yaralandı. 2 milyona yakın Filistinli evini terk etmek zorunda kaldı. 2,3 milyon Filistinli günlük temel ihtiyaçlarına ulaşamıyor. İsrail, Gazze halkını sadece açlık ve susuzlukla değil, masum insanların tepelerine bomba yağdırarak da vahşice katlediyor. Tam 151 gündür son asrın en büyük barbarlıklarından birine şahit oluyoruz.

Batılı güçlerin de sınırsız desteğiyle Netanyahu’nun gözü dönmüş yönetimi Filistinlilere apaçık soykırım uygulanmaktadır. Filistin halkına ülkem ve milletim adına taziyelerimi iletiyorum.

Netanyahu ve cinayet ortakları her damla kanın hesabını hukuk ve maşeri vicdan önünde mutlaka verecektir. Türkiye olarak bunun için çalışmaya tüm kapıları zorlamaya devam ediyoruz, devam edeceğiz. 26 Şubat’ta Adalet Divanı’nda meselenin çeşitli yönlerine ilişkin tutumumuzu beyan ettik. İsrail Uluslararası Adalet Divanı önünde yargılanmaktadır. Alınan ihtiyati tedbir kararına rağmen İsrail yönetimi kadın çocuk demeden kardeşlerimizi öldürmeyi sürdürmektedir.

İsrail’in bu şımarıklığının ve hukuk tanımaz tavrının en büyük sebebi Batılı güçlerin holokosttaki günahlarından dolayı İsrail’e verdikleri destektir. Elbette burada İslam dünyasının vahdet olamamasının büyük payı vardır. Türkiye’nin Filistin halkına olan güçlü desteği bellidir. Yaptığımız her görüşme, her yurt dışı ziyaretimizde işgal edilmiş topraklardaki İsrail saldırıları gündemimizin ilk sırasında yer almıştır. 900’den fazla hasta ve refakatçiyi tedavi için Türkiye’ye getirdik. Gazze’de sahra hastanesi kurulması için çalışmalarımız devam ediyor.

İsrail’in yalan ve iftira ile ajansı itibarsız hale getirmeye yönelik propagandalarına prim verilmemeli, ajansın mevcudiyetine halel getirilmemelidir. İsrail-Filistin meselesine adil çözüm bulunmadığı takdirde Ortadoğu’da barışın olamayacağı iyice anlaşılmıştır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen Filistin devletinin tesis edilmesi gerekir.

Sorunun taraflarına da yardımcı olacak şekilde tüm ilgili devletlerin elini taşın altına koyması gerekiyor. Her geçen gün artan işgal uygulamaların amacı sahada emrivakiler oluşturmak suretiyle iki devletli çözüm vizyonunu baltalamaktır. Topraklara çöken, çalan gaspçıların eylemleri çözümün önündeki en büyük engellerden biridir.

Artık sadece lafta kalan barış çabaları yerine teminatlara sahip adil bir barışa ihtiyaç duyulduğu apaçık ortadadır. Türkiye olarak bu bağlamda garantörlük çerçevesinde sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu açıkladık. Yaklaşmakta olan Ramazan ayı bağlamında provokasyonların önlenmesi gereğine ilişkin mesajlarımızı ilgili yerlere iletiyoruz.

Radikal İsrailli siyasetçilerin Müslümanların Harem-i Şerife girilmemesi tamamıyla hezeyandır. Filistinli kardeşlerimizin arasında birlik ve mutabakat sağlama gayretlerini yakından takip ediyoruz. İsrail zulmüne verilecek en güzel cevaplardan biri Filistinliler arası birlik ve beraberliğin sağlanmasıdır.

Filistin davasını elimizden gelen en güçlü şekilde savunmaya, Filistin halkının güven ve refahını artırmaya yönelik desteğimizin devam edeceğini vurgulamak istiyorum.”

“Filistin’in devlet olma hakkı var”

Daha sonra sözü alan Abbas, şunları söyledi: “Çok zor şartlarda halkımıza ve davamız açısından çok zor bir dönemde tekrar bir aradayız. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a son gelişmeye dair detaylı bilgileri ilettim. İsrail’in halkımıza yönelik sürdürmüş olduğu soykırım ve katliama, Batı Şeria, Gazze, Doğu Kudüs’te işlemiş olduğu suçlara ne yapılabilir konusunu ele aldık.

İsrail, insani yardımların Gazze’ye girmesine engel oluyor. İsrail işgal devleti her türlü vahşeti orada yürütmektedir. Batı Şeria, Kudüs’te Müslüman ve Hristiyanlara ait kutsallara karşı pervasızca saldırılarını devam ettirmektir. İsrail’in bu tutumundan dolayı ve Mescid-i Aksa’ya saldırıda bulunmaları görünen bir hal hale gelmiştir. Filistin’e uluslararası korumanın sağlanması için çabaların güçlendirilmesi gerekiyor.

Arzuladığımız şey Filistin’in BM’de daimi üyeliğe sahip olması, Güvenlik Konseyi’nin kararıyla böyle bir durumun ortaya çıkması arzuladığımız bir şeydir ve özellikle Batı ülkeleri Filistin’i tanımalıdırlar. Bu çabalar bağlamında Türkiye’nin rolünü önemsiyoruz. Filistin halkının Gazze’den, Batı Şeria’dan bir şekilde tehcir edilmesini kabul etmiyoruz. İsrail bunu yapmak istiyor. Oraları tamamıyla yakıp yıkmak suretiyle bu projesini hayata geçirmek istiyor.

Gazze, Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçasıdır. İşgal devletinin planlarının kabulü mümkün değildir. Gazze’nin ve Kudüs’ün Filistin devletinden ve Batı Şeria’dan bölünmesi mümkün değildir. Barış ve güvenlik sadece İsrail işgalinin son bulmasıyla mümkündür. Filistin başkenti Doğu Kudüs olan bir devlet olma hakkı vardır.

Bizler Filistin toplumunun bileşenlerini ve tüm kesimlerini bir araya getirmek için elimizden gelen çabayı harcayacağız. Siyasi program bağlamında uluslararası yükümlülüklerimizi yerine getirmek Filistinlileri bir araya getireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı sizlere ve kardeş Türkiye halkına selamlarımı ve teşekkürlerimi belirtmek istiyorum.

Türkiye’nin Filistin halkına yönelik göndermiş olduğu, Gazze’ye göndermiş olduğu yardımlardan dolayı en içten minnettarlığımızı ifade etmek istiyoruz. Türkiye tarihi sorumluluğuyla Filistin ve Filistin halkına karşı bütün sorumluluğunu en iyi şekilde yerine getirmektedir. Şu andan 120 binden fazla Filistinli yaralı ve ölümüz var. Batı Şeria’da da aynı şekilde İsrail katliamlarına devam etmektedir.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a “Emekli Maaşı” Tepkisi: Hadi Oradan

Bahçelievler mitingde emeklilerin yaşadığı ekonomik zorluklara değinen İBB Başkanı İmamoğlu, “Neymiş emekliye bütçe veremezlermiş, emekliye verilen her kuruş bütçeye yük ama başka işler bütçeye yük değil” dedi ve ekledi:

“Doğru mu konuşuyorlar, hayır. 2001’de en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıydı. Emekli maaşı senden önce bütçeye yük olmadı da şimdi mi oluyor. Hadi oradan, hadi oradan. Ekonomiyi batırdılar, mazeret bulamıyorlar, işin suçunu yarın emekliye yüklerlerse şaşırmam.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, Bahçelievler ilçesinde düzenlenen mitingde konuştu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Parti otobüsü üzerinden mitinge katılanlara seslenen Ekrem İmamoğlu, “Allah’ın bit lütfu dünyanın en güzel şehrine belediye başkanı oldum ama başka bir yönü daha var. Köyde doğmuş bir çocuk; büyüyor, eğitimini tamamlıyor İstanbul’da hayatını kuruyor, iş yaşamını geliştiriyor ve bir gün İstanbul’a büyükşehir belediye başkanı olabiliyorsa bu yolculuğun bir başka adı var. O da Atatürk cumhuriyetinin yolculuğu. O yüzden bu millete, devlete, bu topraklara çok borcumuz var” dedi.

CHP Bahçelievler Belediye Başkan Adayı Emine Gülizar Emecan’a destek isteyen İmamoğlu, “Bahçelievler hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Hem Emine Gülizar Emecan bir Bahçelievlerli ve kadın mühendis olarak, hem bir Bahçelievlerli ve CHP il başkanı olarak üçümüz birlikte Bahçelievler’de tarih yazacağız tarih” diye konuştu.

“18 Mart’ta Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde Ataköy-İkitelli metro hattını hizmete açıyoruz” diyen Ekrem İmamoğlu, “Bir başka metro hattı daha var. O da uzun yıllardır süren şükürler olsun bitti. Bakanlığın yapmasına karar verilmişti Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattı. Son aldığımız bilgiye göre 10 Mart’ta açılışını yapıyorlar. Tabii beni davet etmeyecekler, önemli değil” ifadelerini kullandı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yaptığı metro hatlarının bedelinin belediye bütçesinden kesildiğini söyleyen İmamoğlu, şöyle devam etti:

“Davet etmeyecekler ama ne yapacaklar biliyor musunuz, o hattın parasını bizim bütçemizden kesecekler. Çünkü bakanlığın yaptığı bu hatların parasını büyükşehir belediyesinin bütçesinden kesiyorlar. Fakat biz göreve gelmeden önce bu hatların ücretlerini, orada satılan biletlerden elde edilen gelir üzerinden kesiyorlardı. 15-20 yıla yakın bunun paraları kesiliyordu. Sonra biz göreve geldik, Sabiha Gökçen Havalimanı hattını açtılar. Tam 5,5 milyar lirayı 10 ayda kestiler bütçemizden.

Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattını açıyorlar, teşekkür ediyoruz. Şehrimize yapılan her iyi yatırım değerli ama göreceksiniz bunu da parasını bütçemize zarar verecek şekilde kesecekler. Sanki İBB, Kaf Dağı’nın ardında bir belediye. Bizi yıldırmaya çalışıyorlar. Biz sizi yıldıracağız kardeşim.”

Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattının araçlarının bakanlık tarafından alınması gerektiğini belirten İmamoğlu, “Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattının ihalesi gereği, geçmişte İBB ile yaptıkları protokol gereği bu hattın trenleri bakanlığın alması gerekiyordu. Bakın hat bitiyor, defalarca ‘O hattın trenlerini sizin almanız gerekiyor, protokol bu şekilde’ dememize rağmen trenleri almadılar. Şimdi hattı bitirecekler, olan trenlerle biraz seyrek seferlere başlayacağız. Ama hattı teslim aldıktan sonra mecburen trenlerin alımına geçeceğiz. Be Allah’ın adamı sen bakanlıksın milletin bütçesiyle iş yapıyorsun. Ben İBB’yim milletin bütçesiyle iş yapıyorum. Birbirine hasım gibi davranmak, böyle bir ahlak bizim memleketimiz görmedi. Bunların husumeti var ya bu millete her türlü sıkıntı verir. Ama vallahi billahi vız gelir tırıs gider, bu sorunları da aşarız be kardeşim” dedi.

Yenikapı-İncirli-Sefaköy-Beylikdüzü için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan onay beklediklerini dile getiren Ekrem İmamoğlu, “Yenikapı-İncirli-Sefaköy-Beylikdüzü metro hattı, her şeyi hazır gümbür gümbür yaparız orayı. Ama 1,5 yılı aşkın süredir, bir Cumhurbaşkanlığı onayı var, sadece imza. İmza atmıyor ki ihalesine başlayalım. Ama bu millet İstanbul’da öyle bir oy farkı yapacak ki, millet o imzayı Cumhurbaşkanı’na attıracak” şeklinde konuştu.

“Hadi oradan, hadi oradan”

Emeklilerin yaşadığı ekonomik zorluklara değinen İmamoğlu, “Neymiş emekliye bütçe veremezlermiş, emekliye verilen her kuruş bütçeye yük ama başka işler bütçeye yük değil. Doğru mu konuşuyorlar, hayır. 2001’de en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıydı. Emekli maaşı senden önce bütçeye yük olmadı da şimdi mi oluyor. Hadi oradan, hadi oradan. Ekonomiyi batırdılar, mazeret bulamıyorlar, işin suçunu yarın emekliye yüklerlerse şaşırmam” ifadelerini kullandı.

Eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin “Gözlerime bakar mısınız, ne görüyorsunuz? Ekonomi gözlerdeki ışıltıdır” sözlerini hatırlatan İmamoğlu, “Bir bakan ekonomi uçacak dedi, ekonomi uçurumdan aşağı uçuyor. Bir başka bakan gözlerimdeki ışıltıya bakın, 6 ay sonra Türkiye uçacak dedi, ne bakan kaldı ne ışıltı kaldı. Bu lafları ben söylesem milletin huzuruna çıkamam, yüzüm kızarır ama bunların yüzünün kızardığını hiç görmedim” dedi.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den Seçim Mesajı: Rekor Kıracağız

Yerel seçimler kapsamında Ankara Etimesgut’ta halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Ankara’da rekor kıracağız. Büyük bir zaferi müjdeliyorum size. Rekor takımının Ankara’daki başkanı Mansur Yavaş’ın selamını getirdim size” dedi. 

Mansur Yavaş’ın Ankara’ya huzur getirdiğini ve hiç kimseyi ötekileştirmediğini savunan Özgür Özel, “Anketleri yapan firmaların temsilcileri ve televizyondaki yorumcular, Ankara’daki yarışın bittiğini söylüyorlar” ifadelerini kullandı.

Ankara’da belediye meclis seçimlerinde de çoğunluğu kazanacaklarını iddia eden CHP Lideri Özel, hiçbir seçmenin rehavete kapılmamasını ve herkesin sandığa gitmesini istedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında Ankara’nın Etimesgut ilçesine bağlı Eryaman’da halka seslendi. Özel’in konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle:

“Ankara’da rekor kıracağız. Büyük bir zaferi müjdeliyorum size. Rekor takımının Ankara’daki başkanı Mansur Yavaş’ın selamını getirdim size.

Mansur Başkan geldiğinden beri Ankara’da huzur, sevgi mutluluk var. Ayrımcılık yok, partizanlık yok. Bütün Ankara’yı hep birlikte kucaklamak var. Tabi seçmenin kararına sonuna kadar saygılıyız. Şimdiden kimse seçmenin kararına ipotek koyamaz.

Anketleri yapan firmaların bütün temsilcileri şunu söylüyorlar: Ankara’da yarış bitti, yarışın sonu belli. Ama biliyorsunuz pandemi yaşadık, millet pandemide şaşkın korku içinde ne yapacağını bilemez haldeyken, üç tane maskeyi dağıtamayanların eli ayağı karışmışken, bütün belediye başkanlarımız ve Mansur Başkan hiç gözün görmediği yerde veresiye defterlerinin kapatıldığı hijyen kitlerinden, maskesine evlere gıda desteğinden dayanışma belediyeciliklerine kadar hem bizi gururlandıran hem de insan onuruna yaraşır bir sosyal belediyecilik anlayışını Türkiye’ye gösterirken, en büyük sıkıntısı hizmet etmek istediğinde sürekli elini kolunu bağlayan Büyükşehir Meclis çoğunluğunun olmamasıydı.

Şimdi hepimize düşen bir görev var; Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nde çoğunluğu alacağız. Rehavete kapılmak yok, bir tek oyun bile önemi var.

Elbette kendisi bir sanatçı ve çok iyi bir yönetici. Takım kurma, ekip kurma, o ekibi motive etme özelliklerini bilen herkes, ‘Erdal Bey’in oyunculuğundan daha iyi yönü varsa o da yöneticiliğidir’ diyor. Erdal Bey’in çok genç bir örgütü var, arkasında da CHP var.

Behzat Ç.’nin bizim adayımız olması kahraman Türk polisine duyduğumuz sevginin de bir ifadesidir. İlleri değişirken koruma polisleriyle sohbet ediyoruz. Hepsi Behzat Komiserimiz için teşekkür ederiz diyorlar. Geçenlerde anket yaptık, çok iyi dedim. Erdal Bey beşikten polis.

Erdal Beşikçioğlu’nun yapacağı işlerden hem gençler hem de esnaflar memnun olacak. Burayı nasıl bir üniversite, kültür sanat kenti yaptığını gençlerin gözbebeği bir yer haline getirdiğini yaşayacak Eryaman yaşayacak Etimesgut.

Etimesgut’ta emlak ve dükkan değerleri artacak. Etimesgut’a ziyarete gelenlerin sayısı da artacak, Etimesgut cazibe merkezi olacak.

Bir de işin kara propaganda tarafında var. Bunlar geçen seçimlerde de ‘İnsanlara açsınız yoksulsunuz, ama tehlike büyük bize oy vermelisiniz. Yoksa ezanı susturacaklar, bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler’ yalanıyla, yoksulların yüzde 1’ini etkiledilerse; hak etmedikleri koltuklara 5 yıl daha oturma imkânı elde ettiler.

Şimdi aynı kirli propagandayı başlatmışlar. ‘Eğer biz gidersek CHP gelirse Etimesgut’taki şehitlerimizin adının verildiği caddelerin sokakların adı değişecek.’ Erdal Beşikçioğlu’nda şehidin adının verildiği caddenin adını değiştirecek belediye başkanı gören var mı? Yazıklar olsun.

“Yalanlar Ankara sokaklarında karşılık bulmuyor”

‘Sosyal yardımların kesileceği’ yalanı İstanbul’da ve Ankara’da yardımların 5 katına çıkmasıyla çökmüştür. ‘Mansur Yavaş kazanırsa su faturalarını teröristler getirecekler’ diyorlardı. O yalanı atan Süleyman Soylu tarih oldu. Ama o yalanın muhatabı Mansur Yavaş 5 yıldır her siyasi görüşten, pırıl pırıl gencin ekmeğiyle oynamadı.

Alırken de kimseyi kandırmadı ve şu an da her su faturası gelirken, AKP’li ve MHP’li sırf bir oyu alabilmek için nasıl yalana sığındıkları ortaya çıkıyor. Ve bu yalanlar artık Ankara sokaklarında karşılık bulmuyor.

Hal böyle olunca bundan sonraki süreç için 26 gün hepinize çok iş düşüyor. Bu atılan yalanları boşa çıkarmak Mansur Başkan’ın yapacaklarını iyi anlatmak ve bu kara propagandalar karşı örgütün gücünü göstermek size düşüyor.”

Paylaşın