Meral Danış Beştaş: Kutuplaştırma Siyaseti Devam Ediyor

DEM Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) eş başkan adayı Meral Danış Beştaş, Türkiye partisi olma iddialarını sürdürdüklerini belirterek, 81 ilden oy aldıklarını ve bu durumun diğer partilerde rahatsızlık yarattığını savundu.

İktidarın ve bazı partilerin miting meydanlarında sürekli DEM Parti’yi konuştuğunu söyleyen Beştaş, partilerine karşı terör söyleminin kullanılmasına ilişkin ise “Bence bu giderek kırılıyor, fakat belirli bir nüfus Türkiye yurttaşı bundan etkilenmiyor diyemem. Kutuplaştırma siyaseti devam ediyor. Ötekileştirme, terörize etme durumu var” ifadelerini kullandı.

İstanbul’da 31 Mart yerel seçimlerine DEM Parti’nin kendi adayıyla girmesi CHP adayı ve İstanbul Büyükşehir Başkanı Ekrem İmamoğlu ile AKP’nin adayı Murat Kurum arasındaki rekabeti etkileyeceği tahmin ediliyor.

İmamoğlu’nun 2019’daki seçimleri kazanmasında, DEM Parti’nin ismi HDP iken aday çıkarmaması ve HDP seçmenlerinin İmamoğlu’nu desteklemesi önemli rol oynamıştı. İmamoğlu’na bu kez destek vermeyen DEM Parti’nin Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık’ın “CHP’ye kaybettireceğiz” sözleri ise DEM’in bu kez Kurum’a kazandırmaya çalıştığı iddiasına neden oldu.

DEM Parti’nin yerel seçim stratejisine ilişkin DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan İstanbul Büyükşehir eş başkan adayı Meral Danış Beştaş da hem İstanbul adaylığı hem de seçimlerden sonra yeniden gündeme geleceği öne sürülen çözüm sürecine ilişkin açıklamalar yaptı.

Beştaş’tan Iğdır örneği

Sırrı Sakık’ın açıklamasına ilişkin olarak “Kesinlikle altını çizerek söyleyeyim: Bu seçimde bizim ne İmamoğlu’na kaybettirme, Kurum’a kazandırma; ne de Kurum’a kaybettirme, İmamoğlu’na kazandırma gibi bir siyasal hattımız yok” diyen Beştaş, geçmiş seçimler esas alınarak tartışmaların yürütüldüğünü söyledi.

Bir çok ilde CHP’nin adayı olduğunu, ancak bunun tartışılmadığını ifade eden Beştaş, Iğdır’ı örnek verdi. Beştaş, “(Iğdır) az farkla kazandığınız bir yer. Orada CHP’nin de adayı var. Bu yaklaşım sadece DEM Parti’ye yönelik bir yaklaşım. Bu zemini yaratanların aslında bilinçlerinin arka planında DEM Parti’yi direkt Kürt seçmenlerle kodlaması, Kürt halkıyla kodlaması var. Kürt halkının da kendi iradesi olamayacakmış gibi, mutlaka başka bir partiye bağlı olan, seçim döneminde hatırlanan, oy deposu olarak görülen bir arka plan algısından, düşüncesinden geçiyor” dedi.

Bu durumun “rahatsız edici” ve “incitici” olduğunu kaydeden Beştaş, “Türkiye’nin her yerinde siyaset yapıyoruz. Mesela bizim tartışıldığımız kadar diğer 22 parti tartışılmıyor. Bu da aslında Kürt meselesine yaklaşımla, Kürt halkına yaklaşımla ilgili bir durum” ifadelerini kullandı. Türkiye genelinde CHP ile ya da başka bir partiyle ittifak yapmadıklarını söyleyen Beştaş, AKP ile işbirliği içinde oldukları iddialarını şöyle geri çevirdi:

“İktidarla görüşmemiz dahi yok, hani bırakın ittifakı. Genel olarak siyasi hattımızda iktidar bizim mücadele ettiğimiz odaktır. Her seçimde ‘iktidar ile uzlaşıyorlar’ denir, sonra gider onlar uzlaşır, ama biz tartışılırız. Hatırlarsanız 7 Haziran’dan 1 Kasım 2015’e giden istikşafi görüşmeler aylarca sürmüştü. CHP ile AKP arasında. Bize darbe yapıldı 1 Kasım’a giderken. HSK seçimlerinde iktidar ve muhalefet uzlaştı. Bu bize yönelik ayrımcı ötekileştirici bakış açısında yatıyor.”

“Kemal Kılıçdaroğlu – Ümit Özdağ protokolü kopuş yarattı”

Beştaş, DEM Parti tabanının CHP ile işbirliğinden uzak durmasında cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasındaki protokolün etkili olup olmadığına dair soruyu da yanıtladı. Bu sürecin bir kopuş yarattığını söyleyen Beştaş, Kılıçdaroğlu’na eleştiriler yöneltti:

“O süreç elbette çok ciddi etkiledi. Destek verdiğimiz bir Cumhurbaşkanı adayının bizi yok etmeye çalışan, tırnak içinde yok etme diyorum, reddeden, ırkçı söylemlerle hedef gösteren, Kürt halkının kimliğini bile kabul etmeyen bir şahsiyetin, bir parti liderine İçişleri Bakanlığı ve MİT vermesi ve kayyumlarla anlaşması, düşünebiliyor musunuz? Bu çok ciddi bir kırılma yarattı. Seçmenimizin Cumhurbaşkanı adayı çıkarmadığımız için de eleştirileri vardı. Kendi siyasi kimliğimizle var olmamız gerektiği noktasında seçmenlerimizden ciddi bir talep ve öneri var.”

“Kürt’ün adı İstanbul’da yok”

İBB Başkanı İmamoğlu, geçen hafta yaptığı bir açıklamada “Ekrem İmamoğlu ile Kürtler arasına kimse giremez. Benim Kürtlerle olan ilişkimde başka bir partinin, başka bir siyasal figürün aracılığına ihtiyacım yoktur. Böyle bir beklentim de yoktur” demişti.

Bu açıklamayı kendisine hatırlattığımız Beştaş, “Kürt seçmene verilen bir mesaj. İktidarın adayı Murat Kurum da gelip Kürtçe’yi çok iyi bildiğim halde anlayamadığım cümleler, ifadeler kullandı. Kurum da ‘Kürt seçmenle aramıza giremezsiniz’ diyor, aynı cümlelerle olmasa da. Nedense Kürt seçmenin çekiştirilmesi hali var. Kürt seçmen, özgür birer irade, birer birey kimsenin tapulu malı değil, bizim de değil” dedi.

Kürtlerin her yurttaş gibi kararını vereceğini ve gidip oyunu kullanacağını söyleyen Beştaş, DEM Parti’nin Türkiye’nin demokratikleşmesine Kürt meselesinin demokratik çözümünü ilk sıraya koyduğunu dile getirdi. “Diyarbakır’da kayyum atanırken İstanbul özgür değildir” diyen Beştaş, İmamoğlu’na icraatları ile ilgili eleştiriler yönelti:

“Diyarbakır’daki irade gasp edilince İstanbul’daki Kürt’ün de iradesi gasp edilmiş oluyor. Seçmenimizin de ezici çoğunluğu Kürtler. Böyle bir cümle biz kurmuyoruz. Biz Kürtlerden oy istediğimiz gibi herkesten de oy istiyoruz. Herkesin en doğal hakkı. Polemik yapmak istemiyorum, ‘aramıza giremez, girer’ diye. Ama İmamoğlu Kürtler için ne yaptı? İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları’nda (İSMEK) birkaç kurs, hâlâ tiyatrolar yasaklanıyor, hâlâ salonlar verilmiyor. Çok dilli belediyecilik bütün Kürt halkının talebi olduğu halde, hâlâ yok. Kürt’ün adı yok İstanbul’da. Bunları kendisine sormasını öneririm.”

Çözüm süreci

Beştaş, 1 Nisan’dan sonra yeni bir çözüm süreci başlamasına ilişkin umudu olup olmadığına sorusuna ise şöyle yanıt verdi: “Şu anda buna dair hiçbir belirti yok. Çok net söylüyorum: Çözüm süreci ya da Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümü noktasında bizim 1 Nisan sonrası telaffuzumuz yok. Her zamanki baki görüşümüz bu. Dolmabahçe mutabakatına dair genel merkezimiz açıklama yayınladı, ‘Bugün yürürlükte olması gerekiyor’ dedi.

Bizim durduğumuz yer o açıklamanın kendisidir aslında. 1 Nisan sonrası için de demek istediğim şu: Yarın bugün değil her zaman bu umut vardır. Demokratik kanallarla, görüşmelerle siyaset yoluyla Kürt meselesinin çözümü ve tabii ki parlamentoda bunun yasallaşması gerekir. Biz iktidarla mücadele ediyoruz şu anda ama, biz 2013’te de iktidarla masaya oturduk. Yani mücadele etmek ayrı, müzakere etmek ayrı şeyler.”

Beştaş, o zaman da mücadale içinde olmalarına rağmen 7 Haziran 2015 seçimlerinde en güçlü kampanyalarınan birini yaptıklarını ve yüzde 13 oy aldıklarını kaydetti.

Türkiye partisi olma iddialarını sürdürdüklerini de söyleyen Beştaş, 81 ilden oy aldıklarını ve bu durumun diğer partilerde rahatsızlık yarattığını savundu. İktidarın ve bazı partilerin miting meydanlarında sürekli DEM Parti’yi konuştuğunu söyleyen Beştaş, “Size karşı terör söyleminin kullanılmasının sahada etkisini görüyor musunuz?” sorusuna ise “Bence bu giderek kırılıyor, fakat belirli bir nüfus Türkiye yurttaşı bundan etkilenmiyor diyemem. Kutuplaştırma siyaseti devam ediyor. Ötekileştirme, terörize etme durumu var” yanıtını verdi.

Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir