AK Partili Yavuz’dan Dikkat Çeken “Yeniden Refah” Açıklaması

31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere ilişkin değerlendirme yapan AK Partili Ali İhsan Yavuz, “1 oyla seçimi kaybettiğiniz ya da kazandığınız yerler olabilir. YRP’nin kendi zaten kazanma iddiasında değil. Aday çıkartması kime sorsanız AK Parti’ye zarar verir diye düşünür” dedi.

Yeniden Refah Partisi (YRP), 14 – 28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı içerisinde yer almış, YRP’nin cumhurbaşkanı adayı Fatih Erbakan, adaylıktan Recep Tayyip Erdoğan lehine çekilmişti.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, katıldığı bir canlı yayında 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulundu.

Ali İhsan Yavuz, açıklamalarından Genel Seçimlerdeki ittifak ortağı Yeniden Refah Partisi’ni (YRP) eleştirerek, “YRP’nin kendi zaten kazanma iddiasında değil. Aday çıkartması kime sorsanız AK Parti’ye zarar verir diye düşünür” diye konuştu.

Yeniden Refah’ın AK Parti’ye seçimi kaybettireceğinden kaygılanan Yavuz, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“1 oyla seçimi kaybettiğiniz ya da kazandığınız yerler olabilir. Tablo buysa her adımın her şeyin önemi yoktur diyebilir miyiz? YRP ile uzun uzun oturduk. 6 toplantı yaptık. Elbette anlaşamayabiliriz ama sonraki yıllarda Cumhur İttifak zeminini ortadan kaldıracak yaklaşımlar sergilememek gerekir.

Bugün ne oluyor? CHP zihniyeti İmamoğlu ile devam ediyor. Allah’ın izniyle seçimi kazanacağız. Ama YRP’nin kendi zaten kazanma iddiasında değil. Aday çıkartması kime sorsanız AK Parti’ye zarar verir diye düşünür. Göreceksiniz Malatya’da da net bir tablonun ortada olduğunu göreceğiz.”

Ne olmuştu?

Yeniden Refah Partisi (YRP), 14 – 28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı içerisinde yer almış, YRP’nin cumhurbaşkanı adayı Fatih Erbakan, adaylıktan Recep Tayyip Erdoğan lehine çekilmişti.

Yerel seçim gündemine gelindiğinde ise, Yeniden Refah ile AK Parti arasında yapılan görüşmeler neticesiz kalmış ve iki parti de seçimlere tüm yurtta kendi adaylarıyla girme kararı almıştı. AK Parti’nin yeniden aday göstermediği birçok belediye başkanı da Yeniden Refah Partisi’nde aday olmuştu.

Paylaşın

Bakanlar, Murat Kurum İçin İstanbul’da Sahaya İniyor!

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere sayılı günler kalırken, partilerde çalışmalarına hız verdi. AK Parti ve MHP’nin ana omurgasını oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın İstanbul adayı Murat Kurum için kabine üyeleri sahaya iniyor.

Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, Murat Kurum ile mevcut İstanbul belediye başkanı ve CHP’nin Ekrem İmamoğlu arasındaki yarışın hâlâ başa baş gittiği tespiti yapılıyor.

İstanbul’daki kararsız seçmenin oranının yüzde 15’in üzerinde olduğu, bu durumun ‘Seçime olan ilgisizlikten’ kaynaklandığı belirtilirken, “kararsızların yarısının sandığa gittiğinde ideolojik olarak kendi partisine oy vermesinin beklendiğini, ancak kalan bölümünün ne yapacağının henüz tespit edilemediği” değerlendirmesi yapılıyor.

AK Parti’de sahada karşılaşılan sıkıntılar, noksanlıklar veya aksaklıklar için yeni adımların atılması gündeme geldi. Bu kapsamda bütün bakanların sırayla İstanbul’daki kampanyada görevlendirileceği, milletvekillerinin de kendi hemşehri grupları ile bir araya gelmeye başladığı belirtildi.

İstanbul’a ilişkin gözlemler ise AK Parti’de, “Karşımıza çıkan ilk başlık emekliler. Bu kesimde de iki ayrı sıkıntı dile getiriliyor. Birincisi, aslında yüksek emekli maaşı alıp çok sıkıntısı olmayan ama yüksek prim ödemesine rağmen, en düşük emekli aylığı ile aralarındaki makasın giderek kapanmasından duyulan rahatsızlık. İkincisi ise gerçekten en düşük emekli aylığı alıp geçinemeyenler” yorumu yapılıyor.

“Suriyeliler artık mesele yapılmıyor”

AK Parti’de ayrıca, “Sahada karşılaştığımız en önemli diğer sorun genel ekonomik gidişat, hayat pahalılığı. Bir anlamda, rakibimiz İmamoğlu’ndan çok ekonomi görünüyor. Türkiye genelinde de ilk sırada ekonomi yer alıyor. Önceki seçimlerde olduğu gibi Suriyeliler artık mesele yapılmıyor. Çünkü İçişleri Bakanı tuttuğunu gönderiyor. Yeni ikamet ve çalışma izni verilmiyor. Vatandaş, bu meseleyi artık dile getirmiyor” değerlendirmesi yapılıyor.

Paylaşın

İstanbul Seçimleri: İmamoğlu’nun Üç Handikabı

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere sayılı günler kalırken, seçim sonucu en çok merak edilen İstanbul için değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. Araştırmacı Bekir Ağırdır, Ekrem İmamoğlu’nun Murat Kurum’un önünde olduğunu, ancak bu farkın kesin bir kazanma ima etmediğini belirtti.

Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) oy potansiyelinin Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum’un kaybetmesine neden olabileceğine de dikkat çeken Ağırdır, “YRP devam da dese, vazgeçtik de dese benim için sürpriz olmayacak. Ancak YRP adayında ısrar ederse Murat Kurum’un potansiyel oylarında kayda değer büyüklükte eksilme olacaktır” ifadelerini kullandı.

Bekir Ağırdır’ın Gazete Oksijende yer alan yazısında öne çıkanlar şöyle:

“31 Ocak’ta “Muhalefetteki dağılmaya bakılınca İmamoğlu’nun iki ay önceki avantajının kaybolduğunu, yarışın başa baş başladığını söyleyebiliriz” demiştik. Geçen altı haftadan sonra araştırmalara yansıdığı kadarıyla İmamoğlu’nun 2.5 puan farkla önde olduğunu ama bu farkın henüz kesin bir kazanma ima etmediğini not etmeliyiz

ktidar blokunun Ak Parti ve MHP kanadı ortak aday olarak Murat Kurum’u sahneye sürerken henüz Yeniden Refah Partisi’ni ikna edebilmiş değiller. Henüz diyorum, çünkü Erdoğan’ın siyaset tarzını öğrendiysek, son güne kadar YRP’yi ikna etmenin yollarını aramaktan, son dakika vazgeçişi için çabalamaktan vazgeçmeyecektir. YRP kanadı bu basınca nasıl dayanır, kararı ya da kararlılığı ne olur kestirmek mümkün değil. Çünkü mayıs genel seçimleri öncesinde de bu sürecin nasıl gelgitlerle yaşandığını görmüştük. O nedenle YRP devam da dese, vazgeçtik de dese benim için sürpriz olmayacak.

YRP adayında ısrar ederse Murat Kurum’un potansiyel oylarında kayda değer büyüklükte eksilme olacaktır. YRP’nin fırsatı iktidarın ekonomi politikalarından dolayı afallamış ama negatif kimliklenme duygusu ağır bastığı için de özellikle sol söyleme mesafeli, CHP ve DEM karşıtlığı güçlü muhafazakâr seçmen için adres olabilme potansiyeli. Bu potansiyeli nedeniyle araştırma bulgularından bakıldığında, Ak Parti MHP toplam oyları ülke genelinde yüzde 40-42 bandına, İstanbul’da yüzde 38-40 bandına sıkışmışken YRP İstanbul’da yüzde 5-6 oy oranına ulaşabilir de. Bu da Murat Kurum potansiyel oylarından eksilme, muhalif blokta adaylar arası dağılımlar nedeniyle İmamoğlu maksimum potansiyeline ulaşamasa bile Kurum’un kaybetmesine neden olacak bir oy oranı anlamına gelir.

Genel seçimlerdeki kazanımlarından sonra moral üstünlüğü ele geçirmiş olsalar da önceki bazı seçim dönemlerinde gözlediğimiz Ak Parti örgütsel gücü de çok arzulu ve gayretli görünmüyor henüz.

Genel seçimlerde gördüğümüz iktidar bloku seçmeni sanki yerel seçime kayıtsız, oyunu değiştirip İmamoğlu’na vermiyor olsa da İmamoğlu’nun kazanmasından rahatsız olmayacakmış gibi bir sessizlik içinde. Kurum’un kampanyası, toplantıları, mitingleri daha önceki seçimlerde gördüğümüz kalabalık, dirilik ve heyecandan ırak bir görüntü veriyor.

Yayınlanan araştırmalardan bakınca Murat Kurum henüz iktidar bloku oy potansiyeline ulaşabilmiş değil.

İmamoğlu ise iddialı bir siyasetçi. Erdoğan’la mücadeleyi göze almış, bu mücadeleden kaçmayan ve hatta arzulayan bir profil sergiliyor. Kararlı duruşu ve siyasi vizyonuyla Kurum’dan daha çok Erdoğan’la ve iktidar blokuyla mücadele görüntüsü veriyor. Buna karşılık bu mücadeleyi seçmenin gözüne sokmadan İstanbul’u esas alan kampanya söylemi, sloganları, vaatleri önde. İstanbul’a dair ama bunların seçmen gözünde Türkiye’ye dönük olduğunun bilincinde bir ton tutmuş durumda.

Tüm kamuoyu belediye başkanlığı seçimine odaklanmış olsa da İstanbul Büyükşehir Meclisi kombinasyonu da önemli olacak. Şu andaki gibi iktidar bloku üyelerinin çoğunlukta olduğu bir meclis matematiğinde kazansa bile handikaplarının neler olduğunu İmamoğlu yaşadı. Bunun farkında olarak İstanbul’un her bir ilçesinde muhalif blok oylarını konsolide edebilmek gibi bir stratejisi olduğu anlaşılıyor. O nedenle ilçe adaylarıyla bütünleşik bir strateji ve kampanya yürütülmeye çalışıldığı gözleniyor.

Beklenenden daha organize bir kampanya ve çalışılmış bir siyasal strateji izliyor, bugüne kadar da oldukça özgüvenli biçimde kendi gündemini takip ediyor.

Öte yandan üç büyük handikabı var. Birincisi aday belirleme süreçlerinin yanlış yönetilmesi nedeniyle CHP örgütü ne kadar güçlü, bu güç yerel seçim sürecinde ne kadar arzulu ve gayretli olduğunu henüz bilmiyoruz, çünkü sahada henüz CHP örgütü yok gibi. CHP’nin gelenekselleşmiş iç gruplaşmaları, gerilimleri adaylık süreçlerinin yanlış yönetimi nedeniyle daha da kemikleşmiş durumda. Kurultay ile genel başkanını değiştirmiş olmak bile yeterince güçlü bir hikâye imkânı sunarken CHP bu fırsatı üç ayda tüketti. Buna karşılık 2019 seçimlerinde yaşanan benzer bir gerilim ve eksiklik nedeniyle örgütlenmiş gönüllüler ağının bu seçimde de sahada olduğu gözleniyor.

İkinci handikabı İyi Parti’nin, DEM’in, Zafer ve Saadet partilerinin kendileri açısından güçlü adaylar çıkarmış olmaları. Bu partilerin seçmenlerinin kendi partilerinin adayları ile İmamoğlu arasında bölüneceği anlaşılıyor. Bu da İmamoğlu’nun potansiyel oyu ya da İstanbul muhalif oyundan eksilme sonucu doğuracak.

Öte yandan muhalif seçmendeki umut yorgunluğunun seçim yaklaştıkça, Erdoğan sahneye çıktıkça bir miktar daha gerilemesi ve İmamoğlu’nun oy desteğinin artması beklenebilir.

İstanbul seçim sonuçlarını etkileyecek katılım oranından sonraki ikinci dinamik, İmamoğlu ve Kurum dışındaki adayların kendi blok içlerinden ne kadar oy alacakları olacak. Araştırmaların ulaşabildiğimiz detaylarına bakıldığında muhalefetteki adayların partilerinin oylarının ancak yarılarını alabildikleri, diğer yarılarının İmamoğlu’na dönük olduklarını da not edelim.

Şu ana dek yayınlanan anketlerde grafikte de gördüğünüz gibi İmamoğlu başından beri önde gidiyor. Yayınlanan 27 araştırmanın verdiği örüntüde şu noktalar öne çıkıyor.

‘İmamoğlu 2,5 puan farkıyla önde’

25 Ocak-17 Şubat arasında İmamoğlu ve Kurum arasındaki fark daralmış gibi görünse de 17 Şubat’tan bu yana yarış İmamoğlu’nun lehine dönmüş durumda.

Farklı araştırmalarda İmamoğlu-Kurum oy farkı 1.5 ile 5 puan arasında görünse de hesaplamalara göre fark 21 Şubat’tan bu yana İmamoğlu’nun lehine ortalama 2.5 puan gibi gözüküyor. Bu oran yaklaşık 250 bin İstanbullu seçmene tekabül ediyor. Başbaşa gerçekleşen, 15 bin oyla İmamoğlu’nun kazandığı 31 Mart 2019 seçim sonuçlarıyla kıyaslandığında tüm kısıtlamalara karşın bugünkü puan farkı İmamoğlu’nun başarısıdır ama 23 gün sonrasını henüz garantileyen bir sonuç da değil kuşkusuz.

31 Ocak’ta bu sütunlardaki yazımızı bitirirken gözlemimiz, “Muhalefetteki dağılmaya ve yıkıcı karşılıklı söylemlere bakılınca İmamoğlu’nun iki ay önceki kağıt üzerindeki avantajının kaybolduğunu ve İmamoğlu-Kurum yarışının başa baş bir noktadan başladığını söyleyebiliriz” demiştik. Geçen altı haftadan sonra araştırmalara yansıdığı kadarıyla İmamoğlu’nun 2.5 puan farkla önde olduğunu ama bu farkın henüz kesin bir kazanma ima etmediğini de not etmeliyiz.”

Paylaşın

Akademik Özgürlükler Endeksi: Türkiye, Son Sıralara Geriledi

Türkiye, Akademik Özgürlükler Endeksi’nde son sıralara geriledi. Araştırmacılar endeksi hazırlarken “araştırma ve öğretme özgürlüğü”, “akademik ve kültürel ifade özgürlüğü”, “akademik alışveriş ve bilgi yayma”, “kurumsal özerklik” ve “kampüs bütünlüğü” olmak üzere beş ölçütü mercek altına aldı. Türkiye’nin tüm bu ölçütlerde önemli puan kaybettiği tespit edildi.

Endekste yer verilen grafikte, Türkiye’nin akademik özgürlüklerde 2002-2009’da tarihinin en iyi seviyesinde olduğu (1 tam puan üzerinden 0,56 puan), 2009’dan 2017’ye kadar sert bir düşüş sürecine girdiği ve 2023 itibarıyla 0,09 puana gerilediği görülüyor. Endeksin hazırlanmasında dünyanın dörtbir yanından 2 bin 329 ülke uzmanının değerlendirmelerinden yararlanıldığı bildirildi.

İsveç’ten Göteborg Üniversitesi ile Almanya’dan FAU Erlangen-Nürnberg Üniversitesi araştırmacılarının hazırladığı Akademik Özgürlükler Endeksi, dünya nüfusunun yarısına yakın bir bölümünün akademik özgürlüklerin bulunmadığı ülkelerde yaşadığını ortaya koydu. Her yıl yayımlanan endekse göre, 2023 sonu itibarıyla 3,6 milyar insan akademik özgürlüklerden mahrum kalırken mevcut durum, elli yıl önceki döneme benzetildi.

179 ülkenin mercek altına alındığı endekste akademik özgürlüklerin 23 ülkede gerilemekte olduğu ve sadece 10 ülkede iyileşme kaydettiği belirtildi. Son elli yıllık dönemde ise akademik özgürlüklerin 56 ülkede iyiye gittiği ve 61 ülkede yüksek seviyelere ulaştığı kaydedildi.

Akademik özgürlükler açısından ülkelerin “tamamen özgür”, “genel olarak özgür”, “hafif kısıtlı”, “ciddi şekilde kısıtlanan” ve “tamamen kısıtlanan” olarak beş gruba ayrıldığı endekste Türkiye, en alt grupta, akademik özgürlüklerin tamamen kısıtlandığı ülkeler arasında yer aldı.

2013-2023 döneminde Türkiye, en alttaki yüzde 10’luk dilimde Mısır ve Küba’nın ardından üçüncü sırada geldi, Türkiye’yi Afganistan izledi. En alttaki yüzde 10’luk dilimin en sonunda ise Kuzey Kore yer aldı.

Son elli yıllık dönemde de Türkiye akademik özgürlüklerin belirgin bir şekilde kötüye gittiği on ülke arasında Amerika Birleşik Devletleri, Bangladeş ve Hindistan ile birlikte sayıldı. Elli yıl önceki özgürlüklerle karşılaştırmalı değerlendirmede ise Türkiye, Laos ve Afganistan ile benzer şekilde gruplandırıldı.

İki üniversiteden araştırmacılar endeksi hazırlarken “araştırma ve öğretme özgürlüğü”, “akademik ve kültürel ifade özgürlüğü”, “akademik alışveriş ve bilgi yayma”, “kurumsal özerklik” ve “kampüs bütünlüğü” olmak üzere beş ölçütü mercek altına aldı. Türkiye’nin tüm bu ölçütlerde önemli puan kaybettiği tespit edildi.

Düşüş 2009’da başladı

Endekste yer verilen grafikte, Türkiye’nin akademik özgürlüklerde 2002-2009’da tarihinin en iyi seviyesinde olduğu (1 tam puan üzerinden 0,56 puan), 2009’dan 2017’ye kadar sert bir düşüş sürecine girdiği ve 2023 itibarıyla 0,09 puana gerilediği görülüyor. Endeksin hazırlanmasında dünyanın dörtbir yanından 2 bin 329 ülke uzmanının değerlendirmelerinden yararlanıldığı bildirildi.

Bir toplumdaki kutuplaşma ile akademik özgürlüklerin gerilemesi arasındaki bağlantıya işaret edilen raporda, bu tür toplumlarda üniversitelerin “biz ve ötekiler” girdabına kapılma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu, bu nedenle üniversitelerin özerkliğinin korunmasının büyük önem taşıdığı vurgusu yapıldı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Tuncer Bakırhan, Ekonomi Üzerinden İktidara Yüklendi

Konya Cihanbeyli’de halka seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Yakın zamanda bir anket yapıldı. Türkiye halklarının yüzde 73’ü ‘AKP iyi yönetmiyor, Türkiye’de işler kötüye gidiyor’ diyor. Hükümete sorduğumuz zaman ise güllük gülistanlık bir Türkiye’de yaşadığımızı söylüyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Emeklilere müjde, müjde, müjde dediler de ne yaptılar? Bin lira ikramiyenin üzerine koydular. Sonra da diyorlar ki emekli bu 3 bin lirayla bayram kutlasın. Yahu etin kilosunun 600 lira olduğu yerde, emekli kimi masasına oturtsun? Emekli hangi komşuyla otursun da yemek yesin, utanmaz herifler! Zannediyorlar ki herkes saraydaki gibi yaşıyor. Başlarını saraydan çıkarıp bir halka baksınlar, halka!”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Konya’nın Kulu ve Cihanbeyli’de ilçelerindeki halk buluşmasına katıldı. Bakırhan, Cihanbeyli’deki halk buluşmasında şunları söyledi:

“Hepinizi partim adına saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz. Buradan Nagihan arkadaşımızı ve rahmetli Genel Başkanımız Murat Bozlak’ı saygı ve minnetle anıyorum. Yine şu anda cezaevinde olan kardeşiniz, arkadaşınız, yoldaşınız Leyla Güven ve Mehmet Bozlak’a da buradan binlerce selam gönderiyorum. Cezaevindeki yoldaşlarımız emin olsunlar ki bugün hem Kulu’da hem de Cihanbeyli’de onların bayraklarını kadın arkadaşları onurlu bir şekilde taşıyor.

Değerli Cihanbeyliler; aslında bir ilden daha büyük bir yüz ölçüme sahip Cihanbeyli. Ama maalesef siz Kürtler burada yaşadığınız için, dilinden ve kültüründen vazgeçmeyen onurlu İç Anadolu Kürtleri bu topraklarda yaşadığı için Cihanbeyli gerekli olan değeri bir türlü bulmadı. Yani Cizre nasıl üvey evlatsa, Siirt nasıl üvey evlatsa, Cihanbeyli de öyle üvey evlat olarak görülüyor. Bin yıllardır bu topraklarda kardeşçe barış içinde yaşamak isteyen Kürtler, maalesef Türkiye’nin neresinde olurlarsa olsunlar ayrımcı bir politikaya tabi tutuluyorlar.

İşte o yüzden bu seçimler; irademizi cezaevine atanlardan, dilimizi “bilinmeyen dil” olarak ananlardan, Kürt gençlerini işsiz bırakanlardan, Kürt kadınları ya katleden ya da cezaevine koyan bu sistemden hesap sorma günüdür. 31 Mart’ta değerlerimiz için, dilimiz için, kültürümüz için; Selahattinler, Figenler, Leylalar için Cihanbeyli’yi alacak mıyız?

Cihanbeyli bir Kürt kentidir, ilçesidir. Hem 7 Haziran seçimlerinde hem de sonrasında yapılan seçimlerde birinci partiye yakın oy alıyoruz. Neden Cihanbeyli gibi bir ilçemizde DEM Parti belediyesi olmasın? Kaldı ki DEM Parti demek; adalet demek, hukuk demek, halk demek, eşitlik demek. DEM Parti olarak belediyeyi aldığımız zaman kimi kendini bilmez, ırkçı, faşist, şoven adaylar gibi kapılarımızı halklara kapatmayacağız. Bizim kapılarımız herkese açık olacak. Türk’e de Kürt’e de Alevi’ye de Sünni’ye de. Bu kentte yaşayan herkese açık olacak.

Seçimlere 24 gün kaldı. Cumhurbaşkanı ve küçük ortağını dinlediğimiz zaman sanki harbe gidiyoruz, sanki savaş var. Savaş gemileri, tank, top diyor başka bir şey demiyorlar. Tek dertleri Kürtler insanca yaşamasın. Zannedersiniz ki yerel seçim yok, savaşa giriyoruz. Türkiye’de yerel seçimler için öyle bir hava estiriyorlar. Bu savaştan beslenenlerden, bu Kürt inkarından beslenenlerden, bu Kürtleri yoksullaştıranlardan hesap soracak mıyız?

“Bu toprakları Kürtsüzleştirmek istiyorlar”

Cihanbeyli Türkiye’nin en verimli toprakları üzerindedir. Böylesine verimli topraklarda olan bir ilçe dışarıya niye göç veriyor? İnsanlarımız geçinemediği için, demokratik bir ortamda yaşamadığı için. İnsanlar bu bereketli toprakları niye bırakır? Gübre alamıyor, mazot alamıyor, tarlasını ekemiyor, emekli maaşıyla geçinemiyor. İş yok, fabrika yok, aş yok. Kürt’sen hiçbiri yok! Bu sistem bilinçli olarak Kürtlerin olduğu her yerde, onları ekonomiyle, yoksullukla ya da baskı ve zorla tehdit ederek o toprakları Kürtsüzleştirmek istiyor. Peki, siz değerli halkımız; dilimizi yok sayan, kentlerimizi Kürtsüzleştirmek isteyen bu sisteme 31 Mart’ta gerekli cevabı verecek misiniz?

Türkiye bir tarım ülkesi, tarımı bitirdiler. Belki burada birçok insanımız tarlasını ekemiyor. Hayvancılık bölgesi ama Arjantin’den angus getiriyorlar, et ithal ediyorlar. Erdoğan gittiği her yerde, “Bizden önce yağ kuyrukları, şeker kuyrukları vardı” diyor. Şimdi tarım ve hayvancılık bölgelerinde et kuyruğu var, ekmek kuyruğu var. Eskiden insanların cebinde parası vardı ama yağ yoktu, gaz yoktu. Şimdi kimsenin cebinde parası yok. Bunlar ülkeyi yoksullaştırdılar, ekonomiyi batırdılar. Emekliler 10 bin lira maaş alıyor. Erdoğan ne diyor biliyor musunuz? “İktidara geldiğim zaman emekliler 66 lira alıyorlardı, şimdi ben 10 bin lira veriyorum.

Daha ne yapayım?” Erdoğan matematiği Devlet Bahçeli’den öğrenmiş. Bahçeli’nin o yaptığı ama kimsenin anlamadığı matematik var ya. Şimdi Erdoğan’a Cihanbeyli’den cevap veriyoruz. Evet, 66 lira alıyorlardı ama o 66 lirayla emekliler 7 çeyrek altın alıyorlardı, 7 çeyrek! Şimdi on bin lira ile kaç çeyrek altın alıyorlar? 2 buçuk altın. Ne kadar kaybettiler? 4 buçuk altın. Al sana matematik. Bahçeli’den değil halktan, esnaftan matematiği öğren Sayın Erdoğan!

Meclis’te Kürtçe konuşuyoruz sesimizi kısıyorlar, “bilinmeyen dil” diyorlar ama Bingöl’de Kürtçe şarkılarla seçim propagandası yapıyorlar. Amed’de Kürtçe seçim şarkıları çalıyorlar. Bu ikiyüzlüler Kürdistan’a gittikleri zaman Kürt oluyorlar, Ankara’ya geldikleri zaman kurt oluyorlar. Bunlar Ankara’da “Seyid Rıza, Şeyh Said teröristtir” diyor ama Kürdistan’da Şeyh Said’i anıyorlar. Öylesine ikiyüzlüdürler. 3-5 oy almak için yapmayacakları hile, hurda, haram yok. Dolayısıyla bu çalıp çırpanlardan, Kürt’ü yok sayanlardan, haram yiyenlerden, çocuklarımızın hakkını yiyenlerden kesinlikle hesap sormalıyız.

Şimdi belediye başkanları çıkmış İstanbul’da diyor ki biz kazanırsak Gazze halkı sevinecek. Haydi oradan! Sanki Cihanbeyli halkı bilmiyor İsrail’le en büyük gıda ticaretini yapanı. Cihanbeyli için, Kulu için Konya Büyükşehir Belediyesi ne yapıyor? Kürt nerede yaşıyorsa orada alt yapı yok, yol yok. Kürt’ün olduğu yerde çocuk için oyun parkı yok. Hani hakkaniyetliydiler? Hani belediye imkanlarını herkese eşit hizmet vermek için harcayacaklardı? Bakın, genel başkanı öyle, belediye başkanı böyle.

“Cihanbeyli’nin köylerinde doğru düzgün su ve elektrik yok”

Cihanbeyli’nin köylerinde doğru düzgün su ve elektrik yok, dünya kadar sorun var. Hızlı trenden sırf Cihanbeyli halkı yararlanmasın diye kenarından geçildi. Öyle mi değil mi? Peki, Türkiye’nin en büyük yüzölçümüne sahip bir ilçesinden neden hızlı tren geçmez? Cihanbeyli yararlanmasın diye, değil mi? Emin olun burası başka bir ilçe olsaydı, hattı tam merkezinde kurarlardı. Yine eğitim yok, sağlık yok. Vatandaş çok önemli bir hastalığa yakalandığı zaman Konya-Ankara yollarında yaşamını yitiriyor.

Hani sandıkta devrim yapmıştık? Hani sandıkta insanlar Avrupa standartları üzerindeydi? İl olacak bir ilçemizdir Cihanbeyli ama dikkat edin Cihanbeyli il olmuyor. Niye? Burada Kürtler yaşıyor, burada emekçiler yaşıyor, burada yoksullar yaşıyor. Dolayısıyla ekonomide bizi yoksullaştıran, dilimize “bilinmeyen dil” diyen, değerlerimizi kullanan, gençlerimizi Avrupa’ya, Amerika’ya, Kanada’ya göç yollarına bilerek koyan bu anlayış bizim dostumuz değildir.

Şimdi diğer siyasi partilerden kimi belediye başkanları çıkmış diyorlar ki biz de Kürt’üz. Yahu Kürt olan burada olur, Kürt halkının partisi DEM Parti’dir. Kürdistan halkının evi DEM Parti’dir. Afyon’da ırkçı, faşist bir belediye başkan adayının “Kürtler bu kapıdan giremez” sözünden sonra vicdanlı Kürt istifa eder, buraya yanımıza gelirdi? Öyle değil mi? Vicdanlı bir Kürt, “DEM Parti Meclis’te olmamalıdır” diyen iktidar partisinden aday olmaz.

Çünkü DEM Parti sizsiniz, Kürt’tür, emekçidir. Dolayısıyla Cihanbeyli halkımız kimseye kanmasın. Kürt’ün evi de burasıdır, kapısı da burasıdır, yeri de burasıdır. Kürt Leyla Güven’dir, Kürt Murat Bozlak’tır. Birileri Kürt kimliğini inkar edecek, reddedecek, belediyelerimize kayyım atayacak, belediye eş başkanlarımızı ve milletvekillerimizi cezaevine dolduracak; birileri de kendi çıkarları için gidip orada ben de Kürt’üm diyecek. Haydi oradan! Cihanbeyli halkı yemez bunları. Cihanbeyli halkı onurludur.

Bu sistemin bu topraklarda asimile etmediği, yok etmediği halk kalmadı ama İç Anadolu Kürtleri yüzyıllardır tüm baskılara rağmen dilini, kimliğini, kültürünü koruyarak onurlu bir duruş ortaya koymuştur. Bu onurlu halka onurlu belediye başkanları lazım. Bu onurlu halkı temsil edecek insanlar burada olun. Lütfen kimseye kanmayın, sizin eviniz burasıdır. Afyon’da “Kürtler belediyeden içeri giremez” diyen adayın partisi, burada hangi yüzle sizlerden oy isteyecek? İnsan biraz utanır.

Konya’da ırkçı saldırılardan dolayı Kürtler büyük baskı altındadır. Dedeoğulları ailesini biliyorsunuz. Kürt oldukları için 7 canlarını faşist, ırkçı bir zihniyet ellerinden aldı. Ne oldu davada? 1 kişiyi yakaladılar, üzerini örtmeye çalışıyorlar. Kürt’ü öldürmek bu sistem tarafından cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Kürt’ü katletmek, göçertmek ödüllendiriliyor. Daha dün faili meçhul cinayetlerde yargılanan o dönemin yöneticileri istinaf mahkemesi tarafından beraat ettirildi. Yani ne diyor yargı bize? Kürt’ü öldürmek serbest, Kürt’ü öldürene ceza yok.

O zaman diğer siyasi partilerdekilere sesleniyorum. Kürt’ün katliamına bile ödül veriliyorsa, hangi vicdanla oradasınız? Hangi vicdanla oy istiyorsunuz? İstiyorlar ki Kürtler dilinden vazgeçsin, Kürtler kimliğinden vazgeçsin. Peki, biz bunların dediğini yapacak mıyız? Hayır, biz Şeyh Saidlerin torunlarıyız. Dar ağacına giderken diyor ki ben istiyorum ki torunlarım benden utanç duymasın. Biz de diyoruz ki biz sizden utanç değil onur duyuyoruz, onur!

“Başlarını saraydan çıkarıp bir halka baksınlar”

Yakın zamanda bir anket yapıldı. Türkiye halklarının yüzde 73’ü “AKP iyi yönetmiyor, Türkiye’de işler kötüye gidiyor” diyor. Hükümete sorduğumuz zaman ise güllük gülistanlık bir Türkiye’de yaşadığımızı söylüyorlar. Emeklilere müjde, müjde, müjde dediler de ne yaptılar? Bin lira ikramiyenin üzerine koydular. Sonra da diyorlar ki emekli bu 3 bin lirayla bayram kutlasın. Yahu etin kilosunun 600 lira olduğu yerde, emekli kimi masasına oturtsun? Emekli hangi komşuyla otursun da yemek yesin, utanmaz herifler! Zannediyorlar ki herkes saraydaki gibi yaşıyor. Başlarını saraydan çıkarıp bir halka baksınlar, halka!

“Bize oy verene de vermeyene de saygı gösteririz”

Bu zihniyetin belediye başkanı da aynı mantıkta. Bakın Cihanbeyli Belediye Başkanı da kendi genel başkanını taklit ediyor. Diyor ki oy vermezseniz hizmet yok. Böyle bir anlayış olabilir mi? Peki, sen hiç DEM Parti’nin belediyelerini gördün mü? Biz, bize oy verene de vermeyene de kardeşçe yaklaşırız. Ben Siirt’te belediye eş başkanlığı yaptım. Kapımız Araplara da Türklere de Kürtlere de açıktı. Biz belediyenin her kuruşunu Siirt halkının menfaatini gözeterek herkes için adil ve eşit bir şekilde harcadık. Biz adil insanlarız.

Biz Şeyh Saidlerin, Seyid Rızaların torunlarıyız. Biz kimsenin hakkını yemeyiz, haram yemeyiz. Bizim başımız seccadede, elimiz semada, aklımız haramda olmaz, ancak onlarınki olur. Bize oy verene de vermeyene de saygı gösteririz. Onun demokratik düşüncesi olarak sayarız. Ama bunlar, oy yoksa hizmet de yok diyor. Haydi oradan! 24 gün kaldı ve 24 gün sonra bu halk seni de AKP zihniyetini de buradan süpürerek demokratik, halkçı, toplumcu belediyeciliği iktidara taşıyacaktır.

Değerli halkımız, sizden rica ediyorum. Buranın ikinci büyük partisiyiz. Bilhassa kadın arkadaşlar sizden rica ediyorum, lütfen ev ev gezin. Genç arkadaşlarım, kahveye gitmek yok. Lütfen dükkanları dolaşın, anlatın ne kadar haklı olduğumuzu. Türkiye’de barış için, demokrasi için, özgürlükler için mücadele ettiğimizi anlatın. Melelerimiz, seydalarımız, camide komşusuna anlatsınlar. Hırsızlık yapanlara, bizi reddedenlere Cihanbeyli’den belediyeyi alarak büyük bir cevap verelim.

Bu haramcılar, Kürtlerin belediyeyi kazandığı yerlere kaçak seçmen taşıyorlar. Sizden ricam, Kürdistan’dan gelmiş ama orada seçmen arkadaşlar varsa, el birliğiyle kendi kentlerinde oy kullanmaları için onlara ulaşmanız. Parası olmayan arkadaşlarımız il ve ilçe örgütlerimize gitsinler, sıcak bir demli çay içsinler, yol biletlerini alıp oylarını kullanmak için gitsinler. Bunlar bir haram seçmen taşıyorsa, biz iki helal seçmeni sandık başına götürmek zorundayız.

“Her birimiz belediye başkan adayı gibi çalışalım”

Ana muhalefet partisi her yerde “DEM Parti neden aday çıkardı?” diyor. Biz onlara Cihanbeyli’den söylüyoruz; sizin oyunuz burada belediye almaya yetmez, buyurun siz Cihanbeyli’de oylarınızı ikinci büyük parti olan DEM Parti’ye, bize verin ve burayı AKP’den kurtaralım. Değerli Cihanbeyliler, sizlerle her zaman gurur duyduk. Her yerde, Avrupa dahil olmak üzere yönetimlerdesiniz, katkı sunuyorsunuz, destek veriyorsunuz. Em bi we serbilind in. Em li ku derê bibînin serê me bilind dibe. Varsa kendi içimizdeki sorunları bir kenara bırakma zamanıdır.

Birlik olma zamanıdır, beraber olma zamanıdır. Anadilinize “bilinmeyen dil” diyorlar, hiç mi vicdanınıza dokunmuyor? Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, Leyla Güven, Sebahat Tuncel içeride; binlerce insanımız suçsuz bir şekilde cezaevinde. “Kürt’üm” diyenin vicdanına hiç mi dokunmuyor? Dolayısıyla, elinizi vicdanınıza koyun. Sadece adaylarımız değil, her birimiz bir belediye başkan adayı gibi çalışalım. Burada kazanma şansımız büyük.

AKP bu memleketi batırdı, bitirdi. Şimdi yetmiyor diyor ki operasyon yapacağım. Kime, Kürtlere. Kürtlerin yaşadığı her yere “teröristan” diyen bu anlayışı sandıkta mahkum etmek lazım. Kürtlere terörist demek yerine oturup insanca diyalogla bu meseleyi çözmek varken, tank top yığmak hangi aklın ürünüdür? Bunların kafalarında Kürtlere karşı büyük bir kin ve nefret var. Kürtler Malazgirt’ten beridir kardeş elini uzatmış, Kurtuluş Savaşında can ve kan vermiş. Ama ne yaptıysak karşımızdaki bu ırkçı anlayışı bir türlü yok edemedik.

Onun için bu seçimler önemlidir. Lütfen Avrupa’daki çocuklarınıza, kardeşlerinize sesleniyorum: Cihanbeyli’de seçim varsa, her biriniz birer ay izin alacaksınız, buraya gelip seçim çalışması yürüteceksiniz. Bugünden tezi yok, Avrupa’daki kızlarınıza, oğullarınıza, kardeşlerinize anlatın. Burada Cihanbeyli’de son 24 günü bizimle birlikte çalışarak geçirsinler. Var mısınız? Avrupa’dakiler bir sene de tatil yapmasın, gelip halkının şehrine, bayramına, mücadelesine katkı sunsun. Bugünden itibaren Cihanbeyli’de seferberlik ilan ediyoruz.

Köy köy, ev ev, gücü yeten kendi arabasıyla, yetmeyen arabasını alsın üç kişi mazotunu karşılasın. Ama lütfen çalmadığınız kapı, dokunmadığınız insan kalmasın. Bu haklı mücadele bir gün mutlaka ama mutlaka başta Cihanbeyli’de olmak üzere başarıya ulaşacaktır. Bir çağrı da diğer siyasi partilerde siyaset yapan Kürtlere: Biraz vicdan varsa, biraz onur varsa, onları da halkının yanında siyaset yapmaya davet ediyorum. Buyursunlar gelsinler.

Bu halk demokrasiye, özgürlüklere, anadilini özgürce konuştuğu bir Türkiye’ye sahip oluncaya kadar Selahattin olacağız, Leyla olacağız, Şeyh Said olacağız, Seyid Rıza olacağız. Ama asla pes etmeyeceğiz. Seyid Rıza’nın dediği gibi asla başımızı eğmeyeceğiz. Bunu herkes çok iyi bilsin. Cihanbeyli halkımızı bu coşkulu karşılamadan dolayı kutluyoruz. DEM dema we ye, DEM dema Cihanbeyli ye, DEM dema Kurdan e, DEM dema me hemûyan e. Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adayımız Bülent Kılıç arkadaşımızı hepiniz tanıyorsunuz.

Gerçekten yıllardır emeği olan bir arkadaşımızdır. Bir oy belediye başkanı arkadaşımıza, bir oy büyükşehir belediyesine diyeceğiz. Gülbahar Gündüz arkadaşımız ne kadar donanımlı, nitelikli, birikimli. Kadın arkadaşların yoldaşı olduğunu biliyoruz. Yıllardır emek veriyor. Her iki aday arkadaşımız emanetinizdir. Ama en önemlisi Cihanbeyli’yi kesinlikle alacağız. Eylül arkadaşımız şu an bir çalışma için Avrupa’da, onu da size emanet ediyorum. Hasan arkadaşımız da “oy yoksa hizmet yok” diyenler, “DEM Partililer, Kürtler belediye kapısından geçemez diyen” diyenler karşısında en değerli, en bilinçli, en yetenekli, en davasına sahip çıkacak arkadaşlarımızdan biridir.

Arkadaşlarımız, Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın, Murat Bozlak’ın, Şeyh Saidlerin, Seyid Rızaların, bugüne kadar bu mücadelede bedel ödemiş herkesin size emanetidir. Emanetinize sahip çıkacağınıza inanıyorum. Sağ olun, var olun. 31 Mart’ta müjdeli haberlerinizi bekliyorum. Selamlarımı ve saygılarımı iletiyorum.”

Paylaşın

Erdoğan, Muhalefeti Hedef Aldı: Hayalleri Sadece Kendi Siyasi Çıkarları

Mersin’de halka seslenen Erdoğan, “Mersin’imizi bunlara teslim edemeyiz. Bunların genel merkezleri ne ki Mersin’de teşkilatları ne olsun. Siz bakmayın arada bir atıp tuttuklarına. Emin olun hepsi yalan. Söyleyin verdikleri sözlerden hangisini hayata geçirdiklerini” dedi ve ekledi:

“Şehrin yıllarını çalan bunlar değil mi? Geriye düşen Mersin’imizin hesabını artık sormayacak mısınız? Mersin lafa gelince mangalda kül bırakmayan bu zübük siyasetçi tipleri sırtında taşımak zorunda değil. Bunların hayalleri sadece kendi siyasi çıkarları. Gelin bunların devrini kapatalım. 31 Mart’ta Atatürk istismarcılarını gönderelim.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Mersin mitinginde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Mersin ülkemize ve dünyaya kardeşlik dersi veriyor. Mersin Türkiye Yüzyılı’nın öncülerinden olacak. Mersin daima ülkemizin vitrin şehirlerinden biri oldu. Şu anda karşımdaki katılıma bakıyorum. Bugün Mersin’de 85 bin kişi burada. Maşallah, Mersin bir başkasın bugün. Mersin gümbür gümbür 31 Mart’a yürüyecek.

Mersin’e hiçbir yatırım yapmayanları siz çok iyi biliyorsunuz. Burada hangi belediye vardı. CHP belediyesi. CHP belediyesi Mersin’e ne verdi. Mersin’i bunlar geriletti.

Öyleyse bu güzel Mersin’imizi bunlara teslim edemeyiz. Bunların genel merkezleri ne ki Mersin’de teşkilatları ne olsun. Siz bakmayın arada bir atıp tuttuklarına. Emin olun hepsi yalan. Söyleyin verdikleri sözlerden hangisini hayata geçirdiklerini.

“31 Mart’ta Atatürk istismarcılarını gönderelim”

Şehrin yıllarını çalan bunlar değil mi? Geriye düşen Mersin’imizin hesabını artık sormayacak mısınız? Mersin lafa gelince mangalda kül bırakmayan bu zübük siyasetçi tipleri sırtında taşımak zorunda değil. Bunların hayalleri sadece kendi siyasi çıkarları. Gelin bunların devrini kapatalım. 31 Mart’ta Atatürk istismarcılarını gönderelim.

Mersin ülkemizin hem demografik olarak çok zengin hem de hala göç alan bir şehridir. Türkiye’nin cennet şehri Mersin’in değerlendirilmeyi bekleyen potansiyelini en iyi biz biliyoruz. Geçtiğimiz 21 yılda Mersin’e 210 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptık.

İkinci devlet üniversitesi olan Tarsus Üniversitesi’ni açtık. Sağlıkta 1440 yataklı şehir hastanemiz başta olmak üzere 49 sağlık tesisini inşa ettik. Kentsel dönüşümde şehrimizde 3475 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Halen inşası süren çok sayıda yol projemiz var.

Yılda 35 milyar kilovatsaat elektrik üretecek Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin yapımı devam ediyor. Santralin tüm reaktörleri 2028’e kadar hizmete girecek.”

Paylaşın

En Uzun Oy Pusulası İstanbul’da, En Kısa Oy Pusulası Hakkari’de

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere günler kalırken, oy pusulaları Ankara’da basılmaya başlandı. En uzun oy pusulası İstanbul’da olacak. En kısa oy pusulası ise Hakkari’de olacak.

31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne katılabilecek siyasi partilerin adayları ve bağımsız adaylara ilişkin kesin listeler, il ve ilçe seçim kurullarınca 3 Mart’ta ilan edildi.

TRT Haber’den Yiğit Can Karatepe’nin haberine göre; Oy pusulaları Ankara’da basılmaya başlandı. En uzun oy pusulası 97 santimetre ile İstanbul’da olurken, en kısa oy pusulası ise Hakkari’de oldu.

İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan İl Seçim Kurulu da kesin aday listesini askıya çıkardı. Buna göre, 22 partili, 27 bağımsız olmak üzere 49 aday İBB başkanlığı için yarışacak.

AK Parti’den Murat Kurum, İyi Partiden Buğra Kavuncu, Memleket Partisinden Emre Berk Hacıgüzeller, Anavatan Partisinden Umut Çınar, Demokratik Sol Partiden (DSP) Nesim Pakır, Yeniden Refah Partisinden Mehmet Altınöz, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisinden Meral Danış Beştaş, Türkiye Komünist Partisinden Orhan Gökdemir, Anadolu Birliği Partisinden Osman Tekin, Zafer Partisinden Azmi Karamahmutoğlu,

Türkiye Komünist Hareketinden Ziya İncedere, Bağımsız Türkiye Partisinden Cihan Erdoğanyılmaz, Yeni Türkiye Partisinden Burhanettin Aktürk, CHP’den Ekrem İmamoğlu, Hak ve Özgürlükler Partisinden Mustafa Aytaş, Ocak Partisinden Osman Çelik, Adalet Birlik Partisinden Muharrem Mutlu, Millet Partisinden Hasan Hüsnü Güler, Milli Yol Partisinden Hüseyin Işık, Demokrasi ve Atılım Partisinden İdris Şahin, Saadet Partisinden Birol Aydın, Vatan Partisinden İbrahim Okan Özkan partili başkan adayları olarak kesin aday listesinde yer alıyor.

Bağımsız adaylar listesinde ise Vedat Taylan Yıldız, Yüksel Özden, Adem Bayraktar, Memet Ali Aydoğmuş, Burak Emre Çetin, Mirhat Tekin Brusk, Ahmet Soytürk, Orhan Çebi, Merve Karataş, Güven Akıcı, Ahmet Birikmen, Yaşar Polat, Habip Aksu, İshak Akbay, Hülya Kavuzlu Karaman, Vedat Öztürk, Galip Menteşe, Cemal Tarancı, Polat Erdoğan, Fatma Ragibe Kanıkuru Loğoğlu, Hüseyin Durmaz, Sena Elest Akıncı, Uğur Etlik, Atakan Bozyayla, Bilen Akpınar, Ömer Karvan ve Abdullah Arli isimleri bulunuyor.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 26 kişi siyasi partilerden, 3 kişi de bağımsız olarak yarışacak. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı için de 23’ü siyasi partilerden, 5’i bağımsız 28 aday pusulada yer alacak.

Antep’te 26’sı siyasi partilerden, 3’ü bağımsız 29 aday yarışacak. Malatya’da 23’ü siyasi partilerden, 5’i bağımsız 28 aday seçimlere girecek.

Başkent Ankara’da 19’u siyasi partilerden, 5’i bağımsız 24 aday seçime katılacak. İzmir’de 21’i siyasi partilerden, 6’sı bağımsız 27 aday yarışacak. Ankara’da 19’u siyasi partilerden, 5’i bağımsız 24 aday seçime girecek. İzmir’de 21’i siyasi partilerden, 6’sı bağımsız 27 aday pusulada yer alacak.

Erzurum, Manisa ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlıkları için bağımsız aday yok. Şırnak’ın Uludere ilçesinin Hilal beldesinde ise sadece AK Parti’den Cevher Benek aday gösterildi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 30 Bin 800’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 153. günü geride kalırken Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 83 artarak 30 bin 800’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 72 bin 298’e çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki insanların ciddi bir gıda yetersizliği ve açlıktan ölme tehdidi altında yaşadığını vurgulayan uluslararası insani yardım örgütleri, bir süredir acil bir şekilde harekete geçilmesi çağrısında bulunuyor.

Bölgeye giderek çocukların durumunu yerinde gören, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Sözcüsü Jonathan Crickx, “Şu anda güvenlik eksikliği sebebiyle Gazze Şeridi’nin ortasına ve kuzeyine çok az gıda ulaşabiliyor. Bu bölgelerde hala 300 bin civarında insanın yaşadığını tahmin ediyoruz” dedi.

Gazze Sağlık Bakanlığı’nın bağımsız kuruluşlar tarafından denetlenemeyen verilerine göre şu ana dek Gazze’de 15 çocuk açlık ve susuzluktan hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) de, “Endişe verici düzeyde akut gıda güvensizliği”nden söz ederek, savaşın her iki tarafına, “Uygun miktarda insani yardımların,  hemen, hızlı, güvenli, sürekli ve engellenmeden ulaştırılmasına olanak sağlanması” çağrısında bulundu.

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris de Pazar günü yaptığı açıklamada, İsrail hükümetinin, şartsız ve koşulsuz bir biçimde insani yardımların artırılması için çaba göstermesi gerektiğini vurguladı.

İsrail iddiaları yalanlıyor

İsrail ise sivillere yönelik insani yardımlara sınırlama getirdiği iddialarına karşı çıkarak, söz konusu yardımlara Hamas tarafından el koyulduğunu öne sürdü. İsrail hükümeti sözcüsü Eylon Levy, X hesabından paylaştığı mesajında, “İsrail’in sivillere yönelik yardımları kısıtladığı fikri en basit anlatımla bir yalandır. Daha fazla yardım ulaştırmak için İsrail sınır kapılarında yeterince olanak mevcut” ifadelerini kullandı.

İsrail Savunma Bakanlığı’na bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT) de Birleşmiş Milletler (BM) örgütlerini, Gazze’ye giden yardımları yeterince hızlı bir biçimde dağıtmamakla suçluyor. Yardım örgütleri ise İsrail’in, Gazze’nin kuzeyinde yardımlar için bir sınır kapısı daha açmasını talep ediyor.

Bununla beraber zaten yolların çoğu da savaş neticesinde kullanılamayacak hale gelmiş durumda. Ayrıca devam eden ağır çatışmalar nedeniyle, Gazze Şeridi’nin tamamı yüksek risk altında. İsrail’in, Hamas’ın eline geçmesi halinde askeri amaçlarla kullanabileceğinden kuşkulandığı, el lambası, jeneratör ve hatta baston gibi malların Gazze Şeridi’ne girişine izin vermemesi ve bu sebepten dolayı yardımları çok hassas bir şekilde kontrolden geçirmesi de, yardımların seri bir şekilde yerlerine ulaştırılmasının önünde bir başka engel teşkil ediyor.

BM’nin bölgedeki görevlileri, yardım konvoylarının risk altında olmasının bir başka sebebinin de Hamas’a bağlı polislerin artık koruma sağlayamaması olduğunu dile getiriyor. Konvoylara saldıranların ise silahlı grupların yanı sıra çaresizlik içindeki siviller olduğu ifade ediliyor.

Bölgedeki 2,2 milyon kişinin sadece insani yardımlarla hayatta kalamayacağını belirten UNICEF Sözcüsü Jonathan Crickx, “Bir arkadaşım insanların bir kamyondan su şişelerini çaldığını ve hiç kaçmaya tenezzül etmeden, aşırı susuzluk çektikleri için orada hemen içmeye başladıklarını görmüş” diyor. Bölgedeki yerel gıda tedarik sistemi de çatışmalarda tüm mahsuller ve hayvancılık yok olduğu için tamamen çökmüş vaziyette.

Avrupa Birliği, Gazze’ye insani yardım için denizden koridor oluşturmaya çalışıyor

Ayrıca Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in sözcüsü Eric Mamer, bloğun Gazze’deki halkı desteklemek için Kıbrıs üzerinden insani yardım koridorunun oluşturulmaya çalışıldığını söyledi. Leyen bu hafta Kıbrıs’a giderek konuyla ilgil temaslarda bulunacak.

Sözcü açıklamasında, “Çabalarımız Filistinlilere yardım sağlayabilmemize odaklanmış durumda. Hepimiz bu koridorun açılışının çok yakında gerçekleşeceğini umuyoruz.” dedi.

Lefkoşa’da hükümet sözcüsü Constantinos Letymbiotis, Leyen’in Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides’in cuma günü Larnaka limanındaki tesisleri denetlemek üzere Von der Leyen’e katılacağını belirtti.

Letymbiotis, Kıbrıs’ın 386 kilometre uzaklıktaki Filistin yerleşim bölgesine düzenli olarak büyük miktarlarda yardım gönderme girişiminin hem AB içinde hem de diğer ülkeler arasında ilgi gördüğünü söyledi.

Kıbrıs, bölgeye en yakın Avrupa Birliği üyesi ülke konumunda. Rum yönetimi, Gazze’ye doğrudan yardım ulaştıracak sürekli ve tek yönlü bir deniz rotası oluşturulması için kampanya yürütüyor.

AB Komisyonu sözcüsü Balazs Ujvari, deniz koridorunun bloğun Gazze’deki Filistinlilere daha fazla yardım ulaştırma çabalarını arttırabileceğini söyledi. Ujvari, AB’nin Gazze’ye yardım ulaştırmak için şu ana kadar başta Mısır üzerinden olmak üzere yaklaşık 40 uçuş gerçekleştirdiğini kaydetti.

Paylaşın

Reuters’tan Dikkat Çeken ‘İstanbul Seçimi’ Analizi

Metropoll Araştırma Başkanı Özer Sencar, “İstanbul’da Ekrem İmamoğlu seçimi alırsa ve bu seçim bir şekilde itirazlarla iptal edilmezse 2028 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimini alacağı kanaatine sahibim…Çünkü gidiş o istikamette” dedi.

Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi siyaset bilimci Berk Esen muhalefetin 2023 seçimini kaybetmesinin ardından ortaya çıkan umutsuzluğun da seçmende etkilerinin görüldüğünü söyledi. Esen, dağılan ittifakın hatta aynı parti içinde farklı kanatların birbirlerini suçlaması nedeniyle seçmenin odağının dağıldığına işaret etti.

Gezici Araştırma Merkezi Başkanı Murat Gezici ise, yerel seçimlerde İstanbul’da %44.1’i AKP ve MHP ortak adayı Murat Kurum’u, %43.5’inin CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nu desteklediğini söyledi.

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, bu ay sonu yapılacak yerel seçimler öncesinde dikkat çeken bir analiz hazırladı. Sözcü’nün aktardığı analiz şöyle:

“Muhalefet seçmeninin hayal kırıklığı yaşadığı genel seçimlerin ardından ittifakın da dağılmasıyla gözler yerel seçimlere ve özellikle de muhalefet ve iktidarın bundan sonraki politik resmin neresinde olabileceğine dair ipucu verecek İstanbul’a çevrildi” ifadesiyle aktarılan haberde şu ifadelere yer verildi:

“Analist ve araştırma şirketi yöneticilerine göre, İstanbul seçimlerinde mevcut durumda Kürt seçmen ve İYİ Parti seçmeninin 2019 yılındaki desteğini göstermeyecek olması, CHP’de aday gösterilmeyenlerin sahadaki olumsuz etkisi zemini AKP’nin lehine çevirirken, AKP’nin elinden yıllar sonra İstanbul’u alan İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeniden seçilmesini zora sokuyor. Araştırma şirketlerinin genel sonuçlarına göre, İstanbul’da İmamoğlu birkaç puan farkla önde görünüyor. Ancak seçime günler kala bu sonuçların nasıl değişeceği net değil.”

CHP içerisinde belediye başkanlığına aday gösterilmeyenlerin yarattığı olumsuz etkinin muhalefet adaylarını etkileyebileceği öngörülürken Metropoll Araştırma Başkanı Özer Sencar, “İstanbul’da Ekrem İmamoğlu seçimi alırsa ve bu seçim bir şekilde itirazlarla iptal edilmezse 2028 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimini alacağı kanaatine sahibim…Çünkü gidiş o istikamette” sözlerine de yer verildi.

Haberde görüş bildiren Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi siyaset bilimci Berk Esen muhalefetin 2023 seçimini kaybetmesinin ardından ortaya çıkan umutsuzluğun da seçmende etkilerinin görüldüğünü söyledi. Esen, dağılan ittifakın hatta aynı parti içinde farklı kanatların birbirlerini suçlaması nedeniyle seçmenin odağının dağıldığına işaret etti.

Gezici Araştırma Merkezi Başkanı Murat Gezici ise, yerel seçimlerde İstanbul’da %44.1’i AKP ve MHP ortak adayı Murat Kurum’u, %43.5’inin CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nu desteklediğini söyledi.

İstanbul’da kentsel dönüşüm, ulaşım trafik ve su gibi kent yaşamını doğrudan etkileyen temel sorunların seçimde etkili olduğunu söyleyen Gezici, “Seçimin kaderini ideolojik tercihlerin değil, İstanbul’un karşı karşıya olduğu temel sorunların çözümüne odaklanacak bir belediye başkanı arayışının belirleyeceği gözlemlenmektedir” dedi.

MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat da İstanbul seçiminin Erdoğan için önemini vurgulayarak, “Eğer bir kere daha kaybederse bunun iki anlamı var. Önümüzdeki yıllarda Türkiye siyasetinde bir Ekrem İmamoğlu faktörü çok önemli bir aktör haline gelmiş olacak. İkincisi tabii AK Parti için de kaybedilen ama kaybedildiği tescillenen bir şehir haline gelmiş olacak… Bu seçimi eğer Ekrem İmamoğlu kaybetmiş olursa Ekrem İmamoğlu efsanesi büyük oranda sıkıntıya girer” dedi.

2019 yılı seçimi ile en önemli farkı ise Kulat, “Özellikle Ekrem İmamoğlu’nun bulunduğu Millet İttifakı, o zamanki var olan Millet İttifakı şu anda yok. Bunlar Ekrem İmamoğlu’na dün oy veren seçmenlerin olduğu partiler. Bunlar Ekrem İmamoğlu’ndan oy alacaklar doğal olarak. Ama çok alacaklar, az alacaklar. Sonuç itibariyle belli düzeyde bir oy almış olacaklar” dedi.

MAK Danışmanlık’ın son anketine göre Ekrem İmamoğlu %41.5, Murat Kurum ise %40 oy oranına sahip bulunuyor. Ankara’da Mansur Yavaş %44, AKP Adayı Turgut Altınok’un ise %38 oy oranı var.

“Murat Kurum beklenen performansı gösteremiyor”

AKP adayı Kurum’un ise şu ana kadar beklenen performansı gösteremediğini belirten Kulat, “Onun öyle bir dezavantajı var. Bir de Yeniden Refah Partisi, geçen seçimde olmayan bir parti olarak bu seçimde şu anda önemli partilerden birisi halinde. Ve ne kadar oy alırsa alacağı oyların hepsini AK Parti’den almış olacak” dedi.

Aksoy Araştırma Başkanı Ertan Aksoy da İstanbul’da muhalefet için en büyük riski “muhafeletin hiç olmadığı kadar parçalanmış gidiyor olması” olarak tanımladı ve İstanbul seçiminin mikro hedef kitlelerini kim ikna edebilirse onun kazanabileceği bir seçime dönüştüğünü söyledi.

Son anketlerini 40 gün önce yaptıklarını söyleyen Aksoy “Ankette İmamoğlu 3-4 puan öndeydi ve bunun devam ettiğini düşünüyoruz” dedi.

Paylaşın

“AK Parti İstanbul Teşkilatı Murat Kurum’dan Rahatsız” İddiası

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kala, Murat Kurum’un açıklandığı andan itibaren AK Parti teşkilatında ve kamuoyunda heyecanı oluşturamadığı, Kurum ile parti teşkilatı arasında da bir uyumsuzluk olduğu iddia edildi.

Murat Kurum ve ekibinde ise ‘teşkilatların ciddi bir zayıflık içerisinde olduğu, herkesin menfaatine göre hareket ettiği ve Erdoğan’ın sahaya inmesinin Kurum’un aleyhine olacağı’ düşüncesinin olduğu öne sürüldü.

Cumhuriyet’ten Nagihan Yılkın’ın haberine göre; her geçen gün gaflarına bir yenisini ekleyen Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) başkan adayı Murat Kurum, AK Parti İstanbul İl Teşkilatı’nda güvenini yitirdi.

AK Parti kulislerinde “Cumhurbaşkanı Erdoğan sahaya inip mitingler düzenlesin. AK Parti teşkilatlarını harekete geçirmesi gerek” diye konuşulduğu öğrenildi. Kurum ve ekibinde ise ‘teşkilatların ciddi bir zayıflık içerisinde olduğu, herkesin menfaatine göre hareket ettiği ve Erdoğan’ın sahaya inmesinin Kurum’un aleyhine olacağı’ düşüncesinin olduğu belirtildi.

Öte yandan AK Parti’li birçok siyasetçinin Murat Kurum’u yönlendirdiği bunun da kendi açısından olumsuz bir etkiye neden olduğu bildirildi.

İddiaya göre, AK Parti kulislerinde “Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun projelerini seçim vaadi olarak sundu. İmamoğlu, çıkışları nedeniyle Kurum’u “acemi aday” olarak nitelendirdi. Sık sık gaflarıyla gündeme gelmesi onu psikolojik olarak da etkiledi. Kurum artık her mikrofonu eline aldığında ya da mikrofon uzatıldığında ‘yine bir gaf yapar mıyım’ tedirginliği içinde oluyor” yorumları yapılıyor.

Arka arkaya gaf yapıyor

Cumhur ittifakı’nın İBB adayı Murat Kurum’un son bir aydaki gaflarıyla isminden söz ettirdi. İstanbul’un Beykoz ilçesinin hangi yakada olduğunu karıştıran Kurum, Küçükçekmece mitinginde konuşurken ‘Büyükçekmece’ dedi.

İmamoğlu’nu eleştirmeye çalışan Kurum, “vaatlerinin yüzde 87’sini gerçekleştirdiler” ve “Deprem anında İstanbul 11 İle koştu” ifadelerini kullandı.

Kendisini protesto eden TOKİ mağdurlarının sloganlarını da destek sloganı sanan Kurum, “Biz kazanırsak Gazze’deki mazlumlar sevinecek” demişti.

İmamoğlu’nu eleştirmeye çalışırken ‘rakibi kendisi’ diyen Kurum, katıldığı bir açılışta neyi açtığını unuttu. Fatih ilçesinde yer alan Ordu Caddesi’nin adının Ordu ilinden geldiğini sanan Murat Kurum, baret gafında da bulunarak ‘Ayaklarımıza baretlerimizi… çat… Başımıza baretlerimizi giymişiz’ dedi.

Paylaşın