TİP Lideri Baş: Bu Ülkeyi Faşistlere Terk Etmek Yok

Balıkesir’in Burhaniye İlçesi’nde halka seslenen TİP Lideri Erkan Baş, “Bizim başka gidecek ülkemiz yok. Bu güzel ülkeyi bu faşistlere, bu yobazlara, bu gericilere terk etmek yok. Hep birlikte bu ülkeyi karanlıktan kurtaracağız” dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, seçim çalışmaları kapsamında Balıkesir’in Burhaniye İlçesi Cumhuriyet Meydanı’nda vatandaşlara seslendi. ANKA’nın aktardığına göre, Erkan Baş, şunları söyledi:

“Omuz omuza, kol kola, yürek yüreğe adımlarımızı birleştirirsek bu gidişatı değiştirebiliriz. Türkiye İşçi Partisi, 31 Mart’a giderken sizlere ve sizlerin aracılığı ile sesimizin ulaştığı tüm yurttaşlarımıza esas olarak bunu söylüyor. Değişmemiz şart ve kısa yoldan zafer yok arkadaşlar. Birileri gelsin bizi kurtarsın, biz birilerine oy verelim onlar bizim yerimize bu ülkeyi değiştirsin dediğimiz anda AKP’ye, MHP’ye, bu faşist iktidara mahkum oluruz. Sizlerle paylaşmak istediğim ilk şey budur.

İkincisi, ben de aynı sizin gibiyim; 14- 28 Mayıs seçimlerine giderken, bu ülke değişsin, bu iktidardan kurtulalım diye elimizden gelen her şeyi yaptık ama olmadı. Hepimizin morali bozuldu, canı sıkıldı. Hepimiz öfkelendik. Aramızda daha genç olan arkadaşlar, ‘Bırakıp gideceğim yurt dışında yaşayacağım’ dedi. 3- 5 gün moralimiz bozuldu, canımız sıkıldı. Ondan sonra dedik ki; hayır. Bizim başka gidecek ülkemiz yok. Bu güzel ülkeyi bu faşistlere, bu yobazlara, bu gericilere terk etmek yok. Hep birlikte bu ülkeyi karanlıktan kurtaracağız.

“O gerici zihniyeti, geriletmek için mücadele edeceğiz”

Size bir itirafta bulunmak istiyorum; iddia ediyorum en heyecansız seçimleri yaşıyoruz. Türkiye’nin bin tane ilçesi var, il var, belde var bunların belki 900 tanesinde herkes birbirine seçim sonuçlarını zaten anlatıyor. Aday o olmuş bu olmuş, şu olmuş öteki parti olmuş hiçbir önemi yok. Bakıyorsunuz seçimler neredeyse formalite olarak yapılıyor. Gördüğüm başka bir şey daha var; Türkiye İşçi Partisi nerede aday çıkartsa, iddia ortaya koyduysa orada seçim yapılıyor, orada gerçekten bir umut ortaya çıkıyor.

Herkes şunu bilsin; Türkiye İşçi Partisi ülkenin dört bir yanında, bine yakın il, ilçe ve belde de ilk hedefimiz AKP- MHP faşist iktidarını, halka ait olan ve onlara geçici süreyle verilmiş ve gasp ettikleri belediyeleri bunlardan geri almak için mücadele ediyoruz. Bu seçimin bizim açımızdan en önemli görevi, sorumluluğu halka ait olan ama sadece kendilerini zengin etmek için, sadece eşi, dostu, akrabayı zengin etmek için halka hiçbir şey yapmadan halktan sürekli alarak ama karşılığında hiçbir şey vermedikleri o gerici zihniyeti, ben merkezci zihniyeti Türkiye’nin her yerinde geriletmek için mücadele edeceğiz.”

Paylaşın

Çanakkale Köprüsü İçin Verilen Garanti Tutmadı: Hazineden Milyarca Lira Ödendi

CHP’li Mustafa Sarıgül, Meclis’te yaptığı açıklamada, “1915 Çanakkale Köprüsü için verilen araç garantisinin neredeyse sadece 5’de 1’i sağlanabildi” dedi ve ekledi:

“2022 Mart ve 2023 Mart döneminde Hazinenin işletmeci firmaya ödediği tutarın 5 milyar 75 milyon lira. 12 aylık dönemde fatura 6 milyar 630 milyon lira ile birlikte toplam 11 milyar 705 milyona çıktı.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, TBMM’de 1915 Çanakkale Köprüsü’ne verilen garantilerle ilgili açıklamalarda bulundu.

Günlük 45 bin, yıllık 16 milyon 425 bin araç geçiş garantisi verilen köprüyü bugüne kadar kullanan araç sayısının 6,2 milyon olduğunu, geçmesi gereken araç sayısının ise 32 milyon 850 bin olması gerektiğini belirten Sarıgül, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Çanakkale Köprüsü’nden ikinci yılının sonunda geçmesi gereken araç garantisinin neredeyse sadece 5’de 1’i sağlanabildi. İktidar yap-işlet-devret projeleri için geçiş ücretlerini dolar ve Euro’ya göre belirliyor. ABD tüketici endeksi de bu ücretlere dahil ediliyor” diyen Sarıgül TBMM’de yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Hesaplar alt üst oldu, garanti edilen geçiş sayıları tutmuyor. Geçen yıl dönemin Ulaştırma Bakanı 2022 yılı sonu itibari ile 1 milyon 800 bin araç geçişi sağlandığını, 18 Mart 2023’te köprünün birinci yıl dönümünde bu sayının 2 milyon 200 bin araca ulaştığını açıkladı. Bu rakamlar garanti edilen 16 milyon 425 bin araç sayısının çok uzağında kaldı.

Bu verilerle birlikte 2022 Mart ve 2023 Mart döneminde Hazinenin işletmeci firmaya ödediği tutarın 5 milyar 75 milyon lira. 12 aylık dönemde fatura 6 milyar 630 milyon lira ile birlikte toplam 11 milyar 705 milyona çıktı. 2022 yılında Çanakkale Köprüsünün açılışında Euro 15,5 TL idi. 2023 yılında 19,98 TL oldu ve bugüne kadar da 2 katına çıktı. Güncel kurla yaklaşık 34,81 TL olan Euro’nun köprü geçiş ücretini de 274 TL’den bugün 650 TL noktasına getirdi.

Yüklenici firma köprüyü anlaşma gereği 12 yıl boyunca işletecek. Sadece 4 yıl sonunda köprünün maliyeti karşılanacak. Kaynak ve bütçe emekliye gelince yok, firmalara gelince ise çok.”

Paylaşın

Hatimoğulları’ndan Erdoğan’a ‘Son Seçimim’ Yanıtı: Duygu Sömürüsü

Mardin Midyat’ta halka seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Çeyrek asırdır bu ülkeye çöreklenen AKP iktidarı ve ortakları şimdi sahalara çıkıp demokrasi dersi veriyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dün Erdoğan, ‘Ben siyaseti bırakacağım, sizden son bir kez oy istiyorum’ demiş. Erdoğan 2009’dan beri “Ben siyaseti, görevimi tamamladım” diyor ama 4 kez daha seçimlere girdi. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. AKP’nin ampulü zaten patlamak üzere ve onu da biz hep beraber patlatacağız. Zaten Erdoğan Anayasa’ya aykırı bir şekilde aday oldu. Tartışmalı bir adaylıkla şu an cumhurbaşkanlığını yürüten bu zat, ‘Son kez sizden oy istiyorum’ diyerek duygu sömürüsü yapıyor.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Mardin’in Midyat ilçesinde düzenlenen halk buluşmasına katıldı. Halk buluşmasında konuşan Hatimoğulları, şunları söyledi:

“Merhaba hevalino hûn bixêr hatin li ser seran li ser çavan hatin. Ehlen ve sehlen. Değerli Midyat halkı, hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Kadim bir şehir olan, tarihi milattan önce yirmi birinci yüzyıla giden, farklılıklarıyla medeniyetlere beşiklik eden Mardin’deyiz, Midyat’tayız.

Buradan selam olsun mücadelemizde bedel ödeyenlere, selam olsun bu onurlu mücadeleyi bugüne taşıyanlara, selam olsun JİTEM ittifakı tarafından katledilen Apê Musa’ya! Mardin demek halkların kardeşliği demektir. Mardin; Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Süryani’nin, Ezidi’nin, birçok halkın ve dinin, imanın bir arada barış ve kardeşlik içinde yaşamayı başarabildiği Türkiye’nin nadide illerinden birisidir. Ben de Antakyalıyım. Antakya dokusu ile Mardin dokusu birbirine çok benzer. Biz her yerde konuşurken deriz ki keşke Türkiye’nin her yeri Mardin gibi kardeşlik yeri olabilse.

Keşke Türkiye’de her yerde halklar buradaki gibi barış ve kardeşlik içinde yaşayabilse. Ama ne yazık ki mevcut devlet anlayışı ve şimdiki iktidar buna müsaade etmiyor. AKP iktidarı, küçük ortağıyla beraber her an ve her yerde ırkçılığı, toplumsal kutuplaşmayı ve ayrışmayı geliştiriyor. Halkların birbiriyle sorunu yoktur. Kürt’ün Türk ile, Türk’ün Kürt ile Süryani’nin Arap ile hiçbir sorunu yoktur. Ama onlar halkları birbirine kırdıran, ırkçı, ayrımcı bir politika izliyorlar. Buradan, Mardin’den, kardeşlik kentinden bütün Türkiye’ye sesleniyoruz: Halklar kardeştir, kardeş olmaya devam edecektir.

“Erdoğan duygu sömürüsü yapıyor”

Çeyrek asırdır bu ülkeye çöreklenen AKP iktidarı ve ortakları şimdi sahalara çıkıp demokrasi dersi veriyor. Dün Erdoğan, “Ben siyaseti bırakacağım, sizden son bir kez oy istiyorum” demiş. Erdoğan 2009’dan beri “Ben siyaseti, görevimi tamamladım” diyor ama 4 kez daha seçimlere girdi. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. AKP’nin ampulü zaten patlamak üzere ve onu da biz hep beraber patlatacağız. Zaten Erdoğan Anayasa’ya aykırı bir şekilde aday oldu. Tartışmalı bir adaylıkla şu an cumhurbaşkanlığını yürüten bu zat, “Son kez sizden oy istiyorum” diyerek duygu sömürüsü yapıyor.

Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan ile birlikte Türkiye’nin, Kürdistan’ın dört bir yanını adım adım dolaşıyoruz. Halkta ağır yoksulluk, geçinememe ve aş bulamama hali o kadar derinleşmiş ki adeta bir dokunuyoruz, bin ah işitiyoruz. İnsanlar açlıkla ve yoksullukla imtihan ediliyor bu iktidar tarafından. 50 milyona yakın bir nüfus bu ülkede açlık ve yoksulluk sınırında yaşıyor.

Bakın İşsizlik Fonu diye bir şey var. Bu fon ne için olur? İşsiz kalan insanlara geçinebilecekleri asgari bir ücreti vermek için. Ama bunlar İşsizlik Fonunu bile yandaşlarına yedirdiler. Derler ya ak akçe kara gün içindir. Ne yazık ki bizim kara gün için ayrılan akçemize AKP kondu. Hakkımızı helal etmiyoruz. Toplum bu kadar ağır yoksullukla ve işsizlikle karşı karşıya iken, insanlar bir kilo eti evine götüremezken, bu iktidar İHA ve SİHA’lara para yatırıyor. Niçin bu paraları yatırıyor? Rojava’daki kardeşlerimizi katletmek için, Türkiye’deki halklara zulmetmek için.

Biz bir kez daha diyoruz ki silaha, mermiye, İHA ve SİHA’ya değil halka ve yoksula bütçe! Ant olsun ki yerel yönetimler başta olmak üzere merkezi yönetimde de hak yerini bulana dek, bir tek aç bu ülkede kalmayana dek mücadelemize sizlerle birlikte devam edeceğiz. Bizlere, açlara ve yoksullara sabır telaki edenlere de şunu söylüyoruz: Bize ya sabır ya savaş dayatmasında bulunamazsınız. Biz savaşa hayır, barış hemen şimdi diyoruz.

Seçimlere artık sayılı günler kaldı. Eş Başkan Adaylarımız Sevgili Hüda Erdem Aslan, Hikmet Duman. Midyat onlara teslim. Onlar 31 Mart seçimlerinde Midyat’ın Eş Başkanları olarak Midyat’a en güzel hizmetleri getirecekler. Mardin Büyükşehir Belediyesi biliyorsunuz bizdeydi ve kayyım atandı. Eş Başkan Adaylarımız Sevgili Devrim Demir ile Ahmet Türk abimiz çok kıymetli iki isim. Projelerimizi bu dönem tek tek hayata geçireceğiz. Kayyım geldikten sonra kapatılan çok sayıda kadın kurumu var.

Eş başkanlık sistemi bizim için çok önemli ve bedeli ne olursa olsun asla vazgeçmeyeceğimiz çizgimizdir. Biz kadınlar, eş başkanlarımızla beraber belediyelerimizde ilk iş olarak kadın daire başkanlıklarımızı kuracağız. Aynı zamanda kadın danışma merkezleri, kadınlara meslek edindirme kursları, kadınların ürettiklerini satabilecekleri pazarları yaratmak dün olduğu gibi bugün de ilk işimiz olacak. Çünkü bizim için en önemli çalışma alanlarından birisi budur. Ve burada biz kadınlara çok büyük görevler düşüyor, “Jin, Jiyan, Azadî” sloganını yükseltme görevi düşüyor.

“Oy kaydırma oyunlarını boşa düşüreceğiz”

Şimdi bahsedeceğim konu çok önemli ve bunu bütün Türkiye kamuoyu duysun istiyoruz. Mardin’in taşınmazlarını devretmişler. Bu bilgilere yeni yeni sahip oluyoruz. Malmet Kadın Merkezi’ni, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na devretmişler. Sanat Akademisi’ni, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devretmişler. Gençlik Merkezi’ni Gençlik ve Spor Bakanlığı’na devretmişler. Kamor Tesislerindeki düğün salonunu, tiyatro sinema salonunu ve park ve dinlenme alanlarını Milli Emlak’a devretmişler.

Bunların hırsızlıkları bitmiyor, müflis tüccar gibi adeta taşınmazları devretmişler. Müflis tüccar gibiler. Bir daha iktidara gelemeyeceklerini biliyorlar ya, kayyım atayamayacaklarını biliyorlar ya, şimdi ne çalarsak ne devredersek kardır diyorlar. Bu hırsızları 31 Mart seçimlerinde gönderecek miyiz? Kayyımcı anlayış sadece bahsini ettiğimiz hırsızlıkları yapmıyor. Bakın önümüzdeki seçimleri çalmaya çalışacaklar. Bunun için çalışma yürüttüklerini çok iyi biliyoruz. Nedir yürüttükleri çalışma? Başka yerlerden oy kaydırıyorlar buralara. Örneğin Savur’a ciddi bir oy kaydırmışlar.

Ama biz örgütlü bir halkız ve onların bu oyunlarına asla baş eğmeyiz. Ve onların bu oyunlarını tek tek boşa düşüreceğiz. Bunun için sizden istirhamımız hep beraber bunun çalışmasını yürütmek. Sizden ricamız hangi kentte olursa olsunlar eş dost akrabalarınızı aramanız ve oy kullanmalarını sağlamanız. Türkiye’nin hangi kentinde olursa olsunlar, en yakın DEM Parti ilçe binasına gidip isimlerini yazdırsınlar. Biz onların buraya gelip oy kullanmalarını sağlayacağız.

Değerli arkadaşlar; AKP’ye verilen her oyda aynı zamanda MHP çıkmaktadır, ırkçılık ve milliyetçilik çıkmaktadır. Buna halklar bahçesi olan Mardin asla izin vermeyecektir, yürekten inanıyoruz. Kürtleri düşman olarak görenlere; halkları, dilleri ve kültürleri düşman olarak görenlere verecek tek bir oyumuz yok. Sözlerimi tamamlarken cezaevinde bulunan arkadaşlarımızın selamlarını getirdim size.

Amed’in gururu Sevgili Gültan Kışanak şimdi Ankara Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adayımız. Onun selam ve sevgilerini getirdim size. Figen Yüksekdağ’ın, Sebahat Tuncel’in, Leyla Güven’in, Selahattin Demirtaş’ın selam ve sevgilerini getirdim size. Adalet nöbeti tutan beyaz tülbentli onurlu analarımızın selamını getirdim sizlere. 31 Mart akşamı DEM Parti’nin Mardin’de büyük zaferini kutlamak üzere yolumuz açık olsun. Serkeftin.”

Paylaşın

Özel’den Cumhur İttifakı Tepkisi: Ülkenin Üzerine Kara Bulut Gibi Çöktüler

Zonguldak’ta halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Bir tarafta AK Parti bir yanda MHP. Her geçen gün birbirine benziyor. Rengi gökyüzünde koyu gri yağmur bulutları o ittifakın renkleridir” dedi ve ekledi:

“Kentlerin ve ülkenin üzerine kara bulut gibi çöktüler. Bir de yanlarına domuz bağcıların, Hizbullahçıların avukatlarını aldılar. Mikroba ‘neden hastalık yapıyorsun?’ diye sorulmaz. Bunların niyeti belli bunlar İstanbul Sözleşmesi’ne bağlı, Medeni Hukuka karşı o yüzden onlarla birlikteler.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında partisinin Zonguldak’taki halk buluşmasında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Halen daha maden ocaklarında kayıplar vermenin, ocakların başında gözü yaşlı ailelerin görüntüleri yüreğimizi dağlamaya devam ediyor. Bu maden ocaklarının vergilerini affedenler İliç’teki şirkete göstermelik ceza verip sonra vergi borcunu silenler emekçiye gelince ‘para yok’ diyor. Size yazıklar olsun.

Zonguldak, emek ve kömürün şehri olarak bilinse de, şimdilerde emeklilerin şehri olma özelliğini taşıyor. Zonguldak, Türkiye’de emekli nüfusunun çalışan nüfusundan fazla olduğu nadir illerden biri; emekli sayısı, çalışan sayısından 26 bin fazla. 3 Kasım 2002’de, en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücrete denk geliyordu, bu da bugünün parasıyla yaklaşık 26 bin lira eder.

Ancak, bu hükümet döneminde, adım adım emeklilerin alım gücü düşürüldü. Şu anda, en düşük emekli maaşı, asgari ücretin yalnızca yüzde 60’ı kadar. Asgari ücret 17 bin lira iken, en düşük emekli maaşı 10 bin lira.

Erdoğan’ın iktidara geldiği dönemde, en düşük emekli maaşıyla 8 çeyrek altın alınabiliyordu; şimdi ise yalnızca 2,5 çeyrek altın alınabiliyor. Her hesap yanılabilir ama altın hesabı yanılmaz. Emeklilerin aylık geliri, 8 çeyrek altından 2,5 çeyrek altına düşürüldü. Bu durum, her ay emeklilerin cebinden adeta 5,5 çeyrek altının çalınması anlamına geliyor. Kimin yüzünden gidiyor; Recep Tayyip Erdoğan yüzünden gidiyor.

Emeklilere iki bayramda verilen ikramiye konusuna gelince, 2015’te CHP’nin bir maaş ikramiye önerisi önce kabul görmedi. Ancak 7 Haziran seçimlerini kaybettikten sonra, hükümet de ikramiye vereceğini açıkladı. Seçime kadar hiçbir adım atılmazken, seçim döneminde 1000 lira ikramiye verildi. Biz, en az asgari ücret kadar olmasını önerdik; fakat hükümet, 1000 liranın yeterli olduğunu savundu.

Bir zamanlar 1000 lira ile 24 kilo dana kıyma alınabilirken, bu miktar 2021’de 2 bin lira, bu yıl ise bayramdan önce 3 bin lira olarak planlanmıştı. Ancak bu 3 bin lira, bugün ancak 6 kilo dana kıyma alabiliyor. 2018’de bir bayram ikramiyesiyle alınabilen 24 kilo kıyma, bugün sadece 6 kiloya düşmüş durumda.

Ben kendi hesaplarımı yaptım ve sonuç olarak, emeklilerin taleplerini karşılamak için 1,4 trilyon lira gerekli değil; sadece 690 milyar lira yeterli. Fakat, ‘690 milyarı verin’ dediğimizde, ‘Para yok’ yanıtını alıyoruz. Oysa bu yılın bütçesine baktığımızda, vazgeçilen vergi gelirlerine şahit oluyoruz.

İliç’teki yabancı şirketten, 5’li çetenin her bir üyesine, kamu müteahhitlerinden, Saray’ı inşa edenlere kadar ne kadar yandaş büyük holding varsa, onların hepsinin vergi gelirlerinden vazgeçilmiş; toplamda 657 milyar lira. Yani, şirketler para kazanmış, kâr etmiş ama vergi ödeme zamanı geldiğinde, devlet bu vergilerden 657 milyar lira vazgeçmiş.

Emekliye gerekli olan para yok deniyor ama yandaş şirketler söz konusu olduğunda para bulunuyor. Eğer Tayyip Erdoğan’ın emeklilere yetecek parayı bulamıyorsa, emeklilerin de Tayyip Erdoğan’a verecek oyları olmamalı. Zonguldak’taki emeklilerden bir mesaj var: ‘Beni düşünmeyene ben de oy vermem.’ Bundan sonra emeklilerden sana oy yok Erdoğan. Bu durumu sen düşün.

“Umudu örgütlüyoruz”

Cumhur İttifakı bir yanda duruyor, korkuyu örgütlüyorlar. Hatay’a gidip şantaj yapıyorlar. Oysa Türkiye’nin en iyi hizmet alan kentleri CHP’li belediyeler yönetiyor… Yıllardır iktidarda değiliz ama yüz öğrencilerin 85’i CHP’li belediyelerin olduğu ilçeleri tercih ediyor. Ama korkuyu örgütleyecek ya öyle konuşuyor Ama biz umudu örgütlüyoruz.

Bir tarafta AK Parti bir yanda MHP. Her geçen gün birbirine benziyor. Rengi gökyüzünde koyu gri yağmur bulutları o ittifakın renkleridir. Kentlerin ve ülkenin üzerine kara bulut gibi çöktüler. Bir de yanlarına domuz bağcıların, Hizbullahçıların avukatlarını aldılar. Mikroba ‘neden hastalık yapıyorsun?’ diye sorulmaz. Bunların niyeti belli bunlar İstanbul Sözleşmesi’ne bağlı, Medeni Hukuka karşı o yüzden onlarla birlikteler.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Gazze Tepkisi: Terör Devleti İsrail…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Vakfı Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Gazze’de yaşananlar tahammül sınırını aşmıştır. Terör devleti İsrail, Filistinli kardeşlerimize yönelik bir soykırım politikası uygulamaktadır. İsrail’in doğrudan sivilleri hedef alan saldırıları sonucunda 32 binden fazla Filistinli şehit oldu. 2 milyon insan evlerini terk etmek zorunda bırakıldı” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Öyle manzara şahit olduk ki uluslararası hukuka asgari düzeyde saygı gösteren bir devletin bunları yapabilmesi mümkün değil. İsrail yönetimi adını, günümüzün Nazileri olarak Hitlerin, Stalin Mussolini’nin modern dönemin canilerinin yanına eklemişlerdir. Bu katliamcıların uluslararası hukuk önünde hesap vermeleri için gerekeni yapıyoruz, yapacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Üniversitesi Konferans Salonu’nda düzenlenen İlim Yayma Vakfı Genel Kurulu’na katılarak Gazze ağırlıklı bir konuşma yaptı. Erdoğan, ramazan ayını başta Gazze olmak üzere gönül coğrafyalarının pek çok bölgesinde ciddi insani dramların yaşandığı bir dönemde karşıladıklarını söyledi.

Özellikle 7 Ekim’den beri Gazze’de yaşananların artık tahammül sınırlarını aştığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bir terör devleti olan İsrail, Batılı güçlerin sınırsız askeri ve diplomatik desteğini arkasına alarak Filistinli kardeşlerimize yönelik tam anlamıyla bir soykırım politikası uygulamaktadır. Bugüne kadar, İsrail’in doğrudan sivilleri hedef alan saldırıları sonucunda 32 binden fazla Filistinli şehit oldu, 72 bin Filistinli ise yaralandı. Yaklaşık 2 milyon insan evlerini terk etmek zorunda bırakıldı. Camiler, üniversiteler, okullar ve sivil yerleşim yerleri harabeye döndü.”

“Netanyahu ve gözünü kin bürümüş yönetimi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gıda almak için sıra bekleyen masumların dahi öldürüldüğü bir barbarlıkla karşı karşıya olunduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kur’an-ı Kerim’de tarif edilen esfeli safilinin canlı örneklerini bugün Gazzeli kardeşlerimize bomba yağdıran alçaklarda bire bir görüyoruz. Öyle manzaralara şahit olduk ki içinde en küçük bir insanlık kırıntısı olan birisinin, uluslararası hukuka asgari düzeyde de saygı gösteren bir devletin bunları yapabilmesi mümkün değildir.

Netanyahu ve gözünü kin bürümüş yönetimi, Gazze’de işledikleri insanlık suçlarıyla günümüzün Nazileri olarak isimlerini Hitler’in, Mussolini’nin, Stalin’in, Pol Pot’un, Franco’nun ve diğer modern dönem canilerinin yanına ekletmişlerdir. İnsanlığın vicdanında zaten mahkûm olan bu katliamcıların uluslararası hukuk önünde de hesap vermeleri için gerekeni yapıyoruz, yapacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ekim’den bu yana süresi itibarıyla geçen 155 günde yüreklerini dağlayan, içlerini parçalayan, bir insan olarak yüzlerini kızartan, utanç verici pek çok hadiseyle karşılaştıklarını aktardı.

Her şeyden önce, uluslararası kurumların, insan hakları örgütlerinin ve basın kuruluşlarının söz konusu İsrail olunca nasıl hiçbir işe yaramadıklarını hep birlikte gördüklerini, tecrübe ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Mesele Filistinli çocukların, kadınların, masum sivillerin yaşam hakkı olunca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin nasıl sadece bir kâğıt parçasına dönüştüğüne hep beraber şahitlik ettik.

Yine bu süreç bize İslam dünyasının, özellikle ortak hareket etme, İsrail ve destekçileri üzerinde sonuç alıcı baskı kurma, zulmü ve katliamı engelleme noktasında halen çok önemli eksiklerinin bulunduğunu göstermiştir. Yaklaşık 2 milyar nüfuslu İslam âlemi, Filistin halkına kardeşlik görevini maalesef tam manasıyla yerine getirememiştir. Elbette çok uğraşıldı, gayret gösterildi, diplomatik açıdan çaba harcandı ama Gazze’deki masum çocukların ya açlıktan ölmesine ya da kurşunlarla ve üzerlerine atılan bombalarla katledilmesine mani olunamadı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir durumun oluşmasının şüphesiz pek çok sebebi bulunduğuna işaret ederek, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve küresel sistemin İslam dünyasını dışlayan yapısı bu sebeplerden sadece bir tanesidir. İkinci Cihan Harbi’nin galipleri tarafından kurgulanan mevcut nizamda Müslümanlar üvey evlat olarak görülmektedir. Türkiye, ‘Dünya beşten büyüktür’ haykırışıyla aynı zamanda bize dayatılan, bize biçilen bu role de itiraz etmektedir” şeklinde konuştu.

Ülke ve millet olarak İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ilk gününden itibaren Filistin halkı için tüm imkânları seferber ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ekim’den bugüne kadar yabancı liderlerle yaptıkları tüm görüşmelerde Filistin meselesini ve Gazzelilerin durumunu gündeme getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldıkları tüm uluslararası toplantılarda Filistin ve Gazze’nin sesi olduklarını belirterek, “Ülkemizdeki İsrail muhipleri dâhil hemen herkesin Hamas’a ‘terör örgütü’ yaftası vurmak için yarıştığı bir dönemde biz buna açıkça itiraz ettik. Topraklarını, onurlarını ve kendi insanlarını savunan Filistinli mücahitlere böyle bir kara çalınamayacağını tüm dünyaya cesaretle ilan ettik. Mısır makamlarıyla son dönemde gelişen ilişkilerimizi Gazze’ye yardımların ulaştırılması için kullandık” ifadelerini kullandı.

Türkiye’den Gazze’ye gönderilen yardımları aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri paylaştı: “Şimdiye kadar 19 uçak ve 7 sivil yardım gemisiyle bölgeye gönderdiğimiz insani yardımların toplamı 40 bin tonu buldu. Önceki gün yola çıkan Kızılayımıza ait 3 bin tonluk bir yardım gemisi daha yarın El Ariş’e ulaşıyor.

Her gün Refah Sınır Kapısı’ndan Kızılaya ve sivil toplum kuruluşlarına ait tırlar Gazze’ye yardım taşıyor. Bu yardımların içerisinde gıda, su, hijyen, tıbbi ve barınma malzemelerinin yanı sıra 53 adet ambulans, bin 551 jeneratör, 8 sahra hastanesiyle 3 bin çadır da bulunuyor. İnşallah ramazan ayı boyunca yardım miktarını daha da artıracağız. Refakatçileriyle birlikte ülkemize getirdiğimiz hasta ve yaralı kardeşlerimizin tedavileri devam ediyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistinliler arasında millî birliğin ve mutabakatın temini için de yoğun gayret gösterdiklerini belirterek bu hafta Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Ankara’da misafir ettiklerini hatırlattı.

Gerek İçişleri Bakanı gerekse MİT Başkanı’nın, Hamas ve diğer Filistinli gruplarla yakın diyalog hâlinde olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, ellerinin uzandığı, güçlerinin yettiği kadar Filistinlilere tüm imkânlarla yardımcı olmaya çalıştıklarının altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Filistin davası için verdiği samimi mücadelenin en yakın şahidinin tüm gruplarıyla tüm fertleriyle Filistinliler olduğuna işaret ederek, şunları dile getirdi: “Gazze’deki katliamı unutturmayan ülkelerin en başında yine biz varız. Şunu çok net ifade etmek isterim; devletiyle milletiyle Filistin davasına en üst seviyede sahip çıkan ülke tartışmasız bir şekilde Türkiye’dir.

Hâl böyleyken her kim ‘Hiçbir şey yapmadılar’ diyerek hükûmetimizi eleştiriyorsa açık söylüyorum bühtan ediyor, kul hakkına giriyor demektir. Ne sebeple olursa olsun böyle bir cümle kurmak her şeyden önce aziz milletimize yönelik bir hakarettir. Şu gerçeği tüm dünya çok iyi biliyor; Tayyip Erdoğan 15 sene önce katillerin yüzlerine karşı ‘one minute’ diye haykırırken nerede duruyorsa bugün de aynı yerde dimdik durmaktadır. En fazla hassasiyet gösterdiğimiz ve bedel ödediğimiz bir konuda bize haksızlık edenleri, kendilerini sorgulamaya davet ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin meselesinde durdukları yerin ve verdikleri mücadelenin ayan beyan ortada olduğunu söyledi.

“Kimse bize Hamas için terör örgütü ifadesini kullandırtamaz”

“Burada asıl üzerinde düşünülmesi gereken, bizi, hem de çok haksız bir şekilde eleştirenlerin Filistinli mücahitlere ‘terörist’ diyerek kara çalanların çıkarlarına bilerek veya bilmeyerek hizmet etmesidir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 yıl önce, göreve gelmeden ve başbakan değilken AK Parti Genel Başkanı olarak Amerika’ya yaptığı ilk seyahati anımsattı ve şu ifadeleri kullandı:

“Amerika’nın ileri gelenleriyle masaya oturduğumuzda, bana orada Hamas’ı sordular, ‘terör örgütü’ dediler. Ben onlara o zaman, ‘Hayır, Hamas bir terör örgütü değil, tam aksine bir direniş örgütüdür’ demiştim. O zaman başbakan değilim, seçimi kazanmış bir partinin lideri olarak Amerika seyahatini yaptım ve onlara da bu cevabı verdim. Şimdi haydi haydi kimse bize kalkıp da Hamas için terör örgütü ifadesini kullandırtamaz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamas’ın liderleriyle çok açık, net, her şeyi rahatlıkla konuşup onların arkasında dimdik duran bir ülke Türkiye. Filistin davasına gönül verenler olarak birbirimize ok atmak yerine asıl bu habis zihniyetle mücadele etmeli, bunlara zemin kazandırmamalıyız. Türkiye’nin olağanüstü çabalarını görmezden gelme yerine her konuşmalarında işgalci İsrail’e selam çakanların foyasını ortaya dökmeliyiz” diye konuştu.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Mu, Murat Kurum Mu? Yüzde 7’yi Aşan Fark

31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde sonucu en çok merak edilen İstanbul seçimine ilişkin KONDA’nın anketinde, Ekrem İmamoğlu ile Murat Kurum arasında İmamoğlu lehine yüzde 7’yi aşan fark bulunuyor.

Ankete katılanların yüzde 6’sı kararsız kalırken, yüzde 12,5 de diğer adayların oy oranı oldu.

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler yaklaştıkça, seçimlere ilişkin anketlerde gelmeye devam ediyor. Son olarak, KONDA araştırma kuruluşunun “KONDA Barometresi Siyasal ve Toplumsal Araştırmalar Dizisi” abonelerine gönderdiği 31 Mart’ta yapılacak İstanbul yerel seçimine ilişkin son kamuoyu araştırmasının sonucunu açıkladı.

2-3 Mart 2024 tarihlerinde 135 mahallede 2 bin 489 kişiyle yüz yüze görüşülen ankette, 18 anket için yaş ve cinsiyet kotası uygulandı.

Ankete katılanlara İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nda tercihlerini kimden yana kullanacakları sorulan anketten çıkan sonuçlar şu şekilde: Ekrem İmamoğlu’nu tercih edeceklerini söyleyenlerin yüzdesi 38,2. Tercihlerini Murat Kurum’dan yana kullanacaklar ise yüzde 32,2 çıktı.

Ankete katılanların yüzde 6’sı kararsız kalırken, yüzde 12,5 de diğer adayların oy oranı oldu. Kararsızlar dağıtıldıktan sonra ortaya çıkan tablo ise şöyle: CHP adayı Ekrem İmamoğlu’na oy verecekler yüzde 46,1, Murat Kurum’a oy vereceğini söyleyenler ise yüzde 38,8 oldu.

Oy tercihleri işaretlenmeleri istendiğinde ise,  Ekrem İmamoğlu yüzde 46, Murat Kurum ise yüzde 38,9 olarak yanıt verildi.

Ayrıca, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, masasındaki son İstanbul anketine göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun en yakın rakibi Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum’un 4,5 puan önünde olduğunu söyledi.

Paylaşın

Bakan Şimşek: Öngörülebilir Politikalar 12 Yıl Sonra Not Artışını Getirdi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’in açıklaması ardından sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı yorumda, “Uyguladığımız programın somut sonuçları ülke kredi notumuza da yansıdı” dedi.

Bakan Mehmet Şimşek, “Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, bu başarıya kayıtsız kalmayarak kredi notumuzu bir kademe yükseltirken, görünümümüzü pozitife çevirdi. Pozitif görünüm önümüzdeki dönemde not artışının süreceğine işaret ediyor” dedi.

Bakan Şimşek, “12 yıl sonra gelen bu not artışında, Türkiye’nin uluslararası normlara uyan, kural bazlı ve öngörülebilir politikalarının etkili olduğunu” belirterek, “Makro-finansal istikrarın daha da güçlenmesiyle böyle olumlu gelişmeler artarak devam edecek. Yılın ikinci yarısında dezenflasyon, daralan cari açık ve bütçe disiplini sayesinde makro finansal istikrar daha da pekişecek ve kredi notumuz yükselecektir” ifadelerini kullandı.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye’nin uzun vadeli döviz cinsinden kredi notunu B’den B+’ya yükseltildiği, not görünümünü de “durağan”dan “pozitif”e çevirdiğini açıkladı.

Açıklamada, söz konusu not artırımında, Mayıs 2023 seçimleri sonrasında uygulanan sıkılaşma önlemleri dahil politikaların etkinliği ile makroekonomik ve dış kırılganlıklardaki azalmanın etkili olduğu belirtildi.

Kuruluşun açıklamasında, enflasyon beklentisinin hafiflediği ve dış likidite risklerinin azaldığı da kaydedildi. Bu durumun daha olumlu dış finansman koşulları, yüksek rezervler, düşük döviz korumalı mevduatlar ve daralan cari işlemler açığının yansıması olduğu da belirtildi.

Kuruluş, Türkiye’de ekonominin bu yıl yüzde 2,8 oranında büyümesinin beklendiğini da hatırlatırken, bunun gelecek yıl yüzde 3,1’e çıkabileceğini de belirtti. Fitch’e göre, 31 Mart’ta düzenlenecek yerel seçimler sonrasında ülkede politika değişikliği beklenmiyor.

Fitch’in Türkiye’ye dair bir sonraki kredi derecelendirme değerlendirmesini Eylül ayında yapması bekleniyor. Fitch, son olarak 8 Eylül 2023’te Türkiye’nin kredi notunu ‘B’ olarak teyit etmiş, not görünümünü de ‘negatif’ten ‘durağan’a yükseltmişti.

Timothy Ash: Hak Edildi

Merkezi Londra’da bulunan BlueBay portföy yönetimi şirketinin gelişmekte olan piyasalar masasından stratejist Timothy Ash, not artırımının seçimlerden bu yana görülen politika düzenlemesi açısından “hak edildiğini” ifade etti.

Ash, hayalkırıklığına uğratan son enflasyon verisi ile TL ve rezervler üzerindeki olumsuz baskı yüzünden piyasaların son birkaç haftadır Türkiye ile ilgili olarak gergin olduğunu, bu yüzden Fitch’in açıklamasının “ilginç bir zamanlamaya” sahip olduğunu belirtti.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu’ndan Toplumsal İttifak Mesajı

‘Pendik Kanaat Önderleri’ buluşmasında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Biz, iktidar yürüyüşümüzde partiler ötesi bir toplumsal ittifakla güçlü bir siyasal duruşu var ediyoruz. Sorumluluğumu görüyorum. Bunun ana merkezi de İstanbul’dur. Bunu İstanbul’dan başlatabilirsek bambaşka bir yere gider” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel seçimlerdeki İBB başkan adayı Ekrem İmamoğlu, ‘Pendik Kanaat Önderleri’ buluşmasında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Birgün’ün aktardığına göre; 5 yıl önce seçimi kazandığı süreçte kendisine yapılan haksızlıklardan bahseden İmamoğlu, görevine ancak haziran sonunda başlayabildiğini söyledi. Hızla verilere ulaşıp icraatçı bir dönemi başlatmayı hedeflediklerini belirten İmamoğlu, yaklaşık 1,5 senenin de salgınla geçtiğini dile getirdi.

Maliye ve Merkez Bankası’nda liyakatsiz kadroların ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu giderek kötüleştirdiğini belirten İmamoğlu, Türk Lirası’nın (TL) yıllardır yaşadığı değer kaybından bahsetti. Soruşturmalar, davalar ve siyasi yasak istekleriyle uğraştığını belirten İmamoğlu, 5 yılda yaptıklarını şöyle anlattı:

“Sosyal yardımları, bütçedeki payı açısından 6 kart artırdık. İnsanımızın zorda olduğunu gördüğümüz için yaptık. İstanbul’da sadece yoksulluğu duyuyoruz. Bizim süt dağıtmamızla dalga geçenler şimdi bunu vaat ediyor. Bizim vaatlerimizi başkasının kullanması bizi mutlu eder ama bunu sahiplenerek vaat etmeleri iyi bir muhalefetin bu şehre farklı açılımları da getirebileceğini gösteriyor.

Biz, iktidar yürüyüşümüzde partiler ötesi bir toplumsal ittifakla güçlü bir siyasal duruşu var ediyoruz. Sorumluluğumu görüyorum. Bunun ana merkezi de İstanbul’dur. Bunu İstanbul’dan başlatabilirsek bambaşka bir yere gider.”

İmamoğlu, İstanbul’da sosyal politikalarda cumhuriyet tarihinin en başarılı 5 yılını geride bıraktıklarını söyledi. Aynı anda 10 metro hattını yönettiklerini belirten İmamoğlu, hat olmasına rağmen proje olmadığını ancak firmaları ikna edip finansman bulduktan sonra yeni projelerin yapımına başlanabildiğini söyledi.

100 tane kreş açtıklarını ve 50’sinin yapımının devam ettiğini belirten İmamoğlu, tam ücret alıp istihdam ettikleri aileler olduğunu, bazı çocuklar için ise ailelerden kreş ücreti alınmadığını söyledi. İmamoğlu, kalkınmacılık ve icraatçılık açısından da İstanbul’un en başarılı dönemini geride bıraktığını ifade etti.

“Bana 1 kişi talimat veremez ama 16 milyon talimat verebilir”

“Bizim belediyemiz ne partizanlık ne particilik yaptı” diyen İmamoğlu, 2014-19 arası dönemde İBB’nin gelirinin kendi döneminden 2,5 milyar dolar daha fazla girmesine rağmen 2019-2024 arasında 4,2 milyar dolar daha az harcama yaptıklarını söyledi.

İmamoğlu, açıklamalarına şöyle devam etti: “Milletin parasını millete dağıttık. Bu bütçenin 1 lirasına bile zeval gelmemesi için çalıştık. Her ne kadar yanımda çalışan teröristler olduğunu söyleseler de, 1 tane bile bulamadılar, ekip olarak yaptığımız iş ortada. Bana 1 kişi talimat veremez ama 16 milyon talimat verebilir.

Ben 39 ilçeye eşit hizmet taşıdım. Ben Beylikdüzü’nde belediye başkanı iken kapılarını açmadılar bir kez. Büyükşehir Belediyesi bizden önce Kadıköy’e 20 yıl selam vermemiş. Ben 20 kez Pendik’e gittim ve hepsinde belediye başkanını davet ettim. Birine bile gelemedi, çünkü bir kişi izin vermemiştir.”

İmamoğlu, sözlerini kendisine ve CHP’nin Pendik Belediye Başkanı Tarık Balyalı’ya oy isteyerek noktaladı.

Paylaşın

Erdoğan: Yasanın Verdiği Yetkiyle Son Seçimim

TÜGVA’nın 81 il temsilcisi ile bir araya gelen Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, “Ben burada ardı arkası kesilmeyecek şekilde çalışmalarımı sürdürüyorum. Nefes adeta almaksızın koşturuyoruz” dedi ve ekledi:

“Çünkü benim için bu bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim. Ama buradan çıkacak netice benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak. Onun için de hazırlıklarımızı buna göre yapıp adımları buna göre atmamız lazım.”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Mart akşamı İstanbul’da Sinan Erdem Spor Salonu’ndaki TÜGVA Gençlik Buluşması öncesi TÜGVA’nın 81 il temsilcisi ile bir araya geldi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Etkinlikte bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin kendisi için “son seçim” olacağını söyledi.

Erdoğan, “31 mart akşamı o farklı bakanlara gereken cevabı vereceğiz diye inanıyorum. Onun için 22 gün var. 22 günü en güzel şekilde değerlendirerek gerek kadın kolları gerek gençler beraber bir çalışma ile inşallah gereken cevabı sandıkta vereceğiz” dedi.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben burada ardı arkası kesilmeyecek şekilde çalışmalarımı sürdürüyorum. Nefes adeta almaksızın koşturuyoruz. Çünkü benim için bu bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim. Ama buradan çıkacak netice benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak. Onun için de hazırlıklarımızı buna göre yapıp adımları buna göre atmamız lazım.”

Gençlere inandığını ve güvendiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir, bütün buralarda bir değişim dönüşümü yapalım. Çünkü gözler burada” ifadelerini kullandı.

2019’da yapılan yerel seçimlerde AK Parti üç büyük kent olan İstanbul, Ankara ve İzmir’de yenilgiye uğramıştı. Her üç kentte de yerel yönetimler CHP’ye geçmişti.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Kurum’a: Böyle Kötü Espri Görmedim

Katıldığı bir açılış töreninde Murat Kurum’u eleştiren Ekrem İmamoğlu, “Acemi aday sahnenin önünde 8 adım atıyor. Böylesi kötü espri, yalan ve iftira duymadım” dedi ve ekledi:

“İstanbul’un 39 ilçesine eşit davrandım. Size ait olanı size teslim ediyoruz. Öyle bir destek verin ki İstanbul bir daha asla ihmal, israf ve ihanet devrine dönmesin. Bundan sonra bu ülkenin bütün yöneticileri halkın taleplerine kulak tıkayarak siyaset yapamayacaklarını bu sandıktan çıkan sonuçlarla anlasınlar.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu, Gaziosmanpaşa Yaşam Merkezi açılış töreninde açıklamalarda bulundu.

“Bu ülkenin başına gelen bütün kötülükler ayrımcılıktan ve particilikten olmuştur” diyen İmamoğlu, “Partizanlık değil belediyecilik yapıyoruz” ifadesini kullandı. Hiçbir yurttaşı hizmet almak için CHP’ye üye olmaya zorlamadıklarını vurgulayan İmamoğlu, ’16 milyon İstanbullunun emrinde, bir avuç insanın karşısında olduğunu’ söyledi.

İBB Başkanı İmamoğlu, “Hayatlarına dokunduğumuz 19 bin Gaziosmanpaşalı çocuğumuz var. Bu desteği verirken bir kişiye etnik kökenini, yaşam tarzını, inancını sormayız. Eskiden yapılanı biz yapmayız” dedi. Derneklere ve vakıflara çalışma dönemini sonlandırdıklarını tekrarlayan İmamoğlu, “Halkın bütçesine asalak gibi yapışanları o bütçeden uzak tutacağız. Sahillere, yeşil alanlara çöreklenenlere, 16 milyon yetki vermez” diye konuştu.

“Böylesi kötü espri, yalan ve iftira duymadım”

AK Parti ve MHP’nin ana omurgasını oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın İBB başkan adayı Murat Kurum’u da eleştiren İmamoğlu, şunları söyledi: “Acemi aday sahnenin önünde 8 adım atıyor. Böylesi kötü espri, yalan ve iftira duymadım.

İstanbul’un 39 ilçesine eşit davrandım. Size ait olanı size teslim ediyoruz. Öyle bir destek verin ki İstanbul bir daha asla ihmal, israf ve ihanet devrine dönmesin. Bundan sonra bu ülkenin bütün yöneticileri halkın taleplerine kulak tıkayarak siyaset yapamayacaklarını bu sandıktan çıkan sonuçlarla anlasınlar.”

Paylaşın