Ulaş Başar Gezgin kimdir? Hayatı, Eserleri

25 Mayıs 1978 yılında İstanbul’un Alibeyköy İlçesi’nde dünyaya gelen Ulaş Başar Gezgin babasını, beş yaşındayken yitirdi. Üsküdar Sokullu Mehmet Paşa İlkokulundan sonra, 1989’da giriş sınavını kazandığı Özel Darüşşafaka Lisesinde parasız yatılı olarak okudu.

Haber Merkezi / Daha sonra Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimlerini bitirdi (2000). Yüksek lisans tezini Boğaziçi Üniversitesinde “Sosyal Psikoloji” alanında verdi (2002). Doktorasını ODTÜ’de Bilişsel Bilimler alanında yaptı (2006).

Eğitim hayatını, üniversite düzeyinde ders verme yetkisi (2009), Avustralya; Darmstadt Teknik Üniversitesi, Şehir Plancılığı (yüksek lisans 2011) ile tamamladı. Türkiye, Vietnam, Tayland ve Malezya’da 22 yıl ders verme deneyimine sahip.

Akademik çalışmalar dışında, çeşitli dergi ve gazetelere köşe yazıları yazmakta; şiir, şarkı sözü, şarkı, deneme, yazınsal inceleme, öykü, film öyküsü, film çözümlemesi, tiyatro oyunu, masal ve roman türlerinde yapıtlar vermekte ve çeşitli ülkelerden şairleri ve şarkıcıları Türkçe’ye kazandırmaktadır.

Ayrıca henüz gün yüzü görmemiş 100’ü aşkın bestesi bulunmaktadır. Çeşitli çalışmaları 12 dile (Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Japonca, Vietnamca, Tayca, Gürcüce ve Azerbaycanca) çevrilmiştir. Toplam 109 kitabı bulunmaktadır.

Yit(iril)en, Okyanus Gibi ve Nikah Memurunun Son Nikahı adlı öyküleriyle Gençlik Kitabevi Öykü 2000 Yarışmasında ikinciliğe değer görüldü.

“Ablaya Susamak”

Benim hiç olmadı hayatta ablam,
Hindi yaptım dün ilk kez, ablam olmadı…
Islandım baştanbaşa -kapama o radyoyu-

Tir tir titreyişiyle tüm bedenimin,
Hep soba başındayım, kızarmış burun…
‘Ablam’ diyorum benim, ‘hiç mi hiç olmadı’…

Kucağında taşıyacak biri varsa küçükken,
Her kimse o, unutsam da, ablam değildi…
Hatırlasam yine bir… Ablam olmadı benim…

Masalcı bir ninem vaaar idi belki,
Solmadayken başşehirin yorgun, bitkin trafosu,
Herkesin ablası vardı; yoktu benimse…

Olsundu ya, mühim değil gerisi…
İster aramızda altı yıl olsun,
İster ise altmış güncük olsundu…

Bana seksek öğretecek, tavlayı bana…
Evet, hep beni bakkala gönderecek;
Ama saymayı öğretecek, tüymeyi bana…

Benim ablam olmadı, ablam olmadı…
Camların buğusuna, tüm o yağmurlu günlerde,
Yalnız kendi ismimdi yazdığım, üşüyerek…

Birgün evlenecekti, baştan belliydi,
Bana rehber olacak, yuvadan uçana dek;
Uçsundu; olsundu yeter ki… Ama olmadı…

Ben ablayım evet ama, kime ablayım?..
Ben kardeşim, doğrudur da, kimin kardeşi?..
Hepsi yalan, tüm o haylaz, hayta çocukluğumu,
Yalnız kendimle geçirdim, kendimde geçirdim…

Benim sanki daha önce babam da olmamıştı…

“Diyor Ki Arnavut”

Tek isim bildimse de tüm yaşamım boyunca,
Varlığım da yokluğum da Makedon adlarına…
Silah çatıversem de Makedonlar’a karşı,
Varlığım yokluğum feda Makedon adlarına…

Şehirde görüşürdük gizli gizli, usul usul,
Dokuz dedi mi akşam üzeri, saat kulesi…
Ben O’nun gözlerinde tüm dünyayı görürdüm,
Ben O’nun kollarında, dünyayı kucaklardım…

Birgün duyulmasın mı dağın şahanlarınca,
Emir verdi komutan, bir ay hücre cezası…
O’nu düşündüm yalnız O’nu, top sesleri arasında,
Resimlerini çizdim, ismini kazıdım duvarlarına hücrenin…

Birden kapı açıldı, ‘oh bitti bir ay’ derken,
Girmesin mi içeri Makedon askerleri…
Bırakıp kaçmış beni komutanla erleri…
Yok ama, bu aralar, kimseye kızamıyorum…

Şimdi tutturmuşsun bi’, ‘kurşuna dizeceğim seni’,
Vur kardeşim, sevmedin sen demek hiç,
Çocuğun da yok anladım, çocuğun da yok,
Çare yok, bas kardeşim, bas tetiğe o zaman…

Tek isim bildimse de tüm yaşamım boyunca,
Yokluğum da nasıl olsa Makedon adlarına…

Paylaşın

Ulaş Nikbay kimdir? Hayatı, Eserleri

3 Ocak 1976 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ulaş Nikbay, Kıbrıs Lefke Üniversitesi Bilgisayar Bilimlerinde öğrenim gördü. 1994-97 yılları arasında Trakya Üniversitesi İşletme Bölümündeki öğreniminin ardından, yatay geçişle İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümünde öğrenimine devam etti ve 1998 yılında mezun oldu.

Haber Merkezi / 1999 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme Yönetimi Bölümünde yüksek lisans çalışmasına başladı. Şiirleri; Edirne’den Esintiler Şiir Kitabı, Dünya Kitap, Kuzeyyıldızı, Anafilya, Bengisu gibi dergilerde yayımlandı. ”Bir Garip Mavi” adlı şiir sitesinin yürütücülüğünü, Kuzey Yıldızı dergisinin (5 sayı) yazı işleri müdürlüğünü yaptı. “Gülüşlerinin Sonbaharında Ağlardım” adlı şiir dosyasıyla 9. Dünya Kitap Şiir Ödülünü (2001) aldı. Şiirleri, aynı adla 2002 yılında kitap olarak yayımlandı.

“Elliüçe Dört Çay!”

-güvercinin kanatları devren satılık çaycı
asma katına çıktım ürpermelerin
ellerimde yapışkan cilvesi kısrağın
kanatlarından yakalamış güvercinin

-her gölge beni gölgeliyor çaycı

asma katta bir adam var bilesin
“savaş kadar acımasız yalan barışların
gölgesinde yakalanmış” diyesin

-şiirimde bir cehennem dolaşıyor çaycı

asma katlar ve sokaklar dardı gerçeğime
beyaz bir güvercindi çığlık kanadında tozu getirdi
yazma tozunu yuttum vardım cehenneme

-asma katlarda sonsuz üşüyorum çaycı

karanlıkta yakalandım ben bu gerçeğe
asma katına çıktım ürpermelerin
ellerimde yapışkan cilvesi kısrağın

elliüçe dört çay! çaycı

“Sarar Uykuma Uyurum Hep Seni”

ey gardiyan düşüm!
ey elleri ayakları prangada uykularım!
ve ey şehir!
biline ki O’na seslenişimdir:

içimin uykusunda
bir suç kadar masumsun
müebbet hapsimde
gardiyan düşümle uyursun

bense bir kan uykusunda
boğulurum her akşam
sokaklara düşerim
kaldırımlar boyu bazen

bazen ağlayışıma
mendil dediğin geceleri
bazen tütüne vurduğum
alkol ikindileri
sarar uykuma vururum düşleri

içimin meyhanesinde kaç sarhoş içer
mührü vurulmuştur kapısına da
söker atar mührünü yine de içer

ah! bu şehrin sensiz felekten geceleri
Kumkapı’dan öte görünmez meyhaneleri
sarar uykuma uyurum hep seni

o meyhanede bir şarkıdır senin sesin
o dalgalar kabartan “merhaba” deyişin

ne çok kuşatılmış
ne çok vurulmuşum
bu buğulu sesinde
ne çok savrulmuşum

bazen borç ölümlerime
yansıttığın faizleri
bazen uykusunda ayıldığım
bulanık bilinçleri

sarar uykuma vururum düşleri
sarar uykuma uyurum hep seni
hep seni…

Paylaşın

Uluer Aydoğdu kimdir? Hayatı, Eserleri

6 Mart 1964 yılında Tekirdağ’ın Saray İlçesi’nde dünyaya gelen Uluer Aydoğdu, ilkokulu ve ortaokulu İstanbul ve Kayseri’de bitirdi. Lise öğrenimini ise Ankara’da tamamladı. Ardından İngiliz Dili ve Edebiyatı okudu.

Haber Merkezi / 1992’den itibaren Ankara’da Ankara Sanat Kurumu, Prospero Yayınları, Ahmet Yesevi Üniversitesi, Özkaynak Kültür ve Sanat ürünleri gibi kuruluşlarda metin yazarlığı yaptı. 2001 yılından sonra  yaşamını ve çalışmalarını İzmir’de sürdürdü.

İlk şiiri Çağdaş Türk Dili dergisinde yer aldı. Daha sonra yazıları ve şiirleri Eşik, Öykü-Şiir, Kum, Şiir Ülkesi, Ada, Lal, Kavram Karmaşa, Pencere, Bireylikler, Şiiri Özlüyorum, Eski gibi dergilerde yayımlandı. 2003 yılından itibaren Denizsuyukasesi adlı bir fanzin/dergi çıkardı. İçgüdüyü, hayvanı, doğal olanı, özgürlüğü sevdi.

Eserleri; Yaşlı Büyücünün Memeleri, Hayal/et – Hiç Bitmeyecek Çünkü

“Ulu’malar”

(…. )*

Ben çok uzak bir gelecekte oturuyorum, atların
yürüyüşünde, ey sevgili ben senin geleceğinde
oturuyorum. Bir kuşta, bir gülde, bir akşamda,
pervaza dayanmış bir dirseğin burkuluşunda oturuyorum

Kaya’da ve su’da. Bir ağacın kabuklarında.
Kasıklarımdaki yarılışta. Bir anıdaki kırıklıkta,
bir kadındaki kuşkuda oturuyorum. Çok ileride.
İlerinin de ilerisinde oturuyorum. Size göre geride.

Hemen şuracıktaki gölgede. Kendimde oturuyorum.
Az kaldı bir ölümde oturuyorum. Biliyorum ey sorgucular
epey gitmek gerek, ötelerde oturuyorum. Öteleri geçer geçmez
mutlak sessizlikte oturuyorum. Bir yalnızlıkta, bir dönemeçte.

Şu çölü aştık mı görünür bir kuraklıkta oturuyorum.
Sola doğru bakın, duydunuz mu şu eski türküyü:
Mavi yazma bağlama anam, mavi yazma tez solar,
da oturuyorum. Az daha gidin, karşınıza bir güneş

çıkacak, da oturuyorum. Hayal edin, neredeyse
görünür deniz, de oturuyorum. Susadım,
özledim, doğuyorum yeniden. Orda oturuyorum:
Ah iç/tenim: Ben her yerde oturuyorum, hiçbir yerde

“Geçmişte Kaldı Ev”

-Barınak artık imkansızdır-
Theodor ADORNO
Geçmişte kaldı ev
sıcacık tenin
barınak artık imkansız
bir zamanlar iyi talihim olan

Billur
şamdan
istanbul’dan
ah rakıya dökülen saçların
su

içerdim
baldırlarını
bir öpüşte

Geçmişte kaldı ev
kocaman memelerin
barınak artık imkansız
bir zamanlar iyi talihim olan

Aşk
mobilya tasarımı

Paylaşın

M. Uluğ Turanlıoğlu kimdir? Hayatı, Eserleri

1913 yılında Kırklareli’nin Pehlivanköy İlçesi’nde dünyaya gelen M. Uluğ Turanlıoğlu, 12 Temmuz 2002 tarihinde Edirne’de öldü. Edirne İlk Öğretmen okulunu bitirdi. Babaeski’nin Terzili ve Demirkapı köylerinde Millet Mektepleri öğretmeni olarak görev yaptı.

Haber Merkezi / Gazi Eğitim Enstitüsü’nde yüksek tahsilini tamamladı (1937). Edirne, Çanakkale ve Kırklareli illerinde ve bu illerin muhtelif ilçelerinde Türkçe ve edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. 1962’de emekli olduktan sonra İstanbul’a yerleşerek burada bulunan İstanbul Kız Lisesi, Rum Erkek Lisesi ve Kasımpaşa Ortaokulu’nda edebiyat ve Türkçe öğretmenliği yapmaya devam etti. Özel eğitim kurumlarında yönetici olarak görev yaptı. 1987’den sonra Edirne’ye döndü. 1944 Irkçılık-Turancılık davasında adı milliyetçiler listesinde yer aldı.

İlk şiir kitabını Meriç Kıyılarında ismi ile 1935’te yayımlayan Turanlıoğlu’nun millî romantik duyuşla kaleme aldığı şiirleri farklı edebiyat dergilerinde çıktı. Hece ölçüsü ile yazdığı şiirlerinde, Atatürk ve vatan sevgisi dikkati çeker. 1942-1957 yılları arasında Edirne’de “edebî, ilmî, köycü” bir dergi olan Damla’yı çıkardı. Tanrıdağı, Kopuz, Çığır, Yücel, Gökbörü, Orhun, Toprak, Kemalist Türkiye, Yeni Defne, Biz 39 ve kendi çıkardığı Damla dergileri ile Tanin gazetesinde millî duyuşlarla kaleme aldığı şiirlerini yayımladı.

Şiirlerinde sıklıkla işlediği temalar çocuk, gençlik, Atatürk, köy, vatan, bayrak gibi Cumhuriyet ideolojisiyle birleşir niteliktedir. Hece ölçüsüyle şiirler yazan, Turanlıoğlu millî duyuşla yazılan ve farklı yazarlara ait olan şiirleri de antolojilerde toplar. Onun şiirlerinde Edirne en belirgin mekân olarak dikkatleri çeker. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Nahit Ulvi Akgün kimdir? Hayatı, Eserleri

1918 yılında Muğla’nın Milas İlçesi’nde dünyaya gelen Nahit Ulvi Akgün, 12 Kasım 1996 yılında hayatını kaybetti. Haraççızadeler, 1900’lü yılların başında Osmanlı Devleti’nin çözülme ve dağılmasının en yoğun olduğu sırada, Yanya’dan göç ederek Bodrum’a, sonra da Milas’a yerleşti.

Haber Merkezi / Okul çağına geldiğinde Nahit Ulvi, Milas’ın o yıllardaki tek resmî eğitim kurumu olan Sakarya İlkokulu’na başladı. Harf İnkılabı’nın yapıldığı 1928 yılında, ilkokul üçüncü sınıftaydı. Dolayısıyla eğitim hayatının ilk iki yılını Arap alfabesinin öğretildiği bir ortamda geçirdi. Babası Mithat Bey, ilköğrenimini tamamlayan oğlunu o sırada Milas’ta yaşayan Musevi çocuklarının gayriresmi eğitim aldıkları Yahudi Okulu’na gönderdi. Bir yıl boyunca bu okula devam etmesinin en büyük kazancı Fransızcayı öğrenmek olacaktı. Eğitime çok önem veren babası Mithat Bey, Nahit’in öğrenimine devam etmesi için 1932 yılında evini Milas’tan İzmir’e nakletti. Oğlunu, Alsancak semtinde, o yıllarda 1. Lise olarak anılan Atatürk Lisesi’nin orta kısmına kaydetti.

Nahit Ulvi liseyi bitirdiğinde babasının ve amcalarının etkisiyle tıp ya da eczacılık eğitimi almayı tasarlamaktaydı. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne başvurdu ve kabul edildi. Ancak aniden ortaya çıkan ve onu ölümün eşiğine getiren beyin zarı iltihabı iki yıla yakın bir süre yatağa bağlanmasına sebep oldu. Şair, bu hastalıktan mucizevi bir şekilde kurtulurak sağlığına kavuştu. Nahit Ulvi’nin yakın arkadaşı olan Salih Birsel, şairin tehlikeli hastalığının nedenini aşka bağlamıştır. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne giren Nahit Ulvi Akgün, 1948 yılında mezun oldu. Ödemiş ve İzmir liselerinde öğretmenlik yaptı.

Nahit Ulvi Akgün, edebiyata küçük yaştan itibaren ilgi duyar. Okulda “küçük şair” ismi ile anılır. Resim öğretmeni Zeki Boran, Atatürk Lisesi’nde iken küçük şaire şiirlerini okutur ve onunla yakından ilgilenir. Edebiyat tutkusu, okulda öğretmen ve arkadaşları tarafından takdir edilmesine rağmen aynı durum evde aile bireyleri için geçerli değildir. Özellikle annesi Şefika Hanım, derslerinin olumsuz biçimde etkileneceğini, beklenen başarıyı gösteremeyeceğini düşünerek onun şiirle ilgilenmesine karşı çıkar. Ancak küçük şair, annesine rağmen gizlice şiir yazmayı sürdürür.

Nahit Ulvi’nin fakülteye başlamadan önce Bağ Dergisi’nde şiirleri yayımlanmaktadır. Ünlü olmamakla birlikte edebiyat çevresinde isim sahibidir. İstanbul’a gider gitmez sanat konulu toplantılara katılmaya, edebiyatçılarla görüşmeye başlar. Kısa süre sonra kimi Türkiye çapında tanınmış, kimi henüz yolun başında sayılan geniş edebiyatçı topluluğunun içinde olacaktır. Sait Faik, Salah Birsel, Fahir Önger, Yaşar Nabi Nayır, Ziya Osman Saba gibi edebiyatçılar yakın dostları arasındadır. Akgün, fakülteden çıktığı akşam vakitlerinde o yıllarda İstanbul’da meşhur olan Küllük Kahvesi’ne, Suna Kıraathanesi’ne veya Haylayf Pastanesi’ne uğrar. Sürekli aşk şiirleri yazmasından dolayı Oktay Akbal ona “aşk şairi” ismini takmıştır. Akbal’a göre Nahit Ulvi, Servet-i Fünun ile Fecri Ati’nin aşk ve kadın şiirleriyle ünlü olan Celal Sahir’den de güçlü bir şairdir.

İlk şiiri Akın gazetesinde çıkar (İzmir, 1936), 1940/41 yıllarında Servetifünün-Uyanış dergisindeki şiirleriyle yeni şiire yönelir. Şiirleri Yücel (1939), Değirmen (1942-44), Kovan (1943-47), Varlık, Fikirler (1947-50), Kaynak, Yeditepe, Adam Sanat dergilerinde yayımlanır. Türkiye’de ilk kez bir de “sesli şiir sergisi” açmış (İzmir, 1953) olan Nahit Ulvi, ilk şiirlerinde romantik aşk temasını işlemiştir. Son şiirlerinde ise ilerleyen yaşına paralel olarak hayatın anlamını ve geçiciliğini, yaşamanın türlü duraklarını araştırmaya koyulur. İlk denemelerini İzmir’de Üç Gönül (1937), Leyla (1937), Irgat (1942) adlarında üç küçük broşürde toplar. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Ülkü Tamer kimdir? Hayatı, Eserleri

20 Şubat 1937 yılında Gaziantep’te dünyaya gelen Ülkü Tamer, 1 Nisan 2018 akşamı Bodrum’da yaşamını yitirdi. Ülkü Tamer, Gaziantep’te Dayı Ahmet Ağa İlkokulu’nda tamamladı İstanbul’da Robert Kolej’i bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde öğrenim gördü.

Haber Merkezi / Öğrencilik yıllarında tiyatroya ilgi duydu, özel tiyatrolarda oyunculuk yaptı; “Keşanlı Ali Destanı”, “Direkler Arası”, “Teneke”, “Kur­ban”, “Palto” gibi oyunlarda rol aldı. Yayın yönetmeliği ve çevirmenlik yaptı. Milliyet Karacan Yayınları’nı, Milliyet Çocuk, Milliyet Sanat Dergisi ve Sanat Olayı dergisini yönetti. Bir süre Onk Ajans’ta çalıştı. Halen değişik gazetelerde kültür sanat yazıları yazan Tamer İstanul’da yaşıyor.

İlk şiiri 1954’te “Kaynak” dergisinde yayınlandı. Sonraki yllarda şiir, öykü, çeviri ve yazıları Varlık, Pazar Postası, Yeditepe,Yenilik, Dost, Yeni Dergi, a, Yeni a, Papirüs, Sanat Olayı, Milliyet Sanat, Gösteri, Kitap-lık gibi dergilerde yayımladı. İkinci Yeni ile başlayıp toplumcu anlayışla süren şiir yolculuğunda yalın bir dille, kendine özgü, mitoloji ve halk edebiyatından beslenen, yoğun ve özgün bir imge anlayışı ile humor yüklü şiirler yazdı.

Toplumsal sorunlara yönelirken de şiirin düzeyini düşürmedi. Türkü, koşma ve manileri, doğa görüntülerini, yerel renkleri, çocukluğunun izlerini taşıyan, özgür çağrışımlarla beslenen rahat bir söyleyişle ve yer yer öyküleştirmeye varan söyleyişiyle yazdığı şiirler ilgiyle karşılandı. Şiir, roman ve öykü dışında Euripides, W. Shakespeare, A. Çehov, B. Brecht, A. Miller, E. lonesco, J. Steinbeck, T. S. Eliot, N. Simon, R. Dyer, H. Ibsen gibi yazarlardan otuzun üzerinde oyun çevirdi. Bu oyunların tamamına yakını özel tiyatrolarca sahnelendi. Şiir antolojileri hazırladı.

Eserleri; Soğuk Otların Altında, Gök Onları Yanıltmaz, Ezra ile Gary, Virgülün Başından Geçenler, İçime Çektiğim, Hava Değil Gökyüzüdür, Sıragöller, Seçme Şiirler, Yanar­dağın Üstündeki Kuş, Duygular Konuşuyor, Alleben Öyküleri, Alleben Anıları, Yaşamak Hatırlamaktır, Şeytanın Altınları, Pullar Savaşı, Gün Işığı Hoşçakal, Ne Biliyorum, Hangisi Doğru, Çocuklara Genel Kültür, Tele Yunus, Şiiristan, Yolcunun Kitabı, Varlık Şiirleri Antolojisi, Sahici Mucizeler, Nâzım’dan Seçmeler, Çağdaş Rus Hikâyeleri, Çağdaş Latin Amerika Şiir Antolojisi

Çevirileri; Fizikçinin Duası, Sürgünden Şiir, Babı Yar, Deniz Bile Ölür, Catbay, Tagore, Mavi Bozkır, Kırmızı, Yapraklar, Köpek Suratlı Maymun, Sinirli İnsanlar, Kadınsız Erkekler, At Hırsızı, Mitologya, Gece (M. Antonioni), Vietnam’a Sevgiler (E. Morris), Hiroşima’nın Çiçekleri, Hiroşima’nın Tohumları (E. Morris), Nasıl mısın İyi misin?, (E. Morris), Mutlu Gün, Hoşça Kal Columbus, Zamanı­mızın Kahramanı (Lermontov), Silahlara Veda (E. Hemingvvay), İhtiyar Balıkçı (E. Hemingvvay), Toprak Ana (C. Aytmatov), Cemile (C. Aytmatov), Arkadaki Silah (E. Qu-een), Şişkolarla Sıskalar (A. Maurois), Pınokyo (C. Collodi), Ktbritçi Kız (Andersen), Ezop Ma­salları (Aisopos), Altın Kuş (Grimm Kardeşler)

Ödülleri; 1965 TDK Çeviri Ödülü, 1967 Yeditepe Şiir Armağanı / İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür ile, 1991 Yunus Nadi Öykü Armağanı/ Alleben Öyküleri, 2004 PEN Yazarlar Derneği Dünya Şiir Günü-Şiir Büyük Ödülü

Paylaşın

Ümit Yaşar Oğuzcan kimdir? Hayatı, Eserleri

22 Ağustos 1926 yılında Mersin’in Tarsus İlçesi’nde dünyaya gelen Ümit Yaşar Oğuzcan, 4 Kasım 1984’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi. Osmanlı Bankası ve İş Bankası’nda otuz yıla yakın çalıştı. Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı görevinde iken, emekli oldu.

Haber Merkezi / İstanbul’da kendi adını taşıyan bir sanat galerisi kurdu. Bir süre yayıncılık yaptı. Kapatınca bir süre Akbank Genel Müdürlüğü, Krediler Servisi Müdürlüğü, bir süre de gazetecilik yaptı. Yaşamının son döneminde mizah dergisi “Çarşaf” ve GÜM’de mizah şiirleri yazdı.

İlk şiiri 1942’de Eskişehir’de yayınlanan “Kocatepe” gazetesinde yayınlandı.Yedigün dergisinde hece ölçüsüyle yayımladığı ilk deneylerinden sonra İstanbul, Büyük Doğu, Yücel, Varlık, Toprak, Türkçe, Doğru, Çığır, Hisar, Çağrı dergilerinde çıkan kimi ölçülü uyaklı Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında, kimi Orhan Veli biçiminde şiirleri, yergileri, şarkı güfteleriyle büyük ün yaptı.

Yeni edebiyatımızın gelişmeleri dışında kalan geniş okur kalabalığının izlediği bir şair kimliği kazandı. Elli kadar yapıtı yayımlandı. Aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde Oğuzcan, oğlunun ölmü üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneldi. Şairlik başarısını, daha etkili, aruzla yazdığı rubailerinde gösterdi.

Eserleri; İnsanoğlu, Dolmuş, Aşkımızın Son Çarşambası, Bir Daha Ölmek, Kör Ayna, İki Kişiye Bir Dünya, Beni Unutma, Karanlığın Gözleri, Akıllı Maymunlar, Seninle Ölmek İstiyorum, Üstüme Varma İstanbul, Sahibini Arayan Mektuplar, Yeni Dünya Rekoru, Sevenler Ölmez, Çigan Gözler, Ötesi Yok, Hüzün Şarkıları, Bir Gün Anlarsın, Sadrazamın Sol Kulağı, Mihribana Şiirler, Taşlar ve Başlar, Seni Sevmek, İnşallahla Maşallah, Toprak Olana Kadar,
Göbek Davası, Ben Seni Sevdim mi, Halktan Yana, Aşk mıydı O, Önce Sen Sonra Ben, Rubailer, Yalan Bitti, En Eski Yalnızlığımdın Sen Benim, Dikiz Aynası, Acılar Denizi, Şiirle 40 Yıl, Bütün Şiirleri

Paylaşın

Üzeyir Lokman Çaycı kimdir? Hayatı, Eserleri

22 Ağustos 1949 yılında Niğde’nin Bor İlçesi’nde dünyaya gelen Üzeyir Lokman Çaycı, ilk, orta ve liseyi Bor’da tamamladı. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okuluna girdi ve 1975 yılında iç mimar ve endüstri tasarımcısı olarak mezun oldu.

Haber Merkezi / Koç Holding Demir Döküm Fabrikaları Araştırma-Geliştirme bölümünde (AR-GE) çalıştı. Asteğmen olarak yaptığı askerlik hizmeti süresince, arkadaşları ile birlikte, çeşitli tarihi eserlerin kurtarılmasına ve Beşiktaş Deniz Müzesinde sergilenmesine katkıda bulundu. Üyesi olduğu CFDT sendikasında da 20’yi aşan iş mahkemeleri alanında hukuki savunma ve sendikacılık eğitimi gördü ve sertifikalar aldı.

Üzeyir Lokman Çaycı çalışmalarını Fransa’da sürdürmektedir. Şiirleri ,Fransızca, Almanca, İtalyanca, Portekizce, İspanyolca, Rumen, Rusça ve İngilizceye çevrilen Çaycı’nın 12 şiiri, müzisyen Raphaël Mıraoı tarafından bestelendi ve seslendirildi.

Çaycı’nın aldığı ödüller:1999-Les Amis De Thalie Palmeres ödülü (desen – ikincilik),1999-Les Amis De Thalie Palmeres ödülü (resim – üçüncülük), 1999-Hollanda NPS Radyosu’ndan “özendirme ödülü”, 2000-Concours France-Poesie, Kasım ayı Şairi, 2000 – Japonya Bosco Tatsuya Hırata desen birincilik ödülü, 2001-Terpsichore Concours Poesie şiir ödülü, 2001 – Concours De L’ileDe Poetes – Rencontres Artistiques Et Litteraires “Fotoğraf Ödülü “, 2001 – La Foret Des Mille Poetes Vesdun Kuruluşu ödülü, 2001 – La Foret Des Mille Poetes Vesdun Kuruluşu Birincilik Büyük Ödülü (Grand Prix Athanor De Poesie)

Şiir, hikâye gibi çalışmaları yanında, desen ve resimleriyle dikkatleri çekti, Şiir ve hikâyeler Kelebek, Hürriyet ve Günaydın gazetelerinde yayınlandı. İstanbul Beyoğlu’nda emektar şairlerin de üyesi olduğu Esir Kulübün müzikli şiir gecelerinde şiirlerini yıllarca okudu.

“Ağzına Kadar Dolu Bir Dünya”

Yükü sırtında geçmişin
Büklüm büklüm
Yollarını aşarak
Ben nereden nereye gelmişim?…

Karla örtülü bekleyişler
Dantel gibi işlenirken
Şiir bağında
Nedense ben
Acılara gülmüşüm!…

Merak ettiğim şeyler
Döndükçe etrafımda
Zamanında ben
Aşk tarlalarına
Şiir ekmişim…

Akreplere,
Yılanlara rağmen
Susamışım çok kere
İnsanca yaşamaya…
Bizim için örülen
Duvarları aşmaya…

Çok etkiledi beni
Düzenbazlıklar…
Her defasında
Düşünce körlüğünü
Renk körlüğünden
Daha çekilmez görmüşüm…

Yükü sırtında geçmişin
Büklüm büklüm
Yollarını aşarak
Ben nereden nereye gelmişim?…

“Bana Yetti Acılarım”

Sırt ağrıları gibi
Yamandı
Aralık soğukları
Düşlerime…

Paris süzüldü
Şiirlerimden
Demli çay gibi…
Gecenin karanlığında
Döktüm duygularımı…

Denizanası
Yarısını aldı
Ağrılarımın…
Londra’da
Kabardı tablolar,
Frakfurt’ta
Dil yarası sardı
Kuşlarımı…

Susuzluğuna
Uyandım
Beklentilerimin…
Bana yetti acılarım.

Paylaşın

Vural Bahadır Bayrıl kimdir? Hayatı, Eserleri

14 Nisan 1962 Manisa’da dünyaya gelen Vural Bahadır Bayrıl, edebiyatla çok genç yaşta tanıştı. İlkokul yıllarında 150 sayfalık bir roman yazan Bayrıl, ilk şiirlerini 14 yaşında yazmaya başladı. Küçük yaşta farklı işlerde çalışmaya başladı. Üniversite yıllarında pansiyonlarda ve otellerde çalıştı.

Haber Merkezi / İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Temel Sanat ve Bilimler Bölümünü bitirdi. Daha sonra reklamcılığa başlayan şair, hâlen bu işle uğraşıyor ve İstanbul’da yaşıyor. 1986 yılında Şiir Atı Yayıncılık’ı kurdu. İlk sayısı Mart 1986’da sonuncusu ise Aralık 1994’te Şiir Atı adıyla 7 sayı süren ortak kitap/dergi çıkardı. İlk yazısı 1982 yılında yayınlandı. Şiirleri, yazıları ve röportajları Şiir Atı, Est&Non Birikimler, Rind, Mühür, Üç Çiçek, Kaşgar, Sombahar, Gösteri gibi dergilerde yayınlandı. Ayrıca Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Zaman gibi gazetelerde yazıları ve söyleşileri yayımlandı.

1983’te Yarın Dergisi Genç Eleştirmenler Yarışması’nda mansiyon, 1986’da Anka Sanat Vakfı Şiir Yarışması’nda (Melih Cevdet Anday, Necati Cumalı, Hulki Aktunç, Şavkar Altınel ile birlikte) mansiyon, 1992 yılında Melek Geçti adlı yapıtıyla Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü, 2000 yılında ise Şer Cisimler kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği’nin Yılın Şiir Kitabı ödülü aldı. Melek Geçti, Şer Cisimler, Arzuda Tenhâ, Elmas Sıkıntı adlı dört şiir kitabı bulunmaktadır. Ayrıca Her Zaman Şair adıyla yazılarını topladığı kitabı bulunmaktadır. Bayrıl şiiri, özellikle 1980 sonrası Türk şiirinde adından söz ettirmiş ve yapılan değerlendirmelerde “gelenekçi şair” olarak nitelendirilmiştir. Şiirlerinde Doğu ve Batı edebiyatından pek çok şaire gönderme yapan Bayrıl, “sahih şiir” uğraşındadır.

“Arka Bahçe”

Tenin cam tapınağı. Arzu kör__
elirse, tekrarlanmaz kalpte,
çocukluğun o beyaz sabahları.

Kariâ! Kimdim ben, sen değilsem?
Ey yırtıcı hazzın müphem kaynağı.
Kelimelerin, bazen üstünü hafifçe
araladığı.

Hafızanın manyetik alanı. O tahrip
kâr cazibe. Meğer doğruymuş, insanın
Oteki’ne gittikçe, hep kendine
vardığı.

Vakte bakıyorum. Zaman’ın dilden
önceki sükûnetine. Zelzele! Kayıyor
avuçlarımdan hızla, ömrün sırça
yaprağı.

Şair! İnsandaki arka bahçe. Sendin
bil, varoluşun dalgın zambağı.

“Avcı”

Gövde fazla ve ten ağır… Yasa
der ki; avcı doğan, avcı kalmanın
sırrını korumalıdır.

Orman şehre taşınınca, yeni komşu:
Arzu. Ayartır eti, usulca avın
yerini alır.

Kötülüğün şeffaf mıknatısı. Şer eşya!
Sen kana dur kâğıtta. Ne çare? Mürekkep
Her zaman ruhtan daha uysaldır.

Tuzaksa kurnaz, sakin… ve çalışkan
dır. Kıvamlı sıvı gibi, zamanla avcı da
bulunduğu kabın biçimince
teslim alınır.

Gövde fazla ve ten hâlâ ağır… Sırrı
olan, o sırrı, önce kendi yalnızlığından
korumalıdır.

 

Paylaşın

Vasfi Mahir Kocatürk kimdir? Hayatı, Eserleri

1907 yılında Gümüşhane’de dünyaya gelen Vasfi Mahir Kocatürk, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretmen iken 17 Temmuz 1961’de hayatını kaybetmiştir. Darüşşafaka Lisesi’ni ve Mülkiye Mektebi’ni bitirdi. Değişik illerde edebiyat öğretmenliği yaptı, idareci olarak çalıştı.

Haber Merkezi / Müfettiş olarak görev yaptı. Bir dönem Gümüşhane’den milletvekili seçildi. Yedi Meşale topluluğu içinde yer aldı. Önceleri epik şiirler, sonra hece ölçüsüyle, halk şiiri geleneğinden yararlanarak âşık tarzı şiire yazdı. Kahramanlık, fedakarlık, milli duygular, vatan ve millet sevgisi gibi temalar işledi.

Manzum oyunlar, çocuk hikayeleri yazdı. Divan adında bir dergi çıkardı. Türk edebiyatı üzerine araştırmalar yaptı, antolojiler derledi. Başlangıçtan bugüne Türk Edebiyatının tarihi, tahlili ve tenkidi konulu büyük eseri ölümünden sonra çıktı. Daha çok, edebiyatla ilgili kitap ve araştırmalarıyla tanındı.

Eserleri; 

Şiir; Dağların Derdi (Yedi Meşaleciler’le birlikte), On İnkılap, Tunç Sesleri, Geçmiş Geceler, Bizim Türküler, Ergenekon, Hayat Şarkıları

Oyun; Yaman, Sanatkar

Deneme-İnceleme-Antoloji; En Güzel Türk Manileri, Lafonten Hikayaleri, Şâheserler Antolojisi, Divan Şiiri Antolojisi, Osmanlı Padişahları, Türk Edebiyatı Şâheserleri, Tekke Şiiri Antolojisi, Metinlerle Edebiyat, Namık Kemal, Şiir Defteri, Hikaye Defteri, Namık Kemal’in Şiirleri, Ziya Paşa’nın Şiirleri, Saz Şiiri Antolojisi, Türk Nesri Antolojisi, Meşhur Beyitler, Türk Edebiyat Tarihi, Türk Edebiyatı Antolojisi

Paylaşın