Selahattin Demirtaş, Yeşil Sol Parti’yi İşaret Etti

Yeşil Sol Parti için destek çağrısında bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, parti amblemini paylaşarak, “Bu görselin renkli çıktısını alıp evde buzdolabı kapısına, oda kapılarına yapıştırın lütfen. Ne olduğunu bilmeyen kalmasın, lazım olacak :)” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP’nin olası kapatılma durumuna karşı B planı olan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) için paylaşımda bulundu.

Demirtaş sosyal medya hesabı üzerinden parti amblemini paylaşarak “Bu görselin renkli çıktısını alıp evde buzdolabı kapısına, oda kapılarına yapıştırın lütfen. Ne olduğunu bilmeyen kalmasın, lazım olacak :)” ifadelerini kullandı.

Demirtaş’ın paylaşımı şöyle:

Öte yandan BBC Türkçe’den Günce Akpamuk’a konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın süreçle ilgili, “Bizim temsiliyetimizi sağlayan HDP yerine, seçime eğer HDP girmezse -ki öyle bir olasılık yüksek- o zaman Yeşil Sol Parti olarak gireceğiz. Dolayısıyla ittifak içerisindeki pozisyonumuzu temsilen bütün bileşenlerimizi kapsayan bir yerde, Yeşil Sol Parti orada olacak” dedi.

Böylece olası bir yasaklamada Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), Yeşiller Sol Parti çatısında seçime girme formülü netleşti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a “Helallik” Tepkisi

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın helallik istemesine tepki göstererek, “Eğer bir helalleşme olacaksa anahtarı teslim edeceksiniz, ölen canlar için özür dileyeceksiniz” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, ayrıca, “Depremin üzerinden 37 gün geçti, hâlâ molozlar, enkazlar var. 180 milyon ton enkaz bir yerlere taşınacak. Asbesti düşünüyorlar mı acaba?” diye sordu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Hatay’da, Millet Buluşması’nda açıklamalarda bulundu.

Hatay depreminde hayatını kaybeden vatandaşların mezarlarını ziyaret ettiğini belirten Kılıçdaroğlu Hatay Büyükşehir Belediye Başkanımız mezara Türk bayraklarını ve Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin bayraklarını asmış. Ankara’dan bayrakların kaldırılması için talimat geldi” dedi.

Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

“Hayatımda hiçbir zaman bu kadar üzülmedim. Türk bayrağını indirin diyor, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın bayrağını indirin diyor. Hatay Büyükşehir Belediyesi başka bir devlete mi ait arkadaşlar? Emin olun önce inanmadım, böyle şey olmaz dedim. Ama bunun olur olmadığını görmek benim vicdanımda derin yaralar açtı. Asla kabul etmiyoruz.”

“Bayrağımıza sahip çıkmak namusumuzdur. Vatanımıza sahip çıkmak da namusumuzdur. Depremde hayatını kaybeden vatandaşların yattığı mezarlık da büyükşehir belediye başkanlığına aittir. Bir toplumu ayrıştırmak kadar tehlikeli bir şey yoktur.”

“Benim ahlakım da vicdanım da inancım da hiç kimseyi ötekileştirmeden herkesi kucaklamaya açıktır. Böyle bir tabloyla karşılaşacağımı hiç düşünmüyordum. Bir bakan telefon edecek indirin bayrakları diyecek! Ne günlere kaldık.”

İBB Başkanı İmamoğlu’na teşekkür

Türkiye’nin olağansütü bir dönem yaşadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu “50 bine yakın vatandaşımız hayatını kaybetti. Olağanüstü kararlar almak zorundasınız” diye konuştu.

CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanının depremlerin etkilediği kentlerde koordinatör olarak görev yaptı.ğını ifade eden Kılıçdaroğlu “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu da Hatay’da koordinatör olarak görev yapıyor. Kendisini hepinizin huzurunda yürekten teşekkür ederim” diye konuştu.

Depremin üzeridnen 37 gün geçtiğini belirten Kılıçdaroğlu “Hâlâ molozlar, enkazlar var. 180 milyon ton enkaz bir yerlere taşınacak. Asbesti düşünüyorlar mı acaba? Gerekli önlemler alınmadığı takdirde kentlerin kanser üreten bölgelere dönüşebileceğini düşünüyorlar mı acaba? Bir çevre mühendisiyle görüştüler mi acaba? Devleti yöneten kişi bütün ayrıntılar düşünmek zorundadır” dedi.

“Özür dileyeceksiniz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın helallik istemesini de eleştiren Kılıçdaroğlu “Eğer bir helalleşme olacaksa anahtarı teslim edeceksiniz, ölen canlar için özür dileyeceksiniz” dedi.

Kılıçdaroğlu daha sonra Suriye sınırına gitti.

Burada açıklama yapan Kılıçdaroğlu “Bu necip milletin alnına ırkçılık gibi kara bir leke sürmeden, Suriyeli kardeşlerimizi en geç 2 yıl içinde kendi anavatanlarına göndereceğiz” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

“İran sınırını aşıp Türkiye’ye gelen Afganlıları da geldikleri İran’a geri iade edeceğiz. Bunu Suriye’nin de İran’ın da Afganistan’ın da bilmesini isteriz.”

“Açık ve net söylüyoruz. Arkamızda gizli bir hesap yok. Hiçbir ülkeye, hiçbir yabancıya karşı ön yargı yok. Ama biz kendi ülkemizde özgürce yaşamak istiyoruz. Kendi ülkemizin demografik yapısının değişmesini istemiyoruz.”

“Hududun namus olmasının temel gerekçesi, egemenlik sınırlarımızın belirlendiği alandır Hudut. O çizgilerin içinde kalan bizim egemenlik sınırlarımızdır. Bunu korumak da bizim namus borcumuzdur. Dolayısıyla, yol geçen hanına dönen sınır kapılarımızı kesinlikle Cumhurbaşkanlığımızda, tam tersini yapacağız, her sınır kapısı bizim namusumuz olacak.”

Öte yandan Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde kullanacağı tanıtım logosu da ilk kez kamuoyuyla paylaşıldı. Logo Kılıçdaroğlu’nun konuşması sırasında arka planda yer aldı.

Paylaşın

HDP’li Semra Güzel Hakkında 7 Yıl 6 Aya Kadar Hapis İstemi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, eski HDP milletvekili Semra Güzel hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan 3 yıldan 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame düzenledi.

Semra Güzel, öldürülen PKK’lı Volkan Bora ile çekilen fotoğraflar ortaya çıktıktan sonra, 3 Eylül 2022’de İstanbul’da gözaltına alınmış 4 Eylül’de ise tutuklanmıştı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) tutuklu Diyarbakır eski milletvekili Semra Güzel hakkında, “resmi belgede sahtecilik” suçundan 3 yıldan 7 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Güzel hakkında Ankara 3’ncü Sulh Ceza Hakimliği’nin dosyaları kapsamında yakalama kararı bulunduğu hatırlatıldı.

Güzel’in milletvekilliğinin 22 Aralık 2022’de TBMM Genel Kurulu 43’üncü birleşiminde alınan kararla düşürüldüğünün hatırlatıldığı iddianame, İstanbul 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Yargılama

İddianameyi kabul eden İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, kovuşturma dosyasından Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetkili olduğunu belirterek yetkisizlik kararı verdi ve dosyanın Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti.

İddianamenin kabul edilmesi halinde Güzel’in yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

Ne olmuştu?

HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in 2017’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin düzenlediği hava operasyonunda öldürülen PKK’lı Volkan Bora’yla çekildiği fotoğraflar 8 Ocak 2022’de ortaya çıkmıştı.

Fotoğrafların ardından Güzel hakkında 10 ve 12 Ocak itibari ile hazırlanan iki fezleke Adalet Bakanlığı’ndan Cumhurbaşkanlığı’na gönderilmişti.

20 Ocak’ta Güzel hakkında hazırlanan fezlekeler nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dokunulmazlığının kaldırılması görüşmelerine başlanmıştı.

Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon tarafından oluşturulan Hazırlık Komisyonu’nda Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması yönündeki karar AKP, MHP, CHP ve İYİ Parti’nin oylarıyla kabul edilmişti.

1 Mart’ta Meclis Genel Kurulu’nda yapılan oylamalarda Güzel’in dokunulmazlığı kaldırıldı ve böylece hakkındaki iddialarla ilgili yargı sürecinin önü açılmıştı.

Güzel, hakkında hazırlanan fezlekeler Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından HDP Kapatma Davası’na da ek delil olarak sunulmuştu. Güzel, 3 Eylül 2022’de İstanbul’da gözaltına alınmış, 4 Eylül’de ise tutuklanmıştı.

Paylaşın

HDP’li Sancar: Demokratik Dönüşümün Güvencesi Biziz

Partisinin haftalık grup toplantısında açıklamalarda bulunan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, Yeninin kurulması için demokratik ilkeler etrafında diyalog ve görüşme her defasında ilan ettiğimiz yöntemdir. Bu ilkeler etrafında birlikte hareket etmek, yeni bir gelecek etrafındaki herkesin halka karşı tarihsel sorumluluğudur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bizler sorumluluğumuz bilincindeyiz, herkesin de aynı sorumlulukla davranmasını bekliyoruz. Büyük barışın yolu HDP ile açılır, açılacaktır da. Demokratik dönüşümün güvencesi biziz, biz buradayız, hep birlikte başaracağız.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin TBMM’deki haftalık grup toplantısında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Sancar’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bu ülkenin kaynakları bütün yaraları sarmaya ve yeni bir inşaya yeter ama bu kaynaklar halk için, insan için, kentlerin sağlam kurulması için, sağlıklı barınma ihtiyaçları için kullanılmıyor. Evsiz kalan, vicdansızca artırılan kiralar karşısında çaresiz bırakılan depremzedelerin bu sorunların sorumlusu elbette bu iktidarın kendisidir.

Bu uyanık iktidar giderayak afet yeniden imar fonu adı altında bir fonla giderleri yine emekçi yoksul halkın sırtına yükleme arayışında. 21 yıldır topladığınız 38 milyar doları bulan deprem vergisini nereye harcadınız? Hesap vermekten kaçamayacaksınız. Bu talanın üstünü örtemeyeceksiniz. İzin vermeyeceğiz.

İki ay kaldı. 85 milyonun geleceğini kendi rant hırsına bağlayan bu iktidar düzeninden ülkeyi hep birlikte kurtaracağız. Dayanışmada başardığımız gibi, özgür, eşit, çoğulcu bir demokrasiyle beraber yeni yaşam alanlarımızı da inşa edeceğiz. Buna kararlıyız, irademiz ve gücümüz yeter. Birlikte yürüyeceğiz ve bu düzeni bu iktidarla birlikte mutlaka değiştireceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

“Bu güçle seçimleri de yeni bir başlangıcın miladı haline getirmeye kararlıyız”

Seçim sürecine yönelik hazırlıklarımız devam ediyor. Seçim tarihi ilan edildiği gün biz hazırız demiştik. HDP kurulduğu günden bu yana demokrasi ittifakı ve üçüncü yol siyaseti üzerinden var oldu. Demokrasi ittifakı çağrımız Emek ve Özgürlük İttifakı’na evrilmiş ve toplumsal ve siyasal olarak büyük karşılık görmüştür.

Attığımız her adımda ülkenin demokratik geleceğine bir tuğla koyuyoruz. 14 Mayıs seçimlerine en geniş demokrasi ittifakıyla girmek için her türlü çabayı sarf etmeye devam ediyoruz. Kendi öz gücümüze ve halkımızın sonsuz güvenine sonuna kadar inanıyoruz. Bu güçle seçimleri de yeni bir başlangıcın miladı haline getirmeye kararlıyız.

Halkımızın her şart altında bize verdiği destek halkımıza karşı borcumuzdur. Bu ülkenin bütün halklarını eşit, özgür, demokratik bir düzende yaşatmak bizim boynumuzun borcu, tarihsel görevimiz ve sorumluluğumuzdur. Önümüzdeki seçimlerin önemini anlatmaya gerek yoktur.

İktidarın kendisiyle birlikte ülkeyi de uçuruma sürüklemesine izin vermeyeceğiz. En güçlü mücadele ortaklığını yaratma çalışmalarında çok yol aldık, daha da yol almamız gerekiyor. Biz sorumluluklarımızın farkındayız, değişimi ve dönüşümü ancak kendi öz gücümüzle başarabileceğimizin farkındayız. Politikalarımızı buna göre inşa ediyoruz.

“Demokratik dönüşümün güvencesi biziz, biz buradayız, hep birlikte başaracağız”

Bu seçimlerden en güçlü temsiliyetle çıkmak zorundayız. Yeni bir ülke, yeni bir yaşam kurmak istiyorsak parlamentoya ve demokratik siyasete en büyük desteği yaratmak için buradayız. Bunu yaratmak için de yeterince kaynağımız, umudumuz, gücümüz var. İşte biz bu hedefle yürüyüşümüzü sürdürüyoruz.

Sorunlarımızın çözümünü kişilere ya da liderlere dayanan yönetim anlayışıyla değil, hakları anayasal güvence altına alan, eşit yurttaşlık ilkesine dayanan güçlü bir demokratik sistemin yaratılmasıyla mümkün. Bu nedenle önümüzdeki seçimler baştan sonra yeni bir sistemin kurulması için imkan sunuyor bizlere.

Yeninin kurulması için demokratik ilkeler etrafında diyalog ve görüşme her defasında ilan ettiğimiz yöntemdir. Bu ilkeler etrafında birlikte hareket etmek, yeni bir gelecek etrafındaki herkesin halka karşı tarihsel sorumluluğudur.

Bizler sorumluluğumuz bilincindeyiz, herkesin de aynı sorumlulukla davranmasını bekliyoruz. Büyük barışın yolu HDP ile açılır, açılacaktır da. Demokratik dönüşümün güvencesi biziz, biz buradayız, hep birlikte başaracağız.”

Paylaşın

Tekstil Ve Hazır Giyim Sektörü De Depremlerle Sarsıldı

11 ilde büyük yıkıma ve on binlerce can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler tekstil ve hazır giyim sektörünü de sarstı.

Sektör için pamuklu iplik ve dokuma kumaşta en büyük tedarikçilerin deprem bölgesinde bulunduğunu hatırlatan Arta Tekstil’in Kurucu Ortağı Arif Nalbant, “Kahramanmaraş, Gaziantep ve Malatya’daki tedarikçilerimizin fabrikalarında çok hasar olmasa bile, personel ve aileleri evlerine giremediği için başka şehirlere gitmek zorunda kaldı. Bu nedenle fabrikaların verimli üretim aşamasına geçmesi biraz zaman alacak.

Bu da bizim için önümüzdeki günlerde tedarik sorunu ve fiyatlarda artış olasılığını artırıyor. Gelecek süreçte konfeksiyon üreticisi olan müşterilerimizin ihtiyacını karşılayabilmek için bir süre ithal kumaş kullanmak zorunda kalabiliriz. Pakistan, Çin veya Hindistan’dan ithalat da vakit alacağı için önümüzdeki 2-3 ayın zorlu geçmesini öngörüyoruz” dedi.

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve 11 ili etkileyen iki büyük deprem, tekstil ve hazır giyim sektörünü vurdu. Deprem bölgesindeki tekstil firmalarının bir bölümü üretimlerini askıya almak zorunda kalırken, söz konusu tesislerin yeniden faaliyete geçmesi ise zaman alacak.

Dünya gazetesinden Nilgün Özdemir’in haberine göre, örme ve dokuma kumaş alanında çalışmalarını yürüten Arta Tekstil’in Kurucu Ortağı Arif Nalbant, fabrikalarının Marmara Bölgesi’nde olduğu için depremden etkilenmediğini anlatarak, afet bölgesinde yaraların sarılması, sektörlerin toparlanabilmesi için desteklerini sürdüreceklerini söyledi.

Pamuklu iplik üretimiyle birlikte dokuma ve örme kumaş üretiminde ciddi düşüşlerin olabileceğine dikkat çeken Nalbant, “Hasar gören fabrika yapılarının inşası, makinelerin onarılarak ya da gerekirse yenilenerek, yerinden oynadığı için en azından kalibrasyonlarının yapılarak işleme alınması vakit alacak. Bu süre zarfında tedarik zinciri aksayacağı için siparişlerde gecikmeler hatta iptaller olabilir. Bu durum konfeksiyon sektörümüzü zorlayacak fakat el birliğiyle bu zorlu dönemin de üstesinden geleceğimize eminiz” açıklamasını yaptı.

Deprem bölgesinin tekstil açısından önemli miktarda üretim yapan fabrikaların olduğu büyük bir alan olduğunu belirten Nalbant, bölgede yer alan üretim alanlarının zarar görmesinin hem sektörü hem de istihdamı direkt olarak etkileyeceğini bildirdi.

Türkiye’nin gerek dokuma ve örme kumaş üretiminde gerekse bu ürünlere boyama, baskı apre ve sanfor gibi işlemleri gerçekleştirmede büyük üretici ülkelerden olduğunu anlatan Nalbant, dünya genelinde ise 2025’e kadar her yıl yüzde 4,6 büyüme beklendiğini bildirdi. Tekstil sektörünün dünyada pazar büyüklüğünün 380 milyar doları geçtiğini vurgulayan Nalbant, “Bu pazardan Türkiye, önemli bir pay alıyor. Türkiye’de giderek büyüyen tekstil ve ham maddeleri sektörü dış ticaret fazlası veren sektörlerden biri ve net ihracatçı yapısıyla dikkat çekiyor” dedi.

Üretim çarklarının düzenli ve sağlıklı işleyebilmesi için yetişmiş eleman ve ara eleman sıkıntısı yaşandığını söyleyen Nalbant, günümüzde gençlerin tekstil sektörüne çok fazla ilgi duymadıklarını belirtti. Dünyayı etkileyen resesyon endişesinin sektörü etkilediğini, bu sebeple işletmelerin geleceğe dönük adımlar atması gerektiğine dikkat çekti.

‘Tedarik sorunu ve fiyatlarda artış bekleniyor’

Sektör için pamuklu iplik ve dokuma kumaşta en büyük tedarikçilerin deprem bölgesinde bulunduğunu hatırlatan Nalbant, “Kahramanmaraş, Gaziantep ve Malatya’daki tedarikçilerimizin fabrikalarında çok hasar olmasa bile, personel ve aileleri evlerine giremediği için başka şehirlere gitmek zorunda kaldı. Bu nedenle fabrikaların verimli üretim aşamasına geçmesi biraz zaman alacak.

Bu da bizim için önümüzdeki günlerde tedarik sorunu ve fiyatlarda artış olasılığını artırıyor. Gelecek süreçte konfeksiyon üreticisi olan müşterilerimizin ihtiyacını karşılayabilmek için bir süre ithal kumaş kullanmak zorunda kalabiliriz. Pakistan, Çin veya Hindistan’dan ithalat da vakit alacağı için önümüzdeki 2-3 ayın zorlu geçmesini öngörüyoruz” dedi.

Paylaşın

Karamollaoğlu: Cumhur İttifakı İçilemeyecek Bir Çorbaya Döndü

Cumhur İtitfakı’nda genişleme çabalarını değerlendiren SP Lideri Karamollaoğlu, “Benim gördüğüm, çaresizliğin ifadesi. Tayyip Bey, bunların hepsine karşı bir tavır sergilemişken, şimdi kırık dökük ne varsa toplama gayretine girdi. Bu netice verir mi, verir… Birkaç 100 bin oy artar ama kurtuluşa vesile olmaz” dedi ve ekledi:

“Herkese bir menfaat vererek, o çevrenin oyunu almak istiyor ama o çevre de bunu görüyor. (HÜDA PAR ile görüşmeler) Cumhur İttifakı içilemeyecek bir çorbaya döndü. Geçmişte birbirlerine karşı en ağır hakaretleri yapanlar şimdi kucaklaştı. Bunu Türkiye’yi düşünürek yaptıkları kanaatinde değilim, tamamen şahsi menfaatlerini düşünerek yapıyorlar.”

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Milliyet gazetesinden Hande Atılgan’ın sorularını yanıtladı. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karamollaoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

(Kılıçdaroğlu’nun adaylığının SP’de açıklanmasına yönelik eleştiriler) Bu yorumları yapan arkadaşları hayretle izliyorum. Erbakan Hoca da siyasete atıldığında ilk koalisyonu CHP ile kurdu. O gün söylenilenler bugün tekrar ediliyor. O ittifakı maalesef kendini diğerlerinden daha dindar, takva sahibi sananlar bozdu. Zaman geçti, çoğu Erbakan Hoca’dan özür diledi ama iş işten geçti.

“Güçlü Türkiye’yi önemsiyoruz”

CHP eski söylemlerini bütünüyle reddetti. Bundan dolayı da itibar kaybına uğramadı. Bu açılmadan dolayı biz de diyalog kurmayı önemsedik. Sayın Kılıçdaroğlu, Kudüs Mitingi’nde önemli bir konuşma yaptı. Erbakan Hoca’dan bize miras kalan bir sıralama var. Önce adalet, sonra güzel ahlak gelir. Güçlü Türkiye’yi önemsiyoruz. Bir, her sahada kendimize yeterli hale gelmeliyiz ki yarın dış politikadaki bir tutumumuzdan ötürü boğazımıza çökmesinler. İki kalkınmayı Türkiye’nin tamamında yapmalıyız, İstanbul’da ne varsa niye Diyarbakır’da olmasın… Üç, milli gelirin adil dağılımını istiyoruz.

(Liderlerin ortak dili tabana yansıyor mu?) Tabanda bazı reaksiyonlar var, maalesef eski alışkanlıklardan, geçmişte uygulanan ters politikalardan dolayı. Biri ‘yanlış yaptım’ deyip bir adım atarsa, biz de ona atarız. Tayyip Bey buna yanaşmıyor. Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi ilk defa böyle bir noktaya getirebilmek için ciddi bir adım attı. Onlar bu çabaları yapacaklar, biz olduğumuz yerde oturup topyekün ‘gelip Saadet’li olun’ diyemeyiz.

İttifak içi ittifak formülü.

(CHP’ye oy vermeye eli gitmeyenler gelsin diye mi?) Bu da var ama esasında toplumda AK Parti’den kopmuş yüzde 15’lik bir kesim var, güven arıyorlar. ‘Bunlar da iktidara gelebilir’ denilmeli. Bu 3’lü ittifak bunu sağlar diye umut ediyorum. Güçlü bir muhalefet olursa, eli CHP’ye oy vermeye gitmiyorsa, buraya gelir. Bunu ilk arkadaşlarımız (Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu) AK Parti’den ayrıldıktan ve siyasi pozisyonlarını belli bir şekilde devam ettirmek istemelerinin anlaşılması üzerine dillendirdim. En az 1,5 yıllık geçmişi var. Gerçekleştirebilirsek ciddi sıçrama yapabiliriz, hem siyasi partiler hem ittifak olarak.

Burada bir yığılma, bir kümelenme meydana gelir. Teklifi kendilerine götürdüm, 5-10 gün içinde karar verilmesi lazım. Millet İttifakı çatısı altında olacağız. Benim dediğim, onu biraz ileri taşımak. Gerçekleşirse, devrim mahiyetinde siyasi hamle olur. Tabandan çok daha farklı kesimlerden destek alacağımızı umut ediyorum.

‘Her lider kendi karar verecek’

(Akşener’in ‘liderler aday olmayacak’ açıklaması) Böyle bir karar alınmadı. Bu değişebilir. (Her lider kendi mi karar verecek?) Evet.

(Anketlere ilişkin) Son gelişmeler üzerine tereddütlü insan çok. Deprem faciası, gecikmeler ve Tayyip Bey’in tavrı… Sadece Adıyaman değil, deprem bölgesinin tamamından helallik dilemeli. Ne askerler ne AFAD girebildi; oradaki perişanlığın farkında değil Tayyip Bey. Millet karar verirken, iktidarın icraatta yaptığı hataları görmezden gelirse, vay halimize. Ama ben gördüğünü zannediyorum.

“Cumhur İttifakı içilemeyecek bir çorbaya döndü”

(Cumhur İtitfakı’nda genişleme çabaları) Benim gördüğüm, çaresizliğin ifadesi. Tayyip Bey, bunların hepsine karşı bir tavır sergilemişken, şimdi kırık dökük ne varsa toplama gayretine girdi. Bu netice verir mi, verir… Birkaç 100 bin oy artar ama kurtuluşa vesile olmaz. Herkese bir menfaat vererek, o çevrenin oyunu almak istiyor ama o çevre de bunu görüyor. (HÜDA PAR ile görüşmeler) Cumhur İttifakı içilemeyecek bir çorbaya döndü. Geçmişte birbirlerine karşı en ağır hakaretleri yapanlar şimdi kucaklaştı. Bunu Türkiye’yi düşünürek yaptıkları kanaatinde değilim, tamamen şahsi menfaatlerini düşünerek yapıyorlar.

Paylaşın

Uysal’dan “Millet Hesap Sorulmasını İstiyor” Çıkışı

Demokrat Parti Lideri Gültekin Uysal, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Milletimiz, kendi kaynaklarını yağmalayanlardan hesap sorulmasını istiyor. Suç işlememiş insanların korkacağı bir şey yok!” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Devletimizi aciz göstermeyin diye caka satıyorlardı, yardım yapılacaksa benim siyasetime akredite kurumlar üzerinden yapılır diyorlardı. Şimdi çay, şeker istiyorlar! Zaafiyeti ifade eder hale geldiler. Babaların, annelerin feryadı, en küçük bir mahcubiyet duymayanların omuzundadır.”

Uysal, açıklamasının devamında, “Hiç bir ölçülerinin olmadığını, hedefe gitmek için neler yapabileceklerini gösteriyorlar. Çaresizliğin fotoğrafı!

AKP’nin adaleti “Deniz Feneri” davasında batmıştı. Kendi siyasetlerine zararı olmasın diye o mahkemelere müdahale ettiler.

Allah’tan ekonomistler, bir de olmasalar vay halimize! Bu ülkenin hangi varlığı nereye ipotek edilmiş, hangi varlığı nereye satılmış; bilgimiz yok!

Cumhur İttifakının tek bir hedefi var; Erdoğan’ın iktidarını devam ettirmek.” ifadelerini kullandı.

Millet İttifakı’nı oluşturan partiler arasında yer alan Demokrat Parti’nin Genel Başkanı Gültekin Uysal, sosyal medya hesabından sıralı mesajlar paylaştı. Uysal’ın mesajları şu şekilde;

“Umuda #İhtiyacımızVar Bu büyük ülkenin nereden geldiğini biliyoruz.
Bu ülkede doğan insanlarımızın bu topraklarda geleceğini şekillendirmesi için umuda ihtiyacı var.

Bir Milletin kaderinin nasıl değiştiğini, bir kişinin bir Milletin kaderini nasıl değiştirdiğine şahidiz. Büyük Atatürk’ün Harbiye’ye girişi de bu değişikliğin başlangıcı!

Atatürk ve arkadaşları Türkiye Cumhuriyeti’ne bir yüz yıl kazandırmış. Bugün hepinizin sorumluluğu yeniden bu Büyük Ülkeyi, Cumhuriyetin kurucu değerleri ile yeni bir yüzyıla taşımak. Sorumluluğumuz huzur üreten, refah üreten, güvenlik üreten bir ülke halinde gelmesi.

Bir sistemin etkinliğinin, sağlıklı işleyip işlemediğinin kanıtı bu gibi hadiselerdir.

Biz Manavgat’ta, Milas’ta yangınlarda bu “fiyasko”nun provasını yaptık!

O gün orada THK’nin nasıl çökertildiğini, Orman Genel Müdürlüğü’nün böyle bir felakete hazırlık yapmadığını gördük.

Bu gibi bir felakette tüm Milli güç unsurlarının sevk edilmesi gerekirdi.

Bugün deprem bölgesinde kaç insanımızı kaybettiğimize dair şüphelerimiz var!

Sadece seçime yönelik bir acelecilikle, teknik analizleri, alt yapı çalışmaları adam akıllı yapılmadan bir inşa sürecine girildi.

Yıllardır devleti ele geçireceğiz diye uğraşıyorlar; Kızılay’ı ele geçirdiniz de ne oldu?

Sayın Erdoğan’ın bütün hesabı; seçim arefesinde böyle bir deprem yaşandı, acaba ben nasıl zarar görmem!

“Ne istediniz de vermedik” diyerek neler yaptığını itiraf eden Erdoğan, bu tavrı ile ülkeyi 15 Temmuz’da bir darbe ile burun buruna getirdi. Sonrasında da helallik istedi!
Milletimiz affetsin dedi!

Sadece sandıkta değil, bunun hesabı hukuk önünde de sorulacak! Görevini yapmayan, hazırlık yapmayan, bu felakete sebep olan kim varsa hesabını vermeli!

Milletimiz, kendi kaynaklarını yağmalayanlardan hesap sorulmasını istiyor. Suç işlememiş insanların korkacağı bir şey yok!

Devletimizi aciz göstermeyin diye caka satıyorlardı, yardım yapılacaksa benim siyasetime akredite kurumlar üzerinden yapılır diyorlardı. Şimdi çay, şeker istiyorlar! Zaafiyeti ifade eder hale geldiler. Babaların, annelerin feryadı, en küçük bir mahcubiyet duymayanların omuzundadır.

Hiç bir ölçülerinin olmadığını, hedefe gitmek için neler yapabileceklerini gösteriyorlar.
Çaresizliğin fotoğrafı!

AKP’nin adaleti “Deniz Feneri” davasında batmıştı. Kendi siyasetlerine zararı olmasın diye o mahkemelere müdahale ettiler.

Allah’tan ekonomistler, bir de olmasalar vay halimize! Bu ülkenin hangi varlığı nereye ipotek edilmiş, hangi varlığı nereye satılmış; bilgimiz yok!

Cumhur İttifakının tek bir hedefi var; Erdoğan’ın iktidarını devam ettirmek.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: 418 Milyar Doları Kim Çaldı, Nasıl Çaldı Ortaya Çıkacak

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin 418 milyar doları çalınmış. Kim çaldı, nasıl çaldı ortaya çıkacak. Ortaya çıkmakla da kalmayacak; her kuruşu geri alınacak. Yağma düzeni son bulacak, nepotizm, kayırmacılık son bulacak” dedi ve ekledi:

“Ucu nereye gidiyorsa gitsin. Evrensel hukuk kaideleri içinde, kesinlikle ve kesinlikle hukuk içinde kalınarak yapılması gereken ne varsa yapılacak. Bunun önünde durmak isterlerse kendileri bilir. Tercih onların…”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü gazetesinden Aytunç Erkin’e açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, “Adaylığınız açıklanana kadar geçen sürede ‘Sadece 5’li çete değil bazı finans çevreleri’ tarafından da size karşı duvar örüldüğünü söylediniz. Bugün de bu finans çevrelerinin size karşı duvar olacağını düşünüyor musunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Bu duvarı nasıl yıkacaksınız? Bakın; altılı masanın bir ortak politikalar metni ve bu metinle birlikte de bir anayasa önermesi var. Bu iki metnin özeti size göre nedir derseniz, demokrasidir, hak- hukuk adalettir. Ama yaşamın her alanında hak, hukuk ve adalettir. Siyasette, eğitimde, sanatta, iş dünyasında, çalışma hayatında, doğa politikalarında, ekonomide; her alanda hak, hukuk ve adalet. Haliyle biz yaşamın her alanında demokrasiyi tesis edeceğiz ve adaleti sağlayacağız.

Bakın, bu ülkenin 418 milyar doları çalınmış. Kim çaldı, nasıl çaldı ortaya çıkacak. Ortaya çıkmakla da kalmayacak; her kuruşu geri alınacak. Yağma düzeni son bulacak, nepotizm, kayırmacılık son bulacak. Ucu nereye gidiyorsa gitsin. Evrensel hukuk kaideleri içinde, kesinlikle ve kesinlikle hukuk içinde kalınarak yapılması gereken ne varsa yapılacak. Bunun önünde durmak isterlerse kendileri bilir. Tercih onların…”

Kılıçdaroğlu, “Rövanş duygunuz var mı? Çünkü kutuplaştırmadan en çok yakınan sizsiniz.” sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi:

“Hayatımın hiçbir döneminde rövanşist olmadım. Ahlaka ve vicdana sığmayan, hukuk dışı tüm uygulamaların karşısında oldum ama rövanşist olmadım. İktidarı devraldığımızda geçmişe elbette bakacağız. Geçmişte yaşananlar arasında hukuk dışı bir takım uygulamalar varsa bunların gereğini elbette yargı yapacaktır. Ama bunu yaparken rövanşist, intikamcı bir yöntemi asla benimsemem, benimsenmesine de izin vermem. Altılı masanın tüm liderleri de benimle aynı noktada.”

Söyleşinin tamamını BURADAN okuyabilirsiniz.

Paylaşın

Türkiye, En Büyük Silah Tedarikçileri Arasında 12. Sırada

Türkiye’nin 2013 ile 2017 yılları arasında yüzde 0.69 olan küresel ihracattaki payı 2018 ile 2022 yılları arasında yüzde 1.1’e çıktı, en büyük silah tedarikçileri arasında Türkiye 12. sırada yer aldı.

Türkiye’nin aynı dönemlerde silah ithalatındaki küresel payı ise yüzde 2,4’ten yüzde 1,3’e indi. Silah ithalatı listesinde 19’uncu sırada olan Türkiye en çok Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’a silah gönderirken, Türkiye’nin en büyük tedarikçileri İtalya, İspanya ve Rusya olarak kaydedildi.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’ye silah ihracatının, iki ülke arasındaki gerginliklerden dolayı önemli ölçüde azaldığı, ABD’nin silah ihraç ettiği ülkeler listesinde Türkiye’nin 2013-17 ile 2018-22 zaman dilimlerinde 7’inci sıradan 27’ye düştüğü açıklandı.

İsveç merkezli Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), yayınladığı son raporunda küresel silah transferine ilişkin verileri paylaştı.

Rapora göre Türkiye’nin 2013-17 arasında yüzde 0.69 olan küresel ihracattaki payı 2018-22 döneminde yüzde 1.1’e çıktı, en büyük silah tedarikçileri arasında Türkiye 12’inci sırada yer aldı.

Türkiye’nin aynı dönemlerde silah ithalatındaki küresel payı ise yüzde 2,4’ten yüzde 1,3’e indi. Silah ithalatı listesinde 19’uncu sırada olan Türkiye en çok Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’a silah gönderirken, Türkiye’nin en büyük tedarikçileri İtalya, İspanya ve Rusya olarak kaydedildi.

Rusya-Ukrayna savaşının küresel silah sevkiyatına etkisi

Küresel çapta silah transferinin yüzde 5,1 oranında azalmasına rağmen Avrupa silah ithalatını yüzde 47 artırarak en çok silahlanan kıta oldu. NATO üyesi Avrupalı ülkelerde ise bu rakam yüzde 65’e çıktı. Avrupa’nın silahlanmasındaki en büyük etken olarak Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Kremlin ile diğer Avrupa ülkeleri arasında yaşanan gerilimler gösterildi.

2018 ila 2022’de dünya çapında en çok silah ithal eden ülkeler arasında 14’üncü olan Ukrayna, sadece geçen yıl 11 basamak atlayarak üçüncü ülke konumuna geldi.

ABD’nin silah ihracatı 2013-17 ve 2018-22 dönemlerinde yüzde 33’ten 40’a çıkarken, Rusya’da ise bu oranlar yüzde 22’den 16’ya geriledi. ABD, küresel silah ticaretinde yüzde 40’lık pay ile en büyük tedarikçi olarak kayda geçti. Uzmanlar, Rusya’nın ihracattaki payını azaltmasını, Moskova’nın önceliği kendi kolluk kuvvetlerini güçlendirmek istemesine ve ABD’nin müttefiklerine Rusya aleyhine baskı yapmasına bağlıyor.

En çok silah ithal eden 10 ülkeden 3’ü Orta Doğu’dan

Suudi Arabistan, Katar ve Mısır en çok silahlan 10 ülke arasında yer aldı. Listenin ikinci sırasındaki Suudi Arabistan’ın 2018-2022 diliminde küresel silah ithalatındaki payı yüzde 9,6 olarak rapor edildi. Katar ise silah ithalatı oranını söz konusu zaman dilimlerinde yüzde 311 artırarak üçüncü sıraya yerleşti.

ABD, Rusya ve Fransa’dan sonra en büyük silah tedarikçilerinin ihracat oranları azaldı. Çin yüzde 23, Almanya yüzde 35, Birleşik Krallık yüzde 35, İspanya yüzde 4,4 ve İsrail yüzde 15 daha az silah ihraç etti. İtalya ve Güney Kore ise ihracat oranlarını sırasıyla yüzde 45 ile yüzde 74 arttırdı.

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Ve Milletvekili Seçim Takvimi Resmi Gazete’de

Resmi Gazete’de yayınlanan seçim takvimine göre, cumhurbaşkanı adayları 14 Mayıs’ta yani ilk turda yeterli oyu alamazlarsa, ikinci tur seçim 28 Mayıs’ta yapılacak.

Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde yurt dışında ve gümrük kapılarında oy verme işlemi 20 Mayıs Cumartesi günü başlayacak, 24 Mayıs Çarşamba günü sona erecek.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 14 Mayıs cumhurbaşkanı seçimi ve 28’inci dönem milletvekili seçimleri için hazırladığı takvim, Resmi Gazete’de yayımlandı. Seçim takvimi şöyle:

18 Mart: Seçim takviminin başlangıç tarihi
20 Mart: Seçmen listeleri askıya çıkarılacak
24 Mart: İttifak yaparak seçime katılma kararı alan siyasi partilerin genel başkanlarının imzalarını ihtiva eden ittifak protokolünü YSK’ya teslim etmeleri için son gün

31 Mart: Cumhurbaşkanı aday listesi Resmi Gazete’de yayınlanarak kesinleşecek. Cumhurbaşkanı seçimi için propaganda dönemi başlayacak
2 Nisan: Seçmen listeleri askıdan indirilecek. Askıdaki listelere yapılacak itirazlar 3 Nisan günü karara bağlanacak.
12 Nisan: Yurt içi ve yurt dışı seçmen kütükleri kesinleşerek, seçmenlerin oy kullanacağı yer ile sandıklar belirlenecek

19 Nisan: Milletvekili aday listeleri Resmi Gazete’de yayımlanarak kesinleşecek
27 Nisan: Gümrük kapıları ve yurt dışında oy verme işlemi başlayacak
9 Mayıs: Yurt dışında oy verme işlemi sona erecek
13 Mayıs: Seçim propagandası sona erecek

Cumhurbaşkanı adayları ilk turda yeterli oyu alamazlarsa, ikinci tur seçim 28 Mayıs’ta yapılacak. Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde yurt dışında ve gümrük kapılarında oy verme işlemi 20 Mayıs Cumartesi günü başlayacak, 24 Mayıs Çarşamba günü sona erecek.

Depremzedeler için takvim nasıl işleyecek?

İçişleri Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamaya göre, 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerde kayıtlı ancak şu an başka kentlerde ikamet eden vatandaşlar, 17 Mart 23:59’a kadar e-devlet üzerinden adres bilgilerini güncelleyebilecek.

İçişleri Bakanı Soylu 11 Mart’ta yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Bugün ayın 11’i, bugün sabahtan itibaren depremzede vatandaşlarımız eğer bir başka vilayete taşınmış iseler ve eğer bugüne kadar kayıtlarını almamış iseler, e-Devlet üzerinden, ilgili nüfus idareleri üzerinden yani Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğünün il ve ilçe nüfus müdürlükleri üzerinden, aynı zamanda buralarda bulunan nüfusmatikler üzerinden kendi kayıtlarını şu anda taşınmış bulundukları yerlere alabilirler.

Bunu hangi tarihe kadar alabilirler? Ayın 17’si saat 23.59’a kadar bunu gerçekleştirebilirler. Peki 18’i 00.00’dan itibaren ne olur, eğer bir uzatılma söz konusu olmazsa seçimlerde oy kullanabilmek için geçmiş seçimlerde olduğu gibi YSK inisiyatifine geçtiği cihetiyle o tarihten itibaren yapacakları şey, ilçe seçim kurullarına müracaat etmektir.”

Paylaşın