Erdoğan, Depremin Vurduğu Hatay’da: Bize Düşen Helallik İstemektir

Hatay’da Kırıkhan Stadyumu yanına kurulan çadır kenti ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, “Her türlü gayreti göstermemize rağmen eğer sıkıntılar yaşadıysanız bize düşen helallik istemektir” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan, konuşmasında, u ana kadar deprem bölgesinde 426 bin çadır kurduklarını, 2 ay içerisinde 100 bin konteyneri de faaliyete geçirmeyi planladıklarını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kamu görevlileri, sivil toplum kuruluşları, gönüllüler, ferdi olarak yardıma gelenlerle neredeyse yarım milyon insan deprem bölgesinde vazife üstlendi” dedi.

Yeni konutları inşası için gereken hazırlıkları süratle yürüttüklerini belirten Erdoğan, “Hasar tespit çalışmaları bitince netleşecek olmakla birlikte mevcut duruma göre Hatay’da 183 bin konut ve 15 bin köy evi yapmayı planlıyoruz” diye konuştu.

Erdoğan ayrıca böylesi bir felakette “kimi aksaklıkların yaşanmamasının mümkün olmadığını” vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından incelemelerde bulunmak üzere, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Hatay’ın Kırıkhan ilçesini ziyaret etti.

Kırıkhan Stadyumu yanında kurulan çadır kenti ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, incelemelerinin ardından yaptığı açıklamada, Türkiye’de 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin, son asırda maruz kalınan en büyük felaket olarak tarihe geçtiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diledi. Aynı gün art arda yaşanan iki büyük deprem ve onları izleyen binlerce artçı sarsıntının 21 ile ulaşan geniş bir alanda hissedildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu deprem sonucu, 11 ilin 62 ilçesinde, herkesi yasa boğan can kayıplarının ve yıkımların yaşandığını anlattı ve vefat edenler için “Fatiha” duası okudu.

Deprem günü ve takip eden birkaç gün Türkiye’de ağır kış şartlarının hâkim olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Deprem, ulaşım ve haberleşme altyapısına ciddi zarar vermişti. Buna rağmen devlet olarak tüm gücümüz ve personelimizle bir an önce depremzede vatandaşlarımızın yardımına koştuk. Yıkıntıların altında kalanlara ulaşmak için arama kurtarma ekiplerini seferber ettik. Acil gıda ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak için, ülkemizin dört bir yanından binlerce tır malzemeyi bölgeye gönderdik. Gelen yardımları ve tahliye olan insanlarımızı organize etmek için bakanlarımızla, valilerimizle, milletvekillerimizle gece gündüz depremzede vatandaşlarımızla bütünleşerek, bunun altından kalktık, kalkıyoruz.

Devlet ve millet hep beraber, tek yürek, tek bilek olarak deprem bölgesine doğru adeta sel olup aktık. Kamu görevlileriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, gönüllüleriyle, ferdi olarak yardıma gelenlerle birlikte, neredeyse yarım milyon insan deprem bölgesinde vazife üstlendi. Askeriyle, polisiyle, jandarmasıyla, sağlıkçısıyla, diğer kurumlarımızın ekipleriyle devletimiz sahadaydı. Belediyelerimiz, başkanları, personelleri, araç gereçleriyle ilk günden itibaren buradaydı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin dört bir ucundaki ihtiyaç duyulabilecek her türlü ekibi, iş makinasını, malzemeyi bölgeye yönlendirdiklerini kaydetti. Depremde zarar gören Hatay Havalimanı’nı bir hafta içinde yeniden işler hâle getirerek, çalışmaların kolaylaşmasını sağladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama gel gör ki ana muhalefet ‘havalimanını biz onardık’ yalanını ortaya koydu. ‘Oranın hafriyatını biz taşıdık’ yalanını ortaya attı. Yaptıkları böyle bir şey yok” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Serinyol’a geldiğinde, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım’a, “Hemen arkadaşlarımızla beraber geçin havalimanına, burada, havalimanının yapımında emeğin var, orada basın toplantısını da yap ve bunların yalanını ortaya koy” dediğini aktardı.

Yaptıkları uluslararası çağrıya cevap veren 100 ülkenin 90’ından gelen arama kurtarma ve yardım ekiplerinin de çok faydalı çalışmalar yürüttüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin bu zor gününde, bizimle dayanışma sağlayan herkese, yurt içi ve yurt dışındaki tüm gönül dostlarımıza bir kez daha milletim adına, şahsım olarak şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

“İnşallah Hatay’ı asla yalnız bırakmayacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremden sonra 8 Şubat’ta, müteakiben 20 Şubat’ta Hatay’a geldiklerini hatırlatarak, burada hem depremzede vatandaşlara geçmiş olsun ve taziye dileklerini sunduklarını hem de çalışmaları yerinde inceleyerek gereken talimatları verdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün üçüncü kez Hatay’a geldiğini belirterek, “Cumhur ittifakı olarak da buradayız. Geçen sefer olduğu gibi MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile birlikte bu ziyaretleri yaptık. İnşallah Hatay’ı asla yalnız bırakmayacağız” dedi.

Deprem gününden itibaren koordinatör bakanlar, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın hep bölgede olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer bakanların da kendi alanları ile ilgili konuları takip etmek üzere defalarca Hatay’a geldiğini kaydetti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci’nin sürekli bölgeye geldiğini, milletvekillerinin vatandaşlarla olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazıları, kendi yakınlarından pek çok kişi kaybetmiş olmalarına rağmen, başta Hüseyin Yayman kardeşim, acılarını yüreklerine gömüp, şehirleri için canla başla çalıştılar. Diğer yerlerden arkadaşlarımız da sizlere destek vermek, faydalı olmak için Hatay’ı yol yaptı. Biz de önümüzdeki dönemde her fırsatta şehrimize gelerek sizlerle dertleşecek, yapılan çalışmaları bizzat denetleyeceğiz. Başbakanlığımdan bugüne Hatay’a yaptığımız altyapı ve üstyapı yatırımlarındaki emeğimizi Hataylı kardeşlerim çok iyi bilir. Bizim burada emeğimiz var, dertliyiz. Bundan sonra da emeğimiz olacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremin ilk günlerindeki öncelik olan arama kurtarma çalışmalarının bitmesiyle, enkaz kaldırma faaliyetlerini hızlandırdıklarını belirterek, “Sırf enkaz kaldırma çalışmasının bile ne kadar büyük ve meşakkatli bir iş olduğunu en iyi siz görüyor ve siz biliyorsunuz” diye konuştu.

Bölgede yeni konutların inşası için gereken hazırlıkları da süratle yürüttüklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Hasar tespit çalışmaları bitince netleşecek olmakla birlikte, mevcut duruma göre Hatay’da 183 bin konut ve 15 bin köy evi yapmayı planlıyoruz. Kırıkhan’da inşa edileceğimiz konut sayısı ise 15 bin 785’tir. Bölge genelinde inşa edeceğimiz mesken ve köy evi sayısı 650 bini buluyor. Yer seçimi yapılan, zemin ve etüt çalışmaları biten her safhada, hemen inşaata başlıyoruz. Amacımız ilk etapta bir yıl içinde 319 bin konut ve köy evini tamamlayıp, sahiplerine teslim etmektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önceki afetlerde şehirleri adeta sıfırdan inşa ettikleri gibi bu depremlerin ardından da hiç kimseyi mağdur etmeyeceklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hak sahibi herkesin, zemin artı 3 veya 4 katı geçmeyen binalarda, üç oda bir salondan oluşan evlerde güvenli, huzurlu, müreffeh şekilde hayatını sürdürmesini sağlayana kadar mücadeleyi devam ettireceklerini belirtti.

Yeni konutların teslimine kadar geçici barınma merkezlerine ihtiyaç olduğunu bildiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk anda mecburen çadır kentlerle attığımız adımları, inşallah şimdi konteyner kentlerle devam ettiriyoruz. Şu ana kadar deprem bölgesinde 426 bin çadır kurduk, 2 ay içinde 100 bin konteyneri de faaliyete geçirmeyi planlıyoruz. Şimdiden neredeyse her gün 1000 konteynerin kurulumunu tamamlayıp yaşamaya hazır hâle getirecek kapasiteye ulaştık” bilgisini verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar’dan gelen yüksek standartlı konteynerlerde de önceliği Hatay’a verdiklerini dile getirerek, “Sadece Hatay’da 30 bin konteyneri depremzedelerimizin hizmetine sunuyoruz. Yine Hatay’da Türk Silahlı Kuvvetlerimizin iki gemisini hastane olarak değerlendiriyor, Enerji Bakanlığımızın temin ettiği gemileri de barınma amaçlı olarak kullanıyoruz. Ambalajlı içme suyunun tedarik ve dağıtımında sorun olmamakla birlikte kullanma suyundaki sıkıntının henüz tamamen çözülemediğini biliyoruz. Yeni kuyuların devreye alınması ve arıtma tesislerinin aktif hâle gelmesiyle inşallah bu mesele de kati olarak çözülecektir” diye konuştu.

“Hayatını kaybedenlerin yakınlarına 100’er bin lira ödeniyor”

Seyyar tuvalet ve duş sistemlerinin yaygınlaştırılmasıyla bu konudaki ihtiyacın da karşılanmaya başlandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merkezde ve ilçelerimizde kurulmaya başlanan 2 bin 640 geçici iş yeriyle esnafımızın faaliyetlerini yürütebilmesini temin ediyoruz. Depremde her seviyede zarar gören hanelerimize yapılan 10’ar bin liralık ödemeler tamamlanmak üzeredir. Hayatını kaybedenlerin yakınlarına 100’er bin lira ödeniyor. Şartları karşılayan haneler için 15’er bin lira taşınma, 3 ila 5 bin lira arasında kira destekleri de başlamıştır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çiftçilere, destekleme ödemelerinin peşin yapılmasından, hayvan ve yem hibesine kadar pek çok kalemde destek verdiklerini belirterek, şöyle konuştu:

“Ama akşam yalan, sabah yalan… Maalesef bu ana muhalefetin başındaki zat, çiftçilerimize destek verilmediğinden bahsediyor, yem verilmediğinden bahsediyor. İşi gücü yalan, başka sermayesi yok. Böylesine büyük bir afette, biz can derdindeyiz, o ise yalan derdinde. İnsan iradesini aşan hususların olmaması, kimi aksaklıkların yaşanmaması mümkün değildir ama böyle büyük bir felaketi yaşıyoruz, böyle büyük bir felaketi yaşadığımız dönemde akşam yalan, sabah yalan, böyle bir iftira içerisine girilir mi?

Düşünebiliyor musunuz, şahsımın buraya gelmediğini söyleyecek kadar yalancı. Sen buralara ne zaman geldin? 3 kez kendim geldim, arkadaşlarımla beraber buralarda oldum. Tüm heyetim, bakanlarım daha anında, ilk gün kendilerini buralara gönderdim. Milletimizin de şahit olduğu gibi her türlü gayreti göstermemize rağmen eğer sıkıntılar yaşadıysanız, bize düşen sizlerden helallik istemektir.”

“İnşallah bu mücadeleyi beraber yürütecek, beraber yeni bir geleceği inşa edeceğiz”

Hayatını kaybedenlerin acılarının, hayat boyu yüreklerini yakmayı sürdüreceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Geride kalanların hayatlarını eviyle, eşyasıyla, işiyle, sağlığıyla, eğitimiyle yeniden düzene koymak için mücadele ediyoruz. Bunun için sizlerden şehrinize ve hayatınıza sahip çıkmanızı istiyorum. Tek bir vatandaşımın bile deprem yüzünden doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı şehrini terk etmesine gönlümüz razı değil. Ne yapacaksak burada yapacağız, neyi başaracaksak burada başaracağız. İnşallah bu mücadeleyi beraber yürütecek, beraber yeni bir geleceği inşa edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni bir Kırıkhan kurmaya var mıyız?” diye sormasının ardından kalabalığın “Evet” yanıtını vermesi üzerine, “85 milyon olarak sırt sırta vererek asrın felaketinin üstesinden, asrın dayanışmasıyla geleceğiz. Rabb’im ülkemizi daha büyük felaketlerden korusun” dedi.

Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli ile beraberindekiler, stadın yanında kurulan çadır kentte barınan vatandaşları ziyaret etti.

Paylaşın

TİP’ten Kemal Kılıçdaroğlu’na Destek Ve ‘Tek Liste’ Kararı

14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerine Emek ve Özgürlük İttifakı listesinden ancak kendi adları ve amblemleriyle girme kararı alındığı duyuran Türkiye İşçi Partisi (TİP), Cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı aldıklarını bildirdi:

“Kılıçdaroğlu’nun adaylığının desteklenmesi yönündeki değerlendirmemizi başta Emek ve Özgürlük İttifakı’ndaki müttefik kurumlar olmak üzere demokratik kamuoyuyla istişare ederek karar haline getirmek konusunda MYK yetkilendirilmiştir.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay’da topladığı parti meclisinde 14 Mayıs’ta yapılacak seçime ilişkin kararlar aldı. Sonuç bildirgesinde seçime Emek ve Özgürlük İttifakı listesinden ancak kendi adları ve amblemleriyle girme kararı alındığı duyuruldu. Bildirgede “Bunun en önemli gerekçesi, bu seçeneğin Cumhur İttifakı cephesini zayıflatacak olmasıdır” denildi.

TİP Parti Meclisi’nde, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili de karar alındı. Bildirgede konuya ilişkin “Kılıçdaroğlu’nun adaylığının desteklenmesi yönündeki değerlendirmemizi başta Emek ve Özgürlük İttifakı’ndaki müttefik kurumlar olmak üzere demokratik kamuoyuyla istişare ederek karar haline getirmek konusunda MYK yetkilendirilmiştir” ifadeleri yer aldı.

TİP Parti Meclisi’nin bildirisi şöyle:

“Depremden etkilenen tüm yurttaşlarımıza bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, hayatını kaybedenlerin yakınlarına baş sağlığı diliyoruz. Kara günleri dayanışmayla aşacağız.

Ülke tarihimizin en önemli seçimlerinden birine yaklaşılırken yapılan toplantıda aşağıdaki değerlendirmeler yapıldı, kararlar alındı.

1) Seçimlerin, depremi, katliamı ve suçluları unutturmasına izin vermeyeceğiz. Bir doğal afetin halkımız için büyük bir katliama dönüşmesinde hangi yetkili kurum/kişinin sorumluluğu, ihmali, suçu varsa ortaya koymak ve halktan yana afetle mücadele ve imar politikalarımızı kamuoyuyla paylaşmak üzere TİP Bilim Kurulu tarafından hazırlanan kapsamlı deprem dosyasını en kısa sürede yayımlayacağız. Öte yandan, afetle mücadele kapsamında sürdürdüğümüz dayanışma faaliyetlerimizi, örgütlü toplumu desteklemek, yeni geçici barınma alanları oluşturmak ve yurttaşları ekolojik tarım ve toplumsal cinsiyet eşitliği temelli üretime sevk etmek üzere zenginleştireceğiz.

2) Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin, Saray Rejimi’ni alt etmek ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi adı verilen ucube yapıdan halkımızı kurtarmak için muhalefetin ortak bir adayda birleşmesi yönündeki eğilim değerlidir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığının desteklenmesi yönündeki değerlendirmemizi başta Emek ve Özgürlük İttifakı’ndaki müttefik kurumlar olmak üzere demokratik kamuoyuyla istişare ederek karar haline getirmek konusunda MYK yetkilendirilmiştir.

3) Milletvekili seçimlerindeki hedefimiz Saray Rejimi’nin temsilcileri olarak AKP-MHP blokunun ağır bir yenilgiye uğratılması, bugünkü muhalif güçlerin tek adam rejimini ortadan kaldırmak için gerekli Anayasa değişikliklerini yapabilecek milletvekili sayısına ulaşması, sol-sosyalist-demokratik güçlerin mümkün olan en çok vekil sayısıyla TBMM’de temsil edilmesinin sağlanmasıdır.

4) İktidarın yenilgisi ve geleceğin Türkiye’sinin halkçı, emekten ve barıştan yana bir eksende inşası için kurucularından olduğumuz Emek ve Özgürlük İttifakı’nın varlığı son derece değerlidir. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın en kısa sürede bir seçim ittifakına da dönüşmesi, seçim hazırlıklarının ivmelenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Mücadele yoldaşlarımıza, müttefiklerimize çağrımız; memlekete karşı tarihsel sorumluluğumuz gereği ittifak protokolünü bir an önce hazırlayıp imzalamaktır. Parti Meclisi, ittifak protokolünün hazırlanması için bir komisyon görevlendirmiştir.

5) Parti Meclisi, milletvekili dağılımında Emek ve Özgürlük İttifakı’nı güçlendirecek şekilde, seçimlere ittifak içerisinde kendi adımız, amblemimiz ve adaylarımızla girmemiz gereken illeri tespit etmiştir. Bunun en önemli gerekçesi, bu seçeneğin Cumhur İttifakı cephesini zayıflatacak olmasıdır. Ayrıca, seçim ittifakının halkımızın tüm taleplerini karşılayacak çok renkliliğe ulaşması ve mümkün olan en geniş yurttaş topluluğunu temsil edebilmesi gereklidir. Partimizin seçimlere ittifak içerisinde kendi adı, amblemi ve adaylarıyla katılma tercihi bu gerekliliği de karşılamaya yöneliktir. Bu kararımızda örgütümüzün raporları ve saha araştırmaları verileri de dikkate alınmıştır.

6) Emek ve Özgürlük İttifakı’na dahil olmayan sol-sosyalist-demokratik partilerin böylesi bir seçim ittifakının bileşeni olması fikrine partimiz açıktır. Her bir kurum ve partinin en büyük kuvveti ve enerjisiyle ittifakımızda yerini alması, AKP-MHP blokunun yenilgisinde, Türkiye’nin emek, özgürlük, eşitlik, adalet, laiklik, demokrasi ve barış temellerinde yeniden inşasında tarihsel öneme sahiptir.

Paylaşın

HDP’li İbrahim Binici Tutuklandı

2013 yılında yaptığı bir konuşma nedeniyle 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan eski HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici, hakkındaki hapis cezasının Yargıtay’da onanması nedeniyle tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Haber Merkezi / Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici, hakkındaki hapis cezasının Yargıtay’da onanması nedeniyle Ankara’daki evinden gözaltına alınarak Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Burada ifadesi alınan İbrahim Binici, tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne gönderildi.

İbrahim Binici, 2013 yılında yaptığı bir konuşma nedeniyle 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. “Örgüt propagandası” suçlamasıyla verilen ceza  2020’de Yargıtay’a taşındı. Yargıtay verilen hapis cezasını aralık 2022’de onadı.

İbrahim Binici Kimdir?

3 Nisan 1962’de Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde dünyaya gelen İbrahim Binici’nin babasının adı İsa, annesinin adı Cemile’dir.

Ağrı Eleşkirt Lisesini bitiren İbrahim Binici, Sanayi Bakanlığına bağlı ÇUKOBİRLİK’te, Şanlıurfa, Adana Düziçi ve Şanlıurfa Suruç ilçesinde Kooperatif Müdürü olarak görev yaptı.

22 Temmuz 2007 (23. Dönem) ve 12 Haziran 2011 (24. Dönem) tarihlerinde yapılan genel seçimlerde Bağımsız Şanlıurfa Milletvekili seçilmiştir.

İyi düzeyde Kürtçe bilen İbrahim Binici, evli ve 5 çocuk babasıdır.

Paylaşın

İsrail’de Yüzbinlerce Kişi Hükümeti Protesto Etmek İçin Sokaklara Çıktı

İsrail genelinde 500 bin kişinin hükümetin yargıdaki reform planını protesto etmek için sokaklara çıktığı açıklandı. Bunun ülke tarihindeki en geniş katılımlı protesto gösterisi olduğu belirtildi.

İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu öncülüğündeki koalisyon hükümetinin yargı düzenlemesine karşı özellikle her hafta cumartesi akşamı ülke genelinde kitlesel olarak gösteri düzenleyen İsrailliler, protestoların onuncu haftasında yine sokaklardaydı.

Başta Tel Aviv olmak üzere, Hayfa, Batı Kudüs, Birüssebi ve Netanya gibi büyük kentler dahil ülke çapında onlarca noktada gerçekleştirilen gösterilere yüz binlerce İsrailli katıldı.

Gösteri alanında Netanyahu’nun Başbakanlığı aleyhinde sık sık kullanılır hale gelen, İngilizce “Suç Bakanı” (Crime Minister) yazılı pankartlara yer verilirken, “Demokrasiye açılan savaş” ve “Yargının bağımsızlığını koruyun” gibi hükümetin yargı düzenlemesini eleştiren dövizler taşındı.

Protestocular yargı reformunun uygulamaya geçmesi durumunda demokrasinin darbe alacağını belirtiyor.

Başbakan Benyamin Netanyahu ise değişikliklerin devlet yönetiminin kolları arasında dengeyi sağlayacağını iddia ediyor. Muhalefet lideri Yair Lapid İsrail’in en büyük krizi içinde olduğunu belirtiyor.

Ülkenin güneyindeki Be’er Sheva kentindeki protesto gösterisinde konuşan muhalefet lideri Lapid, “Ülkede terör olayları oluyor, ekonomi çöküyor, para ülkeden kaçıyor. İran Suudi Arabistan’la daha dün anlaşma imzaladı. Ama hükümetin tek ilgilendiği İsrail demokrasisine darbe vurmak” dedi.

Reform planı hayata geçerse seçilmiş hükümet hakimlerin atanmasında kati bir şekilde etkili olacak ve Anayasa Mahkemesi’nin hükümetin kararlarına karşı karar alması ve bir yasayı hükümsüz hale getirmesi engellenecek.

Konu İsrail toplumunu bölmüş durumda. İsrail ordusunun bel kemiği olarak nitelenen yedek askerler plana muhalefetlerini göstermek için orduya hizmet etmemekle tehdit etti.

Geçen hafta onlarca yedek pilot eğitim için bildirimde bulunmayacaklarını açıkladı, daha sonra kararlarından geri adım attılar ve komutanlarıyla konuyu görüşeceklerini belirttiler.

Netanyahu hükümetinin “yargı reformu”

Adalet Bakanı Yariv Levin, 5 Ocak’ta Yüksek Mahkemenin yetkilerini sınırlandıran, yargının, hakimlerin seçimi üzerindeki etkisini azaltan bir yasa planladıklarını duyurmuştu.

Netanyahu başbakanlığındaki koalisyon hükümetinin, yargının bazı yetkilerini meclise devretmeye yönelik hamleleri, Yüksek Mahkeme başta olmak üzere hükümet ile İsrail yargı mekanizması arasında gerilime yol açmıştı.

Ülkedeki en yüksek yargı mercisi olarak görev yapan İsrail Yüksek Mahkemesi, Meclisin çıkardığı kanunları, anayasa taslağı olarak kabul edilen “temel yasalara” aykırılık gerekçesiyle bozma yetkisine sahip.

Netanyahu hükümeti, açıkladığı yargı düzenlemesinde, Yüksek Mahkemenin, Meclisin çıkardığı kanunları bozma yetkisinin elinden alınacağını belirtmişti.

İsrail Başsavcısı Gali Baharav-Miara, hükümetin yargı düzenlemesine karşı itirazlarını yazılı olarak iletmiş, “güçler ayrılığı, yargının bağımsızlığı ve bireysel hakların korunması”na ilişkin kaygıları olduğunu paylaşmıştı.

Paylaşın

Avrupa Konseyi’nden Türkiye’ye “Toplanma Özgürlüğü” Çağrısı

Avrupa Konseyi, Türkiye’den 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında belirtilen ilkeler doğrultusunda ‘kuvvetli bir şekilde’ değiştirmesini istedi. 

Avrupa Konseyi, ayrıca Türkiye’den, göz yaşartıcı gaz ve diğer silahların kullanımına ilişkin 2016 tarihli yönetmeliğin uygulanmasının uluslararası standartlara tam olarak uygunluğunu sağlamaya çağırdı.

Öte yandan Avrupa, Türkiye’ye, AİHM kararlarını uygulayarak, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması çağrısını yineledi.

AİHM kararlarının uygulanıp uygulanmadığını denetlemek için üç ayda bir toplanan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Strazburg’da yaptığı son toplantısında, AİHM tarafından “derhal serbest bırakılması” kararı alındığı halde halen cezaevinde tutulan eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile işadamı Osman Kavala dosyasını görüştü. Komite, bir kez daha, Kavala ve Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmasını istedi.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM’nin kararlarının uygulanmasını denetlemek için yaptığı son üç aylık toplantısında ‘Oya Ataman grubu davasına’ ilişkin ara karar kabul etti.

Türkiye’de barışçıl toplanma özgürlüğüne yönelik orantısız müdahaleleri 15 yılı aşkın bir süredir  incelediğini hatırlatan Komite, Türk makamlarının, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nu AİHM ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında belirtilen ilkeler doğrultusunda ‘kuvvetli bir şekilde’ değiştirmesini istedi.

Ayrıca Türk makamları, göz yaşartıcı gaz ve diğer silahların kullanımına ilişkin 2016 tarihli yönetmeliğin uygulanmasının uluslararası standartlara tam olarak uygunluğunu sağlamaya çağrıldı.

Türkiye’den son beş yıl içinde toplantı ve gösterilerin polis tarafından denetlenmesi ve 2911 sayılı Kanun’un ihlaline ilişkin kovuşturma ve mahkumiyet kararlarının sayısı hakkında ayrıntılı bilgi verilmesi de istendi.

Bakanlar Komitesi, Türk makamlarını, ilgili kanunların uygulanması ve insan hakları konusunda hakim, savcı ve kolluk kuvvetleri personeline eğitim vermeye davet etti.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi eski başkanı Oya Ataman’ın 2000 yılında İstanbul Sultanahmet Parkı’nda F tipi cezaevlerini protesto etmek için basın açıklaması yapmasına polis müdahale ederek izin vermemişti.

Demirtaş’a “tutukluluk dışı bir formül”

Bakanlar Komitesi, Türkiye’de seçim tarihinin açıklandığı güne denk gelen toplantısında, genel seçimlerin önemli aktörlerinden eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında bir ara kararı kabul etti.

AİHM’in Demirtaş hakkında kabul ettiği AİHS 18. madde uyarınca, ‘başvuranın tutukluluğunun çoğulculuğu bastırmak ve siyasi tartışmanın serbestliğini sınırlamak’ gibi gizli bir amacı güttüğüne ilişkin tespitini göz önünde bulunduran Komite; kararında, “Türk makamlarını bir kez daha, özellikle de Anayasa Mahkemesi önündeki yargılama bitene kadar ‘tutuklama dışındaki diğer tedbirleri’ araştırarak, başvuranın derhal serbest bırakılmasını sağlamaya çağırır” ifadesine yer verdi.

Bakanlar Komitesi, AİHM’in bu kararlarının uygulanması için gerekli özel tedbirlerin yanısıra, yargı bağımsızlığına yönelik garantilerin güçlendirilmesi de dahil, genel tedbirlerin alınması çağrısında bulundu.

Osman Kavala kararı

Bakanlar Komitesi, AİHM kararlarının uygulanmaması nedeniyle Ankara hükümeti aleyhinde “ihlal prosedürü” düğmesine bastığı Osman Kavala dosyasını da görüştü. Kavala’nın, AİHM tarafından 3 yıl önce alınan bir kararla serbest bırakılmasını istediği halde hala hapiste olduğunu belirten Komite, bu durumun sona ermesi için Ankara hükümeti ile gerekli temasların kurulmasını istedi.

Avrupa Konseyi’nden karara ilişkin yapılan açıklamada, “Türk makamlarının, başta Kavala’nın derhal serbest bırakılmasının sağlanması da dahil, bu konuda mümkün olan en kısa sürede ek bir taahhütte bulunması elzemdir” denildi.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Türkiye, Uyuşturucu Kaçakçılığının Geçiş Noktası

Birleşmiş Milletler Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB), 160 sayfalık 2022 yılı raporunda, Türkiye’nin uyuşturucu pazarında küresel geçiş noktası olması konumunun giderek arttığı kaydedildi.

Güney Amerika’dan Türkiye’ye kaçırılan önemli miktarda kokain ele geçirildiği, bu durumun da potansiyel olarak Türkiye’nin kokain kaçakçılığının Ortadoğu ve Avrupa pazarlarına geçiş noktası olarak kullanımının arttığına işaret ettiği belirtilen rporda, Güney Amerika’dan Türkiye’ye sevk edilen kokainin bir kısmının gönderildikleri limanlarda bir kısmının da Türkiye’deki varış noktalarında ele geçirildiği vurgulandı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre uyuşturucu raporunda, 2022 Haziran ayında Ekvatorlu yetkililerin Guayaquil limanında Türkiye’ye giden bir muz konteynerinde 850 kg kokain ele geçirdiği, aynı limandan Türkiye’ye sevk edilen 250 kg’dan fazla kokainin de 2022 Nisan ayında Mersin limanında Türk yetkililer tarafından ele geçirildiği kaydedildi.

“Türkiye ve Balkan ülkeleri eroin kaçakçılığının en önemli rotası”

Raporda, son yapılan değerlendirmelere göre Türkiye’deki organize suç gruplarının düşen afyon fiyatlarını telafi etmek için giderek daha fazla kokaine yöneldiğinin görüldüğü belirtildi. Türkiye’de, 2020 yılında 1,96 ton kokain ele geçirildiği, 2022 yılındaysa bu rakamın 2,8 tonla rekor düzeye ulaştığı kaydedildi.

Raporda, Türkiye ve Balkan ülkelerinin İran ve Afganistan’dan Ortadoğu ve Avrupa’ya gönderilen uyuşturucuda önemli bir geçiş noktası olduğu belirtilerek, “Balkan rotası, eroin kaçakçılığı için en önemli rota olmaya devam etmektedir. Dünya genelinde eroin ve morfin kaçakçılığının yarısı bu yol üzerinden gerçekleştirilmesine rağmen, 2020 yılında Balkan ülkeleri ile Batı ve Orta Avrupa ülkelerinde ele geçen eroin miktarı azalmıştır” ifadesi kullanıldı.

2020’de başlayan COVID-19 pandemisiyle birlikte uygulanan kısıtlamaların Türkiye’nin de içinde bulunduğu Balkan ülkelerinde uyuşturucu kaçakçılığını da sınırlı bir şekilde etkileyerek azalmalara neden olduğu ancak Balkan rotasının 2021 yılında başta eroin kaçakçılığı olmak üzere uyuşturucu kaçakçılığının salgından önceki seviyelere geri döndüğü belirtildi.

Afganistan’dan hedeflenen pazarlara sevk edilen ana rota statüsünüh korunduğu, İran, Türkiye ve Balkan ülkelerinden geçen bu rotayla Orta ve Batı Avrupa’ya eroin sevkiyatının sürdüğü kaydedildi.

Türkiye’de, 2021 yılında 22,2 tonluk rekor düzeyde eroin ele geçirildiği, bu miktarın 2019 yılında yakalanan 13,2 tonla kıyaslandığında neredeyse yüzde 70’lik önemli bir artışa işaret ettiği belirtildi.

“Türkiye’de metamfetamin kaçaklığında önemli artışlar kaydedildi”

Raporda, İran ve Türkiye’nin eroin kaçakçılığı yollarının metamfetamin kaçakçılığı için de kullanıldığı ve bu riskin giderek tırmandığı vurgulandı. Bu iki ülkenin, kendi bölgelerinde metamfetamin kaçakçılığında önemli artışlar kaydedildiğini bildirdikleri belirtildi.

Türkiye’de 2021 yılında metamfetamin kaçakçılığında büyük artışlar görülmeye devam ettiği, 2019’da ülkede yaklaşık 1 ton metamfetamin yakalandığı, 2020 yılında bu miktarın 4,1 tona, 2021 yılındaysa 5,5 tona ulaştığı kaydedildi. İstanbul Havalimanı’nın kargo terminalinde 2022’nin ilk beş ayında, üç büyük metamfetamin sevkiyatının ele geçirildiği bilgisine de yer verildi.

“Türkiye’de uyuşturucu kullanımındaki artış halk sağlığını tehdit edecek düzeye ulaştı”

Türkiye’nin sınır kapılarında görev yapan gümrük muhafaza ekiplerinin, art arda iki kez TIR’lara gizlenmiş 1018 ton ve 622 kg sıvı metamfetamin ele geçirdiği belirtildi. 2022 Mayıs ayında, Türk polisinin, uzun bir takip operasyonunun ardından, İstanbul’da sıvı ve kristal formda bir ton 117 kilogram metamfetamin ele geçirdiği, bunun şimdiye kadar tek bir operasyonda yakalanan en büyük miktar olduğu, lideri de dahil bir suç örgütünün üyelerinin tutuklandığı kaydedildi.

Türkiye’de başta metamfetamin olmak üzere uyuşturucu kullanımının halk sağlığı için büyük bir tehdit haline geldiği, son yıllarda artan madde kaçakçılığıyla birlikte ölümlerinde arttığı belirtildi.

Türkiye’de tüm uyuşturucu kullanımından kaynaklanan ölümler içinde metamfetamin bağlantılı ölümlerin oranının 2018 yılında yüzde 6,2 olduğu, bu oranın 2020 yılında yüzde 31,2’ye yükseldiği kaydedildi.

Türkiye’de pazarda daha kolay elde edilebilen daha düşük fiyatlı maddelere doğru bir kayma olduğu, bu durumun uyuşturucunun kötüye kullanılması vakalarında önemli artışa ve eğilimlerde değişikliklere yol açtığı kaydedildi.

Paylaşın

“Babacan, Ekonomiden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Olacak” İddiası

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerin kazanılması durumunda Ekonomiden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacağı öne sürüldü.

DEVA Lideri Babacan’ın yabancı yatırımcıları çekmek için çalışacağı belirtildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi,  Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu oldu.

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerin kazanılması durumunda Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin genel başkanları cumhurbaşkanı adayı olarak atanacak.

Millet İttifakı’ndan üst düzey dört siyasetçinin, 14 Mayıs’taki genel seçimi kazanmaları durumunda DEVA Partisi lideri Ali Babacan’ın Ekonomiden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacağını söylediğini yazdı.

Reuters’a konuşan kaynaklar, Merkez Bankası Başkanı olarak atanacak kişinin de belirlendiğini söyledi fakat bu kişinin adını paylaşmadı.

CHP’li bir yetkili “Merkez Bankacılığını bilen bu kişi hemen göreve getirilecek ve çalışmaya başlayacak. Merkez Bankası bağımsız olacak, herhangi bir siyasi müdahale olmayacak. Ekonomi yönetimi alanında DEVA Partisi ve Babacan çok hazır gözüküyor” dedi.

Siyasetçilerden biri, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın eskiden olduğu gibi iki ayrı bakanlık haline dönüştürülebileceğini söyledi.

Bir diğer kaynak ise Babacan’ın yabancı yatırımcıları çekmek için çalışacağını belirtti. Kaynaklar heterodoks ekonomi politikalarına son verileceğini, kurların kontrolünü sağlamak için yapılan müdahalelere de son verileceğini akladı.

Paylaşın

Cumhur İttifakı’ndan Genişleme Hamlesi: Yeniden Refah Partisi

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım’ın ziyaret sonrası yaptığı açıklamada “Yeniden Refah Partimizi Cumhur İttifakı’nda görmek istediklerini ifade ettiler” dedi ve ekledi:

“Bizler de yetkili kurumlarda bu teklifi, daveti değerlendireceğiz. En kısa zamanda cevap vereceğiz.”

Binali Yıldırım da “İnşallah arzu ediyoruz ki bu seçimlerde birlikte yol yürüyelim. Tabii ki Sayın Genel Başkan Fatih Erbakan ve arkadaşları bu konuda kendi bünyelerinde değerlendirmelerini yapacaklar ve ondan sonra kararlarını kamuoyuyla paylaşacaklar” diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ı, Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi’nde ziyaret ederek Cumhur İttifakı’na katılmaya davet etti.

Toplantı sonrası kameraların karşısına geçen Binali Yıldırım ile Fatih Erbakan bir açıklama yaptı. Yıldırım şu değerlendirmede bulundu:

“Yapılacak seçimlerin milletimize, ülkemize, insanlığımıza hayırlar getirmesini diliyorum. Seçim takvimi netleştikçe partiler arasında görüşme trafiği başladı. Bu çerçevede Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi’ni AK Parti adına ziyaret etmiş bulunuyoruz. Önümüzdeki yapılacak seçimlerle ilgili karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk.

Çok verimli faydalı görüşme gerçekleştirdik. Arzu ediyoruz ki, inşallah bu seçimlerde birlikte yol yürüyelim. Tabii ki sayın genel başkan Fatih Erbakan ve arkadaşları bu konuda kendi bünyelerinde değerlendirmelerini yapacaklar ve ondan sonra kararlarını kamuoyuyla paylaşacaklardır. Bize gösterdikleri bu sıcak ilgi ve ev sahipliği için bir kez daha sayın genel başkan ve arkadaşlarına teşekkür ediyorum.”

“En kısa zamanda cevap vereceğiz”

Yıldırım’ın ardından bir açıklamada bulunan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan şöyle konuştu:

“Bugün sağ olsunlar AK Parti heyeti olarak kıymetli başbakanımız ve Ali İhsan Bey ziyarette bulundular. Yaklaşan seçimler dolayısıyla karşılıklı fikir alışverişi ve müzakerede bulunuldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın selamını ilettiler.

14 Mayıs seçimlerinde Yeniden Refah Partimizi Cumhur İttifakı’na görmeyi ifade ettiler. Biz de inşallah yetkili kurumlarımızda değerlendirip kendilerine en kısa zamanda cevap vereceğiz. İnşallah ülkemiz için milletimiz için hayırlı adımlar atmak, hayırlı sonuçlar nasip olur. Kendilerine teşekkür ediyorum, inşallah hayırlı olsun.”

Paylaşın

HDP’li Pervin Buldan’dan Seçim Paylaşımı: Biz Hazırız

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, seçim tarihinin netleşmesi sonrası yaptığı paylaşımla “Biz hazırız” mesajı verdi. Buldan, paylaşımında Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın fotoğrafına da yer verdi.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta seçim yapılmasını öngören Cumhurbaşkanı Kararını imzalaması ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla seçim tarihi resmileşti.

Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte siyasi parti liderlerinden de açıklamalar gelmeler başladı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, sosyal medya hesabından “Biz hazırız” mesajını paylaştı.

Buldan, paylaşımında kendisi ve Mithat Sancar’ın fotoğrafının yanı sıra, tutuklu bulunan eski eş genel başkanlar Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın fotoğrafını da paylaştı.

İkinci tur 28 Mayıs’ta

Öte taraftan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, “Bugün Cumhurbaşkanımızın seçimlerin yenilenmesi kararı üzerine YSK yaptığı toplantıda 14 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin yapılması olarak belirlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tura kalması halinde 28 Mayıs tarihi belirlenmiştir. Çalışmalara devam ediyoruz” dedi.

Yener ayrıca, “Milletvekili adayı olmak isteyen kamu görevlileri 16 Mart saat 17.00’ye kadar istifa edecek” dedi.

Önceki seçimlerde de olduğu gibi bu kararlar; istifa etmesi gereken kamu görevlileri ile illerin çıkaracağı milletvekili sayılarının ilanına ilişkin olacak. Seçim takvimi ise daha sonra ilan edilecek.

YSK’nın seçim takvimini 21 Mart’ta başlatması bekleniyor. Cumhurbaşkanı adayları için son başvuru tarihi 26 Mart olacak. Cumhurbaşkanı adayı olan kamu görevlileri ile belediye başkanlarının da 16 Mart’a kadar istifa etmeleri bekleniyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Seçim Tarihi Yorumu: Türkiye’nin Değişime İhtiyacı Var

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim tarihinin netleşmesiyle ilgili yaptığı değerlendirmede, “Hayırlısı olsun. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Türkiye’nin seçime ihtiyacı var. Değişime ihtiyacı var. Hayırlı uğurlu olsun” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs’ta yapılması kesinleşen seçimler hakkında ilk açıklamasını yaptı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve partisinin üst düzey yöneticileriyle deprem bölgesinde incelemelerde bulunan Kılıçdaroğlu, seçim tarihinin netleşmesiyle ilgili “Hayırlısı olsun. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Türkiye’nin seçime ihtiyacı var. Değişime ihtiyacı var. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.

“Yaşanabilir bir Türkiye”nin zamanı artık gelmiştir!”

Ayrıca Millet İttifakı üyelerinden Saadet Partisi’nin Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu seçim kararının ardından “Hayırlı olsun. “Yaşanabilir bir Türkiye”nin zamanı artık gelmiştir!” ifadelerini kullandı.

İkinci tur 28 Mayıs’ta

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, “Bugün Cumhurbaşkanımızın seçimlerin yenilenmesi kararı üzerine YSK yaptığı toplantıda 14 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin yapılması olarak belirlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tura kalması halinde 28 Mayıs tarihi belirlenmiştir. Çalışmalara devam ediyoruz” dedi.

Yener ayrıca, “Milletvekili adayı olmak isteyen kamu görevlileri 16 Mart saat 17.00’ye kadar istifa edecek” dedi.

Önceki seçimlerde de olduğu gibi bu kararlar; istifa etmesi gereken kamu görevlileri ile illerin çıkaracağı milletvekili sayılarının ilanına ilişkin olacak. Seçim takvimi ise daha sonra ilan edilecek.

YSK’nın seçim takvimini 21 Mart’ta başlatması bekleniyor. Cumhurbaşkanı adayları için son başvuru tarihi 26 Mart olacak. Cumhurbaşkanı adayı olan kamu görevlileri ile belediye başkanlarının da 16 Mart’a kadar istifa etmeleri bekleniyor.

Paylaşın