TİP Lideri Erkan Baş: Erdoğan, Ağır Bir Yenilgi Alacak

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimi kaybedeceğini söyleyerek TİP Lideri Erkan Baş, “İddialı olabilir ama Tayyip Erdoğan, hayatının en ağır yenilgisini yaşayacak. Tahmin edemeyeceği büyüklükte yenilgi yaşayacak. Çünkü hala bir korku nedeniyle kendisini ifade edemeyen insanlar, mührü elini aldıklarında gereken yanıtı vereceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

TİP Lideri Baş, açıklamalarında, “Biz eğer Millet İttifakı iktidarı olursa, muhalefet nasıl yapılır göstermek için varız. İyi şeyler mi yaptılar, destekleriz. Mesela kadınlar, bu iktidara karşı en kararlı mücadeleyi verdiler. İstanbul Sözleşmesi ortaya çıktı. 6’lı Masa’daki bazı partiler buna karşılar ya da tereddütlüler. Bizim açımızdan bu kırmızı çizgi. Bu konuda adım attıklarında arkalarında duracağız” dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, HaberTürk TV’de Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına katıldı. Gündeme dair sorulara yanıtlar veren Baş’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“2,5-3 yıl önce basın toplantısı düzenlediğimizde hedefimiz yüzde 3 ve parlamentoda grup kurmak demiştik. TİP yeni fikri ortaya koyarak, dümdüz, olması gerektiği gibi ifade ettikçe ilgi arttı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin, ucube sisteminin yenilmesi, ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu temel görev.

“Yalan söylemedik”

Biz bu seçimde iki oy kullanacağız. Bir tanesi Cumhurbaşkanlığı’nda bir tanesi partilere kullanacağız. TİP, İstanbul 2. bölgede 100 bin oy aldığında ittifakın üyesi olduğu için barajı geçmiş olacak. Bu insanların oy kullanmalarındaki özgürleşmeyi beraberinde getiriyor. Biz hiç yalan söylemedik.

AK Parti’de iktidar nimetleri ortaklığı var. Belli bir süre içerisinde yok olacağını düşünüyorum. Son zamanlarda yenilgileri yaşamış partilerle yan yana geliyor. Attan düşmüş gibi. TİP herhalde en erken önümüzdeki seçimlerde muhalefetin ortak paydada birleşmesini söyleyen parti.

Çok kritik hatalar yaptık. 2018’de ‘ilk turda çok aday çıksın, iş ikinci tura kalır, en fazla kim alırsa ona oy veririz’ dendi. Dışarıdan baktığımızda çok mantıklı gözüktü. Dert ikinci tura kalmak. Muhalefetteki diğer adaylardan fazla oy alırsanız kalırsınız. Muhalefet adayları birbirleriyle rekabet ettiler, Tayyip Erdoğan ilk turda aldı. Biz başından bu yana bu seçimin mümkün olduğunca muhalefetin tek adayla birleştiği dedik. Bunun dışındaki her türlü eğilim bana yanlış geliyor. Benim için geçen seçim akşamı Muharrem İnce defteri kapanmıştır. ‘O akşam benden talimat bekleyin’ deyip seçim stratejisi geliştirip o akşam kaybolursanız, size güvenmezler.

Hala Türkiye’de geçmiş siyasetin kodları orada belirleyici. Bir genç, bir Kürt, bir Alevi, bir emekçi oraya baktıklarında kendilerini görmüyorlar. Orada da siyaset daha çok Ankara kulislerine sıkışmış durumda. 6’lı Masa’da sanki siyaset masaya hapsedilmiş durumda. Bütün partiler iki kutupta da sadece seçmen gözüyle bakıyorlar. Bize oy ver, alkışla, destekle, evinde otur. Sera’nın muhteşem tespiti; Türkiye’de siyaset, yaşlı, zengin erkekler kulübü. Türkiye’de parlamentoya dönün neredeyse hepsi erkek. Türkiye en çok neyiyle övünüyor? Genç nüfusa sahibiz.

“İstanbul Sözleşmesi kırmızı çizgi”

AK Parti devleti mahvetti. Bütün mekanizmaları çöktü, parti devleti haline dönüştü. 6’lı Masa devleti rayına oturtma masası. AK Parti bir de toplumu mahvetti. Biz eğer Millet İttifakı iktidarı olursa, muhalefet nasıl yapılır göstermek için varız. İyi şeyler mi yaptılar, destekleriz. Mesela kadınlar, bu iktidara karşı en kararlı mücadeleyi verdiler. İstanbul Sözleşmesi ortaya çıktı. 6’lı Masa’daki bazı partiler buna karşılar ya da tereddütlüler. Bizim açımızdan bu kırmızı çizgi. Bu konuda adım attıklarında arkalarında duracağız.

Ne oldu da 80 yıllık cumhuriyet geldi geldi AK Parti gibi iktidara teslim oldu? Bizim yanıtımız var. Diyoruz ki, 80 yıl boyunca solu yok etme temelli politika izlediniz. Sol düşmanlığı vardı. Ülkede gerici, ırkçı fikirler devlet tarafından desteklenerek büyütüldü ve sol ezildi. Halk kendisini siyasette temsil edemedi. 1960’lı yıllarda mücadelenin çok önemli sonucu oldu.12 Mart, 12 Eylü’de faşist cunta çöktü. Sonra Özal, Çiller geldi.

En son Tayyip Erdoğan geldi. 40 yılın sonunda Tansu Çiller ‘Son komünist devleti bitirdik’ dedi. İşçilerin görece haklara sahip olduğunu ortadan kaldırıyoruz demektir bu. Şimdi yapmamız gereken en solu güçlendirmek. Sol 70’lerde mahallelerde güçsüz değildi. 12 Eylül’de bizi zindana atıp, yok edip, tarikatların, ırkçı örgütlenmelere yol açıldığı için o mahalleler teslim edildi.

“Erdoğan tarihin en ağır yenilgisini yaşayacak”

Sokakta Kürtler ve Türkler de daha fazla bir arada yaşama isteği var. Alevi Sünni meselesinde aynı şeyi görüyorum. Toplumsal cinsiyet konusu da değişti. Siyasetçiler korkak davranıyor. Ben Kemal Bey’in cesur olması gerektiğini düşünüyorum. Şişe boğazı gibi bir yerdeyiz. Buradan çıkacağız. Tayyip Erdoğan tarihin en ağır yenilgisini yaşayacak. Çünkü korkan insanlar mührü eline alınca gerekeni yapacak.

Kızılay’ın büyük skandalını arkadaşlarımız protesto etti. İstanbul il örgütü binamıza polis saldırdı. Kızılay’ı protesto ediyor arkadaşlar. Adam orada çadır satmış. Bizim arkadaşlarımız bunu kitlesel şekilde söyleyince saldırıya uğramış. Kemal Bey’le bunu konuştuk. İlk defa saldırıya uğramadık. Kemal Bey’in o yaklaşım bizi mutlu etti. Kendisine de teşekkür ettik. İlla bizim partimizi, Emek Özgürlük İttifakı’nı ziyaret etmesi önemli değil tabii.

“Bu topraklarda kardeşlik hukuku daha kuvvetlidir”

HDP’nin Türkiye açısından şans olduğunu düşünüyorum. 6,5 insanın oyunu almış. Bu insanlar 100 yıl önce de yaşıyorlardı, 100 yıl sonra da yaşayacaklar. Bu ülkede yaşayan her birimiz ‘Ben bu ülkenin eşit yurttaşıyım’ diye hissedebilmeli. İktidar o kadar çaresizlişmiş ki, HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi. Kadına dönük şiddeti engellemeyi amaçlayan bir sürü şeyi iptal etmeye çalışıyor. LGBT’yi düşmanlaştırmaya çalıştı.

Açık söyleyelim, Kılıçdaroğlu’nun Alevi olması nedeniyle Cumhurbaşkanı adayı olup olmadığını tartıştırmaya çalıştı. Bunun cevabını yurttaş verecek. Ben bu topraklara güveniyorum. Bu topraklarda kardeşlik hukuku daha kuvvetlidir. Düşmanlaştırmanın zaman zaman saman alevi gibi parladığı ama nihayet birlikte yaşamanın yolunu bulduk biz. Düşmanlaştıran kaybeder, düşmanlaştıran kaybedecek.

Paylaşın

Millet İttifakı’nın Adayı Kılıçdaroğlu’ndan ‘Suikast’ İddialarına Dair Açıklama

Suç örgütlerinin kendisine yönelik saldırı planladığı iddiaları sorulan Kılıçdaroğlu, “Olur, böyle şeyler; önemsemiyorum. Ben terör örgütleri tarafından öldürülmek ve kimi güçler tarafından linç edilmek istenen bir siyasetçiyim. Ne yaşamış olursam olayım, bir adım geri adım atmadım. Dolayısıyla kimse de endişe etmesin” dedi ve ekledi:

“Bu türden haberlerin aynı zamanda bazı mahfillerin propaganda enstrümanı olduğunu da biliyorum. Toplumda bu tür haberler üzerinden korku, endişe yaratmaya çalışırlar; bu tür haberlerle toplumu sindirmeye çalışırlar. Kimsenin endişesi olmasın. Neyle ve kiminle tehdit ederlerse etsinler; tehdit eder görünürlerse görünsünler başaramayacaklar. İlk seçimlerde iktidarı devralacağız ve cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracağız.”

Kılıçdaroğlu, Bursaspor maçında Amedspor’a ve taraftarlarına yönelik saldırı ve maçta açılan ‘beyaz Toros’, ‘Yeşil’ pankartlarıyla ilgili olarak, “Amedspor’un isminin Amedspor olduğunu yeni mi duymuşlar? Hiç kimse hiç kimseyi geçmişte yaşanan acıların sembolleri ve failleri üzerinden tehdit edemez” ifadelerini kullandı.

T24’ten Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye Futbol Federasyonu, Bursa Valiliği ve Emniyeti’nin de dahil olduğu bir ihmaller zinciri olduğu görünüyor. Gerekli soruşturmanın başlatıldığı açıklandı. Bekleyeceğiz, bakalım ne çıkacak soruşturmadan? Taraftar boyutuna ilişkin ise bu ülkede hiç kimse hiç kimseyi hangi gerekçeyle olursa olsun tehdit edemez…

Hiç kimse hiç kimseyi geçmişte yaşanan acıların sembolleri ve failleri üzerinden tehdit edemez. Kim bu tehdidi yapıyor veya bu tehdide aracılık ediyor, göz yumuyorsa haindir, bölücüdür. Hukuk ivedilikle gereğini yapar, yapmalıdır.

Amedspor’un ismine gelince… Yıllar önce Türkiye Futbol Federasyonu onayladı bu ismi. Yaklaşık 10 yıldır, mücadele ettiği kümelerde yüzlerce maç oynamış, Türkiye’nin dört bir yanına deplasmana gitmiş, Türkiye’nin dört bir yanından Diyarbakır’a gelmiş takımlara ev sahipliği yapmış. Amedspor’un isminin Amedspor olduğunu yeni mi duymuşlar?”

Kılıçdaroğlu, HDP ile ne zaman görüşeceğine dair soruya da “HDP’nin değerli Eş Genel Başkanlarıyla görüşeceğim. Arkadaşlarım planlamayı yapıyorlar” diye cevap verdi.

Suikast iddiası

Suç örgütlerinin kendisine yönelik saldırı planladığı iddiaları da sorulan CHP lideri Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

“Olur, böyle şeyler; önemsemiyorum. Ben terör örgütleri tarafından öldürülmek ve kimi güçler tarafından linç edilmek istenen bir siyasetçiyim. Ne yaşamış olursam olayım, bir adım geri adım atmadım. Dolayısıyla kimse de endişe etmesin. Bu türden haberlerin aynı zamanda bazı mahfillerin propaganda enstrümanı olduğunu da biliyorum.

Toplumda bu tür haberler üzerinden korku, endişe yaratmaya çalışırlar; bu tür haberlerle toplumu sindirmeye çalışırlar. Kimsenin endişesi olmasın. Neyle ve kiminle tehdit ederlerse etsinler; tehdit eder görünürlerse görünsünler başaramayacaklar. İlk seçimlerde iktidarı devralacağız ve cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracağız.”

Paylaşın

AK Parti İle HÜDA PAR Görüştü: Bir Pürüz Yok

AK Partili Kurtulmuş ve Yavuz’la görüşen HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu, “Sayın Erdoğan’a destek vereceğimizi ilan etmiştik. Tavrımızı açıkladık. Parlamento seçimlerine birlikte girme konusunda prensip olarak bir problem yok ama detaylarda bir netleşme yok” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, “Görüşmelerimize devam ettik. Önümüzdeki günlerde bu belli bir noktaya gelecek, kamuoyu ile paylaşılacak” dedi.

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş ve Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, HÜDA PAR Genel Merkezini ziyaret etti. Kurtulmuş ve Yavuz, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ile görüştü.

Görüşmenin ardından Kurtulmuş ile Yapıcıoğlu açıklama yaptı.

Kurtulmuş açıklamasında şu ifadelerini kullandı: “Hiç şüphesiz ittifak içinde olan partilerin her birisinin ayrı bir kurumsal kimliği, her birisinin parti programı ve siyasi fikirleri var. Ama hepimizi ortak noktaya getiren ilkelerimizdir. Görüşmelerime devam ettik. Önümüzdeki günlerde bu belli bir noktaya gelecek, kamuoyu ile paylaşılacak.

Yeniden güçlü bir Türkiye’yi inşa etmek ideali etrafında buluşmak. Erdoğan’ı yeniden seçmek ve onunla birlikte olan partileri Parlamento’ya taşıyabilmektir. Önümüzdeki günlerde görüşmelerimiz netleşecek. Sizlerle paylaşılacaktır. Cumhurbaşkanımıza açıkladıkları destekten dolayı teşekkür ediyoruz.”

Yapıcıoğlu ise şöyle konuştu: “İki gün önce 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek seçimde sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a destek vereceğimizi ifade etmiştik. Ocak ayı başında Sayın Cumhurbaşkanımızla yaptığımız görüşmeden sonra Cumhur İttifakı içinde yer almamız için bir teklif aldık. O günden beri görüşmelerimiz devam ediyor. Depremdan sonra bu görüşmeler hız kesti.

Parlemento seçimlerinde de birlikte hareket etme konusunda prensipte bir problem yok, fakat detaylarda bir netlik yok. O da netleşirse paylaşırız. Öte yandan açıklamamızın gecikmesinden gizli, saklı pazarlıklar içinde yer aldığımız anlaşılmasın.”

Bir gazetecinin “HÜDA PAR bugünden itibaren Cumhur İttifakının bir parçası diyebilir miyiz?” sorusunu ise Yapıcıoğlu, “Henüz o noktada değil, ama şu ana kadarki görüşmelerde bir pürüz yok, devam ediyor. Son noktayı koymuş değiliz” şeklinde yanıtladı. “Anlaşılan noktalar hangisi?” sorusuna ise “Anlaşılan önemli bir nokta yok, müzakereler devam ediyor” dedi.

Paylaşın

Vatandaşın Borcu 1 Trilyon 762 Milyar Liraya Yükseldi

Vatandaşın toplam borcu 1 trilyon 762 milyar liraya yükseldi. Borcun 1 trilyon 240 milyar lirası bireysel (konut, otomobil, ihtiyaç) kredilerinin, 522 milyar lirası da kredi kartı borç bakiyelerinden kaynaklanıyor.

Öte yandan icra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısı ise geçen yılın aynı gününe göre 247 bin adet azalarak 10 mart itibariyle 23 milyon 200 bin oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) verilerini paylaştı.

Gürer, bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının 24 Şubat – 3 Mart haftasında 29 milyar lira artarak 1 trilyon 762 milyar liraya tırmandığını söyledi.

Ömer Fethi Gürer, yurttaşların banka borçlarında yılbaşından bu yana ise 188 milyar liralık artış yaşandığını ekledi.

Gürer’in paylaştığı verilere göre yurttaşların borcunun 1 trilyon 240 milyar lirası bireysel (konut, otomobil, ihtiyaç) kredilerinin, 522 milyar lirası da kredi kartı borç bakiyelerinden kaynaklanıyor.

Son haftada da tüketici kredilerinde 18 milyar liralık, kredi kartı borçlarında ise 11 milyar liralık artış var.

Yurttaşların borcu borçla döndürdüğü şeklinde hükümeti eleştiren CHP Milletvekili Gürer halkın ciddi bir geçim sıkıntısı içinde olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Vatandaşların vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icraya verilen ve henüz varlık yönetim şirketlerine devretmedikleri takipteki borçları ise 32,1 milyar liraya yükseldi.

“Bankaların takipteki bu borçlarını düşük bir bedel karşılığında varlık yönetim şirketlerine devrediyor olmaları bu rakamı olduğundan daha düşük gösteriyor. Vatandaşların bankalar ve finansal şirketlerden ayrı olarak TOKİ’ye taksitli konut alımları nedeniyle 28 milyar lira, varlık yönetim şirketlerine de 36 milyar lira borcu bulunuyor.

Bu yıl Ocak ayında 92 bin 443 vatandaş bireysel kredi, 75 bin 75 kişi de kredi kartı takibine alındı. Hem kredi kartı hem de bireysel kredi yüzünden aynı anda takibe alınanlar tek kişi sayıldığında Ocak’ta toplam 143 bin 863 kişi borcunu ödeyemedi.”

Ömer Fethi Gürer, Risk Merkezi’nin verilerini de paylaşarak Ocak 2023 itibariyle 2 milyon 433 bin 791 kişinin bankalar ve diğer finansal kuruluşların takibinde bulunduğunu belirtti.

2 milyon 33 bin 765 kişinin de icraya verildikten sonra kredi ya da kredi kartı borcunu ödeyemediği için bu kuruluşların listesine girdiğini ekledi.

CHP’li Gürer “Hem bankalar ve diğer finans kuruluşları hem de varlık yönetim şirketlerinin takibinde bulunanlar tek kişi sayıldığında toplam 3 milyon 882 bin 476 vatandaş, son beş yılda icraya verildiği halde borcunu ödeyemediği için bankaların kara listesinde bulunuyor“ dedi.

Azalmasına rağmen 23 milyon icra dosyası var

Ömer Fethi Gürer şöyle devam etti:

“Vatandaşın icra dosyaları ile ilgili iktidar bir dizi kanun değişikliğine gitti. 2000 TL altı kamu borçları silineceği söyledi. Buna rağmen icralar durmuyor. İcra işlemleri olabildiğince geciktirilse de seçim öncesi 23 milyon 200 bin dosya varlığı icrada durumu ve vatandaşın halini gösteriyor.

Ulusal Yargı Ağı (UYAP) üzerinden alınan verilere göre 1 Ocak – 10 Mart 2023 tarihleri arasında icra ve iflas dairelerine UYAP üzerinden toplam 1 milyon 811 bin yeni dosya geldi.

Gelen dosya sayısı 2022’nin aynı haftalarına göre 286 bin adet azaldı. Aynı dönemde 1 milyon 840 bin dosya da sonuçlandırıldı. Sonuçlanan dosya sayısı da bir önceki yıla göre 620 bin adet artış gösterdi. Yeni gelen dosya sayısı 2022’nin aynı dönemine göre yüzde 13,7 oranında azaldı.

İcra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısı ise geçen yılın aynı gününe göre 247 bin adet azalarak 10 Mart itibariyle 23 milyon 200 bin oldu.”

Gürer “Vatandaş nerede ise banka kartları ile yaşamını sürdürüyor. Borcu borçla ödeyerek yaşamaya çalışıyor” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Paylaşın

EMEP Lideri Akdeniz: Halk Güçleri Tek Bir Aday Etrafında Toplanmalı

EMEP Lideri Akdeniz, “Emek Partisi olarak başkanlık seçimleri konusundaki tutumumuzu açıkladık. Bir kez daha söyleyeyim tek adam yönetimine karşı tüm halk güçleri tek bir aday etrafında toplanmalı ve tek adamı gönderecek bir sonuçla hareket etmeli. Bu bizim açımızdan son derece nettir” ifadelerini kullandı.

Akdeniz, ayrıca, emek ve demokrasi güçlerine çağrı yaparak, “Parlamento seçimlerinde Emek ve Özgürlük İttifakı’nı oluşturan partiler ile Sosyalist Güç Birliği’ni oluşturan partiler oy pusulasında yan yana ve kendi amblemleriyle durmalıdır. Bu çağrı aynı zamanda diğer tüm devrimci demokratik parti ve yapılaradır” dedi.

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ittifak olarak girmek için bir haftalık süre kaldığını belirterek bir çağrı yaptı.

Evrensel’de yer alan habere göre; Maraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 48 bini aştığını, 11 ilde yaşanan yıkım ile seçime girildiğini hatırlatan Akdeniz, “Halkımız çok büyük yas içerisinde. Deprem felaketini yaşadık, bu felaket tek adam yönetiminde yoksul halkın üzerine çöktü. Bir yanda yokluk ve yoksulluk, bir yanda bir avuç sermaye sınıfının zenginliği var. Bizler bunun hesabını sormak istiyoruz. Bu Türkiye tablosunu hep birlikte değiştirmek istiyoruz. Çabamız bu yönde” ifadelerini kullandı.

Hem cumhurbaşkanlığı hem de milletvekilliği seçimlerinin bir arada yapılacağını anımsatan Akdeniz, “Emek Partisi olarak başkanlık seçimleri konusundaki tutumumuzu açıkladık. Bir kez daha söyleyeyim tek adam yönetimine karşı tüm halk güçleri tek bir aday etrafında toplanmalı ve tek adamı gönderecek bir sonuçla hareket etmeli. Bu bizim açımızdan son derece nettir” diye konuştu.

“Üçüncü blok olarak hep birlikte hareket etmeliyiz”

Seçim kanunundaki değişi,klik ile itifak içindeki partilerin kendi amblem ve isimleriyle saeçime katılabileceğini ifade eden Akdeniz şunları kaydetti:

“Bizim önerimiz şudur: Parlamento seçimlerinde, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı dışında, tüm devrimci, demokratik ilerici yapıların; emek-meslek örgütlerinin, tüm halk güçlerinin toplanacağı bir formülle bir blok oluşturmak ve seçimdeki pusulada yerimizi almak. Dolayısıyla parlamento seçimlerinde Emek ve Özgürlük İttifakını oluşturan partiler ile Sosyalist Güç Birliğini oluşturan partiler oy pusulasında yan yana durmalıdır.

Bu çağrı aynı zamanda diğer tüm devrimci demokratik parti ve yapılaradır. Çeşitli formüller üzerine konuşarak güç birliği yaparak, kendi amblemlerimizle yan yana, girebiliriz. Bunu başarmalıyız. Bu seçimde üçüncü blok olarak hep birlikte hareket etmeliyiz. Bu mümkündür.”

Akdeniz, çağrılarının yalnızca Emek ve Özgürlük İttifakı ve Sosyalist Güç Birliği’ni yönelik olmadığını da kaydetti.

Paylaşın

Ocak Ayında Cari Denge Rekor Açık Verdi

Türkiye ekonomisi ocak ayında ilk ayında aylık bazda 9,85 milyar dolar ile rekor cari açık verdi. 12 aylık cari açık da 51,7 milyar dolarla 2014 yılının şubat ayından bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Haber Merkezi / Daha önce 2011 yılının Mart ayında 9,4 milyar dolarlık cari açıkla rekor seviye kaydedilmişti.

Reuters ve Anadolu Ajansı, Ocak 2023 cari açık beklentileri için ekonomistlerle iki ayrı anket yapmış, Reuters anketine katılanlar ortalama 10 milyar dolar, AA anketine katılanlar ise 8,8 milyar dolar cari açık beklediklerini aktarmıştı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ocak ayı ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, Türkiye ekonomisi ocak ayında cari denge 9,85 milyar dolar açık verdi.

Daha önce 2011 yılının Mart ayında 9,4 milyar dolarlık cari açıkla rekor seviye kaydedilmişti.

TCMB verilerine göre Ocak ayı itibariyle 12 aylık cari açık 51,7 milyar dolar oldu. Aralık ayında 12 aylık cari açık 48,7 milyar dolar olarak kaydedilmişti. Ocak’ta yıllıklandırılmış cari açık Şubat 2014’ten bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Çekirdek denge göstergesi olan altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 2,6 milyar dolar fazla verdi. Verilere göre Ocak’ta ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 12,4 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 3,2 milyar dolar olurken bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2,5 milyar dolar olarak kaydedildi.

Net hata noksanda çıkış

TCMB verilerine göre doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler Ocak’ta 223 milyon dolar oldu.

Portföy yatırımları 490 milyon dolar tutarında net giriş kaydetti. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 486 milyon dolar net satış ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 22 milyon doları net alış yaptığı görüldü.

Resmi rezervlerde bu ay 9,3 milyar dolar net azalış oldu. Net hata noksan tarafında ise 119 milyon dolarlık çıkış izlendi.

Cari açık, bir ülkenin dünya ile olan ekonomik ilişkilerinde, giderlerinin (ithalat, faiz ve kar transferleri gibi) gelirlerinden (ihracat, dış yardım ve işçi gelirleri gibi) yüksek olduğu anlamına gelir. Cari açığın oluşmasının temel nedeni ise dış ticaret açığı, yani ithalatın ihracattan fazla olmasıdır.

Paylaşın

Bakan Soylu Açıkladı: Depremlerde Can Kaybı 48 Bin 448’e Yükseldi

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde can kaybı 48 bin 448’e yükseldi. Depremlerde hayatını kaybeden yabancı uyruklu sayısı ise 6 bin 660.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Malatya’da AFAD İl Koordinasyon Merkezindeki koordinasyon toplantısı sonrası Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli merkezli depremler hakkında açıklamalarda bulundu.

Bakan Soylu, “Yabancı uyruklu sayısı ise 6 bin 660, büyük bölümü Suriyeli kardeşlerimiz. Kimliklendirilmesi devam eden vatandaşımızın sayısı ise 1615” dedi.

Deprem bölgesine çay ve şeker istedi

Soylu, AFAD Kahramanmaraş Lojistik Merkezi’ne 11 Mart’ta yaptığı ziyarette, afet sonrası bölgeden ayrılanların geri dönüşlerinin başladığını, çadır talepleri ve yemek ihtiyacının arttığını açıklamış, bölgede ihtiyaç duyulan malzemeleri sıralamıştı:

“Koli kuru gıda en çok ihtiyaç olanlardan bir tanesidir, ikincisi kişisel hijyen ve temizlik ürünleri, şampuanından ıslak mendiline kadar ihtiyaç var. Üçüncüsü çay, şeker, kahvaltılık. Mümkün olduğunca geçici barınma merkezlerinin, gerek çadır olsun gerek konteynerler olsun standartlarını yükselmeye çalışıyoruz.

Önümüz ramazan, iftarı var, sahuru var. Bunların da planlamalarını, hazırlıklarını yapmaya çalışıyoruz. Buradaki dördüncü ihtiyaç, burada yaşayan insanlarımızın eşofmana ihtiyacı var, terliğe, spor ayakkabı gibi ayakkabılara ihtiyacı var, kadın, erkek ve çocuk giysisine ihtiyaç var.”

6 Şubat depremleri sonrasında televizyonlarda ortak yayınlanan programda, 115 milyar 146 milyon 528 bin TL yardım toplandı. Kampanyaya nakit bağış yapanların yanı sıra SMS ile katılanlar da oldu, kampanya süresince yardım amaçlı gönderilen SMS’lerin sayısı 9 milyon 10 bine ulaştı.

Paylaşın

Dikkat Çeken Rapor: Çocuk İşçiliği Yüzde 46 Arttı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2022 Yılı Faaliyet Raporu’nda yer alan Çocuk İşçiliği ile Mücadele Programı kapsamında yürütülen faaliyetlere ilişkin veriler dikkati çekti.

2021’de sokakta risk altında bulunan çocuklara yönelik mobil ekip hizmetleri kapsamında müdahale edilen çocuk sayısı 6 bin 781 iken, bu sayı geçtiğimiz yıl yüzde 46 oranındaki artışla 9 bin 914 olarak gerçekleşti.

Rapora göre, 2021’de 6 bin 376 çocuk hakkında eğitim, danışmanlık ve sağlık tedbirleri alınırken bu sayı geçtiğimiz yıl 7 bin 454’e yükseldi. Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) hizmeti ya da Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ile ailesi destek alan çocuk sayısı da 8 bin 396’dan 11 bin 952’ye çıktı. Ailesi destek alan çocuk sayısı bir yılda yüzde 42 oranında arttı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verileri, okulda ve sokakta risk altında bulunan çocuk sayısında son yıllarda yaşanan çarpıcı artışı gözler önüne serdi. Bakanlığın 2022 Yılı Faaliyet Raporu’nda, koruma kararı kaldırılarak ailesine teslim edilen, suça sürüklenen, ihmal edilen, sokakta çalıştırılan veya diğer nedenlerle risk altında bulunan çocuklara yönelik yapılan müdahalelere ilişkin bilgilere yer verildi.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre; raporda, “Çocuklar Güvende Programı” kapsamında 2019 sonu itibarıyla 27 bin 717 çocuk çeşitli riskler nedeniyle takibe alınırken, bu sayı 2020’de 52 bin 341’e, 2021’de de 92 bin 945’e çıktı. Takibe alınan çocuk sayısında yaşanan artış 2022’de de devam etti. Bu sayı 2022 sonu itibarıyla yüzde 422 oranında beş katlık artışla 144 bin 881’e yükseldi.

Çocuk işçiliği yüzde 46 arttı!

Raporda, Çocuk İşçiliği ile Mücadele Programı kapsamında yürütülen faaliyetlere ilişkin veriler de dikkati çekti. 2021’de sokakta risk altında bulunan çocuklara yönelik mobil ekip hizmetleri kapsamında müdahale edilen çocuk sayısı 6 bin 781 iken, bu sayı geçtiğimiz yıl yüzde 46 oranındaki artışla 9 bin 914 olarak gerçekleşti.

Böylece 12 Haziran 2017’den bu yana beş buçuk yılda toplam 39 bin 699 çocuğa müdahale edilmiş oldu.

Yine çocuk işçiliği ile ilgili 2021’de bin 138 çocuğun ailesi hakkında adli işlem başlatılırken bu  sayı, 2022’de bin 332’ye ulaştı.

Rapora göre, 2021’de 6 bin 376 çocuk hakkında eğitim, danışmanlık ve sağlık tedbirleri alınırken bu sayı geçtiğimiz yıl 7 bin 454’e yükseldi. Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) hizmeti ya da Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ile ailesi destek alan çocuk sayısı da 8 bin 396’dan 11 bin 952’ye çıktı. Ailesi destek alan çocuk sayısı bir yılda yüzde 42 oranında arttı.

Okullarda Risk Altında Bulunduğu Değerlendirilen Çocuklara Yönelik Mobil Ekip Hizmetleri’ne ilişkin veriler de çocukların yalnızca sokakta değil okulda da risk altında olduğunu ortaya koydu.

Bu kapsamda 2021 sonuna kadar 9 bin 219 kez gerçekleştirilen okul ziyaretinde toplam 32 bin 745 sosyal hizmet müdahalesi gerçekleştirilen ekiplerin, sadece son bir yılda yaptığı sosyal hizmet müdahale sayısı 11 bin 34 oldu. Böylece bugüne kadar yapılan toplam sosyal hizmet müdahale sayısı 43 bin 799’a yükseldi.

Rapora göre, ekonomik açıdan risk altında olan çocukların sayısındaki artış da dikkati çekti. Ekonomik yoksunluk sonucu korunma ihtiyacı olduğu gerekçesiyle SED hizmeti kapsamında 2020’de 129 bin 422 çocuk desteklenirken bu sayı 2021’de 141 bin 275’e yükselmişti.

Raporda, ailesinin yanında bakımı sağlanamayan çocuk sayısının 2022 sonu itibarıyla 157 bin 248’e çıktığı, bu kapsamda bugüne kadar 3 milyar 497 milyon 109 bin TL’lik ödeme yapıldığı belirtildi.

Paylaşın

Dikkat Çeken Analiz: Erdoğan, Seçimi İlk Turda Kaybedebilir

AFP’de yayımlanan bir analizde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimin ilk turunda kaybedebileceğini öne sürüldü.

“Erdoğan her zamankinden daha zayıf görünüyor, ancak hala çok sağlam bir seçmen tabanına sahip” denilen analize göre, “Kampanya sürecinde seçmenleri bir araya getirmek için kontrolü altındaki basına güvenecek. Muhalefeti itibarsızlaştırmak için muhalefet içindeki bölünmeleri öne çıkarmaya çalışacak.”

Fransa merkezli uluslararası haber ajansı Agence France-Presse’te (AFP) Cyrielle Cabot tarafından yayımlanan bir analizde Erdoğan’ın seçimleri ilk turda kaybedebileceğinin altı çizildi. Öte yandan analizde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğu’nun otoriter ve kavgacı olarak görünen Erdoğan karşısında çok farklı bir imaja sahip olduğu belirtilirken halkın bu tür normallikler istediği de ifade edildi.

Analizde öne çıkan yerler şöyle:

“Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası 10 Mart’ta resmen başladı ve üçüncü kez aday olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan artık en büyük rakibinin kim olduğunu biliyor. 74 yaşındaki Kemal Kılıçdaroğlu, gözlemciler tarafından genellikle ‘Erdoğan’ın zıt kutbu’ olarak tanımlanıyor.”

“Kamuoyu yoklamaları ise ‘seçimin başa baş geçeceğini’ ve ‘Erdoğan’ın, 2003’te iktidara gelmesinden bu yana en belirsiz seçimi’ olduğunu söylüyor.”

‘Kılıçdaroğlu, Erdoğan’dan çok farklı bir imaja sahip’

“Öte yandan pek çok kişi ‘Kılıçdaroğlu’nu ‘karizma eksikliği’ nedeniyle eleştiriyor; İstanbul veya Ankara belediye başkanının aday gösterilmesini tercih ediyor. Didier Billion’a göre, bazıları tarafından karizma eksikliği olarak görülen bu durum, kampanya sırasında bir avantaja dönüşebilir. Kılıçdaroğlu, otoriter ve kavgacı olarak görülen Recep Tayyip Erdoğan’dan çok farklı bir imaja sahip. Halk bu tür bir normallik istiyor.”

“HDP Eş Başkanı Mithat Sancar’ın Pazartesi günü yaptığı, ‘aday çıkarmayabiliriz’ açıklamasına da değinen ve bunu ‘Kılıçdaroğlu’na yönelik açık bir destek’ olarak tanımlayan Denizeau’ya göre, ‘İttifak seçimi ilk turda kazanabilir. Ancak HDP’nin teklifi, zafer durumunda olan Kürtlere verilecek garantilere bağlı. Kılıçdaroğlu’nun ne önereceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.”

‘Erdoğan her zamankinden daha zayıf görünüyor’

“Erdoğan her zamankinden daha zayıf görünüyor, ancak hala çok sağlam bir seçmen tabanına sahip” diyen Denizeau’ya göre ise “Kampanya sürecinde seçmenleri bir araya getirmek için kontrolü altındaki basına güvenecek. Muhalefeti itibarsızlaştırmak için muhalefet içindeki bölünmeleri öne çıkarmaya çalışacak.”

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik kriz ve 6 Şubat depremindeki yönetimine yönelik ağır eleştiriler nedeniyle kırılgan bir durumdayken, “Muhalefet bir program oluşturmakta zorlanıyor.”

Didier Billion’a göre, ortak paydaları Erdoğan’ı devirmek, başkanlık rejimine son vermek ve parlamenter demokrasiye dönmek olan muhalefet, söz ekonomik ve sosyal politikalara geldiğinde seçim sonrasını işaret ediyor ve uzlaşma olacağı sözünü veriyor.

Paylaşın

31 Aralık 2022 Öncesine Ait Tüm Borçlar 48 Taksitte Ödenebilecek

Vergiler, trafik cezaları, askerlik ve otoyol cezaları ile belediyelere olan 31 Aralık 2022 öncesine ait tüm borçlar 48 taksitte ödenebilecek. Yapılandırma için başvurular 31 Mayıs’ta başlayacak, ilk taksit ödemesi ise 30 Haziran’da yapılacak.

Haber Merkezi / Ayrıca deprem bölgelerinde Temmuz ayı sonuna kadar veraset ve intikal vergisi alınmayacak. Esnafın tescil, tadil, sicil işlemlerinden Ağustos ayına kadar harç talep edilmeyecek.

Çalışanlarına maddi yardımda bulunan işverenler, 50 bin liraya kadar olan kısım için gelir vergisinden muaf tutulacak. Depremzedelerin kullanılmayacak durumdaki ev ve araçlarının üzerindeki hacizler kaldırılacak.

Türkiye’de Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), il özel idareleri, belediyeler, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları (YİKOB) ile ilgili alacaklara yapılandırma imkanı getiren “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” Resmi Gazete’de yayımlandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan kamu alacaklarına yönelik geniş kapsamlı borç yapılandırması paketine göre, 31 Aralık 2022 öncesine ait borçlar 48 taksit halinde ödenebilecek.

Mükelleflerce çeşitli sebeplerle eksik beyan edilmiş veya beyan dışı bırakılmış geçmiş yıl gelirlerinin belli oran ve tutarlar dahilinde beyan edilmesi sağlanacak. Borçların yapılandırması için başvurular 31 Mayıs’ta, ilk taksitlerin ödemesi ise 30 Haziran’da başlayacak.

Yapılandırılan borçların peşin ödenmesi halinde ise Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tutarının yüzde 90’ından vazgeçileceği, yapılandırılan borcun idari para cezası olması durumunda asıl alacaktan da yüzde 25 oranında indirim sağlanacağı kaydedildi.

Vergi dairelerine olan 2 bin liranın altındaki borçların yanı sıra; sürücülerin alkol, uyuşturucu, drift ve aday sürücülük halleri dışındaki ihlallere yönelik verilen ceza puanlarının da silineceği belirtildi. Düzenlemeye göre, geri alınan 10 bine yakın ehliyetin ise iadesi sağlanacak.

Depremzedelere yönelik yeni düzenlemeler

Yeni yasada, depremzedelere yönelik düzenlemeler de öngörüldü. Buna göre:

– Kurumlar vergisi mükelleflerinden tek seferlik yüzde 10 ek vergi alınması öngörülürken, depremden etkilenen illerdeki mükellefler kapsam dışında olacak.

– İşverenlerin, depremden etkilenen çalışanlarına yardım için sağladıkları menfaatler üzerinden vergi ve prim kesintisi yapılmayacak.

– Depremden etkilenenlere sahibi oldukları konutları ikamet amacıyla bedelsiz olarak tahsis eden konut sahipleri için emsal kira bedeli uygulanmayacak.

– Depremde yıkılan veya ağır hasar gören binalar ile kullanılamaz duruma gelen taşıtlara ilişkin vergi ve katkı payları ile varsa bu alacaklara ilişkin feri alacakları terkin edilecek, taşıtlar üzerindeki vergi dairelerince konulan hacizler kaldırılacak.

– Bölgede Temmuz ayı sonuna kadar veraset ve intikal vergisi alınmayacak.

– Depremzedelerin kullanılmayacak durumdaki ev ve araçlarının üzerindeki hacizler kaldırılacak.

Paylaşın