“Millet İttifakı, Seçime İYİ Parti Hariç Tek Listeyle Girebilir” İddiası

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Seçimlerden en iyi sonucu almak isteyen ittifakların ve partilerin hazırlıklarına dair kulis haberlerde gelmeye devam ediyor.

Son olarak, Millet İttifakı’nın İYİ Parti hariç seçime tek listeyle girebileceği öne sürüldü. CHP’nin bileşenlerine 30 milletvekili için kontenjan ayırdığı iddia edildi.

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, köşe yazısında Millet İttifakı, İYİ Parti hariç tek listeyle girebileceğini yazdı.

Saymaz, “Millet İttifakı’nı oluşturan altı partiden CHP, Saadet, Gelecek, DEVA ve Demokrat partileri ortak liste noktasında uzlaşma aşamasına vardı” dedi.

Beş parti Millet İttifakı’nın çatısı altında amblemleriyle değil, CHP’nin milletvekili listelerinden seçime gireceğini belirtten Saymaz, Kılıçdaroğlu’nun ısrarına rağmen İYİ Parti, 15 şehirde ortaklaşmayı kabul ettiğini aktardı.

Saymaz, bu şehirlerde oy oranına bağlı olarak CHP ya da İyi Parti listeleri tercih edeceğini söyledi.

CHP’nin bileşenlerine 30 milletvekili için kontenjanı ayırdığı söyleyen Saymaz, şunları belirtti:

“Altı parti tek listeden girerse 360, beşi girerse 280 milletvekili çıkarılacağı hesap ediliyor. Nihai kararın ise cuma günü verileceği belirtiliyor.

Diğer yandan DEVA, Gelecek ve Saadet’i içeren ittifak içinde ittifak formülünden vazgeçildi. DEVA Partisi’nın kendi çatısında seçime girilmesi önerisi reddedildi.”

Cumhur İttifakı’nda “ortak liste” çatlağı

Öte yandan AK Parti’de Osmaniye, Iğdır, Çanakkale gibi illerde MHP ile “birliktelik sağlanabilir mi?” değerlendirmesi yapılıyordu.

AK Partili kurmayların çalıştığı formüle hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den “ret geldiği” belirtildi.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun kulis haberine göre, aralarında Osmaniye, Iğdır, Çanakkale gibi illerin de yer aldığı 19 ilde “MHP’nin aday çıkarmayarak, AK Partili isimleri, bazı illerde ise AK Parti’nin aday çıkarmayarak MHP’li isimleri destekleyebileceği” ileri sürülmüştü.

Ancak AK Parti’nin, MHP ile yürüttüğü çalışma ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’den “ret kararının” geldiği belirtiliyor.

Erdoğan’ın, “AK Parti’nin iktidar partisi olduğu, bazı illerde aday göstermemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı” gerekçesiyle, Bahçeli’nin ise, “MHP’nin siyasi geçmişi ve birikimi ile partinin üç hilale oy veren seçmen yapısı” gerekçesiyle “bu çalışmaya ret kararı verdiği” ileri sürülüyor.

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nda “Ortak Liste” Çatlağı: Erdoğan Ve Bahçeli’den Ret

İttifaklar ve partiler 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde en iyi sonucu almak için çalışmalarını sürdürüyor. AK Parti’de Osmaniye, Iğdır, Çanakkale gibi illerde MHP ile “birliktelik sağlanabilir mi?” değerlendirmesi yapılıyordu.

AK Partili kurmayların çalıştığı formüle hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den “ret geldiği” belirtildi.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun kulis haberine göre, aralarında Osmaniye, Iğdır, Çanakkale gibi illerin de yer aldığı 19 ilde “MHP’nin aday çıkarmayarak, AK Partili isimleri, bazı illerde ise AK Parti’nin aday çıkarmayarak MHP’li isimleri destekleyebileceği” ileri sürülmüştü. Ancak AK Parti’nin, MHP ile yürüttüğü çalışma ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’den “ret kararının” geldiği belirtiliyor.

Erdoğan’ın, “AK Parti’nin iktidar partisi olduğu, bazı illerde aday göstermemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı” gerekçesiyle, Bahçeli’nin ise, “MHP’nin siyasi geçmişi ve birikimi ile partinin üç hilale oy veren seçmen yapısı” gerekçesiyle “bu çalışmaya ret kararı verdiği” ileri sürülüyor.

Erdoğan’dan bakanlara: Hepiniz milletvekili adayı olacaksınız

Öte yandan AK Parti’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan üst komisyon, milletvekili listelerini büyük ölçüde tamamladı. Bazı bakanların Erdoğan’dan milletvekili adayı olmamak için izin istediği, ancak Erdoğan’ın, “Hepiniz aday olacaksınız” dediği öğrenildi.

Hürriyet’te yer alan habere göre; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün İstanbul, Ankara ve İzmir listelerine son şeklini verdiği, listelerde son ana kadar bir değişiklik olmazsa üç dönem kuralını istisnasız uyguladığı belirtildi.

Partide daha önce alınan kararla 24., 26. ve 27. dönemi kapsayan üç döneme takılan bazı milletvekilleri, 25. dönemde aday olmamalarını gerekçe göstererek üç dönem kuralına takılmadıklarını söyledi. Ancak Erdoğan’ın bunu esprili bir dille reddettiği ifade edildi.

Kulislere yansıyan bilgilere göre; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın Ankara’dan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Kayseri, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İstanbul ya da Karadeniz illerinden, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın Şanlıurfa’dan, Çevre Bakanı Murat Kurum ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun İstanbul’dan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Hatay’dan, Mevlüt Çavuşoğlu’nun Antalya’dan, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in İzmir’den, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un Aydın’dan birinci sıradan aday yapılabileceği konuşuluyor.

Ayrıca, bazı bakanların Erdoğan’dan milletvekili adayı olmamak için izin istediği, ancak Erdoğan’ın, “Hepiniz aday olacaksınız” dediği öğrenildi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Bakanlara: Hepiniz Milletvekili Adayı Olacaksınız

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Seçime katılan ittifaklar ve partiler seçimlerde en iyi sonucu almak için çalışmalarını sürdürüyor.

AK Parti’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan üst komisyon, milletvekili listelerini büyük ölçüde tamamladı. Bazı bakanların Erdoğan’dan milletvekili adayı olmamak için izin istediği, ancak Erdoğan’ın, “Hepiniz aday olacaksınız” dediği öğrenildi.

Hürriyet’te yer alan habere göre; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün İstanbul, Ankara ve İzmir listelerine son şeklini verdiği, listelerde son ana kadar bir değişiklik olmazsa üç dönem kuralını istisnasız uyguladığı belirtildi.

Partide daha önce alınan kararla 24., 26. ve 27. dönemi kapsayan üç döneme takılan bazı milletvekilleri, 25. dönemde aday olmamalarını gerekçe göstererek üç dönem kuralına takılmadıklarını söyledi. Ancak Erdoğan’ın bunu esprili bir dille reddettiği ifade edildi.

Kulislere yansıyan bilgilere göre; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın Ankara’dan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Kayseri, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İstanbul ya da Karadeniz illerinden, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın Şanlıurfa’dan, Çevre Bakanı Murat Kurum ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun İstanbul’dan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Hatay’dan, Mevlüt Çavuşoğlu’nun Antalya’dan, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in İzmir’den, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un Aydın’dan birinci sıradan aday yapılabileceği konuşuluyor.

Ayrıca, bazı bakanların Erdoğan’dan milletvekili adayı olmamak için izin istediği, ancak Erdoğan’ın, “Hepiniz aday olacaksınız” dediği öğrenildi.

Erdoğan ve Bahçeli’den “ortak listeye” ret

Öte yandan Osmaniye, Iğdır, Çanakkale gibi illerin de yer aldığı 19 ilde “MHP’nin aday çıkarmayarak, AK Partili isimleri, bazı illerde ise AK Parti’nin aday çıkarmayarak MHP’li isimleri destekleyebileceği” ileri sürülmüştü. Ancak AK Parti’nin, MHP ile yürüttüğü çalışma ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’den “ret kararının” geldiği belirtiliyor.

Erdoğan’ın, “AK Parti’nin iktidar partisi olduğu, bazı illerde aday göstermemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı” gerekçesiyle, Bahçeli’nin ise, “MHP’nin siyasi geçmişi ve birikimi ile partinin üç hilale oy veren seçmen yapısı” gerekçesiyle “bu çalışmaya ret kararı verdiği” ileri sürülüyor.

Paylaşın

Demirtaş: Erdoğan Kazanırsa, Türkiye Yeni Bir Tür Diktatörlüğe Dönüşecek

Financial Times’a konuşan eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş “Türkiye adım adım otoriter bir bir rejime doğru ilerledi. Erdoğan bu seçimi kazanırsa, Türkiye yeni bir tür diktatörlüğe dönüşecek” dedi.

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “değişim ve demokrasi için samimi bir çaba gösterdiğini” söyleyen Demirtaş, Kürtlerin “ortak bir cumhurbaşkanı adayını değerli bulduğunu” ancak “bir seçim yapmadan önce olayların nasıl geliştiğini görmek istediklerini” vurguladı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, avukatları aracılığıyla Birleşik Krallık merkezli Financial Times’a konuştu.

Demirtaş, “Kürt seçmenin desteğini almayan bir parti hiçbir zaman iktidara gelmedi. Bu seçimde de Kürtler belirleyici olacak” dedi.

Selahattin Demirtaş, Millet İttifakı’nın 13. Cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “değişim ve demokrasi için içten bir çaba sarf ettiğini” belirtti.

“Kürtler ortak bir cumhurbaşkanı adayına önem veriyor” diyen Demirtaş,  aynı zamanda Kürt seçmenin CHP liderinin kampanyasından “umutlu” olduğunu, ancak kesin bir karar vermeden önce sürecin biraz ilerlemesini bekleyeceklerini söyledi.

“Türkiye adım adım otoriter bir rejime dönüştü” diyen Selahattin Demirtaş, “Eğer Erdoğan bu seçimi kazanırsa Türkiye yeni bir tür diktatörlüğe geçiş yapmış olacak” ifadesini kullandı.

Deemirtaş,  “Erdoğan toplumu bölerek iktidarda kalmayı başardı. Muhalefetin birlik olması sadece kutuplaşmayı ortadan kaldırmak için değil, seçimi kazanmak için de önemli” değerlendirmesinde bulundu.

Selahattin Demirtaş, “Siyaseti asla bırakmadım ve mücadelenin içinde yer almaya çalışıyorum. Erdoğan açıkça beni hapiste tutacağını söylüyor. Seçimden sonra da bunu söyleyebilecek mi göreceğiz” diye konuştu.

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Akşener’e Tepki: Niteliksiz, Yakışıksız

İYİ Parti Lideri Akşener’in partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya tepki gösteren AK Parti Sözcüsü Çelik,  “Bugün İYİ Parti grup toplantısında Sayın Akşener’in üslubu, Cumhurbaşkanımıza yönelik ifadeleri ve kullandığı bazı tabirler son yıllardaki en niteliksiz, en yakışıksız ifadelerin yer aldığı konuşma olmuştur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sayın Kılıçdaroğlu da Sayın Akşener’i tebrik etmiş. Bu niteliksizliğe bir çifte destek söz konusu olmuş. Bu ittifakın diğer üyeleri de aynı desteği sergileyecekler mi bakalım?”

Akşener’in geçtiğimiz günlerde, bir kadına söylenmeyecek sözlerle karşı karşıya kaldığı ifadelerine yönelik Çelik, “Bir kadın siyasetçiye kadın olduğu için haddini aşan şeyler söylendiğinde biz bunun karşısında dururuz ama bugün yaptıkları konuşmada herhangi bir kadın veya erkek siyasetçinin ağzına almaması gereken birtakım tabirler kullanılmıştır” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in bugün partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya tepki gösterdi. Çelik’in açıklamalarından satırbaşları:

 “İYİ Parti’nin grup toplantısında Sayın Akşener’in kullandığı üslup, bunu üzülerek söylüyorum son yıllardaki en yakışıksız ifadeleri olmuştur. Sayın Kılıçdaroğlu da Sayın Akşener’i tebrik etmiş, bu yakışıksızlığa çifte destek olmuştur. Argo tabirlerle bağırıp, çağırarak, saldırgan üslup haline, son yıllarda gördüğümüz en yakışıksız konuşmaya şahit olmak zorunda kaldık.

Meclis kürsüsüne kurşunların dizildiği bir tablo. Cumhurbaşkanımız dünyada Türkiye’nin şan ve şerefini en yüksekte tuttu. Argo tabirlerle bir hezeyan şeklinde bağırıp çağırarak, son yıllarda gördüğümüz en niteliksiz ve yakışıksız konuşmaya şahit olduk.

Bugün yaptıkları konuşmada herhangi bir kadın ya da erkek siyasetçinin ağzına almaması gereken sözlerle Cumhurbaşkanımıza yönelik ifadeler kullanıyor. Seçim kampanyaları seccadeye ayakkabı ile basarak başladı. Şimdi de Meclis çatısı altında kurşun sergisi yaparak bu tehdidi sürdürüyorlar.

Siyasi pazarlıklarını kapatmak için bize saldırıyorlar. Meclis’te bir kurşun sergisi açmaya kalkarak ortaya koyduğu bu performans üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. O Meclis sizin kürsüde kurşun sergileyebileceğiniz bir yer değildir. Buradan bizlere saldırarak kendinize siyasi rant üretmeye çalışırsanız buna net bir şekilde karşı çıkarız.

Bugünkü yapılan konuşmanın tamamı Cumhurbaşkanımıza saldırma adı altında diğer konuların örtbas edilmek istenmesidir. Bir de çay tutturmuş gidiyor. Reçetelerini yeniliyorum. Bir hazımsızlıkları olduğu belli. Bu nedenle kendisine bir de acılı Adana şalgamı ekliyorum. “

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken “TİP” Açıklaması: Başarılar Diliyoruz

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala Demirtaş, Emek ve Özgürlük İttifakı’ndaki liste tartışmalarının artık bittiğini belirterek bundan sonra hedefin Yeşil ve Sol Parti’nin 100 milletvekili çıkarması olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Yeşil ve Sol Parti listelerinden seçime girmesi için geçtiğimiz günlerde çağrıda bulunan Demirtaş gelinen noktada bunun gerçekleşmediğine işaret ederek artık tartışmaların bitmesi gerektiğini belirtti.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Emek ve Özgürlük İttifakı’ndaki liste tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri kullandı:

“Uzun tartışmalar ve değerlendirmeler sonucunda, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçime nasıl gireceği artık netleşti.

Herkes, hepimiz görüşlerimizi paylaştık. Bundan sonrası ortak karara saygı duymak, destek vermektir.

Türkiye İşçi Partili arkadaşlarımıza, İttifak çatısı altında kendi amblemleriyle girecekleri seçimde başarılar diliyoruz.

Bizler de hep birlikte, Yeşil Sol Parti’yi en az 100 milletvekiliyle Meclis’e göndermek için canla başla çalışıyoruz.

Şimdi Yeşil Sol zamanı. İş zamanı, çalışma zamanı, başarma zamanı. Hepimize kolay gelsin.”

Paylaşın

Taliban, Kadınlara Baskıyı Artıyor; BM İçin Çalışmayı Yasakladı

Ağustos 2021 yılında Afganistan’da kontrolü ele geçiren Taliban, kadınların Birleşmiş Milletler (BM) için çalışmasını yasakladı. Taliban’ın kararı Birleşmiş Milletler tarafından duyuruldu.

BM, yazılı bir açıklama yapılmadığını ancak Taliban’ın örgütü sözlü olarak bilgilendirdiğini kaydetti. BM, Taliban’ın kararının “kabul edilemez ve akıl almaz” olduğunu vurguladı.

Örgütten yapılan açıklamada, “Bu, yardım kuruluşlarının en çok ihtiyaç duyanlara ulaşma imkanlarını baltalayan, endişe veren bir dizi hamlenin sonuncusu. BM, kadın personeli olmadan Afganistan’da çalışamaz ve hayat kurtaran yardımı ihtiyaç duyanlara sağlayamaz” denildi.

BM, Afganistan’da tüm personelinden, önümüzdeki 48 saat boyunca çalışmalarını durdurmalarını talep etti. Örgüt yetkilileri, Taliban yönetimi ile görüşüp konunun netlik kazanmasını bekliyor.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

AİHM, Tutuklu HDP’lilerin Tahliye Edilmesi Çağrısını Yineledi

Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) 13 eski milletvekili için verdiği “ihlal” kararına Türkiye’nin itirazını reddeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, tutuklu HDP’lilerin tahliye edilmesi çağrısını yineledi.

AİHM Büyük Daire’nin kararının kendilerini haklı çıkardığını söyleyen HDP’nin Hukuktan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Serhat Eren, “Mahkemeden, bir an önce kararın gereğini yerine getirmesini bekliyoruz. Bir an önce tahliye kararını vermesini bekliyoruz.” dedi ve ekledi:

“Bu karar bir kez daha Türkiye’nin, bizim HDP’ye dönük operasyonların siyasi saikle yapıldığını, hukuki tarafının olmadığını, tamamının siyasi motivasyonla yapıldığını, tutuklamaların bu motivasyonla yapıldığını, seçme seçilme hakkının, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini bir kez daha teyit eden bir mahkeme kararıdır. Dolayısıyla mahkemelerden bu kararını ifasını bekliyoruz.”

Büyük Daire, AİHM tarafından geçen yıl HDP’nin eski eş genel başkanlarından Figen Yüksekdağ ve İdris Baluken ile eski milletvekillerinden Besime Konca, Abdullah Zeydan, Nihat Akdoğan, Selma Irmak, Ferhat Encu, Gülser Yıldırım, Nursel Aydoğan, Çağlar Demirel, Ayhan Bilgen, Burcu Çelik ve Leyla Birlik hakkında verilen “ihlal” kararına, Türkiye’nin itirazını değerlendirdi.

Büyük Daire dün açıkladığı kararında, itirazı reddetti. Böylece, AİHM’in 13 eski milletvekili hakkında 8 Kasım 2022’de aldığı karar kesinleşmiş oldu.

Mahkeme, karar gerekçesinde AİHM Büyük Dairesi’nin HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verilen karara atıfta bulunarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5’inci ve 18’inci maddelerinin ihlal edildiğine hüküm getirdi. Gerekçeli kararda, şu ifadelere yer verildi:

“Mahkeme, müdahil tarafların görüşlerinde olduğu gibi, başvuranların maruz kaldıkları tutuklamaların, çoğulculuğu bastırmak ve demokratik toplum kavramının özünde yer alan siyasi tartışma özgürlüğünü kısıtlamak gibi ‘gizli bir amacı’ izlediğinin her türlü makul şüphenin ötesinde tespit edildiği kanısına varmıştır.”

Başvuranlara ödenmesi gereken tazminatları da hatırlatan mahkeme, HDP’lilerin tutukluluk hallerinin devam etmesinin ihlali sürdüreceğine vurgu yaptı. HDP’lilerin tahliye edilmesi çağrısı yapan mahkeme, şu görüşleri dile getirdi :

“Bu koşullarda, halen özgürlüklerinden yoksun bırakılan başvuranlarla ilgili olarak, aynı olgusal bağlamla ilgili gerekçelerle tutukluluk halinin devam etmesi, haklarının ihlalinin uzamasına ve Sözleşme’nin 46. maddesinin 1. fıkrası bağlamında, davalı devlete düşen mahkeme kararına uyma yükümlülüğü görevini yerine getirmemesine neden olacaktır. Dolayısıyla mahkeme, hükümetin başvuranların özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarına son vermeye ve derhal serbest bırakılmalarını sağlamaya yönelik gerekli bütün tedbirleri alması gerektiği kanaatine varmaktadır.”

Türkiye’nin itirazı AİHM Büyük Dairesi tarafından reddedilince, Türkiye aleyhindeki karar da kesinleşmiş oldu. AİHM bugüne kadar Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş için 18’inci maddenin ihlali kararı vermişti.

HDP’den tahliye çağrısı

Kararı VOA Türkçe’den Arzu Çakır’a değerlendiren HDP’nin Hukuktan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Serhat Eren, AİHM Büyük Daire’nin kararının kendilerini haklı çıkardığını söyledi. HDP’lilerin derhal tahliye edilmesi gerektiğini savunan Eren, şunları kaydetti:

“Mahkemeden, bir an önce kararın gereğini yerine getirmesini bekliyoruz. Bir an önce tahliye kararını vermesini bekliyoruz. Bu karar bir kez daha Türkiye’nin, bizim HDP’ye dönük operasyonların siyasi saikle yapıldığını, hukuki tarafının olmadığını, tamamının siyasi motivasyonla yapıldığını, tutuklamaların bu motivasyonla yapıldığını, seçme seçilme hakkının, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini bir kez daha teyit eden bir mahkeme kararıdır. Dolayısıyla mahkemelerden bu kararını ifasını bekliyoruz.”

İdris Baluken cezaevinden çıktı

Bu arada, kararın çıkmasından saatler sonra Eski HDP Diyarbakır milletvekili İdris Baluken, infazını tamamlayarak cezaevinden çıktı. Grup Başkanvekili olduğu dönemde 4 Kasım 2016 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanan Baluken, Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmış ve 9 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

30 Ocak 2017’de görülen duruşmada hakkında verilen tahliye kararı sonra cezaevinden çıkan Baluken, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine yeniden tutuklanmıştı. Baluken, 6 yıl 5 ay 1 gün tutuklu kaldıktan sonra Sincan Cezaevi’nden çıkmış oldu.

Paylaşın

TİP Lideri Erkan Baş: Yeni Bir Arayış İçerisindeyiz

Yeşil Sol Parti ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) arasındaki görüşmeler sürerken TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Türkiye’de, 87 seçim bölgesinin hepsinde tek bir taktik geliştirmek zorunda değiliz. Yeni bir şey deniyoruz, yeni bir arayış içerisindeyiz” dedi ve ekledi:

“Biz halkımızın, halklarımızın nasıl bedeller ödediğini biliyoruz. Bu bedellerin sonucunda elde edilmiş kazanımları göz bebeğimiz gibi korumak konusunda da kararlıyız. Daha ileriye taşımanın arayışı içerisindeyiz.”

Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenlerinden Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) seçime en az 41 ilde, kendi amblem ve adaylarıyla girme kararlılığı sürüyor. TİP Lideri Erkan Baş, Mezopotamya Ajansı’na konuştu.

Erkan Baş, sorulara şu yanıtları verdi:

Seçimlerde anahtar rol oynayan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçim stratejisi temel gündem. Eleştiriler var, öneriler var. Bu eleştirilere yönelik yaklaşımınız ve tutumunuz nedir?

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tüm toplumsal tabanı son derece politik, duyarlı, dikkatli, özenli bir topluluk. Dolayısıyla siyaseti de çok yakından takip ediyor, siyasete aktif olarak katılıyor. Bunlar bizim açımızdan kıymetli. Eleştiriler de doğal olarak en iyiyi, en güzeli, en doğruyu bulma kaygısıyla yapılıyor. Bu kapsamda iyi niyetli olarak başarıyı arayan her tür eleştiriyi çok kıymetli bulduğumuzu, dikkatle izlediğimizi, değerlendirdiğimizi herkesin bilmesini isterim.

Bu arada kötü niyetli diye tarif edebileceğimiz, esas olarak Türk ve Kürt halklarının mücadele birliğini zedeleyemeye, bu birlikteliği bozmaya dönük yapılan girişimleri de bu kapsamda değerlendirmiyoruz. Onları ciddiye almıyoruz. Devletin de iktidarın da HDP nezdinde Kürt halkını yalnızlaştırma stratejisinin bir uzantısı olarak görüyoruz. Biz Kürt ve Türk halklarının mücadele birliğini en güçlü biçimde hayata geçirmek üzere tartışıyoruz.

Tekrar iyi niyetli olanlara dönecek olursak, burada kaygılar esas olarak seçim sisteminde yapılan değişikliklerle ilgilidir. AKP-MHP iktidarı, kaybeden iktidar olarak seçim sistemini değiştirdi. Zaten derdi, ittifakları birbirine düşürmekti. İttifaktaki partilerin birbirleriyle çelişkilerini derinleştirmek istiyordu. Bizim hep beraber yapmaya çalıştığımız şey, AKP’nin bu oyununu bozmak.

Onlar bir oyun oynadılar, biz bu oyunu daha fazla kenetlenerek, daha fazla düşünerek, nasıl başarıya dönüştürürüz üzerine tartışıyoruz. Bunu hep birlikte başaracağımıza olan inancımız çok güçlü. Hiç kimsenin bir tereddüdü olmasın, halklarımızın hiçbir tereddüdü olmasın. Biz hep beraber bütün bu tartışmalar ve değerlendirmeler ışığında en doğru yolu yine hep birlikte bulacağız. Hiç kimsenin bunda kendi doğrusuna takılıp, diğer değerlendirmeleri gündem dışında tutma şansı yok. Hep birlikte en doğruyu bulacağımıza inanıyorum.

Herkes gibi sizler de seçimlere tarihsel önem atfediyorsunuz. Aynı zamanda Cumhuriyetin ikinci yüzyılını belirleyecek bir seçim. Bu konuda “parti çıkarları mı toplumsal çıkarlar mı?” tartışmaları da var. Emek ve Özgürlük İttifakı, seçmenlerinin “seçime tek listeyle girilmesi” beklentilerini karşılar mı?

Bir kere ne Türkiye İşçi Partisi ne de Emek ve Özgürlük İttifakı’nda herhangi bir müttefik gücümüz asla ve asla kendi çıkarlarını, ittifakın çıkarlarının önüne koymaz. Sizin yaptığınız bugün çok kıymetli. Bu seçim aslında ikinci yüzyıla ilk adım seçimi ve bizim tartışmamız şu; Türkiye ikinci yüzyıla iki düzlem siyasetinin preslendiği, iki düzlem siyasetinin arasına sıkışmış bir ülke olarak mı girecek? Ya da Emek ve Özgürlük İttifakı eliyle Üçüncü Yol’u, Türkiye’de üçüncü bir seçeneği, halktan, emekten, demokrasiden, özgürlükten, barıştan yana bir seçeneği en güçlü biçimde nasıl taşıyacağız? Temel tartışma budur ve bakın bu seçimin en önemli sorunu budur.

Türkiye ilk yüzyılda olduğu gibi mi devam edecek? Yoksa bu sefer biz halklar olarak, emekçiler, kadınlar, gençler olarak yeni bir inisiyatif geliştirebilecek miyiz, yeni bir irade şekillendirebilecek miyiz? Temel kaygımız budur. Tek liste meselesinde de esas olarak odaklandığımız nokta bu. Farklı kaynaklarda gelişen mücadeleleri nasıl Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bir parçası haline getirebiliriz? Nasıl Emek ve Özgürlük İttifakı’nı büyütebiliriz. Bu konuda tabi ki yeni bir süreç. Dolayısıyla tartışmalar oluyor.

Ama unutmayın, hep birlikte çok deneyimli bir gelenekten geliyoruz. Kürt özgürlük hareketine baktığımız zaman, 90’lardan bu yana önce Emek, Barış ve Özgürlük Bloğu ile başlayan yoğun bir mücadele süreci vardı. Bunun çeşitli aşamaları oldu. Ne yaptılar? Bugünkü tartışmaları biraz benzetiyorum. HDP bağımsız adaylarla elde ettiği mevziiyi büyütmek, geliştirmek ve kalıcılaştırmak üzere parti olarak seçimlere girme kararı verdiğinde de aynı tartışmaları yaşamıştık. O zaman da “barajı aşamazsak, elde ettiğimiz bütün kazanımları kaybetme riskiyle karşı karşıyayız” dediler. Bu özel olarak Türkiye İşçi Partisi’nin tercihi değil. Hep beraber Emek ve Özgürlük İttifakı’nı nasıl daha güçlü hale getiririz konusundaki tartışmayı yürütüyoruz. Önümüzdeki günlerde bu tartışmayı tümüyle bitireceğiz.

Biraz da şöyle oluyor, kamuoyu önünde tartışmanın bir şehveti var. Herkes kamuoyu önünde tartışmayı çok seviyor. Ama biz partinin yetkili kurulları, ittifak güçlerimiz, hep birlikte sağduyulu, soğukkanlı, bütünlüklü, uzun vadeli bir tartışmayı tercih etmek durumunda kaldık. Çünkü gerçekten sürecin hassasiyetinin farkındayız. Bu süreçte basın önünde yapılacak herhangi bir konuşma, herhangi bir tartışma, başka yerlere çekilebiliyor, manipüle edilebiliyor. O yüzden yurttaşlarımız, halklarımız şunu bilsinler, biz birlikte bir değerlendirme süreci içerisindeyiz.

Bizim siyaset tarzımız açısından da zaten halktan gizli, halka sorulmadan, tartışılmadan, müzakere edilmeden bir karar almak söz konusu değildir. Herkes kurullarını ve mekanizmalarını bu kapsamda işletiyor. Biz, hep birlikte “cumhuriyetin ikinci yüzyılına halkları en güçlü şekilde nasıl taşıyacağız?”, “bu ilk yüzyılda yaşadığımız acıların bir daha tekrar etmemesinin güvencesini nasıl sağlayacağız” tartışmalarını yürütüyoruz. Şunu paylaşayım, bizim esas hedefimiz, AKP-MHP iktidarına karşı, Cumhur İttifakı denilen faşist bloka karşı 20 yıldır hep birlikte sürdürdüğümüz o mücadeleyi şimdi zafere taşımak. Tamamen buna kilitlenmiş durumdayız. Bunun da en doğrusunu bulacağımızı düşünüyorum.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın oy kaybı ve milletvekili kaybına dair endişeleri var. Nitekim araştırma şirketleri risk olduğuna işaret ediyor. Siz de önceki gün yaptığınız açıklamada ittifakın büyütülmesi ve güçlendirilmesi için güçlü mücadele yürüteceğinizi söylediniz. Henüz zaman var, kararınız değişir mi?

Şimdi şunun görülmesi lazım. Sesimizin ulaştığı herkese şunu söyleyelim: Mesele en güçlü olmanın yolunu aramaksa, bunun tüm Türkiye’de, 87 seçim bölgesinin hepsinde tek bir taktik geliştirmek zorunda değiliz. Yeni bir şey deniyoruz, yeni bir arayış içerisindeyiz. Bakın emin olsun herkes, hem bugün HDP yönetimi hem ittifaktaki diğer güçler hem Türkiye İşçi Partisi yönetimi yapılan araştırmaları, saha araştırmaları, örgütlerimizden gelen verileri, halkla kurduğumuz temasları hep birer veri olarak önümüze koymuş durumdayız. Ve oturmuş il il çalışma yapıyoruz. Bir örnek olsun diye söylüyorum. Kocaeli, bizim açımızdan son derece önemli bir ildir ama Kocaeli’nde HDP’nin geçen seçimde kazandığı bir milletvekilliği var. Bunu büyütmek mümkün.

Ama örneğin Kocaeli’nde Türkiye İşçi Partisi’nin seçime girdiğinde, bakın “kaybedilir” demiyorum, riske girme olasılığı bile olduğunda burada yeni bir düzenleme yapıyoruz. Kocaeli’nde hep beraber gideceğiz, Yeşil Sol Parti’ye oy isteyeceğiz. Türkiye İşçi Partisi’nin parti olarak seçime gireceği yerler, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın herhangi bir bileşeninin, özellikle HDP’nin kazanımına zarar vermeyecek titizlikte planlanmaktadır. İki; diyelim ki her iki partinin seçime gireceği yerlerde de şuna bakıyoruz, orada HDP’nin elde ettiği kazanımın geri düşme riski var mıdır? Hemen burada Türkiye İşçi Partisi adına biz o ilde, o seçim çevresinde girmeyeceğimizi söylüyoruz.

Ama nerelerde seçime giriyoruz, HDP’nin kazanımlarını koruyacağımız, onları güvence altına alacağımız ama bunun üstüne Türkiye İşçi Partisi aracılığıyla yeni birtakım kazanımlar ekleyebileceğimiz illeri ve seçim bölgelerini tayin etmeye çalışıyoruz. Şunu görelim, bence önemli olan noktası burası. Her seçim döneminde AKP-MHP seçim sistemini değiştirerek, aslında insanların kafasını karıştırmaya, bir karmaşa yaratmaya çalışıyor. Biz bu oyunu bozmalıyız.

O yüzden sağda solda konuşulanlardan ziyade, partimizin yetkili kurullarının yaptığı açıklamalara, partimizin değerlendirmelerine biraz daha dikkatle göz atmak, biraz daha dikkate dinlemek ve yorumlamaya çalışmak gereklidir. Biz halkımızın, halklarımızın nasıl bedeller ödediğini biliyoruz. Bu bedellerin sonucunda elde edilmiş kazanımları göz bebeğimiz gibi korumak konusunda da kararlıyız. Daha ileriye taşımanın arayışı içerisindeyiz. Bunun bilinmesini isterim. Daha ileriye taşımak mümkündür, biz bunu hep birlikte yapabileceğimizi düşünüyoruz. Bunu tartışıyoruz. En sonunda da bütün bu değerlendirmeler ışında en doğru kararları alıp, yolumuza devam edeceğiz. Herkesin gönlü ferah olsun demiştim. Herkesin gönlü ferah olsun.

Biz birbirimizle rakip değiliz, bir dost, müttefik güçleriz, yoldaşlarız, biz uzun yıllardır birlikte mücadele ediyoruz. Bundan sonra da bu mücadelenin birlikteliğine hiç kimsenin zarar verme ihtimali yok, kimse buna zarar veremez.

“Tek sosyalist parti biziz” açıklamanıza da eleştiriler geldi. Oysa HDP ve Kürt hareketi de kendisini sosyalist bir hareket olarak tanımlıyor. Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan diğer partiler de sosyalizmi savunuyorlar. 1980 darbesinde ve AKP’nin son 7 yıllık politikalarının siyasal bedellerini bugün tutuklu olarak ödeyen sosyalist bir kadın olan Gültan Kışanak’ın da eleştirileri oldu. Bu açıklamanız Emek ve Özgürlük İttifakı’na zarar vermez mi?

Dün (Önceki gün) açıklamamda da söyledim, bizim siyasal kültürümüzde basın üzerinden yoldaşlarımızla tartışmak yoktur. İkincisi tümüyle haksız, hukuksuz bir biçimde cezaevinde olan çok kıymetli bir yoldaşımızın yaptığı bir değerlendirmeye benim basın üzerinden cevap vermem söz konusu olamaz. Bizim orada bir tek sorumluluğumuz var. Arkadaşlarımızın yeniden özgürlüklerini sağlamaktır. Bunu yapana kadar o arkadaşlarımızla, Gültan hanımla, Selahattin Demirtaş’la, onların nezdinde siyasi tutsakların tümünü kast ediyorum, biz tartışma yapmayacağız.

Bizim onlara karşı bir sorumluluğumuz var. En kısa sürede arkadaşlarımızın haksız, hukuksuz tutuklamalarını bitirilmesini sağlamamız gerekiyor. Şimdi o açıklamalar kamuoyunda, bizle kamuoyunda belki de çok açık ayrıntılı bir biçimde bilgileri paylaşmadığımız için, birtakım kaygıların, birtakım merakların doğmasına neden oldu. Ben yaptığım açıklamalarda esas olarak buna ilişkin yaklaşımımızı paylaşmaya çalıştım. Arkadaşlarımıza cevap olarak değil, kamuoyunda oluşan algıyı kendi cephemizden değerlendirmeye çalıştım.

‘Tek sosyalist biziz’ ya da benzeri açıklamalar için… Şimdi şöyle bir şey olabilir mi? Sosyalistler herhangi bir şeyin özel mülkiyetine karşılar. Dolayısıyla bu ülkedeki, bu coğrafyadaki sosyalistleri sadece Türkiye İşçi Partisi temsil ediyor gibi bir yaklaşım olamaz. Bu belki canlı yayın sırasında söylenmiş bir laftır. Asla kendimiz dışındaki sosyalistleri görmeme, kabul etmeme gibi bir yaklaşım olamaz. Ama gündelik siyaset içerisinde zaman zaman dilimiz, üslubumuz, tarzımız, belki yanlış yerlere çekilebilecek açıklamalar olur ancak kastımız asla böyle bir şey olamaz.

Türkiye’de hem bugün HDP içerisinde mücadele eden hem ittifak güçlerimiz arasında olan, hatta “keşke ittifakımızda olsalar ama değiller” dediğimiz başka sosyalist güçler de elbette var. Bunların mücadelesine dönük de bir saygısızlığımız olamaz. Bu mücadelelerin hepsi bizim mücadelemiz. Bu topraklarda Mustafa Suphilerden bu yana devam eden o köklü geleneğin tümünü kendi değerimiz, kendi mücadelemizin bir parçası olarak görüyor ve onlara layık olmaya çalışıyoruz. Öyle tekçi bir anlayış içerisinde değiliz. Bunu doğru bulmadığımı da paylaşmış olayım.

Bütün bu konulara ilişkin ilgili partilerle, ittifakınızla görüşmeleriniz sürüyor bildiğim kadarıyla. Nasıl bir sonuç beklemeliyiz?

Biz bu seçimlerle beraber Türkiye’nin bu Cumhur İttifakı’ndan, saray rejiminden kurtulmasına odaklanmış durumdayız. Önceliğimiz budur. Bunun hemen yanına yazılan şey, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın en güçlü şekilde bu seçimlerden çıkmasıdır. Bütün ittifak güçlerimiz, bütün müttefiklerimiz buna kilitlenmiş durumda. Kamuoyunda birtakım tartışmalar yapılıyor, ittifak içerisinde böyle yoğun bir tartışma, karşıtlık anlamında bir tartışma yok. Yoğun bir tartışma var ama “en iyi nasıl yapabiliriz” diye bir tartışma var. İnanıyoruz, toplumda gördüğümüz karşılık da budur.

Emek ve Özgürlük İttifakı bir bütün olarak bu seçimlerin gerçekten an itibariyle herkesin kabul ettiği anahtar gücüdür. Ama daha önemlisi Emek ve Özgürlük İttifakı bu sürecin sürpriz güçlerinden biri olacaktır. Beklenmedik bir başarı elde edecektir. Bizim alandan aldığımız veriler budur, artık bu görevimizi seçime kadar hiç ihmal etmeden, seçimlerden en büyük başarıyı elde etmeye odaklanacağız. En küçük bir gevşeme olmayacak. Son gün, son saate kadar bu ülkede yaşayan herkesi Emek ve Özgürlük İttifakı’nın parçası haline getirmeye, bu mücadeleye dahil etmeye çalışacağız.

Esas önemli görevimizin seçimlerden sonra başladığını da biliyoruz. Seçimlerden sonra yepyeni bir dönemin, esas anahtar rolümüzü oynayacağımız dönemin başlayacağı kanaatiyle hareket ediyoruz. Türkiye’de artık barışın konuşulduğu günlerin doğmasını istiyoruz.

Cezaevlerindeki binlerce arkadaşımızın tutsaklığına son verildiği günleri görmek, yaşamak istiyoruz. Emekçilerin, kadınların, gençlerin uğradıkları baskıları, Kürt halkının yok sayılmasını, Alevi yurttaşlarımızın yok sayılmasının son bulduğu bir sürecin ilk adımlarının atılacağı heyecanıyla bu sürece hazırlanıyoruz. Hepimize düşen çok büyük görevler ve sorumluluklar var.

Çok net söyleyeyim, bizim düşmanlarımız var, siyasi düşmanlarımız var. Büyük kararlılıkla mücadele edeceğiz. Rakiplerimiz var, Millet İttifakı’nı kast ediyorum. Rakiplerimize karşı daha büyük başarılar elde etmeye çalışacağız. Esas olan bizim dostlarımız, yoldaşlarımız var.

Hep birlikte zafer kazanmaya odaklanacağız. Bakış açımız budur. Bunu geliştirmeye çalışacağız. Son derece önemli, bakın 90’lı yıllardan bu yana gittikçe gelişen bir mücadele birliğinin şu anda ulaştığı en ileri aşamadayız. Bunu geliştirerek, güçlendirerek, kalıcılaştırarak geleceğe taşımak istiyoruz. Bu seçimler bunun için bir sıçrama tahtası görevi görecektir.

Paylaşın

AK Parti’de 3 Dönem Kuralı Nasıl İşleyecek, Kimler Takılıyor?

AK Parti tüzüğünün 132’nci maddesinde “AK Parti listelerinden aday gösterilip seçilmiş olan belediye başkanları ve milletvekilleri, kesintisiz en fazla üç dönem aynı görevi yürütebilir” ifadeleri yer alıyor. Daha önce de bu kural bazı isimler için esnetilmişti. Bu dönemde tüzüğün bu maddesinin istisnasız uygulanması hedefleniyor.

Edinilen bilgiye göre 285 milletvekili olan AK Parti’de 57 isim 3 dönem kuralına takılıyor. Bu isimler arasında genel başkan yardımcıları ve grup başkanvekilleri de bulunuyor. Meclis Başkanı Mustafa Şentop, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, AK Parti Grup Başkanı olan İsmet Yılmaz, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Hamza Dağ, Hayati Yazıcı, Ali İhsan Yavuz, Grup Başkan Vekilleri Yılmaz Tunç, Bülent Turan gibi isimler 3 dönem kuralına takılan isimler arasında yer alıyor.

Siyasi partiler 9 Nisan’da milletvekili listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na teslim edecekler. AK Parti’de listeler üzerinden yoğun bir çalışma yürütülüyor. Alt komisyonlar 6 bin 25 kişi ile görüşerek 1200 kişinin ismini üst komisyona gönderdi.

Sputnik Türkçe’den Osman Nuri Cerit’in haberine göre, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında oluşturulan üst kurul bu 1200 kişilik listeyi 600’e indirmek için çalışma yürütüyor. Komisyon hem illerden gelen temayül yoklaması sonuçlarını hem de yapılan anketleri tek tek ele alıyor.

İttifak bileşeni partiler içinde bu listede yer ayrılmış durumda. BBP, Yeniden Refah ve Hüda-Par’lı isimler AK Parti listesinden aday gösterilecek. MHP ile de 19 ilde ortak liste için çalışma devam ediyor.

Erdoğan değişim sinyali vermişti

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan partisinin son grup toplantısında “3 dönem kuralı ve diğer sebeplerle yeni isimler yer alacak, arkadaşlarımızın bir kısmıyla devam edeceğiz” ifadelerini kullanarak değişim sinyali vermişti. Kulislerde AK Parti’nin listelerinde yüzde 60 oranında değişebileceği öngörülüyor.

3 dönem kararı nasıl işleyecek?

AK Parti tüzüğünün 132’nci maddesinde “AK Parti listelerinden aday gösterilip seçilmiş olan belediye başkanları ve milletvekilleri, kesintisiz en fazla üç dönem aynı görevi yürütebilir” ifadeleri yer alıyor. Daha önce de bu kural bazı isimler için esnetilmişti. Bu dönemde tüzüğün bu maddesinin istisnasız uygulanması hedefleniyor.

Kimler 3 dönem kuralına takılıyor?

Edinilen bilgiye göre 285 milletvekili olan AK Parti’de 57 isim 3 dönem kuralına takılıyor. Bu isimler arasında genel başkan yardımcıları ve grup başkanvekilleri de bulunuyor. Meclis Başkanı Mustafa Şentop, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, AK Parti Grup Başkanı olan İsmet Yılmaz, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Hamza Dağ, Hayati Yazıcı, Ali İhsan Yavuz, Grup Başkan Vekilleri Yılmaz Tunç, Bülent Turan gibi isimler 3 dönem kuralına takılan isimler arasında yer alıyor.

Bazı üç dönemlikler istisna bekliyor

AK Parti kulislerinde üç parti kuralı nedeniyle yeniden aday olamayan bazı isimlerin istisna beklediği konuşuluyor. Özellikle partide üst düzey görevlerde bulunan isimlerin liste yer almak için çalışma yürüttüğü belirtiliyor. Bu isimler daha önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de 3 dönem kuralında esneme yapılmasını istedikleri ifade ediliyor.

Paylaşın