Dev Mafya Operasyonu: En Az 100 Gözaltı

İtalya, Almanya, Belçika, Fransa, Portekiz ve İspanya’da dünyanın en büyük organize suç örgütlerinden biri olarak kabul edilen Ndrangheta’ya yönelik operasyonda 100’den fazla kişi gözaltına alındı.

Polisten yapılan açıklamada, suç örgütünün kara para aklama, çete benzeri vergi kaçakçılığı, ticari çete dolandırıcılığı ve uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlandığı bildirildi.

Soruşturmanın 2019’da Belçika’nın Gent şehrindeki bir pizzacının, mafya ile bağlantısının tespit edilmesi üzerine başlatıldığı kaydedildi.

İtalyan organize suç örgütü Ndrangheta’ya yönelik sürdürülen soruşturma kapsamında 6 Avrupa ülkesinde Çarşamba günü düzenlenen operasyonlarda haklarında yakalama kararı bulunan çok sayıda örgüt mensubu gözaltına alındı. Salt Almanya’da yakalanan örgüt mensubunun 100 civarında olduğu belirtiliyor.

Europol ve Avrupa’da suç soruşturmalarında adli işbirliğini koordine eden Eurojust tarafından yürütülen koordineli bir soruşturmanın parçası olan operasyonlar İtalya, Almanya, Belçika, Fransa, Portekiz ve İspanya’da gerçekleştirildi.

Dünyanın en büyük mafya yapılanması olarak kabul edilen Ndrangheta hakkında kara para aklama, vergi kaçakçılığı, dolandırıcılık ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamaları yapılıyor.

İtalya ve Belçika makamları söz konusu suç örgütünün Ekim 2019 ile Ocak 2022 arasında 25 ton kokain kaçırdığını, ayrıca İtalya’da kısmi özerk bölge Kalabria’dan Belçika’ya 22 milyon eurodan fazla para aktardığını ileri sürüyor.

Almanya’da beş eyalette operasyon

Bavyera eyalet polisi baskınların, “Eureka Operasyonu” olarak adlandırılan ve üç yılı aşkın süredir devam eden bir soruşturma neticesinde gerçekleştirildiğini açıkladı.

Alman güvenlik birimlerinden yapılan açıklamada operasyonlar kapsamında Bavyera eyaletinde dört, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde 15 ve Rheinland Pfalz eyaletinde 10 kişinin yakalandığı, ev ve ofisler de dahil olmak üzere onlarca mekanda yapılan aramalarda ise delil niteliği taşıyabilecek çok sayıda belgenin ele geçirildiği bildirildi.

Düsseldorf, Koblenz, Saarbrücken ve Münih savcılıkları ile Bavyera, Kuzey Ren-Vestfalya, Rheinland-Pfalz ve Saar eyaletleri asayiş soruşturma büroları tarafından yapılan ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Bavyera’da 130’u aşkın özel tim mensubu 10 mülkte arama yaptı. Aramalarda AB tarafından haklarında tutuklama kararı çıkarılmış dört kişi yakalandı. Kuzey Ren-Vestfalya’da 500 civarında polisin katıldığı operasyonlarda toplam 51 mülkte (ev, apartman, ofis ve iş yerleri) arama yapıldı. Aramalar sonucunda 15 kişi yakalandı. Rheinland-Pfalz’da da yaklaşık 500 polisin katıldığı baskınlarda 50 arama emri uygulandı, 10 kişi tutuklandı. Polislere federal hükümetin ve diğer eyaletlerin özel birimlerinin yanı sıra gümrük ve vergi soruşturma birimleri de destek verdi.

Açıklamada aranan bazı şüphelilerin İtalya ve diğer ülkelerde yakalandığı belirtildi.

İtalyan ANSA ajansının haberinde de operasyon çerçevesinde Katanzaro, Vibo Valentia, Pescara, Milano, Salerno, Katanya, Savona, Bolonya, Vicenza, L’Aquila, Ancona, Roma ve Cagliari’de Ndrangheta ile bağlantılı kişi ve kurumlara ilişkin yerlere baskınlar düzenlendi.

İtalya’nın en tehlikeli suç örgütlerinden biri olarak bilinen ‘Ndrangheta’nın, çoğunlukla Belçika ve Hollanda’daki büyük ticari konteyner limanlarını kullanarak Güney Amerika’dan Avrupa’ya büyük miktarlarda kokain kaçırdığına inanılıyor.

Müfettişlere göre, grubun kara para aklama ağı esas olarak Almanya, Belçika ve Portekiz’de faaliyet gösteriyor ve çeşitli ülkelerde restoranlara ve gayrimenkullere yatırım yapıyordu.

Ndrangheta, Calabria’nın yarımada ve dağlık bölgesinde yerleşik, 18. yüzyılın sonlarına kadar uzanan, önde gelen bir İtalyan Mafya tipi organize suç örgütüdür. Dünyanın en güçlü organize suç gruplarından biri olarak kabul ediliyor.

Paylaşın

Dar Gelirlinin Gıda Enflasyonu Yüzde 79,6

TÜİK tarafından açıklanan ortalama resmi enflasyonun gelir gruplarının alım gücünü yansıtmadığına dikkat çeken DİSK-AR, emeklilerin ve dar gelirlilerin gıda enflasyonunun yüzde 70-80 aralığında seyrettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / DİSK-AR ayrıca, “TÜİK, yargı kararını yok sayarak madde sepetini yine açıklamadı. TÜİK’i madde fiyat listesini açıklamaya ve gelir gruplarına göre enflasyon hesaplaması yapmaya çağırıyoruz” açıklamasında bulundu.

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre Nisan’da yıllık enflasyon bir yıldır ilk kez yüzde 50’nin altına inerek yüzde 43,68 olarak gerçekleşti. Nisan’da aylık enflasyon yüzde 2,39 olarak açıklandı.

TÜİK’ten bağımsız olarak enflasyon verilerini hesaplayan Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise Nisan’da aylık enflasyon yüzde 4,86; yıllık enflasyon yüzde 105,19 oldu.

İstanbul için enflasyon verilerini Ücretliler Geçinme İndeksi’yle hesaplayan İstanbul Ticaret Odası’na (İTO) göre ise Nisan enflasyonu aylık yüzde 4,57; yıllık 62,46 olarak gerçekleşti.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Merkezi (DİSK-AR), “TÜİK saklamaya devam ediyor! Halkın enflasyonu bu değil!” isimli araştırma bülteni yayımlandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“2023 yılı Nisan ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) 3 Mayıs 2023’te TÜİK tarafından yayımlandı. TÜİK çeşitli ürünlerin fiyatlarının dönemsel ve karşılaştırmalı olarak görülebildiği madde sepeti ve ortalama madde fiyatları listesini yargı kararına rağmen yayımlamadı. Böylece resmi enflasyon verileri daha da şaibeli hale geldi. TÜİK’i madde fiyat listesini açıklamaya ve gelir gruplarına göre enflasyon hesaplaması yapmaya çağırıyoruz.

TÜİK verilerine göre TÜFE’deki (2003=100) değişim 2023 Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,39, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,21, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 67,20 ve bir önceki ayın aynı ayına göre yüzde 43,68 olarak gerçekleşti.

Emeklilerde gıda enflasyonu yüzde 68,7

Ancak TÜİK tarafından yayımlanan resmi ortalama enflasyon oranları farklı gelir gruplarının gerçeğini yansıtmıyor. Resmi ortalama enflasyon oranları düşük gelirlilerin, emekçilerin günlük yaşamda karşılaştığı ve hissettiği oranlar değildir. Bu nedenle DİSK-AR olarak TÜİK’in ham verilerinden yararlanarak emeklilerin, dar gelirlilerin, düşük gelirlilerin hissettiği gıda enflasyonunu yeniden hesaplıyoruz.

Yaptığımız hesaplamaya göre gıda enflasyonu ortalama yüzde 53,9 olarak gerçekleşirken emeklilerde gıda enflasyonu yüzde 68,7 oldu. Üçüncü yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 58,6 olurken, düşük gelirli ikinci yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 69,5, en yoksul yüzde 20’lik gelir grubun gıda enflasyonu ise yüzde 79,6 olarak gerçekleşti.

Dördüncü yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 53,4 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu ise yüzde 39,7 oldu. Böylece en yoksul gelir grubu yüzde 79,6 oranında gıda enflasyonu hissederken, en yüksek gelir grubu ise yüzde 39,7 oranında gıda enflasyonu hissetmiş oldu. Bu durum enflasyonun gelir gruplarına göre önemli ölçüde farklı hissedildiğini ortaya koyuyor.”

Paylaşın

Çocuk Evliliklerinin Ortadan Kalkması İçin 300 Yıl Daha Gerekiyor

Birleşmiş Milletler (BM) Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), çocuk evliliklerini yeryüzünde tamamen ortadan kaldırmak için 300 yıl daha beklemek gerektiğine işaret etti.

UNICEF verilerine göre, dünyada 18 yaş altı evlenen kız ve kadınların sayısı 640 milyon. Hindistan ise çocuk evliliklerinin en fazla yaşandığı ülkeler arasında açık farkla ilk sırada geliyor.

Dünyada çocuk evliliklerini en yaygın yaşandığı bölge olarak Güney Asya gösterilirken, bugünün verilerine göre çocuk yaşta evlenen 640 milyon kadının yüzde 45’inin bu bölgede yaşadığı tahmin ediliyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), dünyada çocuk evliliklerin sayısının azaldığını ancak bu düşüşün istenilen düzeyde olmadığı uyarısında bulundu.

UNICEF, çocuk evliliklerini yeryüzünde tamamen ortadan kaldırmak için 300 yıl daha beklemek gerektiğine işaret etti.

UNICEF’in konuyla ilgili raporunu kaleme alan Claudia Cappa AFP’ye yaptığı açıklamada, “Özellikle son 10 yılda çocuk yaşta evlilik uygulamasına son verilmesi konusunda kesinlikle ilerleme kaydettik. Maalesef bu ilerleme hala yeterli değil.” diyerek konuyla ilgili endişesini dile getirdi.

UNICEF verilerine göre, dünyada 18 yaş altı evlenen kız ve kadınların sayısı 640 milyon.

Buna göre her yıl 18 yaş altı 12 milyon genç kız gelin oluyor. Bununla birlikte yeni veriler son 25 yılda çocuk evliliklerin sayısının düştüğünü ortaya koyuyor.

1997’de 20-24 yaş arası genç kadınların yüzde 25’nin 18 yaşından önce evlendiğini ortaya koyan rapora göre, 2012’de bu oran yüzde 23’e, 2022’de ise yüzde 19’a düştü.

Raporda, bu eğilimin sürmesi halinde 2023 yılına gelindiğinde çocuk gelin sayısının 9 milyona düşeceği saptamasında bulunuldu.

Cappa, AFP’ye açıklamasında, bu evliliklerin çoğunun 12 ila 17 yaşlarındaki kızları içerdiğini belirterek, “Mevcut hızda, çocuk evliliklerini ortadan kaldırmak için 300 yıl beklememiz gerekebilir.” ifadesini kullandı.

Çocuk evliliklerinin ortadan kaldırılması konusunda göreceli ilerleme sağlandığını kaydeden UNICEF, bununla birlikte, Covid-19 salgınının, küresel çatışmaların ve iklim değişikliğinin artan etkilerinin bu alanda zor elde edilen kazanımları tersine çevirebileceği endişesini dile getirdi.

Rapora göre, sadece Codvid-19 salgının 2020 ila 2030 arasında ilave 10 milyona yakın çocuk evliliğine yol açması bekleniyor.

Dünyada çocuk evliliklerini en yaygın yaşandığı bölge olarak Güney Asya gösterilirken, bugünün verilerine göre çocuk yaşta evlenen 640 milyon kadının yüzde 45’inin bu bölgede yaşadığı tahmin ediliyor.

Hindistan ise çocuk evliliklerinin en fazla yaşandığı ülkeler arasında açık farkla ilk sırada geliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İlkokulda Silahlı Saldırı: 9 Ölü, 7 Yaralı

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da yer alan Vladislav Ribnikar İlkokulu’nda 7. sınıf öğrencisinin düzenlenen silahlı saldırıda en az sekiz çocuk ve bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Saldırıda 6 öğrenci ile bir öğretmenin de yaralandığı açıklandı. Yaralıların hastaneye kaldırıldığı belirtildi.

Sırbistan polisinden yapılan açıklamada, Belgrad’daki Vladislav Ribnikar İlkokulu’nda 7. sınıf öğrencisinin, sabah saatlerinde güvenlik görevlileri ve öğrencilere ateş açtığı kaydedildi.

Saldırıda 8 öğrenci ile okulun güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği belirtildi. 2009 doğumlu K.K adlı saldırgan öğrencinin gözaltına alındığı açıklandı.

Saldırıda yaralanan 6 öğrenci ve 1 öğretmenin de hastaneye kaldırıldığı belirtildi.

Okulun bulunduğu Vracar bölgesinin Belediye Başkanı Milan Nedelikoviç, doktorların öğretmenin yaşamını kurtarmak için müdahale ettiğini duyurdu.

Sırbistan İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, olayda yaralanan 6 öğrenci de hastanede tedavi altına alındı. Başından yaralanmış bir kız öğrencinin durumunun ağır olduğu ve ameliyata alındığı açıklandı.

Olayla ilgili soruşturma devam ederken, saldırının nedeni henüz bilinmiyor.

Sırp medyasında, zanlının polis tarafından kelepçelenmiş ve başı bir ceketle kapatılmış halde olay yerinden uzaklaştırılırken çekilmiş görüntüleri yayımlandı.

Sırbistan Devlet Televizyonu’na (RTS) konuşan bir öğrenci, “Çocukların okuldan çığlık atarak kaçtığını gördüm. Anne ve babalar geldi, panik içindeydiler. Sonra da üç el silah sesi duydum” dedi.

Balkan ülkleerinde 1990’lardaki savaş ve çatışmalar nedeniyle yüz binlerce yasa dışı silah bulunuyor.

Sıkı bir bireysel silahlanma politikası olan Sırbistan’da bu tür silahlı saldırılar nadir görülüyor. Ancak Sırbistan, bireysel silahlanma oranının en yüksek olduğu Avrupa ülkeleri arasında.

2019’da Sırbistan’da her 100 kişiye 39,1 ateşli silah düşüyordu.

Paylaşın

Bakan Çavuşoğlu: Dörtlü Toplantı 10 Mayıs’ta Rusya’da Olabilir

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye, Suriye, İran ve Rusya Dışişleri Bakanları toplantısının 10 Mayıs’ta Moskova’da yapılabileceğini söyledi. Son olarak 4 ülkenin savunma bakanları ve istihbarat başkanları geçen ay Moskova’da biraraya gelmişti.

Tahıl Koridoru Anlaşması konusunda da açıklamalarda bulunan Çavuşoğlu, “Tam bir garanti yok ama uzatılması için ciddi bir çalışma var. Rusya Tarım Bankası’nın tekrardan SWIFT sistemine dahil edilmesi gündemde. Bu banka SWIFT’e dahil edilse bile, Batılı şirketlerin bu bankalarla çalışmaya çok hevesli olmadığını görüyoruz. Genel Sekreter bir Türk bankasının aracı olmasını teklif etti” ifadelerini kullandı.

Ermenistan’la başlatılan normalleşme sürecinde doğrudan uçuşlar, hava sahasının açılması, kargo ticareti başlatılması gibi bazı adımların atıldığını anımsatan Bakan Çavuşoğlu “Nemesis Anıtına” tepki olarak Türkiye’nin Ermenistan uçaklarına hava sahasını kapattığını açıkladı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NTV’de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Çavuşoğlu, “Seçimden önce bakanlar düzeyinde toplantı muhtemel. Bakanlar düzeyinde toplantı 10 Mayıs’ta olabilir” dedi.

“Anayasa Komisyonu kuruldu. Sekiz turda hiçbir şey olmadı. Buradan bir netice almak lazım. Terör örgütleriyle birlikte mücadele etmek lazım” ifadelerini kullanan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Suriye’deki duruma ilişkin şöyle konuştu:

“Bizim Suriye topraklarında gözümüz yok. Diğer taraftan Suriyelilerin gönüllü bir şekilde dönmesinin de kontrol edilmesi gerekiyor. Askerlerin çekilmesi buralar istikrara kavuştuktan sonra olacak. Bu boşluğu terör örgütleri dolduracak. Muhalefet de diyor ki biz buralardan çekileceğiz. Buranın bir terör koridoru olması riski var. Bizim buradan çekilmemiz demek rejimin buraya tam hakimiyet sağlayacağı anlamına gelmez. Biz çekilirsek çok ciddi çatışmalar olur. Bu belirsizlik ortamında Türkiye sınırına çok sayıda göçmen gelir. Muhalefetin sözleri de riskli rejimin Türkiye çekilsin sonra görüşelim yaklaşımı da gerçekçi bir yaklaşım değil.”

Ermenistan’ın başkenti Erivan’da açılan “Nemesis Anıtı” ve Türkiye’nin Ermenistan uçaklarına hava sahasını kapatmasını da değerlendiren Çavuşoğlu, “Benim bunu kabul etmem mümkün değil. Yanıt olarak da Ermenistan uçaklarına hava sahamızı kapattık. Bir tek Ermenistan Meclis Başkanı toplantı için Türkiye’ye gelecek istisnai olarak ona izin verdik. Devam ettirirlerse yeni adımlar atacağız” ifadelerini kullandı.

Çaatışmaların sürdüğü Sudan’daki durumla ilgili de bilgi veren Mevlüt Çavuşoğlu, Sudan’ın başkenti Hartum’daki Türk Büyükelçiliği’nin yoğun çatışmalar nedeniyle geçici olarak Port Sudan’a taşınmasını düşündüklerini söyledi.

Rusya-Ukrayna savaşının ardından imzalanan tahıl koridoru anlaşması hakkında da açıklamalarda bulunan Çavuşoğlu, “Tam bir garanti yok ama uzatılması için ciddi bir çalışma var. Rusya Tarım Bankası’nın tekrardan SWIFT sistemine dahil edilmesi gündemde. Bu banka SWIFT’e dahil edilse bile, Batılı şirketlerin bu bankalarla çalışmaya çok hevesli olmadığını görüyoruz. Genel Sekreter bir Türk bankasının aracı olmasını teklif etti” dedi.

Ne olmuştu?

Suriye ile normalleşme adımları kapsamında Rusya’yı temsilen Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Orta Doğu ve Afrika Ülkeleri Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov, İran’ı temsilen Dışişleri Bakanı Siyasi İşler Danışmanı Ali Asgar Hacı, Suriye hükümetini temsilen de Dışişleri Bakan Yardımcısı Eymen Susan, Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya gelmişti.

İki gün süren görüşmelerin ardından 4 Nisan’da dışişleri bakan yardımcıları düzeyindeki Suriye konulu toplantıda taraflar istişarelere devam edilmesi konusunda mutabık kaldıklarını açıklamıştı. Yapılan açıklamaya göre, taraflar, dışişleri bakanları toplantısının hazırlıklarına ilişkin hususları ele alırken, her ülke tutumunu ve görüşlerini ‘şeffaf ve açık bir şekilde’ dile getirmiş, bu bağlamda, istişarelere devam edilmesinde mutabık kaldıklarını belirtmişti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 10 Nisan’da dörtlü zirveye ilişkin şu açıklamayı yapmıştı: “Yol haritası önceden planlanmıştı. İlk başta Savunma Bakanlıkları ve istihbarat bir araya geldi. Daha sonra Dışişleri Bakanları toplantısı hazırlığını yapmak üzere Dışişleri Bakanlığı yardımcıları düzeyinde bir toplantı gerçekleştirildi.

Önümüzdeki süreçte 4’lü düzeyde Dışişleri Bakanları düzeyinde bir toplantı planlanıyor. Lavrov’un Türkiye ziyaretinde de bunu görüştük. Sayın Cumhurbaşkanımızın kabulünde de yine ele aldık. Mayıs ayı başı gibi bir dönemde gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Ruslardan aldığımız ön bilgiye göre Moskova’da gerçekleşecek.”

Paylaşın

Bloomberg’den Dikkat Çeken Yazı: Erdoğan Ve AK Partili İsimlerde Çaresizlik Havası Var

14 Mayıs Pazar günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, dünya basını da seçimlere ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor.

Son olarak ABD merkezli medya kuruluşu Bloomberg, Türkiye’de 14 Mayıs’a sayılı günler kala seçim süreciyle ilgili bir analiz yayınlandı. “Türkiye’deki seçim Batı’nın hayallerini gerçekleştirmeyecek” imzalı analizde Bloomberg yazarı Bobby Gosh, seçimlerin ardından Batı ile ilişkilerin nasıl şekillenebileceğini değerlendirdi.

“Modası geçmiş söylemler”

“AK Partili Cumhurbaşkanı ve üst düzey isimlerin seçim konuşmalarına bir çaresizlik havası sızmış durumda” ifadelerini kullanan Gosh, şöyle devam etti: “Seçmenleri, kötü yönettikleri ekonomiden uzaklaştırmak ve seçmenlerle bağ kurmak için modası geçmiş söylemleri kullanıyorlar. Mide rahatsızlığı nedeniyle üç günlük bir aradan sonra işbaşı yapan Erdoğan, LGBT topluluğuna sövüyor ve muhalefetin teröristler tarafından desteklendiğini iddia ediyor.”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 14 Mayıs seçimlerine ilişkin ‘darbe’ iddiasına değinen Gosh, söz konusu açıklamaların ‘kabak tadı vermeye başladığını’ yazdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Batı’yı hedef aldığı açıklamalarına da işaret eden Bloomberg yazarı, “Batılı komplolarla ilgili bu tür histerik beyanlar, olası bir yenilgiye karşı bahane niteliğinde” dedi.

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazanması ihtimalini de değerlendiren Gosh, “Batılı liderler Kılıçdaroğlu’na çok fazla bel bağlamamak adına dikkatli olmalılar” ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti: “Batı, Kılıçdaroğlu’nun dış politikada esnek olmasını istiyorsa, Erdoğan’ın Türkiye ekonomisinde yarattığı karmaşayı temizlemesine yardım etmeli. Eğer yardım edemiyorsa da, bu zorlu görevi yerine getirirken sabırlı olmalı.”

“İYİ Parti’nin varlığı, Kürt meselelerinde Kılıçdaroğlu’nu frenleyecektir”

Kılıçdaroğlu’nun da Rusya-Ukrayna savaşında ‘arabulucu’ rolünü üstlenmek istediğini yazan Gosh, “Kılıçdaroğlu’nun büyük bir değişiklik bekleyen Batı’yı hayal kırıklığına uğratacağı bir başka alan da, özellikle IŞİD’e karşı mücadelede Batı’ya yardım eden Kürt gruplarla ilişkilerinde Suriye’dir. Esneklik eğilimi olsa bile, Kılıçdaroğlu’nun ittifakındaki milliyetçi İYİ Parti’nin varlığı, Kürt meselelerinde onu frenleyecektir.”

Paylaşın

Türkiye Basın Özgürlüğünde 180 Ülke Arasında 165. Sırada

Türkiye, 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, 180 ülke arasında 165’inci sırada yer aldı. Endeks hazırlanırken çoğulculuk, medya ortamı ve bağımsızlığı, oto-sansür ve habere yönelik müdahaleler, yasal çerçeve, şeffaflık, altyapı ve ihlallerin de aralarında bulunduğu onlarca parametre dikkate alınıyor.

Endekse göre küresel ölçekte en iyi basın özgürlüğü notunu bu yıl da, konumunu yedi yıldır koruyan Norveç aldı. Norveç’i listede İrlanda ve Danimarka izledi. ABD’nin 45 ve Rusya’nın 164’üncü sıralarda bulunduğu listenin son üç sırasında ise, sırasıyla Vietnam, Çin ve Kuzey Kore yer aldı.

21 yıldır düzenli olarak yayınlanan endeks kapsamında, basın özgürlüğünün durumunu 31 ülkede “vahim”, 42 ülkede “kötü”, 55 ülkede “sorunlu” ve 52 ülkede ise “çok iyi” veya “iyi” olarak sınıflandırılıyor. Türkiye, bu çerçevede, “sorunlu” kategorisinden “vahim” kategorisine gerilemiş bulunuyor.

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü tarafından yayınlanan 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, 180 ülke arasında 165’inci sırada yer aldı.

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle yayınlanan endekste, Türkiye’nin düşük notuna “gazetecilere yönelik baskıya hız verilmesi”, “özellikle Kürt gazetecilere yönelik toplu tutuklamalar” ve “medya özgürlüğünü tehdit eden sosyal faktörler” gerekçe gösterildi.

Aynı endekste 2021’de 153’üncü sırada bulunan Türkiye, 2022 yılındaki endekste ise “gazetecilerin tahliye edilmesi, tutuklama yerine adli kontrole rağbet edilmesi ve ifade özgürlüğü örgütlerinin hak aramada etkili mücadele yürütmesi” gerekçeleriyle 149’uncu sıraya yükselmişti. Ancak 2023’te 16 sıra birden gerileyen Türkiye, endekste en sert gerileme gösteren ülkelerden biri oldu.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında endeksin 99’uncu sırasında bulunan Türkiye, 2016’da 151, 2017’de 155 ve 2018 ve 2019’da ise 157’nci sıraya kadar gerilemişti.

21 yıldır düzenli olarak yayınlanan endeks kapsamında, basın özgürlüğünün durumunu 31 ülkede “vahim”, 42 ülkede “kötü”, 55 ülkede “sorunlu” ve 52 ülkede ise “çok iyi” veya “iyi” olarak sınıflandırılıyor. Türkiye, bu çerçevede, “sorunlu” kategorisinden “vahim” kategorisine gerilemiş bulunuyor.

Gazetecilik mesleğinin ülkelerin yalnızca yüzde 30’unda “tatmin edici” biçimde yapılabildiğini kaydeden endekse göre, ülkelerin yüzde 70’inde ise gazetecilik “güçlükle” icra edilebiliyor.

Türkiye, Kuzey Kore’ye yakın

Endekse göre küresel ölçekte en iyi basın özgürlüğü notunu bu yıl da, konumunu yedi yıldır koruyan Norveç aldı. Norveç’i listede İrlanda ve Danimarka izledi. Sıralamada gazeteci Peter de Vries’in cinayete kurban gitmesi nedeniyle geçen yıl ciddi biçimde gerileyen Hollanda, bu yıl 22 sıra yükselerek 6’ncı sırada yer aldı.

ABD’nin 45 ve Rusya’nın 164’üncü sıralarda bulunduğu listenin son üç sırasında ise, sırasıyla Vietnam, Çin ve Kuzey Kore yer aldı.

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, endekse ilişkin yaptığı açıklamada, listedeki istikrarsızlığa dikkat çekti.

Deloire, “Endeks, istikrarsızlıklarla birlikte önemli oynaklıkların yaşandığını doğruluyor. Sıralamadaki önemli ilerleme ve gerilemeler, örneğin Brezilya’nın 18 sıra yükselmesi veya Senegal’in 31 sıra gerilemesi, söz konusu beklenmedik değişiklikleri gösteriyor.

Bu istikrarsızlığa, birçok ülke yönetimlerinde artan agresif tutum ve gazetecilere yönelik sosyal ağlar ve fiziki alanda gözlenen düşmanlık neden oluyor. Söz konusu savrulma, habere şekil veren, dezenformasyon yayan veya buna araç sağlayan görüntü endüstrisindeki gelişmelerin bir sonucu olarak da görülebilir” diye konuştu.

Endeks hazırlanırken çoğulculuk, medya ortamı ve bağımsızlığı, oto-sansür ve habere yönelik müdahaleler, yasal çerçeve, şeffaflık, altyapı ve ihlallerin de aralarında bulunduğu onlarca parametre dikkate alınıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Enflasyon Yüzde 43,68

Enflasyon, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,39, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,21, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 43,68 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 67,20 olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 13,82 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 66,62 ile sağlık oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Nisan 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, enflasyon, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,39, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,21, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 43,68 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 67,20 olarak gerçekleşti.

Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 13,82 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 66,62 ile sağlık oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla nisan ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde -1,47 ile konut oldu. Buna karşılık, nisan ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 5,93 ile haberleşme oldu.

Endekste kapsanan 143 temel başlıktan nisan ayı itibarıyla, 24 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 6 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 113 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç enflasyondaki değişim, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,74, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,36, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 48,02 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,48 olarak gerçekleşti.

ENAG: Enflasyon yüzde 105,19

Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), nisan ayı enflasyon araştırmalarının sonucunu açıkladı.

ENAG’ın verilere göre, nisan ayında aylık enflasyon (E-TÜFE) yüzde 4,86, yıllık enflasyon ise yüzde 105,19 oldu.

Ocak-Nisan dönemi enflasyon oranı ise yüzde 29,27 olarak hesaplandı. Mart ayında tüketici enflasyonu aylık bazda yüzde 5,08, yıllık bazda ise yüzde 112,51 artmıştı.

Paylaşın

ENAG Duyurdu: Enflasyon Yüzde 105,19

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre, nisan ayında enflasyon bir önceki aya göre yüzde 4,86 yükseldi. Yıllık enflasyon ise yüzde 105,19 oldu. ENAG, şubat ayında yıllık enflasyonu yüzde 112,51 olarak açıklamıştı.

Haber Merkezi / Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), nisan ayı enflasyon araştırmalarının sonucunu açıkladı.

ENAG’ın verilere göre, nisan ayında aylık enflasyon (E-TÜFE) yüzde 4,86, yıllık enflasyon ise yüzde 105,19 oldu.

Ocak-Nisan dönemi enflasyon oranı ise yüzde 29,27 olarak hesaplandı. Mart ayında tüketici enflasyonu aylık bazda yüzde 5,08, yıllık bazda ise yüzde 112,51 artmıştı.

TÜİK: Enflasyon yüzde 43,68

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nisan ayı enflasyon rakamlarını açıkladı.

Enflasyon, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,39, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,21, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 43,68 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 67,20 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 13,82 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 66,62 ile sağlık oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla nisan ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde -1,47 ile konut oldu. Buna karşılık, nisan ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 5,93 ile haberleşme oldu.

Endekste kapsanan 143 temel başlıktan nisan ayı itibarıyla, 24 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 6 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 113 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç enflasyondaki değişim, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,74, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,36, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 48,02 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,48 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

HDP’li Buldan: Halkların Gücüyle Bir Kez Daha Tarih Yazacağız

Kocaeli’nde halka seslenen HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Tayyip Bey iki gün önce bir şeyin daha reklamını yaptı. Savaş uçaklarının reklamını yaptı: “O savaş uçaklarından bombalar yağacak” diyor. Yahu ayıptır, yazıktır, günahtır. Türkiye halklarının bombalara ihtiyacı yok. Türkiye halkların savaşa ihtiyacı yok” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Barış politikaları varken, insanlara sevgi, huzur vermeniz gerekirken, bu ülkeyi güllük gülistanlık yapacağız demeniz gerekirken, bu ülkeye aldığınız savaş uçaklarının reklamını yapıyorsunuz. Kocaeli halkı niye savaş uçağı istesin, Kocaeli halkının bombalara ihtiyacı yok. Artık Tayyip’in dediği hiçbir şeyi duymayın, görmeyin. Şimdi kaç gündür bir şeye takmış. Neye takmış? Selo’ya takmış. Yatıyor kalkıyor, ben iktidarda olduğum sürece Selo cezaevinden çıkamayacak diyor. Yahu sen 14 Mayıs’ta sandıktan çıkmayacaksın ama Selahattin de, Figen de, Gültan da, Sebahat da, Ayla da o cezaevinden çıkacaklar”

Buldan, konuşmasının devamında, “Halkımızın gücüyle seçimlerde elde ettiğimiz başarıyla çıkacaklar, sen sandıkta kalacaksın. Bu ülkeyi bu hale getiren tek adam olarak tarihe geçeceksin. Biz mücadele verişimizle, halkların gücüyle bir kez daha tarih yazacağız. Siz kapattınız, biz büyüdük. Engellediniz büyüdük, kaç partimizi kapattınız, siyaset dışı kaldık mı? Hayır! HADEP’i kapattınız DEHAP ile geldik. Onu kapattınız BDP ile geldik. HDP kapatma davasını açtınız, Yeşil Sol ile geldik. Demokrasilerde alternatifler çok.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan; HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve milletvekili adaylarının da katıldığı Kocaeli mitinginde konuştu. Buldan, şunları söyledi:

“Merhaba sevgili halkımız, sevgili Kocaeli halkı, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum hoş geldiniz. Bugün burada olmaktan büyük bir onur duyuyorum. İyi ki varsınız, iyi ki buradasınız. Hepinize teşekkür ediyorum. Hemen yanı başımızdaki Kandıra Cezaevi’ndeki sevgili Figen Yüksekdağ’a, Gültan Kışanak’a, Nurhayat Altun’a, Edibe Şahin’e ve bütün kadın arkadaşlarımıza sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.

Sizlerin bu coşkusunun, bu kararlı duruşunuzun ve bu moralli birlikteliğinizin 14 Mayıs tarihinde yapılacak seçimlerde de aynı coşkuyla, moral ve kararlılıkla  sandıklara yansıyacağından hiçbir şüphemiz yok. Kocaeli halkına bu konuda güveniyoruz. Vekil adaylarımızı arkadaşlarımız tanıttı. Çalışkan vekil adaylarınız var, bu konuda çok şanslısınız. Ömer Faruk Gergerlioğlu arkadaşımız 5 yıllık süreçte temsilciniz olarak parlamentoda görev aldığı günden bugüne kadar sizin sesiniz sözünüz oldu.

Sadece Kocaeli halkının değil, tüm Türkiye halkının, ezilenlerin, yok sayıların inkar edilenlerin sesi  ve sözü oldu. Ama Kocaeli’ye bir milletvekil yetmez, sizin daha çok temsilciye ihtiyacınız var. Arzu arkadaşımız ve diğer arkadaşlarımızı da, Kocaeli’nden çok sayıda temsilcimizin Meclis’e gitmesi gerekiyor. Bu konuda kararlı mıyız? Bir den fazla vekil gönderecek miyiz? Teşekkür ederim, ben de size inanıyorum.

“14 Mayıs’ta Yeşil Sol’un altına mührü vurun”

Kocaeli bugün çok renkli. Aramızda Migros işçileri var. Yalnız değiller, bütün işçi yoldaşlarımızla beraberiz. Türkiye genelinde 60 bine yakın Migros işçisi olduğu söyleniyor, Migros ve direnen bütün işçilerin yanındayız. Mücadelemizi onlarla birlikte veriyoruz, büyütüyoruz. Şimdi Yeşil Sol Parti, bugün Türkiye siyasi arenasında belki çok fazla bilinmeyen ama bu dönem, bu süreç içerisinde HDP’nin yerine HDP milletvekillerinin Yeşil Sol listesinde girdiği yeni bir dönem. Yeşil Sol’u herkes soruyor, niye Yeşil Sol diyorlar. Çünkü AKP ve MHP’nin HDP’ye kurduğu kumpas davaları sonucu bizler sizleri temsilcisiz, seçeneksiz bırakmamak için, seçimlerde alternatifsiz bırakmamak için milletvekillerinin sıralamasını yaptık ve başvurumuz yaptık. 14 Mayıs tarihinde bütün halkımız Yeşil Sol’un altına mührünü vuracak.

Elinize oy pusulasını aldığınızda direkt ağacı görün, başka partilere hiç bakmayın, ağacın altına mührünüzü vurun ki bunlar gitsin. Bunlar gitsin diye bizler Yeşil Sol’u Türkiye’nin her yerinde büyüteceğiz ve birinci parti haline geleceğiz. AKP-MHP iktidarını bir tabela partisi haline getirmek boynumuzun borcudur, size söz veriyoruz. Şimdi Kocaeli’nde yaşayan halkımızın elbette ki bir çok sorunu var, gece evine ekmek götürümeyen, çocuğu başını yastığa koyan, okula aç gitmek zorunda kalan, kadınların artık markete ve pazara gidemediği, alışveriş yapamadığı ve birçok sıkıntının yaşandığı ve sadece Kocaeli’nde değil, Türkiye’nin her yerinde yaşanan en büyük sorunlardan bir tanesi.

AKP’nin sizin evinize ekmek götüremediğinizden haberi yok. Çünkü onların geçim derdi yok. Onlar saraylarda kendi yandaşlarına hangi ihaleyi verebilirim, hangi talanı yaptırabilirim diye hesaplar yapıyorlar. Kocaeli halkının ne yaşadığını bilmezler, kadınlar ve gençlerin ne yaşadığından, işsiz kaldığından haberleri yok. Çünkü onların tek derdi kendi yandaşları ve çeteleridir. O yüzden onlara büyük bir ders vereceğiz. Bugün Kocaeli’nde gördüğümüz manzara işçisi, emekçisi, kadını ve genciyle herkes artık AKP’nin gitmesine ve bir tabela partisine dönmesine çoktan karar vermiş bile.

“Halkın, geçim derdinden haberi olmayan iktidara cevabı 14 Mayıs’ta olacak”

Bu ülkeyi 21 yıldır yönetiyorlar. Şimdi verdikleri vaatleri, söylediklerini duyduğumuzda zannedilir ki muhalefetteler, ülkeyi biz yönettik. İlk defa iktidara gelecekmiş gibi yeni yeni sözler veriyorlar. Ama artık Türkiye halklarının yalanlara karınları tok. Hiç kimse verdikleri sözlere kulak asmıyor. Milletin, vatandaşın geçim derdinden, yoksulluktan, sefaletten haberi olmayan bu iktidara cevabı elbette 14 Mayıs tarihinde olacak. Bugün Türkiye halklarının açlıkla ve sefaletle mücadele ettiğini görüyoruz.

Onların TOGG dediği arabaları almaya vatandaşın gücü yetiyor mu? Yetmiyor. Patates soğan diyoruz, onlar “Biz TOGG diyoruz, onlar patates soğan” diyorlar. Ellbette ki patates soğan diyeceğiz çünkü insanların evinde tencereler kaynamıyor. İnsanların elinde TOGG alacak paraları yok. Onlar Saray’dan bütün ülkeyi toz pembe gördükleri için, herkesin aynı standartlarda yaşadıklarına inandıkları için insanlara vaatleri de yalandan başka bir şey değil.

Kaybedeceklerini anladılar, farklı farklı yöntemlere başvuruyorlar. Birçok yerde provokasyona girişiyorlar. Biz asla provokasyonlara gelmeyeceğiz, seçim günü dahil hiçbir oyuna mahal vermeyeceğiz. Onlar bu oyunu bozmak isteyebilirler. Görüyorlar, her yerde büyük bir birlik beraberlik var ve bundan büyük bir rahatsızlık duyuyorlar. Duysunlar çünkü onları göndereceğiz, onları tarihin çöplüğüne göndereceğiz. Elbette ki kazanacağız, onlar kazanmak için yalan söylemeye başladılar. Şimdi övündükleri tek şey duble yollar, ülkede yapmış oldukları duble yollar. Oysa yolsuzluğun da duble yolunu yaptılar, hırsızlığın duble yolunu yaptılar.

Bütün bunları yaparken de 2023 seçimlerinde bir kez daha iktidara gelmek için eskiden yaptıkları şeyleri yeni yeni gündeme getirmeye çalışıyorlar. İstediğiniz kadar yalan söyleyin, vaatler verin. Türkiye kararını verdi. İşsizi de, çiftçisi de, kadını da, genci de, Kocaeli de, Hakkari de, Van da, İzmir de, İstanbul da, herkes kararını verdi; sizi gönderecek! Operasyonlar yapıyorlar, bizi zayıflatmayı hesaplıyorlar kendilerince zannediyorlar ki Yeşil Sol’dan ya da HDP’den 10-20 kişiyi cezaevine göndersek bu parti ayaksız, başsız kalır ve çalışamazlar. Biz bir gider bin geliriz, milyonlar olarak geliriz.

Gözaltına alınan arkadaşlarımın yerine milyonlarca insan gönüllü olarak gelir, çalışır. Ankara mitingine baktık, Tayyip’in bütün memurlara ve çalışan personellerine katılma zorunluluğunun olduğu mesajları gönderdiklerini gördük. Ama bizim mitinglerimize sizler hiçbir mesaj atılmadan, yüreğinizle, sevginizle, mücadelenizle, bağlılığınızla geliyorsunuz. İşte aramızdaki fark bu. Yeşil Sol ile AKP arasındaki fark budur. Biz hiç kimseyi mitingimize zorla getirmeyiz, mesaj atmayız. İnsanlar keyfine göre gelir eş başkanları dinler, gider sandıkta gereğini yapar, Yeşil Sol’un altına mührünü vurur.

Meclis seçimleri çok önemli. Biz Türkiye genelinde 100 milletvekili hedefledik. Bu 100 vekil sizlerin temsilcisi olarak parlamentoya girecek ve anahtar rol üstlenecek. Şimdiye kadar HDP milletvekilleri Meclis’te Türkiye halklarının sesi oldu. Alevi’nin, Süryani’nin, Ermeni’nin, kadının, gencin sesi ve sözü oldu. Şimdi 100 milletvekiliyle anahtar bir parti olma hedefiyle parlamentoya gidiyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçiminde faşizmi geriletmek için oy kullanacağız. Cumhurbaşkanlığı seçiminde vereceğiniz oy faşizmi geriletmek için olacak. Ya aydınlığı ya karanlığı, ya demokrasiyi seçeceğiz ya faşizmi, ya savaş politikalarından yana ya da barış politikalarından yana oy kullanacağız. Ben inanıyorum ki, halkımız demokrasiye, adalete, huzura güvene olan ihtiyacından dolayı aydınlığı ve demokrasiyi seçecek.

“Halkların gücüyle bir kez daha tarih yazacağız”

Tayyip Bey iki gün önce bir şeyin daha reklamını yaptı. Savaş uçaklarının reklamını yaptı: “O savaş uçaklarından bombalar yağacak” diyor. Yahu ayıptır, yazıktır, günahtır. Türkiye halklarının bombalara ihtiyacı yok. Türkiye halkların savaşa ihtiyacı yok. Barış politikaları varken, insanlara sevgi, huzur vermeniz gerekirken, bu ülkeyi güllük gülistanlık yapacağız demeniz gerekirken, bu ülkeye aldığınız savaş uçaklarının reklamını yapıyorsunuz. Kocaeli halkı niye savaş uçağı istesin, Kocaeli halkının bombalara ihtiyacı yok. Artık Tayyip’in dediği hiçbir şeyi duymayın, görmeyin. Şimdi kaç gündür bir şeye takmış.

Neye takmış? Selo’ya takmış. Yatıyor kalkıyor, ben iktidarda olduğum sürece Selo cezaevinden çıkamayacak diyor. Yahu sen 14 Mayıs’ta sandıktan çıkmayacaksın ama Selahattin de, Figen de, Gültan da, Sebahat da, Ayla da o cezaevinden çıkacaklar. Halkımızın gücüyle seçimlerde elde ettiğimiz başarıyla çıkacaklar, sen sandıkta kalacaksın. Bu ülkeyi bu hale getiren tek adam olarak tarihe geçeceksin. Biz mücadele verişimizle, halkların gücüyle bir kez daha tarih yazacağız. Siz kapattınız, biz büyüdük. Engellediniz büyüdük, kaç partimizi kapattınız, siyaset dışı kaldık mı? Hayır! HADEP’i kapattınız DEHAP ile geldik. Onu kapattınız BDP ile geldik. HDP kapatma davasını açtınız, Yeşil Sol ile geldik. Demokrasilerde alternatifler çok.

Bir kez daha 14 Mayıs tarihinin ve ondan sonraki günlerin ülkede huzurlu ve güvenli, refah içinde herkesin birbirine kardeşçe sevgiyle baktığı, birbirinin elini tuttuğu bir Türkiye’yi 14 Mayıs’tan itibaren bizler gerçekleştireceğiz. Bu güzel günleri görebilmek için 14 Mayıs tarihine kadar da gece gündüz çalışacağız. Kocaeli halkına güvenimiz sonsuz, biliyoruz ki Kocaeli halkı önemli bir tercih yapacak ve Yeşil Sol Parti’yi Kocaeli’de birinci parti haline getirecek. Hepinizin yolu açık olsun. Mutlaka kazanacağız, başaracağız. An serkeftin an serkeftin, an azadî an azadî.”

Paylaşın