The Times’dan Dikkat Çeken “Kemal Kılıçdaroğlu” Analizi

Dünya basını, 14 Mayıs Pazar günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor.

Son olarak Birleşik Krallık’ın en önemli yayın kuruluşlarından The Times, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na ilişkin bir analiz yayınladı. The Times gazetesi Nevşehir Hacıbektaş’a giderek nabız yokladı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Alevi’ başlığıyla geçtiğimiz hafta paylaştığı videonun ardından Hacıbektaş’a giden Hannah Lucinda Smith, “Kılıçdaroğlu bir tabuyu yıktı” diye yazdı.

“Sünni seçmen artık Erdoğan’ı daha seküler bir vizyon sunan rakibi karşısında kurtarmaya yetmeyecektir” ifadelerine yer verilen analizde, şöyle devam edildi: “Kılıçdaroğlu, sosyal medya videosunda bu konuyu gündeme getirdi. Ana akım medya bunu görmezden gelirken, video Twitter’da 30 milyon görüntülendi.”

“Son 20 yılda Erdoğan, kendisini Anadolu toplumunun dokusuna yerleştirmek için tarikatları ve refah bölüşümünü kullandı” denilen “Rakip hacı, Erdoğan’ın muhafazakarlar üzerindeki hakimiyetini azaltıyor” başlıklı analizde, ‘Alevi mahallelerin ihmal edildiği’ belirtildi: “Yardımlar, AK Parti’ye oy veren, büyük ölçüde nüfusun muhafazakar Sünni olduğu bölgelere yönlendiriliyor. Muhalefete oy verme eğilimindeki Alevi mahalleleri ihmal ediliyor.”

‘Zorlu  bir mücadele ile karşı karşıya olduklarını’ söyleyen CHP Nevşehir İl Başkanı Tayfun Ceyhan, “Vatandaş korkuyor, çok korkuyor. Sokağa çıktığımızda bizimle konuşmaya çekiniyorlar” dedi ve şöyle devam etti: “İşlerini kaybedeceklerini veya bulamayacaklarını düşünüyorlar. İnsanların hapse girdiğini görüyorlar. Gazeteciler, politikacılar… Son on yıldır bu tek parti devletine dönüşüyor.”

Gazeteye konuşan Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Nezir Akyesilmen de, Erdoğan’ın ‘Sünni seçmene güvendiğini’ söyledi: “Birçoğunu kamuda üst düzey pozisyonlara yerleştiriyor. Ve bu döngü tekerrür ediyor.”

Adana Üniversitesi’nden Volkan Ertit ise şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan, özellikle 2010’lu yıllardan itibaren daha dindar bir nesil ve toplum yetiştirmek için aktif bir politika izledi. Bu politikalardan bazıları kesinlikle ona oy veren dini grupları memnun etmek içindi. Ancak geldiğimiz noktada yeni neslin Erdoğan’ın istediği gibi dönüşmediğini düşünüyorum.”

“Tek liderle yirmi yıl çok fazla” diyen Hacıbektaş’ta çalışan bir taksici, “Ekonomi kötü. Yeni fikirleri olan birine ihtiyacımız var” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Hazır Giyimde Yüzde 30 Zam Beklentisi

LC Waikiki’nin Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, “Kışlıklarda fiyat artışı enflasyonun altına kalacak. Eskisi gibi yüksek fiyat artış oranları görmeyeceğiz. Yurtdışına üretilenler dövize bağlı. Ancak önümüzdeki sezon kışlıklarda yüzde 20-30 arası bir fiyat artışı olacaktır” dedi.

Vahap Küçük, açıklamasının devamında, “Türkiye’de kur baskılanıyor. Enflasyon yüzde 50 iken döviz aynı oranda artmıyor. Beklentimiz enflasyon hangi oranda artıyorsa dövizin de o oranda artması. Böyle devam ederse hali hazırda yüzde 80’den yüzde 70’e gerileyen yerel tedarik oranımız yüzde 60’a kadar düşer” ifadelerini kullandı.

LC Waikiki’nin Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, Türkiye’de artan maliyetler konusunda açıklamalarda bulundu.

Ekonomim’den Yener Karadeniz’e konuşan Küçük, kışlık ürünleri üretmeye başladıklarını ifade ederek, “Kışlıklarda fiyat artışı enflasyonun altına kalacak. Eskisi gibi yüksek fiyat artış oranları görmeyeceğiz. Yurtdışına üretilenler dövize bağlı. Ancak önümüzdeki sezon kışlıklarda yüzde 20-30 arası bir fiyat artışı olacaktır” dedi.

Türkiye’de kurun baskılandığını söyleyen Küçük şöyle konuştu:

“Asgari ücretin yüzde 100, enerjinin yüzde 200 arttığını varsayarsak ve buna diğer girdi maliyetlerindeki artışı da eklersek ve bir de döviz de baskılanınca o zaman yurtdışına ürün satma ve ihracat yapma konusunda zorlanıyorsunuz.

Türkiye’de kur baskılanıyor. Enflasyon yüzde 50 iken döviz aynı oranda artmıyor. Beklentimiz enflasyon hangi oranda artıyorsa dövizin de o oranda artması. Böyle devam ederse hali hazırda yüzde 80’den yüzde 70’e gerileyen yerel tedarik oranımız yüzde 60’a kadar düşer.

Gelecek hükümetin bu konudaki politikası ne olur bilemiyoruz ama olması gerekeni söylüyoruz. Olması gereken enflasyon kadar kurun da aynı oranda artması, at başı gitmesi. Şu anda dövizin olması gereken seviyesi 23-25 arasında bir yer. Bizim ihracatçılar da bunu öngörüyor.”

Paylaşın

TÜSİAD Başkanı Turan’dan “Kadın Hakları” Vurgusu

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Turan, “Türkiye’de kadın hakları dendiğin akla maalesef kadın cinayetleri ve kadına yönelik erkek şiddeti geliyor. Şiddete sıfır tolerans ilkesiyle 6284 sayılı yasamızı tavizsiz uygulamalıyız. İstanbul Sözleşmesi’ne de en kısa sürede dönmeyi diliyoruz” dedi ve ekledi:

“Kadın – erkek eşitsizliğinin giderilememsinin bir nedeni siyasette kadın temsilinin çok düşük olması. Türkiye’de kadınlar seçme ve seçilme hakkının birçok gelişmiş ülkeden önce almış olsa da günümüzde kadınların Meclis’te temsil oranı şu anda 118’inci sıradayız. Dünya ortalamasının altına seyrediyoruz.”

Türkiye Araştırmacılar Derneği’nin (TÜAD) 26’ncı Araştırma Zirvesi, bugün İstanbul’daki Hilton Bosphorus’ta düzenlendi.

Kısa Dalga’nın aktardığına göre, ‘Geleceği İnşa Etmek’ başlıklı oturumda konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından ülke olarak seferberliğe gidilerek güzel bir dayanışma örneği sergilendiğini ifade etti.

Turan, ‘parlak geleceğe’ ulaşırken refahın bireylerle paylaşması gerektiğini belirterek 100 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk ve kurucuların ‘yeniden biz olma’ hikayesi yazdığını dile getirdi.

“Parlak bir geleceğe hiçbir bireyi geride bırakmadan ulaşamaz mıyız?” diye soran TÜSİAD başkanı, “İkinci Yüzyıl’da refahın dağıldığı, insani kalkınmanın sağlandığı bir ülke hayal ediyoruz” dedi.

Turan, “Milletimizin bugün mutlu olmasının yolu, kalkınmayla beraber, ekonomik gelişmeler, toplumsal adaletten uluslararası toplumun saygın bir üyesi olmaktan ve insanlığı tehdit altına bırakan küresel ısınmaylam mücadele etmekten geçiyor” ifadesini kullandı.

Turan, günümüzde kalkınmanın esas sürükleyicisini yer altı kaynakları veya binalar olmadığını, bunların bir anda nasıl yok olabileceğinin görüldüğünü belirterek kalkınmanın kurumlar üzerine inşa edilmesinin gerektiğini dile getirdi.

TÜSİAD başkanı, dünya ticaretinde yüksek teknolojili ürün ve hizmetlerin payı artarken, düşük ücret, düşük beceri ve düşük tekonolojiyle üretilen ürünlerin payının azaldığını belirterek “Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatındaki payı 2013’ten beri azalıyor. Yüzde 3 seviyelerini aşamıyor” dedi.

Turan, şunları kaydetti: “Türkiye’de kadın hakları dendiğin akla maalesef kadın cinayetleri ve kadına yönelik erkek şiddeti geliyor. Şiddete sıfır tolerans ilkesiyle 6284 sayılı yasamızı tavizsiz uygulamalıyız. İstanbul Sözleşmesi’ne de en kısa sürede dönmeyi diliyoruz.

Kadın – erkek eşitsizliğinin giderilememsinin bir nedeni siyasette kadın temsilinin çok düşük olması. Türkiye’de kadınlar seçme ve seçilme hakkının birçok gelişmiş ülkeden önce almış olsa da günümüzde kadınların Meclis’te temsil oranı şu anda 118’inci sıradayız. Dünya ortalamasının altına seyrediyoruz.”

Paylaşın

YSK, Seçim Günü Uygulanacak Yasakları Duyurdu

14 Mayıs Pazar günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) da, seçim günü uygulanacak yasakları açıkladı.

Haber Merkezi / YSK’nın yaptığı açıklamaya göre, 14 Mayıs’ta saat 18.00’e kadar herhangi bir yayın organından seçim sonucuna yönelik tahmin içeren yorumlar yapılamayacak.

Yayın yasağı, saat 21.00’e kadar sürecek. Öte yandan seçim günü içki satışı yapılamayacak.

Karar şöyle:

298 sayılı Kanun’un 80’inci maddesi gereğince;

a) Oy verme günü saat 18.00’e kadar radyolar ve her türlü yayın organları tarafından seçimler ve seçim sonuçları ile ilgili haber, tahmin ve yorum yapılmasının yasak olduğuna,

b) Saat 18.00 ile 21.00 arasında radyolarda ve her türlü yayın organlarında ancak Yüksek Seçim Kurulu tarafından seçimlerle ilgili olarak verilecek haber ve tebliğlerin yayınlanabileceğine,

c) Saat 21.00’den sonra bütün yayınların serbest olduğuna, ancak Yüksek Seçim Kurulunca gerek görülmesi halinde saat 21.00’den önce de yayınların serbest bırakılmasına karar verilebileceğine, 4- Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde aynı hükümlerin 28 Mayıs 2023 tarihinde de uygulanacağına,

5- Karar örneğinin; a) Adalet Bakanlığına, b) İçişleri Bakanlığına, c) Seçime katılma yeterliliği tespit ve ilân edilen siyasi parti genel başkanlıklarına,

ç) “Sonuç” bölümünün, Yüksek Seçim Kurulu duyurusu olarak ilân edilmek üzere Türkiye Radyo Televizyon Kurumuna, T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU Karar No: 2023/94 3 gönderilmesine,

d) Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce Kurulumuzun www.ysk.gov.tr adresinde yayınlanmasına,

e) Seçim Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile il ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilmesine,

f) Resmî Gazete’de yayımlanmasına, 11.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu: Yüzde 60 Oyla Seçileceğim

Kemal Kılıçdaroğlu, “14 Mayıs günü yüzde 60 oyla 13. Cumhurbaşkanı seçileceğim. Bu iş ikinci tura kalmaz, ilk turda biter” dedi. Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın TBMM’de de çoğunluğu elde edeceğini söyledi ve 15 Mayıs sabahından itibaren bürokraside düzenlemeler yapılacağını belirtti ve ekledi:

“Rüşvetçiler, kirli işlere aracılık edenler, devletin değil sarayın memuru olanlar görevden alınacak. Rüşvetçiden Büyükelçi olmaz. Büyükelçi, iktidar propagandası da yapamaz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü’ye konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“14 Mayıs seçimi ikinci tura kalmaz, ilk turda biter. İlk turda yüzde 60 oyla Türkiye Cumhuriyetinin 13. Cumhurbaşkanı seçileceğim. Gençlere güveniyorum. Seçimin kaderini onlar belirleyecek. 5 milyon 300 bini aşkın genç ilk kez sandığa gidip oy kullanacak. Bu gençler mevcut düzenden memnun değil.

Parlamentoda çoğunluğu alacağız ve güçlendirilmiş parlamenter sistemi de getireceğiz. Bugünkü ucube sistem ile TBMM’nin işlevi yok edildi, milletvekilleri siyaset bile yapamıyor, halkın taleplerini gündeme getiremiyor, atanmış bakanlar telefonlarına çıkmıyor.

Görevden alınacaklar

Bugün devlet kadrolarında partili bürokratlar var. Her alana siyaseti bulaştırdılar. Biz göreve geldikten sonra öncelikle rüşvetçiler, kirli işlere aracılık edenler, devletin değil de sarayın memuru olanlar görevden alınacak. Özel bir liste hazırlamadık ama rüşvetçiden büyükelçi olur mu? Devleti temsil etmesi gereken büyükelçi, iktidar propagandası yapar mı?

Prag Büyükelçisi Egemen Bağış ve Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu ile çalışmayız. Devleti için çalışan namuslu bürokratlar ise başımızın tacıdır. Öyle bürokratlar var ki bu iktidarın verdiği kanunsuz emirleri yapmadılar ve görevden alındılar, onları değerlendireceğiz.

Enkaz devralacağız

15 Mayıs sabahı nasıl bir yük alacağımızın farkındayız… Ekonominin de çıkmaz içinde olduğunu biliyoruz. İktidarda kalmak için Türkiye’yi, insanımızı, geleceğimizi feda ediyorlar. Merkez Bankası Saray’ın kasası oldu. Düzlüğe çıkmak için bizim bir yıla ihtiyacımız var.

Demokratik yollarla bunları gönderip, her kuruşun hesabını topluma veren anlayışı egemen kılacağız. Bu seçimde demokrasi oylanacak: Bu ülkede demokrasi olsun mu olmasın mı? Mutlaka sandığa gidin, oy kullanın. Vicdanının sesini dinleyerek oy kullanın.”

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

BOTAŞ Açıkladı: Sanayide Kullanılan Doğalgaza İndirim

BOTAŞ, sanayide kullanılan doğal gazda, dünden itibaren geçerli olmak üzere yüzde 52 ile yüzde 63 arasında; elektrik üretimi amaçlı kullanılan doğal gazda da yüzde 51 oranında indirim yapıldığını duyurdu.

Haber Merkezi / Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. (BOTAŞ), sanayide kullanılan doğalgaza 1 Mayıs 2023 tarihi itibariyle indirim yapıldığını duyurdu.

Buna göre, sanayide kullanılan doğal gazın toptan satış fiyatında yüzde 52,43 ile yüzde 63,63 oranlarında indirim yapıldı. Elektrik üretimi amaçlı kullanılan doğal gazın toptan satış fiyatında ise yüzde 51,52 oranında indirim yapıldı.

BOTAŞ’ın açıklaması şöyle:

“Kuruluşumuzun doğal gaz toptan satış fiyatları; piyasa koşulları, ülkenin ekonomik şartları, piyasa fiyat istikrarı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun tarife ile ilgili kararları ve maliyet unsuru olan alım-işletme giderlerindeki değişim dikkate alınarak mümkün olan en makul seviyede belirlenmekte ve tüketicilere sunulmaktadır.

Bu kapsamda, 1 Mayıs 2023 tarihinden itibaren geçerli olan doğal gaz toptan satış fiyatlarında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Diğer taraftan 2022 Ekim ayı esas alındığında, sanayide kullanılan doğal gazın toptan satış fiyatında 1 Mayıs 2023 tarihi itibarıyla yüzde 52,43 ile yüzde 63,63 oranlarında, elektrik üretimi amaçlı kullanılan doğal gazın toptan satış fiyatında ise yüzde 51,52 oranında indirim yapılmıştır.

Household Energy Price Index (HEPI) fiyatları esas alındığında konutlarda Ukrayna ve Macaristan’dan sonra Avrupa ülkeleri arasında en düşük doğal gaz fiyatı ülkemizde uygulanmaktadır.”

Paylaşın

Memleket Partisi’nde Bir İstifa Daha: Millet İttifakı Desteklenmeli

14 Mayıs Pazar günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, Memleket Partisi kurucu üyelerinden Ahmet Meşe partisinden istifa etti.

İstifa duyurusunu sosyal medya hesabı üzerinden yapan Ahmet Meşe, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde bu gerçekten hareketle, farklı görüşlerdeki siyasi partilerin ve kişilerin bir araya geldiği Millet İttifakının desteklenmesi gerektiği inancındayım” ifadelerini kullandı.

Meşe’nin açıklaması şöyle:

“Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm bileşenlerinin yeniden işlediği bir Türkiye inşa etmek en büyük hedefimizdir.

14 Mayıs seçimi, evlatlarımızın geleceğinin belirleneceği, parlamenter rejimin yeniden şekilleneceği, insan onuruna yakışır hukuk ve ekonomik düzene geçişin sağlanacağı kısacası Türkiye’nin geleceğinin oylanacağı tarihi bir seçim olacağından; bu seçimde tek yürek olunmasının, birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesinin büyük önem arz ettiği bir gerçektir.

Bu nedenle Sayın Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde bu gerçekten hareketle, farklı görüşlerdeki siyasi partilerin ve kişilerin bir araya geldiği Millet İttifakının desteklenmesi gerektiği inancındayım.

Bu gerekçelerle Parti Meclis üyesi olduğum Memleket Partisinden istifa ettiğimi belirtir, Sayın Muharrem İnce ve çalışma arkadaşlarıma yaklaşık iki yıldır bana göstermiş oldukları ilgiden dolayı teşekkür ederim”

Paylaşın

Akşener’den Seçim Yorumu: Birinci Turda Bitecek Gibi

İYİ Parti Lideri Akşener, katıldığı bir televizyon programında, “Ben sayın Oğan’ı tanırım. Onun MHP Genel Başkan olmak hedefi var. Sayın İnce’yi Millet İttifakı’na buyur gelin deseler memnun olurum demiştim. Hala aynı yerde duruyorum. Sayın Kılıçdaroğlu sayın Erdoğan’ın rekabetinin ikinci tura kalmasına sebep olur mu bilemiyorum. Herhalde haftaya netleşir” dedi ve ekledi:

“Sonuç ne olursa olsun haklarıdır, saygı duymak gerekir. Bizi partimizin adayı sayın Kılıçdaroğlu olduğu için, ekstradan çalışıp eksilecek oylarını İYİ Parti üzerinden tamamlamaya çalışıyoruz. Birinci turda alınacak gibi görünüyor, bu iki aday arkadaşımızdan bağımsız olarak söylüyorum bunu.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Habertürk’te yayınlanan Teke Tek programında Fatih Altaylı’ya açıklamalar yaptı. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

Ciddi bir sendeleme oldu. Fakat yapılan işin Akşener’in şahsıyla ilgili olmadığını, İYİ Parti’nin tüzel kişiliğine dair oy için bile durum olmadığını insanlar anladı. Şu anda sayın İmamoğlu, sayın Yavaş, ben, sayın Kılıçdaroğlu ve diğer arkadaşlar çalışınca, bu seçimi kazanmaya dair endişelerin giderilmesinin sağlandığını sahada görüyor ve inanıyorum.

Anketlerde de yükselmeler var. En düşük oyumuzun yüzde 15 olacağına dair bir kanaat var. Bizim veri işleme departmanın başında Birol Aydemir var. Hiçbir anket şirketini suçlayamam. Hepsini saygıyla karşılıyorum. Üç kağıt vardır, yoktur bilemem. Bunların ortalamasından böyle bir simülasyon yaptı Birol Bey. En kibar halimle anket yapanların işin stratejisine soyunmasını doğru bulmuyorum.

Anlaşılan o ki, benim yapmaya çalıştığımı, arkadaşlarımızın yapmaya çalıştığını vatandaşlarımız anladı. Şimdi birinci turda kazanmak konuşuluyor. Birinci turda alacağız biz. Halkın feraseti bazılarından üzgün. İkide bir ‘Meral hanım çalışacak mı?’ diye saçma sorular oluyor. Şu anda 22 noktayı tamamladım. İzmir’deki miting muhteşemdi. Bizim yaptığımız mitinglerde de Kemal Bey’in adını andığımda alkış kopuyor.

Siyasete DYP’de başladım. Siyasi terbiyemi DYP’de aldım. Siyasi duruş denen ideolojik diyebileceğim tutum gençliğimden, ailemden kaynaklanır. Kendimi Türk milliyetçisi olarak tarifleyen insanım. DYP’de şöyle bir durum vardı. Annemin ailesi DP’nin tam göbeğindedir. İslamcı kesim, o gelenekten gelenler çok fazla bu işin içinde değillerdi.

Din üzerinden kavgayı DP-CHP yapmıştır. Biraz eşraf olmanın getirdiği üstencilik vardı. Ondan gelen çekingenlik vardı. Kemal Bey’in şahsına dair samimi bir biçimde insanları kamplaştırmadan kucaklamaya yönelik durumu var. Sayın Erdoğan ve arkadaşların çılgın konuşmaları karşılığında ekonominin berbat oluşu, evlerde açlığın konuşuluyor olması ve kadınların sahaya inmiş olması. Gittiğim yerlerde kadınlara bakın. Evde ceremeyi çeken kadınlar olduğu için. Sınıfsal olarak her bir sınıfın, her yaşın, her inancın kadını var. Tülbentlisi var. İpeklisi, şalvarlısı, pardösülüsü. yeleklisi var.

“Erdoğan zamanında eşimi aldattığım ima edildi”

Benim ağrıma gitmesi de o kadar değil. 2015 yılında bir şey fark ettim. Korunaklı bir ailede büyümüşüm. Evin en küçüğüm. Korunaklı kız çocuğu olarak büyüdüm. Bir yanlışlıkla karşılaşmadım. O dönemin siyasetinde de, harıl harıl medya ile işadalarımla, 28 Şubat’ta kavga ettik. Hiç kimsenin aklına cinsiyetim üzerinden söz söylemek gelmedi. 5 vakit namaz kıldığı her seferinde altı çizilen sayın Erdoğan zamanında eşimi aldattığım ima edildi. Fosforlu dendi, evim basıldı. MHP’nin önemli siyasetçilerinden bir tanesi, ki abimin arkadaşıydı. Bizler için nesebi gayri sahih dedi. Analarımızın ve bizim babalarımızın başkası olduğu. Bu şahsa annem, 84 yaşındaki annem kahve pişirip vermiştir. Bu arkadaş mahkemede beraat etti. En son ahaber’de gene cinsiyetim üzerinden yine cümle kuruldu.

Bu meğerse bütün kadınlara yapılan bir işmiş bu dönemde. Azmasının sebebi sayın Erdoğan’ın bu konuda çok rahat olması. Bütün kadınlara sürtük dedi. Çürük dedi. Çürüğün sokaktaki anlamını bilmez miyim? Bu mücadeleyi çok sert verdim. Sürekli mahkemeye gittim, hepsi beraat etti. Cinsiyetiniz üzerinden koca soru işareti oluşup, gülerek yapılan tarif. Benim abim kanserdi o zaman, vallahi öldürürdü. Ama kıpırdamıyordu. Eşiniz, oğlunuz var. Düşünüyorsunuz bunların arkadaşları ne der? Benim gibi korunaklı bir ailenin kızıyım.

Nasıl bir şey? Kadınlar çok şeye maruz kalıyor ama kocasına söyleyemiyor katil olmasın diye. Çok eziliyoruz Fatih Bey. İster ekonomik durumu iyi olsun, ister fakir olsun. İster tahsilli, ister tahsilsiz olsun. Allah şahidimdir, bu seçimin alınmasına bu derece kelle koyma sebebi biraz da budur. 67 yaşındayım. Bir babaanneye, evli barklı kadına bunlar rahat rahat söylenebiliyorsa. İsmail Kahraman bana ‘Meral Kılıçdaroğlu’ dedi. Varın tahmin edin. İsmail Kahraman denen şahsa çok itibar ederdik. Hepsini mahkemeye verdik, hepsi beraat ederdi. Ekstradan destek istiyorum. Sayın Erdoğan bunlara göz yumarsa. Balık baştan kokarmış. Sayın Erdoğan, benim abime ‘Nihat abi’ derdi. Akciğer kanseriydi. Kıpırdayamayan bir insandı. Bu ülkede hukuk, guguk olmaması lazımdı.

Talep eden problemin oluşmasını engelleyemeye çalışır. Hem sayın Oğan’a hem sayın İnce’ye bağıranlar ona cinsiyet üzerinden tek kelime etmiyorlar. En azından eylem ve söylemler üzerinden manevi sopa yiyor. Ben hep cinsiyet üzerinden yedim. Ne sayın İnce ne de Oğan’ın hakarete uğramaları kesinlikle doğru değil. Ben sayın Oğan’ı tanırım. Onun MHP Genel Başkan olmak hedefi var. Sayın İnce’yi Millet İttifakı’na buyur gelin deseler memnun olurum demiştim. Hala aynı yerde duruyorum. Sayın Kılıçdaroğlu sayın Erdoğan’ın rekabetinin ikinci tura kalmasına sebep olur mu bilemiyorum. Herhalde haftaya netleşir. Sonuç ne olursa olsun haklarıdır, saygı duymak gerekir. Bizi partimizin adayı sayın Kılıçdaroğlu olduğu için, ekstradan çalışıp eksilecek oylarını İYİ Parti üzerinden tamamlamaya çalışıyoruz. Birinci turda alınacak gibi görünüyor, bu iki aday arkadaşımızdan bağımsız olarak söylüyorum bunu.

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken Yazı: Erdoğan Bize Neden Düşman?

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın neden kendisine ve HDP’ye düşmanca tutum takındığını açıkladı.

Haber Merkezi / Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından yayınladığı “Erdoğan bize neden düşman?” başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan’ın “Selo”ya daha doğrusu Hdp’ye ve Kürtlere bu kadar kindar, öfkeli, düşmanca davranmasının, beni nefret objesine dönüştürme çabasıyla oy toplamak istemesinde bir tuhaflık yok mu sizce de?

Benim gerçekten “terörist”, “katil” olduğumu mu düşünüyor? Hayır, elbette bunun doğru olmadığını kendisi de biliyor.

Aslında Erdoğan’ın gerçek katillerle hiçbir sorunu yok. Mesela İdlib’de 34 Türk askerini katleden Putin’in ayağına gidip kapısında dakikalarca ayakta beklemekten gocunmamıştır. “Terör devleti” dediği İsrail hükümetiyle, Cemal Kaşıkçı’nın katili Suudi prensiyle ve daha nice katillerle el sıkışıp sarmaş dolaş olmaktan, onlara “dostum” diye hitap etmekten zerrece utanmamıştır.

Peki sıra “Kürt Selo”ya gelince niye hem iftira atıp hem de düşmanca davranarak kitlesini kışkırtıyor?

Anlatmaya çalışayım.

2014 yılının ortaları olmalı, Çözüm Süreci devam ederken heyet olarak bir İmralı ziyaretimizde, Abdullah Öcalan ile görüşeceğimiz odaya götürülmeyi beklerken Cezaevi Müdürü bizi alıp cezaevinin içinde başka bir yere götürdü. “Görüşme yeri değişti herhalde” diye düşündük. Bizi önce, Öcalan’ın uzun yıllar tutulduğu daracık hücreye götürdü. Öcalan hücrede değildi. Beş dakika kadar hücreyi inceledik. Müdür “Öcalan artık burada kalmayacak” dedi ve hemen yan taraftaki başka bir yere götürdü.

Normal apartman dairelerinin ahşap görünümlü çelik kapısı gibi bir kapıyı açtı ve “Yeni yeri burası” dedi. Yan yana üç hücre birleştirilmiş ve kendilerince üç odalı lüks bir daire (!) yapılmıştı.

İlk odada normal ahşap bir karyola ve yatak, 1.003 tane kitabın olduğu bir kitaplık (tüm kitaplar numaralıydı ve sırayla dizilmişti), büyük ekran bir led televizyon ile plastik masa ve sandalye vardı.

İkinci odada altı kişilik bir toplantı masası, bir bilgisayar masası ve küçük ekran bir led televizyon vardı.

Üçüncü oda ise yerden tavana fayanslı, ayaklı lavabosu ve duşakabiniyle geniş bir banyoydu. Müdür, banyoya bir küvet de koyacaklarını söyledi. Koydular mı bilemiyorum.

Biz İmralı Cezaevinin içinde yapılan bu evi (!) dolaşırken Öcalan’ı da getirdiler. Kendisi de orayı ilk defa görüyordu. İlk tepkisi “Aylardır çıkan gürültünün nedeni bu muydu?” oldu. Müdür gülerek “Evet, artık burada kalacaksın” dedi. Öcalan şöyle üstünkörü etrafa bakıp “Beni stadyum kadar geniş bir yere de koysanız, hücrede de tutsanız benim için fark etmez, böyle şeylere gerek yok. Eğer göz boyamak için yapıyorsanız yanlış işler yapmayın. Önemli olan çözüme, barışa ve demokratikleşmeye odaklanmaktır” dedi. Müdür, Öcalan’ın bu tavrına şaşırdı ve onca emeğin boşa gitmesine de biraz üzüldü. Öcalan orada kaldı mı yoksa Çözüm Süreci Erdoğan tarafından bitirilince tekrar hücreye mi alındı, bunu da bilmiyoruz.

Cezaevinin üst katında da büyük bir toplantı odası yapıldı, çay kahve makinası gibi gereçler konuldu.

Orada da Öcalan, akil insanlar heyetiyle görüşme yapacaktı. O odayı ben görmedim ama heyetimizin diğer üyeleri sonraki ziyaretlerde gezdiler. O aşamada artık akil insanlar İmralı’ya gidecek, Çözüm Süreci tüm detaylarıyla kamuoyuna mal edilecek ve sonrasında süreç TBMM çatısı altında devam edecekti.

Şimdi, bunları neden anlattım?

Öcalan son görüşmelerimizden birinde bana dönüp “Sizler seçilmiş insanlarsınız, halkın iradesini temsil ediyorsunuz ve dışarıdasınız. Bense burada bir adada kıt imkanlarla barış için çabalıyorum, elimden geleni yapıyorum. Bu konuda samimiyim, ciddiyim. Ama eğer hükümetin beni, sizi, halkı kandırmaya çalıştığını, sürece samimiyetsiz yaklaşıp kendi çıkarları için kullandığını anlarsanız sorumluluk sizdedir. Bana ulaşılamıyorsa bunların halkı kandırmasına izin verilmemeli” dedi.

Çünkü Öcalan’ın, Erdoğan ve AKP hükümetinin niyeti konusunda ciddi endişesi, şüpheleri vardı ve şüphelerinde haksız değildi. Kendisine cezaevi içinde ‘ev’ gibi ortam sağlanması şüphelerini daha da artırıyordu. Ve evet, bu konuda hiçbirimiz yanılmadık maalesef.

28 Şubat 2015’te Dolmabahçe’de açıklanan mutabakattan sonra Erdoğan tam üç defa Çözüm Sürecini bitirdiğini söyledi. Nasıl mı?

14 Mart’ta “Kürt sorunu diye bir şey yok”, [1] 15 Mart’ta “Kardeşim ne Kürt sorunu ya. Artık böyle bir şey yok”, [2] 17 Mart’ta “Türkiye’nin Kürt sorunu yoktur” [3] diyerek.

Şimdi soruyorum; olmayan bir sorun için Çözüm Süreci yürütülür mü? Erdoğan “Sorun yoksa Çözüm Süreci de yoktur” diye düşünüyor ve işte bu sözleriyle de Çözüm Sürecini bitirdiğini açıkça belirtiyordu.

Sonra neler olduğuna da kısaca bakalım.

20 Mart’ta Erdoğan, kelime kelime bildiği ve oturma düzenine kadar müdahale ettiği o mutabakatı inkar etti “Böyle bir şeyden doğrusu benim haberim yok” dedi. [4]

Aynı konuşmasında, isim isim bildiği akil insanlar heyetini inkar etti ve haberinin olmadığını söyledi. Akil insanlar heyeti için “Bir grubun oraya gönderilmesi neyi değiştirecek ki?” dedi. [5]

Dönemin Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç çıkıp “Cumhurbaşkanımız her şeyi çok iyi bilmektedir. Bu olaylardan haberdar olmaması mümkün değildir” diyecek kadar ortam gerildi. [6]

Erdoğan’ın derdi silahların bırakılması değil, seçim öncesinde bunun açıklanmasıydı sadece.

Haziran’da seçim vardı ve Erdoğan’ın tek derdi “başkan” olmaktı. Öcalan’dan “Silahları bıraktık” açıklamasını seçim öncesi alıp bunu oya dönüştürmeyi ve 400 milletvekilliği kazanarak Anayasa’yı tek başına değiştirip “başkan” olmak istiyordu. Bu olmayınca da Kürt sorunu yoktur demeye başladı, her detayını bildiği Dolmabahçe Mutabakatını inkar etti, kendisinin bizzat yer almasını istediği kişilerden de oluşan akil insanlar heyetini yok saydı.

Öcalan ise daha önce üstünde uzlaşılan takvime göre hareket edilmesinde ısrarcıydı. “Seçimden önce bu açıklama yapılmayacaksa ve seçimde benim işime yaramayacaksa ben ne yapayım böyle Çözüm Sürecini” diye düşünen Erdoğan, Çözüm Sürecini bitirip seçim kampanyasını başlattı.

5 Nisan’daki son görüşmenin ardından Öcalan ile tüm görüşmeleri askıya aldı. Biz ondan önceki üç hafta içinde tam 12 defa Erdoğan’la görüşmeye, onu ikna etmeye çalıştık. Bakanlarla, Hakan Fidan’la defalarca görüşüp onlara “Erdoğan’ı ya siz ikna edin ya da bizi görüştürün” dedik ancak Erdoğan kararını vermişti. Yılların emeğini, barış umutlarını, her şeyi “başkan” olmak için heba etmeyi göze almıştı ve oy yoksa barış da yok demişti.

İşte o günlerde “Madem öyle, biz de seni başkan yaptırmayacağız” dedim. Bu sloganın değerli Osman Kavala ile uzaktan yakından ilgisi yok. Partimizin o dönemdeki resmi politikasının, ruhunun rafine edilmiş hali olarak bize aittir. Ve o ruhla seçimde barajı aşıp AKP’den Meclis çoğunluğunu aldık. Yani Erdoğan 400 isterken 300 vekilinin de altına düştü. Sonrası 7 Haziran 2015 ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında yaşanan dehşeti ve bugüne nasıl gelindiğini hep birlikte acı şekilde yaşadık, yaşıyoruz.

Yani Erdoğan’ın saray ve saltanat oyunlarına kanmayıp planlarını bozduğumuz için bize bu kadar düşmanca davranıyor. Vatansever veya milliyetçi olduğu için ya da barış istediği için değil.

Tüm halka bir çağrıyla bitirmek istiyorum. Değerli kardeşlerim, merak etmeyin. Barışı, huzuru mutlaka sağlayacağız, birlikte bir arada, kardeşçe yaşayacağız. Buna bugüne kadar engel olan kişi Erdoğan’dır.

14 Mayıs’ta sandığa gidin ve bunca zulmü yaşatan, kendi sarayı ve koltuğu için ülkeyi yangın yerine çeviren bu şahsa hak ettiği demokrasi dersini verin. Oyunuzu değişim için kullanın.

Mesele benim hapisten çıkıp çıkmamam değil, ben halkım için 100 yıl da kalırım hapiste ama Erdoğan’ın derdi Selo değil, koltuk. Yeterince açık değil mi?

Selahattin Demirtaş

Edirne Cezaevi”

Paylaşın

Türkiye’de 1 Mayıs: Bu Düzen Ya Değişecek Ya Değişecek

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs, ülkenin dört bir yanında emekçiler tarafından coşkuyla kutlandı. İşçi ve emekçiler başta İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır’da bir araya gelerek iktidara, “Bu düzen ya değişecek ya değişecek” mesajını verdi.

Haber Merkezi / İstanbul Maltepe’de düzenlenen 1 Mayıs’ta on binlerce kişi emeğin sesini yükseltmek için buluştu. Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda on binlerce yurttaş 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü için bir araya geldi.

İzmir’de 1 Mayıs kutlamalarının merkezi Gündoğdu Meydanı’nda toplanmak için on binlerce yurttaş, çok sayıda siyasi parti, sendika ve meslek örgütü sabah saatlerinde toplandı.

Öte yandan yurt genelinde pek çok noktada 1 Mayıs için emekçiler meydanlara ve sokaklara çıktı.

İstanbul

Bayrak, flama ve pankartlar taşıyan gruplar, kontrol noktalarında güvenlik kontrolünden geçirilerek miting alanına alındı.

Alanda yapılacak kutlamalar için dev bir sahne kuruldu. Program öncesinde katılımcılar, şarkılar eşliğinde halay çekti, oyunlar oynadı.

Saygı duruşunda bulunulmasıyla başlayan etkinlik, 1 Mayıs korosunun söylediği marşlarla devam etti.

“Gelecek yıl Gezi Parkı’nda buluşacağız”

Etkinlikte konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, burada ve ülkenin dört bir yanında 1 Mayıs meydanlarında yan yana ve omuz omuza olduklarını söyledi.

Kötülükle iyiliğin, yalanla doğrunun, arsızlıkla tevazunun, hırsızlıkla alın terinin, zorbalıkla adaletin, istibdatla hürriyetin arasında 14 Mayıs’ta bir seçim yapılacağını belirten Çerkezoğlu, “İnanıyoruz ki bu 1 Mayıs, 2023 1 Mayıs’ı, Taksim’in yasaklı olduğu son 1 Mayıs olacak. Gelecek yıl Gezi Parkı’nda buluşacağız.” dedi.

KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ise işten çıkartmalara, grev yasaklamalarına, KHK ile işlerinden edilmelerine, sendikal hak ve özgürlüklerinin engellenmesine öfkeleri olduğunu anlattı.

Yeşil, öfkelerinin 14 Mayıs’ta umuda dönüşeceğini kaydederek, “Cinsiyetçiliği, erkek şiddetini, taciz ve mobbinge karşı susmayan, korkmayan, biat etmeyen biz kadınların yaşamlarımıza ve haklarımıza sahip çıkarak İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden hayata geçirmenin iradesinin umudu ve inancı 1 Mayıs meydanlarında var.” diye konuştu.

“Hepimize büyük görev düşüyor”

TMMOB Yönetim Kurulu Emin Koramaz, çocuklarının yarınları için herkesin çok çalışıp 14 Mayıs’taki seçimlerin kazanılması gerektiğini söyledi.

Seçimlerde sadece cumhurbaşkanını ve milletvekillerini seçmeyeceklerine dikkati çeken Koramaz, “İnsanlık ve toplum düşmanı politikalarla, kamucu anlayış, insancı anlayış ve toplumcu anlayış arasında bir seçim yapacağız. Bu nedenle hepimize büyük görev düşüyor. Bu seçimleri mutlaka kazanacağız.” ifadelerini kullandı.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ise mücadele sözlerinin her zamankinden güçlü ve kararlı olması gerektiğini dile getirdi.

Fincancı, meslek örgütlerinin tarihsel birikimine güvendiğini vurgulayarak, “Emek bizim, söz bizim, gelecek hepimizin. Söz veriyoruz, birlikte değiştireceğiz. Birlikte değiştirmeye gidiyoruz.” diye konuştu.

TDB Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tarık İşmen de eşit, özgür ve demokratik bir ülkede barış içinde bir arada yaşamak istediklerini kaydetti.

Konuşmaların ardından kurumların “1 Mayıs ortak metni” Türkçe, Kürtçe ve Arapça okundu.

Ankara

KESK, DİSK, TMMOB, Ankara Tabip Odası’nın çağrısıyla düzenlenen 1 Mayıs mitingi için Atatürk Kültür Merkezi önünde toplanıldı. DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikasında belediye işçileri kadro talebiyle yürüdü.

Türk-İş yönetimi depremi öne sürerek Adana’da temsili etkinliğe çağrı yapsa da Petrol-İş, Tez-Koop-İş, TÜMTİS, Türkiye Gazeteciler Sendikası Ankara’da 1 Mayıs’a katıldı. İşçiler hayat pahalılığına, sendikal haklara yönelik baskılara karşı dövizleriyle yürüdü.

Pankartlar polis tarafından tek tek kontrol edilirken, burada oluşturulan kortejle sloganlar eşliğinde miting alanında yüründü. Ankara’daki 1 Mayıs’ta gündem yaşanan ekonomik kriz ve 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerdi.

İzmir

İzmir’de 1 Mayıs kutlamalarının merkezi Gündoğdu Meydanı’nda toplanmak için on binlerce yurttaş, çok sayıda siyasi parti, sendika ve meslek örgütüyle sabah saatlerinde bir araya geldi.

Üç noktada toplanan sendika, oda, siyasi parti ve kitle örgütleri talepleriyle Gündoğdu Meydanı’na yürüdü.

Türk-İş, Liman-İş ve Birleşik Kamu-İş Alsancak Limanı’nda, DİSK’e bağlı sendikalar ve mülteci dernekleri Basmane Meydanı’nda, KESK, TMMOB, İzmir Tabip Odası, Türkiye Yazarlar Sendikası, 10 Ekim Barış Aileleri Derneği, TİP, SOL Parti, HDP, Yeşil Sol Parti, Halkevleri gibi birçok dernek ve siyasi parti Cumhuriyet Meydanı’nda, Emek Partisi Fuar Montrö kapısı önünde, İzmir Barosu Alsancak’ta bulunan baro binası önünde toplanarak alana yürüyüş gerçekleştirdi.

Diyarbakır

Diyarbakır’da Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde Dağkapı Meydanı’nda açıklama yapıldı. Emekçiler, alana merkez Sur ilçesindeki Urfakapı ve Yenişehir ilçesindeki Lise Caddesi’nden 2 kortej şeklinde girmek istedi. Yürüyüşe izin verilmeyince, alana gruplar şeklinde girildi. Kutlamaya katılanlar, bariyerlerle kapatılan Dağkapı Meydanı’na polis aramasıyla alındı.

İki dilde yapılan açıklamayı okuyan DİSK Genel İş Sendikası 2 No’lu Şube Eş Başkanı Behçet Barut, “Bunların bize reva gördüğü kayyum düzenidir, ihraçlardır, adaletsizliktir, tekçiliktir, militarizmdir, işkencedir, cezaevlerinde insanlık dışı uygulamalardır. Sabrımız tükendi. Bu düzen ya değişecek ya değişecek” dedi.

Program, davul zurna eşliğinde çekilen halayların ardından sona erdi.

Batman

Batman’da 8 Mart Kadın Parkı’nda bir araya gelen emekçiler “Bijî berxwedana kedkaran” ve “Direne direne kazanacağız” sloganları eşliğinde “Sosyalizmde ısrar insan olmakta ısrar” pankartını taşıdı. 1 Mayıs mitingine, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır’ın da aralarında binlerce kişi katıldı.

Bayındır, emekçilerin faşizme karşı büyük bir direniş gösterdiğini belirterek, “Halkların mücadelesiyle AKP-MHP faşist iktidarını yeneceğiz ve onları göndereceğiz” dedi. Akın ise “8 Mart ve Newroz’un coşkusuyla alanı dolduran emekçiler, bu iktidarı 14 Mayıs’ta gönderecek” diye konuştu.

Miting, Kolektîfa Rîtmên Azad ve Agit Işık’ın söylediği şarkıların ardından sona erdi.

Şanlıurfa

Şanlıurfa’da Novada AVM önünde toplanan emekçiler, “Kürt halkı özgürleşmeden, işçi sınıfı özgürleşemez” ve “1 Mayıs emek bizim, gelecek bizim” pankartlarını açtı. Sık sık “Kürdistan faşizme mezar olacak” ve “Bijî yek Gulan” sloganları atan kitle, Topçu Meydanına yürüyüş yaptı.

Meydanda platform adına konuşan Kemal Yüksekkaya, “Zamlar, alım gücündeki erime hayatı yaşanılmaz kılıyor. Gerçekten de yiğidin kuru soğana muhtaç hale geldiği günlerden geçiyoruz” dedi. Konuşmaların ardından davul zurna eşliğinde halaya duran kitle, alkışlarla programı sonlandırdı.

Mersin

Mersin’deki 1 Mayıs kutlamaları sabah saatlerinde Millet Bahçesi yanındaki alanda kortejlerin toplanmasıyla başladı. DİSK’e bağlı işçi sendikaları ile KESK ve Birleşik Kamu-İş’e bağlı memur sendikalarında örgütlü emekçilerin yanı sıra Mersin Tabip Odası, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Muhasebeciler Odası, Mersin Barosu, Tüm Emeklilerin Sendikası, 2021 Emekliler Sendikası, Halkevleri, Dersimler Derneği, Sözyüzü Dergisi, Tiyatro Agon, Mimoza Kadın Derneği, LGBTİ+ dernekleri üyeleri de kortej oluşturdu.

Cumhuriyet Halk Partisi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Sol Parti, Türkiye Komünist Partisi, Toplumsal Özgürlük Partisi, Devrimci Parti üyeleri de kortej oluşturarak yürüyüşe katıldı.

Tunceli (Dersim)

Dersim’de binlerce kişi Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde Seyit Rıza Meydanı’na doğru yürüdü. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nun da katıldığı yürüyüşte “Savaşa sömürüye ve savaşa karşı yaşasın 1 Mayıs” ve 4 farklı dilde “Yaşasın 1 Mayıs” pankartları taşındı.

Kutlamada konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bir oy faşist rejime kaybettirmek için, bir oy emekçilerin yöneten olması için. Birlikte değiştireceğiz. Kutuplaştırıcı siyasete karşı demokratik siyaseti büyüteceğiz ve doğru zaman yapacağız. Cumhuriyetin ikinci yüz yılında kurucu özne olacağız” dedi. Kutlama, müzik dinletisiyle son buldu.

Van

Van’da Musa Anter Parkı’nda düzenlenen mitinge binlerce kişi katıldı. Sahneye “Güvencesizliğe, eşitsizliğe, yoksulluğa, gericiliğe, ranta teslim olmayacağız. Umudu ve mücadeleyi büyütmek için yaşasın 1 Mayıs” pankartı asıldı. Seslendirilen şarkılarla halaya duran emekçilerin sloganları bir an olsun durmadı.

Mitingte söz alan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Biz 21 yıldır size nasıl biat etmediysek bundan sonra da biat etmeyeceğiz. 14 Mayıs seçiminde bu tek adam rejimine hayır diyeceğiz” dedi. Ardından konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, “Bizler inanıyoruz ki emekçiler ve halklar yan yana durarak bu faşist iktidara kaybettireceğiz” diye konuştu.

Adana

Adana’da binlerce emekçi zamlara, yoksulluğa karşı 1 Mayıs mitinginde bir araya geldi.  Kutlamalara Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Çukurova Belediye başkanı Soner Çetin, Türk-İş Genel Mali Sekreteri Ramazan Ağar, TÜRK-İŞ Konfederasyonu Yönetim Kurulu, Türk-İş’e bağlı Sendikaların Genel Başkanları ve üye işçiler katıldı.

Mardin

1 Mayıs İşçi Bayramı vesilesiyle Mardin’de yürüyüş ve şölen düzenlendi. Karayolları Parkı’na doğru farklı noktalardan gerçekleştirilen yürüyüş kolları Mehtap Caddesi üzerinde bir araya geldi. Sloganlar eşliğinde yürüyen emekçiler, sloganlar eşliğinde halaya durdu.

Kitle “Direne direne kazanacağız” ve “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları atarken, hazırlanan dövizlerle de işçi ve emekçilerin talepleri dile getirildi.

Edirne

Edirne’deki etkinlik Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan Şükrüpaşa İlkokulu önünden başladı. Emek ve Meslek Örgütü Platformu’nu oluşturan sendika, oda ve siyasi parti temsilcilerinden oluşan konvoy cadde üzerinde yürüyüş gerçekleştirdi.

Şırnak

Şırnak’ta Emek ve Demokrasi güçleri, KESK binası önünde miting düzenledi. Alana kortej şeklinde giren sendika ve siyasi partiler, “İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız” ve “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları atarken, “Eşit işe, eşit ücret istiyoruz” ve “Adalet” yazılı dövizler taşındı.

Miting, konuşmaların ardından çekilen halaylarla son buldu.

Tekirdağ Çorlu

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde düzenlenen etkinlikle kutlandı. Sivil toplum kuruluşları ile siyasi partiler ve sendikanın katıldığı kutlamalarda yağmur yağışına rağmen katılımcılar alanı terk etmedi. Omurtak Caddesi Atatürk meydanında yapılan kutlamalara katılanlar alana ellerinde pankart ve bayraklar ile geldi.

Hakkari

Hakkari’de 1 Mayıs dolayısıyla konser etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, “Demokratik özgürlükle yeni yaşamı kuruyoruz” ve “Birlikte değiştireceğiz” pankartları açıldı.

Yapılan konuşmaların ardından sanatçı Kasım Taşdoğan ve Colemêrg Collective grubunun seslendirdiği şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla etkinlik son buldu.

Kırklareli Lüleburgaz

Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde Emek ve Demokrasi Platformunun öncülüğünde gerçekleştirilen 1 Mayıs kutlamalarına çevre illerden, ilçelerden gelen yaklaşık 3 bin kişi katıldı. Lüleburgaz tören alanının önünde toplanan kalabalık buradan ellerinde pankartlar ve dövizler ile sloganlar atarak İstanbul Caddesi ile Fatih Caddesi’nde yürüyüş yaptı.

Gaziantep

Gaziantep Emek ve Demokrasi Güçleri, “Kapitalist yıkıma, işsizliğe, yoksulluğa karşı birleşelim” şiarıyla Şahninbey İlçesi’nde bulunan Kırkayak Parkı’nda 1 Mayıs’ı kutladı. Kutlamanın yapıldığı park dolup taşarken, alana “Sömürüye, yoksulluğa, faşizme karşı; Emek, barış, eşitlik ve özgürlük için yaşasın 1 Mayıs” ve “Emperyalist saldırganlığa, işgale ve savaşa hayır” pankartları asıldı.

Etkinlik boyunca sık sık “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” sloganları atıldı. Program boyunca coşkunun eksilmediği miting, Kürtçe şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

Eskişehir

Eskişehir’de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, düzenlenen programla kutlandı. ‘Diktatörü göndereceğiz’ yazılı pankartla alana girmek isteyen Kadın Savunma Ağı Platformu üyelerine polis müdahale etti.

Siirt

Siirt’te işçi ve emekçiler, 1 Mayıs Tertip Komitesi öncülüğünde bir araya gelen işçiler, giydikleri önlükler ve hazırladıkları pankartlarla, Demokrasi Meydanı’na doğru yürümek istedi. İşçiler, valiliğin dün almış olduğu 4 günlük eylem ve etkinlik yasağı gerekçe gösterilerek polis tarafından engellendi.

Yürüyüşün engellenmesiyle oturma eylemi yapan emekçiler, üç dilde “Yaşasın 1 Mayıs” yazılı pankart açarak sık sık, “Emekçiye değil çetelere barikat” sloganları attı.

Muş

Muş’ta KESK tarafından düzenlenen 1 Mayıs buluşmasına çok sayıda sivil toplum ve meslek örgütü temsilcisi katıldı. Buluşmada konuşan Eğitim-Sen Şube Başkanı İlyas Aslan, “Rant ve sömürü düzeni devam etsin istiyorlar. Artık böyle gitmez dedik. Eşitlik, özgürlük, adalet, barış, demokrasi ve laiklik için artık ‘yeter’ diyoruz” dedi.

Bitlis

Bitlis Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs’a ilişkin Tatvan’da bulunan AVM önünde açıklama yaptı. “Bijî Yek Gûlan” pankartının açıldığı açıklamada, “Yaşasın 1 Mayıs” ve “Anadilde sağlık anadilde eğitim” dövizleri taşındı.

Paylaşın