Sırbistan’da Silahlı Saldırı: 8 Ölü, 13 Yaralı

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a 60 kilometre mesafede düzenlenen silahlı saldırıda, 8 kişi hayatının kaybetti, 13 kişi de yaralandı. Yaralılardan 7’sinin durumunun kritik olduğu bildirildi.

Sırbistan İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Mladenovac’ta, otomatik tüfeği bulunan saldırganın, seyir halindeki araçtan gelişigüzel etrafa ateş açması sonucu, ilk belirlemelere göre, 8 kişinin yaşamını yitirdiği, 13 kişinin yaralandığı kaydedildi.

İçişleri Bakanı Bratislav Gasic ise, yaşananları “terör eylemi” olarak nitelendirdi.

Sırbistan Devlet Televizyonu (RTS), saldırganın saldırıyı düzenlediği araçla kaçtığını duyurdu. Polisin aradığı saldırı şüphelisinin 21 yaşında olduğu bildiriliyor.

Sırbistan’da, çarşamba günü de Vladislav Ribnikar İlkokulu’nda, 7. sınıf öğrencisi 14 yaşındaki K.K’nin silahla gerçekleştirdiği saldırıda, 8’i çocuk, 1’i güvenlik görevlisi 9 kişi hayatını kaybetmişti.

Eski Yugoslavya’nın dağılmasının ardından 1990’lı yıllarda yaşanan iç savaşlar, bölgede önemli miktarda saldırı silahının kontrolsüz bir şekilde halkın eline geçmesine yol açmıştı.

2019’da yayımlanan bir rapora göre ülkede her 100 kişiye 39,1 silah düşüyor. Sırbistan, bu sıralamada ABD ve Karadağ’dan sonra dünyada üçüncü.

Paylaşın

Avrupa Merkez Bankası, Politika Faizini Yüzde 3,75’e Yükseltti

Avrupa Merkez Bankası (ECB) 3 temel politika faizini 25 baz puan artırdı. ECB’nin faiz artırım hamlesi, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) dün politika faizini 25 baz puan artırarak 16 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5-5,25 aralığına yükseltmesinin ardından geldi.

Haber Merkezi / Euro Bölgesi’ndeki enflasyon oranı, önceki aylarda yaşanan düşme eğiliminin aksine Nisan ayında, Mart ayına göre yüzde 0,1’lik artışla yüzde 7’ye yükselmişti.

AMB’den faiz artırımına ilişkin yapılan açıklamada, güncel tahminlere göre Euro Bölgesi’ndeki enflasyonun “Daha uzun süre yüksek seviyelerde kalacağı” ifade edilerek, “Toplam enflasyon geçen aylarda düştü ancak buna sebep olan fiyat baskısı gücünü koruyor” denildi.

Faiz oranları ile ilgili bundan sonra atılacak adımlara ilişkin herhangi bir açıklama yapmayan AMB, “Enflasyonun orta vadeli hedef olan yüzde 2 seviyelerine zamanında inmesi için gerekli kararların alınacağını” bildirdi.

Banka ayrıca, yüksek faiz oranlarının, “gerektiği süre boyunca bu seviyede tutulacağını” belirtti. Faizlerin yükseltilmesi enflasyonla mücadelede etkin bir araç olarak görülse de, bu uygulama diğer yandan ekonomik büyüme üzerinde yavaşlatıcı bir etki yapıyor.

Banka, refinansman faizini yüzde 3,75’e, mevduat faizini yüzde 3,25’e ve marjinal fonlama faizini de yüzde 4’e yükseltti. Banka, 3 temel politika faizini son 3 toplantıda 50 baz puan artırmıştı.

Faiz artırımı beklentiler doğrultusunda

Para piyasaları, çoğunlukla 25 baz puanlık faiz artırımını fiyatlarken, önceki faiz artışlarının ekonomide etkisini göstermeye başlamasına karşın ECB’nin faiz oranlarını artırması dikkati çekti.

ECB’nin faiz artırım hamlesi, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) dün politika faizini 25 baz puan artırarak 16 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5-5,25 aralığına yükseltmesinin ardından geldi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Kul Hakkı Yemeyeceğiz Ve Yedirmeyeceğiz

Niğde’de halka seslenen Kılıçdaroğlu, “Kul hakkı yemeyeceğiz ve yedirmeyeceğiz. Bekliyoruz, onlar da söylesinler. Ama tık yok. Bir yılda 418 milyar doları nasıl hiç ettiklerini, mal varlıklarını yurt dışına nasıl kaçırdıklarını biliyorum” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Niğdelilerle buluştu. Kılıçdaroğlu’na Cumhurbaşkanı yardımcısı adayı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da eşlik etti. Kılıçdaroğlu ve Yavaş, seçmenlere seslenerek Türkiye’de yaşanan krizlerin Millet İttifakı döneminde nasıl çözüleceğini anlattı.

İlk olarak kürsüne çıkan Mansur Yavaş oldu. Yavaş, “Artık tatlı dili hakim kılacağız, yuh’larla vakit kaybetmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Biz Ankara’da seçimi kazandık” diyen Yavaş, “‘Rozetimizi çıkardık, bütün Ankaralılara hizmet edeceğiz’ dedik. Biz asla zafer kazanmadık. Zafer kazanmak için karşımızda düşman olması lazım. Bizim Türkiye’nin hiçbir yerinde düşmanımız yok. Seçmene bir şey deme hakkımız yok” diye konuştu.

Mansur Yavaş, “Kendilerinde hiç şampanya içen yok gibi konuşuyor! Bunların her cuma günü bilmediği için internetten bulup bir tane ‘ayet sallayan’ bakanları vardı! Hiç yüzü kızarmadı. Kimse ona tek kelime laf etmedi. Hakkında yolsuzluk iddiaları vardı. Kocaman şişeyi devletin uçağında devirmiş, gözler dönmüş bayılmış görüntüsü vardı. Sayın Bakan tek kelime ettiniz mi? Devletin adına büyükelçi yaptılar.

İnsanların gözünü boyamak için biraz milliyetçilik, biraz muhafazakarlık sosu veriyorlar. Millet İttifakı’na oy vereceklerin de, Cumhur İttifakı’na oy vereceklerin de başımızın üstünde yeri var. Toplumu dindar, dindar olmayan diye ayırıyorlar. Kimin dindar olup olmadığını Allah’tan başkası bilmez. Ne sanıyorsunuz kendinizi de Allah’a şirk koşuyorsunuz” ifadeleriyle iktidara tepki gösterdi.

Yavaş’ın ardından kürsüye Kılıçdaroğlu çıktı. Kılıçdaroğlu’nun açıklamasının satır başları şöyle oldu:

“Kul hakkı yemeyeceğiz ve yedirmeyeceğiz. Bekliyoruz, onlar da söylesinler. Ama tık yok. Bir yılda 418 milyar doları nasıl hiç ettiklerini, mal varlıklarını yurt dışına nasıl kaçırdıklarını biliyorum.

Hiçbir çifti ve üretici asla zarar etmeyecek. Havza bazlı planlama getireceğiz. Maliyet artı makul kart, eşittir taban fiyat olacak. Ne zaman makul karın altına düşerse devlet olarak biz karşılayacağız. Çiftçiyi toprağa küstürmeyecek. Köylerimiz boşalıyor ama onlarda tık yok. Köylerde çalışan bütün kadınlar ve gençlerin sosyal güvenlik primini ödeyeceğiz. Üreten her kadın ve genç zamanı geldiğinde emekli olacak, kimseye muhtaç olmayacak. Adalet için 450 kilometre yürüdüm. Bu ülkeye adalet lazım. İranlı bilgin Sadi ne demiş: Adalet olmayınca olmuyor! Dünyanın bütün nehirleri adalete susamış insanların, susuzluğunu bitirmeye yetmez.

“İnsan Allah’tan korkar!”

Kim terör örgütlerinin yanında durursa, kim onlarla beraber olursa, kim onların yanına hakimi, savcıyı gönderirse Allah belasını versin. Terör örgütünün saldırısına uğrayan benim. Bu beyler çocuklarına paralı askerlik yaptırırken çocuğunu askere gönderen birisiyim. Yalan niye söylüyorsunuz? İnsan Allah’tan korkar!

Güvenliğimizi sağlayan polis kardeşlerimiz var. Büyük sıkıntıları var. Polis intiharlarının hangi boyutlara ulaştığını çok iyi biliyorum. Günde 13-14 saat çalıştırılıyorlar. 24 saat çalışanı var. Bunlar insan kardeşim, robot değiller! Alıyorsun, ‘nöbet tut’ diyorsun. Ne yiyecekler, ne içecekler, onu bile sormuyorlar! Günün 24 saatinde koruyorlar. O nedenle 100 bin güvenlik görevlisi daha alacağız. Normal mesailerini, görevlerini yapacaklar, polisleri yük altından çıkaracağız. Bu kadar yük olmaz!”

Paylaşın

HDP’li Sancar: 14 Mayıs’ta Karanlığa Son Vereceğiz

Bitlis’te halka seslenen HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Ülkeye refahı ve eşitliği de hep birlikte getireceğiz. Sefalet ve yoksulluk kader değildir. Bir ülkede toplumun büyük kısmı yokluk içinde yaşıyorsa birileri çok zengin olduğu içindir. Birileri ülkenin kaynaklarına el koyduğu için milyonlar aç ve yoksul kalıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu adaletsiz sömürü düzenini değiştirmek de bizlerin görevidir. Bu düzeni değiştireceğiz. Bu sefalet, soygun ve talan düzenini, savaşa ve ranta dayanan bu çürük düzeni hep birlikte değiştireceğiz. 14 Mayıs büyük değişimin dönüm noktası olacaktır. Oylarınızla, kararlığınızla aydınlığa yürünen yolu açtığımız gün olacaktır. 14 Mayıs’ta karanlığa son vereceğiz, halkların meşalesini yakacağız.”

Sancar, konuşmasının devamında, “Seçimlere 10 gün kala çalışmalarımızı artırmamız lazım. Her birimiz etrafımızdaki insanları sandığa götürelim. Herkes sandığa gitsin ve mührü ağaca bassın, Yeşil Sol’un ağacına bassın. Her birimiz seçim güvenliğinden kendimizi sorumlu tutalım, sandık görevlisi, müşahit gibi çalışalım. Bu halk iradesini çaldırmaz, korkuya boyun eğmez. Bu halk mutlaka kazanacaktır. Özgür günleri bizler kazanacağız. Ödediğimiz bedeller boşuna ödenmiş olmayacak. Bunun karşılığı özgürlük, demokrasi ve barış olacak.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, PİA temsilcisi Rümeysa Gülmez ve Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarının da katıldığı Bitlis mitinginde konuştu. Sancar, şunları söyledi:

“Gelê me yê bi rumet, hevalên hêja. Slav ji we ra, hun hemu bi xêr hatin, ser sera ser çavan hatine. Bitlis’in onurlu insanları, bu kadim şehrin değerli halkı, hepinizi yürekten selamlıyorum. Bu coşkunuz için binlerce kez teşekkür ediyorum. Evet, Bitlis de hazır. Bitlis, 14 Mayıs’a hazır. Bitlis, bu zulüm iktidarını göndermeye hazır. Bitlis Yeşil Sol ile Meclis’e temsilcilerini göndermeye hazır. Hazırız! Ülkenin dört bir yanında kararlılıkla devam ediyoruz. Geliyoruz, hep birlikte geliyoruz. Değişim, demokrasi, barış, özgürlük, adalet ve eşitlik için geliyoruz. İşte buradan bütün Türkiye’ye de Bitlis’in o güçlü ve kararlı duruşunun selamını gönderiyoruz.

“Ne yaparlarsa yapsınlar işte buradayız, sesimizi her yere duyuruyoruz!”

Seçim çalışmalarımızı halklarımızla birlikte yürütüyoruz. Her yerde aynı coşku, fedakarlık ve kararlılık. İşte halkla birlikte yürümenin gururu bu. Sizlerle gurur duyuyoruz. Gençlerle ve kadınlarla, onların öncülüğünde yürümekten onur duyuyoruz. Karşımızda bir kötülük ittifakı var. AKP-MHP ittifakı seçim kampanyasını zulümle, zorbalıkla ve yalanla yürütüyor. Her gün yeni operasyon düzenliyorlar, basına baskı uyguluyorlar. Özgür basın emekçilerini gözaltına alıyorlar, tutukluyorlar. Burada ve ülkenin dört yanında bu yöntemle halkı susturabileceklerini sanıyorlar ama yanılıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar işte buradayız, sesimizi her yere duyuruyoruz, en çok da Saray duysun Saray!

Dün Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ydü. Bugün de yine basın emekçilerine operasyonlar düzenlendi. Özgür basının çalışanları tutuklanıyor, partili arkadaşlarımızı alıyorlar, kampanyamızı engellemeye çalışıyorlar. Neden bu kadar operasyon? Çünkü biliyorlar değişim gücü ve iradesi buradadır. Türkiye’nin geleceğini kuracak güç bizleriz, sizlerin desteğiyle Yeşil Sol Parti’dir. Sizden korkuyorlar; baskılara boyun eğmeyen, diz çökmeyen Kürt halkının bu onurlu duruşundan korkuyorlar. Biliyorlar ki bu saltanata, bu yozlaşmış düzene, bu savaş politikalarına son verecek güç de bizdedir, bu halkın kararlı mücadelesindedir. Onun için saldırıyorlar ama nafile. On yıllardır aynı yöntemleri uyguluyorlar ama bizler yürüyüşümüzden bir adım bile sapmadık. Bir an bile duraksamadık.

Arkadaşlarımızı tutukladılar, darbe operasyonları yaptılar, yoldaşlarımızı siyasi rehine olarak cezaevlerinde tutuyorlar ama bir gidiyoruz binlerce geliyoruz. Öyle bir yürüyoruz ki, bütün bu kumpasları onların başına çalacağız. Şu an rehin tuttukları bütün yoldaşlarımızla özgürlükte buluşacağız. O günler çok yakın. 14 Mayıs bir milattır. Bu düzeni, bu iktidarı değiştirmenin büyük adımı 14 Mayıs’ta atılacaktır. 14 Mayıs’ta AKP-MHP iktidarı tarihin çöp sepetine gidecektir. Sonra bu düzeni değiştiren güç olarak bizler Meclis’te en etkili şekilde temsil edileceğiz ve bu ülkeye demokrasinin, barışın, özgürlüğün, adaletin yolunu açacağız. Bizler değiştireceğiz. Bizlerle barış ve demokrasi gelecek. Buna inanıyoruz, hep birlikte inanalım.

“Kürt sorununa demokratik çözüm gelecek”

İktidarın ayakta kalmak için başvurduğu yol savaş ve düşmanlık politikalarıdır. Kürt sorununda çözümsüzlüğü varlıklarını sürdürmenin temel yolu olarak belirlemişler. Kürt sorununa savaş yöntemleriyle, güvenlikçi anlayışla yaklaşmak onlar için ayakta kalmanın artık yolu olmuştur. Biz bunu da boşa çıkarıyoruz. Kürt sorununa demokratik çözüm için geliyoruz. Bizler bu ülkede demokratik çözümü, kalıcı çözümü, büyük barışı kurmak için söz verdik. Bunun için 14 Mayıs’ta Yeşil Sol’u Meclis’e en güçlü şekilde göndermek gerekiyor. Bütün halklarımıza çağrımızdır ve Bitlis bunun da en güzel örneğini verecektir.

Bitlis halkına çağrı yapıyorum; inanıyorum ki bu seçimlerde Meclis’e ikiyle yetinmeyerek 3 vekil göndereceğiz. Savaş politikaları aynı zamanda bu ülkede yoksulluğun en temel sebebidir. Her gün savaş politikalarına yaptıkları yatırımlarla övünüyorlar. AKP’nin cumhurbaşkanı adayı profil resmini değiştirdi. Savaş sembollerini koydu oraya. Demek ki medet umdukları tek yol kalmış, o da savaş politikaları. Bu ülkeye yıkımı getiren, canlarımızı alan, ekmeğimizi gasp eden bu savaş politikalarıdır, Kürt sorununda çözümsüzlüktür. Yoksulluğu bitirmek ve canlarımızı yaşatmak için mutlaka ama mutlaka Kürt sorununa demokratik çözüm gelecek. Mutlaka olacak, bizlerle olacak.

Yoksulluk demişken, dere üstünü görüyorsunuz. İki yıldır esnafın dükkanı yıkıldı, kamulaştırma yapıldı. 2 yıldır bu esnaf ne yapıyor, nasıl geçiniyor diye dert edinen bir iktidar yok. Tersine esnafı açlığa ve sefalete mahkum ettiler. İki yıldır bu enkaz burada duruyor. Esnafımız, halkımız bunun hesabını bu iktidardan soracaktır. Tekellere peşkeş çektikleri kaynakları, halkın cebinden aldıkları kaynaklarla yürütüyorlar.

Bitlis, tütünü geçim kaynağı olarak ekiyor. Tütün üreticilerini, çiftçileri mağdur ettiler. Bitlis nasıl geçinecek, ekmeğini üretecek umurlarında değil. Umurlarında olan tek şey saltanatları, rant ve soygundur.  Ankara’ya saray kurdular, yetmedi İstanbul’a, yetmedi Marmaris’e de kurdular. Bunlar yetmiyormuş gibi Bitlis Ahlat’a da saray kurdular. O saraylarda yaşıyorlar. Saraylarda yaşayanlar dertlerinizi göremez, halkın sorunlarını çözemez.

“Yeşil Sol sizlerle vardır, sizlerle yürüyecektir”

Halk ile birlikte, halk için siyaset yapanlar ancak halkın sorunlarını çözebilir. İşte onlar biziz, Yeşil Sol Parti’dir. Sizlerle birlikte, sizler için her alanda omuz omuza siyaset yürütmeye kararlı olan partidir. Yeşil Sol Parti önceki mücadele birikimlerini toplamıştır. HDP’deki birikim buradadır. Bundan önce yaratılan büyük miras buradadır. Hepimiz buradayız. Birlikteyiz, mutlaka değiştireceğiz. Gençlerle kazanacağız. Gençleri işsizliğe, umutsuzluğu, karanlığa mahkum etmek isteyen bu zorba iktidarı da gençlerin bu kararlı sesiyle değiştireceğiz.

Gençler bugünü de yarını da kendi özgür iradeleriyle kuracaklar. Yeşil Sol sizlerle vardır, sizlerle yürüyecektir. Sevgili kardeşlerim iktidar seçime nasıl hazırlanıyor görüyorsunuz. AKP-MHP ittifakı devlet imkanlarını sonuna kadar kullanarak yürütüyor. Halkın parasını halka karşı kullanıyor. Haram olsun onlara! Başka nasıl yürütüyorlar? Yalanlarla yürütüyorlar. Her gün yalan propagandayı ülkenin her yanına yayarak bir korku ortamı yaratmaya çalışıyorlar.

14 Mayıs bir darbe günüymüş diyor İçişleri Bakanı Soylu. Birazcık haysiyeti olsa aday olduğu anda bakanlıktan istifa ederdi. Madem etmiyor biz göndereceğiz onu. Onu da ağababalarını da göndereceğiz. İşledikleri suçların hesabını da soracağız. Korku yaratmaya çalışıyorlar. Korku ortamını hakim kılarsak insanları sindiririz diye düşünüyorlar ama yanılıyorlar kimse bunların yaratmak istediği korku ortamına asla kulak asmasın. Boş propagandalara asla kulak asmasın, asla prim vermesin. Hepimiz sandıkları koruyacağız. Her bir oy veren kardeşimiz aynı zamanda seçim görevlisidir.

Sabahlara kadar sandıkların başında hep birlikte nöbet tutacağız. Bu ülkede her şeyi çaldılar. İrademizi gasp ettiler. İrademizi kayyım politikalarıyla gasp ettiler. Bu kayyım politikalarını tarihin çöplüğüne gönderme zamanıdır. Halkın iradesini yeniden yönetime getirme zamanıdır. Korkuyu asıl onlar yaşıyorlar, kaybedeceklerini biliyorlar. Onlara kaybettirecek en büyük ve kararlı duruş da Kürt halkının ittifaklarıyla oluşturduğu duruş, yaratığı yürüyüş, büyüttüğü güçtür. Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nı da kurduk. En büyük ittifakı halkımızla kurduk. Birlik olalım, birliğimizi kimsenin bozmasına izin vermeyelim, irademizi güçlü tutalım. Bu düzeni değiştirelim, bu iktidarı gönderelim.

“14 Mayıs’ta karanlığa son vereceğiz”

Ahlat’ta saray yapıyorlar, Bitlis’in yoksulluğunu görmüyorlar. Görmemeleri onların zihniyetinden kaynaklanıyor. Van, Hakkari, Şırnak, bütün Kürt şehirleri gelişmişlik sırasının en altındadır. Bitlis, Türkiye’de gelişmişlik bakımından 81 ilin 76’ıncı sırasındadır. Yani sefaletin en büyük olduğu illerden biridir. Kürt halkı bunu hak etmiyor, bunu değiştireceğiz. Ülkeye refahı ve eşitliği de hep birlikte getireceğiz.

Sefalet ve yoksulluk kader değildir. Bir ülkede toplumun büyük kısmı yokluk içinde yaşıyorsa birileri çok zengin olduğu içindir. Birileri ülkenin kaynaklarına el koyduğu için milyonlar aç ve yoksul kalıyor. Bu adaletsiz sömürü düzenini değiştirmek de bizlerin görevidir. Bu düzeni değiştireceğiz. Bu sefalet, soygun ve talan düzenini, savaşa ve ranta dayanan bu çürük düzeni hep birlikte değiştireceğiz. 14 Mayıs büyük değişimin dönüm noktası olacaktır. Oylarınızla, kararlığınızla aydınlığa yürünen yolu açtığımız gün olacaktır. 14 Mayıs’ta karanlığa son vereceğiz, halkların meşalesini yakacağız.

Seçimlere 10 gün kala çalışmalarımızı artırmamız lazım. Her birimiz etrafımızdaki insanları sandığa götürelim. Herkes sandığa gitsin ve mührü ağaca bassın, Yeşil Sol’un ağacına bassın. Her birimiz seçim güvenliğinden kendimizi sorumlu tutalım, sandık görevlisi, müşahit gibi çalışalım. Bu halk iradesini çaldırmaz, korkuya boyun eğmez. Bu halk mutlaka kazanacaktır. Özgür günleri bizler kazanacağız. Ödediğimiz bedeller boşuna ödenmiş olmayacak. Bunun karşılığı özgürlük, demokrasi ve barış olacak. Dîsa em, em li vir in. Dîsa em, dîsa azadî, disa aşitî, dîsa demokrasî, disa serkeftin, serkeftin, serkeftin hevalno. “

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri Swap Hariç Eksi 29 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bugün yayımladığı verileri derleyen Londra merkezli haber ajansı Reuters, bankanın net döviz rezervlerinin 6,3 milyar dolara düştüğünü yazdı.

Bu, son 20 yılın en düşük seviyesine çok yakın. Rezervler en son Temmuz 2022’de 6,07 milyar dolara düşerek rekor kırmıştı. Ajansa göre swap harici net döviz rezervleri ise eksi 29 milyar dolar civarında.

Merkez Bankası’nın (TCMB) net rezervi 28 Nisan haftasında 6,3 milyar dolara gerileyerek Temmuz 2022 sonrası en düşük seviyeyi gördü.

TCMB verilerine göre, 28 Nisan haftasında brüt rezerv 116,1 milyar dolardan 114,8 milyar dolara geriledi. Merkez Bankası’nın döviz rezervi geçen hafta 1,5 milyar dolar artarak 68,4 milyar dolara yükseldi.  Altın rezervlerindeki düşüş ise devam etti. Merkez Bankası’nın altın rezervi 49,2 milyar dolardan 46,4 milyar dolara geriledi.

TCMB’nin net uluslararası rezervi ise 8,2 milyar dolardan 6,3 milyar dolara kadar gerileyerek Temmuz 2022 sonrası en düşük seviyeye geldi. Swap hariç net rezerv ise 3,2 milyar dolar daha gerileyerek eksi 52,7 milyar dolar oldu.

Paylaşın

Erdoğan: 14 Mayıs’ta Türkiye Yüzyılı Etrafında Kenetlenelim

Giresun’da halka seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim davamız ülkenin kazanımlarını daha da ileriye taşıma, evlatlarımıza aydınlık bir gelecek miras bırakma davasıdır. Bu davanın muhatabı 85 milyonun tamamıdır. Dolayısıyla 85 milyonun her birinin bu dava içinde bu dava safında yeri vardır. Gelin ülkemizin milletimizin evlatlarımızın aydınlık geleceği için 14 Mayıs’ta Türkiye Yüzyılı etrafında kenetlenelim” dedi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim çalışmaları kapsamında Giresun’da düzenlenen mitingde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Giresun dün Pontus çetelerine bu vatan topraklarını dar etmişti, inanıyorum Giresun bugün de Kandil’in şakşakçılarına, FETÖ’nün haşhaşilerine vatan topraklarını dar edecek. Ben biliyorum, evelallah sizler ne soğana ne patatese, liderinizi kurban etmezsiniz. Giresun, kahramanlarımızın emanetlerine sıkı sıkıya sahip çıkacak. Giresunlu kardeşlerim ondan bundan korkmaz.

14 Mayıs’ta sadece sizin oy kullanmanız yeterli değil, en az bir dostunuzu, komşunuzu sandığa götürerek oy vermesini sağlamanız lazım. Aksi takdirde Karadeniz’de bulduğumuz gazın vanasını kapatır, Gabar’daki petrole beton dökerler. Şehirlerimizi yeniden kana ve ateşe boğarlar. Cezaevinde olan Selo, Diyarbakır’da Kürt kardeşlerimi sokağa döktü. 51 Kürt kardeşimi öldürdü, Yasin Börü evladımızı şehit ettiler. Bunun suçu ne diyorlar, daha ne olacak bay bay Kemal. Kandil’den selam geliyor, ‘desteğimiz onunla’ diyorlar. Bunların dini, ezanı, kitabı yok. Benim Giresunlu kardeşlerim bunların önünü açar mı?

Kürt kardeşlerimi çok aldattılar, hala da aldatıyorlar. İstanbul’daki, Atatürk Havalimanı’ndaki Teknofest’i hazmedebildiler mi? Şimdi de aynı yeri ABD’li şirketlere devretme sözü veriyorlar. O şirketle ben 15 sene önce görüştüm. Yatırım yapacağız, dediler. Ne istiyorsanız verelim, dedim. Gelmediler. Bunlar vatansever değil, gelip de bu yatırımları yapmazlar. İHA’ları, SİHA’ları, Akıncı’yı yapan, Kızılelma’yı yapanlar BAYKAR. Bu milletin evlatları ile onları mukayese edemeyiz.

Londra’dan tefeciler bunlara 300 milyar dolar verecekmiş. Böyle bir şey olabilir mi? Fındığa zam verecekmiş, bugüne kadar neredeydiniz? Eskiden bu sahil yolu var mıydı? Samsun’dan çık, Hopa’ya kadar böyle bir yol yoktu. Yaptıklarımızı anlatmaya saatler yetmez. Eksikler de yok değil, bütün bunlar aşılacaktır, yine biz aşarız. Enflasyon her ay düşüyor. Yüzde 43’e indi. Her ay azala azala devam edecek.

Temmuz ayında hem enflasyon farkını hem refah payını dikkate alan artışlar yapacağız. Nereden nerelere geldik. Eğitimden sağlığa her alanda standartları en yükseğe biz çıkardık. Sanayi ve teknoloji eksiklerini biz giderdik mi? Bu ülkenin en büyük özlemi olan Ayasofya’yı biz ibadete açtık mı? Yaparsak biz yaparız, yaparsa AK Parti yapar.

Şimdi buradan İYİ Partili, Saadet Partili kardeşlerime sesleniyorum, bay bay Kemal’in sizi genel başkanınızı inandığınız ve savunduğunuz tüm değerleri böylesine pervasızca istiskal etmesine daha ne kadar sabredeceksiniz? CHP içindeki gerçekten cumhuriyetçi, gerçekten Gazi Mustafa Kemal’in istiklal anlayışına sahip insanlarımızın hassasiyetlerinin nasıl istismar edildiğini de biliyoruz.

Bunun için diyoruz ki bizim davamız ülkenin kazanımlarını daha da ileriye taşıma, evlatlarımıza aydınlık bir gelecek miras bırakma davasıdır. Bu davanın muhatabı 85 milyonun tamamıdır. Dolayısıyla 85 milyonun her birinin bu dava içinde bu dava safında yeri vardır. Gelin ülkemizin milletimizin evlatlarımızın aydınlık geleceği için 14 Mayıs’ta Türkiye Yüzyılı etrafında kenetlenelim.”

Paylaşın

BBC: Erdoğan’ın Rakibi Barış Ve Demokrasi Vaat Ediyor

Dünya basını cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, seçimlere ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor. Son olarak BBC, Kılıçdaroğlu ile yapılan röportajı, “Erdoğan’ın rakibi barış ve demokrasi vaat ediyor” başlığıyla yayımlandı.

İzmir mitingi öncesinde Birleşik Krallık kamu yayımcısı BBC’den Orla Guerin’e konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Gençler demokrasi istiyor. Sadece tweet attıkları için sabahın erken saatlerinde polisin kapılarına gelmesini istemiyor. Gençlere beni özgürce eleştirebileceklerini söylüyorum. Bu hakka sahip olmalarını garanti edeceğim” ifadelerini kullandı.

Destekçilerinin güvenliğinden endişe ettiklerinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, “Türkiye’de siyaset yapmak risklerle dolu bir hayatı seçmek anlamına geliyor. Erdoğan ve ortakları ne yaparsa yapsın ben yolumda yürüyeceğim. Beni yolumda alıkoyamazlar. Beni korkutamazlar. Bu millete bir söz verdim” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin yönünü yeniden belirleyeceğini ve Kremlin’le değil, Batı’yla ilişkileri öncelik haline getireceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Medeni dünyanın bir parçası olmak istiyoruz. Özgür bir medya ve tam bağımsız bir yargı istiyoruz. Erdoğan böyle düşünmüyor. Daha da otoriter olmak istiyor. Benimle Erdoğan arasındaki fark, siyahla beyaz arasındaki fark gibi” dedi.

Erdoğan’ın seçimleri kaybetmesi halinde “sessizce” gidip gitmeyeceğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, “Onu emekli edip, köşesine yollayacağız. Sessizce geri çekilecek. Kimsenin bundan şüphesi olmamalı” diye konuştu.

Muhalefet partilerinin tedbirli olduğunu ve ne cumhurbaşkanına ne YSK’ya ne de hakimlere güvendiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Tüm sandıklarda birden fazla gözlemci bulundurarak oyların doğru ve güvenli şekilde kullanıldığından ve uygun şekilde sayıldığından emin olmak istiyoruz. Bunu başarmak için 1,5 yıldır çok çalıştık ve önlemler aldık” ifadelerini kullandı.

BBC’nin değerlendirmesinde, seçimi kim kazanırsa kazansın bozuk bir ekonomi ve bölünmüş bir toplumla karşı karşıya kalacağı ve bunları düzeltmek için bir sihirli değnek bulunmadığı görüşü paylaşıldı.

Yazıda, son anketlere göre cumhurbaşkanlığını Kılıçdaroğlu’nun kazanacağını ancak parlamentoda Cumhur İttifakı’nın önde olduğu belirtilirken, “Bıçak sırtı bir seçimde kimse gelecek haftaların barışçıl geçeceğinden emin olamaz” yorumu yapıldı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Merkez Bankası’nın 2023 Yıl Sonu Enflasyon Tahmini Yüzde 22,3

Ankara’da Enflasyon Raporu 2023 – II Bilgilendirme Toplantısı’nda konuşan Merkez Bankası (MB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, enflasyonu bu yılın sonuna yüzde 22,3 olarak tahmin ettiklerini, gelecek yıl için de yüzde 8,8 olarak öngördüklerini ifade etti.

Haber Merkezi / Şahap Kavcıoğlu, “Enflasyon gerilemeye devam etmekle beraber önceki enflasyon raporunda sunulan tahmin aralığının üzerinde gerçekleşmiştir” dedi.

“Yükselen küresel enflasyon ve finansal koşullardaki sıkılaşma gelişmiş ülkelerde finansal sistem üzerindeki risklerin artmasına yol açmıştır” diyen Kavcıoğlu, Türk bankacılık sektörü uyguladığımız bütüncül stratejinin desteğiyle güvenli ve sağlam görünümünü sürdürmektedir” ifadelerini kullandı.

Kavcıoğlu, “GSYH, 2021 yılındaki güçlü performansını 2022 yılında da sürdürerek yüzde 5,6 oranında büyüme kaydetmiştir. Her iki dönemde de Türkiye ekonomisi, küresel ölçekte en yüksek büyüyen ekonomiler arasında yerini almıştır” dedi ve ekledi: Ülkemiz sanayi üretiminde gelişmekte olan ülkeler ortalamasının üç katına yakın artış kaydetmiştir.

Cari dengelenmenin bir güçlendiği dönem yaşadıklarını belirten Kavcıoğlu, “2022 yılında savaş ve küresel talepteki azalmaya karşın gücünü koruyan ihracatımız, 2023 yılında talep koşullarında devam eden zayıflık ve deprem felaketine rağmen, ürün ve ülke düzeyindeki çeşitlendirilmiş yapısı ile dayanıklılığını kanıtlamaya devam etmektedir.

2023 yılının geri kalanı cari dengelenmenin güçlendiği bir dönem olacaktır.

Yüksek teknoloji, enerji, yer altı zenginlikleri ve turizmin kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlarımızın geri dönüşüyle birlikte, 2030 yılına kadarki süreçte cari dengeye birikimli olarak yaklaşık 289 milyar dolarlık katkı sağlanacağı tahmin edilmektedir.

Enflasyonun ana eğilimine yönelik göstergelerimiz, fiyat artış oranlarındaki belirgin yavaşlamayı teyit etmektedir. Son dönemde çekirdek göstergeler Ekim 2021’den bu yana kaydedilen en düşük seviyelere gerilemiştir” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının devamında, kredi faizlerinin azaldığını vurgulayan Şahap Kavcıoğlu, “TL ticari kredi faizleri 2022 yılı Temmuz ayından itibaren politika faizimizle uyumlu olarak 18 puan civarında azalmıştır. 10 yıl vadeli TL menkul kıymet faizleri de 2022 yılı Mart ayından bu yana gerileyerek 15 puana yakın düşüş göstermiştir.

Kararlılıkla yürüttüğümüz hedefli kredi politikamızın etkinliği sayesinde 2021 yılının ilk çeyreğinde TL firma kredisi kullandırımlarının yüzde 40’ının altında olan KOBİ payı, 2022 yılının ilk çeyreğinde yüzde 43’e, 2023’te ise yüzde 62’ye yükselmiştir.” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) BaşkanI Şahap Kavcıoğlu’nun “Enflasyon Raporu 2023-II”nin Tanıtımına İlişkin Bilgilendirme Toplantısında konuştu. Kavcıoğlu’nun konuşması şu şekilde:

“2023 yılının ikinci Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. Bugün toplantımıza katılan sizleri ve ekranları başında bizleri takip eden izleyicileri saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce Asrın Felaketi 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyor; deprem sonrası milletçe gösterdiğimiz yardımlaşma ve dayanışma ruhunun artarak devam etmesini temenni ediyorum.

Konuşmamda, ilk olarak bir önceki Enflasyon Raporu’ndan bu yana açıklanan veriler ışığında ekonomik gelişmelere dair değerlendirmemizi ve para politikası uygulamalarımızı sizlerle paylaşacağım. Sonrasında, orta vadeli enflasyon tahminlerimizi açıklayarak ilerleyen döneme ilişkin değerlendirmelerimizi sunacağım.

Yükselen küresel enflasyon ve finansal koşullardaki sıkılaşma gelişmiş ülkelerde finansal sistem üzerindeki risklerin artmasına yol açmıştır. Söz konusu gelişmenin beklentilerde oluşturduğu belirsizliğe rağmen, 2023 yılının ilk çeyreğinde küresel iktisadi faaliyet tahminlerimizle uyumlu olarak güçlenmiştir. Takip ettiğimiz yüksek frekanslı göstergeler, 2023 yılında küresel büyümeye ilişkin daha olumlu bir görünüme işaret etmektedir. Ülke ekonomilerinin finansal koşullara beklenenden daha çok dayanıklılık göstermesi ve Çin’in pandemi sonrası açılma süreci nedeniyle küresel talep güçlü seyrederken, küresel arz kısıtları gevşemektedir. Bununla uyumlu olarak, ticaret ortaklarımızın 2023 yılı büyüme tahminleri önceki Rapor dönemine göre yukarı yönlü güncellenmiştir.

2022 yılında, başta enerji olmak üzere, emtia fiyatlarındaki artış nedeniyle yükselen enflasyon, fiyatların gerilemesiyle birlikte küresel çapta aşağı yönlü bir eğilim göstermektedir. Küresel enflasyonun önemli belirleyicilerinden olan doğal gaz fiyatları, tedarik endişelerinin ortadan kalkmasıyla tarihsel ortalamalara yaklaşmıştır. Petrol fiyatları ise 2022 yılındaki yüksek seviyelerine kıyasla düşüş gösterse de tarihsel ortalamaların üzerinde ve jeopolitik riskler nedeniyle dalgalı seyretmeye devam etmektedir.

Bununla birlikte, küresel çekirdek enflasyondaki düşüş daha yavaş gerçekleşmektedir. Yüksek enflasyonun fiyatlama davranışları üzerindeki ikincil etkileri ve talep koşullarının destekleyici olmaya devam etmesi küresel enflasyondaki yukarı yönlü riskleri canlı tutmaktadır.

Son dönemde, bankacılık sektörü kaynaklı sıkıntılar, gelişmiş ülkelerde finansal risklerin artmasına yol açmıştır. Bu durum, merkez bankalarının finansal istikrarı önceliklendirmesine sebep olmaktadır. Bu doğrultuda, gelişmiş ülke merkez bankalarının sağladığı likidite destekleri nedeniyle bilanço büyüklüklerindeki düşüş eğilimi sekteye uğramış ve bilançolarında belirgin bir artış gözlenmiştir. Bunun yanı sıra, gelişmiş ülke merkez bankaları arasındaki para takası anlaşmalarının çerçevesi likiditeyi artırmak amacıyla önemli ölçüde genişletilmiştir.

Bu durum, finansal kırılganlıkları gözetmeyen para politikası uygulamalarının sürdürülebilirliğini gündeme getirmektedir. Türk bankacılık sektörü ise uyguladığımız bütüncül stratejinin de desteğiyle güvenli ve sağlam görünümünü sürdürmektedir. Temel bankacılık göstergeleri olan aktif ve özkaynak kârlılığı, likit varlıkların kısa vadeli yükümlülükleri karşılama oranı, sermaye yeterliliği, tahsili gecikmiş alacakların toplam kredilere oranını da içeren çeşitli kriterler bankacılık sektörünün sağlamlığını teyit etmektedir.

Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmelerden bahsedecek olursak, güçlü politika çerçevemizin ekonomimizin dayanıklılığına sunduğu katkı yatırım, istihdam, üretim ve ihracat gelişmeleriyle net bir şekilde görülmektedir. Ayrıca, ülkemizin güçlü büyümesinin yanında artan verimliliğine ve sanayi üretimi içindeki yüksek teknoloji alanlarındaki ivmelenmeye dikkatinizi çekmek istiyorum.

Gayrisafi Yurtiçi Hasılamız, 2021 yılındaki güçlü performansını 2022 yılında da sürdürerek yüzde 5,6 oranında büyüme kaydetmiştir. Her iki dönemde de Türkiye ekonomisi, küresel ölçekte en yüksek büyüyen ekonomiler arasında yerini almıştır.

Uluslararası kuruluşların yayımladığı verilere göre, ülkemiz başarılı büyüme performansıyla 2022 yılında G20 ve OECD ülkeleri arasında üst sıralarda bulunmaktadır. Buna ek olarak, Türkiye diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, son yıllardaki çalışan başına katma değer artışıyla da öne çıkmaktadır. Bu çerçevede, ülkemiz yüksek büyümesini verimlilik artışlarıyla bir arada ilerletmeyi başarmıştır. Son dönemdeki yüksek istihdam artışları ile birlikte düşünüldüğünde, yüksek verimlilik artışları ekonomimizin üretim kapasitesindeki, inovasyon alanındaki ve teknoloji adaptasyonundaki gelişiminin boyutunu yansıtmaktadır. Böylelikle, uluslararası refah karşılaştırmalarında doğru ölçüt olan satın alma gücü paritesiyle bakıldığında, Türkiye ekonomisi kişi başına düşen milli gelirde gelişmiş ülke seviyelerine güçlü şekilde yakınsamaktadır.

Enerji ve emtia fiyatlarındaki artışın olumsuz etkilerine rağmen, ülkemizin bu ekonomik başarıyı ortaya koyabilmesi, finansal kaynaklarını verimli kullanarak üretim kabiliyeti ve kapasitesini sürekli geliştirmesiyle mümkün olmuştur.

Sanayi üretiminde dış talepteki yavaşlamanın etkileri 2022 yılının ikinci yarısında hissedilirken, yılın son aylarında toparlanma gözlenmişti. 2023 yılı ocak ayında sanayi üretimindeki güçlenme sürmüş ve yıllık artış oranı yüzde 7,1’e yükselmiştir. Yaşadığımız deprem felaketi sonucunda şubat ayında sanayi üretimi yüzde 8,2 gerilemiştir. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırıldığında ise ocak-şubat ortalamasında önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 ile sınırlı düşüş gözlenmiştir.

Tarihimizdeki en büyük felaketlerden birinin yaşandığı ilk çeyrekte sanayi üretiminin nispeten yatay seyretmesi, ekonomimizin dayanıklılığı ve dinamizminin bir göstergesidir. Öncü göstergeler, afet sonrası toparlanmanın gerçekleşmesi ile birlikte sanayi üretimindeki kayıpların güçlü ve hızlı bir şekilde telafi edilmekte olduğuna işaret etmektedir.

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında ise ekonomimizin üretim odaklı gelişimi açık şekilde görülmektedir. Sanayi üretim endeksi, son iki yılda yüzde 23,7 artmıştır.

Gelişmiş ülkeler, sanayi üretimlerini pandemi sonrasında uyguladıkları genişletici politikalara rağmen belirgin şekilde artıramamış ve finansal koşulların sıkılaşmasıyla sınırlı kazanımlarını da kaybetmişlerdir. Öte yandan, gelişmekte olan ülkeler bu süreçte daha başarılı bir performans sergileyerek hızlı bir toparlanma gerçekleştirmiştir.

Ülkemiz ise daha da başarılı bir görünüm ortaya koyarak sanayi üretiminde gelişmekte olan ülkeler ortalamasının üç katına yakın artış kaydetmiştir.

Sanayi üretimindeki ivmelenmeye ek olarak sanayi yapımızda da belirgin bir gelişim gözlenmektedir. Sanayi üretim endeksi son iki yılda orta-ileri ve yüksek teknoloji sektörlerinde sırasıyla yüzde 33 ve yüzde 37 artmıştır. Bu çerçevede, yüksek teknoloji üretimimiz verimlilik artışlarına da katkı sunan istikrarlı ve kayda değer bir gelişim göstermektedir.

Üretim yapımızdaki dönüşüme ekonominin dinamik yapısındaki gelişim de eşlik etmektedir. Yerli şirketlerin patent başvuruları 2020 yıl sonundan bu yana yüzde 10 artmış; yerli marka, faydalı model ve tasarım başvuruları ile kurulan şirket sayılarına da yansıyan ve birçok ekonomiyi geride bırakan bir dinamizm ortaya çıkmıştır.

2022 yıl sonu itibarıyla makine-teçhizat yatırımları yıllık bazda on üç çeyrektir büyüyerek, 2022 yılında büyümeye 1,4 puanlık katkı sağlamıştır. Böylece, makine-teçhizat yatırımlarının milli gelir içindeki payı yüzde 13,1’e yükselmiştir. Net ihracat ile birlikte bu iki önemli bileşenin milli gelir içerisindeki payı 2022 yılında yüzde 17,3 ile tarihi zirvesine ulaşmıştır.

Söz konusu güçlü performans, 2022 yılında gözlenen büyük negatif arz şoklarına ve yılın ikinci yarısında küresel iktisadi faaliyetin gerilemesine rağmen elde edilmiştir.

2023 yılında küresel talebin toparlanmasıyla birlikte büyümenin güçlü seyrini devam ettireceğini öngörüyoruz.

Yaşadığımız felaketin ekonomimiz üzerindeki etkilerini kapsamlı olarak değerlendirmeye devam ediyoruz. Konuşmamın bu bölümünde depremin iktisadi faaliyet üzerindeki ilk etkilerine dair değerlendirmelerimizi yüksek frekanslı verilere dayanarak sizlerle paylaşacağım.

Deprem sonrasında toparlanma gerek afet bölgesinde gerekse ülke genelinde hızlı bir şekilde gerçekleşmektedir.

Afet bölgesindeki tüketim harcamalarına ilişkin öncü göstergeler deprem sonrasında düşüş göstermiş olsa da yakın zamanda deprem öncesi seviyelerini aşmıştır. Bu durum, deprem genelinde oldukça güçlü bir toparlanma eğilimine işaret etmektedir.

Deprem sonrası toparlanmanın gücüne ilişkin anket göstergeleri de olumlu sinyaller vermektedir. İktisadi Yönelim Anketi verilerine göre gelecek üç aya ilişkin talep beklentisi yükselmiştir. İl bazında incelendiğinde, afet bölgesinin ekonomik ağırlığı yüksek merkezlerinde de üretim ve talep beklentilerinin arttığı görülmektedir.

Afet bölgesinden yapılan ihracat ise, depremi takip eden ilk haftalarda gerilemekle birlikte, nisan ayı itibarıyla bir önceki yılın aynı dönemindeki seviyelerine yaklaşmıştır. Diğer illerdeki güçlü ihracat sonucunda toplam ihracatımız deprem öncesi seviyesine ulaşmıştır.

2022 yılının ikinci yarısında iktisadi faaliyette dış talep kaynaklı ivme kaybına rağmen, öngörülü şekilde aldığımız faiz kararlarının da etkisiyle, deprem öncesindeki dönemde işgücü piyasası sağlıklı gelişimini sürdürmüştür.

Mevsimsellikten arındırılmış istihdam, 2019 yıl sonuna kıyasla toplam 3,3 milyon kişi artarak 2022 yılı sonunda 31,5 milyon kişiye ulaşmıştır. Aynı dönemde işgücüne katılım oranı 1,3 puan artarak yüzde 53,9’a çıkmıştır. İşgücüne katılımdaki artışa karşın yüksek istihdam kazanımları neticesinde, bu dönemde işsizlik oranı 3,1 puan düşerek yüzde 10,3’e gerilemiştir.

Son iki yılda istihdam güçlü şekilde yükselirken, toplam istihdam birikimli olarak yüzde 15 oranında ve 4 milyon kişiden fazla artmıştır. Böylece, Türkiye son iki yılda istihdamını en çok artıran ülkeler arasında yer almıştır.

Ocak ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 351 bin kişi artarken, şubat ayında depremin etkisiyle 361 bin kişi azalarak 31,5 milyon kişiye gerilemiştir. Depremin işgücü piyasası üzerindeki etkilerinin tam olarak değerlendirilebilmesi için veri akışının tamamlanması gerekmektedir.

Öte yandan, iktisadi faaliyet ile açık iş ve iş başvurularına ilişkin yüksek frekanslı veriler, depremin işgücü piyasası üzerindeki etkilerinin ülke genelinde sınırlı kalacağını göstermektedir.

2022 yılında hizmet sektörü büyümesi ve istihdamını destekleyen ve cari dengeye yüksek katkı veren turizm sektörü, güçlü seyrini 2023 yılında da sürdürmektedir. Mart ayında 12 ay birikimli turizm gelirleri 48,6 milyar dolara ulaşarak şimdiye kadarki en yüksek değerine çıkmıştır. Benzer şekilde, toplam ziyaretçi sayısı 53 milyonu aşarak tarihi zirvesine yükselmiştir.

Küresel turizm talebi pandemi öncesi seviyelerine ulaşırken, turizmdeki rekabetçi yapımızın da desteğiyle, önümüzdeki dönemde turizm gelirlerindeki artışın ve cari dengeye katkısının yılın tüm aylarına yayılarak süreceğini öngörüyoruz.

2022 yılında savaş ve küresel talepteki azalmaya karşın gücünü koruyan ihracatımız, 2023 yılında talep koşullarında devam eden zayıflık ve deprem felaketine rağmen, ürün ve ülke düzeyindeki çeşitlendirilmiş yapısı ile dayanıklılığını kanıtlamaya devam etmektedir.

Yükselen dış ticaret açığımızda tüm dünyada olduğu gibi 2022 yılında enerji fiyatları temel belirleyici olurken, 2023 yılında seviye olarak halen yüksek olmakla birlikte enerji fiyatlarındaki gerilemenin olumlu etkileri ithalatımıza yansımaya başlamıştır. Diğer taraftan, altın ve tüketim malları ithalatı yüksek seyretmiştir. Bununla birlikte, Nisan ayı geçici dış ticaret verileri, altın ithalatının, zirve yaptığı 2023 yılı ocak ayının yaklaşık dörtte birine indiğini göstermektedir.

2023 yılının geri kalanı cari dengelenmenin güçlendiği bir dönem olacaktır. Enerji fiyatları ve altın ithalatındaki normalleşmeye ek olarak küresel talepteki toparlanmanın sürmesinin ihracat üzerindeki etkileriyle birlikte dış ticaret dengesinde yıllık bazda iyileşme beklenmektedir. Turizm gelirlerinin güçlü seyri sonucunda yılın ikinci yarısında cari dengenin korunacağını öngörüyoruz. Buna ek olarak, mevcut değerlendirmelerimize göre yüksek teknoloji, enerji, yer altı zenginlikleri ve turizmin kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlarımızın geri dönüşüyle birlikte, 2030 yılına kadarki süreçte cari dengeye birikimli olarak yaklaşık 289 milyar dolar katkı sağlanacağı tahmin edilmektedir.

Enflasyon ekim ayındaki zirve noktası olan yüzde 85,5’ten yaklaşık 42 puan gerileyerek nisan ayı itibarıyla yüzde 43,7’ye ulaşmıştır.

Enflasyondaki düşüş sürecinde etkin politikalarımız sonucu oluşan kur istikrarı, beklentilerdeki iyileşme ve küresel emtia fiyatlarındaki yavaşlama belirleyici rol oynamaktadır.

Enflasyondaki düşüş süreci, önceki Enflasyon Raporu’nda ilan ettiğimiz patikadan bir miktar daha yavaş gerçekleşmiştir. Bu sapmada işlenmemiş gıda piyasasındaki sorunlar nedeniyle et ve süt ürünleri temel rol oynamıştır. Ayrıca, ücret artışları, emeklilik düzenlemeleri ve kredilerdeki ivmelenmenin aynı anda gerçekleşmesi sonucunda güçlenen tüketim talebi ve deprem nedeniyle özellikle konut piyasasında ortaya çıkan arz-talep uyumsuzlukları da bu gelişmede etkili olmuştur.

Enflasyonun ana eğilimine yönelik göstergelerimiz, fiyat artış oranlarındaki belirgin yavaşlamayı teyit etmektedir. Çekirdek ve medyan enflasyon göstergeleri ocak ayındaki zamana bağlı fiyat ve ücret ayarlamaları kaynaklı artış dışında istikrarlı azalış eğilimini sürdürmektedir. Son dönemde çekirdek göstergeler Ekim 2021’den bu yana kaydedilen en düşük seviyelere gerilemiştir. Enflasyonun sadece ana eğilimine değil, yayılımına ilişkin göstergeler de gerilemektedir. Fiyatı artan kalemlerin fiyatı azalan kalemlere oranına ilişkin bilgi sunan yayılım endeksi, özellikle üçüncü çeyrekten itibaren enflasyonda gerçekleşen hız kaybını doğrulamaktadır.

Enflasyondaki yavaşlama beklentilere de yansımıştır. 12 ve 24 ay sonrası enflasyon beklentileri eylül ayından itibaren gerilemeye başlayarak, nisan ayı itibarıyla sırasıyla 11,0 ve 6,8 puan azalmıştır. Tüketici Güven Endeksi ve İktisadi Yönelim Anketi verileri de hane halkı beklentilerinde ve şirket maliyetlerinde iyileşmeye işaret etmektedir.

2021 yılının son çeyreğinden itibaren yükselen ve jeopolitik gelişmelerle ivmelenen Türk lirası cinsinden ithalat birim değer endeksi, son dönemde yıllık bazda gerilemiştir. Bu gelişmede uluslararası fiyatlarda süregelen normalleşme ve döviz kurundaki istikrarlı seyir önemli rol oynamıştır. Böylelikle, enflasyon üzerindeki maliyet baskıları son dönemde büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.

2022 yılı boyunca toparlanma gösteren yurt içi tedarikçi teslimat süresi, eylül ayından itibaren belirgin olarak iyileşmiştir. Özellikle ekim ayında tarihsel açıdan iyi olarak nitelendirilebilecek bir düzeye ulaşmış ve aralık ayında bu düzeyi de aşarak olumlu görünümünü güçlendirmiştir. Şubat ayında yaşadığımız deprem nedeniyle yurt içi teslimat süresinde sınırlı oranda gerileme görülmekle birlikte, bu gerileme geçici olup teslimat süresi hızla toparlanmaya başlamıştır.

Petrol ve ana metal hariç imalat sanayi fiyat artışları eylül ayından beri kademeli olarak azalmaktadır. Bu çerçevede, söz konusu ürünlerdeki yıllık fiyat artışı oranı eylül ayındaki zirve noktası olan yüzde 127,1’den, nisan ayı itibarıyla yüzde 55,1’e gerileyerek 72 puan azalmıştır.

Para Politikası

Enflasyona ilişkin değerlendirmelerimizin ardından para politikası uygulamalarımızdan bahsetmek istiyorum.

Bildiğiniz gibi son bir yıldır bütüncül bir perspektifle uyguladığımız para politikamızı “Liralaşma Stratejisi” adıyla özetliyoruz. Liralaşma Stratejisi çerçevesinde yatırım, istihdam, üretim ve ihracat kapasitemizi artıracak reel sektör faaliyetlerinin uygun finansman olanaklarıyla buluşmasını amaçlamaktayız. Bu kapsamda, 2022 yılının ikinci yarısında küresel büyümeye yönelik artan belirsizlikler karşısında finansal koşulların destekleyici olması gerektiğini değerlendirerek politika faizini ön alıcı bir yaklaşımla 500 baz puan indirdik. Yaşadığımız felaket sonrasında da depremin ekonomik etkilerinin en aza indirilmesi ve deprem sonrası toparlanma sürecinin desteklenmesi amacıyla politika faizini 50 baz puan daha aşağıya çekerek yüzde 8,5 seviyesine getirdik.

Ticari kredi faizleri ve uzun vadeli faizlerin parasal aktarımı güçlendirecek şekilde oluşması amacıyla uyguladığımız hedefli politikalarla, finansman maliyetleri önemli ölçüde aşağı çekilmiştir. TL ticari kredi faizleri 2022 yılı temmuz ayından itibaren politika faizimizle uyumlu olarak 18 puan civarında azalmıştır. 10 yıl vadeli TL menkul kıymet faizleri de 2022 yılı mart ayından bu yana gerileyerek 15 puana yakın düşüş göstermiştir.

Uyguladığımız politika çerçevesinde finansman maliyetlerinin düşmesinin yanı sıra üretim ve cari fazla kapasitemizi artırmak amacıyla kredilerin verimli alanlarda kullanılması da önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, kararlılıkla yürüttüğümüz hedefli kredi politikamızın etkinliği sayesinde 2021 yılının ilk çeyreğinde TL firma kredisi kullandırımlarının yüzde 40’ının altında olan KOBİ payı, 2022 yılının ilk çeyreğinde yüzde 43’e, 2023’te ise yüzde 62’ye yükselmiştir.

Diğer taraftan, son dönemde firmaların döviz cinsi kredileri gerilemekle birlikte, tüketici kredilerindeki belirgin ivmelenme sonucunda toplam kredi büyümesi artış kaydetmiştir. Hedefli kredi politikamızın başarısı için kredilerin büyüme hızı, kompozisyonu ve kullanım amaçlarına ilişkin tüm politika araçlarını hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz.

Liralaşma Stratejisi çerçevesinde uyguladığımız etkin politikalarla bankacılık sektörü mevduat yapısında önemli oranda liralaşma sağladık. Bu kapsamda, TL mevduat oranı yükselerek 2022 yılı ocak ayındaki yüzde 35,6 seviyesinden, halihazırdaki yüzde 59,7 seviyesine ulaşmıştır. Aynı zamanda teminat yapısında sabit getirili TL cinsinden kıymetlerin ve sistemin fonlanmasında Türk lirasının payı yükselmiştir. Bankacılık sektörü ile paralel şekilde firmaların ve hane halkının varlık ve yükümlülüklerinde Türk lirasının payındaki artış sürmektedir. Finansal sistemin kalıcı bir şekilde liralaşması hedefimize, finansal istikrarı da gözeterek, sağlam adımlarla ve aynı kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz.

Orta Vadeli Tahminler

Şimdiye kadar özetlediğim ve tahminlerimizin başlangıç noktasını teşkil eden iktisadi görünümün ardından sizlerle orta vadeli tahminlerimizi paylaşacağım.

Tahminlere baz teşkil eden temel varsayımlarla ilgili olarak emtia fiyatlarındaki aşağı yönlü seyri dikkate aldık.

İthalat fiyatlarında 2023 yılı için aşağı yönlü beklentimiz güçlenmiştir. Bir önceki rapor dönemine göre küresel büyümenin bölgesel olarak daha dengeli ve hızlı toparlandığını, arz kısıtlarının ve tedarik koşullarının tahmin ettiğimizden daha güçlü iyileştiğini gözlemliyoruz. Dolayısıyla enerji ve emtia fiyatlarının bir önceki raporda beklediğimizden daha olumlu gerçekleşeceğini varsayıyoruz.

Küresel koşulların ve artan yerli tedarikin desteğiyle enerji fiyatlarının tüketicilere yılın başına kıyasla daha uygun şekilde yansıtılacağını tahminlerimize dahil ettik.

Küresel gıda fiyatları oldukça önemli ölçüde geriledi. Diğer taraftan, yılın başında kuraklıkla ilgili gündeme gelen kaygılar son iki aydaki yağışlarla büyük ölçüde giderildi. Yurt içinde başta et fiyatları kaynaklı olmak üzere iç piyasa sorunlarından dolayı tahminimizden yüksek bir gıda enflasyonu geldi. Yılın geri kalanında gıda piyasasında fiyat istikrarı ve arz odaklı tüm tedbirlerin alınarak yurt içi gıda fiyatlarının uluslararası gıda fiyatlarıyla daha uyumlu bir seyir izleyeceğini tahminlerimize yansıttık.

Küresel büyüme rakamları tahminlerin üzerinde gerçekleşmiş ve resesyon endişeleri azalmıştır. Buna bağlı olarak küresel büyüme tahminlerimizi önceki Rapor dönemine göre sınırlı oranda yukarı yönlü güncelledik. Küresel finansal koşullardaki mevcut sıkılığın ise krediler yoluyla süreceğini değerlendiriyoruz.

Uyguladığımız politika bileşiminin tahmin döneminde parasal istikrarı güçlendirmesini bekliyoruz. Bu kapsamda, Liralaşma Stratejisinin tüm unsurlarıyla uygulandığı ve finansal koşulların enflasyonda öngördüğümüz düşüş süreciyle uyumlu oluştuğu bir görünümü esas aldık.

Tahminler üretilirken, fiyatlama davranışlarını ilgilendiren tüm yapısal konularda gereken tedbirlerin alınacağı, fiyat istikrarı odaklı bütüncül bir yaklaşımın kararlılıkla uygulanacağı bir görünüm esas alınmıştır.

Şimdi, sizlerle, anlattığım bu çerçeve dâhilinde ürettiğimiz enflasyon tahminlerimizi paylaşmak istiyorum. Enflasyon tahmin aralığımızın orta noktaları, 2023 yılı sonunda yüzde 22,3; 2024 yılı sonunda yüzde 8,8 seviyelerine tekabül etmektedir.

Enflasyon gerilemeye devam etmekle birlikte önceki Enflasyon Raporu’nda sunulan tahmin aralığının üzerinde gerçekleşmiştir. Bu gelişmede, işlenmemiş gıda fiyatlarında öngörülerin üzerinde gerçekleşen artışlar önemli bir rol oynamıştır. Buna karşın, 2023 Yılı Para Politikası ve Liralaşma Stratejisi metninde de ifade ettiğimiz gibi enflasyon tahminlerimizi bir ara hedef olarak değerlendiriyoruz. Liralaşma Stratejimizin tüm araçlarını tahminlerimizle uyumlu bir enflasyon patikasını desteklemek için kullanmaya devam edeceğiz. Dolayısıyla, tahminlerimizde herhangi bir değişikliğe gitmeyerek 2023 yıl sonu tahminimizi yüzde 22,3; 2024 yıl sonu tahminimizi de yüzde 8,8’de sabit tuttuk.

Güncellemelere baktığımızda Türk lirasındaki istikrarlı seyrin devamıyla birlikte TL cinsi ithalat fiyatları, tahminlerimize 2,3 puanlık düşürücü etkide bulundu.

Gıda fiyatları, yukarıda bahsettiğim olumlu etkilere ek olarak, gerçekleşmenin etkisinden dolayı tahminlerimizi 1,5 puan yukarı çekti. İç talebin ise tahmin ettiğimizden güçlü seyretmesi nedeniyle 0,2 puanlık bir katkısı oldu.

Fiyat istikrarı odaklı bütüncül politikaların tüm paydaşlarca en etkin şekilde uygulanacağı enflasyon ile mücadele stratejimizi kararlılıkla izleyeceğiz. Mevcut politika çerçevemiz içerisinde enflasyondaki düşüş süreciyle uyumlu kredi koşulları ile istikrarını koruyan döviz kurlarının, enflasyonun ana eğiliminde bir önceki rapor tahminlerimizden daha güçlü bir iyileşme sağlayacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla gıda ve deprem kaynaklı olarak oluşan tahmin sapmasının ana eğilimdeki düzeltmeyle büyük oranda dengelenerek 2023 yılı tahminleri üzerinde 0,6 puan yukarı yönlü etkisi oldu.

Konuşmamın sonuna gelirken, sizlere para politikası uygulamalarımız çerçevesinde önümüzdeki döneme ilişkin genel değerlendirmemizi sunmak istiyorum.

Küresel ekonomide yaşanan periyodik krizlere karşın, enflasyonun ve faizlerin on yıllardır düşük seyrettiği, kamu açıklarının ve merkez bankası bilançolarının hızla genişlediği dönem, pandemi ve savaş sonucundaki arz şoklarının enflasyonist etkileri ile birlikte sona ermiştir. Arz şoklarının ilk etkileri ortadan kalkarken, çekirdek enflasyon göstergelerinin yüksek olduğu, finansal koşulların sıkılaştığı, borçlanma maliyetlerinin arttığı ve finansal sistem üzerindeki belirsizliklerin yüksek seyrettiği bir geçiş dönemindeyiz. Bu konjonktürde, birbirini tamamlayan araçlarla ve sürdürülebilirlik anlayışıyla oluşturduğumuz para politikası çerçevemiz olan Liralaşma Stratejisi Türkiye ekonomisinin potansiyelini gerçekleştirme kabiliyetini ve dayanıklılığını artırmaktadır.

Geçtiğimiz iki yılda, pandeminin etkileri henüz tam anlamıyla ortadan kalkmamışken, yakın bölgemizdeki savaş ve yüksek küresel enflasyonun yol açtığı çok yönlü negatif şoklar karşısında uyguladığımız politika çerçevesinin sunduğu sağlam yapı ekonomimizin başarıyla güçlenmeye devam etmesini sağlamıştır.

Jeopolitik ve küresel finansal koşulların zorlayıcı etkilerine rağmen, 2022 yılında Türkiye ekonomisi tüm beklentilerin üzerinde bir performans sergileyerek, milli gelirini yüzde 5,6; makine-teçhizat yatırımlarını yüzde 11,7; ihracatını yüzde 12,9 ve istihdamını ise yüzde 6,8 oranında artırarak dayanıklılığını kanıtlamıştır.

Uyguladığımız etkin politikalar, yaşadığımız büyük deprem felaketiyle olan mücadelemizde de yaraların mümkün olan en hızlı şekilde sarılmasına katkıda bulunmaktadır.

Önümüzdeki dönemde sürdürülebilir ve kalıcı fiyat istikrarı perspektifiyle oluşturulan Liralaşma Stratejisi kararlılıkla uygulanmaya devam edecektir. Politika faizlerimizi, ekonominin içinde bulunduğu dengeyi ayrıntılı olarak analiz ederek üretim kapasitesinin gelişimini sağlayacak düzeyde belirlerken, hedefli kredi politikası ve likidite araçlarımızla da amaçladığımız parasal aktarımın sağlıklı şekilde işlemesini sağlayacağız.

Uyguladığımız çerçeveyi, bir taraftan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatın gelişimi doğrultusunda, diğer taraftan finansal kaynakların bu amaçları engelleyen talep yönlü etkilerini en aza indirecek şekilde geliştireceğiz. Arz kapasitesini yükseltecek finansal koşulları oluşturarak cari dengemizi kalıcı fiyat istikrarıyla uyumlu bir yapıya kavuşturacağız.

Liralaşma adımlarımız ve çeşitlendirilmiş rezerv yönetimimiz sonucunda rezervlerimizin dayanıklılığını önemli ölçüde yükselttik. Döviz piyasalarındaki oynaklıkların azalmasında da önemli bir çıpa vazifesi gören güçlü rezerv yapımızı koruyacağız.

Önemle vurgulamak istediğim bir diğer nokta uyguladığımız politikaların enflasyonu düşürme gücüne sahip olduğudur. Küresel şokları daha yoğun hissettiğimiz bir coğrafyada olmamıza rağmen, yüksek bir ekonomik performansla eş anlı olarak enflasyonumuzun düşüyor olması bunun en büyük göstergesidir. Ülke ve dünya ekonomisine dair gelişmeleri güncel ve geniş kapsamlı veri setimizle sürekli olarak izlemekte; gerek reel sektör gerekse finansal sektöre ilişkin sahadan anlık olarak edindiğimiz bilgilerin de katkısıyla söz konusu gelişmeleri titizlikle değerlendirmekteyiz. Bu çerçevede, Türkiye ekonomisinin sahip olduğu dinamizm ile dayanıklılığa ve reel sektör ile bankacılık sektörü göstergelerinin gücüne hep birlikte şahit olmaktayız. Bu sayede, deprem felaketinin açtığı yaraları da hızla sarmaktayız.

Önümüzdeki dönemde enflasyondaki düşüş süreci devam ederken, aynı anda üretim ve cari fazla kapasitemizin gelişeceğini, finansal kaynakların en verimli şekilde kullanılmasının sağlanacağını ve afet bölgesinin ihyasına yönelik faaliyetlerin başarıyla süreceğini öngörüyoruz. Geliştirdiğimiz politikaların sunduğu araçlarımızla, bu öngörünün gerçekleşmesine engel teşkil edecek olan unsurları ortadan kaldırmaya ve enflasyondaki düşüş sürecini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

Konuşmama son verirken, başta Para Politikası Kurulu üyelerimiz ve Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü çalışanlarımız olmak üzere Rapor süreci ve basın toplantısıyla ilgili hazırlıklarda görev alan tüm çalışma arkadaşlarıma huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.

Bildiğiniz üzere İstanbul Finans Merkezindeki binamızın yapım sürecinde son aşamaya ulaştık. İlerleyen dönemde toplantılarımızı yeni binamızda düzenlemek ve sizleri orada ağırlamaktan büyük mutluluk duyacağımızı belirtmek isterim.”

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Suriyeli Göçmenler, Erdoğan’ı Destekliyor

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, dünya basını da seçimlere ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor. Son olarak Agence France-Press (AFP), “Türkiye’deki Suriyeliler, mayıstaki seçimlerde Erdoğan’ı destekliyor” başlıklı haber yer verdi.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; Suriyeli göçmenlerin 14 Mayıs’taki seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanmasını istediği ifadelerine yer verilen haberde, Türkiye’nin, Suriye’de iç savaşın başladığı 2011’den beri Devlet Başkanı Beşar Esad rejiminden, Rus bombardımanlarından ve IŞİD saldırılarından kaçan 5 milyona yakın kişinin evi haline geldiği belirtildi.

AFP, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinin güneyinde kalan Kobani’den kaçarak Türkiye’ye gelen Suriyeli yurttaş Neroz Huseyin’in “Recep Tayyip Erdoğan burada kalmamızı sağlayacak” sözlerini aktardı.

35 yaşındaki Huseyin ve 38 yaşındaki eşi Adil Şeho’nun 2015’te ülkelerinden kaçtığı ifade edildi.

Ajans, Şeho’nun şu sözlerini öne çıkardı: 4 çocuğumuz burada doğdu. Suriye’yi bilmiyorlar. Önce çok iyi karşılanmıştık ama ekonomi nedeniyle sonradan bu durum değişti. Bizi tek seferde geri göndermeseler bile üzerimizde baskı kuracaklar, evrak talep edecekler, kiralarımızı ve faturalarımızı artıracaklar.

Haberde, elektrik mühendisliği eğitimi alan ve Türk yurttaşlığına geçen Suriyeli Huseyin Utbah’ın da seçimlerde Erdoğan’ı destekleyeceği bildirildi.

AFP, annesi ve 5 kardeşiyle Türkiye’de yaşayan 27 yaşındaki öğrencinin şu sözlerini aktardı: Arkadaşlarım ve ben hepimiz aynı görüşteyiz. Sadece Suriyeli olduğumuzdan değil, Erdoğan’ın ülke için yaptıklarını gördüğümüzden ona oy vereceğiz.

Haberde, ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) seçim vaatlerinden birinin de Suriyelileri “gönüllü ve onurlu şekilde” ülkelerine göndermek olduğuna dikkat çekildi.

Suriye’deki Rakka şehrinden 2015’de kaçan Utbah’ın, CHP’nin bu stratejisinin gerçekçi olmadığını savunduğu ve “Geri dönüp Esad’a güvenemeyiz” dediği de aktarıldı.

Ajans, Şanlıurfa’da catering hizmeti veren bir dükkan işleten 50 yaşındaki Suriyeli Zara Dogbeh’in de şu sözlerini öne çıkardı: Bu sefer daha çok korkuyoruz. CHP her açıklamasında bizi geri göndermekten bahsediyor. Türk komşularımız bile bizden korkuyor.

AFP, CHP Şanlıurfa İl Başkan Vekili Halil Barut’la da görüştü. Ajans, haberinde Barut’un şu ifadelerine yer verdi:

Bizim için en önemli şey onların güvenliği. Onlar bizim kardeşlerimiz. Onları ateşe atamayız, savaşa geri gönderemeyiz.

Bunlara ek olarak CHP’li vekilin Suriyelilerin gelişiyle “ev fiyatlarının ve kiraların arttığını ve zarar gördüklerini” söylediği de aktarıldı.

Haberde, CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın 2021’de şehirde yaşayan göçmenlerin su faturasına ve katı atık vergisi ücretine 10 kat zam yaptığı da hatırlatıldı. Bunun ardından partisinin Özcan’ı 1 yıl geçici ihraçla cezalandırdığına işaret edildi.

Sığınmacı Hakları Platformu da Özcan hakkında, “mültecilere yönelik nefret ve ayrımcılık” iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştu.

Ajans, Suriyelilerin çiftliklerde, şantiyelerde ve tekstil fabrikalarında Türkiye için ucuz işgücü kaynağı oluşturduğuna da dikkat çekti.

Paylaşın

Bitcoin 29 Bin Doların Üzerinde; Ethereum Ve Polygon Sert Yükseldi

Bitcoin (BTC) 29 bin 152 dolara yükselirken, Ethereum (ETH) bin 900 dolar seviyesinin üzerinde. Ethereum ve Polygon’da yatırımcısına kazandıran diğer kripto para birimler arasında.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları haftanın üçüncü işlem gününde de dalgalı seyrini devam ettirdi.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 2,44 artışla 29 bin 152 dolara yükseldi.

Bitcoin (BTC) hacmi, son 24 saatte yüzde 20,54 artarak yaklaşık 19,5 milyar dolar oldu. Bitcoin’in piyasa değeri ise 563 milyar dolar civarında.

Dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi  Ethereum (ETH) yüzde 2,14 artışla bin 901 dolar seviyesinde işlem görüyor.

Tüm stabilcoinlerin hacmi, 38.99 milyar dolar ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 90.76’sı.

Küresel kripto para piyasalarının değeri ise, son 24 saatte yüzde 2 artışla 1,20 trilyon dolar civarında.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 29.157 dolar, değer kazancı yüzde 2,45

Ethereum 1.901 dolar, değer kazancı yüzde 2,14

Tether 1,00 dolar, değer kazancı yüzde 0,01

BNB 326 dolar, değer kazancı yüzde 1,12

XRP 0,4628 dolar, değer kazancı yüzde 0,72

Cardano 0,3946 dolar, değer kazancı yüzde 2,12

Dogecoin 0,0794 dolar, değer kazancı yüzde 1,26

Polygon 0,9976 dolar, değer kazancı yüzde 2,80

Solana 22,23 dolar, değer kazancı yüzde 1,74

Polkadot 5,76 dolar, değer kazancı yüzde 1,46

Shiba Inu 0,00001006 dolar, değer kazancı yüzde 1,0

Litecoin 88,47 dolar, değer kazancı yüzde 0,49

Tron 0,06934 dolar, değer kazancı yüzde 0,28

Paylaşın