Sırrı Süreyya Önder’den Seçim Yorumu: Birinci Turda Bitecek Gibi

Sırrı Süreyya Önder, cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bizim aday göstermememizin temel açıklamalarından birisi parti -sözcülerimiz ve eşbaşkanlarımız tarafından- bu seçimi birinci turda bitirmek idi hatırlarsanız. Bunun tüm muhalif seçmenler tarafından iyi kavranması lazım” dedi ve ekledi:

“Evet, umuyor ve diliyoruz. Piyasadan gördüğümüz, yaptığımız gözlemler de -işte miting alanlarından, birebir saha çalışmalarımızdan- birinci turda bitmeye çok yakın gibi. Ama ikinci tura kalırsa ihtimalinde bu sonuç değişmeyecek büyük bir ihtimalle, yine bu iktidar gidecek.

Fakat muhalif seçmene, bütün muhalif bloka çok önemli bir görev düşüyor bu arada. Yeşil Sol Parti’nin, HDP geleneğinin, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bu birinci turda aday çıkarmamış olmasının karşılığını bu ilk turda vermeleri gerekir.”

Gazete Duvar’a konuşan Önder, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Bu tamamen seçmen psikolojisi ile ilgili. Seçmen dediğin emir komutayla hareket eden bir şey değildir. Bunun muhalif blok tarafından yeterince anlaşıldığı, özelde Yeşil Sol’un genelde Emek ve Özgürlük İttifakı’nın güçlü olarak Meclis’e gönderilmesinde yatıyor. İkinci turu tehlikeye sokacak tek şey, birinci turda -yani milletvekili seçimlerinde- bu destekte ortaya çıkacak bir cimrilik durumudur. Bunu bir kayıtlara geçirmiş olayım.

Bütün muhalif blok, evet Sayın Kılıçdaroğlu’na oyumuzu vereceğimizi biz de açıkladık, onlar da açıkladılar. Üstelik onlar birçok bakanlık, cumhurbaşkanı yardımcılığı vs. gibi şeyler yapmışken biz demokratik bir dönüşümden başka hiçbir şey talep etmeden yapan bir yapıyız. Bu yapı eğer buna rağmen demokratlar tarafından yeterince desteklenmezse, ikinci turda bu yapının seçmenleri gönülsüzleşebilir. Bu çok önemli bir uyarıdır ve ilk defa dile getiriyorum.

Sanırım sorunuzu cevapladım. İkinci bölümü, bu 7 Haziran – 1 Kasım arasını anmak bile istemiyorum. Çünkü her süreç bir şey öğretir. Herkes bundan deneyim kazanarak çıkar ve bu korkuyu yeniden üretme mekanizmasına asla prim vermemek gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“Çözüm sürecinde yer almak isterim”

Kürt sorunun çözümüne dair de değerlendirmelerde bulunan Sırrı Süreyya Önder, “Çözüm süreci bekliyoruz. AKP yaptı, CHP niye yapmasın?” dedi ve ekledi: Kürt meselesi çözülmeden demokratik bir dönüşümün olamayacağını söyledi. Önder, şöyle devam etti:

“Türkiye, bu meseleyi çözerek yola devam etmek zorunda. Fakat bunun şekli, şemalı, biçimi, tarafları eskisi gibi mi olur, bunlar hep spekülatif değerlendirmeler olur. Şüphesiz ki süreçten çıkarılan derslerle sonuca ve barışa odaklanarak bir yol haritası çizilir. Önemli olan bunun sağlanabilecek en geniş toplumsal mutabakatla ortaya koyulması.

Gerçekten barış olacaksa barış diliyle dünya deneyimlerinden önemli ölçüde faydalanan, kendimize özgün durumları da uzak tutmayan bir yol haritası yapılır. Fakat bunun öncesinde lazım olan memlekette ifade özgürlüğünün sağlanması. Bu olmadan konuşulamıyor. Çünkü TMK, TCK insanların üzerinde kılıç gibi sallanıyor.

Önce şiddet içermeyen her şeyin rahatça söylenebildiği bir iklimin, bir zeminin oluşturulması şart. Belki bu ikinci günün ilk işidir. Olası bir çözüm sürecinde elbette yer almak isterim. ‘Barışa, siyasete ne katabilirim’ kendime dair hesaplaşmamda bundan daha önemli hiçbir şey yok. Ama eskisi kadar aktif bir rol mu alırım, mutfağında mı yer alırım buna arkadaşlarımız karar verir. Biz de üzerimize düşeni yaparız.”

Önder’in açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Gelir Dağılımındaki Bozulma Arttı

TÜİK tarafından yapılan en son araştırma sonuçlarına göre Gini katsayısı bir önceki yıla göre 0,014 puan artış ile 0,415 olarak tahmin edildi. Tüm sosyal transferler hariç tutulduğunda Gini katsayısı 0,487, emekli ve dul yetim maaşı dahil diğer tüm sosyal transfer gelirleri hariç tutulduğunda ise 0,423 olarak tahmin edildi.

Haber Merkezi / Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade etmektedir.

Gini katsayısı hesabında hanenin ve fertlerin elde ettiği yıllık gelirlerin toplamından, gelir referans döneminde ödenen vergiler ve diğer hane veya kişilere yapılan düzenli transferler düşüldükten sonra bulunan hanehalkı kullanılabilir geliri kullanılmaktadır.

Daha önceki yıllarda eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri üzerinden hesaplanan Gini katsayısı; yapılan sosyal transferlerin gelir dağılımı üzerindeki etkisini görmek amacıyla tüm sosyal yardımlar hariç ve emekli ve dul-yetim maaşı dahil diğer tüm sosyal transferler hariç tutularak iki farklı yöntemle de ayrıca hesaplandı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Gelir Dağılımı İstatistikleri 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 1,3 puan artarak yüzde 48’e çıkarken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay 0,1 puan azalarak yüzde 6’ya geriledi.

Gelir dağılımındaki bozulma arttı

Gini katsayısı bir önceki yıla göre 0,014 puan artış ile 0,415 olarak tahmin edildi. Tüm sosyal transferler hariç tutulduğunda Gini katsayısı 0,487, emekli ve dul yetim maaşı dahil diğer tüm sosyal transfer gelirleri hariç tutulduğunda ise 0,423 olarak tahmin edildi.

Toplumun en yüksek gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği payın en düşük gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği paya oranı şeklinde hesaplanan P80/P20 oranı 7,6’dan 7,9’a, gelirden en fazla pay alan yüzde 10’unun elde ettiği gelirin en az pay alan yüzde 10’unun elde ettiği gelire oranı şeklinde hesaplanan P90/P10 oranı ise 13,7’den 14,2’ye yükseldi.

Türkiye’de yıllık ortalama hanehalkı kullanılabilir geliri yüzde 28,3 artarak 2022 yılı anket sonuçlarına göre 98 bin 416 TL oldu. Türkiye’de yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri bir önceki yıla göre yüzde 30,1 artarak 37 bin 400 TL’den 48 bin 642 TL’ye yükseldi.

En yüksek gelir tek kişilik hanelerde

Yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirlerinde en yüksek gelir, geçen yıla göre 13 bin 257 TL artarak 62 bin 554 TL ile tek kişilik hanehalklarının oldu.

Çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 60 bin 696 TL iken tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarında bu değer 49 bin 902 oldu.

En düşük yıllık ortalama eşdeğer kullanılabilir hanehalkı fert gelirine sahip hanehalkı tipi ise 36 bin 210 TL ile en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalkları oldu.

Toplam gelir içerisinde en yüksek payı, yüzde 46,2 ile bir önceki yıla göre 0,9 puan azalan maaş ve ücret geliri aldı.

İkinci sırayı yüzde 21,0 ile önceki yıla göre 3,5 puan artan müteşebbis geliri alırken üçüncü sırayı yüzde 20,2 ile önceki yıla göre 3,7 puanlık azalış gösteren sosyal transfer geliri oluşturdu.

Tarım gelirinin müteşebbis geliri içindeki payı yüzde 19,8 olurken, emekli ve dul-yetim aylıklarının sosyal transferler içindeki payı ise yüzde 89,8 olarak gerçekleşti.

Yıllık ortalama esas iş gelirleri sırasıyla yükseköğretim mezunlarında 87 bin 451 TL, lise ve dengi okul mezunlarında 62 bin 835 TL, lise altı eğitimlilerde 46 bin 916 TL, bir okul bitirmeyenlerde 34 bin 755 TL ve okur-yazar olmayan fertlerde 25 bin 406 TL olarak hesaplandı.

Geçen yıla göre yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 34,1 ile bir okul bitirmeyen, en düşük artış ise %28,1 ile okur-yazar olmayan fertlerde oldu.

Esas iş gelirleri sektörel ayrımda incelendiğinde; en yüksek yıllık ortalama gelirin 66 bin 072 TL ile hizmet sektöründe, en düşük yıllık ortalama gelirin ise 46 bin 106 TL ile tarım sektöründe olduğu görüldü.

Bir önceki yıla göre; yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 41,3 ile tarım sektöründe gözlenirken, bunu yüzde 35,5 ile inşaat sektörü izledi. Diğer taraftan sanayi sektöründe yüzde 32,1, hizmet sektöründe ise yüzde 29,1 artış gözlendi.

Yıllık ortalama esas iş gelirleri sırasıyla işverenlerde 220 bin 482 TL, kendi hesabına çalışanlarda 58 bin 697 TL, ücretli maaşlılarda 56 bin 899 TL ve yevmiyelilerde 25 bin 632 TL olarak hesaplandı.

Geçen yıla göre en yüksek artış yüzde 61,8 ile işverenlerde, en düşük artış ise yüzde 21,5 ile ücretli maaşlılarda oldu.

Gelir eşitsizliğinin en fazla olduğu şehirler

Son yapılan araştırma sonuçlarına göre P80/P20 oranı Türkiye’de 7,9 iken, bu değerin en düşük olduğu İBBS 2. Düzey bölgeleri 4,5 ile TRB1 (Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli) ve TR81 (Zonguldak, Karabük, Bartın) olurken bu bölgeleri 4,9 ile TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) bölgesi izledi.

P80/P20 oranının en yüksek olduğu İBBS 2. Düzey bölgeleri ise 8,1 ile TR10 (İstanbul), 7,9 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan) ve 7,4 ile TR52 (Konya, Karaman) oldu.

Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasının panel bir çalışma olması nedeni ile ilk defa bu yıl yıllar itibarıyla geçiş istatistikleri üretildi.

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine göre sıralı yüzde 10’luk gelir grupları itibarıyla fertlerin bir önceki yıla göre yüzdelik geçişleri incelendiğinde; bir önceki yılda birinci %10’luk grupta olan fertlerin 2022 yılında yüzde 55,4’ünün, son yüzde 10’luk grupta olan fertlerin ise yüzde 70,5’inin gelir grubu değişmedi.

Ayrıca 2021 yılında birinci yüzde 10’luk grupta olan fertlerin yüzde 23,7’sinin 2022 yılında gelir grubu birden fazla yükseldi. Son yüzde 10’luk grupta olan fertlerin ise yüzde 8,3’ünün gelir grubu birden fazla düştü.

Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması panel veriden elde edilen sonuçlara göre 2021 yılında işsiz olan fertlerin yüzde 45,4’ü 2022 yılında çalışmaya başladı.

Faaliyet durumu 2021 yılında çalışan olarak belirlenen fertlerin 2022 yılında yüzde 90,5’i çalışma hayatına devam etti. Bir önceki yıl işgücüne dahil olmayan fertlerin ise yüzde 11,4’ü işgücüne katıldı.

Paylaşın

İsveç, NATO Üyeliği İçin Terörle Mücadele Yasasını Sertleştirdi

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyeliği için Türkiye ve Macaristan’ın onayını bekleyen İsveç terörle mücadele yasasının kapsamını önemli ölçüde genişletti. İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması üzerine NATO üyeliği başvurusunda bulunmuştu.

Yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte terör örgütleri için malzeme taşımak, toplantı yerleri organize etmek, yemek pişirmek ya da ulaşım sağlamak da suç olarak değerlendirilecek ve cezaya tabi olacak.

İsveç Adalet Bakanı Gunnar Strömmer Şubat ayında parlamentoya sunulan yasa tasarısı ile mevcut mevzuatın kapsamının önemli ölçüde genişlettiğini söylemişti.

İsveç Parlamentosu aşırılık yanlısı gruplarla bağlantılı faaliyetleri yasaklayan yeni bir yasayı kabul etti. “Bir terör örgütüne katılmayı” suç sayan yeni yasa 1 Haziran’da yürürlüğe girecek. Yasa 349 üyeli İsveç parlamentosunda 268 lehte oyla kabul edildi.

Türkiye, NATO üyeliği için Ankara’dan onay bekleyen İsveç’ten terörle mücadele yasalarını sertleştirmesini talep ediyor.

İsveç Adalet Bakanı Gunnar Strömmer Şubat ayında parlamentoya sunulan yasa tasarısı ile mevcut mevzuatın kapsamının önemli ölçüde genişlettiğini söylemişti.

Yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte terör örgütleri için malzeme taşımak, toplantı yerleri organize etmek, yemek pişirmek ya da ulaşım sağlamak da suç olarak değerlendirilecek ve cezaya tabi olacak.

İsveç, bir Özbek sığınmacının 2017 yılında başkent Stockholm’de bir alışveriş caddesinde beş kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyı düzenlemesinin ardından terörle mücadele yasalarını sertleştirme kararı almıştı.

Türkiye, İskandinav ülkesi İsveç’i başta PKK ve Gülen yapılanması mensupları olmak üzere “teröristler” için güvenli bir sığınak olmakla suçluyor. Ankara bu nedenle İsveç’in NATO’ya üyeliğine onay vermiyor ve İsveç hükümetinden “terörist” olarak gördüğü Kürt aktivistlere karşı daha sert bir tutum takınmasını talep ediyor.

Ankara özellikle İsveç’te sık aralıklarla düzenlenen gösterilerde PKK flamalarının açılmasından duyduğu rahatsızlığı her platformda dile getiriyor. Ancak İsveç Adalet Bakanı Strömmer, yeni yasa kapsamında bir gösteri ya da toplantıya katılmanın ceza gerektirecek bir suç olarak değerlendirilmeyeceğini vurguladı.

İsveç, NATO üyeliği ile ilgili Türkiye’nin yanı sıra için Macaristan’dan da henüz onay almadı. Türkiye ve Macaristan son olarak Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğine onay vermişti. Böylece Finlandiya 4 Nisan’da 31. üye ülke olarak NATO’ya katılmıştı.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması üzerine NATO üyeliği başvurusunda bulunmuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Nisan Ayında En Az 24 Kadın Öldürüldü

Erkekler, nisan ayında en az 24 kadını öldürdü; geçen yıl aynı ay bu sayı 29 idi. Erkekler, en az altı kadını koruma kararına rağmen öldürdü. Erkekler, kadınların yanındaki üç erkeği de öldürdü.

Erkekler beş kadını “ayrılmak istediği”, bir kadını “gürültü yaptığı” için öldürdü. Erkekler, üç kadını “miras” için öldürürken, erkeklerin en az 15 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı.

12 kadını kocası, eski kocası, sevgilisi erkekler, dört kadını oğlu, üç kadını komşusu, bir kadını meslektaşı, bir kadını arkadaşı, bir kadını çalışanın oğlu, bir kadını akrabası öldürdü. Bir kadını öldüren erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler, altı kadını sokak, park, iş yeri gibi ev dışı alanlarda, 17 kadını ev içinde öldürdü. Erkeklerin bir kadını nerede öldürdüğü bilgisi basına yansımadı.

Erkekler, üç kadını kesici aletlerle, 19 kadını ateşli silahla öldürdü. Erkekler bir kadını boğarak bir kadını da darp ederek öldürdü.

Çocuk Cinayeti

Erkekler Nisan’da en az üç çocuğu öldürdü. Geçen yıl aynı ay sayı bir idi. Bir çocuğu iki komşusu, iki çocuğu da babası öldürdü. Öldürülen çocuklardan biri Suriyeliydi.

Erkekler bir çocuğu iple boğarak, iki çocuğu ateşli silahlarla öldürdü. Erkekler iki çocuğu ev içinde öldürdü, bir çocuğu nerede öldürdüğü bilgisi basına yansımadı.

Nisan 2023’te erkekler en az beş kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı ay da 14 idi. Erkekler, dört kadınları sözlü ve fiziki yollarla taciz etti. Bir kadının da görüntüsünü çekti. Erkekler, beş kadını da sokak, durak ve toplu taşıma araçlarında taciz etti.

Çocuk İstismarı

Erkekler, Nisan’da en az dört kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 18 idi. Çocuklardan biri Suriyeliydi.

Erkekler, dört çocuğu da sokak, okul etrafı gibi ev dışı alanlarda istismar etti. Üç çocuğu istismar eden erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı, bir çocuğu da market sahibi istismar etti.

Cinsel Saldırı/ Tecavüz

Nisan’da erkekler basına yansıyan bilgilere göre bir kadına tecavüz etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı iki idi. Kadına cinsel saldırıda bulunan erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler, Nisan’da 56 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl, aynı ay bu sayı, 52 idi. Erkeklerin şiddet uyguladığı en az aldı kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Erkekler en az yedi kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı.

En az 47 kadını kocası, sevgilisi erkekler yaraladı. Bir kadını oğlu, bir kadını hasta yakını iki erkek, bir kadını akrabası, iki kadını arkadaşı, bir kadını da oğlu yaraladı. Bir kadını da bir erkek sürücü yaraladı. Üç kadını yaralayan erkeklerin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler, 14 kadını “ayrılmak istediği” barışmak istemediği için altı kadını da kıskandığı için yaraladı. Erkeklerin 36 kadını yaralama bahanesi basına yansımadı.

Erkekler, 43 kadını darp ederek, bir kadını Molotof atarak, sekiz kadını ateşli silahlarla, dört kadını kesici aletle yaraladı.

Erkekler, 39 kadını ev içinde, sekiz kadını ormanlık alan, gazino ve sokak gibi ev dışı alanlarda yaraladı. Erkeklerin dokuz kadını nerede yaraladığı bilgisi basına yansımadı.

Nisan’da basına yansıyan erkeklerin kadınları seks işçiliğine zorlama vakası yansımadı.

(Kaynak: Bianet / Evrim Kepenek)

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Bir Kısım Seçim Yasakları Başladı

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçimler için belirlediği takvime göre, 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi için propaganda serbestliği ve bir kısım seçim yasakları başladı.

Takvime göre, bugün başlayan propaganda serbestliği ve bir kısım seçim yasakları, oy verme gününden önceki gün (13 Mayıs Cumartesi) saat 18.00’de sona erecek.

Mesaj atılamayacak

Seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar, yazılı basında ilan ve reklam yoluyla veya internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapabilecek.

Vatandaşların, elektronik posta adreslerine gönderilecek mesajlarla, taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılamayacak ancak siyasi partiler kendi üyelerine her zaman sesli, görüntülü veya yazılı mesaj gönderebilecek.

Araştırma yayın koşulları

Oy verme gününden önceki 10 günlük sürede, yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması ve herhangi bir surette dağıtımı yasak olacak. Bu sürenin dışında yapılacak yayınlar tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine uygun olacak.

Kamuoyu araştırmaları ve anketlerin yayınlanması sırasında, araştırmanın hangi kuruluş tarafından yapıldığının, denek sayısının, araştırmanın kim tarafından finanse edildiğinin açıklanması zorunlu olacak. Yapılacak propagandaların ve yayınların ilkelerini Yüksek Seçim Kurulu belirleyecek.

Memurlar katılamayacak

Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde, devlet, katma bütçeli idareler, il özel idareleri, belediyeler ile bunlara bağlı daire ve müesseseler, iktisadi devlet teşekkülleri ve bunların kurdukları müesseseler ve ortaklıkları ile diğer kamu tüzel kişilikleri ve Bankalar Kanunu’na tabi teşekküllere ait kaynaklardan yapılan iş ve hizmetler dolayısıyla (açılış ve temel atma dahil) törenler düzenlenmesi, nutuklar söylenmesi, demeçler verilmesi ve bunlar hakkında her türlü vasıtayla yayınlarda bulunulması yasak.

Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde bakanlarla, milletvekilleri, yurt içinde yapacakları seçim propagandası ile ilgili gezileri makam otomobilleri ve resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapamayacak.

Bu maksatla yapılan gezilerde, protokol icabı olan karşılama ve uğurlamalarla törenleri de yapılamayacak, resmi ziyafet verilemeyecek. Belirtilen süre içinde bakanlar, seçimle ilgili faaliyetlerinde ve konuşmalarında 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun hükümleriyle bağlı olacak.

Ayrıca, seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar geçen süre içinde bakanlar, milletvekilleri ve adayların seçim propagandası ile ilgili olarak yapacakları gezilere hiçbir memur katılamayacak.

Seçim günü yasakları

YSK tarafından 14 Mayıs seçim günü yasakları ise şöyle:

Seçim günü saat 06.00’dan gece 24.00’a kadar alkollü içki satışı yasak olacak.

Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlar dışında yerleşim yerlerinde kimse silah taşıyamayacak.

Seçim günü kahvehane, kıraathane ve internet kafe gibi bütün umumi eğlence yerleri kapalı olacak.

Eğlence yeri niteliğindeki lokantalarda yalnızca yemek verilebilecek.

Seçim günü saat 18.00’dan sonra düğünler yapılabilecek.

YSK’nın kararlarına göre saat 18.00’e kadar basın yayın organlarında seçimler ve sonuçlarına ilişkin haber tahmini ve yorum yapılması yasak olacak.

Saat 18.00 ile 21.00 arasında ise YSK tarafından seçime ilişkin verilecek haber ve tebliğler yayımlanabilecek.

Saat 21.00’den sonra ise bütün yayınlar serbest olacak, YSK bu saati daha erkene alabilecek.

Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde aynı hükümler 28 Mayıs’ta da uygulanacak.

Bir sandıkta oy kullanacak seçmen sayısı il ve ilçelerde 360 ila 380 kişi olacak. Köylerde seçmen sayısının 400’ü aşmaması halinde bir sandıkta oy kullanılabilecek.

Paylaşın

Politico’dan Çarpıcı Analiz: Soğanlar Ve Seccadeler…

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, dünya basını da seçimlere ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor. Son olarak haber sitesi Politico, Avrupa Birliği baskısında seçimlere dair bir analize yer verdi.

“Soğanlar ve Seccadeler: Türkiye Demokrasi İçin Verdiği Kararlı Mücadelesine Yaklaşıyor” başlıklı Christian Oliver imzalı analiz haberde, gıda fiyatlarının ve dini değerlerin başabaş giden seçim sürecinde gündemi oluşturduğunu, muhalefet kanadının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemine son vermek istediği yazıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir zamanlar tüm İslam dünyası için bir model oluşturabilecek “Müslüman demokratlığın” en iyi örneği olarak alkışlandığını unutmanın şimdi kolay olduğunun kaydedildiği yazıda, Erdoğan’ın 2000’li yılların başında yeni bir vaatle öne çıktığı belirtildi. Yazıya göre, bu, nihayet, İslamcılığı, parlamenter demokrasiyi, ilerici sosyal refahı, NATO üyeliğini ve Avrupa Birliği doğrultusundaki reformları dengeleyebilecek bir siyasetçinin olduğu vaadiydi.

Ancak şimdi bu iyimserlik havasının, giderek otoriterleşen ve kutuplaştıran bir liderin iktidar gücünü elinde toplamasıyla ilgili tartışmaların damga vurduğu 14 Mayıs seçimlerinin yaklaştığı bu ortamdan artık çok uzak olduğu yorumu yapıldı. Politico, önemli muhalif isimlerin hapiste olduğunu, medya ve yargının Erdoğan’ın elinde bulunduğunu, Kasımpaşalı çocuğun 85 milyonu 1150 odalı sarayından yönettiğini yazdı.

Bu nedenle Erdoğan’ın 2017’de getirdiği başkanlık sistemini kaldırma ve yeni bir çoğunlukçu parlamenter sisteme geçme sözü veren muhalefetin seçim kampanyasını “tek adam rejimini” sona erdirmeye odaklanması, sürpriz değil. Politico’nun yayınladığı Anketlerin Anketi’ne (Poll of Polls) göre 14 Mayıs seçimleri başabaş gidiyor ve 28 Mayıs’ta ikinci tur seçimlerin yapılması olasılığı yüksek görünüyor. Ankete göre ilk turda Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 47, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yüzde 46, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce yüzde 3, ATA ittifakı adayı Sinan Oğan ise yüzde 2 oranında oy topluyor.

Kılıçdaroğlu’nun 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada ”Gazi Meclisimizin yasama gücü tek adam rejiminin tahakkümüne teslim edilmiştir. Bu çerçevede, yargı bağımsızlığı, fikir ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve diğer tüm özgürlüklerle bilimsel, laik eğitim yerle yeksan edilmiştir” dediğini hatırlatan Politico, Kılıçdaroğlu’nun Türk demokrasisini yeniden inşa etmenin gerekliliğini vurguladığını yazdı ve şu soruyu sordu: “Peki demokrasiyi yeniden inşa etmek, özünde soğanın ve salatalığın fiyatıyla ilgili olan bu seçimlerde ilgi uyandıracak mı?”

Soğan meselesi

Politico, Türkiye’deki ağır hayat pahalılığı krizinin seçimlerin bir numaralı gündem maddesi olduğunu, Kılıçdaroğlu’nun evinin mütevazı mutfağında elinde soğanla yaptığı bir konuşmasında Erdoğan’ın iktidarda kalması durumunda soğanın kilosunun 30 liradan 100 liraya çıkabileceği uyarısının seçmende karşılığı olduğunu yazdı. Erdoğan’ın buna “Bu ülkede ne soğan, ne patates, ne salatalık derdi var, dert olan ne varsa biz onları çözdük zaten” şeklinde karşılık verdiğini hatırlatan Politico, çoğu Türk vatandaşının hesap uzmanı olan Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyduğu aritmetiği abartılı bulmadığını kaydetti.

Politico ayrıca muhalefetin seçim manifestosunda cumhurbaşkanının veto yetkisinin sonlandırılması, cumhurbaşkanının partilerüstü olması ve tek dönemliğine seçilmesinin yer aldığını yazdı. Partilerin grup kurmak için sahip olması gereken milletvekili sayısının düşürülmesi ve meclis komisyonlarında daha fazla bağımsız uzmana yer verilmesiyle parlamentonun güçlendirilmesinin amaçlandığı da hatırlatıldı.

Bu önemli reformların seçmenlerde karşılık bulabileceğini belirten Politico, İspanya’daki Carlos III de Madrid Üniversitesi’nden Profesör İlke Toygür’ün anayasal reformların “gündelik konuşmalarda” geniş yer tutmuyor olabileceği, ancak tek adam rejimi ve Türkiye’nin TBMM’yle olan tarihsel bağının seçmenlerde yansıması olduğunu söylediğini yazdı.

Tek adam rejiminin ekonominin kötü yönetilmesi ve hızla yükselen fiyatlarla bağlantılı olduğunu söyleyen Profesör İlke Töygür, “Tek adam rejimini hayat pahalılığı ve demokrasi krizine, dış siyasetteki tüm sorunlara bağlarsanız o zaman bu sistemi tanımlamış ve bir alternatif sunmuş olursunuz” şeklinde konuştu. “Parlamentonun Türkiye’de çok güçlü simgesel bir değeri vardır. Şu anki en büyük şikayetlerden biri, insanların karar verici adaylarla olan bağını kaybetmiş olması” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun kamuoyu önünde Alevi olduğunu açıklayarak kapsayıcı bir lider olduğu imajını daha da öteye taşıdığını kaydeden Politico, bu adımın, Sünni çoğunluğa mensup popülist bir cumhurbaşkanına karşı oynanmış riskli bir kumar olduğu yorumunu yaptı. Ancak Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ın kutuplaştırıcı politikaları karşısında çoğunlukçu bir lider olarak öne çıktığını kaydetti ve “74 yaşındaki mütevazı Kılıçdaroğlu, şu anki aşındırıcı lidere kıyasla sıkıcı olabilir, ancak muhalefetin oynadığı kumar, bunun tam da Türkiye’nin ihtiyaç durduğu unsur olduğu yönünde” ifadesini kullanıyor.

Erdoğan için otoriterliğe geçişte dönüm noktası Gezi Parkı protestoları

Politico’ya göre birçok gözlemci, 2013’teki Gezi Parkı protestolarını, Erdoğan’ın iktidar gücünü elinde merkezileştirmeye karar vermesinde rol oynayan en önemli etken olarak görüyor.

Belçika’daki Brüksel Yönetişim Okulu’ndan Profesör Demir Murat Seyrek’e göre Gezi eylemleri, Erdoğan’ın ilk kez “tehdidin AK Parti’ye değil, kendisine yönelik olduğunu” hissettiği dönem oldu. Politico, “etrafındaki gerçeklerin hala anlaşılmaz olduğu” şeklinde tanımladığı 2016’daki darbe girişiminin Erdoğan açısından “bardağı taşıran son damla” olduğunu belirterek, bunun sonrasında 2017 yılı Nisan ayındaki referandumla cumhurbaşkanlığı sistemine geçildiğini hatırlattı.

Erdoğan’ın uzun yıllardır olduğu gibi şimdi de İslamcı ve ailevi değerlerin altını çizdiğini, rakiplerinin “teröristlerle, emperyalist Batı’yla, uluslararası finans çevreleriyle ve LGBTQ+ kurumlarıyla işbirliği yaptığını” vurguladığını kaydeden Politico, Kılıçdaroğlu’nun seccadeye yanlışlıkla ayakkabılarıyla bastığını gösteren fotoğrafta “kan kokusu” alan Erdoğan’ın rakibini Fethullah Gülen’den talimat almakla suçladığını hatırlattı.

Politico’ya göre muhalif partilerin liderleri, Erdoğan tarafından kolaylıkla eski elit sistemin tutucu sesleri olarak tanımlanacaklarını iyi bildikleri için getirdikleri anayasa değişikliği önerilerinin eski günlere dönüşe değil, yeni bir başlangıca işaret ettiğini vurguluyor.

Seçimler adil ortamda yapılacak mı?

Politico, Erdoğan’ın giderek daha fazla otoriterleşmesinin yarattığı korkular nedeniyle seçimlerin ne kadar adil olacağına ilişkin şüphelerin ve Erdoğan’ın seçimlerde hile yapıp yapamayacağı sorusunun yoğun olduğunu da belirtti. Politico’ya göre devletin tüm imkanlarını ve medyayı elinde tutan Cumhurbaşkanı’nın orantısız nüfuz elde etmesi mümkün.

Ancak Brüksel Yönetişim Okulu’ndan Demir Murat Seyrek, Türkiye’deki oy verme sürecinin Rusya ya da Belarus’la asla karşılaştırılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Her oy sandığının tüm siyasi partiler ve sivil gözlemciler tarafından yakından izleneceğini söyleyen Seyrek, “Türkiye’de hala, seçim sonuçlarına karşı yapabileceklerinizin çok kısıtlı olacağını düşünüyorum” diyor.

Ortak kanı, Erdoğan’ın ciddi bir yenilgi karşısında seçim sonuçlarını hileyle değiştirmesinin mümkün olmayacağı yönünde. Bazı uzmanlarsa sonucun yakın çıkması durumunda Erdoğan’ın yüksek riskli bir manevrayla oyların yeniden sayımını talep edebileceği ya da dikkatleri başka bir yöne çekebilecek bir “olay” durumunda olağanüstü hal ilan edebileceği olasılığını gündeme getiriyor. Ancak Politico’ya göre bu, Ankara’nın tam da yabancı yatırımcıları cezbetmek ve ekonomiyi canlandırmak için istikrara ihtiyaç duyduğu bu ortamda ülkedeki hararetli siyasi ortamı daha da alevlendirir.

Politico’ya göre “daha gerçeküstü, ancak şimdi inanması güç olmayan bir senaryo” da Erdoğan’ın taktiksel olarak muhalefete liderlik etmenin tam zamanı olduğunu düşünerek Kılıçdaroğlu’nun olası yeni hükümetine saldırması.

Dergi, ekonomik kriz ortamında her an bölünmeye meyilli koalisyonu birarada tutmaya çalışan yeni cumhurbaşkanının, Erdoğan’ın sert söylemlerine karşı savunmasız olabileceği yorumunu yaptı. Profesör Seyrek, bu aşamada bir çelişkiye dikkat çekiyor ve muhalefetteki bir AK Parti’nin cumhurbaşkanlığını sarsacak reformları savunabileceğini, kendi çıkarlarına olacak basın özgürlüğü garantisi verebileceğini söylüyor. Bu da anayasa değişikliği için ciddi bir meclis çoğunluğu gerektiği düşünüldüğünde önem kazanıyor.

Politico, 14 Mayıs seçimlerine ilişkin değerlendirmesini şu soruyla tamamlıyor: “Peki Erdoğan seçim yenilgisine içerleyip ülkeyi terk eder mi? Profesör Seyrek’e göre bu imkansız çünkü ‘Erdoğan, kendisini ikinci Atatürk olarak görüyor, kaçmaktansa ölür’.”

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

FED, Politika Faizini Son 16 Yılın En Yüksek Seviyesine Çekti

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası (FED) gecelik politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 5-5.25 aralığına çekti. Böylece FED’in politika faizi son 16 yılın en yüksek seviyesine çıktı.

FED, mart ayında da 25 baz puanlık faiz artırımı kararı almıştı. Oybirliğiyle alınan son kararla beraber son 10 toplantıda politika faizini toplamda 500 baz puan artırmış oldu.

FED, bu kararla önümüzdeki dönemde faiz oranlarında artışa ara verebileceğinin sinyalini de verdi.

FED’in bu şekilde ABD’de son dönemde batan bankalardan kaynaklanan risklerin değerlendirilmesi, borç tavanına ilişkin siyasi tıkanıklığın aşılması ve enflasyonun seyrinin değerlendirilmesi amacıyla yetkililere zaman kazandırmayı amaçladığı belirtiliyor.

Karar ne anlama geliyor?

FED karara ilişkin yaptığı açıklamada, faiz oranlarını arttırmayı durdurduğu 2006 yılında kullandığı dile benzer bir dil kullanarak, “politikanın sıkılaştırılmasına yönelik hangi ilave adımların uygun olabileceğinin belirlenmesi konusunda yetkililerin ekonomi, enflasyon ve mali piyasaların önümüzdeki hafta ve aylarda nasıl davranacaklarını izleyeceklerini” belirtti.

Açıklamada kullanılan bu ifadeler, ABD Merkez Bankası’nın Haziran ayında yapacağı politika toplantısında faiz oranlarını sabit tutacağına ilişkin bir garanti vermiyor.

FED’in açıklamasında enflasyonun yüksek seyretmeye devam ettiği ve istihdamda elde edilen kazanımların hala güçlü bir hızda ilerlemeyi sürdürdüğü belirtildi.

ABD Merkez Bankası, ekonomik büyüme sürse de son gelişmelerin hem aileler hem de şirketler için daha sıkı kredi koşullarını beraberinde getirebileceğini ve ekonomik faaliyet, işe alım ve enflasyonun etkilenebileceğini kaydetti.

ABD’de bazı bankaların batmasının ardından baş gösteren risklerin yanısıra, Kongre’de Cumhuriyetçiler ve Demokrat Başkan Joe Biden arasında borç limitine ilişkin yaşanan anlaşmazlığın, FED’in mali koşulları daha da sıkılaştırmaya çalışma konusunda daha ihtiyatlı davranmasına neden olduğu belirtiliyor.

Powell’dan kararlılık mesajı

FED Başkanı Jerome Powell faiz kararının ardından yaptığı açıklamada, bankacılık sektöründe koşulların iyileştiğini, ABD’de bankacılık sektörünün sağlam ve dayanıklı olduğunu, bu süreçten doğru dersleri çıkarma konusunda da kararlı olduklarını vurguladı.

Enflasyon baskısının sürdüğünü belirten Powell, enflasyonun yüzde 2’ye çekilmesi konusunda kararlı olduklarının altını çizdi.

FED Başkanı Powell, fiyat istikrarı olmadan güçlü ve sürdürülebilir bir iş gücü piyasası sağlanamayacağını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hangi para politikalarının benimseneceğinin gelişmelere bağlı olacağını vurgulayan Powell, faiz oranı konusundaki kararların da her toplantıda bu gelişmelere göre değerlendirilerek alınacağının altını çizdi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

NASA’dan Çarpıcı “Kara Delik” Animasyonu

NASA, kara delikler hakkında bir animasyon yayınladı. Kara delikler çekim alanı her türlü maddesel oluşumun ve ışınımın kendisinden kaçmasına izin vermeyecek derecede güçlü olan, büyük kütleli gök cisimleri şeklinde tanımlanmakta.

Evrende bilinen en büyük kara deliklerden biriyse TON-618 adlı dev cisim. Bilim insanlarının “canavar” diye nitelediği bu cismin kütlesi 2004’te ölçülmüştü. Ölçümler, TON-618’in kütlesinin Güneş’in 66 milyar katı olduğunu göstermişti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, süper kütleli kara deliklerin ulaşabildiği korkutucu boyutları gözler önüne seren bir animasyon yayımladı.

Animasyonda Güneş’ten giderek uzaklaştıkça rastlanabilecek devasa kara deliklerin konumları, tahmini görünüşleri ve isimleri yer alıyor.

Evrenin dev cisimleri olan bu kara delikler, Güneş’in kütlesinin yaklaşık 100 bin katından başlıyor ve milyarlarca katı kütleye ulaşabiliyor.

Süper kütleli kara delikler, galaksilerin merkezlerinde yer alıyor. Örneğin Güneş Sistemi’ni ve dolayısıyla Dünya’yı barındıran Samanyolu Galaksisi’nin merkezinde de Sagittarius A* adlı bir süper kütleli kara delik var.

Bu kara delik de Güneş’in yaklaşık 4 milyon katı kütleye sahip ve Dünya’dan sadece 26 bin ışıkyılı uzaklıkta.

Ancak bundan çok daha büyük kara delikler olduğu biliniyor. Örneğin görüntülenen ilk kara delik unvanını taşıyan M87’nin kütlesi Güneş’in 5,37 milyar katı.

NASA’nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden teorik astrofizikçi Jeremy Schnittman, “Çoğu Hubble Uzay Teleskobu’nun yardımıyla yapılan doğrudan ölçümler, 100’den fazla süper kütleli kara deliğin varlığını doğruluyor” ifadelerini kullanıyor.

Bilim insanı, “Peki nasıl bu kadar büyüyorlar? Galaksiler çarpıştığında merkezlerindekideki kara delikler de sonunda birleşebiliyor” diye de ekliyor.

Öte yandan evrendeki tüm kara delikler süper kütleli cisimler değil. Zira bilinen en küçük kara delikler, Güneş’in yaklaşık beş katı kütleye sahip.

Yıldız kütleli kara delik adı verilen bu cisimler, yaşamının sonuna gelmiş iri bir yıldızın kendi içine çöken çekirdeğinden oluşuyor.

Yıldız kütleli karadeliklerin üst sınırı da Güneş’in kütlesinin yaklaşık 65 katı kadar.

Evrende bilinen en büyük kara deliklerden biriyse TON-618 adlı dev cisim. Bilim insanlarının “canavar” diye nitelediği bu cismin kütlesi 2004’te ölçülmüştü.

Ölçümler, TON-618’in kütlesinin Güneş’in 66 milyar katı olduğunu göstermişti.

Astrofizikçilerin kara delikler için belirlediği teorik üst kütle sınırı ise Güneş’in yaklaşık 50 milyar katı.

Bu yüzden bilim insanları, evrenin ve kara deliklerin teorik tahminlere meydan okumakta çok iyi olduğunu vurguluyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Demirtaş, Kılıçdaroğlu’na Desteğini Açıkladı

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Demirtaş, “Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı Sayın Kılıçdaroğlu, Allah yolunuzu açık etsin. Ayrışmayı bitireceğinize, toplumsal barışı sağlayacağınıza, Türkiye’yi refaha, huzura kavuşturacağınıza yürekten inanıyorum. Benim oyum sizedir, Sayın #CumhurbaşkanıKılıçdaroğlu” dedi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, 14 Mayıs Seçimleri’nde, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vereceğini duyurdu.

Demirtaş, mesajında, “Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı Sayın Kılıçdaroğlu, Allah yolunuzu açık etsin. Ayrışmayı bitireceğinize, toplumsal barışı sağlayacağınıza, Türkiye’yi refaha, huzura kavuşturacağınıza yürekten inanıyorum. Benim oyum sizedir, Sayın #CumhurbaşkanıKılıçdaroğlu” ifadelerini kullandı.

HDP, Yeşil Sol Parti ve Türkiye İşçi Partisi’nin de dahil olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı da, 28 Nisan’da yaptığı açıklamada, Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına destek vereceğini duyurmuştu.

İttifak’ın açıklamasında, “Türkiye’nin siyasi, toplumsal ve ekonomik krizlerin bir arada yaşandığı çoklu kriz şartları altında tarihinin en önemli seçimine doğru ilerlediği” belirtilerek, “Bu tarihi seçimde; Türkiye halklarını bir kez daha milletvekilliği seçimlerinde Emek ve Özgürlük İttifakı’na, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermeye çağırıyoruz” denilmişti.

İttifakın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarmama ve parlamento seçimlerine de ittifak çatısı altında girme kararı aldığına işaret edilen açıklamada, “Türkiye siyasetinin bu kırılma aşamasında, üzerimize düşen tarihi görevi hem geleneğimize hem de gelecek kuşaklara borcumuz kapsamında yerine getirme konusunda mutabık kaldık. Bu kapsamda 14 Mayıs 2023’te yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz” ifadeleri kullanılmıştı.

Paylaşın

Otomobil Satışları Yüzde 69,9 Arttı

Otomobil satışları nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 69,9 artarak 77.398 adet olurken, 2023 yılı Ocak-Nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 55,7 oranında artarak 252.819 adet oldu.

Haber Merkezi / Otomobil pazarı, 10 yıllık Nisan ayı ortalama satışlara göre yüzde 58,3 artış gösterdi.

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD), Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazarı Nisan, Ocak-Nisan 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, Ocak-Nisan döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 57,3 oranında artarak 333.650 adet olarak gerçekleşti.

Otomobil satışları, Ocak-Nisan döneminde geçen yıla göre yüzde 55,7 oranında artarak 252.819 adet, hafif ticari araç pazarı yüzde 62,7 artarak 80.831 adet oldu. Nisan ayı otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 62,7 artarak 97.679 adet oldu.

Nisan ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 69,9 artarak 77.398 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 40,1 artarak 20.281 adet oldu.

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık nisan ayı ortalama satışlara göre yüzde 55,2 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık nisan ayı ortalama satışlara göre yüzde 58,3 artış gösterdi. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık nisan ayı ortalama satışlara göre yüzde 44,3 arttı.

Otomobil pazarı segmentlere göre;

Pazarın yüzde 88,9’unu vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 136.173 adetle yüzde 53,9 pay, B segmenti otomobiller 86.875 adetle yüzde 34,4 pay aldı.

Otomobil pazarı gövde tiplerine göre;

Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller (yüzde 45,5 pay, 115.006 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 29,6 pay ve 74.888 adet satış ile Sedan, yüzde 22,5 pay ve 56.977 adet satış ile H/B otomobiller takip etti.

Otomobil pazarı motor tipine göre;

Benzinli otomobil satışları 169.519 adetle yüzde 67,1 pay, dizel otomobil satışları 44.940 adetle yüzde 17,8 pay, hibrit otomobil satışları 27.531 adetle yüzde 10,9 pay, elektrikli otomobil satışları 7.527 adetle yüzde 3 pay ve otogazlı otomobil satışları 3.302 adetle yüzde 1,3 pay aldı.

Otomobil pazarı motor hacmine göre;

1600cc altındaki otomobil satışları %51,4 artarak yüzde 85,1 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 52,5 artarak yüzde 0,8 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 102,6 artarak yüzde 0,2 pay aldı.

Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre;

100-120 gr/km arasındaki otomobiller 110.428 adetle yüzde 43,7 pay, 140-160 gr/km arasındaki otomobiller 57.985 adetle yüzde 22,9 pay aldı.

Otomatik şanzımanlı otomobiller; 187.994 adetle yüzde 74,4 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller 64.825 adetle yüzde 25,6 pay aldı

Hafif ticari araç pazarı gövde tipine göre;

Van gövde tipi yüzde 81,1 pay ve 65.540 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi olurken; Minibüs gövde tipi yüzde 7,7 pay ve 6.218 adetle 2. sırada yer aldı.

Paylaşın