CHP MYK Üyelerinin Tamamı İstifa Etti

CHP MYK üyeleri, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun elini rahatlatmak ve yeni yönetimini belirlemesi için istifalarını sundu. MYK’da yeni görevlendirmeler yapılması bekleniyor.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kaybedilmesinin ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Toplantısı, Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında Genel Merkez binasında gerçekleştirildi.

Basına kapalı gerçekleştirilen toplantı yaklaşık 4 buçuk saat sürdü. Toplantının ardından henüz açıklama yapılmazken MYK üyelerinin tamamı istifa etti. Kemal Kılıçdaroğlu istifaları onayladı. MYK’da yeni görevlendirmeler yapılması bekleniyor.

Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri

Ahmet Akın, Ali Öztunç, Bülent Kuşoğlu, Bülent Tezcan, Devrim Barış Çelik, Faik Öztrak, Fethi Açıkel, Gamze Akkuş İlgezdi, Gökçe Gökçen, Gülizar Biçer Karaca, Lale Karabıyık, Muharrem Erkek, Oğuz Kaan Salıcı, Selin Sayek Böke, Seyit Torun, Veli Ağbaba, Yüksel Taşkın.

CHP Genel Başkan Yardımcılarından Feti Açıkel toplantıda seçimlerin siyasi sonuçlarına dair sunum yaparken Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Devrim Barış Çelik de seçimlerin teknik sonuçlarına dair MYK’ya bilgi verdi.

CHP Parti Meclisi (PM) de Cumartesi günü toplanarak, hem seçim sonuçlarını değerlendirecek, hem de bundan sonraki sürece ilişkin yol haritasını belirleyecek.

CHP’nin yeni MYK’sının da PM toplantısından sonra ve büyük olasılıkla Pazar günü açıklanacağı dile getiriliyor.

CHP’nin Cumartesi günü basına kapalı olarak gerçekleştirilecek Meclis grup toplantısında da yeni grup başkanvekilleri ve TBMM Başkanlık Divanı’nda görev alacak isimler belirlenecek.

CHP MYK ve PM toplantılarında, kongre süreçlerinin de başlatılması bekleniyor. CHP kulislerinde, il ilçe kongrelerinin yaz aylarında tamamlanıp, Eylül-Ekim gibi de 38. Olağan Büyük Kurultay’ın yapılabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Kılıçdaroğlu kritik MYK toplantısı öncesinde CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile bir görüşme gerçekleştirdi. CHP Genel Merkezi’ndeki görüşme bir saate yakın sürdü.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Rezervleri Erimeye Devam Ediyor: Net Eksi 4,4 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Haftalık Para ve Banka İstatistiklerini yayımladı. Buna göre, Merkez Bankası’nın brüt rezervi Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin ikinci turunun yapıldığı 26 Mayıs haftasında 3,1 milyar dolar azalarak 98 milyar 458 milyon dolara geriledi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın brüt rezervi 10 ay sonra ilk kez 100 milyar doların altına indi. TCMB’nin döviz rezervi geçen hafta 2,3 milyar dolar azalarak 56 milyar 519 milyon dolara, altın rezervi ise 800 milyon dolarlık düşüşle 41 milyar 939 milyon dolara geriledi.

2022 sonuna göre bakıldığında ise Merkez Bankası’nın döviz rezervi yüzde 31,83 oranında azaldı. Döviz rezervi, 82,9 milyar dolardan 56,5 milyar dolara düştü.  Altın rezervi ise yıl sonuna göre yüzde 8,53 oranında azaldı.

Geçen hafta 21 yıl sonra ilk kez negatif bölgeye geçen Merkez Bankası’nın net uluslararası rezervi, 26 Mayıs haftasında eksi 0,2 milyar dolardan eksi 4,4 milyar dolara geriledi. Swap harici net rezerv ise eksi 60,3 milyar dolardan eksi 60,5 milyar dolara geriledi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan İstifa Sorusuna Dikkat Çeken Yanıt

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, istifa edip etmeyeceği konusunda da, “MYK’da, Parti Meclisi’nde incelemeler, değerlendirmeler, tartışmalar yapılacak ve hep birlikte karar vereceğiz” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, “İktidar seçim kampanyasını, yalana, iftiralara, montaj kasetlere dayandırarak yürüttü. Halka yalan söyledi. Halkına yalan söyleyen biri cumhurbaşkanı olabilir mi? İktidarın ve seçim kampanyasının bu yönüyle sorgulanması gerekir” dedi.

“Siyasette abartı olur ama yalana, dolana, sahteciliğe, iftiraya yer yoktur” diyen Kılıçdaroğlu, “YSK seçim sonucunu onayladı ama bu sonucun ahlaki meşruiyeti yoktur” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV’den Fikret Bila’ya konuştu. Kılıçdaroğlu, istifa edip etmeyeceği konusunda, “MYK’da, Parti Meclisi’nde incelemeler, değerlendirmeler, tartışmalar yapılacak ve hep birlikte karar vereceğiz” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, “İktidar seçim kampanyasını, yalana, iftiralara, montaj kasetlere dayandırarak yürüttü. Halka yalan söyledi. Halkına yalan söyleyen biri cumhurbaşkanı olabilir mi? İktidarın ve seçim kampanyasının bu yönüyle sorgulanması gerekir” dedi.

“Siyasette abartı olur ama yalana, dolana, sahteciliğe, iftiraya yer yoktur” diyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

“Seçim kampanyası boyunca benim hakkımda yalan söylediler. İftiralar attılar. Sahte videolarla kampanya yürüttüler. Ve bu videoların sahte olduğunu, montaj olduğunu itiraf ettiler. Yüksek Seçim Kurulu seçim sonucunu onayladı ama bu sonucun ahlaki meşruiyeti yoktur.

“Ayrıca kimlere oy kullandırıldığını da gördük. İthal seçmen yarattılar. Türkçe bilmeyen yabancıların oy kullandığını gördük. Bu da ahlaki açıdan sorgulanmalıdır. Seçimi ahlaki meşruiyet açısından hukukçular da ilahiyatçılar da tartışmalıdır.”

Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla Genel Merkez Yönetimi arasında bir tartışma olup olmadığına ilişkin soruya da “Hiçbir sorun yok. Hiçbir gerginlik yok. Hep birlikte konuşup, değerlendirip yol haritamızı belirleyeceğiz” yanıtını verdi.

Paylaşın

Gözler Yeni Kabine’de: Hangi Aklı Başında Maliye Bakanı Olmak İster?

Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçim sonuçlarının belli olmasının ardından, gözler yeni kurulacak Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ne çevrildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni kabineyi kısa bir süre içerinde açıklaması bekleniyor.

Erdoğan’ın olası kabinesine ilişkin iddialar da kamuoyuna yansımaya devam ediyor. Erdoğan’ın ekonominin başına eski başbakan yardımcısı ve maliye bakanı Mehmet Şimşek’i getirmeyi planladığı ileri sürülürken, Bloomberg de konuya ilişkin bir analiz yayınladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre “Hangi aklı başında Türkiye’nin maliye bakanı olmak ister?” diyerek sözlerine başlayan Bobby Ghosh, “Türkiye ekonomisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllarca süren suiistimali nedeniyle kan kaybediyor ve çoğu analist, onun yeniden seçilmesiyle yaraları iyileştirme şansının kaybolduğu konusunda hemfikir” ifadelerini kullandı. Yabancı yatırımcılara da seslenen Ghosh, “Erdoğan’ın, ülkenin maliyesini yönetmek için ‘uluslararası itibara’ sahip bir ekip atama konusundaki belirsiz vaadine de fazla önem verilmemeli” diye yazdı.

“Şimşek, güvenilirliğini kaybetti”

2009-2018 yılları arasında başbakan yardımcısı ve maliye bakanı olarak görev yapan Şimşek’in daha sonra hükümette görev üstlenmediğinin hatırlatıldığı analizde, şöyle devam edildi: “Ancak belki de belki de siyasi efendisine olan sadakatinden dolayı, çekingen bir şekilde pencerede oturduktan sonra Şimşek, bağımsız bir düşünür olarak güvenilirliğinin bir kısmını kaybetti.”

New York merkezli Medley Global Advisors yöneticisi Nick Stadtmiller’in görüşlerine yer verilen analizde, ‘faiz oranlarının muhtemelen düşük, enflasyonun yüksek kalacağı’ belirtildi. “Dolayısıyla Şimşek’in yeniden kabinede yer alması tek başına gerçek bir değişim anlamına gelmeyecek” denilen analizde, şu ifadeler kullanıldı:

“Analistler, Erdoğan’ın ekonominin yönetiminde otoriteyi devretme istekliliğini tartmak için diğer atamaları -örneğin Merkez Bankası’nı- yakından izleyecek. Ancak ‘uluslararası itibara’ sahip yeni bir yöneticiler listesi bile yeterli olmayacak: Görevleri cumhurbaşkanlığının hediyesi olduğu sürece, yetkililer onun heves ve kaprisleri tarafından kısıtlanacak.”

Paylaşın

NATO Üyeliği: İsveç’ten “Türkiye ve Macaristan’dan Onay Bekliyoruz” Açıklaması

Norveç’in başkenti Oslo’da yapılan NATO Dışişleri Bakanları toplantısında konuşan İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström, NATO üyeliği için gerekli tüm kriterleri yerine getirdiklerini söyledi.

Haber Merkezi / Türkiye ve Macaristan’a, üyeliklerini onaylama çağrısı yapan Billström, İsveç’in NATO üyeliği yolculuğunu bir “maratona” benzetti, bu koşuda sona yaklaşıldığını söyledi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise, toplantı öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada “Bu hafta başında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüm. İsveç’in katılımı konusunda ilerleme kaydedilmesinin önemini her zaman vurguluyorum. İsveç’in olası katılımını nasıl sağlayabileceğimizi ele alma konusunda yakın gelecekte Ankara’ya da gideceğim” dedi.

“Finlandiya zaten üye oldu, İsveç’in de üye olacağından eminim. Bunun mümkün olduğunca erken gerçekleşmesi için çalışıyoruz” diye konuşan Stoltenberg, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Benim mesajım İsveç’in üyeliğinin İsveç için iyi olduğu, İskandinav ülkeleri için iyi olduğu, Baltık ülkeleri için iyi olduğu ve aynı zamanda NATO için de iyi olduğudur. Bu NATO’yu daha güçlü kılacak ve aynı zamanda Türkiye ve tüm müttefikler için de iyi olacaktır. Yakın gelecekte Ankara’ya gideceğim ancak tarih henüz belli değil.”

İsveç’te, yeni terörle mücadele yasaları yürürlüğe girdi

Bir yıldan bu yana NATO’ya üye olmayı bekleyen Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden İsveç’te yeni terörle mücadele yasaları yürürlüğe girdi.

İlgili yasalar uyarınca bundan böyle ülkede terör örgütlerine üye olmak, üye olanlara maddi destek sağlamak ya da bu örgütleri herhangi bir biçimde desteklemek, uzun hapis cezaları ile yargılanmanın yolunu açacak şekilde ağır suç sayılacak.

Konu ile ilgili olarak Financial Times gazetesinde bir makalesi yayınlanan İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, “Yürürlüğe giren yasalar, teröre destek verenleri kovuşturmak için İsveç’e yeni ve etkili araçlar sağlayacak” ifadelerini kullandı.

Kristersson yazısında, söz konusu yasaların devreye girmesiyle, ülkesinin terörle mücadele yasalarında bir boşluğun da kapatıldığını dile getirdi.

Stockholm terörle mücadele yasalarını sertleştirerek, bugüne dek NATO üyeliğine destek vermeyen Ankara’nın onayını almayı umuyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının ardından, daha önce geleneksel olarak tarafsız bir dış politika izleyen İsveç ve Finlandiya, geçen yıl Mayıs ayında NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuştu.

Finlandiya geçen Nisan ayında 31’inci üye olarak NATO’ya dahil olurken İsveç hala Türkiye ve Macaristan’ın onayını alamadığı için İttifak’a katılabilmiş değil.

Ankara, İsveç’in üyeliğine onay vermemesine gerekçe olarak, bu ülkenin terör örgütlerine, özellikle de PKK’ya karşı yeterli sertliği göstermediğini savunuyor.

Başbakan Kristersson makalesinde bu konuya da değinerek, yürürlüğe giren yeni terörle mücadele yasalarıyla, İsveç’in Türkiye ile yaptığı anlaşma şartlarını yerine getirdiğini belirtti.

“İsveç, ulusal güvenliğine yönelik tüm tehditlere karşı Türkiye’ye tam destek vermekte ve PKK dahil olmak üzere, bu ülkeye yönelik saldırılar gerçekleştiren tüm terör örgütlerini kınamaktadır” ifadelerini kullanan İsveç Başbakanı, Temmuz ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak olan NATO zirvesine haftalar kala, artık ülkesinin NATO’ya üyelik başvurusunun ciddi bir biçimde değerlendirilmesinin zamanının geldiğini vurguladı.

Kristersson, İsveç’in NATO dışında kalmasının, nihayetinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dışında kimseye yaramayacağını dile getirdi.

Paylaşın

CHP’li Cihaner: Bir Kişinin Gitmesiyle Değişim Olmaz

Seçimler sonrası ortaya çıkan tabloyu değerlendiren CHP’li İlhan Cihaner, “Değişim şart. Bu değişimin tabii ki birincil koşulu da bir kurultay yapılması. Kurultay yapılması derken sadece Genel Başkan ve Parti Meclisi’nin seçildiği bir kurultayı kastetmiyorum” dedi ve ekledi:

“Parti’nin ideolojik tutumunun da tartışılacağı, tüzük ve program kurultayını da içeren bir değişim olmadıktan sonra bir kişinin gidip bir kişinin gelmesi ya da işte tüm MYK’nın değişmesi, bu bizim kafamızdaki değişimi karşılayacak bir şey değil.”

Cihaner, açıklamasının devamında, “Çünkü değişim, parti tabanında ve partinin karar mekanizmalarının olgunlaştığı süreçte tartışılmadı. Dünya değişiyor, partiler de değişir. Partilerin tutumları da değişir. Ancak bu tutum üzerine etraflıca düşünülür, taban buna göre endoktrine edilir, bu içselleştirilir. Öyle olunca tabanınız sahaya çıktığında bunun taşıyıcısı olabilir” ifadelerini kullandı.

CHP’nin sol kanadında yer alan ve partinin ana hattının da bu doğrultuda olması gerektiğini savunan “Gelecek İçin Biz” grubu, seçimlerin ardından ortaya çıkan tabloyu “net bir yenilgi” olarak nitelendirerek parti içi değişim çağrısında bulundu.

Grubun kurucusu, aynı zamanda üç dönem CHP milletvekili ve Parti Meclisi üyesi olarak görev yapan, eski cumhuriyet başsavcısı İlhan Cihaner’le seçim sonuçlarını ve önümüzdeki süreçte nasıl bir sorumluluk alacaklarını bianet’ten Vecih Cuzdan’a değerlendirdi.

14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerini geride bıraktık. Gelecek İçin Biz olarak, seçim sonuçlarından hareketle, “merkez sağ inşası” taktiğinin tutmadığını belirterek, yönetime özeleştiri yapma ve sorumluluk alma çağrısında bulundunuz. CHP’yi bundan sonra nasıl bir süreç bekliyor?

Biz parti yönetiminin hem kadro olarak hem şu andaki karar mekanizmalarının tutumu olarak bir yenilenmeye, hem de en önemlisi politik tutum olarak bir yenilenmeye gitmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ama parti karar mekanizmalarından yöneticilere kadar dışarıya yansıyan sanki bu yenilgi yaşanmamış gibi, sanki aynı minval üzere devam edileceği yolunda izlenimler ediniyoruz.

Köklü bir özeleştirinin gerektirdiği adımların atılması yerine birtakım vitrin değişikliklerine, kısmi kadro değişikliklerine gidildi ki bu da bizim tüzüğümüze göre yetersizdir. Çünkü örneğin MYK’nın kaynağı Parti Meclisi’dir. Ama Parti Meclisi bu yenilgiye giden süreç içerisinde hiçbir eleştiride bulunmadı, tutum almadı. Tam tersine, başından itibaren yetkilerinin tamamını tartışmadan Genel Başkan’a verdiler.

Tabii hatalar sadece Genel Başkan’ın tutumuna da indirgenemez. Çünkü Parti Meclisi tam da bunun için var. Her şey orada tartışılır, doğrular-yanlışlar ayırt edilir ve ortaya çıkan kararın demokratik ve politik meşruiyeti burada belirlenir. Ama bu mekanizmalar işletilmedi. Bu hatalar yapılırken, Parti Meclisi’nin dışında önemli illerin başkanları, büyükşehir belediye başkanları da bir eleştirel tutum getirmediler.

Biz de tabii artık adaylar belirlenip listeler kesinleştikten sonra o dar zamanda eleştiri dozumuzu düşürdük. Ama şimdi önümüzde çok önemli bir seçim var: Yerel seçimler. Her ne kadar parti yönetimi önümüzdeki yerel seçimler nedeniyle de bu tartışmaların yapılmaması ya da değişikliğin gerçekleştirilmemesi gibi bir bakış açısını hayata geçirmeye çalışıyor. Bu tutumu da çok yanlış buluyoruz.

Çünkü 2019 yerel seçimlerinde koşullar farklıydı. İYİ Parti’nin net bir desteği vardı büyükşehirlerde. Ayrıca HDP birçok yerde aday göstermeyerek örtülü bir destek vermişti. Şimdi hem Yeşil Sol Parti içerisindeki hem de İYİ Parti içerisindeki tartışmalar önümüzdeki süreçte ittifakların aynı şekilde devam edip etmeyeceğini de belirsiz hale getiriyor.

Dolayısıyla bu süreçte yenilgi olmamış gibi davranılamaz. İnsanlarda var olan motivasyon düşüklüğü, karamsarlık vs. bunların hepsinin acilen masaya yatırılması lazım.

Bugün yapılacak olan CHP MYK toplantısından bir beklentiniz var mı? Sizce tüm bunlar değerlendirilecek midir?

Kuşkusuz değerlendirilmiş bile olabilir. Ancak tek tük yapılan açıklamalardan ve önceki pratiğimizden hareketle muhtemeldir ki Genel Başkan’a ‘tam destek’ açıklaması yapılacaktır.

Belki kısmi bir MYK değişikliği için Genel Başkan’a alan açılacaktır -ki aslına bakarsanız zaten Genel Başkan tek belirleyici orada. Ancak sorun şu ki bizim tüzüğümüze göre MYK üyeleri, Parti Meclisi içerisinden seçilmek zorunda. Ve bu Parti Meclisi de bugüne kadar yapılan yanlışlardan, bu ideolojik savrukluktan, kadro ve liste hatalarından, ittifak hatalarından nihayetinde onlar da sorumlu. Ya doğrudan doğruya parçası olarak ya müdahale etmeyerek ya yetkilerini tüzüğe aykırı bir şekilde topyekûn olarak devrederek bu durumun sorumlusu aynı zamanda.

Dolayısıyla bu toplantıdan bizim düşündüğümüz gibi bir yenilenme, motivasyonu artırma veya örgütlerin yeniden sürece dâhil edilmesi gibi bir pratiğin çıkmasını doğrusu pek beklemiyorum. Umarım yanılırım.

Önümüzdeki süreç için “değişim” vurgusu yaptınız, bu noktada bir olağanüstü kurultay ya da benzer bir gelişmenin yapılabileceğini düşünüyor musunuz?

Değişim şart. Bu değişimin tabii ki birincil koşulu da bir kurultay yapılması. Kurultay yapılması derken sadece Genel Başkan ve Parti Meclisi’nin seçildiği bir kurultayı kastetmiyorum.

Parti’nin ideolojik tutumunun da tartışılacağı, tüzük ve program kurultayını da içeren bir değişim olmadıktan sonra bir kişinin gidip bir kişinin gelmesi ya da işte tüm MYK’nın değişmesi, bu bizim kafamızdaki değişimi karşılayacak bir şey değil.

Çünkü değişim, parti tabanında ve partinin karar mekanizmalarının olgunlaştığı süreçte tartışılmadı. Dünya değişiyor, partiler de değişir. Partilerin tutumları da değişir. Ancak bu tutum üzerine etraflıca düşünülür, taban buna göre endoktrine edilir, bu içselleştirilir. Öyle olunca tabanınız sahaya çıktığında bunun taşıyıcısı olabilir.

“Parti bir siyasi laboratuvara dönmüş durumda”

Son süreçten örnek vereyim. Şimdi herkesle temas edildi, tamam temas edilsin ama bunu yapan kadrolarınız bu süreçte ilk turdaki tezlerinizi mi taşıyacak, onları mı savunacak? Yoksa ikinci turdaki tezlerin mi savunusunu yapacak? Temas böyle bir şey değil ki. Yoksa en çok ev gezen başarıyı elde eder. Öyle bir şey değil. Dolayısıyla bir ideolojik netleşmeye de ihtiyaç var.

Nitekim bu tartışmaları Cumhuriyet Halk Partisi geçmiş dönemlerde de yapmış. Örneğin ‘Ortanın Solu’ sürecinde. Parti arşivine baktığımız zaman il, ilçelerde, gençlik kollarında inanılmaz tartışmalar yapılmış, raporlar düzenlenmiş. Ama şimdi parti adeta bir siyasi laboratuvara dönmüş durumda. İnformel, kayıt dışı siyaset yapılıyor.

Parti Meclisi’nin hatta belki MYK’nın bile onayı olmadan birdenbire bir hat değişikliği, bir söylem değişikliği gündeme geliyor. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da bir kafa karışıklığı, bir bulamaç ortaya çıkıyor. Bunların hepsinin tartışılacağı bir sürece ihtiyacımız var -ki zaman da yeterli.

Biz ilk çıktığımızda örneğin bir tüzük kurultayı yapıldı. O tüzük kurultayında tam da bu hataları giderecek, bir daha bu hataların yaşanmaması ya da minimize edilmesi için bir tüzük teklifi de sunmuştuk kurultaya. Orada da çok antidemokratik bir süreç yaşandı ve o tüzük kurultayı heba edildi.

Tüzük kurultayının tek çıktısı ön seçimin kaldırılması oldu. Eylemli olarak. Nitekim Cumhuriyet Halk Partisi neredeyse son üç-dört seçimdir ön seçim yapmıyor. Ne yerel yönetimlerde ne de genel seçimlerde. Bu da yaşadığımız yıkımın dinamiklerinden birisi olarak örgütün yeterince motive edilip sahaya sürülememesine vesile olmuştur.

Paylaşın

İTO Duyurdu: İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 56.05

İstanbul’da aylık enflasyon yüzde 1.66, yıllık enflasyon ise yüzde 56.05 olarak gerçekleşti. Enflasyon aylık bazda en fazla “giyim harcamaları” kategorisinde arttı. Giyimde fiyatlar Nisan’a göre yüzde 9,25 arttı. Mayıs’ta kültür, eğitim ve eğlence harcamaları yüzde 5,92, gıda harcamaları ise yüzde 1,50 yükseldi.

Haber Merkezi / Ev eşyası harcamaları Mayıs’ta yüzde 2,41, konut yüzde -1,09, ulaştırma ve haberleşme yüzde -0,10, diğer harcamalar grubu yüzde 0,55 arttı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi verilerini açıkladı. Buna göre, İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi, mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1.66, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yüzde 5,60 artış kaydetti.

Söz konusu veriler yıllık bazda incelendiğinde, perakendede yüzde 56,05, toptan fiyatlarda ise yüzde 70,33 olarak gerçekleşti.

Perakende fiyatlarda mayıs ayında önceki aya göre, giyim harcamalarında yüzde 9,25, kültür eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 5,92, gıda harcamalarında yüzde 1,50, ev eşyası harcamalarında yüzde 2,41, konut harcamalarında yüzde -1,09, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde -0,10, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 1,29, diğer harcamalar grubunda yüzde 0,55 artış oldu.

Mayıs ayında toptan fiyatlarda bir önceki aya göre, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 21,41, mensucat grubunda yüzde 4,59, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 7,05, gıda maddeleri grubunda yüzde 2,02, madenler grubunda yüzde -2,15 artış olurken, kimyevi maddeler grubunda yüzde 2,39, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde -1,03 azalış kaydedildi.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Kur Korumalı Mevduat Hamlesi: Prim Ödemeleri…

1 Haziran’dan itibaren açılacak veya yenilenecek Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarında prim ödemesi vade sonunda yapılabilecek. Prim ödemeleri Türk Lirası olarak yapılacak.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulaması için dikkat çeken yeni bir karar aldı.

Merkez Bankası tarafından bankalara gönderilen yazıda, kur korumalı mevduat hesaplarına önden prim ödemesi yapılmaması istendi.

1 Haziran’dan itibaren açılacak veya yenilenecek KKM hesaplarında prim ödemesi vade sonunda yapılabilecek. Prim ödemeleri TL olarak yapılacak.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre, KKM’deki toplam tutar 2,4 trilyon liraya çıktı. Kur korumalı mevduat dolar cinsinden ise 121 milyar doları aştı.

Faiz üst sınırının kaldırılmasından bu yana KKM hesaplarına giriş hızlandı. Son 7 haftada KKM’deki artış 32,6 milyar dolar olarak kaydedildi.

KKM uygulaması Aralık 2021’de dolardaki hızlı yükseliş sonrası döviz piyasasının dengelenmesi için devreye sokulmuştu.

KKM hesabı nasıl açılır?

Kur Korumalı Mevduat Hesabı, hali hazırda müşterisi olduğunuz bankanın mobil internet bankacılığı ya da bankanın uygulamaları üzerinden açılabilir.

Aynı zamanda bank şubesine giderek KKM hesabı başvurusunda bulunabilirsiniz. Kur Korumalı Mevduat TL hesabı açtırmak için müşterisi olduğunuz banka önemli değildir. Dilediğiniz bankada bu işlemi gerçekleştirebilirsiniz.

Kur Korumalı kur farkı nasıl hesaplanır?

Kur koruması ile hesabınızın kapanış tarihindeki döviz kuru, hesabınızın açılış tarihindeki döviz kurundan yüksek ise aradaki fark size ödenecektir.

Kur Korumalı mevduat hesabı şartları nelerdir?

Hesap sahibinin “yurt dışında işçi, serbest meslek ve müstakil iş sahibi Türk vatandaşı ya da Türkiye’de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek kişi olması” gerekmektedir. Bunun dışında Kur korumalı mevduatta kapsam genişliyor.

KKM riskli mi?

Normal koşullarda kişi kur riskini kendisi üstlenmektedir. KKM ise kur riskini tamamen kamunun üstlenmesine neden olan bir araçtır.

Eğer kur artarsa, aradaki farkı bizzat devlet kendi ödemeyi taahhüt etmektedir. Nitekim 2022 yılında KKM’nin devlete maliyeti yaklaşık 200 milyar lira civarında olmuştur.

Kur Korumalı Hesap en az kaç olmalı?

Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Hesabı açmak için minimum tutar 1.000 (bin) TL, maksimum tutar 500.000.000 (beş yüz milyon) TL’dir.

KKM günah mı?

ALO 190 Fetva Hattı ‘kur korumalı mevduat’ uygulaması için “Vadeli mevduatta da faiz geçerli kur korumalıda da. Sonuçta banka fazlalık veriyor, yani faiz tahakkuk ediyor. Bu yüzden sakıncalı, haram” ifadesini kullandı.

Paylaşın

HDP’li Günay’dan Seçim Açıklaması: Hatalarımızdan Ders Çıkaracağız

Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında konuşan HDP Sözcüsü Günay, seçim sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Eleştiri de özeleştiri de kurumsal sorumluluk temelinde yapılacaktır. Bu yüzden bireysel kararlarla ve bireysel inisiyatiflerle bu dönem karşılanamaz, var olan yetersizlikler aşılamaz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Tüm partili arkadaşlarımıza da çağrımız şudur: Bu dönemin karşılıklı muhasebesini yapmak için sahici ve onarıcı bir eleştiri ve özeleştiri sürecinden geçip siyasete taşıdığımız tüm iradeyle yeniden buluşarak, yüksek bir moralle Büyük Kongre’ye yürüyelim. Hedefimiz budur.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, partisinin yeniden yapılanma sürecine ve netleşen takvime ilişkin HDP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

Selahattin Demirtaş’ın açıklamaların yorumlayan Günay, “Elbette ki kendisi önceki dönem eş genel başkanımız ve biz bu süreçte tartışmaları ve çalışmaları yürütürken, parti kurullarımızla, siyaseten hdp içindeki cezaevindekiler aktörlerle tartışma süreci yürüttük. Bütün parti ve seçim stratejisini kurullarla tartışarak yürüttük.

Bu konu ve bu konu üzerinden yapılan spekülatif söylemlere Demirtaş’ın kendisi aslında birçok konuda gerekli cevapları verdi. Kendisinin cumhurbaşkanlığı adaylığı hukuki durumu nedeniyle ilgili kurullarmızda değerlendirilmedi. Kendisiyle bu konuyla ilgili yapılan istişarelerde bir kadın cumhurbaşkanı adayı önerisi vardı” dedi.

Partinin seçim sonrası yeniden yapılanma sürecine ilişkin basın toplantısı düzenleyen Günay şöyle devam etti:

“Seçimler sonrası biz de değerlendirme süreçlerimizi başlattık. Bu toplantılarda, seçim sonrası değerlendirme sürecinin hangi başlıklarla ve yöntemlerle yapılacağı konusunda fikir alışverişinde bulunduk. Meclis grubumuz bugün ilk kapalı grup toplantısını gerçekleştirecek. Yine 2 Haziran’da Merkez Karar Yürütme kurulumuzu toplayacağız. Ardından, 4,5,6 Haziran’da da kadın meclisimiz, parti meclisimiz ve il eş başkanları toplantımız gerçekleşecek. Süreç bütün yönleriyle tartışılacaktır.

Tüm bu hazırlıkların temel iki amacı var. Birincisi seçim dönemi öncesi yaşanmış olan eksiklikler ve yetersizlikleri gidermek, bir eleştiri ve özeleştiri sürecini işleterek, yanlışlarımızdan hatalarımızdan dersler çıkartmak. İkincisisiyse, hiçbir gerekçe ve mazerete sığınmadan, yapılan muhasebenin gereklerini yerine getirmek için hem politikalar hem de örgütsel yapı açısından yenilemek, yeni muhasebenin örgütsel sonuçlarını yaratmaktır. Tüm partili arkadaşlara çağrımız şudur;:

Bu dönemin karşılıklı muhasebesini yapmak için sahici ve onarıcı bir özeleştiri sürecinden geçip, siyasete taşıdığımız tüm iradeyle yeniden buluşarak, yüksek bir moralle büyük kongreye yürüyelim. Yeni sürecin öznesi olmak isteyne tüm partililerimizi, emektar arkadaşlarımızı. eleştiri ve özeleştiri ve yeniden yapılanma sürecine katkı sunmaya, katılmaya, ve yeniden yapılanmaya çağırıyoruz.”

Paylaşın

Cumhurbaşkanlığı İkinci Tur Seçiminin Kesin Sonucu Açıklandı

YSK Başkanı Ahmet Yener, 28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçiminde, Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’ın yüzde 52,18; Kılıçdaroğlu’nun yüzde 47,82 oy oranına ulaştığını söyledi. Kesin sonuçlar Resmi Gazete’de bugün yayınlanacak.

Haber Merkezi / YSK Başkanı Yener, “Kurulumuz seçim takvimi içerisindeki süreçleri izlemiş ve 29-31 Mayıs tarihinde sona eren ikinci oylamasına ilişkin itirazları dün kurulumuz değerlendirmiştir. Söz konusu itirazlar sonuçlandırılmış ve 28 Mayıs seçimlerinin ikinci tur sonuçları ilan edilmek üzere Resmi Gazete’nin mükerrer sayısına gönderilmiştir.” dedi.

Ahmet Yener, ikinci oylamada katılım oranının toplam yüzde 84,15 olduğunu söyledi.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, 28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinin kesin sonuçlarını açıkladı. Yener’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“14 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleştirilen seçimin ardından 15 Mayıs 2023 tarihinde ilk defa gerçekleştirilen ikinci tur oylama süreci başlamış olup, 20 Mayıs 2023’te yurt dışında oy verme işlemi başlamıştır. İkinci tur oylamanın ilk aşaması olan yurt dışı temsilcilik oylaması başlamıştır.

YSK üyelerine, merkez teşkilatımıza ve diğer tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. 24 Mayıs 2023 tarihinden yurt içi oy verme gününe kadar dönüş transferleri gerçekleşmiştir. YSK’nın ve tüm teşkilatımızın özverili çalışmalarını kamuoyunun takdirine sunuyorum.

İtirazlar sonuçlandırılmış ve 28 Mayıs 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tur sonuçları Resmi Gazete’ye gönderilmiştir. 28 Mayıs’ta seçimin ikinci oylamasında 52 milyon 93 bin 375 seçmenimizin oy kullandığı görülmüştür.

Yurt dışında 1 milyon 930 bin 26 seçmenimiz oy kullandı. Yurt içi ve 54 milyon 23 bin 601 seçmenimizin oy kullandığı görülmüştür. Sayın Erdoğan’ın 27 milyon 834 bin 574 oy aldığı, Kılıçdaroğlu’nun 25 milyon 475 bin 724 oy aldığı görülmüş olup, Sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olarak seçildiği anlaşılmıştır.”

Paylaşın