AP’nin “Sakharov Ödülü” Jina Mahsa Amini’ye Verildi

16 Eylül 2022 yılında 22 yaşındayken hayatını kaybeden Jina Mahsa Amini, Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından verilen Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’ne layık görüldü. Ödül töreni 13 Aralık’ta gerçekleştirilecek.

22 yaşındaki Jina Mahsa Amini, geçen yıl başkent Tahran’a yaptığı bir gezi sırasında, “başörtüsünü kurallara uygun şekilde takmadığı” gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmişti.

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Roberta Metsola, Perşembe günü Strazburg’da yaptığı açıklamada, Amini’nin 16 Eylül 2022’de 22 yaşındayken hayatını kaybetmesinin İran’da tarih yazan bir kadın hareketine yol açtığını söyledi.

Metsola, Amini’nin ölümünün protesto edildiği gösterilerde sıkça tekrarlanan “Kadın. Yaşam. Özgürlük” sloganına atıfta bulunarak, bunun İran’da “eşitlik, onur ve özgürlük için ayağa kalkan herkesin sloganı” haline geldiğini belirtti.

Kürt kökenli Mahsa Amini’nin, tesettür kurallarına tam uymadığı gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra hastanede ölmesi üzerine ülke genelinde rejim karşıtı gösteriler düzenlenmişti.

Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü, 1988 yılından bu yana AB Parlamentosu tarafından insan hakları, azınlıkların korunması, uluslararası hukuka saygı ve düşünce özgürlüğüne özellikle önem atfeden kişi ve kurumlara veriliyor.

50 bin euro değerindeki ödül, Sovyet fizikçi ve Nobel Barış Ödülü sahibi Andrey Sakharov’un (1921-1989) adını taşıyor. Ödül töreni 13 Aralık’ta gerçekleştirilecek.

Sakharov Ödülü’ne bu yıl; Afgan eğitim aktivistleri Marzia Emiri, Parasto Hakim ve Metiullah Wesa, Gürcü hukukçu Nino Lomjaria ve Gürcistan’ın Avrupa yanlısı halkı, Ugandalı iklim aktivisti Vanessa Nakate, Nikaragualı insan hakları savunucuları Vilma Nunez de Escorcia ve Mgr Rolando Jose Alvarez Lagos ile farklı ülkelerden kadın hakları savunucuları Justyna Wydrzynska, Morena Herrera ve Colleen McNicholas aday gösterilmişlerdi.

Ne olmuştu?

22 yaşındaki Jina Mahsa Amini, geçen yıl başkent Tahran’a yaptığı bir gezi sırasında, “başörtüsünü kurallara uygun şekilde takmadığı” gerekçesiyle ahlak polisi tarafından karakola, birkaç saat sonra ise polis gözetiminde hastaneye götürüldü.

O esnada genç kadının baygın, hatta ölmüş olabileceğinden şüpheleniliyor. Üç gün sonra, 16 Eylül’de yapılan resmî açıklamada ise Mahsa’nın öldüğü duyuruldu. Jina Mahsa Amini’nin memleketi olan İran’ın batısındaki Kürt kasabası Sakkız’daki cenaze töreni sırasında başlayan protestolar, hızla ülke geneline yayıldı.

Çoğunluğu genç kadınlardan oluşan protestocular, başörtülerini çıkararak eylem yaptı. Bu mitingler, 1979’da İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana en büyük ve en uzun soluklu protestolara dönüştü. Tahran hükümeti, buna büyük bir baskı ve şiddetle karşılık verdi.

Kesin rakamlar bilinmemekle birlikte, bağımsız insan hakları örgütlerine göre, İran’da güvenlik güçleri 16 Eylül 2022 ile Ocak 2023 sonu arasındaki protestolarda 17’si çocuk olmak üzere en az 527 göstericiyi öldürdü.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

800’den Fazla Akademisyenden, “Gazze’de Soykırımı Önleyin” Çağrısı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 13. gününde, 800’den fazla akademisyen, İsrail tarafından Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere karşı soykırım gerçekleştirilme olasılığına karşı uluslararası topluma uyarıda bulunan bir bildiri yayınladı.

Bildiriye imza atan akademisyenler arasında, holokost ve soykırım çalışmaları uzmanları, uluslararası hukuk ve Uluslararası Hukuka Üçüncü Dünya Yaklaşımları (TWAIL) akademisyenleri yer alıyor.

‘Gazze Şeridi’nde daha önce var olan koşulların, son dönemde (şiddet ve çatışmalarda) yaşanan tırmanışın öncesinde, halihazırda soykırım tartışmalarını beraberine getirdiğini’ hatırlatan imzacılar, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Uluslararası hukuk, çatışma ve soykırım çalışmaları akademisyenleri olarak, İsrail güçleri tarafından Gazze Şeridi’nde Filistinlilere karşı soykırım suçu işlenebileceğine yönelik uyarıda bulunmak zorunluluğudayız. Bunu bu suçun ağırlığının bilincinde olarak öyle kolayca yapmıyoruz; mevcut durum bunu talep ediyor.”

‘Akademisyenlerin yıllar içinde Gazze’daki ablukanın bir soykırımın başlangıcı ya da ağır çekim bir soykırıma eşdeğer olabileceği uyarısında bulunduğuna’ işaret eden 801 akademisyen, “Ancak İsrail’in 7 Ekim 2023’te Gazze Şeridi’ne başlattığı mevcut askeri harekat, büyüklüğü ve şiddeti açısından, dolayısıyla Gazze toplumu için sonuçları açısında daha önce eşi görülmemiş bir durum teşkil ediyor” ifadelerini kullandı.

Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları’nın 7 Ekim’de siviller de dahil İsrail’e yönelik saldırılarını hatırlatan akademisyenler, ‘Gazze şeridinin o günden bu yana İsrail güçlerinin aralıksız ve ayrım gözetmeyen bombardımanına maruz kaldığının’ altını çizdi. İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant’ın Gazze’ye akaryakıt, elektrik, su ve diğer temel ihtiyaçların girişini de yasaklayacak şekilde ‘topyekûn abluka’ uygulanacağını açıkladığına işaret edilen açıklamada, “Bu terminoloji, kendi içinde halihazırda yasadışı olan ve soykırımcı bir ablukanın, düpedüz yıkıcı bir saldırı olarak şiddetlenmesine işaret ediyor” denildi.

İsrailli yetkililerin 12 Ekim’de ‘bunun pek çok insan için pratikte imkansız olduğunu bilmelerine rağmen’ Gazze’nin kuzeyinde yaşayan 1,1 milyon Filistinliden bölgenin güneyine geçmesini istediğini hatırlatan akademisyenler, ‘güvenli rota’ olarak adlandırılan yolu kullanarak bölgeden ayrılmaya çalışan Gazzelilerin de İsrail’in hava saldırılarının hedefi olduğunu ve en az 70 kişinin bu şekilde yaşamını yitirdiğini kaydetti. Açıklamada ayrıca “İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’teki tüm Filistin toplumuna karşı şiddet, gözaltı, yerinden etme ve yıkım da artış gösterdi” uyarısında bulunuldu.

Savunma Bakanı Gallant’ın Filistinliler için kullandığı “Biz hayvansı insanlarla savaşıyoruz ve ona göre davranıyoruz” ifadelerini de hatırlatan imzacılar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrailli yetkililer tarafından 7 Ekim’den bu yana yapılan açıklamalara bakılırsa, Gazze’deki Filistinlilerin öldürülmesi ve yaşam için gerekli olan temel koşulların sınırlandırılmasının ötesinde, Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden ve olması muhtemel İsrail saldırılarının olası bir soykırımcı niyetle yapıldığına ilişkin emareler de var. İsrailli siyasi ve askeri figürlerin kullandığı dil, soykırım ve soykırıma teşvik ile ilişkilendirilebilecek söylem ve mecazları yeniden üretiyor gibi görünüyor. Filistinlilere yönelik insan olmaktan çıkaran tarifler yaygın.”

‘Soykırıma teşvike ilişkin kanıtların İsrail kamuoyu söyleminde de mevcut olduğunu’ kaydeden akademisyenler, “Filistinli insan hakları örgütleri, Yahudi sivil toplum grupları, Holokost ve soykırım çalışmaları akademisyenleri ve diğerleri şimdi Gazze’deki Filistinli toplumuna karşı olması yakın bir soykırım konusunda uyarıyor. Gazze Şeridi’nde soykırım yapılması konusunda ciddi bir riskin varlığının altını çiziyoruz” dedi.

“İsrail’in daha fazla soykırıma teşvikten…”

‘Devletlere soykırım suçunu önleme yönünde yasal görevleri uyarınca soykırımcı eylemleri bireysel ve toplu olarak engellemek için somut ve anlamlı adımlar atma’ çağrısında bulunan 801 akademisyen, “Filistin halkını korumalı ve İsrail’in daha fazla soykırıma teşvikten ve Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2’nci maddesi tarafından yasaklanan eylemlerden kaçınmasını sağlamalılar” dedi.

Devletlerin Birleşmiş Milletler’in (BM) ilgili kurumlarının harekete geçmesi için bu kurumlara çağrı yapması gerektiğini de belirten imzacılar, BM’nin tüm ilgili organlarına seslenerek ‘Filistin halkını soykırımdan korumak için derhal müdahalede bulunma, gerekli soruşturmaları başlatma ve gerekli uyarı prosedürlerini başlatma’ çağrısında bulundu.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi’nden 3 Siyasi Parti Hakkında Kapatma Kararı

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Yeni Dünya Partisi, Değişim ve Demokrasi Partisi ve Yeniden Birlik Partisi’ne ilişkin açtığı davalarda nihai kararı aldı.

Haber Merkezi / AYM, Yeni Dünya Partisi’nin üst üste iki kez büyük kongresini süresinde yapmadığı; Yeniden Birlik Partisi ile Değişim ve Demokrasi Partisi’nin “ilk büyük kongresini süresinde yapmadığı ve zorunlu organlarını oluşturmadığı” gerekçeleriyle ‘kendiliğinden dağılma hali’ ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona ermesine hükmetti.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), 3 partiye ilişkin kararları Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yeni Dünya Partisi

Yeni Dünya Partisi, 31 Ekim 2009 tarihinde Demokrat Parti’ye katılan Anavatan Partisi’nin ardından Büyük Anavatan Partisi adıyla kuruldu. Parti, Anavatan Partisi’nin kurucusu Turgut Özal’ın görüşlerini savunuyordu.

Partinin Genel Başkanı Emanullah Gündüz 2011 seçimlerine katılmayacaklarını bildirse de sonradan partinin zaten seçimlere katılacak teşkilat sayısını tamamlayamadığı anlaşılmıştı.

Parti, 19 Eylül 2011’de adını Birlik ve Huzur Partisi olarak değiştirdi. Partinin kurulduğu gün Mardin Gazeteciler ve Yazarlar Derneğini ziyaret eden Birlik ve Huzur Partisi Genel Başkanı Emanullah Gündüz, partinin yeni kurulduğunu bildimişti.

Gündüz; “Büyük Anavatan Partisi ismi Birlik ve Huzur Partisi olarak değiştirilmiştir. Parti siyasi hayatına Birlik ve Huzur Partisi çatısı adı altında devam edecektir” demişti.

Değişim ve Demokrasi Partisi

25 Haziran 2020 yılında kurulan Değişim ve Demokrasi Partisi’nin genel başkanı Mehmet Işık’tı. Değişim ve Demokrasi Partisi, 31 Mart 2022 yılında Milli Yol Partisi’ne katılmıştı. Partinin genel başkanı Mehmet Işık, Milli Yol Partisi’ne katıldıkları için mutlu olduklarını ifade etmişti.

Yeniden Birlik Partisi

Yeniden Birlik Partisi Özcan Alagözoğlu liderliğinde 31 Mart 2020 yılında kuruldu. Son genel başkanı Savaş Yetkin’di.

Savaş Yetkin, partinin kuruluş sürecinde, “Ülkemiz için siyaseti olması gerektiği gibi amacına uygun olarak halkın bir parçası olduğumuzu unutmayarak sadece oy toplamak amacında olmak yerine ülkemizi el ele geleceğe taşımak istiyoruz. Çünkü biz halk ile halk için yola çıkıyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Gazze’deki Hastane Katliamı; Erdoğan, Milli Yas Kararını Duyurdu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in gerçekleştirdiği ve en az 500 kişinin hayatını kaybettiği Gazze’deki hastane saldırısı nedeniyle 3 günlük ulusal yas ilan edildiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Türkiye olarak Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı büyük acıları yüreğimizde hissediyoruz. Çoğu çocuk ve masum sivillerden oluşan binlerce şehidimize duyduğumuz saygının bir gereği olarak ülkemizde 3 günlük millî yas ilan edilmiştir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kamu kurum ve kuruluşlarına gönderdiği yas kararında şu ifadelere yer verildi: İsrail tarafından sivillere yönelik olarak gerçekleştirilen ve son olarak 17 Ekim 2023 tarihinde bir hastaneye yapılan saldırılar sonucu hayatını kaybeden ve yaralananlardan dolayı Filistin halkının acılarını paylaşmak maksadıyla üç gün süreyle milli yas ilan edilmesi ile bütün yurtta ve dış temsilciliklerimizde 21 Ekim 2023 Cumartesi günü güneşin batışına kadar bayrakların yarıya çekilmesi uygun görülmüştür. Bilgilerini ve gereğini rica ederim.

Milli yas (ulusal yas) nedir?

Ulusal yas veya millî yas, bir ülkenin halkının büyük bölümü tarafından yerine getirilen yas tutma ve anma eylemlerinin gerçekleştirildiği günlerdir. Bu günler; o ülkeden veya başka bir yerden önemli bir kişinin veya kişilerin ölümü, cenazesi veya bunların yıl dönümü nedeniyle hükûmetler tarafından ilan edilir.

Ayrıca, bir ülkede gerçekleşen doğal afet, facia, kaza, savaş veya terör saldırısı sonrasında da ulusal yas ilan edilebilir. Bayrakların yarıya indirilmesi ve saygı duruşu yaygın olarak gerçekleştirilen bir ritüeldir.

TBMM’de grubu bulunan altı siyasi partiden ortak bildiri

Öte yandan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) grubu bulunan altı siyasi parti, hastane saldırısını kınayan ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, “İnsanlık suçu olan bu saldırıları en şiddetli biçimde kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal, Yeşiller ve Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül, İYİ Parti Grubu Temsilcisi Dursun Ataş ve Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin tarafından imzalanan ortak bildiride, Filistin ve İsrail’deki gelişmelerin dikkatle izlendiği belirtilerek “Gazze’de hastanelerin hedef alınması sonucunda, yüzlerce Filistinlinin hayatını kaybetmesinden ve bir o kadarının da yaralanmasından derin üzüntü duyuyoruz” denildi.

“İsrail’in Gazze halkına karşı uluslararası hukuka ve uluslararası insancıl hukuka aykırı saldırılarını artırarak sürdürmesini esefle karşılıyoruz” denilen bildiride, dünya parlamentoları, uluslararası toplum ve kuruluşları saldırılara karşı tutum ve inisiyatif almaya çağrıldı.

Paylaşın

ABD’den Skandal Açıklama: Hastane Saldırısının Arkasında İsrail Yok

Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşında 12. gün geride kalırken, ABD, Gazze’deki hastaneye düzenlenen ve 400’den fazla Filistinlinin ölümüne yol açan saldırının arkasında İsrail’in olmadığını açıkladı.

Haber Merkezi / Beyaz Saray, hava fotoğrafları ve iki Hamas üyesi arasında geçtiği iddia edilen ve İslami Cihad’ın füzesinin yanlışlıkla ateşlendiğini itiraf eden bir telefon görüşmesini de içeren kanıtların, El Ehli hastanesine düzenlenen saldırının arkasında İsrail’in olmadığını gösterdiğini belirtti.

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri (ABD)  İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve Netanyahu havalimanında karşıladı. Biden her iki liderle sarılarak selamlaştı. Hamas karşısında İsrail’e koşulsuz destek veren ABD Başkanı Joe Biden, Gazze’de el Ehli Hastanesi’nde meydana gelen patlamanın İsrail tarafından kaynaklanmamış gibi göründüğünü söyledi.

İsrail ve Hamas arasındaki savaşta İsrail’e desteğini göstermek için Tel Aviv’e giden Biden burada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmede “Gördüklerime göre, bu [patlama] diğer ekip tarafından yapılmış gibi görünüyor, sizin tarafınızdan değil,” ifadelerini kullandı.

Ayrıca İsrail, insani durumun felaket boyutuna ulaştığı Gazze Şeridi’nde halka Mısır’dan yardım sevkiyatı yapılmasına izin verileceğini açıkladı. Başbakan Benyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, İsrail’in ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze Şeridi’nin güneyindeki sivil halka gıda, su ve ilaç sağlanması çağrısına karşı çıkmayacağı belirtildi.

Açıklamada İsrail’in “Hamas’a ulaşmadığı sürece” Mısır’dan yardım sevkiyatına izin vereceği kaydedilirken, Hamas tarafından kaçırılan rehinelerin tamamı serbest bırakılana kadar İsrail topraklarından Gazze’ye yardım sevkiyatı yapılmayacağı belirtildi.

Hastane saldırısında 471 öldü

Filistin Sağlık Bakanlığı dün akşam vurulan Gazze’deki El Ehli Hastanesi’den 471 kişinin öldürüldüğünü ve 314 kişinin de yaralandığını açıkladı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı sözcüsü Dr Aşraf El Kudra, hastanenin İsrail tarafından vurulduğunu savundu.

El Kudra İsrail’in Gazze’ye yönelik 11 gündür devam eden saldırılarında 3 bin 478 kişinin öldürüldüğünü ve 12 bin 65 kişinin yaralandığını belirtti.

Filistin Sağlık Bakanı Mai al-Kaila, 7 Ekim’den bu yana 11 gündür devam eden İsrail saldırılarında öldürülenlerin sayısının 3 bin 300’e ulaştığını açıkladı. Buna göre 13 bin kişi de yaralandı.

Gazze’deki en eski hastaneydi

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısıyla gündeme gelen ve yaklaşık 500 kişinin yaşamını yitirdiği Gazze’deki el-Ehli Baptist Hastanesi, 1882’den beri bölgede hizmet veriyor. El-Ehli Baptist Hastanesi, Anglikan Kilisesi’nin Kilise Misyoner Topluluğu (CMS) aracılığıyla 1882’de kuruldu.

ABD merkezli Güneyli Baptist Toplumu’nun 1954 ila 1982’de işlettiği hastanenin yönetimi, daha sonra Filistin Anglikan Piskoposluğuna devredildi. E​​​​​l-Ehli Baptist Hastanesi, Gazze’deki en eski hastane olarak biliniyor.

BMGK, Hamas ve İsrail arasındaki savaşı kınayan kararı reddetti

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Brezilya tarafından sunulan ve Hamas ile İsrail arasındaki savaşı ve özellikle de Hamas’ın “terör saldırılarını” kınayan karar tasarısını reddetti.

Konsey’in 15 üye ülkesinden 12’si lehte oy kullanırken, aralarında Rusya’nın da bulunduğu iki ülke çekimser kaldı. Beş daimi üyeden biri olan ABD’nin aleyhte oy kullanması kararın reddedilmesi için yeterli oldu.

Paylaşın

İsrail’den Mısır Üzerinden Gazze’ye Yardıma İzin

Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşında 12 gün geride kalırken, İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan yazılı açıklamada, “İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki nüfusa yönelik Mısır’dan gelecek yardımları gıda, su ve ilaç olduğu sürece engellemeyeceği” belirtildi.

Haber Merkezi / İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada ayrıca, “rehineler evlerine dönmediği sürece İsrail topraklarından Gazze Şeridine harhangi bir insani yardıma izin verilmeyeceği” de vurgulandı. Gazze Şeridi’nde yönetimi elinde bulunduran Hamas, İsrail’den kaçırdığı yaklaşık 200 kişiyi rehin tutuyor.

Birleşmiş Milletler’in (BM) tahminine göre, halihazırda Gazze’de yaşayan toplam 2,4 milyon kişinin yaklaşık bir milyonu, İsrail’in çağrısı üzerine güneye sığındı.

Bölgeye yardım malzemesi taşıyan kamyonlar ise Gazze Şeridi’nin güneyine sınırı olan Mısır’ın Sina Yarımadası’ndaki Refah sınır kapısı kapalı olduğu için bekletiliyor. İsrail tarafından kontrol edilmeyen tek geçiş noktası olan Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah kapısı Mısır tarafından açılmıyor. Mısır’ın sınırı açmama gerekçelerinden biri İsrail ordusunun sınır kapısını bombalama ihtimali.

İsrail Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği operasyonun ardından Gazze’yi havadan vurmaya başlamıştı. Gazze’ye su, gıda, elektrik ve yakıt tedarikine izin vermeyen ve bölgeye yönelik ablukayı sürdüreceğini duyuran İsrail, olası bir kara harekâtı için hazırlıklarını da sürdürüyor.

Filistinli yetkililer, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırılarında şu ana kadar 3 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. İsrail ise Hamas saldırıları sonucunda bin 400’ü aşkın vatandaşının yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden, Gazze’deki hastane katliamının ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve acil durum hükümeti yetkilileri ile görüştü. ABD Başkanı görüşmelerin ardından Tel Aviv’de basın toplantısı düzenledi.

Biden, ABD’nin İsrail’e desteğini sürdüreceğini yineledi ve itidal çağrısı yaptı ve “İsrail’in yanında durmaya devam edeceğiz. Hamas’ın saldırıları rasyonelleştirilemez” dedi. İsrail ile abluka altında tuttuğu Gazze’ye “Mısır üzerinden insani yardım gönderilmesine izin verilmesi için bir anlaşma sağlandığını” söyleyen Biden, insanı yardım için 100 milyon dolarlık bütçe ayrıldığını belirtti.

Paylaşın

ABD Başkanı Biden’dan İsrail’e Koşulsuz Destek

ABD Başkanı Joe Biden, “Dün gece hastanedeki patlamadan sonra yaşanan büyük can kaybından ‘öfke ve üzüntü'” duyduğunu vurguladı. ABD Başkanı, “şu andaki kanıtların Gazze’deki bir terör örgütü tarafından fırlatıldığını gösterdiğini” söyledi.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Biden, “Gazze halkının gıda, su, ilaç ve barınmaya ihtiyacı olduğunu ve yardımların Hamas’a değil, sivillere gitmesinin kritik önemde olduğunu” belirtti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)  İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve Netanyahu havalimanında karşıladı. Biden her iki liderle sarılarak selamlaştı.

Hamas karşısında İsrail’e koşulsuz destek veren ABD Başkanı Joe Biden, Gazze’de el Ehli Hastanesi’nde meydana gelen patlamanın İsrail tarafından kaynaklanmamış gibi göründüğünü söyledi.

İsrail ve Hamas arasındaki savaşta İsrail’e desteğini göstermek için Tel Aviv’e giden Biden burada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmede “Gördüklerime göre, bu [patlama] diğer ekip tarafından yapılmış gibi görünüyor, sizin tarafınızdan değil,” ifadelerini kullandı.

İsrail, İslami Cihad’ı sorumlu tuttu

İsrail ordusu, Gazze’de 500’den fazla kişinin öldüğü hastane saldırısının İslami Cihad’ın başarısız roket fırlatma girişiminden kaynaklandığını öne sürdü. Ordu Sözcüsü Daniel Hagari çarşamba günü yaptığı açıklamada, karadan, denizden veya havadan hastaneyi hedef alan bir saldırılarının olmadığını söyledi.

Saldırıdan İslami Cihad’ı sorumlu tutan sözcü basın toplantısında, “Hepinizle paylaştığımız kanıtlar, Gazze’de hastanedeki patlamanın başarısız bir İslami Cihad roketinin atılmasından kaynaklandığını doğruluyor” dedi

Delillerini savunan Hagari, “Bu profesyonel analiz, hepsi çapraz referanslı olan istihbarata, operasyonel sistemlere ve hava görüntülerine dayanıyor.” ifadelerini kullandı.

Hastane saldırısında 471 öldü

Filistin Sağlık Bakanlığı dün akşam vurulan Gazze’deki El Ehli Hastanesi’den 471 kişinin öldürüldüğünü ve 314 kişinin de yaralandığını açıkladı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı sözcüsü Dr Aşraf El Kudra, hastanenin İsrail tarafından vurulduğunu savundu.

El Kudra İsrail’in Gazze’ye yönelik 11 gündür devam eden saldırılarında 3 bin 478 kişinin öldürüldüğünü ve 12 bin 65 kişinin yaralandığını belirtti.

Filistin Sağlık Bakanı Mai al-Kaila, 7 Ekim’den bu yana 11 gündür devam eden İsrail saldırılarında öldürülenlerin sayısının 3 bin 300’e ulaştığını açıkladı. Buna göre 13 bin kişi de yaralandı.

BMGK, Hamas ve İsrail arasındaki savaşı kınayan kararı reddetti

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Brezilya tarafından sunulan ve Hamas ile İsrail arasındaki savaşı ve özellikle de Hamas’ın “terör saldırılarını” kınayan karar tasarısını reddetti.

Konsey’in 15 üye ülkesinden 12’si lehte oy kullanırken, aralarında Rusya’nın da bulunduğu iki ülke çekimser kaldı. Beş daimi üyeden biri olan ABD’nin aleyhte oy kullanması kararın reddedilmesi için yeterli oldu.

Uluslararası kurumlardan saldırıya kınama

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, Gazze’de hastanenin bombalanmasıyla ilgili, “Çok fazla ölü var. Bu, orada yaşayan insanlar için sahadaki dramatik durumu gösteriyor.” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM), Gazze’deki El Ehli Vaftiz Hastanesi’ne yönelik saldırıyı şiddetle kınayarak, siviller ve sağlık tesislerine yönelik saldırıların sonlandırılması çağrısında bulundu

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze’deki El Ehli Vaftiz Hastanesine yapılan saldırıyı güçlü şekilde kınadı. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, X sosyal medya platformundan el-Ehli Baptist Hastanesine yönelik saldırıya ilişkin paylaşımda bulundu.

Ghebreyesus, “İlk haberler yüzlerce ölü ve yaralı olduğuna işaret ediyor. Sivillerin ve sağlık hizmetlerinin derhal korunması için çağrıda bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı. Direktör Ghebreyesus, Gazze’nin kuzeyindeki hastanelerin tahliye talebinin (İsrail tarafından yapılan) geri alınmasını talep ettiklerini kaydetti.

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, “İsrail’in Gazze Şehrinde hastaları tedavi eden ve yerinden edilmiş Gazzelilere ev sahipliği yapan hastanenin bombalaması karşısında dehşete düştük. Yüzlerce insanın öldürüldüğü bildiriliyor. Bu bir katliamdır. Kesinlikle kabul edilemez” açıklaması yaptı.

Paylaşın

Marksist Düşünür Zizek, ‘Filistinlilerin haklarını savunmalıyız’ dedi, kitap fuarı karıştı

Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı’nın açılış konuşmasını üstlenen ”marksist felsefeci” Slavoj Zizek, ”Hamas’ın İsrail halkına yönelik terör saldırılarını” kınarken, ”Fakat aynı zamanda Filistinlileri de dinlemek ve çatışmayı anlamak için olayların arka planına dikkat etmek gerektiğini” söyleyince büyük tepki gördü.

Aralarında Almanya Hessen Eyalet Hükümeti Antisemitizm Sorumlusu Uwe Becker’in de bulunduğu çok sayıda konuk konuşmayı protesto etti. Protestoların yanında, birçok konuk da salonu terk etti.

Çarşamba sabahı, 75. Frankfurt Kitap Fuarı kapılarını sektör uzmanlarına ve ticari ziyaretçilere açtı. Fuara 95 ülkeden 4 bin 200’den fazla katılımcının gelmesi bekleniyor. Organizatörler Gazze’deki savaşı göz önünde bulundurarak ilk gün kısa bir süre içinde ”İsrail için Endişe” konulu bir panel düzenlemeye karar verdi.

Sol Haber’in aktardığına göre; Kitap fuarının açılış konuşmasını üstlenen ”marksist felsefeci” Slavoj Zizek, Filistinlilerin de dinlenmesi gerektiğini söyleyince, küçük çapta bir skandala neden oldu.

Bu yılki konuk ülkenin Slovenya olduğu fuarda söz alan Zizek, Gazze Şeridi’nde İsrail ve Hamas arasında süren savaşı da ele aldığı konuşmasında, ”Hamas’ın İsrail halkına yönelik terör saldırılarını” kınarken, ”Fakat aynı zamanda Filistinlileri de dinlemek ve çatışmayı anlamak için olayların arka planına dikkat etmek gerektiğini” söyleyince büyük tepki gördü.

Aralarında Hessen Eyalet Hükümeti Antisemitizm Sorumlusu Uwe Becker’in de bulunduğu çok sayıda konuk konuşmayı protesto etti. Uwe Becker, Zizek’i hem konuşması sırasında sahne önünde ve hem de daha sonra sahneye çıkıp söz alarak sert sözlerle eleştirdi. Ünlü felsefeciyi Hamas’ın suçlarını küçük gösterip önemsizleştirmekle suçlayan Becker, birkaç kez salonu terk edip geri döndü.

Zizek’in sözleri, İsrail’in acılarına hakaret, suçu önemsizleştirmek ve antisemitizme kapı açmak olarak gören çok sayıda konuk tarafından protesto edildi. Birçok konuk da salonu terk etti.

Olayların ardından Frankfurt Kitap Fuarı Müdürü Juergen Boos bir ”eleştirel açıklama” yayımladı. ”Ne olursa olsun Zizek’in ifade özgürlüğü olduğunu” hatırlatan Boos, bu özgürlüğe sahip çıkılmasını istedi. Boos, tartışmalı ve tepkilere yol açacan bir konuşmayı kesmenin de mümkün olabileceği görüşünü savunurken, ”Hoşumuza gitmese, kınamış bile olsak, konuşmayı sonuna kadar dinlediğimiz için memnunum” dedi.

Slavoj Zizek ne dedi?

Zizek konuşması kesilmeden önce de bu tartışmalı konudaki ”analiz yasağını” eleştirmişti. Filistinlilerin sadece bir sorun olarak görüldüğünü, kendilerine olumlu bir rol verilmediğini kaydeden Zizek, ”Filistin sorunu çözülmeden Orta Doğu’da barış olamaz” diye konuşmuştu. Dinleyicilerden gelen İsrail’deki terör saldırılarını önemsizleştirdiği ve küçük gösterdiği yolundaki suçlamaları ”Ben hiçbir şeyi önemsizleştirmiyorum, suçu meşrulaştırmıyorum: İsrail’in kendini savunma hakkı vardır” diyerek yüksek sesle reddeden Zizek, ”Filistinlilerin haklarını savunmak ve antisemitizmle mücadele etmek gerekir” demişti.

Kendisinden önceki konuşmacıların hepsinin İsrail hakkında konuştuğunu, ancak Filistinliler hakkında konuşmadıklarının altını çizen Sloven felsefeci, Filistinli yazar Adania Shibli’ye kitap fuarında ödül verilmemesi kararını da ”skandal” olarak nitelemişti.

Orta Doğu’daki çatışmalarla ilgili tartışmaların fuarda tartışmalı bir konu olmaya devam etmesi bekleniyor. Bu arada bazı organizatörler Endonezya ve Malezya’nın katılımlarını iptal ettiğini duyurdu. Ajansların haberlerinde, bir fuar sözcüsünün, ”Bu iptaller İsrail ile dayanışmamıza bir tepkidir” açıklamasında bulunduğu belirtildi. Aynı sözcünün, ”Fuar aynı zamanda Hamas yönetiminde acı çeken Filistinlilerin de yanındadır” diye konuştuğu aktarıldı.

Paylaşın

Dört Kişilik Memur Ailesinin Yoksulluk Sınırı 49 Bin 215 Lira

Ekonomiye dair açıklanan her veri yaşanan derin ekonomik krizi gözler önüne seriyor. Eylül ayında dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı yani açlık sınırı 16 bin 338 lira oldu.

Haber Merkezi / Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı kısacası yoksulluk sınırı ise 49 bin 215 lira oldu.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Büro Emekçileri Sendikası’nın araştırma merkezi (BES/AR), eylül ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını açıkladı.

Buna göre; Eylül ayında dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı 16 bin 338 lira, tek bir kişinin (bekâr) bir çalışanın yaşam maliyeti ise 22 bin 124 lira, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı kısacası yoksulluk sınırı 49 bin 215 lira oldu.

Eylül ayında bir önceki aya göre, açlık sınırı yüzde 4,33, yoksulluk sınırı yüzde 4,76, yaşam maliyeti yüzde 5,10, bir önceki yılın aralık ayına göre, açlık sınırı yüzde 71,91 yoksulluk sınırı yüzde 58,94 yaşam maliyeti yüzde 72,44, bir önceki yılın aynı ayına göre, açlık sınırı 103,51 yoksulluk sınırı yüzde 88,17, yaşam maliyeti yüzde 104,15 arttı.

BES/AR tarafından yapılan açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:

“Sağlıklı beslenmenin maliyeti günlük 544 lirayı geçti,
2023 yılında da asgari ücret açlık sınırının altında kaldı,
En düşük emekli aylığı açlık sınırının yarısı kadar,
Büyükşehirlerde Kamu Emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için neredeyse maaşının %55’ini kiraya ödemek zorunda kalıyor.

Orta Vadeli Programda 2024 yılı için enflasyon tahmini yüzde 33,0, 2025 yılı için yüzde 15,2 olarak açıklanmıştır. Hükümet ile Memur Sen arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesi ile 2024 yılı için yüzde 25, 2025 yılı için toplam yüzde 11 maaş artışında anlaşma sağlanmış, İktidarın kendi enflasyon beklentilerinin bile altında kalmıştır.”

Paylaşın

Merkez Bankası Duyurdu: Türkiye’nin Yurtdışı Borcu 608,2 Milyar Dolar

Ağustos ayı sonu itibariyle Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 1,1 oranında azalışla 305,1 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 2,6 oranında azalışla 608,2 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2022 yıl sonuna göre yüzde 9,4 oranında azalışla 116,6 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi yüzde 4,1 oranında artışla 125,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları yüzde 11,8 oranında artışla 50,3 milyar dolar oldu.

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2022 yıl sonuna göre yüzde 16,9 oranında azalışla 169,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ağustos 2023 dönemine ilişkin Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerini açıkladı.

Buna göre, 2023 Ağustos sonu itibarıyla, Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 1,1 oranında azalışla 305,1 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 2,6 oranında azalışla 608,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net UYP, 2022 yıl sonunda -316,3 milyar dolar iken 2023 Ağustos sonunda -303,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2022 yıl sonuna göre yüzde 9,4 oranında azalışla 116,6 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi yüzde 4,1 oranında artışla 125,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları yüzde 11,8 oranında artışla 50,3 milyar dolar oldu.

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2022 yıl sonuna göre yüzde 16,9 oranında azalışla 169,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Portföy yatırımları 2022 yıl sonuna göre yüzde 1,5 oranında artışla 94,7 milyar dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 2022 yıl sonuna göre yüzde 10,2 oranında artışla 31,7 milyar dolar olurken, yurt dışı yerleşiklerin mülkiyetindeki DİBS stoku yüzde 5,3 oranında azalışla 1,2 milyar dolar, Hazine’nin tahvil stoku (yurt içi yerleşiklerce alınan tahvil stoku düşüldükten sonra) ise yüzde 3,3 artışla 43,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Aynı dönemde, diğer yatırımlar 2022 yıl sonuna göre yüzde 5,1 oranında artarak 343,6 milyar dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin yurt içi yerleşik bankalardaki Yabancı Para mevduatı, 2022 yıl sonuna göre yüzde 0,5 oranında artarak 41,8 milyar dolar olurken, TL mevduatı yüzde 10,5 oranında artarak 15,6 milyar dolar oldu.

Bankaların toplam kredi stoku yüzde 4,1 oranında artarak 58,6 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin toplam kredi stoku yüzde 0,3 oranında azalarak 100,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Paylaşın