“Meral Akşener, Ankara İçin Sinan Aygün’le Görüştü” İddiası

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeyi hedefleyen İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener’in Sinan Aygün’e Ankara adaylığı teklifinde bulunduğu ancak Sinan Aygün’ün bu teklifi kabul etmediği öne sürüldü.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener; Sinan Aygün, Cemil Çiçek ve Abdülkadir Aksu ile bir araya geldiği iddia edildi. Buluşmada, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural’ın da yer aldığı öne sürüldü.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre, buluşma Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yıkım kararı çıkardığı; eski Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı ve eski CHP Milletvekili Sinan Aygün’ün sahibi olduğu Togo Kuleleri’nde organize edildi.

Eski TBMM Başkanı AK Partili siyasetçi Cemil Çiçek ile eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun Togo Kuleleri’nde bulunduğu sırada İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Aygün’ü ziyaret etmek istedi. Akşener, Togo Kuleleri’nde bu iki isimle bir araya gelirken, ziyarete eski MHP’li olan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural da katıldı.

Görüşmede İYİ Parti’nin yerel seçimlerde çıkaracağı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayının da gündeme geldiği öğrenildi. İddiaya göre, Akşener’in Aygün’e Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı teklifinde bulunduğu ancak Aygün’ün bu teklifi kabul etmediği belirtildi.

İYİ Parti’den açıklama

İYİ Parti’den bu iddiaları yalanlayan bir açıklama yaptı: “Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in, dün Ankara’da katıldığı bir sohbet toplantısı, bazı yayın organlarında spekülatif bir şekilde gündeme getirilmiştir. Sayın Genel Başkanımızın rahatsızlığı döneminde, Sayın Çiçek ve Sayın Aksu, telefonla arayarak, geçmiş olsun dileklerini iletmiş, o görüşmede biraraya gelme temennisi de dile getirilmiştir.

Sayın Cemil Çiçek, Sayın Abdülkadir Aksu, Sayın Oktay Vural’ın katılımıyla, Sayın Sinan Aygün’ün evsahipliğinde davet üzerine gerçekleşen sohbette, iddia edildiği gibi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylık konusu asla gündeme gelmemiştir. Sözkonusu buluşma gizli bir buluşma olmadığı gibi, gizli bir gündemi de yoktur.”

Paylaşın

Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak: Kara Harekatına Başlamak Birkaç Ay Sürebilir

İsrail’in eski başbakanlarından Ehud Barak, Gazze’ye yapılacak bir kara harekatının haftalar, hatta birkaç ay sürebileceğini belirterek, Gazze’nin kontrolünün kademeli olarak Filistin yönetimine devredilmesini önerdi.

1999-2001 yılları arasında  başbakanlık yapan Barak, İsrail’in Hamas’ı kesin olarak yenmek istiyorsa Gazze’ye kara harekatı başlatmaktan başka çaresi olmadığının altını çizdi. ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail’in Gazze’yi işgal etmesinin “büyük bir hata” olacağı yönündeki yorumlarını değerlendiren Barak, strateji söz konusu olduğunda ABD tarafından hiçbir “tavsiye” verilmemesi gerektiğini ifade etti.

Euronews Türkçe’nin France 24’ten aktardığına göre; Ehud Barak, ülkenin lideri Benjamin Netanyahu’nun halkın ve ordunun güvenine sahip olmadığını söyledi. Barak, 7 Ekim’deki Hamas saldırısını, Tel Aviv’in saldırıyı önleyememesi ve vatandaşlarını korumak için asker göndermekte gecikmesi nedeniyle “İsrail Devleti tarihindeki en büyük başarısızlık” olarak nitelendirdi.

Ehud Barak, Başbakan Netanyahu’nun “halkın, katledilenlerin ailelerinin ya da sahadaki komutanların ve askerlerin güvenine sahip olmadığını” ifade etti. İsrail savaş kabinesinde Benny Gantz ve Gadi Eizenkot gibi iki eski üst düzey askeri yetkilinin yer almasının kendisini rahatlattığını belirten Barak, bu isimlerin “karar alma sürecine deneyim ve tutarlılık getireceklerine inandığını” söyledi.

Gazze’de 2700’den fazla kişi hayatını kaybetti

İsrail son 24 saatte Gazze’yi bombalamaya devam etti. İsrail basını dün gece 100’den fazla askeri hedefin vurulduğunu açıklarken Filistin sağlık yetkilileri hava saldırıları başladığından bu yana 2700’den fazla kişinin öldürüldüğünü bildirdi.

Diplomatik girişimler

Öte yandan, 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e birçok noktadan saldırması üzerine çıkan krizin sona erdirilmesine yönelik uluslararası düzeyde diplomatik girişimler de sürüyor. Bu bağlamda Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un, İsrail’e dayanışma amacıyla bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyor. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden’ın da İsrail’i ziyaret etmeyi planladığı belirtiliyor.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, X’ten yaptığı açıklamada İsrail ve Hamas arasındaki savaşın “diğer cephelere yayılması ihtimalinin kaçınılmaz aşamaya yaklaştığını” söyledi.

“Siyasi çözümler için zaman daralıyor” diyen Abdullahiyan; Malezya, Pakistan ve Tunus’tan mevkidaşlarıyla görüştüğünü ve “Gazze’deki Siyonist suçlar ile cinayetlerin derhal durdurulması ve insani yardım gönderilmesinin gerekliliğinin altının çizildiğini” yazdı.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken; Ürdün, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır dahil bölgede Arap ülkeleriyle dört gün boyunca yaptığı görüşmelerin ardından bugün İsrail’e geri döndü. Blinken, Tel Aviv’de İsrail başbakanıyla toplantı yaptı. Sivillere yönelik insani yardım ve sahadaki güncel durumu görüştü.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Blinken’ın “ABD’nin İsrail’in Hamas terörizmine karşı kendisini savunma hakkına verdiği sıkı desteğin altını çizdiği” belirtildi. Ayrıca, ABD’nin “İsrail hükümetine, vatandaşlarını korumak için ihtiyaç duyduğu yardımı sağlama konusundaki kararlılığını” tekrar hatırlattı.

Açıklamaya göre Blinken toplantıda, “ABD’nin Hamas tarafından alınan rehinelerin güvenli ve hızlı bir şekilde serbest bırakılmasına yönelik kararlılığını” da dile getirdi.

“Kaçabilecek hiçbir yer yok”

Birleşmiş Milletler’in Filistinli mültecilere yönelik ajansı UNRWA, Gazze’deki tesis ve binalarına 400 binden fazla kişinin sığındığını açıkladı.

UNRWA sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Yaşlılar, çocuklar, hamileler, engelliler en temel insan haklarından mahrum bırakılıyor. Bu utanç verici,” ifadeleri aldı. UNRWA ayrıca 14 personelinin de hayatını kaybettiğini duyurdu.

İngiltere merkezli yardım kuruluşu Save the Children’ın (Çocukları Koruyun) İnsani Yardım Direktörü Gabriella Waaijman, Gazze’deki ekipleri için durumun oldukça zor olduğunu ve “kaçabilecekleri hiçbir yer olmadığını” söyledi.

Örgütün Gazze’deki çalışanlarının evlerini terk etmiş durumda olduğunu belirten Waaijman, bu koşullar altında onlara yardım etmek için ellerinden bir şey gelmediğini belirtti.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü’nün Filistin’deki şubesi resmi sosyal medya hesabından Gazze’deki en az 4 hastanın bombardıman sonrası hizmet veremez hale geldiğini duyurdu.

Örgüt kuşatma altındaki bölgede bulunan 21 diğer hastaneye de İsrail tarafından tahliye uyarısı yapıldığını açıkladı.

Sağlık çalışanları ve hastaların koruma altına alınması için tüm önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen DSÖ hastanelerin tahliyeyeye zorlanmasının kritik durumdaki hastaların hayatını tehlike attığını ve uluslararası hukukun ihlali anlamına gelebileceğini belirtti.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA),X platformundan yaptığı açıklamaya göre, Gazzeli 5 bin 500 hamile kadın bu ay doğum yapacak. Gazzeli hamile kadınların, acil korumaya ve sağlık gözetimine muhtaç oldukları belirtilen açıklamada, tüm taraflara uluslararası insan haklarına bağlı kalmaları tavsiye edildi.

Öte yandan CNN televizyon kanalına konuşan BM Nüfus Fonu Müdürü Dominic Allen, Gazze’de sağlık sisteminin hassas ve yıkılmak üzere olduğunu söyledi.

Allen, “Bu hamile kadınlar için büyük endişe duyuyoruz. Gidecek bir yerleri yok” diyerek Gazzeli hamile kadınların içinde bulunduğu zor durumu aktarmaya çalıştı. “Gazze’ye insani yardımların geçişine izin verilmesi zorunlu” diyen Allen, hayat kurtaran bu sağlık hizmetlerine hamile kadınların mutlaka ulaşması gerektiğini vurguladı.

Birleşmiş Milletler (BM), Gazze’de bulunan hastanelerde 24 saatlik yakıt stoğu kaldığı konusunda uyarılarda bulundu. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından yapılan açıklamada, “Jeneratörlerin kapatılması, binlerce hastanın hayatını riske atabilir” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

Yerel Seçimlerde CHP’yle İttifak Olacak Mı? İYİ Parti’den Yeni Açıklama

Partisinin Başkanlık Divanı toplantısının ardından açıklamalarda bulunan İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, İYİ Parti, Genel İdare Kurulu’nun kararı doğrultusunda 81 ilde adaylarını çıkaracak ve rekabette bu öncülüğü milletimize yapacaktır.” dedi.

İsrail ve Filistin arasında yaşanan çatışmaları da değerlendiren Zorlu, “İsrail’in, bir karşı propagandayla meşru göstermeye çalıştığı ve Gazzeli sivilleri hedef aldığı insanlık dışı eylemleri kınıyoruz. Bununla birlikte unutmamak gerekir ki, gelişen olaylar karşısında ne Hamas, Filistin halkını; ne de bugünkü İsrail yönetimi, İsrail halkını tümüyle temsil etmektedir” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, partisinin Başkanlık Divanı toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. Zorlu, yerel seçimlerde ittifak ve Filistin – İsrail çatışmalarında değerlendirdi.

Filistin-İsrail arasında Gazze merkezli çatışmaları kaygıyla takip ettiklerini kaydeden Zorlu, “Yapılan itidal çağrılarına tarafların cevap vermemesi durumunda Ortadoğu’yu, uzun süreli ve kanlı bir çatışmanın içerisine sokabilecek gelişmelerle karşı karşıyayız. İsrail’in, bir karşı propagandayla meşru göstermeye çalıştığı ve Gazzeli sivilleri hedef aldığı insanlık dışı eylemleri kınıyoruz. Bununla birlikte unutmamak gerekir ki, gelişen olaylar karşısında ne Hamas, Filistin halkını; ne de bugünkü İsrail yönetimi, İsrail halkını tümüyle temsil etmektedir.” dedi.

Tarafların müzakerelerden çok uzak olduğunu belirten Zorlu, “İnşallah bir ateşkes yolunda ilerleme sağlanabilir. Bu da Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerini risklerden önleyecektir.

İsrail’in 7 Ekim saldırısına karşılık vermek ve Gazze’yi işgal edebilmek için ölçüsüz bir intikam hazırlığında olduğunu anlıyoruz. İsrail’in kendisine yeni kazanımlar yaratarak masaya oturabileceğini düşündüğümüzde, önümüzdeki günlerde çatışmaların daha da artması muhtemel gözüküyor. Böyle bir politikanın sonucu, bölgenin 1948’den bu yana yaşadığı en kötü insani krize sebep olabilir” şeklinde konuştu.

Güçlünün hukukunun değil, hukukun gücünün hakim olduğu bir çözümün konuşulması gerektiğini vurgulayan Zorlu, “Türkiye’yi ilgilendiren önemli boyutlardan birisi de çatışmaların yayılarak öncelikle Lübnan, Suriye ve diğer bölge ülkelerini etkileme potansiyelidir. Bu sebeple Türkiye, hem çatışma sahasının bu noktaya evrilmesine hem de Suriye’de Türkiye’nin zaten var olan güvenlik tehdidini daha da derinleştirecek bir hal almasına engel olmalıdır. Zira bölgeden dışarı kaçış eğilimi artacağı gibi Türkiye yeni bir göç hareketliliğiyle karşı karşıya kalacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

Siyasi iktidarın yanlış politikalarından dolayı sınırların kevgire döndüğünü, Türkiye’nin düzensiz göçmenler için transit değil hedef ülke haline geldiğini savunan Zorlu, “Gelinen noktada Türkiye Cumhuriyeti bir demografik beka sorunuyla yüzleşmektedir. Eğer böyle giderse ülkemizdeki sığınmacı ve kaçak yabancı sayısı 2053 yılında nüfusumuzun yaklaşık yüzde 35’ine ulaşacaktır.

Bu tabloyu görmemek ya da görmezden gelmek Türk milletinin geleceğine ipotek koymaktır. İYİ Parti olarak, bir kez daha çağrımızı yinelemek istiyoruz. Hiç vakit kaybetmeden Suriye ile temasa geçip, önce kaçak yabancılardan başlayarak geçici koruma adıyla süregelen bu ucu açık uygulamaya son verilmelidir” dedi.

Zorlu şöyle devam etti: “Öte yandan siyasi iktidarın 21 yıllık döneminde dış politikadaki açmazlarına bakıldığında, özellikle şunu görüyoruz; dış siyaseti iç siyasete tahvil etme hedefi. Böyle bir propaganda sistemi kuruyor. Türkiye’yi de pek çok alanda ağır sonuçlarla karşı karşıya bırakıyor. Yerine getirilemeyecek sözler ve taahhütler ya da yüksek perdeden günü birlik açıklamalar ile her geri dönüşte ülke insanının kayba uğradığını unutmayalım.

Bu tip ilişkiler Türkiye’nin Orta Doğu’daki sözü dinlenen ağırbaşlı vakur tavrına büyük darbe vurmuştur. İktidara tavsiyemiz; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin asli karakterine bürünerek olaylara soğukkanlı biçimde bütüncül olarak bakıp, iç politikadaki endişe alanından kendilerini sıyırmalarıdır. Bölgenin menfaatleri için akılcı bir dış siyaset yürütülmesi de büyük önem arz etmektedir”

Dışişleri Bakanlığı’nın, konuyla ilgili şu ana kadar sergilediği duruşu memnuniyetle karşıladıklarını, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın TBMM’ye gelerek yaptığı bilgilendirmeyi önemli bulduklarını söyleyen Zorlu, meseleyi partiler üstü konumda tutmak adına Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerinin genel başkanlarına da gidilerek konunun aktarılmasının faydalı olacağını ekledi.

İmamoğlu’nun ittifak açıklaması

Kurultay sonrası olası değişiklik durumunda partisinin CHP ile ittifak yapabileceğine yönelik iddialar değerlendiren Zorlu, “Bir başka partinin kongresi ile ilgilenmiyoruz. Bunu CHP kadrolarına, seçmenlerine bir haksızlık olarak değerlendiririz. Ancak bununla birlikte çok netiz. Kongreden çıkacak sonuçla bizim kararımız arasında hiçbir ilişki yoktur. İYİ Parti, Genel İdare Kurulu’nun kararı doğrultusunda 81 ilde adaylarını çıkaracak ve rekabette bu öncülüğü milletimize yapacaktır” dedi.

CHP Genel Başkan Adayı Özgür Özel’in, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik ziyareti sırasında, İmamoğlu’nun yaptığı ittifak açıklaması hakkında da konuşan Zorlu, “Böyle bir değerlendirmemiz olmadı. Böyle bir iletişim de yok. Bu konu bizim için nihayete ermiş bir konudur. Çalışmalarımızı çok ciddi bir şekilde olabildiğince hızlı bir biçimde yürütüyoruz. Adaylarımızı önümüzdeki günlerde peş peşe açıklamaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: Türkiye, ABD’nin F-16 Ambargosunu Kaldırmasını Bekliyor

TBMM, 1 Ekim’de açılmasına rağmen Dışişleri Komitesi’nin önünde aralarında İsveç’in üyeliği de olmak üzere 60’a yakın uluslararası anlaşmanın tasarısı bekliyor. Türkiye, İsveç’in NATO üyeliğine onay vermeden önce ABD’den F-16 satışı ve modernizasyonuna yeşil ışık yakmasını bekliyor.

Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyelik için başvurdu. Finlandiya ittifaka üye olurken, İsveç’in üyeliğini Ankara ile birlikte Budapeşte de geciktiriyor.

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyelik başvurusunu onaylama konusunu bu ay da erteleyeceğini yazdı. Reuters’e konuşan AK Partili kaynaklar, “Türkiye’nin ABD’den F-16 savaş uçağı ve modernizasyon kiti alma talebine destek beklediğini” belirtti.

Reuters’ın haberinde, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyelik başvurusunu onaylama konusunda acelesi olmadığı, bu esnada bir gözünün ABD’de olduğu ifade edildi.

AK Partili kaynaklar, “Ankara’nın Washginton ile uyum içinde hareket etmek istediğini, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye’ye 20 milyar dolar değerinde F-16 savaş uçağı ve onlarca modernizasyon kiti satışının ABD Kongresi tarafından onaylanması için çalışmasının beklendiği” söylediler.

Yetkili, “F-16’lar ve İsveç konusunda güven eksikliği göz önüne alındığında, Türkiye NATO teklifini onaylamak için acele etmiyor ve ABD’nin aynı anda adım attığına dair bir işaret arıyor” dedi. Reuters ayrıca haberinde Cumhurbaşkanlığına ulaştığını ancak yanıt almadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ne demişti?

Erdoğan daha önceleri ABD’nin Türkiye’ye savaş uçağı satışının İsveç’in NATO üyeliği tartışmasıyla bir ilgisi olmadığını, sorunun İsveç’in “teröre yataklık” etmesinden kaynaklandığını iddia etmişti.

Ancak Erdoğan, İsveç’in NATO üyeliği sürecinde Ankara’ya verdiği sözlerini henüz yerine getirmediğini, kararın TBMM’ye kalacağını söylemişti. Erdoğan, “Stockholm sokaklarında terör eylemleri devam ediyor. Bize verilen sözler tutulmadı. Meclisimin nasıl bir tavır alacağını göreceğiz” demişti.

Ankara’daki bombalı saldırı ve Gazze’deki gelişmeler

Ancak 1 Ekim’de Ankara’da İçişleri Bakanlığı binası yakınındaki bombalı saldırının sorumluluğunu PKK’nın üstlenmesiyle bu iki başkentte söz konusu anlaşmayla ilgili hızla kararlar alınacağı yönündeki umutlar darbe aldı.

Buna misilleme olarak Türkiye, ABD’nin desteklediği Irak ve Suriye’deki PKK bağlantılı hedeflere yönelik saldırılarını iki katına çıkarırken, Washington bölgede bir Türk İHA’sını düşürdü. Bundan sonra ABD ve Türkiye’nin aynı anda paralel hareket etmeleri yolundaki öneri geri plana düştü.

Kongrede Türkiye’nin insan hakları ihlallerine ilişkin siciliyle ilgili itirazlar olduğunu aktaran Reuters, geçen hafta Hamas’ın İsrail’e saldırması ve bunu ardından gelen misillemelerin de Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilere yansıması olabileceği yorumunu yaptı.

Filistin davasının önemli savunucusu ve iki devletli çözümün destekçisi Erdoğan geçen hafta yaptığı bir açıklamada, ABD’nin bölgeye İsrail’i desteklemek için uçak gemisi göndermesini sert bir şekilde eleştirdi.

Paylaşın

Açlık Sınırı 12 Bin 612, Yoksulluk Sınırı 43 Bin 623 Lira

Eylül’de dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı yani açlık sınırı 12 bin 612 lira, açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları yani yoksulluk sınırı 43 bin 623 lira oldu.

Haber Merkezi / Eylül ayında yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 3.451 lira, bu değer yetişkin bir kadın için 3.297, 15-18 yaş bir genç için 3.549, 4-6 yaş arası bir çocuk için 2.314 lira oldu.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Birleşik Metal İş Araştırma Birimi (BİSAM) eylül ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı raporunu açıkladı. Raoprda şu ifadelere yer verildi:

“TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) harcama gruplarına göre endeks rakamları, 2003 yıllı madde fiyatları ile İstanbul Halk Ekmek, zincir market cari ay internet fiyatları ve BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Eylül 2023 için 12 bin 612 liradır.

Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 43 bin 623 lira olarak gerçekleşmiştir.

Sağlıklı beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 3.451 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 3.297, 15-18 yaş bir genç için 3.549, 4-6 yaş arası bir çocuk için 2.314 liradır. Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 12 bin 612 lira olarak tespit edilmiştir.

Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 43 bin 623 liraya ulaşmaktadır.

Günlük harcamalarda Eylül 2023’de en yüksek maliyet grubunu süt ve süt ürünleri grubu 138,16 liralık harcama gereksinimi ile oluşturmaktadır. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 81.94 liradır. Sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarı ise 89.38 liraya ulaştı.

Ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 33.38 liradır. Katı yağ ve sıvı yağ ise 23.99 liralık masraf yapılması gereken ürün grubudur. Yumurta için 8.97, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 11.53 lira harcama yapılması gerekmektedir.

Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda süt ve süt ürünlerinin payı yüzde 32.9 ile en yüksek paya sahiptir. Et, yumurta ve kurubaklagil grubunun payı yüzde 27 ile ikinci sıradadır. Sebze ve meyvenin harcamalar içindeki payı yüzde 21’dir. Ekmek, makarna vb. için ise pay yüzde 11’dir. Diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 8.5’tur.

Her bir aile ferdinin sağlıklı beslenmesi için gereksinim duyduğu gıda grubu ve alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Örneğin tüketilmesi gereken ekmek miktarı kadın ve erkek açısından anlamlı düzeyde farklıdır. Süt ve süt ürünleri tüketiminde 10-18 yaş arasındaki bir gencin harcama gereksinimi, yetişkin erkek ve kadından fazlayken, yumurta 4-6 yaş grubu için daha önemlidir.

Günlük 401,13 liralık harcama içinde en maliyetli tüketim kalemi yaklaşık 38.59 lira ile 10-18 yaş arası bir gencin tüketmesi gereken süt ve süt ürünleri miktarıdır. 4-6 yaş arası bir çocuğun tüketmesi gereken yumurta miktarı yetişkinlerden fazladır.”

Paylaşın

500 Bin Filistinli Kuzey Gazze’yi Terk Etti

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşında çatışmalar gittikçe şiddetlenirken, İsrail ordusunun uluslararası sözcüsü Jonathan Conricus, Gazze’nin kuzeyinde şu ana kadar 500 bin insanın evlerini terk ettiğini söyledi,

Haber Merkezi / Jonathan Conricus, Hamas’ı ise güneye doğru gitmeye çalışanlara zorluk çıkarmakla suçladı. Conricus, ordunun iki güvenli tahliye rotası çıkardığını, askeri operasyon aşamalarının tamamlanmaya başlamasıyla beraber de Gazze’nin siviller için güvensiz bir yer olabileceğini ifade etti.

Cuma günü güvenli olarak nitelendirilen bir yolda 70 kişinin öldürülmesiyle ilgili bir soruya ise Conricus, ordunun sivilleri hedef almadığını söyleyerek yanıt verdi. Sözcü, basın toplantısı esnasında operasyonun doğasının bazen sivil kayıplardan kaçınmayı mümkün kılmadığını ima etti.

Öte yandan Gazze Şeridi’nin sağlık yetkilileri İsrail’in saldırılarında şu ana kadar 2 bin 750 kişinin hayatını kaybettiğini, 9 bin 700 kişinin de yaralandığını bildirdi.

İsrail Dışişleri Bakanlığından bu sabah yapılan açıklamada da Hamas’ın saldırılarında bin 400’den fazla kişinin hayatını kaybettiği, 3 bin 500’den fazla kişinin de yaralandığı belirtildi.

“Kaçabilecek hiçbir yer yok”

Birleşmiş Milletler’in Filistinli mültecilere yönelik ajansı UNRWA, Gazze’deki tesis ve binalarına 400 binden fazla kişinin sığındığını açıkladı.

UNRWA sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Yaşlılar, çocuklar, hamileler, engelliler en temel insan haklarından mahrum bırakılıyor. Bu utanç verici,” ifadeleri aldı. UNRWA ayrıca 14 personelinin de hayatını kaybettiğini duyurdu.

İngiltere merkezli yardım kuruluşu Save the Children’ın (Çocukları Koruyun) İnsani Yardım Direktörü Gabriella Waaijman, Gazze’deki ekipleri için durumun oldukça zor olduğunu ve “kaçabilecekleri hiçbir yer olmadığını” söyledi.

Örgütün Gazze’deki çalışanlarının evlerini terk etmiş durumda olduğunu belirten Waaijman, bu koşullar altında onlara yardım etmek için ellerinden bir şey gelmediğini belirtti.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü’nün Filistin’deki şubesi resmi sosyal medya hesabından Gazze’deki en az 4 hastanın bombardıman sonrası hizmet veremez hale geldiğini duyurdu.

Örgüt kuşatma altındaki bölgede bulunan 21 diğer hastaneye de İsrail tarafından tahliye uyarısı yapıldığını açıkladı.

Sağlık çalışanları ve hastaların koruma altına alınması için tüm önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen DSÖ hastanelerin tahliyeyeye zorlanmasının kritik durumdaki hastaların hayatını tehlike attığını ve uluslararası hukukun ihlali anlamına gelebileceğini belirtti.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA),X platformundan yaptığı açıklamaya göre, Gazzeli 5 bin 500 hamile kadın bu ay doğum yapacak. Gazzeli hamile kadınların, acil korumaya ve sağlık gözetimine muhtaç oldukları belirtilen açıklamada, tüm taraflara uluslararası insan haklarına bağlı kalmaları tavsiye edildi.

Öte yandan CNN televizyon kanalına konuşan BM Nüfus Fonu Müdürü Dominic Allen, Gazze’de sağlık sisteminin hassas ve yıkılmak üzere olduğunu söyledi.

Allen, “Bu hamile kadınlar için büyük endişe duyuyoruz. Gidecek bir yerleri yok” diyerek Gazzeli hamile kadınların içinde bulunduğu zor durumu aktarmaya çalıştı. “Gazze’ye insani yardımların geçişine izin verilmesi zorunlu” diyen Allen, hayat kurtaran bu sağlık hizmetlerine hamile kadınların mutlaka ulaşması gerektiğini vurguladı.

Birleşmiş Milletler (BM), Gazze’de bulunan hastanelerde 24 saatlik yakıt stoğu kaldığı konusunda uyarılarda bulundu. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından yapılan açıklamada, “Jeneratörlerin kapatılması, binlerce hastanın hayatını riske atabilir” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

Dokuz Aylık Bütçe Açığı 512,6 Milyar Lira

2023 yılı Ocak – Eylül döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 3 trilyon 952,6 milyar lira, bütçe gelirleri 3 trilyon 440 milyar lira ve bütçe açığı 512,6 milyar lira oldu.

Haber Merkezi / Merkezi yönetim bütçesi eylül ayında 129,2 milyar lira açık verdi. Eylül ayında bütçe giderleri 570,5 milyar TL, gelirleri ise 441,3 milyar TL olarak kaydedildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, “Eylül 2023 Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri” raporunu açıkladı.

Buna göre; Eylül ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 570,5 milyar lira, bütçe gelirleri 441,3 milyar lira ve bütçe açığı 129,2 milyar lira oldu. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 499,7 milyar lira ve faiz dışı açık ise 58,5 milyar lira oldu.

Merkezi yönetim bütçesi geçen yıl eylül ayında 78 milyar 627 milyon lira açık vermiş iken bu yılın eylül ayında 129 milyar 218 milyon lira açık verdi. 2022 yılı eylül ayında 45 milyar 511 milyon lira faiz dışı açık verilmiş iken 2023 yılı eylül ayında 58 milyar 454 milyon lira faiz dışı açık verdi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri eylül ayı itibarıyla 570 milyar 482 milyon lira olurken, faiz harcamaları 70 milyar 764 milyon lira, faiz hariç harcamalar ise 499 milyar 719 milyon lira oldu.

2023 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 5 trilyon 589 milyar 85 milyon lira ödenekten eylül ayında 570 milyar 482 milyon lira gider gerçekleştirilirken, geçen yılın aynı ayında ise 285 milyar 567 milyon lira harcama yapıldı.

Eylül ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 99,8 oranında artarken, giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 10,1 iken 2023 yılında yüzde 10,2 oldu.

Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 97,9 oranında artarak 499 milyar 719 milyon lira olurken, faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 10,1 iken 2023 yılında yüzde 10,1 oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri eylül ayı itibarıyla 441 milyar 265 milyon lira olurken, vergi gelirleri 386 milyar 224 milyon lira , genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 46 milyar 608 milyon lira oldu.

2022 yılı eylül ayında bütçe gelirleri 206 milyar 940 milyon lira iken 2023 yılının aynı ayında yüzde 113,2 oranında artarak 441 milyar 265 milyon lira olurken, bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Eylül ayı gerçekleşme oranı 2022 yılında yüzde 8,1 iken 2023 yılında yüzde 9 oldu.

Eylül ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 122,6 oranında artarak 386 milyar 224 milyon lira olurken, vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 7,9 iken 2023 yılında yüzde 9 oldu.

2023 yılı Ocak-Eylül döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 3 trilyon 952,6 milyar lira, bütçe gelirleri 3 trilyon 440 milyar lira ve bütçe açığı 512,6 milyar lira olurken, faiz dışı bütçe giderleri 3 trilyon 481,7 milyar lira ve faiz dışı açık ise 41,7 milyar lira oldu.

Merkezi yönetim bütçesi 2022 yılı Ocak-Eylül döneminde 45 milyar 500 milyon lira açık vermiş iken 2023 yılı Ocak-Eylül döneminde 512 milyar 602 milyon lira açık verirken, 2022 yılı Ocak-Eylül döneminde 161 milyar 611 milyon lira faiz dışı fazla verilmiş iken 2023 yılı Ocak-Eylül döneminde 41 milyar 738 milyon lira faiz dışı açık verdi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak-Eylül dönemi itibarıyla 3 trilyon 952 milyar 585 milyon lira olurken, faiz harcamaları 470 milyar 864 milyon lira , faiz hariç harcamalar ise 3 trilyon 481 milyar 721 milyon lira oldu.

2023 yılı Ocak-Eylül döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 95,6 oranında artarak 3 trilyon 952 milyar 585 milyon lira olurken, faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 92 oranında artarak 3 trilyon 481 milyar 721 milyon lira oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Eylül dönemi itibarıyla 3 trilyon 439 milyar 983 milyon lira olurken, vergi gelirleri 2 trilyon 982 milyar 35 milyon lira, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 383 milyar 116 milyon lira oldu.

2022 yılı Ocak-Eylül döneminde bütçe gelirleri 1 trilyon 975 milyar 260 milyon lira iken 2023 yılının aynı döneminde yüzde 74,2 oranında artarak 3 trilyon 439 milyar 983 milyon lira olurken, 2023 yılı Ocak-Eylül dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 81 oranında artarak 2 trilyon 982 milyar 35 milyon lira oldu.

Paylaşın

İran’dan BM Aracılığıyla İsrail’e Gazze Uyarısı

Filistin – İsrail savaşında çatışmalar her geçen gün biraz daha da şiddetlenirken, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Birleşmiş Milletler’in (BM) Orta Doğu temsilcisi Tor Wennesland ile bir araya geldi.

Haber Merkezi / Görüşmede, Tor Wennesland, Hüseyin Emirabdullahiyan’dan Gazze’deki çatışmaların daha geniş bölgelere yayılmasının önlenmesine yardım etmesini istedi. Emirabdullahiyan ise, ülkesinin çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşmesini istemediğini ve Gazze’de Hamas tarafından rehin tutulan sivillerin serbest bırakılmasına yardımcı olmak istediğini söyledi.

İran’ın kırmızı çizgilerinin olduğunu vurgulayan Hüseyin Emirabdullahiyan, İsrail’in askeri operasyonu devam ederse ve özellikle Gazze’ye kara saldırısı düzenlerse, ülkesinin buna karşılık vermek zorunda kalacağını belirtti.

Biden, Mahmud Abbas ve Binyamin Netanyahu ile görüştü

Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile telefonda görüştü. Konuya ilişkin Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Biden’ın Abbas’a “Filistin halkına, özellikle Gazze’ye acil ihtiyaç duyulan insani yardım” konusunda teklifte bulunduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, “Biden’ın Netanyahu’ya ABD’nin İsrail’e tam desteğinin devam ettiği” bilgisine de yer verildi.

Abbas’dan Biden’a İsrail’in insani hukuka saygı göstermesi çağrısı

Ayrıca Sputnik’in Wafa ajansından aktardığına göre; Abbas’ın Biden ile yaptığı görüşmede İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki uluslararası insancıl hukuka uyması çağrısında bulundu ve İsrail’in bombalamalarının durdurulması gerektiğini vurguladı.

Haberde, “Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı telefon görüşmesinde bölgede barış ve güvenliğin ancak uluslararası kararlara dayanan iki devletli çözümün hayata geçirilmesiyle sağlanabileceğini vurguladı, Filistin tarafının bu hedefe yönelik çalışma istekliliğini dile getirdi, tüm saldırıların durdurulması, ayrıca Gazze Şeridi’nde olup bitenlerle ilgili olarak uluslararası insani hukuka saygı duyulması gerektiğini ifade etti” denildi.

Abbas’ın ayrıca ‘Gazze Şeridi’nde acil insani koridorların açılması, oradaki vatandaşlara temel malzeme ve ilaçların sağlanması, su, elektrik ve yakıt ulaştırılmasının yanı sıra Gazze Şeridi’nden nüfusu taşıma politikasından tamamen vazgeçilmesi gerektiğinin altını çizdiğine’ dikkat çekilen haberde, Filistin liderinin ayrıca Batı Şeria’daki Filistin kasabaları, köyleri ve mülteci kamplarına yönelik saldırıların yanı sıra, durumun tırmanmasına neden olan Mescid-i Aksa’ya yönelik aşırılık yanlısı saldırılara da son verilmesi çağrısında bulunduğu vurgulandı.

Filistin lideri aynı zamanda ‘sivil mahkumların serbest bırakılması çağrısında bulunarak, her iki taraftaki sivilleri öldürme veya kötü muamele uygulamalarını reddettiğini’ teyit etti.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: İnsanlık Gazze’de Sınıfta Kalıyor

Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları’nın başlattığı Filistin – İsrail savaşında sekizinci gün geride kalırken, Birleşmiş Milletler İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths, Gazze’deki insani durumun “hızla devam edemez hale geldiğini” söyledi.

Haber Merkezi / Griffiths, “Gazze’de elektrik, su, yakıt yok ve gıda da tehlikeli bir şekilde kıtlaşıyor” derken “İsrail’in tahliye uyarısından sonra “tıkalı, hasar görmüş yollarda güneye gitmeye çalışırlarken ailelerin bombalandıklarını” belirtti. Griffiths ayrıca “Korkarım daha kötüsü geride. İnsanlık sınıfta kalıyor” dedi.

Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’ndan (UNRWA) yapılan açıklamada Gazze Şeridi’ne uygulanan izolasyon nedeniyle çekilen su sıkıntısının bir “ölüm kalım meselesi haline geldiği” ifade edildi.

UNRWA Genel Direktörü Philippe Lazzarini bugün yaptığı yazılı açıklamada bölgedeki yaklaşık 2 milyon Filistinli sivilin su ihtiyacının karşılanması için derhal Gazze’ye yakıt ikmalinin de serbest bırakılmasını talep etti. İnsani yardımın bölgeye ulaştırılmasının en az bir hafta aldığını belirten Genel Komiser, uygulanan ablukanın derhal kaldırılması yönündeki talebini de tekrarladı.

UNRWA’nın açıklamasında, bölgedeki su şebekesi işlemediğinden mevcut temiz suyun tükenmek üzere olduğu, bu yüzden insanların kirli su kullanmak zorunda kaldığı, bunun da kirli suyla bağlantılı hastalıkların yayılma riskini artırdığı belirtildi.

UNRWA’nın İsrail’in bombardımanı nedeniyle güneydeki Birleşmiş Milletler merkezine taşıdığı hizmet merkezinde de suyun tükenmekte olduğu ifade edildi. UNRWA Genel Direktörü Lazzarini, saldırılar üzerine kendilerine sığınan, “çoğu çocuk, yaşlı ve kadın Filistinli’nin su sıkıntısı nedeniyle aşırı sıvı kaybından (dehidrasyondan) öleceğini” söyleyerek İsrail’den blokajın kaldırılmasını talep etti.

7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e saldırmasıyla başlayan ve İsrail’in resmen “savaş” ilan etmesiyle, Benyamin Netanyahu hükümeti, militan İslamcı Hamas’ın kontrol ettiği Gazze Şeridi’ni abluka altına alma kararı almıştı. Bu arada yaklaşık 2 milyon 300 bin sivilin yaşadığı Gazze’ye bombardımanı da sürdürüyor.

İsrail, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde yaşayan Filistinlilere güneye gitme çağrısı yapmıştı. İsrail, bölgede yaşayan yaklaşık 1 milyon 100 bin Filistinli’den güneye gitmesini istemişti.

Avrupa Birliği, Gazze yardımlarını üç kat arttırıyor

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, İsrail ziyaretini takiben yürüttüğü temasları sonrasında Avrupa Birliği’nin sivillere yönelik yardımını arttıracağını duyurdu.

Von der Leyen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “AB, Gazze’deki ve daha geniş bölgedeki savunmasız sivillere yönelik insani yardımlarını üç katına çıkaracak. Bu desteğin ihtiyacı olanlara ulaşmasını sağlamak için çabalarımızı iki katına çıkaracağız.” diye yazdı.

Komisyon, bu kapsamda Gazze için öngörülen mevcut insani yardım paketini 50 milyon euro arttıracağını ve böylece toplam yardım miktarı 75 milyon euronun üzerine çıkacağını duyurdu.

Komisyondan yapılan basın açıklamasında, AB’nin bu yardımın BM ile yakın işbirliği içinde Gazze şeridindeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını amaçladığı belirtildi ve İsrail’in Hamas’a karşı uluslararası insancıl hukuka tam saygı çerçevesinde kendini savunma hakkını desteklediği ifade edildi.

“İnsani yardım ve savaş hukukunun uygulanması için çalışıyoruz”

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, İsrail’in olası kara harekatı öncesinde sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak insani yardım ve savaş hukukuna vurgu yaptı. Biden, bunun için ülkesinin İsrail, Mısır, Lübnan ve Birleşmiş Milletler’le birlikte çalıştığının altını çizdi.

Açıklamada “ABD, Hamas’ın saldırısının insani sonuçlarını hafifletmek, yardım akışını yeniden başlatmak için gerekli koşulları yaratmak ve savaş hukukunun uygulanmasını savunmak üzere İsrail, Mısır, Ürdün hükümetleri ve BM ile birlikte çalışmaktadır.” denildi.

ABD, Hamas’ın İsrail’de sivilleri hedef alan saldırılarınıa karşı İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu ve bunun için her türlü yardımı yapmaya hazır olduğunu ifade ediyor. ABD Dışişleri bakanı Antony Blinken,sivillere yardım ve güvenli koridor açılması konularında Arap ülkelerinden destek almak amacıyla bölgede temaslarını sürdürüyor.

BM: 1 milyon kişi evlerini terk etti

Son bir hafta içinde Gazze’de bir milyon kişinin bölgedeki evlerini terk ettiği açıklandı. Açıklama Gazze’de yer alan Birleşmiş Milletler birimlerinden geldi. Son 24 saat içinde bölgenin kuzeyinden güneyine doğru büyük bir hareket devam ediyor.

Paylaşın

Hamas’ın Siyasi Liderlerinden Halid Meşal: İsrail Birkaç Saatte Yenilince Biz De Şaşırdık

Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları’nın başlattığı operasyon sonrası şiddetlenen Filistin – İsrail çatışmalarının sekizinci günü geride kalırken, örgütün siyasi kanadının liderlerinden Halid Meşal, yaptığı değerlendirmede, “İsrail, kendi ordusunun yenilmez olduğunu söylüyordu. Birkaç saat içinde yenilince biz de şaşırdık.” dedi.

Gazze halkının evlerini terk etmeyeceğini kaydeden Meşal, şu şekilde konuştu: “İsrail şu an Gazze’deki sivil halkımızdan yenildiği için intikam alıyor. Korkak düşman ancak sivillerden intikam alır. Gazze’yi tahliye etmeye çalışıyorlar ki bu bir soykırımdır. Sanıyorlar ki bu Hamas’ı zayıflatacak, halkımızı zayıflatacak. Vietnam’da 3,5 milyon kişi öldü. Cezayir’de soykırım yaptılar. Ne oldu? Cezayir kazandı, Vietnam kazandı.

1500 şehidimiz var, 500’ü çocuk. Sivillere karşı işlenen cinayetlere karşı dünya durmalı. Türkiye’ye saygım büyük. Türkiye, İsrail’in cinayetlerine dur demeli. Elektrik ve suyun kesilmesine dur demeli. Ne olursa olsun Gazze halkı oradan göçmeyecek. Türkiye’den ve İslam ülkelerinden bir İslam Zirvesi gerçekleştirmelerini bekliyoruz.”

‘Operasyonu kendisinin de televizyondan öğrendiğini’ belirten Meşal, Habertürk’ten Mehmet Akif Ersoy’a verdiği röportajda, bu olayın yeni başlamadığını, “işgalin 1948’den beri devam ettiğini, 7 Ekim saldırısının ise zincirin sadece son halkası” olduğunu dile getirdi.

Meşal, saldırının “İsrail işgalini sona erdirme girişimi” olduğunu belirterek Hamas üyeleri ile “gurur duyduğunu” söyledi. Kassam Tugayları’nın askeri inanışının, “işgali topraklarından defedene kadar savaşmak” olduğunu kaydeden Meşal, “İsrail, kendi ordusunun yenilmez olduğunu söylüyordu. Birkaç saat içinde yenilince biz de şaşırdık.” ifadesini kullandı.

Saldırının ‘doğal bir refleks’ olduğunu söyleyen Hamas lideri, Kassam gençlerinin Gazze bölüğüne saldırı ile harekata başladığını aktardı. Kassam savaşçılarının İsrail’in içine girip İsrail ordusu ile karşı karşıya geldiğini anlatan Meşal, Hamas üyelerinin yaşlıları, kadınları ve çocukları öldürmediğini ileri sürdü.

Ancak savaş sırasında sivil kayıplarının yaşanabileceğini belirten Meşal, “Karşı karşıya gelince muhakkak sivil ölümleri olur. İsrailliler de zaman zaman yanlışlıkla kendi askerlerini öldürmüyorlar mı?” sorusunu yöneltti.

Amaçlarının İsrailli askerleri tutuklayarak neticesinde esir takası gerçekleştirmek olduğunu aktaran Meşal, “arlarında kadınların ve çocukların da olduğu İsrail hapishanelerindeki 6 bin Filistinli mahkumun özgürleştirilmesini sağlamak” olduğunu dile getirdi.

Meşal, “Mescid-i Aksa’yı özgürleştirmenin yanı sıra Yahudi yerleşimcilerden kurtulmayı, Filistin topraklarına kavuşmayı ve Gazze ablukasını kırmayı istediklerini” anlattı. Kendilerinin “kasıtlı olarak sivil öldürmediklerini” söyleyen Meşal, İsrail askerleriyle çatışma başladıktan sonrasında bombardımanın da başladığını söyledi.

“İsrail’de esiri düşmana kaptırınca esirinizi de öldürün inanışı var” diyen Meşal, operasyon sırasında bazı yanlışların yapıldığını da kabul etti. Batı’nın Fiistinlilerin en ufak hatasını aradığını ancak İsrail’in en büyük hatalarını görmezden geldiğini söyleyen Meşal, Hamas’ın da Filistin halkının bir parçası olduğunu ifade etti.

“ABD ve Batı, camilere saldırması için İsrail’e füze veriyor”

“Bizler bu vatanın sahipleriyiz. Yabancı işgalci ile Filistin halkını bir tutamazsınız. Dışardan düşman gelince asker de öldürse sivil de öldürse düşman. Ülkeme gelen herkes düşmadır, suçludur. Ben bu toprakların sahibiyim.” diyen Meşal, “Batı, ABD çifte standart yaptıkları için, iki yüzlülük yaptıkları için İsrail’e istediklerini sunmaya çalışıyorlar. İsrail’e neden füze veriyorlar? Camileri, hastaneleri yıkmak için, Filistinli insanların üstüne atmak için.” sözleriyle Batı’ya tepki gösterdi.

Saldırıya dair “İran, Hizbullah ya da başka bir ülkenin haberi var mı?” sorusuna Hamas lideri, “Kesinlikle net bir şekilde cevaplayayım. Alınan kararlar tamamen Filistin’de alınmış kararlardır, Hamas’ın kararıdır. Bölgedeki ülkelerin saldırıdan haberi yoktu.” diye yanıt verdi.

Gazze halkının evlerini terk etmeyeceğini kaydeden Meşal, şu şekilde konuştu: “İsrail şu an Gazze’deki sivil halkımızdan yenildiği için intikam alıyor. Korkak düşman ancak sivillerden intikam alır. Gazze’yi tahliye etmeye çalışıyorlar ki bu bir soykırımdır. Sanıyorlar ki bu Hamas’ı zayıflatacak, halkımızı zayıflatacak. Vietnam’da 3,5 milyon kişi öldü. Cezayir’de soykırım yaptılar. Ne oldu? Cezayir kazandı, Vietnam kazandı.

1500 şehidimiz var, 500’ü çocuk. Sivillere karşı işlenen cinayetlere karşı dünya durmalı. Türkiye’ye saygım büyük. Türkiye, İsrail’in cinayetlerine dur demeli. Elektrik ve suyun kesilmesine dur demeli. Ne olursa olsun Gazze halkı oradan göçmeyecek. Türkiye’den ve İslam ülkelerinden bir İslam Zirvesi gerçekleştirmelerini bekliyoruz.”

Paylaşın