CHP Lideri Özel’den Erdoğan’a AYM Tepkisi: Darbe Girişiminin Lideri

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AYM ile ilgili yaptığı açıklamaya tepki gösteren CHP Lideri Özel, “Erdoğan, AYM üyelerinin 10 tanesini kendisi ve tamamı kendi iktidarı döneminde atandığı için Erdoğan kendi çıkaramadığı krizi Yargıtay’a çıkarttı. Taşeron kullanıyor. Yargıtay 3. Ceza Dairesi alt işveren olarak Erdoğan’ın talimatıyla devletin tepesinde yargı krizi çıkarmıştır. Kriz çıkarmak için taşeron kullanıyor. Çıkan krizin ve darbe girişiminin lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklama yapana kadar konuyla ilgili bazı medya organlarının hiçbir şey yazmadığını belirten Özel, “Türkiye’de havuz medyasının neye hizmet ettiği ortada. Pozisyon alacak, Cumhurbaşkanı ne diyecek? Yargıtay’ı desteklerse Yargıtay’ı destekleyecek. AYM’yi desteklerse AYM’yi. Bir de bu arkadaşlar Erdoğan konuşana kadar bekliyorlar. Sonra da kendilerine gazeteci diyorlar. Lütfen meslek onurlarına uygun şekilde gazetecilik yapsınlar. Cumhurbaşkanı’nın ağzından cümle çıkana kadar pozisyon almayı bırakın, haber yapamayanların gazetecilikle ne ilgisi var?” ifadelerini kullandı:

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay’da temaslarda bulundu gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. Gazete Pencere‘nin aktardığına göre, yargıda yaşanan krize ilişkin de konuşan Özel, şunları söyledi:

“Erdoğan uçakta tamamen saçmalamış. Sözlerinin iler tutar tarafı yok. Anayasa Mahkemesinin yetkisini yasa çıkartarak sınırlayamazsınız. Kendi de diyor ki ‘Yasayı çıkartırız ama yine Anayasa Mahkemesi bozabilir diyor. Anayasa değişikliğine lafı getirmeye çalışıyor. Ama onlarda bu çoğunluk yok. Bizde de Erdoğan’la birlikte oturup anayasa mahkemesinde bireysel başvurunun önünü tıkayan ya da Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanma zorunluluğunun ortadan kaldıracak bir anayasa değişikliğine geçit verecek göz yok. Asla ve asla Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu konuda en konuda esnemesi olmayacak. Aksine çok açık yazmasına rağmen o anayasayı tanımayan, çiğneyen zihniyet hangi anayasa maddesi olursa olsun onunla uyuşamaz, bağdaşamaz. Çünkü anayasalar tek adamların yetkilerini sınırlarlar. Ama bizim başımızdaki tek adam yetkilerini sınırlayan herkesi düşman ilan ediyor.

AYM üyelerinin 7’sini Erdoğan 3’ünü AKP atadı. Ahmet Necdet Sezer’den kalan AYM üyesi yok. Çünkü gemi azıya aldı. Dur durak bilmiyor. Anayasa tanımıyor. Şu an yapmaya çalıştığı Anayasayı ortadan kaldırmak için darbe girişimidir. Bu düpedüz sivil darbedir. Devletin tepesinde Cumhurbaşkanının kriz çıkardığı nerede görülmüştür. Ama bir partinin genel başkanı olduğu için kriz çözmek yerine kriz çıkartıyor. Yeni krizlerden de kendisine fırsat çıkarmaya çalışıyor. İzin vermeyeceğiz buna. Sokaklarda meydanlarda direneceğiz. Bu Erdoğan’ın dikensiz bir gül bahçesinde bu işleri yapacak gibi düşünmesine kesinlikle geçit vermiyoruz. Aklını başına alsın. Biz buradayız. CHP burada. Diri bir muhalefetle dimdik karşısındayız.

AYM’deki 130 bin başvuru, geçtiğimiz günlere kadar övünç mevzusuydu kendisi için. AYM’ye başvuru hakkını biz getirdik diyordu. Şimdi ondan şikayet ediyor. Gezi olaylarına kadar Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarını biz yaptık diyordu. Şimdi orada kuş uçurtmuyorlar. Değil işçiler… İstiklal Caddesi 8 Mart’ta kadınlara kapalı. Bu memleketin adına demokrasi demeye çalışıyor. Böyle bir aşırı baskı, böyle bir kısıtlama bundan sonraki süreçte kabul edeceğimiz bir şey değil. Ayağını bundan sonra denk alsın. Bundan sonra onun bu milletin üzerine kapadığı zincirleri teker teker kıracağız. Kapattığı meydanları özgürleştireceğiz. Yasakladığı sokakları özgürleştireceğiz.”

Özel, “Yargıtay, MHP ile iş birliği içinde. Onların görüşlerini alarak böyle bir şey yaptığını düşünüyor musunuz” sorusunu şöyle yanıtladı: “Erdoğan, AYM üyelerinin 10 tanesini kendisi ve tamamı kendi iktidarı döneminde atandığı için Erdoğan kendi çıkaramadığı krizi Yargıtay’a çıkarttı. Taşeron kullanıyor. Yargıtay 3. Ceza Dairesi alt işveren olarak Erdoğan’ın talimatıyla devletin tepesinde yargı krizi çıkarmıştır. Kriz çıkarmak için taşeron kullanıyor. Çıkan krizin ve darbe girişiminin lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır.”

Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklama yapana kadar konuyla ilgili bazı medya organlarının hiçbir şey yazmadığının anımsatılması üzerine de şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’de havuz medyasının neye hizmet ettiği ortada. Pozisyon alacak, Cumhurbaşkanı ne diyecek? Yargıtay’ı desteklerse Yargıtay’ı destekleyecek. AYM’yi desteklerse AYM’yi. Bir de bu arkadaşlar Erdoğan konuşana kadar bekliyorlar. Sonra da kendilerine gazeteci diyorlar. Lütfen meslek onurlarına uygun şekilde gazetecilik yapsınlar. Cumhurbaşkanı’nın ağzından cümle çıkana kadar pozisyon almayı bırakın, haber yapamayanların gazetecilikle ne ilgisi var?”

Erdoğan’dan AYM mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilere, Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararını tanımaması ve Hatay’dan milletvekili seçilen Can Atalay hakkında hak ihlali kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması ile başlayan tartışmaları da değerlendirmişti.

“Öncelikle bireysel başvuru ile ilgili bir düzenlemeye gidilebilir mi” şeklindeki bir soruya yanıt veren Erdoğan, “Bireysel başvuruyla ilgili yasal düzenlemeye gitmek zor bir olay değil. Bütün iş Cumhur İttifakı’nın alacağı karara bağlı, atacağı adıma bağlı. Fakat bireysel başvuruyu hallettikten sonra iş bitmez. Bundan sonra bu bireysel başvurunun dayandığı kapı neresi olacak? Yine Anayasa Mahkemesi olacak. Önce Anayasa Mahkemesi’nin buna hazır hale gelmesi lazım” demişti.

Bireysel başvurunun zamanında Anayasa Mahkemesi’ne “hız kazandırır” düşüncesiyle çıkartıldığını hatırlatan Erdoğan, şu anda AYM’de bekleyen 130 bin kadar bireysel başvuru olduğunu belirtmişti. Erdoğan, “Demek ki Anayasa Mahkemesi’nin çalışmalarını hızlandırma hedefini sağlamamış maalesef” demişti.

Yargıtay’ın hukukçulardan oluştuğuna, AYM’de ise valilerin, iktisatçıların olduğuna işaret eden Erdoğan, “Ama misyonu noktasında ağırlık nerededir? Yargıtay’dadır” ifadesine vurgu yapmıştı.

Yargıtay ile AYM arasındaki krize ilişkin olarak “Buradaki kavganın tarafı olacak halim yok, o ayrı bir şey. Ama işin hakemliğine gelince bu hakemliği yapma da tabii bize görev düşebilir. O da bize yine Anayasa’nın yüklediği bir görevdir Cumhurbaşkanı olarak. Temennimiz odur ki tabii böyle bir gerilim olmasaydı” şeklinde konuşan Erdoğan, Yargıtay başkanı ile görüştüğünü ve gerekirse Anayasa Mahkemesi başkanıyla da görüşeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma günü yaptığı açıklamada da, Yargıtay’dan yana tavrını koymuş, yeni Anayasa çağrısı yapmıştı.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’ın “Anayasa” Çağrısına Yanıt

İYİ Parti lideri Akşener, son dönemde yaşanan yargı krizine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Sayın Erdoğan bir anayasa değişikliği için şayet böyle bir kavga üzerinden altyapı hazırlamakla ilgili adımlar atmışsa, onun bu konuda yol vermesi söz konusuysa bu çok tehlikeli, son derece yanlış bir konu” dedi ve ekledi:

Kendisinin ve bu konuda ona akıl verenlerin aklını başına almaları lazım. Birincisi bu. İkincisi anayasa değişikliği yapılabilir bu ülkede. Onunla ilgili çeşitli öneriler ortaya konur, kabul görürse de milletimiz kabul ederse de o anayasa değişiklikleri olur.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Maziden Atiye Milli Yükseliş” programına katıldı. Akşener, burada yargıda yaşanan krize ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Yargının bünyesinde hukukun üstünlüğünü uygulamakla yükümlü olan bu kurumların kavgasını çok ciddiye alıyorum” diyen Akşener, Bunun bir devlet krizi, anayasa krizi olduğuna inanıyorum. Nitekim böyle inandığımız için de ilk defa bizim partimiz bu konuda tavır koydu ve benim imzamla da bir büyük, üç sayfayı geçen önerilerimizin de içinde yer aldığı bir açıklama yaptık. Ayrıca bu krize sebep olan kurumların mensupları hakkında da biz suç duyurusunda bulunduk, takip ediyoruz” ifadelerini kullandı ve ekledi:

“TBMM’yi de çok zor durumda bırakan, milletvekillerinin kıymet-i harbiyesini düşüren, buna karşılık hukukun üstünlüğü konusu zaten tartışma konusuydu Türkiye’de. O konuyu tamamen gerçek haline getiren ve hukukun, adaletin uygulanmasını ortadan kaldıran, kim güçlüyse onun hukukunun ve hakkının önde olduğu bir Türkiye’yi gösteriyor bu. Bunu çok tehlikeli buluyoruz. Bu bir devlet krizi. Sayın Erdoğan bir anayasa değişikliği için şayet böyle bir kavga üzerinden altyapı hazırlamakla ilgili adımlar atmışsa, onun bu konuda yol vermesi söz konusuysa bu çok tehlikeli, son derece yanlış bir konu.”

İYİ Parti Lideri Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında şunları söyledi: “Kendisinin ve bu konuda ona akıl verenlerin aklını başına almaları lazım. Birincisi bu. İkincisi anayasa değişikliği yapılabilir bu ülkede. Onunla ilgili çeşitli öneriler ortaya konur, kabul görürse de milletimiz kabul ederse de o anayasa değişiklikleri olur. Ama şu anda var olan Anayasa’yı eğer siz askıya alırsanız, var olan Anayasa’nın hükümlerini yok kabul ederseniz, maddelerine itiraz ederseniz, ama şu anda geçerli olandan bahsediyorum, o zaman o ülkede hukuk kalmaz, anayasa çiğnenmiş olur.

Son derece yanlış bir durumdur. Sayın Erdoğan bu konuda taraf olmak yerine derhal anayasamızın kendisine vermiş olduğu hakemlik, uzlaştırma görevini ve hukukun üstünlüğünü zedeleyen kavganın derhal ortadan kaldırılmasını ortaya koymak, bu konuda bir tavır koymak zorundadır. İYİ Parti bu konuda hukukun yanındadır. Devlet kurumlarının ve aynı zamanda hukuk uygulamakla görevli kurumların kavgasının birbirine düşmesinin önüne geçilmesi lazım. Bunu gerçekten çok önemli buluyorum.”

Erdoğan’dan AYM’nin yapısında değişiklik mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilere, Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararını tanımaması ve Hatay’dan milletvekili seçilen Can Atalay hakkında hak ihlali kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması ile başlayan tartışmaları da değerlendirmişti.

“Öncelikle bireysel başvuru ile ilgili bir düzenlemeye gidilebilir mi” şeklindeki bir soruya yanıt veren Erdoğan, “Bireysel başvuruyla ilgili yasal düzenlemeye gitmek zor bir olay değil. Bütün iş Cumhur İttifakı’nın alacağı karara bağlı, atacağı adıma bağlı. Fakat bireysel başvuruyu hallettikten sonra iş bitmez. Bundan sonra bu bireysel başvurunun dayandığı kapı neresi olacak? Yine Anayasa Mahkemesi olacak. Önce Anayasa Mahkemesi’nin buna hazır hale gelmesi lazım” demişti.

Bireysel başvurunun zamanında Anayasa Mahkemesi’ne “hız kazandırır” düşüncesiyle çıkartıldığını hatırlatan Erdoğan, şu anda AYM’de bekleyen 130 bin kadar bireysel başvuru olduğunu belirtmişti. Erdoğan, “Demek ki Anayasa Mahkemesi’nin çalışmalarını hızlandırma hedefini sağlamamış maalesef” demişti.

Yargıtay’ın hukukçulardan oluştuğuna, AYM’de ise valilerin, iktisatçıların olduğuna işaret eden Erdoğan, “Ama misyonu noktasında ağırlık nerededir? Yargıtay’dadır” ifadesine vurgu yapmıştı.

Yargıtay ile AYM arasındaki krize ilişkin olarak “Buradaki kavganın tarafı olacak halim yok, o ayrı bir şey. Ama işin hakemliğine gelince bu hakemliği yapma da tabii bize görev düşebilir. O da bize yine Anayasa’nın yüklediği bir görevdir Cumhurbaşkanı olarak. Temennimiz odur ki tabii böyle bir gerilim olmasaydı” şeklinde konuşan Erdoğan, Yargıtay başkanı ile görüştüğünü ve gerekirse Anayasa Mahkemesi başkanıyla da görüşeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma günü yaptığı açıklamada da, Yargıtay’dan yana tavrını koymuş, yeni Anayasa çağrısı yapmıştı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Anayasa Mahkemesi’nin Yapısında Değişiklik Mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasında yaşanan krize ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bireysel başvuruyla ilgili yasal düzenlemeye gitmek zor bir olay değil. Bütün iş Cumhur İttifakı’nın alacağı karara bağlı, atacağı adıma bağlı. Fakat bireysel başvuruyu hallettikten sonra iş bitmez” deedi ve ekledi:

“Bundan sonra bu bireysel başvurunun dayandığı kapı neresi olacak? Yine Anayasa Mahkemesi olacak. Önce Anayasa Mahkemesi’nin buna hazır hale gelmesi lazım” dedi. Bireysel başvurunun zamanında Anayasa Mahkemesi’ne “hız kazandırır” düşüncesiyle çıkartıldığını hatırlatan Erdoğan, şu anda AYM’de bekleyen 130 bin kadar bireysel başvuru olduğunu belirtti. Erdoğan, “Demek ki Anayasa Mahkemesi’nin çalışmalarını hızlandırma hedefini sağlamamış maalesef.”

Gazze’ye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, İsrail ve Hamas’a Batı’nın bakışı ile Türkiye’nin bakışı arasında farklılıklar olduğuna işaret etti. Avrupa Komisyonu’nun raporunda Türkiye’nin Hamas’a ilişkin tutumuna atıfta bulunan Erdoğan, “Her meselede malum Avrupa Birliği’nin, bir defa Türkiye’ye bakışı ne yazık ki ters. Burada da yine o tersliği görüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararını tanımaması ve Hatay’dan milletvekili seçilen Can Atalay hakkında hak ihlali kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması ile başlayan tartışmaları da değerlendirdi.

“Öncelikle bireysel başvuru ile ilgili bir düzenlemeye gidilebilir mi” şeklindeki bir soruya yanıt veren Erdoğan, “Bireysel başvuruyla ilgili yasal düzenlemeye gitmek zor bir olay değil. Bütün iş Cumhur İttifakı’nın alacağı karara bağlı, atacağı adıma bağlı. Fakat bireysel başvuruyu hallettikten sonra iş bitmez. Bundan sonra bu bireysel başvurunun dayandığı kapı neresi olacak? Yine Anayasa Mahkemesi olacak. Önce Anayasa Mahkemesi’nin buna hazır hale gelmesi lazım” dedi.

Bireysel başvurunun zamanında Anayasa Mahkemesi’ne “hız kazandırır” düşüncesiyle çıkartıldığını hatırlatan Erdoğan, şu anda AYM’de bekleyen 130 bin kadar bireysel başvuru olduğunu belirtti. Erdoğan, “Demek ki Anayasa Mahkemesi’nin çalışmalarını hızlandırma hedefini sağlamamış maalesef” dedi.

Yargıtay’ın hukukçulardan oluştuğuna, AYM’de ise valilerin, iktisatçıların olduğuna işaret eden Erdoğan, “Ama misyonu noktasında ağırlık nerededir? Yargıtay’dadır” ifadesine vurgu yaptı.

Yargıtay ile AYM arasındaki krize ilişkin olarak “Buradaki kavganın tarafı olacak halim yok, o ayrı bir şey. Ama işin hakemliğine gelince bu hakemliği yapma da tabii bize görev düşebilir. O da bize yine Anayasa’nın yüklediği bir görevdir Cumhurbaşkanı olarak. Temennimiz odur ki tabii böyle bir gerilim olmasaydı” şeklinde konuşan Erdoğan, Yargıtay başkanı ile görüştüğünü ve gerekirse Anayasa Mahkemesi başkanıyla da görüşeceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma günü yaptığı açıklamada da, Yargıtay’dan yana tavrını koymuş, yeni Anayasa çağrısı yapmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ekim’den bu yana İsrail ve Hamas arasında süren çatışmalar ve Gazze Şeridi’ndeki duruma ilişkin soruları da yanıtladı. Gazze’deki durum konusunda diplomatik temaslarının sürdüğünü ifade eden Erdoğan, “Bundan sonra 17 Kasım’da bizim bir Almanya ziyaretimiz var. Bu Almanya ziyaretimizde de tabii Batı’ya yönelik bazı mesajlarımız olacak” dedi.

Erdoğan değerlendirmelerinde, İsrail ve Hamas’a Batı’nın bakışı ile Türkiye’nin bakışı arasında farklılıklar olduğuna işaret etti. Avrupa Komisyonu’nun raporunda Türkiye’nin Hamas’a ilişkin tutumuna atıfta bulunan Erdoğan, “Her meselede malum Avrupa Birliği’nin, bir defa Türkiye’ye bakışı ne yazık ki ters. Burada da yine o tersliği görüyoruz” dedi.

“Avrupa Birliği, İsrail’in katliamında insanlık onurunu acaba görebildi mi, buna saygısı oldu mu? Bunları bizim tersten Avrupa Birliği’ne sormamız lazım” diyen Erdoğan sözlerini “Yeni yeni şimdi çıkmaya başladılar. İşte Macron’un yaptığı son açıklamalar gibi. Ama Almanya Cumhurbaşkanı ve Başbakanı her ikisi de acaba ne gibi bir tavır içindeler? Bunu Almanya ziyaretinde çok daha net göreceğiz” şeklinde sürdürdü.

Erdoğan’dan Hamas “terör örgütü” değil vurgusu

“Şu an itibarıyla Avrupa Birliği’ndeki yaklaşım tarzı, ne yazık ki bizim yaklaşım tarzıyla örtüşmüyor. Fakat Almanya ziyareti birçok şeyleri deşifre edecek diye düşünüyorum. Hamas’la ilgili Avrupa Birliği, aynen İsrail gibi düşünüyor. Ama biz onlar gibi düşünmedik, düşünmüyoruz, düşünemeyiz” ifadelerini kullanan Erdoğan, Hamas’ı “terör örgütü” olarak görmediğini vurguladı:

“Ben Hamas’a Filistin’deki seçimlerin galibi bir siyasi parti olarak bakıyorum. Onların bakışıyla aynen bakmıyorum. Şimdi oradaki seçimi kazanan bir Hamas var, o zaman bir siyasi parti, öyle bakılıyor. Şimdi ise bizi öyle bir yere getirmek istiyorlar ki ‘Hamas bir terör örgütüdür’ diyelim istiyorlar. Hayır arkadaş terör örgütü değildir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 Kasım’daki Almanya ziyaretinde Başbakan Olaf Scholz tarafından akşam yemeğinde ağırlanacak. Erdoğan, Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından da kabul edilecek.

Erdoğan, Gazze için diplomasi trafiğinde ABD Başkanı Joe Biden’ın da olup olmadığı şeklinde bir soruyu ise “ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken daha yeni buradaydı. Herhalde bizi bundan sonra Biden ağırlar. Benim Biden’ı aramam şık olmaz” sözleriyle yanıtladı.

Bölgede çatışmaların durması için “Devreye sokulması gereken en önemli ülke malum İsrail üzerinde etkisi olan Amerika” diyen Erdoğan, “Şimdi Amerika’nın üzerine Dışişleri Bakanım muhatabıyla gidiyor” dedi. Biden ile görüşmesi halinde “Gazze bir defa Filistin halkının toprağıdır. Amerika’nın bu kabullenmesi lazım” görüşünü de ileteceklerine işaret eden Erdoğan, “Eğer Gazze, Filistin halkının değil de kalkıp hayır bu işgalci yerleşimcilerin veya İsrail’in toprağıdır diye bir yaklaşım Biden’da varsa, zaten anlaşmamız mümkün değil” şeklinde konuştu.

Paylaşın

10 Ayda Bin 634 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

2023 yılının ilk on ayında iş kazaları (iş cinayetleri) nedeniyle en az bin 634 işçi hayatını kaybetti: Ocak ayında 116, Şubat ayında 266, Mart ayında 130, Nisan ayında 125, Mayıs ayında 146, Haziran ayında 161, Temmuz ayında 183, Ağustos ayında 205, Eylül ayında 152 ve Ekim ayında 150.

Haber Merkezi / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), 2023 Ekim İş Cinayetleri (iş kazaları) raporunu açıkladı. Buna göre; Ekim ayında iş kazaları (iş cinayetleri) nedeniyle en az 150, yılın ilk on ayında ise en az bin 634 işçinin hayatını kaybetti.

Yüzde 65’i ulusal basından; yüzde 35’iyse işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından öğrenilen bilgilere dayanarak tespit edilen verilere göre; 2023 yılının ilk on ayında (Ocak’ta 116, Şubat’ta 266, Mart’ta 130, Nisan’da 125, Mayıs’ta 146, Haziran’da 161, Temmuz’da 183, Ağustos’ta 205, Eylül’de 152 ve Ekim’de 150 olmak üzere) en az 1634 işçi hayatını kaybetti.

Ekim ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Trafik, Servis Kazası nedeniyle 38 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 27 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 22 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 21 işçi; Şiddet nedeniyle 11 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 7 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 6 işçi; İntihar nedeniyle 4 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 3 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi; diğer nedenlerden dolayı 10 işçi.

Ekim ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 41 işçi; Tarım, Orman işkolunda 31 emekçi (17 işçi ve 14 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 20 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 12 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 9 işçi; Metal işkolunda 5 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 4 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 3 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 3 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 2 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Madencilik işkolunda 1 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 1 işçi; İletişim işkolunda 1 işçi; Basın, Gazetecilik İşkolunda 1 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 1 işçi; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 7 işçi.

Ekim ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 1 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 2 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 28 işçi, 30-49 yaş arası 67 işçi, 50-64 yaş arası 32 işçi, 65 yaş ve üstü 8 işçi, yaşını bilmediğimiz 12 işçi.

Ekim ayında iş cinayetlerinin illere göre dağılım şöyle: 17 ölüm İstanbul’da; 6’şar ölüm İzmir, Kocaeli ve Mersin’de; 5’er ölüm Antalya, Giresun ve Muğla’da; 4’er ölüm Aksaray, Balıkesir, Bursa, Hatay, Kayseri, Konya, Sakarya, Tekirdağ ve Trabzon’da; 3’er ölüm Ankara, Bolu, Isparta, Kahramanmaraş, Karaman, Kütahya, Malatya, Manisa, Şanlıurfa ve Tokat’ta; 2’şer ölüm Adıyaman, Aydın, Çanakkale, Gaziantep, Samsun ve Van’da; 1’er ölüm Afyon, Ağrı, Ardahan, Bayburt, Burdur, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Erzurum, Iğdır, Kastamonu, Kırıkkale, Nevşehir, Rize, Sivas, Uşak, Zonguldak, Cezayir, Irak, İtalya ve Moritanya.

Paylaşın

CHP’de Kartlar “31 Mart Yerel Seçimleri” Sonrası Yeniden Dağıtılacak

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) genel başkan değişimi ile sonuçlanan büyük kurultay tamamlandı ama kurultaya ilişkin tartışmalar bitmedi. CHP kulislerinde hafta boyunca kurultay konuşuldu.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Genel başkanlık yarışını kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşen bir milletvekili, Kılıçdaroğlu’nun “bu sonucu kesinlikle beklemediğini” bu nedenle de “herhangi bir B planının olmadığını” anlattı. Yeni parti yönetimi için de, “Aralarında parlayacak isimler var. Hep eskiden şikayet ediliyordu. İşte yenilerin önü açılıyor. Enerjisi çok yüksek bir ekip. Önleri açılınca yeni dönemin aktörleri olabilirler” yorumları yapıldı.

Ancak yönetim listesini politik açıdan zayıf bulanlar da var. “Değişim, yeniden inşa sürecini sağlayacak kadro çok zayıf” diyen bazı siyasetçiler CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir koalisyon kurduğunu, ilişkinin bozulması durumunda kriz potansiyelinin de çok yüksek olduğunu söylüyor.

İki ismin yerel seçimlere kadar birlikte yol yürüyebileceğini kaydeden bazı siyasetçilere göre ise 31 Mart seçimleri sonrası kartlar yeniden dağıtılacak. Özel’li CHP’nin yerel seçimlerde elde edeceği sonuç, İmamoğlu’nun başkanlığın yanı sıra belediye meclisini de kazanması gibi bir dizi faktöre göre CHP’nin bir yıl sonra olağanüstü kongreye gitmesinin sürpriz olmayacağı konuşuluyor.

Çelenk krizi

Öte yandan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ‘genel başkan’ sıfatıyla Anıtkabir’e ilk resmi ziyaretini 11 Kasım’da gerçekleştirdi. Özel’in yeni seçilen Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleriyle yapacağı ziyaret öncesi Anıtkabir Komutanlığı ile İsmet İnönü’nün mezarına çelenk konulması talebi nedeniyle kriz yaşandı.

Edinilen bilgiye göre Özel’in Anıtkabir ziyareti kapsamında Atatürk’ün mozolesine çelenk bırakılmasının ardından 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün kabrini ziyaret ve çelenk bırakma da program kapsamında planlandı. Ancak yönetmelik gerekçe gösterilerek İsmet İnönü’nün anıt mezarına çelenk konulmasına izin verilmediği, bu uygulamanın da 4 yıldır devam ettiği söylendi.

Talebin geri çevrilmesine karşılık, ‘partisinin kurucusu ve 2. Cumhurbaşkanı İnönü’nün mezarına çelenk koymak için izin almasına gerek olmadığını’ bildiren Özel’in ısrarı üzerine Anıtkabir Komutanlığı ile CHP Genel Merkezi arasında görüşme trafiği arttı. Özel’in talebinde ısrar etmesiyle, konulan engelden vazgeçildi ve Özel, İnönü’nün mezarına hazırlanan çelengi koydu.

Paylaşın

Yerel Seçimler: AK Parti, İstanbul İçin Kürt Oylarının Peşinde

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde seçim stratejileri netleşiyor. AK Parti, 2019 yerel seçimlerinde Millet İttifakı’na kaybettiği İstanbul’da yeniden kazanmak için Kürt oylarının peşinde.

Kürtlerin oyunu almak için HEDEP (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) ile iş birliğine sıcak bakılmayan AK Parti’de, “Kürtlerin oyu kazanılacaksa hizmet siyaseti ile kazanılmalı” görüşü öne çıkıyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; AK Parti’nin son MYK toplantılarında da İstanbul seçim stratejisine ilişkin pek çok öneri sunuldu. İstanbul’daki Kürt nüfusun seçim sonucundaki etkisine dikkat çeken bazı MYK üyeleri, Kürtlerin oyunu almadan İstanbul’un kazanılmasının zor olduğunu belirtti.

Kürt seçmenin oyunu almak için Kürtlerin yoğun yaşadığı mahallelere daha çok hizmet götürülmesi gerektiğini kaydeden AK Partili yöneticiler, Kürtlerin oyunu almak için HEDEP ile iş birliğine sıcak bakmadıklarını belirtti ve “Kürtlerin oyu kazanılacaksa hizmet siyaseti ile kazanılmalı” görüşünü aktardı.

Öte yandan son genel seçimlerde yüzde 52 oyla yeniden Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Recep Tayyip Erdoğan’ın kişisel oyunun partisinin çok üzerinde olduğu bir kez daha görüldü. Ancak Erdoğan’ın bir siyasi aktör olarak tek başına varlığı birçok seçimin sonucunda etkili olsa da yerel seçimlerde bunun tam çalışmadığı da görülmüş durumda.

2019 seçimlerinde uzun yıllardır siyaset sahnesinde yer alan Binali Yıldırım, İstanbul’da aday gösterilmiş ve Ekrem İmamoğlu karşısında yarışı hem de iki kere kaybetmişti. AK Partili siyasetçiler şimdi, “Yerel seçimlerde sadece Erdoğan’ın yetmediğini görüyoruz. Adayın memleketi, donanımı, o ildeki karşılığı, icra yeteneği olmadan olmuyor.

Aday belirlerken de tüm bunlara bakılacak” diyor. İstanbul için aday arayışı da sürüyor. AK Parti kulislerinde İstanbul için en çok konuşulan isim eski Çevre Bakanı Murat Kurum. Ama sürecin sürprizlere de gebe olabileceği kaydediliyor.

Paylaşın

AK Parti, Anayasa Mahkemesi’nin Yetkilerini Daraltmayı Planlıyor

Yargıdaki krize ilişkin bir yazı kaleme alan Gazeteci Nuray Babacan, AK Parti’nin Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) bireysel başvuruya ilişkin hükümleri içeren yasa maddelerine sınırlama getirmeyi planladığını yazdı.

Nuray Babacan yazısında, bireysel başvuru kararlarında, AYM’nin temyiz mahkemesi olamayacağına ilişkin yeni hükümler hazırlanması, çerçevenin daraltılmasının tartışıldığını belirtti.

Gazete Pencere yazarlarından Nuray Babacan, “AKP, AYM’nin yetkilerini yasa yoluyla daraltmayı planlıyor” başlıklı yazısıyla yargıda yaşanan krize ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Babacan’ın yazısı şöyle:

“AKP iktidarının, önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin işaret fişeği ile başlayan Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini sınırlandırma girişimi, hızlandı. Daha Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yüksek yargının başkanlarıyla toplantı yapılmadan AKP’de taslak metin konuşuluyor. AYM’nin yetkilerini sınırlandırma, yerinde denetimlik yapmasını önleme ve bireysel başvuruları daraltma amacı taşıyan taslak hazırlanıyor.

Edinilen bilgiye göre, Bahçeli’nin başlattığı, Cumhurbaşkanlığı sarayındaki danışmanların destek verdiği AYM’nin yetki tartışması, partinin hukukçu milletvekillerinin büyük bölümünün desteğini almasa da devam edecek. Yargıtay’ın çıkışı ile siyasilerin yaptığı açıklamaların, değişiklikleri gündeme getirmek için bir manevra olduğunu öne sürenler de var.

AKP’de konunun, yasa ve Anayasa’da yapılacak değişiklikleri içeren iki boyutu olduğu değerlendiriliyor. Anayasa değişikliğine muhalefetin destek vermeyeceği, uzlaşmanın mümkün olmayacağı kabul ediliyor. İktidar Partisi, AYM’nin Anayasa’dan aldığı yetkileri, yasa yoluyla daraltmayı planlıyor. Tartışılan düzenlemelerin ana başlıkları şöyle:

AKP, AYM’nin bireysel başvuruya ilişkin hükümleri içeren yasa maddelerine sınırlama getirmeyi planlanıyor. Bireysel başvuru kararlarında AYM’nin temyiz mahkemesi olamayacağına ilişkin yeni hükümler hazırlanması, çerçevenin daraltılması tartışılıyor.

AYM’nin yerindelik denetimi yapmasının önüne geçilmesi planlanıyor. AYM’nin sadece hak ihlali kararı verileceği ve buna bağlı olarak sonucun AİHM olduğu gibi tazminat sınırlı kalması gerektiği üzerinde duruluyor. AYM’nin Yargıtay kararlarını ortadan kaldıran, mahkemelere talimat veren bir karar çıkartamayacağına ilişkin düzenlemeler yapılması planlanıyor.

Ayrıca, AYM’nin kendi çalışma usullerini kendi çıkardığı bir yönetmelikle belirlediği belirtilerek, değiştirmesi gerektiği iddia ediliyor. AYM’nin çalışma usullerinin yönetmelik değil kanun ile belirlenmesi düşünülüyor.

Gerekçe oluşturuyorlar

Parti kurmayları, 2012 yılından itibaren getirilen bireysel başvuru hakkının, 6216 sayılı Anayasaya Mahkemesi Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun 50’nci maddesinin bazı hükümleri yürürlükte olduğu müddetçe benzer sorunlar yaratmaya devam edeceğini öne sürüyorlar.

Değişikliği destek veren AKP’liler, “‘Hak ihlali mahkeme kararından kaynaklanmışsa dosya yeniden yargılama yapılmak üzere mahkeme gönderilir’ hükmü olduğu müddetçe, Yargıtay ve Danıştay’ın temyiz incelemesi üzerine verdiği kesin kararları, AYM’nin adeta bir süper temyiz mahkemesi gibi incelemesi sonucunu doğuruyor. Bir düzenleme yapılmazsa tartışma ve huzursuzluk devam edecek. Dolayısıyla bu maddenin yeniden düzenlenmesi gerekir.

Ayrıca, yasama organı, kendisinin ve diğer organların da sınırlarını çizen erkler ayrılığında en üst organdır. Yasamanın verdiği bir kararın AYM’nin müzakereye katılan üyelerinin eşitliği halinde başkanın oyu ile iptali gibi demokratik temsili ipotek altına alan bir karar alma usulü kabul edilemez” iddiasını savunuyor.”

Paylaşın

HEDEP’li Bakırhan’dan Yerel Seçim Açıklaması: Batıda İttifaklara Açığız

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan, “Yerelde sürekli bizler kaybettiren konumda olmamalıyız. Bu kadar ödenen bedel ve çaba sonrasında bizler bulunduğumuz her yerde irademizin yönetimlere yansımasını istiyoruz” dedi ve ekledi:

“Bizler dolaylı olarak herhangi bir ittifak tarafı olmak zorunda değiliz, dediler. Bizler eğer bir ittifak yapılacaksa bu ittifakın açık ve şeffaf bir şekilde kamuoyunun gözü önünde yapılmasını istiyoruz.”

Bakırhan açıklamasının devamında, “Bizler bölgede kazanan, batıda kaybettiren pozisyon yerine, bölgede de batıda da kazanan bir pozisyonda olmamız gerektiğini söylediler. Biz de aynı şeyi tekrar ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Yerel Yönetimler Kurulu’nun “Örgütlü toplumla demokratik yerel yönetimlere” Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı bu sabah Ankara’da başladı.

MA’nın aktardığına göre; HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan konuşmasında, yerel seçimle ilgili stratejilerine dair bilgiler verdi:

“Bu konferansımızı yaparken bir seçim sürecine de yaklaştık. Yeni dönemde ne yapacağımız merak ediliyor. Belki buradaki arkadaşlarımızın da merak ettiği şeyler var.

Yerellerde çok geniş toplantılar yaptık. Bir önceki dönemin eksik ve yetersizliğini ortaya çıkararak onun üzerinden kendimize bir yol ve hat belirledik. Bu yapmış olduğumuz binlerce toplantıda halkımız yerel yönetimler seçimleri için de çok önemli değerlendirmeler ve öneriler sundular. Orada ortaya çıkacak sonuçlar önümüzdeki dönem yol haritamızı da netleştireceğiz dedik.

Yerelde sürekli bizler kaybettiren konumda olmamalıyız. Bu kadar ödenen bedel ve çaba sonrasında bizler bulunduğumuz her yerde irademizin yönetimlere yansımasını istiyoruz.

Bizler dolaylı olarak herhangi bir ittifak tarafı olmak zorunda değiliz, dediler. Bizler eğer bir ittifak yapılacaksa bu ittifakın açık ve şeffaf bir şekilde kamuoyunun gözü önünde yapılmasını istiyoruz.

Bizler bölgede kazanan, batıda kaybettiren pozisyon yerine, bölgede de batıda da kazanan bir pozisyonda olmamız gerektiğini söylediler. Biz de aynı şeyi tekrar ediyoruz.

Önümüzdeki dönem en başta kayyım atanan belediyeleri özgürleştireceğiz. Yine AKP’nin kötü yönetiminden kaynaklı, yönetmiş olduğu belediyeleri alacağız. Birinci ve ikinci geldiğimiz bütün kentlerde kendi adaylarımızı en geniş konsensusla, en kapsayıcı belediye eş başkan adayları, belediye ve il genel meclisi adaylarıyla birlikte çıkartacağız.

Batıda ise huzurlarınızda kamuoyuyla paylaşmak istiyorum: İttifaklara açık olduğumuzu burada belirtmek istiyorum. İttifak yapacağımız güçlerle yapmış olduğumuz hiçbir konuşma, çalışma, aldığımız bir karar kesinlikle sizden habersiz olmayacaktır, sizinle paylaşacağız.

Önümüzdeki dönem hem Kürdistan’da hem batı da halklarımızın yoğun olarak bulunduğu kentlerde halklarımızın iradesinin yönetimlere yansıması için ittifaklara hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Bu herhangi bir ittifakta kesin olarak yer alacağımız anlamına gelmemeli. Halkımızın işine gelmeyen, halklarımızın, emekçilerimizin işine gelmeyen ittifaklar bize dayatılırsa seçeneksiz değiliz.

En iyi ve güçlü adaylarımızla 3. Yol siyasetimizi yerel seçimlerde hayata geçirebilecek hazırlıklarımızı tamamlamış bulunmaktayız.

Yeni dönemde seçilecek yerel yönetim adaylarımızı halkımızın onayından geçireceğiz. Sandık kurulu olur, belirlenen delegelerin oy kullanmasıyla olur. Yani bir biçimiyle halkın önerdiği, istediği adaylarla önümüzdeki dönem seçimlere gireceğimizi bir kez daha buradan belirtelim.”

Paylaşın

İYİ Parti’den İstifalara İlişkin Açıklama: Hem İktidara Hem De Muhalefete Eleştiri

İYİ Parti Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu, partisinde yaşanan istifalara ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Açıklamasında hem partiden ayrılanları hem iktidarı hem de ana muhalefeti eleştiren Buğra Kavuncu, şu ifadeleri kullandı:

Haber Merkezi / “İktidar, iftira ve yalanlarla muhalefeti karalayarak hata ve kusurlarını örtbas ediyor ve kendini meşrulaştırıyor. Maalesef bu söyleme kanan ve kendini buna kaptıran, iktidarın basit propaganda diliyle benzerlik gösterecek şekilde konuşarak ayrılan arkadaşlarımız oldu. Aynı şekilde ana muhalefet de iktidarın ülkeyi uçuruma götüren kararlarının arkasına sığınarak dayatmacı ve tek alternatif olma gücünü muhafaza etmeye çalışıyor, üstelik bu şekilde hiçbir şeyin değişmeyeceğini bilmesine rağmen…

Yine maalesef ana muhalefetin bu söylemlerine itibar edip ayrılan arkadaşlarımız oldu. Bu harekette emeği olup aynı zamanda sahip olduğu saygınlığı koruyabilen, bize saygı duyan herkese, yollarımız ayrılsa da her zaman minnet ve saygı duyacağız. Farkındayız, birçok farklı kesimden eleştiri ve haksız ithamlarla karşılayacağız. Biz önümüze bakıyoruz. Bu bir inat değil milletin makûs talihini değiştirmek için zoru seçen cesurların kararıdır. Sonucu belirleyecek olan yüce Türk Milleti’dir.

Bugün Türkiye’de parti kurmak zor, onu yaşatmak çok daha zordur. Ölçeği itibariyle son 25 yılda, bunu AKP’den sonra başarabilen tek parti İYİ Parti’dir. Partimiz ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve dayatılan iki kutuplu yapı arasında ayakta kalmayı becermiştir. Gücümüz birlik ve beraberliğimizden gelecektir. Elbette gidene üzülürüz ancak bu durum bizim kalanlarla birbirimize daha fazla kenetlenmemizi de sağlayacaktır. Allah iyilerle beraberdir!”

Bahadır Erdem ve Durmuş Yılmaz istifa etmişti

İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem ve 27’nci dönemde İYİ Parti’den milletvekili seçilen Durmuş Yılmaz, partiden istifa ettiklerini duyurmuşlardı.

Bahadır Erdem, istifa açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı: “‘2024 yerel seçimlerinde’ aday çıkarma kapsamına tüm illerin alınması ısrarı maalesef İstanbul ve Ankara’nın muhalefette kalmasını riske atmakta ve son dönemde Anayasa hususunda bilinçli olarak yaratılan büyük devlet krizini de göz önüne bulundurduğumuzda hukuk tanımaz AKP rejimi için yeni fırsatlar doğurmaktadır.

Bu çerçevede, İYİ Parti’ye katıldığım günden bu yana hedefi yirmi bir yıldır devam eden bu iktidarı değiştirmek olan, ülkemizde yeniden demokrasi ve hukuk devletinin sağlanmasını amaçlayan bir siyasetçi, bir hoca ve bir hukukçu olarak mevcut kazanımların riske atılmasını kabul etmem mümkün değildir.

İfade etmek isterim ki bütün olanlara rağmen dürüstlüğün, şeffaflığın, vatan ve millet sevgisinin hala siyasette geçer akçe olduğuna ve olması gerektiğine inancımı sürdürmekteyim.”

Durmuş Yılmaz, istifası sonrası yaptığı açıklamada, geniş çaplı açıklama yapmak için bir süre bekleyeceğini ifade ederek Durmuş Yılmaz “Partide taşı elimin altına koymamı gerektiren bütün hayallerim yıkıldı” demişti.

Yılmaz, “İYİ Parti kurulurken varmak istediğimiz amaçlarla ilgili tüm beklentilerim sıfırlandı. Türkiye’de yeni bir sayfa açacaktık. Hesap verebilir, şeffaf olacaktık. Hukukun dışına çıkmayacaktık. Türkiye’deki herkesin, dağdaki çobanın da hakkını hukukunu koruyacaktık, olmadı. Tam tersi oldu, her şey çöktü” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

CHP’de Yeni Dönem: ‘Gölge Kabine’ Oluşturuldu

38. Olağan Kurultayı’nın ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) yönetim üyeleri belli oldu. 24 üyenin bulunduğu MYK’daki 17 isim “Gölge Kabine” olarak görev yapacak.

CHP’nin yeni genel başkanı Özgür Özel, “43. Parti Meclisim, söz verdiğim gibi benden genç. İllere söz vermiştik PM’de örgütümüz kendini görecek diye. PM’de daha önce İl ve İlçe Başkanlığı yapmış 15 arkadaşımız, daha önce örgütlerde görev yapmış 32 arkadaşımız var. PM’nin salt çoğunluğu örgüte emek vermiş kişilerden. Bir sözüm vardı. Böyle bir heyette 50+1’i milletvekili yaparlar. Ben bu geleneği terk edeceğimi söyledim. PM’de sadece 14 milletvekilimiz var” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) genel başkan değişiminin yaşandığı 38. Olağan Kurultayı’nın ardından partinin yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK) belli oldu.

CHP’nin yeni genel başkanı Özgür Özel, toplantının ardından açıklama yaptı. Özel’in açıklamaları şöyle:

“Türkiye’de CHP’nin en önemli iktidar alternatifi olduğunu, yapıcı, etkili, yol gösteren ve engel olabilen bir muhalefet anlayışıyla ilerleyişini ve bunu nasıl bir parti mimarisi ile yapabileceğini anlatacağım. Kurultayda verdiğimiz her sözü tutuyoruz. CHP’yi iktidar yapma inancıyla çalışıyoruz. Bunun ilk sınavı Mart ayının sonunda yapılacak yerel seçimler. Yerel seçimlerde elimizde bulunan belediyelerimizin yeniden kazanılması, bu kazanımda bir tek kriterimiz var.

Milletin gönlünde yer etmiş, seçildiği günden daha iyi durumda olan ve yeniden seçilecek belediye başkanlarımız yeniden aday olacaklar. Yaptığı hizmet halkta teveccüh görmüyorsa durumları yeniden değerlendirilecek. Objektif kriterle ilerleyeceğiz. Kimsenin hakkını yemeden ilerleyeceğiz. Ben, hiçbir belediye başkanını ‘değişim’ karşıtı diye cezalandırmak ve hak ettiği görevi kendisine vermemek niyetinde değilim. Hiç kimse de bize destek verdi diye hak etmediği bir yere gelmeyecek.

Türkiye’de hiçbir il ve ilçede, değişim ekibinin söz verdiği bir adayımız yok. Sadece Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu ve Aydın’ın topuklu efesi ile ilgili genel başkanımızın anketlerde gördüğü çok yüksek memnuniyet oranına dayanarak ifade ettiği ve bizim de o oranlarla PM’ye o sözün arkasında duran bir teklifle geleceğiz. Bize yakın diye kimseyi kayırmayacağız, geçmişte bize uzak durdu diye kimseyi cezalandırmayacağız.

Parti Meclisimizin yaş ortalaması 43. Parti Meclisim, söz verdiğim gibi benden genç. İllere söz vermiştik PM’de örgütümüz kendini görecek diye. PM’de daha önce İl ve İlçe Başkanlığı yapmış 15 arkadaşımız, daha önce örgütlerde görev yapmış 32 arkadaşımız var. PM’nin salt çoğunluğu örgüte emek vermiş kişilerden. Bir sözüm vardı. Böyle bir heyette 50+1’i milletvekili yaparlar. Ben bu geleneği terk edeceğimi söyledim. PM’de sadece 14 milletvekilimiz var.

Tam 24 üyeden oluşan bir MYK listesi göreceksiniz. Ben geçmişte sayın genel başkanın 2014’te listesinde değilken, listeyi en yüksek oyla delmiş listeye girmiştim. Parti Meclisi’nde bizim anahtar listemizde olmayan 8 arkadaşımız var. 8 arkadaşımızdan 4’ünü görevlendirmiş durumdayız. Bizim listemizden giren arkadaşlarımızdan yüzde 50’sinden daha azını görevlendirdik. Açıklayacağımız MYK’nın yaş ortalaması 46’dır. MYK’da 24 üye arkadaşımız var. MYK’mızın iki kompartımanı var. Gruplardan bir tanesi gölge kabine.

Gölge Kabine’deki isimleri şöyle:

İçişleri Bakanlığı: Murat Bakan
Adalet Bakanlığı: Gökçe Gökçen
Sağlık Bakanlığı: Zeliha Şahbaz
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: Aylin Nazlıaka
Milli Eğitim Bakanlığı: Suat Özçağdaş
Enerji Bakanlığı: Deniz Yavuzyılmaz
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: Gülşah Deniz
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı: Gamze Taşçıer
Dışişleri Bakanlığı: İlhan Uzgel
Gençlik ve Spor Bakanlığı: Sevgi Kılıç
Hazine ve Maliye Bakanlığı: Yalçın Karatepe
Kültür ve Turizm Bakanlığı: Koza Yardımcı
Milli Savunma Bakanlığı: Yankı Bağcıoğlu
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı: Pınar Uzun
Ticaret Bakanlığı: Volkan Demir
Ulaştırma Bakanlığı: Ulaş Karasu
Tarım Bakanlığı: Erhan Adem

Genel başkan yardımcıları:

Genel Sekreter: Selin Sayek Böke
Yurt içi Yurt dışı Örgütlenme: Ensar Aytekin
Sayman: Özgür Karabat
Yerel Yönetimler: Gökan Zeybek
Halkla İlişkiler ve Medya: Burhanettin Bulut
Seçim ve Parti Hukuk İşleri: Gül Çiftçi
Parti Sözcüsü: Deniz Yücel

CHP 38. Olağan Kurultayı’nda Özgür Özel’in listesinden yer almayarak listeyi delen Müslüm Sarı, Mehmet Tüm, Semra Dinçer, Orhan Sarıbal, Ali Haydar Hakverdi, Koza Yardımcı, Aylin Nazlıaka, Saliha Barut’tan üç isim A Takımı’nda yer aldı. Aylin Nazlıaka Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı eşitliğinde gölge bakanlık, Koza Yardımcı Kültür ve Turizm Bakanlığı eşitliğinde gölge bakanlık, Mehmet Tüm ise Yurt Dışı Örgütlenmesinde görev aldı.

Kurultayda iki listede yer almayarak Parti Meclisi’ne seçilen Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı eşitliğinde gölge bakanlığa seçildi.

Özgür Özel: 24-25 Kasım’dı. Tavsiye kararı olarak almışlar. Bir ay önceden başvurmak, gazete ilanı vermek, il başkanlıklarından, meclis gruplarından birer kişi istemek gibi işlemler yapılmadığından 24-25 Kasım mümkün değil. Onun üzerine en kısa takvim 15 Aralık günü yapabiliyoruz. Orda da bütçe görüşmelerinin tam göbeği. Öyle olunca İl Başkanlıkları da bir an önce belediye başkanlarını belirlemeliyiz dediği için çarşamba gününe toplantı koyduk. Tüzük Kurultayı 26-27 Aralık’ta mı yapılsın ya da başka tasarruf var mı o konuşacak. İl Başkanlarımız ‘Yerel seçim sonrası’ derse bırakabiliriz.

Ön seçim konusunda terminolojik bir fark var. Ön seçim yaparsak adayı belirledikten sonra 54 gün kalıyor. Örgütümüzün tecrübeleri ön seçim demeyelim, sonucuna uyulacak temayül yoklaması. Her yerde ön seçim doğru yöntem değil. Kapsamının doğru belirlendiği, kimseyi incitmeyen, bir 100. yıl affından yanayım.”

CHP Yüksek Disiplin Kurulu yönetimi belli oldu

Öte yandan CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda seçilen ve 15 kişiden oluşan yeni YDK, ilk toplantısını parti genel merkezinde gerçekleştirdi. Toplantıda YDK başkanlığı, başkan yardımcılığı ve sekreterlik için gizli oylama yapıldı. Oylama sonucuna göre başkanlığa Turan Taşkın Özer, başkan yardımcılığına Ayça Akpek Şenay, YDK sekreterliğine de Deniz Çakır seçildi.

Paylaşın