Davutoğlu’ndan İktidarın İsrail’e Yaptırım Uygulamamasına Tepki

Saadet – Gelecek grubunda konuşan Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “Ne olurdu Türk hava sahası İsrail’e kapatılsaydı? Bir Filistinli çocuk şunu söyledi bizi İsraillinin attığı kurşunlar değil de akşam televizyonlarda gözümüzün içine soka soka Türkiye’den gelen gemiler daha çok yaralıyor” dedi ve ekledi:

“İsrail televizyonu sırf Filistinlilere Türkiye arkanıza değil demek için her haberde Türkiye’den gelen gemileri gösteriyor. Utanmıyor musunuz siz? Halka söylediğiniz boykotu siz uygulayın dedik.”

Davutoğlu konuşmasının devamında, “Gece yarısı kararnameleriyle ülkedeki tüm düzeni sarsan Cumhurbaşkanı kararnamelerinden bir kararname yayınlayacaklar ve İsrail’e destek sağlayan firmalar bundan sonra T.C. Devleti’nin hiçbir ihalesine giremez hiçbir kamu kurumu alışveriş yapamaz diyecek. Bu kadar basit.

Çünkü Allah’tan önce hesap vermek zorunda oldukları yerleri düşünüyorlar artık. Artık kaybetmekten korktukları koltuklarını düşünüyorlar. Artık kaybetmekten korktukları servetlerini düşünüyorlar. Mazlumları düşünmeye vakit kalmadı” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet – Gelecek grup toplantısında konuştu. Davutoğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Soğuk Savaş’ın iki süper gücünü birini Vietnamlılar çıplak ayaklarıyla Amerikalıları dize getirerek yendiler diğeri Sovyetler Birliğini de o dağlardaki Afgan dağlarındaki yiğit insanlar dize getirdi.

Hiç merak etmeyiniz bir gün bugün işlenen savaş suçlarını işleyenler de bu süper güçler gibi tarihe karışacaktır. Filistinliler bir tarih yazıyor. “Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter” sözü gibi bütün dünyayı uyandırmaya da bir tek Filistinli çocuk yeter.

İslam İşbirliği Teşkilatı toplandı geçenlerde. İslam İşbirliği Teşkilatı bildirisini okuduğumda hayal kırıklığı değil, utanç duydum. Bildirinin iki şeyi var. Bir gözlem. Dünyadaki diğer insanlar gibi bunlar da gözlüyorlar.

İkincisi de çağrı. Birleşmiş Milletlere, insanlığa ve değişik kurumlara çağrı. Birleşmiş Milletler şunu yapsın o bunu yapsın gibi birtakım kararlar. Peki siz ne yapacaksınız? Siz ne karar aldınız? Sayın Cumhurbaşkanı yolda büyük bir başarı kazanmış gibi ciddi kararlar aldık diyor. Diplomatik bir yazım dışında hiçbir şey yok.

Bugünden itibaren bütün normalleştirme ilişkilerinizi donduracağınızı söyleyin. Söylediler mi? Hayır. Aksine Netanyahu Arap liderlerini tehdit etti. “Sizler de yerinizde duramazsınız” dedi. İşte Filistinli çocuk şunu söylüyor onlara “Sizin gibi korkak liderler olmaktansa bizim gibi küçücük bedeniyle ahirete gidenler olmak daha hayırlıdır”

Netanyahu’nın tehdidinden korkan İslam liderlerine sesleniyorum. Bu korku ikliminin sorumlusu sizsiniz. Nerede cesaretiniz? Neden Netanyahu’ya ortak bildiriyle haddini bildirmiyorsunuz. O sizi tehdit etme cesaretini buluyor siz onunla normalleşme ilişkilerini durdurma cesaretini niye bulamıyorsunuz?

Ne olurdu Türk hava sahası İsrail’e kapatılsaydı? Bir Filistinli çocuk şunu söyledi bizi İsraillinin attığı kurşunlar değil de akşam televizyonlarda gözümüzün içine soka soka Türkiye’den gelen gemiler daha çok yaralıyor.

İsrail televizyonu sırf Filistinlilere Türkiye arkanıza değil demek için her haberde Türkiye’den gelen gemileri gösteriyor. Utanmıyor musunuz siz? Halka söylediğiniz boykotu siz uygulayın dedik.

Gece yarısı kararnameleriyle ülkedeki tüm düzeni sarsan Cumhurbaşkanı kararnamelerinden bir kararname yayınlayacaklar ve İsrail’e destek sağlayan firmalar bundan sonra T.C. Devleti’nin hiçbir ihalesine giremez hiçbir kamu kurumu alışveriş yapamaz diyecek. Bu kadar basit.

Çünkü Allah’tan önce hesap vermek zorunda oldukları yerleri düşünüyorlar artık. Artık kaybetmekten korktukları koltuklarını düşünüyorlar. Artık kaybetmekten korktukları servetlerini düşünüyorlar. Mazlumları düşünmeye vakit kalmadı.

Çok mu zordu topluca İsrail BMGK’nin 242 sayılı kararını uygulayıp bütün işgal edilen topraklardan çekilene kadar İsrail ile hiçbir görüşme yapmayacağız demek. Onlar için zordu. Filistinli bebekler için ölmek kolay ama onlar için böyle cesur kararlar almak çok zor.

Şimdi 20 Kasım dediler değil mi? Türkiye Büyük Millet Meclisi heyetinin gitmesi öngörülen tarih. Bu ne demek? 7 Ekim’den sonra yaklaşık 40-45 gün. Çünkü şöyle düşündüler 20 Kasım’a kadar bu savaş biter ortalık sakinleşir biz de sakin şartlarda göstermelik heyet göndeririz. Mesele savaş bittiğinde heyet göndermek değil bombalar yağarken orada olabilmek.

Bir milletin kaderiyle kader birliği yapmazsanız o milletin ruhuna nüfus edemezseniz o milletin hakkını savunamazsınız.

Makul olmak lazımmış, devlet aklı devreye girmeliymiş. Türkiye her iki tarafa da aynı mesafede olmalıymış. Her iki tarafa da aynı mesafede olan bitaraf olmak adına zulme ses çıkarmayan tarihin çarkları içinde utançla anılır. Devlet aklı Cumhuriyetin kurulmasında İstiklal savaşında mazlumun yanında olmayı gerektirir. Devlet aklı Dicle’ye ve Fırat’a kadar gelme iddiasını açıkça söyleyen Netenyahu’ya karşı “Sen oturduğun yerde otur” diyebilmektir.

Biz İsrail’e, emperyalizme, zulme karşı duracaksak. Orta Doğu’da Türkiye, İran ve Araplar arasında ekilmeye çalışılan nifak tohumlarını kaldırırsak biz ayakta durabiliriz.

Eğer İslam diye yola çıkanlar İslam’ın en temel ilkelerini çiğnemeye başlamışsa, eğer ümmet millet diye yola çıkanlar kendi yakınlarını düşünmekten milleti ümmeti düşünmeye vakit bulmama başlamışsa bizim onlara sormamız lazım sen niye burada değilsin, niye hala oradasın?

Ben de onlara soruyorum siz bütün bu yanlışlar karşısında bizim yerimize gelen çıkarcılar, uyuşturucu tacirleri, her türlü çeteyle resimleri olan bakanların yanında nasıl durabiliyorsunuz?

Şimdi AK Partili kardeşlerime sesleniyorum sorun kendinize tüm dünya ayaktayken resmi bir miting dışında resmi toplum niye harekete geçirilmedi. İHH’nın yürüyüşleri, Anadolu Gençlik Derneği’nin faaliyeti dışında.

Emin olun, 90’larda böyle bir iktidar olsaydı biz muhalefetteyken o iktidar İsrail ile normalleşmeyi bile durdurmasaydı bu katliam karşısında İsrail ile ticareti kesmeseydi bütün sokaklar cami önleri mitinglerle dolardı. Şimdi niye susuyorsunuz, ey vakıflar, kanaat önderleri, İslami birikimin bütün mirasını yiyip tüketenler niye susuyorsunuz?

Çünkü o zamanlar derin vicdanımız vardı bizim. Şimdi bu vakıfların, derneklerin yüksek binaları lüks makam odaları var ama artık vicdanlarından eser kalmadı. Onları Allah’a, millete şikayet ediyorum. Bizim tek derdimiz gelecek nesillere iyi örnek olabilmek.

AYM – Yargıtay krizi: Mesele iki mahkeme arasında dava olsa çözmek kolaydı. Mesela Can Atalay, bir milletvekilinin seçimden sonra hapishanede tutulması olsaydı onu da çözmek kolaydı.

Biz Gelecek-Saadet grubu olarak milli irade ile seçilmiş milletvekillerinin yerlerinin hapishaneler değil millet meclisleri olduğu kanaatindeyiz ve bunda ısrarcıyız. Peki nedir mesele? Mesele büyük bir devlet krizidir.

(15 Temmuz) Bir darbeyi büyük fedakarlıklarla hep beraber yendik. O günden bugüne Türkiye’de gizli bir el, özel örgütlenmiş bir çete adım adım baskıcı bir rejimi kurumsallaştırmak istiyor. Bunu yaparken kullandıkları en önemli araç hukuktur. Hukukun özgür olduğu yerde baskıcı bir rejim olmaz. Türkiye Cumhuriyeti tarihi yüzyıl boyu demokratik hukuk devletini gerçekleştirememenin acısını yaşıyor.

Eğer Anayasa Mahkemesi gerçekten devlete ve millete karşı bir mihrak haline dönüşmüşse derhal bir soruşturma açılsın ve Anayasa Mahkemesi üyelerinin tek tek geçmişleri araştırılarak onların hangi şartlarda AYM’ye Cumhurbaşkanı tarafından atandığı tespit edilsin.

Her gün değişen kararlarla Türkiye’de sistem ve devlet krizi çıkarılmaya çalışılıyor. Hakimin tek bir kimliği vardır o da adalet. Bugün yargı, maalesef, şu Yargıtay’ın şu dairesine giderseniz şu parti hakim, şu dairesine giderseniz şu çevre hakim diye bölünmüşse buradan adalet çıkar mı?

Biz milletimize şunu vaat ediyoruz. Bizim iktidarımızda aynen Fatih Sultan Mehmet Han’ı vicdanıyla hesaba çeken Hızır Beyler gibi hakimler olacak. Hiçbir devlet adamı o hakimin huzuruna çıkmaktan çekinmeyecek. Bizim dönemimizde adalet dağıtan hakimlerin tek bir kimliği olarak vicdan kimliği. Başka kimlik tanımadık, tanımayacağız.”

Paylaşın

HEDEP’li Gergerlioğlu İle MHP’li Akçay Arasında Gerginlik: Adi Herif

TBMM Genel Kurulu’nda, HEDEP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu ile MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay arasında gerginlik yaşandı. Gergerlioğlu’nun sözlerine tepki gösteren Akçay, Gergerlioğlu’na “Adi herif” diyerek hakaret etti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda; Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bugün grup toplantısında “Leyla Güven, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Figen Yüksekdağ, Can Dündar başta olmak üzere PKK’lı ve FETÖ’cülere hak ihlali kararıyla can simidi uzatan Anayasa Mahkemesi’dir” sözlerine tepki gösterdi.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; HEDEP’li Gergerlioğlu açıklamasında, “Devlet Bahçeli, AYM’den hak ihlali almış bana ve bazı eski siyasetçilerimize ‘terörist’ diyerek hakaret ve iftira etmiştir. Bu hakaret ve iftiraları misliyle Bahçeli’ye iade ediyorum. Siyasette seviye kaybına dair hepimiz duyarlı olalım. Halkın vekiline hakaret, halka hakarettir. Bahçeli, talimatlarını Mustafa Şentop’a dinleterek, vekilliğimi düşürüp ‘Adalet Nöbetimde’ beni Meclis’ten çıkarsa da AYM’nin 15’e 0, oybirliği kararı ile Meclis’e döndüm.

Hadsizliği ve zulmü yendim. Halkımızla beraber yendik. Hukuka çarpacaksın, Bahçeli. Hazmedeceksin Bahçeli. Haddini bileceksin Bahçeli. Anayasayı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanıyıp yerine oturacaksın Bahçeli. Soyadımı bile doğru telaffuz edemeyen Bahçeli, Türkçe öğren de gel. Sen önce Sinan Ateş’in katilinin niye Olcay Kılavuz’un evinde çıktığını, … açıkla” dedi.

Gergerlioğlu’nun sözlerinin ardından MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, yerinden söz aldı. Akçay, “Bu, biraz evvel, yerinden konuşma yapan Gergerlioğlu’nun bütün bu hadsiz sözlerini misliyle, misliyle kendisine iade ediyoruz. Ve en kısa sürede de psikiyatrik tedavi görmesini salık veriyorum. Yani bu, psikolojik dengesi bozulmuş…” ifadelerini kullandı.

Gergerlioğlu’nun yerinden tepki göstermesi üzerine, Akçay; “Sen ağzını topla. Adi herif. Genel Kurul’a hitap etmiyor, haddini bilmiyor. TBMM Genel Kurulu’nun mehabetine uygun olmayan konuşmalar yapıyor. İyice sınırı aştı” diyerek Gergerlioğlu’na hakaret etti.

Gergerlioğlu, “Sen kimsin. Haddinizi bilin” diye yanıtlarken, tartışmanın büyümesi üzerine TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, birleşime 10 dakika ara verdi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tarım Üretici Enflasyonu Yüzde 62,56

Tarım üretici enflasyonu ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 1,13 azalış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 44,93 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,56 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 85,35 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Ekim 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarım üretici enflasyonu ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 1,13 azalış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 44,93 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,56 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 85,35 arttı.

Sektörlerde bir önceki aya göre, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 1,31 azalış, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 1,56 artış ve balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 3,64 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 4,32 azalış, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,62 azalış ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 3,11 arttı.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 13,71 ile lifli bitkiler ve yüzde 21,20 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar oldu.

Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 168,05 ile yağlı meyveler ve yüzde 164,52 ile üzüm oldu. Bir önceki yılın aynı ayına göre azalış gösteren tek alt grup ise yüzde 19,08 ile turunçgiller oldu.

Bir önceki aya göre azalışın yüksek olduğu alt gruplar yüzde 8,04 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve yüzde 6,66 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler oldu.

Bir önceki aya göre artışın yüksek olduğu alt gruplar, yüzde 65,28 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler ve yüzde 35,65 ile yağlı meyveler oldu.

Ekim 2023’te, endekste kapsanan 92 maddeden, 35 maddenin ortalama fiyatında azalış, 44 maddenin ortalama fiyatında ise arttı.

Paylaşın

HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan’dan ‘Demokratik Anayasa’ Çağrısı

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan, “15 Temmuz darbesi gibi bu yargı darbesine de ‘Allah’ın lütfu’ diyerek bunu da kendi lehlerine çevirmek isteyecekler. Özgürlükleri kısıtlayan ve antidemokratik bir anayasaya asla izin vermeyeceğiz. Karşısında tüm gücümüzle duracağız” dedi.

“Bizler yeni bir anayasaya hazırız, yeni bir anayasa yapılmalı” diyen Bakırhan, “Darbe anayasaları yerine demokratik bir anayasa olsun diyoruz. Herkesi Türk sayan, tek tipçi, erkeklerin çıkarına, cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren, sosyal devlet ve hukuk ilkelerini mürekkepten sayan, her şeyi merkeze bağlayan, yerelin iradesini yok sayan bir anayasaya evet demeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını tanımamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, “Yargıtay ve AYM üzerinden başlayan bir tartışma var. Biz buna ilk günden beri darbeye teşebbüstür dedik. Yargıtay, darbeye teşebbüsün ilk adımını atmıştır. Asıl darbe saray tarafından yürürlüğe konulmuştur. Açık bir dille darbeye destek olmuştur” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına yanıt veren Bakırhan, “Bu darbe teşebbüsünün asıl vurucu gücü küçük ortaktır. Küçük ortak bugün yine esip gürüyordu. Her hafta esip gürlemenin dışında başka bildiği bir şey yok kçük ortağın. Küçük ortak tek olalım, Türk olalım, bütün renkler solsun, hukuk olmasın, demokrasi olmasın diyor. Küçük ortağa ‘biz demokrasi için ağır bedeller ödedik, ödemeye devam ederiz, senin naralarından, tehditlerinden korkacak değiliz’ diyoruz. Haddine bak, işine bak, bu kin ve nefret dilini terket diyoruz” dedi.

“İktidar bu darbe teşebbüsüyle hukuk sistemine son çiviyi çakmak istiyor” diyen Bakırhan, “Erdoğan’ın açıklamaları da bu yaşananların önceden hazırlanmış bir darbe teşebbüsü olduğunu ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

İktidar cephesinden gelen anayasa değişikliği çağrılarına da değinen Bakırhan, “15 Temmuz darbesi gibi bu yargı darbesine de ‘Allah’ın lütfu’ diyerek bunu da kendi lehlerine çevirmek isteyecekler. Özgürlükleri kısıtlayan ve antidemokratik bir anayasaya asla izin vermeyeceğiz. Karşısında tüm gücümüzle duracağız” ifadelerini kullandı.

“Bizler yeni bir anayasaya hazırız, yeni bir anayasa yapılmalı” diyen Bakırhan, şunları kaydetti: “Darbe anayasaları yerine demokratik bir anayasa olsun diyoruz. Herkesi Türk sayan, tek tipçi, erkeklerin çıkarına, cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren, sosyal devlet ve hukuk ilkelerini mürekkepten sayan, her şeyi merkeze bağlayan, yerelin iradesini yok sayan bir anayasaya evet demeyeceğiz.”

Anayasa çağrısı

Meclis’e çağrı yapan Bakırhan, şöyle devam etti: “Gelin demokratik bir anayasa yapalım, bunun koşullarını yapmak için de elimizi taşın altına koyalım. Önce Türk Ceza Kanunu’nu demokratikleştirelim. Demokratik siyasetin önündeki yargı vesayetine son verelim. Kayyum atamalarına son verecek düzenlemeler yapalım diyoruz.”

Yerel seçimler için ittifak konusuna değinen Bakırhan, “Halkımızın işine gelmeyen, emekçilerin işine gelmeyen, halkımızın derdine çare olmayan ittifaklar dayatılırsa kesinlikle seçeneksiz olmadığımızı belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, şunları söyledi: “İttifakları açık, şeffaf yapacağız. Kiminle ne görüştük kamuoyunun bilgisi olacak. Halkımızın da beklentisi düşünceler bunlardır. Bölgede kazanan, Batı’da kaybettiren pozisyondan çıkacağız. Bölgede kazanan, Batı’da kazanan bir pozisyon içinde olacağız. Bunu geçmişte defalarca başardık, yine başaracağımıza eminim.”

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

Ömer Çelik’ten Özgür Özel’e ‘Darbe’ Yanıtı: Yassıada Zihniyeti

CHP Lideri Özgür Özel’in AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulması kararına ilişkin yaptığı “darbe” değerlendirmesine yanıt veren AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Onlar demokratik kültüre alışkın olmadıkları için Türkiye’de demokratik hayatta çözülmesi gereken mesele çıktığında, bunu sürekli olarak hemen bir ‘darbe girişimi’ olarak sunmaya çalışıyorlar” dedi ve ekledi:

“Türkiye’deki en büyük meselelerden biri, demokratik hayat içindeki olağan birtakım tartışmaları CHP’nin öteden beri bir rejim tartışması haline getirmesidir. İktidara geldiğimiz zamandan beri herhangi bir konuda sistem üzerinde bir iyileştirme, reform yapmaya çalıştığımızda CHP bunu rejim tartışması haline getirirdi. Türkiye’de rejimimiz üzerinde mutabakat tamdır, rejim ile ilgili Türkiye’nin bir problemi yoktur.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisince düzenlenen çalışma kampının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Birgün’ün aktardığına göre; Yargıtay’ın, Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) milletvekili seçilen Gezi Parkı davası sanığı Can Atalay’a ilişkin kararı ve Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulması kararına ilişkin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “darbe” ifadesini kullanmasına yönelik değerlendirmesi sorulan Çelik, şunları söyledi:

“Bu çıktığı zaman bu uyumun sağlanması görevi Cumhurbaşkanlığı makamına verilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı’mız da ‘Hakem pozisyondayız, üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz’ dedi. Eğer bu uyumun sağlanması bakımından yasal ve anayasal boşluklar varsa bunların giderilmesi TBMM’nin görevidir.”

Özel’in açıklamalarını, “Yassıada zihniyeti” olarak nitelendirdiğini vurgulayan Çelik, şunları söyledi: “Onlar demokratik kültüre alışkın olmadıkları için Türkiye’de demokratik hayatta çözülmesi gereken mesele çıktığında, bunu sürekli olarak hemen bir ‘darbe girişimi’ olarak sunmaya çalışıyorlar.

Türkiye’deki en büyük meselelerden biri, demokratik hayat içindeki olağan birtakım tartışmaları CHP’nin öteden beri bir rejim tartışması haline getirmesidir. İktidara geldiğimiz zamandan beri herhangi bir konuda sistem üzerinde bir iyileştirme, reform yapmaya çalıştığımızda CHP bunu rejim tartışması haline getirirdi. Türkiye’de rejimimiz üzerinde mutabakat tamdır, rejim ile ilgili Türkiye’nin bir problemi yoktur.”

“CHP’de herhangi bir siyasi yazılım değişimi olmamıştır”

Çelik, CHP Genel Başkanı Özel’in seçilir seçilmez “Cumhurbaşkanlığı makamının meşruiyetine saldırdığını” iddia ederek şu açıklamalarda bulundu: “Bunlar ‘değişim’ diye ortaya çıktılar ancak bu, şunu gösterdi ki aslında CHP’de herhangi bir siyasi yazılım değişimi olmamıştır. Onlar sadece biyografiyi değiştirmişler. CHP Genel Başkanı’nın biyografisi değiştiği zaman bunu siyasi değişim zannediyorlar. Siyasi değişim, siyasi fikirlerin, demokratik sisteme yaklaşımın, demokratik sistem içindeki tartışmalara yaklaşımın ele alınmasıyla ilgili bir değişimdir.

Özel’in ilk ortaya koyduğu açıklamalar, Kemal Kılıçdaroğlu döneminden bile daha geri açıklamalardır. Kemal Kılıçdaroğlu demokratik bir üslubu sürdürmeyi öğrenememişti ama en azından öğrenmiş gibi yapıyordu. Bütün bunlar olmadığı zaman ne oldu? Şimdi hemen bir tartışmayı darbe olarak nitelendirip Sayın Cumhurbaşkanı’mızın siyasal meşruluğuna saldırmak sadece Yassıada zihniyetinden beri alışkın olduğumuz demokrasiyi, siyasi sistemi zehirleme faaliyetinin bir devamıdır.”

“CHP Genel Başkanı Özel’in, partisinin ön seçimle yerel seçim adayı belirlemesine yönelik bir hafta içinde iki farklı değerlendirmesinin olduğu” yönündeki söylemlere ilişkin düşüncesi sorulan Çelik, şunları kaydetti:

“Seçim zamanında bunları gördük, önceki Genel Başkan da ‘demokrasi, çoğulculuk’ demişti, kendileri gibi düşünmeyenleri tehdit etmeye, demokrasiyi zehirleyecek şekilde terör örgütlerine alan oluşturmaya başladılar. Şimdiki de geldi ‘ön seçimle belirleyeceğiz’ dedi, sonra ‘ön seçim için yeterli takvim yok’ diyor.

Onun için diyoruz ki bu bir siyasal değişim değil, bu bir biyografi değişimidir. CHP aynı CHP’dir. Göreceksiniz öncekinden daha otoriter birtakım yaklaşımların ortaya çıktığı görülecek. Kemal Kılıçdaroğlu hiç yoktan ‘demokrat’ gibi yapıyordu, şimdikinin ilk vazgeçtiği şey kendi sözü oldu. Bir siyasi partinin kendi içindeki çelişkileri yönetemezken devlet hayatı hakkında bu kadar iddialı cümleler kurması bir garabettir.”

Paylaşın

2023 Yılında Almanya’ya İltica Başvurusu Yapan Türklerin Sayısı 45 Bini Geçti

2023 yılı Ocak – Ekim ayları arasında Almanya’ya toplam 267 bin 384 ilk kez iltica başvurusu yapıldı. Bunların 45 bin 86’sı Türkiye vatandaşları. Türklerin toplam başvurular içindeki payı yüzde 16,9 oldu. 

Almanya’ya ilk kez iltica başvurusu yapanlar arasında ilk sırada yüzde 31,2 ile Suriye vatandaşları var. Türkiye vatandaşları ikinci sırada. Üçüncü sırada yüzde16,4 ile Afganistan vatandaşları var.

Alman basınında Türkiye vatandaşlarının başvurularının Suriyelileri geçtiği yönünde çıkan haberler ise resmi veriler tarafından yalanlandı.

Almanya Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi (BAMF) ekim ayı iltica başvurusu istatistiklerini açıkladı. Buna göre; 2023 yılında Ocak-Ekim ayları arasında Almanya’ya toplam 267 bin 384 ilk kez iltica başvurusu yapıldı.

Bunların 45 bin 86’sı Türkiye vatandaşları. Türklerin toplam başvurular içindeki payı yüzde 16,9 oldu. İlk sırada yüzde 31,2 ile Suriye vatandaşları var. Türkiye vatandaşları ikinci sırada. Üçüncü sırada yüzde16,4 ile Afganistan vatandaşları var.

Ekim ayında ise toplam 31 bin 887 başvurunun 9 bin 692’si Türkiye vatandaşlarından geldi. Türklerin payı ekim ayında yüzde 30,4 oldu. İlk sırada yüzde 33,5 ile yine Suriye vatandaşları yer aldı.

Alman basınında Türkiye vatandaşlarının başvurularının Suriyelileri geçtiği yönünde çıkan haberler ise resmi veriler tarafından yalanlandı.

AB İstatistik Ofisi ve BAMF verilerine göre ağustos, eylül ve ekim aylarında toplam 21 bin 752 Türkiye vatandaşı Almanya’ya ilk kez iltica başvurusu yaptı. Ağustos ayı öncesinde kadar aylık başvuru sayısı 5 bini hiç aşmamıştı.

Almanya’ya ekim ayı itibariyle son 12 ay toplamı (Kasım 2022-Ekim 2023) ise 53 bin 847 oldu. Son 12 ay toplamı geçtiğimiz yıl aynı dönemde 20 binin altındaydı. Kasım 2022’de son 12 ay toplamı ilk kez 20 bin sınırı aşılırken 2023’te bu sayı her ay artarak yükseldi.

Türkiye vatandaşları en çok hangi ülkelere iltica ediyor?

AB istatistik ofisinin ekim ayına ilişkin verileri yok. O yüzden veriler Ocak-Eylül ayı toplamını yansıtıyor. Almanya için ise Ocak-Ekim verileri mevcut. Buna göre Almanya’ya başvurusu sayısı 45 bini aştı. Bu sayı Ocak-Eylül döneminde 35 binin üzerindeydi.

Almanya’nın ardından Türkiye vatandaşlarının en çok iltica ettiği Avrupa ülkesi Fransa (6 bin 755). Ardından İsviçre (4 bin 705), Avusturya (2 bin 890) ve Hollanda (bin 860) geliyor.

Resmi verilere göre 2023 yılının ilk dokuz ayında AB ülkelerine ilk kez iltica eden Türkiye vatandaşlarının sayısı 51 bini aştı. Eski rekor 2022 yılında 48 bin 615 başvuru ile kırılmıştı. Almanya’nın ekim ayı veriler de eklendiğinde 2023 toplamı 61 bini aştı.

Diğer ülkelerin ve kalan ayların da eklenmesiyle 2023 yılında AB’ye iltica eden Türkiye vatandaşlarının sayısı çok daha yüksek bir seviyeye çıkacak. 2008-2015 yılları arasında AB ülkelerine ilk kez iltica eden Türkiye vatandaşlarının sayısı 4 bin civarında gerçekleşti.

15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı 2016’dan sonra ise iltica sayısı hızla arttı. 2016’da ilk kez iltica sayısı 10 bin sınırına dayandı. Covid-19 öncesi 2019 yılında bu sayı 23 bini aştı. 2022 yılında ise 48 bin 615 Türkiye vatandaşı ilk kez AB ülkelerine iltica başvurusu yaptı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a ‘Anayasa’ Yanıtı: Aklını Başına Topla, Bindiğin Dalı Kesme

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, iktidarın son yargı krizi sonrası anayasa değişikliği yapılması gerektiği yönündeki açıklamalarına ilişkin olarak, “Valla Sayın Erdoğan, sende anayasayı değiştirecek sayı yok. Seninle birlikte anayasayı güçsüzleştirmeye kalkarsam gözüm çıksın” dedi.

Özgür Özel, konuşmasının devamında Anayasa’nın üçüncü maddesinin açık ve net olduğunu, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararının bekletilmeden Resmi Gazete’de yayımlandığını; kararın yasama, yürütme, yargı oranlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığını söyledi.

AYM kararıyla ilgili olarak, “Vatandaş Tayyip Erdoğan’ı da AKP Genel Başkanını da bağlar” diyen Özel, Erdoğan’a şu sözlerle seslendi: ‘Ben bu maddeyi yok sayıyorum’ diyor. Sen gücünü Anayasa’dan alıyorsun, bindiğin dalı kesiyorsun. Bu ülkeye yaptığın kötülüğün farkında değilsin…Erdoğan aklını başına topla, bindiğin dalı kesme.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin ilk TBMM Grup Toplantısında açıklamalarda bulunuyor. Özgür Özel’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Ülkemiz çok zor dönemden geçti. Tek adam rejiminin git gide otoriterleştiği, hukukun rafa kalktığı bir dönemde 13 yıl boyunca partimizin genel başkanı olarak Adalet ve Kalkınma Partisi’ne karşı büyük mücadele vermiş, Çubuk’ta şehit cenazesinde linç girişime uğramış, Ankara’dan İstanbul’a 432 kilometre hak hukuk adalet diyerek yürümüş, bana ve bu salondaki hepimize çok emeği olan genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nu saygıyla selamlıyorum.

Emekleri unutulmaz, kendisine vefamızı her zaman göstereceğiz. Kendisinin önünde saygıyla eğiliyorum.

İlk kez gölge kabine görevlendirmesi yaptık. Kabine’nin yaptığı her şeyi dakika dakika izleyerek, doğrulara destek vererek, yanlışlara engel olmaya çalışarak yapıcı ve etkin bir şekilde muhalefet yapacağız. Kabinemizi Erdoğan’ın kabinesiyle karşılaştıracak olursak, Erdoğan 18 atama yaptı, biri kadın. Bizim ise 9’u kadın 9’u erkek. Gölge kabinemizi toplumun tam yarısını oluşturan ve hepimize emekleri olan bütün kadınlara emanet ediyorum.

İlk ziyareti söz verdiğim gibi Hatay’a yaptım. Bundan sonra da Hatay’da olmaya devam edeceğiz. Hatayspor matem rengi formasıyla maçlarını Mersin’de oynayarak büyük başarılara imza atıyor. Biz de başarılar diliyoruz.

Hatay’a gittiğimde ‘Burada siyaset yapmayacağım, sadece sizi dinlemeye geldim’ dedi. ‘İlk günlerden buraya geldiniz, bizi yalnız bırakmadınız. Devlet Hatay’a geç geldi, erken gitti. Unutulduk burada. Arama kurtarma çalışmaları geç başlamıştı, enkaz kaldırma işlemleri de hala bitmedi, Hatay’a verilen sözler tutulmadı. Siz Hatay’ı unutturmayın’ dediler. Ben de Atatürk’ü sözlerini hatırlatarak diyorum ki Hatay bundan sonra benim de şahsi meselemdir, unutmayacağız, unutturmayacağız.

Deprem gören bütün bölgelere Kahramanmaraş ve Adıyaman’dan başlayarak verilen bütün sözlerin tutulmasının takipçisi olacağız.

DİSK, Arzu Çerkezoğlu önderliğinde İstanbul’dan Ankara’ya yürüyor. Ankara’da cuma günü ben, grubum ve Ankara’daki üyelerimiz DİSK ile beraber Ulus’a kadar yürüyeceğiz. Sesimize ses eklenecek, değiştireceğiz bu ülkenin kaderini.

Emek ile sermaye karşı karşıya gelmişse emeğin, kadın ile erkek karşı karşıya gelmişse kadının, güçlü ile zayıf karşı karşıya gelmişse zayıfın yanında olacağız.

Emeklisine 7.500 lirayı reva gören hükümet, bayramda 5 bin lira ikramiye vereceğini söyledi. Onu da ÇKS sistemine kayıtlı olan 3-5 dönüm arazisiyle geçinmeye çalışan çiftçi ve köylülere de vermeyecekleri ortaya çıktı, yazıklar olsun. Biz bu düzenlemeyi Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu için AYM’ye taşıdık.

Yargıtay Can Atalay kararında AYM’ye kafa tuttu. Bu karar, bu Meclis tarafından hızla ele alınmalı dedik. Numan Kurtulmuş’u aradım, önce olumlu baktı, sonra ne olduysa oldu Danışma Kurulu toplanmadı. Sonra uçaktaki konuşmalarından anlaşıldı ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yargıtay’ın kararına destek veriyor.

Darbeyi asker yaparsa askeri, siviller yaparsa sivil darbe olur ama Cumhurbaşkanı yapıyorsa ömrümde gördüğüm en hadsiz darbedir.

Bu darbe girişiminde Recep Tayyip Erdoğan’a meydanı bırakmayız. Aslında öyle bir iş yapıyor ki, anayasanın 153. maddesi açık, net. Sen anayasanın 153. maddesini yok sayarsan biri de çıkar anayasanın 107. maddesin yok sayar. Sen gücünü anayasadan alıyorsun, bindiğin dalı kesiyorsun.

Seninle birlikte anayasayı çiğnemeye kalkarsam gözüm çıksın. Gidip anayasa değişikliği için kapılarını çalacağız diyor.

Anayasa herkese yapılır, hatta her doğana yapılır. Ama bu anayasa her doğana değil, Erdoğan’a yapılıyor. Her doğan için anayasa yapana kadar Erdoğan anayasası ile mücadele etmeye devam edeceğiz.

İlk ziyaretimi KKTC’ye yapacağım. İkinci ziyaretimi Azerbaycan’a, sonrakini ise 25 Kasım’da Bosna Hersek’e gerçekleştireceğim. Bundan sonra nerede olmamız gerekiyorsa orada olacağız, ilişkilerimizi tazeleyeceğiz. Sosyal demokrat partilerle, Avrupa Konseyi ile, Sosyalist Enternasyonal ile sıkı ilişkilerimiz olacak.

Kongremizde yönetim kadrolarımız değişti. Daha genç bir ekiple ama tecrübelerden faydalanarak, kimseye vefasızlık etmeden bir yürüyüşe başladık. Ama CHP baba evidir, herkes baba evine döner. Bu babaevinin tapusu ne Özgür Özel’de ne Kemal Kılıçdaroğlu’nda. Bu baba evinin kapıları herkese açık. Gelin baba evine güçlenelim. Baba evi sizleri bekliyor.

“Partimizin yetkili kurullarında ittifakları konuşacağız”

Grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, “Ön seçimden vazgeçtiği yönündeki iddiaları yanıtladı. Mevcut Belediye Başkanlarımızı anketle ölçeceğiz. Halkın gönlünde yeri yoksa yeni aday belirleyeceğiz, örgütümüz çoklu yarış derse mutlaka ön seçim yapacağız. Örgüt denetiminde ön seçim yapacağımızı söyledim. Sandıktan kim çıkarsa onu adaylaştıracağız” dedi.

Devlet Bahçeli’nin yaşında, tecrübesinde birisinin ağzından “Zillet İttifakı” kelimesini duymak beni mutlu etmiyor. Millet kelimesini tahrip etmek milliyetçi bir partiye yakışmıyor.

Sayın Aşkener ile çok güzel bir telefon görüşmesi yaptık, elbette görüşeceğiz ama kararlaştırdığımız bir tarih söz konusu değil. Partimizin yetkili kurullarında ittifakları konuşacağız.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: HEDEP’den ‘İlkeler Temelinde İttifak’ Vurgusu

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde seçime ilişkin stratejileri netleşiyor. Hafta sonu Ankara’da Yerel Yönetimler Konferansı’nı gerçekleştiren HEDEP, yerel seçimler için ilke kararları aldı.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre; Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP), hem iktidara kaybettirme hem de kayyum atanan belediyelerin geri alınması için muhalefetten “cesur adımlar atılmasını” bekleyecek.

HEDEP Yerel Yönetim Konferansı’na, partinin A takımı olarak adlandırılan MYK ve PM üyeleri, kayyum atanan belediyelerin eş başkanları, il ve ilçe belediye meclis üyeleri ve milletvekilleri katıldı.

Basına kapalı olarak yapılan toplantıda, başta kayyum atananlar olmak üzere, doğu ve güneydoğudaki tüm belediyelerin HEDEP tarafından kazanılması gerekliliği vurgulandı. Batı’da ise Mersin ve Adana başta olmak üzere bazı illerde yer alan ve Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı ilçe belediyeleri de “kazanılması hedeflenen yerler” arasında değerlendirildi.

HEDEP tabanının, “Yan yana görüntü vermek istemeyenlerle ittifak yapılmaması” talebi de toplantıda gündeme geldi. Tüm partilere bu koşul, olası ittifak öncesi önemli şartlardan biri olarak gösterilecek.

“Kayyumlara son verilmesi” vurgusu

Konferansın ardından yayımlanan bildirgede de kayyumlara son verilmesi gerektiği vurgulandı. “2023 seçimleri, Türkiye’nin demokratikleşmesini amaçlayan halklar açısından istenilen başarı düzeyine ulaşamamıştır” denilen HEDEP Yerel Yönetimler Konferansı Sonuç Bildirgesi’nde ayrıca şu ifadeler kullanıldı:

“Türkiye’de siyasetin iki kutba sıkıştırılmak istenmesi, bugün bizlere Üçüncü Yolu daha kıymetli ve büyütülmesi gereken bir mücadele hattı olarak gösteriyor. Üçüncü Yol siyasetimizi yerel yönetimlerde uygulama, büyütme ve toplumsal mücadele birlikteliğine dönüştürme yolunda ısrarlı ve kararlıyız.

31 Mart 2019 seçimleri bizler açısından yeni bir dönemi ifade ediyordu. 2016 yılında başlayan kayyım atamaları ile birlikte halkların kentleri, kimlikleri, kültürleri, dilleri topyekûn bir saldırı konseptine tabi tutulmuştu. Bu nedenle 2019 sonrasında belediyelerin yeniden kazanılması hem bizler açısından hem de halklarımız açısından ayrı bir önem taşımaktaydı.

Ancak halkların ortak irade beyanıyla kazanıma dönüşen belediyelerimizi koruma ve gasp edilmesinin önüne geçme noktasında yeterli mücadeleyi yürütemedik. Halkların kazanımına yönelen bu saldırılar karşısında gerekli toplumsal refleksi örgütleyemedik.

Bizler açısından masada ve sandık üzerinde kurulan değil, toplumsal yaşamın içerisinde kurulan ve halkı özne olarak gören demokratik ittifak anlayışı esastır.”

Paylaşın

Bahçeli, Anayasa Mahkemesi’ni Hedef Aldı: Ya Kapatılsın…

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, “Nerede bir suçlu varsa, Türkiye’ye nefret kusan, ihanet eden bir hain varsa AYM tarafından hak ihlali kararıyla ödüllendirilmektedir. Bu olacak iş midir? AYM, zulmün yanında, milletin karşısında bir mihrak olarak sivrilmiştir” dedi ve ekledi:

“PKK’ya para aktarılmasının önünü açan AYM’dir. Terörist Demirtaş hakkında hak ihlali kararı veren AYM’dir. Dağda, ovada başını ezdiğimiz hainlerin sırtını sıvazlayan AYM’dir. Bu mahkeme böyle giderse Fetullah Gülen ile Murat Karayılan’a da hak ihlali ile kucak açacaktır. Bize göre Yargıtay 3. Dairesi, görevinin gereğini eksiksiz yapmıştır. Sorun yumağının merkezinde AYM’nin lekeli kararları bulunmaktadır.”

Bahçeli konuşmasının devamında ise, “Kafası zehirlenmiş AYM Başkanına hatırlatırım ki Türkiye’de kuvvetler ayrılığı netleştirilmiştir. AYM Başkanı, zillet ittifakının yüksek yargıya yuvalanmış hastalıklı koludur. Bu kişinin haddini ve hududunu çok açık şekilde aştığını düşünüyoruz. Türk devleti ile uğraşma, cesaretin varsa Kandil’e git. Mahkeme başkanı objektifliğini kaybetmiş, milli birlik ve kardeşliğe cephe almıştır. Karşımıza iki seçenek çıkmaktadır; ya AYM kapatılmalı ya da yeniden yapılandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin haftalık grup toplantısında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“MHP nefes alır gibi dur durak bilmeden çalışıyor. 31 Mart’ta yapılacak seçimlere hazırlık sürecini dolu dolu geçireceğiz. Hiçbir şeyi şansa bırakmayacağız. Sömürü çarkında öğütülen, iktidara değil Türkiye’ye muhalefet eden partilere meydanın boş olmadığını öğreteceğiz. Vakti yeterse İstanbul’a uğrayan belediye başkanını evine göndereceğiz. CHP ve HDP yönetimindeki belediyeleri cumhurun yönetimi ile birleştireceğiz. Kayıp yıllar Allah’ın izni ile son bulacak. Merkezi yönetim ile yerel yönetimler tek ses olacak. Belediye kaynaklarını bölücülere sevk edenlerden milletimiz hesap soracak.

“Netanyahu savaş suçlarından Lahey’de yargılanmalıdır”

Riyad’da İslam İşbirliği Teşkilatı olağanüstü toplandı. Riyad’daki görüşleri saygı görüp öne çıkan Sayın Cumhurbaşkanımız kadar dürüst, ilkeli ve samimi fikir belirten hiç kimse olmamıştır. Peki Gazzeli bebeklerin canlarına ne zaman sahip çıkılacaktır? Bu ataletin kaynağı nedir? Gazzeli mazlumlar kirli su için hayatta kalma mücadelesi verirken kaymak tabakanın vicdanı yerinde midir? Netanyahu Arap ülkelerine “Çıkarlarınız için sessiz kalın” demiş.

Türkiye Cumhuriyeti’nin hiç kimseye eyvallahı yoktur. Zulme sessiz kalmak ortak olmak demektir. Herkes sussa da biz susmayacağız. Emperyalizme, faşizme ve Siyonizme kategorik olarak sonuna kadar tepki göstereceğiz. Netanyahu savaş suçlarından Lahey’de yargılanmalıdır.

Hukuk, adalete yönelmiş toplumsal hayatın denge ve düzenidir. Hukuksuz devlet olamaz. Asıl olan adalettir. AYM ile Yargıtay arasındaki anlaşmazlık hukuk devleti açısından arzu etmediğimiz bir durumdur. Bir kahırdan ümit ediyorum birçok hayır da doğacaktır. Yaşanan süreç bir devlet ve ya rejim krizi değil, siyasi partilerin uydurması ve kuruntusudur. Kriz bekleyenlere açıkça söylüyorum ki avuçlarını yaşayacaklar.

AYM, adalet ve hukuk düzeninin safrası ve sancısıdır. AYM’nin bireysel başvurularda hukuku tahrip edici kararlar alması, vakayı adliyeden sayılamayacak bir sapmadır. Bu mahkeme, TİP’ten vekil seçilen ve Gezi Davası’ndan 18 yıl kesinleşmiş hükmü bulunan Can Atalay için hak ihlali vermiştir. 3 ay gibi kısa bir sürede karar vermesi ister istemez HDP’nin kapatılması davasında neden hala karar vermediğini akıllara getirmektedir.

AYM’nin millet vicdanına ve hukuk normlarına aykırı ihlal kararları diğer mahkeme kararları için yeniden yargılama sebebidir. Daha vahimi, AYM, TBMM’ye karşı kanun yapılıncaya kadar ihlal kararı vereceğini ilan etmektedir. Bu mahkemenin yetkileri arasında yasal düzenleme denetlemek yoktur.

“Milletin üstünde bir güç olamaz”

Gazi Meclis, AYM’nin vesayeti altında hiç değildir. Milletin üstünde bir güç olamaz. TBMM’de oturma eylemi yapan güruhun Yargıtay’a laf etmesi küstahlıktır, seviyesizliktir. Sokak çağrısı yapanlar ilkesizlerdir. Siz oturmaya devam edin, Türk milleti size Osmanlı şamarı vura vura kaldırmasını da bilecektir. Ortalıkta bal gibi AYM’nin yetkisini asarak yargısal aktivizmi vardır. AYM, TBMM’ye parmak sallamaktadır.

Nerede bir suçlu varsa, Türkiye’ye nefret kusan, ihanet eden bir hain varsa AYM tarafından hak ihlali kararıyla ödüllendirilmektedir. Bu olacak iş midir? AYM, zulmün yanında, milletin karşısında bir mihrak olarak sivrilmiştir. PKK’ya para aktarılmasının önünü açan AYM’dir. Terörist Demirtaş hakkında hak ihlali kararı veren AYM’dir.

Dağda, ovada başını ezdiğimiz hainlerin sırtını sıvazlayan AYM’dir. Bu mahkeme böyle giderse Fetullah Gülen ile Murat Karayılan’a da hak ihlali ile kucak açacaktır. Bize göre Yargıtay 3. Dairesi, görevinin gereğini eksiksiz yapmıştır. Sorun yumağının merkezinde AYM’nin lekeli kararları bulunmaktadır.

Kafası zehirlenmiş AYM Başkanına hatırlatırım ki Türkiye’de kuvvetler ayrılığı netleştirilmiştir. AYM Başkanı, zillet ittifakının yüksek yargıya yuvalanmış hastalıklı koludur. Bu kişinin haddini ve hududunu çok açık şekilde aştığını düşünüyoruz. Türk devleti ile uğraşma, cesaretin varsa Kandil’e git. Mahkeme başkanı objektifliğini kaybetmiş, milli birlik ve kardeşliğe cephe almıştır. Karşımıza iki seçenek çıkmaktadır; ya AYM kapatılmalı ya da yeniden yapılandırılmalıdır.

“İYİ Parti’yle ilgili hiçbir düşüncemi söylemem”

Grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bahçeli, “CHP bir gölge kabine oluşturdu, ne diyorsunuz buna?” sorusuna “Gölgeden ne istiyorlar, asli yolu tercih etseler daha iyi olur” cevabını verdi. “İYİ Parti’de birtakım gelişmeler yaşanıyor, iddialar var. Ne diyorsunuz bu konuya?” sorusunu ise Bahçeli, “İYİ Parti’yle ilgili hiçbir düşüncemi söylemem. Çünkü zamanında söyledik, aynen devam ediyor” diyerek yanıtladı.

Paylaşın

CHP Sözcüsü Deniz Yücel: Anayasa Yapma Sürecine Girmeyiz

MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan CHP Sözcüsü Deniz Yücel, iktidar kanadından gelen yeni Anayasa çağrılarına ilişkin, “Anayasanın hükümlerini yok sayan bir anlayışla anayasa yapma sürecine girmeyiz” dedi.

Yargıtay ve AYM arasındaki krize ilişkin de konuşan Deniz Yücel, “Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak adaletten, hukukun üstünlüğünden, Anayasa’dan tarafız. Herkes bunu böyle bilmeli” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 38. Olağan Kurultay sonrası ilk Merkez Yönetim Kurulu toplantısına başkanlık etti. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, MYK toplantısı sonrası açıklama yaptı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre, Deniz Yücel’in açıklamalarından başlıklar şöyle: Geçtiğimiz hafta ülkemizin ve partimizin kurucu lideri, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümüydü. Sizin aracılığınızla bir kez daha Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü, saygı, rahmet ve özlemle anıyoruz. Türk milleti genci yaşlısı, kadını erkeğiyle gerek Anıtkabir’de gerekse Dolmabahçe’de Atatürk’e bağlılığını bir kez daha göstermiştir. 29 Ekim’de meydanları dolduran milyonlar, 10 Kasım sabahı da arabalarını durdurup siren sesleri arasında, Büyük Önderimizi hak ettiği gibi,  dimdik ayakta selamlamış, anmıştır.

Kurultayımız pek çok siyasi partiye örnek olacak şekilde bir demokrasi şöleni havasında geçti. Demokrasiyi tabandan tavana özümsemiş bir parti olarak delegelerimizin oyları ile 8’inci Genel Başkanımızı, Parti Meclisimizi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerimizi seçtik. YDK Başkan ve Başkanvekili seçiminde de yine eşit temsil esasına uyulmuştur. 7’inci Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ülkemize ve partimize önemli kazanımlar sağladı.

Kendisine hem partimiz, hem şahsım, hem de ülkem adına bir kez daha teşekkürü borç biliyorum. Kendisi “adalet” için verdiği büyük mücadeleyle, demokrasiye bağlılığıyla, CHP’yi toplumun tüm kesimleriyle buluşturmaya dönük adımlarıyla ve 2019 yerel seçimlerinde başarıya ulaşan birleştirici politikalarıyla her zaman gönüllerimizdeki kıymetli yerini koruyacaktır.

8’inci Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel başkanlığında, cumartesi günü ilk Parti Meclisi toplantımızı yaptık. Bu toplantıda da 24 kişilik Merkez Yönetim Kurulumuz belirlendi. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulundaki görev dağılımını kamuoyuyla paylaştı. Merkez Yönetim Kurulumuz, idari işlerden sorumlu genel başkan yardımcıları ile “Gölge Kabine” dediğimiz, mevcut hükümet sistemine karşılık gelen Genel Başkan yardımcılarından oluşuyor. Bu kısmı biraz açacak olursak; idari işlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcılarımız ağırlık olarak parti yönetimiyle, “Gölge Kabine” dediğimiz yapı ise, dünyada sol-sosyal demokrat partilerde olduğu gibi ilgili bakanlıkları takip eden, denetleyen, gerektiği takdirde yapıcı muhalefet yapan, siyaset üreten bir yapı.

Şunun altını çizmek istiyorum, Recep Tayyip Erdoğan kabinesinde 18 bakandan 17’si erkek, yalnız 1 kadın var. Cumhuriyet Halk Partisi’nin MYK’sında yer alan 18 Gölge Bakanın 9’u kadın, 9’u erkek. Cumhuriyet Halk Partisi tüm kadroları ile Türkiye’yi yönetmeye ve sorunları bir bir çözmeye talip bir parti… Kadın-erkek eşitliğindeki hassasiyetimiz, tamamı alanında uzman kişilerden oluşan yetkin, genç, dinamik, inançlı ve kararlı kadrolarımız da bunun en somut göstergesi…

Bugün ilk MYK toplantımıza, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in sunumuyla başladık. Elbette ki ülke gündemine dair değerlendirmelerimiz oldu. Bunun yanında, yaklaşan Yerel Seçimlerle ilgili olarak partimizin izleyeceği yol ve yöntemleri de konuştuk.  Bugün MYK’da İsrail – Filistin meselesi de görüşüldü. Bu konuyla ilgili birazdan detaylı açıklama yapacağım. Ancak yeri gelmişken bir hususu paylaşmak istiyorum. Genel Başkanımız Kurultay Sürecinde etkili bir dış politika izleyeceğimizi söylemişti.  Acil bir başka gündem çıkmaz ise Genel Başkanımız Sayın Özgür ÖZEL, İlk yurt dışı ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine, ikincisi ise Can Azerbaycan’a gerçekleştirmeyi düşünüyor.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak önümüzdeki süreçte bütün açıklığımız ve samimiyetimizle halkımızın yanında çok daha fazla olacağız. Sayın Genel Başkanımız, söz verdiği gibi dün, depremin yıktığı, acılarla ve kayıplarla yoğrulan Hatay’daydı…“Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Hatay benim şahsi meselemdir’ sözünü bir kez daha hatırlattı. Son genel başkan olarak ben de diyorum ki bundan sonra Hatay benim şahsi meselemdir” diyerek Hatay’ın sorunlarının bir bir çözülmesi için büyük çaba sarfedeceğinin mesajını verdi.

Biz de tüm CHP’liler olarak ilk ve son genel başkanlarımız gibi Hatay’ın şahsi meselemiz olduğunu bir kez daha bu kürsüden vurguluyoruz. Türlü medeniyetlere ev sahipliği yapmış bu kadim kentin yaralarının bir bir sarıldığı, tüm zenginliklerinin korunduğu ve insanlarımızın güven içerisinde barınabilecekleri konutların yapıldığı bir süreci her birlikte inşa edeceğiz. Hatay halkının yanında olmaya, onlara verdiğimiz sözleri tutmaya devam edeceğiz.

Ülkemizde nerde sorun varsa bir Cumhuriyet Halk Partiliyi orada göreceğinizden şüpheniz olmasın. Sivil toplumun, sendikaların, gençlerin, kadınların, öğrencilerin, eğitimcilerin, sağlık çalışanlarının, işçinin, emeklinin, memurun, esnafın kısacası tüm halkımızın yanında olacağız. Öncülük yapmamız istenen alanlarda asla geride durmayacağız… Demokrasi ve hukuk çerçevesinde yapılan ve destek beklenen her eylemde de destek bekleyenlerin yanlarında olacağız…

Egemenlik yetkisini milletimiz adına kullanan TBMM’nin, yani milletimizin kısıtlanan yetkileri için, şeffaflık ve hesap sorulabilirlik için çalışacağız. Ekonomiyi gündemden düşürmek için çaba harcayan iktidara karşı; hayat pahalılığını, yüksek enflasyonu, her hafta artan fiyatları, 8 liraya yükselen ekmeği konuşacağız, konuşturacağız. KYK’lardaki sorunları da konuşacağız. Devletin yurtlarındaki durum içler acısı… Sosyal devlet tamamen yok edildi. Çocuklarımız tarikatların kucağına bırakılıyor. Beslenmeden anladıkları kurtlu yemekler…

Barınmadan anladıkları, çocukları yer yataklarına mahkum etmekten ibaret…Güvenlikten anladıkları, kontrol edilmeyen, bakımı yapılmayan ve evlatlarımızın canına mal olan asansörler…Emekli Çiftçilerimizin, ÇKS sistemine kayıtlı olanlara ödenecek olan 5 bin TL’lik ikramiyeden mahrum bırakılması dolayısıyla, CHP olarak Anayasa Mahkemesine başvurumuzu yaptık. Çiftçilerimiz girdi maliyetleri nedeniyle zor günler geçiriyorlar. Bu ücretlerin verilmesi onlara az da olsa nefes aldıracaktır.

İç politikada,  Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışmayacak böyle konularla uğraşırken dış politikamız da, ne yazık ki bundan farklı değil… Ortadoğu’da, yanı başımızda bir insanlık dramı yaşanıyor. İsrail’in Gazze saldırılarında ölü sayısı 11 bini aştı. Binlerce çocuk can verdi. Hastaneler, ambulanslar, mülteci kampları hedef alınıyor. Evler vuruluyor, siviller hayatını kaybediyor.  Bu saldırıların durdurulması için tavır almak herkesin insanlık görevidir. Ancak bu saldırıların HAMAS’ın bir gece sivillere yönelik yaptığı saldırılarla başladığını da unutmamak gerekir.

Diğer yandan Batı dünyası sivil ölümlerini görmezden gelmekte ve sadece İsrail’in tek taraflı söylemlerini ön plana çıkarmaktadır.  Bu durum asla kabul edilemez.  Batılı devletler İsrail’i koruyup kollarken, Türkiye’deki tek adam, dış politikayı iç politika malzemesi yapabilmek için, din ve mezhep odaklı bir hale getirdiğinden Türkiye dünyada etkisizleşmiştir. Uluslararası bir sorunda arabulucu ya da garantör olmak isteyen bir ülkenin tüm taraflarla uluslararası hukuk ve diplomasi kuralları çerçevesinde iyi ilişkilere sahip olması gerekir.

Oysa ki Erdoğan yönetimi, uzun zamandır bu sağduyuyu ve insicamı dış politikada yitirmiştir.  Bu da sürekli gelgitlere, çelişkili ve tutarsız durumlara ve ülkemiz için güven ve itibar kaybına dönüşen bir algıya neden olmaktadır.

Dün “darbeci” dediği Sisi ile bugün görüşen Erdoğan, dün “Katil” dediği Esad’la aynı aile fotoğrafında yer alıyor. Üstelik bu tutarsız dış politikayı sürekli seçim malzemesi haline getiriyor.  2019’da “Binali’ye mi oy vereceksiniz Sisi’ye mi ?” diyerek meydan meydan dolaşan Erdoğan’ın kime oy verdiğini Riyad’daki fotoğraftan öğrenmiş olduk. Cumhuriyetin 100’üncü yılında Gazze mitingi yapan Erdoğan’ın Mart ayında yapılacak Yerel Seçimlere kadar bu Filistin’de yaşanan insanlık dramını, sivil ölümlerini iç politika malzemesi yapacağı da aşikârdır…

Biz CHP olarak Erdoğan gibi tutarsız, kimliksiz, sürekli bir yerlerden mesaj bekleyerek dış politika üretmiyoruz.  7 Ekim’de söyledik. Bir aydır vurguluyoruz. Biz Filistin’in ve Filistinlilerin yanındayız. Protesto Anayasal bir haktır. Filistin’de yaşananları eleştirmekten, oradaki insanlık dramına karşı ses yükseltmekten daha doğal bir şey olamaz. Ancak tepki, doğru ve tutarlı dış politika ile koyulur. İşyerlerini kapatmak, yerli kahve ikram etmek, sokaklara kola dökmekle hiçbir yere varamayız.

Bir devlet krizi yaşıyoruz. Geçen hafta Yüksek Yargı organları arasında yaşananlar basit bir yargı krizi olarak nitelendirilemez. Anayasa, maalesef yargı eliyle açık biçimde ihlal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’ne ve Yüce Meclis’e had bildirmeye varan açıklamalar yapıldı. Yüksek yargı organları arasında restleşmeye, hatta hesaplaşmaya tanıklık ettik.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması asla kabul edilemez. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin geçen hafta verdiği karar, bir utanç vesikasıdır, Türkiye’de hiçbir vatandaşın hukuk güvenliğinin kalmadığı anlamına gelmektedir.  Bu, kuvvetler ayrılığını, hukukun üstünlüğünü, mahkemelerin bağımsızlığını yok etme girişimidir. Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devletidir, devletin de, mahkemelerin de meşruiyet kaynağı Anayasadır.

Anayasa’nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Hatay Milletvekili Can Atalay’ın “Seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı” ile “Kişi hürriyeti ve güvenliği” hakları ihlal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin kararı Anayasaya uygundur. Anayasa Mahkemesinin benzer olaylardaki içtihatlarına uygundur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin benzer olaylardaki içtihatlarına uygundur.

Geçen hafta yaşanan bu olayla, çok net bir şekilde görülmüştür ki, AKP’nin 21 yıl içinde çürüttüğü yargı kurumu artık çatırdamaya başlamıştır.  Türkiye uzun süredir ciddi bir ekonomik kriz yaşamaktadır, şimdi buna yargı ve devlet krizi eklenmiştir. Yargıyı siyasallaştırmak kimseye fayda sağlamaz. Adaletin olmadığı yerde iktidar sahipleri dahil, kimse güven değildir.

Ne yazık ki, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, bu süreçte çok kötü ve başarısız bir sınav vermiştir. Yüksek yargıda yaşanan bu devlet krizini görüşmek üzere TBMM’de Danışma Kurulu Toplantısının yapılmamış olması, daha doğrusu bir yerden gelen talimatla bu toplantının gündeme bile alınmamış olması demokrasimiz adına kaygı vericidir.  Konuşamazsak, tartışamazsak, sorunları çözme konusunda istişare kültürünü, arka kapı diplomasisini işletemezsek, hele de halkımızın bize vermiş olduğu yetkinin ve görevin gereklerini meclis olarak yapmazsak bu halk, bu millet bunu asla unutmaz.

Adalet Bakanının (ki ben ona Talimat Bakanı diyorum), hukukla ilgisi olmayan, konuyu tamamen saptıran, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın açıklamalarına göre değişkenlik gösteren sözlerini dikkate almaya bile gerek yoktur.  Adalet Bakanı, bizim genel kuruldaki adalet nöbetimizi de eleştirmiş….Evrensel hukuk normlarını görmezden gelen, kuvvetler ayrılığını ihlal eden bu kişi ile “Adalet” için yaptığımız eylemlerin türünü konuşacak değiliz.

“Anayasanın hükümlerini yok sayan bir anlayışla…”

Haftalardır görüyoruz. Tolga Şardan, Barış Pehlivan, Can Atalay…  En temel hak talepleri, basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü; soruşturmalar, ceza davaları ve hukuka aykırı yargı kararları ile engelleniyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak adaletten, hukukun üstünlüğünden, Anayasa’dan tarafız. Herkes bunu böyle bilmeli! Anayasa’ya ve TBMM iradesine yapılmak istenen bu darbe girişimine karşı 5 gündür Meclis Genel Kurulu’nda adalet nöbetindeyiz. Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak ülkenin hiçbir sorununa kayıtsız kalmayacağız. Tepkilerimizi en etkin yöntemlerle ortaya koyacağız. Değişen, dönüşen, gençleşen, eşitliği öne çıkaran Özgür Özel’in Genel Başkanlığındaki Cumhuriyet Halk Partisi’ni izlemeye ve takip etmeye devam edin.

Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Deniz Yücel, “Cumhurbaşkanının hakemlik yapma psikolojisine girmesi kabine devletini anımsatıyor. Yargıtay’ın Can Atalay kararı yok hükmündedir. AYM kararını yok saymak, AYM yargıçlarını hedef göstermek kimsenin haddine değildir. Anayasanın hükümlerini yok sayan bir anlayışla anayasa yapma sürecine girmeyiz.”

Paylaşın