BBP Lideri Destici: İYİ Parti’den İstifa Edenlerle Görüşüyoruz

Partisinin Başkanlık Divanı Çalışma Kampı sonrası düzenlediği basın toplantısında konuşan BBP Lideri Destici, “Büyük Birlik Partisi’nin kapısı ülkesini seven, milletinin derdiyle dertlenen, devletin varlığının, ülkenin bütünlüğünün yanında olan herkese açıktır. Özellikle geçmişte aynı ocaklarda görev yaptığımız, aynı partilerde siyaset yaptığımız, gönül birliği içinde olduğumuz arkadaşlarımıza sonuna kadar açıktır” dedi ve ekledi:

“Onun için İYİ Parti’den ya da bir başka partiden bu şartlara haiz arkadaşlarımız partimize katılmak isterlerse elbette ki onları partimiz bünyesine katarız. Elbette ki oradan ayrılan arkadaşlarımızın ya da milletvekillerimizin partimize katılması ya da siyaset yapması için bazı arkadaşlarımızın görüştüğü isimler de var. İnşallah onlarla ilgili de olumlu sürece yaklaşıldığında kamuoyuyla paylaşılır. Ama biz esas kucaklaşmayı inşallah önümüzdeki yerel seçimlerde milletimizle birlikte yapacağız.”

BBP Lideri Destici geçen eylül ayında yaptığı bir değerlendirmede İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e çağrıda bulunarak “Biz elbette ki İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı içerisinde yer almasını arzu ederiz. Bu sadece yerel seçimlere mahsus bir şey değil” demişti.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin Başkanlık Divanı Çalışma Kampı sonrası düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Destici, yerel seçimlerle ilgili seçim kurulu oluşturduklarını, seçim beyannamesi hazırlığı yaptıklarını söyledi. Mustafa Destici, “İYİ Parti’den istifa eden bazı isimlerin BBP’ye geçeceği iddiası”na ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

“Büyük Birlik Partisi’nin kapısı ülkesini seven, milletinin derdiyle dertlenen, devletin varlığının, ülkenin bütünlüğünün yanında olan herkese açıktır. Özellikle geçmişte aynı ocaklarda görev yaptığımız, aynı partilerde siyaset yaptığımız, gönül birliği içinde olduğumuz arkadaşlarımıza sonuna kadar açıktır. Onun için İYİ Parti’den ya da bir başka partiden bu şartlara haiz arkadaşlarımız partimize katılmak isterlerse elbette ki onları partimiz bünyesine katarız.

Elbette ki oradan ayrılan arkadaşlarımızın ya da milletvekillerimizin partimize katılması ya da siyaset yapması için bazı arkadaşlarımızın görüştüğü isimler de var. İnşallah onlarla ilgili de olumlu sürece yaklaşıldığında kamuoyuyla paylaşılır. Ama biz esas kucaklaşmayı inşallah önümüzdeki yerel seçimlerde milletimizle birlikte yapacağız.”

Destici geçen eylül ayında yaptığı bir değerlendirmede İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e çağrıda bulunarak “Biz elbette ki İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı içerisinde yer almasını arzu ederiz. Bu sadece yerel seçimlere mahsus bir şey değil” demişti.

BBP olarak yerel seçimlere tüm yerlerde kendi amblemiyle girecek yeterliliğe sahip olduklarını bildiren Destici, “Bunun hazırlıklarını hem Seçim İşleri Başkanlığımız hem Teşkilat Başkanlığımız hem de diğer başkanlıklarımızın ortak bir çalışmasıyla sürdürmekteyiz” dedi.

Destici, Cumhur İttifakı’nın genişleyerek yoluna devam ettiğini anlatarak, şöyle konuştu: “Karşı ittifak son seçimden sonra adeta tuz buz oldu. Dağılmadık, kırılmadık, dökülmedik bir tarafları kalmadı. Cumhur İttifakı ise ilk günkü azim, kararlılık ve birlik beraberlik ruhuyla devletin varlığını, ülkenin bütünlüğünü, milletin birliğini önceleyerek yoluna devam ediyor. Elbette ki yine bu hassasiyeti de muhafaza ederek kararlarımızı alıyoruz ve yolumuza da bu şekilde devam ediyoruz.”

Anayasa açıklaması

Destici, BBP’nin ‘hep demokratik ve yeni bir anayasadan taraf olduğunu, bu konuda atılan tüm adımları desteklediğini’ söyleyerek, “Türkiye’nin behemehal 1980 darbecilerinin, cuntanın yaptığı 82 Anayasası’ndan kurtulması, tam demokratik hukukun üstünlüğünü, milletin birliğini esas alan ve devletin varlığı, ülkenin bölünmez bütünlüğünü muhafaza edeceği, bu milletin kültürü, inancıyla ters düşmeyecek, sivil demokratik bir anayasaya kavuşması bizim de en büyük siyasi hedeflerimizden bir tanesidir” dedi.

Paylaşın

Saadet Partisi’nden Faiz Önerisi: Yüzde 70’e Çıkarın, Millet De Rahat Etsin, Siz De

Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya son faiz artışına ilişkin, Erdoğan’ın, “Benden faizleri yükseltmeyi beklemeyin, bir Müslüman olarak Nâs neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğiz, hüküm bu” sözlerini hatırlattı, “Nâs mı değişti, değerleriniz mi” diye sordu.

Bülent Kaya bir de öneride bulundu, “Takip ettiğiniz paradigma itibarıyla enflasyonun üzerine çıkan bir faiz yapacaksınız. Enflasyonun sene sonu hedefi yüzde 70, faizler şu an 40. Nas diyordunuz? Bence artık nas düzeninden vazgeçin de yüzde 40’ı “5” “5” artırmayın, birden yüzde 70’e çıkarın, bu millet de rahat etsin, siz de her ay mahcup olmaktansa bir kerede mahcup olun; bu sözlerinizi her ay biz sizin yüzünüze çarpmak mecburiyetinde kalmayalım” dedi.

14 Mayıs seçimlerinin ardından ekonomi politikası da değişti. Mehmet Şimşek’in Hazine Bakanlığı, Gaye Erkan’ın Merkez Bankası başkanlığı koltuğuna oturmasının ardından düşük faiz politikasından vazgeçildi. Seçim sürecinde yüzde 8,5 olan faiz, her ay artırılarak yüzde 40 seviyesine çıkarıldı. Her ay yapılan faiz artışı siyaset sahnesinde de eleştiri konusu oldu. En sert eleştirilerden biri de düşük faizin “nas” olarak savunulmasıydı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya son faiz artışının ardından Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Benden faizleri yükseltmeyi beklemeyin, bir Müslüman olarak Nâs neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğiz, hüküm bu” sözlerini hatırlattı, “Nâs mı değişti, değerleriniz mi” diye sordu.

Kaya bir de öneride bulundu, “Takip ettiğiniz paradigma itibarıyla enflasyonun üzerine çıkan bir faiz yapacaksınız. Enflasyonun sene sonu hedefi yüzde 70, faizler şu an 40. Nas diyordunuz? Bence artık nas düzeninden vazgeçin de yüzde 40’ı “5” “5” artırmayın, birden yüzde 70’e çıkarın, bu millet de rahat etsin, siz de her ay mahcup olmaktansa bir kerede mahcup olun; bu sözlerinizi her ay biz sizin yüzünüze çarpmak mecburiyetinde kalmayalım” dedi.

Paylaşın

Yerel Seçimler: AK Parti’de İstanbul Gerilimi

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinden seçimlere yönelik çalışmaları hız kazandı. AK Parti’de gözler belediye başkan adaylarının belirlenmesindeki önemli kriterlerden biri olan temayül yoklamasına çevrildi.

Yaklaşık 150 bin partilinin online oy kullanacağı seçim bugün yapılıyor. Temayül yoklaması tüm il ve ilçeler için yapılacak ama en çok merak edilen İstanbul adayları olacak. Partililer ne diyecek bilinmez ama birçok adayın konuşulduğu kentte son günlerde konuşulan isimler ikiye indi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Yarışın İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile eski Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı, İstanbul Milletvekili Murat Kurum arasında olduğu belirtiliyor. Yerlikaya’nın aday yapılması gerektiğini söyleyenler, “İstanbul’u mutlaka almalıyız, diyorsak hata yapma lüksümüz yok. Ali Yerlikaya İstanbul’u iyi biliyor. Bize oy vermeyen seçmen açısından da kamuoyu algısı çok iyi, karşılığı var. İcraat, hizmet odaklı kampanya açısından da avantajlı bir isim” diyor.

Eski Bakan Murat Kurum’un aday olması gerektiğini savunanlar ise Kurum’un genç ve icradan gelmiş bir siyasetçi olmasının avantajlarına dikkat çekiyor. Hatta Kurum’un İstanbul’da yaptığı çalışmalara dikkat çekenler, “Bakana git, çalış denilmiş, bir hazırlık yapıldığı ortada” diyor. Siyaset her zaman sürprizlere açık ancak bu iki ismin dışında birinin adaylığı şu anda ‘sürpriz’ olarak görülüyor.

AK Parti’de aday belirleme sürecinde temayül yoklamasının yanı sıra anketler de etkili olacak. Adayın önümüzdeki iki hafta içinde netleşmesi bekleniyor.

İstanbul adaylığı için AK Parti’ye 6 başvuru

Öte yandan AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, yerel seçimlere yönelik AK Parti İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen temayül yoklamasına başkanlık etti. Şahin, “İstanbul’umuzun 39 ilçesinde 255 ilçe belediye başkan aday adayımız ve büyükşehrimiz için de 6 aday adayımız müracaatlarını gerçekleştirdiler. Genel merkez olarak illerimiz, ilçelerimiz ve bütün yönetim kademelerimizde 31 Mart seçimlerinde en güzel, en parlak başarıyı elde etmek için çok titiz ve hassas bir çalışmayı yürütüyoruz” dedi.

Bugün Türkiye’nin 81 ilinde düzenlenen temayül yoklamasını yapma amaçlarının, teşkilat mensuplarının görüşlerini, düşüncelerini, eğilimlerini tespit ederek adayların belirlenmesi sürecinde bu görüş ve önerilerden istifade etmek olduğunu söyleyen Şahin, son birkaç seçimdir temayül yoklamalarının elektronik ortamda gerçekleştirildiğine işaret etti.

Şahin, “Bugün İstanbul’umuzda yaklaşık 9 bin teşkilat üyemiz burada oylarını kullanacaklar ve 31 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilecek olan mahalli idareler seçiminde yarışa girecek olan 39 ilçe ve bir büyükşehir belediye başkan adayımızın tespitinde bizlere yol gösterecekler. İstanbul’umuzun 39 ilçesinde 255 ilçe belediye başkan aday adayımız ve büyükşehrimiz için de 6 aday adayımız müracaatlarını gerçekleştirdiler. Genel Merkez olarak illerimiz, ilçelerimiz ve bütün yönetim kademelerimizde 31 Mart seçimlerinde en güzel, en parlak başarıyı elde etmek için çok titiz ve hassas bir çalışmayı yürütüyoruz” dedi.

Geçen mayıs ayında yapılan parlamento seçimlerinde aday adaylığına başvuranların AFAD’a bağış yaptıklarını hatırlatan Şahin, “Yerel seçimlere müracaat sürecinde de partimize aidat yerine Filistinli kardeşlerimize ulaştırılmak üzere, onların ihtiyaçlarını gidermek üzere ve onlarla dayanışma duygumuzu ifade etmek üzere aday adaylarımızdan AFAD’a bağış aldık ve halen devam etmekte olan belediye meclis üyesi aday adaylarımızdan da bu bağışı almaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

“Atatürk, Keban, Karakaya, Ilısu Gibi Barajlar Satılacak” İddiası

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, “Enerjide dağıtım sektörünün tamamı özelleştirildi. 2013’te 15 milyar dolara satıldı. 21 dağıtım bölgesi özel şirketlerin kontrolünde. Dağıtım şirketlerinin kamuya karşı görevlerini yerine getirmediklerini defalarca dile getirdik” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Elektrik üretiminin yüzde 80’inden fazlası özel sektörde. Şimdi yüzde 100’ünü özel şirketlere devredecekler. Atatürk, Keban, Karakaya, Ilısu gibi barajlarımızı satacaklar. Sektörün uzmanlarına göre kamunun santrallerinin bedeli 50 milyar doları buluyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sosyal medya hesabından, iktidarın yerel seçimlerin ardından ‘özelleştirme’ planını anlattı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “dezenflasyon ve yabancı yatırım sürecinin yılın ikinci yarısında başlayacağı” sözünün temelinde özelleştirme olduğunu ifade eden Özgür Karabat, “Çok derin bir operasyon yürütülüyor” dedi.

“Yabancılara, özellikle Arap sermayesine söz verildi” ifadelerini kullandı ve enerji santrallerine işaret eden Karabat, şunları söyledi: Seçim sonrası yabancı yatırım kısa sürede gelecek dediler. Kimse gelmedi. Şimdi de özelleştirme yapıp bunları yabancı yatırımcı diye anlatacaklar. Çok derin bir operasyon yürütülüyor. Yabancılara, özellikle Arap sermayesine söz verildi. Kamuda çok az varlık kaldı. Onlar da ağırlıklı olarak enerji santralleri.

Enerjide dağıtım sektörünün tamamı özelleştirildi. 2013’te 15 milyar dolara satıldı. 21 dağıtım bölgesi özel şirketlerin kontrolünde. Dağıtım şirketlerinin kamuya karşı görevlerini yerine getirmediklerini defalarca dile getirdik. Elektrik üretiminin yüzde 80’inden fazlası özel sektörde. Şimdi yüzde 100’ünü özel şirketlere devredecekler.

Atatürk, Keban, Karakaya, Ilısu gibi barajlarımızı satacaklar. Sektörün uzmanlarına göre kamunun santrallerinin bedeli 50 milyar doları buluyor. Bunları Mehmet Şimşek yerel seçim sonrası satarak günü kurtaracak. Şimşek’in dezenflasyon ve yabancı yatırım sürecinin yılın ikinci yarısında başlayacağı sözünün temeli, TCMB’nin yeni para politikaları değil, özelleştirme kaynaklı döviz girişidir.

Türkiye’de gerçek anlamda bir yapısal reform, üretime geçiş ve hukukun üstünlüğü sağlanmadan dezenflasyon yaşanması söz konusu olamaz. Şimşek de bunu çok iyi biliyor. Ama siyasi ikballeri, vatanın ikbalinin önüne geçtiği için kamunun malını yağmalayacaklar. Mehmet Şimşek’i buradan tekrar uyarıyorum. Saray’ın kirli planlarını uygulayan insan olarak tarihe geçme! Gittiğin yol, yol değil. Elbet hesabı sorulur.”

Paylaşın

Hamas’ın Dört Önde Gelen Komutanı İsrail Saldırılarında Hayatını Kaybetti

Hamas’ın askeri kolu İzzeddin El-Kassam Tugayları’ndan yapılan açıklamaya göre de İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda şimdiye kadar dört önde gelen komutanı hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / El-Kassam Tugayları, Gazze’nin kuzeyinden sorumlu askeri önderi Ahmed El-Gandur’un da arasında olduğu toplam üç önde gelen askeri yöneticisinin öldürüldügünü doğrularken, bu kişilerin ne zaman öldürüldüklerine dair detay vermedi. İsrail medyası da daha önce El-Kassam Tugayları’nın roket birimi sorumlusu Ayman Siyam’ın öldürüldüğünü iddia etmişti.

Öldürüldüğü örgütçe de doğrulanan El-Gandur’un senelerdir Abu Anas kod adıyla savaştığı ve 2017 yılından bu yana ABD’nin terör ve ekonomik yaptırım listesinde yer aldığı haber veriliyor.

Öte yandan İsrail ve Hamas arasında varılan rehine takası anlaşması kapsamında İsrail, 39 Filistinli mahkumu daha pazar sabahı serbest bıraktı. Katarlı bir sözcü 39 Filistinli tutsaktan 33’ünün çocuk, altısının kadın olduğunu söyledi.

Serbest bırakılanlar arasında “bir İsrail polisinin yaralanmasına neden olan” ve bombalı saldırıyı gerçekleştirmekten hüküm giydikten sonra 2015 yılından beri hapiste tutulan 38 yaşındaki Israa Jaabis de vardı.

Hamas da cumartesi günü geç saatlerde 13’ü İsrailli, dördü Taylandlı olmak üzere 17 rehineyi iade etti.

İsrail Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada “13’ü vatandaşımız ve dördü Tayland vatandaşı olmak üzere evlerine dönen 17 rehineyi kucaklıyoruz” denildi.

Açıklamada ayrıca pazar günü serbest bırakılacak rehinelerin listesinin kendilerine ulaştığını, bu listenin üzerinde anlaşmaya varılan dört takastan üçüncüsü olduğunu belirtildi.

Bu arada Birleşmiş Milletler, rehine takası sırasındaki duraklamanın Gazze üzerinden yapılan insani yardımları arttırma imkânı verdiğini duyurdu. Nitzana’dan Refah sınır kapısına 200 kamyon gönderildi, Gazze’deki kabul noktasında 137 kamyon mal boşaltıldı.

Dört tank yakıt ve dört tank yemeklik gaz Mısır’dan Refah geçişi yoluyla Gazze Şeridi’nin güneyindeki BM insani yardım kuruluşlarına aktarıldı. BM açıklamasında 129.000 litre yakıtın Gazze’ye girdiği belirtildi.

İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nden yapılan açıklamada cumartesi günü Gazze’nin kuzeyine 61 kamyon yardım ulaştırıldığı ve bunun 7 Ekim’den bu yana en büyük sayı olduğu kaydedildi.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a ait olduğunu iddia ettiği 1 milyon 200 bin euro değerinde nakit paraya el koyduğunu duyurdu.

İsrail Savunma Bakanlığı’ndan bir sözcünün yaptığı açıklamaya göre, Hamas’ın üssü olduğu belirtilen yerlerde ve aranan Hamas üyelerinin kaldığı belirtilen binalarda yapılan aramalarda 1 milyon 200 bin euroya tekabül edecek miktarda İsrail para birimi Şekel ele geçirildi.

Bunun dışında Irak ve Ürdün paraları ile ABD (Amerika Birleşik Devletleri) Doları olarak da nakit paralar bulunduğu bildirildi. Ele geçen paranın İsrail hazinesine aktarılacağı açıklandı. Kan haber kanalı Hamas’a ait olduğu belirtilen paraların görüntülerini yayınladı.

İsrail Hamas’ın bu paralarla terör faaliyetlerini finanse ettiğini iddia ediyor. El konulan ve Hamas’a ait olduğu öne sürülen paranın hangi amaçla harcanacağına dair ise bilgi verilmedi.

İsrail Parlamentosu’nun Mali Komisyonu, Gazze’ye hava ve karadan yapılan saldırılarda oluşan zararın giderilmesi ve bölgenin yeniden imarı amacıyla, geçen hafta içinde 1  milyar 140 bin Şekel (281 milyon euro) büyüklüğünde bir bütçeyi onaylamıştı.

Paylaşın

“Meral Akşener Seçim Gecesi Kahkaha Atıyordu” İddiası

Katıldığı bir televizyon programında değerlendirmelerde bulunan eski İYİ Partili Ethem Baykal, “Seçim gecesi genel merkezde kahkaha atarken (Meral Akşener) istifaya davet etmiştim. Cumhurbaşkanlığı yardımcılığını kaybetmiş bir genel başkan kahkaha atar mı?” dedi.

Öte yandan İYİ Parti Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu, kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilen İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır’ın, Meral Akşener’in oğlu Fatih Akşener hakkındaki iddialarını sosyal medya hesabı üzerinden yalanladı.

İYİ Parti’de 3’üncü Olağan Kurultay öncesi yönetime yönelik muhalif çıkışlar yaptığı gerekçesiyle ihraç edilen eski Disiplin Kurulu Başkanı Ethem Baykal, Tele1 canlı yayınında çok konuşulacak iddialarda bulundu.

İYİ Parti’deki ‘Dikbayır’ tartışmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baykal, 28 Mayıs’taki seçimlere de değindi. “Akşener seçimi kaybetmekten memnundu” diyen Baykal, “Seçim gecesi genel merkezde kahkaha atarken (Meral Akşener) istifaya davet etmiştim. Cumhurbaşkanlığı yardımcılığını kaybetmiş bir genel başkan kahkaha atar mı?” ifadelerini kullandı.

Altı kişi ihraç edilmişti

İYİ Parti’de 3. Olağan Kurultay öncesi yönetime yönelik muhalif çıkışlar yapan isimler İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in imzası ve kesin ihraç istemiyle Merkez Disiplin Kurulu’na sevk edilmişti. İhracı istenen isimler Kurucular Kurulu üyeleri Ethem Baykal, Sevinç Gümüş, İsmet Kocak, Günay Kodaz, Musa Ertuğan ve Tamer Kayaalp’ti.

Öte yandan İYİ Parti Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu, kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilen İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır’ın, Meral Akşener’in oğlu Fatih Akşener hakkındaki iddialarını sosyal medya hesabı üzerinden yalanladı.

Fatih Akşener’in seçim çalışmalarına gönüllü olarak katıldığını belirten Kavuncu, “Kampanyanın özellikle görsel iletişim süreci, partinin dinamiklerine daha hâkim olmaları bakımından, kendileri de partili olan iç bir ekip tarafından yürütüldü. Fatih Akşener de bu süreçte, başka birçok gönüllümüz gibi tamamen gönüllü ve sadece dışarıdan bir bakış sağlamak amacıyla, kampanyadaki görsel iletişim çalışmalarına destek sağladı.” dedi.

Fatih Akşener hakkında medyada çıkan iddiaları yalanlayan Kavuncu, “Hiç kimse ama hiç kimse, emekle ve alın teriyle kurulan bu partinin ve onun emekçilerinin varlığından daha kıymetli değildir ve asla olmayacaktır.” diye konuştu.

Ne olmuştu?

İYİ Parti’de kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilen Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, Meral Akşener’in oğlu Fatih Akşener’in genel merkez binasında odası ve sekreteri olduğunu, partinin kararlarında etkisinin yüksek olduğunu iddia etmişti.

Sözcü’den İpek Özbey’e konuşan Dikbayır, Akşener’in oğlu Fatih Akşener’in en az dört senedir partinin iç işlerine müdahil olduğunu ileri sürerek , “Geçici sandık ama gittikçe etkisi arttı. Ana binada da, ek binada da çalışma ofisi var… Sekreteri de var… Partinin her işleyişinde, her kararında çok etkili” iddiasında bulunmuştu.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Yerel Seçimler Açıklaması: Kazanmak Zorundayız

CHP İl Başkanları İstanbul Buluşması’nda konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yerel seçimlere ilişkin, “Önümüzdeki yerel seçimi 2019’un çok daha ilerisinde bir başarıyla kazanmak zorunda olduğumuz ve kazanmak için de her şeye sahip olduğumuz bir seçim olduğunun altını çizelim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Siyasetin yol ve yöntemleri değişiyor. 21. yüzyılın siyaset anlayışında farklı görüşlerin, farklı bakışları içine çeken, kendi içine kapanan değil; kutusunun dışına çıkan, çerçevesinin dışına çıkan bir siyaset anlayışının başarılı olacağını asla unutmayalım.”

İmamoğlu, konuşmasının devamında, “Kazanmak için çok çalışıp yepyeni ve çok kuvvetli siyaset tasarımını ortaya koymalıyız” diyen İmamoğlu, şunları kaydetti: “İlk hedefimizin yerel seçimler ve başta İstanbul olduğunu biliyoruz. Üzerimize düşen vazifenin sorumluluğunun da farkındayız.

İkincisi de elbette Türkiye’nin de içinde olduğu, birçok ülkede yükselmeye ve yerleşmeye çalışan otoriter popülizme karşı tam aksine dayanışmayı, halkçı mücadeleyi var eden bir süreci genel başkanımızın liderliğinde ortaya koyan politikaları geliştirmek zorunda olduğumuz biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İl Başkanları İstanbul Buluşması’na katıldı. Ekrem İmamoğlu, toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Bir neferi olduğumuz Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Türkiye’nin en önemli yapı taşı olduğunu kabul ediyoruz. CHP’nin varlığı, dünya ölçeğinde siyaset anlamında çok önemli bir noktadadır. 100 yıllık bir tarihe sahip, ülkemiz ve Cumhuriyet’imizin 100 yıllık bir partisi vardır, bu çok kıymetlidir. Biz herhangi bir siyaseti partiye benzemedik, benzemeyeceğiz. Bir iktidarla var olan ya da iktidardan düştüğü zaman kaybolan bir siyasi parti değiliz.

“Bizleri cezayla, baskıyla yıldırmaya çalışanlar olacaktır, buna asla boyun eğmeyeceğiz. Yalan, iftira, kara propaganda gibi hususlar ne bizi birbirimizden uzaklaştırabilir, ne de ayrıştırabilir. O bakımdan aramıza duvar örmek, birtakım yalan yanlış ifadelerle bize zarar vermek isteyenlere karşı açıklıkla, şeffaflıkla, samimiyetle düşüncelerimizi birbirimizin yüzüne ifade ederek aşmanın yol ve yöntemlerini hep birlikte bulacağız.

Önümüzdeki yerel seçimi 2019’un çok daha ilerisinde bir başarıyla kazanmak zorunda olduğumuz ve kazanmak için de her şeye sahip olduğumuz bir seçim olduğunun altını çizelim. Siyasetin yol ve yöntemleri değişiyor. 21. yüzyılın siyaset anlayışında farklı görüşlerin, farklı bakışları içine çeken, kendi içine kapanan değil; kutusunun dışına çıkan, çerçevesinin dışına çıkan bir siyaset anlayışının başarılı olacağını asla unutmayalım.

Kazanmak için çok çalışıp yepyeni ve çok kuvvetli siyaset tasarımını ortaya koymalıyız. İlk hedefimizin yerel seçimler ve başta İstanbul olduğunu biliyoruz. Üzerimize düşen vazifenin sorumluluğunun da farkındayız. İkincisi de elbette Türkiye’nin de içinde olduğu, birçok ülkede yükselmeye ve yerleşmeye çalışan otoriter popülizme karşı tam aksine dayanışmayı, halkçı mücadeleyi var eden bir süreci genel başkanımızın liderliğinde ortaya koyan politikaları geliştirmek zorunda olduğumuz biliyoruz.”

“Yerel seçimlerde başarılı olmak için ne gerekiyorsa onu yapacağım”

CHP Lideri Özgür Özel ise, toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Bosna’dan buraya geldim. İlk ziyareti büyükelçimizle gerçekleştirdik. Bosna Hersek Federasyonu Başbakanı ile bir araya geldik. Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesiyle bir araya geldik. Dün gün boyunca hem çok duygulandığımız hem de hatırlamamız ve hatırlatmamız gereken ziyaretler zincirini gerçekleştirdik.1600 bebeğin mezarının olduğu anıta, şehitliklere, Aliya İzzetbegovic’in ebedi istirahatgahını ziyaret ettik.

Orada şu cümleyi hatırlatma gereği duyduk: Unutulan katliamlar tekrarlanır. 1992-1995 arası Bosna Hersek’te Cumhuriyet Halk Partisi doğru yerde duruyordu, Türkiye Cumhuriyeti doğru yerde duruyordu ama gelişmiş dünya, uluslararası örgütler durmaları gereken yerde durmuyordu.

Onlar sonradan yas tutarken yanımızdaydı, ama katliam olmasın, bu iş soykırıma dönüşmesin diye seslenirken, dünya ağırdan alıyordu. Bugünlerde de Filistin’de yaşananlar var. Bosna’dan seslendik, 1992-95 arası Bosna’nın sesini duymayanlara, Türkiye’nin sesini duymayanlara bir kez daha sesleniyoruz. Sonradan bunu insanlık suçu ilan etmek, soykırım kabul etmek, gidip oralarda nutuklar atmak değil, katliama engel olmak için bütün dünyanın başta Avrupa’nın derhal harekete geçmesi, BM’nin çok daha net pozisyon alması ve bu mezalime dur denmesi gerekiyor.

CHP Genel Başkanı olarak 120 siyasi akrabamıza bir mektup yolladım. Bunlardan 12 tanesi hükümet başkanı, bakanlar var, anamuhalefet liderleri var. Onları Filistin’in sesini duymaya davet ettik. Solculara, sosyal demokratlara, sosyalistlere savaşa, kana, gözyaşına susmak değil engel olmak yaraşır. CHP olarak başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında Filistin devletine sahip çıkmaya, akan kanı durdurmaya, İsrail’in ortaya koyduğu sivillere karşı ayrım gözetmeksiniz şiddete dur denmesine davet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Filistin halkıyla dayanışma duygularımızı buradan da ifade ediyoruz.

Aslında enflasyon, emekli maaşlarını kuşa çevirdi. Bizim bütün kanun tekliflerimize, mücadelemize rağmen, en düşük emekli maaşı 7.500 TL gibi komik bir noktada. Emeklileri, açlıkla sınayan bir noktada. Bunun en az asgari ücret seviyesine çıkarılması gerekiyor. Seçim döneminde en düşük emekli maaşında iyileştirme yapacağını söyleyenler, seçimden sonra bu işi bir kereye mahsus bir ikramiyeye çevirdiler. Hiçbir yaraya merhem olmayacak bir düzenleme yaptılar. Bunda da çalışan emeklileri dışarıda bıraktılar. Oysa, bir emekli niye çalışır diye oturup düşünmediler.

İtiraz ettik, ses yükselttik, biz konuştuk, siz konuştunuz. Nihayet bu yanlıştan dönüldü. Dönülen iş, 5 bin TL’lik ikramiyeyi bütün emeklilere vermek. Oysa bunun derhal maaşlara yansıtılması, en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyinde olması. Asgari ücretin de insanca yaşanacak sınırlarda olması gerekiyor. Bu konuda bir kez daha hükümetin dikkatini çekiyoruz. Emeklilerin, memurların en önemli sorunu artan kiralar, kiralardaki fahiş artışlar. Cumhurbaşkanı, Cuma günü kira artışlarına şaşırmış ve kızmış. Şaşırdıkları şey, kendi çıkardıkları, bizim bu çözüm olmayacak dediğimiz bir kanun. Kanuna uyan yok. Devletin elini taşın altına koymadan ve iki tarafı düşünmeden yapılacak hiçbir düzenleme doğru değildir.

Burada yapılan iş, evsahibi ve kiracıyı karşı karşıya getirmektir. Biz bu kira artışlarının altında ezilen insanlara mutlaka sosyal devletin doğru yerden bir müdahale, destekte bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Cumhurbaşkanına şunu hatırlatıyoruz: Kanuna uymayanlara şaşırmak ve kızmak için önce senin anayasaya uyman lazım. Anayasaya uymayan birisinin kanuna vatandaşın uymasına şaşırmaması, burayı anayasal devlet olmaktan çıkarmanın en basit sonuçlarına bile katlanmanın bu kadar zor olduğu bir yerde, ortaya çıkacak vahim sonuçların göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade ediyorum.

Yeniden değerleme oranında yüzde 58,5’lık artışla, bütün vatandaşları yoksul diye, işsiz diye ayırmadan etkileyecek bir artışla karşı karşıyayız. Burada Cumhurbaşkanının bir yetkisi var. Bunu yüzde 50 oranında artırmaya, yüzde 50 oranında azaltmaya yetkili kendisi. 2024 enflasyon hedefi yüzde 36. Yani siz koyduğunuz bu enflasyon hedefine inanıyorsanız, herkesin enflasyon hedefi doğrultusunda doğru fiyatlamalar yapmasını istiyorsanız, önce samimiyeti kendiniz göstereceksiniz.

Bu harçların yüzde 58,5 değil, yetkiniz oranında düşürülerek, bundan sonraki süreçte vatandaşı ödeyeceği verginin, harcın yüzde 60 sınırında olmamasını sağlamanız gerekiyor. Bunu dikkatle takip ediyoruz. 2024 yılında enflasyon yüzde 36 olacak diyenler samimiyse, sizin ödeyeceğiniz harcı, ödeyeceğiniz vergiyi yüzde 50 oranında azaltmak durumundadır. Bunu talep ediyoruz ve takip edeceğiz.

Türkiye’nin bir anayasa sorunu vardır, sivil bir anayasa sorunu vardır. Yoksulu gören, kadını gören, dezavantajlıyı gören, çevreyi gören, bütün bunlar için çok doğru yerden, bütün toplumun desteğini alacak bir anayasa sorunu vardır. Ama Türkiye’nin bir anayasa yapma iradesi sorunu da vardır. Anayasalar aşkın zamanlı metinler olabilmesi için, her gelene uygun metinler olabilmesi için, kuşaktan kuşağa güçlenerek aktarılması için her doğan için yapılması gerekir.

Erdoğan için yapılan bir anayasanın birkaç yıl içinde nasıl Erdoğan için yetersiz, Erdoğan’ın kendi gözü dönmüş yetki taleplerine, niyetlerine yetersiz kaldığı ortadadır. Birinin üzerine dikilen kıyafetin, herkese uymadığı gibi bir süre sonra kendisine de uymayacağı görülmüştür. Bütün toplumu kapsayan, herkesi kucaklayan, Türkiye’deki herkesi eşit yurttaşlıkla kucaklayan, temel hak ve özgürlükleri genişleten, Türkiye’yi bir hukuk devleti haline getiren, kadını, engelliyi, yoksulu, güvencesizi, çevreyi koruyan evrensel ölçütlerde özgürlükçü bir anayasa için biz her zaman var olduk, var olmaya devam edeceğiz.

Ancak Erdoğan’ın yeni yetki taleplerini, Anayasayı hiçe sayan, Türkiye’yi anayasasızlaştıran, Cumhur İttifakının mutfağında hazırlanmış milletin burnuna dayatılan bir çabanın içinde hiçbir zaman olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Kadınları, gençleri endişelendiren, hukuk devletini askıya almaya niyet edinmiş bir değişiklikte Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman olmadı, bundan sonra da olmayacak.

3 hafta önce hepimiz Kurultayda bir görev aldık. CHP’nin kurultayları görev alan değil görev veren kurultaylardır. Partimizin ilk kurultayı Sivas Kongresi’ydi. Oradan önce kurtuluş, sonra kuruluş görevi alınmıştı, görev layığıyla yerine getirildi. 5. Olağanüstü Kurultayımız, dünyayı doğru okuma ve partiyi doğru konumlandırma sorumluluğu veren kurultaydı, o kurultaydan sonra sosyal demokrasi doğru tariflendi, 1970’lerde yapılan ikisi yerel ikisi genel 4 seçimden 1’inci parti çıkıldı.

Partimizin 38’inci Olağanüstü Kurultayı, hepimize yeniden Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidar yapma görevi yaptı. O görevi hep beraber kurultayımızdan aldık. O günden sonra da kurultayda verdiğimiz bütün sözleri tutarak, var gücümüzle çalışmaya, durmadan, yorulmadan birlik ve beraberlik içinde, kardeşlik hukukumuzu koruyarak, ortaya koyduğumuz kapsayıcı, birleştirici, kucaklayıcı anlayışla partimizi iktidar yapmaya kararlıyız.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 il başkanından sadece 3 il başkanının kadın olması, bizim buradaki en önemli eksikliklerimizden bir tanesi. 78 erkek il başkanımızdan talebimdir, lütfen örgütünüzdeki güçlü kadınlara yanınızda mutlaka görev verin. Onları yanınızda sizin en baş yardımcınız olarak çalıştırın. Gelecekte bu görevi yapmaya hazır, aday kadınlara resmi ve gayriresmi olarak mentörlük yapın, onların emeklerinden, enerjilerinden, deneyimlerinden yararlanın. Bu eksiği de bundan sonraki süreçte fiilen giderene kadar, hep birlikte bu şekilde halletmemiz gerekiyor.

Ben kurultayımızı kaybedenin olmadığı bir kurultay olarak nitelendiriyorum. Kurultayın kaybedeni yok ama kazananı, önce bu parti, ama esas kazananı Türkiye olacak. Ben de il başkanlarımdan iki hususta gayret göstermelerini istiyorum. Bunlardan bir tanesi önümüzdeki hafta başlatacağımız üye kampanyası. Şu anda bizim kurultayımızdan sonra bütün illerde büyük bir heyecan, büyük bir umut var. Geçtiğimiz hafta çok sayıda üye kaydı oldu, sevindik.

Ama esas sevindiğimiz şudur: Yeni gelen üyelerin yüzde 73’ü 30 yaş altı kadın ve erkekler. Bu enerjiyi görmek lazım. 100’üncü yılımızda üye kampanyası başlatıyoruz. Genel merkezden hedefler belirlemeyeceğiz. Gerçekçi hedefler belirleyin ama kendinizi zorlayın. Gönlünde Atatürk olan, gönlünde güçlü bir Türkiye olanların gözündeki ışıkları görün, onları baba evine getirin, Atatürk’ün partisine kaydedin. Sizden bunu istiyorum. Bütün vatandaşlarımız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kapıları ardına kadar açıktır. O evin içinde yeriniz baş köşedir.

Sizlerden ikinci beklentim, yerel yönetimler seçimlerine yönelik. Bu süreci, barış içinde, dostluk içinde, hiç kırgın yaratmadan, yerel seçim başarısına hedeflenerek, doğru adayların belirlenmesi, doğru yöntemlerin belirlenmesi, sürecin kırgını, küskünü olmadan, geride kimseyi bırakmadan, 2019’daki başarıyı aşan bir noktadan hep birlikte başarmaya mecbur olduğumuz bir süreci yöneteceğiz.

Önceki genel başkanımızın ilan ettiği 3 büyükşehir dışında kimseye verilmiş bir sözümüz yok. Verilmiş bir tek sözüm var, yerel seçimlerde başarılı olmak için ne gerekiyorsa onu yapacağım. Bu sürece hep birlikte katkı vereceğiz. Bu süreçte memnuniyet anketlerimiz Pazartesi gününden itibaren başlatıyoruz. 7 farklı yapı, anket yapacak. Ürettikleri sonuçlar hem yapay zeka marifetiyle, hem istatistik biliminin en ileri teknikleriyle denetlenerek en doğru biçimde memnuniyet anketleri yapacağız.

Vatandaşın gönlünde olan, seçildiğinden ileride olan bütün belediye başkanlarımız bizim de gönlümüzde. O ölçme değerlendirmeyi örgütümüzle paylaşacağız. Kararı örgütümüzle birlikte vereceğim. Örgüt gözetiminde ön seçimden bir adım geri atmadık, atmayacağız, bunu buradan ifade ediyorum” ifadesini kullandı.

Paylaşın

13 İsrailli Rehine Ve 39 Filistinli Daha Serbest Bırakıldı

İsrail ile Hamas arasında varılan rehine takası anlaşması kapsamında, Hamas’ın serbest bıraktığı 13 İsrailli ve 4 Taylandlı rehine Mısır üzerinden İsrail’e döndü. Buna karşılık İsrail’in de 39 Filistinli tutukluyu serbest bıraktığı açıklandı.

Haber Merkezi / Hamas’ın serbest bıraktığı İsraillilere karşılık salıverilen 39 Filistinli, ilk grupta da olduğu gibi İsrail’de tutuklu bulunan Filistinli kadın ve çocuklardan oluşuyor.

Serbest bırakılanlar arasında “bir İsrail polisinin yaralanmasına neden olan” ve bombalı saldırıyı gerçekleştirmekten hüküm giydikten sonra 2015 yılından beri hapiste tutulan 38 yaşındaki Israa Jaabis de vardı.

Katar’ın öncülüğünde haftalar süren pazarlıklar sonucunda Cuma günü ilk rehine değişimi yapılmıştı. Her iki taraftan da değişimi yapılanların neredeyse tamamı kadın ve çocuklardan oluşuyor.

İsrail dün gece, serbest bırakılması planlanan üçüncü rehine grubunun listesini aldığını duyurdu. Liste gözden geçirilirken salıverilmesi beklenen rehinelerin ailelerinin bilgilendirildiği haber verildi.

İsrail, Hamas tarafından serbest bırakılan her 10 rehine için çatışmalara verilen dört günlük aranın bir gün daha uzatılacağını duyurdu.

Bu arada Birleşmiş Milletler, rehine takası sırasındaki duraklamanın Gazze üzerinden yapılan insani yardımları arttırma imkânı verdiğini duyurdu. Nitzana’dan Refah sınır kapısına 200 kamyon gönderildi, Gazze’deki kabul noktasında 137 kamyon mal boşaltıldı.

Dört tank yakıt ve dört tank yemeklik gaz Mısır’dan Refah geçişi yoluyla Gazze Şeridi’nin güneyindeki BM insani yardım kuruluşlarına aktarıldı. BM açıklamasında 129.000 litre yakıtın Gazze’ye girdiği belirtildi.

İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nden yapılan açıklamada cumartesi günü Gazze’nin kuzeyine 61 kamyon yardım ulaştırıldığı ve bunun 7 Ekim’den bu yana en büyük sayı olduğu kaydedildi.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a ait olduğunu iddia ettiği 1 milyon 200 bin euro değerinde nakit paraya el koyduğunu duyurdu.

İsrail Savunma Bakanlığı’ndan bir sözcünün yaptığı açıklamaya göre, Hamas’ın üssü olduğu belirtilen yerlerde ve aranan Hamas üyelerinin kaldığı belirtilen binalarda yapılan aramalarda 1 milyon 200 bin euroya tekabül edecek miktarda İsrail para birimi Şekel ele geçirildi.

Bunun dışında Irak ve Ürdün paraları ile ABD (Amerika Birleşik Devletleri) Doları olarak da nakit paralar bulunduğu bildirildi. Ele geçen paranın İsrail hazinesine aktarılacağı açıklandı. Kan haber kanalı Hamas’a ait olduğu belirtilen paraların görüntülerini yayınladı.

İsrail Hamas’ın bu paralarla terör faaliyetlerini finanse ettiğini iddia ediyor. El konulan ve Hamas’a ait olduğu öne sürülen paranın hangi amaçla harcanacağına dair ise bilgi verilmedi.

İsrail Parlamentosu’nun Mali Komisyonu, Gazze’ye hava ve karadan yapılan saldırılarda oluşan zararın giderilmesi ve bölgenin yeniden imarı amacıyla, geçen hafta içinde 1  milyar 140 bin Şekel (281 milyon euro) büyüklüğünde bir bütçeyi onaylamıştı.

Paylaşın

Erdoğan: Ülkemizi Hak Ettiği Yere Getirmeye Devam Edeceğiz

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü Programı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kalkınma ve demokrasi yolculuğuna beraber başladığımız ülkeler ilerlerken, sırf birilerinin ideolojik bağnazlıklarından dolayı Türkiye on yıllar boyunca kılık kıyafetle, okumak isteyen kadınların başörtüsüyle uğraştı” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Lafa gelince kültürden, sanattan, ilerlemeden, bilimden bahsedenler, kızlarımızı kazandıkları üniversitelerin kapısından içeriye dahi sokmadılar. Kılık kıyafet özgürlüğünün iptali için Anayasa Mahkemesine koşanlar, başörtüsüne ‘bir metrekarelik bez parçası’ diyerek hareket edenler yine bu faşist zihniyetin mensuplarıydı.”

İleri demokrasiyi, insan hak ve hürriyetlerini, her alanda güçlü ekonomiyi millete ve Türkiye’ye çok gördüklerini vurgulayan Erdoğan, “Üreten, ihracat yapan, her alanda tam bağımsızlık yolunda emin adımlarla ilerleyen bir Türkiye gerçeğinden rahatsız oldular. Ülkemizin bir daha böyle felaketlerle karşılaşmaması için yönetim sistemi değişikliği dâhil demokratik bir sistem içinde yapılabilecek her şeyi yaptık.

Aynı şekilde gelenek göreneklerimizin arkasına saklanarak kadınları ezen, onları hor hakir gören taassupla da kararlı bir mücadele yürüttük. Önümüzdeki dönemde de reformlarımızı sürdürerek, ihtiyaç duyulan her alanda ülkemizi hak ettiği yere getirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Haliç Üniversitesi’nde düzenlenen Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Birleşmiş Milletler tarafından 24 yıl önce kabul edilen, ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde gerçekleştirdikleri programın hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de de her 25 Kasım gününün bu çerçevede düzenlenen çok sayıda etkinlikle idrak edildiğini kaydetti.

“Amacımız, erkeği ve kadınıyla milletimizin her bir ferdinin, kendi hayatında ve toplumda kadına yönelik şiddet konusunda bilinç sahibi olmasıdır” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, Türkiye bu hususta eskisiyle mukayese edilemeyecek derecede ileri bir seviyeye ulaşmıştır. Her ne kadar, yaygınlaşan medya ve sosyal medya üzerinden yürütülen kasıtlı kampanyalarla bu başarıyı gölgelemek isteyenler varsa da bilhassa hanım kardeşlerimiz hakikati gayet iyi biliyor” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her ne kadar medya ve sosyal medya üzerinden yürütülen kasıtlı kampanyalarla bu başarıyı gölgelemek isteyenler varsa da bilhassa kadınların hakikati gayet iyi bildiğini belirterek, şöyle devam etti: “Devlet olarak kadına yönelik şiddetle mücadeleyi temel politikamız hâline getirdik. Bu amaçla 2011 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı kurduk. Bakanlığımızın her çalışmasını yakından takip ederek, destekleyerek, samimiyetle sahiplenerek, hatta gerektiğinde mücadeleye bilfiil katılarak kadınların yanında yer aldığımızı gösterdik. Bazıları bakanlığımızın adındaki aile kavramını öne sürerek, kadınlar için yaptığımız hizmetleri unutturmaya ve gölgelemeye çalışıyor.”

Ailenin kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, yaşlısıyla, toplumu oluşturan o devasa yapının kilit taşı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aile olmadan sadece birey olarak insanın varlığı eksik kalır. Ülkemizde aile kurumumuza yönelik saldırıların, kadınların haklarını savunmakla hiçbir ilgisinin olmadığının hepimiz farkındayız. Bu tür saldırıların gerisinde aileden başlayarak millî bünyemizi çökerterek, milletimizi var eden hasletleri ortadan kaldırma gayesi vardır. Huzurlu, güvenli, üyelerinin birbirine saygı duyduğu bir aile aynı zamanda kadına yönelik şiddete karşı en muhkem kalemizdir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadına veya çocuğa yönelik şiddetin olduğu bir birlikteliğin her şeyden önce aile kavramının ruhuna ve özüne ters olduğunun ortada olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Soruyorum sizlere; kadının şiddet gördüğü bir beraberliği temelinde karşılıklı şefkatin, merhametin ve hürmetin olduğu aile kavramıyla tanımlayabilir miyiz? Çocuğun fiziki veya psikolojik şiddete maruz kaldığı bir yapının sağlıklı bir aile olduğunu kim iddia edebilir? Bunu kim söyleyebilir? Biz kadına yönelik şiddetle mücadeleyi aileyi yüceltme ve güçlendirme mücadelemizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Yani aileye sahip çıkarak şiddet meselesi başta olmak üzere kadınların tüm haklarının da korunmasını sağlamayı amaçlıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan başlayarak, Başbakanlığımız ve Cumhurbaşkanlığımız dönemindeki icraatlarımızla bu doğrultuda önemli bir dönüşümü gerçekleştirdiğimize inanıyorum.”

Bugünkü toplantının konusu olan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 2024 Yılı Faaliyet Planı’nın bu dönüşümlerin sadece bir örneği olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yıl içinde sayması saatler alacak nice reformu ve düzenlemeyi kararlılıkla hayata geçirdiklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkede kadına yönelik şiddetle mücadelede en büyük devrimi 2012 yılında çıkarılan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu’yla yaptıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, marjinal grupların ve sapkın akımların istismar malzemesi hâline gelen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin, kadınların hakları ve onlara yönelik şiddetle mücadeleye en küçük bir olumsuz etkisinin olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda belli çevreler tarafından yürütülen tezviratın hiçbir temelinin ve dayanağının olmadığını vurgulayarak, “Çünkü mücadelenin asıl somut araçları, 6284 sayılı Kanun başta olmak üzere hukukumuza derç ettiğimiz mevzuat ile zihinlerde gerçekleştirdiğimiz dönüşümdür. Bu kanun, kadın hakları ve ailenin korunması açısından spekülasyonlara kurban edilemeyecek kadar mühim bir kazanımdır. Bu kazanımların örselenmesine kesinlikle izin vermeyeceğiz” ifadesini kullandı.

Kanunun mahiyetinde ve uygulanmasında sorunlar varsa çözecek, eksikler varsa giderecek, daha da güçlendirilmesi gereken unsurlar varsa gereğini mutlaka yapacaklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu amaçla mevzuatı sürekli geliştirip yenilediklerini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu çerçevede 2006 yılında yayımladığımız çocuk ve kadınlara yönelik şiddete ve cinayetlere karşı alınacak tedbirlerle ilgili genelgeyi, bugün yayımladığımız yeni bir genelgeyle güncelledik. Yeni genelgemizle kurduğumuz Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu’nun, Türkiye Yüzyılı’na yakışır faaliyetler yürüteceğine inanıyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün kamuoyuyla paylaştıkları 2024 Yılı Faaliyet Planı’nın, ilgili bakanlıkların ve kurumların katkılarıyla hazırlandığını aktardı.

Son faaliyet planının, adalete erişim ve mevzuat, politika ve koordinasyon, koruyucu ve önleyici hizmetler, toplumsal farkındalık, veri ve istatistik başlıklarında beş ana hedef üzerine inşa edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu plan, 66 alt hedefi ve 218 faaliyet başlığıyla kadına yönelik şiddet konusundaki güçlü irademizin somut bir ifadesidir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, planın detayları ve yapılacak faaliyetler hakkında salonda izlenen videoyu anımsatarak, “İnşallah planda belirlenen hususların etkin ve kuşatıcı bir şekilde hayata geçirilmesini sağlayacağız. Ülkemizin 81 vilayetinin tamamında faaliyet gösteren kadın konukevleri, ŞÖNİM’ler ve Sosyal Hizmet Merkezleriyle, şiddete maruz kalan kadınları devlet güvencesi altına alıyoruz” bilgisini paylaştı.

Kamu görevlileri ve vatandaşlardan oluşan 4 milyonun üzerinde kişiye verilen eğitimler ve seminerlerle “kadına yönelik şiddete karşı sıfır tolerans” ilkesinin altyapısını oluşturduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şiddetsiz bir Türkiye Yüzyılı için yürüttükleri çalışmaları kesintisiz bir şekilde sürdürdüklerini kaydetti.

Siyaset yolculuğunun her safhasını kadınlarla birlikte yürüyen bir kardeşleri olarak bugünlere siyaset mühendislikleriyle değil, onların hayır dualarıyla geldiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin ve milletimizin hayrına hangi mücadeleye girdiysek kadınların desteğini daima yanımızda bulduk. Hayatımıza kastetmeye varan hain saldırıları siz kadınların desteğiyle püskürttük. Biliyorsunuz, 15 Temmuz menfur darbe girişiminde hayatları pahasına darbecilere direnen, tanklara, uçaklara, ölüm kusan silahlara meydan okuyan milyonların en ön safında kadınlar vardı” sözlerini sarf etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk demokrasisini 28 Şubat karanlığından çıkartıp, önce 2023 hedefleri, şimdi de Türkiye Yüzyılı aydınlığına çıkartanlar yine kadınlardır, Aybüke öğretmenlerdir” dedi.

Kıyafetleri yüzünden okul kapılarından, üniversite amfilerinden, iş hayatından, kamudan dışlanmaya çalışılan kadınların mücadelesinin, Türk demokrasi tarihinin en önemli sayfalarından biri olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diyarbakır’da tuttukları evlat nöbetiyle terör örgütüne kâbuslar yaşatan kadınların hakkını asla ödeyemeyiz. Buradan bir kez daha bölücü terör örgütünün kanlı, kirli ve kalleş yüzünü direnişleriyle deşifre eden Diyarbakır Anneleri’ni yürekten selamlıyorum” diye konuştu.

Evinde, fabrikada, tarlada, kendi işinin başında, alın teriyle, emeğiyle fedakârca destan yazan kadınların başarılarıyla gurur duyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maruz kaldıkları tüm ayrımcılıkların üstesinden gelerek hayatın her alanında isimlerini tarihe altın harflerle yazdıran kadınların her birini huzurlarınızda tebrik ediyorum” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların bireysel özgürlüklerinden siyasi ve sosyal alandaki varlıklarına kadar her konuda gösterdikleri gayreti, bir lütuf veya imtiyaz değil, “hak mücadelesi” olarak gördüklerinin altını çizerek, şöyle devam etti: “Bizim gönül ve fikir dünyamızda kadın ve erkek, Allah’ın kulu olmakla da vatandaş olmakla da eşittir, biri diğerinden üstün değildir. Üstünlük gayrettedir, üretkenliktedir, ilimdedir, ahlaktadır, takvadadır, merhamettedir, erdemli olmaktadır. Bu anlayışla cinsiyetinin ötesinde insan sıfatıyla sahip olduğu hakları için çile çeken, mücadele veren, adeta canını dişine takan kadınların hep yanında yer aldık, almayı da sürdürüyoruz.”

Her konuda olduğu gibi bu hususta da eksiklikler ve aksaklıklar olabileceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların hepsi zaman içinde çözülebilir, düzeltilebilir, telafi edilebilir meselelerdir. Önemli olan hak mücadelesindeki samimiyettir. Kadınların hak taleplerinde onlara verdiğimiz destekte samimi olduğumuz için bugünlere geldik” düşüncesini dile getirdi.

“‘Anadolu ihtilalini’ kadınlarla birlikte başlattık”

3 Kasım seçimleriyle “Anadolu ihtilalini” kadınlarla birlikte başlattıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınlara hitaben sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk demokrasisini vesayetin karanlığından sizlerle birlikte çıkardık. Milletimizin iradesine vurulan prangaları sizlerle birlikte parçaladık. Terör örgütlerinin hain emellerini birlikte hüsrana uğrattık. Önümüze konan irili ufaklı bütün engelleri sizlerle birlikte aştık. Ne kadar çetin olursa olsun tüm zorlukların üstesinden sizlerle birlikte geldik. Hak ve hürriyetlerimize yönelik saldırıları birlikte savuşturduk. Türkiye’nin hedefleri doğrultusunda yürümesini sizlerle birlikte sağladık. Türkiye’nin son 21 yılda her alanda yazdığı başarı hikâyesinin kahramanı, toplumumuzun diğer kesimleriyle birlikte hiç şüphesiz kadınlardır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin başarılarının üzerini örtmek, insanların umutlarını söndürmek, gençlerin hayallerine ket vurmak isteyen ve siyasetteki tek gayesi bu olan kötümser bir zihniyet olduğunu söyledi.

“Bu kafanın her konu gibi kadınların kazanımları hususunda da gerçeği ters yüz etmenin, pireyi deve yapmanın” peşinde olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini kabul etmek istemeyenlerin iflahının mümkün olmadığını, pek çok hadisede yakinen tecrübe ettik. Eski Türkiye özlemiyle yanıp tutuşan bu kesimin amacı, demokratik yarışla ülke yönetimine gelmek değil, darbe ve vesayet yoluyla sorumsuz yetkili olarak keyiflerince hareket etmektir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu uğurda şimdiye kadar her şeyi yaptılar, her yolu denediler, her türlü omurgasızlığı, ilkesizliği sergilediler. Hatta ellerinde, yine söylüyorum, şehit öğretmenimiz Aybüke Yalçın’ın, merhum Ayşenur Kalkan’ın, evlatlarını korumak için bombaların üzerine atlayan Hatice Belgin’in ve daha nice kadın kahramanımızın kanı onların ellerinde, ciğerlerinde kalmıştır. Oysa bu ülkede eli öpülecek kadın aranıyorsa, böyle bir saygıya layık olanlar herkesten önce vatanımız için canlarını ortaya koyan şehitlerimizin yiğit analarıdır, eşleridir, başımızın tacı öğretmenlerimizdir. 15 Temmuz gecesi ellerinde bayraklarıyla darbecilere direnen demokrasi neferleridir.”

“Bizim insanımız, basiret ve ferasetiyle temayüz etmiş bir millettir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin kimin samimi olduğunu, kimin de meseleleri istismar ettiğini çok iyi gördüğünü söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin vicdan ve fikir terazisinde bunun değerlendirmesini çok iyi yaptığını belirterek, “Hamdolsun, milletimizin her bir ferdi gibi kadınlar da hakikatlerin farkında olduğu için yürütülen istismar faaliyetleri artık taban tutamıyor. Tüm hayatları kendileri gibi düşünmeyenleri ve davranmayanları yaşam biçimleri üzerinden tahkir etmekle geçenlerin yaşam tarzı yaygaraları komiktir. Hatta daha ötesi trajikomiktir” dedi.

Hiç uzağa gitmeden, Gazze’deki insani dramın bunun en çarpıcı örneği olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Farklı siyasi görüşten, inançtan, kökenden vatandaşlarımızın neredeyse tamamının ortaklaştığı bir meselede dahi bunlar sınıfta kaldılar. İstisnaları bir tarafa bırakırsak, bu çevrelerin haftalardır Gazze’de alçakça katledilen binlerce çocuk ve kadın için tek kelime ettikleri vaki değildir. Buna karşılık doğruluğu şüpheli kimi örnekler üzerinden zalimleri ve onların aparatlarını desteklemeyi maharet sayıyorlar” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin demokrasisine, hukukuna, kalkınmasına, istiklal ve istikbal mücadelesine bu kadar büyük darbeler vuran bu zihniyetin yol açtığı ağır maliyeti senelerce geri kalmışlık, faşist baskılar, zulüm olarak ödediklerini ifade ederek, şöyle konuştu: “Kalkınma ve demokrasi yolculuğuna beraber başladığımız ülkeler ilerlerken, sırf birilerinin ideolojik bağnazlıklarından dolayı Türkiye on yıllar boyunca kılık kıyafetle, okumak isteyen kadınların başörtüsüyle uğraştı. Lafa gelince kültürden, sanattan, ilerlemeden, bilimden bahsedenler, kızlarımızı kazandıkları üniversitelerin kapısından içeriye dahi sokmadılar. Kılık kıyafet özgürlüğünün iptali için Anayasa Mahkemesine koşanlar, başörtüsüne ‘bir metrekarelik bez parçası’ diyerek hareket edenler yine bu faşist zihniyetin mensuplarıydı.”

İleri demokrasiyi, insan hak ve hürriyetlerini, her alanda güçlü ekonomiyi millete ve Türkiye’ye çok gördüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Üreten, ihracat yapan, her alanda tam bağımsızlık yolunda emin adımlarla ilerleyen bir Türkiye gerçeğinden rahatsız oldular. Ülkemizin bir daha böyle felaketlerle karşılaşmaması için yönetim sistemi değişikliği dâhil demokratik bir sistem içinde yapılabilecek her şeyi yaptık. Aynı şekilde gelenek göreneklerimizin arkasına saklanarak kadınları ezen, onları hor hakir gören taassupla da kararlı bir mücadele yürüttük. Önümüzdeki dönemde de reformlarımızı sürdürerek, ihtiyaç duyulan her alanda ülkemizi hak ettiği yere getirmeye devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede kadınların taleplerine de önceliklerinin en başında yer verdiklerini dile getirerek, şöyle devam etti: “Kadını dışlayan bir ülke de bir siyaset de bir program da sahip olduğu insan zenginliğinin yarısından vazgeçmiş demektir. Ne tarihimiz, ne medeniyetimiz, ne kültürümüz, ne gelenek göreneklerimiz böyle bir savrukluğa ve adaletsizliğe cevap verir. Biz bu anlayışla ne diyoruz Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacaktır. İnşallah 21 yılda verdiğimiz her imtihan gibi ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonumuzu da hayata geçirecek, bu zaferin sevincini kadınlarla birlikte kutlayacağız. Kadını, erkeği, genci ve yaşlısıyla tam bir dayanışma içinde mücadele ederek, Allah’ın izniyle şiddetsiz bir Türkiye’yi sizlerle birlikte inşa edeceğiz.”

“Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 2024 Yılı Faaliyet Planı”nı, bu doğrultuda atılmış çok kıymetli bir adım olarak gördüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Planın titizlikle uygulanması noktasında, devletimizin tüm kurumlarıyla birlikte sivil toplum kuruluşlarımızın ve milletimizin her bir ferdinin gerekli hassasiyeti göstereceğine yürekten inanıyorum. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak biz de planın başarısı için her türlü desteği vermekten geri durmayacağız. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kadınların hak ve hukuk mücadelesinde yanlarında yer alacağız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kalkınmasında, güçlenmesinde, aydınlık yarınların müjdecisi olan Türkiye Yüzyılı’nın inşasına yaptıkları katkılar için kadınlara teşekkür ederek, faaliyet planının hayırlı olmasını diledi.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: ABD’den İki Devletli Çözüm Çağrısı

Massachusetts eyaletinin Nantucket Adası’nda basının sorularını yanıtlayan ABD Başkanı Joe Biden, iki devletli çözüm çağrısını yenilerken, Gazze’deki ateşkesin ise 4 günden fazla sürmesini umut ettiğini kaydetti.

ABD Başkanı Biden, İsrail’e askeri yardımın koşula bağlanmasının “değerli bir düşünce olduğunu” belirterek, “Ancak bu görüşle başlasaydık bugün bulunduğumuz yere asla ulaşabileceğimizi sanmıyorum.” dedi. ABD Başkanı, askeri yardımla ilgili olası koşullar konusuna ise açıklık getirmedi.

Bazı rehinelerin serbest bırakılmasını kendisini cesaretlendirdiğini belirten Biden, daha fazla rehinin serbest bırakılmasını umut ettiğini ifade etti. Biden, “Yarın daha fazla rehinenin, ertesi gün daha fazlasının, ondan sonraki gün de daha fazlasının serbest bırakılmasını bekliyoruz.” dedi.

İlk grup rehinenin serbest bırakılmasının sadece bir “başlangıç” olduğunu kaydeden Biden,  Gazze’de geçici bir ateşkesin uzatılması için “gerçek” bir şans bulunduğunu söyledi.

İkinci rehine grubu da serbest kalıyor

Öte yandan İsrail ile Hamas arasında varılan ve Cuma sabahı çiftlere giren anlaşma kapsamında, ikinci bir rehine grubunun Cumartesi günü serbest bırakılacağı bildirildi.

İsrail makamları tarafından yapılan açıklamada, serbest bırakılacak rehinelerin isimlerinin, ellerine ulaştıkları kaydedildi. İsrail basınında yer alan haberlere göre, İsrail Başbakanı Netanyahu, ailelerinin ailelerine ilişkin bilgi verildiğini ifade etti.

İsrail makamları, çocuklar arasında 14 rehinenin olduğunu duyurdu. Rehinelerin serbest bırakılması karşılığında İsrail, eğitim merkezlerinde 42 Filistinliyi serbest bırakacak.

İsrail polis memuru Doron Spielman, Gazze’de hâlen yaklaşık 215 rehinenin daha bulunduğunu söyledi. Spielman, “Birçoğunun ölü mü sağ mı olduğunu biliyoruz. İstihbarat toplamaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Varılan anlaşma kapsamındaki ateşkes, Gazze Şeridi’nde Cuma günü gizlice girilmiş ve bunun ardından, 11’i yabancı, 13’ü İsrailli olmak üzere 24 rehine serbest bırakılmıştı. Rehineler, Kızıl Haç örgütü tarafından İsrail’e devredilmişti. Bunun karşılığında İsrail, cezaevlerinde karşılaşmadan 39 Filistinliyi serbest bırakmıştı. İsrail’de ailelerine kavuşan rehineler, Tel Aviv hastanesine götürülmüştü.

Dört çocuk, üç anne ve bir babanın götürüldüğü Schneider Çocuk Tıp Merkezi’nin yöneticisi Efrat Baron Har Lev, İsrail gazetesi Haaretz ile konuşurken, kurtulan rehinelerin fiziki grupların iyi olduğu bilgisine yer verdi.

7 Ekim’de İsrail’e yapılan saldırıda, yaklaşık bin 200 İsrailli’yi öldüren Hamas, yaklaşık 240 kişiyi de rehin almıştı.

Hamas’ın anlaşması kapsamında 150 Filistinli cezasına çarptırıldı ve 50 rehineyi serbest bırakması bekleniyor. Söz konusu anlaşma sürecinde, İsrail ve Filistinlilerin ayrışması yanı sıra Katar, Mısır ve Amerika Birleşik Devletleri’nin resimlerinde de rol oynamıştı.

Paylaşın