Avrupa Adalet Divanı’ndan Dikkat Çeken ‘Başörtüsü’ Kararı: Yasaklanabilir

Kamu kurumlarının çalışanlarına iş yerinde başörtüsü takmayı belirli koşullar altında yasaklayabileceğine hükmeden Avrupa Adalet Divanı, dini sembollere yönelik bu tür yasakların genel ve ayrım gözetmeksizin tüm idari personele uygulandığı ve “gerekli olanla sınırlı olduğu sürece” ayrımcılık olmadığını belirtti.

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD), kararı uyarınca kamu hizmetlerinin tarafsızlığını sağlama amacıyla gerekli görmeleri halinde işyerlerinde dini semboller taşınmasını yasaklayabilecek. Yasak başörtüsü takılmasını da kapsayabilecek.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD), kamu kurumlarının çalışanlarına iş yerinde başörtüsü takmayı belirli koşullar altında yasaklayabileceğine hükmetti. AB’nin en yüksek mahkemesi konumundaki ABAD yargıçları, dini sembollere yönelik bu tür yasakların genel ve ayrım gözetmeksizin tüm idari personele uygulandığı ve “gerekli olanla sınırlı olduğu sürece” ayrımcılık olmadığını belirttiler.

Dava süreci, Belçika’da Ans kenti belediyesinin çalışma yönetmeliğini değiştirerek, tarafsızlık ilkesini daha katı şekilde uygulama kararı alması üzerine başladı. Alınan karara göre, halkla teması olmayanlar da dahil olmak üzere tüm belediye çalışanlarının ideolojik veya dini aidiyetlerini gösteren işaretler takması yasaklandı.

Belediye bu bağlamda, daire müdürü olarak çalışan bir personeline işyerinde başörtüsü takmasını yasakladı. Bunun üzerine inanç özgürlüğünün ihlal edildiğini öne süren belediye çalışanı durumu yargıya taşıdı. Bundan böyle AB üyesi ülkeler ABAD kararı uyarınca kamu hizmetlerinin tarafsızlığını sağlama amacıyla gerekli görmeleri halinde işyerlerinde dini semboller taşınmasını yasaklayabilecek. Yasak başörtüsü takılmasını da kapsayabilecek.

Ancak mahkeme, söz konusu tedbirlerin “kesinlikle gerekli olanlarla” sınırlı olması gerektiğine vurgu yaptı. Gereklilik konusunda ise ulusal mahkemelerin kararlarının esas alınabileceğine hükmedildi. ABAD, son yıllarda özel şirketlerin çalışanlarına başörtüsü yasağı getirebileceklerine ilişkin kararlar almıştı.

Paylaşın

HEDEP’in Kısa İsim Alternatifleri Belli Oldu: Öne Çıkan Üç Öneri

Yargıtay’ın HADEP’e benzerliği nedeniyle kabul etmediği Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nde (HEDEP) kısa isim alternatifleri belli oldu: Eşitlik Partisi, Halklar Partisi ya da Halk Partisi.

Yargıtay, geçen hafta verdiği kararda parti isminin kısaltması olan HEDEP’in daha önce kapatılan Halkın Demokrasi Partisi’ni (HADEP) andırdığı gerekçesiyle kısaltmasının değiştirilmesi istemişti.

Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da partinin uzun isminin aynı kalacağını ancak kısa isminin değişeceğini açıklamıştı.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) 4. Olağan Büyük Kongre’de tüzük değişikliğiyle ismini Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) olarak değiştirme kararı almıştı. Alınan karar, Yargıtay’a bildirilmişti.

Partinin ismi de, tabandan gelen “Kürt siyasi hareketini temsil eden siyasi parti isimlerini çağrıştıran bir isim olması” yönündeki talepler doğrultusunda değiştirilmişti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nde (HEDEP) kısa isim alternatifleri belli oldu. Artı Gerçek’ten Seda Taşkın’ın haberine göre Halk Dep, Eşitlik Partisi, Halklar Partisi ve Halk Partisi konuşulan alternatifler arasında.

Habere göre kısaltmanın, parti adının harflerinden oluşmaması planlanıyor. Bu göre kısa isim olarak Eşitlik Partisi, Halklar Partisi ya da Halk Partisi alternatifleri öne çıkıyor.

Hafta sonu toplanacak Merkez Yürütme Kurulu’nda (MYK) yeni kısaltma önerilerinin görüşülmesi, kararın belirlenmesi ardından da Tüzük Kurultayı’nın toplanması bekleniyor.

Hafta sonu yapılacak MYK öncesinde HEDEP yönetimi kısaltma ile ilgili ilk kararını da aldı. Buna göre, kısaltma logodan kaldırılacak ve logoda sadece partinin tam ismi yer alacak.

Partisinin grup toplantında gündemi değerlendiren HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, HEDEP olarak belirlenen parti kısa adını HADEP’i andırdığı gerekçesiyle uygun görmemesine tepki gösterdi.

Bakırhan, “Gün geçmiyor ki iktidar ve ortakları partisimize kumpas kurmasınlar! 11 parti kapatıldı, dava açıldı. Yerine yenilerini kurduk. Biz büyüdükçe iktidar korkuyor. Hiçbir şey bulamadılar, bu sefer de tam yerel seçime gideceğimiz bir süreçte HEDEP’in ismine kafayı taktılar.

Çünkü kafaları hukuksuzluktan başka bir şeye çalışmıyor” ifadelerini kullandı. Neymiş efendim, HEDEP ismi HADEP’e benziyormuş. Tebrik ediyoruz, şapkadan tavşan çıkarmışlar.

Türkiye’de ilk defa mı bir partinin adı ya da kısaltılmış ismi bir başka partiye benziyor! Seçimlerde ittifak yaptığınız Yeniden Refah Partisi’nin adı Refah Partisi’ne benzemiyor mu? Buna benzer onlarca parti olmasına rağmen, yargının tek uğraştığı parti biz olduğumuz için muhtmelen orayı görmüyor” dedi.

Paylaşın

Özgür Özel’den Devlet Bahçeli’ye “Soysuz” Yanıtı

MHP Lideri Bahçeli’nin açıklamalarına yanıt veren CHP Lideri Özgür Özel, “Bugün Devlet Bey de ‘Kürtlerden Başbakan olmadı mı geçmişte’ dedi. Benim dediğim; Devlet Bey, benim memleketim Manisa’da MHP’li bir başkan seçebiliyorlar mazbatasını alıyor. Sizin memleketiniz Osmaniye’de AKP seçtiler görev yaptı, MHP’yi seçtiler görev yaptı” dedi ve ekledi:

“Ama Diyabarkır’da, Batman’da, Mardin’de Kürtler belediye başkanı seçiyor ama siz kayyum atıyorsunuz. Manisalılar, Rizeliler, Osmaniyeliler eşittir ama sizin bu uygulamanız yüzünden Kürtler daha az eşittir. Camiler dini kurum kabul ediliyor ama Cemevleri kabul edilmiyor.”

Özel konuşmasının devamında, “Siz isteyin yarın Ülkü Ocakları sokağa çıkabilirler, Tayyip bey istesin Osmanlı Ocakları sokağa çıkabilir ama 1 Mayıs olur, sendikalar sokağa çıkamazlar. Bu ülkede muhalifler daha az eşittir Devlet Bey. Kendisi nazikçe telefon etti. Bugün diyor ki bu soysuz iddia, o arkadaşları, o metni yazan arkadaşları Sinan Ateş’in de arkadaşları da çok iyi biliyor.

O arkadaşlar bana soysuz demeye kalkıyorlarsa, Devlet bey, benim soyum Selanik’tir. Ayıptır söylemesi babamın babası üzerinden soyumuz 1880’lerde Üsküp’tedir. Soyumuz, Osmanlı’ya hizmet eden Makedonya’dır. Ben bu cümleyi ona yakıştıramadım. Devlet Bey’in çocuğu yok diye Tayyip Bey, “zürriyetsiz” demişti. Ben bunu hiç yakıştıramamıştım. Devlet Bey’in prompterina o ifadeyi yazanı, Devlet beye bizzat havale ediyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Özgür Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Ali Mahir Başarır ve çok sayıda partili hukukçu arkadaşımız Diyarbakır’dalar. Tahir Elçi davasını sürüncemede bırakıyorlar. Dinlenmesi gereken tanıklar dinlenmiyor. Deliller karartılması için bir el devreye girmişti. Tahir Elçi davasının yargılaması içimize sinmiyor. Sevgili Türkan Elçinin içinde yanan ateş elbette sönmeyecek. Ama sonuna kadar takipçisi olacağız. O eller yargılanana kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Geçtiğimiz hafta İBB altyapı yatırımlarından örnekler vermiştim. İBB gibi CHPli belediye başkanları sosyal belediyeciliğin adeta kitabını yazmaya devam ediyorlar. Bugünkü örneğim ABB’den. Neler yapmış sosyal belediyecilikle ilgili, neler gördük neler.

Çocuklar üşümesin diye bir kampanya var 3 yıldır devam ediyor. Tam 200 bin aileye doğalgaz ve kömür desteği veriyorlar. Kışın en soğuk 3 ayında 500’er lira yatıyor, 600 lira gelecekse fatura 100 lira ödüyorlar. Evinde doğalgazı olmayana birer ton kömür veriliyor. Çocuklar protein alsın diye 2 yıldır süren 200 bin yoksul aileye bir kilo et veriliyor.

Mansur Yavaş, 200 bin aileye yani koca bir koçu boynuzundan tutup götürüp, çocukları yesin diye verdi. 918 köye, beldeye Ankara Büyükşehir Belediyesi internet desteği veriyor. 12 bin 500 öğrenciye otobüs abonmanı, 105 bin çocuğa bayram harçlığı veriyor.

Eğer CHP’li belediye seçerseniz 2 yılda bir kurbanlık koç kadar etten, karne hediyesinden, ödeyemediğiniz sınav parasını ödemeye koşacak sıcacık bir sosyal belediyecilik yapan belediye başkanınız olacak. Bunu Türkiye’nin dört bir yanında yaptığımızda CHP’li adayları seçtiğinizde bu sıcak el sizlere de uzanacak.

Seçimde sosyal belediyecilik nedir diye gösteren CHP’li belediyelere oy atmaya davet ediyorum. Ankara’yı parsel parsel satanlar değil güzel iyi dürüst insanlar yönetsin diye destek aldık. Mansur Yavaş bir de kurs açtı. Sosyal belediyecilik kursu. Sayın Erdoğan, başkanlarını gönderirsen onlara çok faydası olur.

Biz bu belediyeleri sadece CHP’lilerin oyuyla kazanmadık. İstanbul’da, İstanbul İttifakı’yla, Ankara’da dürüst insanlar Başkent’i yönetsin diye destek aldık ve kazandık. Biz işbirliğine tüm siyasi partileri, güç birliğine davet ediyoruz

Gazze’de 4 günlük ateşkes sona erdi, sonra 2 gün uzatma geldi. Biz CHP olarak kalıcı ateşkes istiyoruz. Yine CHP doğru yerde duruyor, Türkiye doğru yerde duruyor ama Bosna Hersek’te susanlar bugün yine susuyor. Dünyadaki tüm kardeşlerimize sesleniyorum; Filistin’deki zulmü durdurmak bütün solcuların, sosyal demokratların, sosyalistlerin görevidir. Hepinizi davet ediyoruz.

Çok yerli ve millisiniz ya; Türkiye’deki bütün siyasi partilerin genel başkanlarını alarak sınır kapısına kol kola gidelim; Türkiye’nin tavrını tüm dünyaya gösterelim. Çağrım sanadır Erdoğan.

Emekliler açlıkla sınanıyorlar. En düşük emekli maaşı mutlaka asgari ücret düzeyine çıkarılmalı. Plan Bütçe Komisyonu bugün önergemizi oylayacak. O eller havaya kalktığında göreceğiz. Grubumuz en düşük emekli maaşı asgari ücret olsun diye el kaldıracak. Göreceğiz kim emekliyi seçim olan pazara kadar, kim hak baki olana kadar savunuyor, göreceğiz. Herkesi AKP ve MHP’nin tavrını izlemeye davet ediyorum.

Bugün Devlet Bey de ‘Kürtlerden Başbakan olmadı mı geçmişte’ dedi. Benim dediğim; Devlet Bey, benim memleketim Manisa’da MHP’li bir başkan seçebiliyorlar mazbatasını alıyor. Sizin memleketiniz Osmaniye’de AKP seçtiler görev yaptı, MHP’yi seçtiler görev yaptı.

Ama Diyabarkır’da, Batman’da, Mardin’de Kürtler belediye başkanı seçiyor ama siz kayyum atıyorsunuz. Manisalılar, Rizeliler, Osmaniyeliler eşittir ama sizin bu uygulamanız yüzünden Kürtler daha az eşittir. Camiler dini kurum kabul ediliyor ama Cemevleri kabul edilmiyor.

Siz isteyin yarın Ülkü Ocakları sokağa çıkabilirler, Tayyip bey istesin Osmanlı Ocakları sokağa çıkabilir ama 1 Mayıs olur, sendikalar sokağa çıkamazlar. Bu ülkede muhalifler daha az eşittir Devlet Bey. Kendisi nazikçe telefon etti. Bugün diyor ki bu soysuz iddia, o arkadaşları, o metni yazan arkadaşları Sinan Ateş’in de arkadaşları da çok iyi biliyor.

O arkadaşlar bana soysuz demeye kalkıyorlarsa, Devlet bey, benim soyum Selanik’tir. Ayıptır söylemesi babamın babası üzerinden soyumuz 1880’lerde Üsküp’tedir. Soyumuz, Osmanlı’ya hizmet eden Makedonya’dır. Ben bu cümleyi ona yakıştıramadım. Devlet Bey’in çocuğu yok diye Tayyip Bey, “zürriyetsiz” demişti. Ben bunu hiç yakıştıramamıştım. Devlet Bey’in prompterina o ifadeyi yazanı, Devlet beye bizzat havale ediyorum.

Üye sayısında ciddi bir artış yaşıyoruz, tüm milletimizi baba evine, tapusu Mustafa Kemal Atatürk’te olan Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye olmaya davet ediyorum.”

Paylaşın

Gazze Savaşı’nın İsrail’e Maliyeti 53 Milyar Dolar

İsrail Merkez Bankası’na göre, Hamas’la mevcut çatışmanın Tel Aviv’e maliyeti yaklaşık 197 milyar şekel (yaklaşık 53 milyar dolar): 107 milyar şekeli savunma harcamaları, 22 milyar şekeli hasar tazminatı ve 25 milyar şekeli diğer sivil harcamalar.

Haber Merkezi / İsrail Merkez Bankası, devlet borç faizlerinin 8 milyar şekele ulaşmasını beklerken, çatışma nedeniyle vergi geliri kaybının da 35 milyar şekel olacağını tahmin etti.

Banka, İsrail’in GSYH’sinin 2023 ve 2024 yıllarında yüzde 2 oranında büyümesini bekliyor. Bu, geçen ay yapılan tahminlerde yer alan 2023 için yüzde 2,3 ve 2024 için yüzde 2,8’lik büyüme tahminlerinin altında kaldı.

Banka, hükümetin borcunun 2022 yılında GSYİH’nın yüzde 60,5’inden 2023 yılında ise yüzde 63’e ve 2024 yılı sonunda da yüzde 66’ya çıkacağını öngördü.

Öte yandan İsrail ile Hamas arasında sağlanan dört günlük ateşkesin ardından iki gün daha uzatılmasının ardından Hamas 11 İsrailli rehineyi serbest bıraktı. Bu gelişmenin ardından İsrail Hamas’ın serbest bırakılmasına karşılık 33 Filistinli tutukluluğu serbest bıraktı.

İsrail Ordusu serbest bırakılan 11 kişinin Katar topraklarına ayak bastığını duyururken, Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü de, “33 Filistinli sivilin” İsrail’deki cezaevlerinden salıverildiğini açıkladı.

Ateşkesin uzatılmasına Amerika Birleşik resimleri (ABD), Birleşmiş Milletler (BM) ve Almanya’dan olumlu tepkiler geldi.

BM Genel Sekreteri Antonio Gutterres gazetecilere yaptığı açıklamada, ateşkesin uzatıldığını, “umut ve insanlık ışığı” diye nitelendirerek, bu sayede Gazze Şeridi’ndeki insanlara insani yardımların artırılabileceğini söyledi.

Cuma günü İsrail ile Hamas arasında ateşkesten sonra Hamas 50 İsrailliyi serbest bıraktı. Bunun yanı sıra çoğu Taylandlı 19 kişi de özel bir uzlaşma çerçevesi salıverildi. İsrail buna karşılık olarak çoğu çocuk ve kadın 117 Filistinli tutukluyu serbest bıraktı.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği; ABD’de Türkiye’ye: Artık Harekete Geçme Zamanı Geldi

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien, İsveç’in NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliği için “İsveç’in ittifakın 32’inci üyesi olmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. İsveç ilk günden itibaren ittifaka çok büyük katkı sağlayacaktır” dedi ve ekledi:

“Türk ve Macar müttefiklerimiz bize onay sürecini engelleyecek esaslı bir sorun bulunmadığını, sadece onayı sağlayacak oyları toplamaya çalıştıklarını söylediler. Biz artık harekete geçme zamanının geldiğini, gecikmenin hiç bir fayda sağlamayacağını ilettik. İsveç’in çok yakında ittifaka üye olmasını öngörüyoruz. O anı iple çekiyoruz.”

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Avrupa ve Avrasya’dan Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

DW Türkçe’den Değer Akal’ın aktardığına göre; Salı günü Brüksel’de başlayacak olan ve iki gün sürmesi beklenen toplantıların gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan O’Brien’a, İsveç’in NATO üyeliğinin Türkiye ve Macaristan nedeniyle gecikmesi hakkında çok sayıda soru yöneltildi.

“İsveç’in çok yakında ittifaka üye olmasını öngörüyoruz”

“İsveç’in ittifakın 32’inci üyesi olmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. İsveç ilk günden itibaren ittifaka çok büyük katkı sağlayacaktır” diyen O’Brien, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türk ve Macar müttefiklerimiz bize onay sürecini engelleyecek esaslı bir sorun bulunmadığını, sadece onayı sağlayacak oyları toplamaya çalıştıklarını söylediler. Biz artık harekete geçme zamanının geldiğini, gecikmenin hiç bir fayda sağlamayacağını ilettik. İsveç’in çok yakında ittifaka üye olmasını öngörüyoruz. O anı iple çekiyoruz.”

ABD’li Bakan Yardımcısı O’Brien’a, “Ankara, ABD’nin F-16 taleplerine onay vermesi yönündeki umudunu kaybetmiş görünüyor. Türkiye Eurofighter almak istediğini duyurdu… Türkiye’nin hava kuvvetlerinin modernizasyonu, NATO’nun caydırıcılığı ve savunma pozisyonu için de önemli mi? Size göre Türkiye’nin F-16 taleplerinin onaylanmasına katkıda bulunabilecek somut koşullar nelerdir?” sorusu da yöneltildi.

ABD Bakan Yardımcısı O’Brien’ın bu soruya verdiği cevapta, “ABD Başkanı Biden uzun süredir Türkiye’nin F-16 filosunun modernizasyonunu desteklediğini söylüyor. Şu anda, bu konuda ilerleme sağlamayı umduğumuzu söylemek dışında, söyleyebileceğim bir şey yok” yanıtıyla yetinmesi dikkat çekti.

ABD Bakan Yardımcısı O’Brien’a, Türkiye’den Rusya’ya gönderilen, askeri amaçlı da kullanılabilecek ürünlerin ihracatında yaşanan büyük artış da soruldu.

Soruyu, “ABD olarak AB, İngiltere ve G7 partnerlerimizle birlikte, kilit partnerlerimizin Rusya’nın yaptırımlarımızı deldiği yerlere dönüşmesini istemediğimizi açıkça belirttik” sözleriyle yanıtlamaya başlayan ABD’li bakan yardımcısı, Türkiye’nin bazı ürünlerin Rusya’ya geçişini önlemeye dönük bir takım reformları hayata geçirdiğini söylemekle birlikte, “Ancak görünen o ki daha yapılması gereken şeyler var” dedi.

James O’Brien, Rusya yaptırımlarının Türkiye üzerinden baypas edilmemesi için atılması gereken adımlarla ilgili olarak da şunları kaydetti: “ABD bazı kişi ve kurumlara yönelik yaptırım kararı aldı. Bunlardan bazıları, savaş alanında kullanılan elektronik malzemeleri Türkiye üzerinden Rusya’ya taşımaya çalışan şirketleri kuran Rus vatandaşlarıdır. Yaptırımlar sonrası bunun önlenmesi için bazı ilerlemeler kaydedildiğini gördük.

Ama bu asla bitmeyecek bir iş. Ruslar her zaman daha fazlasını ithal etmeye çalışıyor. Bizim de Rusya’ya kapıları kapatmaya devam etmemiz önemli. Aksi takdirde bu hafta sonu Kiev’e yapılan büyük saldırı gibi daha fazla olayla karşılaşırız… Bu saldırıların yapılmasını sağlayan ürünlerin genellikle Batı’dan ya da G7 ülkelerinden ithal edildiğini ve birkaç ülke üzerinden geçirildiklerini biliyoruz. Tüm bunların mümkün olan en kısa sürede sona ermesi gerekiyor.”

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien, Karadeniz ile ilgili olarak da dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

Son dönemde Karadeniz’in seyrüsefere açık kalmasını sağlamaya büyük önem verdiklerini aktaran ABD’li yetkili, Rusya’nın Karadeniz’i ticaretin kısıtlandığı bir alana dönüştürmesini engellemek için Karadeniz’e kıyıdaş NATO müttefikleriyle birlikte çalıştıklarını vurguladı.

“Adımları memnuniyetle karşılıyoruz”

O’Brien, “Tahılın küresel pazarlara ulaştırılmasında Karadeniz son derece önem taşımaktadır… Bu nedenle Ukrayna’nın, Romanya, Moldova ve AB’nin çok güçlü desteği ile ihracatını arttırmak için attığı adımları memnuniyetle karşılıyoruz” diye konuştu.

Rusya’nın Türkiye arabuluculuğunda imzalanan BM Tahıl Anlaşması’ndan Temmuz ayında çekildiğini ve aslında bu yolla Ukrayna’nın ihracatını durdurmayı amaçladığını dile getiren James O’Brien, “Ancak son aylarda Ukrayna’nın ihracatını daha da arttırdığını, hatta tahıl anlaşması boyunca ulaştığı seviyeyi aşabildiğini görüyoruz” dedi.

ABD’li bakan yardımcısı bunda Rus ordusunu geri püskürten Ukrayna ordusunun sergilediği kararlılığın kilit önem taşıdığını da sözlerine ekledi.

Basın brifinginde, ABD’nin NATO ile Ermenistan arasında iş birliğinin güçlendirilmesine ilişkin yaklaşımı da soruldu. ABD Bakan Yardımcısı O’Brien, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın ülkesinin sınırlarını açmak ve Batı ile ilişkilerini geliştirmek konusunda “çok cesurca” hareket ettiğini belirterek şunları kaydetti:

“Ermenistan vatandaşları için çok cesaretlendirici adımlar attı, reformlar gerçekleştirdi… Ayrıca Başbakan Paşinyan Azerbaycan ile barış anlaşması konusunda cesur bir ses olmuştur. Bu yolla Ermenistan’ın ekonomik kalkınmasına odaklanması, güvenlik alanındaki ilişkilerini geliştirmesi, Orta Asya’dan, Türkiye üzerinden ticari ilişkilerini geliştirebilmesi söz konusu olabilir. Bunların hepsi bizim çok görmek istediğimiz gelişmelerdir…”

Paylaşın

Gazze’deki “İnsani Ara” 2 Gün Daha Uzatıldı

İsrail ile Hamas arasındaki dört günlük “insani ara” anlaşması iki gün daha uzatıldı. Kararı, Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Majed el-Ansari sosyal medya hesabı üzerinden duyurdu.

Haber Merkezi / Al Ansari, açıklamasında, “Katar devleti, devam eden arabuluculuğun bir parçası olarak, Gazze Şeridi’ndeki insani aranın iki gün daha uzatılması için anlaşmaya varıldığını duyurur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas, Katar, Mısır ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) arabuluculuğunda dört günlük bir ateşkes üzerinde anlaşmaya varmıştı. Bu bağlamda şimdiye kadar 117 Filistinli mahkûm serbest bırakılırken, 39 İsrailli rehine de İsrail’e teslim edilmişti.

Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas Pazar günü yaptığı açıklamada ateşkesi “iki ila dört gün” uzatmaya ve daha fazla rehineyi serbest bırakmaya hazır olduğunu duyurmuştu.

ABD ve AB tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Hamas 7 Ekim’de İsrail’e saldırmış, aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun da bulunduğu sivillere karşı eşi benzeri görülmemiş bir vahşet uygulamıştı. İsrail kaynaklarına göre bu sırada bin 200 kişi öldürüldü, yaklaşık 240 kişi kaçırılarak Gazze Şeridi’nde rehin alındı.

Bunun üzerine İsrail Hamas’a savaş ilan ederek, Gazze Şeridi’ndeki hedeflere havadan ve karadan yoğun saldırılar başlattı. Hamas’ın bağımsız olarak doğrulanamayan açıklamalarına göre ise 7 Ekim’den bu yana Filistin topraklarında yaklaşık 15 bin kişi öldürüldü.

BM’den Gazze’de ‘tam insani ateşkes’ çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze’de 7 haftadır süren çatışma ve korkunç can kaybının dünyayı şoke ettiğini vurgulayarak, “Son dört gündür silahlar sustu. İsrailli ve yabancı rehinelerin Hamas tarafından, Filistinli mahkumların da İsrail hapishanelerinden bırakıldığını gördük” ifadesini kullandı.

Katar, Mısır ve ABD’ye uzlaşmaya sağladıkları katkı dolayısıyla teşekkürlerini ileten Guterres, bu çerçevede BM’nin her türlü desteğini sürdüreceğini teyit etti. Guterres, 4 gün boyunca BM’nin Gazze’ye insani yardımı artırdığını ve kuzey bölgesine de ulaştığını belirterek, “Ancak bu yardım 1.7 milyon yerinden edilen kişinin ihtiyaçlarını karşılamıyor. Gazze’de insani facia her gün kötüleşiyor” uyarısında bulundu.

“Uzlaşmaya yol açan diyalog sürdürülerek tüm Gazze, İsrail ve bölge halkının yararına olacak şekilde tam insani ateşkese dönüştürülmeli” ifadesini kullanan Guterres, tüm rehinelerin de koşulsuz ve acilen serbest bırakılması çağrısını yineledi.

Guterres, bu korkunç çatışmayı sonlandırmak için ülkelerin nüfuzunu kullanması gerektiğine işaret ederek, bölgenin geleceği için iki devleti çözümün öneminin altını çizdi.

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten “Cumhur İttifakı” Açıklaması: Sorun Yok

“Cumhur İttifakı” içinde anlaşmazlık olduğuna dair iddialara açıklık getiren AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhur İttifakında hiçbir sorun yok. Cumhur ittifakı yerel seçimlere hazırlanmaya devam ediyor” dedi.

CHP lideri Özgür Özel’in ”Türkiye’de herkes eşittir fakat Kürtler daha az eşittir” sözlerine ilişkin ise Ömer Çelik, “CHP’nin demek ki Kürt seçmeni istismar sezonu seçimler yaklaşırken başlamış. Yeni bir şey daha çıktı; en son gördük ki bu son seçimlerde imzaladıkları protokollerle aslında Kürt seçmene nasıl yalan söylemişler” ifadelerini kullandı.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.

“Cumhur İttifakı” içinde anlaşmazlık olduğuna dair iddialara açıklık getiren Ömer Çelik, “Cumhur İttifakında hiçbir sorun yok. Cumhur ittifakı yerel seçimlere hazırlanmaya devam ediyor. Herhangi bir sorun yok. Sayın Cumhurbaşkanımızla sayın Bahçeli ihtiyaç duyduklarında görüşmeye devam ediyorlar” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil. Yok altılı, yok on altılı masa… Bundan sonra kim bilir daha neler çıkar? Ama oy sayısı itibarıyla ‘En fazla oyu alan aday seçilir’ denildiği zaman seçim hızlıca tamamlanır” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 50+1 açıklamasının ardından Cumhur İttifakı’nda kriz olduğu gündeme gelmişti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın 50+1 çıkışına ilişkin, “Bu sistemin demokratik meşruiyet temeli yüzde 50+1’dir. Milletvekili seçmiyoruz, cumhurbaşkanı seçiyoruz” değerlendirmesini yapmıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in ”Türkiye’de herkes eşittir fakat Kürtler daha az eşittir” sözlerine ilişkin Çelik, “CHP’nin demek ki Kürt seçmeni istismar sezonu seçimler yaklaşırken başlamış. Yeni bir şey daha çıktı; en son gördük ki bu son seçimlerde imzaladıkları protokollerle aslında Kürt seçmene nasıl yalan söylemişler” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Akşener, CHP Lideri Özel İle Görüşecek Mi? İYİ Parti’den Açıklama

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girme kararı alan İYİ Parti’de sözcü Kürşad Zorlu, Meral Akşener ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in hafta içinde görüşeceğine yönelik iddialara ilişkin, Özgür Özel’in randevu talebi olmadığını söyledi.

Özgür Özel’in “İstanbul’da sadece CHP’lilerin oylarıyla kazanmadık. Bir ittifakımız vardı. İstanbul’a iyi geldi” şeklindeki sözlerini de değerlendiren Kürşat Zorlu, “İfade edenler için söylemiyorum ama doğru bilgilerin kamuoyuna yansıdığını görmekten mutlu oluyoruz” dedi.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Başkanlık Divanı toplantısı ardından basın toplantısı düzenledi.

Milletvekillerinin de katılımıyla gerçekleşen toplantıda, İsveç’in olası NATO üyeliğinin yanı sıra yerel seçim hazırlıklarının masaya yatırıldığını söyleyen Zorlu, “İYİ Parti, 81 ilde aday çıkarma kararının ardından Eskişehir, İzmir ve Kahramanmaraş’ta büyükşehir belediye başkan adaylarımızı belirledik. 4 ilde, 40 ilçede ve beldelerle birlikte toplam 59 yerleşim yerinde adaylarımızı belirlemiş oluyoruz. Bu hafta da değişiklik olmazsa 12 adayımızı paylaşacağız” dedi.

Zorlu’ya Genel Başkan Meral Akşener’in, “Oteli olan polis müdürleri var. O otellerde fuhuşun ötesi öksüz kızlar çalıştırılıyor” açıklamasının ardından partiden istifa eden Ankara Milletvekili Adnan Beker’in sözleri de soruldu. Zorlu, “Sayın Beker’le nasıl ilişkilendirildiğine ben de anlam veremedim. Çok net bir şekilde söyleyeyim; konunun onunla bir ilişkisi yok. Konu zaten çok hassas bir süreçte olduğu için, belirli yönlerini kamuoyu ile paylaştık. İncelemeler bakanlık tarafından devam ediyor. Bizim açıklamamız sonrası bir açıklama da gelmedi. Güvenlik birimlerimizin hassasiyetle takip ettiği bu sürecin çözümlenmesi için sessizliğimizi korumak arzusundayız” yanıtını verdi.

Eski Avrasya Araştırma Başkanı Kemal Özkiraz’ın “Anketlerde İYİ Parti’yi yüksek göstermem için Ümit Dikbayır para teklif etti” şeklindeki iddiası sorulan Zorlu şunları söyledi: “Benim çok beğendiğim bir kavram var; Rızanın imalatı. Noam Chomsky’nin bir eseri. Bugüne uyarladığımızda yaşadığımız gelişmeler karşısında bu kavramı dönüştürebiliriz. ‘İftiranın imalatı’ Bahsettiğiniz o iddia, iddia edilen kişi tarafından böyle bir şey olmadığı yönünde cevaplandırıldı.

Asıl önemlisi, bu iftiraları düzenleyen ve servis edenlerin; seçim öncesinde, bu seçimin nasıl kazanılmaması yönünde anketler ürettiklerini, bunları topluma nasıl sunduklarını tek tek izah etmeye vaktim yetmez. Bunlara hiç gerek yok. Biz seçimlere yönelik yüzleşmesini yapmış yegane partiyiz. Sayın Genel Başkanımız kongre konuşmasında, sonra 26 Ağustos’taki konuşmasında açıkça söyledi; hatamız, eksikliğimiz yönünde de özür diledi. Bunlarda bir sorun yok ama bir gerçek var. CHP Kongresi’nde de ortaya çıkmış bir gerçek var.”

İYİ Parti’nin yerel seçimlere yönelik kararı kapsamında özellikle Ankara ve İstanbul için bir geri dönüş olup olmayacağı sorulan Zorlu, “Genel İdare Kurulumuzun almış olduğu bir karar var. Siyasi partiler yetkili organları eliyle, onların aldığı kararların hayata geçirilmesiyle idare edilir. Biz de bu esas üzerinden kararımızı en etkin biçimde hayata geçirmek için çalışmalarımızı yürütüyoruz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in hafta içinde görüşeceğine yönelik iddialar sorulan Zorlu, CHP Genel Başkanı Özel’in randevu talebi olmadığını söyledi.

İYİ Parti’ye yönelik iddiaların yargıya taşınıp taşınmayacağı sorulan Zorlu, “Sayın Dikbayır’ın iddiaları çerçevesinde çok fazla bir değerlendirme yapmayacağım. Partimizin kuruculuğunu yapmış birisi. Bu konuyla ilgili Disiplin Kurulu süreci devam ediyor. Tebliğname yapıldı. Bugün veya yarın ulaşabilir. Sonrasında bir savunma süresi var. Kendi mecrasında yürüyen, mahremiyeti olan bir konu olduğu için de sürecin içeriğine yönelik bir bilgi vermem doğru olmaz” dedi.

Akşener’in oğlu Fatih Akşener ile ilgili iddialara da değinen Zorlu şunları söyledi: “39 yaşında, kendisini çok iyi yetiştirmiş bir Türk evladından bahsediyoruz. İddiaların karşılıklı olmasından dolayı söylemiyorum. Sayın Genel Başkanımızın birebir ailesiyle ilgili olduğu için cevaplama yoluna gidiyoruz. Genel Başkanımız, bir kadın ve bir anne. Fatih Bey de bizim için çok değerli. Her bir milletvekilimizin, her bir divan üyemizin öteden beri görüştüğü; farklı temalarla dostluk ilişkisi içinde, abi-kardeş ilişkisi içerisinde görüş alışverişi yaptığımız bir kişi. Her şeyden önce bizim bir emanetimiz.

Fatih Bey’in yetkinliğini burada sorgulamak durumunda değilim ama ortaya koyduğu değerlendirmelerin de çok önemli olduğu kanaatindeyim. Burada para dağıtılması ifadesi kullanıldı. O süreçte bizim 2 milletvekilimiz, gerektiğinde isimlerini de açıklarım; gönüllülük esasına ilişkin olarak, kampanya ekibini yürüten çok geniş bir ekibimiz vardı. Onların bazılarına, bazı öncü ekip liderlerine verilmiş bir katkı.

Bunun hesap noktasında da verilemeyecek hiçbir yanı yok. Her şey ortada. Bu günlerde bazı televizyon programlarında bazı kişiler tarafından döndürülüp döndürülüp sunulmaya çalışılıyor. Fatih Bey, bu parti kurulduğu için, bu milletin karşısına bu parti ve bu vizyon çıkarıldığı için kapılar suratına kapatılmış bir arkadaşımız. Bunları konuşmaya bile gerek yok. Türkiye’nin açlık, yoksulluk sorununu, kiralardaki fahiş konuları konuşmayalım (!); bir dedikodu furyasının içinde bırakılmaya çalışılıyoruz. Bunlar doğru değil.”

Parti hesaplarıyla ilgili iddiaları da değerlendiren Zorlu, “Büyük kongremizde partimizin finansal tablosu ibra edildi. Ardından Cem Özdemir, partimizin durumuyla ilgili bilgilendirme yaptı. Kongreden sonra ne kadar bir bütçeyle devir alındığını ve yıl sonuna kadar bütün harcamalarımız yapıldığı takdirde, 31 Aralık itibariyle nasıl bir bütçeye ulaşacağımızı ifade etti.

Ama oradaki bir rakamı bilinçli ya da bilinçsiz olarak döndürerek sanki kasamızda bir meblağ eksik gibi hava yaratıldı. Kimseye cevap vermek için söylemiyorum. Kamuoyunda böyle bir yanlışlık var. Şu anki Mali İşler Başkanımız Sedat Aksakallı tarafından da mali tablomuz olduğu gibi şeffaf bir biçimde paylaşıldı. Zaten biz Anayasa Mahkemesi’nin denetimine tabiyiz. Her türlü incelemeye de açığız. Bundan çekinecek yanımız yok.” dedi.

Partiden ihraç edilen eski GİK üyesi Arzu Önşen’in basına yansıyan iddiaları sorulan Zorlu, “Ben de o toplantıdaydım. Genel Başkanımız o toplantıda şunu ifade etti, O’na doğrudan söylediği kanaatinde değilim. Bütün Genel İdare Kurulu’na konuşarak söyledi. ‘Eğer bana yönelik bir iddianız, eleştiriniz var ise bunları bir dedikodu malzemesi olarak kullanmak yerine gelin karşıma aday çıkarın’ dedi. ‘İmzanız yetersiz kalırsa, Genel Başkan olarak tamamlamaya hazırım’ dedi. Genel Başkanımızın hassasiyeti budur. Bunca eleştirinin ve iddianın söylenebildiği yerde bizim kurul üyelerimizin her şeyi eleştirebildiğini ifade etmek durumundayım” ifadelerini kullandı.

“Doğru bilgilerin kamuoyuna yansıdığını görmekten mutlu oluyoruz”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “İstanbul’da sadece CHP’lilerin oylarıyla kazanmadık. Bir ittifakımız vardı. İstanbul’a iyi geldi” şeklindeki sözleri sorulan Zorlu, “İfade edenler için söylemiyorum ama doğru bilgilerin kamuoyuna yansıdığını görmekten mutlu oluyoruz. Evet 2019’da İYİ Parti’nin teklifi ile o işbirliğinin zemini oluşturuldu. Neden?

Milletimizin geleceği için, milletimizin uzlaşma kültürü ile o karanlık dönemi atlatabilmesi için. Bizim kaygımız milletimizin bir sıkışmışlık içinde kalarak hareket etmesinden imtina edilmesi. Buna katkı sağlanmaması yönünde. Çünkü seçim sonuçları, siyasi partiler için de bir mesaj alanıdır. Bu mesajı iyi alacaksınız. Milletimiz bize muhalefet görevi verdi. Bize bir uyarıda bulundu. O uyarıyı hangi gerekçelerle verdiğini çok iyi hissediyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

NATO’dan Türkiye’ye İsveç’in Üyeliğini Daha Fazla Geciktirme Çağrısı

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye’ye İsveç’in NATO üyeliğini daha fazla geciktirmemesi çağrısında bulundu. Stoltenberg, “Türkiye’nin İsveç’i NATO’ya kabul etme vakti geldi” dedi.

Haber Merkezi / İsveç’in Türkiye’ye verdiği tüm taahhütleri yerine getirdiğini vurgulayan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, “Artık katılım sürecini tamamlamak Türkiye’ye kalmıştır” dedi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsveç’in NATO’ya Katılım Protokolü’nü imzalamasının ardından İttifak üyesi ülkelere bir yazı göndermişti. Stoltenberg, İsveç’in resmen üyeliğe kabulü için, Brüksel’de NATO dışişleri bakanlarının toplanacağı 28-29 Kasım tarihlerine işaret etmişti.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından askeri tarafsızlık ilkesinden vazgeçerek 2022’nin Mayıs ayında NATO’ya üye olabilmek için resmi başvuruda bulunmuştu. Finlandiya 4 Nisan 2023’te NATO’nun 31’inci üyesi olarak İttifak’a katılmıştı.

Türkiye, Finlandiya’nın aksine, “PKK gibi terör örgütleri ile yeterince mücadele etmediği” gerekçesiyle İsveç’in üyeliğini uzun süre bloke etmişti.

İsveç’in Türkiye’nin taleplerini karşılamaya yönelik adımları neticesinde Türkiye Temmuz ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılan zirvede İsveç’in üyeliğine yönelik itirazını kaldırmıştı. İsveç’in NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) katılım protokolü TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) Dışişleri Komisyonunda görüşülmüştü.

AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplanan komisyona Dışişleri, Adalet, Milli Savunma, İçişleri Bakanlıkları ile Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı yetkilileri de katılmıştı.

Fuat Oktay, toplantının başında yaptığı açıklamada İsveç’in NATO üyeliği süreci ile ilgili Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden geniş bilgi alacaklarını belirterek, “Bakanlık ve gerekirse diğer kurum temsilcileri olabilecek ek sorularımızı yanıtlayacaklar. Diğer anlaşmalarda olduğu gibi konuyu etraflıca tartışacak ve değerlendirmelerimiz sonucu nihai kararımızı vereceğiz” demişti.

Oktay, her bir uluslararası anlaşmanın ülke için önemli olduğunu söyleyerek, “Milli çıkarlarımız bizim için önceliktir. Gündemimizde sekiz antlaşma bulunuyor” hatırlatmasında bulunmuştu.

İktidar ve muhalefet partilerinin milletvekillerinin yanı sıra Dışişleri ve Adalet Bakanlığı tavsiyelerinin yaptığı konuşmalar ve bilgilendirmeler sonrasında protokol için bekleme kararı alınmıştı.

Komisyon Başkanı Fuat Oktay, çoğu AKP milletvekillerinden gelen görüşmelerin çok uzadığını ve ayrıca ilgili başka kesintilerin de katılmama taleplerine cevap vermesi durumunda herkesin hemfikir olması beklenebileceğini belirtmişti. Oktay, “Bizim gösterdiğimiz hassasiyeti ne yazık ki ki muhataplarımız bize göstermiyor” diyerek, Türkiye’nin çıkarları çerçevesinde hareket edilmesinin kendileri için önemli olduğunu kaydetmişti.

Daha sonra AK Partili vekillerin toplantısının bitirilmesine yönelik teklifte bulunulması kabul edilmişti.

Komisyon’da kabul edilmesi durumunda protokol için daha sonra Genel Kurul aşaması önem taşıyor. Genel Kurul’un gündemine ne zaman alınacağı ile ilgili net bir tarih bulunmayan protokolün onay sürecinin tamamlanmasının bütçe görüşmelerinin ardından olmasına yüksek ihtimal veriliyor.

İsveç’in NATO’ya Katılım Protokolü Meclis’in açılmasının beklenmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanarak 23 Ekim’de TBMM’ye sevk edilmişti. Protokol 25 Ekim’de de TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından ilgili komisyona yani Dışişleri Komisyonu’na gönderilmişti.

Paylaşın

CHP’de Tanju Özcan Dahil 13 İsme ‘Af’ Çıktı

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “Parti Meclisimizin bir prensip kararı vardı. Partimizin 100. yılı nedeniyle 100. yıl affı konusunda karar almıştık. Af talepleriyle ilgili içlerinde Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın da dahil 13 arkadaşımızın talepleri görüşüldü. 13 arkadaşımızın Parti Meclisi kararıyla affedilmesine ve yeniden üyeliklerine karar verildi” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM) de Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından bugün toplandı. Parti Sözcüsü Deniz Yücel, PM toplantısı devam ederken basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Tüzük Kurultayı tarihi ile ilgili açıklamalarda bulunan Yücel, “4 Eylül 2024 tarihinde Parti Meclisimizi Sivas’ta toplama konusunda karar aldık. 5 Eylül 2024 tarihinde Tüzük Komisyonumuz son toplantısını yaparak, 6-7-8-9 Eylül tarihlerinde Tüzük Kurultayımızı gerçekleştirmeyi planladık. 9 Eylül’de Tüzük Kurultayımız sonrasında da Program Kurltayımızın hazırlığına yönelik ilk toplantımızı yapmaya karar verdik” ifadelerini kullandı.

Yücel ayrıca yarın bitecek olan CHP Belediye Başkanı Aday Adaylığı başvuruları 5 Aralık’a kadar uzatıldığını duyurdu.

13 isme ‘af’ çıktı

Af talepleriyle ilgili de bilgilendirmede bulunan Yücel, “Af talepleriyle ilgili içinde Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın da dahil olduğu 13 arkadaşımızın af talepleri görüşüldü. Ve 13 arkadaşımızın Parti Meclisimizin kararıyla affedilmesine ve yeniden üyeliklerine karar verildi” dedi.

Bir gazetecinin “Tanju Özcan’ın af kararıyla ilgili Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü mü?” sorusuna Yücel, “Böyle bir görüşme olduğunu biliyorum. Sayın Tanju Özcan’ın affını PM gündemine getirmeden önce böyle bir görüşme yapıldığını biliyorum. Geçmiş dönem Genel Başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da af konusunda olumlu bir görüşü olduğunu biliyorum” cevabını verdi.

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, sosyal medya hesabından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi’nin ‘af’ talebini kabul etmesine ilişkin açıklama yaptı.

Paylaşımında partiye dönüş kararını CHP Bolu İl Başkanı Tahsin Mert Karagöz’den aldığını ifade eden Özcan, “Baba Evi’ne döndüm” ifadelerine yer verdi. Özcan, ayrıca, “Her şey çok daha güzel olacak” vurgusu da yaptı.

Kararın ardından Sözcü TV’ye konuşan Özcan “Sizi yeniden belediye başkanı adayı olarak görecek miyiz?” sorusuna “Muhtemelen evet” yanıtını verdi. Özcan şöyle devam etti: “Anketler yapılsın, mutlu olurum. CHP’nşn Bolu’da bir aday adayı yok. Anketlerin sonucunu görmek bizi memnun eder.”

Tanju Özcan ve CHP yönetimi arasında yaşananlar

CHP’den ihraç edilen Tanju Özcan, CHP Bolu Milletvekiliyken 31 Mart 2019’deki yerel seçimlerde Bolu Belediye Başkanı seçilmişti.

Tanju Özcan’ın 16 Mayıs 2022’deki belediye meclisi toplantısında AK Partili belediye meclis üyesi Hacer Çınar’a yönelik “Bana niye el sallıyorsunuz, ben evli barklı adamım, ayıp oluyor” sözleri kamuoyunda tepki toplamıştı.

Bu olay üzerine bir yıl partiden uzaklaştırma cezası alan Özcan, Haziran 2022’de kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilmişti.

Özcan, Temmuz 2021’de de Suriyelilere yönelik açıklamaları ve uygulamalarıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, yabancıların su faturası ve katı atık vergilerine 10 kat zam yapacağına dair açıklamaları nedeniyle Özcan hakkında ‘görevi kötüye kullanma’ ve ‘nefret ve ayrımcılık’ suçlamalarıyla soruşturma başlatmıştı. Bunun üzerine Özcan, “Geri adım atmayacağım, fazlasını da yapacağım” demişti.

14-28 Mayıs seçiminin ardından da Özcan, dikkatleri üzerine çekmeye devam etti. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başarısız olduğunu ifade eden ve Kılıçdaroğlu’nu protesto eden Özcan, “Değişim ve Adalet” sloganıyla Bolu’dan Ankara’ya yürüdü.

Yürüyüşün son günü CHP Genel Merkezi önünde açıklama yapan Özcan, Kılıçdaroğlu’na seslenerek “Şimdi in o koltuktan, al bu koltuğu git evinde otur” diyerek Genel Merkez önüne sandalye fırlattı.

CHP Yüksek Disiplin Kurulu Özcan’a 26 Temmuz 2023’te kesin çıkarma cezası verdi. Karar tüzükteki şu maddeler gereğince alındı:

-Programa, tüzük kurallarına, kurultay, yetkili organ ve grup kararlarına aykırı davranmak,

-Partide aldıkları görev ve sorumlulukla ve üyelikle bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunmak.

Tanju Özcan ihraç kararının ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştirilerine devam etmiş, sosyal medya hesabından “Başarısız Bay Kemal 12 seçim kaybetti ama anahtar liste ile kendi seçtirttiği YDK’ya beni partiden ihraç ettirtti” demişti.

Paylaşın