İsrail İstihbaratı: Hamas, Aslında Nisan’da Saldıracaktı

İsrail’in askeri istihbarat kaynakları, Gazze merkezli Filistinli silahlı grup Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısını, bu yılın Nisan ayına denk gelen ve Yahudiler için önemli bir gün olan Fısıh Bayramı’nda gerçekleştirmeyi planladıklarını söyledi.

Haber Merkezi / İsrail’in Kanal 12 televizyonuna konuşan istihbarat birimindeki askerler, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) Hamas’ın planladığı saldırıyı haber aldığını ve Hamas’ın hazırlıklarına dair ilk işaretleri tespit ettiğini söyledi.

İstihbarat kaynakları, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) alarm seviyesini artırmasının ardından Hamas’ın ilk plandan vazgeçtiğini söyledi. Kaynaklar, IDF’nin istihbarat uyarılarını yanlış alarm olarak değerlendirdiğini de belirtti.

İstihbarat kaynakları, Hamas’ın iç güvenliğe odaklandığını ve üyelerinin çoğunu, 7 Ekim’de yapılması planlanan yeni saldırının zamanlaması da dahil olmak üzere sonraki planlar konusunda bilgilendirmediğini iddia etti.

“Ateşkesin uzatılabileceği” mesajı

Öte yandan Bu gece yarısı sona erecek ateşkesin uzatılmasına prensipte hazır olduğu mesajını veren İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Başkanı Joe Biden’le görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, ateşkes anlaşmasının her gün on rehinenin daha serbest bırakılması karşılığında çatışmalara verilen aranın uzatılması ihtimalini öngördüğünü belirtti.

Ancak saldırıların ateşkesin ardından yeniden başlayacağını söyleyen İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, İsrail’in “Hamas ile savaştaki hedeflerini bütün gücüyle gerçekleştireceğini” kaydetti.

İsrail ile Hamas arasında varılan orijinal anlaşma uyarınca bırakılması öngörülen son rehinelerin bugün serbest kalması bekleniyor. Serbest kalan her İsrail vatandaşına karşılık, İsrail hapishanelerinde tutulan üç Filistinli serbest bırakılıyor.

İlk işaretler, bu geceyarısı sona erecek ateşkes anlaşmasının uzatılabileceğini gösteriyor. İsrail serbest kalacak her 10 rehineye karşılık, çatışmalara verilen aranın bir gün uzatılabileceğini söylüyor. Hamas da uzatmayı kabul edebileceğini belirtiyor.

Şu anda aralarında 10 kadar çocuğun da bulunduğu 180 kişinin hala Hamas’ın elinde olduğu düşünülüyor. Ateşkes sayesinde İsrail’in haftalardır devam eden saldırılarından sonra Gazze’ye çok ihtiyaç duyulan yardım malzemelerinin girişi de sağlandı.

Hamas ile İsrail arasındaki 4 günlük ateşkes anlaşması kapsamında İsrail hapishanelerindeki 39 Filistinli tutuklu da Pazar günü serbest bırakıldı. Bununla birlikte ateşkesin başladığı Cuma gününden bu yana serbest bırakılan Filistinli sayısı 117’ye çıktı.

Hamas, 13 İsrailli, 3 Taylandlı ve 1 Rus rehineyi Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne teslim ettiğini doğruladı. İsrail medyası, Rus rehinenin aynı zamanda İsrail vatandaşı olduğunu bildirdi; bu da rakamlar arasındaki farklılığı açıklayabilir. İsrail ordusu 14 İsraillinin serbest bırakıldığını açıkladı.

Paylaşın

Satılan Her 100 Araçtan 7’si Kiralama Sektörüne Gitti

2023 yılının üçüncü çeyreğinde satılan her 100 araçtan 7’sinin kiralama sektörüne gitti. 2022’nin son çeyreğinde bu oran yüzde 9 seviyesine yükselmişti. Salgın yılı olan 2020 sonrası dönemlere bakıldığında bu oranın ortalama olarak bu seviyelerde seyrettiği görülüyordu.

Operasyonel araç kiralama sektörü yılın ilk dokuz ayında 52 milyar 400 milyon TL’lik yeni araç yatırımı yaparak 51 bin 600 adet aracı filosuna kattı. Yılın üçüncü çeyreği sonu itibarıyla sektörün aktif büyüklüğü 136 milyar 650 milyon TL olarak gerçekleşti. Bu dönemde, sektörün toplam araç sayısı 2022 yılı sonuna göre yüzde 2,8 artarak 252 bine ulaştı.

BloomberHT’nin aktardığına göre; Araç kiralama sektörünün çatı kuruluşu Tüm Oto Kiralama Kuruluşları Derneği (TOKKDER) ve bağımsız araştırma şirketi NielsenIQ işbirliği ile hazırladığı verilere göre 2023’ün üçüncü çeyreğinde sektör 19 bin 800 aracı filosuna kattı.

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği verilerine göre aynı dönemde toplam otomotiv satışları 300 bin 206 adet olarak kaydedildi. Bu iki veri oranlandığında yılın üçüncü çeyreğinde satılan her 100 araçtan 7’sinin kiralama sektörüne gittiği görüldü.

2022’nin son çeyreğinde bu oran yüzde 9 seviyesine yükselmişti. Salgın yılı olan 2020 sonrası dönemlere bakıldığında bu oranın ortalama olarak bu seviyelerde seyrettiği görülüyordu. Fakat 2023 yılında ılımlı da olsa bu oranda düşüş yaşandı.

“TOKKDER Operasyonel Kiralama Sektör Raporu”na göre, operasyonel araç kiralama sektörü yılın ilk dokuz ayında 52 milyar 400 milyon TL’lik yeni araç yatırımı yaparak 51 bin 600 adet aracı filosuna kattı.

Yılın üçüncü çeyreği sonu itibarıyla sektörün aktif büyüklüğü 136 milyar 650 milyon TL olarak gerçekleşti. Bu dönemde, sektörün toplam araç sayısı 2022 yılı sonuna göre yüzde 2,8 artarak 252 bine ulaştı.

Rapora göre, Renault yüzde 17,5 pay ile Türkiye operasyonel araç kiralama sektörünün en çok tercih edilen markası olmayı sürdürdü.

Renault’yu yüzde 16,5’le Fiat, yüzde 10,8 ile Toyota, yüzde 10,7 ile Volkswagen ve yüzde 10,0’la Ford takip etti. Bu dönemde, sektörün araç parkının yüzde 47,8’i kompakt sınıf araçlardan oluşurken, küçük sınıf araçlar yüzde 28,6 ve üst-orta sınıf araçlar yüzde 12,2 pay aldı.

2018 yılı sonunda operasyonel araç kiralama sektörünün filosundaki hafif ticari araçların yüzde 2,9 olan payı ise 2023 yılının üçüncü çeyreği sonunda yüzde 7,0’ye yükseldi. Diğer yandan, sektörün araç parkında yer alan hibrit ve elektrikli araçların payının artmaya devam etmesi de dikkat çekti.

Buna göre, sektörün araç parkının yüzde 44,2’lik bölümünü dizel yakıtlı araçlar oluşturmayı sürdürürken, benzinli araçların payı yüzde 46,2’ye, hibrit ve elektrikli araçların payı ise yüzde 9,4’e yükseldi.

Paylaşın

Yerel Seçimler: HEDEP’ten ‘İşbirliği’ Açıklaması

HEDEP’li Mehmet Rüştü Tiryaki, yerel seçimlerinde yapılabilecek olası işbirliklerine dair yaptığı değerlendirmede, “Birlikte kazanma ihtimalimiz olan yerlerde Türkiye demokrasi güçleri ile Emek ve Özgürlük İttifakı’yla veya muhalefetin diğer bileşenleriyle ittifaka, iş birliğine kapımız açık. Olabildiğince çok sayıda belediyeyi dostlarımızla, muhaliflerle kazanmak istiyoruz” dedi ve ekledi:

“Geçmiş milletvekili seçiminde en büyük eleştirilerden birisi ittifak politikalarımıza dairdi. Bu ittifak politikalarının açık olmaması geniş kesimler tarafından eleştiri konusu yapılmıştı. Yani halkımız aslında bir ittifaka, iş birliğine karşı değil. Sadece bu ittifakın biçimine dair eleştirileri var. İş birliklerinin, ittifakın bir protokole bağlanmadan veya çerçevesi belirlenmeden tek taraflı olarak destek verilmesini doğru bulmadığını söylüyor.”

Tiryaki, açıklamasının devamında, “Dolayısıyla biz de bunu göz önünde bulundurarak siyaset yürüteceğiz. Eğer bir yerde bir iş birliği yapacaksak biz ‘muhalefet burada kazansın diye aday çıkarmıyoruz’ demeyeceğiz. Eğer kürsüye çıkacaksak halkımızın karşısına o kürsüye birlikte çıkacağız” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryak, Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’a konuştu. Tiryaki’nin HEDEP’in ‘Kent Uzlaşısı’ modelinin yanı sıra kayyım riski ve yerel seçim iş birliklerine dair açıklamalarda bulundu:

(Kent Uzlaşısı) Siyasi Partiler Kanunu uyarınca yapılacak ön seçimlerde sadece o siyasi partinin üyeleri oy kullanabiliyor. Biz sadece HEDEP üyelerinin değil, çok daha geniş bir kesimin onayını ve oyunu alarak adaylarımızı belirlemek istiyoruz. Dolayısıyla il, ilçe seçim kurullarının gözetiminde değil partimiz ve örgütlerimiz tarafından yürütülecek bir ön seçim olacak.

“Kent Uzlaşısı” dediğimiz bir yöntemle adaylarımızı belirleyeceğiz. Yani sadece HEDEP üyeleri değil, bileşen partilerimizin üyeleri, partimizin çalışanları, geçmişten bugüne partilerimizin herhangi birisinde yöneticilik yapmış olanlar, mahalle meclisi temsilcilerimiz, demokratik kitle örgütlerinin üyeleri oy kullanacak. “Kent Uzlaşısı” dediğimiz şey bu.

Ayrıca yalnız belediye eş başkan adaylarımızı değil, il genel meclisi üyesi adaylarımızı, belediye meclisi üyesi adaylarımızı da bu yöntemle belirleyeceğiz. Her kentte seçmenlerin yüzde 2’sinin, 3’ünün oy kullanacağı bir yöntem öngörüyoruz. Örneğin 150 bin seçmeni olan bir ilçede 3 bin ila 4 bin 500 arasındaki kişi oy kullanacak.

(Kayyım) Adalet Kalkınma Partisi adına söz kuranlar üstü örtülü biçimde bu tür tehditleri savuruyorlar. Biraz halkın oy tercihlerini etkilemeye çalışıyorlar. “Nasıl olsa kayyım atanacak” dedirtmeye çalıştıkları anlaşılıyor. Ama bunda başarılı olamayacaklar. Kayyım siyasetinin AKP’nin tabanında bile meşru görülmediği yapılan bütün kamuoyu araştırmalarında ortaya çıktı.

Bu konuda kendi seçmenlerinin yarısını bile ikna edememiş bir Adalet ve Kalkınma Partisi var. Muhalefet partilerinin hiçbirisi zaten bunu meşru görmüyor. Türkiye’de kayyım rejimini meşru gören bir tane parti var, o da MHP. O da
ırkçı ve faşist politika üreten bir parti olduğu için zaten ciddiye almıyoruz.

Bunlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde çok rahat olmadıklarını düşünüyorum. Bir kez daha kayyım gönderebilme ihtimalleri çok düşük. Bunun birkaç nedeni var. Her geçen gün kayyım siyasetlerine destek azalıyor. Her geçen gün meşruiyeti daha çok tartışılıyor.

Kaldı ki bir kez daha bunu yapar iseler insanlar Türkiye’de artık seçme ve seçilme hakkının olmadığını, verdikleri oyun hiçbir değerinin olmadığını, Kürtlerin oylarının devlet tarafından yok sayıldığını düşünüyor olacaklardır ki bu büyük bir duygusal kopuş anlamına gelir. Bu nedenlerle AKP’nin ve devletin bir parça aklı varsa o aklın buna tevessül etmeyeceğini düşünüyorum.

(İşbirliği) Birlikte kazanma ihtimalimiz olan yerlerde Türkiye demokrasi güçleri ile Emek ve Özgürlük İttifakı’yla veya muhalefetin diğer bileşenleriyle ittifaka, iş birliğine kapımız açık. Olabildiğince çok sayıda belediyeyi dostlarımızla, muhaliflerle kazanmak istiyoruz.

Geçmiş milletvekili seçiminde en büyük eleştirilerden birisi ittifak politikalarımıza dairdi. Bu ittifak politikalarının açık olmaması geniş kesimler tarafından eleştiri konusu yapılmıştı. Yani halkımız aslında bir ittifaka, iş birliğine karşı değil. Sadece bu ittifakın biçimine dair eleştirileri var. İş birliklerinin, ittifakın bir protokole bağlanmadan veya çerçevesi belirlenmeden tek taraflı olarak destek verilmesini doğru bulmadığını söylüyor.

Dolayısıyla biz de bunu göz önünde bulundurarak siyaset yürüteceğiz. Eğer bir yerde bir iş birliği yapacaksak biz “muhalefet burada kazansın diye aday çıkarmıyoruz” demeyeceğiz. Eğer kürsüye çıkacaksak halkımızın karşısına o kürsüye birlikte çıkacağız.”

HEDEP Yerel Yönetimlerden Sorumlu MYK Üyesi Mehmet Rüştü Tiryaki’nin açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Bakan Şimşek’ten ‘Cari Açık’ Açıklaması: Azaltmayı Hedefliyoruz

“Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı” hakkında yorum yapan Bakan Mehmet Şimşek, “Dış ticarette önemli payı olan yüksek teknoloji ürünlerin üretimine güçlü destek sağlayacağız. Cari açığı kalıcı olarak azaltmayı hedefliyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek sosyal medya hesabından, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın Merkez Bankası’nın, teknolojik ve stratejik yatırımlara odaklanan, yıllık 100 milyar TL olmak üzere üç yılda 300 milyar TL limit tahsis edilmesi planlanan yeni Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programını hakkında tweetine cevaben şunları söyledi:

“Önemli bir program. Dış ticarette önemli payı olan yüksek teknoloji ürünlerin üretimine güçlü destek sağlayacağız. Cari açığı kalıcı olarak azaltmayı hedefliyoruz. Süreçte teknik yeterliliği Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, finansal fizibiliteyi bankalar inceleyecek, nihai kararı ise Merkez Bankası verecek. Ülkemiz için hayırlı olsun.”

Bakan Kacır, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi’ni anlattı

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) Programı’nın yüksek teknoloji yatırımlarını hızlandıracağını, cari denge ve fiyat istikrarına da katkı sağlayacağını bildirdi.

Kacır, yaptığı yazılı açıklamada, YTAK ile bugün Resmi Gazete’de yayımlanan “Yatırım Projelerinin Stratejik Öncelik ve Teknik Değerlendirmesine Dair Tebliği” değerlendirdi.

TCMB’nin teknolojik ve stratejik yatırımlara odaklanan, yıllık 100 milyar lira olmak üzere 3 yılda 300 milyar lira limit tahsis edilmesi planlanan yeni YTAK Programı’nı paylaştığını anımsatan Kacır, program çerçevesinde 1 milyar lira ve üzeri düzeyde yatırım projeleri için 281 üründen oluşan stratejik öncelikli ürün ve 261 başlıktan oluşan teknoloji alanları listesinin Resmi Gazete’de yayımlandığını bildirdi.

Bakan Kacır, “Bu program, yatırımcılarımızın uzun vadeli ve uygun koşullarda yatırım kredisine erişimini sağlayacak, yüksek teknoloji yatırımlarını hızlandıracak, cari denge ve fiyat istikrarına katkı sağlayacak.” ifadesini kullandı.

Açıklamada, YTAK ile sağlanan avantajlar hakkında da bilgi verildi. Buna göre, YTAK yeni uygulama çerçevesine göre, firmaların yatırım projeleri için alacakları teknoloji/strateji puanı dikkate alınarak, toplam yatırım tutarı en az 1 milyar lira olan yatırım projelerine, aracı bankalar kanalıyla YTAK tahsis edilebilecek.

Azami 10 yıl vadeli olarak kullandırılacak kredilerin faiz oranı; teknoloji/strateji puanı, yatırım kapsamında yurt dışından sağlanan finansman oranı, finansal sağlamlık değerlendirmesine bağlı olarak yüzde 30-15 aralığında belirlenecek.

Türk ekonomisinin yatırım, üretim, istihdam ve ihracatına katkı sağlayacak olan stratejik öncelikli ürünler ile kapsama giren teknoloji alanları, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından belirlenerek, bugünkü Resmi Gazetede yayımlanmıştı.

Paylaşın

İsrail Başbakanı Netanyahu’dan “Ateşkesin Uzatılabileceği” Mesajı

Bu gece yarısı sona erecek ateşkesin uzatılmasına prensipte hazır olduğu mesajını veren İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Başkanı Joe Biden’le görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, ateşkes anlaşmasının her gün on rehinenin daha serbest bırakılması karşılığında çatışmalara verilen aranın uzatılması ihtimalini öngördüğünü belirtti.

Haber Merkezi / Ancak saldırıların ateşkesin ardından yeniden başlayacağını söyleyen İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, İsrail’in “Hamas ile savaştaki hedeflerini bütün gücüyle gerçekleştireceğini” kaydetti.

İsrail ile Hamas arasında varılan orijinal anlaşma uyarınca bırakılması öngörülen son rehinelerin bugün serbest kalması bekleniyor. Serbest kalan her İsrail vatandaşına karşılık, İsrail hapishanelerinde tutulan üç Filistinli serbest bırakılıyor.

İlk işaretler, bu geceyarısı sona erecek ateşkes anlaşmasının uzatılabileceğini gösteriyor. İsrail serbest kalacak her 10 rehineye karşılık, çatışmalara verilen aranın bir gün uzatılabileceğini söylüyor. Hamas da uzatmayı kabul edebileceğini belirtiyor.

Şu anda aralarında 10 kadar çocuğun da bulunduğu 180 kişinin hala Hamas’ın elinde olduğu düşünülüyor. Ateşkes sayesinde İsrail’in haftalardır devam eden saldırılarından sonra Gazze’ye çok ihtiyaç duyulan yardım malzemelerinin girişi de sağlandı.

Hamas ile İsrail arasındaki 4 günlük ateşkes anlaşması kapsamında İsrail hapishanelerindeki 39 Filistinli tutuklu da Pazar günü serbest bırakıldı. Bununla birlikte ateşkesin başladığı Cuma gününden bu yana serbest bırakılan Filistinli sayısı 117’ye çıktı.

Hamas, 13 İsrailli, 3 Taylandlı ve 1 Rus rehineyi Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne teslim ettiğini doğruladı. İsrail medyası, Rus rehinenin aynı zamanda İsrail vatandaşı olduğunu bildirdi; bu da rakamlar arasındaki farklılığı açıklayabilir. İsrail ordusu 14 İsraillinin serbest bırakıldığını açıkladı.

“Hamas o kadar kolay yok edilemez”
İsrail-Hamas ateşkesinin arabulucularından Katar’ın Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman al Sani, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung’a konuştu.

Bakan açıklamasında, İsrail’in Hamas’ı yok etme hedefinin neredeyse imkansız olduğunu belirterek, “Hamas bu kadar kolay yok edilemez. Aynı fikirde olalım ya da olmayalım, (Hamas) Gazze ve Batı Şeria’da toplumun bir parçası” dedi. Bakan Katar’ın bölgede huzur ve istikrarın sağlanması için Hamas’la ilişki kurduğunu da ifade etti.

Gazze’ye 40 bin ton bomba atıldı

Gazze’deki hükümetin medya ofisi, İsrail’in kuşatma altındaki bölgeye, yedi haftada 40 bin ton patlayıcı attığını duyurdu. Medya ofisi, geçici ateşkesin hasarın boyutlarını ortaya çıkardığını ve Gazze nüfusunun üçte birinin hala temel ihtiyaçlara sahip olmadığını belirtti.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan bir yetkili de, yedi hafta süren yoğun İsrail bombardımanının ardından Gazze’nin kuzeyinde yalnızca üç hastanenin faaliyet gösterdiğini açıkladı.

Yetkili, hastanelerin kapasitesinin çok sınırlı olduğunu ve alet, yakıt ve elektrik kesintileri nedeniyle tüm hastalara hizmet veremediklerini de sözlerine ekledi.

Sağlık Bakanlığı, insanlar ve hastaneler ağrı kesici gibi temel ilaçlara ulaşmakta zorlanırken Gazze’ye daha fazla ilaç ve tıbbi malzeme getirilmesi çağrısını yineledi.

Bu arada Birleşmiş Milletler, rehine takası sırasındaki duraklamanın Gazze üzerinden yapılan insani yardımları arttırma imkânı verdiğini duyurdu. Nitzana’dan Refah sınır kapısına 200 kamyon gönderildi, Gazze’deki kabul noktasında 137 kamyon mal boşaltıldı.

Dört tank yakıt ve dört tank yemeklik gaz Mısır’dan Refah geçişi yoluyla Gazze Şeridi’nin güneyindeki BM insani yardım kuruluşlarına aktarıldı. BM açıklamasında 129.000 litre yakıtın Gazze’ye girdiği belirtildi.

İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nden yapılan açıklamada cumartesi günü Gazze’nin kuzeyine 61 kamyon yardım ulaştırıldığı ve bunun 7 Ekim’den bu yana en büyük sayı olduğu kaydedildi.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a ait olduğunu iddia ettiği 1 milyon 200 bin euro değerinde nakit paraya el koyduğunu duyurdu.

İsrail Savunma Bakanlığı’ndan bir sözcünün yaptığı açıklamaya göre, Hamas’ın üssü olduğu belirtilen yerlerde ve aranan Hamas üyelerinin kaldığı belirtilen binalarda yapılan aramalarda 1 milyon 200 bin euroya tekabül edecek miktarda İsrail para birimi Şekel ele geçirildi.

Bunun dışında Irak ve Ürdün paraları ile ABD (Amerika Birleşik Devletleri) Doları olarak da nakit paralar bulunduğu bildirildi. Ele geçen paranın İsrail hazinesine aktarılacağı açıklandı. Kan haber kanalı Hamas’a ait olduğu belirtilen paraların görüntülerini yayınladı.

İsrail Hamas’ın bu paralarla terör faaliyetlerini finanse ettiğini iddia ediyor. El konulan ve Hamas’a ait olduğu öne sürülen paranın hangi amaçla harcanacağına dair ise bilgi verilmedi.

İsrail Parlamentosu’nun Mali Komisyonu, Gazze’ye hava ve karadan yapılan saldırılarda oluşan zararın giderilmesi ve bölgenin yeniden imarı amacıyla, geçen hafta içinde 1  milyar 140 bin Şekel (281 milyon euro) büyüklüğünde bir bütçeyi onaylamıştı.

Paylaşın

İsrail, Gazze’ye 40 Bin Ton Patlayıcı Attı

Gazze’deki hükümetin medya ofisi, İsrail’in kuşatma altındaki bölgeye, yedi haftada 40 bin ton patlayıcı attığını duyurdu. Medya ofisi, geçici ateşkesin hasarın boyutlarını ortaya çıkardığını ve Gazze nüfusunun üçte birinin hala temel ihtiyaçlara sahip olmadığını belirtti.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan bir yetkili de, yedi hafta süren yoğun İsrail bombardımanının ardından Gazze’nin kuzeyinde yalnızca üç hastanenin faaliyet gösterdiğini açıkladı.

Yetkili, hastanelerin kapasitesinin çok sınırlı olduğunu ve alet, yakıt ve elektrik kesintileri nedeniyle tüm hastalara hizmet veremediklerini de sözlerine ekledi.

Sağlık Bakanlığı, insanlar ve hastaneler ağrı kesici gibi temel ilaçlara ulaşmakta zorlanırken Gazze’ye daha fazla ilaç ve tıbbi malzeme getirilmesi çağrısını yineledi.

13 İsrailli, 4 Taylandlı 39 Filistinli bırakıldı

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonu sonrası İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında, 6.150’den fazlası çocuk ve 4.000’den fazlası kadın olmak üzere en az 14.854 kişi hayatını kaybetti.

Öte yandan İsrail ile Hamas arasında varılan rehine takası anlaşması kapsamında, Hamas’ın serbest bıraktığı 13 İsrailli ve 4 Taylandlı rehine Mısır üzerinden İsrail’e döndü. Buna karşılık İsrail’in de 39 Filistinli tutukluyu serbest bıraktığı açıklandı.

Hamas’ın serbest bıraktığı İsraillilere karşılık salıverilen 39 Filistinli, ilk grupta da olduğu gibi İsrail’de tutuklu bulunan Filistinli kadın ve çocuklardan oluşuyor.

Serbest bırakılanlar arasında “bir İsrail polisinin yaralanmasına neden olan” ve bombalı saldırıyı gerçekleştirmekten hüküm giydikten sonra 2015 yılından beri hapiste tutulan 38 yaşındaki Israa Jaabis de vardı.

Katar’ın öncülüğünde haftalar süren pazarlıklar sonucunda Cuma günü ilk rehine değişimi yapılmıştı. Her iki taraftan da değişimi yapılanların neredeyse tamamı kadın ve çocuklardan oluşuyor.

İsrail dün gece, serbest bırakılması planlanan üçüncü rehine grubunun listesini aldığını duyurdu. Liste gözden geçirilirken salıverilmesi beklenen rehinelerin ailelerinin bilgilendirildiği haber verildi.

İsrail, Hamas tarafından serbest bırakılan her 10 rehine için çatışmalara verilen dört günlük aranın bir gün daha uzatılacağını duyurdu.

Bu arada Birleşmiş Milletler, rehine takası sırasındaki duraklamanın Gazze üzerinden yapılan insani yardımları arttırma imkânı verdiğini duyurdu. Nitzana’dan Refah sınır kapısına 200 kamyon gönderildi, Gazze’deki kabul noktasında 137 kamyon mal boşaltıldı.

Dört tank yakıt ve dört tank yemeklik gaz Mısır’dan Refah geçişi yoluyla Gazze Şeridi’nin güneyindeki BM insani yardım kuruluşlarına aktarıldı. BM açıklamasında 129.000 litre yakıtın Gazze’ye girdiği belirtildi.

İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nden yapılan açıklamada cumartesi günü Gazze’nin kuzeyine 61 kamyon yardım ulaştırıldığı ve bunun 7 Ekim’den bu yana en büyük sayı olduğu kaydedildi.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a ait olduğunu iddia ettiği 1 milyon 200 bin euro değerinde nakit paraya el koyduğunu duyurdu.

İsrail Savunma Bakanlığı’ndan bir sözcünün yaptığı açıklamaya göre, Hamas’ın üssü olduğu belirtilen yerlerde ve aranan Hamas üyelerinin kaldığı belirtilen binalarda yapılan aramalarda 1 milyon 200 bin euroya tekabül edecek miktarda İsrail para birimi Şekel ele geçirildi.

Bunun dışında Irak ve Ürdün paraları ile ABD (Amerika Birleşik Devletleri) Doları olarak da nakit paralar bulunduğu bildirildi. Ele geçen paranın İsrail hazinesine aktarılacağı açıklandı. Kan haber kanalı Hamas’a ait olduğu belirtilen paraların görüntülerini yayınladı.

İsrail Hamas’ın bu paralarla terör faaliyetlerini finanse ettiğini iddia ediyor. El konulan ve Hamas’a ait olduğu öne sürülen paranın hangi amaçla harcanacağına dair ise bilgi verilmedi.

İsrail Parlamentosu’nun Mali Komisyonu, Gazze’ye hava ve karadan yapılan saldırılarda oluşan zararın giderilmesi ve bölgenin yeniden imarı amacıyla, geçen hafta içinde 1  milyar 140 bin Şekel (281 milyon euro) büyüklüğünde bir bütçeyi onaylamıştı.

Paylaşın

Demirtaş’tan Tahir Elçi Anısına Şarkı: Elçi’ye Ağıt

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Selahattin Demirtaş, öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi anısına “Elçi’ye Ağıt” adli bir şarkı besteledi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, sözleri de Selahattin Demirtaş’a ait olan ‘Elçi’ye Ağıt’ adlı şarkıyı, aynı zamanda avukat olan Mercan Argunağa seslendirdi.

Elçi’ye Ağıt, ilk olarak 27 Kasım Pazartesi günü 20.30’da Mercan Argunağa’nın, YouTube kanalında yayımlanacak. Şarkı daha sonra Spotify ve Deezer gibi platformlarda da yer alacak.

Tahir Elçi kimdir?

1966 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde dünyaya gelen Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 yılında Diyarbakır’da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Elçi, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki Yeniköy Mezarlığı’na defnedilmiştir.

İlk, orta ve lise öğrenimini Cizre’de tamamladı. Elçi, 1991 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. 1992 yılından itibaren Diyarbakır’da serbest avukatlık yapan Elçi, 1998-2006 arasında Diyarbakır Barosu’nda yönetici olarak görev yapmıştır.

Bu süre zarfında Almanya’da bulunan Avrupa Hukuku Akademisi’nde uluslararası ceza hukuku ve ceza yargılaması eğitimi görmüş, birçok ulusal ve uluslararası konferansa konuşmacı olarak katılmıştır. Ayrıca 1998 yılından bu yana staj eğitimi ve meslek içi eğitimlerde ceza ve insan hakları hukuku alanında seminerler vermiştir.

Kasım 2012’de Diyarbakır Barosu Başkanı seçilen Elçi, 2014 yılı olağan genel kurulunda yeniden Baro Başkanlığına seçildi. Aynı zamanda İnsan Hakları Derneği üyesi olan Tahir Elçi, ayrıca Türkiye Barolar Birliği (TBB) İnsan Hakları Merkezi Bilim Danışma Kurulu ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Kurucular Kurulu üyeliği görevlerini de yürütmekteydi.

Elçi, 14 Ekim 2015 tarihinde CNN Türk kanalında Ahmet Hakan’ın hazırlayıp sunduğu Tarafsız Bölge programında “PKK, terör örgütü değildir. Silahlı, siyasal bir harekettir.” demesi nedeniyle 20 Kasım günü Diyarbakır’da gözaltına alınarak İstanbul’a getirilmiştir.

Elçi, savcılığın tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk etmesine karşın Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Ayrıca Elçi hakkında, “terör örgütü propagandası” iddiasıyla 7,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanmış ve yurtdışına çıkış yasağı konulmuştu. Bu açıklamanın ardından CNN Türk kanalına 700 bin lira para cezası kesildi.

Evli ve iki çocuk babası olan Elçi, eski Bayındırlık Bakanlarından Şerafettin Elçi’nin de akrabasıdır.

Paylaşın

RTÜK’ten 11 Ayda 7 Kanala 49 Yaptırım, 22 Milyon Lira Para Cezası

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Ocak ve Kasım aylarını kapsayan 11 ayda, Halk TV, FOX, TELE 1, Habertürk, Flash Haber, KRT ve TV5’e toplam 49 yaptırım uyguladı. Verilen ceza tutarı ise 22 milyon lirayı geçti.

CHP’li Utku Çakırözer, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, RTÜK’ün görevi sarayın, iktidarın sopalığını yapmak değildir, kendini mahkeme yerine koymak hiç değildir. RTÜK’ün görevi televizyon kanallarını, medyayı karartmak değil, yaşatmaktır, özgürlüğünü korumaktır” dedi ve ekledi:

“RTÜK’ün haksız hukuksuz cezaları, basın sektöründeki sorunların temeli olarak görülen sendikalaşma hakkı başta olmak üzere ilgili yaşanan sorunlar, yaşadığımız bu kara tabloyu maalesef daha da karartıyor. Hep diyoruz: Demokrasinin olmazsa olmazı basın özgürlüğüdür. Ülkemizde demokrasinin, hukuk devletinin işler hâle getirilebilmesi için işe önce basın özgürlüğünden, önce ifade özgürlüğünden, önce gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştirmekten başlamalıyız diyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM Genel Kurulu’nda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) Ocak ve Kasım aylarını kapsayan 11 aylık ceza karnesini açıkladı. Sol Haber’in aktardığına göre; Çakırözer, RTÜK’ün televizyon kanallarına verdiği cezaları şöyle sıraladı:

“Geçtiğimiz haftaki toplantısında RTÜK, TELE1’e, Halk TV’ye, Flash Habere, KRT’ye, FOX’a ağır cezalar yağdırdı. Ceza gerekçelerine bakıyorsunuz: Neymiş, emekli maaşlarının düşüklüğü, ikramiyesinin alınmaması eleştirilmiş. Neymiş, Erdoğan’ın ‘köprü ve otoyollara zam yapılmayacak’ demesine rağmen zam yapılmasının eleştirilmesi küçük düşürücüymüş. Neymiş, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD’li mevkidaşına mesafeli tutumuyla övünülmesini komik bulduğunu söylemiş bir yorumcu; ceza gelmiş. Böyle ceza gerekçeleri olur mu?”

“RTÜK Başkanı ve iktidar kanadının üyeleri toplanıp toplanıp kim kimi küçük düşürmüş, kim kimle alay etmiş, nasıl rencide olmuşlar bunu hesaplıyorlar” diyen Çakırözer, “Aslında tek amaçları var haksız, hukuksuz cezalarla gerçekleri anlatan televizyon kanallarını, gazetecileri susturmak. İstedikleri tek şey var suskun bir basın, sinmiş bir basın, halkın gerçekleri bilmemesi, görmemesi, işitmemesi” eleştirilerini yaptı.

Çakırözer, RTÜK’ün 2023 yılı ceza karnesini şu şekilde açıkladı: “Yılın ilk 11 ayında Halk TV, FOX, TELE 1, Habertürk, Flash Haber, KRT ve TV5’e toplam 49 yaptırım uygulandı. Verilen ceza tutarı tam 22 milyon lirayı geçti. Yüce Meclis çatısı altında bir kez daha hatırlatmak isteriz ki: RTÜK’ün görevi sarayın, iktidarın sopalığını yapmak değildir, kendini mahkeme yerine koymak hiç değildir. RTÜK’ün görevi televizyon kanallarını, medyayı karartmak değil, yaşatmaktır, özgürlüğünü korumaktır.

RTÜK’ün haksız hukuksuz cezaları, basın sektöründeki sorunların temeli olarak görülen sendikalaşma hakkı başta olmak üzere ilgili yaşanan sorunlar, yaşadığımız bu kara tabloyu maalesef daha da karartıyor. Hep diyoruz: Demokrasinin olmazsa olmazı basın özgürlüğüdür. Ülkemizde demokrasinin, hukuk devletinin işler hâle getirilebilmesi için işe önce basın özgürlüğünden, önce ifade özgürlüğünden, önce gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştirmekten başlamalıyız diyorum.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den Dikkat Çeken ‘Akşener İle Görüşme’ Açıklaması

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile bir görüşme yapıp yapmayacağı sorusuna yanıt veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel,  “Henüz planlanan bir şey yok” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP İl Başkanları İstanbul Buluşması’nda konuşan CHP Lideri Özel, “Yerel seçimlerde başarılı olmak için ne gerekiyorsa onu yapacağız” dedi. Pazartesi günü itibarıyla “memnuniyet anketlerine” başlayacaklarının altını çizen Özel, “Vatandaşın gönlünde olan belediye başkanlarımız bizim de gönlümüzde” ifadelerini kaydetti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İl Başkanları İstanbul Buluşması’na katıldı. Özgür Özel, toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Bosna’dan buraya geldim. İlk ziyareti büyükelçimizle gerçekleştirdik. Bosna Hersek Federasyonu Başbakanı ile bir araya geldik. Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesiyle bir araya geldik. Dün gün boyunca hem çok duygulandığımız hem de hatırlamamız ve hatırlatmamız gereken ziyaretler zincirini gerçekleştirdik.1600 bebeğin mezarının olduğu anıta, şehitliklere, Aliya İzzetbegovic’in ebedi istirahatgahını ziyaret ettik. Orada şu cümleyi hatırlatma gereği duyduk: Unutulan katliamlar tekrarlanır. 1992-1995 arası Bosna Hersek’te Cumhuriyet Halk Partisi doğru yerde duruyordu, Türkiye Cumhuriyeti doğru yerde duruyordu ama gelişmiş dünya, uluslararası örgütler durmaları gereken yerde durmuyordu.

Onlar sonradan yas tutarken yanımızdaydı, ama katliam olmasın, bu iş soykırıma dönüşmesin diye seslenirken, dünya ağırdan alıyordu. Bugünlerde de Filistin’de yaşananlar var. Bosna’dan seslendik, 1992-95 arası Bosna’nın sesini duymayanlara, Türkiye’nin sesini duymayanlara bir kez daha sesleniyoruz. Sonradan bunu insanlık suçu ilan etmek, soykırım kabul etmek, gidip oralarda nutuklar atmak değil, katliama engel olmak için bütün dünyanın başta Avrupa’nın derhal harekete geçmesi, BM’nin çok daha net pozisyon alması ve bu mezalime dur denmesi gerekiyor.

CHP Genel Başkanı olarak 120 siyasi akrabamıza bir mektup yolladım. Bunlardan 12 tanesi hükümet başkanı, bakanlar var, anamuhalefet liderleri var. Onları Filistin’in sesini duymaya davet ettik. Solculara, sosyal demokratlara, sosyalistlere savaşa, kana, gözyaşına susmak değil engel olmak yaraşır. CHP olarak başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında Filistin devletine sahip çıkmaya, akan kanı durdurmaya, İsrail’in ortaya koyduğu sivillere karşı ayrım gözetmeksiniz şiddete dur denmesine davet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Filistin halkıyla dayanışma duygularımızı buradan da ifade ediyoruz.

Aslında enflasyon, emekli maaşlarını kuşa çevirdi. Bizim bütün kanun tekliflerimize, mücadelemize rağmen, en düşük emekli maaşı 7.500 TL gibi komik bir noktada. Emeklileri, açlıkla sınayan bir noktada. Bunun en az asgari ücret seviyesine çıkarılması gerekiyor. Seçim döneminde en düşük emekli maaşında iyileştirme yapacağını söyleyenler, seçimden sonra bu işi bir kereye mahsus bir ikramiyeye çevirdiler. Hiçbir yaraya merhem olmayacak bir düzenleme yaptılar. Bunda da çalışan emeklileri dışarıda bıraktılar. Oysa, bir emekli niye çalışır diye oturup düşünmediler.

İtiraz ettik, ses yükselttik, biz konuştuk, siz konuştunuz. Nihayet bu yanlıştan dönüldü. Dönülen iş, 5 bin TL’lik ikramiyeyi bütün emeklilere vermek. Oysa bunun derhal maaşlara yansıtılması, en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyinde olması. Asgari ücretin de insanca yaşanacak sınırlarda olması gerekiyor. Bu konuda bir kez daha hükümetin dikkatini çekiyoruz. Emeklilerin, memurların en önemli sorunu artan kiralar, kiralardaki fahiş artışlar. Cumhurbaşkanı, Cuma günü kira artışlarına şaşırmış ve kızmış. Şaşırdıkları şey, kendi çıkardıkları, bizim bu çözüm olmayacak dediğimiz bir kanun. Kanuna uyan yok. Devletin elini taşın altına koymadan ve iki tarafı düşünmeden yapılacak hiçbir düzenleme doğru değildir.

Burada yapılan iş, evsahibi ve kiracıyı karşı karşıya getirmektir. Biz bu kira artışlarının altında ezilen insanlara mutlaka sosyal devletin doğru yerden bir müdahale, destekte bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Cumhurbaşkanına şunu hatırlatıyoruz: Kanuna uymayanlara şaşırmak ve kızmak için önce senin anayasaya uyman lazım. Anayasaya uymayan birisinin kanuna vatandaşın uymasına şaşırmaması, burayı anayasal devlet olmaktan çıkarmanın en basit sonuçlarına bile katlanmanın bu kadar zor olduğu bir yerde, ortaya çıkacak vahim sonuçların göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade ediyorum.

Yeniden değerleme oranında yüzde 58,5’lık artışla, bütün vatandaşları yoksul diye, işsiz diye ayırmadan etkileyecek bir artışla karşı karşıyayız. Burada Cumhurbaşkanının bir yetkisi var. Bunu yüzde 50 oranında artırmaya, yüzde 50 oranında azaltmaya yetkili kendisi. 2024 enflasyon hedefi yüzde 36. Yani siz koyduğunuz bu enflasyon hedefine inanıyorsanız, herkesin enflasyon hedefi doğrultusunda doğru fiyatlamalar yapmasını istiyorsanız, önce samimiyeti kendiniz göstereceksiniz.

Bu harçların yüzde 58,5 değil, yetkiniz oranında düşürülerek, bundan sonraki süreçte vatandaşı ödeyeceği verginin, harcın yüzde 60 sınırında olmamasını sağlamanız gerekiyor. Bunu dikkatle takip ediyoruz. 2024 yılında enflasyon yüzde 36 olacak diyenler samimiyse, sizin ödeyeceğiniz harcı, ödeyeceğiniz vergiyi yüzde 50 oranında azaltmak durumundadır. Bunu talep ediyoruz ve takip edeceğiz.

“Özgürlükçü bir anayasa için biz her zaman var olduk, var olmaya devam edeceğiz”

Türkiye’nin bir anayasa sorunu vardır, sivil bir anayasa sorunu vardır. Yoksulu gören, kadını gören, dezavantajlıyı gören, çevreyi gören, bütün bunlar için çok doğru yerden, bütün toplumun desteğini alacak bir anayasa sorunu vardır. Ama Türkiye’nin bir anayasa yapma iradesi sorunu da vardır. Anayasalar aşkın zamanlı metinler olabilmesi için, her gelene uygun metinler olabilmesi için, kuşaktan kuşağa güçlenerek aktarılması için her doğan için yapılması gerekir.

Erdoğan için yapılan bir anayasanın birkaç yıl içinde nasıl Erdoğan için yetersiz, Erdoğan’ın kendi gözü dönmüş yetki taleplerine, niyetlerine yetersiz kaldığı ortadadır. Birinin üzerine dikilen kıyafetin, herkese uymadığı gibi bir süre sonra kendisine de uymayacağı görülmüştür. Bütün toplumu kapsayan, herkesi kucaklayan, Türkiye’deki herkesi eşit yurttaşlıkla kucaklayan, temel hak ve özgürlükleri genişleten, Türkiye’yi bir hukuk devleti haline getiren, kadını, engelliyi, yoksulu, güvencesizi, çevreyi koruyan evrensel ölçütlerde özgürlükçü bir anayasa için biz her zaman var olduk, var olmaya devam edeceğiz.

Ancak Erdoğan’ın yeni yetki taleplerini, Anayasayı hiçe sayan, Türkiye’yi anayasasızlaştıran, Cumhur İttifakının mutfağında hazırlanmış milletin burnuna dayatılan bir çabanın içinde hiçbir zaman olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Kadınları, gençleri endişelendiren, hukuk devletini askıya almaya niyet edinmiş bir değişiklikte Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman olmadı, bundan sonra da olmayacak.

3 hafta önce hepimiz Kurultayda bir görev aldık. CHP’nin kurultayları görev alan değil görev veren kurultaylardır. Partimizin ilk kurultayı Sivas Kongresi’ydi. Oradan önce kurtuluş, sonra kuruluş görevi alınmıştı, görev layığıyla yerine getirildi. 5. Olağanüstü Kurultayımız, dünyayı doğru okuma ve partiyi doğru konumlandırma sorumluluğu veren kurultaydı, o kurultaydan sonra sosyal demokrasi doğru tariflendi, 1970’lerde yapılan ikisi yerel ikisi genel 4 seçimden 1’inci parti çıkıldı.

Partimizin 38’inci Olağanüstü Kurultayı, hepimize yeniden Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidar yapma görevi yaptı. O görevi hep beraber kurultayımızdan aldık. O günden sonra da kurultayda verdiğimiz bütün sözleri tutarak, var gücümüzle çalışmaya, durmadan, yorulmadan birlik ve beraberlik içinde, kardeşlik hukukumuzu koruyarak, ortaya koyduğumuz kapsayıcı, birleştirici, kucaklayıcı anlayışla partimizi iktidar yapmaya kararlıyız.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 il başkanından sadece 3 il başkanının kadın olması, bizim buradaki en önemli eksikliklerimizden bir tanesi. 78 erkek il başkanımızdan talebimdir, lütfen örgütünüzdeki güçlü kadınlara yanınızda mutlaka görev verin. Onları yanınızda sizin en baş yardımcınız olarak çalıştırın. Gelecekte bu görevi yapmaya hazır, aday kadınlara resmi ve gayriresmi olarak mentörlük yapın, onların emeklerinden, enerjilerinden, deneyimlerinden yararlanın. Bu eksiği de bundan sonraki süreçte fiilen giderene kadar, hep birlikte bu şekilde halletmemiz gerekiyor.

Ben kurultayımızı kaybedenin olmadığı bir kurultay olarak nitelendiriyorum. Kurultayın kaybedeni yok ama kazananı, önce bu parti, ama esas kazananı Türkiye olacak. Ben de il başkanlarımdan iki hususta gayret göstermelerini istiyorum. Bunlardan bir tanesi önümüzdeki hafta başlatacağımız üye kampanyası. Şu anda bizim kurultayımızdan sonra bütün illerde büyük bir heyecan, büyük bir umut var. Geçtiğimiz hafta çok sayıda üye kaydı oldu, sevindik.

Ama esas sevindiğimiz şudur: Yeni gelen üyelerin yüzde 73’ü 30 yaş altı kadın ve erkekler. Bu enerjiyi görmek lazım. 100’üncü yılımızda üye kampanyası başlatıyoruz. Genel merkezden hedefler belirlemeyeceğiz. Gerçekçi hedefler belirleyin ama kendinizi zorlayın. Gönlünde Atatürk olan, gönlünde güçlü bir Türkiye olanların gözündeki ışıkları görün, onları baba evine getirin, Atatürk’ün partisine kaydedin. Sizden bunu istiyorum. Bütün vatandaşlarımız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kapıları ardına kadar açıktır. O evin içinde yeriniz baş köşedir.

Sizlerden ikinci beklentim, yerel yönetimler seçimlerine yönelik. Bu süreci, barış içinde, dostluk içinde, hiç kırgın yaratmadan, yerel seçim başarısına hedeflenerek, doğru adayların belirlenmesi, doğru yöntemlerin belirlenmesi, sürecin kırgını, küskünü olmadan, geride kimseyi bırakmadan, 2019’daki başarıyı aşan bir noktadan hep birlikte başarmaya mecbur olduğumuz bir süreci yöneteceğiz.

Önceki genel başkanımızın ilan ettiği 3 büyükşehir dışında kimseye verilmiş bir sözümüz yok. Verilmiş bir tek sözüm var, yerel seçimlerde başarılı olmak için ne gerekiyorsa onu yapacağım. Bu sürece hep birlikte katkı vereceğiz. Bu süreçte memnuniyet anketlerimiz Pazartesi gününden itibaren başlatıyoruz. 7 farklı yapı, anket yapacak. Ürettikleri sonuçlar hem yapay zeka marifetiyle, hem istatistik biliminin en ileri teknikleriyle denetlenerek en doğru biçimde memnuniyet anketleri yapacağız.

Vatandaşın gönlünde olan, seçildiğinden ileride olan bütün belediye başkanlarımız bizim de gönlümüzde. O ölçme değerlendirmeyi örgütümüzle paylaşacağız. Kararı örgütümüzle birlikte vereceğim. Örgüt gözetiminde ön seçimden bir adım geri atmadık, atmayacağız, bunu buradan ifade ediyorum” ifadesini kullandı.

Özel’den Akşener sorusuna yanıt

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da bulunan 81 CHP’li İl Başkanı ile Sarıyer’de Büyükdere Atatürk Fidanlığı’nın açılış törenine katılarak burada  bir konuşma yaptı. Özel konuşmasının ardından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile açılışını yaptıkları fidanlığı gezdi.

Bu sırada bir basın mensubu Özel’e, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile bir görüşme yapıp yapmayacakları konusunda soru yöneltti. Özel soruya, “Henüz planlanan bir şey yok” yanıtını verdi.

Paylaşın

İsrail, Gazze’de Ele Geçirdiği Hamas’ın 1,2 Milyon Eurosuna El Koydu

İsrail ile Hamas arasında varılan 4 günlük geçici ateşkes devam ederken, İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a ait olduğunu iddia ettiği 1 milyon 200 bin euro değerinde nakit paraya el koyduğunu duyurdu.

İsrail Savunma Bakanlığı’ndan bir sözcünün yaptığı açıklamaya göre, Hamas’ın üssü olduğu belirtilen yerlerde ve aranan Hamas üyelerinin kaldığı belirtilen binalarda yapılan aramalarda 1 milyon 200 bin euroya tekabül edecek miktarda İsrail para birimi Şekel ele geçirildi.

Bunun dışında Irak ve Ürdün paraları ile ABD (Amerika Birleşik Devletleri) Doları olarak da nakit paralar bulunduğu bildirildi. Ele geçen paranın İsrail hazinesine aktarılacağı açıklandı. Kan haber kanalı Hamas’a ait olduğu belirtilen paraların görüntülerini yayınladı.

İsrail Hamas’ın bu paralarla terör faaliyetlerini finanse ettiğini iddia ediyor. El konulan ve Hamas’a ait olduğu öne sürülen paranın hangi amaçla harcanacağına dair ise bilgi verilmedi.

İsrail Parlamentosu’nun Mali Komisyonu, Gazze’ye hava ve karadan yapılan saldırılarda oluşan zararın giderilmesi ve bölgenin yeniden imarı amacıyla, geçen hafta içinde 1 milyar 140 bin Şekel (281 milyon euro) büyüklüğünde bir bütçeyi onaylamıştı.

Öte yandan İsrail ve Hamas arasında varılan rehine takası anlaşması kapsamında İsrail, 39 Filistinli mahkumu daha pazar sabahı serbest bıraktı. Katarlı bir sözcü 39 Filistinli tutsaktan 33’ünün çocuk, altısının kadın olduğunu söyledi.

Serbest bırakılanlar arasında “bir İsrail polisinin yaralanmasına neden olan” ve bombalı saldırıyı gerçekleştirmekten hüküm giydikten sonra 2015 yılından beri hapiste tutulan 38 yaşındaki Israa Jaabis de vardı.

Hamas da cumartesi günü geç saatlerde 13’ü İsrailli, dördü Taylandlı olmak üzere 17 rehineyi iade etti.

İsrail Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada “13’ü vatandaşımız ve dördü Tayland vatandaşı olmak üzere evlerine dönen 17 rehineyi kucaklıyoruz” denildi.

Açıklamada ayrıca pazar günü serbest bırakılacak rehinelerin listesinin kendilerine ulaştığını, bu listenin üzerinde anlaşmaya varılan dört takastan üçüncüsü olduğunu belirtildi.

Bu arada Birleşmiş Milletler, rehine takası sırasındaki duraklamanın Gazze üzerinden yapılan insani yardımları arttırma imkânı verdiğini duyurdu. Nitzana’dan Refah sınır kapısına 200 kamyon gönderildi, Gazze’deki kabul noktasında 137 kamyon mal boşaltıldı.

Dört tank yakıt ve dört tank yemeklik gaz Mısır’dan Refah geçişi yoluyla Gazze Şeridi’nin güneyindeki BM insani yardım kuruluşlarına aktarıldı. BM açıklamasında 129.000 litre yakıtın Gazze’ye girdiği belirtildi.

İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nden yapılan açıklamada cumartesi günü Gazze’nin kuzeyine 61 kamyon yardım ulaştırıldığı ve bunun 7 Ekim’den bu yana en büyük sayı olduğu kaydedildi.

Paylaşın