Erdoğan’dan Enflasyon İçin ‘Sinsi Saldırı’ Yorumu

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, “Sabırla ve kararlılıkla, istihdam ve yatırım odağını kaybetmeden, ekonomimizi enflasyon belasından kurtaracak programları uyguluyoruz” dedi ve ekledi:

“İnsanımızın günlük hayatında yaşadığı sıkıntıları görmezden geliyor değiliz. Türkiye’nin sinsi saldırı altında olduğunu kimse inkar edemez. Milletimizle birlikte yıkılmadan ayakta kalmayı başardık. Küresel düzeyde salgınla başlayan ve Rusya Ukrayna savaşı ile devam eden bir süreci gördük. Tüm kaynakları hayata geçirdik.”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“31 Mart seçimleri ile ilgili hazırlıkları kongremiz sonrası başlattık. Gündemimizi işletiyoruz. Saha araştırmaları ile adaylarımızı belirleyeceğiz. Kampanya ekibimiz çalışmalarına başladı. Seçim takvimimiz ilerliyor.

Yeniden İstanbul mücadelenin parolalarından biri olacaktır. CHP bizim başlattığımız projeleri bile devam ettiremedi. CHP’li iş bilmezlerin yönetimi altında İstanbulluları yoran bir şehre dönüştü. İstanbul CHP zihniyeti elinde eski günlerini arıyor. Alışmışlar tıpış tıpış bize oy vereceksiniz demeye. Utanmadan sıkılmadan kameralar karşısında söylüyorlar.

Milletimizi bu cenderen Mart ayının sonunda kurtaracağız. Allah’ın izniyle yüksek oy oranları ile tekrar kazanacağız. Kabinemiz eser ve hizmet siyasetini hızla sürdürüyor. Her bir belediyemizin saymaya kalsak saatler sürecek hizmetleri var.

Deprem bölgesinden elimizi zaten çekmedik. Belediyelerimiz ile deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın yanında olacağız… Kazanmak, hem de ezici bir oranla kazanmak dışında bir seçeneğimizin olmadığı seçimlere hazırlanıyoruz.

Hükümette sağladığımız istikrarı şehirlerimize de kazandırmak istediğimiz anlatacağız. Alta yapı sağlayamayan muhalefet belediyelerinin karşısına Türkiye Yüzyılı belediyeciliği ile geçeceğiz. Bu partide şahsım dahil hiç kimse laüsel değildir.

Amacımız 30 büyük şehir 51’i il tüm ilçelerde tüm belediyelerin tamamına yakınını AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak kazanmaktır. Vatandaşımız neredeyse orada olmak boynumuzun borcu. Seçime kadar gece gündüz demeden çalışacağız.

Sabırla ve kararlılıkla, istihdam ve yatırım odağını kaybetmeden, ekonomimizi enflasyon belasından kurtaracak programları uyguluyoruz. İnsanımızın günlük hayatında yaşadığı sıkıntıları görmezden geliyor değiliz. Türkiye’nin sinsi saldırı altında olduğunu kimse inkar edemez. Milletimizle birlikte yıkılmadan ayakta kalmayı başardık. Küresel düzeyde salgınla başlayan ve Rusya Ukrayna savaşı ile devam eden bir süreci gördük. Tüm kaynakları hayata geçirdik.”

Paylaşın

Gök Bilimciler, Yeni Bir ‘Güneş Sistemi’ Keşfetti

Gök bilimciler, milyarlarca yıl önce oluşmuş, altı gezegenden oluşan, senkronize, nadir bir güneş sistemi keşfettiler. Keşfin, Samanyolu Galaksisi’ndeki güneş sistemlerinin nasıl ortaya çıktığını açıklamaya yardımcı olabileceği kaydedildi.

Dünya’dan 100 ışık yılı uzaklıkta (1 ışık yılı 5,8 trilyon mildir) yer alan güneş sistemi içindeki gezegenlerin hiçbiri yıldızın yaşanabilir bölgesinde değil; bu, yaşam ihtimalinin çok az olduğu anlamına geliyor.

Gök bilimciler, bu güneş sisteminin benzersiz olduğunu çünkü altı gezegenin tamamının mükemmel bir şekilde senkronize edilmiş bir senfoniye benzer şekilde hareket ettiğini söyledi.

BBC Türkçe’nin aktardığı keşifle ilgili araştırma bilim dergisi Nature’da yayımlandı.

Bu sistem bilim insanlarına, yaşam barındırma ihtimali olan gezegenleri inceleyebilmeleri için ideal şartlar sunuyor.

Sistemin merkezindeki yıldız HD110067 yıllardır gök bilimcilerin merakını celbediyordu. Sistemdeki gezegenlerin hepsi hemen aynı büyüklükte ve yaklaşık 12 milyar yıl önce oluşmalarından bu yana çok az yapısal değişiklik geçirdiler. Bu da bu sistemin nasıl oluştuğuna ve canlı yaşamı barındırıp barındırmadığına dair çalışma yapma olanağı sunuyor.

Araştırmayı yöneten Chicago Üniversitesi’nden Dr Rafael Luque, bulunan sistemi “mükemmel güneş sistemi” olarak tanımlıyor: “Bu gezegenler, oluşumlarını gözlemlemek için çok ideal çünkü başlangıçları kaotik değil ve oluştuklarından bu yana değişmediler.”

İngiltere’deki Warwick Üniversitesi’nden Dr Marina Lafarga-Magro da “Bu gerçekten çok heyecan verici, daha önce kimsenin görmediği bir şeyi görüyoruz” dedi.

Kendi Güneş Sistemimiz oldukça “yıkıcı ve şiddetli” bir süreçle oluşmuştu. Gezegenler oluşurken bazıları birbirine çarpmış, yörüngelerini değiştirmiş ve bu nedenle sistemimizde Jüpiter, Satürn gibi dev gezegenler yanında, Dünya gibi daha küçük boyuttaki gezegenler de oluşmuştu.

HD110067 sisteminin oluşma süreciyse bizimkinden neredeyse “tamamen farklıydı”.

Bu sistemdeki gezegenlerin hepsi hemen hemen aynı boyutta ve Güneş Sistemimizdeki gezegenlerin bağlantısız yörüngelerinin aksine, bu gezegenler senkronize hareket ediyor.

HD110067’ye en yakın gezegen yıldız etrafında 3 kez dönerken, bir sonraki gezegen 2 kez, bir sonraki tek kez dönüyor. 4. gezegenden itibarense gezegenler birbirleriyle 4:3 oranında göreceli yörünge hızıyla dönüyor.

Bu karmaşık hareket kendi içinde o kadar hassas ve düzenli ki, araştırmacılar her gezegene bir nota ve ritm tanımlayarak, bu hareketi bir müzik kutusunun yapacağı gibi bir müzik parçasına dönüştürdü.

Geçen 30 yılda astronomlar binlerce güneş sistemi keşfetti ama bunlardan hiçbiri gezegenlerin oluşumunu araştırmak için bu kadar uygun şartlar sunmuyor.

Sistemin merkezindeki parlak yıldız da gezegenlerin atmosferlerinde yaşamın izlerini araştırmayı kolaylaştırıyor.

Sistemdeki 6 gezegen de birer “küçük Neptün” olarak adlandırılıyor. Neptün Dünya’nın yaklaşık 4 katı büyüklükte. Yeni keşfedilen sistemdeki gezegenlerin hepsi Dünya’nın yaklaşık 2-3 katı büyüklükte.

Yakın zamanda bilim dünyasına büyük heyecan veren bir keşif daha yapılmıştı. Başka bir sistemdeki, boyutları yine Neptün’e yakın K2-18b gezegeninin atmosferinde Dünya’daki canlıların yarattıklarına benzer gazların izleri bulunmuştu. Astronomlar bu izlere “biyo-imza” diyor.

Neptün’e benzer bu gezegenlerin galaksimizdeki en yaygın gezegen tipi olduğu tahmin ediliyor. Yine de astronomlar bu gezegenler hakkında çok az bilgiye sahip.

Kayalardan mı, gazdan mı, sudan mı oluştukları ve daha da önemlisi, yaşam koşullarına sahip olup olmadıkları bilinmiyor.

Dr Luque’a göre bu detayları öğrenebilmek şu an astronomi dünyasının en çok uğraştığı konulardan ve bu yüzden HD110067 sistemi, bu soruların yanıtlarını bulmakta büyük bir fırsat olabilir. Dr Luque yanıtlara 10 yıldan kısa bir sürede ulaşabileceğimizi umut ediyor.

Araştırma ekibi bu tür gezegenlerin yaşam koşullarını oluşturduğunu bulursa, bu Dünya dışı yaşamın izlerini bulmaya da yaklaştığımız anlamına gelecek.

Son keşif Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın TESS ve Cheops uyduları kullanarak yapıldı.

Paylaşın

Ekonomi Yılın Üçüncü Çeyreğinde Yüzde 5,9 Büyüdü

Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,9 büyüme kaydederken, çeyreklik büyüme yüzde 0,3 ile beklentinin oldukça altında gerçekleşti. Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları yılın üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 11,2 arttı.

Haber Merkezi / Devletin nihai tüketim harcamaları yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5,3; yatırımlar ise yüzde 14,7 arttı. Mal ve hizmet ithalatı ise aynı dönemde yüzde 14,5 artarken ihracatın büyümesi yüzde 1,1 seviyesinde kaldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH), III. Çeyrek: Temmuz – Eylül, 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; GSYH 2023 yılı üçüncü çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 5,9 arttı.

GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2023 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; inşaat yüzde 8,1, sanayi yüzde 5,7, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 5,1, hizmetler yüzde 4,3, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 3,6, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,7, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 2,2, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 1,7 ve tarım sektörü yüzde 0,3 artarken mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 2,5 azaldı. Ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar ise yüzde 16,5 arttı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,3 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2023 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 5,1 arttı.

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2023 yılının üçüncü çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 79,8 artarak 7 trilyon 681 milyar 432 milyon TL oldu. GSYH’nin üçüncü çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 295 milyar 815 milyon olarak gerçekleşti.

Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2023 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 11,2 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 5,3, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 14,7 arttı.

Mal ve hizmet ithalatı, 2023 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 14,5, ihracatı ise yüzde 1,1 arttı. İşgücü ödemeleri, 2023 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 117,2 arttı. Net işletme artığı/karma gelir yüzde 50,7 arttı.

İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 26,1 iken, bu oran 2023 yılında yüzde 32,2 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 55,0 iken yüzde 47,0 oldu.

Paylaşın

Gazze’de ‘Ateşkes’ En Az Bir Gün Daha Uzatıldı

İsrail, Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin bitmesine dakikalar kala ateşkesin bir gün daha uzatıldığını açıkladı. Hamas da, ateşkesin yedinci gün de devam edeceğini duyurdu. Arabulucu ülke Katar, ateşkesin bir gün daha devam edeceğini doğruladı.

Hamas ile İsrail arasında ilk geçici ateşkes 24 Kasım Cuma günü dört günlüğüne ilan edilmiş, Pazartesi günü ateşkes iki günlüğüne daha uzatılmıştı. O günden bu yana serbest bırakılan her 1 İsrailli rehine için İsrail de 3 Filistinli tutukluyu serbest bırakıyor. Şu ana kadar 97 rehine ve 210 Filistinli tutuklu serbest bırakıldı.

Katar, Mısır ve ABD’nin de desteğiyle Gazze’de bu sabah sona erecek olan ateşkesin uzatılması için yoğun müzakereler yürütüyordu.

BM Güvenlik Konseyi, Gazze’deki son durumu değerlendirmek için üst seviyede toplandı. Toplantıya çok sayıda ülke, dışişleri bakanı düzeyinde katıldı. Toplantıyı, konseyin Kasım ayı dönem başkanı Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi yönetti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katıldığı toplantıda, BM Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğunluğu ve toplantıya katılan diğer ülkelerin temsilcileri “kalıcı ve kapsamlı ateşkes” çağrısında bulundu.

Güvenlik Konseyi toplantısında konuşan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, ateşkes sağlanması için müzakerelerin devam ettiğini belirterek, kalıcı ateşkes çağrısını yineledi. Guterres, Gazze’de hiçbir yerin güvende olmadığını söyledi.

Öte yandan İsrail’in hava saldırıları sonucun Gazze Şeridi’ndeki 50 binden fazla konut yerle bir olduğu rapor edildi. Gazze Şeridi’ndeki hükümetin raporuna göre, İsrail’in hava saldırılarında 250 binden fazla konutta hasar gördü.

İsrail Merkez Bankası’na göre, Hamas’la mevcut çatışmanın Tel Aviv’e maliyeti yaklaşık 197 milyar şekel (yaklaşık 53 milyar dolar): 107 milyar şekeli savunma harcamaları, 22 milyar şekeli hasar tazminatı ve 25 milyar şekeli diğer sivil harcamalar.

İsrail Merkez Bankası, devlet borç faizlerinin 8 milyar şekele ulaşmasını beklerken, çatışma nedeniyle vergi geliri kaybının da 35 milyar şekel olacağını tahmin etti.

Banka, İsrail’in GSYH’sinin 2023 ve 2024 yıllarında yüzde 2 oranında büyümesini bekliyor. Bu, geçen ay yapılan tahminlerde yer alan 2023 için yüzde 2,3 ve 2024 için yüzde 2,8’lik büyüme tahminlerinin altında kaldı.

Banka, hükümetin borcunun 2022 yılında GSYİH’nın yüzde 60,5’inden 2023 yılında ise yüzde 63’e ve 2024 yılı sonunda da yüzde 66’ya çıkacağını öngördü.

Gazze’deki Filistin Yönetimi medya ofisi sözcüsü, öldürülen Filistinlilerin sayısının 15 bini geçtiğini söyledi. Sözcü, ölenler arasında 6 bin 150’den fazla çocuk ve 4 bin kadının bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Sözcü, en az 7 bin Filistinlinin kayıp veya enkaz altında olduğuna inanıldığını da belirtti. Akıbeti bilinmeyenlerin en az 4 bin 700’ü çocuk ve kadın. İsrail saldırılarında 36 binden fazla Filistinli, yüzde 75’i çocuk ve kadın olmak üzere çeşitli şiddetlerde yaralandı.

Ayrıca İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 207 sağlık çalışanı, 26 yerel sivil savunma üyesi ve 70 gazeteci de hayatını kaybetti.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Özdağ’dan Akşener’e İttifak Teklifi

Yerel seçimlerde İYİ Parti’ye ittifak çağrısında bulunan Zafer Partisi Lideri Özdağ, “AK Parti ve CHP merkezli siyaset yapılanmasını, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine sarsılmaz bir inanç temelinde kurulacak Zafer Partisi-İYİ Parti ittifakı etrafında oluşacak büyük bir vatansever, Atatürkçü, Türk milliyetçisi seçmen gücünün yaratacağı sinerji ile dağıtarak mevcut ikili kutuplaşmayı kıralım” dedi.

Haber Merkezi / Ümit Özdağ, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimlere ittifaksız girme kararı lan İYİ Parti’ye yaptığı ittifak çağrısının devamında, “CHP’nin ziyareti ve size yönelik belirli grupların baskısını bildiğimiz için bu ziyaret öncesinde öyle kapalı kapılar ardında değil bütün Türk Milleti’nin önünde Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği ittifakı öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener‘e hitaben bir açıklamada bulunarak yerel seçimler için ittifak kurma çağrısında bulundu. Özdağ, açıklamasında şunları söyledi:

“Sayın Akşener, yarın sizi Atatürk çizgisinde Türk milliyetçisi Zafer Partisi’nin ortaya koyduğu, Atatürk’ün belirlediği devletin kuruluş felsefesini savunan protokolü değil, Öcalan’ın belirlediği eşit yurttaşlık adı altında federasyon ve bölünmeyi savunan HDP’nin yaklaşımını desteklediğini açıklayan Yeni CHP’nin yeni genel başkanı Özgür Özel ziyaret edecekmiş.

Özgür bey sizi ziyaret etmeden önce bir el öpme ziyareti yaptı ve sonra Ergenekon’da FETÖ ile işbirliği yaparak Türk ordusuna kurulan kumpasa destek olan, bulduğu her fırsatta Türk devleti ve milletine saldıran TTB başkanı olan zatın ziyaretini kabul etti.

Sayın Özel, terörle mücadele çerçevesinde kayyum atanan belediye başkanlıkları konusunu “Kürt seçmenin” seçme hakkının elinden alınması olarak ortaya koyarak çok tehlikeli sulara girdi. Sayın Özel yarın sizi HDP ile yaptığı yeni ittifaka davet edecek. Ve Sizden muhtemelen seçim işbirliği çerçevesinde bazı illerde CHP’nin İYİ Parti’yi desteklemesi karşılığında Ankara ve İstanbul için destek isteyecek.

Sayın Akşener, sizi 2019 yerel seçimlerinden önce Cumhur ittifakının da dağıldığı bir ortamda CHP ile ittifak yapmama konusunda yazılı ve sözlü olarak uyarmıştım. Bu ittifakın İYİ Parti’yi HDP ile ittifak suçlaması ile karşı karşıya getireceğini ifade etmiştim. O zaman dinlemediniz. CHP ile İttifak yaptınız ve Cumhur ittifakının da kurulmasına vesile oldunuz.

2019 seçimleri sürecinde Kars konusunda Sizi 3 kez rica ederek, İYİ Parti adayını geri çekme konusunda uyardım, adayımızı çekmezsek HDP kazanacak dedim. Ve HDP Kars’ta seçimleri kazandı. Siz de seçim sonrasında ‘İYİ Parti yerel seçimlerden çırak çıkmıştır’ dediniz.

Sayın Akşener, 2023 seçimlerine giderken Zafer Partisi Nisan 2022’de Mansur Yavaş’ı Cumhurbaşkanı adaylığı için ‘kazanacak aday’ olarak açıkladı. Siz aynı açıklamayı yapmak için 9 ay beklediniz. CHP, Yavaş’ın adaylığına karşı çıkınca size çağrıda bulunarak Mansur Yavaş’ı Zafer Partisi ve İYİ Parti’nin ortak adayı olarak göstermeyi önerdim. Duymamazlıktan geldiniz. Oysa dinlese idiniz Türk siyasetinde yeni bir ufuk açılabilirdi.

“Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği ittifakı öneriyoruz”

Sayın Akşener, şimdi gelmiş olduğumuz noktada bir daha İYİ Parti’ye gönül vermiş samimi Türk milliyetçilerini, Atatürkçüleri, vatanseverleri HDP ile ittifak içerisine sürüklemeyin. Ancak onları Cumhur İttifakı karşısında da çaresizliğe de sürüklemeyin. Cumhur ittifakının yeniden kurulmasına neden olduğunuz için Size bu konuda büyük sorumluluk düşüyor. Gelin, bazı önemli noktalardaki anlaşmazlıklarımızı sonra çözülmek veya çözülmemek üzere erteleyelim.

AK Parti ve CHP merkezli siyaset yapılanmasını Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine sarsılmaz bir inanç temelinde kurulacak Zafer Partisi-İYİ Parti ittifakı etrafında oluşacak büyük bir vatansever, Atatürkçü, Türk milliyetçisi seçmen gücünün yaratacağı sinerji ile dağıtarak mevcut ikili kutuplaşmayı kıralım. Zafer-İYİ ittifakı etrafında bir çok parti, grup ve etkin siyasetçi bir araya gelecektir.

Bu konuyu bir süredir değerlendiriyoruz. Zafer Partisi’nin son GİK toplantısında tekrar ele aldık, tartıştık. Sonra daha küçük gruplar ile de tartışmalarımızı sürdürdük. Size bu teklifi İYİ Parti’nin parti içi tartışmalarının yatışmasından sonra uygun bir ortamda iletmeyi düşünüyorduk. Ancak CHP’nin ziyareti ve size yönelik belirli grupların baskısını bildiğimiz için bu ziyaret öncesinde öyle kapalı kapılar ardında değil bütün Türk Milleti’nin önünde Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği ittifakı öneriyoruz”

Paylaşın

MGK Bildirisi’nde “Bağımsız Filistin” Vurgusu

MGK toplantısı sonrası yayınlanan bildiride, “İsrail’in Gazze’de işlediği ve tarihe kara bir leke olarak geçen insanlık dışı suçların neticeleri ile er ya da geç yüzleşmek zorunda kalacağı ifade edilmiş; masum sivilleri topyekun yok etmeye yönelik saldırıların ve Gazze topraklarının işgalinin gecikmeksizin durdurulmasının, uluslararası toplumun müşterek mesuliyeti olduğunun ve Türkiye’nin bu hususta her türlü girişimde bulunmaya devam edeceğinin altı çizilmiştir” ifadelerine yer verildi. 

Haber Merkezi / Bildirinin devamında, “İsrail yönetimi ile katliamı destekleyen aktörlere; bu menfur eylemlere bir an evvel son verilmemesi halinde etkileri nesiller boyu sürecek ve bölge dışına sirayet edebilecek bir şiddet sarmalını tetikleyebilecekleri ve kalıcı barışın ancak 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devletinin kurulması ile mümkün olabileceği hatırlatılmıştır” denildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sona erdi. Beştepe’deki toplantı yaklaşık 2,5 saat sürdü.

Toplantının ardından yayımlanan bildiride, “İsrail’in Gazze’de işlediği ve tarihe kara bir leke olarak geçen insanlık dışı suçların neticeleri ile er ya da geç yüzleşmek zorunda kalacağı ifade edilmiş; masum sivilleri topyekun yok etmeye yönelik saldırıların ve Gazze topraklarının işgalinin gecikmeksizin durdurulmasının, uluslararası toplumun müşterek mesuliyeti olduğunun ve Türkiye’nin bu hususta her türlü girişimde bulunmaya devam edeceğinin altı çizilmiştir.

İsrail yönetimi ile katliamı destekleyen aktörlere; bu menfur eylemlere bir an evvel son verilmemesi halinde etkileri nesiller boyu sürecek ve bölge dışına sirayet edebilecek bir şiddet sarmalını tetikleyebilecekleri ve kalıcı barışın ancak 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devletinin kurulması ile mümkün olabileceği hatırlatılmıştır.”

Toplantıda, Irak’la işbirliğinin, başta güvenlik boyutu olmak üzere tüm veçheleriyle gözden geçirildiği, Filistin meselesinden kaynaklanan gelişmelerin Irak’ın ve bölgenin istikrarına muhtemel tesirlerinin etraflıca değerlendirildiği bildirildi.

Kerkük’teki son gelişmeler ile Türkmen soydaşların durumunun toplantıda ele alındığı belirtilen bildiride, ülkedeki tüm unsurların huzur içinde bir arada yaşamasına Türkiye’nin atfettiği öneme, yaklaşan vilayet meclisi seçimleri öncesinde bir kez daha dikkat çekildi.

Bildiride, Azerbaycan-Ermenistan müzakerelerinin kalıcı barış anlaşmasıyla sonuçlanması ve bu çerçevede, Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin hususların yanı sıra bölge dışı aktörlerin meseleye müdahil olma gayretlerinin de değerlendirildiği belirtildi.

Türkiye’nin, Ermenistan dahil bölgedeki tüm ülkelerin huzur ve refahına katkı sağlayacak kalıcı barışın tesisine yönelik her türlü samimi gayreti destekleyeceği ifade edilen bildiride, şunlar kaydedildi:

“Rusya-Ukrayna savaşının bölgemize ve dünya siyasetine etkileri ile maliyetleri artarken barışı tesis edecek adımların gecikmeksizin atılmasının önemi vurgulanmıştır. Uluslararası güvenlik ortamına menfi yönde tesir eden gelişmelerin, Türkiye’nin Karadeniz’den Afrika’ya, Kafkasya’dan Balkanlar’a uzanan geniş bir coğrafyada barış ve istikrar ikliminin hakim olmasına yönelik gayretlerinin haklılığını teyit ettiğine işaret edilmiş; gerginliklerin krize dönüşmesine mani olmak ve çatışmaları yayılmadan durdurmak için ön alıcı bir anlayışla inisiyatif üstlenmeye devam edileceği belirtilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

AB’den Dikkat Çeken Türkiye Raporu: Yeni Bir Başlangıç

AB’nin Türkiye raporunu açıklayan genişlemeden AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri Oliver Varheyi, “Türkiye aday ülke, AB’nin kilit ortaklarından. NATO müttefiki ve aynı zamanda stratejik ortağımız. Ankara ile her konuda aynı fikirde değiliz ama uzlaşma olan noktalarına odaklanarak çalışmayı öneriyoruz” dedi.

Varhelyi, “Bu rapor, Türkiye-AB ilişkilerinin adım adım daha ileriye taşınması için yeni bir başlangıçtır” ifadesini kullandı. Oliver Varheyi, raporda, AB’ye vize başvurusunda bulunan öğrenci, iş adamı, AB’de aile üyeleri olanlar gibi belirli kategorilerde vize başvurularına erişimi kolaylaştırmak için üye devletlerle olanakların araştırılmasını da önerdiklerini ekledi.

Avrupa Birliği, Türkiye’nin birlikle ilişkilerinin güçlendirilmesine yönelik “AB-Türkiye siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerinin durumu” raporunu bugün yayınladı. Raporu, Türkiye’nin AB ile yaşadığı Doğu Akdeniz gerginliğinin ardından, AB liderleri tarafından Türkiye ile ilişkilerin çerçevesini belirleyen bir rapor hazırlaması istenen AB Dış İlişkiler Yüksek Komiseri Josep Borrell ile genişlemeden sorumlu komiseri Oliver Varhelyi, düzenledikleri basın toplantısıyla açıkladı.

WOA Türkçe’den Arzu Çakır’ın aktardığına göre; Yüksek Temsilci Borrell, Türkiye’nin önemli bir ortak olduğunu belirterek, “AB’nin, Türkiye ile tüm alanlarda daha işbirlikçi ve karşılıklı faydaya dayalı ilişki geliştirmesi, her iki tarafın da stratejik çıkarınadır” dedi. Varhelyi de, “Bu rapor, Türkiye-AB ilişkilerinin adım adım daha ileriye taşınması için bir yeni başlangıçtır” ifadesini kullandı.

Raporda, bugüne kadar askıya alınan Ortaklık Konseyi gibi mekanizmaların ve yüksek düzeyli temasların yeniden başlamasını öneren olumlu tavsiyeler yer aldı. Ancak Türkiye’nin uzun süredir beklediği Gümrük Birliği Anlaşması’nın modernizasyonu ve vize kolaylığı gibi konuların, “Akdeniz’deki istikrar, Rusya’ya yaptırım ve Kıbrıs sorununun çözümüne bağlanması” da dikkat çekti.

Borrell, “Türkiye ile ilişkilerde nerede olduğumuzu ve stratejik olarak nasıl şekillendirmek istediğimize ilişkin rapor hazırlamamız istendi. Bize göre Türkiye çok önemli bir ortak. Doğu Akdeniz’de yaşananlar, Kıbrıs sorunu gibi konularla 2021 baharında ilişkilerimizde bir dönüm noktası oldu. Doğu Akdeniz’deki dinamikler konusunda bazı AB ülkeleri ile Türkiye arasında anlaşmazlıklar vardı. Buna Kıbrıs meselesi de dahildir. Ancak yapıcı adımlar da atıldı. Hala birlikte çözmemiz gereken çözülmeyen sorunlar var” dedi.

AB-Türkiye ilişkilerinde geçmişte sıkıntıların yaşandığını belirten Borrell, “Şimdi her ikimiz de karşılıklı fayda çerçevesinde ilişkileri geliştirmek istiyoruz. Unutmayın Türkiye AB aday ülkesi. Ve bu raporun üyelik müzakereleri ile bir ilgisi yok. AB ilişkileri zenginleştirecek adımlar atmalı. Türkiye de bu bağlamda çatışmadan işbirliğine geçmek için daha fazla çalışılmalı” dedi.

AB Komisyonu, özellikle Türkiye’nin beklediği Gümrük Birliği Anlaşması’nın modernleştirilmesi ve “vize kolaylığının” ele alınabilmesi için Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki istikrara katkı sunması, Yunanistan ile iyi ilişkilerin korunması, Rusya’ya yaptırımların delinmesine izin vermemesi ve Kıbrıs’ta yerleşimlere kapalı bölgelerin açılmasını da kapsayan bir çözüme gidilmesi” şartını koştu.

Borrell, “Türkiye ile başta ticaret, yatırım, göç, bağlılık, yeşil ve dijital geçiş, enerji ve vize kolaylığı alanında ilişkileri daha da geliştirmeyi öneriyoruz” dedi. Bunun bir göstergesi olarak Gümrük Birliği Anlaşması’nın modernleştirilmesi konusunu açmak istediklerini belirten Borrell, “Ama aynı zamanda beklentilerimiz çok açık. Rusya ile yaptırımlara uyulması konusunda bizimle işbirliği, Akdeniz’de istikrarın korunması ve Kıbrıs’ta yerleşim yerlerinin açılmasını sağlayacak bir çözüm iklimini de görmemiz gerekiyor. Son olarak da hukuk devleti ve temel haklar konusunda ilerleme görmek istiyoruz” dedi.

Oliver Varheyi de, “Türkiye aday ülke, AB’nin kilit ortaklarından. NATO müttefiki ve aynı zamanda stratejik ortağımız. Ankara ile her konuda aynı fikirde değiliz ama uzlaşma olan noktalarına odaklanarak çalışmayı öneriyoruz” dedi. Varhelyi, “Bu rapor, Türkiye-AB ilişkilerinin adım adım daha ileriye taşınması için yeni bir başlangıçtır” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin, AB’nin yedinci en büyük ticaret ortağı, AB’nin ise “Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı” olduğuna dikkat çeken Varhelyi, 200 milyar Euro’luk bir ticaret hacmiyle ilişkilerin rekora ulaştığını vurguladı. Türkiye ile diğer alanlarda da işbirliğine gitmek için potansiyel olduğunu ancak Türkiye’nin de adım atmasına ihtiyaç duyduklarını kaydetti.

Raporda da yer alan önerileri sıralayan Varhelyi, AB-Türkiye yüksek düzeyli diyaloglarının yeniden başlamasını, bu bağlamda Ortaklık Konseyi’nin bakanlar seviyesinde yeniden etkinleştirilmesini, uluslararası ve bölgesel diplomasi alanında düzenli temas geliştirilmesi, ticaret alanında yatırımların arttırılması, Gümrük Birliği anlaşmasının yenilenmesi gibi alanlarda öneriler sunduklarını açıkladı.

Raporda, “AB’ye vize başvurusunda bulunan öğrenci, iş adamı, AB’de aile üyeleri olanlar gibi belirli kategorilerde vize başvurularına erişimi kolaylaştırmak için üye devletlerle olanakların araştırılmasını” da önerdiklerini ekledi.

“Türkiye ile görüşmeye hazırız”

Toplantıda Türk, Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunan medyasından sorular geldi. Borrell, Türkiye’nin stratejik rolüne ilişkin bir soruya, “Türkiye’yi Libya’da görüyoruz. Somali’de görüyoruz. Hatta Venezuela ile ilgilendiğini dahi görüyoruz. O halde Türkiye, kendi bölgesinde, Ortadoğu barış sürecinde nasıl rol oynamaz ? Türkiye iki devletli çözümü içeren Filistinliler’in hedefini güçlü şekilde destekliyor. Bu konuda bölgedeki tüm ilgili aktörlerle ilişki kurmaya hazırız. Arap dünyasının temsilcileriyle görüşüyoruz. ‘İki devletli çözümü getirecek politik çözüm yollarını Türkiye ile görüşmeye hazırız” yanıtını verdi.

Josep Borrell, ilişkilerin son derece karmaşık olduğuna da vurgu yaparak, “Terörle mücadele konusunda Türkiye bizim ortağımız. Ama bize göre Hamas terörist örgüt. Türkiye bu konuda farklı bir yaklaşıma sahip. Buna rağmen çözüm yalnızca askeri değil politik de olmalı diyoruz. Bu konuda Türkiye ile hemfikiriz” dedi.

Türkiye’nin Rusya’ya yaptırımların uygulanabilmesi konusunda önemli rol oynadığını da sözlerine ekleyen Borrell, “Ukrayna tahılları konusunda Türkiye önemli arabuluculuk rolü üstlendi. Bugün bu yol tıkandı, Ukrayna tahıllarını ihraç edebilmek için başka yol buldu. Ama bu Türkiye’nin geçmişte yaptıklarını takdir etmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Demek istediğim konular son derece karmaşık” diye konuştu.

Borrell, “Atılması istenen olumlu adımları Kıbrıs şartına bağladığınız duygusuna kapılmamak elde değil. Ne diyorsunuz bu konuda” sorusuna da, “Çok büyük sorunların olduğu bir jeopolitik dönemden geçiyoruz. Ukrayna, Rusya, Libya… AB kendi güvenliğini oluşturmak zorunda. Türkiye ile karşılıklı faydaya dayanan ilişkilerimize çok büyük önem veriyoruz. Türkiye’nin AB’nin önemli bir komşusu, anahtar bir ülke olduğunu kabul ediyoruz. Bu önerileri olumlu yönde alın. Türkiye ile yazılı tüm sorunlarımızı çözmek istiyoruz ve çözümler zengin olmalı. Ortak sorunlarımıza ortak çözümler bulmak istiyoruz” karşılığını verdi.

Borrell ve Varhelyi tarafından hazırlanan rapor, 14-15 Aralık’ta toplanacak olan liderler zirvesinde görüşülecek.

Paylaşın

HEDEP’li Saruhan Oluç’tan Meclis’te ‘Kürt Kökenli’ Söylemine Tepki

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun sarf ettiği “Kürt kökenli” kavramına da tepki gösteren HEDEP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, “Ya, bizde Kürt’e ‘Kürt’ deniyor, Türk’e ‘Türk’ deniyor, Arap’a ‘Arap’ deniyor; kökeni mökeni yok bu işin; Kürt’e ‘Kürt’ denir. Onu da bir kez daha söylemiş olayım” ifadelerini kullandı.

Kayyım atamalarına dair tartışmanın sürdüğü TBMM Genel Kurulu’nda, Akbaşoğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Kürtlerin seçtiği belediyelere kayyım atanmadığını söyledi. Bunun üzerine söz alan Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Akbaşoğlu’nun sözlerine sert tepki gösterdi.

MA’nın aktardığına göre; Saruhan Oluç, “Kürtlerin seçtiği belediyelere kayyum atamıyormuşsunuz öyle mi? El insaf. Yıl 2019, 31 Mart’ta seçim yapılmış. 1 Nisanda 2019’da Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerine, büyükşehir belediyelerine kayyum atanmasıyla ilgili valilikler İçişleri Bakanlığına yazı göndermiş. Bak, seçimden bir gün sonra, daha belediye eş başkanları mazbatalarını almamışlar, ortada hiçbir şey yokken, 1 Nisanda yazı göndermişler. Neden?” diye sorarak, tepki gösterdi.

HEDEP Grup Başkanvekili Oluç, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kayyım atamalarının Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda olduğuna dair sözlerini de anımsattı. Oluç, “O İçişleri Bakanınız, seçim döneminde bu kayyumların nasıl atandığını anlattı. Dedi ki: ‘Beyefendi beni çağırdı. ‘HDP’nin bu belediyeleri kazanmış olmasından dolayı rahatsızım. Bu belediyeler için bir şey yap.’ dedi.’ O da demiş ki: ‘Körün istediği bir göz, beyefendi verdi bana iki göz. Hemen birkaç gün içinde hallettim meseleleri.’ diye anlattı. Siz yani, seçim yoluyla, sandık yoluyla kazanamadığınız belediyeleri kayyum atayarak ele geçirdiniz. Seçim hukukunu, sandık hukukunu çiğnediniz. Halkın, Kürt halkının iradesini gasbettiniz. Bir de diyorsunuz ki: ‘Kürtlerin seçtiği belediyelere kayyum atamıyoruz.’ Ya, ne yapıyorsunuz? Belediyelerimizin hepsine kayyum atadınız. Üstelik de bu atanmış olan kayyumlar yolsuzluk yaptı, hırsızlık yaptı” dedi.

“Kürt kökenli” tepkisi

Akbaşoğlu’nun sarf ettiği “Kürt kökenli” kavramına da tepki gösteren Oluç, “Ya, bizde Kürt’e ‘Kürt’ deniyor, Türk’e ‘Türk’ deniyor, Arap’a ‘Arap’ deniyor; kökeni mökeni yok bu işin; Kürt’e ‘Kürt’ denir. Onu da bir kez daha söylemiş olayım. Şimdi, bir tane ortada açılmış dava, bir tane yazılmış iddianame yok ki belediye eş başkanları usulsüz harcama yapmış olsunlar ve bundan dolayı yargılansınlar. Meseleniz seçim yoluyla, sandık yoluyla kazanamadığınız belediyeleri kayyumlar, atanmış kayyumlar, vali ve kaymakamlar yoluyla ele geçirmek; talan, yolsuzluk, hırsızlık yapmak, halkın iradesini gasp etmek ve Kürt halkına düşmanlık yapmaktır” diye belirtti.

Paylaşın

İkinci El Otomobil Fiyatları Dibi Gördü!

“İkinci el otomobil fiyatlarında belki de en düşük seviyelerde, dipteyiz.” değerlendirmesinde bulunan Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, daha fazla düşüşün mümkün olmayacağını söyledi.

Geleneksel yıl başı kampanyaları kapsamında birçok avantaj sunulduğunu, ancak yeni yıl ile birlikte hem ikinci el hem de sıfır kilometre araç fiyatlarının tekrar yükseliş trendine gireceğini öngördüklerini söyleyen Karakaş, şunları ifade etti:

“Fiyatların yükselişi karşısında otomobil alımı için ihtiyaç olan finansman modellerinin yokluğu, ikinci el araç pazarında önümüzdeki yıl belirli oranda daralmaya neden olacaktır ki sektörde de genel bir endişenin hakim olduğunu görüyoruz.”

Ticaret Bakanlığı’nın aldığı kararlar, finansman çözümlerindeki çıkmaz ve yüksek faiz oranları sebebiyle ikinci el araç fiyatlarında 3 yılın ardından ilk kez keskin bir düşüş yaşanırken, gözler 2024 yılına çevrildi.

Diğer yandan marka-model bazlı olarak ortalama yüzde 20’ye kadar düşen ve bazı modellerde yüzde 30’a yakın fiyat düşüşlerine sahne olan ikinci el otomobil pazarında özellikle kurumsal şirketler, birçok avantajlı kampanya sunmaya çabalıyor.

“Artık fiyatlarda en belki de en düşük seviyelerde, dipteyiz.” değerlendirmesinde bulunan Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, daha fazla düşüşün mümkün olmayacağına dikkat çekti.

Mynet’in haberine göre; Karakaş “Fiyatlarda ekstra bir düşüş artık mümkün değil. Merkez Bankası’nın politika faizi konusundaki pozisyonu netleşti ve bu yüksek faiz atmosferinde, mevcut stok maliyetleriyle satıcılar fiyat kıramayacak noktaya geldi” dedi.

Geleneksel yıl başı kampanyaları kapsamında birçok avantaj sunulduğunu, ancak yeni yıl ile birlikte hem ikinci el hem de sıfır kilometre araç fiyatlarının tekrar yükseliş trendine gireceğini öngördüklerini söyleyen Karakaş, şunları ifade etti:

“Fiyatların yükselişi karşısında otomobil alımı için ihtiyaç olan finansman modellerinin yokluğu, ikinci el araç pazarında önümüzdeki yıl belirli oranda daralmaya neden olacaktır ki sektörde de genel bir endişenin hakim olduğunu görüyoruz.”

Ancak bankaların kredi verme iştahı artarsa daha stabil bir pazardan söz edebiliriz. Şu anda bazı marka ve modellerde neredeyse geçtiğimiz kış gördüğümüz seviyelere yakın fiyatlarla karşılaşıyoruz.”

Paylaşın

Gazze Şeridi’nde 50 Binden Fazla Konut Yerle Bir Edildi

İsrail’in hava saldırıları sonucun Gazze Şeridi’ndeki 50 binden fazla konut yerle bir olduğu rapor edildi. Gazze Şeridi’ndeki hükümetin raporuna göre, İsrail’in hava saldırılarında 250 binden fazla konutta hasar gördü.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı yetkilileri, 7 Ekim’den bu yana İsrail saldırılarında Gazze’de en az 15 bin kişinin öldüğünü açıkladı. Bakanlık hayatını kaybedenlerin yaklaşık 6. bininin çocuk olduğunu belirtti.

Öte yandan AFP’nin sorularını yanıtlayan Hamas’a yakın bir kaynak, hareketin ateşkesi “dört gün” daha uzatmayı “kabul ettiğini” söyledi.

Aynı kaynak “Hamas bu süre zarfında diğer direniş hareketleri ve diğer taraflarla birlikte elinde tuttuğu İsrailli mahkumları mevcut anlaşma çerçevesinde ve aynı koşullar altında serbest bırakabilecek durumdadır” dedi.

Hamas, 24 Kasım’dan bu yana her gün, 7 Ekim’de kaçırılan yaklaşık on kadın ve çocuğu serbest bırakırken, bunun üç katı kadar Filistinli mahkumu da İsrail serbest bıraktı. Salı akşamı da on İsrailli kadın ve iki Taylandlının yanı sıra 30 Filistinli tutuklu serbest bırakıldı.

Son olarak Filistin topraklarına büyük miktarda insani yardımın girmesini sağlayan ateşkesin altıncı gününde 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehinelerin İsrail’in elindeki Filistinli mahkumlarla takas edilmesi bekleniyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Gazze Şeridi’nde ateşkes çağrısını yeniledi. BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü, sosyal medya hesabından, “UNICEF, Gazze’deki çatışmalara verilen aranın uzatılmasını memnuniyetle karşılıyor” dedi.

Filistin Kızılayı da İsrail’in yakıt kamyonlarının Gazze Şeridi’nin kuzeyine girişini engellediğini açıkladı.

Başbakan Binyamin Netanyahu, İsrail’in askeri operasyonunun Gazze “İsrail için artık bir tehdit olmaktan çıkana kadar” devam edeceğini söyledi. Netanyahu, Hamas tarafından alınan tüm rehinelerin “istisnasız” serbest bırakılacağını ifade etti.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, daha öncede yaptığı açıklamada ateşkes sona erdiğinde İsrail’in “tüm gücüyle” saldırılarına devam edeceğini söylemişti.

İsrail hükümet sözcüsü Eylon Levy, “İsrail’deki Filistinli mahkumlar ile Gazze’de tutulan İsrailli rehineler arasındaki üçe bir takas temelinde mevcut rehine salıverme süresi beş gün daha uzatılabilir” dedi ve ekledi:

“Hamas’ın rehineleri serbest bırakmaya devam etmek istemesi halinde 50 Filistinli tutuklunun daha serbest bırakılmasına izin verdik. Hamas rehineleri bırakmayı durdurduğunda, daha fazla rehineyi serbest bırakana kadar üzerindeki askeri baskıyı sürdüreceğiz.”

Paylaşın