MHP Lideri Bahçeli’den “Kayyım” Açıklaması: Bakanımızı Kutluyorum

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın yerine kayyım atanmasına ilişkin, “İçişleri Bakanlığımız hukuk sınırları dahilinde devreye girmiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin hükmü şahsiyetini, egemenlik haklarını amasız, fakatsız muhafaza etmiştir. Bu kapsamda İçişleri Bakanımızı ve mesai arkadaşlarını yürekten kutluyorum” dedi ve ekledi:

“Bir teröristin 31 Mart seçimlerinde aday gösterilmesi evvelemirde demokrasiye kast etmek, hukuku işlevsiz hale sokmak niyetiyle arkasından dolanmak, devlet ile yöre halkını karşı karşıya getirmenin hazırlığını yapmaktır. Silahlı terör örgütünü yönetmek, silahlı terör örgütüne üye olmak ve örgüt propagandası yapmak suçlarından Hakkari 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması süren ve hakkındaki kararın açıklanması an meselesi olan bir PKK’lının seçimlere katılması başlı başına skandaldır.”

Devlet Bahçeli, açıklamasının devamında, “Halkın iradesine ket vuran, hukuka kara çalmak için teşebbüs içinde olan bayraksızlar bellidir. Demokrasi ve özgürlük istismarıyla Türk ve Türkiye düşmanlığında söz kesen hainler bellidir. “Kayyuma karşıyız” sözleriyle, bölücü terör örgütüne açık veya gizli hizmet eden, destek veren kimlik ve kişilik yoksunları bellidir. Ama hepsinden daha belli ve daha bilinir olan da Türk devletinin ve Türk milletinin muktedir gücü, yılanın başını ezen demir yumruğudur” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında gündemin öne çıkan başlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yüksek Seçim Kurulu’na yapılan itirazlar ve bunun sonucunda alınan karar doğrultusunda, 2 Haziran 2024 Pazar günü 3 ilçe ile 4 belde de yerel seçimler tekraren yapılmıştır. Bu kapsamda milli irade tecelli etmiş, resmi olmayan sonuçlar belli olmuştur. Milliyetçi Hareket Partisi, Aksaray’ın Sağlık Beldesi’nde seçimi kazanmış, demokratik yarış halinde olduğu diğer bazı seçim bölgelerinde de az farkla geride kalmıştır. Mesela Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde olan budur.

Öncelikle belirtmeliyim ki, oy versin ya da vermesin aziz milletimizin her güzel insanına teşekkür ediyorum. Sağlık Beldesi Belediye Başkanımız başta olmak üzere, 2 Haziran’da seçilen her belediye başkanını tebrik ediyor, başarılar diliyorum. Milliyetçi Hareket Partisi’nin aday ve teşkilatları, yenilenen seçimlerin hazırlık döneminde azami feragat ve gayretle çalışmıştır. Gönül isterdi ki, daha iyi sonuç alalım, daha müessir olalım. Ancak milletimizin takdir ve tercihi neyse bağlılığımız ve saygımız tartışmasızdır.

CHP Genel Başkanı’nın, yenilenen Pınarbaşı Belediye Başkanlığı seçiminin hitamında Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve Kayseri Milletvekilimize karşı sergilediği nezaketsiz ve sevimsiz tutum yakışıksız olduğu kadar mesnetsiz ve temelsizdir. Milliyetçi Hareket Partisi, 31 Mart 2024 tarihinde yapılan Pınarbaşı Belediye Başkanlığı seçimlerinde usulsüzlüklerin ve hukuksuzlukların olduğunu iddia etmiş, bu iddianın ispatıyla da seçimin tekrarı kararlaştırılmıştır.

Kayseri Milletvekilimizin terör estirdiğini, küfürler eşliğinde önüne geleni tehdit ettiğini söyleyen CHP Genel Başkanı müfteriliğine yeni bir halka eklemiştir. Bu şahsın ağzından çıkacak sözler bunlar mı olmalıydı? Bir parti genel başkanı değerlendirmesini bu çerçevede mi yapmalıydı?

Milliyetçi Hareket Partisi’nin herhangi bir milletvekili veya teşkilat mensubunu terörle ilişkilendirmek sadece ağır bir bühtan değil, aynı zamanda yumuşama pozları veren bir zatın edepsiz beyanatı ve eşik tanımayan hezeyanıdır. CHP Genel Başkanı, terör ve terörist görmek hususunda önüne geçemediği bir merak içindeyse bize değil, yanı başında vazo gibi tuttuğu, kol kola girdiği, emel ve hedef birlikteliği içinde olduğu DEM’li bölücülere bakması en doğru ve doğal tercih olacaktır.

Bize küstahça üslup hatırlatması yapan bu şahsın, önce kendi ağzını yıkaması, diline hakim olması, hırs bürümüş gözüne bizi kestirmekten derhal dönüş yapması ikazen tavsiyemdir. Parti yöneticilerimizi ve milletvekillerimizi doğrudan hedef alan, yalan ve yanlışlarla dolu iddialarda bulunan CHP Genel Başkanı’nın yolu yol değildir, sözleri itibarlı ve isabetli değildir.

31 Mart 2024 tarihinde seçilmiş bir belediye başkanı düşününüz; PKK/KCK terör yapılanmasının üst düzey yöneticisi olarak görev alsın, örrgüt nam ve hesabına sözde sorgulamalar yapıp, sözde vergiler toplasın, terörist cenazeleri ve benzeri eylemleri organize ederek halka katılımlarını sağlamak amacıyla baskı yapsın, kepenk kapatmaya karşı çıkan esnafı PKK terör örgütü adına tehdit etsin, küçük yaştaki çocukları kandırarak terörist sevk ve devşirme zincirinin tam göbeğinde yer alsın, mehmetlerimize, polislerimize, korucularımıza ve sivil vatandaşlarımıza eylem amacıyla dağdan şehre inmiş hainleri evinde barındırsın, kısaca özetlediğim bu belediye başkanı modeline bire bir uyan Hakkari Belediye Başkanı, hamd olsun görevden uzaklaştırılarak göz altına alınmış, Hakkari Valimiz Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir.

İçişleri Bakanlığımız hukuk sınırları dahilinde devreye girmiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin hükmü şahsiyetini, egemenlik haklarını amasız, fakatsız muhafaza etmiştir. Bu kapsamda İçişleri Bakanımızı ve mesai arkadaşlarını yürekten kutluyorum.

Bir teröristin 31 Mart seçimlerinde aday gösterilmesi evvelemirde demokrasiye kast etmek, hukuku işlevsiz hale sokmak niyetiyle arkasından dolanmak, devlet ile yöre halkını karşı karşıya getirmenin hazırlığını yapmaktır. Silahlı terör örgütünü yönetmek, silahlı terör örgütüne üye olmak ve örgüt propagandası yapmak suçlarından Hakkari 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması süren ve hakkındaki kararın açıklanması an meselesi olan bir PKK’lının seçimlere katılması başlı başına skandaldır.

Halkın iradesine ket vuran, hukuka kara çalmak için teşebbüs içinde olan bayraksızlar bellidir. Demokrasi ve özgürlük istismarıyla Türk ve Türkiye düşmanlığında söz kesen hainler bellidir. “Kayyuma karşıyız” sözleriyle, bölücü terör örgütüne açık veya gizli hizmet eden, destek veren kimlik ve kişilik yoksunları bellidir. Ama hepsinden daha belli ve daha bilinir olan da Türk devletinin ve Türk milletinin muktedir gücü, yılanın başını ezen demir yumruğudur.

“Türkiye, muz cumhuriyeti, kabile devleti değildir”

PKK’lı sözde Hakkâri Belediye Başkanı’nın kirli yakasından nasıl tutulmuşsa, inanıyorum ki, diğer kanun ve ahlak kaçkını sözde belediye başkanlarının ve milletvekillerinin de yakalarından öyle tutulacaktır. Türkiye, muz cumhuriyeti, kabile devleti, işgal ülkesi değildir. Yanılıp yenilip aksini düşünenlere bu vatanın suyu da, havası da, ekmeği de boğazlarına dizilecek, burunlarından fitil fitil getirilecektir.

Güney sınırlarımız boyunca terör devleti hayalini kuranların, hevesleri sadece kursaklarında bırakılmakla kalmayacak, Türk milletinin kudretini topu birden en ağır şekilde göreceklerdir. Türkiye’yi önce hırpalayıp, sonra yorup ve yıldırıp, ardından da bölgesel ve küresel dayatmalarla bölünmesini planlayanlar unutmasınlar ki, Türk milletinde kahraman bitmez, şehitler tepesi boş beklemez, gaziler kervanının arkası hiçbir zaman kesilmez. Doğudan batıya, kuzeyden güneye tüm Türkiye’de terörist belediye başkanı, terörist milletvekili istemiyoruz.

Sözde kayyum edebiyatı yapanlar önce bölücü terör örgütü PKK’ya nasıl baktıklarını, onun siyasi aparatı DEM’e nasıl yaklaştıklarını netliğe kavuşturmakla mükelleftir. Bir PKK’lının adli ve idari manada tecziye edilmesine kim karşı çıkıyorsa, kimler halk iradesinin ve demokrasinin tanınmadığını ileri sürüyorsa, onları iyi tanıyınız, beşinci kol faaliyeti içinde nasıl zehir döktüklerini, ihanetin seyrüseferine nasıl çıktıklarını açıkça göreceksiniz.

Yargıya intikal etmiş bir cinayet davasında partimizin ve Ülkü Ocakları’nın suçlanması, hatta dahilde ve hariçte Ülkü Ocakları’na suç örgütü gölgesi düşürmek için kolları sıvayan ajan ve provokatörlerin sırtının sıvazlanması tesadüf değildir. Hepsini biliyoruz, hepsini takip ediyoruz, verilmeyecek bir hesabımızın olmadığını cümle alemle paylaşıyoruz. Ancak özellikle altını çizmek isterim ki, 55 yıllık mazimizin damıtılan şuuruyla, devleşmiş mücadele ruhuyla dostumuzu da, düşmanımızı da tefrik edecek karakter hamd olsun bizde vardır, tetiktedir, teyakkuzdadır ve buradadır.

Hesaplaşacağız, ama helalleşmeyeceğiz. Bugüne kadar sessiz kalışımız Ülkücü katillerini unuttuğumuz anlamına asla gelmemelidir. Dün kanımızı dökenlerin bugün sözde mahkeme kurup Ülkücü müdafaasına tevessül etmeleri utanmazlığın sınır tanımadığına acıklı bir örnektir. Ülkücüyü, Ülkü Ocaklarıyla ayrıştırmanın, dahası terörle ilişkilendirmenin zillet ve kabus dolu düşünü kuranlar eninde sonunda mahcup ve mağlup olacaklardır.

Bize hazırlanmış bir iddianameyle ilgili olmadık lafı edenler her şeyden önce ellerine ve vicdanlarına bulaşmış Ülkücü kanlarını temizleyecek edep ve onuru gösterebilmelidir. Bizim hiç kimseden öğrenecek veya duyacak bir şeyimiz yoktur. İlk silahı çekenlerin, ilk mermiyi atanların, Türkiye’yi Marksist-Leninist uçuruma itmek için her ilkelliği tatbik edenlerin binlerce dava arkadaşımızın kanına girdiğini yaşayarak biliyoruz ve onlarla, onların izinden yürüyenlerle her seviyede hesaplaşmaya hazır olduğumuzu üstüne basa basa açıklıyoruz.

Milliyetçi-Ülkücü Hareketi geçmişte haksız yere suçlayıp hunhar saldırılarla iradesinden, istikametinden, inancından ve davasından caydırmaya azmedenlerin, bugünkü siyasi ve ideolojik uzantılarının bir cinayet davası üzerinden MHP ve Ülkü Ocakları düşmanlığını güncelleme teşebbüsü aşağılık bir tertibin, alçak bir tezgahın, dış bağlantılı bir kumpasın varlığına işaret değilse acaba nedir?

12 Eylül öncesi yarım kalan mücadeleyi şayet tamamlamak için gün sayanlar varsa, ben de diyorum ki, sizden korkan sizin gibi olsun, yolundan dönen namert olsun, davasının onurunu savunmayan şerefinden mahrum olsun. Hesaplaşma teklifimizi yineliyorum. Hatta hodri meydan diyorum.”

Paylaşın

Galatasaray’da İstifa Depremi: Kötülüğün Ürediği Yerde Hiçbir Şey Olmaz

Galatasaray Sportif A.Ş Başkanvekili Erden Timur, “13-14 aydır devam eden planlı yapılan iftiralara dayanmamın sebebi Galatasaray. Başka tutunacak bir dalım kalsa bu kararı almazdım” sözleriyle Galatasaray’daki görevinden ayrıldığını açıkladı.

Galatasaray Sportif A.Ş. Başkan Vekili Erden Timur, düzenlediği basın toplantısında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Fanatik’in aktardığına göre; Erden Timur, özetle şunları söyledi:

“Elimde olmayan nedenlerden dolayı 1 aydır, belki 1 ayı daha geçkindir gündemi meşgul ettiğim için kamuoyundan özür diliyorum. Ben şampiyonluktan 1-1.5 ay önce başkanımıza konuyu ilettim. Yönetim listesi verilmeden önce, yönetimde olmamla ilgili kendi talebini iletince, yakın çevreme de söylüyorum, o zaman ilettim. Şampiyonluk yarışı olduğu için bunu o an söylemek mümkün değildi.

Yazılı açıklamadan basın toplantısına dönmemin nedeni bana gönderilen şahsi mesajları, okusanız ağlarsanız, bunlar camiadan önemli insanlar, özellikle göndermişler. Sosyal medyadaki bol takipçili hesaplara, bu şeyleri göndererek, biz kaç yaşında insanlarız, bizleri de reddediyor, bu işin altında başka bir iş var diye herkese bir servis. Allah’ın işi ya bu, tanımadığım insandan öğrendim bunu. Onlara yakın birisi herhalde, bilmiyorum. İnsani değerlere değer veren biri. ‘Hep bu insanların içerisindeyim, herhalde 1 yılı aşkındır olumlu hiçbir şey duymadım abi, sen bize şeytan gibi anlatılıyorsun’ dedi. Bu maksatlı şeyi gördükten sonra ben anlatayım dedim.

Bu kadar iftiraya 1-2 ay sabredebileceğim yerde 14 aydır dayanmamın tek sebebi Galatasaray’dır. İstifa etmekten başka çarem kalmadı, tutunacak bir dalım olsa tutunurdum. Aylarca sürdü, son 7 ay özellikle yoğun. Ne yaptığımı ben de bilmiyorum inanın. Ne arsızlığımız, ne hırsızlığımız, ne namussuzluğumuz, ne komisyonculuğumuz… Ben de bırakmayı hiç istemiyorum öyle bir şey var. Ama hiçbir dal yok.

“Kötülüğün ürediği yerde hiçbir şey olmaz”

Ben, Galatasaray’a her şeyimi vermeye hazırdım, hazırım, hazır olacağım. Bunu da bu iki senede gösterdim. Ama Galatasaray’ın asıl büyük problemi, içerideki bu kötü siyaset. Sürekli bir şeyler iyi giderken böyle olmasının sebebi, bu siyaset. Bu siyaset, Galatasaray’a 10-20 şampiyonluk zarar veriyor. Avrupa kupası alamamasına sebebiyet veriyor. Kötülüğün ürediği yerde hiçbir şey olmaz. İyilikle bir şeyler oluyor.

Galatasaray’dan faydalanan iğrenç bir insansam bırakmamam gerekiyor. Her şeye benim bakmam isteniyor. Suyun başındayım ve kalmam isteniyor neden gideyim? Son bir senede sadece bireysel çevremle Galatasaray’a 40 milyon Euro sponsorluk kazandırdım! Galatasaray’ın içindeki kötü siyaset Galatasaray için en kötü şey.

Tüm bu yaşananlardan sonra yapabileceğim hiçbir çare kalmıyor. Tutmayı düşündüğüm tüm dallar kırıldı. Maalesef ayrılıyorum. Başka tutunacak bir dalım kalsa hiçbir şekilde bu kararı almazdım. Taraftar bırakmamı istemiyor, anlıyorum. Ben de bırakmayı hiç istemiyordum ama hiçbir dal yok çünkü dedikleri gibi bu işlerden nemalanan o iğrenç insansam bırakmamam lazım.

Galatasaray Divan Kurulu’nda konuşulanlara alınmışım, ağlamışım. Yok öyle bir şey. Ben nazlı gelin miyim? 80 milyarlık şirket sahibiyim, bana ‘komisyoncu’ dediler.

Sizce Galatasaray’ın en büyük sorunu bir sene daha şampiyon olup olmaması mı, yoksa Galatasaray her ivme kazandığında Galatasaray’a bu kadar bela açan, insanları kirleten bu kötü siyaset mi? Hangisi daha büyük problem? Mevlana’nın bir sözü var. Sustum ‘kahrından susuyor’ dediler. Biraz konuştum ‘zehrini kusuyor’ dediler. Şampiyonluktan sonra oyuncularla konuştum. Her zaman onlara destek olacağımı söyledim. Mauro Icardi çok özel bir insan. Ben onunla hiçbir şey konuşmadım ama insanın duygusundan anlar. Benim hep arkamda duran çok az sayıdaki insandan biriydi. Icardi’nin ayrılacağını düşünmüyorum.

Ali Koç’un saldırılarının kararımda hiçbir etkisi olmadı. ‘Fenerbahçe camiası da kesinlikle ayrılmayacak, Galatasaray şemsiyesi altından çıkmaması lazım. Oradan çıkarsa başına çok şey gelir’ dediler. Onlardan korkuyorsak kalmak lazım. Ticaret Bakanlığı tarafından 8.5 ay incelendi şirketim. Neler neler oldu. Her noktasına zerresine şey yapıldı.

Erden’i seviyoruz, arkasındayız…’ Eee sonra? Mauro Icardi’den başka bu konuda bir destek görmedim. Samimiyetsiz ortama tiyatro denilebilir. Galatasaray’da tiyatro yapanlar 300-500 kişidir. Esas samimi olanlar daha fazla. Tiyatro ifadesi kullanılabilir. Galatasaray’da görev alan herkes bir gün başkanlık yapmak ister.”

Paylaşın

Kayyım Atamaları Devam Edebilir Mi, Muhalefetten Ne Bekleniyor?

Mehmet Sıddık Akış 1995 yılından bu yana DEM Parti geleneğinden gelen partilerde yöneticilik yaptı ve 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde de ön seçimden çıkarak belediye başkanlığına aday oldu. Ancak belediye başkanı seçilmesinden sonra hakkında yeni bir soruşturma başlatıldığı bilinmiyordu.

Parti kaynakları, bu yolla İçişleri Bakanlığı’nın istediği belediyeye kayyum atayabileceğine dikkat çekerek, “Zaten başka yerlerde de hazırlık yapıldığını biliyoruz” sözleriyle yeni atamaların olabileceğini dile getiriyor.

DEM Parti, önceki yıllardaki kayyum atama süreçlerinin tersine, toplumsal muhalefeti genişleterek, kayyum atamalarının önüne geçme hesabı yapıyor. Hakkari’ye kayyum atanmasının hemen ardından başta CHP olmak üzere muhalefet partileri ile temasın altında da bu anlayış yatıyor.

31 Mart Yerel Seçimleri’nin ardından DEM Partili Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın görevden uzaklaştırılarak, yerine Hakkari Valisi Ali Çelik’in kayyum olarak atanması gündeme damgasını vurdu.

DEM Parti, eylemlilik ve partili belediyeler önünde nöbet tutma kararı alırken, muhalefet partileri ile görüşme trafiği yürüterek, destek istedi. Edinilen bilgiye göre DEM Parti Eş Genel Başkanları CHP lideri Özgür Özel ile temasa geçti.

DEM Parti, Hakkari’ye kayyum atanmasının ardından, yenilerinin gelebileceği endişesini taşıyor ve bu konuda “siyasal ve toplumsal muhalefetin tepkisi”nin süreci belirleyeceğini düşünüyor. Parti yönetimi bu çerçevede yeni kayyum atamalarının önünü kesmek ve belediye meclisinde seçimi zorlamak için toplumsal ve siyasal muhalefeti harekete geçirme stratejisi izleme kararı aldı.

Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın gözaltına alınıp, görevden uzaklaştırılmasının ardından DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) olağanüstü toplandı. Toplantı sürerken, Akış’ın yerine kayyum atandı. Toplantıda, Hakkari Belediyesine kayyum atamasına karşı yapılacak protesto eylemlerinin yanı sıra, yeni kayyum atamalarının önüne geçmek için izlenecek strateji ele alındı.

DEM Parti yönetimi, yeni kayyum atamalarının önünü kesmek için partili belediyelerin önünde “nöbet” eylemi başlatma, belediye olmayan yerlerde de il, ilçe örgütlerinin protesto eylemi yapmasını kararlaştırdı. DEM Parti, geçmişteki uygulamalarından farklı olarak muhalefet partileri ile de temasa geçti ve eylemlerine destek istedi.

Bu kapsamda DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit, sabah saatlerinde CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya ile görüştü. Eş genel başkanlar aynı zamanda CHP lideri Özgür Özel ile de iletişime geçti.

Kayyum kararı bekleniyor muydu?

DEM Parti kaynakları, Hakkari’ye kayyum atamasına dönük işaretleri bir süredir gördüklerini ifade ediyorlar. Sıddık Akış, 2014 yılında hakkında açılan dava nedeniyle 5 Haziran Çarşamba günü hakim karşısına çıkacak.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın‘a konuşan bir DEM Parti yöneticisi, “En azından o zamana kadar beklenir diyorduk, ama onu bile beklemediler. Yaklaşık 10 gün önce mütaala verilmesi ve hemen duruşmaya çağrılması nedeniyle kayyum atanabileceğini öngörüyorduk” görüşünü dile getirdi.

DEM Parti yöneticileri İçişleri Bakanlığı’nın gözaltı gerekçesi olarak 10 yıl önce açılan davayla ilgili yargılama sürecinin bilindiğini, ancak ikinci maddede yer alan Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “terör örgütüne üye olmak” suçlamasından yeni bir soruşturma başlatıldığını gözaltına alındığında öğrendiklerini belirtti.

Yöneticiler, bu soruşturmanın birkaç günlük olduğu ve kayyum atamaya gerekçe üretmek için başlatıldığı görüşünde. Akış’ın adaylığına Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) izin vermesi, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunmamasına karşın görevden uzaklaştırılması da “tuzak” olarak nitelendiriliyor.

Kayyum atamaları devam edebilir mi?

DEM Partililer’in verdiği bilgiye göre Mehmet Sıddık Akış 1995 yılından bu yana DEM Parti geleneğinden gelen partilerde yöneticilik yaptı ve 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde de ön seçimden çıkarak belediye başkanlığına aday oldu. Ancak belediye başkanı seçilmesinden sonra hakkında yeni bir soruşturma başlatıldığı bilinmiyordu.

Parti kaynakları, bu yolla İçişleri Bakanlığı’nın istediği belediyeye kayyum atayabileceğine dikkat çekerek, “Zaten başka yerlerde de hazırlık yapıldığını biliyoruz” sözleriyle yeni atamaların olabileceğini dile getiriyor.

Bir parti yöneticisi muhalefetin, özellikle de CHP’nin bu konudaki tutumunun süreç için “belirleyici” olacağını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Belediye başkanlarımız zaten aktif siyasette olduğu için yargılama dosyası olan çeşitli dosyalar var. Burada dikkat çeken nokta şu: Hakkari eş başkanımıza yönelik soruşturma, birkaç gün önce başlamış.

“Dolayısıyla öngöremezsiniz, gizli soruşturma yürütülmüş, o nedenle bütün belediyelere yaygınlaştırılabilir. Amaç, Hakkari’den başlayıp, toplumsal refleksi, muhalefetin tepkisini ölçüp genelleştirmek. Eğer tepki düşük olursa, Hakkari’de olan uygulama genele yaygınlaştırılabilir.”

Hakkari neden tercih edildi?

Kayyum atamalarını, “OHAL uygulamasının Kürtler için devamı” olarak nitelendiren DEM Partililer’e göre Hakkari özellikle tercih edildi. Şırnak’ın “taşıma seçmen” nedeniyle kazanıldığını savunan DEM Partililer, iktidar bloğunun bu hattaki ikinci hedefinin de Hakkari olduğunu savunuyorlar.

31 Mart’ta AKP’nin seçimi almak için “para dağıttığı” ve “taşıma seçmen yığdığını” iddia eden DEM Parti kurmayları, yine de seçimi “büyük farkla” aldıklarını anımsatıyorlar.

AKP adayı İsmet Ölmez’e seçim sonuçlarına itiraz baskısı yapıldığını, ancak Ölmez’in bunu kabul etmediğini belirten DEM Parti kurmayları, “İktidar, Şırnak – Hakkari hattını almak için çok uğraştı, Hakkari’yi seçimde alamadı o nedenle kayyum atandı” görüşünü dile getiriyorlar.

Muhalefetten ne bekleniyor?

DEM Parti, önceki yıllardaki kayyum atama süreçlerinin tersine, toplumsal muhalefeti genişleterek, kayyum atamalarının önüne geçme hesabı yapıyor. Hakkari’ye kayyum atanmasının hemen ardından başta CHP olmak üzere muhalefet partileri ile temasın altında da bu anlayış yatıyor.

31 Mart Yerel Seçimlerinde Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın “memnu (yasak) haklarının iadesi”ne yapılan itiraz gerekçe gösterilerek, mazbatasının verilmemesi üzerine AKP içinden ve muhalefetten yükselen tepkiler nedeniyle geri adım atıldığı anımsatılıyor.

DEM Parti, 31 Mart Yerel Seçimlerinde iktidara karşı “güçlü mevziler kazanan” CHP ve Yeniden Refah’ın yanı sıra diğer muhalefet partileri için kayyum atanması sonrasındaki süreci “demokrasi, adalet mücadelesi sınavı” olarak görüyor.

DEM Parti kurmayları, eğer ilk kayyum atamasına güçlü tepki gösterilmezse, bunun CHP’ye ve diğer muhalefet partilerine de uzanacağını düşünüyor. CHP’lileri İstanbul Şişhane’de kayyum atamalarına karşı yapılan eyleme de davet ettiklerini belirten DEM Parti yöneticilerine göre, güçlü muhalefet iktidara geri adım attırılabilir:

“Biz yeni kayyum atamalarına karşı, hem de Hakkari’de başkanın belediye meclisinden seçilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz. Ama muhalefete de bu süreçte çağrımız olacak. Çünkü eğer bunun önü alınmazsa, Ekrem İmamoğlu hakkında da dava var.

“Bu İzmir’e de başka yerlere de uzanır. Türkiye’de muhalefete zaten yakıştırılan siyasi suç terör. Onun için siyasi nedenlerle terör yaftası yapıştırılan belediye başkanlarına partisi ne olursa olsun sahip çıkmak gerekiyor. Onun için CHP’nin bu sınavdan başarılı çıkması, gelecekte kurguladığı, hayal ettiği Türkiye’nin gereğidir. Onun için bu CHP’nin en önemli sınıvıdır.”

CHP’den Hakkari’ye heyet

Hakkari’ye kayyum atanması Genel Başkanı Özgür Özel’in başkanlığında toplanan CHP Merkez Yönetim Kurulu’nda (MYK) da değerlendirildi.

Özel, kayyum kararını “Hakkari halkının iradesini yok saymak” olarak nitelendirirken, MYK’da, Hakkari’ye heyet gönderilmesi kararlaştırıldı. MYK sürerken, açıklama yapan Parti Sözcüsü Deniz Yücel, görevden alınan Sıddık Akış’ın hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunmadığına dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Kayyum atamak, masuniyet karinesini yok saymak, henüz hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmayan seçilmiş belediye başkanını doğrudan doğruya suçlu ilan etmektir. CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, Antalya Milletvekilimiz Cavit Arı, Bursa Milletvekilimiz Kayıhan Pala bugün (4 Haziran) Hakkari’ye giderek incelemelerde bulunacak.”

‘Normalleşme, yumuşama’ süreci nasıl etkilenir?

AKP’nin ilk kez oy oranıyla ikinci sıraya gerilediği 31 Mart seçimlerinden sonra en çok merak edilen konu başlıklarından birisi kayyum atamalarının devam edip etmeyeceğiydi.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen “olağanüstü hal” sürecinde HDP’li belediyelere yönelik başlayan kayyum uygulaması, 2019’da yapılan yerel seçimlerden sonraki “olağan” dönemde de devam etmişti.

31 Mart seçimlerinin ardından muhalefet cephesinde, CHP lideri Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyareti ile başlayan “siyasette normalleşme, yumuşama” sürecinin en önemli göstergelerinden birisinin kayyum atamalarına son verilmesi olacağı konuşuluyordu.

Siyasette “yumuşama dönemi” beklentisi içinde olan kesimlerce Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’a mazbatasının verilmemesi kararından toplumsal tepki üzerine geri adım atılması örnek gösterilerek, iktidarın kayyum politikalarından vazgeçebileceği beklentisi dile getiriliyordu.

DEM Parti yönetimi ise iktidarın kayyum ataması ile muhalefeti “bölme, DEM’i yalnızlaştırma, kriminalize etme” taktiği izlediği görüşünde.

İktidarın “Kürtsüz normalleşme” arayışında olduğunu savunan parti kurmayları, “Aslında seçimden sonra da iktidarda MHP politikaları galip geldi. Normalleşme dedikleri, seçimle zayıflayan iktidarın kendisine güç takviyesine dönük turlar. CHP’yi yanlarına çekme girişiminden öteye gitmez” yorumunu yapıyor.

Paylaşın

AK Parti Kampında Sert Eleştiriler: Geçin Bunları

AK Parti Milletvekili Vedat Bilgin’in partisinin istişare toplantısında, “Konuşmalardan çıkardığımız seçim sonuçlarında ekonomi yüzde 70 etkiliymiş. Geçin bunları. ‘Anket yaptık, bu çıktı’ diyorsunuz. Bütün sorumluluğu ekonomiye atıyorsunuz” dediği öğrenildi.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) Kızılcahamam’daki üç günlük istişare toplantısına, eski milletvekillerinin ve kurucu isimlerin parti yöneticilerine yönelik sert eleştirileri damga vurdu.

İktidara yakın Türkiye gazetesinin aktardığına göre, daha çok partinin kurucuları ve bazı eski milletvekillerinin söz aldığı kampta, parti yönetiminin, seçim değerlendirmesini rakamlar üzerinden yapıp, herhangi bir özeleştiri yapmaması tepki çekti.

Söz alanlar, genel başkan yardımcılarına “Böyle seçim değerlendirmesi olmaz. Biz halkın arasından çıkıp geldik ama, şu anda halktan kopmuş durumdayız. Siz hiç öz eleştiri yapmadınız. Seçim yenilgisini rakamlarla geçiştiriyorsunuz. Bu sonuçta sizin hiç mi suçunuz yok? Üzerinize alınmıyorsunuz anlaşılan” dedi.

En sert eleştirilerden birini de AK Parti Ankara Milletvekili Vedat Bilgin’in yaptığı öğrenildi. Bilgin’in “Bizi rakamlara boğdunuz. Böyle istişare mi olur? Madem burası bir aile toplantısı, her şeyi konuşacağız. Neden gerçek anlamda bir analiz yapılamıyor? Sizin konuşmalarınızdan çıkardığımız seçim sonuçlarında ekonomi yüzde 70 etkiliymiş. Geçin bunları. ‘Anket yaptık, bu çıktı’ diyorsunuz. Bütün sorumluluğu ekonomiye atıyorsunuz” eleştirilerini yönelttiği belirtildi.

“Bayrak yarışı olarak görüyoruz”

Kamptaki eleştirilere, Genel Başkan Vekili Efkan Âlâ’nın cevap verdiği belirtildi. Âlâ “Seçimler için elimizden geleni yaptık. Biz burada sürekli oturmayacağız. Burada oluruz, olmayız. Bayrak yarışı olarak görüyoruz. Seçim sonuçlarında ekonomi de etkili oldu. Ama 5-6 alanda reform yapsaydık, daha farklı bir sonuç alırdık. Önümüzdeki süreçle ilgili 10 ayrı başlıkta reform yapacağız. Bunların her biri AK Parti’ye bir puan getirse 10 puan eder. Biz nasıl ki geçmişte bu adımları attık ve seçim kazandık, yine atarız, yine kazanırız” diye konuştu.

Paylaşın

Doğuda “OHAL” Günleri: Her Türlü Protesto Yasaklandı

Iğdır, Batman, Van, Şırnak, Tunceli, Ağrı, Diyarbakır, Bitlis, Hakkari, Mardin, Siirt, Muş’ta açık hava toplantısı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması gibi etkinlikler yasaklandı. Birçok ilde yasak süresi 4 Haziran tarihinde yürürlüğe girmek üzere 7 gün olarak belirlendi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın görevden uzaklaştırılması ve yerine kayyum atanması sonrasında birçok ilde açık hava toplantısı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması gibi etkinlikler yasaklandı.

Iğdır, Batman, Van, Şırnak, Tunceli, Ağrı, Diyarbakır, Bitlis, Hakkari, Mardin, Siirt, Muş valilikleri eş zamanlı açıklamalarla yasaklama kararını internet sayfaları üzerinden vatandaşlara duyurdu. Birçok ilde yasağın süresi 4 Haziran tarihinde yürürlüğe girmek üzere 7 gün olarak belirlendi.

Hakkari: Hakkari Valiliğinden yapılan açıklamada “Hakkari ili coğrafi sınırları içerisinde 03.06.2024 saat 08:00’den itibaren geçerli 12.06.2024 tarihi de dahil saat 23:59’a kadar 10 (on) gün süre ile 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantıları, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması/açılması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetler 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun ilgili maddeleri doğrultusunda YASAKLANMIŞTIR” denildi.

Mardin: Mardin’de oturma eylemi, basın açıklaması ve yürüyüş gibi eylem ve etkinliklerin 7 gün süreyle yasaklandığı bildirildi. Valilikten yapılan açıklamada, milli birlik ve beraberliği zedeleyici provokatif eylemlerin önüne geçilebilmesi, milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliğinin tesisi, Cumhuriyet’in temel nitelikleri, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, olası yasa dışı eylemlerin önlenerek müessif olayların yaşanmaması amacıyla bazı tedbirlerin alındığı belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi: “Açık alanlarda yapılmak istenilen toplanma, yürüyüş, basın açıklaması, açlık grevi, oturma ve nöbet eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri ve broşür dağıtma, afiş ve pankart asma gibi her türlü eylemin, bu eyleme katılmak amacıyla geldiği anlaşılan şahıs ve araçların diğer illerden ilimiz sınırına girişlerinin, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesi hükümleri gereğince; Valilik ve kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler hariç olmak üzere, Mardin il sınırları içerisinde 4 Haziran saat 08.00’den 10 Haziran saat 23.59’ a kadar 7 gün süre ile yasaklanmıştır.”

Bitlis: Bitlis Valiliğinden yapılan açıklamada ise “Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık AKIŞ 03.06.2024 tarihinde gözaltına alınmasıyla ilgili Sosyal Medya üzerinden yapılan paylaşımda ‘tüm belediyeler önünde nöbet eylemlerine halkı ve demokratik kitle örgütlerini davet edileceği, ayrıca tüm Türkiye’de il içi örgütleri tarafından organize edilerek protesto eylemleri yapılacağı” tespit edilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Tatvan ilçesi genelinde 7 gün süreyle açık hava toplantıları, gösteri yürüyüşleri, kapalı yer toplantıları, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması/açılması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi yasaklandı.

Batman: Batman’da oturma eylemi, basın açıklaması ve yürüyüş gibi eylem ve etkinliklerin 7 gün süreyle yasaklandığı bildirildi. Valilikten yapılan açıklamada, milli birlik ve beraberliği zedeleyici provokatif eylemlerin önüne geçilebilmesi, milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliğinin tesisi, Cumhuriyet’in temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, olası yasa dışı eylemlerin önlenerek müessif olayların yaşanmaması amacıyla bazı tedbirlerin alındığı belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi: “Hakkari Belediye Başkanının görevden uzaklaştırılarak yerine Hakkari Valisi Ali Çelik’in vekaleten görevlendirilmesi konusu veya bu konu bahane gösterilerek yapılabilecek benzer nitelikteki eylem ve etkinlikler ile ilgili olarak, açık alanlarda bahse konu olaylara ilişkin yapılmak istenilen toplanma, yürüyüş, nöbet, basın açıklaması, açlık grevi, oturma eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri ve broşür dağıtma, afiş ve pankart asma gibi her türlü eylemin, bu konudaki eylemlere katılmak amacıyla geldiği veya ilimiz sınırlarını kullanarak diğer illere geçeceği anlaşılan şahıs ve araçların diğer illerden ilimiz sınırına girişlerinin, dış ilçelerimiz açısından ise muhtemel eylem/etkinliklere katılmak amacıyla çıkışlarının ve/veya il merkezimize girişlerinin, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/A, B ve C maddeleri gereğince il ve ilçe mülki sınırlarımız içerisinde, 3 Haziran saat 17.00’den 9 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle yasaklanmasına karar verilmiştir.”

Şırnak: Şırnak Valiliği, gösteri yürüyüşleri ve açık hava toplantılarının 7 gün süreyle yasaklandığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, Valilik ve kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleyeceği programlar, resmi bayramlar ve spor müsabakaları haricinde diğer programların 4-10 Haziran’da yasaklandığı bildirildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi: “Belirtilen amaçlar doğrultusunda yapılması muhtemel her türlü açık yer toplantıları ile gösteri yürüyüşleri, toplu olarak karşılama ve uğurlama merasimleri, kurum ve kuruluşların kendi binası dışında yapacakları basın açıklaması, oturma eylemi, miting, çadır kurma, imza kampanyası, stant açma, kitlesel cenaze merasimi, anma töreni, şenlik, konser, eğlence, oyun temsili, gösteri türündeki tüm eylem ve etkinlikler, ses yayın araçlarıyla yapılabilecek her türlü sesli ve görsel faaliyetler, dilek feneri, balon uçurmak, dron, paramotor gibi her türlü hava faaliyetleri ile ticari kimliği bulunan özel hukuk tüzel kişilerinin ticari faaliyetleri hariç olmak üzere, el ilanı, broşür dağıtılması, afiş ve pankart asılması gibi etkinlikler tüm il sınırları içerisinde 7 gün boyunca yasaklanmıştır.”

Tunceli: Tunceli Valiliğinden yapılan açıklamada “Mezkur kanun hükümleri çerçevesinde Valilik ve Kaymakamlık makamının uygun göreceği etkinlikler dışında Tunceli il sınırları içerisinde meydan, cadde, sokak, yol, park gibi umuma açık alanlarda; basın açıklaması, toplantı ve gösteri yürüyüşü, miting, açık yer toplantısı, protesto eylemi, oturma eylemi, anma, açlık grevi, stand açmak, imza kampanyası, konser, şenlik, el ilanı bildiri, broşür dağıtmak, afiş, poster açmak, meşale yakma ve taşıma, sinevizyon gösterimi gibi tüm eylem ve etkinliklerin 04 Haziran günü saat 00.01 ile 10 Haziran 2024 günü saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle yasaklanmıştır” ifadelerinde bulunuldu.

Muş: Muş Valiliği, toplantı, basın açıklaması ve gösteri yürüyüşlerinin 7 gün süreyle yasaklandığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, Anayasa ve kanunlarda öngörülen sınırlandırma ve yasaklama şartlarını doğrudan ve açıkça oluşturduğu değerlendirilen eylem ve saldırıların önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtildi.

Vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanmasının, terör örgütlerinin planlarının bertaraf edilmesinin, suç işlenmesinin önlenmesinin, temel hak ve özgürlüklerin devamının temini ile şiddet olaylarının engellenmesinin amaçlandığı kaydedilen açıklamada, şunlar bildirildi:

“2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17,19. ve 22. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesi hükümleri kapsamında, Valilik makamının uygun göreceği etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleyeceği, resmi bayram, resmi anma günleri, resmi tören ve kutlamalar ile bu kurumların gelenek ve göreneklere göre yapacakları programlar, spor faaliyetleri ile bilimsel, ticari ve ekonomik amaçlarla yapılan etkinlik ve toplantılar hariç olmak üzere, ilimiz mülki sınırları içinde tüm toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, açık veya kapalı yer toplantısı ile protesto eylemi, miting, çadır kurma, oturma eylemi, stant açma, açlık grevi, afiş, pankart ve poster asma, bildiri dağıtma, imza masası açma, meşale yakma ve taşıma, konferans ve benzeri tüm etkinlikler, 4 Haziran saat 00.01’den 10 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle yasaklanmıştır.”

Van: Van’da yasak 5 gün olarak belirlendi. Van Valiliğinden yapılan açıklamada “Van ili coğrafi sınırları içerisinde 03.06.2024-07.06.2024 tarihleri arasında (5) gün süre ile 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantıları, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması/açılması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetler 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun ilgili maddeleri doğrultusunda yasaklanmıştır” denildi.

Diyarbakır: Diyarbakır Valiliğinden yapılan açıklamada “03.06.2024 günü Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık AKIŞ’ın İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılarak Hakkari Valisi Ali ÇELİK’in Hakkari Belediye Başkan Vekili olarak atanması sonrası terör örgütü sempatizanları, marjinal ve radikal gruplar tarafından -sözde- protesto etmek amacıyla ilimiz genelinde yasa dışı eylem/etkinlikler gerçekleştirme çabası içinde olabilecekleri, bu eylem/etkinlikler nedeniyle kamu düzeni ve güvenliğinin tehlikeye düşebileceği ve toplumsal çatışma çıkarılmak istenebileceği değerlendirilmektedir” ifadelerine yer verildi.

“Açık alanlarda bahse konu olaylara ilişkin yapılmak istenilen (toplanma, yürüyüş, nöbet, basın açıklaması, açlık grevi, oturma eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri/broşür dağıtma, afiş/pankart asma vb.) her türlü eylem, (…) 03.06.2024 günü saat 14.15’ten 07.06.2024 günü saat 14.14’e kadar (4) gün süreyle YASAKLANMIŞTIR” denildi.

Ağrı: Ağrı Valiliği, gösteri yürüyüşleri ve açık hava toplantılarının 7 gün süreyle yasaklandığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, genel asayişi sağlamak ve şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi amacıyla Ağrı geneli 4 Haziran saat 00.01’den başlayarak 10 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantılarının 2911 Sayılı Kanunun ilgili hükümlerine istinaden yasaklandığı belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi: “Valilik ve Kaymakamlık makamlarınca uygun görülenler, dini ve milli bayramlar hariç olmak üzere basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması/açılması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetlerinde 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. Maddesinin (a) ve (c) fıkra hükümleri gereğince belirtilen tarihler arasında yasaklanmıştır.”

Açıklamada, belirtilen tarihlerde Ağrı güzergahını kullanarak kanuna aykırı eylem ve etkinliklere katılımın önlenmesi amacıyla il ve ilçelere girişlere, buralardan da bireysel ve toplu çıkışlara izin verilmemesine karar verildiği aktarıldı.

Siirt: Siirt’te oturma eylemi, basın açıklaması ve yürüyüş gibi eylem ve etkinliklerin 7 gün süreyle yasaklandığı bildirildi. Valilikten yapılan açıklamada, milli birlik ve beraberliği zedeleyici provokatif eylemlerin önüne geçilebilmesi, milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliğinin tesisi, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, olası yasadışı eylemlerin önlenerek müessif olayların yaşanmaması amacıyla bazı tedbirlerin alındığı belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi: “Valilik ve Kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleyeceği programlar, resmi bayram, resmi anma günleri, resmi tören ve kutlamalar ile spor faaliyetleri hariç olmak üzere, açık ve kapalı alanlarda yapılabilecek her türlü toplanma, yürüyüş, basın açıklaması, kapalı yer toplantısı, açlık grevi, oturma eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri/broşür dağıtma, afiş/pankart asma benzeri eylem ve etkinlikler, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince 3 Haziran saat 00.01’den 09 Haziran saat 23.59’a kadar 7 gün süreyle yasaklanmıştır.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den “Kayyım” Açıklaması: Reddediyoruz

CHP Lideri Özgür Özel, Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın yerine kayyım atanmasına ilişkin, “10 yıl önce başlamış ve halen süren bir davası gerekçe gösterilerek kayyım atanmış olmasını reddediyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Yaşananlar, henüz 2 ay önce tecelli etmiş Hakkari halkının iradesini yok saymaktır. Kayyım görevlendirmesi geri çekilmelidir. Demokrasinin ve halk iradesinin yanında, kayyım anlayışının karşısındayız!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sadık Akış’ın görevden alınarak yerine kayyım atanmasına sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile tepki gösterdi. Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Hakkari Belediyesi’ne sabah saatlerinde bir operasyon yapılarak, Belediye Başkanının gözaltına alınmasını ve 10 yıl önce başlamış ve halen süren bir davası gerekçe gösterilerek kayyım atanmış olmasını reddediyoruz.

Yaşananlar, henüz 2 ay önce tecelli etmiş Hakkari halkının iradesini yok saymaktır. Kayyım görevlendirmesi geri çekilmelidir. Demokrasinin ve halk iradesinin yanında, kayyım anlayışının karşısındayız!”

Ayrıca CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, “Hakkari Belediyesi Eş Başkanı Akış’ın devam eden bir davası vardır. 5 Haziran 2024 tarihinde dava görülecekti. İş bu karar, mahkeme heyetini, yargılamayı etkileme amacı taşımaktadır” dedi.

Tanal, karara tepkisini “Sormazlar mı Mehmet Sıddık Akış’ın seçime katılma engeli yoktu. YSK onaması ile aday oldu. O günden bugüne ne değişti?” ifadeleriyle devam ettirdi.

CHP, heyet gönderiyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Deniz Yücel, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrasında açıklama yaptı. DEM Partili Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyıma ilişkin konuşan Yücel, CHP heyetinin yarın Hakkari’ye gideceğini söyledi.

“Madem bu belediye başkanı hakkında, iki ay sonra görevden alacak kadar ciddi iddialar vardı adaylığına neden izin verildi?” diye soran Yücel, “Madem bu belediye başkanının adaylığı YSK tarafından onaylandı, sandığa girdi ve seçildi, o halde halkın iradesine neden siyasi bir müdahale yapılıyor? Hakkari’ye kayyum atanması, 31 Mart’ta Hakkarililerin sandığa yansıyan iradesinin gasp edilmesidir” dedi.

“31 Mart’ta vatandaşlarımızın sandığa yansıyan iradeleri, iktidara pek çok konuda mesaj verdi. Bunlardan biri de kayyum atamaları idi. İktidarın bu mesajları hala idrak edemediğini, bu sabah Hakkâri Belediyesi’ne kayyım atanmasından anlıyoruz.

Kayyım uygulaması demokrasiye tahammülsüzlüktür. Kayyum atamak, masumiyet karinesini yok saymak, henüz hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmayan seçilmiş Belediye başkanını doğrudan doğruya suçlu ilan etmektir. Biz şüphesiz, Hakkâri halkının iradesinin yanında, kayyım anlayışının karşısındayız.

Bu konu MYK toplantımızda görüşüldü ve MYK görevlendirmesiyle yarın, Genel Başkan yardımcımız Zeliha Aksaz Şahbaz, Antalya Milletvekilimiz Cavit Arı, Bursa Milletvekilimiz Kayıhan Pala ile birlikte yarın Hakkari’ye gideceğiz. Bu antidemokratik uygulama ile ilgili incelemelerde ve temaslarda bulunacağız ve kamuoyunu bilgilendireceğiz.”

Hakkari Belediye Başkanı’nın yerine “kayyım” atandı

DEM Partili Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın gözaltına alınması sonrasında İçişleri Bakanlığı Akış’ın görevden uzaklaştırıldığını ve yerine kayyum atandığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Mehmet Sıddık Akış’ın Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46’ncı maddeleri uyarınca Hakkari Valisi Ali Çelik, Hakkari Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, Akış’ın “Silahlı terör örgütünü yönetmek, silahlı terör örgütüne üye olmak ve örgüt propagandası yapmak” suçlarından yargılandığı belirtilerek, “Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından” açılan soruşturma kapsamında gözaltına alındığı kaydedildi.

Akış’ın gözaltına alınması sonrasında polis sabah saatlerinde Altay Caddesi’ni giriş ve çıkışlara kapatıp, Hakkari Belediyesi’nde arama başlattı. Bu arada partililer ise belediye binası önünde toplanmaya başladı. Polisin belediyede yaptığı aramaların tamamlanmasının ardından kurum çalışanlarının içeri girmesine izin verildi. Meclis üyeleri ve belediye başkan yardımcılarının ise binaya girmelerine izin verilmedi.

Hakkari Valiliği ise kentte gösteri ve yürüyüşlerin bugünden itibaren 10 günlüğüne yasaklandığını duyurdu.

Paylaşın

Ali Koç’tan Aziz Yıldırım’a “Jose Mourinho” Yanıtı

Fenerbahçe’de seçim çalışmalarını sürdüren mevcut başkan Ali Koç, Aziz Yıldırım’ın Mourinho ile ilgili sözlerine verdiği yanıtta, “Sayın Yıldırım ‘Anlaştık’ dedi ama işin gerçeği böyle değildi” dedi ve ekledi:

“Nokta atışı hamleler yapıyoruz, daha hızlıyız ve daha planlıyız. Sayın Branco yeni sezon planlamaları neticesinde yaptığı temasların sonucu bu masada hep birlikte oturuyoruz.”

Fenerbahçe, yeni teknik direktörü Jose Mourinho için imza töreni düzenledi. Törende açıklamalarda bulunan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Aziz Yıldırım’ın Portekizli teknik adamla ilgili sözlerine cevap verdi.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Ali Koç, “Seçim sürecimiz var, geçen seferin iki katı oy kullanımı olacak. Fenerbahçe’nin kazandığı bir sonuç olsun. Biz hayal satmıyoruz, gerçekleri anlatıyoruz. 6 senedir hiçbir transferde haber sızdırmadık. Transferi yaptıktan sonra açıkladık. Jose Mourinho da aynı şey oldu.

Sayın Yıldırım ‘Anlaştık’ dedi ama işin gerçeği böyle değildi. Gerekli açıklamayı Jose Mourinho yapacaktır. Nokta atışı hamleler yapıyoruz, daha hızlıyız ve daha planlıyız. Sayın Branco yeni sezon planlamaları neticesinde yaptığı temasların sonucu bu masada hep birlikte oturuyoruz.” dedi.

Portekizli teknik adam, sözlerine, “Eğer soruyu doğru anladıysam, benimle ilk iletişime geçen kişi Mario Branco’ydu. Bunun sonucundan Ali Koç ilk iletişime geçen kişi oldu. Buraya gelmemi tetikleyen şey bu oldu. Her yere gittiğimde dedikodular oluyor. Transfer anlamında kimseyle konuşmadım.

İsim değil proje, istikrar görmek istiyorum. Sadece isimler üzerinden değil, profiller üzerinden konuştuk. Asla isim konuşmadık. Geçmiş kulüplerimden oyuncularıma ilgim yok. Roma’dan hiçbir oyuncuya ilgim yok. Acele etmenin, duygusal davranmanın zamanı değil.” ifadeleriyle devam etti.

Aziz Yıldırım ne demişti?

Fenerbahçe’de başkan adayı olan Aziz Yıldırım, Mourinho’nun adının gündeme gelmesinin ardından, “Önder Bey ve Mahmut Bey, Jose Mourinho ile görüştü, belli bir noktaya geldik. Onlara da çağrı yaptık, ‘Gelin bedelini beraber ödeyelim, beraber bu işi halledelim’ dedim.

Neyse akılları gelmiş, gitmişler konuşmuşlar. Bana da sordu öbür taraf, ‘Gerekirse imzalayın’ dedim. Çünkü onların yetkisi var, bizim yetkimiz yok şu anda. Onlar da Mourinho’ya talip olmuşlar. İyi bir hamledir.

Fenerbahçe’ye İsmail Kartal’dan sonra Jose Mourinho! Güzel işte Jose Mourinho ile anlaşmaları. Söylediler bana. Ben seçilirsem ben de çalışırım. ‘Gelin beraber anlaşalım, imza attıralım, çalışmaya başlasın’ demedim mi! Sonuçta seçilirsek biz de çalışırız, fark etmez.” demişti.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi’nin İptal Ettiği Uygulama Geri Döndü!

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) iptal ettiği “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” fiili müstakil bir suç olarak yeniden düzenlendi. Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yapılan değişikliğe göre, bir örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.

Devlet güvenliğine ve anayasal düzene karşı işlenen suçlar bakımından, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Örgüt adına suç işleyen kişi ise hem işlediği suçtan hem de örgüt adına suç işleme cürmünden ayrı ayrı cezalandırılacak.

Kamuoyunda 8. Yargı Paketi olarak bilinen düzenleme, Mart ayında yasalaşmasının ardından 1 Haziran itibarıyla yürürlüğe girdi. Yeni uygulama ile adli para cezaları artırıldı.

7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda değişiklikler yapan yeni kanuna ilişkin sosyal medya platformu X’te bir mesaj paylaşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yeni yasanın 1 Haziran’dan itibaren uygulanmaya başlandığını hatırlattı.

Buna göre; 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren işlenen suçlar bakımından adli para cezalarında alt sınır 20 liradan 100 TL’ye; üst sınır ise 100 TL’den 500’e yükseltildi. Ceza mahkemelerince doğrudan verilen adli para cezalarının kesinlik sınırı da 3 bin TL’den 15 bin liraya çıkarıldı. Adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis süresinin belirlenmesinde ise bir gün karşılığı olarak 500 Türk Lirası esas alınacak.

8. Yargı Paketi ile daha önce Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) iptal ettiği “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” fiili müstakil bir suç olarak yeniden düzenlendi.

Türk Ceza Kanunu’nda (TSK) yapılan değişikliğe göre, bir örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.

Devlet güvenliğine ve anayasal düzene karşı işlenen suçlar bakımından, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Örgüt adına suç işleyen kişi ise hem işlediği suçtan hem de örgüt adına suç işleme cürmünden ayrı ayrı cezalandırılacak.

Ancak değişikliğin, Anayasa Mahkemesinin (AYM) ilgili hükme ilişkin iptal kararını dikkate almaktan uzak olduğu yorumları yapılıyor. Türk Ceza Kanununun (TCK) 220. Maddesinde, “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen” kişinin ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılacağı hükmediliyordu.

AYM geçen yıl bu düzenlemeyi, “ifadenin muğlak olup keyfilik yaratabildiği” gerekçesiyle oy birliği ile iptal etmişti. Yeni düzenleme, keyfilik endişesini giderecek değişiklikler olmadan, çok benzer şekilde yeniden metne girdi ve yasalaştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Davutoğlu’ndan “Kayyım” Tepkisi: Tamamen Antidemokratik Bir Uygulama

Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın yerine kayyım atanmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Tamamen antidemokratik bir uygulamadır!” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “31 Mart seçimlerinden henüz çıkılmışken; gözaltına alınan Belediye Başkanı suçluysa aday olmasına ve seçime girmesine YSK tarafından neden izin verilmiştir?”

Davutoğlu, değerlendirmesinin devamında, “Eğer suçlu değilse, neden böylesine demokrasi dışı bir yönteme başvuruldu? Kayyım uygulaması, hem seçmen iradesine ipotek koymaktır, hem de terör örgütünün zemin bulmasına olanak sağlayan teşvik edici bir faaliyettir. Kayyım yanlışından bir an önce vazgeçin!” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) kazandığı Hakkari Belediyesi’ne İçişleri Bakanlığı tarafından kayyum atanmasına tepki gösterdi.

Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanması tamamen antidemokratik bir uygulamadır! 31 Mart seçimlerinden henüz çıkılmışken; gözaltına alınan Belediye Başkanı suçluysa aday olmasına ve seçime girmesine YSK tarafından neden izin verilmiştir?

Eğer suçlu değilse, neden böylesine demokrasi dışı bir yönteme başvuruldu? Kayyım uygulaması, hem seçmen iradesine ipotek koymaktır, hem de terör örgütünün zemin bulmasına olanak sağlayan teşvik edici bir faaliyettir. Kayyım yanlışından bir an önce vazgeçin!”

Hakkari Belediye Başkanı’nın yerine “kayyım” atandı

DEM Partili Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın gözaltına alınması sonrasında İçişleri Bakanlığı Akış’ın görevden uzaklaştırıldığını ve yerine kayyum atandığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Mehmet Sıddık Akış’ın Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46’ncı maddeleri uyarınca Hakkari Valisi Ali Çelik, Hakkari Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, Akış’ın “Silahlı terör örgütünü yönetmek, silahlı terör örgütüne üye olmak ve örgüt propagandası yapmak” suçlarından yargılandığı belirtilerek, “Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından” açılan soruşturma kapsamında gözaltına alındığı kaydedildi.

Akış’ın gözaltına alınması sonrasında polis sabah saatlerinde Altay Caddesi’ni giriş ve çıkışlara kapatıp, Hakkari Belediyesi’nde arama başlattı. Bu arada partililer ise belediye binası önünde toplanmaya başladı. Polisin belediyede yaptığı aramaların tamamlanmasının ardından kurum çalışanlarının içeri girmesine izin verildi. Meclis üyeleri ve belediye başkan yardımcılarının ise binaya girmelerine izin verilmedi.

Hakkari Valiliği ise kentte gösteri ve yürüyüşlerin bugünden itibaren 10 günlüğüne yasaklandığını duyurdu.

Paylaşın

İkinci El Otomobil Pazarında Yüzde 15’lik Daralma

Otomobilen Genel Müdürü Kenan Bilirgen, 2024 yılının ilk 4 ayı toplamında ikinci el pazarında geçen senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 15’lik daralma yaşandığını söyledi ve ekledi:

“Bu yılın ikinci yarısından itibaren pazar kademeli olarak hareketlenecektir. 2024 toplamında ikinci el pazarında 8 milyon adetin üzerinde işlem öngörüyoruz.”

İkinci el otomobil sektörünün önemli isimlerinden Otomobilen Genel Müdürü Kenan Bilirgen, Türkiye gazetesine sektöre ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Bilirgen, 2024 yılının ilk 4 ayı toplamında ikinci el pazarında geçen senenin aynı dönemine kıyasla %15’lik daralma yaşandığını belirterek “Bu yılın ikinci yarısından itibaren pazar kademeli olarak hareketlenecektir. 2024 toplamında ikinci el pazarında 8 milyon adetin üzerinde işlem öngörüyoruz” dedi.

Kenan Bilirgen “Müşteriler daha çok ekonomik araçlara bakıyor. Takas yoluyla elindeki aracı değerlendirerek, daha yeni model ve düşük kilometreli ikinci el bir araca geçiş yapma eğilimi fazla. Genel olarak mevcut ikinci el araç fiyatlarının tüketici satın alma kararı açısından rasyonel, ekonomik açıdan da tercih edilen seviyelerde olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

İkinci el araç fiyatlarını etkileyen en önemli faktörlerin vergi düzenlemeleri, döviz kurları, enflasyon, araç tedariki ve finansman maliyeti olarak sıralayan Bilirgen, Türkiye’nin kendine has ve hızla değişen bir ikinci el otomobil pazar dinamiği bulunduğunu belirterek “Araç fiyatı gibi konularda kesin bir yorum yapmak doğru değil ancak yıl sonuna kadar fiyatların, döviz kuru hareketi ve enflasyona bağlı olarak kademeli bir şekilde artacağını öngörüyoruz” dedi.

Paylaşın